PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Sivas Katliamı davasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen Hayrettin Gül’ün cezasını kaldırmasına tepki gösterdi. ABF, “Hayrettin Gül’ü affedilmesi başta Aleviler olmak üzere emek ve demokrasi güçlerine verilmiş bir gözdağı, aleni bir tehdittir” dedi.
AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 2 Temmuz 1993’te 33 kişinin yakılarak katledilmesine dair açılan Sivas Katliamı davasında idama mahkum edilen Hayrettin Gül’ün ağırlaştırılmış müebbet hapse çevrilen cezası, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından ‘sürekli hastalık’ gerekçesiyle kaldırdı.
Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan karara Alevi kurum ve örgütleri tepkiler yağmaya başladı.
“BU KARAR MAHKEME HEYETİ ÜZERİNDE BASKI OLUŞTURMAKTIR”
Alevi Bektaşi Federasyonu yazılı bir açıklamada Madımak Katliamı’nın insanlığa karşı işlenmiş bir suç olduğunu ve bu tür suçlarda cezanın indiriminin de affının da olmaması gerektiğinin altını çizdi.
Aynı zamanda bu kararın, 14 Eylül’de Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek olan Madımak Katliamı davasında Mahkeme Heyeti üzerinde baskı oluşturacağı belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“AKP’li Cumhurbaşkanı vermiş olduğu bu af kararı ile tarafını bir kez daha açıkça belli etmiştir. Cumhurbaşkanı bu kararı ile Mayıs seçimleri öncesi ittifak yapmış olduğu Yeniden Refah Partisi, Büyük Birlik Partisi ve Hizbullah’ın uzantısı olduğu iddia edilen HÜDA-PAR’a vermiş olduğu sözleri tutmasının yanı sıra görülecek olan davada Mahkeme heyeti üzerinde bir baskı oluşturmaktadır. Dün katillerin zamanaşımı kılıfı altında beraat ettirilmesine ‘Hayırlı olsun’ derken, bugün aleni olarak 14 Eylül’de görülecek olan davanın mahkeme heyeti üzerinde baskı oluşturuyor.
“YAKANLARI DA AKLAYANLARI DA AFFETMEYECEĞİZ”
Düzmece deliller ve düzenlenen kumpaslarla AKP zindanlarında tutsak edilen yüzlerce aydın, muhalif siyasetçi, gazeteci, sendikacı, iş insanı sağlık sorunları ile boğuşurken AKP’li Cumhurbaşkanı’nın Hayrettin Gül’ü affetmesi başta Aleviler olmak üzere emek ve demokrasi güçlerine verilmiş bir gözdağı, aleni bir tehdittir.
Bizler bu davanın peşini bırakmayacağız. Bizlerin çocuklarına bırakacağı en büyük miras bu davanın takibidir. Çünkü bu dava insanlık davasıdır. Biz Aleviler yakanları da aklayanları da affetmeyeceğiz. Onlar katilleri affedebilir ancak halkın vicdanında asla affedilmeyeceklerdir.”
PİRHA- AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Madımak Katliamı hükümlüsü Hayrettin Gül’ün cezasını kaldırmasına Demokratik Alevi Federasyonu’ndan tepki geldi. FEDA, “Zindanlarda siyasi düşüncelerinden dolayı binlerce hasta tutsak Adli Tıp raporlarına rağmen tutulurken, bir katilin hasta olduğu gerekçesi ile salıverilmesi aymazlıktır” dedi.
AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2 Temmuz 1993’te Madımak otelinde 33 kişinin yakılarak öldürüldüğü katliam davasından idama mahkûm edilen Hayrettin Gül’ün ağırlaştırılmış müebbet hapse çevrilen cezasını ‘sürekli hastalık’ gerekçesiyle kaldırdı.
Katliam hükümlüsünün cezasının kaldırılmasına Alevi örgütlerinden tepkiler yükseliyor. Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), yazılı bir açıklama yaparak, “Pan Türkçü ve Pan İslamist iktidar, bir yandan Alevilere yeni bir bellek ve yeni bir don biçmeye çalışırken diğer yandan da Alevi Katliamı’nda suçu sabit olan ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsünü affediyor” diyerek tepki gösterdi.
“Zindanlarda siyasi düşüncelerinden dolayı binlerce hasta tutsak Adli Tıp raporlarına rağmen tutulurken, bir katilin hasta olduğu gerekçesi ile salıverilmesi aymazlıktır” diyen FEDA şu açıklamayı yaptı:
“AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 2 Temmuz 1993’te 33 kişinin yakılarak katledildiği Sivas Katliamı davasında idama mahkum edilen Hayrettin Gül’ün ağırlaştırılmış müebbet hapse çevrilen cezasını ‘sürekli hastalık’ gerekçesiyle kaldırdı.
Pan Türkçü ve Pan İslamist iktidar, bir yandan Alevilere yeni bir bellek ve yeni bir don biçmeye çalışırken diğer yandan da Alevi Katliamı’nda suçu sabit olan ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsünü affediyor. Tamda Sivas Katliamı’nda henüz 18 yaşındayken katledilen Nurcan Şahin’inin babası Mahmut Şahin Hakk’a yürürken katili affediliyor.
“ERDOĞAN, KÜRTLERİN VE ALEVİLERİN KATİLLERİNİ CEZASIZLIKLA ONURLANDIRMIŞTIR”
Zindanlarda siyasi düşüncelerinden dolayı binlerce hasta tutsak Adli Tıp raporlarına rağmen tutulurken, bir katilin hasta olduğu gerekçesi ile salıverilmesi aymazlıktır. Daha önce Sivas davası sanıklarından Ahmet Dede’yi, Mayıs seçimleri öncesinde Hizbullah sanıklarını bıraktıran Erdoğan, Hayrettin Gül’ü de bıraktırarak Kürtlerin ve Alevilerin katillerini cezasızlıkla onurlandırmıştır.
“BİZ AFFETMEYECEĞİZ!”
Ülkede düşüncesinden dolayı onbinlerce tutsak, yüzlerce aydın, yazar, gazeteci ve sanatçı, halkın özgür iradesi ile seçtiği milletvekili ve belediye başkanları cezaevlerinde açıkça işkence altındayken, katil olduğu mahkemelerce suçu sabit görülenleri affetseniz de biz affetmeyeceğiz.
Herkesi evrensel hukuka davet ediyor, çifte standarttan vazgeçmeye çağırıyoruz.”
PİRHA- CHP Ankara Milletvekili Ali Haydar Hakverdi, hasta, yatalak ve bakıma muhtaç mahkumların sorunlarını Meclis gündemine taşıdı.
CHP Ankara Milletvekili Ali Haydar Hakverdi, Cezaevlerinde 604’u ağır olmak üzere 1.605 hasta mahkûm olduğunu dile getirdi.
Hakverdi, Adalet Bakanı Gül’ün yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde “Geçtiğimiz yıl cezaevlerinde kalan 50 mahkûm, hastalık nedeni ile hayatını kaybetti. Pandemi koşulları da dikkate alındığında, cezaevlerindeki yetersiz tedavi olanakları nedeni ile hayati risk altındaki mahkumların, durumu çok daha endişe verici boyuta gelmiştir. Hasta mahkumların ihtiyaç duydukları tedavi olanaklarına kavuşmaları gerektiği gibi, cezaevi koşullarında tedavileri sürdürülemeyen hasta mahkumların uygun koşullarda tedavilerinin yapılabilmesi için tahliye, af ve ev hapsi olmak üzere tüm çözümler yetkili makamlarca değerlendirilmelidir” dedi
“İnsanlık suçu işleyen Sivas Katliamı hükümlüsünü bile affetmişlerdi” diyen Hakverdi konu ile ilgili verdiği önergede, şunları kaydetti:
“Anayasa’nın 104’üncü maddesince Cumhurbaşkanı sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebiyle kişilerin cezalarını hafifletme veya kaldırma yetkisine sahiptir. Cumhurbaşkanı Erdoğan bu yetkisini görev süresi boyunca Sivas Katliamı hükümlüsü Ahmet Turan Kılıç gibi birçok mahkûm için kullandı. Ergenekon kumpası ile tutuklanan ve kanser tedavisi gören Kuddusi Okkır ve yine son günlerine dek tahliye edilmeyen kanser hastası Güler Zere gibi birçok mahkûm ihtiyaç duyulan tedavi koşullarından uzak kaldıkları için hayatını kaybetti. Şu an bu durumda birçok mahkûm var. Ancak ne hikmetse hiçbiri Sivas Katliamı hükümlüsü gibi tahliye edilmedi, edilmiyor. Bu konuda verilen kararlarda ideolojik bağlar ve siyasal yakınlıkların referans alındığı yönünde oluşan algı toplum vicdanını derinden sarsmaktadır.”
PİRHA –Sivas Katliamı hükümlüsünün Cumhurbaşkanı tarafından affedilerek cezasının kaldırılmasına sert tepki gösteren Aleviler bugün Adalet Bakanlığı önünde açıklama yapacaktı. Ancak polis izin vermeyince açıklama PSAKD Genel Merkez binası önünde yapıldı. “Ne yakanları ne de aklayanları affedeceğiz” denilen açıklamada, “Sivas Katliamı hükümlüsü affedilmesi adalet duygusu ve vicdanı olan hiçbir insan tarafından kabul görmez. Bu af kararı toplumun adalete olan güvenini derinden sarsar, ayrımcılığı ve ötekileştirmeyi daha da derinleştirir. Af hakkı ayrımsız ve tarafsız kullanılmalıdır” ifadelerine yer verildi.
Haberin videosu
2 Temmuz 1993’te Sivas’ta gerçekleşen Pir Sultan Abdal Kültür Şenliklerine katılan aydın ve sanatçılardan 33 insanın devletin gözü önünde yaklaşık 15 bin gerici saldırgan tarafından yakılarak katledilmesinin üzerinden 27 yıl geçti.
Katliamda bizzat yer alan ve olayın faillerinden biri olarak tutuklanan ve ölüm cezasına çarptırılan ardından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen Ahmet Turan Kılıç’ın cezası geçen hafta AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından affedilerek kaldırıldı.
Günlerdir çeşitli tepkiler veren Alevi örgütleri bugün Sivas katliamcının affedilmesine tepki göstermek için Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi önünde bir araya geldiler.
Alevi Bektaşi Federasyonu ve bileşenleri ve çok sayıda demokrasi güçlerinden oluşan kitle, Sivas Katliamı hükümlüsü Ahmet Turan Kılıç’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından affedilerek serbest bırakılmasını bugün Adalet Bakanlığı önünde protesto edecekti. Ancak Ankara Valiliğinin yasaklaması nedeniyle polis Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkez önünde toplanan kitlenin yürümesini engelleyerek derneğin etrafını ablukaya aldı.
Adalet Bakanlığı önünde açıklama yapılmasına polisin izin vermemesi üzerine açıklama PSKAD Genel Merkezi önünde yapıldı.
“BİZLER BU ACININ BÜTÜN YÜKÜNÜ SIRTLAR, OMUZ VERİRİZ”
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Sekreteri Onur Şahin’in okuduğu açıklama, “Sivas Katliamı insanlık tarihine kara bir leke olarak yazıldı. Katliamı azmettirenler ve yapanlar insanlığın ortak vicdanında ve adaletin tapınağında çoktan mahkum oldular” diye başladı ve “Bizler bu acının bütün yükünü sırtlar, ağırlığına omuz verir ve ebedi yasını tutarız” şeklinde devam etti.
“ADALET, İNSANLIK ONURUNU KORUMAK VE HAKTAN GAYRI TARAF OLMAMAKTIR”
PSAKD Genel Sekreteri Onur Şahin “Adaletin terazisini insanlığın onurunu koruma ve haktan gayrı taraf olmama yönünde kullanmayı vicdani bir yükümlülük olarak biliriz ve bundan da zerre kadar şaşmayız. Belirtmek isteriz ki 27 yıldır devam etmekte olan yargılama süreci Sivas Katliamı’nın mesuliyetini yananlara yıkma ve katilleri mağdur gösterme yönündeki algı yaratma çabalarının ötesine geçmiyor” dedi.
“AF HAKKIAYRIMSIZ VE TARAFSIZ KULLANILMALI”
Cezaevlerinde muhalif olduğu için tutulan ve durumlarının çok kötü olduğuna dair sağlık raporları olmasına rağmen mahpusların seslerinin duyulmadığı bir ülkede yedi emniyet görevlisinin tanıklığı, video ve bant kayıtlarına rağmen Madımak Katliamcısı Ahmet Turan Kılıç’ın Erdoğan tarafından affedilmesini eleştiren PSAKD Genel Sekreteri Şahin şunları kaydetti:
“Sivas Katliamı hükümlüsü Ahmet Turan Kılıç hakkında yedi emniyet görevlisi tanıklığı, video ve bant kayıtlarına rağmen sağlık gerekçesiyle Cumhurbaşkanı tarafından affedilmesi ve serbest bırakılması adalet duygusu ve vicdanı olan hiçbir insan tarafından kabul görmez. Ve bu af kararı toplumun adalete olan güvenini derinden sarsar, ayrımcılığı ve ötekileştirmeyi daha da derinleştirir. Af hakkı ayrımsız ve tarafsız kullanılmalıdır.”
“KATLİAMIN SAVUNUCULARI BELEDİYE BAŞKANI, VEKİL, BAKAN OLDULAR”
Katliamı ve katliamcıları savunan avukatların bugün mevcut siyasi iktidar tarafından ödüllendirildiğini belirten Şahin “Madımak Katliamında katillerin savunmasında yer alan avukatların neredeyse tamamının mevcut siyasi iktidar tarafından milletvekili, bakan, belediye başkanı hatta Anayasa Mahkemesi üyesi yapılmak suretiyle ödüllendirildiğine birçok kez şahit olunmuştur. Toplumu kutuplaştırma ve düşmanlaştırma üzerinden kendi siyasal iktidarlarını devam ettirme çabalarına karşı demokrasi ve adalet mücadelesinin daha da büyütülmesi hepimiz için tarihsel ve toplumsal bir sorumluluktur” ifadelerini kullandı.
“TOPLUMSAL BARIŞA HİZMET BUNUN NERESİNDE?”
Cezaevlerinde bulunan yüzlerce hasta mahpusu hatırlatan Onur Şahin şöyle devam etti:
“Af kurumu aynı zamanda toplumsal barışın sağlanması amacını taşır. Fakat cezaevlerinde ağır hastalığı adli tıp raporu ile belirlenmiş yüzlerce hasta tutuklu ve hükümlü varken; insanlığa karşı suç işlediği açık ve net olan bir katliam sanığının affedilmesi hangi toplumsal barışa katkı sunabilir. Tersine, günlerdir yapılan basın açıklamaları ve gelen tepkilere bakıldığında bu kararın toplumsal barışı zedelediği ve adalet duygusunu yaralamıştı.”
“27 YILLIK MÜCADELEMİZ SÜRECEK, SİVAS’IN IŞIĞI SÖNMEYECEK”
Haksızlık, adaletsizlik ve hukuksuzluğa sitem eden Şahin, “Bilinmelidir ki 27 yıldır sürdürdüğümüz adalet mücadelesini, alınan bu af kararı geri alınıncaya kadar aynı kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz. Sivas Katliamı’nı unutmayacağız. Sivas Katliamı’nda yitirdiğimiz canlarımızı unutmayacağız. Adalet tecelli edinceye kadar mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. Ne yakanları ne de aklayanları affedeceğiz” diye konuştu.
Basın açıklamasına Pir Sultan Kültür Derneği, Alevi Bektaşi Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu, Alevi Vakıflar Federasyonu, Alevi Kültür Dernekleri, Demokratik Alevi Dernekleri, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Cumhuriyet Halk Partisi, Halkların Demokratik Partisi, Halkların Demokratik Kongresi, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Ankara Tabipler Odası, DEDEF – Dersim Dernekleri Federasyonu, Demokratik Haklar Federasyonu, Devrimci 78’liler Federasyonu, DEV Maden-Sen, Eğitim-Sen, Emek Partisi, Halkevleri, İnsan Hakları Derneği, Türk Tabipler Birliği, Türkiye İşçi Partisi, Sağlık Emekçileri Sendikası ve TMMOB destek veriyor.
PİRHA – HBVAK İzmir Şube Başkanı Hüseyin Han, İzmir’de 7 tane cemevinin imar planına ibadethane olarak kaydedilmesinin önemli bir karar olduğunu ancak kente bulunan diğer cemevlerine de bu statünün verilmesi gerektiğini söyledi. Han, cemevi meselesinin kesin çözümünün TBMM’de Anayasayla güvence altına alınmasıyla olacağını belirtti.
Haberin videosu
Cemevlerinin imar planında ibadethane statüsünün verilmesini öngören önergenin İzmir’de kabul edilmesini değerlendiren Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Başkanı Hüseyin Han, “Aleviler açısından sanki bir bayram havası yaratıldı ama aslında çok ciddi bir konu değil” dedi.
İzmir’deki meclis kararının şu andaki meclisi bağladığını belirten Han, valiliğin ya da merkezi hükümetin bunu iptal edebilme hakkının olduğunun altını çizdi.
İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait ‘Kültür evi’ statüsünde olan 7 tane cemevine ibadethane statüsünün verildiğine dikkat çeken Han, İzmir’de bulunan diğer cemevlerine de bu hakkın verilmesi gerektiğini söyledi.
Cemevlerine ibadethane statüsünün Anayasa ile güvence altına alınması gerektiğini belirten Hüseyin Han, “TBMM bunun kararını alır Cumhurbaşkanı onaylar. Bu şekilde cemevleri gerçek yasal statüsünü alır” dedi.
8 ŞUBAT AÇIKLAMASINA KATILIM ÇAĞRISI
Ülkede neredeyse her siyasi partinin Alevilikten bahsettiğini kaydeden Han, Sivas Hükümlüsü Ahmet Turan Kılıç’ın serbest bırakılmasına tepki gösterdi.
Han, Aleviler cemevlerine statü almak için mücadele ederken, önlerine böyle bir meselenin geldiğini belirterek iktidarın gündem değiştirmek istediğini kaydetti. Sivas sanığının serbest bırakılmasına karşı gerekli eylemleri yapacaklarını söyleyen Han, 8 Şubat’da Adalet Bakanlığı önünde yapılacak eyleme de katılım çağrısında bulundu.
PİRHA- Adana Barosu Başkanı Avukat Veli Küçük, “Sivas’ta yaşananlar daha dün gibi aklımızda, yüreklerimizde ve affetmediğimiz vicdanlarımızdadır” diyerek katliam hükümlüsünün affedilmesini kınadı.
Adana Barosu Başkanı Avukat Veli Küçük, Cumhurbaşkanı’nın Sivas Katliamı hükümlüsü Ahmet Turan Kılıç’ı affetmesine yaptığı yazılı açıklamayla tepki gösterdi.
Açıklamada, bu uygulama karanlık gerici zihniyeti yansıtanlara özel iltimas niteliğinde uygulama olmuştur ve “parti genel başkanı cumhurbaşkanından af ve himaye görmesi onu suçsuz kılmaz” denildi.
Cezaevlerinde çok sayıda ağır hasta tutuklu ve hükümlü bulunduğu hatırlatılan açıklamada tahliyeye şu sözlerle tepki gösterildi:
“2 Temmuz 1993 günü bir etkinlik için Sivas’a giden ve Madımak Oteli’nde kalan yazar, şair, sanatçı ve fikir insanları ateşe verildi. O vahşi olayda 35 aydın, düşünür ve sanatçı insanımız diri diri yakıldı. Bugün aradan geçen 27 yıl sonra Resmi Gazete’de yer alan Cumhurbaşkanı kararı ile affedilen, “dede” denilerek içinde yer aldığı katliam yumuşatılmak ve unutturulmak istenen Ahmet Turan Kılıç evine döndü. 13 Mart 2012 tarihinde Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Sivas Katliamı davasının zaman aşımına uğradığı belirtilerek bazı sanıklar hakkındaki dava düşürülmüştü. Ve Cumhurbaşkanı o zaman şu ifadeleri kullanmıştı: ‘Milletimiz için, ülkemiz için hayırlı olsun. Yıllar yılı içerde olan vatandaş, içlerinde kaçak olanlar vardı.’”
“MADIMAK BİR KEZ DAHA YAKILDI”
“Aradan 27 yıl geçmesine rağmen tavizsiz bir devlet politikasıyla adalet alenen tecelli ettirilmemiştir” denilen açıklamanın devamında şunlara yer verildi:
“Sivas’ta yaşananlar daha dün gibi aklımızda, yüreklerimizde ve affetmediğimiz vicdanlarımızdadır. Unutmadığımızı, unutmayacağımızı ifade ederken, bu uygulamayla Madımak’ın bir kez daha yakıldığını, insanların öldürüldüğünü hissediyoruz. Ve bizlerin “dede” olarak bildiği insanların ellerinde benzin bidonu değil, saz ve dillerinde söz vardır. Katliamda hayatını kaybeden insanlarımızı bir kez daha rahmet ve saygıyla anıyoruz.”
PİRHA- Avukat İbrahim Karslı, 35 insanı yakmaktan hükümlü Sivas Katliamı sanığı Ahmet Turan Kılıç’ın Cumhurbaşkanı tarafından affedilmesini Anayasa Mahkemesine taşıyor. Karslı, “İnsanlığa karşı suç kapsamında olan durumlarda uluslararası hukukun uygulanması gerekir. Avrupa İnsan hakları Mahkemesi kararları bu yöndedir. Demokratik hukuk devletine inanan tüm hukukçuları desteğe çağırıyorum” dedi.
Sivas’ta Madımak Oteli’nde 2 Temmuz 1993 yılında ikisi otel çalışanı 35 insanı yakarak öldürmekten ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan ve 27 yıldır Sivas E Tipi Kapalı Cezaevi’nde olan Ahmet Turan Kılıç’ın (86) Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla affedilmesine yönelik tepkiler sürüyor.
Hukukçular, kararın 31 Ocak 2020 tarihli Resmi Gazetede yayınlanmasının ardından, Sivas Katliamı sanığının insanlık suçu işlediğini belirterek, affedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ifade ediyorlar.
Kocaeli’de avukatlık yapan İbrahim Karslı, Sivas Katliamı sanığı Ahmet Turan Kılıç hakkında Cumhurbaşkanı’nın Anayasadaki yetkisini kullanmak suretiyle verdiği af kararını Anayasa Mahkemesine taşımaya karar verdiğini duyurdu.
Facebook hesabında bir açıklama yapan Avukat Karslı, “Normal şartlarda Cumhurbaşkanı kararları Anayasa 125/4 maddesi gereğince yargı denetimi dışındadır. Fakat insanlığa karşı suç kapsamında olan durumlarda uluslararası hukukun uygulanması gerekir. Avrupa İnsan hakları Mahkemesi kararları bu yöndedir. Bu kararımın hukuki gerekçelerini ileride açıklayacağım. Demokratik hukuk devletine inanan tüm hukukçuları da desteğe çağırıyorum” dedi.
“CUMHURBAŞKANI ULUSLARARASI HUKUKUN KENDİSİNE YÜKLEDİĞİ TÜM NORMLARA UYMAK ZORUNDA”
Karslı şunları kaydetti:
“Devletin başı sıfatıyla sayın Cumhurbaşkanı başta Anayasanın başlangıç ilkelerine ve uluslararası hukukun kendisine yüklediği tüm normlara uymak zorundadır. Toplumun tamamını temsil eden bir makamın milletin tümünün hakkı ve hukuku, adalet duyguları hususunda hassasiyetle davranması gereklidir. Yaşam hakkı bireylerin devlete olan güveni ve yüksek adalet kavramını savunmak her hukukçunun ödevidir. Ülkemizde bu tür katliamlatın tekerrür etmemesi adına teşebbüste bulunanların cesaretlenmemesi adına bireysel olarak Anayasa Mahkemesine başvuracağım. Bu başvuru yargımızın bağımsızlığı hususunda turnusol kağıdı görevi görecektir. İnsan haklarının temelinde herkesin doğuştan getirdiğine inanılan temel hak ve hürriyetleri olduğu savı vardır.
“SANIK AHMET’İN NE KADAR YAŞAM HAKKI VARSA, 33 İNSANIN DA YAŞAMA HAKKI VARDI”
Sanık Ahmet’in ne kadar yaşam hakkı varsa 33 aydının da o kadar yaşama hakkı vardı. Tarafsızlık bir maharet değil bizzat Anayasal görevdir.
Sivas Katliamı bir insanlık suçudur.
İnsanlığa karşı suç kavramı ilk kez uluslararası bir platformda Nürenberg Mahkemesi’nde ifade edilmiştir. Bir suçun bu kapsama girebilmesi için sağlanması gereken şartlar şöyledir:
“İNSANLIĞA KARŞI SUÇLAR, SIRADAN SUÇLARDAN ÜÇ BİÇİMDE AYRILIR”
İnsanlığa karşı suçlar, sıradan suçlardan sahip olduğu yargılama yetkisinden dolayı üç biçimde ayrılır.
Birincisi, cinayet gibi suç oluşturan eylemler, “Geniş ölçekli ve sistematik bir saldırının parçası olarak işlenmiş” olmak zorundadır. Dava dosyası bunun en büyük kanıtıdır.
İkincisi, eylemler “Sivil bir nüfusa karşı yöneltilmek” zorundadır. İnsanlığa karşı suç düzeyine yükselmeyen tek başına, izole, ayrı ya da rasgele eylemler bu sıfatla kovuşturulamaz.
Üçüncüsü, eylemler “Bir devlet ya da organizasyonla ilgili politikaya” uygun bir şekilde gerçekleştirilmiş olmak zorundadır. Bu yüzden, suçlar devlet görevlileri ya da kişilerin teşvik ettiği eylemler yoluyla ya da onların ittifakı veya rızasıyla işlenebilir, katliam sonrası devlet görevlilerinin açıklamaları, askeri bir birliğin olaya müdahale etmemesi örnektir.
İnsanlığa karşı suçlar, aynı zamanda hükümetle hiçbir bağlantısı bulunmayan, asi gruplar gibi organizasyonların politikalarına uygun olarak işlenebilir.
Sivas Katliamı insanlığa karşı suçtur. Bu suçlar uluslarası hukuka göre zaman aşımına uğramaz ve affa uğratılmaz.
Birleşmiş Milletler (BM) Savaş Suçları Ve İnsanlığa Karşı Suçlar Bakımından Kanuni Sınırlamaların Uygulanmayacağına Dair Sözleşmedir.[2] Bu sözleşmenin 1. Maddesinde, “işlendiği ülkenin iç hukukuna göre ihlal oluşturmayan fiiller olarak kabul edilseler bile, ister savaş zamanında, isterse barış zamanında işlenmiş olsun, insanlığa karşı suçlar, savaş suçları, soykırım ve apartheid gibi gayriinsani eylemler bakımından, zamanaşımı süresinin uygulanmayacağı” belirtilmiştir.”
GERİCİ HAKİMİ ETEKLE PROTESTO ETMİŞTİ
Avukat İbrahim Karslı, 31 Mayıs 2019’da İstanbul Anadolu 2. İş Mahkemesi’nde görülen bir duruşmada avukat Tuğçe Çetin’in etek boyunun kısa olduğunu iddia ederek tutanak tutan ve eteğin fotoğrafının çekilerek baroya gönderilmesini isteyen hakim Mehmet Yoylu’yu etek giyinerek protesto etmişti. Karslı, “Çok şükür adliyede tacize uğramadan bugün de eve ulaşabildik. Adaleti etek boyuna indirenleri, kadını aşağılayanları protesto ediyorum. Etekle değil etikle” demişti.
Toplumsal Bellek Platformu, Sivas Katliamı hükümlüsü Ahmet Turan Kılıç’ın, geçtiğimiz günlerde AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla salıverilmesine ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada “Katilleri kim affederse affetsin, biz affetmeyeceğiz” denildi.
Sivas’taki Madımak Oteli’nde 1993 yılında yaşanıp, 35 kişinin katledildiği katliamla ilgili yargılamada ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan Ahmet Turan Kılıç’ın (86) kalan cezasının AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan imzasıyla kaldırılmasına yönelik tepkiler sürüyor.
Yakınlarını siyasi cinayetlerde yitiren ailelerin oluşturduğu Toplumsal Bellek Platformu da, yazılı açıklamayla karara tepki gösterdi.
“KATLİAMIN ELE BAŞLARI İKTİDAR TARAFINDAN KUTSANDI”
Açıklamada şunlar kaydedildi:
“Dün, Sivas Katliamı sanıklarından Ahmet Turan Kılıç’ın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, Cumhurbaşkanı özel kararıyla kaldırıldı. 27 yıldır süren bir katliamın davası zaman aşımına uğratıldı, katilleri cezasızlıkla ödüllendirildi ve ödüllendirme devam ediyor. Oysa ki Sivas Katliamı bir insanlık suçudur, insanlık suçlarında zaman aşımı olmaz. Sivas katliamını gerçekleştiren anlayış ile bu planlamayı yapan failler hiç soruşturulmadı. Sadece kameralara yakalanmış olanların bir kısmı yargıya taşındı. Bu hüküm giymiş katiller, o günün siyasal İslam taraftarları ve ne hazindir ki bugünün iktidarı tarafından mağdur kabul edildiler. Katliamın elebaşları ile kilit isimleri, iktidar tarafından kutsandı. Hatta yargı önünde sorgulanmayan farklı aktörler kimi sözde ‘aydınlar’ ve ‘gazeteciler’ tarafından temize çekildi. Bu olanları elbette tarih affetmeyecek. Şu anda cezaevlerinde hasta, bakıma muhtaç ve yaşlı çok hükümlü olduğu bilgisinden hareketle onlar için geçerli olmayan bu kişiye özel uygulamanın gerekçesi nedir? İHD verilerine göre şu anda cezaevlerinde 557’si ağır 1334 hasta tutuklu varken tek bir kişiye öncelik tanınması eşitsiz bir anlayışa kapı aralamaz mı? Ve elbette bir kesim tarafından ‘dede’ diyerek kendisini manşetlere taşıyanlara sözümüz var: Katilleri kim affederse affetsin, biz affetmeyeceğiz.”
PİRHA -Sivas hükümlüsünün Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından serbest bırakılmasına tepki gösteren HDP’li Kenanoğlu, katillerin bir kez daha aklanıp, kollandığı ve ödüllendirildiğini belirterek, bu kararı kabul etmediklerini söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sivas katliamı davasında idam cezası alan ve idam cezasının kalkmasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası bulunan 86 yaşındaki hükümlü Ahmet Turan Kılıç’ın kalan cezasının kaldırılmasına karar vermiştir.
Halkların Demokratik Partisi İstanbul Milletvekil Ali Kenanoğlu, yaptığı yazılı açıklamada, 2012 yılında o dönemin başbakanı olan Erdoğan’ın Sivas Katliamı davasının zaman aşımına uğraması ile ilgili ‘hayırlı olsun’ sözlerini hatırlattı.
Türkiye’de 355 cezaevinde 283 bine yakın mahkûmun olduğunu belirten Kenanoğlu, ” Cezaevlerinde yoğun hak ihlalleri arasında sağlığa erişim hakkının engellenmesi beraberinde hasta mahpus sayısını giderek artırmaktadır. Ekim 2019 insan hakları raporlarına göre cezaevlerinde 457’si ağır olmak üzere 1334 hasta mahkum bulunmaktadır” dedi.
Kenanoğlu, Cezaevinde ağır hasta olduğu halde yanlı adli tıp raporları gerekçe gösterilerek bırakılmayan, ölüme terk edilmiş tutukluların olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı’nın Madımak sanığına af çıkarması başta Aleviler olmak üzere tüm demokratik kamuoyunun vicdanını yaraladığını kaydeden Kenanoğlu, “Madımak sanığına getirilen bu af, diğer mahkumlara neden uygulanmıyor, bu bir ayrımcılık değil midir, hangi ölçütlere göre hasta mahkûmlar tahliye ediliyor?” diye sordu.
“HASTA TUTUKLULAR ARASINDA AYRIM YAPILIYOR”
Sivas Katliamı’nda sebep olanların hesap vermediğinin altını çizen Kenanoğlu, hukuksuz bir yargılama süreci nedeniyle davanın aydınlatılmadığını belirterek şöyle devam etti;
“Aranan failler, bilinçli olarak bulunmamış, yurtdışına kaçanlar olduğu gibi sanık avukatların bir kısmı AKP’den Milletvekili olmuştur. 1 numaralı sanık Refah Partisi Belediye Meclis Üyesi Zafer Erçakmak hiçbir zaman yakalanmamış, aranırken bile Sivas’ta yaşamış, askere gitmiş, ehliyet almış ve 2011 yılında ölmüştür. Katliamdan sorumlu olanlar sürekli kollanmıştır, yaşanan bu son örnek ise hasta mahkumlar arasındaki ayrımcılığı bir kez daha açıkça gözler önüne sermiştir.
“KATİLLER KORUNUYOR, ÖDÜLLENDİRİLİYOR”
Bu kararı kınıyorum, kabul edilemez buluyorum. Biz Sivas katliamı davasında adalet beklerken, hiç olmazsa ceza alanların mahkumiyetlerini cezaevinde tamamlamalarını beklerken, Cumhurbaşkanı’nın bu af kararına imza atması ile katillerin aradan yıllar geçmesine rağmen aynı şekilde korunduğu, kollandığı ve ödüllendirildiği iddiamızın geçerli olduğunu bir kez daha ispatlamıştır. İnsanlık suçu affedilemez, bu katliamın mağduru olan biz Aleviler affetmiyor ve lanetlemeye devam ediyoruz.” (HABER MERKEZİ)