Bursa Osmangazi Mithatpaşa Ortaokulu Müdürü Haydar Akın, okuldaki kız öğrencilerle erkek öğrencilerin ayrı sıralara oturtulması için öğretmenlere yazı gönderdi.
Bursa Osmangazi’de Mithatpaşa Ortaokulu Müdürü Haydar Akın, dün öğretmenlere mesajlaşma uygulaması üzerinden kız ve erkek öğrencilerin ayrı sıralara oturtulması gerektiğini içeren bir mesaj gönderdi.
Akın’ın öğretmenlere gönderdiği mesaj şöyle:
“Değerli arkadaşlar sınıflarımızda kız ve erkek yan yana oturtulmuş bazı sınıfları görüyorum. Sınıf öğretmenlerimizin sınıflarda kesinlikle erkekleri erkeklerle kızları kızlarla oturtulması konusunda hassas davranmanızı özellikle rica ediyorum. Bu durumda olan sınıf öğretmenlerimizin en kısa zamanda gerekli değişiklikleri yapmalarını önemle rica ederim” mesajını gönderdi.
Okul Müdürü Akın, resmi bir evrak da hazırlayarak, “Değerli öğretmen arkadaşlarımız 22.03.2022 tarihi itibari ile tüm sınıflardaki oturma düzeninin değiştirilmesi ve erkek öğrenciler ile erkek, kız öğrenciler ile kız öğrencilerin denk geleceği şekilde bir düzen oluşturulması gerekmektedir. Gereğini arz ederiz” yazısını öğretmenlere gönderdi.
PİRHA-Mersin Eğitim-Sen Şube Başkanı Mahmut Sümbül, okullarda gerekli önlemlerin alınmadığından kaynaklı salgın vakalarının arttığını ve 111 sınıfın Mersin’de kapandığını belirtti. Üniversite öğrencilerinin barınma sorunlarının bir an önce çözülmesi gerektiğini vurgulayan Sümbül, iktidara seslenerek, öğrencileri kriminalize etmek yerine boş ve atıl durumdaki kamu kurumlarının tadilattan geçirilip öğrencilere tahsis edilmesini istedi.
Yüz yüze eğitimin başladığı günden bu yana koronavirüs salgınından kaynaklı okullarda vaka sayıları yükseliyor. Yardımcı hizmetli sayısının azlığı, sınıf mevcut sayısının yüksek olması, ikili öğretimlerin devam ettiği okul önlerindeki yığılmalar gibi konularda sorunlar devam ederken, yetkililer maske ve dezenfektan sağlandığını ve hiçbir ‘sorunun’ olmadığını savunuyor.
Türkiye’de 6 Eylül’de başlayan yüz yüze eğitim, koronavirüs vaka sayısında da artışı beraberinde getirdi. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Genel Merkezi’nin ülke genelinde son bir hafta içinde ulaşan vaka sayılarına göre, okullarda temaslı ve pozitif öğretmen sayısı 522, temaslı ve pozitif öğrenci sayısı 5305, temaslı ve pozitif personel sayısı 15 olmuştur. Kapanan sınıf sayısı 1736’dir.
Eğitim Sen Mersin Şubesi Başkanı Mahmut Sümbül, okullarda yaşanan vaka sayılarına ve alınmayan tedbirlere ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.
MEB’in 1,5 yıldır devam eden salgın sürecinde yüz yüze eğitime yeterince hazırlık yapmadığını, bunun nedeninin de strateji geliştirme, planlama yapma ve karar alma süreçlerinde yaşanan sistemsel kriz olduğunu belirtti.
“OKULLARDAKİ VAKA SAYILARI HER GEÇEN GÜN ARTIYOR”
Okullar eğitime başlamadan önce salgına karşı alınacak tedbirler konusunda hem il düzeyinde hem de genel merkez düzeyinde Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileriyle görüşmeler yaptıklarını ve önerilerini sunduklarını ifade eden Sümbül, ancak alınmayan tedbirler sonucu okullardaki vaka sayılarının her geçen gün arttığını söyledi.
Sümbül, bakanlığın algı yönetimi yaparak sorun yokmuş, her şey yolunda gidiyormuş imajı vermek istediğini söyleyerek, sahada tam tersi bir süreci yaşandığını ve uyarılar dikkate alınmadığı takdirde de devam edeceğini dile getirdi.
Pandemi döneminde vaka sayılarını kamuoyuyla paylaşan Eğitim Sen’in, haftalık verileri ulaşabildikleri illerden alarak kamuoyuyla paylaştıklarını belirten Sümbül, “Mersin’de ise geçen hafta 16 öğretmen, 48 öğrenci ve 35 sınıfın kapanması şeklindeyken, bu hafta bunlara 76 sınıfın kapanması, 26 öğrenciyi, 10 öğretmeni ve 1 hizmetli eklenmiş oldu” dedi.
“DERSLER 30 DAKİKA OLMALI”
Milli Eğitim’in hazırlık düzeyi sadece maske ve dezenfektan şeklinde kalmaması gerektiğinin altını çizen Sümbül, sınıfların havalandırılması ve teneffüs saatlerinin uzatılması gerektiğine dikkat çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ders saatlerinin 30 dakikaya indirilmesi için adımlar atıldı. Valilikler karar alırken, MEB’in müdahalesiyle karşılaştılar ve kararlarını geri çektiler. Bu bilimsel değil. Mutlaka derslerin 30 dakika olmalı. Sınıflardaki havalandırmalar da sıkıntılı, yönetmeliklere uygun değiller. Sınıfların havalandırılması maske ve dezenfektandan çok daha büyük önem taşıyor. Bu konuda da MEB’in bir hazırlığı yok.”
İŞ-KUR üzerinden personel alımının yapıldığını aktaran Sümbül, “Bu çalışma hem geç kalınmış bir durum hem de alınan personelin yetersizliği söz konusu. Aynı zamanda alınanların bir kısmı daha önce eğitim sistemi içinde yer alırken bir kısmı ise yeni dahil olacak. Bu tablo da kadro ihtiyacının ne kadar önemli olduğunu gösteriyor” diye konuştu.
“ATAMALAR ÖĞRETMEN AÇIĞINI KAPATMAYA YETMİYOR”
Sümbül, ihraç edilen sağlık ve eğitim emekçilerinin bir an önce göreve iadesinin sağlanması gerektiğini vurgulayarak, “6 yıl geçmesine karşın hala göreve iade olmayan arkadaşlarımız var. Bunun yanında ataması yapılmayan öğretmenlerimiz var. Öğretmen aşığı resmi rakamlara yansımasına rağmen MEB 20 bin ardından da 15 atama yapma kararı aldı. Bu rakamlar öğretmen açığını kapatmaya yetmiyor” ifadelerini kullandı.
MEB’e yeterli bütçenin ayrılmadığına işaret eden Sümbül, MEB’in yerine Diyanet İşleri Başkanlığı’na bütçe ayrıldığını söyleyerek, ülke genelinde barınma sorunu yaşayan öğrencilerin durumuna dikkat çekti.
“ATIL DURUMDA OLAN KAMU BİNALARI YURDA DÖNÜŞTÜRÜLMELİ”
Sümbül, iktidarın öğrencilerin taleplerini görmezden gelip kriminalize etmeye çalıştığını belirterek, barınma sorununun çözümüne dair de şu önerilerde bulundu:
“Mersin Devlet Hastanesi ve Mersin Üniversite Hastanesi’nin boşaltılmış binaları atıl durumda. Bu binalar gerekli düzenlemeler yapılarak öğrenci yurtlarına dönüştürülebilir. Tüm Türkiye genelinde de benzer örnekler vardır. Devlet, sosyal devlet olma gereğini yerine getirmelidir.”
PİRHA- 18 milyonun üzerinde öğrenci ve 1 milyonu aşkın öğretmen için yeni eğitim öğretim yılının ilk ders zili bugün çaldı. Yeni eğitim ve öğretim yılı birinci dönemi 17 Ocak 2020 Cuma günü sona erecek. İkinci dönem 3 Şubat 2020 Pazartesi başlayacak ve 19 Haziran 2020 Cuma tamamlanacak.
Yeni eğitim ve öğretim yılı dolayısıyla resmi ve özel okullarda 18 milyonun üzerinde öğrenci ve 1 milyonu aşkın öğretmen bugün ders başı yaptı. Yapılan hesaplamalar ise 2019-2020 eğitim-öğretim yılında aileler için eğitim masraflarının önceki yıla göre en az yüzde 17 yükseldiğini gösteriyor.
“BİR MEMUR MAAŞININ YARISINI OKUL MASRAFINA VERİYOR”
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Ağustos ayına dair enflasyon verilerinden de eğitim masraflarının ne kadar yükseldiğini anlamak mümkün. Ağustos ayında yıllık enflasyon yüzde 15,01 oldu.
TÜİK’in aylık olarak en yüksek artış gösteren seçilmiş maddeler listesinde üçüncü sırada, bir önceki aya göre yüzde 16’lık bir yükseliş kaydeden özel üniversite ücreti var.
Eğitim-İş sendikasının bu ayın başında açıkladığı raporunda, asgari ücretle geçinen bir ailenin bir aylık maaşını, memur maaşı ile geçinen bir ailenin ise aylık gelirinin yarısından fazlasını ilkokula başlayan çocuğunun okula başlama gideri olarak harcadığı belirtildi.
Eğitim-Bir-Sen sendikası ise okul öncesi eğitim, ilköğretim ve ortaöğretimin sonuna kadar bir öğrenci için bir ailenin yaptığı aylık ortalama masrafın 251 TL olduğunu hesapladı.
İLK DÖNEM 17 OCAK’TA SONA ERECEK
Eğitim masraflarının bu kadar cep yaktığı bir dönem daha başladı. Yeni eğitim ve öğretim yılı birinci dönemi 17 Ocak 2020 Cuma günü sona erecek.
Birinci dönem ara tatili 18-22 Kasım 2019’da, yarıyıl tatili 20-31 Ocak 2020’de yapılacak. İkinci dönem 3 Şubat 2020 Pazartesi başlayacak ve 19 Haziran 2020 Cuma tamamlanacak. İkinci dönem ara tatili 6-10 Nisan 2020’de yapılacak.
Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB), öğrenci ve mezunlar için ücretsiz olarak düzenlenecek destekleme ve yetiştirme kurslarına öğrenci başvuruları 19-23 Eylül 2019’da alınacak. Kurs sınıfları 24-29 Eylül 2019’da oluşturulacak. Yıllık açılacak kurslar 30 Eylül 2019’da başlayacak ve 7 Haziran 2020’de tamamlanacak. (HABER MERKEZİ)
İstanbul Eyüpsultan İMKB Lisesi’nde oruç tutmadığı için dersten kovulan E.T., “Astım hastasıyım, ilaç kullanan bir insanım. Hoca elimdeki yemeği görünce ‘Çık çabuk sınıftan, karaktersiz, nasıl bir insansın’ diyerek bağırdı ve ben de sınıftan çıktım. Savunmamda zorla pişman olduğum yazıldı” açıklamalarını yaptı.
Astım hastası E.T. isimli öğrencinin geçen günlerde, okullarında görev yapan din dersi öğretmeni O.S. tarafından, oruç tutmadığı için sınıftan atıldığı iddia edilmişti. Olayda, öğretmenin “Oruç tutmayanlar Müslüman değildir” dediği, yaşanan skandalın gerekçesini soran öğrencilere ise “Bir kızın ancak özel durumlarda oruç tutamayacağını” söylediği kaydedilmişti.
Yaşananların ardından Sol Haber’e konuşan E.T., olay günü yaşananları şu şekilde anlattı:
“Ben astım hastasıyım, ilaç kullanan bir insanım. Kantinden yemek aldım. Yemeğimi daha yiyemeden zil çaldı. Sınıfa gittim, peşimden Orhan Salim isimli Eyüp Sultan Camii imamı olan ve öğretmenliğe dair hiçbir vasfı olmayan hoca sınıfa girdi. Saygıdan elimde yemekle ayağa kalktım. Elimdeki yemeği görünce ‘Çık çabuk sınıftan, karaktersiz, nasıl bir insansın’ diyerek bağırdı ve ben de sınıftan çıktım. Hocaya yaptığının yanlış olduğunu, ateist de olabileceğimi söyledim. Daha sonrasında hoca bana dilekçe yazacağını söyledi. Ben de yaptığım her şeyin arkasında olduğumu ve ailemin bu saatten sonra devreye gireceğini söyledim. Hoca da ‘Benim kimseden korkum yok’ dedi. Zil çaldı ve hoca sınıftan çıktı.”
“SAVUNMAMDA ZORLA PİŞMAN OLDUĞUM YAZILDI”
Yaşanan skandalın ardından öğretmenlerin yanında durmadığını söyleyen E.T., “İlk benim özür dilemem istendi. Savunmamda zorla pişman olduğum yazıldı. Bazı hocalar yanlış yaptığımı, haksız olduğumu düşünüyorlar. Bazı hocalarsa yanımda oluyorlar” dedi. İki yıl önce aynı öğretmenin, kız öğrencilere zorla başlarını kapattırmaya çalıştığını söyleyen E.T., “Türban takmadıkları zaman düşük not vereceğini söylüyordu. Sınavlarda abdesthaneyi sordu. Okul korosunda ilahi söyletiyordu ve öğrencileri zorluyordu. Teneffüs zilini Plevne Marşı ile değiştirdiler. Oturup kalkmamıza kızıyordu, yakın bir arkadaşım bacak bacak üstüne atıp oturuyor diye bayağı lafını etmişti. Yani kısacası dinsel baskıyı senelerdir yapıyor. Benim bu olayım ilk değil” dedi.
“SONUÇTA ALEVİLİĞİNE LAF ETMEDİ”
E.T., “Okul müdürü basına çıktığını görünce babama “Gidin kendiniz halledin, elinizden geleni yapın” dedi. Ailem ilk gittiği gün “Aramızda halledelim, duyulmasın” demişlerdi hatta müdür yardımcısı, “Yok öyle bir şey olmamıştır, yanlış anlamıştır öğrenci” demişti. Okul müdürü “Sonuçta Aleviliğine laf etmedi, müslümanlığına laf etti” gibi şeyler söyledi. Hatta o sıra Alibeyköy Cemevinden gelen bir kadın buna tepki göstererek, ‘Bu hocayı okula getiren de okul müdürü zaten örtbas etmekten başka bir şey yapmıyor’ şeklinde konuştuğunu” söyledi.
“EĞİTİM SİSTEMİ ARTIK DEĞİŞMELİ”
Din dersi eğitiminin alınacak bir ders olmadığını ifade eden E:T, “İnsanlar aynı görüşe sahip olacak diye bir şey yok. Farklı görüşlere sahip insanların olduğu sınıflara din dersi eğitimi verilmesi çok saçma. Hele ki bu tarz eğitim almamış imamların eğitimci diye ortalıkta gezmesi ve o kadar üniversite okumuş diplomalı hocalar yerine imamların gelmesi daha da saçma. Üniversite sınavlarında matematik ve Türkçe ağırlıklı olacak diye bilgilendiren milli eğitimin din dersini ön planda tutması anlamsız. Hepimizin hedefi okumak, bir yerlere gelebilmek. Hayatımızın ilerisinde din dersi olmayacak, din hep bizim vicdanımız, inancımız, kişiden kişiye göre değişen bir kavram olarak devam edecek. Ama onun haricinde matematik çok farklı bir konumda olacak. Bu eğitim sistemi artık değişmeli diye düşünüyorum” dedi.
Liselerdeki yeni eğitim modelinde zorunlu dersler Türk Dili ve Edebiyatı ile Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi olacak, diğer dersler seçmeli olarak alınacak.
Liselerdeki yeni eğitim modelinde artık birçok ders seçmeli hâle getirildi.
Türk Dili ve Edebiyatı ile Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi bütün sınıflarda ortak ders oldu. Matematik ve fen bilimleri ise isteğe bağlı seçilecek.
Yeni sistemin detayları şöyle:
-9. sınıfta ortak ders sayısı 13’ten altıya; 10. sınıfta 12’den, 11. sınıfta 8’den ve 12. sınıfta 7’den üçe indirildi.
-Bütün sınıflarda ortak olan ders sayısı ise iki oldu. Bu dersler Türk dili ve edebiyatı ile din kültürü ve ahlak bilgisi olarak belirlendi.
-9. sınıfta beden eğitimi ve spor, görsel sanatlar, müzik, sağlık bilgisi, trafik kültürü mecburi ders olmaktan çıktı. Ayrıca fizik, kimya, biyoloji dersleri yerine birinci dönemde doğa bilimleri deneyimi, ikinci dönemde doğada enerji ve enerji dönüşümleri geldi. Tarih ve coğrafya derslerinin yerini ise, birinci dönemde sosyal bilimler deneyimi, ikinci dönemde sosyal bilim çalışmaları aldı. Ortak dersler; Türk dili ve edebiyatı, din kültürü ve ahlak bilgisi, yabancı dil 1, matematik uygulamaları 1, doğa bilimleri deneyimi ve sosyal bilimler deneyimi olarak sıralandı.
-10. ve 11. sınıftaki ortak dersler; Türk dili ve edebiyatı, din kültürü ve ahlak bilgisi, bilgi kuramı ve uygulamaları oldu.
-12. sınıftaki ortak dersler Türk dili ve edebiyatı, inkılap tarihi ve Atatürkçülük ile din kültürü ve ahlak bilgisi olarak tespit edildi.
-Öğrenciler ortak derslerin yanı sıra 10, 11 ve 12’nci sınıflarda yabancı dil, matematik, fen bilimleri, sosyal ve beşerî bilimler gruplarından da en az bir ders seçmek mecburiyetinde olacak.
-Yeni sistemde öğrenci, kendi kişisel ders programını oluşturabilecek. Bu konuda rehberlik sistemi, öğrencilere yardımcı olmak için daha güçlü biçimde kullanılacak.
150 bin öğrenci, derslik yetersizliği nedeniyle iki, üç, hatta dört sınıf bir arada eğitim görüyor.
2019’da tam gün eğitime geçileceğini söyleyen Milli Eğitim Bakanlığı’nın binlerce okulunda derslik yetersizliği nedeniyle farklı sınıf düzeyindeki çocukların birlikte okumak zorunda kaldığı ortaya çıktı.
Cumhuriyet’ten Ozan Çepni’nin haberine göre, Türkiye genelinde yaklaşık 150 bin öğrenci iki, üç, hatta dört sınıf bir arada eğitimlerine devam etmeye çalışıyor. Bakanlığın verilerine göre 6 binin üzerinde öğretmen de birden fazla sınıf düzeyine aynı anda eğitim vermeye uğraşıyor.
MEB’in CHP Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın soru önergesine verdiği yanıt, Başbakan Yıldırım ve Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın tam gün eğitim projesinin hayale yakın olduğunu gösterdi.
MEB Strateji Geliştirme Başkanlığı, 150 bine yakın öğrencinin hâlâ birleştirilmiş sınıflarda eğitim almak zorunda olduğunu açıkladı.
Dönem başında bazı okullarda velilerin “Verilen eğitimden nasıl kalite beklersiniz? Çocuklarımızı okula göndermeyeceğiz” diyerek tepki gösterdiği birleştirilmiş sınıflarda, bakanlığın verilerine göre 2016-2017 öğretim döneminde Türkiye genelinde iki sınıf bir arada okuyan öğrenci sayısı 98 bin 732 olarak yer aldı. Üç sınıf bir arada okuyan öğrenci sayısı 4 bin 423, dört sınıf bir arada okumak zorunda kalan öğrenci sayısı ise 31 bin 165 olarak açıklandı.
İKİ SINIF BİRARADA OKUTAN ÖĞRETMEN SAYISI 4 BİN 423
MEB’in yanıtında, iki sınıf bir arada okutan öğretmen sayısı 4 bin 423 olarak yer aldı. Üç sınıfı birden okutan öğretmen sayısı 449, dört sınıfta aynı anda öğretime devam etmeye çalışan öğretmen sayısının da 1731 olduğu belirtildi.
Bakanlık, CHP’li Yalçınkaya’nın birleştirilmiş sınıflara ilişkin çözümler ve çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerine ilişkin sorularına ise yanıt vermedi. (HABER MERKEZİ)
PİRHA – Bolu’da okullarda Diyanet’in hazırladığı program çerçevesinde müftülükçe görevlendirilen kişilerin eğitim vermesi ve veliler için Kuran kursu açılmasına yönelik protokol hayata geçirildi.
Birgün Gazetesin’den Burcu Cansu’nun yaptığı habere göre Bolu İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Bolu Müftülüğü işbirliği ile okulöncesinden başlayarak okullarda gerçekleştirilecek eğitim için protokol imzalandı. Bolu İl Müftüsü Orhan Genç, İl Milli Eğitim Müdürü Yusuf Cengiz ve Bolu Valisi Aydın Baruş’un imzasının bulunduğu protokolle merkez ilköğretim okullarının tamamında, ilköğretim haftalık ders çizelgesinde bulunan iki saatlik ‘serbest zaman etkinliği’ dersinde, imam hatip mezunu ve sadece halk eğitim merkezinden sertifikalı kişilerce, değerler eğitimi verilmesi için işbirliği kararı alındı. Bolu’da eğitimi müftülüklerce görevlendirilen kişilerce 4 Ekim’de verilmeye başlandı.
4- 6 YAŞ ÇOCUKLARA KURAN KURSU
“Okulöncesine ve ilkokullarda kayıtlı öğrenciler ile diğer eğitim kurumlarında okuyan öğrencilere değerler eğitimi ve dini eğitim çalışmalarının yapılması” amacıyla imzalanan protokol kapsamında, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından 4-6 yaş grubu için hazırlanan “Kuran Kursları Öğretim Programı”, uygulanacak. Kuran kursu öğretim programı il merkezi ve ilçelerde, Bolu İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne bağlı anaokulu, ilkokul müdürlükleri bünyesinde bulunan anasınıfları ile 2 ve 3’üncü sınıflarda verilecek. Protokole göre, programın duyurusu İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından yapılacak.
KURAN KURSU DERSLERİNDE MÜFTÜLÜK SORUMLU
Programların uygulanmasından ve kontrolünden Müftülük sorumlu olurken, “İlkokul 2 ve 3’üncü sınıflar ile anaokulu ve anasınıfı öğrencilerine yönelik düzenlenecek kuran eğitimleri, İl Müftülüğünce görevli 4-6 yaş öğrencilik formasyonu veya sertifikasına sahip en az önlisans ve lisans mezunu pedagojik formasyonu sahibi Müftülük personeli” tarafından verilecek.
HER SINIF CAMİYİ ZİYARET EDECEK
Protokole göre, “her sınıf ayrı ayrı veya okulca yılda bir kere okuluna en yakın cami”yi ziyaret edecek. İsteyen her okul kendi bünyesinde ve velilere yönelik olmak üzere kuran kursu öğreticileri sorumluluğunda dini gün veya gecelerde etkinlik yapabilecek. Öğrencilerin manevi ve kültürel değerler konusunda farkındalıklarının artırılması amacıyla tarihi camilere gezi düzenlenecek.
Protokolde yer alan ve müftülüğe eğitimde etkin bir rol veren uygulamalar şöyle:
*Müftülükçe görevlendirilen öğreticiler ana sınıflarda haftada 6, ilkokul 2 ve 3’üncü sınıflarda haftada ikişer saat ders verilecek.
*Ders programları öğreticilerin diğer okullardaki ders programları da göz önüne alınarak okul müdürlerince hazırlanacak.
*Hazırlanacak ders programları okul müdürleri tarafından tasdik edildikten sonra bir sureti mutlaka müftülüğe gönderilecektir.
*Görevlendirilen öğrenciler okullarda en az 18 saat en fazla 30 saat derse girecek şekilde planlanacak.
*Görevlendirilen öğreticiler Kuran kursu ders defterlerini EHYS programları doğrultusunda doldurup imzalayacaklar. Kurs bitiminde öğrenciler ders defterlerini müftülüğe teslim edecek.
*Her öğretici ders saatinden 15 dk önce ders vereceği okulda / kursta hazır bulunacak olup, okulda dersi biten öğretici okuldan ayrılabilecek.
*Görevlendirilen öğreticiler haftalık veya aylık ders planlarını, Diyanet İşleri Başkanlığı 4-6 yaş veya ihtiyaç odaklı ek programına göre hazırlayacak ve okul müdürleri tarafından tasdik edildikten sonra bir sureti her ayın başında müftülüğe teslim edeceklerdir.
*Uygun sınıf ve ortamı bulunan okullarımızın öğrenci velilerine yönelik kuran kursu açılması taleplerine imkanlar ölçüsünde yerine getirilmeye çalışılacaktır.
*Kuran eğitimine katılan öğrencilere kazanımlar doğrultusunda okul müdürlüklerince ödüllendirmelerin yapılması sağlanır.
VELİLER İSTEMİYORUM DİYEMEYECEK
Velilere imzalamaları için verilen muvafakat belgesinde “istemiyorum” yanıtının olmaması da dikkati çekti. Velilere imzalamaları için gönderilen muvafakatta “Bolu İl Milli Eğitim ve Bolu Müftülüğü arasında yapılan bir protokol gereği 2’inci ve 3’üncü sınıflarda haftada iki ders saati serbest etkinlik ders saatlerinde “Değerler Eğitimi” ne katılmasına izin veriyorum.
Bolu genelinde eğitim veren okulöncesi öğrenim gören öğrencilere haftada 6, ilkokul 2 ve 3 sınıflarda öğrenim gören öğrencilere serbest etkinlik saatinde haftada ikişer saat Diyanet İşleri Başkanlığı’nca hazırlanan program çerçevesinde değerler eğitimi yapılmasına dair Protokol Valilik oluruyla uygun görüldü” yazısı yer aldı.