Etiket: sivas davası

  • İngiltere’deki Alevilerden Sivas Katliamı Davası’na siyah çelenkli tepki -VİDEO

    İngiltere’deki Alevilerden Sivas Katliamı Davası’na siyah çelenkli tepki -VİDEO

    PİRHA- İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi, Sivas Katliamı Davası karanına tepki göstermek adına Türkiye Büyükelçiliği kapısına siyah çelenk bırakarak, “Madımak, toplumun kutuplaştırılması için bilinçli seçilmiş bir katliamdır” denildi.

    İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi, Sivas Katliamı Davası’nın 30. yılında zaman aşımına uğratılmasını protesto etti. Türkiye Büyükelçiliği önünde yapılan basın açıklamasında, “Sivas’ı unutma, unutturma”, “Sivas’ın ışığı sönmeyecek” sloganları atıldı.

    “MADIMAK BİR ALEVİ KATLİAMIDIR”

    Basın metnini okuyan İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi üyesi Sevgi Sarıtaş, katliamlarla yüzleşmemenin yeni katliamlara yol açtığını söyleyerek, “Madımak Katliamı, toplumun ayrışması, kutuplaştırılması için bilinçli seçilmiş bir Alevi katliamdır. Yaşadıklarımız, bize bir kez daha göstermiştir ki örgütlü olmayan halklar ezilmeye, asimile olmaya, sömürülmeye ve katledilmeye mahkûmdurlar. Bizler gerçeklerle yüzleşemediğimiz sürece bu katliamlar devam edecek. Maraş, Sivas, Çorum, Dersim, Malatya katliamlarında olduğu gibi Madımak Katliamı ile de yüzleşmediği için Gazi, Ümraniye, 10 Ekim, Roboski, Suruç gibi katliamları yaşadık” dedi.

    “FAİLLERİN BİLİNMEMESİ MÜMKÜN DEĞİL”

    Madımak Katliamı’nın faillerinin devlet eliyle korunduğuna dikkat çeken Sarıtaş, “Bütün bu katliamların tetikçileri ve teşvikçilerinin yerel idareciler, polis ve jandarma istihbaratı ve MİT tarafından; dolayısıyla da savcılar tarafından bilinmemesi mümkün değildir. Çünkü bu katliamların basit röntgeni bile arkalarındaki “derin devlet” örgütlenmesi ve iktidarların rollerinin olduğunu, kontra güçlerin ırkçı, şoven, radikal siyasi İslamcı çevrelerin ve partilerin iş birlikleriyle gerçekleştirdikleri, sayısız kanıtlarıyla ortadadır. Bu yüzdendir ki Sivas Katliamı’nın arkasındaki gerçek faillerin ortaya çıkarılmasının da ötesinde aynı kategoriden onlarca katliamın gerçek faillerinin ortaya çıkarılması mücadelesidir” diye konuştu.

    “BİZ BİTTİ DEMEDEN BU DAVA BİTMEZ”

    Verilen zaman aşımı kararını tanımadıklarını belirten ve mücadele çağrısı yapan Sevgi Sarıtaş, şunları ifade etti:

    “Biz Aleviler kimsenin inancından, kimliğinden, dilinden, kültüründen, cinsiyetinden dolayı ötekileştirilmediği, horlanmadığı, öldürülmediği, herkesin barış içinde bir arada kardeşçe yaşadığı, hakça bölüşümün esas alındığı, savaşların ve sömürünün son bulduğu kısacası inancımızda Rıza Şehri olarak tarif edilen bir dünyanın mümkün olduğuna inanıyoruz. Bu dünyayı bütün ötekiler ile birlikte inşa edeceğiz. Madımak Katliamı’nı ve insanlığa karşı işlenmiş tüm suçları unutmayacağız, unutturmayacağız, hesabını soracağız. Zaman aşımı kararını kabul etmek demek; inancımıza, direncimize, tarihsel bilincimize, Kerbela’daki Hüseyni duruşa, Enel Hakk’tan geçmeyen Hallac-ı Mansur’a, Baba İlyas’tan Kalender Şah’a, dar ağacındaki Pir Sultan Abdal’dan günümüze, hak ve hakikat mücadelesinde inançları uğruna bedel ödeyenlere ihanettir. Unutmak; Asım Bezirci’nin kalemine, Hasret Gültekin’in bağlamasına, Nesimi Çimen’in curasına, Asuman Sivri’nin semahına, Koray Kaya’nın düşlerine ihanettir. Madımak Katliamı’nı unutmadık, unutturmayacağız, hesabını soracağız!
    Gelin canlar bir olalım… Sivas’ın Işığı Sönmeyecek!”

    PİRHA/ İNGİLTERE

     

  • Sivas Katliamı Davası kararına tepki: Bu davayı mahşere bırakmayacağız- VİDEO

    Sivas Katliamı Davası kararına tepki: Bu davayı mahşere bırakmayacağız- VİDEO

    PİRHA- Sivas Katliamı’nın karar duruşmasında mahkeme heyetinin her iki davayı düşürmesine ilişkin adliye önünde açıklama yapan PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, “Bugünkü mahkemenin kararını etkilemek için geçen hafta katillerden birini daha affettiler. Onlar katillerden ve katliamcılardan yanadırlar. Ancak bu davayı mahşere bırakmayacağız” dedi. Avukat Şenal Sarıhan ise verilen kararla davanın bitmediğine değinerek hukuki mücadelelerini sürdüreceklerini dile getirdi.

    Sivas Katliamı Davası bugün Ankara Adliyesi’nde görüldü. Davadan zaman aşımı kararı çıkması sonrası Alevi kurumları, katledilenlerin aileleri ve Alevi yurttaşlar basın açıklaması düzenlemek istedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSKAD) Genel Başkanı Cuma Erçe ve polis arasında basın açıklamasının yapılacağı yer konusunda yaşanan tartışma sonucunda Alevi yurttaşlar adliyenin içinde oturma eylemi yaptı.

    Engellemelere rağmen adliyenin önünde yapılan basın açıklamasını Cuma Erçe ve davanın uzun yıllardır takipçisi olan Avukat Şenal Sarıhan yaptı.

    “DEVLET BU KATLİAMDA KİMİN YANINDA OLDUĞUNU BELLİ EETMİŞTİR”

    PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe yaptığı basın açıklamasında AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için, “Saraya gitsin haber, hemen ve çıksın kameraların karşısına. Bu karar da vatanımıza, milletimize hayırlı uğurlu olsun diye açıklama yapsın” dedi.

    Verilen kararı tanımadıklarını belirten Erçe, “Bu devlet ve bugüne kadar gelmiş geçmiş hükümetler ve AKP hükümeti katliamla ilgili kimin yanında olduğunu defalarca belli ettiler. En son bugünkü mahkemenin kararını da etkilemek için geçen hafta katillerden birini daha affettiler. En başından beri hükümet katillerden ve katliamcılardan yana olduğunu defalarca vurgulamıştır. Katliamda bizzat rol oynayan, katliamın arka planında gerçek sorumluları mahkeme önüne çıkarmayarak bu tavrını ortaya koymuştur. Mahkemelerde katilleri savunan avukatları Türkiye’nin önemli üyelerine, milletvekilliğine, büyükşehir belediye başkanlığına getirerek, ödüllendirerek bu kararda saflarını belli etmiştir” diye konuştu.

    “BU DAVAYI MAHŞERE BIRAKMAYACAĞIZ”

    “Katillerin kaçmasını bizzat tertipleyerek kimin yanında, neyin yanında yer aldıklarını ispatlamışlardır. Seçimden önce iki ırkçı, faşist, şeriatçı örgütlere verdikleri sözün gereği olarak katilleri bırakmaya başlamışlardır. Onlar katillerden ve yanadırlar” diyen Erçe, davayı üst mahkemelere taşıyacaklarını vurgulayarak, “Bundan sonra saflarımız daha net olacak. Kiminle barış ölçüsünde olacağımıza biz karar vereceğiz. Biz bu davayı mahşere bırakmayacağız. Ulu divanı kuruyoruz. Katilleri ve katliamcıları yargılayacağız” dedi.

    “HUKUK MÜCADELEMİZ SON BULMAYACAK”

    Avukat Şenal Sarıhan, verilen kararla davanın bitmediğine değinerek hukuki mücadelelerini sürdüreceklerini dile getirdi.

    Sarıhan şunları söyledi:

    “Hep birlikte bir hukuk mücadelesine girdik. Bu mücadele aslında başladığı günde kaybedilmiş mücadeleydi. Çünkü polisin tutanaklarına göre on beş bin kişinin katıldığı eylemde gözaltına alınan yargı önüne getirilen ancak 150 kişi oldu. Ancak faillerin hepsi örgütlü bir biçimde kaçırıldılar.

    3 sanığın Türkiye’ye iadesi için mücadele verdik. Bu mücadelede boş sandalyelere konuştuk. Tarihin bir aynası var. O aynaya herkes bakacak ve o aynada kendi yüzlerini göreceklerdir. Hukuk mücadelemizin sonunda değiliz. İstinaf, temyiz, insan hakları mahkemesi hakkımızı kullanacağız. Bütün yolları denemekte kararlıyız”

    PİRHA/ ANKARA

     

     

  • Sivas Katliamı duruşması ertelendi; dava Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne taşınacak-VİDEO

    Sivas Katliamı duruşması ertelendi; dava Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne taşınacak-VİDEO

    PİRHA- Sivas Katliamı’nın 3 firari sanık üzerinden devam eden davasının 29’uncu duruşması Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme heyeti, eksik evrakların istenmesine, dönemin başbakanı, emniyet müdürü, vali ve belediye başkanının dinlenmesi talebinin ve derneklerin davaya katılım talebinin reddine karar verdi. Bir sonraki duruşma 26 Ocak 2023 saat 14.00’e ertelendi.

    33 canın yaşamını yitirdiği Sivas Katliamı’nın 3 firari sanık üzerinden devam eden davasının 29’uncu duruşması Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
    Duruşmaya katliamda yakınlarını kaybeden aileler, DAD Ankara Şubesi Ana Fatma Cemevi, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), İHD Ankara Şubesi, İstanbul Bahçelievler Hacı Bektaş Veli Derneği, HDP il örgütü temsilcileri, Hollanda Büyükelçiliği’den gözlemciler ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Kimlik tespitlerinin yapılmasıyla başlanan duruşmada mahkeme başkanı, 3 firari sanık üzerinden ilerleyen dava dosyasının, sanıklar hakkındaki tutuklama amaçlı yakalama kararının devam ettiğini belirtti.

    KARABABA ‘SOYKIRIMI’ MAHKEMEDE TEKRARLADI

    Katliamda yaşamını yitiren Gülsün Karababa’nın ağabeyi Hüseyin Karababa, duruşmada söz alarak, “Madımak Katliamı politik bir cinayettir. Alevi katliamlarının hepsi politiktir. Madımak, Alevi soykırımın bir zincir halkasıdır. Açtığım Alevi soykırımı pankartı nedeniyle hakkımda soruşturma açıldı. Ben burada defalarca bunu dillendirdim. Tutanaklara geçti hepsi. Koçgiri, Sivas, Gazi, Maraş hepsini toplasak, Alevilere bir soykırım vardır. Soykırımı tekrarlıyorum. Bu tanımlama doğrudur. Alevi toplumu yerinden yurdundan edilmiştir. Kimliklerini saklayarak yaşamak zorunda kalmışlardır. Mal ve mülklerine el konulmuştur. Alevilerin bu ülkede can ve mal güvenliği yoktur. Soykırımların devamını önlemek için bu dava soykırım davası olarak yürütülmelidir. Önümüzdeki günlerde uluslararası mahkemeye taşıyacağız” dedi.

    AV. PİROĞLU: DEVLET DENETLEME KURULU’NUN RAPORU MAHKEMECE İSTENMELİ

    Avukat Özgür Piroğlu ise, “Bu katliamı önümüzdeki günlerde Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne taşıyacağız. Alevilere soykırım uygulanıyor. Devlet Denetleme Kurulu bu katliamdaki devletin kusurunu hazırladığı raporda ortaya koymuştur. Bu raporun tamamının mahkemece istenmesini istiyoruz. Dönemin Başbakanı Tansu Çiller’in, dönemin valisi ve belediye başkanının da dinlenmesini istiyoruz” diye konuştu.

    AV. ŞİMŞEK: SİYASİ SORUMLULAR AÇIĞA ÇIKARILMALIDIR

    Avukat Hüsniye Şimşek de, “Daha önceki taleplerimizi tekrarlıyoruz. Bu katliamın yargılaması ile ilgili adil bir yargılama istedik. Ancak yıllardır sonuçlandırılmadı. Bu katliamın arkasında kimler var bunlar araştırılmıyor. Mahkeme gereken soruşturmaları yürütmüyor. Taleplerimiz heyet tarafından hep reddediliyor. Etkin bir yargılama yapılsın istiyoruz. Siyasi sorumlular açığa çıkarılmalıdır” diye belirtti.

    AV. YILMAZ: DAVA ZAMAN AŞIMI TEHLİKESİYLE KARŞI KARŞIYA

    Avukat Ali Yılmaz, “Bu katliam insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. Zaman aşımı sorunu var. Bu tür davalarda zaman aşımı olmamalı. Kırmızı bülten çıkarılması ile ilgili tüm belgelerin Adalet Bakanlığı’ndan istedik ama cevap bile verilmedi. Bakanlık hakkında suç duyurusunda bulunulmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    AV. SARIHAN: ETKİN SORUŞTURMA YÜRÜTÜN VE ADİL KARAR VERİN

    Avukat Şenal Sarıhan da, “3 kadın arkadaş yargılama yapıyor. Yaşları da çok genç. Bu katliam yaşandığında belki sizler hayatta bile değildiniz. Katliamın üzerinden 29 yıl geçti. Zaman aşımı tehlikesiyle karşı karşıyayız. Katliam sırasındaki eyleme 15 bin kişi katıldı. Ancak 170 kişi gözaltına alındı. Uzun yıllar geçti ve çok az kişiye dava açıldı. Şeriatçı bir grubun organize saldırısı yaşandı. Basit adli soruşturmalarla geçiştirilmeye çalışıldı. Aranan firari sanıklar kuş gibi uçup gitti yurt dışına. Bu insanlığa karşı işlenmiş suçtur. Zaman aşımına uğramasına izin verilmemeli. Bu olay insanlık dünyasının kalbinde onulmaz yaralar açtı. Bir toplumun onurunu ayağa kaldırılması için yargı devreye girer. Adalet Bakanlığı bu firari sanıkları bir türlü bulamadı. Kadın vicdanınıza sesleniyorum. Bu katliamın hesabını sorun. Etkin bir soruşturma yürütün ve adil bir karar verin” dedi.

    Ankara Barosu avukatlarından Doğan Erkan söz alarak, Ankara Barosu olarak davaya katılım talebinde bulundu.

    Katliam davasının avukatlarının savunmalarının ardından mahkeme heyeti, sanıklar Eren Ceylan, Murat Karataş ve Murat Sonkur hakkındaki tutuklama amaçlı yakalama kararının devamına, yakalanırlarsa yeni duruşma günü verilerek duruşma açılmasına, eksik evrakların istenmesine, dönemin başbakanı, emniyet müdürü, vali ve belediye başkanının dinlenmesi talebinin reddine, derneklerin davaya katılım talebinin reddine karar vererek,
    bir sonraki duruşmayı 26 Ocak 2023 saat 14.00’e erteledi.

    Duruşma sonrası Alevilerin ve avukatların adliye önünde yapmak istediği açıklamayı polis engelledi.

    Bu arada, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, adliye çıkışında yaptığı açıklamada “Yine bir hukuksuzlukla karşı karşıya kalınan Musa Anter davasına 72 millete aynı nazardan bakan bir inancın mensubu olarak katılacağız” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • Sivas Katliamı sanıklarından Cafer Erçakmak’ın ölümünün araştırılması için başvuru

    Sivas Katliamı sanıklarından Cafer Erçakmak’ın ölümünün araştırılması için başvuru

    PİRHA- Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren Gülsüm Karababa’nın ailesinin avukatı Coşkun Özgür Piroğlu, katliam sanıklarından Cafer Erçakmak’ın öldüğüne inanmadıklarını beyan ederek, ölümünün araştırılması için Sivas Cumhuriyet Başsavcılığı’na dilekçe verdi.

    Sivas’ta Madımak Katliamı’nı gerçekleştiren 3 firari sanığın yargılandığı davanın son duruşmasında mağdur avukatları, sanıklardan Cafer Erçakmak’ın gerçekten öldüğüne inanmadıklarını ve araştırılmasını istediklerini talep etmişti.

    2 Temmuz 1993’te Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren Gülsüm Karababa ailesinin avukatı Coşkun Özgür Piroğlu, katliam sanıklarından Cafer Erçakmak’ın öldüğüne inanmadıklarını beyan ederek ölümünün araştırılması için Sivas Cumhuriyet Başsavcılığı’na dilekçe verdi.

    Avukat Coşkun Özgür Piroğlu tarafından Sivas Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılan başvuruda, katliam davasının son duruşmasında avukat Şenal Sarıhan’ın ‘Erçakmak’ın gerçekten öldüğüne dair şüphelerimiz var’ açıklaması referans gösterilerek Erçakmak’ın gerçekten ölüp ölmediğinin araştırılması istendi.

    “ÖLEN KİŞİNİN ERÇAKMAK OLUP OLMADIĞI HUSUSUNDA KAPSAMLI BİR ARAŞTIRMA YAPILMALI”

    Sivas Cumhuriyet Başsavcılığı’na verilen dilekçede şöyle denildi:

    “2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas’ta gerçekleştirilen Sivas Madımak Katliamı’nın en önemli sanıklarından biri olan Cafer Erçakmak olduğu iddia edilen bir kişi, 2011 yılında şüpheli şekilde Sivas’ta gömülmüştü. 2011 yılında Sivas Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada bu kişinin mezarının açılmış ve yapılan testler sonucu bu kişinin Cafer Erçakmak olduğu sonucuna varılmıştı. Sivas Madımak Katliamı davası Cafer Erçakmak yönünden öldüğü gerekçesiyle düşmüştü.

    Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/167 esas No’lu dosyasında 3 firari sanık yönünden devam eden Sivas Madımak Katliamı davasının 19.01.2022 tarihinde yapılan duruşmasında bir kısım katılanlar vekili Av. Şenal Sarıhan, Cafer Erçakmak’ın ölüp ölmediği hususunda şüphelerinin olduğunu söylemiştir. Av. Şenal Sarıhan 2011 yılındaki sürecin en önemli takipçisidir. Bu nedenle kendisinin bu konudaki beyanı çok önemlidir. Müvekkilim Hüseyin Karababa’nın kardeşi Gülsüm Karababa katliamda katledilmiştir.

    Müvekkilim Hüseyin Karababa ölen kişinin Cafer Erçakmak olduğuna inanmadığını yıllardır söylemektedir. Ölen kişinin Cafer Erçakmak olup olmadığı hususunda kapsamlı bir araştırma yapılarak ölen kişinin Cafer Erçakmak olup olmadığı, hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespit edilmelidir. Bu konuda gerekli bütün araştırmalar yapılmalıdır.”

    PİRHA/ANKARA

  • İnsanlık tarihinin kara lekesi Sivas Katliamı 28. yılında; katliamcılar lanetleniyor!

    İnsanlık tarihinin kara lekesi Sivas Katliamı 28. yılında; katliamcılar lanetleniyor!

    PİRHA- Pir Sultan Abdal’ı Anma etkinliği için 2 Temmuz 1993 yılında Sivas’a giden Alevilere, aydın ve sanatçılara yönelik saldırılar sonrası Madımak otelin gerici-faşist kalabalıklar tarafından yakılmasıyla 33 insan katledildi. Devlet yetkililerinin gözü önünde yapılan katliamın üzerinden tam 28 yıl geçti. Ancak hala katliamın planlayıcıları, sorumluları yakalanmadı ve yargılanmadı. Yargılananlar ise gerekli cezayı almadı, kimi katiller de yurt dışına kaçtı. Almanya’da bulunan üç firari sanık üzerinden yürüyen Sivas davası ise zaman aşımı tehlikesiyle karşı karşıya. 

    Sivas’ta, 2 Temmuz 1993’te Pir Sultan Abdal Kültür Derneği tarafından organize edilen “Pir Sultan Abdal Şenlikleri” sırasında Madımak Oteli’nin binlerce gerici-faşist tarafından yakılması nedeniyle aralarında sanatçıların, yazarların, semah dönen gençlerin de bulunduğu 33 kişi ile 2 otel çalışanı yanarak hayatlarını kaybetti.

    Sivas Katliamı’nın üzerinden 28 yıl geçti. 2 Temmuz 1993 tarihinde Madımak Oteli’nin önüne gelen faşist bir güruh, “Sivas laiklere mezar olacak” sloganları atarak Halk Ozanları Heykeli’ni yıktı. Polis ve askerin müdahale etmemesi üzerine sayıları 15 bine ulaşan gerici-faşist güruh Madımak otelini ateşe verdi.

    Aralarında 12 yaşındaki Koray Kaya, 15 yaşındaki Menekşe Kaya, 16 yaşındaki Asuman Sivri, Asım Bezirci, Nesimi Çimen, Muhlis Akarsu, Metin Altıok ve Hasret Gültekin’in de bulunduğu 33 aydın, yazar, semah dönen çocuklar ve gençler yanarak yaşamını yitirdi.

    Aziz Nesin’in de aralarında bulunduğu 51 kişi ise ağır yaralarla katledilmekten kurtuldu.

    KATLİAM SONRASI VE DAVA SÜRECİ

    Katliamdan bir gün sonra 35 kişi gözaltına alındı. Sonraki gözaltılarla sayı 190’na yükseldi. Gözaltına alınanların 124’ü hakkında “Laik anayasal düzeni değiştirip din devleti kurmaya kalkışma” suçlamasıyla dava açıldı, diğer şüpheliler ise serbest bırakıldı. İddianamede sanıkların “terör örgütü üyesi olmak ve propagandasını yapmak” suçlarından cezalandırılmaları talep edildi.

    Soruşturmalar kapsamında Kayseri ve Sivas’ta açılan üç ayrı dava, güvenlik gerekçesiyle Ankara’ya alındı.

    Ankara 1 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesinde (DGM) 79’u tutuklu 124 sanığın yargılanmasına 21 Ekim 1993 Perşembe başlandı. Mahkeme, 26 Aralık 1994’te 26 sanığı, “birden ziyade kişiyi yangın çıkarmak suretiyle öldürme, faili belli olmayan adam öldürme” suçlarından 20 yıl hapse çarptırdı, ancak olayda yazar Aziz Nesin’in tahrikini gerekçe göstererek cezaları 15 yıla indirdi.

    Mahkeme, 60 sanığı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefetten 3’er yıl hapis cezasına mahkum etti. Yakalanamayan eski Sivas Belediyesi Meclis Üyesi Cafer Erçakmak’ın dosyasını ayıran mahkeme, 37 kişi için beraat kararı verdi.

    YARGITAY KARARI BOZDU

    Dönemin Ankara DGM Başsavcısı Nusret Demiral ile müdahil avukatlar, DGM’nin kararını “taraflı, hukuka ve adalete aykırı” olarak niteleyerek, temyize gitti.

    Yargıtay 9. Ceza Dairesi, olayların “Cumhuriyete, laikliğe ve demokrasiye yönelik olduğunu” belirterek DGM’nin kararını esastan bozdu.

    Daire, sanıklardan 42’sinin bu maddeye göre idam, 39’unun da “Anayasal düzeni zorla bozmaya kalkışmaya iştirak” suçundan 5 ile 15 yıl arasında değişen ağır hapis cezasıyla yargılanması gerektiğini bildirdi.

    Yargıtay, 25 sanığın beraat kararını onarken, 3 sanığa verilen 3’er yıllık mahkumiyeti gerekçeleri yazılmadığı için bozdu. Yine 3’er yıl hapis cezalarına mahkum olan 14 sanığın da beraat etmeleri gerektiğini bildirdi.

    Yargıtay, Aziz Nesin’in tahriki iddiasıyla yapılan indirimi yerinde bulmayarak, bazı sanıklar hakkında ölen maktul ve mağdur sayısınca ayrı ayrı uygulama yapılması gerekirken, tek ceza tayini öngörülmesinin de yasaya aykırı olduğuna hükmetti.

    Ankara 1 No’lu DGM, Yargıtayın bozma kararına uyarak yargılamayı, 19 Kasım 1996’da yeniden başlattı. Bozma kararına büyük oranda uyan mahkeme 28 Kasım 1997’de kararını verdi. 33 sanık idam cezasına mahkum edilirken, 4 sanık 20’şer yıl, bir sanık 15 yıl, 27 sanık 7 yıl 6’şar ay, 2 sanık 5’er yıl ağır, bir sanık ise 2 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

    Mahkeme, ilk yargılama sonunda 3’er yıl hapis cezasına mahkum edilen 11 sanık hakkındaki ilk kararında direnirken, 14 sanığın beraatini kararlaştırdı. 6 sanık hakkındaki dava dosyası ayrılırken, hükümle birlikte tutuklu 4 sanığı tahliye etti. Ancak bu karar da temyiz edildi.

    İKİNCİ KEZ BOZMA

    Yargıtay 9. Ceza Dairesi, bu kez, 33 sanık hakkındaki idam kararını usul yönünden bozdu. Daire, usul eksikliği olarak sanıkların “nüfus cüzdanlarındaki mühürlerin okunmaması ve soyadlarındaki çelişkiyi” gösterdi.

    Ankara 1 No’lu DGM’de üçüncü kez görülmesine 26 Şubat 1999’da başlanan davada sanıklar Mevlüt Atalay, Durmuş Tufan ve Ali Kurt, Pişmanlık Yasası’ndan yararlanmak istediklerini söyledi.

    Bu talep üzerine mahkeme, İçişleri Bakanlığına müzekkere yazdı. 26 Mayıs 2000’deki duruşmada gelen cevaba göre bakanlık bu sanıkların Pişmanlık Yasası’ndan yararlanamayacaklarını bildirdi.

     KATLİAM DAVASINDA ZAMAN AŞIMI

    Mahkeme, davanın başladığı 21 Ekim 1993’ten sonra 6 yıl 7 ay 26 gün süren yargılama sonunda üçüncü kararını 16 Haziran 2000’de açıkladı. Bu kararda 33 sanığa idam, 4 sanığa 20’şer yıl, bir sanığa 15 yıl, dokuz sanığa 7 yıl 6’şar ay, bir sanığa ise 5 yıl ağır hapis cezası verildi, iki sanığın dosyası ayrıldı.

    Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 10 Mayıs 2001’de 20 yıl ağır hapis cezası alan sanıklardan Durmuş Tufan ile idama mahkum edilen Mevlüt Atalay ve Ali Kurt hakkındaki hükümleri, Pişmanlık Yasası’nda yararlanma talepleri konusunda bir karar verilmemesi nedeniyle bozdu.

    Ankara 1 No’lu DGM bu kez, 4 Nisan 2002’de, sanıkların Pişmanlık Yasası’ndan yararlanma koşullarının oluşmadığına karar vererek, Kurt ve Atalay’ı idam, Tufan’ı da 20 yıl ağır hapis cezasına mahkum etti.

    Sanıklara verilen idam cezası, Türkiye’de idam cezasının 3 Ağustos 2002 tarih ve 4771 sayılı kanun ile (Avrupa Birliği 3. Uyum Paketi) kaldırılmasının ardından müebbet hapse çevrildi.

    Davanın yakalanamayan sanıklarıyla ilgili Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde, 8 Mart 2012’deki duruşmada, zamanaşımı kararı verildi.

    Cumhuriyet Savcısı, firari sanıklar hakkında zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle kamu davasının düşürülmesi yönünde görüş bildirdi.

    Sanıklar Cafer Erçakmak ve Yılmaz Bağ hakkındaki dava ölmeleri gerekçesiyle ortadan kalkarken, dava Şevket Erdoğan, Köksal Koçak, İhsan Çakmak, Hakan Karaca ve Necmi Karaömeroğlu yönünden ise zamanaşımı nedeniyle düşürüldü.

    Müdahil avukatlarının itirazı üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesi, Temmuz 2014’te zamanaşımı kararını onadı.

    Bu olay sonrası sivil toplum kuruluşlarının ve partilerin “İnsanlık suçlarında zaman aşımının kaldırılması” talebinde bulunması üzerine mahkeme başkanı, “İnsanlık suçunda zaman aşımı olmaz ama bu suçu işleyenler kamu görevlisi değil sivil oldukları için davanın düşmesine karar verilmiştir” şeklinde açıklama yaptı.

    Karar üzerine dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ise, davanın zaman aşımına uğradığı ifadesini yanlış bulduğunu belirterek “Sadece 5 kişi ile ilgili zaman aşımı olmuştur. Müebbet hapis cezası ile içeride olan onlarca insan var. Burada hedef saptırılıyor. Tek taraflı bakmayı doğru bulmuyorum. Başka davalarda da zaman aşımı süreci işlemişti” şeklinde açıklama yapmıştı.

    Sivas Katliamı ana davasında, Ankara 1 Nolu DGM’de tutuklu yargılanarak hapis cezası alan, Yargıtayın bozma kararı sonrası ise firari oldukları anlaşılan sanıklar Murat Sonkur, Eren Ceylan ve Murat Karataş’ın ise yargılanmalarına Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinde devam ediliyor.

    “ALEVİ SOYKIRIMI” İFADESİ DOSYAYA GİRDİ

    9 Haziran 2021 tarihinde görülen 25. duruşmada katledilen Gülsüm Karababa’nın ağabeyi Hüseyin Karababa, “Sivas Madımak’ta olanlar bir Alevi soykırımıdır. Bu dava uluslararası ceza mahkemesinde de görülmelidir” dedi. Karababa, “Devlet periyodik olarak Alevi soykırımı yaptı. Dersim, Maraş, Çorum, Ankara Gar katliamı da Alevi soykırımıdır. Sivas, Çorum ve Maraş Katliamı’nın devamıdır. Sivas Madımak katliamı da kontrgerilla tarafından gerçekleştirilmiştir” ifadelerini kullandı.

    9 Haziran 2021’deki duruşmada Av. Coşkun Özgür Piroğlu da, Madımak soykırımını yapan katillerin isimlerinin halen İçişleri Bakanlığı’nın terörden arananlar listesinde yer almadığına işaret ederek, “Almanya, Madımak’ta Alevi soykırımını yapan teröristleri halen Türkiye’ye ye iade etmemiştir” dedi. Ayrıca Çorum, Maraş ve Gazi Katliamlarına ait dosyanın mahkeme tarafından istenilip incelenmesini talep etti.

    Av. Hüsniye Şimşek de “Sivas’ta ki etkinliğe ait tüm belgelerin Kültür Bakanlığı’ndan alınıp dosyaya eklenmesini talep ediyoruz” dedi. 26. duruşma 6 Ekim 2021’de saat 14.00’te görülecek.

    HOLLANDA BÜYÜKELÇİLİĞİ İLK DEFA DURUŞMAYA GÖZLEMCİ OLARAK KATILDI

    Hollanda Büyükelçiliği, Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenlerden biri olan Hollandalı Carina Cuanna nedeniyle 20 Ocak’ta Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya gözlemci olarak katıldı.

    HOLLANDA PARLAMENTOSU’NDA GÜNDEME GELDİ

    Hollanda Sosyalist Parti Milletvekili Sadet Karabulut, 2’si otel çalışanı 33’ü sanatçı, yazar, semahçı 35 kişinin yakılarak öldürüldüğü Sivas Katliamı’nı Hollanda Parlamentosu’nda gündeme getirdi. Sadet Karabulut, Hollanda Dışişleri Bakanı’na şu soruları yöneltmişti:

    *“Öldürülenlerin aile yakınları ve Alevi derneklerinin size Carina Thuijs’e işlenmis suçtan dolayı sanıklara karşı yürütülen cinayet davasına müdahil olunmasına yönelik bir talepte bulunmadıkları doğrultusunda verdiğiniz cevap, ilgililer tarafından bu şekilde algılanmamaktadır. Türkiye Barolar Birliği ve Türk hakimleri bu davayı – bir Hollandalının da öldürüldüğü – insanlığa karşı işlenmiş bir suç olarak gördüklerini göz önünde bulundurarak, bu talebi tekrar değerlendirip olumlu bir şekilde yanıtlayacak mısınız? Cevabınız ‘hayır’ ise: neden?

    *Alman hükümeti, Sivas’ta işlenmiş cinayetlerden dolayı Türkiye’de hüküm yemiş 9 kişinin Almanya’da ikamet ettiğini tespit etmiştir. İşlenmiş suçların ciddiyeti ve Hollanda vatandaşı Carina Thuijs’un bu katliamda öldürülmesini göz önünde bulundurarak, Almanya ile görüşüp araştırmayı derinleştirme ve bu kişileri yargılama imkanlarını değerlendirmeye razı mısınız? Cevabınız ‘hayır’ ise: neden?”

    MADIMAK OTELİ ‘SİVAS BİLİM VE KÜLTÜR MERKEZİ’ YAPILDI

    Sivas Katliamı’nın ardından Madımak otelinin alt katına bir kebapçı açılması Alevilerin tepkisine neden oldu ve bu tepkiler nedeniyle 2010 yılında kebapçı kapatılarak otel kamulaştırıldı. 2011 yılında ise bina ‘Sivas Bilim ve Kültür Merkezi’ haline getirildi.

    Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin isimleri şöyle:

    • Muhlis Akarsu – 45 yaşında, sanatçı

    • Muhibe Akarsu – 45 yaşında, Muhlis Akarsu’nun eşi

    • Gülender Akça – 25 yaşında

    • Metin Altıok – 53 yaşında, şair, yazar, felsefeci

    • Mehmet Atay – 25 yaşında, gazeteci, fotoğraf sanatçısı

    • Sehergül Ateş – 30 yaşında

    • Behçet Sefa Aysan – 44 yaşında, şair

    • Erdal Ayrancı – 35 yaşında

    • Asım Bezirci – 66 yaşında, araştırmacı, yazar

    • Belkıs Çakır – 18 yaşında

    • Serpil Canik – 19 yaşında

    • Muammer Çiçek – 26 yaşında, aktör

    • Nesimi Çimen – 62 yaşında, şair, sanatçı

    • Carina Cuanna Thuijs – 23 yaşında, Hollandalı akademisyen

    • Serkan Doğan – 19 yaşında

    • Hasret Gültekin – 22 yaşında şair, sanatçı

    • Murat Gündüz – 22 yaşında

    • Gülsüm Karababa – 22 yaşında

    • Uğur Kaynar – 37 yaşında, şair

    • Asaf Koçak – 35 yaşında, karikatürist

    • Koray Kaya – 12 yaşında

    • Menekşe Kaya – 15 yaşında

    • Handan Metin – 20 yaşında

    • Sait Metin – 23 yaşında

    • Huriye Özkan – 22 yaşında

    • Yeşim Özkan – 20 yaşında

    • Ahmet Özyurt – 21 yaşında

    • Nurcan Şahin – 18 yaşında

    • Özlem Şahin – 17 yaşında

    • Asuman Sivri – 16 yaşında

    • Yasemin Sivri – 19 yaşında

    • Edibe Sulari – 40 yaşında, sanatçı

    • İnci Türk – 22 yaşında

    PİRHA/ İSTANBUL

  • ‘Temmuz sıcağında canlarımızı yaktılar, katliamlarla yüzleşmeliler’-VİDEO

    ‘Temmuz sıcağında canlarımızı yaktılar, katliamlarla yüzleşmeliler’-VİDEO

    PİRHA- Sivas Katliamı Davası bir kez daha müşteki taleplerinin reddedilmesiyle sonuçlandı. 24. Duruşmaya katılan Demokratik Alevi Dernekleri Eş Başkanları, “Bu dava Sümen altı yapılıp zamanaşımına uğratılmaya çalışılıyor. Dolayısıyla bizler davanın takipçisi olmak zorundayız. Bu bizim vicdani borcumuz” diyerek davaya ilişkin izlenimlerini paylaştılar.

    Ankara 1. ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Sivas Katliamı Davasının 24. oturumunda da mağdur tarafın talepleri kabul edilmeyerek duruşma 9 Haziran’a ertelendi.

    Dava sürecini en başından buyana takip eden Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Başkanları, ‘Hukuk skandalı yaşanıyor’ diyerek izlenimlerini paylaştı.

    DAD Eş Başkanı Musa Kulu, Sivas Katliamı’nın dünya genelinde bir benzeri olmadığını söyleyerek,Maalesef geldiğimiz bu demde mahkeme, sanki bitmiş bir davaymış gibi ‘siz neden karışıyorsunuz? Neden böylesine bu davanın peşine düşüyorsunuz’ tavrındaydı” ifadelerini kullandı.

    “DEVLET, SUÇLARIYLA YÜZLEŞİRSE DEMOKRASİYE GEÇECEĞİZ”

    Mahkeme heyetinin davayı bir anlamda sonlandırdığını söyleyen Musa Kulu, Hollanda Büyükelçiliği’nden temsilci heyetin mahkemeye katılmasını ise değerli bulduğunu söyledi.

    Kulu, Türkiye’nin katliamların aydınlatılması için girişimde bulunması gerektiğini vurgulayarak, “Devletin tüm bu suçlarla yüzleşmesiyle demokrasiye geçeceğiz ama bugün demokrasinin zerresi kalmadığı gibi var olan nüveleri yok etmek için var olan bir iktidar var. Maalesef bu gidiş, hiç kimsenin yararına olmayacak ve bu hepimizin kaybı olacaktır. Eğer bugün biraz vicdan, biraz demokrasi ve özgürlük adına söz kuran ya da bu konuda emek üreten insanlar varsa hepsinin, birlikte demokrasiyi elde etmek için bir sorumluluğu var” yorumunu yaptı.

    “MADIMAK, KOÇGİRİ’NİN DEVAMI…”

    DAD Eş Genel Başkanı Saime Topçu da davanın zaman aşımına götürülmek istendiğini vurgulayarak, “Bu dava da diğer katliamlarda olduğu gibi Koçgiri’nin devamı… Bugüne kadar yapılanlar gibi Sivas Katliamı davası da tozlu raflara kaldırılıp adaletin sonuç vermeyeceğini gösteriyor” dedi.

    Saime Topçu, ‘terör’ suçundan aranan 3 sanığın halen İçişleri Bakanlığı terör listesinde olmadığına işaret ederek, ‘Evet, ‘Kırmızı Bülten’ ile aranıyorlar ama sözde bir kırmızı bülten… Çünkü bu devlet yaptığı katliamları bir şekilde örtüyor, örtmek zorunda kalıyor. Eğer bu katliamlarda devletin eli yoksa bugüne kadar birkaç dava sonuçlanmış olurdu. Katilleri nerede oldukları net bir şekilde ortadayken bugüne kadar iade edilmemeleri de manidardır” diyerek Hollanda Büyükelçiliği’nin davaya heyet göndermiş olmasının da önemli olduğunu söyledi.

    “DAVAYI SAHİPLENME KONUSUNDA AVRUPADAKİLER DE YETERLİ DEĞİL”

    Saime Topçu, “Almaya bir taraftan Alevilere tüzel kişilik sağlarken diğer taraftan ise katliamda yer alan firari sanıklara oturum veriyor. Almanya’daki Alevi örgütleri, sanıkların iade edilmesi konusunda Alman hükümetine yeterince baskı uyguluyor mu?” sorusuna ise şu yanıtı verdi:

    “Ama bu yalnız başına olmamalı. Burada ciddi bir kamuoyu oluşturmadık. Bu da bizim özeleştirimiz olsun. İyi bir kamuoyu oluşturabilirdik fakat bunda eksik kaldığımızı düşünüyorum. Fakat bu davanın peşini bırakmayacağız ve bu davanın takipçisi olacağız. Tabii ki bu olayın Avrupa ayağı çok önemli. Orada bir kamuoyu yaratılırsa, bir takım diplomasi yürütülür. İnanç boyutu ile bir kampanya yürütülür ve buradaki davaya dikkat çekilerek sanıkların iade edilmesi noktasında eylemlikler ve birçok şey yapılabilir. Yani bu konuda Alevilerin Avrupa’daki ayağını çok yeterli bulmuyorum.”

    “TEMMUZ SICAĞINDA CANLARIMIZI YAKTILAR”

    DAD Eş Başkanı Saime Topçu, “Bu dava sümen altı yapılmaya çalışılıyor” diyerek Temel Karamollaoğlu ve Doğu Perinçek’in sanık olarak dinlenmesi konusuna ise şu sözlerle dikkat çekti:

    “Mahkeme, iki ismin ifadeye çağrılması talebini reddetti. Çünkü Karamollaoğlu konuşursa, tanıklık ederse birçok şey ortaya çıkacak. Aynı zamanda Doğu Perinçek’in de ifade vermesini kabul etmedi. Dolayısıyla bizler davanın takipçisi olmak zorundayız. Bu bizim vicdani borcumuz. Orada canlarımız yandı. Temmuz’un ortasında 8 saat süren bir katliamda aydınlarımız, sanatçılarımız Temmuz sıcağında yakıldı. Bu sadece Alevilerin sorunu değil, tüm insanlığın sorunudur. Sivas’ta yaşanan bir insanlık suçudur. Bunu görmezden gelmek olmaz.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Sivas Katliamı duruşması ertelendi; ‘Karamollaoğlu dinlensin’ talebine ret!

    Sivas Katliamı duruşması ertelendi; ‘Karamollaoğlu dinlensin’ talebine ret!

    PİRHA- Zaman aşımına uğrayan Sivas Katliamı Davası’nda dosyası ayrılan üç firari sanığın yargılandığı davanın 24. duruşmasına Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. 3 firari sanık üzerinden ilerleyen duruşma 9 Haziran 2021’e ertelendi.

    Zaman aşımına uğrayan Sivas Katliamı Davası’nda dosyası ayrılan 3 firari sanık Eren Ceylan, Murat Sonkur ve Murat Karataş’ın yargılandığı davanın duruşmasına bugün Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi.

    Duruşmaya, 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin yakınları, avukatlar, Hollanda Elçiliğinden temsilciler, CHP ve HDP’li milletvekilleri ile çok sayıda Alevi örgüt temsilcisi katıldı.

    Firari sanıklar; Eren Ceylan, Murat Sonkur ve Murat Karataş’ın yurt dışında olması sebebiyle dosyanın seyrine devam edildi.

    HOLLANDA BÜYÜKELİÇİLİĞİ’NDEN GÖZLEMCİ

    Kimlik tespitlerinin ardından mağdur aileler adına konuşan Hüseyin Karababa, “Bugün yeni bir gün. Dava açısından da yeni bir durum. Hollanda Elçiliği’nden gözlemci olarak katıldılar. Bunun zabıtlara geçmesini talep ediyoruz. Hollanda’nın bu davaya avukat tayin etmesini talep ediyorum” dedi.

    “KARAMOLLAOĞLU ASIL SORUMLUDUR, DİNLENMELİ”

    Av. Coşkun Özgür Piroğlu ise şunlar söyledi:

    “Temel Karamollaoğlu bu katliamda asıl sorumludur. Katliamı gerçekleştirenlerin kimler olduğunu bilmektedir. Kendisinin dinlenmesini talep ediyoruz. Dava zaman aşımına doğru gidiyor. Sanıklar dinlenemediği için dava sürüyor. Bu yargılamada önümüzü kesen maddeler var. Bu şahıslar, bu davayı zamanaşımına uğratıyorlar.
    Doğu Perinçek ve Ahmet Nesin’in dinlenmesi konusunda kararlıyız. Talebimizi yineliyoruz.”

    10 EKİM BARIŞ VE DAYANIŞMA DERNEĞİ’NİN TALEBİNE RET

    Av. Mehtap Sakinci ise Sivas Katliamı ile 10 Ekim Gar Katliamı’nın insanlığa karşı suçlar açısından benzer olduğunu ifade ederek davaya taraf olarak katılmak istediklerini söyledi.
    Mehtap Sakinci, “10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği, 28 yıldır devam eden, zamanaşımı konusunda kaygıların olduğu bir dava. Biz de derneğimizle bu davaya katılmayı talep ediyoruz” dedi.

    “ÜÇ SANIĞIN MAHKEME ÖNÜNE GETİRİLMESİ TALEBİMİZDİR”

    Av. Şenal Sarıhan ise şunları kaydetti:

    “Bu 3 sanığın bir an önce adreslerinin saptanarak mahkeme önüne getirilmesi talebimizdir. Türkiye ne yazık ki çok sayıda katliama tanıklık etti. Katliamların sonlanmamasının asıl nedeni sorumluların bulunamamış olmasıdır. Polis kaydına göre 15 bin kişi o gün Madımak önünde toplanmıştı ancak 200 kişi hakkında soruşturma yapıldı. Devletin görevi yurttaşı korumaktır. Koruyamamışsa sorumluların cezalandırılması gerekirdi. Ne yazık ki gerçek sorumlular bulunamadı. Eğer Sivas’ta gerici örgütler tespit edilseydi yeni saldırılar olmayacaktı.
    Bu insanların yakalanmamış olması yeni katliamlara yol açtı. Terör örgütleri ellerini kollarını sallayarak gezindiler. Buna engel olmak hukukun görevidir. Bir ülkede esenliği, özgürlüğü devlet güvence altına almalıdır.”

    Av. Şenal Sarıhan, Ankara Barosu tarafından sanıklar için atanan bir avukata dönük de eleştiri yaparak, “İnsanlığa karşı bir suçu Ankara Barosu hiçbir şekilde savunamaz. Meslektaşımız saygı duyarak bu görevlendirmeden çekilmesini dilerim. Elbetteki avukatın görevi savunmadır. Doğrunun savunmasıdır. Umuyoruz ki mahkeme insanlığa karşı suç işlendiği yönünde karar verir.” dedi

    Mahkeme başkanı ise “Avukatlık hem serbest, hem de kamu görevidir. Baro, sanıklar açısından usül gereği söz konusu avukatı atamıştır” ifadesini kullandı.

    KARAMOLLAOĞLU’NUN DİNLENMESİ TALEBİ KABUL EDİLMEDİ

    Mahkeme heyeti, delil eksikliği nedeniyle, Temel Karamollaoğlu’nun dinlenmesine yer olmadığı, 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği’nin ‘zarar görmemesi nedeniyle’ davaya taraf olmasının uygun görülmediğini belirtilerek, duruşmayı 9 Haziran 2021 tarihine erteledi.

    Mahkemenin belirttiği tarihin çok ileri olduğunu ifade eden avukatlar, daha yakın bir tarihe çekilmesi konusunda itiraz etti.

    Mahkeme başkanı, Avukat Coşkun özgür Piroğlu’ya yönelik, “Nasıl bir gelişme olacak ki?” diyerek karışlık verdi ve tarih konusundaki talepleri uygun görmedi.

    DAVA ZAMAN AŞIMINA NASIL UĞRAMAYACAK?

    Duruşma sonrası Av. Coşkun Özgür Piroğlu, PİRHA’ya verdiği bilgide şunları belirtti:

    “Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 307.maddesinin temyiz aşamasında sanık aleyhine yapılan bozmalardan sonraki yargılamalarda sanığın tekrar dinlenmeden karar verilemeyeceğine ilişkin kısmı 3 firari sanığın cezalandırılmaları için tekrar dinlenmeleri zorunluluğunu getiriyor. Sanıklar firari oldukları için bu dava zamanaşımına uğruyor. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 307. maddesinin bu kısmı Anayasamızın 14. maddesine aykırıdır. Ankara 1.
    Ağır Ceza Mahkemesi’nin Anayasamızın 152.maddesine göre Ceza Muhakemesi Kanunu’nun bu kısmının iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmasını talep ettik. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun bu kısmı iptal olursa firari sanıklar beklenmeden cezalandırılacaklar ve dava zamanaşımına uğramayacak.”

    PİRHA/ ANKARA

     

  • Alevi başkanlardan Sivas Katliamı davası çağrısı: Zalimlere birlikte tepki verelim!

    Alevi başkanlardan Sivas Katliamı davası çağrısı: Zalimlere birlikte tepki verelim!

    PİRHA- Alevi kurum yöneticileri Celal Fırat, Ercan Geçmez ve Musa Kulu, Sivas Katliamı davasının 20 Ocak’ta görülecek duruşmasına çağrı yaptılar. İktidarın, davanın seyrinde taraflı kararlar aldığına vurgu yapan başkanlar, “Katliamlarda zamanaşımı olamaz. Zalimlere hep beraber tepki vermemiz lazım” dedi.

    28 Yıldır süren Sivas Katliamı davasında firari üç sanık Eren Ceylan, Murat Sonkur ve Murat Karataş’ın yargılandığı 23. duruşmaya 20 Ocak’ta, Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edilecek.

    Avukatlar, 35 kişinin yaşamını yitirdiği katliam dosyası dahilinde kimi yeni isimlerin de ‘sorumlu kişi’ sıfatı ile dinlenmesini talep edecek. Ayrıca Hollanda Büyükelçiliği, Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren Hollandalı Carina Cuanna nedeniyle 20 Ocak’taki duruşmaya gözlemci olarak katılacak.

    “FAİLLERİN İADESİ İSTENSİN”

    Alevi kurum yöneticileri ise davanın tüm toplum tarafından sahiplenilmesi gerektiğine bir kez daha vurgu yaptı.

    Alevi Dernekler Federasyonu (ADFE) Başkanı Celal Fırat, Sivas Katliamı davasının 2012 yılında zaman aşımına uğratılmasına işaret ederek, “Bir katliamın zaman aşımı nasıl mümkün olur?” diye sorarak şunları söyledi:

    “Bu topraklarda Pir Sultan’ın düşüncesine, gelenek ve göreneklerine karşı maalesef kindar ve dindar bir nesil var. Pir Sultan dizelerini veyahut onlar gibi nice ozanlarımızın söylemi, Şah Hüseyin’den bahsetmemiz sebebiyle hep katliamlara maruz kaldık. Davanın zaman aşımına uğraması ardından ülkenin şu anki başkanı ‘Hayırlı olsun’ demişti.
    Bu çok acı bir durum. Katliamın failleri olan yurtdışındaki o zalimlerin iadeleri devlet tarafından istenilmeli. Bizim en çok yüreğimizi yakan bu meseleler. Bize ‘üvey evlat’ muamelesi yapmaktalar. Zalimlere hep beraber tepki vermemiz lazım.

    Celal Fırat, Alevi örgütlerinin Sivas Katliamı davasını sahiplenmek konusundaki duruşunu da değerlendirerek şöyle devam etti:

    “Alevilerin her anlamda bu davayı yeterince sahiplendiklerine inanıyorum. Bazıları yeteri kadar görmeyebilir ama her dönem bizler vardık. Birçok kurumumuz, hepimizi temsilen her davada oradaydılar. Daha önceden Ankara’ya gittiğimizde, yoğun katılım sağladığımız dönemlerde de zalimce bir mantıkla karşılaştık. Bizleri coplayıp, gazladılar ama oradaki insanlara o oteli ateşe verenlere aynı zalimliği yapmadılar. Herhangi bir girişimde de bulunmadılar. Alevilerin artık bu zihniyeti iyi tanınması gerekiyor. Maraş’ta, Çorum’da, Dersim’de onlarca katliamlar yaşatıldı ve halen de yaşatılıyor.”

    “DAVAYA SAHİP ÇIKMAZSAK BAŞKA KATLİAMLAR YAPABİLİRLER”

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez de davaya katılım çağrısı yapan bir diğer isim oldu. Geçmez, Sivas Katliamı’nın, ülkenin en büyük utançlarından biri olduğunu söyleyerek şunları aktardı:

    “Madımak Katliamı davası yıllardır devam ediyor. Süreci deyim yerindeyse katilleri affetmek noktasına getirdiler. Bu davaya sahip çıkamazsak bu katliamı yapanlar, kendilerini başka katliamlara hazırlayabilirler. Onun için 20 Ocak’ta Ankara’daki davaya bütün canları davet ediyorum.

    Türkiye, uluslararası sözleşmelere aykırı hareket ediyor. Adalet Bakanlığı zaman aşımını ısrarla istiyor. Çünkü bu dava devam ettiği sürece daha sonrasında milletvekili, bakan, belediye başkanı olanlar bu davaya dahil olmak zorunda kaldılar. Onun için davanın zaman aşımına uğramasını isteyip, Almanya hükümetine iadeler ile ilgili herhangi bir başvuruda bulunmuyorlar.”

    “ALEVİ ÖRGÜTLERİ NE YAZIK Kİ DAVAYI UNUTTU”

    Ercan Geçmez, ‘Alevi kurumları yeteri oranda davanın arkasında durabildi mi?’ sorumuza ise “Ne yazık ki unuttular” cevabını vererek şunları söyledi:

    “Bu dava yıllar geçtikçe ilk zamanki gibi ne yazık ki Ankara’daki Alevi örgütlerine bırakıldı. Belli başlı dernekler haricinde geride kalan Alevi örgütleri ne yazık ki davayı unuttular. Bu da aslında düşündürücü bir durum.”

    “YETERLİ TEPKİYİ GÖSTEREMEDİĞİMİZ BİR GERÇEKTİR”

    Sivas Katliamı davasına günler öncesinden katılım çağrısı yapan DAD Eş Başkanı Musa Kulu ise “Bizler sadece Sivas Katliamı değil; Roboski, Suruç ve diğer katliamlarla da yüzleşilsin istiyoruz” diyerek 20 Ocak’ta görülecek mahkemede olacaklarını söyledi.

    Musa Kulu, “Devlet bu katliamlarla yüzleşmediği sürece ülkede barış, demokrasi ve bir arada yaşama imkanı olmayacak” diyerek Alevi örgütlerinin sorumluluklarına şu sözlerle dikkat çekti:

    “Tabii ki sahiplenme anlamında eksiklikler var. Bir bütün olarak her birimizin eksiklikleri vardır. Davanın takibi konusunda yeterli tepkiyi gösteremediğimiz bir gerçektir. O nedenle Ankara’da görülecek davaya ilişkin çağrımızda ‘bir bütün olarak toplumun, bu tür davalara sahip çıkmasının ülkedeki demokratik mücadeleye katkısı olacağını düşünüyoruz’ dedik.

    “MİLLETVEKİLLERİ YETERLİ ÇABA SARFETMEDİLER”

    Milletvekillerinin de bu konuda günahkar olduklarını kabul etmeleri lazım. Gerçekten toplum adına Mecliste toplumu temsil ettiğini söyleyenler, kendileri ile yüzleşmesi lazım. Bu konuda çok da fazla çaba sarf ettiklerini düşünmüyorum.

    PİRHA/ ANKARA

  • Sivas Katliamı davasında 3 firari sanığın duruşması bugün

    Sivas Katliamı davasında 3 firari sanığın duruşması bugün

    PİRHA- Zaman aşımına uğrayan Sivas Katliamı davasında dosyası ayrılan üç firari sanığın yargılandığı davanın duruşmasına bugün (9 Eylül) saat 14.00’te Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edilecek.

    Zaman aşımına uğrayan Sivas Katliamı Davası’nda dosyası ayrılan 3 firari sanık Eren Ceylan, Murat Sonkur ve Murat Karataş’ın yargılandığı davanın duruşmasına 9 Eylül’de saat 14.00’te Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edilecek.

    “AHMET NESİN’İN KONUŞMASI GEREKİR”

    Bu konuda artık Ahmet Nesin’in konuşması gerektiğini söyleyen Av. Piroğlu, PİRHA’ya yaptığı açıklamada, “Ahmet Nesin’in de Fransa’dan gelmesi lazım. ‘Burada ben konuşacağım’ demesi gerekiyor. 9 Eylül’de duruşmamız var. Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde. Mutlaka Ahmet Nesin’in o duruşmaya katılması gerekiyor” diye konuşmuştu.

    Bugün duruşmayı, çok sayıda Alevi kurum temsilcisinin izlemesi bekleniyor.

    PİRHA/ ANKARA
  • Avukat Piroğlu’dan çağrı: Ahmet Nesin Sivas Davası’na müdahil olmalı

    Avukat Piroğlu’dan çağrı: Ahmet Nesin Sivas Davası’na müdahil olmalı

    PİRHA- Sivas Katliamı’nın bir terör eylemi olduğunu söyleyen Avukat Coşkun Özgür Piroğlu, Yargıtay, Sivas Katliamı bir terör eylemi, ‘anayasal düzene karşı işlenmiş bir suç’ derken Sivas Cumhuriyet Başsavcısı’nın katliama olay demesinin kabul edilemeyeceğini ifade etti. Piroğlu, 9 Eylül’de görülecek Sivas Katliamı Davası’nın duruşmasında Ahmet Nesin’in tanık olarak dinlenmesini isteyeceklerini söyleyerek, “Ahmet Nesin’in bu davaya müdahil olması gerekiyor” dedi.

    Zaman aşımına uğrayan Sivas Katliamı Davası’nda dosyası ayrılan üç firari sanığın yargılandığı davanın duruşmasına 9 Eylül’de Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edilecek.

    3 firari sanık Eren Ceylan, Murat Songur ve Murat Karataş’ın yargılandığı davada, katliamda ölen Gülsüm Karababa’nın ağabeyi Hüseyin Karababa’nın Avukatı Coşkun Özgür Piroğlu, 8 Haziran’da Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in ve onu suçlayan Aziz Nesin’in oğlu Ahmet Nesin’in dinlenmesi talebinde bulunmuştu.

    Ahmet Nesin, Artı Gerçek’te 3 Temmuz 2019’da yayınlanan yazısında bazı tanıklıklarını paylaşarak Sivas Katliamı’nın fitilini ateşleyen Salman Rüşdi’nin Şeytan Ayetleri’nin babası tarafından değil Doğu Perinçek’in ekibi tarafından Aydınlık Gazetesi’nde yayımlandığını söylemişti. Nesin, “Aziz Nesin TGRT’ye Aydınlık Gazetesi’nde yayınlanan Şeytan Ayetleri’ni kendisinin yayınlamadığı ve haberi olmadığını söylediğinde Perinçek yeni bir kınama yazısıyla katliam planını büyük olasılıkla aynı anda kaleme alıyordu” demişti.

    Avukat Piroğlu, Ahmet Nesin’in söz konusu yazıyı ve sosyal medya paylaşımlarını sunduğu başvuruda, “Doğu Perinçek’in Sivas Katliamı’nın sorumlularından biri olduğu konusunda müvekkilim Hüseyin Karababa’nın şüpheleri vardır. Bu konu aydınlatılmalıdır. Doğu Perinçek’in Sivas Katliamı’nın sorumluları arasında olup olmadığı ortaya çıkarılmalıdır. Doğu Perinçek şu anda Vatan Partisi’nin Genel Başkanıdır. Bu konuda Ahmet Nesin ve Doğu Perinçek’in ifadesi alınmalıdır” ifadelerini kullanmıştı.

    Sivas Cumhuriyet Başsavcılığı, Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in dinlenmesi talebini, ‘soruşturmaya yer olmadığına’ karar vererek reddetti.

    PİRHA’ya konuşan Av. Piroğlu, Vatan Partisi Genel Başkanı Perinçek hakkında bulunduğu suç duyurusunun da reddedilmesine tepki gösterdi.
    Piroğlu, “Doğu Perinçek’i şikayet ettik ama Sivas Cumhuriyet Başsavcısı soruşturmaya yer olmadığına ilişkin kararında ‘şüpheli’ olarak meçhul şahıslar demiş. Sanki biz meçhul şahısları şikayet etmişiz gibi. Biz meçhul şahısları şikayet etmedik, Doğu Perinçek’i şikayet ettik” dedi.

    “AHMET NESİN’İN 9 EYLÜL’DEKİ DURUŞMAYA KATILMASI LAZIM”

    Bu konuda artık Ahmet Nesin’in konuşması gerektiğini söyleyen Av. Piroğlu, “Ahmet Nesin’in de Fransa’dan gelmesi lazım. ‘Burada ben konuşacağım’ demesi gerekiyor. 9 Eylül’de duruşmamız var. Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde. Mutlaka Ahmet Nesin’in o duruşmaya katılması gerekiyor” diye konuştu.

    “AHMET NESİN’İN TANIK OLARAK DİNLENMESİNİ İSTEYECEĞİZ”

    Avukat Coşkun Özgür Piroğlu şunları kaydetti:

    “Biz Ahmet Nesin’in tanık olarak dinlenmesini isteyeceğiz. Sonuçta Ahmet Nesin’in babası (Aziz Nesin) hedef alınmıştı. Ahmet Nesin bu davaya müdahil sıfatıyla katılabilir, müşteki sıfatıyla katılabilir. Ahmet Nesin’in bu davaya müdahil olması gerekiyor. Tanık olarak dinlenmesinden ziyade kendisinin gidip konuşması gerekiyor. Biz Ahmet Nesin’in tanık olarak dinlenmesini isteyeceğiz ama bu talebimiz reddedilebilir. Ahmet Nesin ‘ben bu davaya müdahil olacağım, müşteki olacağım, bu davada yer alacağım’ derse bunu Ağır Ceza heyeti de engelleyemez. Ahmet Nesin orada söylemek istediği her şeyi rahatlıkla söyleyebilir. Ahmet Nesin’den beklediğimiz bu aslında. 9 Eylül’deki duruşmaya katılması gerekiyor, bu bizim Ahmet Nesin’e çağrımız.

    “DOĞU PERİNÇEK CUMHURİYET DÜŞMANLARIYLA AYNI NOKTAYA DÜŞMÜŞTÜR”

    Doğu Perinçek Cumhuriyet düşmanlarıyla aynı noktaya düşmüştür. Cumhuriyet’e düşman kesimler Doğu Perinçek’le beraber zaten hareket ediyorlar ve her fırsatta Doğu Perinçek ve Cumhuriyet’e düşman gruplar birbirlerini çok açık bir şekilde kolluyorlar.”

    SİVAS CUMHURİYET BAŞSAVCISI’NIN KATLİAMA ‘OLAY’ DEMESİ

    Avukat Coşkun Özgür Piroğlu, 30 Haziran’da ise Sivas Valisi Salih Ayhan hakkında, katliama “Sivas olayları”, katledilenler için de ‘vefat edenler’ demesi üzerine Sivas Cumhuriyet Başsavcılığı’na  suç duyurusunda bulunmuştu. Av. Piroğlu, Vali Ayhan’ın söz konusu açıklamalarıyla teröristlere destek verdiğini savunmuştu. Av. Piroğlu, Sivas Cumhuriyet Başsavcısı’nın Sivas Katliamı’na ‘olay’ dediğini, bunun kabul edilemeyeceğini söyledi.

    “SAVCILAR TERÖRİSTLERLE AYNI SÖYLEMLER İÇİNDE OLMAMALI”

    Av. Piroğlu şöyle devam etti:

    “Cumhuriyet savcısı terör katliamını yapanların tanımlamalarına uygun davranmış, onlarla aynı tanımlamayı yapmış. Bir tarafta katliamı yapanlar var, bir tarafta da katliama uğrayanlar var. Katliamda hayatını kaybedenlerin yakınlarının söylemleri ‘katliam’ şeklinde. Katliamı yapanların çevrelerinin söylemleri de ‘olay’ şeklinde. Cumhuriyet Savcısı katliamı yapanların söylemleriyle hareket ediyor ve bunu, soruşturmaya yer olmadığına ilişkin kararına yazmış. Bu çok sıkıntılı, çok saygısız. Cumhuriyet Savcısı bunu bilinçli mi yapıyor, bilinçdışı mı yapıyor, o ayrı bir konu ama Cumhuriyet Savcılarının teröristlerle aynı söylemler içinde olmamaları gerekiyor. Özellikle verdikleri kararlarda da, yazdıkları iddianamelerde de, mütalaalarda da mutlak surette teröristlerle yan yana gelmemeye özen göstermelidirler. Ama bu özeni orada görmedik.”

    PİRHA/ İSTANBUL

     

     

  • Sivas Cumhuriyet Başsavcılığı, Perinçek’in dinlenmesi talebini reddetti

    Sivas Cumhuriyet Başsavcılığı, Perinçek’in dinlenmesi talebini reddetti

    PİRHA- Sivas Cumhuriyet Başsavcılığı, Sivas Katliamı Davası’nda Vatan Partisi’nin Genel Başkanı Doğu Perinçek’in dinlenmesi talebini, ‘soruşturmaya yer olmadığına’ karar vererek reddetti. Avukat Coşkun Özgür Piroğlu, savcılığın kararına itiraz ettiklerini söyledi. 

    Sivas Katliamı’nda ölen Gülsüm Karababa’nın ağabeyi Hüseyin Karababa’nın avukatı Coşkun Özgür Piroğlu, 8 Haziran’da üç firari sanıkla ilgili görülen davada Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in ve onu suçlayan Aziz Nesin’in oğlu Ahmet Nesin’in dinlenmesi talebinde bulunmuştu.

    Zaman aşımına uğrayan Sivas Katliamı Davası’nda dosyası ayrılan üç firari sanığın yargılandığı dava, Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde sürüyor.

    3 firari sanık Eren Ceylan, Murat Songur ve Murat Karataş’ın yargılandığı davada katliamda ölen Gülsüm Karababa’nın ağabeyi Hüseyin Karababa’nın avukatı Coşkun Özgür Piroğlu, 8 Haziran’da Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in ve onu suçlayan Aziz Nesin’in oğlu Ahmet Nesin’in dinlenmesi talebinde bulunmuştu.

    Ankara Adliyesi’nde yapılan başvuruda Avukat Piroğlu, Aziz Nesin’in oğlu Ahmet Nesin’in geçen yıl yazdığı bir köşe yazısı ve açıklamalarındaki iddiaların değerlendirilmesini istemişti.

    Ahmet Nesin, Artı Gerçek’te 3 Temmuz 2019’da yayınlanan yazısında bazı tanıklıklarını paylaşarak Sivas Katliamı’nın fitilini ateşleyen Salman Rüşdi’nin Şeytan Ayetleri’nin babası tarafından değil Doğu Perinçek’in ekibi tarafından Aydınlık Gazetesi’nde yayımlandığını söylemişti. Nesin, “Aziz Nesin TGRT’ye Aydınlık Gazetesi’nde yayınlanan Şeytan Ayetleri’ni kendisinin yayınlamadığı ve haberi olmadığını söylediğinde Perinçek yeni bir kınama yazısıyla katliam planını büyük olasılıkla aynı anda kaleme alıyordu” demişti.

    Avukat Piroğlu, Ahmet Nesin’in söz konusu yazı ve sosyal medya paylaşımlarını sunduğu başvuruda, “Doğu Perinçek’in Sivas Katliamı’nın sorumlularından biri olduğu konusunda müvekkilim Hüseyin Karababa’nın şüpheleri vardır. Bu konu aydınlatılmalıdır. Doğu Perinçek’in Sivas Katliamı’nın sorumluları arasında olup olmadığı ortaya çıkarılmalıdır. Doğu Perinçek şu anda Vatan Partisi’nin Genel Başkanıdır. Bu konuda Ahmet Nesin ve Doğu Perinçek’in ifadesi alınmalıdır” ifadelerini kullanmıştı.

    Ancak Sivas Cumhuriyet Başsavcılığı, Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in dinlenmesi talebini, ‘soruşturmaya yer olmadığına’ karar vererek reddetti.

    Avukat Özgür Piroğlu, savcılığın kararına itiraz ettiklerini açıkladı.

    Dilekçede şunlar kaydedildi:

    “2 Temmuz 1993 tarihinde gerçekleşen Sivas Madımak Katliamı Cumhuriyet tarihinin en acımasız terör katliamlarından biridir. Yargıtay bu katliamın anayasal düzeni yıkmaya yönelik olarak gerçekleştirilmiş olduğunu tespit ederek, sanıkların bir bölümünü anayasal düzeni yıkmaya teşebbüs etme suçundan cezalandırmıştır. Yargıtay bu kararı kesinleştirmiştir. Bunun üzerine hiçbir Cumhuriyet Savcısı, Yargıtay’ın terör eylemi olarak tanımladığı bu katliam için olaylar kelimesini kullanma hakkına sahip değildir. Soruşturmaya yer olmadığına ilişkin savcılık kararında Sivas Madımak Katliamı için Madımak olayları denilmiştir. Cumhuriyet savcıları terör eylemleri ile ilgili olarak yapacakları tanımlamalara dikkat etmelidirler ve teröristlerin, terör eylemlerini meşrulaştırmaya yönelik tanımlamalardan uzak durmalıdırlar.”

    “MEÇHUL ŞAHISLARA DEĞİL DOĞU PERİNÇEK’E YÖNELİK YAPTIM BAŞVURUYU”

    Savcılık kararının ihbar edilen kısmında meçhul şahıslar diye yazıldığına dikkat çekilen dilekçede, “Ben bu başvuruyu meçhul şahıslara yönelik olarak değil, Doğu Perinçek‘e yönelik olarak yaptım” dedi. Piroğlu, “Ahmet Nesin’in Doğu Perinçek hakkındaki iddiaları doğrudan Sivas Katliamı ile ilgilidir. Cumhuriyet Savcısı’nın soruşturma açma gereği bile duymadan, Ahmet Nesin’i bile ifadeye çağırmadan dosyayı kapatması hukuka aykırıdır” dedi.

    Öte yandan Avukat Coşkun Özgür Piroğlu, 30 Haziran’da ise Sivas Valisi Salih Ayhan hakkında, katliama “Sivas olayları”, katledilenler için de ‘vefat edenler’ demesi üzerine Sivas Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunmuştu. Av. Piroğlu, Vali Ayhan’ın söz konusu açıklamalarıyla teröristlere destek verdiğini kaydetmişti.

    PİRHA/ ANKARA

     

  • Kenanoğlu: Doğu Perinçek Sivas Katliamı davasında ifade vermelidir – VİDEO

    Kenanoğlu: Doğu Perinçek Sivas Katliamı davasında ifade vermelidir – VİDEO

    PİRHA – HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Meclis Genel Kurulunda yaptığı konuşmada, 2 Temmuz Sivas Katliamında Aziz Nesin’in “Şeytan Ayetleri” kitabını yayımlayarak sözde provokasyon yapıldığını iddia edenler şunu bilmelidir diyerek, Şeytan Ayetleri kitabının Aziz Nesin tarafından değil, Doğu Perinçek’in Aydınlık dergisinde yayımlandığı, dolayısıyla Sivas Katliamı davasında ifade vermesi gerektiğini belirtti.

    Haberin Videosu

    Halkların Demokratik Partisi(HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Meclis genel kurulunda yaptığı konuşmada, Sivas Davası’nda Doğu Perinçek’in dinlenmesi gerektiğini söyledi.

    Kenanoğlu’nun Meclis’te yaptığı konuşma şöyle:

    “2 Temmuz 1993 Madımak Katliamı’nda bir gerekçe sunuldu yani o zaman ki yaygın genel medya şöyle bir gerekçe sundu, dedi ki: “Bu Madımak katliamı, Aziz Nesin’in provokasyonuyla olmuştur.” Neydi o provokasyon yani iddia ettikleri provokasyon neydi? Aziz Nesin’in Salman Rüşdi’nin yayınladığı Şeytan Ayetleri kitabını yayınlamasıydı, bunu iddia ediyorlardı.

    Şimdi, peki, gerçek böyle miydi? Geçen gün Aziz Nesin’in oğlu bunu anlatıyor ve şu anda, 2 Temmuz Sivas Madımak katliamında vefat edenlerin ailelerinin avukatları da mahkemeye dilekçe verdi Doğu Perinçek’in dinlenmesi için. Neden? Çünkü o gün yani 2 Temmuz 1993’te, o tarihlerde Salman Rüşdi’nün kitabını, Şeytan Ayetleri kitabını yayınlayan Aziz Nesin değildi, Doğu Perinçek’ti, Aydınlık Dergisi’ydi.

    Bu anlamıyla daha biz o tarihten Doğu Perinçek’in kimlere ve nelere hizmet ettiğini biliyoruz. Bugün Doğu Perinçek’in peşinden koşanlar, onun arkasından “HDP kapatılsın” yaygarası kopartanlar da çok geç kalmadan onun kim olduğunu öğrenecekler. Hepinize geçmiş olsun.” (HABER MERKEZİ)

  • Sivas Katliamı davasında Doğu Perinçek’in dinlenmesi istendi

    Sivas Katliamı davasında Doğu Perinçek’in dinlenmesi istendi

    PİRHA – Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren Gülsüm Karababa’nın ağabeyi Hüseyin Karababa’nın avukatı Coşkun Özgür Piroğlu, üç firari sanığın yargılandığı davada Ahmet Nesin ve Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in dinlenmesini istedi.

    2 Temmuz 1993 yılında yapılan ve zaman aşımına uğrayan Sivas Katliamı davasında dosyası ayrılan üç firari sanık Eren Ceylan, Murat Songur ve Murat Karataş’ın yargılandığı dava, Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde sürüyor. Almanya’da olan firari üç sanık hala Türkiye’ye iade edilmedi.

    Sivas Katliam davasında 3 firari sanığın yargılandığı davada, katliamda hayatını kaybeden Gülsüm Karababa’nın ağabeyi Hüseyin Karababa’nın avukatı Coşkun Özgür Piroğlu, Sivas Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuruda bulundu.

    Ankara Adliyesi’nde yapılan başvuruda Avukat Piroğlu, Aziz Nesin’in oğlu Ahmet Nesin’in geçen yıl yazdığı bir köşe yazısı ve açıklamalarındaki iddiaların değerlendirilmesini istedi.

    Ahmet Nesin, Artı Gerçek’te 3 Temmuz 2019’da yayınlanan yazısında, bazı tanıklıklarını paylaşarak Sivas Katliamı’nın fitilini ateşleyen Salman Rüştü’nün Şeytan Aletleri’nin babası tarafından değil, Doğu Perinçek’in ekibi tarafından Aydınlık Gazetesi’nde yayımlandığını söylemişti.

    Ahmet Nesin, “Aziz Nesin TRT’ye Aydınlık Gazetesi’nde yayınlanan Şeytan Aletleri’ni kendisinin yayınlamadığı ve haberi olmadığını söylediğinde Perinçek yeni bir kınama yazısıyla katliam planını büyük olasılıkla aynı anda kaleme alıyordu” demişti.

    “DOĞU PERİNÇEK’İN İFADESİ ALINMALIDIR”

    Avukat Piroğlu, Ahmet Nesin’in söz konusu yazı ve sosyal medya paylaşımlarını sunduğu başvuruda, “Doğu Perinçek’in Sivas Katliamı’nın sorumlularından biri olduğu konusunda müvekkilim Hüseyin Karababa’nın şüpheleri vardır. Bu konu aydınlatılmalıdır. Doğu Perinçek’in Sivas Katliamı’nın sorumluları arasında olup olmadığı ortaya çıkarılmalıdır. Doğu Perinçek şu anda Vatan Partisi’nin Genel Başkanıdır. Bu konuda Ahmet Nesin ve Doğu Perinçek’in ifadesi alınmalıdır” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • Zeynep Altıok: 27 yıllık adalet arayışında akıl almaz usulsüzlüklere tanık olduk

    Zeynep Altıok: 27 yıllık adalet arayışında akıl almaz usulsüzlüklere tanık olduk

    PİRHA – Sivas Katliamı’nda hayatını kaybeden Şair Metin Altıok’un kızı, Zeynep Altıok, Sivas Katliamı’nın firari sanıklarının interpol kırmızı bülteni ile arandığını hatırlatarak, 27 yıllık adalet arayışlarında kara mizah düzeyinde akıl almaz usulsüzlüklere tanıklık ettiklerini söyledi. Altıok, “Demokratik hukuk sistemine, kuvvetler ayrılığına, evrensel insan haklarına saygılı yeni bir iktidar olmadıkça 27 yıllık cevapsız çağrılardan bir yenisi daha havada asılı kalacak” dedi. 

    Sivas Katliamı davasında yargılanan 3 firari sanığın terör arananlar listesine alınması için İçişleri Bakanlığı’na yapılan başvuruyu Sivas Katliamı’nda hayatını kaybeden Şair Metin Altıok’un kızı Zeynep Altıok değerlendirdi.

    Altıok, kağıt üstünde firari sanıkların interpol kırmızı bülteni ile arandığını hatırlatarak, geçmişte bu sanıklardan Polonya sınırında tespit edilerek yakalananların da olduğunu ancak iade işlemi için gerekli bürokratik aşamaların hükümet tarafından doğru ve zamanında yürütülmediği için sanığın 50 bin Euro ile kefalet bedelini nakit ödemek suretiyle serbest kaldığını söyledi.

    “İKTİDARIN SİVAS FİRARİLERİNİ YAKALAMAK GİBİ BİR GAYESİ YOK”

    Diğer sanıkların bir çoğunun adresinin belli olduğu halde hükümetin iade talebinin evrensel protesto hakkı ve özgürlüğü kapsamında kalan suç tarifiyle yapması nedeniyle iadesinin gerçekleşmediğine dikkat çeken Altıok, “Oysa talebin insanlık suçu kapsamında yapılması gerekli. Kırmızı bültenle aranan sanıkların Türkiye sınırları dahilinde aranırken ehliyet aldığını askerlik yaptığını biliyoruz. Elinde benzin bidonu ile katliamın ele başılığı kanıtlarla sabit hükümlüleri “mağdur” olarak tanımlayan mevcut hükümetin Sivas Katliamı firari sanıklarını yakalamak gibi bir gayesi olmadığı açık. Zaten meclise sunduğum faili meçhul cinayetler ve katliamların aydınlatılmasına yönelik tekliflerin ve soruların karşılıksız kalışı bu tutumun somut örneği” ifadelerini kullandı.

    “BU BAŞVURUDAN SONUÇ BEKLEMİYORUM”

    Bugüne kadar farklı siyasi partiler tarafından verilen araştırma komisyonu teklifleri ve adalet talebinin 28 kez AKP oylarıyla ret edildiğini belirten Zeynep Altıok, 27 yıllık adalet arayışı sürecinde kara mizah düzeyinde akıl almaz usulsüzlüklere tanıklık ettiğini dile getirdi.

    Altıok, şunları kaydetti:

    “Sanıkların, suçu yargıyla sabit hükümlülerin korunup kollandığını, açık ihmali ve azmettirici rolü olan kişilerin hiç soruşturulmadığını hatta korunup kollandığını, sanık avukatlarının neredeyse tamamının iktidar partisinin üst kademelerinde görevlerle ödüllendirildiğini gördük. Bu tabloya bakıldığında bu hükümete bu içerikte bir yapılan başvurudan sonuç beklemek safdillik olur.”

    “DAVALARIN ZAMAN AŞIMINA UĞRATILMASI İÇİN ERTELENİYOR”

    Zaman aşımına uğratılmış, insanlık suçu tanımı dahi yapılmamış firariler üzerinden süren davanın Anayasa Mahkemesi’nde 7 yıldır bekletildiğini hatırlatan Altıok, diğer davanın da aynı akıbete uğraması için duruşmaların saçma gerekçelerle sündürülerek ertelendiğini belirtti.

    “İçişleri Bakanlığı’na hiçbir çağrım yok” diyen Sivas Katliamı’nda hayatını kaybeden Şair Metin Altıok’un kızı Zeynep Altıok, “Demokratik hukuk sistemine, kuvvetler ayrılığına, evrensel insan haklarına saygılı yeni bir iktidar olmadıkça 27 yıllık cevapsız çağrılardan bir yenisi daha havada asılı kalacak” dedi.

    Altıok,  Sivas davasını emsal kabul ederek anayasada kapsamlı ve geriye dönük işlerliği olan insanlık suçlarında zaman aşımı ve devlet sırrı uygulamalarının kaldırılmasına yönelik düzenlemeler yapılması talebini sürdüreceğini belirtti.

    PİRHA/İZMİR

     

  • Pir Takmaz: Sivas Katliamı’nın 3 firari sanığı terör arananlar listesinde olmalı-VİDEO

    Pir Takmaz: Sivas Katliamı’nın 3 firari sanığı terör arananlar listesinde olmalı-VİDEO

    PİRHA – Kureyşan Ocağı’ndan Hamza Takmaz, Sivas Katliamı davasında yargılanan 3 firari sanığın terör arananlar listesine alınması gerektiğini söyledi. Takmaz, “Bugüne kadar binlerce katliamı ve günümüzde olan katliamların hiçbirisinin terör sayfalarında yer almadığını gördük”  diyerek, 3 firarinin aranlar listesine eklenmesini istedi. 

    2 Temmuz 1993’te Sivas’ta devlet güçlerinin gözü önünde gerici güçler tarafından Madımak Oteli’nin yakılmasıyla aralarında aydın, yazar ve sanatçıların bulunduğu 33 insan hayatını kaybetti. Zaman aşımına uğrayan Sivas Katliamı davasından dosyası ayrılan 3 firari sanıkla ilgili dava Ankara 1’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde sürüyor.

    Sivas Katliam davasının 3 firari sanığı Eren Ceylan, Murat Songur ve Murat Karataş’ın yargılanması sürerken, sanıkların İçişleri Bakanlığı’nın terör arananlar listesine alınması için  katliamda hayatını kaybeden Gülsüm Karababa’nın abisi Hüseyin Karababa’nın avukatı Coşkun Özgür Piroğlu, İçişleri Bakanlığı’na başvuruda bulundu.

    “ÜLKEDE YAŞANAN BİNLERCE KATLİAM SORUMLUSUNU ARAMA LİSTELERİNDE GÖRMEDİK”

    Alevilerin kanayan yarası olan Sivas Katliamı davasının hala sonuçlanmaması ve 3 firarinin arama listelerinde bulunmamasına tepki gösteren Kureyşan Ocağı pirlerinden Hamza Takmaz, “Bugüne kadar yaşanan binlerce katliamı ve günümüzde de olan katliamların hiçbirisinin terör sayfalarında yer almadığını gördük” dedi.

    Takmaz, yaşananların kendilerini üzdüğünü belirterek, Alevilerin eşit yurttaşlık talebini hatırlatarak, “Bizler de bu ülkenin yurttaşları olarak askerlik yapıyoruz, vergilerimizi ödüyoruz. Her defasından eksiksiz hizmetlerimizi yerine getiriyoruz. Sadece Aleviler değil burada yaşayan diğer toplumlar da Kürt, Ezidi, Süryani gibi halkların haklarının korunmadığını görmekteyiz” diye konuştu.

    “ANNENİN GÖZYAŞINA SEBEP OLMAK TERÖR SUÇUDUR”

    Gülsüm Karababa’nın abisi Hüseyin Karababa’nın verdiği dilekçeye destek veren Pir Takmaz, 3 Sivas Katliamı firarisinin biran önce terör arama listesine alınması talebinde bulundu. Takmaz, “Çünkü yaralarımızı bir nebzede olsa rahatlatır. Orada katledilenlerin ailelerinin yaşadığı acıların içlerini biraz daha rahatlatır. Her insana yapılan katliam bizim için terördür, he annenin gözyaşlarına sebep olan bizim için terördür. Bunu durdurmaları gerekiyor ve bunlara müsaade edilmemesi gerekiyor” dedi.

    PİRHA/İZMİR

  • ‘Sivas Katliamı hükümlülülerinin de serbest bırakılmasından kaygılıyız’-VİDEO

    ‘Sivas Katliamı hükümlülülerinin de serbest bırakılmasından kaygılıyız’-VİDEO

    PİRHA – PSAKD Diyarbakır Şubesi Eski Başkanı Av. Cafer Koluman, 69 Maddeden oluşan yeni İnfaz Yasası’nın toplumsal barışa hizmet etmediğini söyledi. MHP ve AKP tabanının hassasiyeti gözetilerek değişikliklerin yapıldığına dikkat çeken Koluman, “İnfaz Yasası’yla Sivas Katliamı hükümlülülerinin de serbest bırakılmasından kaygılıyız” dedi. 

    PSAKD Diyarbakır Şubesi Eski Başkanı Avukat Cafer Koluman İnfaz Yasası’na ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.

    Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı hakkında bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanunun Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın onayıyla Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi.

    “SALGIN SÜRECİNDE BU YASA DEĞİŞİKLİĞİNİN ÇIKMASI FARKLI YERLERE HİZMETTİR”

    69 maddeden oluşan yeni İnfaz Yasası’nın toplumsal barışa hizmet etmediğini ve toplumun vicdanını yaralayan bir değişiklik olduğunu söyleyen Avukat Koluman, “Koronavirüs salgınının yaygın olduğu ve insanların sokağa çıkamadığı, adli işlemlerin durdurulduğu, birçok resmi işlemlerin durdurulduğu böylesi bir süreçte bu yasanın bu değişikliğin seri bir şekilde, acelece görüşülerek çıkması farklı bir yerlere hizmettir” dedi.

    “AKP VE MHP’NİN HASSASİYETLERİ GÖZETİLDİ”

    İnfaz Yasası’nda yapılan değişikliklerin yapılan tahliyelerle kimlere hizmet ettiğinin kanıtı olduğunu belirten Koluman, toplumsal hassasiyetten ziyade MHP ve AKP tabanının hassasiyeti gözetilerek değişikliklerin yapıldığına dikkat çekti.

    Siyasi suçların bu yasa kapsamına alınması gerektiğinin altını çizen Koluman, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Her şeyden önce toplumsal barışa hizmet adına, kamu barışına hizmet adına toplumun tüm tabakalarına yayılması gerekirdi. Toplumun tüm tabakalarının, sivil toplum örgütlerinden tutunda vakıfların, siyasi partilerin, mecliste bulunan muhalefet partilerinin, tümünün görüşü alınarak bir ortaklaşmaya gidilmesi gerekirken maalesef sadece Cumhur İttifakı’nın hassasiyeti gözetilerek böyle bir değişiklik yapılmıştır. Kime hizmet ettiği de apaçık ortadadır. Biz şunu söylemiştik: Gerçekten bir değişiklik yapılacaksa hukuk devleti adına, sosyal devlet adına, demokratik devlet adına bir değişiklik yapılacaksa öncelikle siyasi suçların bu kapsama dahil edilmesi gerekirdi.

    Birtakım kriterlerinin olması gerekirdi. Tabii ki çocuğa karşı işlenen suçlar, cinsel saldırı suçları, kadına karşı şiddet suçları bu kapsam dışında tutulması kaçınılmaz bir durumdur ama siyasi suçların bu kapsama alınması demokratik bir tutum olurdu. Maalesef bu yapılmadı. Çünkü bugün devlet bir af yasası çıkartacaksa kendisine karşı işlenen suçlardan başlaması gerekirdi. Kendisine karşı işlenen suçlar nelerdir? İşte bu siyasi suçlar dediğimiz sinemacılar, belediye başkanları, milletvekilleri, siyasi partinin genel başkanları olmak üzere yüzbinlerce şu an tutsaktan bahsediyoruz. Dolayısıyla böyle bir alana yönelik değişiklik yapılmış olsaydı gerçekten de toplumsal barışın sağlanması adına bir adım atılırdı. Ama bu maalesef yapılmadı. Toplumsal barışı sağlamaktan ziyade toplumsal ayrışmaya hizmet eden bir değişiklik olduğunu ifade etmek isterim.”

    “SİVAS KATLİAMI DAVASI HÜKÜMLÜLERİNİN DE SERBEST BIRAKILMASINDAN KAYGILIYIZ”

    Tahliyelerin başladığını hatırlatan Koluman, “Yapılan tahliyelere bakıldığında ‘suç örgütü ve yöneticisi kapsam dışıdır’ ama onlarca sabıkası olan, organize işe karışan, cinayete karışan Alaattin Çakıcı gibi şahısların tahliye olduğunu görünce kime hizmet ettiği apaçık ortadadır” ifadelerini kullandı.

    Koluman, bu yasa ile Sivas Katliamı davasından dolayı halen içeride hükümlü olan kişilerin de aftan yararlanarak kısa sürede serbest bırakılması gibi kaygılarının olduğu söyledi.

    Yapılan değişikliğin demokratik, hukuk ve eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ifade eden Koluman, “Bu nedenle bu değişikliğin derhal iptal edilmesi, geri çekilmesi gerekir. Siyasi suçları kapsaması gerekir” dedi.

    “ANAYASA MAHKEMESİ HUKUKA UYGUN İNCELEME YAPMALI”

    Muhalefet partilerinin kısa sürede Anayasa Mahkemesi’ne başvurması gerektiğini ve bu değişikliğin derhal iptal edilmesi gerektiğinin altını çizen Koluman, “Anayasa Mahkemesi tabii ki bu iptal talebi önüne geldiği zaman gerçekten de kriterlerini iyi koymalıdır. Hukuka uygun bir şekilde bir inceleme yapmalı, vicdana uygun bir şekilde inceleme yapmalı. toplumsal barışa hizmet edecek şekilde bir inceleme yaparsa bunun iptal edilmesi kaçınılmazdır. Bizim de beklentimiz budur. Bu nedenle bu değişikliğin bir an önce iptal edilerek istediğimiz çerçevelerde toplumsal barışa, kamusal barışa hizmet edecek bir şekilde bir değişikliğin derhal olması gerektiğini düşünüyorum” dedi.

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • Zeynep Altıok Akatlı’dan tepki: Kişiye özel af mı söz konusu?

    Zeynep Altıok Akatlı’dan tepki: Kişiye özel af mı söz konusu?

    PİRHA – Sivas Hükümlüsü’nün Erdoğan tarafından affedilmesine Zeynep Altıok Akatlı tepki gösterdi. Akatlı, “Hapishanede hasta ve yaşlı bir tek bu kişi mi kalmıştır da “kişiye özel af” söz konusu oluyor?” dedi.  

    Sivas’ta katledilen aydınlardan Şair Metin Altıok’un kızı Zeynep Altıok Akatlı, Cumhurbaşkanı’nın Sivas Katliamı Hükümlüsü Ahmet Taner Kılıç’ı affetmesine tepki gösterdi. Akatlı’nın sosyal medya hesabından yaptığı açıklama şöyle:

    “Sivas Katliamı’nın zaman aşımını “hayırlı” bularak hüküm giymiş katilleri “mağdur” ilan etmişti. Bu adamı hasta ve yaşlı diyerek salıvermek hukuken başarılamayınca adli tıp hekimlerine soruşturma açılmıştı. Şimdi Cumhurbaşkanlığı yetkisiyle “affetmiş” HAYIRLI OLSUN!

    “Aldandık” dedikleri süreçte hastalığına rağmen ölüme terkedilen Kuddusi Okkır gibi, hayati tehlikesine rağmen sevkine izin verilmeyen Selahattin Demirtaş gibi onca hasta, yaşlı ve mağdur tutuklu için çalışmayan sistem kimilerini “koruyup kolluyor” Ömrü vefa ederse MV de olur!

    Bir sorum olacak? Hapishanede hasta ve yaşlı bir tek bu kişi mi kalmıştır da “kişiye özel af” söz konusu oluyor? Kime ne yazdığını bile bilmeyecek kadar zır cahil yobazların ve trollerin sevindiği tahliye…”

  • Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu: AKP hükümeti yarattıkları barbarları korumaya devam ediyor

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu: AKP hükümeti yarattıkları barbarları korumaya devam ediyor

    PİRHA – Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu yaptığı yazılı açıklamada, Sivas hükümlüsü Ahmet Turan Kılıç’ın cezasını kaldırmasına tepki gösterdi. Açıklamada, “AKP hükümeti yarattıkları barbar katillerini korumaya devam ediyor” denildi. 

    Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Madımak Katliamı davasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası bulunan 86 yaşındaki hükümlü Ahmet Turan Kılıç’ın kalan cezasının kaldırılmasına karar verdi.

    Cumhurbaşkanı’nın bu kararına Alevi kurumlarından sert tepki gelmeye devam ediyor. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu yaptığı yazılı açıklamada karar tepki gösterdi. “Sivas katili barbar Ahmet Turan Kılıç’a af!” denilen açıklamada, tarih tekerrürden ibarettir, yine kendilerine yakışanı yaptıkları belirtildi.

    “İNSANLIK SUÇU İŞLEMİŞ KATİLER İÇİN ZAMAN AŞIMI OLMAZ”

    Sivas katiline Cumhurbaşkanı kararıyla af çıktı kaydedilen açıklamada, “Madımak aileleri 27 senedir adalet beklerken, Sivas Katliamı davasında aldığı idam cezası ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına dönüştürülen ve 26 yıldır cezaevinde bulunan Ahmet Turan Kılıç’a, Recep Tayyip Erdoğan’dan af çıktı. Devlet, AKP hükümeti yarattıkları barbar katillerini korumaya devam ediyor. Bu kararı şiddetle kınıyoruz. Adaletsizliğinizin, hukuksuzluğunuzun, vicdansızlığınızın hesabını er ya da geç vereceksiniz.İnsanlık suçu işlemiş barbar katiller için zaman aşımı olmaz, af edilmeleri ise asla kabul edilemez” denidli.

    (HABER MERKEZİ)

  • Almanya’da Sivas Katliamı failleri hakkında suç duyurusu

    Almanya’da Sivas Katliamı failleri hakkında suç duyurusu

    Sivas Katliamı’nın Almanya’da yaşayan 8 faili hakkında insanlığa karşı işlenen suçlar ve kasten öldürmeden soruşturma başlatılması için suç duyurusunda bulunuldu.

    Sivas Katliamı’nın Almanya’da yaşayan faillerinin yargılanması için Yeşiller Partisi Berlin Eyaleti milletvekilleri Fadime Topaç ile Benedikt Lux tarafından Federal Başsavcılığa suç duyurusunda bulunuldu.

    Başvuruda Sivas Katliamı’nın faillerinden olan ve Almanya’da yaşayan 8 kişi hakkında ‘kasten öldürme’ ve ‘insanlığa karşı suçlardan’ soruşturma başlatılması talep edildi.

    DW Türkçe‘ye konuşan Yeşiller Partisi milletvekili Fadime Topaç, 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta 35 kişinin öldürüldüğü Madımak Katliamı’ndan 26 yıl sonra neden Almanya’da suç duyurusunda bulundukları sorusuna yanıt verdi.

    Topaç “Almanya’ya geldiği bilinen 9 kişi vardı. Biri vefat etmiş. Dolasıyla bir kişi eksildi. Şimdi bizim beklentimiz 8 kişi hakkında soruşturma başlatılması, yargılanmaları ve adaletin sağlanması” dedi.

    “HEPSİNE İLTİCA HAKKI TANINDI, BİRİ ALMAN VATANDAŞI OLDU”

    Söz konusu kişiler için Almanya’da yeniden yargılama yapılmasının mümkün olduğunu söyleyen Topaç şunları söyledi:

    “Temmuz ayında Almanya’daki Sivas Katliamı failleri ile ilgili olarak Federal Meclis’in Anayasa ve Kamu Yönetimi birimi uzmanları tarafından hazırlanan bilirkişi raporu bir dönüm noktası teşkil ediyor. Uzmanlar, Türkiye’de hüküm giymiş Sivas Katliamı faillerinin Türkiye’ye iade edilebileceği gibi, faillerin evrensel yargı yetkisi kapsamında Almanya’da yargılanarak cezalandırılabileceği görüşünü ortaya koydu. Bu görüş bizim hukuki dayanağımızı oluşturuyor. Sivas Katliamı insanlığa karşı işlenmiş bir suç teşkil etmesi nedeniyle başsavcılık harekete geçmek zorunda. Bu suç dünyanın neresinde işlenirse işlensin Alman yargısı şayet failler Almanya’daysa bunları yargılamakla yükümlü. Adam öldürme zamanaşımına tabii değil. Ayrıca bu 8 kişiden biri de zaten Alman vatandaşı. Ve yine katliamda eşi Hasret Gültekin’i kaybetmiş olan Yeter Gültekin de Almanya’da yaşıyor.”

    Ağır cezalara çarptırılan Sivas faillerinin Almanya’da serbestçe dolaşmaları, Türkiye’ye iade edilmemeleri ve Türkiye’nin de bu konuda ısrarcı olmamasıyla ilgili soruya ise Topaç şöyle yanıt verdi:

    “Almanya’da 8’ine oturma müsadesi, iltica hakkı tanındı, hatta birine de Alman vatandaşlığını verdiler. İnsanların yaşam hakkını ellerinden alan, kırmızı bültenle aranan bu kişilere sağlanan bu olanaklar akıl almaz. Üzerinden kaç yıl geçse de, adalet sağlanmadığı müddetçe Sivas yarası kapanmayacak. Bizler canlı yayında, insanları nasıl diri diri yaktıklarını seyrettik. Sonra bir de buraya gelip katliamdan ceza almadan kurtulmalarına tanıklık etmek çok korkunç bir acı. Topluma, geride kalan insanlara, verilen mesaj nedir?”

    VAHİT K. BERLİN’DE DÜKKAN İŞLETİYOR

    Bu faillerin Almanya’da rahat içinde yaşamasını “aklının almadığını” söyleyen Topaç “Normal koşullarda Almanya’da her şeyiniz didik didik, en ufak ayrıntıya kadar incelenir. Üstelik burada söz konusu olan öyle basit bir suç, basit bir ceza değil ki, insanlık suçu ve adam öldürmeden söz ediyoruz” dedi.

    Faillerden Vahit K.’nın Sivas davasında idama mahkum edildiğinin, daha sonra cezası ağırlaştırılmış müebbete çevrildiğinin ve Türkiye’den kaçarak Almanya’ya giden bu kişinin Berlin’de dükkan işlettiği, çok rahat bir hayat sürdürdüğünün basında yazıldığı hatırlatılan Topaç şöyle konuştu:

    MUHBİR OLARAK KULLANILDIKLARI İDDİASI

    “Evet Vahit K.’nın iş ve para durumu çok iyiymiş… Bu kişilerin yasal oturumları var, ne yaptıkları Alman makamları için sır değil, nerede oldukları da. Bunlar sadece bize sır. Çok sıkça dile getirilen iddia Alman iç istihbarat örgütü, Anayasa’yı Koruma Teşkilatı’nın bunları muhbir olarak kullanıyor olabileceği… Bu bir iddia. Gerçi hükümet konu hakkında verilen soru önergesine, ‘muhbir olarak kullanılmıyor’ yanıtını verdi.”

    DW Türkçe’nin “Muhbir olarak kullanıyor olsalar, ‘Evet, bu kişileri muhbirimiz’ derler miydi?” sorusunu ise Topaç “Demezlerdi tabii… Ama işte ilk adımı attık, suç duyurusunda bulunduk. Bu sorulara da yanıt aranması için yargı yolunun açılmasını istiyoruz” diye yanıtladı.

     

     

  • Ali Kenanoğlu: Sivas davasında göstermelik yargı süreci işletildi

    Ali Kenanoğlu: Sivas davasında göstermelik yargı süreci işletildi

    PİRHA – HDP İstanbul Milletvekili, Ali Kenanoğlu, meclis sıralarından gerçekleştirdiği konuşmayla 2 Temmuz 1993 Sivas Madımak Katliamı’nda hayatını kaybeden  35 kişiyi andı. 

    Halkların Demokratik Partisi(HDP) Ali Kenanoğlu, mecliste yapılan konuşmalarda 2 Temmuz 1993 yılında Sivas Madımak Oteli’nde hayatını kaybedenleri andı.

    Kenanoğlu, katliamın arkasındaki gücün ortaya çıkarılmadığını belirterek, katliamın asıl faillerinin yargılanmadığını belirtti. Kenanoğlu, konuşması kapsamında, göstermelik bir yargı sürecinin işletildiğine dikkat çekmek amacıyla kimi sanıkların zaman aşımına tabi tutularak cezadan kurtulduklarını hatırlattı. Ali Kenanoğlu, katliamın bir numaralı faillerinden olan ve kırmızı bültenle aranan Cafer Erçakakmak’ın Sivas’ta, karakolun hemen 200 metre ötesinde öldüğüne dikkat çekti.

    Madımak’ın, katliam mağdurlarının ve Alevilerin talebi doğrultusunda ibret müzesi olmadığını söyleyen Kenanoğlu, katliamı lanetleyerek sözlerini sonlandırdı. (HABER MERKEZİ)