Etiket: şişhane

  • Hakkari’deki irade gaspı İstanbul’da protesto edilecek

    Hakkari’deki irade gaspı İstanbul’da protesto edilecek

    PİRHA – İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri, Hakkari Belediyesi’ne kayyum atanmasını protesto edecek. 

    İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri, Hakkari Belediyesi’ne kayyım atanması kararını protesto edecek. Açıklamanın saat 18.00’de Beyoğlu’nda bulunan Şişhane Meydanı’nda yapılacağı duyuruldu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Gazetecilerden açıklama: Özgür basın baş eğmez, onurumuza sahip çıkıyoruz-VİDEO

    Gazetecilerden açıklama: Özgür basın baş eğmez, onurumuza sahip çıkıyoruz-VİDEO

    PİRHA-Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu (MKGP) ve Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) tutuklanan 9 gazeteci için İstanbul Şişhane’de basın açıklaması yaptı. Açıklamada “Gerçeğin kalemini kırmaya kimsenin gücü yetmeyecektir. Özgür basın baş eğmez. Gazetecilik onuruna sahip çıkıyoruz” ifadeleri kullanıldı. 

    Ankara merkezli 9 kentte yapılan ev baskınlarında gözaltına alınan ve daha sonra tutuklanan 9 gazeteci için İstanbul Şişhane Meydanı’nda basın açıklaması yapan Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu (MKGP) ve Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) tutuklamaları protesto etti.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekilleri Musa Piroğlu, Zeynel Özen, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Gökhan Durmuş ile DİSK Basın-İş Sendikası’nın da katıldığı açıklamada gazeteciler “Özgür basın baş eğmez” dedi.

    “TUTUKLAMALAR SİYASİ KARARIN ÖTESİNDE DEĞİLDİR”

    DFG ve MKGP adına yapılan ortak açıklamayı okuyan Nişmiye Güler, AKP-MHP iktidarının demokrasiyi ve ifade-haber alma özgürlüğünü ayaklar altına aldığını belirterek,” Kuşkusuz yargının 9 arkadaşımızı tutuklaması siyasi bir kararın ötesinde değildir” dedi.

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Türkiye’de cumhuriyetin 99’uncu yıldönümünün karşılandığı 29 Ekim günü sabaha karşı Mezopotamya Ajansı Yazı İşleri Müdürü Diren Yurtsever, muhabirleri Deniz Nazlım, Selman Güzelyüz, Berivan Altan, Hakan Yalçın, Emrullah Acar ve Ceylan Şahinli; JINNEWS muhabirleri Habibe Eren ve Öznur Değer sessiz sedasız bir şekilde tutuklandı. 9 arkadaşımız ile aynı tarihlerde Diyarbakır’da gözaltına alınan JINNEWS muhabiri Derya Ren de kesinleşmiş cezası olduğu gerekçesi ile tutuklandı.

    Bu tarihin seçilmesi kuşkusuz tesadüf değil. 29 Ekim 2016’da Kürt özgür basının ajansları ve gazeteleri gece yarısı çıkarılan KHK ile kapatılmıştı. 6 yıl sonra bu kurumlarımızda çalışan 9 arkadaşımızın yaptıkları haberler, çalıştıkları ajanslar, dernek üyelikleri ve seyahatlerinden “suç” üretilmeye çalışılıp tutuklanmalarına hükmedildi. Bu, her fırsatta demokrasi naraları atan ve ülkede ifade özgürlüğü olduğunu savunan ama demokrasiyi ve ifade-haber alma özgürlüğünü ayaklar altına alan AKP-MHP iktidarının en büyük çelişkilerinden biridir. Kuşkusuz yargının 9 arkadaşımızı tutuklaması siyasi bir kararın ötesinde değildir.

    “BU SALDIRILARA DA BAŞ EĞMEYECEĞİZ”

    Yine arkadaşlarımızın derneğimize olan üyeliklerini suçlama konusu yapan ve derneğimizi kriminalize etmeye çalışan Ankara Emniyeti’ne ve buna alet olan savcılara da sesleniyoruz: Suç işliyorsunuz. Derneğimiz tamamıyla yasal olup, her türlü vergilerini veren bir kurumdur. Arkadaşlarımızı tutuklamaya yeterli delil bulamayıp, derneğimiz üzerinden suç üretme çabanız da nafiledir. Kürt basınına yönelik bu tür saldırılar, gazetecileri susturma ve gerçekleri karartma amaçlıdır. Kürt karşıtlığı ve düşmanlığında sınır tanımayan iktidar, savaş gerçekliğini tüm çıplaklığıyla halka ulaştıran Özgür Basın gazetecilerini asla susturamayacaktır. “Gerçekler Asla Karanlıkta Kalmayacak” geleneğinden gelen Özgür Basın çalışanları, ne dün ne bugün hiçbir baskıya baş eğmediğini tüm pratiğiyle ortaya koymuştur. Apê Musa, Gurbetelli Ersöz, Deniz Fırat, Cengiz Altun, Ferhat Tepe ve Nagihan Akarsel’den gücünü alan Kürt gazeteciler olarak bu saldırılara karşı da baş eğmeyeceğiz.

    “GERÇEĞİN KALEMİNİ KIRMAYA KİMSENİN GÜCÜ YETMEZ”

    Gerçeğin kalemini kırmaya kimsenin gücü yetmeyecektir. 1990’lı yıllarda bombalama ve katletmelerle susturamadığınız Özgür basını böylesi düzmece operasyonlarla, tutuklamalarla da susturamayacaksınız! Baskıcı, despotik iktidar şunu bilsin ki korkunun ecele faydası yoktur. Ne tür baskı yaparsa yapsınlar, ne kadar sansür yasaları çıkarsalar çıkarsınlar, Kürt gazeteciler tehdit, baskı, gözaltı ve tutuklamalarla asla korkmaz, mücadeleden vazgeçmez ve baş eğmez! Buradan arkadaşlarımızı hedef gösteren sözde muhalif medyaya da sesleniyoruz. Bir taraftan yargının bağımsız olmadığını söyleyip diğer taraftan da söz konusu saldırılar Kürtlere yönelik olunca iktidarın sözcülüğünü yapmaktan vazgeçin!

    “GAZETECİLİK ONURUNA SAHİP ÇIKIYORUZ”

    Yine arkadaşlarımıza evlerinde başlayıp polis araçlarında sürdürülen, emniyete ve adliyeye taşan işkence, şu anda Sincan cezaevinde de sürdürülüyor. 9 arkadaşımız günlerdir tek kişilik hücrelerde tutulmaktadır. Baş eğdiremediğiniz arkadaşlarımıza işkenceye son verin. Tüm bu işkencelerinize baş eğmeyen arkadaşlarımız gibi, 16 Haziran’da tutuklanan 16 arkadaşımız gibi biz de buradan bir kez daha haykırıyoruz: Özgür basın baş eğmez. Gazetecilik onuruna sahip çıkıyoruz.

    Altını bir kez daha çiziyoruz, tüm çabaları beyhudedir. Büyük bedeller vererek, bugünlere gerçeklerden asla taviz vermeyerek gelen özgür basının kalemi iki yakalarını bırakmayacaktır. Tüm gazetecilere ve meslek örgütlerine çağrımızdır; biz değil iktidar korksun, gelin bu saldırıları hep birlikte mücadele ederek boşa çıkaralım. Tüm gazetecilere özgürlük diyoruz, özgür basın susturulamaz. Özgür basın baş eğmez.”

    PİRHA / İSTANBUL

     

  • Basın meslek örgütleri ‘sansür yasasına’ karşı İstanbul’da bir araya geldi-VİDEO

    Basın meslek örgütleri ‘sansür yasasına’ karşı İstanbul’da bir araya geldi-VİDEO

    PİRHA-Basın meslek örgütleri, “Sansür yasası” olarak nitelendirdikleri internet medyası ve sosyal medyaya yeni yaptırımlar öngören kanun teklifine karşı İstanbul Şişhane’de bir araya gelerek, açıklama yaptı. DİSK Basın İş Genel Sekreteri Özge Yurttaş, “Daha fazla sansür, daha fazla baskı uygulamaları karşısında sessiz kalmamak için buradayız. Özgür bir ülke için özgür basın şart. Özgür basın için örgütlü bir basın ve örgütlü bir toplum şart” diye konuştu.

    “Sansür yasası” olarak nitelendirilen internet medyası ve sosyal medyaya yeni yaptırımlar öngören kanun teklifine karşı basın meslek örgütleri İstanbul Şişhane’de bir araya gelerek açıklama yaptı. Birçok gazetecinin de katıldığı açıklamada DİSK Basın-İş Genel Sekreteri Özge Yurttaş, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Gökhan Durmuş ile Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) İstanbul Temsilcisi Uğur Güç konuşma yaptı.

    “ÖZGÜR BİR ÜLKE İÇİN ÖZGÜR BASIN ŞART”

    İlk olarak söz alan DİSK Basın İş Genel Sekreteri Özge Yurttaş şunları söyledi:

    “Kalemimize, basın özgürlüğüne, ifade özgürlüğüne sahip çıkmaya devam edeceğiz. Hakikatin, gerçeğin gücü hiçbir şeyle örtülemeyecek kadar etkilidir. Sadece çıplak sesimiz, sadece kalemimiz, sadece kameramız kalsa bile yazmaya, anlatmaya, kayıt altına almaya ve insanlara hakikati ulaştırmaya devam edeceğiz. Umarız bundan sonra halkın haber alma hakkına yönelik ve basın özgürlüğüne yönelik her türlü saldırı karşısında ortak bir şekilde elimizden gelenin en iyisiyle var gücümüzle karşı koyabildiğimiz bir uzun döneminde ilk adımı olsun. Tutuklanan meslektaşlarımızın serbest kaldığı, uydurma gerekçelerle gözaltına alınan haklarında dava açılan meslektaşlarımızın artık adliyelerde ya da hapishanelerde değil, görevlerinin başlarında olduğu yarınlar için buradayız. Daha fazla sansür, daha fazla baskı uygulamaları karşısında sessiz kalmamak için buradayız. Bugün burada mütevazi buluşma yarın Türkiye’nin farklı yerlerinde ve Ankara’da gerçekleşecek itirazlar yasayı meclisten geçse de geçmese de işlemeyecek hale getirecek bir iradeye ve kararlığa dönüşecek. Özgür bir ülke için özgür basın şart. Özgür basın için örgütlü bir basın ve örgütlü bir toplum şart.”

    “BU KANUN TASARISI BİZİM TASARIMIZ DEĞİLDİR”

    TGS Genel Başkanı Gökhan Durmuş ise şöyle konuştu:

    “3 haftadır Türkiye’nin, gazetecilerin, gündeminde bu yasa tasarısı var. Başından beri itiraz ediyoruz çünkü bu yasa tasarısı meslek örgütlerine sorulmadan, bürokratlar, siyasetçiler tarafından hazırlanmıştır. Bu yasa tasarısıyla Türkiye’de habercilik yok edilmek istenmektedir. Basın özgürlüğünün son zerrecikleri ortadan kaldırılmak istenmektedir. İnternet medyasında çalışanlara basın kartı vereceğiz, internet medyasında çalışanlar resmi ilan da alacaklar gibi süslemelerle RTÜK gibi Basın İlan Kurumu’nun da bir sansür ve ceza mekanizmasına dönüştürüldüğü gizlenmek istenmektedir. Bu yasa tasarısıyla gazetecilerin zaten ulaşmakta zorlandığı basın kartı tamamen bürokratlar tarafından verilecek bir karta dönüşecektir. Halkı yanıltıcı bilgiyi halka yaymak suçlaması gibi sübjektif değerlendirmelerle gazetecilere yeni cezaların yolu açılmaktadır. Daha geçtiğimiz hafta bu yasa kanunlaşmadan Diyarbakır’da 16 meslektaşımız tutuklandı, suç delili olarak kameralar, fotoğraf makineleri, yaptıkları haberler gösterildi. 2 gün önce Ordu’da haber kaynağını açıklamayan bir internet sitesinin bilgisayarlarına el konuldu. Daha yasa gelmeden gazetecilik fiilen engellenmeye başladı.

    Biz basın meslek örgütleri olarak bu yasanın tamamen geri çekilmesini ve Türkiye’de ihtiyaç duyulan basın ve dezenformasyon konusundaki kanunu basın meslek örgütlerinin hazırlaması gerektiğini düşünüyoruz. Meclis’te, komisyonlarda yapılan görüşmelerde bunların hepsini ifade ettik ama kulakları sağır, gözleri görmüyor. Hiçbir önerimiz bu tekliflerin içerisinde düzeltilmedi, itirazımız buna. Bu kanun bu tasarı bizim tasarımız değildir, basın kanunu değildir çünkü içerisinde gazeteci yoktur. Buna karşı mücadelemizi karalılıkla sürdürmeye devam edeceğiz. Bugün Türkiye’nin çeşitli illerinde bu yasa tasarısına karşı mücadele ateşini başlattık. Bundan sonra da bu yasanın geri çekilene kadar meslek örgütleri olarak aynı kararlılıkla mücadelemizi sürdüreceğiz ve bu yasayı geri çektireceğiz.”

    “BİZ CEZAEVİNDEN KORKMUYORUZ”

    ÇGD İstanbul Temsilcisi Uğur Güç de “Yasa tasarısını haber aldığımızda önce Dijital Mecralar Komisyonu’nda sakıncalarımızı ve itirazlarımızı dile getirdik. Sonra Adalet Komisyonu’nda itirazlarımızı dile getirdik raporlaştırıp sunduk. Fakat bu yasa içerisinde hiçbiri dikkate alınmadan yasa çıkartılmaya çalışılıyor. Perşembenin gelişi çarşambadan belli olduğu için önce Diyarbakır’da 22 arkadaşımızı gözaltına aldılar. Bunlardan 16’sı tutuklandı. Daha şimdiden gazetecileri hapsetmeye başladılar. Seçim öncesinde gündeme getirilen basın yasası önce ‘gazetecilere basın kartı vereceğiz’, ‘internet çalışanlarına basın kartı vereceğiz’ denilerek havuç gösteriliyor ancak ardındaki sopayı saklıyorlar. Bu şekilde düzenlenen yasa tasarısı basın tarihinin en ağır sansürlerinden birisidir. Bu tamamen sansür yasasıdır. Bundan başka hiçbir gerekçeyle bu maddeler açıklanamaz. Dezenformasyonu zaten iktidarın kendisi yapıyor. Enflasyon yüzde 150 oldu desek bizi cezaevine atacaklar. Yarın benzine zam geldi desek bizi cezaevine atacaklar. Biz cezaevinden korkmuyoruz. Zaten tutuklanıyoruz, zaten yargılanıyoruz ama gerçekleri yazmaya devam ediyoruz. Bu şekilde yasalaşırsa sosyal medyada sıradan vatandaşların bile hapislere atılacağı günler bizi bekliyor demektir. İktidarın kurguladığı geleceği biz gerçekleri yazarak deleceğiz. Gerçekleri yazmaktan hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

    PİRHA / İSTANBUL

  • ‘Soykırımla yüzleşmek zorunluluktur’ – VİDEO

    ‘Soykırımla yüzleşmek zorunluluktur’ – VİDEO

    PİRHA- Ermeni Soykırımı’nın 104’üncü yılı nedeniyle basın açıklaması yapan 24 Nisan Anma Platformu, 24 Nisan 1915’ten beri Türkiye’de yaşamın çoraklaştığını ve bu çoraklığın Ermeni Soykırımı’yla yüzleşilmedikçe giderilemeyeceğini kaydetti. 

    Ermeni Soykırımı’nın 104’üncü yıl anması Beyoğlu Tünel Meydanı’nda izin verilmediği için Şişhane Meydan’da yapıldı. 24 Nisan Anma Platformu’nun düzenlediği anmada “24 Nisan’da kaybettiklerimizi saygıyla anıyoruz” pankartı ve katledilen Ermeni yurttaşların resimleri taşındı. Anmaya HDP Milletvekili Garo Paylan da katıldı.

    BÜYÜK BİR SUÇUN İLK ADIMLARI

    24 Nisan Anma Platformu adına ortak basın metnini okuyan Meltem Oral, “104 sene önce bugün büyük bir suçun ilk adımları atıldı. Hiç kimse yaklaşmakta olan şiddetin boyutlarını tahmin edemiyordu.” dedi.

    104 sene önce hayat olağan bir şekilde akarken Ermenilerin kapılarının tek tek çalındığını ancak kimsenin neler yaşanacağına dair bilgisinin olmadığını kaydeden Oral, “Felaket çok gizlice örgütlenmişti, neler yaşanacağıyla ilgili tek bir ipucu bile sızdırılmamıştı. Kimse, dönemin hiçbir demokratı, çeşitli siyasi gruplarda yer alanlar ve Ermeniler, yaşanacak olaylar hakkında hiçbir fikre sahip değillerdi. Değillerdi zira böylesine büyük bir felaketi tahayyül etmek bile imkansızdı.” diye konuştu.

    24 Nisan 1915 yılında başlayan süreçle birlikte 250 Ermeni aydınının sürüldüğü, 174’ünün yargılanmadan öldürüldüğü bilgilerini aktaran Oral, “1914 yılında Anadolu’da toplam nüfus 14 milyon civarındaydı ve nüfusun yüzde 30’unu oluşturan Türk-Müslüman olmayan nüfus, beş sene içinde yüzde 3’e düştü. Bugün bu nüfusun binde 1.5 gibi bir oranda olduğu tahmin ediliyor, Bu oran, kaybımızın ne kadar şiddetli olduğunu gösteriyor” diye ifade etti.

    BAHATTİN ŞAKİR’İN 3 MART TARİHLİ MEKTUBU

    Oral, geçtiğimiz haftalarda tarihçi Taner Akçam’ın açığa çıkarttığı Bahattin Şakir’in 3 Mart tarihli mektubunda yer alan bilgileri şöyle anlattı:

    “Cemiyet, vatanı bu lanetlenmiş kavmin [Ermenilerin] ihtirasından kurtarmaya ve bu konuda Osmanlı tarihine sürülecek lekenin sorumluluğunu milli onura sahip omuzlarına almaya karar vermiştir. Birbiri ardı sıra gelen intikam duygusu ile ağzına kadar dolu, uğursuz ve acı geçmişi unutamayan cemiyet, gelecekten ümitli olarak Türkiye’de yaşayan bütün Ermenileri, bir tanesi kalmayıncaya kadar mahvetmeye karar, bu hususta da hükümete geniş yetki vermiştir. Hükümet katledip yok etmenin nasıl gerçekleşeceği konusunda, vali ve ordu kumandanlarına gerekli izahatı verecektir. İttihat ve Terakki’nin bütün delegeleri bulundukları yerlerde bu konunun takibiyle ilgilenecek, hiçbir Ermeni’nin korunmasına ve yardım görmesine meydan vermeyeceklerdir.”

    “24 NİSAN BİR ARADA YAŞAMA KÜLTÜRÜNE SAPLANAN HANÇER”

    24 Nisan’la yüzleme mücadelesinin halkların kardeşliği için ses çıkartmaya ara vermeyenlerin mücadelesi olduğunu ifade eden Oral, bu mücadelenin devam etmek zorunda olduğuna işaret ederek “Devam etmek zorunda çünkü demokrasinin zaman zaman göz kırpıp, gelişiyormuş gibi yapıp gözden kaybolmasının temelinde 1915’le yüzleşmenin yapılmamış olması yatıyor” dedi.

    24 Nisan ile başlayan sürecin insanların bir arada yaşama kültürüne saplanmış bir hançer olduğunu dile getiren Oral, bu yüzleşme tamamlanmadığı taktirde baskının, katliamların, linçlerin olağanlaşmasına neden olacağını belirtti.

    “ÇORAKLIK ANCAK YÜZLEŞMEYLE GİDERİLİR”

    24 Nisan 1915’ten beri Türkiye’de yaşamın çoraklaştığına vurgu yapan Oral, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bir halk bütün değerleriyle tasfiye edilirken, toplumun tüm değerleri yaralandı. Ermeniler gibi, arkalarında bıraktıkları kültürel mirasın izleri de yok edildi. Binlerce tarihi yapı, kilise ve okul, bilinçli olarak harabeye dönüştürüldü. Sanki Ermeniler gibi onlar da bu topraklarda hiç bulunmamışlar gibi davranıldı. Anadolu’nun bu kültürel ve insani çoraklaşması, nesiller boyunca Türkiye’de yaşayan tüm insanları, hepimizi yalnızlaştırdı. Kuşakları etkileyen, çevreleyen, hastalandıran bu çoraklık, ancak ve ancak büyük bir yüzleşme hamlesiyle giderilebilir.”

    “YÜZLEŞMEK ZORUNLULUKTUR”

    Oral, demokrasinin, çatışma kültürü yerine barış içinde bir arada yaşama dinamiklerinin güçlenmesi için yüzleşmenin bir zorunluluk olduğunu kaydetti. Oral, sözlerini şöyle sonlandırdı:

    “Bu yüzleşme olmadan Hrant Dink’i, Sevag Balıkçı’yı, Marisa Küçük’ü öldürerek 1915’in o korkunç geleneğini sürdüren ve bebeklerden katil yaratan karanlığın üzerimizdeki ağırlığından kurtulmamız mümkün olmayacak. Bu yüzleşmenin gerçekleşmesi için çabalamak, Hrant Dink’e, Sevag Balıkçı’ya, Marisa Küçük’e, dünyanın dört bir yanına dağılan, topraklarından uzakta yaşamak zorunda kalan kardeşlerimize olan borcumuzdur. Kendi vicdanımıza karşı olan borcumuzdur.”

    Açıklama ardından Halkın Kurtuluş Partisi (HKP) “Soykırım yalanı ABD’nin planı”, “Soykırımı savunan ABD’nin uşağı” sloganlarıyla anmayı sabote etmeye çalıştı.

    PİRHA/İSTANBUL