Etiket: sırrın mahallesi

  • AKD Sırrın Cemevine, Büyükşehir Belediye Başkanından ziyaret

    AKD Sırrın Cemevine, Büyükşehir Belediye Başkanından ziyaret

    PİRHA- Pandemi nedeniyle hizmete ara verilen Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Sırrın Şubesi/Cemevini, Urfa Büyükşehir Belediye Başkanı Zeynel Abidin Beyazgül ve beraberindeki AKP’liler ziyaret etti. 

    Urfa Büyükşehir Belediye Başkanı Zeynel Abidin Beyazgül ve beraberindeki AKP’liler, Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Sırrın Şubesi/Cemevini ziyaret etti.

    AKD Urfa Şubesi/Cemevi Başkanı Reşit Burhan ile dernekte bir süre sohbet eden ve bir ihtiyaçları olup olmadığını soran Belediye Başkanı Beyazgül ve beraberindekiler daha sonra dernekten ayrıldılar.

    PİRHA‘ya bilgi veren Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Sırrın Şubesi/Cemevi Başkanı Reşit Burhan, Urfa Büyükşehir Belediye Başkanı Zeynel Abidin Beyazgül’ün kendilerine bir sıkıntıları, ihtiyaçları olup olmadığını sorduğunu, bir süre sohbet ettiklerini söyledi.

    Reşit Burhan, iki yıl önce Hakk’a yürüyen Zakir Kemal Burhan, kadınlar ve Sırrın Mahallesi’ndeki tüm canların emekleriyle yapılan cemevinde pandemi nedeniyle cem yürütemediklerini, etkinlikler de dahil tüm hizmetlerin durmuş olduğunu dile getirdi.

    PİRHA/ URFA

     

  • Baba Ali Özen’den asimile olanlara çağrı: Alevi Yolu’na dönün-VİDEO

    Baba Ali Özen’den asimile olanlara çağrı: Alevi Yolu’na dönün-VİDEO

    PİRHA- Urfa’da Sırrın Mahallesi’nde ve Kısas’ta Babalık (Dede) yapan Ali Özen, “Cenazeleri erkanımıza göre kaldıralım” dedi ve tüm canları, Alevi yolunu, deyişleri, görgüleri, ikrarları görmeleri, öğrenmeleri için cemevine davet etti. Özen, Şiileşen ve Sünnileşenlere de Alevi Yolu’na dönmeleri çağrısında bulundu. 

    Urfa’da Sırrın Mahallesi’nde ve Kısas’ta Babalık (Dede) yapan Ali Özen, Urfa’da Alevi inancına ve yeni yapılan cemevine ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    2009 yılında Urfa Kültür Derneklerini; Sırrın, Kısas, Akpınar’ı merkez alarak kurduklarını belirten Özen, daha sonra babalık unvanını Veliyettin Hürrem Ulusoy tarafından aldığını kaydetti.

    “DERNEKLERİ KENDİ İMKANLARIMIZLA KURDUK”

    Şehir merkezi içerisinde Hekim Dede Mahallesi’nde babalık görevine başladığını ifade eden Ali Özen, şöyle konuştu:

    “O vakitlerde rahmetli Ali Güleç babalık makamındaydı. Onun ardından Yahya Baba ile beraber çalıştık. Kültür derneklerini kendi imkânlarımızla, devletten herhangi bir destek almadan kurduk ve yönettik. Birçok yere başvurup mekân için uygun bir yer bulduk. Sağa sola gittik; topladığımız beş lira, on lira, yirmi lira, yüz lira ile bu cemevi (Sırrın Cemevi) kuruldu. Bazı canlar, bu yola düşkün olanlar daha fazla katkı sağladılar. Hatta bazıları 1 ila 20 milyar lira arasında katkıda bulundular. Viran Belediyesi’nden 15 bin lira aldık. Şanlıurfa’dan ve buradan ziyaret etmek üzere bakan ve vali geldi. Validen 70 bin liralık destek adına imza aldık. Ancak sonrasında bu parayı tahsis etmedi. Aldığımız duyuma göre İzmir Valisi telefon ederek, “Siz o parayı o cemevine verirseniz Türkiye’deki tüm cemevleri aynı desteği bekleyecektir” demiş. Bu telefonun ardından vali bey kendi imzaladığı evrakı il meclisine gönderip orada iptal ettirmiş. Tüm bu olayların neticesinde biz bu cemevini tamamen kendi imkânlarımızla inşa ettirdik.”

    “ESKİ CEMLERDE MUHABBET, İNSAN SEVGİSİ FARKLIYDI”

    Çocukluğundan itibaren cemlere katıldığını söyleyen Ali Özen, “Eskiden Ali Baba da burada, Sırrın’daki evinde cem yapıyordu. Arada sırada geliyordum. Ancak o zamanki muhabbet, aşk, insan sevgisi şu dönemdekinden daha farklıydı” diyor.

    Baba Ali Özen, “İnsan değişmedikçe yaşaması mümkün değildir. Bir iki hususta değişiklik oldu. Bazı kısımları eskiden Arapça okuyorduk. Örneğin Nur Suresi’nin 35. Ayeti. Postnişimiz, ‘Biz direk Hacı Bektaş’a bağlıyız’ dedi. Nur Suresi’ni kaldırarak yerine, ‘Allah-ı eyvallah, secde haktır’ dedi” diyerek öze dönüşe işaret ediyor.

    “CENAZELERİ ERKANIMIZA GÖRE KALDIRALIM”

    Baba Ali Özen, Hakka uğurlama erkanlarının Alevi ritüeline göre yapılmasına ilişkin sorumuzu yanıtlarken kendi yaşadığı bir olayı anlatıyor:

    “Amcamın oğlu hakka yürüdüğünde Urfa’da Kısas Köyü’ndeydik. İlk olarak o cenazeyi erkanımıza göre yürüttüm. Tepki aldık, çeşitli dedikodular da oldu. Bunların hiçbiri mühim değil. Ben derim ki cemevine gelen canlar kendi büyüklerine, ailesine bu erkanı anlatarak Türkçe’nin faydasını vurgulasınlar. Cenaze erkânında namaz var mı? Hayır. Hakka yürüyen bir kişinin cenazesi namaz kılarak uğurlanır mı? Böyle bir kaide var mı? Alevî ritüelinde olmadığı gibi Kur’an-ı Kerim’de de yok. Ben buradaki gençlere, canlara diyorum ki, kim cenazesini kaldırıyorsa erkanına göre kaldırmaya uğraşsın. Töreden ve gelenekten bununla birlikte kınamalardan çekiniyorlarsa, bilsinler ki bu usulü anlatmak bizim görevimiz. Bütün canlara sesleniyorum; Urfa’daki, Sırrın’daki, Kısas’taki, Akpınar’daki bütün canlar buraya gelsin. Bilmediklerini biz öğretelim. Bizi örnek alsınlar.”

    “HAK İÇİN YAPILAN İBADET ALEVİ İBADETİDİR”

    Urfa’da Alevi gençlerin, çocukların inanca düşkünlüğü göze çarpıyor. Baba Ali Özen, “Tüm canlar cemevine gelip, yolumuzu, görgümüzü, ikrarlarımızı, deyişlerimizi ve onların manasını öğrensinler. Zaten öğrendikten sonra bu yoldan vazgeçmezler” diyor.

    Alevilerin, “Saz bizim telli Kur’an’ımızdır” sözünü hatırlattığımızda Ali Özen,”Sazsız muhabbet olmaz. Öncelikle biz Sünni kardeşlerimize tepki göstermediğimizi belirtelim. Camiye gidip namaz kılıyorlar. O camiye katil de gidiyor, hırsız da gidiyor. Onlar atadan öyle görmüşler o şekilde öğrenmişler. Ancak gerçekte Hak için yapılan bir ibadet Alevi erkanında yapılan ibadettir. Hak Muhammed Ali, On iki İmamlar tarafından günümüze kadar yapılan ibadetler, günümüze kadar getirilmiş olan deyişler, gülbengler, Hacı Bektaş-ı Veli’nin soyundan gelenlerin hizmetlerinin yanında bizim de hizmetlerimiz olursa ne mutlu” diye konuştu.

    ŞİİLEŞENLERE VE SÜNNİLEŞENLERE ÇAĞRI

    Alevi inancından uzaklaşan, Şiileşen ya da Sünnileşenlere de seslenen Baba Ali Özen, şunları kaydetti:

    “Hakkı kalplerinde görsünler, hakkı başka yerde aramasınlar. Kul hakkını bilsinler ki o yalnız bir kişinin malını çalmak, gasp etmek ya da menfaat gütmek değildir. Örneğin siz benimle röportaj yapıyorsunuz ve ben size hoşnut olmayacağınız bir davranışta bulunuyorum. Bu da kul hakkına girmez mi? Bütün canlara sesleniyorum. Gençlerimiz ritüellerini öğrensin; sazını çalsın, deyişleri öğrensin, hizmet görsün, büyüğüne karşı saygıda kusur etmesin. Özellikle büyükler olarak biz onlara gerekli sevgiyi ve ilgiyi göstermeliyiz.”

    “DEYİŞLERİMİZDE İNSAN, HAYVAN, TABİAT SEVGİSİ VAR”  

    Alevi inancındaki doğa sevgisine de değinen Ali Özen, “Sevgi dediğiniz zaman, dağı, taşı, insanı 7 kat yerde, 18 bin alemde varlığını her şeye, her yere nakşedelim. Cenab-ı Allah’ın varlığı orada, ağaçta, insanda. Kendini Adem’e bahşeylemiş. Deyişlerimizde insan sevgisi, hayvan sevgisi, tabiat sevgisi var. Tüm bunlar Alevi ritüelleri içerisinde mevcut” şeklinde konuştu.

    PİRHA/URFA

     

  • ‘Bağıra bağıra Alevi olduğumuzu söyledik, korkmadık’-VİDEO

    ‘Bağıra bağıra Alevi olduğumuzu söyledik, korkmadık’-VİDEO

    PİRHA- Urfa’nın Sırrın Mahallesi’nde yaklaşık 35 yıldır cemlerde ‘Gözcülük’ görevini yapan Şevket Aydın, “Son zamanlarda Sırrın gençliğinin uyanması var. Ben Aleviyim diyebiliyorlar, cemevinde verilen bağlama ve semah öğretisine katılıp kendi yol erkanını öğreniyorlar” dedi. 

    Urfa’nın Sırrın Mahallesi’nde her türlü baskı ve asimilasyon politikalarına rağmen bugüne kadar Alevilik yol erkanını yaşayan ve çocuklarına kendi yolunu anlatan Türkmen Aleviler, Sırrın Mahallesi’nde 7 yıldır dayanışmayla yaptırdıkları cemevinde her hafta Perşembe gününü Cuma’ya bağlayan gece biraraya gelerek muhabbet ve birlik cemlerini yapıyor.

    Cemlerde yaklaşık 35 yıldır, Alevilikte 12 hizmetten biri olan Gözcülük görevini yapan Şevket Aydın PİRHA‘ya açıklamamalarda bulundu.

    “AZINLIKTA OLDUĞUMUZ İÇİN HEP EZİLDİK”

    Yaklaşık 35 senedir cem gözcülüğü yapan Şevket Aydın “Cemevi inşaatı olmadan önce Halil Bababa’nın toprak evinde yıllarca cemimizi yürüttük. Eyüp Baba’nın sağlığında Eyüp Baba’nın evinde cem yürütülürdü, Halil Baba’nın baba oluşu 40 seneye dayanıyor. 40 seneden bu yana Sırrın’da cem yürütülüyor” dedi.

    “BAĞIRA BAĞIRA ALEVİ OLDUĞUMUZU SÖYLEDİK”

    Aydın, o süreci şöyle anlattı:

    “Büyüklerimiz Urfa’nın merkezine gidemezmiş. Aleviler geldi, Ali’nin taşı çenenize, yüzünüze değsin, kelimelerini çok duyduk. Ama belirli bir zamandan sonra ben Aleviyim, dedik. Bağıra bağıra Alevi olduğumuzu söyledik, korkmadık. Azınlıkta olduğumuzdan dolayı hep ezildik, hep ezildik, hep ezildik. Şimdiki imkanlarla o zamandaki imkanlar arasında çok fark var. O zamanki musahiplik daha samimiydi ve insanlar birbirine daha çok bağlıydı. Son zamanlarda Sırrın gençliğinin uyanması var. Ben Aleviyim diyebiliyorlar. Cemevinde verilen bağlama ve semah öğretisine katılıp kendi yol erkanını öğreniyorlar.”

    “CEMEVİNE GELEN ÇOCUKLARIMIZ ZORUNLU DİN DERSİNİ KABUL ETMİYOR”

    “Cemevine gelen gençler dostça arkadaşlıklarını sürdürüyorlar. Nereye giderlerse beraber gidiyorlar. Bunda başkanımız Reşit Burhan’ın büyük bir emeği var” diyen Aydın, “Çocuklarımıza okullarda zorunlu din dersi vermeye çalışıyorlar. Ama cemevine gelip giden gençlerimiz, çocuklarımız bunun farkındalar. Kabul etmiyorlar. Örneğin; benim oğlum Aydın’da haritacılık yapıyor. Lise okuduğu dönemlerde ve ortaokul döneminde hiçbir din dersine girmedi ve kabul etmiyor” ifadelerini kullandı.

    “CEMEVLERİNE CÜMBÜŞ EVİ DEMEYE KİMSENİN HAKKI YOK”

    Veliyettin Ulusoy’un himmetiyle bütün gençlerin okullarda verilen din derslerini kabul etmediğine vurgu yapan Şevket Aydın, “Bizi yöneten baştaki insanlara söylüyorum; bizim ibadet yerimize cümbüş evi demeye kimsenin hakkı yok. Bizim ibadet yerimiz cemevidir. Cümbüş evi nedir eğlence yeridir, burası eğlence yeri midir? Burası inancımızı yerine getirdiğimiz bir yerdir” diye konuştu.

    Mustafa YÜKSEL/Hüseyin YAŞAR
    URFA