Etiket: sinemilli ocağı

  • Sinemilli Ocağı’ndan Hüseyin Soysüren için Hakk’a Uğurlama Erkanı yürütüldü!-VİDEO

    Sinemilli Ocağı’ndan Hüseyin Soysüren için Hakk’a Uğurlama Erkanı yürütüldü!-VİDEO

    PİRHA- Hakk’a yürüyen Sinemilli Ocağı’ndan Hüseyin Soysüren için Hakk’a Uğurlama Erkanı yürütüldü.

    Ziyaret için gittiği İngiltere’den dönerken havaalanında kalp krizi geçirip Hakk’a yürüyen Sinemilli Ocağı’ndan Hüseyin Soysüren için Mersin Cemevi’nde Hakk’a Uğurlama Erkanı yürütüldü.

    Mersin Cemevi Başkanı Seyit Sabun Ocağı Piri Hasan Kılavuz tarafından yürütülen erkanda, Süleyman Deprem ve Ayhan Danyeli nefesler okudu.

    Rızalık alınan Hüseyin Soysüren doğduğu Kantarma’ya uğurlandı.

    PİRHA/MERSİN

  • Sinemilli Ocağı’ndan Hüseyin Soysüren Hakk’a yürüdü!

    Sinemilli Ocağı’ndan Hüseyin Soysüren Hakk’a yürüdü!

    PİRHA- Sinemilli Ocağı’ndan Hüseyin Soysüren geçirdiği kalp krizi sonrası Hakk’a yürüdü.

    Sinemilli Ocağı’ndan Hüseyin Soysüren ziyaret için gitti İngiltere’den dönerken havaalanında kalp krizi geçirdi. İlk müdahale havalanında yapılırken, yapılan müdahale Hüseyin Soysüren’in yaşama tutunmasına yetmedi.

    Hakk’a yürüyen Hüseyin Soysüren için Mersin Cemevi’nde 7 Haziran’da Hakk’a Uğurlama Erkanı yürütülecek. Daha sonra doğduğu Kantarma’ya uğurlanacak Hüseyin Soysüren burada toprağa sırlanacak.

    PİRHA/MERSİN

    Hüseyin Soysüre’in ajansımıza vermiş olduğu görüşler:

    >Mersin Cemevi İnanç Kurulu: 2026, eşitlikçi ve barışçıl bir toplumun inşa yılı olmalı

    >10 Aralık mitingine çağrı: Alevilerin mücadelesi karşılıksız bırakılmamalı

    >Hüseyin Soysüren Dede: Ser verip sır vermeyenler maaşı kabul etmez

    >Cevahir Soysüren Ana: Xızır’ın aşkıyla inancımızı sürdürüyoruz

     

     

  • Pir Mehmet Yüksel deyişlerle doğduğu topraklara uğurlandı-VİDEO

    Pir Mehmet Yüksel deyişlerle doğduğu topraklara uğurlandı-VİDEO

    PİRHA- 26 Ocak’ta Hakk’a yürüyen Sinemilli Ocağı pirlerinden Pir Mehmet Yüksel İngiltere’de Hakk’a uğurlandı. Pir Yüksel Elbistan’ın Kantarma köyünde toprağa sırlanacak.

    Sinemilli Ocağı pirlerinden Pir Mehmet Yüksel 26 Ocak 2026’da İngiltere’in Sheffield kentinde tedavi gördüğü hastanede Hakk’a yürümüştü.

    Pir Yüksel için Sheffield Alevi Kültür Merkezi’nde Hakk’a Uğurlama Erkanı yürütüldü. Erkana Pir Yüksel’in ailesi, BAF Eşit Başkanı Dilek İncedal, BAF önceki dönem başkanı İsrafil ErbilAligül Özbek, İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi yöneticileri , Alxas- Kom yöneticileri, Tilkililer Toplum Merkezi yöneticileri, Doncaster Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi yöneticileri ile çok sayıda kişi katıldı.

    Erkanı  Yadigar Aslan Ana yürüttü.

    Ardından erkana katılanlar kısa birer konuşma yaptı.

    ” BİR ÇOK İNSANIN HAYATINA DOKUNDU”

    PİR Yüksel’in kızı Tayra Yüksel , yaptığı konuşmada hem babasına duyduğu derin sevgiyi hem de yaşadığı acının ağırlığını dile getirdi. Yüksel, “Onun bu yolu layıkıyla yürüdüğünü, onu uğurlamaya gelen bu kalabalığın gözlerinde görüyorum” dedi.

    Tayra Yüksel, babasını yalnızca bir pir olarak değil, her şeyden önce bir baba olarak uğurladığını belirtti.

    Yüksel, onun pek çok insanın hayatına dokunduğunu ve geride büyük bir iz bıraktığını vurguladı.

    Babasının seçtiği yaşamı ve insanlara adanmışlığını yıllar önce kabul ettiğini belirten Yüksel, “Hayatın, insanın ve yolun bir bedeli olduğunu biliyorum. Babam bu yolu layıkıyla yürüdü. Bunu, ona veda etmek için gelen bu kalabalığın gözlerinde görüyorum” ifadelerini kullandı.

    Yüksel’in konuşmasının ardından aile yakınları ve kurum temsilcileri de kısa birer konuşma yaptı.

    Konuşmaların ardından Umut Özkan, İsmail Eren ve Dost Ali deyişler seslendirdi.

    Hakk’a uğurlama erkanının ardından Pir Yüksel’in cenazesi  doğduğu Elbistan Kantarma köyüne uğurlandı. Pir Yüksel,  annesi Hatice  Yüksel’in yanında toprağa sırlanacak.

    Elif TABAK Pirha-LONDRA

  • FEDA’dan Pir Mehmet Yüksel için açıklama: Bir hakikat savunucunu yitirdik

    FEDA’dan Pir Mehmet Yüksel için açıklama: Bir hakikat savunucunu yitirdik

    PİRHA-  Sinemilli Ocağı pirlerinden Pir Mehmet Yüksel, İngiltere’nin Sheffield kentinde tedavi gördüğü hastanede 26 Ocak 2026 tarihinde Hakk’a yürüdü. FEDA Pir Mehmet Yüksel için yaptığı açıklamada Yüksel’in Hakk’a yürümesinin Alevi halkı ve demokrasi güçleri için derin bir kayıp olduğu ifade edildi.

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Hakk’a yürüyen Pir Mehmet Yüksel için taziye mesajı yayınladı.

    ‘YAŞAMI BOYUNCA HAKİKAT VE ÖZGÜRLÜK YOLCUSU OLDU’

    Pir Yüksel’in Alevi inancının kadim yolunu, eşitlik, adalet ve özgürlük mücadelesini yaşamı boyunca onurla taşıdığı belirtilen açıklamada devamla şu ifadelere yer verildi:

    “Sinemilli Ocağı pirlerinden Pir Mehmet Yüksel, İngiltere’nin Sheffield kentinde tedavi gördüğü hastanede 26 Ocak 2026 tarihinde Hakk’a yürüdü. Pir Mehmet Yüksel’in Hakk’a yürümesi, yalnızca ailesi ve yakınları için değil, Alevi halkı ve demokrasi güçleri için derin bir kayıptır.1966 yılında Elbistan’ın Kantarma köyünde dünyaya gelen Pir Mehmet Yüksel, Mehmet Mustafa’nın oğlu; özgürlük mücadelesinde abisini yitirmiş, bedel ödemiş bir ailenin evladıydı. Yaşamı boyunca bu tarihsel mirasın sorumluluğunu taşıyarak, inancını ve kimliğini mücadeleyle büyüten bir yol eri oldu.”

    Pir Yüksel’in gazetecilik yönüne de değinilen açıklamada, “Pir Mehmet Yüksel, Zülfikar Dergisi’nin sahibi ve yazı işleri sorumlusu olarak Alevi hakikatinin kalemle savunulmasında önemli bir rol üstlendi. Ardından İMC TV’de, sonrasında TV10’da çalıştı. Hazırladığı programlarla Alevi inancını, halkların eşitliğini, kadın özgürlüğünü ve toplumsal adaleti ekranlara taşıdı. Aynı zamanda Britanya Alevi Federasyonu İnanç Kurulu’nda görev alarak, Aleviliğin diasporada örgütlü ve güçlü biçimde var olması için emek verdi” ifadelerine yer verildi.

    ‘ALEVİLİĞİ DİRENİŞ VE ÖZGÜRLÜK ÖĞRETİSİ OLARAK SAVUNDU’

    Açıklamada Pir Mehmet Yüksel’in, yalnızca bir inanç önderi değil,  devletçi inkâra, asimilasyona ve sömürü düzenine karşı duran, mazlumdan yana saf tutan bir hakikat savunucusu olduğu belirtildi.

    Açıklada Pir Yüksel’in Aleviliği folklora hapseden anlayışlara karşı, Aleviliğin bir direniş ve özgürlük öğretisi olduğunu her koşulda savunan , Yol erkânını, toplumsal mücadeleden koparmadan ele alan duruşunun, bugün de yol göstermeye devam edeceği ifade edildi.

    Demokratik Alevi Federasyonu, Pir Mehmet Yüksel’in Hakk’a yürümesinin yarattığı büyük acıyı paylaştığını belirterek, başta ailesi olmak üzere yol arkadaşlarına ve tüm Alevi halkına başsağlığı diledi.

    HABER MERKEZİ

  • Alevilerden Hakk’a yürüyen Pir Mehmet Yüksel için taziye mesajları

    Alevilerden Hakk’a yürüyen Pir Mehmet Yüksel için taziye mesajları

    PİRHA-  Sinemilli Ocağı pirlerinden  Pir Mehmet Yüksel Hakk’a yürüdü.

    İngiltere’in Sheffield kentinde tedavi gördüğü hastenede  Hakk’a yürüyen Pir Yüksel Sheffield Alevi Kültür Merkezi’nde yürütülecek Hakk’a Uğurlama Erkanı’ndan sonra doğduğu Elbistan Kantarma köyünde annesi Hatice  Yüksel’in yanında sırlanacak.

    5 Ocak 1966 yılında dünyaya gelen Pir Mehmet Yüksel gazetecilik mezunuydu. TV 10 , İMC gibi kanallarda çalıştı, Zülfikar dergisinin yazı işleri sorumluluğunu yaptı. BAF İnanç Kurul’nda da yer alan Mehmet Yüksel,bir süredir tedavi görüyordu.

    Pir Mehmet Yüksel için taziye mesajları da yayınlandı.

    Britanya Alevi Federasyonu tarafından yayınlanan mesajda şunlar belirtildi.

    “Alevi yolunun kıymetli emekçilerinden, yol önderimiz Sinemilli Ocağı Pirlerinden Pir Mehmet Yüksel Dedemiz, Hak ile Hak oldu.

    Canlara hizmeti, yol erkânına bağlılığı ve duruşuyla bulunduğumuz her yerde iz bırakan bir yol ereniydi.

    Öğretisi yolumuzu aydınlatmaya devam edecek.

    Işığı daim olsun, onu çok özleyeceğiz.

    Devri daim olsun.”

    Üryan Hızır Ocağı’ndan Pir Veli Büyükşahin taziye mesajında şunları dile getirdi:

    “Sinemilli Ocağı Pirlerinden, değerli dostum Mehmet Yüksel dede Hakk ile Hak oldu. İyi ki seni tanıdım. Yolumuza, Erkanımıza ve toplumsal mücadeleye verdiğin tüm emekler için Hakk senden razı olsun.Devrin daim olsun sevgili dost”

    Can TV programcısı Elif Tabak Pir Mehmet Yüksel için kaleme aldığı taziye mesajında şunları belirtti:

    “Saygıdeğer pirim Pir Mehmet Yüksel, aşk olsun sana pirim. Biz ne çok şanslıydık ki senin gibi ocakta pişmiş ve olgunlaşmış bir yol önderiyle yolumuz kesişti. Bu kesişen yolda bizler sizden çok şey öğrendik. Hastalığınız sürecinde bizlere öyle dersler verdiniz ki hiçbir üniversite kürsüsünde alınamayacak kadar kıymetli derslerdi.

    Yokluğunuz, özellikle diasporada yaşayan Alevi toplumu için büyük bir kayıp olacak. Aynı zamanda Sultan Sinemilli Ocağı’nda yetişen ender bir yol erini kaybetmek, Kantarma özelinde yeri doldurulamayacak bir kayıptır. Siz bir yol önderisiniz.

    Bizler sizi çok incittik Dedem, Hak sizi incitmesin.”

    Gazeteci Şükrü Yıldız taziye mesajında şu ifadelere yer verdi:

    “Sevgili Mehmet Yüksel Dedem, İngiltere’de hakka yürüdüğünü derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyorum. Senle birlikte emek verdiğimiz değerleri ve TV10 ile taçlandırdığımız günlerdeki fedakarlıklarını unutmayacağız. Seni tanımaktan, seninle birlikte yol yürümekten büyük bir onur duyuyorum.

    Sen ki; Alevi yolunun hakikatini, eşitliği, adaleti ve mazlumdan yana durmayı savundun. Zalime karşı sözünü esirgemeden, mazlumun yanında dimdik durarak, yolun onurunu taşıdın. İnancımıza, kültürümüze ve değerlerimize sahip çıkmayı bizlere miras bıraktın.

    Sevgili Dedem, şimdi Hak ile Hak oldun. Devrin daim, ruhun şad, menzilin pak olsun. İkrar verdiğin erenler, pirler, evliyalar ve Sinemilli Ocağı yoldaşın olsun. Hoşçakal piro…“

    Araştırmacı yazar Ali Köylüce ise  mütevazi, aydın bir ocak evladını zamansız kaybettiklerini belirterek şunları yazdı:

    “Sinemilli Ocak Evlatlarından, Mehmet Yüksel dede ile TV10 ve Zülfikar Dergi/Gazetesinin türkiyede yayınından itibarem tanıṣmıṣtık.

    Hem bölgemizin bir Ocak (Sinemilli) evladı olması, hemde sanatçı aydın kimliĝi ile basın yayın hizmetinden, yol erkan hizmetine kadar bir çok alanda Alevi Hak mücadelesine hizmet ve katkıda bulundu.

    Ingilterede, yaṣarken , uzun süredir mücadele ettiĝi , Amansız bir hastalıkdan, Zamansız kaybetmekten dolayı üzgümüm.

    Devri daim, mekanı gönüller olsun.

    Ailesi sevenleri ve tüm Sinemilli Ocak evladı ve taliplerine baṣsaĝlıĝı ve sabırlar diliyorum.”

    Sanatçı Ali Matur ise Pir Yüksel için şunları yazdı:

    “O mütevazılığı,Engin kişiliği,Yola bağlılığı ve Yurtseverliği ile örnek bir Ocak evladı idi.gidişin çok erken oldu Can Piro Onurlu duruşun,mütevazılığın ve Nur Cemal’inle hep gönüllerimizde kalacaksın.Devrin asan tez gelişin ihsan ola Pirom.”

    Şenay Malkoç Ana da pir Yüksel için , “Sinemilli Ocağının Evladı Mehmet Yüksel Dede

    Devrin Daim olsun Mekânın Sırrı Hakikat olsun.Aşk ile” mesajını paylaştı.

    Gazeteci Nilgün Mete , “Güle güle Mehmet Yüksel dede .Yakından tanımıştım. Güzel insandı. O kadar üzgünüm ki.“ diyerek üzüntülerini paylaştı.

    HABER MERKEZİ

     

     

     

  • Sinemilli Ocağı Mürşidi Ağuçan Piri Abuzer Erdoğan’ın Hakk’a Uğurlama Erkanı yürütüldü-VİDEO

    Sinemilli Ocağı Mürşidi Ağuçan Piri Abuzer Erdoğan’ın Hakk’a Uğurlama Erkanı yürütüldü-VİDEO

    PİRHA- Hakk’a yürüyen Sinemilli Ocağı Mürşidi Ağuçan Piri Abuzer Erdoğan’ın Hakk’a Uğurlama Erkanı yürütüldü.

    Maraş’ın Elbistan ilçesine bağlı Kantarma köyünden Sinemilli Ocağı Mürşidi Ağuçan Piri Abuzer Erdoğan Hakk’a yürüdü. Mersin Cemevi’nde yürütülen Hakk’a Uğurlama Erkanını Mersin Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Erdoğan Sevin Dede yürüttü.

    Sinemilli Ocağı Mürşidi Ağuçan Piri Abuzer Erdoğan, Çarşamba günü Kantarma’da toprağa sırlanacak.

    PİRHA/MERSİN

  • Sinemilli Ocağı Pirlerinden Abuzer Erdoğan Hakk’a yürüdü

    Sinemilli Ocağı Pirlerinden Abuzer Erdoğan Hakk’a yürüdü

    PİRHA- Maraş’ın Elbistan ilçesine bağlı Kantarma köyünden Sinemilli Ocağı Pirlerinden Abuzer Erdoğan Hakk’a yürüdü.

    Mersin Cemevi’nde yürütülecek Hakk’a Uğurlama Erkanı sonrası Çarşamba günü köyünde toprağa sırlanacak.

    PİRHA/MERSİN

  • Deprem: Maraş Katliamı Alevileri yok etme projesidir-VİDEO

    Deprem: Maraş Katliamı Alevileri yok etme projesidir-VİDEO

    PİRHA- Maraş’ta 45 yıl önce faşistlerin Alevi katliamına dair konuşan Sinemilli Ocağı pirlerinden Süleyman Deprem, “Maraş Katliamı tamamen Türk İslam sentezi ve İttihat Terakki politikasının sistemli olarak Alevilere dayatılan bir yok etme projesidir” dedi.

    Maraş Katliamı’nın üzerinden 45 yıl geçti. 19 Aralık ile 26 Aralık 1978 tarihleri arasında, sadece bir hafta içerisinde resmi verilere göre 111, resmi olmayan beyanlara göre ise 500’ün üzerinde insan yaşamını yitirdi, yüzlerce insan yaralandı, 210 ev ve 70 iş yeri tahrip edildi. Öncesinde ve sonrasında yaşanan katliamlar gibi Maraş Katliamı’nda da ne adalet sağlandı ne de yüzleşme yaşandı.

    Sinemilli Ocağı pirlerinden Süleyman Deprem, Maraş Katliamı’na dair PİRHA’ya konuştu.

    “MARAŞ KATLİAMI BİR JENOSİT PROJESİDİR”

    Maraş Katliamı’nın sıradan 2 ayrı inançtan ya da dinden toplumun çatışması ya da sağcıların solcuların çatışması gibi basit bir olay olmadığını belirten Süleyman Deprem, “Maraş tamamen Türk İslam sentezi ve İttihat Terakki politikasının Selçukludan Osmanlı’dan bu yana sistemli olarak dayatılan bir yok etme jenosit(soykırım) projesidir” dedi.

    Maraş’ı tek başına değerlendirmenin sistemi tahlil etmekte yetersiz kalacağını vurgulayan Deprem, “Maraş 1978 döneminde olduğu gibi Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kuruluşundan bugüne devlet olarak kendini zorda görmeye başladığı süreçte bir darbe hazırlığı ile tekrar kendi gücünü darbelerle güçlü kılmaya çalışarak günümüze kadar böyle gelmektedir” dedi.

    “ALEVİ KÜRTLERİN EKONOMİDE SÖZ SAHİBİ OLMALARINDAN SİSTEM RAHATSIZ OLMUŞTU”

    Deprem, “Özellikle Maraş Pazarcık ovasındaki pamuk tarlaları ve oradaki iktisadi gelişmede Alevi Kürtlerin tümden neredeyse Maraş’ta söz sahibi olma konumuna gelmelerinden, Maraş gibi bir bölgede Alevi Kürtlerin ekonomik olarak söz sahibi olmasından sistem rahatsız oldu” ifadelerini kullandı.

    Kürtleri ve Alevileri yok sayan zihniyet üzerine bir cumhuriyetin kurulduğunu vurgulayan Deprem, şunları kaydetti:

    “Kürtlerin ve Alevilerin bu süreçte bu derece gelişkin bir görünüm sergilemeleri derin devlet yapısını rahatsız etmişti. Bu rahatsızlık bir darbe hazırlığı gerektiriyordu ve bu gereklilik üzerine bu iş önceden örgütlendi. MHP’nin o zaman ki senatörü Hilmi Soydan Elbistan’da devrimci bir militan tarafından öldürülmüştü. Cenazesini kaldıracak sadece 40-50 tane adam vardı çevresinde. Oysa sıradan bir MHP’li kavgada ölecek, MHP orada 40 kişiyle cenazesini kaldıracak, bu mümkün değil.”

    “ORDU DEVREYE SOKULMADI”

    Maraş’ta saldırılar başladığında halka destek olmak için Maraş’a gitmek istediğini ancak gidemediğini belirten Süleyman Deprem, Maraş’a gitmek istedik. Orada bir katliam uygulanıyor, bir saldırı var. İlk iş devlet tarafından Elbistan’ın, Afşin’in, Pazarcık’ın, Andırın, Göksu’nun çıkışları Maraş’ın ise giriş ve çıkışları kapatıldı. Maraş’ta silahlı MHP’li faşistlerle Alevi Kürtleri baş başa bırakıldı. Ordu devreye sokulmadı” dedi.

    “BÜTÜN KATLİAMLARDA CHP’NİN İKTİDARDA OLMASI OLDUKÇA İLGİNÇ”

    Bütün Alevi katliamlarının CHP iktidarına denk gelmesinin ilginç olduğuna dikkat çeken Deprem, “Her ne hikmetse Türk İslam sentezinin İttihat ve Terakki temel bir projesi olduğu için CHP masum değildir, kendini aklamak zorundadır. Sosyal demokrat geçiniyorsa Dersim’le yüzleşmek kendi deyimleriyle helalleşmek zorundadırlar” diye konuştu.

    “TÜRK VATANDAŞI BİLE BU ÜLKEDE MÜLTECİ KONUMUNDA”

    Ülkede farklı toplumsal kesimlerin söz sahibi olmadığını vurgulayan Deprem, şöyle devam etti:

    “Bunları sorgulamak bir insan olmanın demokrat olmanın gereğidir. Zulümden soykırımdan geçmiş bir Alevi bir Kürt olarak ben bunları soruyorum. Bu ülkede niye askerlik yapıyorum, ben bu ülkede niye vergi veriyorum, ben bu ülkenin nesiyim? Kendi ülkemde bırak Kürtlüğü bırak Aleviliği Türk vatandaşı bile şu anda kendi ülkelerinde mülteci konumunda.

    “MAZLUM DİRENMESİNİ BECEREMİYOR”

    Seni öldürenler milletvekili oldu, seni yakanlar bakan oldu ve bu devleti yönetiyorlar. Ama sen hala bunun için direnme, örgütlenme, birleşme, birlikte hareketten yoksunsun. Sen dönüp özünü yoklayacaksın. Sorun şu anda katil katilliğini yapıyor, zalim zulmünü uyguluyor ama mazlum direnmesini beceremiyor. Sorun mazlumun direnme birleşme, dayanışma sorunudur”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

  • Kantarma Pirlerinden Mustafa Deprem’in Hakk’a yürüyüşünün 6. yılı

    Kantarma Pirlerinden Mustafa Deprem’in Hakk’a yürüyüşünün 6. yılı

    PİRHA- Kantarma pirlerinden Mustafa Deprem’in bugün Hakk’a yürüyüşünün 6’ıncı yılı.

    Pankreas kanseri nedeniyle  10 Kasım 2017’de Hakka yürüyen Kantarma pirlerinden Mustafa Deprem’in bugün aramızdan ayrılışının 6’ıncı yıldönümü.

    Deprem, son  olarak TV10’da hazırlayıp sunduğu “Yol Erkân” programında tarihten günümüze Alevi inancı ve toplumuna dair konular ele alıyordu.

    Türkiye Sosyalist İşçi Partisi (TSİP) ve TÖB-DER’de mücadele yürüten Deprem, uzun yıllar Almanya’nın Köln kentinde yaşıyordu. Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Pirler Kurulu’nda yer alan Mustafa Deprem, Maraş Girişimi bünyesinde de çalışmalar yürütüyordu. Deprem, sağlık durumundan dolayı çalışmalarına ara vermek zorunda kalmıştı.

    MUSTAFA DEPREM KİMDİR?

    70’lerin başından itibaren Türkiye Sosyalist İşçi Partisi (TSİP) ile başlayan siyasi mücadelesini bunun yanı sıra meslek örgütü olan dönemin etkin sendika hareketi TÖB-DER’de de yönetici olarak sürdürdü. 1970’ler ve 80’ler aynı zamanda mahkeme, yargı ve hapis hayatıyla da tanışma dönemi oldu. Özellikle 1980 Askeri Cunta döneminde, bütün diğer devrimci ve ilericilerle birlikte çok yoğun ve uzun süreli işkence ve hapis cezalarına çarptırıldı. 90’lı yıllardan itibaren Almanya’da siyasi mülteci olarak yaşamını sürdüren Mustafa Deprem Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Pirler Kurulu’nda ve Maraş Girişimi bünyesinde çalışmalar yürüttü. 2012’den itibaren ise TV10 televizyonunda “Yol Erkân” programını hazırlayıp sundu.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Okula imam atanması asimilasyondur; aileler tavır göstermeli’-VİDEO

    ‘Okula imam atanması asimilasyondur; aileler tavır göstermeli’-VİDEO

    PİRHA-AKP’nin okullara imam atamasına tepki gösteren Sinemilli Ocağı pirlerinden Süleyman Deprem, “İnanç bireyin kendi özgür iradesiyle belirlediği bir yaşam biçimidir. Bu devletin kuralına sığdırılamaz” dedi. “Ben Aleviyim benim çocuğum Alevi kültürü ile yetişmek durumundadır” diyen Deprem, okullara imam atanmasının asimilasyon politikası olduğunu kaydetti. 

    AKP iktidarında eğitim politikaları, büyük oranda dini eğitim ve ‘tek din-mezhep’ öncelenerek oluşturuldu. Öğrencilerin ve velilerin tercihlerini görmezden gelen eğitim politikaları nedeniyle dini eğitimin ağırlığı, hemen her yıl katlanarak arttı.

    Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından imzalanan, ‘Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi (ÇEDES)’ kapsamında okullara ‘manevi danışmanlık’ hizmeti adı altında imam, müezzin, vaiz, din hizmetleri uzmanı atanıyor. İlk olarak Eskişehir ve İzmir’de okullara atamalar yapılırken, proje kapsamında tüm illere buna benzer atamaların yapılması planlanıyor.

    Projeye eğitimciler, veliler ve demokratik kamuoyu tepki gösteriyor. Sinemilli Ocağı pirlerinden Süleyman Deprem okullara imam atanmasını PİRHA’ya değerlendirdi.

    Dinine, diline, ırkına, mezhebine bakmadan insana insan gözüyle bakan tek felsefenin Alevilik olduğunu ifade eden Deprem,”Kindar ve dindar bir Müslüman nesil yetiştirmeyi slogan edinmiş, Ebussuut’un fetvalarını esas alarak örgütlenmeyi esas alan bir yapı, bu konuda hiçbir eleştiri dahi kabul etmemektedir” dedi.

    “ALEVİLİĞİ KÜLTÜR BAKANLIĞI’NA HAPSEDEMEZSİNİZ

    Deprem, “Dinde inanç bireyin kendi özgür iradesiyle belirlediği bir yaşam biçimidir. Sen bunu devletin bir kuralına sığdıramaz, Aleviliği özellikle Kültür Bakanlığı’na hapsedemezsin” dedi.

    “Ben Aleviyim benim çocuğum Alevi kültürü ile yetişmek durumundadır” diyen Deprem, ”Vatandaş olarak benim talebim okullarda Alevi çocuklara Aleviliğin öğretilmesidir. Herkesin kendi toplumsal inançsal kültür değerleri açısından orada eğitim görmesi… O olmuyorsa da laiklik temelinde okula herhangi bir dini veya inancın ilkelerini dayatmak bir zulümdür, yok etme, bir imha ve inkâr, asimilasyon hareketidir” diye ifade etti.

    “ÇOCUKLARIMIZIN KENDİ İNANÇSAL DEĞERLERİMİZ ÜZERİNDEN BÜYÜMESİNİ İSTİYORUZ”

    “Ailelerin çok iyi düşünmesi ve çok iyi bir tavır sergilemesi gerekmektedir. Biz çocuklarımızın kendi toplumsal inançsal değerlerimiz üzerinden büyümesini istiyoruz. Bir başkalarının çocuklarımıza zorla başka inanç, başka bir anlayış öğretmelerini istemiyoruz. Alevilerin topluca hareket etmesi zorunluluktur” diyen Deprem, “Bu zorunluluk içerisinde gerekirse biz çocuklarımıza kendimiz eğitim veririz. Din eğitimi için okula göndermeyiz, bunu kabul etmiyoruz” ifadesini kullandı.

    “CEMEVLERİMİZDE ÇOCUKLARIMIZA İNANÇSAL EĞİTİMİ KENDİMİZ VEREBİLİRİZ”

    Cemevlerinde eğitim verilebileceğini belirten Sinemilli Ocağı pirlerinden Süleyman Deprem, şöyle devam etti:

    “Cemevlerinde eğitimimizi veririz. Hatta bugün eğitim adına ucube bir sistem gelişmiş, çocuklar bilimden uzak eğitilmiyorlar kendi haline bırakılmış durumda. O anlamıyla şu anda bir cemevlerimizde eğitim okulları açabiliriz. Buna hakkımızda var, gücümüz de var, yeteneğimiz de var. Bunu çok iyi değerlendirmemiz lazım. Demokratik kurumlarla, sendikalarla dayanışma içerisinde olmalıyız. Bir dönem cezaevinde tutuklulara hükümlülere imam gönderdiler. Biz de o zaman cezaevindeki Alevilere her hafta bir dede gitmesini sağlayacağız, deyip onu ileri sürdüğümüzde, bu olay sönümlendi. Alternatifini ortaya  koymak zorundayız.Bu anlamda görev bize düşüyor.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

    İLGİLİ HABERLER:
    > Veli-Der Şube Başkanı Aydın: Okullara imam atanmasına güçlü şekilde karşı koymalıyız-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması bilimsel, laik eğitimi ortadan kaldırır’-VİDEO
    > ‘Dincilik giderek kurumsallaşıyor, itirazları yükseltmek lazım’-VİDEO
    > ‘İmamlar camilere dönsün, okulların psikolojik danışmana ihtiyacı var’- VİDEO
    > ‘Hükümetin temel hedefi adım adım şeriata gitmek’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına karşı mitingler yapacağız, hukuki süreç başlatacağız’-VİDEO
    > ‘Laiklik adına okullara imam atanmasına karşı ortak bir mücadele verilmeli!’
    > ‘Okullara imam atanması herkesi Türk ve Müslüman yapma projesidir’-VİDEO
    > ‘Eğitimin görevi inanç aşılamak değil, çocuklarınızı imamlara teslim etmeyin’- VİDEO
    > ‘Şeriatı getiriyorlar, Türkiye’de ciddi şekilde laiklik kavgası verilmelidir’ -VİDEO
    >‘Okullara imam atanması; siyasetin ilkokula, anaokuluna kadar inmesidir’
    > ‘Türkiye Afganistan’a dönüşüyor, Alevi olmayanlar da bu projeye karşı çıkmalı’- VİDEO
    > ‘Dindar-kindar gençlik yetiştirme projesi, herkesi mücadeleye çağırıyorum’-VİDEO
    > ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefe ve ilkelerinin altına dinamit koymaktır’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasıyla gerici bireyler yetiştirmek amaçlanıyor’- VİDEO
    >‘Okullara imam atanması asimilasyondur, değerleri deforme eder’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması Alevi inancını katleder; çocuklarınıza inancımızı öğretin’-VİDEO

    > ‘Kamusal alan okullar yoluyla dincileştiriliyor; tarikatlar eleman yetiştiriyor’ -VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına, dini eğitime karşı birlikte mücadele edelim’-VİDEO
    > ‘Türk-islam sentezini hayata geçirmek için yapılmış bir asimilasyon politikasıdır’- VİDEO

     

  • Hüseyin Bakır Dede: Bizim orucumuz barış ve adalet içindir-VİDEO

    Hüseyin Bakır Dede: Bizim orucumuz barış ve adalet içindir-VİDEO

    PİRHA- Hüseyin Bakır Dede, Alevi olmanın zulme başkaldırı, zalime, hırsızlığa, haksızlığa karşı gelmek olduğunu söyleyerek, “Alevi inancı orucuyla, semahıyla, ikrarıyla, sözüyle, deyişiyle insan-ı kamil olmaya varmanın yoludur” dedi.

    Muharrem ayı Aleviler için yas ayıdır. Muharrem’de, 680’de Kerbela’da Yezid tarafından katledilen İmam Hüseyin ile 71 kişi için matem orucu tutulur. Bölgeden bölgeye farklılıklar gösterse de özünde yas tutmak, yaşananları unutmamak, tekrar yaşanmasına izin vermemek vardır.

    Mersin Cemevi İnanç Kurulu üyesi Sinemilli Ocağı Dedesi Hüseyin Bakır, matem orucuna dair konuştu.

    Ocak evinde büyüdüğünü ifade eden Bakır, sazla, sözle, muhabbetle büyüdüklerini aktardı. Bakır, matem orucunun son günü aşure yapıldığını ve aşureyle oruçlarını açtıklarını belirtti.

    Alevi inancında eşitliğin öne çıktığını vurgulayan Hüseyin Bakır, pirin rızalık almadan erkanları yürütmediğini hatırlattı.

    “BİZ ADİLSEK, HAKSIZLIĞA KARŞI GELİYORSAK ORUCUMUZU TUTARIZ”

    Hüseyin Bakır Dede, Alevi olmanın canı canla, Hakk’ı Hakk’la görmek olduğunu söyleyerek, “Zulme başkaldırıdır. Zalime, hırsızlığa, haksızlığa karşı gelmektir. Bundan dolayı inancımızın mayasında, sevgi, saygı, barış, adalet vardır. Biz adilsek, haksızlığa karşı geliyorsak orucumuzu tutarız. Alevi inancı orucuyla, semahıyla, ikrarıyla, sözüyle, deyişiyle insan-ı kamil olmaya varmanın yoludur” dedi.

    Alevilikte orucun sadece aç kalmakla açıklanamayacağına dikkat çeken Hüseyin Bakır Dede, “Önemli olan bedenen, ruhen ve manen kendini aç bırakmaktır. Dürüst olmak, yalana sarılmamak, insan hakkı yememek, barış, adalet ve huzuru sağlamak için oruç tutarız” diye konuştu.

    “BARIŞIN OLDUĞU BİR ORTAMDA YAŞAMAK İSTİYORUZ”

    Hüseyin Bakır Dede, son olarak, “İnsanların yaşama, adalet hakkı vardır. Kabul edilmeyen insanların nefsini terbiye etmemesidir. Biz bilim, eğitim, hak, hukuk, adalet ve barışın olduğu bir ortamda yaşamak istiyoruz” ifadelerine yer verdi.

    Diren KESER/MERSİN

     

     

  • Yaşamı Yeniden İnşa Hareketi: İnsanlar yüzünü doğup, büyüdüğü topraklara yönlendirecektir

    Yaşamı Yeniden İnşa Hareketi: İnsanlar yüzünü doğup, büyüdüğü topraklara yönlendirecektir

    PİRHA-Yaşamı Yeniden İnşa Hareketi, köylere dönüş ve ekolojik yaşam çağrısını yinelerken, “Temiz su ve organik gıda ihtiyacı kaçınılmaz olarak insanların yüzünü tekrar doğup büyüdüğü topraklara yönlendiriyor, yönlendirecektir. Umarım düşlerimiz yaşamımız olur” ifadelerini kullandı.

    5 Ekim 2019’da Maraş’ın Elbistan ilçesinin Axtil Köyü Kocapınar mezrasında kadınların öncülüğünde 5000 badem ağacı dikerek başlayan Yaşamı Yeniden İnşa Hareketi, faaliyetlerine ilişkin yazılı bir açıklama yayımlarken, köylere dönüş ve ekolojik yaşama yönelik çağrısını yineledi.

    “İNSAN NEREYE GİDERSE GİTSİN YÜREĞİ HEP BIRAKTIĞI YERDEDİR”

    Yapılan açıklama şu şekilde:

    “Sosyal, siyasal ve ekonomik nedenlerden dolayı 1960’larda başlayan 70 ve 80’lerde hızlanan 90’larda ise doruğa çıkan göçler sayesinde doğup büyüdüğümüz toprakları terk etmek zorunda kaldık. Her ne kadar bazı kesimlerce “İnsanın doğduğu yer değil, doyduğu yer vatanıdır” gibi bir düşünce savunulsa da -hatta yer yer buna uygun bir yaşam pratiği de sergilense- yaşanan gerçeklik hiç de öyle değildir. Çünkü biz biliyoruz ki insan nereye giderse gitsin yüreği hep bıraktığı yerdedir.

    Kaldı ki kişi kendini gittiği yere ait hissetse de -yaşanan kültür şoku ve asimilasyon sayesinde- gün gelecek ait olduğu kimliğe yabancılaşacak ve hiçbir yerde kabul görmeyecektir. Avrupa’dan gelen yöre insanlarının sıklıkla dile getirdikleri “Avrupa’da bize yabancı, memlekette Almancı diyorlar” söylemi bu bağlamda hayli düşündürücüdür.
    2000’li yıllara gelindiğinde bölge köyleri hiçbir yerde rastlanmayan bir yalnızlığa terk edildi. Birkaç yaşlının ayakta tutuğu köyler adeta mezarlığa dönüştü. Ancak son yıllarda Yaşamı Yeniden ve Yerinde İnşa Hareketi’nin “Köylerimizi mezarlığa değil de yaşam alanına çevirelim” çağrısı bölgede karşılık bulmuş ve gelinen aşamada 100 binlerce meyve ağacının toprakla buluşturulması sonucu bölge adeta küllerinden yeniden doğuyor.

    “ALEVİ FELSEFESİNE GÖRE HER CANLININ YAŞAM HAKKI VARDIR”

    Kuşkusuz her yeni doğum sancılı olur. Bölgedeki arazilerin katma değerinin yükselmesi özellikle bölge dışındaki bazı kesimlerin iştahını kabartmış ve gayri ahlaki bir biçimde ata yadigarı arazi ve meralara saldırılar yapılmıştır, yapılmaktadır. Özcesi coğrafyadaki tahribat sadece insan ve değerlerine değil, aynı zamanda doğada yaşayan tüm canlılara uygulanmaktadır. Ve bu tahribat da özellikle Kürt ve Alevi coğrafyasında uygulanmaktadır. Elbette ki bunun sosyal ve siyasal nedenleri bilinmektedir. Ancak bu çevreler bilmeliler ki, Alevi felsefesi bu coğrafyayla bütünleşmiş bazen bir suda bazen bir ağaçta bazen bir taşta kendi ifadesini bulmakta ve doğa var oldukça bu felsefe de varlığını sürdürmeye devam edecektir.

    Zira Alevi felsefesine göre her canlının bir yaşam hakkı ve ruhu vardır. Dolayısıyla ekolojik yaşamın da korunması gerekiyor. Bu bağlamda demografik yapıyı değiştirmeye yönelik HES, maden arama ve bilinçsizce yapılan kazı çalışmalarına karşı duyarlı olmak gerekiyor. Kaldı ki doğa da boşluk kabul etmez. Pazarcığın Terolar köyünde yaşananlar bunun canlı bir örneğidir. Benzer gelişmelerin yaşanmaması için güçlü bir sahiplenme gerekiyor. Başta yöre kurumları olmak üzere bölge ile ilgili kaygıları olan herkesin tez elden gelişmelere karşı duyarlı olması elzemdir.  Birçok insan bunu bölgecilik ya da toprak fetişizmi olarak görebilir. Ancak yaşanan gelişmelerin önü alınmaz ve karşı bir tutum geliştirilmezse, yakın zamanda bunun hem sosyal hem de ekonomik sonuçları olacaktır.

    “KIRAÇ TOPRAKLAR SU İLE BULUŞTURULACAK”

    Coğrafyada yaşanan bu olumsuzluklara rağmen, -yeterli olmasa da- bölge ile ilgili önemli çalışmalar da yapılmaktadır. Özellikle de Yaşamı Yeniden ve Yerinde İnşa Hareketi’nin çalışmaları ve çağrıları gerek yurt dışında gerekse metropolde yaşayan bölge insanının yönünü kadim topraklara çevirmiştir. Bu gelişmelere paralel olarak metropollerdeki konutlara taş çıkaracak yapılar inşa edilmektedir. Bu inşa süreci sadece barınma alanında değil, sosyo-kültürel alanda da yürütülmektedir. Söz konusu Sevdilli köyünde yapılan “Hasan Usta Kültür ve Cem Evi” , Kürecik merkezde yapılan “Kürecik Halk Kütüphanesi”, Yapılı pınar köyünde yakın zamanda inşaatı başlayacak olan “Ali Haki Edna Köy Evi” bunlardan bazılarıdır.

    Diğer yanda kıraç topraklar su ile buluşturularak, modern ve sulu tarıma yönelik önemli adımlar atılmıştır. Gelinen aşamada sadece Alxas köylerinde 50 bini geçkin meyve fidanı toprakla buluşturulmuş, ki, bunun 18 bini Alxasın tarihe tanıklık eden Axtil köyünde dikilmiştir. Bunun yanında badem, alıç, aspir gibi besin değeri yüksek bitkiler yetiştirilerek, ürün çeşitliliğine gidilmiştir. Kuşkusuz yapılacak toprak analizleri sonucunda bu çeşitlilik daha da artacaktır. Söz konusu katma değeri hayli yüksek olan “salep”, “ahududu”, “bibriye”, “lavanta”, “ada çayı” ve “goji berry” bitkisini yetiştirmeye yönelik çalışmaların olduğunu biliyoruz. Benzer çalışmaların Kürecik ve Sinemilli köylerinde de yapılmaktadır. Özellikle Elbistan’ın Nergele köyünde Avrupa ve bölgede yaşayan halkın dayanışması ile on binlerce meyve fidanı toprakla buluşturulmuştur. Festival havasında geçen fidan dikimine hareketimiz imkanları ölçüsünde güç ve destek vermiştir.

    “UZUN BİR ARADAN SONRA MUHABBET CEMİ DÜZENLENDİ”

    Bölgede, Yaşamı Yerinde ve Yenide İnşa Hareketi çalışmalarını sadece ekonomik alanda değil aynı zamanda sosyal ve kültürel alanda da yürütmektedir. Bu bağlamda Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) ile birlikte Maraş’ta 2 günlük bir program gerçekleştirildi. Birinci gün Ate Elif, Hemî Tazı ve Ali Koto’nun mekanları ziyaret edilmiş, ardında Sinemilli Ocağının Kantarma köyünde uzun bir aradan sonra muhabbet cemi düzenlenmiştir.

    Bölgenin su, kanalizasyon, yol, telefon, internet vb. birçok alt yapı sorunu oluğu bilinmektedir. Mevcut sorunlar kişilere ve kurumlara bırakılmayacak kadar ağırdır. Burada resmi kurumların ve yerel yönetimlerin de devreye girmesi gerekir. Bu da ancak sorunlara duyarlı bir toplumla mümkündür. Bu bağlamda Yaşamı Yeniden ve Yerinde İnşa Hareketi bölgede halkla birlikte ilk defa -150 yıldır çözüm bekleyen Axtil’in Serçe kuyusu mezrasının su sorununun giderilmesi için- bir imza kampanyası başlatmış ve toplanan imzalar gerekli mercilere teslim edilmiştir.

    Aynı zamanda sorunu gündeme taşımak için yazılı ve görsel basına bilgi verilmiştir. Görsel basının bizzat bölgeye gelerek, sorunu kamuoyuna taşıması, yerel mercileri harekete geçirmiş ve sorunları giderme konusunda bölge halkına söz vermiştir.

    “HER AĞAÇ KENDİ KÖKÜ ÜZERİNDE YEŞERİR”

    Elbette ki yapılacak çalışmaların hem ekonomik hem de bir insan değeri vardır. Bu da ancak kooperatif, dernek, vakıf benzeri örgütlenmemeden geçer. Bu tür örgütlenmeler hem benzer çalışmaları çoğaltacak hem de kadim inancımız gereği ihtiyaç sahibi kesimlere yardımda bulunacaktır. Zira birçok kesim bırakalım tarla bağ-bahçe sahibi olmaya, köyde bir ev yeri bile yoktur. Söz konusu kooperatif türü örgütlemeler hazine arazilerini satın alarak, ihtiyaç sahiplerine paylaştırabilir.

    Yukarıda dile getirilen arzu ve istekler birçok kişi ve kuruma ütopik gelebilir. Ancak biz biliyoruz ki toprak tohumu kabul etti. Yapılması gereken bu tohumun yöre sanatçıları, yazarları, kanaat önderleri, iş insanları, inanç önderleri ve duyarlı tüm kesimleri tarafından yeşertilip, paylaşılmasıdır. Söz konusu ilgili kesimlerle bölgenin geleceği ile ilgili bir çalıştay düzenlenebilir. Diğer yanda toplumbilimciler de yakın gelecekte köylere tersi bir göçün yaşanacağını ve ekolojik bir yaşamın kaçınılmaz oluğunu belirtiyor. Kaldı ki bölgede yaşanan gelişmeler bu sosyolojik tespitlerimizi doğrulamaktadır. Özellikle de temiz su ve organik gıda ihtiyacı kaçınılmaz olarak insanların yüzünü tekrar doğup büyüdüğü topraklara yönlendiriyor, yönlendirecektir. Umarım düşlerimiz yaşamımız olur. “Her dar la sar koki xa heşın dawı” (Her ağaç kendi kökü üzerinde yeşerir)”

    PİRHA / İSTANBUL

  • Hüseyin Bakır: Atama ile Alevi inancı yürütülemez, bunun adı kayyumdur-VİDEO

    Hüseyin Bakır: Atama ile Alevi inancı yürütülemez, bunun adı kayyumdur-VİDEO

    PİRHA- Sinemilli Ocağı’ndan Hüseyin Bakır, AKP’nin Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde ‘Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ oluşturmasına ilişkin, “Bir inanç devlete bağlı olduğu zaman inanç olmaktan çıkar. Atama ile Alevi inancı yürütülemez. Bunun adı kayyumdur. Bu inanca vurulmuş darbedir. Alevi inanç önderi olarak bu anlayışı reddediyoruz” dedi. 

    AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ‘Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Başkanlığı’ kurulacağını açıklamasına tepkiler gelmeye devam ederken, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonu’nda cemevleri ile ilgili düzenlemelerin de yer aldığı torba kanun teklifinin ilk 8 maddesi kabul edildi. Düzenlemenin Meclis Genel Kurulu’ndan geçmesi durumunda belediyeler imar planlarken, bölgenin şartları ve ihtiyaçlarını göz önüne alarak cemevleri için yer ayıracak. Ayrıca cemevi inşası için kaymakam veya validen de izin alınması gerekecek.

    Sinemilli Ocağı’ndan Hüseyin Bakır, AKP’nin Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde ‘Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ oluşturmasını değerlendirdi.

    Nesimi’nin “Bende sığar iki cihân ben bu cihâna sığmazam, Cevher-i lâmekân benim kevn ü mekâna sığmazam” sözlerini hatırlatan Bakır, Alevi inancının bin yıllardır yaşandığını aktardı.

    Devletin yurttaşa olan görevini yerine getirmesinin doğal bir durum olduğunu belirten Bakır, “Bunu Alevi inancına ve mensuplarına baskı aracına dönüştürmemeli. Alevi inanç önderleri olan dedelerimiz, analarımız, pirlerimiz, mürşitlerimiz aylığa bağlanamaz. Bunu kabul etmiyoruz. Bir inanç devlete bağlı olduğu zaman inanç olmaktan çıkar. Atama ile Alevi inancı yürütülemez. Bunun adı kayyumdur. Bu inanca vurulmuş darbedir. Alevi inanç önderi olarak bu anlayışı ret ediyoruz. Ne bizim inancımızı birileri tayin eder ne de sınır çizebilir” diye konuştu.

    Hüseyin Bakır, Alevi inancının doğayla ve canlıyla rızalık ilişkisiyle bağlı olduğunun altını çizerek, “Biz nasıl ki bütün inançlara saygıyla bakıyorsak, herkesin de bizim inancımıza saygı duymasını ve müdahale etmemesini bekliyoruz” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/MERSİN

     

  • Sinemilli Ocağı’ndan İbrahim Yüksel için Londra’da taziye düzenlendi-VİDEO

    Sinemilli Ocağı’ndan İbrahim Yüksel için Londra’da taziye düzenlendi-VİDEO

    PİRHA-3 Şubat 2022’de Hakk’a yürüyen Sinemilli Ocağı’ndan İbrahim Yüksel için Londra’da taziye düzenlendi. Kardeşi Mehmet Yüksel dede yaptığı konuşmada, “Bir kardeşin yitirilmesi elbette büyük bir acı. Çünkü aynı karından dünyaya geliyorsunuz. Aynı kanda can buluyorsunuz ve hayatınız boyunca belki sığınacağız bir liman oluyor” dedi.

    3 Şubat’ta Hakk’a yürüyen Sinemilli Ocağı’ndan İbrahim Yüksel için İngiltere’nin Londra şehrinde taziye düzenlendi. Alxas Kom’da yapılan taziyeye Tilkililer (Rivan) Alxaslılar, El-kom, Kırkısraklılar, Göksünlüler ve Kürecikliler dernekleri ev sahipliği yaptı.

    Taziyeye araştırmacı yazar Abbas Tan, Britanya Alevi Federasyonu (BAF) eşit başkanları Dilek İncedal ve Müslüm Dalkılıç,  BAF eski başkanı İsrafil Erbil, Enfield Alevi Kültür Merkezi eşit başkanı Hasan Gül, Haringey eski belediye başkanı Aligül Özbek ile yazar Ahmet Güven ve çok sayıda Sinemilli Ocağı talipleri katıldı.

    “BİR KARDEŞİN YİTİRİLMESİ BÜYÜK BİR ACI”

    Taziyede Pir Mehmet Yüksel abisi İbrahim Yüksel’i anlatan kısa bir konuşma yaptı. İbrahim dedeyi herkesin yakinen tanıdığını, Elbistan’da uzun bir süre kalarak, toplumuyla bir arada bir çok şey yaptığını söyleyen Mehmet Yüksel, şöyle konuştu:

    “Elbistan toplumu onu çok seviyordu. Bir kardeşin yitirilmesi elbette büyük bir acı. Çünkü aynı karından dünyaya geliyorsunuz. Aynı kanda can buluyorsunuz ve hayatınız boyunca belki sığınacağız bir liman oluyor. Duygunuzu paylaşacağınız bir sırdaş dost oluyor İbrahim gerçekten öyleydi. Maalesef o kadarmış menzili ömrü. Hak katında rahmet eylesin.”

    TABAK: BİR GÜN ARDINDAN KONUŞACAĞIMI HİÇ TAHMİN ETMİYORDUM

    Pir Mehmet Yüksel daha sonra lokmaların gülbengini verdi. Elif Tabak da kısa bir konuşma yaptı. 2020 yılında Kantarma Köyü’nde çekimlere gittiğinde Mehmet Yüksel’in ailesini ziyaret ettiğini belirten Tabak, “O kutsal topraklara gidip, Yüksel ailesine mihman olmak, eşiğe yüz sürmek ve o an onlarla olmak ne kadar güzel duygular yaşattıysa bugün onları kaybetmek bir o kadar acı veriyor. Hatice Ana ve İbrahim dedenin program için çekimlerini yaparken bir gün onların ardından konuşacağımı hiç tahmin etmiyordum.

    Veyis dedenin kızı sevgili Gülcihan, İbrahim dedenin rahmetli eşiydi. Hatice Ana ve Pir Mehmet Mustafa’nın ne kadar itikatlı olduğunu bilmesine rağmen bir gün Hatice Anayı sınamak ister. İki canlıyken yolda giderler Hatice Ana’ya derki canım ağaçtaki meyveyi istiyor bana koparır mısın? Hatice Ana “kızım biz ocağız, bu ağacın sahibini bulalım rızalığını alalım öyle meyveyi koparabilirim” der. Gülcan diretir “Ben iki canlıyım benim göz hakkım yok mu?” der. Ne yaptıysa da Hatice Anaya o ağaçtaki meyveyi rızalık almadan kopartamaz. Gülcan eşiti İbrahim ile öyle bir sevgileri ve paylaşımcı yaşamları vardı ki bir günlük ömrü varsa İbrahim’in olsun isterdi.

    Gülcihan kızı dünyaya gelmiş çok bitkin eşiti İbrahim onları sabahlara kadar bekler, yavruları uyanıp ağlayınca anneyi uyandırmadan sütünü emmesini sağlar. Bu paylaşımcı hayatları maalesef çok sürmez. Sevgili Gülcihan Hakk’a yürür. Evet canlar, İbrahim dedem Hakk’a yürüyünce dedim ki keşke Hatice Ana ve Sevgili Gülcihan İbrahim dedemi bu kadar sevmeseydiler” ifadelerini kullandı.

    Taziyede gelen lokmalar pay edildi. Ardından İbrahim Yüksel dedenin Tv10 ve Can TV’de katıldığı programlarda hazırlanmış slayt gösteri izlendi.

    Elif TABAK/ LONDRA

    İLGİLİ HABERLER:

    >Sinemilli Ocağı’ndan İbrahim Yüksel Hakk’a uğurlandı-VİDEO

  • Sinemilli Ocağı’ndan İbrahim Yüksel Hakk’a uğurlandı-VİDEO

    Sinemilli Ocağı’ndan İbrahim Yüksel Hakk’a uğurlandı-VİDEO

    PİRHA-Hakk’a yürüyen Sinemilli Ocağı’ndan İbrahim Yüksel, PSAKD İstanbul Ataşehir Şubesi Cemevi’ndeki erkanın ardından, Ümraniye’de bulunan Ihlamurkuyu Mezarlığı’nda toprağa sırlandı.

    İstanbul’da Hakk’a yürüyen Sinemilli Ocağı’ndan İbrahim Yüksel Dede, Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri (PSAKD) Ataşehir Şubesi Cemevi’nde Hakk’a uğurlandı.

    Güvenç Abdal Ocağı’ndan Sefa Öztürk Dede’nin yürüttüğü erkana, Sinemilli Ocağı’ndan Avukat İbrahim Sinemillioğlu ve Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Başkanı Kadriye Doğan’ın yanı sıra çok sayıda kişi katıldı.

    Hakk’a uğurlama erkânının ardından İbrahim Yüksel, Ümraniye’de bulunan Ihlamurkuyu Mezarlığı’nda toprağa sırlandı.

    PİRHA / İSTANBUL

  • Sinemilli Ocağı’ndan İbrahim Yüksel Dede Hakk’a yürüdü

    Sinemilli Ocağı’ndan İbrahim Yüksel Dede Hakk’a yürüdü

    PİRHA-Sinemilli Ocağı’ndan İbrahim Yüksel Dede İstanbul’da Hakk’a yürüdü. İbrahim Yüksel Dede, uzun zamandır hastanede koah ve tüberküloz tedavisi görüyordu.

    Sinemilli Ocağı’ndan Mehmet Mustafa Yüksel Dede’nin oğlu, İbrahim Yüksel Dede İstanbul’da Hakk’a yürüdü.

    Hakk’a yürüyen İbrahim Yüksel Dede, uzun zamandır hastanede koah ve tüberküloz tedavisi görüyordu. İbrahim Yüksel İstanbul’da Hakk’a uğurlanacak.

    İbrahim Yüksel’in annesi Hatice Yüksel’de 13 Ekim’de Hakk’a yürümüştü.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Yurtdışına gitmem için ayağıma kırmızı halı sermedikleri kaldı!’-VİDEO

    ‘Yurtdışına gitmem için ayağıma kırmızı halı sermedikleri kaldı!’-VİDEO

    PİRHA- Sinemilli Ocağı pirlerinden Süleyman Deprem, ‘Ocak sistemini’ günümüzde daha etkin işletebilmek adına “Yeniden inşa hareketi” başlattıklarını söyledi. Deprem, Alevi toplumunun bilinçli bir politika sonucu köylerinden uzaklaştırıldığına dikkat çekerek “Bir toplumun kültürünü yok edeceksen toprağından uzaklaştıracaksın. Bize bu dayatıldı. Bunu değerlendirerek arkadaşlarla birlikte yaşamı yerinde ve yeniden inşa hareketi başlattık.” dedi.

    Sinemilli Ocağı pirlerinden Süleyman Deprem, Alevi toplumuna, bir bütün olarak sürgün politikası dayatıldığına işaret etti. Köylerin zorla boşaltılıp toplumun, köklerinden uzaklaştırıldığını söyleyen Deprem, “Yeniden inşa hareketi” başlattıklarını anlattı.

    Pir Süleyman Deprem, Türkiye’nin “Darbeler ülkesi” olduğunu ifade ederek, özellikle 12 Eylül darbesinden sonra Alevi ve Kürt toplumuna hukuk dışı politikalar yöneltildiğini söyledi. Deprem, “O dönem, sözüm ona demokrasi darbeye rağmen biraz işliyordu, bugün ise hak getire. O günleri atar duruma düştük” diyerek 1980 yılından sonra uygulanan “gizli sürgün politikasını” anlattı.

    Pir Süleyman Deprem, “Alevi ve Kürt toplumu, köy ve şehirlerde taciz edildi, her türlü zor ve zorbalık uygulandı. Ama asıl olan bir sürgün politikasıydı” diyerek şunları anlattı:

    “Toplumların topraklarından uzaklaştırılması asıl önemli konuydu. Bunu önce fark etmedik. Ben gözaltında 26 günlük işkenceden sonra 1982 yılında çıktım ve 32 yaşında niyetim yokken askere gittim. Sonrasında ‘Yaşama şansın yok. Sen de Avrupa’ya git’ dediler. ‘Bu devlet, bu iktidar bana pasaport vermez’ dedim ama gidip bir şansımı denemek istedim. Başvurdum ve tabiri caizse ayağıma kırmızı halı sermedikleri kaldı. Anında pasaportumu hazırladılar.

    Dedim ki ‘Düşmanın sana iyi davranıyorsa ya sende ya da onda bir numara var’. O gün pasaportu yırttım ve gitmedim. ‘Öleceksem ya da kalacaksam burada, ama gideceksem de elimi kolumu sallayarak gezmeye gideceğim’ dedim. ‘Neden?’ diye sordular. Ben de dedim ki ‘Oradaki yaşam riski buradaki ölüm riskinden daha ağır. Orada kişiliğimi kaybederim ama burada hayatımı. Ben kişiliğimi hayatıma tercih ediyorum’ dedim. Ama birçok insanımız, hatta devrimcilikle ilişkisi olmayanlar, bu gerekçelerle gidip bizden de referans istediler. Sonrasında o kişiler, para kazanıp geldiler ama kişiliklerini kaybettiler.

    İkincisi; bir toplumun kültürünü yok edeceksen toprağından uzaklaştıracaksın. Bize bu dayatıldı. Şu anda Kürt Alevi köyleri, özellikle Maraş bölgesinde yazın köylere tatile gelirler ancak kışın o köylerde kimse kalmaz. Bunu değerlendirerek arkadaşlarla birlikte yaşamı yerinde ve yeniden inşa hareketi başlattık. Yaşam derken; kültürel, inançsal, tarımsal, hepsi var. İnsanları tekrar topraklarına dönmeye davet ettik. Ve bu konuda çok güzel gelişmeler oldu.”

    “YAŞAM TOPRAKTADIR”

    Süleyman Deprem, toprağı işleme konusunda alışılmış bir yönetim biçimi olduğunu söyleyerek tüm üretim biçimlerini değiştirme amacı taşıdıklarını anlattı. Yaşamın, toprağı işleyerek daha nitelikli hale gelebileceğine vurgu yapan Deprem, şöyle devam etti:

    “Toprakta sulu ya da susuz hangi ürünler yetişir; sahlepten tutun cevizinden, bademine kadar şu anda herkes harıl harıl bu çalışmaların içerisinde. Sanayi bile ancak toprakla gelişir. Yaşam topraktadır. Alevilik felsefesinin temel anlayışıdır.

    Bizler eskiden 70 kişilik bir aileydik ve hiçbirimizin ne bir emekli ne de çalışan bir maaşı vardı. Ama küçük bir tarlada hiçbir şeye ihtiyaç duymadan seneyi kurtarıyorduk. Toprak yoksa yurt yoktur. Toprak yoksa yaşam yoktur. Toprak yoksa beslenme yoktur. Bu anlamda hiç kimsenin topraklarını asla satmamasını öneriyoruz. İnsanlar, topraklarını yeniden üretime kazandırabilirler. Bizim de bu yönlü bir çabamız var.

    Ürünü işlemek önemli. Çünkü bu işlem çeşitli ticari kurumların himayesinden kurtulmak anlamına gelir. İstedikleri gibi zam yapamazlar. Kooperatifleşerek sen yaparsın sen satarsın. Örneğin domatesi domates olarak satmayacaksın, onu salça yapacaksın.”

    “DIŞARIDAN İNANCA SADECE FİNANSAL DESTEK VEREBİLİRSİN”

    Pir Süleyman Deprem, son olarak ocaklar sisteminin yerinden yönetilip güncellenmesi gerektiğine vurgu yaparak şunları söyledi:

    Yaşam felsefesi olarak Alevi yaşamımız toprağa, suya, havaya, ışığa bağlıdır. Kendi toprağı üzerinde yeşermeyen ağaç kurur. Bugün dışarıda olan bütün Alevi ve Kürtler mülteci konumdadır. Evet Fransa’da Fransız, Almanya’da Alman değilsin. Çünkü mültecisin. Şimdi Avrupa da yeni yeni yasalar çıkarmaya başlıyor. Eğer kendi ülkende malvarlığının var ise vatandaşlığını zora sokuyor.

    Örneğin ben Sinemilli Ocağında bir pirin oğluyum. Sinemilli Ocağını Almanya’dan, Fransa’dan, Amerika’dan örgütleme şansın yok. Sinemilli Ocağı, merkezi olan Kantarma’da örgütlenir. Dışarıdan inanca kültürel ya da finansal destek verebilirsin ama eğer Kantarma’da bu ocağı yeniden güncelleyip oradan ses veremiyorsan geçmiş olsun.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

    Sinemilli Ocağı Mensubu Süleyman Deprem: Hiçbir süreğe 'Alevilik budur' diye dayatılamaz

  • Pir Deprem: Devlet, yarın maaşa bağladığı dedelere cübbe de giydirir!-VİDEO

    Pir Deprem: Devlet, yarın maaşa bağladığı dedelere cübbe de giydirir!-VİDEO

    PİRHA-Pir Süleyman Deprem, iktidarın Alevi politikalarını eleştirdi. Cemevlerinin statüsü ve dedelere verileceği iddia edilen maaş hakkında konuşan Deprem, “Alevilik, bugünkü sömürü sisteminin karşısında bir anlayışa sahiptir. Aleviler asla devletten medet ummamış, rızalık ve komünal yaşam birliği ile kendilerini her dönem finanse etmişlerdir. Eğer bugün iktidardan maaş alacak bir dede var ise ileride onlara cübbe de giydirilecektir” yorumunu yaptı.

    AKP iktidarının, Alevilere yönelik projeleri, tartışmaları da beraberinde getirdi. Alevi kanaat önderleri, bir bütün olarak cemevlerinin ‘Kültür merkezi’ olarak adlandırılacağı iddialarına karşılık sert tepki göstermeye devam ediyor.

    “ALEVİLER HİÇBİR DÖNEMDE DEVLETTEN MEDET UMMADI”

    Sinemilli Ocağı pirlerinden Süleyman Deprem, dedelere verilmesi planlanan maaş konusuna işaret ederek, “Yapılanlar, Ocak Aleviliğini yok etme planıdır” dedi.

    Deprem, Aleviliğin yaşam felsefesi olarak, sömürü sistemlerinin daima karşısında bir anlayışa sahip olduğunu vurgulayarak “Aleviler, hiçbir dönemde ‘devlet’ denilen özel mülkiyetin tahakküm aracına asla müdahil olmamış ve asla ondan medet ummamışlardır” dedi.

    Pir Süleyman Deprem, Alevilerin, rızalık ve komünal yaşam birliği ile kendilerini her dönemde finanse ettiğinin altını çizerek şu aktarımda bulundu:

    “Bu ortak yaşam kültürü, sömürü sisteminin baş düşmanıdır. İktidarını koruyabilmek için devletler, ortak yaşamın ortadan kaldırma gayreti içerisindedir. Böyle olunca hiçbir devlet anlayışı asla Alevilerin özel olarak kendi yapıları ile var olmalarına tahammül edemez. Alevi açılımlarını geçmişte görüp, neye mal olduklarına şahit olduk. Her şeye rağmen ‘Evet’ diyenlerin düştükleri hataları da gördük. Ama biz biliyoruz ki Alevilik hiçbir dönem örgütlü devlet yapısı ile uyuşmaz. Bu söylem düşmanlık anlamında değil…

    Devlet şimdi diyor ki ‘yeni bir Alevi açılımı yapacağım ve cemevlerine ‘Kültür Evi’ diye statü vereceğim’. Önce şöyle düşünelim; kadim Alevi tarihinde dört duvarla belirlenmiş bir cemevi kültürümüz yoktur. Bütün yeryüzü bizim için cem yapacak alandır. Ancak yeni şartlarda tabi tutulduğumuz, özellikle sürgün politikası doğrultusunda kaçmak zorunda kaldığımız kentlerde bir araya gelmek için, eşit yurttaşlık hakkımız olan, ortak ibadet için bir yere ihtiyaç duymuş ve bunun adını ‘Cemevi’ koymuşuz.

    Şimdi sen kalkıp ‘Bu ülkenin %99’u İslam’dır’ dersen, Ermeni, Süryani, Keldani ve Alevileri yok sayarsan o zaman bugünkü açılımın şartlarını değerlendirdiğimizde yine benimle oyun oynuyorsun.”

    “OCAK ALEVİLİĞİNİ YOK ETME PLANI”

    Pir Süleyman Deprem, AKP iktidarının, Aleviliği temelden yok etme çabası içerisinde olduğuna vurgu yaptı. İktidarın, ‘Ocak Sistemi’ne yöneldiğini ifade eden Deprem şunları söyledi:

    “Alevi katliamcısı Ebu Suud’u referans göstererek bir devlet yönetiyor, yaptığın köprü ve diğer inşaların adını katliamcı olan ‘Osman’ ya da ‘Yavuz’ koyup ardından bizlere açılım yapacaklarını söylüyorlar. Ve diyorlar ki ‘dedelere maaş bağlayacağız’.

    Bugün Aleviliğini kaybetmiş ya da Aleviliğini pazara çıkarmış birçok unsur bulursun. Bunların üzerinden gerçek Ocak Aleviliğini yok etme planıdır bu. Bugüne kadar Aleviler, asla pirlerini hiçbir şeye muhtaç etmemişlerdir. Rızalık kenti yaşam kültürü ile pire demişlerdir ki ‘Senin ailenin geçimini biz sağlayacağız. Sen bizim yolumuzu yürüteceksin.’

    Bakın Pirlerimizin ne sarığı ne de cübbesi vardır, sembolik hiçbir şeyleri yoktur ve doğaldırlar. Ama yarın maaşa bağladığı pire bir cübbe giydirecekler. Ve o pire diyecekler ki ‘sen şu kuruma tabii olarak çalışacaksın’ ve o kurum da Diyanet olacaktır.”

    “PİR, DEDE TAYİN EDEN ÖRGÜTLER OLMAMALIDIR”

    Süleyman Deprem, dedeleri maaşa bağlamak ya da cemevlerine statü verme konusundaki belirleyicinin siyasi iktidar olamayacağına vurgu yaptı.

    Deprem, “Alevilik konusunda hiçbir dini temsilcinin, belirleme hakkı ve haddi yoktur. Hıristiyanlara Hıristiyanlığı öğrete biliyor musun? Peygamberiniz de diyor ki ‘Senin dinin sana, benim ki bana’ ama kalkmışsın benim inancım üzerinden talimat veriyor ve beni biryerlere bağlama gayreti gösteriyorsun. Bu ne demokratiktir ne insani ne de ahlaki…Bizlerin kadimden bu yana talip, rehber, pir, mürşit hiyerarşik yapımız vardır. Biz, ocaklarımız bünyesinde örgütleniyoruz. Bizlerin bir inanç kuruluna, ikinci bir Diyanete ihtiyacımız yok. Pir, dede tayin eden örgütler olmamalıdır. Yüzlerce İslami tarikat var, bunların hiçbirisi yasal olarak örgütü değil. Ortadoğu’da da yasal olarak örgütlü bir Alevi tarihine rastlayamazsınız. Bu yasadışılık değil meşruluktur. Yaresanlar, Kakailer, Ehli Hakklar… Irak, İran ve Suriye’deki hangi Alevi camiası yasal olarak örgütlüdür? Öyle bir talepleri de yok. Bizim örgütlülüğümüz kadimden beri ocaklarımızdır” diye konuştu.

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi’nde Hatice Yüksel Ana için taziyeler kabul edildi-VİDEO

    İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi’nde Hatice Yüksel Ana için taziyeler kabul edildi-VİDEO

    PİRHA- Hatice Yüksel Ana, Maraş Elbistan’ bağlı Kantarma köyünde toprağa sırlanırken, İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi’nde taziyeler kabul edildi.

    İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede Hakk’a yürüyen ve 1 Mayıs Mahallesi’nde Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Cemevi’nde Hakk’a uğurlama erkanı yürütülen Sinemilli Ocağı’ndan Mehmet Mustafa Yüksel Dede’nin eşi, Mehmet Yüksel dedenin annesi Hatice Yüksel Ana yakılan ağıtlarla Elbistan Kantarma’da toprağa sırlandı.

    Bugün ise, İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi’nde Sinemilli Ocağın’da Hatice Ana’nın sürgündeki oğlu Mehmet Yüksel Dede taziyeleri kabul etti.

    Elif TABAK/İNGİLTERE

    İLGİLİ HABERLER

    Mehmet Yüksel dedenin annesi Hatice Yüksel Ana Hakk’a yürüdü-VİDEO

    Hatice Yüksel Ana Kantarma Köyü’ne uğurlandı -VİDEO

  • Hatice Yüksel Ana Kantarma Köyü’ne uğurlandı -VİDEO

    Hatice Yüksel Ana Kantarma Köyü’ne uğurlandı -VİDEO

    PİRHA-İstanbul’da dün Hakk’a yürüyen Sinemilli Ocağı’ndan Hatice Yüksel Ana, bugün 1 Mayıs Mahallesi’nde Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Cemevi’nde yapılan Hakk’a yürüme erkanından sonra toprağa sırlanmak üzere Elbistan’ın Kantarma Köyü’ne uğurlandı. 

    Sinemilli Ocağı’ndan Mehmet Mustafa Yüksel Dede’nin eşi, Mehmet Yüksel dedenin annesi Hatice Yüksel Ana İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede dün Hakk’a yürüdü.

    Hatice Yüksel Ana bugün 1 Mayıs Mahallesi’nde Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Cemevi’nde Hakk’a uğurlandı. Hakk’a uğurlama erkanını Sefa Öztürk dede yürüttü.

    Rızalık alan Sefa Öztürk dede; “Hatice Ana da herkes gibi geldi dünyaya, yedi, içti, kondu, göçtü. Doğada hiçbir şey durduğu yerde durmuyor. Her şey değişiyor, dönüşüyor, başka bir boyuta yürüyor. Alevilik’te ölüm yoktur biliyorsunuz. Koca Yunus diyor ki; O bizim lokmalarımızda, cemlerimizde ve sevenlerinin yüreğinde, gönlünde varlığını sürdürmeye devam edecektir. Mademki dünyaya geldik Aşık Veysel’in dediği gibi; Her kim ki olursa bu sırra mazhar,/ Dünyaya bırakır ölmez bir eser/ Gün gelir Veysel’i bağrına basar/ Benim sâdık yârim kara topraktır. Yani bu dünyada ismimizi neyle anılmasını istiyorsak öyle yaşamalıyız. Kavga etmenin, kırmanın, zulmetmenin kimseye bir faydası yoktur. İlim yolunda, irfan yolunda hiç olmazsa çevremizdeki yaşayan canlılara faydamız olmalıdır. 72 cana bir bakarsak dünyaya geliş amacımızın da bir anlamı olmuş olur. Kah bize konuk olan kah bizim konuk olduğumuz Hatice Ana rızalık istemektedir. Ola ki bilmeden incittiği, bilmeden kırdığı olmuştur. Hatice Anaya bu dünyadaki muhabbetinde, ceminde rızalık verip haklarınızı helal ediyor musunuz?” dedi.

    Cemevinde yapılan Hakk’a uğurlama erkanına Londra’da yaşayan oğlu Mehmet Yüksel dede katılamadı. Mehmet Yüksel dede Londra’dan mesaj gönderdi.

    Mehmet Yüksel dede gönderdiği mesajında şunları dile getirdi:

    “Bir anneyi kaybetmek dünyayı kaybetmekmiş. Sevgili annem Kantarma Sinemilli Ocağı’ndan Süleyman Soysüren dedenin Guley ananın kızı. Rahmetli Mehmet Mustafa Yüksel dedenin eşidir. Ahmet, Ali, İbrahim, Mehmet, Selver ve Elif Yüksel’in annesi anamız Hatice Yüksel’i kaybettik. Mehmet Mustafa’sına ve hasreti ile yandığı Ali’sine kavuştu. Devri daim olsun. Eğer var ise bütün haklarımız sana helali hoş olsun. Sen bize can verdin, besledin, büyüttün, ezamıza katlandın. Üzerimizde sonsuz emeğin ve hakkın var. Lütfen sen bize tüm haklarını helal et. Sevgili babamıza ve kardeşimiz Ali’ye özlemlerimizi ilet. Hak yardımcın Hızır yoldaşın olsun. Güle güle anneciğim. Tekrar kavuşup görüşünceye dek. Hoşça kal… Oğulların ve kızların.”

    Hatice Yüksel Ana bugün 1 Mayıs Mahallesi’nde Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Cemevi’nde yapılan Hakk’a uğurlama erkanından sonra toprağa sırlanmak üzere Elbistan’ın Kantarma Köyü’ne götürüldü.

    PİRHA/İSTANBUL