Etiket: sinop

  • Selin Ardından sergisi Ankara’da gösterime sunuluyor!

    Selin Ardından sergisi Ankara’da gösterime sunuluyor!

    PİRHA – Kastamonu’da onlarca kişinin hayatını kaybettiği sel felaketinde denize sürüklenen eşyalardan oluşturulan sergi Çankaya Belediyesi Yıldız Hizmet Binasında sergilenecek.

    Kastamonu’da görev yapan öğretmen Özge Ozanoğlu tarafından kurulan Günebakan Eğitim Derneği’nin gönüllüleri, oluşturdukları sergi ile afetlere dikkat çekiyor.

    Kastamonu’da 11 Ağustos 2021’de yaşanan büyük sel felaketinde denize sürüklenen çok sayıda eşya Günebakan Eğitim Derneği tarafından sergiye dönüştürüldü. Sergide çok sayıda oyuncak ve kişisel eşya yer alıyor.

    Afetlere farkındalık oluşturmak ve selde hayatını kaybedenleri hatırlatmak amacıyla oluşturulan sergi 13 Kasım 2022 Pazar günü saat 13.00’te Çankaya Belediyesi Yıldız Hizmet Binası’nda gezilebilecek.

    PİRHA/ANKARA

  • Sinop’ta bir erkek boşandığı kadını katletti

    Sinop’ta bir erkek boşandığı kadını katletti

    Sinop’ta Birol Çaylak, üç ay önce boşandığı Zeynep G.’yi katletti.

    Sinop’un Boyabat ilçesinde Birol Çaylak, üç ay önce boşandığı Zeynep G.’yi katletti. Kadının cenazesi, olay yeri incelemesinin ardından Boyabat 75’inci Yıl Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. Polis tarafından evin yakınında yakalanıp, gözaltına alınan Birol Çaylak ise sevk edildiği adliyede çıkarıldığı hakimlikçe tutuklandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Nükleer santrallerde bilirkişilik yapanlar hakkında dava açıldı

    Nükleer santrallerde bilirkişilik yapanlar hakkında dava açıldı

    PİRHA- Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri gönüllü avukatı İsmail Hakkı Atal, Akkuyu Nükleer santrali ÇED iptal davasının keşfinde ısrarlarına karşın zemin etüdü yapmayan ve Sinop’ta yapılmak istenen Nükleer Santral’de de bilirkişilik yapanlar hakkında YÖK’ün cevap vermemesi üzerine Ankara İdare mahkemesinde dava açtıklarını ifade etti.

    Akkuyu Nükleer Santral inşaatı devam ederken, Sinop’ta yapılmak istenen Nükleer Santrale ilişkin süreç ise devam ediyor.

    Akkuyu Nükleer Santral çalışmasına karşı açılan davada bilirkişi olarak atanan ve ‘olur’ raporuna imza atan 15 bilirkişiden 7’si Sinop Nükleer Santral’e karşı açılan davada da bilirkişi olarak görevlendirilmesine karşı YÖK’ten 3 bilirkişi hakkında soruşturma açılmamasına dair karar geldi. Tüm bilirkişiler hakkında ise YÖK’ün cevap vermemesi üzerine Ankara İdare mahkemesinde dava açıldı.

    Konuya dair açıklama yapan Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri gönüllü avukatı İsmail Hakkı Atal, Akkuyu Nükleer santrali ÇED iptal davasının keşfinde ısrarlarına karşın zemin etüdü yapılmadığını belirterek, “Neticede 06.05.2019 tarihinde çıkan haberle zemin betonunda çatlak oluştuğunu, bunun üzerine çatlak oluşan bölümlerin kırılarak tekrar beton döküldüğü ve yeniden çatlak oluştuğu öğrenilmiştir.  Ardından 10.01.2021 tarihinde Akkuyu nükleer santralinde 56.000 ton reaktörün bineceği betonunun yine çatladığı görülmüştür” dedi.

    Avukat İsmail Hakkı Atal, açıklamanın devamında şunları kaydetti:

    “Akkuyu nükleerdeki bilimsel yanlışlıkları ortaya koymayan ve  YÖK kanununa muhalefet edip görevi ihmal eden veya kötüye kullanan, Türkiye cumhuriyetinin bekasını tehdit eden bir milli güvenlik sorunu içine girmesine neden olan bilirkişi raporunda imzası olan  tamamı akademisyen ve Prof. unvanlı bilirkişilerin uyarma , kınama , aylıktan kesme ve kademe ilerlemesini durdurma ve ayrıca bilirkişilik görevinden men edilmeleri için YÖK aleyhine  Ankara 13. İdare Mahkemesinde  2021 /1882 E. sayılı davayı ülkemiz ve insanlık adına açtığımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz.”

    PİRHA/MERSİN

     

     

  • Karadeniz’de sel nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 44’e yükseldi

    Karadeniz’de sel nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 44’e yükseldi

    PİRHA-AFAD, Batı Karadeniz’deki sel felaketine dair yaptığı yazılı açıklamada, Kastamonu’da 36, Sinop’ta 7, Bartın’da ise 1 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. 

    Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Bartın, Kastamonu ile Sinop’ta meydana gelen aşırı yağış ve sele ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Arama, kurtarma çalışmalarının devam ettiği belirtilen açıklamada; “11 Ağustos 2021 tarihinde Batı Karadeniz bölgesinde başlayan aşırı yağışlar sonucunda Bartın, Kastamonu ve Sinop şehirlerinde sel ve su baskınları meydana gelmiştir. Bartın ili Ulus ilçesi, Kastamonu ili Azdavay, İnebolu, Bozkurt, Küre ve Pınarbaşı ilçeleri ve Sinop ili Ayancık ilçeleri selden etkilenmiştir. Afetin hemen ardından tüm ilgili kurumların personel ve araç desteğiyle tahliye, arama-kurtarma ve müdahale çalışmalarına başlanmıştır. Yaşanan sel nedeniyle Kastamonu’da 36, Sinop’ta 7, Bartın’da ise 1 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir” denildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • AFAD: Kastamonu ve Sinop’taki selde ölü sayısı 27’ye yükseldi

    AFAD: Kastamonu ve Sinop’taki selde ölü sayısı 27’ye yükseldi

    PİRHA- AFAD, Karadeniz bölgesinde meydana gelen sel felaketinde Kastamonu’da hayatını kaybedenlerin sayısının 25’e, Sinop’ta 2’ye yükseldiğini, Bartın’da kayıp olan bir kişiyi arama çalışmalarının ise devam ettiğini açıkladı.

    Karadeniz bölgesinde dün başlayan aşırı yağışlar sonucunda Bartın, Kastamonu ve Sinop’ta sel ve su baskınları meydana geldi.

    AFAD yaşanan felakete ilişkin açıklama yaparak, Bartın’ın Ulus ilçesi, Kastamonu’nun Azdavay, İnebolu, Bozkurt, Küre ve Pınarbaşı ilçeleri ve Sinop’un Ayancık ilçelerinin selden etkilendiğini belirtti.

    AFAD, Kastamonu’da hayatını kaybedenlerin sayısının 25, Sinop’ta ise 2 olduğunu açıkladı. Bartın’da kayıp olan bir kişinin ise arama çalışmaları sürüyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • Bartın, Kastamonu, Samsun ve Sinop’ta su baskınları

    Bartın, Kastamonu, Samsun ve Sinop’ta su baskınları

    Karadeniz’de etkili olan sağanak yağış Bartın, Kastamonu, Samsun ile Sinop’ta sel ve su baskınlarına neden oldu. Bazı köylere ulaşım kapanırken, mahsur kalan köylüler AFAD, UMKE ve itfaiye ekiplerinin çalışmasıyla kurtarıldı. Sel nedeniyle Bartın-Karabük yolunda çökme meydana geldi. 

    Sinop’ta etkili olan sağanak yağış Ayancık Çayı’nı taşkına yol açtı. Sinop Belediye Başkanı Bülent Ayhan bölgedeki hastanenin önlem amaçlı tahliye edildiğini duyurdu

    İçişleri Bakan Yardımcısı İsmail Çataklı ise yaptığı açıklamada, “Sinop Ayancık ilçemizde de aşırı yağışlar sele dönüşmüş ve bazı binaları su basmıştır. Valilerimiz başkanlığında gerekli müdahaleler yapılmaktadır. Arama kurtarma çalışmaları için çevre illerden de takviye ekipler sevk edilmiştir” ifadelerini kullandı.

    AZDAVAY BELEDİYE BAŞKANI CİVELEK: TARİHTE BÖYLE BİR ŞEY GÖRMEDİK

    Kastamonu’nun Azdavay ilçesinde etkili olan şiddetli yağmur, sele neden oldu, araçlar sürüklendi, tarım arazileri su altında kaldı. Su basan binaların zemin katlarında mahsur kalan 40 kişi kurtarıldı.

    Azdavay Belediye Başkanı Osman Nuri Civelek, dere yataklarının hepsinin taştığını söyleyerek, “Tarihte böyle bir şey görmedik. Dere yataklarının hepsi taştı. İlçenin yarısı su altında kaldı. İlçede su dere gibi akıyor mahallelerde. Şaşkınlıkla izliyoruz” diye konuştu.

    BARTIN VALİSİ: DERE YATAĞINDA EVLER VARDI, ORADAKİ İNSANLARI KURTARDIK

    Bartın’da etkili olan sağanak yağış nedeniyle meydana gelen sel ile Ulus ilçesine bağlı Akörensöküler köyünde bazı evlerde hasar oluştu. Bazı evlerin yıkıldığı köyde, yıkılan bir evde bulunan 80 yaşındaki yaşlı kadının sel sularına kapıldığı öğrenildi.

    Yenihan köyüne giden Bartın Valisi Sinan Güner, “Dere yatağında evler vardı, oradaki insanları kurtardık. Aracın üzerinde yardım bekleyenler vardı, sele kapılmış araçlar vardı, onları kurtardık. Karabük Valiliği’nden destek istedik o taraftan gelinebilecek yollardan onlar gelmeye çalışıyor. Özel idare ekipleri de patika yollardan araçları yürüterek inmeye çalışıyorlar” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Sevenleri, ‘Perihan Abla’yı anlattı-VİDEO

    Sevenleri, ‘Perihan Abla’yı anlattı-VİDEO

    PİRHA-Devrimci mücadelesi ile tanınan emekli hakim Perihan Pulat, Ankara’da son yolculuğuna uğurlanacak. Veli Saçılık, Mahmut Konuk, Zarife Çamalan ve Alişan Şahin, her direnişte en önde yer alan Perihan Pulat’a dair anılarını anlattı.

    Ankara’nın ‘Perihan ablası’ uzunca bir dönem yaşadığı sağlık problemlerinin ardından önceki gün Hakk’a yürüdü. Ankara’da bugün toprağa sırlanacak olan Perihan Pulat, gerisinde nasıl bir yaşantı bıraktı dostlarından dinledik.

    “ANKARA, ABLASINI YİTİRDİ”

    Ankara’da yapılan her eylem ve etkinlikte en önde olan Perihan Pulat’a dair konuşan Zarife Çamalan, onu “Ankara’nın perisi” olarak tanımladı. Pulat’ın yaşamını yitirmesindeki asıl nedenin sağlık sorunları olmadığını belirten Çamalan, şunları söyledi:

    “1,5 sene önce Yüksel Caddesi’nde Mimarlar Odası önünde polisten aldığı darptan kaynaklı hayatının sonu hızla geldi. Perihan Pulat herkesin bildiği gibi Ankara’nın ablasıydı. Bütün direnişçilerin perisiydi, vazgeçilmez bir siması olarak yaşadı. Çünkü onun kendine özgü bir sosyalizm anlayışı, devrimci kimliği vardı. Kendisini devrimci, sosyalist mücadeleye adamış ve içselleştirmiş bir kişilikti. Ve hiçbir ayrım gözetmeden nerede hak arama eylemi varsa her zaman orada olurdu.”

    “HES’LERE KARŞI DURMAK İÇİN SİNOP’A GİDERDİ”

    Kanun Hükmünde Kararname ile işinden olan Mahmut Konuk da Perihan Pulat’ın en yakın yol arkadaşlarından birisiydi. Pulat’ıBütün direnişte olan insanların, emekleri için adalet talebinde bulunan herkesin ablasıydı” sözleriyle tanımlayan Mahmut Konuk, şu cümlelerle devam etti:

    “Perihan Pulat’ı savaş karşıtı platformda tanıdım. İlk gözüme çarptığında kocaman bir Behice Boran rozeti vardı ve ‘Savaşa hayır’ rozetleri takıyordu. Perihan abla, kim nerede eylem yapıyorsa, oradaydı. HES’lere karşı eylem için Ankara’dan Sinop’a gidiyordu. Emekçiler, hakları için sokağa çıktığında Perihan abla oradaydı. Hekimler, sağlık emekçileri, savaş karşıtı eylem yaptığında Perihan abla oradaydı. Perihan abla her yerdeydi.

    KHK’lılar olarak işten atıldıktan ve mücadeleye atıldığım ilk günden itibaren, önlüğümü üzerime giydiğim günden itibaren Perihan abla benim yanımdan hiç ayrılmadı.”

    “MUHALİF DURUŞUNU HİÇ SEKTEYE UĞRATMADI”

    Aynı zamanda Perihan Pulat’ın avukatı olan Alişan Şahin, “Sol, sosyalist çevre, devrimci, yiğit bir kadını kaybetti” diyerek Perihan Pulat’a dair şu anılarını anlattı:

    “Perihan abla, her hak ihlaline uğrayanın yanındaydı. Onurlu, muhalif duruşunu sekteye uğratmadan yaşadı.

    Perihan abla ile avukat olarak gözaltı takibine gittiğim gün tanıştık. Birbirimizin hayatına o şekilde girdik. Ama onun duruşuna çok hayran oldum. Ondan çok şeyler öğrendim. Behice Boran’ın çok eski ve çok iyi bir dostuydu. Onunla olan hikâyeleri sık sık anlatırdı. Önemli olan Perihan ablanın bu muhalif duruşundaki kesinlikle kararlı oluşuydu.

    Perihan ablaya çoğu, 2911 sayılı yasayı muhalefetten olmak üzere 5 tane dava açıldı. Bu davaların 3’ünden beraat etti. 2 dosyası da halen mevcut, ondan da beraat edecek bundan adım gibi eminim.”

    “KENDİSİNİ EŞİT BİR BİÇİMDE KONUMLANDIRAN BİR İNSANDI”

    Hak mücadelesi sebebiyle eylemleriyle tanıdığımız Veli Saçılık da Perihan Pulat’ı anlatan isimlerdendi. “Kutuplarda buzulların erimesini kendisine dert edinirdi” diyen Saçılık’ın aktarımı şöyle oldu:

    “Perihan anne öncelikle Behice Boran’ın hayranıydı ve Behice Boran’ın kendisinin öğretmeni olduğunu söylüyordu. ‘Behice Boran’ın kızıyım’ diyordu ve bize de annelik yapıyordu. Kendisi Behice Boran’ın kızı bizim de annemiz durumundaydı. Perihan ananın anılandan ziyade onun yaşam tarzı bizim hedeflediğimiz, aslında programlarımıza yazdığımız, konuştuğumuz kavramları kendi benliğinde birleştirmiş bir insandı.

    Kutuplarda buzulların erimesini kendisine dert eden, bunun için içerlenen, bunun için doğalgaz yakmayan bir insandı. Hayvanların canına asla kıymayan, Kürt’ün hakkını Kürt’e, Alevinin hakkını Aleviye, kadının hakkını kadına, emekçinin hakkını emekçiye ayrımsız ve gayrımsız bir biçimde ve mutlaka yanında olandı. Yani kafasında milliyetçi, ırkçı, cinsiyetçi, insan egemen bir fikir asla yoktu. Doğada kendisini eşit bir biçimde konumlandıran bir insandı.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Mersin NKP: Yeni Çernobiller olmasın

    Mersin NKP: Yeni Çernobiller olmasın

    PİRHA- Mersin Nükleer Karşıtı Platform Dönem Sözcüsü Aycan Özkan, Çernobil faciasının yıl dönümüne ilişkin yaptığı açıklamada, yaşanan facianın etkisinin hala sürdüğüne dikkat çekerek, “Türkiye’de ve dünyanın neresinde olursa olsun nükleer santrallere karşıyız. Nükleer santraller doğa yaşam ve insanlık düşmanıdır. Tıpkı kapitalizmin doğa yaşam ve insanlık düşmanı olduğu gibi” dedi. 

    Mersin Nükleer Karşıtı Platformu (NKP) Çernobil faciasının 34. yılına ilişkin açıklama yaptı. NKP Dönem Sözcüsü Aycan Özkan tarafından yapılan açıklamada, 34 yıl önce dünyanın bir felakete uyandığına dikkat çekerek, şunları ifade etti:

    “Ukrayna Çernobil’de patlayan nükleer santral bir ‘tüp’ patlaması değildi ne yazık ki! Çernobil’deki yıkım ve radyo aktif yayılım yani ölüm orada kalmadı. Önce bölgeyi, kısa sürede bütün Karadeniz havzasını ve Türkiye dahil Avrupayı etkisi altına aldı. Binlerce kanser vakası ortaya çıktı, genç ölümler arttı. Yine 9 yıl önce Fukuşima’da hemde bir çok önleme rağmen patlayan nükleer santralin yıkıcı-yokedici etkisi bir yıl içinde okyanusun öte yanını Amerika’yı vurdu. Ve bu kazaların etkileri binlerce yıl sürecek. Söylemek yazmak ne kadar kolay değil mi? Binlerce yıl! Bu binlerce yaşama mal olmak demektir. Bu her türlü canlının yok olması demektir.”

    “YIKIMA İZİN VERMEYECEĞİZ”

    Özkan, “Doğaya, insana, hayvanlara, yani dünyanın asıl sahiplerine en ufak faydası olmayan nükleer santrallerin kurulma amacı nedir o zaman?Maliyeti milyarlarca dolar tutan nükleer santraller neden kuruluyor?” diye sorarak şunları belirtti:

    “Enerji ihtiyacı söylemi koca bir yalan. Yalan çünkü nükleer santralin ürettiği enerjinin çok azı elektrik enerjisine dönüştürülüyor. Geriye iki temel erken kalıyor; Atom bombası ve oluşan devasa rant. Yani halkın parasıyla halka karşı olunuyor. Sinop’ta yapılmak istenen nükleer santral Japon hükümetinin ülke içinde ve dışında kurulacak nükleer için getirdiği ek önlemler Mitsubishi firması ikiye katlanan maliyet nedeniyle vazgeçmiş ve nükleer karşıtları daha “oh” demeden vergi cenneti bir adada kurulan korsan şirket Sinop nükleer santralini yeniden gündeme getirmiştir. Akkuyu’da nükleer santral inşaatı salgına rağmen sürdürülüyor. Tıpkı doğa ve tarih harikası yerlerde talana devam edildiği gibi. Halka “evde kal” çağrısı yapılırken doğa ve yaşama düşman olanlar talana yıkıma devam ediyorlar. Akkuyu’dan yayılması muhtemel salgının sorumluları işçileri çalışmaya zorlayanlardır. Kapitalizm yarattığı felaketleri umursamıyor. Tarihi boyunca da umursamadı. Biz yaşam savunucuları bu yıkıma izin vermeyeceğiz. Akkuyu’da inşaatı süren nükleer santralin ortalama bir binayı bile taşıyamayacak yumuşak kayanın üzerinde yapılması bile kapitalizmin kâr hırsının nereye varacağının göstergesidir. En ufak bir kazada Türkiye’nin güneyi ve Akdeniz havzasında ölüm kol gezecektir. Kaza olmasa bile nükleer atıkların oluşturacağı kirlilik aynı etkiyi katlayarak yapacaktır. İşte bu ve daha fazla nedenlerden dolayı, Türkiye’de ve dünyanın neresinde olursa olsun nükleer santrallere karşıyız. Nükleer santraller doğa yaşam ve insanlık düşmanıdır. Tıpkı kapitalizmin doğa yaşam ve insanlık düşmanı olduğu gibi.”

    Diren KESER/MERSİN

     

  • Gezici Festival 25. yılında yine yollarda

    Gezici Festival 25. yılında yine yollarda

    PİRHA- Ankara Sinema Derneği’nin düzenlediği Gezici Festival, 25. yılında seyircisiyle buluşturmak üzere yola çıkıyor. Festival, 29 Kasım-5 Aralık tarihleri arasında Ankara’da, 6-8 Aralık’ta Sinop’ta ve 9-12 Aralık’ta Kastamonu’da perdelerini açacak.

    Gezici Festival 25. yılında sinemaseverlerle buluşmak üzere yola koyuluyor. 29 Kasım’da Ankara’da perdeleri açılacak olan festival 5 Aralık’a kadar başkentlilere sinema keyfi sunacak.

    Ankara ardından 6 Kasım’da Sinop’ta olacak Gezici Festival, 8 Aralık’ta birçok filmi izleyici ile buluşturacak. Festivalin son durağı ise 9-12 Aralık’ta Kastamonu olacak.

    Gezici Festival, modern sinemadan birçok örnek ve sinema sanatının klasiklerini beyaz perdede izleme fırsatı sunacak. Festival’in bu yılki programında Dünya Sineması, Kısa İyidir, Çocuklar İçin, Türkiye Sineması, Sessiz Sinema gibi klasikleşen bölümlerin yanı sıra 25. yıl için özel olarak programlanan, yeni, tematik film seçkileri de yer alıyor.

    PİRHA/ANKARA

  • Nükleer santral meselesi siyasi bir meseledir, enerji meselesi değil-VİDEO

    Nükleer santral meselesi siyasi bir meseledir, enerji meselesi değil-VİDEO

    PİRHA-Munzur Çevre Derneği’nin “Yeni Çernobiller yaşanmaması için; Sinop’tan Munzur’a Mücadeleyi Dayanışmayla Büyütelim” şiarıyla düzenlediği dayanışma etkinliğinde konuşan Munzur Çevre Derneği Başkanı Hatun Esen, “Nükleer santralleri yapmayın biz mum ışığında kalmaya razıyız. ‘Yaşamın olmadığı bir yerde enerjiye ihtiyaç var mı?’ soruyorum size” dedi.

    Munzur Çevre  Derneği dünyanın en büyük nükleer kazalarından biri olan Çernobil faciasının 32. yılında “Yeni Çernobiller yaşanmaması için; Sinop’tan Munzur’a Mücadeleyi Dayanışmayla Büyütelim” şiarıyla dayanışma etkinliği düzenledi.

    Şişli Cemil Candaş Kent Kültür Merkezi’nde düzenlenen etkinlikte salona asılan “Nükleer değil yaşam, yaşam için isyan”, “Munzur özgür aksın, Sinoplu nükleersiz yaşasın”, “Dersim’de HES’lere, Sinop’ta nükleere geçit vermeyeceğiz”, “Ölüm değil yaşamak istiyoruz, nükleer enerjiye hayır…!” yazılı pankartlar dikkat çekti.

    Etkinliğe çeşitli yöre ve çevre dernekleri, doğaseverler, İstanbul çevre konseyi, siyasi oluşumlar ve sivil toplum kuruluşları destek verdi.

    Çevre ve yaşam mücadelesinde ölümsüzleşenler için saygı duruşuyla başlayan etkinlikte Munzur Çevre Derneği’nin Çernobil faciasıyla ilgili hazırladığı sinevizyon gösterildi.

    “RADYASYONLU BULUTLARIN TEĞET GEÇTİĞİNİ SÖYLEYEREK DALGA GEÇTİLER”

    Sinevizyonun ardından konuşan Munzur Çevre Derneği başkanı Hatun Esen, aradan 32 yıl geçmesine rağmen Çernobil faciasının etkilerinin hala devam ettiğine dikkat çekti. Diğer ülkelerin radyasyona karşı önlem aldığını kaydeden Esen, Türkiye’yi yönetenlerinse radyasyonlu bulutların teğet geçtiğini söyleyerek insanlarla insanlarla dalga geçtiklerini belirtti. Çernobil faciasından Karadeniz’in kıyı kentlerinin çok etkilendiğini ifade eden Esen, neredeyse her evden bir kişinin hayatını kaybettiğini de ekledi.

    “NÜKLEER YAPMAYIN MUM IŞIĞINDA KALMAYA RAZIYIZ”

    Çernobilden sonra gelişmiş ülkelerin kendi ülkelerinde nükleer santralleri durdururken Türkiye’ye yöneldiklerini hatırlatan Esen, ülkemizde enerjiye ihtityaç olduğu için yapılmak istenen üç nükleer santrale dikkat çekti. Esen “Nükleer santralleri yapmayın biz mum ışığında kalmaya razıyız. ‘Yaşamın olmadığı bir yerde enerjiye ihtiyaç var mı?’ soruyorum size” dedi.

    “ATIKLAR İÇİN TOROSLARI DÜŞÜŞNÜYORLAR”

    Türkiye’de insan ölümlerinin kolaylığına işaret eden Esen, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bizim ülkemizde insan ölümleri o kadar kolay ki taş ocaklarında ölüyoruz, çöp konteynırı patlamalarında ölüyoruz. Bu da yetmiyormuş gibi Mersin’de, Sinop’ta nükleer santral yapıyorlar. Mersin’de kurulacak nükleer santral 60 yıl sonra işlevini yitirdiği zaman atıklarını nereye atacaksınız? Onun için de Torosları düşünüyorlar.”

    “BÜTÜN DERELERİMZE KELEPÇELER VURULUYOR”

    Türkiye’de doğal yaşam alanlarına saldırıların arttığını kaydeden Esen, “Kıyılarımız birilerine peşkeş çekiliyor, ormanlarımız yok oluyor. Akan bütün derelerimize kelepçeler vuruluyor. Vadilerimiz HES’lerle yok ediliyor. Sur, Hasankeyf, Dersim Sinop, Mersin her yer yok oluyor. Biz biliyoruz ki yolumuz uzun, mücadelemiz zor. Ama biz sesimizi yükselteceğiz, buna geçit vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

    DİRENİŞE DEVAM VURGUSU

    Çevre mücadelesinde hayatlarını kaybeden Büyüknohutçu çiftini de unutmayarak onlara selam yollayan Esen, direnişe devam vurgusu yaparak sözlerine şöyle devam etti: “Bizler coplansak da gözaltına alınıp içeri atılsak da doğamıza, taşımıza, mahallemize, sokağımıza yönümüzü çevirerek yaşam alanlarımızı koruyacağız. Lokal direnişleri genel direnişlere çevirirsek kazanırız.”

    SİNOP’TA YAPILACAK MİTİNGE ÇAĞRI

    22 Nisan’da Sinop’ta nükleere karşı yapılacak mitinge katılımın önemli olduğunu söyleyen Esen, egemenlerin yarın öbür gün nükleer santralden sonra nükleer silah üretmek istediklerini söyleyebileceklerine de dikkat çekti.

    Esen’in ardından sahneye çıkan Musa Baki Zazaca ve Türkçe söylediği türkülerle katılımcılara keyifli anlar yaşattı.

    “GÖLGE ETME BAŞKA İHSAN İSTEMEZ”

    Baki’nin arkasından kısa bir konuşma yapan İstanbul Çevre Konseyi Başkanı Şeyma Dumrul, İğneada, Akkuyu ve İnceburun’da kurulmak istenen nükleer santrallere değindi. Bakanların nükleer santraller için mantıklı bir açıklama yapamadıklarını belirten Dumrul, amaç enerjide Türkiye’yi dış ülkelerden bağımsız hale getirmekse nükleer santrallerin değil güneş santrallerinin konuşulması gerektiğini kaydetti. “Yeşil Türkiye Projesi” adı altında Cumhurbaşkanının 23 milyon haneye mektup gönderdiği ve bunun maliyetinin de yurttaşların ceplerinden çıktığını belirten Dumrul, “Mektupta halka demişler ki ‘Çevreye daha duyarlı olun.’ Onlara şunu söylemek lazım ‘Gölge etme başka ihsan istemez.’ Siz olmazsanız bu halk yeterince çevreci, yeterince çevreye duyarlı.” ifadelerini kullandı.

    “BİZ BURADAYIZ ÇÜNKÜ TÜRKİYE BİZİM”

    Canlı ağaçların kiralanması kararının meclisten geçtiğini kaydeden Dumrul, havanın, suyun her geçen gün daha fazla kirlendiğini, ormanlık alanların her geçen gün sermayeye peşkeş çekildiğini hatırlattı. Dumrul hükümete şöyle seslendi: “Şuan buradaysak demek ki umut var. Her şeyden önce bu ülkenin kadınları var. Yaptığınız çevre kıyımlarına sessiz kalmayacağız. Biz buradayız çünkü Türkiye bizim.”

    “NÜKLEER SANTRAL BİR SİYASİ MESELEDİR ENERJİ MESELESİ DEĞİL”

    Dumrul’un arkasından söz alan Metalurji Yüksek Mühendisi Cemalettin Küçük, hazırladığı sunum ve görsellere nükleer santrallerin ne kadar zararlı olduğunu anlattı. Küçük, Türkiye’de zaten nükleerin var olduğunu vurguladı. Ortada OHAL, faşizm, baskı ve katliamların olduğunu söyleyen Küçük, OHAL’in demokratik haklar kullanılmasın ve insanlar fikirlerini söylemesin diye var olduğunu kaydetti. Sinop’ta bir salonda ÇED toplantısı düzenlenirken çevrecilerin alınmayarak taşımalı sistemle AKP’li köylülerin getirildiğini ve nükleerin etkilerinin anlatıldığını ifade etti. Bunu yaparken OHAL’den destek aldıklarını işaret eden Küçük, “Mersin’de yapılacak toplantıya katılım da böyle engellendi. Nükleer santral meselesi bir siyasi meseledir. Bir esir alma meselesidir. Enerji meselesi değil.

    Güneş enerjisi santralleri ile rüzgar tribünlerinin zararlarına da değinen Küçük, Hasankeyf’in üzerinin toprakla kapatıldığını ve bunu yapmak için de ekolojik bomba kullanıldığının söylendiğini kaydetti.

    Küçük’ün arkasından sahneye çıkan sanatçı Ayla Yılmaz türkülerini seslendirdi.

    “SİYASET SADECE ANKARA’DAN KARAR VERMEK DEĞİLDİR”

    Yılmaz’ın arkasından HDP MYK Üyesi Çilem Küçükkeleş söz alarak Mersin’de milletvekilliği yaptığı kısa dönemde nükleerle mücadeleye destek verdiğini belirtti. HDP’nin toplumun kendi siyasetini kurduğu bir siyaseti benimsediğini ifade eden Küçükkeleş, siyasetin sadece Ankara’dan karar vermek değil toplumun her alanında söz söylemek olduğunu vurguladı. İnsanların bu coğrafyada yaşayan canlılardan tek farkının konuşabiliyor olması olduğunu kaydeden Küçükkeleş, bu yaşamda eşit olmanın ve doğaya bakabilmenin başarılabildiği zaman daha yaşanılabilir bir dünyanın kurulabileceğine işaret etti.

    “İNSANLIK AYAKTA KALMAYA DEVVAM EDECEK”

    “Hiçbir yağmur, yağarken hangi insanın cebinde ne kadar parası olduğuna bakmadı. Hiçbir toprak, üzerinde gezen canlının ne kadar sarayı, ne kadar köşkü olduğuna bakmadı” diyen Küçükkeleş, insanlığın bir vicdanı olduğunu ve insanların ellerini vicdanlarına koyduğu takdirde vicdanlarının insanlığın doğru olduğunu söyleyeceğini ifade etti. Hayata ve vicdanlarına sahip çıktıklarını söyleyen Küçükkeleş, bu coğrafyada kurulan kalelerin bir gün yıkılacağını ancak insanlığın ayakta kalmaya devam edeceğini vurguladı.

    Küçükkeleş’in konuşmasının ardından sahneye çıkan Mehmet Ekici seslendirdiği türkülerle katılımcılara keyifli anlar yaşattı.