Etiket: sinema

  • Bahçede Unutulanlar: Modern hayatın insan ruhunda bıraktığı sessiz boşluklar!

    Bahçede Unutulanlar: Modern hayatın insan ruhunda bıraktığı sessiz boşluklar!

    PİRHA- Uluslararası festivallerden 3 ödülle dönen Mem Yük’ün ikinci filmi olan ‘Bahçede Unutulanlar’, modern insanın unutma biçimleri, yalnızlık, aidiyet ve zamanla silinen duygularına odaklanıyor.

    Modern insanın unutma biçimleri, yalnızlık, aidiyet ve zamanla silinen duygular üzerine kurulan Bahçede Unutulanlar, sosyolojik yaklaşımı ve edebi anlatım diliyle uluslararası festivallerde dikkat çekti. Film; şehir yaşamının içinde birbirine yaklaşırken aynı anda uzaklaşan insanların görünmeyen kırılmalarını, içsel çözülmelerini ve modern hayatın insan ruhunda bıraktığı sessiz boşlukları sade ama etkileyici bir sinema diliyle ele alıyor.

    Kadıköy Moda’da, eski bir şarap yapısının dönüştürüldüğü modern bir bahçede geçen film; hafızanın kırılganlığını, insan ilişkilerinin geçiciliğini ve şehirle birlikte değişen insan ruhunu merkezine alıyor. Tek mekânda geçen anlatım, karakterlerin iç dünyasını ve zamana karşı sessizce dönüşen ilişkilerini görünür hale getiriyor.

    Ödüllü yönetmen Mem Yük’ün ikinci kısa filmi Bahçede Unutulanlar (Forgotten in the Garden), uluslararası festivallerde elde ettiği 3 ödülün ardından festival yolculuğunu sürdürmeye devam ediyor. Film, Türkiye’deki ilk gösterimini İstanbul’un kültürel hafızasında önemli bir yere sahip olan tarihi Beyoğlu Sineması’nda gerçekleştirirken, filmin birçok kentte de gösterilmesi bekleniyor.

    HABER MERKEZİ

  • Dündar: Festival yok edilmeye çalışılan bir belleğin yeniden inşasıdır-VİDEO

    Dündar: Festival yok edilmeye çalışılan bir belleğin yeniden inşasıdır-VİDEO

    PİRHA- Ortadoğu Sinema Akademisi Derneği ve Kayapınar Belediyesi iş birliğiyle düzenlenen 9. FilmAmed Belgesel Film Festivali, 26-30 Eylül tarihleri arasında Amed’de yapılacak. Kayapınar Belediyesi Eş Başkanı Cengiz Dündar, “Bu festival yok edilmeye çalışılan bir belleğin yeniden inşasıdır” dedi.

    Amed’de bu yıl dokuzuncusu düzenlenecek olan FilmAmed Belgesel Film Festivali, Ortadoğu Sinema Akademisi Derneği ve Kayapınar Belediyesi’nin ortak organizasyonuyla 26-30 Eylül tarihleri arasında sinemaseverlerle buluşacak. 2012 yılında kolektif bir emekle başlayan festival, yıllar içinde sansür, baskı ve kayyım uygulamalarıyla engellenmeye çalışılsa da bu yıl yeniden perdelerini açıyor.

    Festival bu yıl “Kökler: Ateşin Etrafında Gerçek Söylenceler” temasıyla düzenleniyor. Tema, toplumsal hafızaya, tarihsel köklere ve kültürel direnişe vurgu yapıyor. Festival organizatörleri, sinemanın hem bellek oluşturma hem de toplumsal hakikatle yüzleşmede önemli bir araç olduğunu vurguluyor.

    Festivale ilişkin PİRHA’ya konuşan Kayapınar Belediyesi Eş Başkanı Cengiz Dündar, festivalin yalnızca bir sinema etkinliği olmadığını aynı zamanda kültürel varoluşun bir parçası olduğunu belirtti.

    “FİLMAMED SALDIRILARIN HEDEFİ OLDU”

    Festivalin hikayesinin, Kürt halkının tarihsel mücadelesiyle paralel ilerlediğini dile getiren Dündar, 2012’den 2015’e kadar büyük bir emekle yürütülen festivalin 2015 sonrası baskılarla karşılaştığını ifade etti. Bu dönemde salonların kapatıldığını, gösterimlerin engellendiğini hatırlatarak şunları söyledi: “2015 sonrası iktidarın masayı devirmesiyle birlikte, sadece siyasal değil kültürel bir saldırı da başladı. FilmAmed, Kürt kültürüne ve sanatına yönelik bu saldırıların doğrudan hedefi oldu. Bir bellek ve varlık alanı yok edilmek istendi. Festivalimize yönelik sansür, aslında Kürt kültürüne yönelik bir sabotajdı.”

    Dündar, festivalin maruz kaldığı engellemeleri, kayyım politikalarının kültür alanında yarattığı tahribatla birlikte değerlendirdi. Kayyım uygulamalarının sadece bir idari mekanizma değil, tümüyle bir rejim inşası olduğunu söyleyen Dündar, “Biz kayyımı bir yönetim biçimi olarak değil, kültürel kıyım rejimi olarak görüyoruz. Amaç, halkın hafızasını, tarihini ve kültürünü sistemli bir biçimde yok etmekti. FilmAmed de bu kıyımın bir parçası haline getirildi” dedi.

    “KÖKLERİMİZE SAHİP ÇIKIP, HAFIZAMIZI YENİDEN KURUYORUZ”

    Bu yılki festival temasına da değinen Dündar, “Kökler” kavramının bilinçli bir tercih olduğunu vurguladı. Bu temanın, toplumsal belleği, geçmişle kurulan duygusal ve tarihsel bağı, aynı zamanda kültürel direnişi yansıttığını dile getiren Dündar, “Kökler, varoluşun ve bağlılığın simgesidir. Biz bu topraklarda yaşayan halklar olarak köklerimize, hafızamıza ve söylencelerimize sahip çıkıyoruz. Bu festival de ateşin etrafında anlatılan gerçek hikâyeleri bir araya getirerek, hakikatle yeniden buluşma arayışıdır” diye konuştu.

    771 BAŞVURU: FESTİVAL YENİDEN SAHİPLENİLİYOR

    Festivale 771 film başvurusu alındığını söyleyen Dündar, başvuruların sadece Türkiye ve Kürdistan ile sınırlı olmadığını; Orta Doğu’dan ve dünyanın dört bir yanından filmlerin festivale gönderildiğini kaydetti. Bu durumun, FilmAmed’e yönelik yeniden bir sahiplenmeyi gösterdiğini Dündar, festivalin gelenekselleşmesi ve evrenselleşmesi gerektiğini ifade etti:
    “Bu festival, kültürün, sanatın ve hakikatin halkla yeniden buluştuğu bir alandır. Halkımızın bu festivale sadece izleyici olarak değil, ruhuyla ve bedeniyle katılması çağrısında bulunuyorum.”

    Ferhat GÜRGEN- Fatoş SARIKAYA/ DİYARBAKIR

  • FilmAmed Belgesel Film Festivali başlıyor

    FilmAmed Belgesel Film Festivali başlıyor

    PİRHA-Bu yıl 9’uncusu düzenlenecek olan FilmAmed Belgesel Film Festivali’nin programı belli oldu. Festival kapsamında 24’ü resmi seçki, 5’i gösterim seçkisi olmak üzere toplam 29 belgesel gösterilecek. 

    Ortadoğu Sinema Akademisi ve Peyas (Kayapınar) Belediyesi’nin ortaklığında düzenlenecek olan 9’uncu FilmAmed Belgesel Film Festivali’nin programı belli oldu. Festival kapsamında 24’ü resmi seçki, 5’i gösterim seçkisi olmak üzere toplam 29 belgesel gösterilecek.

    Yönetmenliğini gazeteci Azad Altay’ın yaptığı; Mezopotamya Ajansı (MA), Dicle Fırat Gazeteciler Derneği ve Pel Yapım’ın katkılarıyla çekilen “Bîra Sûrê/Sur’un Hafızası” belgeseli de festivalde gösterilecek filmler arasında yer alıyor. Bîra Sûrê’nin prömiyeri, 28 Eylül’de saat 20.00’da gerçekleşecek.

    26 EYLÜL

    Açılış Programı

    Saat: 19.00

    Yer: ÇandAmed Kongre Salonu

    Konser: Mehmet Atlı

    Saat:19.30

    Yer: ÇandAmed Kongre Salonu

    Açılış Filmi: Jinwar/Nadya Derwiş

    Saat: 20.30

    Yer: ÇandAmed Kongre Salonu

    27 EYLÜL

    Masterclass: Ayşe Polat ile Sinema ve Belgesel Sinemada SenaristYönetmen Deneyimi

    Saat: 11.00

    Yer: ÇandAmed Sinema Salonu-1

    Film: Shot the Voice of Freedom/Zainap Entezar

    Saat:14.00

    Yer: ÇandAmed Sinema Salonu-1

    Film: Bizim İsmail/Fatin Kanat/ Önder İnce

    Saat:16.00

    Yer: ÇandAmed Sinema Salonu-1

    Film: Ezda/Halime Aktürk ve Sweet Home Adana/Nagehan Uskan

    Saat:18.00

    Yer: ÇandAmed Sinema Salonu-1

    Film: Bir Sürgünün Not Defteri/Mert Güncüer

    Saat: 20.00

    Yer: ÇandAmed Sinema Salonu-1

    Film: Son Büyük Simege:Surp Giragos Kilisesi/Eren Kahraman

    Saat:13.00

    Yer: ÇandAmed Sinema Salonu-2

    Film: Landless Like The Wind/Borhan Ahmedi

    Saat:15.00

    Yer: ÇandAmed Sinema Salonu-2

    Film: Rojîn’s Dream/Serwa Aliveisy

    Saat: 17.00

    Yer: ÇandAmed Sinema Salonu-2

    Film: Yeni Han/Bingöl Elmas

    Saat: 19.00

    Yer: ÇandAmed Sinema Salonu-2

    28 EYLÜL 

    Atölye: Fikirden Filme, Belgesel Sinemada Anlatım Olanakları/Samuel Aubin-Güliz Sağlam

    Saat: 12.00

    Yer: ÇandAmed Sinema Salonu-1

    Film: Üçüncü Gurbet/Mediha Güzelgün

    Saat: 14.00

    Yer: ÇandAmed Sinema Salonu-1

    Film: Grape Season/Ebrahim Hesari

    Saat: 14.00

    Yer: ÇandAmed Sinema Salonu-1

    Film: Walk of Iris/Burcu Güler

    Saat: 16.00

    Yer: ÇandAmed Sinema Salonu-1

    Film: Stêrka Li Ser Xetê/Berivan Saruhan

    Saat: 16.00

    Yer: ÇandAmed Sinema Salonu-1

    Film: Habibullah/Adnan Zandi

    Saat:18.00

    Yer: ÇandAmed Sinema Salonu-1

    Film: The Last 5 Minutes/Şehram Maslakhi

    Saat: 18.00

    Yer: ÇandAmed Sinema Salonu-1

    Film: Bîra Sûre/Azad Altay

    Saat: 20.00

    Yer: ÇandAmed Sinema Salonu-1

    Film: Bizim İsmail/Fatin Kanat/Önder İnce

    Saat: 15.00

    Yer: Amed Şehir Tiyatrosu

    Film: Son Büyük Simge:Surp Giragos Kilisesi/Eren Kahraman

    Saat: 15.00

    Yer: Amed Şehir Tiyatrosu

    Film: Dahomey/Mati Diop

    Saat: 13.00

    Yer: ÇandAmed Sinema Salonu-2

    Film: AState of Passion/ Carol Mansour&Muna Khalidi

    Saat: 15.00

    Yer: ÇandAmed Sinema Salonu

    Film: Rengê Kevir/Tuğba Yaşar

    Saat: 17.00

    Yer: ÇandAmed Sinema Salonu-2

    Film: Zarafet ve Şiddet Arasında/Şirin Bahar Demirel

    Saat: 17.00

    Yer: ÇandAmed Sinema Salonu-2

    Film: 36/Rêzan Mir Uğurlu

    Saat: 17.00

    Yer: ÇandAmed Sinema Salonu-2

    29 EYLÜL

    Panel: Belgesel Sinemada Toplumsal Cinsiyet Temsillerinin Etik Yansımaları

    Saat: 11.00

    Yer: ÇandAmed Sinema Salonu-1

    Film: Domates Biber Depresyonu/Aybüke Avcı

    Saat: 14.00

    Yer: ÇandAmed Sinema Salonu-1

    Film: Görünür Görünmez:Bir (Oto)Sansür Antolojisi

    Saat: 16.00

    Yer: ÇandAmed Sinema Salonu-1

    Film: Dargeçit/Berke Baş

    Saat: 18.00

    Yer: ÇandAmed Sinema Salonu-1

    Film: YİBO/Şükran Demir/Özgür Ünal

    Saat: 20.00

    Yer: ÇandAmed Sinema Salonu-1

    Film: A Fedayee Film/Kamala Aljafari

    Saat: 13.00

    Yer: ÇandAmed Sinema Salonu -2

    Film: Rengê Kevir/Tuğba Yaşar

    Saat: 17.00

    Yer: ÇandAmed Sinema Salonu-2

    Film: Zarafet ve Şiddet Arasında/Şirin Bahar Demirel

    Saat: 17.00

    Yer: ÇandAmed Sinema Salonu-2

    Film:36/Rêzan Mir Uğurlu

    Saat: 17.00

    Yer: ÇandAmed Sinema Salonu-2

    Film: Landless Like The Wind/Borhan Ahmedi

    Saat: 17.00

    Yer: ÇandAmed Sinema Salonu-2

    Film: Sürgün Asla Bitmez/Bahar Bektaş

    Saat: 19.00

    Yer: ÇandAmed Sinema Salonu-2

    Film: Ezda/Halime Aktürk

    Saat: 13.00

    Yer: Amed Şehir Tiyatrosu

    Film: Sweet Home Adana/Nagehan Uskan

    Saat: 13.00

    Yer: Amed Şehir Tiyatrosu

    Film: Stêrka Li Ser Xetê/Barivan Saruhan

    Saat: 13.00

    Yer: Amed Şehir Tiyatrosu

    Film: Bîra Sûre/Azad Altay

    Saat: 15.00

    Yer: Amed Şehir Tiyatrosu

    Film: Üçüncü Gurbet/Medha Güzelgün

    Saat: 15.00

    Yer: Bezgin Bekir Sinema Salonu

    Film: Grape Season/Ebrahim Hesari

    Saat: 15.00

    Yer: Bezgin Bekir Sinema Salonu

    Film: Bir Sürgünün Not Defteri/Mert Güncüer

    Saat: 17.00

    Yer: Bezgin Bekir Sinema Salonu

    Film: The Last 5 Minutes/Şehram Maslakhi

    Saat: 19.00

    Yer: Bezgin Bekir Sinema Salonu

    Film: A State of Passion/Carol Mansour&Muna Khalidi

    Saat: 13.00

    Yer: Bağlar Gençlik Merkezi Sinema Salonu

    Film: Jinwar/Nadya Derwiş

    Saat: 15.00

    Yer: Bağlar Gençlik Merkezi Sinema Salonu

    30 EYLÜL 

    Panel: Yas, Hafıza, Mücadele: Belgesel Sinemada Tanıklık ve Adalet

    Saat: 12.00

    Yer: ÇandAmed Sinema Salonu-1

    Film: Shot the Voice of Freedom/Zainap Entezar

    Sat: 14.00

    Yer: ÇandAmed Sinema Salonu-1

    Film: Yeni Han/Bingöl Elmas

    Saat: 16.00

    Yer: ÇandAmed Sinema Salonu-1

    Film: Habibullah/Adnan Zandi

    Saat: 13.00

    Yer: Bezgin Bekir Sinema Salonu

    Film: Görünür Görünmez: Bir (Oto)Sansür Antolojisi

    Saat: 15.00

    Yer: Bezgin Bekir Sinema Salonu

    Film: Domates Biber Depresyon/Aybüke Avcı

    Saat: 13.00

    Yer: ÇandAmed Sinema Salonu-2

    Film: Dargeçit/Berke Baş

    Saat: 15.00

    Yer: ÇandAmed Sinema Salonu-2

    Film: Walk of Iris/Burcu Güler

    Saat:13.00

    Yer: Amed Şehir Tiyatrosu

    Film: YİBO/Şükran Demir/Özgür Ünal

    Saat: 13.00

    Yer: Amed Şehir Tiyatrosu

    Film: Rojinîs Dream/Serwa Aliveisy

    Saat:15.00

    Yer: Amed Şehir Tiyatrosu

    Film: A Fedayee Film/Kamala Aljafari

    Saat: 13.00

    Yer: Bağlar Gençlik Merkezi Sinema Salonu

    Film: Sürgün Asla Bitmez/Bahar Bektaş

    Saat: 15.00

    Yer: Bağlar Gençlik Merkezi Sinema Salonu

    Kapanış filmi: Li Ber Siya Spîndarê/Kenan Diler

    Saat: 17.30

    Yer: ÇandAmed Sinema Salonu

    Ödül Töreni

    Saat:19.30

    Yer: ÇandAmed Tiyatro Salonu

     

  • Londra Kürt Film Festivali Sırrı Süreyya Önder’e adandı-VİDEO

    Londra Kürt Film Festivali Sırrı Süreyya Önder’e adandı-VİDEO

    PİRHA- Kapanışını ödül töreni ve ‘Özgürlüğe dokunuş’ filmi ile gerçekleştiren 14’üncü Londra Kürt Film Festivali, bu yıl ki  festivali yaşamını yitiren Sırrı Süreyya Önder’e adadı.

    Londra Kürt Film Festivali, Kürdistan ve diasporadan 58 filmin ‘Dîsa Govend’ teması ile beyaz perdeye yansıtılması ile sona erdi. LKFF’nin Rojazer en iyi uzun metrajlı film ödülüne Yönetmen Ayşe Polat’ın ‘Kör noktada’ adlı filmi layık görüldü.

    Kürt sinemasında önemli bir yer tutan  ve 25 Nisan’da ‘Dîsa Govend’ diyerek başlayan 14’üncü Londra Kürt Film Festivali kapanışı ‘Özgürlüğe dokunuş’ adlı uzun metrajlı belgesel film ve ödül töreni ile yaptı. Dalton Rio Cinema’da yapılan yapılan ödül törenine çok sayıda kişi katılırken, festival yaşamını yitiren Sırrı Süreyya Önder’e adandı. Festivalin kapanış ve ödül töreni öncesi Sırrı Süreyya Önder için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

    LKFF’Yİ SIRRI SÜREYYA ÖNDER’E ADIYORUZ

    LKFF Direktörü Ferhan Sterk, LKFF’nin son gününde çok acı bir haber aldıklarını belirterek, “Sırrı Süreyya barışın ve özgürlüğün bir sembolüydü. İnsan hakları mücadelesinde önemli bir isim. Tüm yaşamında  demokrasi, barış ve özgürlük mücadelesine adadı. Kürt halkının mücadelesinin yanında durdu ve onların hakları için mücadele etti. Biz bu yıl ki LKFF’yi barışın sembolü sevgili yoldaşımız Sırrı Süreyya Önder’e adıyoruz” dedi.

    Sterk’in konuşmasının ardından yönetmen Manal Masri’nin çektiği  İsveç yapımı ‘Özgürlüğü dokunuş’ adlı film gösterildi.  Film, 2014 yılında, Kürt öğrenciler Jenkidar ve Hüseyin’in IŞİD’e karşı Kürt direnişini belgelemeleri ile başlayan yolculukları ve Kobani direnişinde yaşamını yitiren aileleri  ile devam eden bir hikayeyi konu aldı. Film izleyenlere duygu dolu anlar yaşatırken, filmin sonunda yönetmen Manal Masri’nin katılım ile bir söyleşi düzenlendi. Söyleşi sırasında Kobani direnişine yapılan vurgular ile birlikte “Jin jiyan azadi” sloganı atıldı.

    Yapılan gösterimin ardından sanatın, anlatının, mücadelenin ve direninişin damga vurduğu LKFF’nin ödül törenine geçildi. Bir çok Kürt sinemacısini buluşturan festivalde, en dikkat çeken yapımlar ödüllerine kavuştu.

    İşte kazananlar:

    LKFF’nin Kısa Belgesel Film Dalında Jüri Özel Mansiyon ödülü’ne “Carpenter” (Marangoz) adlı film ile yönetmen Xelil Sehragerd layık görüldü. Kısa metrajlı Film

    Jüri Özel Mansiyon ödülü de yönetmen Ramazan Kılıç’ın ‘Duyulmayan Şeyler’ adlı filmine verildi.

    LKFF Onur Ödülleri ise ‘Oğul’ filmi ile yönetmen Saman Hosseinpour’a ve Güneşin kızları adlı film de yer alan Ezidi Kürt kadın Sarab Nayif Issa’ya verildi. Sarab Nayif, Kürt kadın mücadelesinin sürdüğüne ve özgürlüğün kapılarını araladığını ifade ederek, ödülü mücadele eden kadınlara adadı. Nayif Issa sözlerini, “Jin jiyan azadi” diyerek tamamladı. Salondakiler Nayif Issa’yı ayakta alkışladı.

    LKFF’nin en iyi kadın oyuncu ödülüne Buka Barane filmindeki rolü ile oyuncu Silan Düzdaban layık görülürken en iyi erkek oyuncu ödülüne ise Korkmaz Aslan layık görüldü.

    Bu yıl Uzun Metraj Jüri Özel Ödülü’ne iki film birden layık görüldü. Yönetmen Fatin Kanat ve Önder İnce’nin ‘Bizim İsmail’ adlı filmi ile Aylin Kuryel ve Firat Yücel’in “Ulysses Çevirmek” adlı belgeseli layık görüldü.

    Festivalin Taha Karimi En İyi Kısa Belgesel Film Ödülü’ne Yönetmen Aydın Gökmen’in kendi iç yolculuğunu şiirsel bir anlatıyla harmanlayan ve izleyicileri zamansız bir deneyime davet eden “Ever Since, I Have Been Flying” (O Zamandan Beri Uçuyorum) adlı film layık görüldü.

    Rakka’da 2017 yılında şehit düşen Kürt gazeteci yazar Mehmet Aksoy adına verilen En İyi Uzun Belgesel Film Ödülüne ise Yönetmen Berke Baş’ın ‘Hold Still’ (Hareketsiz Dur) adlı filmi layık görüldü. vFilm, toplumsal hafıza, direniş ve sessizlik üzerine kurulu etkileyici bir anlatı taşıyordu.

    Yılmaz Güney En İyi Kısa Metraj Film Ödülü’ne ise Yönetmen Borhan Ahmadi ve Leila Baghpira’nın “Agony” (Izdırap) adlı filmi layık görüldü.  Ödülü yönetmenler adına Sinema yazarı Seray Genç aldı. Yazar Genç, Sırrı Süreyya Önder saygı ve minnetle andıklarını ifade etti.

    Ve LKFF’nin en önemli ödülü olan Rojazer En İyi Uzun Metraj Film Ödülü’ne  ise Yönetmen Ayşe Polat’ın “In the Blind Spot” (Kör noktada) adlı filmi layık görüldü.  Ödüle layık görülen Kör noktada filmi bir Cumartesi Annesi’nden yola çıkıp  katledilen bir insan hakları avukatının hayat hikayesine uzanıyor. Hikaye, Kürtlerin yakın tarihindeki binlerce faili belli cinayetin kayıplarını hatırlatıyor ve bu karanlık kör nokta olarak yaşananlara ışık tuttu.

    ‘SIRRI’NIN YÜREĞİNDEKİNİ YAŞAMA GEÇİRECEĞİZ’

    Ödülü Ayşe Polat adına alan Kürt tiyatro ve sinema sanatçısı Kemal Ulusoy Sırrı Süreyya Önderi’i anarak, “O bir yazar, bir siyasetçi, bir sanatçı, bir insan hakları savunucusu ama hep ama hep bir barış ve insan hakları savunucusu oldu. Bir Kürt sanatçısı olarak onun yüreğindeki barışı yaşama geçireceğiz. Sırrı Süreyya Önder’i saygıyla anıyoruz” dedi.

    Festivalin kapanış konuşmasını yapan LKFF Direktörlerinden Shilan Murdachy’da Sırrı Süreyya’yı anarak konuşmasına başladı. Shilan Murdachy,  bu yıl aralarında 17 olağanüstü kadın yönetmenin de bulunduğu tüm film yapımcılarına  şükranlarını sunarak, “Tutkunuz ve adanmışlığınız bu festivalin bel kemiğidir. Festival hakkında yaptığınız her paylaşım, söylediğiniz her söz, aldığınız her bilet ve katkıda bulunduğunuz her kuruş; Kürt hikâyelerinin bu muhteşem şehir Londra’ya taşınmasına yardımcı oluyor. Ve böylece, dünyaya hikâyemiz, mücadelemiz ve direncimiz daha çok ulaşıyor.Bu hayalin yaşamasını sağlayan sizin mirasınız ve bağlılığınızdır” dedi.

    LKKF 9 gün boyunca Kürdistan ve diasporadan içinde 10 uzun metrajlı film, 13 uzun metrajlı belgesel film ile toplam da 58 filmi izleyici ile buluşturdu. Kürdistan’ı ve sınırların ardındaki Kürtlerin beyaz perdeye yansıdığı festival, bir çok sanatçı, yönetmen, senarist ve oyuncuyu buluşturdu.

    Kimi filmler yoğun ilgi  görürken kimi ise eleştireler ile karşılandı. Filmelerin ardından yönetmen oyuncu yada senaristler ile yapılan söyleşiler de hem filmlerin içeriği konuşuldu hem de eleştiriler ile Kürt sineması tartışıldı.

    Kürt sinemasının bir kez daha ağırlıklı olarak acı ve trajedisi perdeye yansırken, Kürt yönetmen Bilal Korkut’un,  “Sizin kanayan yeriniz neresi ise siz orayı göstermek istersiniz” diyerek eleştirilere yanıt veriyordu.

    Rojhelat’taki Koçber’lerden, faili belli cinayetlere, Kürt sanatının ve dilinin zorlu yolculuğundan, Avrupa’daki mülteci kamplarındaki Kürt çocuklarına, DAİŞ zulmünden kurtulan Kürt Ezidi kadınlardan, Rojava’daki görkemli özgürlük mücadelesine kadar Kürdistan Londra’da beyaz perdede yerini buluyordu.

    Kürdistan’dan gelen filmler de her ne kadar acı ve trajedi yansısa da, sinematografi açısından izleyenler büyülendi. Kürt yönetmen Arash Rakhsa’nın “All the mountains give’ adlı filmi ile All Mountain zorlukları anlatırken Kürdistan’ın dağlarına derelerine vadilerine eşsiz doğası ile izleyiciyi başbaşa bıraktı. Yine kısa filmler de de Kürtlerin geleneksel yapısından, motorlu kuryerlerin sorunlarına, zindanlardan, savaş travmasına kadar bir çok konu da perde de yerini buluyordu.

    LKFF aynı zamanda Kürt kadın sinemacılar, yabancı yönetmenlerin Kürtler ve sinemasına ilişkin değerlendirmeleri ile animasyon filmlere dair söyleşiler düzenlendi.

    Festival de, Amerikalı yazar Janet Biehl’in elsefi fikirleri bir kadın devrimine ilham kaynağı olan yoldaşı Murray Bookchin’in mirasını keşfetmek için Kuzeydoğu Suriye’ye seyahatini anlatan Threads of revulotion (Devrimin iplikleri) filmi yoğun ilgi gördü. Salon hınca hınç dolarken burada Yönetmen Biehl ile bir söyleşi düzenlendi.

    Kürt yönetmen Kazım Öz’ün ‘Bir kar tanesinde erimek’, Yönetmen Mehmet Ali Konar’ın “Ceviz Yaprakları Sararınca”, Yönetmen Ayşe Polat’ın Kör Noktada, Aylin Kuryel ve Fırat Yücel’in yönetmenliğini üstlendiği “Ulysses Çevirmek” belgeseli; filmleri yoğun ilgi gören filmler arasında bulundu.

    A happy day (Mutlu bir gün) filmi ile yaptığı açılışını yapan 14’üncü LKFF, kapanışı Yönetmen ‘Özgürlüğe dokunuş’ adlı uzun metrajlı belgesel film ile sonlandırdı.

    PİRHA/LONDRA

  • Yönetmen Kazım Öz: Kürt’ün hikayesini anlatıyorum diye sansür uygulanıyor- VİDEO

    Yönetmen Kazım Öz: Kürt’ün hikayesini anlatıyorum diye sansür uygulanıyor- VİDEO

    PİRHA- Filmleri sık sık sansüre uğrayan ve hakkında çok kez dava açılan Yönetmen Kazım Öz, muhalif bir kesimin de sansüre ortak olduğunu söyleyerek, “Kürt hikayesini başka bir bakış açısıyla çekiyorum diye filmlerimin hiçbiri festivallerde kabul edilmiyor. Buna karşı seyircimize yaslanmak istiyoruz, filmlerimizi kitlelere ulaştırmak istiyoruz” dedi.

    Sinemada sansür, Türkiye tarihi ile paralellik göstererek hala varlığını sürdürüyor. Bu sansüre en yoğun maruz kalanlardan biri de Yönetmen Kazım Öz. Bahoz ve Zer filmlerinin yönetmeni Kazım Öz, Zer filminden dolayı “örgüte üye olmak” iddiasıyla hakkında 7 yıl 6 aydan, 15 yıla kadar hapis cezası istenen ve davada delil yetersizliğinden dolayı beraat ederken, Youtube gösteriminden kaynaklı hakkında açılan soruşturma nedeniyle ifadeye çağırıldı.

    Yönetmen Kazım Öz ile filmlerine uygulanan sansürü konuştuk.

    PİRHA- Size uygulanan sansüre dair neler söylemek istersiniz?

    Kazım Öz: Sinema yaparken sinemanın kendi doğal koşullarının yanında bir de iktidarın subjektif engelleriyle karşı karşıyayım. Bunun bir anlamı var tabi ki; iktidarın hoşlanmadığı, istemediği, onun sınırları dışında işler yaptığım için böyle bir uygulama ile karşı karşıya kalıyorum. Türkiye tarihi ile eş değer bir tarihi var sansürün. 40’lı yıllardan itibaren Türki sinemasında Kürt hikayelerine dönük filmlerde hep bir sansür, baskı çabası söz konusu oldu. Ama buna karşı her dönemde film çeken yönetmenler hep oldu, olacak da.

    Festivallerde de benzer sansürlerin olduğunu düşünüyor musunuz?

    Muhalif birtakım festivaller bile benim filmlerime çok özel, gizli, örtük sansür uyguladılar. Hatta Altın Koza Yılmaz Güney adına ödül veren bir festival ama Kürt hikayesini başka bir bakış açısıyla çekiyorum diye filmlerimin hiçbirini kabul etmiyor. Kürt hikayesi anlatan sayılı yönetmenlerden biriyim ve bugüne kadar tek bir filmim gösterilmedi burada. Festivaller, iktidar veya iktidarın uzantısı olan muhalefet yeri geldiğinde bazı Kürt değerlerini bile Kürtlere karşı kullanıyorlar. Yılmaz Güney buna örnektir. Yılmaz Güney adına ödül verip Kürtlere sansür uygulamak kabul edilemeyecek bir şey. Türk iktidarı bir deneyim kazandı. Bu deneyim ışığında sinema veya edebiyata örnek bularak yeni çıkışları engelleyecek, yeni eserleri daha doğmadan boğma politikasıyla hareket ediyor. Siyasi alanda yaptıklarını sanat alanında da aynı yöntemlerle yapıyorlar.

    Sansürün film yapma sürecine nasıl etkileri oluyor?

    Bana karşı yapılan sansürün çok önemli bir sebebi de yeni film yapmamı sağlayacak ekonomik koşulların ortadan kaldırılmak. Festivallerde filmimin gösterilip kitlelere ulaşmasını engellemek, ödül almamı engellemek ve dolayısıyla ekonomik olarak bir kıskaca almak ve iş yaptırmamak stratejisi yürütülüyor. Bazen ‘abartıyorsunuz’ diyenler oluyor, hiç öyle değil. Tam tersine bu üzerine düşünülmüş, masalarda konuşulan, ince bir stratejidir bu. Tabi ki film çekmemi etkiliyor. Zer neredeyse 7-8 yıldır çekilmiş bir film ama şimdi dava açılıyor çünkü Youtube’da kitlelere ulaştı. Oradan da engelleyemeceklerinden siyasi olarak bir engellemeyi devreye sokmaya çalıştılar. Film sanki vizyondaymış gibi izlenme sayısı yükseliyor, insanlar yorum yapıyorlar, birbirlerine öneriyorlar. Hiçbir reklam yok, filmin izlenmesi 1 milyona yaklaştı. Bunu da engellemeye çalışıyorlar. Buna karşı seyircimize yaslanmak istiyoruz, filmlerimizi kitlelere ulaştırmak istiyoruz. Kitleler anladığında bizim ekonomik sorunlarımız da kalmayacaktır.

    Sansüre karşı alternatif neler yapılabilir? Yerel yönetimler, demokratik kitle örgütleri yaşadığınız sansüre karşı yeteri kadar dayanışma gösteriyor mu?

    İktidarı, sistemi eleştiriyoruz ama büyük eksiklik kendi içimizde. Gerçek muhalefet de kendi içinde eksiklik yaşıyor. Bu tür filmlerin kitlelerle buluşması, toplumun aydınlanmasında, mevcut sorunların çözümünde büyük rol oynayabilir. Yaptığımız işlerin siyasete de büyük bir katkısı var ama biz gereken desteği siyasetten görmüyoruz. STK’lar, kurumlar, siyasi partiler, dernekler, platformlar eksik kalıyorlar hatta burada popüler ve ana akımın etkisinde kalma durumu söz konusu. Alternatif festival adı altında bize karşıt olan, kitleleri uyuşturan popülist yaklaşımla dolu ürünler gelip oraları işgal ediyor. Burada en büyük eksik bu.

    Fatoş SARIKAYA- Diren KESER/ MERSİN

    İLGİLİ HABERLER
    >Yönetmen Kazım Öz hakkında soruşturma açıldı

     

     

  • Genco Erkal hayatını kaybetti

    Genco Erkal hayatını kaybetti

    PİRHA – Tiyatro ve sinema oyuncusu Genco Erkal, hayatını kaybetti.  

    Bir süredir kanserle mücadele eden usta tiyatrocu ve sinema oyuncusu Genco Erkal, 86 yaşında yaşamını yitirdi. Erkal’ın sanal medya hesabından, sabaha karşı Nazım Hikmet’in “hoşça kalın dostlarım” şiirinin dizeleri paylaşıldı:

    “Hoşça kalın

    dostlarım benim

    hoşça kalın!

    Sizi canımda

    canımın içinde,

    kavgamı kafamda götürüyorum.

    Hoşça kalın

    dostlarım benim

    hoşça kalın…

    Resimlerdeki kuşlar gibi

    dizilip üstüne kumsalın,

    mendil sallamayın bana.

    İstemez…

    Tek hecesiz elveda.”

    GENCO ERKAL KİMDİR?

    Genco Erkal, 28 Mart 1938’de İstanbul’da dünyaya geldi. 1959 yılından itibaren birçok tiyatro topluluğunda oyuncu ve yönetmen olarak çalıştı. 1969’da Dostlar Tiyatrosu’nu kurdu.

    1965’te Rus yazar Nikolay Gogol’un “Bir Delinin Hatıra Defteri” adlı öyküsünü tiyatroya uyarlayıp, Türkiye’de batılı metne dayalı sahnelenen ilk tek kişilik oyun olarak sahneledi. Yıllar boyunca 3 farklı yorumla sahnelediği bu eser, onunla özdeşleşti. Erkal, tek kişilik oyunların ustası olarak tanındı.

    Erkal, Aziz Nesin’den Haldun Taner’e, Nâzım Hikmet’ten Behiç Ak’a ve Yaşar Kemal’e birçok sanatçının eserlerini tiyatroya uyarladı.

    Senfonik konserlerde birçok yapıtı anlatıcı olarak seslendirdi.

    Sinemada 1982’de At ve 1983’te Faize Hücum filmleri ile “En İyi Erkek Oyuncu” dalında Antalya Film Festivali’nde iki kez “Altın Portakal” aldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Alevi Vakıfları Federasyonu’nun Sinema Destek Yarışması Ödülleri verildi

    Alevi Vakıfları Federasyonu’nun Sinema Destek Yarışması Ödülleri verildi

    PİRHA- Alevi Vakıfları Federasyonu’nun düzenlediği Sinema Destek Yarışması Ödülleri sahiplerini buldu. 

    Alevi Vakıfları Federasyonu’nun düzenlediği Sinema Destek Yarışması Ödül Töreni dün akşam Taksim Hill Otel’de yapıldı.

    Uzun Metraj Senaryo Yazımı, Kısa Film Yapım Desteği ve Belgesel Yapım Destek kategorilerinde başvuru yapılabilen yarışmalarda toplamda 80 bin TL para ödülü ve İstenci Film desteğiyle malzeme destek ödülleri verildi.

    Alevi Vakıfları Federasyonu yaptığı kısa açıklamada “Dün akşam, İstanbul Taksim Hill Otel’de Alevi Vakıfları Federasyonu olarak bir ilki gerçekleştirmenin gururunu yaşadık! Alevilerin sorunları ve inanç/kültürel konularına dikkat çekmek amacıyla oluşturduğumuz Sinema Destek Fonu, sinema dünyasına yeni projeler kazandırdı. Aylar öncesinden duyurulan bu fon için, senaristler, yazarlar ve yönetmenler tarafından onlarca başvuru yapıldı. AVF’nin özel olarak oluşturduğu jüri üyeleri tarafından incelenen başvurular arasından üç kısa metraj ve üç belgesel projeleri seçilerek destek almaya hak kazandı” dedi.

    Ödül kazananlar şu isimlerden oluşuyor:
     Kısa Film Yapım Desteği:
    1. Aytekin Şahin – “Duvar”
    2. Canset Özge Can – “Değer”
    3. Prof. Dr. Çiğdem Boz – “İyi Geceler”

     Belgesel Yapım Desteği:
    1. Erdem Küçükşahin – “Yalnız İmam”
    2. Özgür Mercan – “Semah”
    3. Arkın Hürtaş – “Mülakatta Elendim”

    Senaryo dalındaki jüriler Senaryo ve Diyalog Yazarı Sinema Eseri Sahipleri Meslek Birliği SENARİSTBİR’in Genel Sekreteri Ayhan Sonyürek, senaryo danışmanı, yazar Gülşen İşeri ve sinema yazarı ve öğretim görevlisi Rıza Oylum’dan oluşuyordu.

    Kısa Film Yapım Desteği jürileri ise “2000 Sonrası Türk Sinemasında Aleviliğin Görünürlüğüne Dair Temsiller” isimli doktora tezini hazırlayan Dr. Öğretim Üyesi İhsan Koluaçık, Üsküdar Üniversitesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölüm Başkanı Doç. Dr. Esennur Sirer, Kültür Üniversitesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü Başkanı Doç. Dr. Perihan TAŞ ÖZ’den oluşuyordu.

    Belgesel Destek yarışmasının jüri üyeleri ise Maltepe Üniversite Radyo, Televizyon ve Sinema Bölüm Başkanı ve Belgesel Sinemacılar Birliği Yönetim Kurulu üyesi Doç. Dr. Hakan Aytekin, kültür-sanat alanının önemli gazetecisi Hilal Solmaz ve İran Erdebil Belgesel Sinema Evi Başkanı yönetmen Rıza Siami idi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Odağında çocukların olduğu festival 1 Haziran’da başlıyor-VİDEO

    Odağında çocukların olduğu festival 1 Haziran’da başlıyor-VİDEO

    PİRHA – 7. Uluslararası Çocuk Diyarı Film Festivali 1-7 Haziran günleri arasında Ankara’da yapılacak. Zer’an Sanat Okulu öncülüğünde yapılan festivalde çocuklar, sanat dünyasında kendilerini keşfetme fırsatına ulaşacak. Festivalin detaylarına anlatan Şebnem Aktolga, festivalin ücretsiz olduğunu söyledi. 

    Uluslararası Çocuk Diyarı Film Festivali, bu yıl 7. organizasyon için perdelerini açacak. Ülkedeki ilk çocuk odaklı sinema programı olan Uluslararası Çocuk Diyarı Film Festivali’nin detaylarına dair Şebnem Aktolga ile konuştuk.

    Radyo-TV-Sinema eğitiminin yanı sıra çocuk gelişimi alanında da uzmanlığı olan Şebnem Aktolga, uzun bir süredir sinema ve çocuklara yönelik çalışmalarda yer aldı. 2017 yılında ilki düzenlenen Uluslararası Çocuk Diyarı Film Festivalini organize eden Aktolga, halen festivalin direktörlüğünü yürütüyor.

    “SANATLA KENDİNİ İFADE EDEN ÇOCUKLAR HAYAL ETTİK”

    Şebnem Aktolga, 7 yıl önce çıktıkları festival yolculuğunun amaçları başta olmak üzere çalışma detaylarına dair şunları söyledi:

    “Türkiye’de düşünen, sorgulayan, kendi ritmini kaybetmeyen, potansiyelini kullanabilen, sinemayla, sanatla şekillenen, o sanatla kendini ifade eden çocuklar hayal ettik. Onun da yolunu bu tip etkinliklerle karşı karşıya getirerek her çocuğun ulaşımını sağlamak için de ücretsiz olmasını sağlayarak bir proje olarak 7 yıl önce yola çıktık. Ana hattımız sinemaydı. Çocuklara film gösterimleri düzenliyorduk ve uluslararası olmuş olması da bizim için çok önemliydi. Neredeyse o yıl içerisinde bile 20’ye yakın ülkenin olduğu konjonktürlerini geniş hissetmelerini sağladığımız bir film sayısı ile girmiştik. 45 ile 65 kadar uluslararası filmlerle birlikte…

    Tabii ki odağımızda sadece sinema yoktu. Çocuklarla birlikte başka sanat atölyelerimiz de vardı. Sinema mutfağı vardı; çocuklara bir hafta boyunca atölyeleri açıp filmler çektirdik. Oyuncuları, yönetmenleri ve kurgu aşamalarında kendileri oldular. Daha sonra da bu filmleri birlikte izledik. Tabii ki film öğreten arkadaşlar sanatçılardı; ilk yıl için Almanya’dan bir yönetmen gelmişti ve bu bizim için iyi bir başlangıç olmuştu.

    Heykel resim sanat satranç cinsiyet eşitliği ekolojik değerler üzerine kurulmuş atölyeler; 20’ye yakın atölye ile başlangıç olarak girmiş olduk. Tabii ki her sene birbirinden önemli konu başlıklarıyla sanatçılar, eğitimciler de davet ederek paneller düzenledik.”

    “BİR FESTİVALİN İÇİNDE NEDEN ÇOCUK YOK?”

    Festivaller kapsamında yaklaşık 65.000 çocuğa erişildiği bilgisi ise bu oluşumun özgünlüğünü ortaya koyan bir diğer özellik oldu. Şebnem Aktolga, Uluslararası Çocuk Diyarı Film Festivali ile dezavantajlı çocuk gruplarına da öncelik verildiğinin altını çizerek şöyle devam etti:

    “Programımızda çocukların özgün tasarım ve yaratım becerilerini ortaya çıkaran atölyeler ve bu kapsamda çocukların sorunlarının ele alındığı hak temelli, eşitlikçi paneller, çocuklar ve ebeveynler için film gösterimleri düzenliyoruz.
    ‘Farkınız nedir?’ diye düşünüyorsanız, Türkiye’deki en büyük çocuk festivaliyiz ama dünyada bir farkımız var mı; aslında biraz bunu Türkiye’nin dışına çıktığımda, Hollanda’ya gittiğimizde fark ettim. Birçok festivali ‘neler yapıyorlar’ diye dolaştık ve gözlemledik. Odaklarında, içlerinde çocuk yoktu. Bu durum bana biraz garip gelmişti. Bir festivalin içinde neden çocuk yok? Çocuğun duygusu rengi hissettikleri… Çünkü büyüdükçe siz kendi ritminizi, çocukluğunuzu, hislerinizi bitirmek değil de uzaklaşıyorsunuz. Bizler, bir çocuk komitesi kurduk, belki farkımız bu olabilir. Bir de dünyada bizimki gibi ücretsiz bir festival yok. Çünkü bu masrafları ve filmleri düşünürsek, pahalı organizasyonlar diyebiliriz. Bir farkımız da bu olabilir. Ötekileştirmemek adına sosyal, ekonomik anlamda dezavantajlaştırılmış grupların da festivali olmak istedik.

    SİNEMANIN MUTFAĞINDA OLAN ÇOCUKLAR!

    Bu yıl için hazırladıkları film seçkisine dair de bilgi veren Şebnem Aktolga, şunları paylaştı:

    “Dublajlı filmler, iyi animasyon filmleri seçiyoruz. 40’a yakın hem uzun hem de kısa metrajlı filmlerimiz var. Okul öncesi gruplar ve okul çağındaki çocuklar için de filmlerimiz var. Ayrıca gençlik filmlerimiz de var. Bunun yanı sıra ebeveynler, yetişkinler için sürpriz bir film de yer alacak. 1 ile 7 Haziran arasında gösterimlerimiz olacak.

    Bunların yanı sıra atölyelerimiz de var. Her yıl olduğu gibi bir takım farkında olduğumuz, hiç vazgeçmediğimiz değerler üzerine kurulduğumuz iki konuyu mutlaka her yıl yerleştiriyoruz. ‘Toplumsal cinsiyet eşitliği’ olgusu üzerine her yıl mutlaka bir atölye yapıyoruz. Bir diğer konu ise ekolojik değerler, doğa ile kurdukları ilişkiye farkındalık yaratmak adına mutlaka ekolojiye dair bir atölye yerleştiriyoruz. Onun dışında bu yıl çocukları sinemanın mutfağında kurgu atölyesi bekliyor.

    Bu yıl Türkiye’den filmimiz yok. 7 Yıl içerisinde bu bizim dertlerimizden bir tanesi oldu. Türkiye’de maalesef çocuk filmi; gişe filmlerini dahil etmiyorum, çok iyi filmler yok. Bu bizim için bir dert diye altını çiziyorum. Zaten amaçlarımızdan bir tanesi de çocuklara bunun altyapısını kurmak. Ben halen yönetmen, animasyon üreticisi arkadaşlarla bunun zeminini hazırlamak için görüşüyorum.”

    “SANAT, FARKINDALIK OLUŞTURMAYI KAZANDIRIYOR”

    Festivale katılım konusunda ailelere katılım çağrısı da yapan Şebnem Aktolga, sözlerini şu cümlelerle sonlandırdı:

    “Tabii ki sanatla iç içe olunması mutlaka çocuklara çok yönlü kazanımlar sağlıyor. Onların düşünmelerine, sorgulamalarına, belki içlerindeki farkındalıkları yakalamalarına olanak sağlıyor. Sanat zaten içi dışa dökümdür. Sanat, çocukların iç dünyalarını dışarıya yöneltmelerini, dünyalarıyla tanışmalarına dair bir farkındalık oluşturmayı mutlaka kazandırıyor. Ücretsiz bir etkinlik, dolayısıyla dezavantajlaştırılmış çocukların böyle bir festival içerisine girmesini bekliyoruz.

    “1 HAZİRAN’DA ÇOCUK ŞÖLENİ VAR”

    1 Haziran’da Çankaya Belediyesi Yılmaz Güney Sahnesinde saat 19:00’da bir çocuk şölenimiz var. Oradan türlü türlü aktiviteler çocukları bekliyor. Dans gösterisi, sihirbazlık ve çocuk konseri gibi… Sonrasında aynı salonun haricinde Alper Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde de film gösterimlerimiz devam edecek. Kapanışta da ‘Küçük Prens’ adlı bir tiyatro çocukları bekliyor.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • 27. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali başladı

    27. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali başladı

    PİRHA – 27. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali Ankara’da başladı. Uçan Süpürge Vakfı ve Çankaya Belediyesi işbirliğinde Devlet Opera ve Balesi’nde düzenlenen festivalin açılışına ilgi yoğun oldu.

    Ülkenin ilk kadın filmleri festivali olan Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, 27 yıldır Uçan Süpürge Vakfı tarafından Ankara’da düzenleniyor. Festival, kadın sinemacılar tarafından yapılan uzun metrajlı, belgesel ve kısa filmleri izleyiciyle buluşturuyor.

    Uçan Süpürge, Cannes, Berlin, Rotterdam gibi dünyanın en önemli festivallerine jüri gönderen FIPRESCI jürisine sahip ilk kadın filmleri festivali özelliğini de taşıyor.

    Festival bünyesinde her yıl Onur Ödülü, sinemaya emek veren isimlere Bilge Olgaç Başarı Ödülü, tema ödülü ve Genç Cadı Ödülü sunuluyor.

    27. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nin açılışı, Devlet Opera ve Balesi’nde düzenlenen programla yapıldı.

    “Daha Fazlası, Daha Azı Değil: Sen Uçuşu Hatırla” temasıyla, oyuncu Şenay Gürler ve Yetkin Dikinciler’in sunuculuğunu yaptığı festival açılışına ilgi oldukça yoğun oldu.

    27. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nde “Uçan Süpürge Onur Ödülü”, sinema ve tiyatro oyuncusu Hatice Aslan’a verildi. “Bilge Olgaç Başarı Ödülü” de oyuncu Tülin Özen, yönetmen Ayşe Polat ve yapımcı Nida Karabol’a verildi. “Genç Cadı Ödülü”ne ise oyuncu Deniz İlhan layık görüldü.

    KADIN HAREKETİYLE GÜÇLENEN FESTİVAL

    Afişini feminist karikatürist, editör ve hak savunucusu Aslı Alpar’ın hazırladığı ve Çankaya Belediyesi’nin yanı sıra Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu, Ankara Büyükşehir Belediyesi, Kavaklıderem Derneği ve Sevda Cenap And Müzik Vakfı’nın da destek verdiği bu yıl 27’ncisi düzenlenen festival, 9-16 Mayıs tarihleri arasında Devlet Opera ve Balesi’nde sinemaseverleri ağırlıyor.

    PİRHA/ANKARA

  • 27. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali 9-16 Mayıs’ta

    27. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali 9-16 Mayıs’ta

    PİRHA-Uçan Süpürge Vakfı tarafından düzenlenen 27. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali 9-16 Mayıs tarihleri arasında Ankara’da sinemaseverlerle buluşacak.

    T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü, AB Türkiye Delegasyonu, Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Çankaya Belediyesi’nin katkılarıyla düzenlenecek olan ve 9-16 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşecek 27. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’ne geri sayım başladı.

    Kadın sinemacıların emeğini görünür kılmak adına 26 yıldır düzenlenen Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, 27. yılında sinemaseverlerle buluşmaya hazırlanıyor.

    Bu yıl 9-16 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecek festival, Türkiye’de ve Dünyada direnen, ilham veren ve dayanışma gösteren kadınların hikâyelerini Ankara seyircisiyle buluşturmaya hazırlanıyor. Festivalin bu yılki teması ise “Daha Fazlası, Daha Azı Değil: Sen Uçuşu Hatırla” olarak belirlenmişti. Kült Kavaklıdere’de film seçkisini sunacak olan festivalin programı yakın zamanda açıklanacak.

    Karikatürist, çizer, editör ve hak savunucusu Aslı Alpar’ın imzasını taşıyan 27. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nin afişini, karikatürist Emre Yılmaz tasarladı.

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Birileri bizim Dersim’den gitmemizi istiyor ama biz gitmeyelim’ -VİDEO

    ‘Birileri bizim Dersim’den gitmemizi istiyor ama biz gitmeyelim’ -VİDEO

    PİRHA- 1969 Karakoçan doğumlu bir Dersimli olan Daimi Boz, hem sinema merakından sinema işletmeciliğine uzanan hikayesini hem de Dersim’de yaşama tutunma sebeplerini anlattı. Dersim’de sinemacı olmanın çok güzel olduğunu belirten Boz, artan göçle ilgili ise “Her kime sorarsan ‘ben de gideceğim’ diyor. Ben gitmeyeceğim bu kentten. Bunun için herkesin bu kente sahip çıkmasını istiyorum. Birileri bizim bu kentten gitmemizi istiyor ama biz gitmeyelim” dedi.

    Dersim, son dönemlerde yoğun göç vermesiyle gündeme gelse de aynı zamanda en az giden nüfus kadar da göç alıyor. Gidenlerin tamamı yerli nüfus, gelenlerin ise çok azı geriye dönüş yapan Dersimli, çoğu da çevre iller ve başka yerlerden gelenlerden oluşuyor.

    Göç veren, sorunlarla boğuşan bir Dersim’in yanısıra aynı zamanda yaşayan bir Dersim de var.

    ‘Yaşayan Dersim’ dosyasında, kendine özgü sosyal ve inançsal yapısıyla hayatın aktığı Dersim’i, burada yaşayan, burada yaşamakta ısrar edenler üzerinden mercek altına aldık.

    ‘Yaşayan Dersim’ dosyasının üçüncü bölümünde mikrofonumuzu Dersim’de 2017’den beri sinema salonu işleten Daimi Boz’a uzattık.

    1969 Karakoçan doğumlu bir Dersimli olan Daimi Boz, hem sinema merakından sinema işletmeciliğine uzanan sinemacılık hikayesini hem de Dersim’de yaşama tutunma sebeplerini PİRHA’ya anlattı.

    “’DERSİM’DE NE YAPABİLİRİZ?’ DEDİM, SİNEMACI OLDUM”

    Sinema tutkusuyla birkaç tane filmde, son olarak da Kazım Öz’ün yönettiği Zer filminde oynadığını belirten Daimi Boz, Zer filminden sinema salonu işletmeciliğine giden hikayesini şöyle özetledi:

    “Kamuda çalışıyorum. Devlet memuruydum. Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile işlerimize son verilmişti, işten atılmıştık. Sonra Dersim’de ne yapabiliriz diye düşündüm. Geldik burası kapalıydı, atıl bir durumdaydı. Toparladık, bir şeyler yaptık, sesi düzenledik. Ondan sonra açtık burayı. Zer filmini göstermeye başladık. Zer iyi izlendi. Tabii çok kaliteli bir gösteri yapamadık. Dijital platformumuz yoktu. Projeksiyonla Tunceli halkına bir sinema filmi izlettik. Güzel gitti. Sonra film almaya çalıştık.

    Dijital platformunuz olmadığı için size film veremeyiz dediler. Sonra İstanbul’a gittik, sinema çevresiyle tanıştık. O insanlar bize katkıda bulundular. Bir dijital makine verdiler bize. Getirdik buraya kurduk. Onların parasını da çalışarak ödedik bir şekilde ama sonunda Tunceli’ye ve Tunceli’nin çocuklarına güzel bir sinema getirdik. COVID’den önce çok iyi işliyordu, seyircimiz de çoktu. Her kesimden insan geliyordu. Sonuçta burada vizyona giren filmler oynuyordu ama dünyanın başına bela olan o illet çıktıktan sonra da bizim sinemacılık hikayemiz orada tökezledi.”

    “35 YIL SİNEMA OLMAYAN BİR KENT TEKRAR SİNEMAYLA TANIŞTI”

    COVID sürecindeki iki yıllık kayıptan sonra sinemaların tekrar açıldığını ve kendilerinin de tekrar film oynatmaya başladıklarını vurgulayan Boz, “Derken sinema güzel bir şekilde tanındı. 35 yıl sinema olmayan bir kentte sinema tekrar hareketlendi. Biz de işimize geri döndük. O arada sinema da kendi güzelliğiyle devam etmeye başladı. Sonra biz bir ara tam sinemanın kapanma aşamasına geldik. Çünkü hem kaliteli film çıkmıyordu hem de herkes COVID’den dolayı dijital platformlara, sanal aleme yönlenmişti. Bu da insanları sinemadan uzaklaştırdı. Herkes evinde televizyon izliyordu” diyerek anlattı.

    Son aylarda sinemanın kentte yeniden canlandığını ifade eden Boz, salonuyla ilgili olarak, “Burada tek bir salonumuz var. Tabii isterim ki 2-3 tane salonumuz olsun, aynı anda 4-5 tane film oynasın. O da hem insanların istemine hitap eder hem de daha fazla arz talep uyandırır. Kendi çapımızda bir salonumuz var. Mısır makinemiz var, küçük bir büfemiz var. Burada kendi hemşerilerimize, kendi çocuklarımıza hizmet veriyoruz. Bu benim için çok mutluluk verici bir şey. Çok da seviyorum yaptığım işi” dedi.

    “SİNEMAYA İYİ FİLMLER GELDİĞİNDE İZLEMEYE GELİYORLAR”

    2017’de salonu açtıklarında, sinemaya, sanata, kültüre artık pek ilginin kalmamış olduğunu belirten Boz, Dersimlilerin sinemayla ilişkisini şöyle dile getirdi:

    “İnsanlar toplu hallerde kafelerde kahvelerde ya da parkta otururken kendi aralarında şöyle söylenirdi; ‘Ya bir sinema yok, bir tiyatro yok’ diye. İşte gün geldi. Biz bir anda sinemacı olduk. Tabii biraz ilgi vardı ama ilgisizlik de hem ekonomik anlamda hem de kentimizin çok göç vermesiyle alakalı. Bu ekonomik durum insanların sosyal hayatını da elinden aldı. Çok da sosyal yaşama yönelemiyor insanlar. Lise çağlarında olan çocuklarımızın sinemaya pek ilgileri yok ama ilkokul, ortaokul çocuklarımız gerçekten hani animasyon hem normal filmlerimizi seyretmek için sürekli gelirler. Epey seyircimiz var. Yok değil ama bu son bir yılda seyirci potansiyelimiz biraz düştü. Onun da sebebi sinemaya kaliteli film çıkmadığından dolayı, bir de dijital platformların fazla oluşundan kaynaklıydı ama sinemanın yine tekrar oturacağına inanıyorum. İyi filmler geldiği zaman, örneğin biyografi filmleri geldiği zaman insanlarımız gerçekten film izlemeye geliyorlar. Üniversitemizdeki öğrenciler de vizyona giren iyi film olduğu zaman izlemeye geliyorlar.

    “DERSİMLİLER ELEŞTİRMEYİ ÇOK SEVEN BİR TOPLUM”

    Dersim’de insanlar eleştirebiliyor. Bir filmi seyrederken o filmin ne kadar iyi olup olmadığını sana sorabiliyor. Dersimliler eleştirmeyi çok seven bir toplumdur. Biz toplum olarak şu anda gerçekten çok büyük bir göç verdiğimizden dolayı, yeni yetişen jenerasyonumuzun da artık kültüre, sanata ne kadar bir ilgisinin olduğunu şu anda çok kestiremeyiz ama ileride ben inanıyorum sinemanın güzel bir şekilde devam edeceğine, kültürün ve sanatın yetişecek yeni gençliğimize tekrar hitap edeceğine inanıyorum.”

    “SİNEMAYA SAHİP ÇIKMAMIZ LAZIM, BU BİZİM İÇİN BİR KÜLTÜRDÜR”

    Dersim’de sinemacı olmanın çok güzel bir şey olduğunu, kendisinin de bu işi severek yaptığını ve sinemayı çok sevdiğini ifade eden Daimi Boz, yaşadığı zorlukları şöyle anlattı:

    “Zorluklarımız çok. Doğrusunu söylemek gerekir. Elektrik parası çok geliyor mesela. Döndürebilmek için de kendimiz çalışıyoruz. Çünkü bir iki kişiyi istihdam edemiyoruz burada ama işlerimiz yoğun olsa birkaç insanı istihdam etmeyi de düşünüyoruz. Afiş asamıyoruz mesela. Belediyemiz bize afiş asabilme yerleri vermiyor, verse biz de afişlerimizi asacağız. Afiş astığımız tek yer minibüs durağı. Oraya bir tane afiş asıyoruz, hiç kimseyi rahatsız etmeyecek bir şekilde ama ya birinci ya ikinci saat o afişimiz yırtılıyor. Böyle çok serzenişte bulunmak da istemiyorum ama sinemaya sahip çıkmamız lazım. Bu bizim için bir kültürdür.”

    “MEMLEKETİNİZİ ISSIZ BIRAKMAYIN, GERİ GELİN”

    Yaşadığı zorluklara rağmen “ama ben kendi memleketimi terk etmek istemiyorum” diyen Boz, kenti terk edip gidenlere ise şöyle seslendi:

    “Dışarıya giden hemşerilerime de şunu söyleyeyim. Bence memleketinize sahip çıkın, geri dönün. Bence herkes bir taş koysun köyüne. Memleketinizi ıssız bırakmayın. Tarlanıza, ormanınıza, toprağınıza sahiplik edin, geri gelin. Düşünmesinler, gelsinler, görsünler. Gelsinler tekrar kendi memleketlerine.”

    “TOPLUMUN GENEL ŞİKAYETİ: DERSİM ÇOK PAHALI”

    Toplumun genel anlamda şikayetinin burada hayatın çok pahalı olması olduğuna dikkat çeken Boz, buna rağmen göçe karşı itirazına ilişkin şunları kaydetti:

    “Herkes bunu söylüyor ama ben hiçbir zaman kentten gitmeyi düşünmedim ve her zaman da mücadele ettim. Çünkü bizim ruhumuzda mücadele etme vardı. Biz öyle bir toplumuz. Genlerimizde öyle bir yaşam tarzı vardır. Bundan dolayı kenti terk etmemek için, burada tutunmak için bütün gayretimi, bütün çabamı sarf ediyorum. Kamuda çalışıyordum emekli oldum. 30 bin lira maaş alırken şu anda 12 bin lira alıyorum ama kendi memleketimde yaşamayı, kendi memleketimde gezmeyi, tozmayı çok seviyorum.”

    “DERSİM SAKİN, HUZUR DOLU BİR KENT”

    Kentin güzelliklerinin sürekli dile getirildiğinde yaşamın daha güzel olacağını belirten Boz, “Buranın eksileri bizim eksiğimizdir, bunları düzeltmek de bizim elimizdedir ama bu kentin çocukları bence kentine sahip çıksınlar. Burada yaşamak güzeldir. Burayı bana güzel kılan şey kültürümdür, doğamdır, ziyaretlerimdir. Şöyle bakmak lazım. Belirli bir saatten sonra trafiğin sesi yok, gürültü yok. Munzur’un kıyısında oturup bir çay demlemek, bir yemek yemek bence çok güzel. Sakin bir kent. Huzur dolu bir kent. Burada yaşamak çok güzel” değerlendirmesinde bulundu.

    “BİZ BU KENTTEN GİTMEYELİM”

    Dersim’e ekonomik olarak herhangi bir yatırım yapılmadığını ve bundan dolayı sadece kamuda çalışan insanlar için olanaklı olduğunu dillendiren sinemacı Daimi Boz, bu gerçeğe rağmen itirazlarını şöyle sürdürdü:

    “Bir şeyi sürekli dile getirirsen, ‘ya ben gideceğim, ben gideceğim’ dersen bu sana bir alışkanlık getirir. Bu da toplumda bir alışkanlık haline geldi. Kime sorarsan ben de gideceğim diyor ama ben gitmeyeceğim bu kentten. Bunun için herkesin bu kente sahip çıkmasını istiyorum. Biz bu kentten gitmeyelim diyorum. Birileri bizim bu kentten gitmemizi istiyor ama biz gitmeyelim. Hemşerilerime tek şunu söylerim: Ne yaparsanız yapın. Hiçbir hemşerinizin eksiğini ya da hatasını konuşmak için bir araya gelmeyin. Kendiniz nasılsanız herkesi öyle bilin. Kentinize sahip çıkın.”

    Eyüp HANOĞLU/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:

    Bir köye dönüş hikayesi: Küsmüş ağaçları sularken keyif alıyorum -VİDEO

    -‘Dersim’de Ermeni bir aile olarak Alevileştik, bu kültürün bir parçası olduk’ -VİDEO

  • 18’inci Uluslararası İşçi Filmleri Festivali açılışını yaptı- VİDEO

    18’inci Uluslararası İşçi Filmleri Festivali açılışını yaptı- VİDEO

    PİRHA- Bu yıl 18’incisi düzenlenen Uluslararası İşçi Filmleri Festivali, açılış gecesi etkinlikleri ile başladı. Sokak Lambaları ve Adres filmleri ile başlayan festivalde üç gün boyunca emek temalı filmler izleyenlerle buluşacak.

    Mersin’de yapılan Uluslararası İşçi Filmleri’nin açılışı Yenişehir Belediyesi’nin Akademi Salonu’nda yapıldı. Festivalin açılışına kentte bulunan çok sayıda sivil toplum örgütü temsilcisinin yanı sıra onlarca yurttaş katıldı.

    Toplumsal cinsiyet eşitliği, kent, çevre, göç, mültecilik, insan hakları, sağlık konularını odağına alan 42 filmin yer aldığı festival üç gün sürecek.

    “FİLMLERLE UMUDU YAYMAYI DİLİYORUZ”

    Açılış gecesinde konuşan festival komitesinden Ecem Berfin İyidoğan, festivalin 18 yıldır yüzlerce gönüllünün emeği ile devam ettiğini belirterek, “Filmler domino etkisi yaratır. Bir replikle umut verilir, umut yayılır. Bir sahne ile yüzümüzü güldürür, mutluluk yayılır. Bir müzik ile hüznünü içimizde tuttuğumuz acılara dokunur, acılar yayılır. Bir gerçekle yüzleştirir, yalanın mumu söner. O yüzdendir ki diktatörlüklerde festivaller yasaklanır, müzik engellenir, kitaplar yakılır ” dedi.

    Açılış konuşmasının ardından festival, “Sokak Lambaları” ve “Adres” filmlerinin gösterileriyle devam etti. Ardından festival sanatçılar Serdar Keskin ve Yeliz Güzel’in şarkılarıyla son buldu.

    FESTİVAL PROGRAMI:

    Festival kapsamında gösterime girecek olan filmler 17, 18 ve 19 Kasım günlerinde izleyicilere sunulacak. Üç günlük program şöyle:

    17 Kasım Cuma günkü program Yenişehir Belediyesi Akdemi Salonu’nda olacak. Program kapsamında ise şu filmler yer alacak; Huzur Çiftliği, Godard Etkisi, Ercan & Aysun, Zeytinliğin Ardı, İkizköy, Herşey Mümkün, Temassız, TThe Other Half, “Don Don” Kurşunu, Kimse Gitmezdi, Yalvarırım Beni Beğen ve Herşey Dahil.

    18 Kasım Cumartesi günkü program kapsamındaki filmler ise Yenişehir’de bulunan Mersin Tabip Odası’nda (MTO) gösterime girecek. Program kapsamında şu filmler yer alacak; Dizi Yazmayı Çok Sevdim, Ölümüne Boşanmak, Karanfil Meydanı, Dinama Mesken, Larva, March 8 2020: A Memoir, Graveyard, Footprints of Ants, Sesler ve Kilitler, Metamazon, Hell is Empty, Yellow Line, Please, Toprağa Değil Suya Gömülü ve Karanlık Gece. Film haricinde yönetmenlerden Seda Gökçe ve Nejla Demir’in  “Sansüre Takılanlar” konulu söyleşisi olacak.

    19 Kasım Pazar günkü program ise Yenişehir’de bulunan Elektrikler Mühendisleri Odası (EMO) gösterime girecek. Program kapsamında şu filmler yer alacak; Molozda Çekiç Sesleri, When We Fight, Herşey Yolunda, Melancholic Breasts, Mothertruckers, Invisible Women, Fraktal, Ümitli Karanlık Yolculuk, World of Garbage, Posta, Living Wage, Aşk Mark ve Ölüm, İyi Patron. Filmlerin haricinde Yönetmen Feryal Saygılıgil, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (DİSK) bağlı Enerji Sendikası Genel Başkanı Süleyman Keskin ve Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’ndan Duygu Eren’in katılacağı “Sınıf Mücadelesinin Rotası” konulu söyleşisi olacak.

    PİRHA/MERSİN

  • Alevi Vakıfları Federasyonu ‘Sinema Destek Yarışması’ düzenliyor

    Alevi Vakıfları Federasyonu ‘Sinema Destek Yarışması’ düzenliyor

    PİRHA- Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF), Alevilik-Bektaşilik temalı sinema destek yarışması gerçekleştirecek.

    Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF), bir ilke imza atarak Alevilik-Bektaşilik temalı sinema destek yarışması gerçekleştirecek. Alevi Vakıfları Federasyonu, 2 yıldır sürdürdüğü Uluslararası Alevi ve Bektaşilik Çalışmaları Bilim Ödülü’ne bu yıl Sinema Destek Yarışması’nı da ekliyor.

    Proje, Sinema yazarı ve öğretim görevlisi Rıza Oylum’un koordinatörlüğünde yapılacak. Başvurular online olarak 28 Şubat 2024’de kadar http://avf.org.tr adresinden yapılacak.

    Ön elemeden geçen projeler daha sonra duyurulacak jüriler tarafından değerlendirildikten sonra ödüllere hak kazananlar Federasyonun internet sitesinden ve sosyal medya hesaplarından ilan edilecek.

    (HABER MERKEZİ)

  • İranlı yönetmen Dariush Mehrjui ve oyuncu eşi evinde öldürüldü

    İranlı yönetmen Dariush Mehrjui ve oyuncu eşi evinde öldürüldü

    PİRHA – İranlı yönetmen Dariush Mehrjoui ve oyuncu eşi Vahideh Mohammadifar, Tahran’daki evlerinde öldürülmüş halde bulundu.

    İranlı film yönetmeni Dariush Mehrjui ve oyuncu eşi Vahideh Mohammadifar, Tahran’daki evlerinde kimliği belirsiz bir saldırgan tarafından bıçaklı saldırıda öldürüldü. İran’ın devlet haber ajansı IRNA, yetkililerin cinayetleri araştırdığını ancak sebebiyle ilgili bir açıklama yapmadığını duyurdu. Vahideh Mohammadifar, geçen günlerde sosyal medyadan bıçaklanma tehdidiyle ilgili paylaşım yapmıştı.

    DARİUSH MEHRJUİ KİMDİR?

    83 yaşındaki Mehrjui, 1970’lerin başında İran sinemasında yeni dalganın başlamasına vesile olan filmleriyle tanınıyordu. İkinci uzun metrajlı filmi ‘The Cow’, 1971’de Venedik Film Festivali’nde FIPRESCI Uluslararası Film Eleştirmenleri Ödülü’nü kazandı.
    Mehrjui, 2002’de ‘To Stay Alive’ ile Cannes’da ‘Belirli Bir Bakış Ödülü’, 1998’de Chicago Film Festivali’nde ‘The Pear Tree’ ile ‘Gümüş Hugo ödülü’ ve ‘Sara’ filmi ile 1993 San Sebastian Film Festivali’nde ödül aldı.
    Çoğu İranlı yönetmen gibi Mehrjui de kariyeri boyunca devlet sansürüyle mücadele etti ancak Tahran’ın İslami rejimini en açık sözlü eleştirenlerden biriydi. Geçen yıl, son filmi ‘A Minor’un yasaklanması nedeniyle hükümeti eleştiren bir video yayınladı.

    (HABER MERKEZİ)

  • “Tüm Mersinlileri 3.Mersin Edebiyat Sanat Kampı’na bekliyoruz” -VİDEO

    “Tüm Mersinlileri 3.Mersin Edebiyat Sanat Kampı’na bekliyoruz” -VİDEO

    PİRHA- Akdeniz Sanat Kolektifi tarafından 23- 24 Eylül tarihlerinde 3. Mersin Edebiyat Sanat Kampı düzenleniyor.

    Mersin’de faaliyet yürüten Akdeniz Sanat Kolektifi tarafından 23- 24 Eylül tarihlerinde söyleşi, dinleti ve doğa yürüyüşlerinin olduğu Edebiyat Sanat Kampı düzenleniyor.

    Bu yıl 3.’sü yapılacak kampa dair Mersin Gazeteciler Cemiyeti’nde basın toplantısı gerçekleştirildi. Akdeniz Sanat Kolektifi’nden Saygın Ünel tarafından yapılan açıklamada, kampın 6 şubat’ta yaşanan depremde yitirilen canlara  atfedildiği ifade edildi.

    Saygın Ünel, edebiyat ve sanat kampının yaşamda kalanların büyük bir acıyla yaşam sürdürdükleri dönemde onlara umut olması dileklerini aktararak, “Renklerimizle, kültürlerimizle, inançlarımızla, düşüncelerimizin farklılıkları ile ortak dili kurabilmenin yolu ortak alanlarda buluşarak konuşmanın bizlere vereceği en büyük sinerjidir. Bildiklerimizi aktarmaya, bilmediklerimizi öğrenmeye çağırıyoruz siz dostlarımızı, edebiyat sanat kampına. Edebiyatın, müziğin, sinemanın, fotoğrafın, felsefenin, dansın, tüm sanat dallarının bulunduğu Edebiyat Sanat Kampı 2 gün boyunca dolu dolu etkinliklerle olacaktır. 3. Mersin Edebiyat Sanat Kampı’nı mıntıka temizliği yaparak sonlandırıyoruz. Haydi Mersin, hepinizi Edebiyat Sanat Kampı’na dayanışmaya, sanatla bir arada, sanat için bir arada olmaya davet ediyoruz. Sanat varsa, umut vardır. Sanat varsa, özgürlük vardır. 3. Mersin Edebiyat Sanat Kampı 23- 24 eylülde Kızılkaya Köyü Yenidünya Derneği’nde. Kampımız ücretsizdir” dedi.

    Kızılkaya köyünde yapılacak kampın ilk günü “Mersin’den İnsan Hikayeleri” adlı fotoğraf sergisinin açılışıyla başlayacak, deprem, yapay zeka, felsefe konulu söyleşiler ile devam edecek. 24 Eylül Pazar günü ise yoga, doğa yürüyüşü, film okuma, öykü, Tahtacılar konulu söyleşiler ile devam edecek.

    PİRHA/MERSİN

  • Yılmaz Güney doğumunun 86. yılında İstanbul’da anılacak

    Yılmaz Güney doğumunun 86. yılında İstanbul’da anılacak

    PİRHA-Yılmaz Güney doğumunun 86. yılında 2 Nisan 2023 günü İstanbul’da gerçekleştirilecek etkinlik ile anılacak. 

    Sinemanın ‘Çirkin Kral’ı Yılmaz Güney doğumunun 86. yılında İstanbul’da düzenlenecek bir etkinlik ile anılacak. Güney dergisi tarafından 2 Nisan 2023 günü Şişli Cemil Candaş Kent Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek olan etkinlikte Güney Dergisi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Tuncay Özkaradeniz, Fatoş Güney, Yazar Temel Demirer, Agos Gazetesi’nden Pakrat Estukyan konuşma yapacak.

    Sanatçılar Devrim Kavallı ile Barış da etkinlikte yer alacak diğer isimler olacak. Program kapsamında Yılmaz Güney belgesel gösterimi yapılacak. Etkinliğin sunuculuğunu ise Güney dergisinden Burcu Özkaradeniz ve Gazeteci Yazar Halil Yeni üstlenecek.

    PİRHA / İSTANBUL

  • Yönetmen Öz: Elif Ana filminde insanların Aleviliği nasıl yaşadıklarını işlemeye çalıştık-VİDEO

    Yönetmen Öz: Elif Ana filminde insanların Aleviliği nasıl yaşadıklarını işlemeye çalıştık-VİDEO

    PİRHA-Elif Ana filminin Semir Arslanyürek ile birlikte yönetmenliğini üstlenen Kazım Öz, filme ilişkin CAN TV’de açıklamalarda bulundu. Yaklaşık 90 yıllık bir hikayeyi işlediklerini belirten Öz, “Kendi bölgesinde belli bir etki yaratan, iz bırakan, insanların hala onunla diyalog kurmaya çalıştığı, türbesinde dua ettiği, onun anılarıyla yaşadığı bir karakterden bahsediyoruz. Gerçekte insanlar Aleviliği nasıl yaşıyorlar? Film boyunca bunu işlemeye çalıştık” dedi.

    Maraş’ın Pazarcık ilçesine bağlı Pulyan köyünde 1903 yılında dünyaya gelen ve “İyilik İyiliktir” mottosuyla beyaz perdeye aktarılan, Alevi inancı ve kültürü açısından önemli bir figür olan Elif Sugan’ın hayatını konu alan Elif Ana filmi, 9 Aralık günü Türkiye’de vizyona girdi. Filmin yönetmenlerinden Kazım Öz, CAN TV‘de yayımlanan Can’da Bu Sabah programına konuk olurken, filme dair açıklamalarda bulundu.

    “YAKLAŞIK 90 YILLIK BİR HİKAYEYİ İŞLEDİK”

    Elif Ana’nın bölgedeki etkisine değinen Öz, şunları kaydetti:

    “Dönem filmiydi bu. Yaklaşık 90 yıllık bir hikayeyi işledik. Kendi bölgesinde belli bir etki yaratan, iz bırakan, insanların hala onunla diyalog kurmaya çalıştığı, türbesinde dua ettiği, onun anılarıyla yaşadığı bir karakterden bahsediyoruz. Temel görevimiz burada güçlü, iyi, herkesin anlayabileceği, dünyanın izleyebileceği bir film çekmek.

    Alevi ve Kürt sorununun olduğu ve bu sorunların çözülmek istenmediği, siyasi olarak kullanıldığı bir coğrafyada yaşıyoruz. Tabi ki buna karşı da sorumluluklarımız var. Bir inancın asimile edildiği bir coğrafyadayız. İktidarların oluşturduğu bir Alevilik var. Bir de doğal Alevilik var. Bizim filmimizde doğal olan Alevilik söz konusu. Doğa ile iç içe, belli bir felsefesi olan bir yaklaşımdan bahsediyoruz. Objektif olmaya çalıştık. Siyasi bakış açısıyla “Biz bunu nereye çekebiliriz?” meselesi değil. Gerçekte insanlar Aleviliği nasıl yaşıyorlar? Film boyunca bunu işlemeye çalıştık.”

    “ALEVİ KÜRT HİKAYESİ ÇEKİYORSANIZ DERSİM’E DEĞİNMEK GEREK”

    Öz, Elif Ana filminde Dersim Katliamı’na da değinildiğini belirtirken, “Eli Ana’nın hayatına paralel olarak Türkiye siyasi panoramasını görüyoruz. Alevi Kürt hikayesi çekiyorsanız eğer Dersim’e değinmemek bence eksiklik. Aslında Maraş Katliamı’na da giden bir hikayeyi örüyoruz filmde. Maraş Katliamı Dersim 38’in bir devamı” ifadelerini kullandı.

    “MARAŞ KATLİAMI ÜZERİNE YAPILMIŞ TEK FİLM YOK”

    “Maraş Katliamı’nın üzerinden 44 yıl geçti ama hala bunun üzerine ülkede yapılmış tek film yok” diyen Kazım Öz, bu konuda özeleştiride de bulundu. Maraş Katliamı ile ilgili belgeselin bile zor bulunduğunu vurgulayan Öz, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Maraş’a dair bir kurmaca filmimiz yok. Maraş ile ilgili şu ana kadar yüzlerce yapılmalıydı. Neden yok? Sinemacılar olarak bizim de eksiliğimiz aslında. Burada bir yönlendirme, bazı konulara dokunulmaması gerektiği var. Zer’i çektiğimde de aynı şeyi fark ettim. Bu meseleyi anlatmak için aslında bir film yetmez. Elif Ana’nı hikayesini anlatırken de tüm Maraş’ı anlatamayız zaten.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Bu hafta 9 yeni sergi, 2 film festivali Ankaralıları bekliyor

    Bu hafta 9 yeni sergi, 2 film festivali Ankaralıları bekliyor

    PİRHA – Kültür ve sanat etkinlikleri kapsamında Ankara’da aralık ayında 9 yeni sergi, 2 önemli film festivali yapılacak.

    Ankara’nın bu haftaki kültür sanat takviminde önemli resim sergileri ve film festivalleri yer alıyor.

    Aralık ayında 9 yeni sergi, 2 de önemli film festivali Ankaralıları bekliyor.

    Aralık ayının ilk sergisi, Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi Turan Erol Sanat Atölyesi kursiyerlerinin kısa bir süre zarfında yaptığı çizimlerin sergilendiği “Başlangıç” sergisi olacak. 1 Aralık’ta başlayacak karakalem sergisi, 9 Aralık’a kadar açık kalacak.

    BİRÇOK SANATÇI BU SERGİDE BİRARADA

    Aralık ayının ilk haftasında Çankaya Belediyesi, Birleşmiş Ressamlar ve Heykeltıraşlar Derneği’nin (BRHD) 52. Yıl Büyük Sergisi’ne de ev sahipliği yapacak. 150’den fazla sanatçının eserlerinin yer alacağı sergi 2 Aralık’ta Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde başlayacak. Büyük bir sanat etkinliğine dönüşecek sergi günleri, sanatçıların canlı performansları ve kültür- sanat panelleri ile taçlanacak. Onlarca etkinliği sanatseverlerle buluşturacak sergi, 18 Aralık’a kadar her gün sanatseverlerin beğenisine sunulacak.

    İKİ ÖNEMLİ FİLM FESTİVALİ!

    Çankaya Belediyesi, aralık ayında iki önemli film festivaline de ev sahipliği yapacak. Sanatseverler ilk olarak bu yıl 27’ncisi düzenlenecek Gezici Festival’le buluşacak. Ankara Sinema Derneği’nin düzenlediği 27. Gezici Festival, 2-14 Aralık tarihleri arasında yılın heyecan uyandıran yerli ve yabancı yapımlarını Dünya Sineması, Kısa İyidir, Türkiye 2022, Çocuk Filmleri gibi klasikleşen bölümlerinin yanı sıra Tehdit Altında, Özgür Dünya, Kadın Öncüler ve Godard: Aşk ve Ölüm Üzerine başlıkları altında üç kentte izleyicilerle buluşturacak. Festival, 2-8 Aralık’ta Ankara’da, 9-11 Aralık’ta Sinop’ta ve 12-14 Aralık’ta Kastamonu’da perdelerini açacak.

    Gezici Festival’in hemen ardından Ankaralılar kısa film günleri ile buluşacak. Bu yıl 6’ncısı gerçekleştirilecek AFSAD Kısa Film Festivali, 16-17-18 Aralık’ta Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi Sabahattin Ali Konferans Salonu’nda izleyicilerle buluşacak. Festivalde, 2 yıl boyunca ortaya konan ve kurmaca, deneysel, canlandırma ve belgesel olmak üzere dört kategoriden düzenlenen büyük yarışmada dereceye giren filmleri sanatseverlerle buluşacak.

    PİRHA/ANKARA

  • Kürt yönetmen Ghobadi’den Türkiyeli sanatçılara çağrı: Sesinizi yükseltin-VİDEO

    Kürt yönetmen Ghobadi’den Türkiyeli sanatçılara çağrı: Sesinizi yükseltin-VİDEO

    PİRHA-Kürt yönetmen Bahman Ghobadi, Türkiyeli sanatçılara, “Şu an desteğiniz sivil protestolarda müthiş bir etki yaratabilir. Eğer İran’daki sanatçılar sizin sesinizi duyarsa kendi insanlarını desteklemek konusunda daha cesur olacaklar” diye seslendi.

    Jîna Mahsa Amini, İran İslam Cumhuriyeti’nin rejimin sözde ‘ahlak polisi’ tarafından başörtüsünü düzgün takmadığı gerekçesiyle başkent Tahran’da 14 Eylül’de işkenceyle gözaltına alındı. Polis karakoluna götürülen Mahsa, aynı gece kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.

    İran’da katliamı protesto gösterileri onlarca kentte 9 gündür devam ediyor.

    İran rejim güçleri tarafından katledilenlerin sayısı çoğalırken, Kürt yönetmen Bahman Ghobadi’den Türkiyeli sanatçılara çağrı geldi. Kürt yönetmen Bahman Ghobadi, Türkiyeli sanatçılara, “Şu an desteğiniz sivil protestolarda müthiş bir etki yaratabilir. Eğer İran’daki sanatçılar sizin sesinizi duyarsa kendi insanlarını desteklemek konusunda daha cesur olacaklar” diye seslendi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Fatma Girik hayatını kaybetti

    Fatma Girik hayatını kaybetti

    PİRHA-Türkiye sinemasının yıldızlarından Fatma Girik, tedavi gördüğü İstanbul’da 79 yaşında yaşamını yitirdi.

    Türkiye sinemasının yıldızlarından Fatma Girik tedavi gördüğü İstanbul’daki hastanede 79 yaşında hayatını kaybetti.

    Şişli Belediye Başkanı Muammer Keskin, Girik’in yaşamını yitirdiğini Twitter hesabından paylaşırken, “Yeşilçam’ın ve Şişlimizin büyük değeri, ilçe başkanlığı yaptığım dönemde birlikte çalışmaktan onur duyduğum eski Şişli Belediye Başkanımız sevgili Fatma Girik’i kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyim” ifadelerini kullandı.

    Muğla’nın Bodrum ilçesinde yaşayan Fatma Girik, yaklaşık altı ay önce tedavi için İstanbul’a gitmişti.

    (HABER MERKEZİ)