Etiket: sivas katliamı davası

  • Hasan Gülüm: İktidarı AYM kararlarını uygulamaya zorlamamız gerekiyor-VİDEO

    Hasan Gülüm: İktidarı AYM kararlarını uygulamaya zorlamamız gerekiyor-VİDEO

    PİRHA- Anayasa Mahkemesi, 2 Temmuz 1993’te Madımak Oteli’nde yakılarak katledilen aydın ve sanatçıların yakınlarının 10 yıl önce yaptığı bireysel başvuruyu 15 Şubat’ta görüşecek. PSAKD Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm, “Sivas Katliamı Davası sürecinde bize nasıl bir süreç işletileceği gösterildi. Bu nedenle 15 Şubat bizim açımızdan yeni bir dönem olmayacak. Siyasal iktidarın mahkeme kararlarını uygulayabilecek adımları atmaya zorlamaya ihtiyacımız var” dedi.

    Sivas’ta 2 Temmuz 1993’te binlerce dinci/faşist kalabalık tarafından askerin, polisin, valinin gözü önünde yakılan Madımak Oteli’nde hayatını kaybeden Alevilerin yakınlarının bireysel başvurusu Anayasa Mahkemesi’nin gündeminde. AYM, başvuruyu 15 Şubat’ta görüşecek.

    PSAKD Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm, 15 Şubat’ta Anayasa Mahkemesi’nde görülecek başvuruya ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “MÜCADELEMİZİ ORTAYA KOYARAK GÜÇLENMEMİZ LAZIM”

    AKP iktidarının, 15 Şubat’ta Anayasa Mahkemesi’nin vereceği kararı uygulamama ihtimali olduğunu dile getiren Hasan Gülüm, “15 Şubat’ta Anayasa Mahkemesi’nde görülecek başvuru Aleviler açısından Sivas Katliamı Davası’nın yeniden görüşülmesi meselesi değil. Bu ülkede ezilenden yana olan herkesin ortak mücadelesiyle dava kararlarının uygulanması için mücadele gücü yaratmamız gerekiyor” dedi.

    Hukuksuzluğu ortadan kaldıracak şeyin demokratik güçlerin ortak mücadelesi olduğunu vurgulayan Hasan Gülüm, şunları ifade etti:

    “Bu yüzden Aleviler açısından da bu mekanizmalarımızı biraz daha güçlendirmeye ihtiyacımız var. Alevilerin iktidar ve diğer siyasetler üzerinde güç oluşturmasına ihtiyaç olan bir dönem içerisindeyiz. Eğer 15 Şubat’ta bizim istediğimiz gibi bir karar çıkarsa da bu kararın uygulanması için bir güce ve enerjiye ihtiyaç var. Sivas Katliamı Davası sürecinde bize nasıl bir süreç işletileceği gösterildi. Bu nedenle dava hangi biçimle sonuçlanırsa sonuçlansın, 15 Şubat bizim açımızdan yeni bir dönem olmayacak. Uzun yıllardır ortaya çıkan bu hukuksuzluğa karşı mücadelemizi ortaya koyarak güçlenmemiz lazım. Çünkü içerisinde yaşadığımız siyasal sürece baktığımızda, benzer katliamlar dönemsel olarak yaşanacak gibi görünüyor. Bu nedenle kendi mekanizmalarımızı güçlendirip, siyasal iktidarın mahkeme kararlarını uygulayabilecek adımları atmaya zorlamaya ihtiyacımız var.”

    SİVAS KATLİAMI DAVA SÜRECİ

    Sivas’ta, 2 Temmuz 1993’te Pir Sultan Abdal Kültür Derneğince organize edilen Pir Sultan Abdal’ı Anma Etkinliği sırasında Madımak Oteli’nde aralarında sanatçıların da bulunduğu 33 kişi yakılarak öldürüldü. Olaydan sonra 124 kişi hakkında ‘laik anayasal düzeni değiştirip din devleti kurmaya kalkışma’ suçlamasıyla açılan davalar güvenlik gerekçesiyle Ankara’ya alındı. Ankara 1 No’lu DGM 26 Aralık 1994’te hükmü açıkladı. 26 sanık 20’şer yıl hapse çarptırıldı ancak katliamda Yazar Aziz Nesin’in tahrik ettiği iddiasıyla cezalar 15 yıla indirildi. Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefetten 60 sanık 3’er yıl hapis cezasına mahkum edildi. Yakalanamayan eski Sivas Belediyesi Meclis Üyesi Cafer Erçakmak’ın dosyası ayrıldı, 37 kişi için beraat kararı verildi.

    33 SANIĞA İDAM CEZASI VERİLMİŞTİ SONRA MÜEBBETE ÇEVRİLDİ

    Yargıtay 9. Ceza Dairesi ise katliamın, ‘Cumhuriyete, laikliğe ve demokrasiye yönelik olduğunu’ belirterek DGM’nin kararını esastan bozdu. DGM’nin bozma kararına uyarak yeniden başlattığı yargılama sonucunda 33 sanık idam cezasına mahkum edilirken, 4 sanık 20’şer yıl, bir sanık 15 yıl, 27 sanık 7 yıl 6’şar ay, 2 sanık 5’er yıl ağır, bir sanık ise 2 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, ilk yargılamada 3’er yıl hapse mahkum edilen 11 sanık hakkındaki kararında direndi, 14 sanığın beraatini kararlaştırdı. 6 sanık hakkındaki dava dosyası ayrıldı, hükümle birlikte tutuklu 4 sanığı tahliye etti. Bu karar da temyiz edildi. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, bu kez, 33 sanık hakkındaki idam kararını usul yönünden bozdu. Mahkeme, üçüncü kararını 16 Haziran 2000’de açıkladı. 33 sanığa idam, 4 sanığa 20’şer yıl, bir sanığa 15 yıl, dokuz sanığa 7 yıl 6’şar ay, bir sanığa ise 5 yıl ağır hapis cezası verildi, iki sanığın dosyası ayrıldı.

    Yargıtay, 20 yıl ağır hapis cezası alan sanıklardan Durmuş Tufan ile idama mahkum edilen Mevlüt Atalay ve Ali Kurt hakkındaki hükümleri, Pişmanlık Yasası’ndan yararlanma talepleri konusunda karar verilmemesi nedeniyle bozdu. Ankara 1 No’lu DGM, 4 Nisan 2002’de, sanıkların Pişmanlık Yasası’ndan yararlanma koşullarının oluşmadığına karar vererek, Kurt ve Atalay’ı idam, Tufan’ı da 20 yıl ağır hapis cezasına mahkum etti. İdam cezasının kaldırılmasının ardından idam cezaları müebbet hapse çevrildi.

    2012’DE ZAMANAŞIMI KARARI VERİLDİ

    Davanın yakalanamayan sanıklarıyla ilgili Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 8 Mart 2012’deki duruşmada, zamanaşımı kararı verildi. Cafer Erçakmak ve Yılmaz Bağ hakkındaki dava ölmeleri nedeniyle ortadan kalkarken, 5 sanık hakkındaki dava zamanaşımı nedeniyle düşürüldü. Müdahil avukatlarının itirazı üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesi, Temmuz 2014’te zamanaşımı kararını onadı.

    Sivas Katliamı ana davasında, Ankara 1 Nolu DGM’de tutuklu yargılanarak hapis cezası alan, Yargıtayın bozma kararı sonrası firari oldukları anlaşılan sanıklar Murat Sonkur, Eren Ceylan ve Murat Karataş’ın ise yargılanmalarına Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinde devam edildi. Mahkeme, 14 Eylül 2023’te, bu sanıklar hakkındaki davayı da zamanaşımından düşürdü.

    Binlerce dinci/faşist kalabalık tarafından askerin, polisin, valinin gözü önünde yakılan Madımak Oteli’nde hayatını kaybeden Alevilerin yakınlarının bireysel başvurusu Anayasa Mahkemesi’nin gündeminde. AYM, başvuruyu 15 Şubat’ta görüşecek.

    Cihan BERK-Devrim FINDIK/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    1-Madımak Katliamı, 15 Şubat’ta AYM gündemine geliyor
    2-Sarıhan: Madımak Katliamı Davası ile ilgili AYM’den adil bir karar çıkmasını istiyoruz
    3-AYM, Madımak Katliamı başvurusunu görüşecek; ‘Geç gelen adalet, adalet değildir’
    4-Hüsniye Çelik: AYM’de görüşülecek Madımak Katliamı davasına sahip çıkalım-VİDEO

     

  • Arslan: Sivas Katliamı davasının zaman aşımına uğratılması siyasi bir karardır-VİDEO

    Arslan: Sivas Katliamı davasının zaman aşımına uğratılması siyasi bir karardır-VİDEO

    PİRHA-Sivas Katliamı davasının zaman aşımına uğratılarak düşürülmesine tepki gösteren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Altınova Şube Başkanı Akdeniz Bölge Sorumlusu Adnan Arslan, “Bunun da siyasi bir karar olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle de bu kararı tanımıyoruz. Götürebildiğimiz yere kadar götüreceğiz” dedi.

    Sivas Madımak Oteli’nde 2 Temmuz 1993’te 33 aydının yakılarak öldürülmesine ilişkin davada mahkeme heyeti davanın düşmesine karar verdi.

    Alevi kurumları, siyasi partiler, milletvekilleri ve hak savunucuları başta olmak üzere toplumun büyük bir kesiminden karara ilişkin tepkiler yükseliyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Altınova Şube Başkanı Akdeniz Bölge Sorumlusu Adnan Arslan, konuya dair PİRHA’ya konuştu.

    “DAVAYI, ZAMAN AŞIMINA UĞRASIN DİYE BİLİNÇLİ OLARAK UZATTILAR

    Davanın zaman aşımına uğraması için bilinçli bir şekilde uzatıldığını söyleyen Arslan, “Davayı bilinçli bir şekilde uzatarak 30 yıla getirdiler, zaman aşımından dolayı düşürdüler. Zaten daha önce de bugünün Cumhurbaşkanı o dönemin Başbakanı 2012 yılında yaptığı konuşmada ‘ülkemize hayırlı olsun’ demişti. O yetmedi, suçu işleyen insanları affettiler” şeklinde ifade etti.

    Kırmızı bültenle aranan katilin emniyette 100 metre mesafede oturmasına rağmen bulunamadığını, öldükten sonra açığa çıktığını hatırlatan Arslan, ”Bunlar planlı yapılan şeylerdir. Biz zaman aşımını asla ve asla tanımıyoruz. Bunun arkasında duracağız. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği olarak gidebileceğimiz yere kadar gideceğiz” dedi.

    “ZAMAN AŞIMINI KARARI SİYASİ BİR KARARDIR”

    Davayı Anayasa Mahkemesi’ne, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne götürmekte kararlıyız diyen Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Altınova Şube Başkanı Akdeniz Bölge Sorumlusu Adnan Arslan konuşmasını şu cümlelerle sonlandırdı:

    “Çünkü bu dava çok önemli bir davadır, bir insanlık suçu işlenmiştir. Gencecik çocuklar, aydınlar, yazarlar, katledilmiş, diri diri yakılmıştır. Onun için zaman aşımını asla kabul etmiyoruz. Bunun siyasi bir karar olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle de bu karar tanımıyoruz. Bunu da götürebildiğimiz yere kadar götüreceğiz, mücadelesini vereceğiz.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • AFA Genel Başkanı Saka: Zaman aşımı kararını kınıyoruz- VİDEO

    AFA Genel Başkanı Saka: Zaman aşımı kararını kınıyoruz- VİDEO

    PİRHA- Sivas Katliamı davasında zaman aşımı kararı verilmesine tepki gösteren Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA) Genel Başkanı Suzan Saka, “İnsanlığa karşı işlenmiş suçlarda zaman aşımı olmaz. Avustralya’da yaşayan Aleviler olarak bu kararı şiddetle kınıyoruz” dedi.

    33 aydının katledildiği Sivas Katliamı’na ilişkin mahkeme heyeti davanın düşmesine hükmetti. Başta Alevi kurumları olmak üzere toplumun büyük bir kesiminden karara ilişkin tepkiler yükseliyor.

    Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA) Genel Başkanı Suzan Saka da yürütülen yargı süreci ve alınan karara “kabul edilemez” diyerek tepki gösterdi.

    “TÜRKİYE YASALARA UYMALI”

    İnsanlığa karşı işlenmiş suçlarda zaman aşımı kavramının geçerli olmayacağına vurgu yapan Suzan Saka, “Uluslararası hukuksal aynı zamanda insan haklarını koruyan beyannameler başta olmak üzere insanlığa karşı işlenmiş suçlar zaman aşımına uğramamalıdır” diyerek karara tepki gösterdi.

    Türkiye’de Alevilerin, Kürtlerin, kadınların ve diğer azınlıkların sistematik bir şekilde ötekileştirilip şiddete, katliamlara maruz kaldığını belirten Saka, şu ifadeleri kullandı:

    “Hem Türkiye’de hem de dünyanın her yerinde insanlar eşit yaşamak hakkına sahiptir. Hiç kimse inancından dolayı, ırkından dolayı, cinsel yöneliminden dolayı öldürülmeyi hak etmez. Sivas Madımak Katliamı davasının 30. Yılında zaman aşımına uğramasını Avustralya’da yaşayan Aleviler olarak şiddetle kınıyoruz. İnsanlığa karşı işlenmiş suçlarda zaman aşımı olmaz. Türkiye Cumhuriyeti’ni bir an önce yasalara uymayı davet ediyorum.”

    PİRHA/AVUSTRALYA

    İLGİLİ HABERLERİ

    >Sivas Katliamı Davası’nda utanç karar: Katliam zaman aşımına uğratıldı- VİDEO

    >Sivas Katliamı Davası kararına tepki: Bu davayı mahşere bırakmayacağız- VİDEO

     

  • ‘Zaman aşımı kararı Alevilere yönelik sistemli saldırıların bir parçasıdır’- VİDEO

    ‘Zaman aşımı kararı Alevilere yönelik sistemli saldırıların bir parçasıdır’- VİDEO

    PİRHA- Sivas Katliamı davasının zaman aşımına uğratılmasına ilişkin konuşan Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Avukat Ali Bozan, verilen kararla Alevilerin kendi inançlarını diledikleri şekilde bu coğrafyada yaşayamayacaklarının bir mesajı verildiğini ifade ederek, “Zaman aşımı esasen bu ülkede yaşayan Alevilere yönelik sistemli saldırıların bir parçasıdır” dedi. 

    Sivas’taki Madımak Oteli’nde 33 aydının yakılarak katledilmelerinin üzerinden 30 yıl geçti. 30 yıldır insanlık suçuna karşı işlenmiş katliam davasında mahkeme heyeti firari sanıklar Eren Ceylan, Murat Karataş ve Murat Sonkur yönünden zaman aşımı gerekçesiyle davanın düşürülmesine karar verdi.

    Karara tepkiler çığ gibi büyürken Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Avukat Ali Bozan, zaman aşımı kararını PİRHA’ya değerlendirdi.

    “CUMHURBAŞKANI’NIN KARARI MAHKEME ÜZERİNDE BASKI KURDU”

    Ali Bozan, 30 yıllık dava aşamasında yaşananlara bakıldığında Alevilere yönelik saldırıların yargılama aşamasında da sürdürüldüğünü belirtti.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Madımak Katliamı hükümlüsü Hayrettin Gül’ün kalan cezasını ‘hastalık’ gerekçesiyle kaldırmasını hatırlatan Bozan, “Hasta tutsaklar cezaevinde yaşamlarını yitiriyoırke Madımak Katliamı hükümlüsü Hayrettin Gül adeta bilinçli bir şekilde davada zaman aşımı kararı verilecek tarihlere denk getirilecek bir şekilde Cumhurbaşkanı tarafından affedildi ve serbest bırakıldı. Bu kararla mahkemeye bir mesaj verildi. Mahkeme üzerinde doğrudan bir baskı kurdu. Ben Madımak hükümlüsünü serbest bırakıyorum sizler de artık bu davayı kapatın mesajı verdi” dedi.

    “ALEVİLERİN BU ZİHNİYET KARŞISINDA MÜCADELE ETMESİ ŞART”

    Sivas Katliamı davasının sıradan bir dava olmadığını vurgulayan Ali Bozan, bundan sonra hukuki açıdan gereken itirazların yapılması gerektiğine dikkat çekti.

    Madımak Katliamı’nda hakikatlerin ortaya çıkması niçin sadece hukuki mücadele vermenin yeterli olmayacağını söyleyen Bozan, mücadele vurgusu yaparak şunları dile getirdi:

    “Madımak’taki ateş 30 yıldır yanıyor ve yanmaya da devam edecek. Ancak Madımak Katliamı gerçek anlamda aydınlatılırsa, bu katliamda parmağı olan herkes yargılanırsa ancak o zaman Madımak’ta yanan ateş bir nebze azalabilir. Bu anlamda sadece hukuki mücadele yetmez, Alevilerin bu zihniyete karşı mücadele etmesi, seslerini daha yüksek çıkartması gerekiyor.”

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

    İLGİLİ HABERLERİ

    >Sivas Katliamı Davası’nda utanç karar: Katliam zaman aşımına uğratıldı- VİDEO

    >Sivas Katliamı Davası kararına tepki: Bu davayı mahşere bırakmayacağız- VİDEO

     

  • ‘Madımak’ın zaman aşımı kararı siyasidir; AKP ve Erdoğan bu davada taraftır’-VİDEO

    ‘Madımak’ın zaman aşımı kararı siyasidir; AKP ve Erdoğan bu davada taraftır’-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Genel Merkez Hukuk Sekreteri Avukat Cafer Koluman, Madımak davasında uygulanan zaman aşımı kararının siyasi erkten bağımsız olmadığını belirterek, “Biz Aleviler ve kurumları olarak bu kararı tanımadığımızı, siyaseti erkten bağımsız verilen bir karar olmadığını ifade ederek yasal her yolu kullanacağız. Bu karardan sonra ülkede yargı sisteminden bir beklentimiz olmadığını ifade etmek isterim. Son süreç ise davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşıyacağız” dedi.

    33 aydın, sanatçı ve yazarın yakılarak katledildiği Sivas Katliamına ilişkin firari üç sanık hakkında süren davanın duruşmasında savcı, zamanaşımı uygulanarak davanın düşmesini talep etti. Mahkeme heyeti, davanın düşmesine hükmetti.

    Madımak Katliamının firari sanıkları Murat Sonkur, Eren Ceylan ve Murat Karataş’ın yargılandığı davanın son duruşması zamanaşımı gündemiyle Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmüş, esas hakkındaki mütalaasını açıklayan savcı, kaçaklık durumunun zamanaşımı süresini etkilemeyeceğini ileri sürdü ve üç firari sanık hakkında zamanaşımı uygulanarak davanın düşmesini talep etmişti.

    Savcının mütalaasının ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti,  firari sanıklar Murat Sonkur, Eren Ceylan ve Murat Karataş yönünden zamanaşımı gerekçesiyle davanın düşürülmesine hükmetmişti.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkez Hukuk Sekreteri Avukat Cafer Koluman, 2019 yılında Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen ‘kaçak sayılma’ kararının zaman aşımını durduran bir yerde durmasına rağmen; yine aynı mahkemenin bu kararı yok sayarak zaman aşımı kararı vermesinin ülke tarihinde kara bir leke olarak durduğuna işaret etti.

    TCK 66’ncı maddesinin ağırlaştırılmış müebbet cezalarında zaman aşımı süresi 30 yıl olarak belirttiğini söyleyen Koluman, üç firari sanığın 35 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla yargılanmasından kaynaklı zaman aşımı sürecinin yasalarda 1050 yıla tekabül ettiğine dikkat çekti.

    30 YILDIR FAİLLER KORUNUYOR

    30 yıldır devam eden Madımak davasının tüm süreçlerinde katliamcıların korunduğu bir yargılamanın yapıldığını söyleyen Koluman, “Madımak Katliamı insanlığa karşı işlenen bir suçtur. Bu devlet adına büyük bir kara lekedir ve toplumun hafızasında büyük yaralar bırakmıştır. Başından beri adil yargılama ilkesi ihlal edilerek, katliamcılar korunarak bir süreç başlatılmıştır. Yargılama sonucunda 33 kişi idam cezasına çarptırılmış, 15 kişi ise cezalara mahkum edilmiştir. 2004 yılında Avrupa Birliği uyum yasaları kapsamında idam cezaları birden fazla kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum edilmişlerdir. Kırmızı bültenle aranan Cafer Erçakmak katliamın olduğu yerin 500 metre ilerisinde evinde öldü” dedi.

    ALMANYA, FİRARİ 3 SANIĞI KORUYOR

    Koluman, Madımak davasının firari 3 sanığının Alman istihbaratı ile ilişkileri bilinirken, firari sanıkların Alman hükümeti tarafından korunduğuna değinerek, “2012 Mart ayında 6 firari sanık yönünden Ankara Ağır Ceza Mahkemesi zaman aşımı gerekçesiyle davanın düşmesine karar vermişti. Dönemin başbakanı Erdoğan karar için ‘Milletimizi hayırlı olsun’ demişti. Bu söylemden şunu anlıyoruz; katiller ve katliamın arkasındakiler toplum önünde hiçbir zaman aklanmadı, bugüne kadar ki süreçte korunup kollandı. İlerleyen süreçte yargılanıp tahliye edilen ve tekrar yakalama kararı çıkartılan 3 sanık yurtdışına kaçtılar. Almanya’da yaşıyorlar ve Almanya hükümeti tarafından korunuyorlar” diye konuştu.

     MAHKEME HEYETİ 2 TEMMUZ TARİHİNİ BEKLİYORDU

    Yargılamayı yürüten mahkeme heyetinin davanın 2 Temmuz 2023 tarihinde zaman aşımına uğrayacağını bildiğini ve kararlarının bu yönde olduğunu belirten Koluman, “30 yıllık süre zarfında Pir Sultan Abdal Kültür Derneği olarak bu davaya katılım talebimiz sürekli ret edildi ve bu talebimiz 26 Ocak 2023 tarihli duruşmada kabul edilmişti. 30 yılın zaman aşımına tabi olduğu düşüncesi hakimdi. Mahkeme heyeti oyunu belli ettirmişti. Yapılan yazışmalar sonucu 3 firar sanık yönünden 2 Temmuz 2023 dolacağı yönünde bilgi vardı. Bu tarih akılda tutulmuştu ve zaman aşımı kararı verilmişti. Başından beri yargı bağımsızlığı ve adil yargılama yoktu” şeklinde konuştu.

    “AKP VE ERDOĞAN BU DAVADA TARAFTIR”

    Koluman, şöyle devam etti:

    “Bu karardan bir hafta önce ağırlaştırılmış hapis cezası aşan Hayrettin Gül, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından affedilerek tahliye edildi. Yine 3 yıl önce Erdoğan tarafından affedilen Ahmet Turan Kılıç Sivas’ta görkemli bir tören ile karşılanmıştı. AKP hükümeti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu davada taraf olduğunu düşünüyoruz. Cumhurbaşkanı yargı sistemi denen bir sistem ile karşıyayız ve bu sistem yargıya da sirayet etmiştir. Bu sistem tarafsız değildir, taraftır; bu anlayıştan adalet bekleyemeyiz.

    DURUŞMA ÖNCESİ ZAMAN AŞIMI KARARININ VERİLDİĞİNİ ANLAMIŞTIK

    Son davada ise karar verildiği anlamıştık. Adliye girişi ve içini dört bir yanda polis kuşatması altına alınmıştı. Duruşma başladığında ise heyet usulü işlemlere girmek görmeksizin ‘tevzi takat hakkında taleplerimiz soruldu. Yani bu ben duruşmayı bitiriyorum demekti. Bunu söylemekle bir kararın çıkacağını ortaya koymuşlardı. Böyle bir usul olmadığını söyledik. Zaman aşımı kararı alınmayacağını söyledik.”

    AYNI MAHMEKE 2019’DA KAÇAK SAYILMA KARARI VERMİŞTİ, ZAMAN AŞIMI DURMUŞTUR!

    2019 yılında aynı mahkemenin 3 firari sanık için çıkarttığı ‘kaçak sayılma’ kararını, yine aynı mahkemenin bu kararı görmezden gelerek doğrudan karar aldığının altını çizen Koluman, “2019 yılında aynı mahkeme tarafından zaman aşımını durduran sebeplerden biri ceza muhakeme kanununun 347. Maddesine göre kaçak sayılma kararı verilmişti. Kaçak sayılma kararı TCK 67. Maddesine göre zaman aşımını durduran sebeplerdir. Kararı hatırlatmamıza rağmen mahkeme bu kararı kaldırtmadan doğrudan kararını verdi. İnsanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımı olmaz, kaçak sayılma kararı verildiği için zaman aşımı durmuştur. Mahkeme taraftı, etraflı bir araştırma yapmadılar, hakikati ortaya çıkarma adına bir çalışma yürütmediler ve böyle bir karar verdiler” ifadelerini kullandı.

    “35 KEZ AĞIRLAŞTIRMIŞ MÜEBBET CEZASININ ZAMAN AŞIMI TOPLAMDA 1050 YILDIR”

    TCK 66’ncı maddesinin ağırlaştırılmış müebbet cezalarında zaman aşımı süresi 30 yıl olarak belirttiğini söyleyen Koluman, üç firari sanığın 35 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla yargılanmasından kaynaklı zaman aşımı sürecinin yasalarda 1050 yıla tekabül ettiğine dikkat çekerek, “TCK 66. Maddesi ağırlaştırılmış müebbet cezalarında zaman aşımı süresi 30 yıldır diyor. Bakınız bu üç sanık sadece bir ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla yargılanmıyor. 35 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla yargılanıyor. Dolayısıyla 35 defa ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yasal çerçevede 1050 yıldır. Geçen 30 yılı mahsup ettiğimizde, zaman aşımı süresinin dolmasına 1020 yıl vardır. Bunu dile getirmemize rağmen mahkeme heyeti dikkate almadı, savcı bildiğini okudu. Eski ceza yasasındaki hükmen hareketle sanıkların lehine hükmü karar alarak, tarihe kara leke olarak bir karar verildi” diye konuştu.

    “KARARI TANIMIYORUZ, DAVAYI AİHM’NE TAŞIYACAĞIZ”

    Koluman, alınan zaman aşımı kararının siyasi erkten bağımsız olmadığı ve davanın takipçisi olacaklarını kaydederek, “Biz Aleviler ve kurumları olarak bu kararı tanımadığımızı, siyaseti erkten bağımsız verilen bir karar olmadığını ifade ederek yasal her yolu kullanacağız. Ben ve diğer meslektaşlarım dilekçelerimizi verdik. Gerekçeli karar tarafımıza gönderildikten sonra ayrıntılı dilekçemizi Yargıtay’a sunacağız. Yargıtay tarafından herhangi bir onama kararı verilmesi halinde bir aylık süre içerisinde Anayasa Mahkemesine başvuru yapacağız.  Bu karardan sonra ülkede yargı sisteminden bir beklentimiz olmadığını ifade etmek isterim. Son süreç ise davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşıyacağız” diye belirtti.

    Ersin ÖZGÜL-Eren GÜVEN/İZMİR

    İLGİLİ HABERLER

    >Sivas Katliamı Davası’nda utanç karar: Katliam zaman aşımına uğratıldı- VİDEO
    >Sivas Katliamı Davası kararına tepki: Bu davayı mahşere bırakmayacağız- VİDEO

  • Gazeteci Küçükkeleş: İnsan yakanlar daha neler yapmaz ki?- VİDEO

    Gazeteci Küçükkeleş: İnsan yakanlar daha neler yapmaz ki?- VİDEO

    PİRHA- CANTV Yayın Kurulu Üyesi Çilem Küçükkeleş, Sivas Katliamı davasının ‘zaman aşımı’ gerekçesiyle düşürülmesinin ardından PİRHA mikrofonuna konuştu. Küçükkeleş, “Toplum, vicdanında nasıl ölçtü, kimi katil ilan etti asıl sonuç budur. Bu devletin polisinden, karakolundan, mahkemesinden birileri kendini kurtarmış olabilir ama vicdanımızdan asla kendilerini kurtamayacaklar” dedi.

    2 Temmuz 1993’te Pir Sultan Abdal Şenlikleri için Sivas’a giden sanatçı, yazar ve aydın 33 canın katledilmesinin üzerinden 30 yıl geçti. Sivas Katliamı davası 30 yıl boyunca devam etti. Geçtiğimiz dün davanın görülen son duruşmasında insanlığa karşı işlenmiş suçlarda zaman aşımı olmaması gerekliliği hiçe sayılarak skandal bir karara imza atıldı. Dava zaman aşımına uğratıldı. Katliam davasında yargılanan firari üç sanık bu sebeple beraat etmiş oldu. Bu kararın ardından CANTV Yayın Kurulu Üyesi gazeteci Çilem Küçükkeleş PİRHA’ya konuştu.

    “HUKUKSUZLUK HERKESİ YAKIYOR”

    Çilem Küçükkeleş, “Biz Aleviler, Madımak Katliamı’nı yaşamamız açısından büyük bir dönüm olarak kabul ederiz. Madımak öncesi de Aleviler, bu coğrafyada çokça kırım politikalarıyla karşı karşıya kaldılar ama 21. yüzyılın katliamı olarak işin içine ateş girme meselesi hepimiz açısından çok başka oldu.” dedi.

    Küçükkeleş, Hasret Gültekin’in sözlerini hatırlatarak şunları söyledi:

    “Hiç unutmayacağımız bir sözü var katliam öncesi kentte dağıtılan broşürlerde yazılanları okuyunca “Ne yapacaklar? Bizi yakacak halleri yok ya” demişti. Tam da bir gün sonra yakıldı toplum. Bu kadar öngörememiştik işte. Aynı bildiriyi okusak aynı cevabı verebilirdik ve tam da aklımıza gelmeyenin başımıza geldiği bir yerdi. Bu davanın 30 yıl sürdürülmesi de aklımıza gelmeyenin başımıza geldiği durumlardan biriydi. Kameraların önünde kimin perdeyi ateşe verdiği, kimin yürüdüğü bu kadar açıkken koca bir güruhtan küçücük bir suçlu yarattılar. Kimi zaman bu suçlular cumhurbaşkanı tarafından dışarı salındı, kimi zaman da davaları zaman aşımına uğratarak katilleri affettiler. O kadar büyük bir kayıtsızlık vardı ki aynı kentte yaşamaya devam edenler nikahlarını kıydırdı, ehliyetlerini aldı ‘kırmızı bültenle’ aranırken yakalanmadılar. Türkiye toplumuna şunu söylemek lazım biz hepimiz zincirleme olarak birbirimize bağlıyız. Hiçbirimizin başına gelen bir diğerimizden bağımsız değil. Birimizi yakan diğerimize karşı başka bir suç işleme devam ediyor. Bir hukuksuzluk varsa herkesi yakıyor.”

    “BU ÜLKENİN VATANDAŞI OLMAKTAN UTANDIM”

    Madımak Katliamı’nda Türkiye toplumunun bunu tam kavrayıp ortak ses çıkarma konusunda sorunlar yaşadığını ifade eden Küçükkeleş, “Toplum, ‘insan yakanlar daha neler yapmaz ki?’ sorusunu cevaplamadı. Tam da bir daha insanlar yakılmasın diye Alevi toplumunun, (Madımak Oteli) ‘utanç müzesi olsun’ mücadelesine yeteri katkıyı sunmadı. Bu davanın salonları Alevilerle tıklım tıklım doldurulsaydı, bu konuda ne kadar ısrarcı olduğumuzu gösterseydik hem bu davanın 30 yıl süreceğini, hem de bu sonuca ulaşacağını düşünmüyorum. Bu ülkenin çok önemli hukuk mücadelesi yürüten kurumları vardı ama Madımak davasına baktığımızda o kadar da güçlü bir hukuksal sahiplenmeyi göremedik. Bir şekliyle görevimizi yeterince yerine getiremediğimiz için bu ülkenin vatandaşı olmaktan utandım” dedi.

    “MADIMAK, SİYASAL İSLAM ZİHNİYETLİ PARTİLERİN KURULUŞ GEREKÇESİDİR”

    Küçükkeleş, Alevi toplumunun örgütlenme ihtiyacını vurgulayarak “Madımak, siyasal İslam zihniyetli partilerin kuruluş gerekçesidir. Kendini var etme, bu ülkede güce dönüşme ve bu güce karşın devletin kendini buraya teslim etmesidir. Yargılamayan, peşine düşmeyen, davasını görmeyen, toplumu mahkeme koridorlarına mahkum etmeye çalışan akıl buradan doğmuştu. 80 darbesinden beridir bu devletin hedeflediği, bu siyaseti güçlendirmek için kendini bir katliam üstüne kurduğu, davanın avukatlarının günümüz siyasetçilerine dönüştüğü bir dönemi yaşıyoruz. Hiçbir şey günde olmuyor elbette. Uzun bir tarihi süreç belli sonuçlar doğuruyor. İnsanlığa karşı işlenen bir suçta avukatlık yapanlar döndü bu ülkenin siyasetçileri oldu. İşte böyle bir dönemde konuşuyoruz tüm bu olanları. Alevi toplumunun Madımak’ta gördüğü örgütlenme ihtiyacını çok daha büyütmek zorunda olduğu günlerden geçiyoruz” diye konuştu.

    “ALEVİLERİN ÇOK DAHA BÜYÜK BİR ÖRGÜTLÜLÜKLE CEVAP VERMESİ GEREKİYOR”

    Gazeteci Çilem Küçükkeleş sözlerini şöyle noktaladı:

    “Ben mayıs seçimlerinde siyasi partilerden umudunu kesenlerden biriydim. Bu ülkeye demokrasi, adalet, düzgün bir hukuk sistemi gelecekse özellikle de AKP yeni bir anayasayı tartışırken toplumun değiştirme kabiliyetiyle gelecek. Toplum kendini sandığa değil, kendi siyasetine kitlediği anda gelecek. Alevilerin durup, düşünüp çok daha büyük bir örgütlülükle bu sürece cevap vermesi gerekiyor. Adalet mülkün temelidir dediği yerde mülkü koruyup toplumu korumayan adalet sisteminin verdiği sonuç kesin ve toplumsal bir sonuç değildir. Toplum vicdanında nasıl ölçtü, kimi katil ilan etti asıl sonuç budur. Bu devletin polisinden, karakolundan, mahkemesinden kimileri kendini kurtarmış olabilir ama vicdanımızdan asla kendilerini kurtamayacaklarını belirtmek isterim.”

    Dilan ŞİMŞEK / PİRHA

  • Zaman aşımı kararına ailelerden tepki: İçimiz bir kere daha yandı

    Zaman aşımı kararına ailelerden tepki: İçimiz bir kere daha yandı

    PİRHA- Sivas Katliamı Davası 30. yılında zaman aşımı gerekçesiyle düşürüldü. Katliam’da Hakk’a yürüyenlerin ailelerinden karara yönelik tepki göstererek, “İçimiz bir kere daha yandı” dediler.

    2 Temmuz 1993’de Sivas Madımak Oteli’nde 33 sanatçı, aydın ve yazarın katledilmesine ilişkin yürütülen dava 30.yılında  zaman aşımına uğradı.

    Sivas Katliamı’nda firari sanıklar Murat Sonkur, Eren Ceylan ve Murat Karataş’ın yargılandığı davada mahkeme heyeti, 3 sanığın iadesi talebini redderek, 30 yıllık zaman aşımı gerekçesiyle davanın düşmesine karar verdi.

    Madımak Otelinde hayatını kaybedenlerin ailelerinden karara yönelik tepkiler geliyor.

    “İÇİMİZ BİR KERE DAHA YANDI”

    Sivas Katliamı’nda kardeşi Sait Metin’i kaybeden Aydın Metin, “Söylenecek hiçbir şey bulamıyorum bu saatten sonra, sadece yüreğimiz yanıyor. Devletimize güvenemiyoruz, adaletimize güvenemiyoruz” dedi

    Mehmet Atay’ın ablası Aynur Atay, zaman aşımı kararının önceden verildiğini belirterek şunları söyledi:

    “O günlere tekrar gittik, bu bizim içimizde zaten bitmeyen bir acı. Tabii içimiz çok yandı ama bu ülkeden ne bekliyoruz. Beklediğimiz kararını vermeyeceklerini çok iyi biliyordum. Benim en çok dikkatimi çeken erteledikleri davanın tarihine bakar mısınız o zamandan belliymiş 2 Temmuz’dan önceye getiriyorlar. Yani 2 Temmuz’da doluyor 30.yılı ve bize dava tarihini 14 Eylül olarak veriyorlar bu kararın çıkacağı öncesinden hazırlanmış. İçimiz yandı bir kere daha.”

    Huriye Özkan ve Yeşim Özkan’ın yakını, Hüseyin Özkan ise “Kaçıyorlar şehir dışında, yurt dışında kırmızı bültenle aranıyorlar. 30 yıldır cezasını çekmiyorlar. Ceza çekmeden dava zaman aşımına uğratılıyor, Allah’ından bulsunlar” diyerek mahkemenin kararına tepki gösterdi.

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER

    >Sivas Katliamı Davası’nda utanç karar: Katliam zaman aşımına uğratıldı- VİDEO

    >Sivas Katliamı Davası kararına tepki: Bu davayı mahşere bırakmayacağız- VİDEO

  • Savcı Sivas Katliamı Davası’nın düşmesini istedi

    Savcı Sivas Katliamı Davası’nın düşmesini istedi

    PİRHA- Sivas Katliamı Davası’nın karar duruşmasında savcı davanın düşmesini talep etti.

    Ankara Adliyesi 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Sivas Katliamı duruşmasında savcı mütaalasını açıkladı.

    Üç sanığın yargılandığı Sivas Katliamı Davası’nda savcı, zaman aşımı talep ederek davanın düşmesi yönünde görüşünü açıkladı.

    Savcı, avukatların soruşturmayı genişletme taleplerinin ayrı ayrı reddedilmesini de istedi.

    Davanın düşmesine dair talep salonda tepkilere yol açtı.

    Mahkeme salonuna kararın okunmasından önce polis memurlarının gelmesi Alevi yurttaşlar tarafından tepki ile karşılandı.

    Ayrıntılar gelecek…

    PİRHA/ ANKARA

     

  • Yeşil Sol Parti Milletvekili Fırat ve Alevi kurumlarından Sivas Katliamı davası öncesi açıklama-VİDEO

    Yeşil Sol Parti Milletvekili Fırat ve Alevi kurumlarından Sivas Katliamı davası öncesi açıklama-VİDEO

    PİRHA- Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat ve Alevi kurum yöneticileri 14 Eylül’de görülecek Sivas Katliamı davası öncesinde açıklama yaparak insanlığa karşı işlenen suçların ülke tarihinde kara bir leke olarak kalmaya devam edeceğini kaydettiler.

    Sivas Katliamı Davası’ 13 Mart 2012’de mahkemenin davayı zaman aşımından düşürmesiyle kapandı. Tekrar tekrar açılan davalarla Sivas Katliamı’nın “insanlığa karşı işlenen suç” kabul edilmesi talep edildi. 30’uncu yılda  davanın zaman aşımına uğradığı tespiti yapılacağı iddia ediliyordu. Davanın son duruşması 14 Eylül 2023’e ertelendi.

    Sivas’ta 2 Temmuz 1993 tarihinde Madımak Oteli’nde 33 kişinin yakılarak katledilmesine dair firari sanıklar Murat Sonkur, Eren Ceylan ve Murat Karakaş hakkında devam eden davanın son duruşması Ankara 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    Sivas Katliamı davası öncesinde Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, mecliste açıklama yaptı. Açıklamaya Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Sekreteri Özgür Kaplan, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Sekreteri İsmail Ateş, yöneticileri Ezgi Türkyılmaz, Cafer Koluman ve eski milletvekili Kamil Ateşoğulları katıldı.

    “İKTİDAR BU SUÇU ÖRTMEK İÇİN ELİNDEN GELENİ YAPIYOR”

    Fırat, Sivas Katliamının insanlığa karşı işlenmiş olduğunu hatırlatarak, iktidarın bu suçu örterek zaman aşımına uğratmak istediğini kaydederek, “Yarın, Madımak katliamının davası var. 2005 yılında Türk Ceza Kanunu’na giren insanlığa karşı suçlar kapsamında değerlendirilseydi davanın zaman aşımı diye bir durum olmayacaktı. Açıkça insanlığa karşı suç işlenmiştir. İktidar, bu suçları örtbas etmek için elinden geleni yapmaktadır. Ne yaparsanız yapın, insanlığa karşı işlenmiş olan bu suçun sorumluluğundan kurtulamazsınız. Bu kara leke hiçbir zaman peşinizi bırakmayacaktır” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Geleceğimizin karanlığa gömülmesine izin vermeyeceğiz’

    ‘Geleceğimizin karanlığa gömülmesine izin vermeyeceğiz’

    PİRHA-Alevi Bektaşi Federasyonu Kadından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Elif Keleş O. Alevilere uygulanmak istenilen asimilasyon politikaları ile ilgili açıklama yaptı. Keleş O. açıklamada, ”Sivas katliamı da yüzyıllardır Alevilere yapılan bütün katliamlar gibi insanlık suçudur. Özellikle son 21 yıldır AKP-MHP iktidarının uygulamış olduğu asimilasyon politikaları gibi” ifadelerine yer verdi.

    Alevi kurumlardan, kurum yöneticilerinden ve Alevi yurttaşlardan, iktidarın Aleviler üzerinde uygulamak istediği politikalara ilişkin tepkiler gelmeye devam ediyor. ABF Kadından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Elif Keleş O. konuya ilişkin bir açıklama yayınladı.

    “KATİLLER SİYASAL İKTİDARLAR TARAFINDAN KORUNUP KOLLANDI”

    Alevi Bektaşi Federasyonu Kadından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Elif Keleş O. Sivas Katliamı’nın bir insanlık suçu olduğunun altını çizdiği açıklamasında, “ÇEDES Projesi de Alevilere yönelik asimilasyon politikalarının güncel karşılığıdır. Sivas Madımak Katliamı’nın üzerinden 30 yılı aşkın bir süre geçti. Bu süre içerisinde ne gerçek sorumlular ortaya çıkartılıp hesap soruldu ne de yakalanan katiller adil bir şekilde yargılandı. Aksine katiller siyasal iktidarlar tarafından korunup kollandı, düzmece mahkemelerle bir bir aklandı.
    İnsanlık suçlarında zaman aşımı olmaz. Zaman aşımı ile karşı karşıya kaldığımız davalar devam ederken Cumhurbaşkanlığı af yetkisini kullanarak katil Hayrettin Gül’ün cezasını “sürekli hastalık” gerekçesiyle kaldırdı. Öldürmenin değil yaşatmanın suç olduğu ülkemizde, binlerce hasta tutsağı görmeyen gözler, 33 canımızı diri diri yakan katilleri görüyor” dedi.

    “BÖYLE BİTMEYECEĞİNİ BİR KEZ DAHA HAYKIRACAĞIZ”

    14 Eylül’de Ankara Adliyesi’nde görülecek olan Sivas Katliamı davasının takipçisi olacaklarını belirten Keleş O., “Bu haksız, hukuksuz, keyfi uygulamaların insanlık tarihi boyunca vicdanlarda yargılanacağına olan inancımızla 14 Eylül’de Ankara Adliyesi’nde görülecek olan davayı yakından takip edip, bu davanın asla böyle bitmeyeceğini bir kez daha haykıracağız. Bizler, öncesi ve sonrası ile gördük ki Sivas katliamı da yüzyıllardır Alevilere yapılan bütün katliamlar gibi insanlık suçudur. Özellikle son 21 yıldır AKP-MHP iktidarının uygulamış olduğu asimilasyon politikaları gibi” diye ekledi.

    “DEMOKRATİK, LAİK VE BİLİMSEL EĞİTİM İSTİYORUZ”

    16 Eylül’de İzmir’de (ÇEDES) projesinin iptali, laik eğitim ve eşit yurttaşlık talebiyle gerçekleştirilecek olan mitinge, başta Alevi kadınlara olmak üzere laik bir yaşam isteyen tüm kadınlara mitinge katılım çağrı yaptı. Keleş O., açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
    “Okullarda çocuklarımıza zorunlu din dersleri, seçmeli ‘zorunlu’ din dersleri ve en son ÇEDES protokolü de bu politikaların birer parçasıdır.
    Devletin görevi çocuklarımıza din öğretmek değildir. Devlet bütün inançlara eşit mesafede olmalıdır. Çocuklara bir inancı empoze etmek suçtur ve Türkiye bu konuda hükümler veren uluslararası sözleşmeye imza atmıştır. Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Meclisi olarak; laik yaşam, laik eğitim ve eşit yurttaşlık için 16 Eylül cumartesi günü saat:17:00’de İzmir Gündoğdu Meydan’ında yapılacak olan mitinge başta Alevi kadınlar olmak üzere demokratik ve laik bir yaşamı savunan tüm kadınları çağırıyoruz. Gerici, ırkçı, asimilasyoncu eğitime hayır. Demokratik, laik ve bilimsel eğitim istiyoruz. “

    PİRHA/ANKARA

  • Sivas Katliamı duruşması görüldü: Reddi hakim talebine ret

    Sivas Katliamı duruşması görüldü: Reddi hakim talebine ret

    PİRHA- Sivas Katliamı’nın üç firari sanık üzerinden yürütülen davasının 28. duruşması Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada adil bir yargılama yapılmadığını vurgulayan avukatların reddi hakim talebi reddedildi.

    Sivas Katliamı’nın üzerinden 29 yıl geçmesine rağmen hala adalet sağlanamadı. Katliamın ardından açılan davalar ya zaman aşımına uğratıldı ya da uzun yıllardır sonuçlandırılmadı.

    Sivas Katliamı’nın üç firari sanık nezdinde yürütülen davasının 28. duruşması Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Duruşmaya katliamda yakınlarını kaybeden aileler, DAD, ADFE, ABF, PSAKD, Hüseyin Gazi Kültür Vakfı, HDP Milletvekili Kemal Bülbül, HDP il örgütü temsilcileri, CHP Milletvekili Yıldırım Kaya, Aylin Nazlıaka, CHP parti meclisi üyeleri ile il yöneticileri, İHD Ankara Şubesi, Hollanda Büyük Elçiliği’den gözlemciler ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Duruşmada ilk olarak katledilen Gülsüm Karababa’nın ağabeyi Hüseyin Karababa söz aldı. Karababa, “29 yıldır bu mahkemelere geliyoruz. Adeta suçlu muamelesi görüyoruz. Hiçbir sanık doğru düzgün yargılanmadı. Tanıklar dinlensin dedik, reddedildi. Dönemin yetkilileri dinlenmedi. Hiçbir talebimiz kabul edilmedi. Bu yüzden heyetinizi reddediyor ve reddi hakim talebinde bulunuyorum. Bu mahkemede adalet sağlanamaz” diye konuştu.

    Avukat Özgür Piroğlu da adil bir yargılama yapılmadığını vurgulayarak, reddi hakim talebinde bulundu.

    Avukat Sümeyye Şimşek ise, “29 yıl geçti. Bugüne kadar siyasi sorumlular tanık olarak bile dinlenmedi. Tüm taleplerimiz reddedildi. Dönemin siyasilerinin ve yetkililerinin dinlenmesini istiyoruz. Bu katliamlar aydınlatılmazsa katliamlar yaşanmaya devam edecektir. Firari sanıkların yakalanması için gerekli adımların atılmasını istiyoruz” dedi.

    Avukat Şenal Sarıhan ise, “Bu firari sanıklar daha önce gözaltına alındı. Daha sonra salıverildiler. Katliam davasında toplamda 124 kişi hakkında karar verildi. Ancak bu olaya 15 bin kişi  katıldı. Yeterli yargılama yapılmadı. Eksik kaldı. Baş zanlı Cafer Erçakmak yurt dışında aranıyordu. Sivas’ta evinde öldü. Bu davada insanlığa karşı işlenen suç var. Zaman aşımına uğratılamaz. Almanya bu firari sanıkları vermiyor deniyor. Biz orijinal yazışmaları görmek istiyoruz. Biz adaletin yerini bulması için çabalıyoruz. Bu sadece Alevileri ilgilendirmiyor. Bu bir insanlık suçudur. Biz kayıp sanıkların adreslerini mahkemeye sunduğumuz da ertesi gün o adreslerden yok oluyorlar. Adres değiştiriyorlar. Bu konuda kırmızı bülten çıkarılması için bir kez daha talepte bulunuyoruz” diye konuştu.

    Avukat Ali Yılmaz da, “Firari sanıklar kırmızı bültenle aranmıyor denildi. Alman makamlar öyle diyor. Usulüne uygun arama yapılıyor mu bilmiyoruz. Bir aksaklık var. Almanya devleti vermemekte ısrarlı. Tekrar yazışmaların ortaya çıkarılmasını istiyoruz. Bu yazışmaların orijinalinin dava dosyasına konulmasını istiyoruz. Varsa bir tıkanıklık giderilmesini istiyoruz” diye belirtti.

    Katliam davasının avukatlarının savunmalarının ardından mahkeme heyeti, firari sanıkları yakalama kararının devamına, yakalanırlarsa yeni duruşma günü verilerek duruşma açılmasına, Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü’ne dilekçe yazılarak kırmızı bültenle ilgili yazışmaların ilgili yerlere sorulmasına karar verilerek, reddi hakim talebi reddedildi.

    Bir sonraki duruşma 21 Eylül 2022 saat 14.00’e ertelendi.

    PİRHA/ ANKARA

  • Öker: Sivas katillerinin aranma gerekçesi katliam değil, izinsiz yürüyüşe katılmak’-VİDEO

    Öker: Sivas katillerinin aranma gerekçesi katliam değil, izinsiz yürüyüşe katılmak’-VİDEO

    PİRHA-Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Kurucu Genel Başkanı Turgut Öker, 9 Haziran’da görülecek Sivas Katliamı davasına ilişkin “Şu an Avrupa ve Almanya’da yaşayan katillerin Türkiye’ye iadesi anlamıyla açılan bu davalar resmen bir tiyatro, aldatmaca, göz boyama” dedi. Öker, “İnterpol’deki o katillerin aranma gerekçesi katliam değil, izinsiz bir yürüyüşe katılma nedeni. Almanya hukukunda tabii ki buna gülüyorlar” şeklinde konuştu. 

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Kurucu Genel Başkanı Turgut Öker, 9 Haziran’da Ankara Adliyesi’nde görülecek olan Sivas Katliamı davasına ilişkin konuştu. Öker, bu zamana kadar davayı aralıksız takip ettiğini belirterek katliamın yaşandığı dönemde Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Sekreterliği görevini yürüttüğünü söyledi.

    “KAMUOYUNU ALDATIYORLAR”

    Aynı zamanda 25. Dönem HDP İstanbul Milletvekili olan Turgut Öker, “Son dönemdeki davalar tamamıyla göz boyamadan, aldatmadan ibaret” diyerek 9 Haziran’da görülecek davaya ilişkin görüş belirtti. Öker, davanın 3 firari sanığına işaret ederek şu konuşmayı yaptı:

    “Şu an Avrupa’da, özellikle de Almanya’da yaşayan katillerin Türkiye’ye iadesi anlamıyla açılan bu davalar resmen bir tiyatro, aldatmaca, göz boyamadır.

    Biz, yıllar öncesi ilk bu katillerin Almanya’da olduğunu öğrendikten sonra, günlerce kampanyalar yürüttük. Bu Türkiye cephesinde çok ayrıntı bilinmese bile, bütün siyasi partileri devreye sokarak, oradaki önemli kurumları, basını, kamuoyunu harekete geçirerek o dönemdeki yetkili İçişleri Bakanı ile ben bizzat birkaç kez görüştüm. Bu katillerin Almanya’da yaşıyor olmasını, hiçbir koşulda buna seyirci kalamayacağımızı, bunun bir insanlık suçu, barbarlık olduğunu anlata anlata yetkililerden, bu katillerin Türkiye’ye iadesini istedik. Böyle bir katliama suç ortaklığı yaptıklarından dolayı ceza aldıklarından bahsedilmediğini dile getirdik. Sadece izinsiz bir yürüyüşe katıldıklarından dolayı Adalet Bakanlığı’nın, onları yurtdışından istediğini biliyoruz. İnterpol’deki o katillerin aranma gerekçesi katliam değil, izinsiz bir yürüyüşe katılma nedeni. Almanya hukukunda tabii ki buna gülüyorlar. İzinsiz bir yürüyüşe katılmanın karşılığı İnterpol tarafından derhal yakalanıp, tutuklanıp ülkeye iade olmadığından dolayı bilinçli bir şekilde Adalet Bakanlığı, mevcut mahkemeler, kamuoyunu aldatıyorlar.

    “ZAMAN AŞIMI HEDEFLENİYOR”

    Turgut Öker, son yıllarda yapılan Sivas Katliamı duruşmalarının 10 dakika sürdüğünü belirterek şöyle devam etti:

    “Şu an aranan katillerin adları ifade edilir, onların tekrar Almanya’ya bir yazı yazılarak Türkiye’ye iade edilmesi karara bağlanır, ama bu gerçekleşmez. Almanya’da, Avrupa’da da bu davayı takip eden avukat arkadaşlarımız var. Ve bu katiller, neredeyse haftada bir ikametgâh değiştiriyorlar. Buradan giden tebligat onlara ulaşmıyor. Kim onlara bu bilgiyi veriyor? Burada mahkemenin, bu kişilerin Türkiye’ye iadesi ile ilgili aldığı kararın kendilerine bildirimi bir yol üzerinden gerçekleşiyor ki, o kişiler haftada bir adres değişikliği yapıyorlar. Bu nedenle de bilinçli bir şekilde zaman aşımı hedefleniyor. Diğer dava da zaman aşımı ile birlikte dosyayı kapattıkları gibi, bugüne kadar tutuklanmayan katillerin de bugüne kadar süren davaları zamanaşımıyla sonlandırılmaya çalışılıyor.”

    Eren Güven-Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Hollanda hükümeti Sivas Katliamı davasında müdahil olmaya yanaşmadı!

    Hollanda hükümeti Sivas Katliamı davasında müdahil olmaya yanaşmadı!

    PİRHA-Hollanda Sosyalist Parti Milletvekili Saadet Karabulut’un, Sivas Katliamı ile ilgili Hollanda Dışişleri Bakanı’na yönelttiği soru önergesine cevap geldi. Dışişleri Bakanı Stef Blok, “Hollanda bu davayı ciddi ve detaylı bir şekilde takip etmeye devam edip, özellikle davada uluslararası hukukun ihlal edilmemesine dikkat edecektir” açıklamasını yaptı.

    Hollanda Dışişleri Bakanı Stef Blok, Sosyalist Parti Milletvekili Saadet Karabulut’un, Sivas Katliamı ile ilgili 2. soru önergesini cevapladı.

    Milletvekili Saadet Karabulut, soru önergesinde “Verdiğiniz cevaptan sanıkların yargılandığı Sivas Katliamı ceza davasının hiçbir duruşmasının Hollanda tarafından izlenmediği anlaşılmaktadır. Üç sanığa karşı devam eden ve 20 Ocak 2021’de bir sonraki duruşması olan davaya aktif bir şekilde katılmaya razı mısınız? Cevabınız “hayır” ise, neden?” şeklinde soru yöneltmişti.

    Hollanda Dışişleri Bakanı Stef Blok ise Karabulut’a şu cevabı verdi:

    “Türkiye’de Hollanda’nın dikkatini çeken birçok dava var. Bu davalar, eğer mümkün ise Hollanda Elçiliği tarafından fiziksel olarak takip edilmektedir. Öncelik, insan hakları savunucularına ve Hollanda vatandaşlarına yönelik yürütülen ceza davalarına verilmektedir.

    Bir önceki cevaplarda da belirtildiği gibi Hollanda davanın bir sonraki duruşmasının 20 Ocak’ta yapılacağından haberdar idi. Hollanda Elçiliği bu duruşmaya katılmıştır.”

    “ULUSLARARASI HUKUKA UYULMALI”

    Milletvekili Saadet Karabulut, Sivas Katliamı’nın insanlığa karsı işlenmiş bir suç olarak tanımlandığını hatırlatarak, Hollanda’nın davaya müdahil olması konusunda aile yakınları ve Alevi derneklerinin kabul edilmeyen dilekçesini anımsatarak, “Bu talebi tekrar değerlendirip olumlu bir şekilde yanıtlayacak mısınız? diye sormuştu.

    Dışişleri Bakanı Stef Blok’un cevabı şu şekilde oldu:

    “4 Ocak’ta Hollanda Elçiliği, aile yakınlarının bir temsilcisiyle telefonla görüşmüştür. Temsilci, Hollanda Elçiliği’ne 20 Ocakta yapılacak olan duruşmaya katılma ve davaya müdahil olma talebini iletmiştir. Hollanda duruşmaya katılmıştır. Hollanda bu davayı ciddi ve detaylı bir şekilde takip etmeye devam edip, özellikle davada uluslararası hukukun ihlal edilmemesine dikkat edecektir. Fakat Türk hakiminin uluslararası hukuku yanlış yorumladığına veya uyguladığına dair bir işaret yoktur. Bu yüzden şu ana kadar Hollanda müdahil olarak veya başka bir şekilde Türk prosedürlerine karışmaya bir sebep görmemektedir. Hollanda’nın çıkış noktası başka ülkelerdeki dava süreçlerine saygıdır; eğer uluslararası hukukun yorum veya uygulaması Hollanda’nın görüşüyle uyuşmazsa sürece karışma düşünülebilir.

    “HOLLANDA ADIM ATMAYA GEREKÇE GÖREMEMEKTEDİR”

    Saadet Karabulut’un “Alman hükümeti, Sivas’ta işlenmiş cinayetlerden dolayı Türkiye’de hüküm yemiş 9 kişinin Almanya’da ikamet ettiğini tespit etmiştir. İşlenmiş suçların ciddiyeti ve Hollanda vatandaşı Carina Thuijs’un bu katliamda öldürülmesini göz önünde bulundurarak, Almanya ile görüşüp araştırmayı derinleştirme ve bu kişileri yargılama imkanlarını değerlendirmeye razı mısınız? Cevabınız “hayır” ise neden?” sorusuna ise şu yanıt geldi:

    “Söz konusu 9 kişinin Almanya’da ikamet ettiğini Alman hükümeti tarafından tespit edildiğine dair Hollanda hükümetinin bir bilgisi yoktur. Almanya’ya soru yönelttikten sonra da ek bilgi kazanılmamıştır. Hükümet Almanya’ya yönelik ekstra adım atmaya gerekçe görememektedir.”

    Hollanda Dışişleri Bakanlığından gelen cevaplar sonrasında Gülsüm Karababa’nın abisi Hüseyin Karababa ile Sivas Davasının avukatı Coşkun Özgür Piroğlu şu yorumda bulundular:

    “Hollanda hükümeti, vatandaşları Carina Thuijs’a sahip çıkıp davaya müdahil olmadığı sürece kendilerini uyarmayı sürdüreceğiz. Gerekirse Hollanda Büyükelçiliği’nin kapısına kendimizi zincirleyeceğiz. Kamuoyu oluşturmak için her türlü eylem ve etkinlikte bulunacağız.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Sivas Katliamı duruşması ertelendi; ‘Karamollaoğlu dinlensin’ talebine ret!

    Sivas Katliamı duruşması ertelendi; ‘Karamollaoğlu dinlensin’ talebine ret!

    PİRHA- Zaman aşımına uğrayan Sivas Katliamı Davası’nda dosyası ayrılan üç firari sanığın yargılandığı davanın 24. duruşmasına Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. 3 firari sanık üzerinden ilerleyen duruşma 9 Haziran 2021’e ertelendi.

    Zaman aşımına uğrayan Sivas Katliamı Davası’nda dosyası ayrılan 3 firari sanık Eren Ceylan, Murat Sonkur ve Murat Karataş’ın yargılandığı davanın duruşmasına bugün Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi.

    Duruşmaya, 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin yakınları, avukatlar, Hollanda Elçiliğinden temsilciler, CHP ve HDP’li milletvekilleri ile çok sayıda Alevi örgüt temsilcisi katıldı.

    Firari sanıklar; Eren Ceylan, Murat Sonkur ve Murat Karataş’ın yurt dışında olması sebebiyle dosyanın seyrine devam edildi.

    HOLLANDA BÜYÜKELİÇİLİĞİ’NDEN GÖZLEMCİ

    Kimlik tespitlerinin ardından mağdur aileler adına konuşan Hüseyin Karababa, “Bugün yeni bir gün. Dava açısından da yeni bir durum. Hollanda Elçiliği’nden gözlemci olarak katıldılar. Bunun zabıtlara geçmesini talep ediyoruz. Hollanda’nın bu davaya avukat tayin etmesini talep ediyorum” dedi.

    “KARAMOLLAOĞLU ASIL SORUMLUDUR, DİNLENMELİ”

    Av. Coşkun Özgür Piroğlu ise şunlar söyledi:

    “Temel Karamollaoğlu bu katliamda asıl sorumludur. Katliamı gerçekleştirenlerin kimler olduğunu bilmektedir. Kendisinin dinlenmesini talep ediyoruz. Dava zaman aşımına doğru gidiyor. Sanıklar dinlenemediği için dava sürüyor. Bu yargılamada önümüzü kesen maddeler var. Bu şahıslar, bu davayı zamanaşımına uğratıyorlar.
    Doğu Perinçek ve Ahmet Nesin’in dinlenmesi konusunda kararlıyız. Talebimizi yineliyoruz.”

    10 EKİM BARIŞ VE DAYANIŞMA DERNEĞİ’NİN TALEBİNE RET

    Av. Mehtap Sakinci ise Sivas Katliamı ile 10 Ekim Gar Katliamı’nın insanlığa karşı suçlar açısından benzer olduğunu ifade ederek davaya taraf olarak katılmak istediklerini söyledi.
    Mehtap Sakinci, “10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği, 28 yıldır devam eden, zamanaşımı konusunda kaygıların olduğu bir dava. Biz de derneğimizle bu davaya katılmayı talep ediyoruz” dedi.

    “ÜÇ SANIĞIN MAHKEME ÖNÜNE GETİRİLMESİ TALEBİMİZDİR”

    Av. Şenal Sarıhan ise şunları kaydetti:

    “Bu 3 sanığın bir an önce adreslerinin saptanarak mahkeme önüne getirilmesi talebimizdir. Türkiye ne yazık ki çok sayıda katliama tanıklık etti. Katliamların sonlanmamasının asıl nedeni sorumluların bulunamamış olmasıdır. Polis kaydına göre 15 bin kişi o gün Madımak önünde toplanmıştı ancak 200 kişi hakkında soruşturma yapıldı. Devletin görevi yurttaşı korumaktır. Koruyamamışsa sorumluların cezalandırılması gerekirdi. Ne yazık ki gerçek sorumlular bulunamadı. Eğer Sivas’ta gerici örgütler tespit edilseydi yeni saldırılar olmayacaktı.
    Bu insanların yakalanmamış olması yeni katliamlara yol açtı. Terör örgütleri ellerini kollarını sallayarak gezindiler. Buna engel olmak hukukun görevidir. Bir ülkede esenliği, özgürlüğü devlet güvence altına almalıdır.”

    Av. Şenal Sarıhan, Ankara Barosu tarafından sanıklar için atanan bir avukata dönük de eleştiri yaparak, “İnsanlığa karşı bir suçu Ankara Barosu hiçbir şekilde savunamaz. Meslektaşımız saygı duyarak bu görevlendirmeden çekilmesini dilerim. Elbetteki avukatın görevi savunmadır. Doğrunun savunmasıdır. Umuyoruz ki mahkeme insanlığa karşı suç işlendiği yönünde karar verir.” dedi

    Mahkeme başkanı ise “Avukatlık hem serbest, hem de kamu görevidir. Baro, sanıklar açısından usül gereği söz konusu avukatı atamıştır” ifadesini kullandı.

    KARAMOLLAOĞLU’NUN DİNLENMESİ TALEBİ KABUL EDİLMEDİ

    Mahkeme heyeti, delil eksikliği nedeniyle, Temel Karamollaoğlu’nun dinlenmesine yer olmadığı, 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği’nin ‘zarar görmemesi nedeniyle’ davaya taraf olmasının uygun görülmediğini belirtilerek, duruşmayı 9 Haziran 2021 tarihine erteledi.

    Mahkemenin belirttiği tarihin çok ileri olduğunu ifade eden avukatlar, daha yakın bir tarihe çekilmesi konusunda itiraz etti.

    Mahkeme başkanı, Avukat Coşkun özgür Piroğlu’ya yönelik, “Nasıl bir gelişme olacak ki?” diyerek karışlık verdi ve tarih konusundaki talepleri uygun görmedi.

    DAVA ZAMAN AŞIMINA NASIL UĞRAMAYACAK?

    Duruşma sonrası Av. Coşkun Özgür Piroğlu, PİRHA’ya verdiği bilgide şunları belirtti:

    “Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 307.maddesinin temyiz aşamasında sanık aleyhine yapılan bozmalardan sonraki yargılamalarda sanığın tekrar dinlenmeden karar verilemeyeceğine ilişkin kısmı 3 firari sanığın cezalandırılmaları için tekrar dinlenmeleri zorunluluğunu getiriyor. Sanıklar firari oldukları için bu dava zamanaşımına uğruyor. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 307. maddesinin bu kısmı Anayasamızın 14. maddesine aykırıdır. Ankara 1.
    Ağır Ceza Mahkemesi’nin Anayasamızın 152.maddesine göre Ceza Muhakemesi Kanunu’nun bu kısmının iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmasını talep ettik. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun bu kısmı iptal olursa firari sanıklar beklenmeden cezalandırılacaklar ve dava zamanaşımına uğramayacak.”

    PİRHA/ ANKARA

     

  • ‘Aleviler duyarsız kaldığı Sivas Katliamı Davası’ na daha sıkı sarılmalı’

    ‘Aleviler duyarsız kaldığı Sivas Katliamı Davası’ na daha sıkı sarılmalı’

    PİRHA- PSAKD Diyarbakır Şubesi eski Başkanı Av. Cafer Koluman 20 Ocak’ta (bugün) görülecek olan Sivas Katliamı Davası’nı sahiplenme çağrısında bulundu. Koluman, “Bu davaya karşı son derece duyarsızlık sergilenmesi bir kez daha vicdanları yaralamıştır. Alevi kurumlarının bu davaya sahip çıkması, bu davanın daha adaletli bir şekle bürünmesi için el birliğiyle hareket etmesi gerekiyor” diye konuştu.

    28 yıldır süren Sivas Katliamı Davası’nda firari üç sanık Eren Ceylan, Murat Sonkur ve Murat Karataş’ın yargılandığı 23. duruşmaya 20 Ocak’ta, Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edilecek. Hollanda Büyükelçiliği, Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren Hollandalı Carina Cuanna nedeniyle 20 Ocak’taki duruşmaya gözlemci olarak katılacak.

    Alevi kurumlarının devam eden mahkeme sürecine yeterince duyarlı yaklaşmadığını eleştirisi yönelten Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şube geçmiş dönem başkanı Av. Cafer Koluman, Sivas Katliamı ana davasında adaletli bir kararın çıkmadığını, adil bir yargılamanın yapılmadığını ve hukuka aykırı deliller üzerinden bir karar alınmadığını kaydetti.

    Koluman, ayrıca firari sanıkların Almanya’da ellerini kollarını sallayarak normal hayatlarını sürdürmesinin bir demokrasi ayıbı olduğuna dikkat çekerek, sanıkların derhal Türkiye’ye iade edilmesi çağrısını yineledi.

    “ALMANYA, TATİL YAPAR GİBİ YAŞAYAN SANIKLARI İADE ETMELİ”

    “Failler aslında belli” diyen Koluman, istenilse kırmızı bültenle aranan şahısların yakalanmasının çok zor olmayacağını dile getirerek, dosyanın bu hali devam etmesinin Alevileri mağdur ettiğini belirtti.

    Sivas Katliamı Davası’nın vicdanları yaralayan bir noktada olduğuna vurguda bulunan Koluman, “Almanya gibi demokrasinin geliştiği bir ülkede bu firari sanıkların elini kolunu sallayarak normal yaşamlarına devam etmesi gerçekten de Almanya devletine yakışmayan bir tutum ve davranıştır. Derhal bu hatanın farkına varılarak mahkeme kararı doğrultusunda bu mağduriyetin bir an önce giderilerek sanıkların yakalanması ve derhal Türkiye’ye iade edilmesi bizlerin beklentisidir. Yıllardır devam eden mücadelemiz bu doğrultudadır. Zaten ana dosyadan gerçekten de vicdanları rahatlatıcı bir karar çıkmadığını söyleyebiliriz. Burada binlerce fail varken binlerce kişinin yargılanması gerekirken burada sadece 33 kişiye müebbet hapis verildi, 100’e yakın kişi hakkında ise değişik cüzi miktarda ceza verildiğine tanık olduk. Bunun gerçekten de vicdanları inciten, vicdanları yaralayan ve Sivas Davası’na ihanet eden bir karar” diye konuştu.

    “BU ADALETSİZLİK KARŞISINDA BİZ ALEVİ KURUMLARI NE YAPIYORUZ?”

    Hukuka aykırı deliller ve adaletsizce devam eden Sivas Katliamı Davası’ nda yeniden yargılamanın yolu açılması gerektiğini söyleyen Koluman, “Bir taraftan böyle bir durum varken diğer taraftan ise Alevi kurumları, Alevi toplumu ne yapıyor?” sorusunu yöneltti.

    Koluman şöyle devam etti:

    “Şu an mağdur olan mağduriyetini yaşamaya devam ediyor. ‘Ateş düştüğü yeri yakar’ bir söz vardır ve ateş gerçekten düştüğü yeri yakıyor. Alevi toplumu olarak 27 yıldır devam eden dava için neler yaptık. Her ne kadar hukuka aykırı, adaletli olmasa da yürüyen bir yargılama vardır. Bu yargılama gerçekten de adalete uygun bir şekilde yürümesi için güç birliğiyle hareket etmek gerektiğini buradan belirtmek isterim. Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri başta olmak üzere diğer Alevi kurumlarının bu davaya sahip çıkması, bu davanın daha adaletli bir şekle bürünmesi için el birliğiyle hareket etmesi gerektiğini belirtmek isterim. Nitekim derneğimizin kurumlarımızın hukukçuları vardır, aydınları vardır, yazarları vardır. Hep birlikte, devletin bu kadar duyarsız kaldığı mahkemelerin bu ilgisiz kaldığı süreç içerisinde Alevi toplumuna düşen iş davaya daha sıkı bir şekilde sarılmaktır. Er ya da geç adaletin tecelli etmesi adına bir şeylerin yapılması gerektiğini ifade etmek isterim.” 

    “ALEVİLERİN BU DAVAYA DUYARSIZ KALMASI YARALAMIŞTIR”

    Koluman, uzun süren ve adil yürümeyen Sivas Katliamı Davası’nda yapılması gerekenin iç hukuk yollarını tüketmeksizin doğrudan AİHM’ye başvurmak olduğuna işaret etti.

    Alevi kurumlarının bu davayı sahiplenmekte eksik kaldığını dile getiren Koluman, şunları kaydetti:

    “Sivas ana davasında adaletli bir kararın çıkmadığını, adil bir yargılamanın yapılmadığını, hukuka aykırı deliller üzerinden bir karar verildiğini ifade etmek isteriz. Burada AİHM’ye gidilmemesi düşünün binlerce hukukçusu, avukatı, aydını, yazarı olan Alevi toplumundan bahsediyoruz ama bu davaya karşı son derece duyarsızlık sergilenmesi bir kez daha vicdanları yaralamıştır. Elbette ki burada herkesin elini taşın altına koyması gerekir. Alevi toplumuna hizmet eden pirlerin, dedelerin, anaların, aydınların, yazarların, hukukçuların herkesin burada özünü dara çekip kendini sorgulaması gerekir. Bu dava böyle bir sürece geldi. Biz yaşadığımız ülkede adil yargılama göremedik ama bunu en azından uluslararası mahkemeye taşıma gibi bir durum vardı. Maalesef bu yapılmadı. Bunun yapılmamasının ciddi bir eksiklik olduğunu, derhal bu eksikliğin giderilmesinin ardından yeni neler yapılabilir diyerek kendi özümüzü dara çekerek yeniden bir yol açılması gerektiği kanısındayım.”

    PİRHA/DİYARBAKIR

     

  • Firari Sivas Katliamı sanığı Murat Sonkur’un iade talebine Almanya’dan olumsuz yanıt

    Firari Sivas Katliamı sanığı Murat Sonkur’un iade talebine Almanya’dan olumsuz yanıt

    Almanya Federal Cumhuriyeti, Sivas katliamının firari sanıklarından Murat Sonkur’un iade talebini reddetti. Alman makamları, gerekçe olarak Sonkur’un iadesinin onaylanmasının ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum edilmesi ihtimali bulunmasını öne sürdü. Adalet Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı’na yazı yazarak, Murat Sonkur’a ilişkin iade talebine ilişkin kararın bir kez daha değerlendirilmesinin talep edilmesini istedi.

    Cumhuriyet’ten Alican Uludağ’ın haberine göre, Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Sivas Katliamı davasının üç firari sanığından Murat Sonkur’un Almanya’dan iadesi edilmesi talebine olumsuz yanıt geldi. Almanya Federal Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, 23 Temmuz 2020’de gönderdiği notada, Sonkur’un iadesinin onaylanmasının ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum edilmesi ihtimali bulunması nedeniyle mümkün olmadığı bildirildi. Söz konusu yanıt, Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla mahkeme dosyasına girdi.

    “ALMANYA’DAN, KARARIN BİR KEZ DAHA DEĞERLENDİRİLMESİ TALEP EDİLSİN”

    Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü Suçluların İadesi ve Hükümlü Nakil Bürosu Daire Başkanı Bayram Erdaş, Dışişleri Bakanlığı’na 27 Ağustos’ta “İvedi” notuyla bir yazı gönderdi. Yazıda, Almanya yetkili makamlarıyla yeniden irtibata geçilerek, Murat Sonkur’a ilişkin iade talebine ilişkin kararın bir kez daha değerlendirilmesinin talep edilmesi istendi. Almanya adli makamlarınca verilen kararın kesinleşip kesinleşmediği, kesinleşmediyse karara karşı gidilebilecek itiraz yolları hususunda bilgi verilmesi talep edilen yazıda, “Şayet karar kesinleşmişse anılan ret kararının Türkçe tercümelerinin bakanlığımıza iletilmesi hususunda gereğini Dışişleri Bakanlığı’ndan arz ve talep ederim” denildi.

    Adalet Bakanlığı’nın yazısında, sanık Murat Sonkur’un iadesinin talep edilmesine esas teşkil eden suçun “Anayasal Düzeni Zorla Bozmaya Kalkışmak” suçu olduğu ve muhteviyatında bir terör suçu olduğuna işaret edildi. İade talebinin reddedilmesinin kabul edilmesinin mümkün olmadığı belirtilen yazıda, “Söz konusu kararın, uluslarası sözleşme hükümleri ve terörizme karşı uluslararası işbirliği anlayışı ile bağdaşmadığı da aşikardır” denildi.

    Yazıda, Sivas Katliamı’nın yaşandığı gün neler yaşandığı, hangi sloganların atıldığı, otelin nasıl yakıldığı, kaç kişinin öldüğü de ayrıntılarıyla yer aldı.

    ZAMANAŞAMI TEHLİKESİ 

    Sivas Katliamı davasının duruşması, yarın Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. Kırmızı bültenle aranan firari sanıklar Murat Sonkur, Eren Ceylan ve Murat Karataş yakalanmazsa davanın 2023’te zaman aşımından düşmesi bekleniyor. Müşteki avukatları, katliamın insanlığa karşı suç olduğunu belirterek, zaman aşımı uygulanmaması görüşünü savunuyor.

    SİVAS KATLİAMI BAŞVURUSU ANAYASA MAHKEMESİ’NDE BEKLETİLİYOR

    Sivas Katliamı avukatları, Cafer Erçakmak’ın arasında bulunduğu bazı sanıkların yargılandığı davanın zaman aşımı nedeniyle düşürülmesi üzerine 2014’te Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuştu. Ancak Yüksek Mahkeme, aradan 6 yıl geçmesine karşın davayı esastan görüşmedi. Oysa AYM, şu an 2016’da yapılan başvuruları görüşüp karar veriyor. AYM, birçok kararında 6 yıl gibi uzun zaman süren davalarda makul yargılanma hakkı ihlali veriyordu. Sivas Katliamı başvurusunun bekletildiği AYM’de Celal Mümtaz Akıncı da üye olarak görev yapıyor. Akıncı, avukat olarak mesleğini sürdürürken Madımak Katliamı’nda bazı sanıkların avukatlığını yapmıştı.

    Sivas Davası Müdahil Avukatı Ali Yılmaz, Almanya adli mercilerinin, Sivas Katliamı firari sanıklarının iadesine ilişkin talepler konusunda iyi bir sınav vermediğini belirterek, “Biz müdahil vekilleri, Sivas Katliamı’nı insanlığa karşı işlenmiş bir suç olarak görüyoruz. Nazi kıyımını yaşamış bir Almanya bu konuya nasıl bu kadar duyarsız kalabilir?” diye sordu.

    Yılmaz, “Biz müdahil vekilleri; Sivas Katliamı şehit aileleri, ABF ve PSAKD olarak Almanya’nın Ankara Büyükelçiliği aracılığıyla; yaptıkları vahim hatadan dönmeleri için Almanya Adli Makamlarını uyarmalıyız. En kısa süre içinde Büyükelçilikle görüşmeliyiz” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Sivas Katliamı davasında yargılanan 3 firari sanığın arananlar listesine eklenmesi için başvuru

    Sivas Katliamı davasında yargılanan 3 firari sanığın arananlar listesine eklenmesi için başvuru

    PİRHA – Sivas Katliamı davasında yargılanan 3 firari sanığın terör arananlar listesine alınması için İçişleri Bakanlığına başvuru yapıldı.

    2 Temmuz 1993’te Sivas’ta Madımak Oteli’nin yakılmasıyla aralarında aydın, yazar ve sanatçıların bulunduğu 33 kişi hayatını kaybetti. Zaman aşımına uğrayan Sivas Katliamı davasından dosyası ayrılan 3 firari sanıkla ilgili dava Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde sürüyor.

    Sivas Katliam davasının 3 firari sanığı Eren Ceylan, Murat Songur ve Murat Karataş’ın yargılanması sürerken,  sanıkların İçişleri Bakanlığının terör arananlar listesine alınması için  katliamda hayatını kaybeden Gülsüm Karababa’nın abisi Hüseyin Karababa’nın avukatı Coşkun Özgür Piroğlu, İçişleri Bakanlığına başvuruda bulundu.

    Başvuru dilekçesinde “Sanıkların suçları 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlar arasındadır. Sivas Katliamı, örgütlü olarak gerçekleşen bir terör katliamıdır. Bakanlığınızın terör arananlar listesinde bu 3 firari sanığın isminin olmadığını öğrendim” ifadelerine yer verdi. 3 sanığın aranan teröristler listesine eklenmesi talep edilen dilekçede sanıkların katliam davasında yargılandıklarının bakanlığın internet sitesine konulması ve  yakalanmaları için para ödülü belirlenmesi istendi. Dilekçede ayrıca sanıklarla ilgili ayrıntılı bilgilerin Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ne ulaştırılması da talep edildi.

    PİRHA/ANKARA

  • Sivas Katliamı davasında yine ret- VİDEO

    Sivas Katliamı davasında yine ret- VİDEO

    PİRHA – Ankara’da görülen Sivas Madımak Oteli Katliamı davasına müdahil olmak isteyen vakıf ve derneklerin talebine mahkeme heyeti red yönünde karar verirken duruşmayı 26 Aralık 2019’a erteledi.

    Haberin videosu

    2 Temmuz 1993’te yaşanan Sivas Madımak Oteli Katliamı’nın davası Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Bir önceki duruşmaya nazaran yoğun katılımın olduğu davaya yakınlarını yitiren aileler, Alevi örgütleri, CHP ve HDP’li milletvekilleri de katıldı.

    Kimlik tespitlerinin ardından avukatlar, Divriği Kültür Derneği, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Tunceli Dayanışma ve Kültür Vakfı’nın davaya müdahil olma taleplerini dile getirdi. Avukatlar, söz konusu dernek ve vakıfların 2 Temmuz 1993’teki etkinliklerde ‘tertip komitesi’ olarak görev aldıklarını belirtmesine rağmen mahkeme heyeti bu yönlü talepleri reddetti.

    Katliamda yaşamını yitiren Uğur Kaynar’ın ailesi de davaya müdahil olma talebiyle başvuruda bulundu. Mahkeme bu talebi kabul etti.

    Müşteki avukatları, firari sanıkların yakalanması ve sorumluluğu bulunanların yargılanması yönünde taleplerini yineledi.

    Mahkeme heyeti, firari 3 sanık Murat Sonkur, Eren Ceylan ve Murat Karataş hakkındaki yakalama kararının devamı yönünde karar vererek, bir sonraki duruşmayı 26 Aralık 2019 tarihine erteledi.

    26 YILDA BİR ADIM İLERLEMEYEN DAVA

    Katliamda yaşamını yitiren Gülsüm Karababa’nın ablası Nilgün Karababa, duruşmanın seyrine dair açıklama yaparak “Yine iki cümleyle son bulan bir duruşma oldu” dedi.

    “Kırmızı bültenle arananlara ilanen tebligatın yapılıp yapılmadığı soruldu. Tebligata cevap gelmiş fakat hiçbir isim adresinde bulunamamış. Duruşma zaten iki cümleyle son buldu. Ya onlar bizi deniyor ya da biz onları deniyoruz. Sanırım 2023’te davanın zaman aşımına uğramasını bekliyorlar. Sürekli ertelenip, aranan bir durum söz konusu. 26 Yıldır aynı şekilde yol alıyoruz.”

    Özgür Kaplan ise “Bir sonraki duruşmada da burada olacağız. Davanın takipçisi olmayı sürdüreceğiz.” Diyerek şunları söyledi:

    “Katliamda yitirdiğimiz canların bir duruşmasını daha takibe geldik. Bu duruşmada Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Divriği Kültür Derneği ve Tunceli Kültür Vakfı olarak davaya müdahil olmak istedik. Ayrıca Uğur Kaynar’ın ailesi de davaya müdahil olmak istedi. Vakıf ve derneklerin talepleri reddedildi. Kaynar ailesinin talebi ise kabul edildi ve duruşma ertelendi. Tüm canlarımızı 26 Aralık’ta görülecek bir sonraki duruşmaya çağırıyoruz.”

    PİRHA / ANKARA

  • ‘Sivas Katliamı’nın gerçek sorumluları yargılanmadı’-VİDEO

    ‘Sivas Katliamı’nın gerçek sorumluları yargılanmadı’-VİDEO

    PİRHA – Sivas Katliamı’nda hayatını kaybedenler için İzmir’de anma etkinliği düzenlendi. Anmaya katılan katliamda hayatını kaybeden Metin Altıok’un kızı Zeynep Altıok Akatlı, Sivas davasının emsal nitelikte olduğunu, gerçek faiilerinin yargılanmadığını belirterek, “Biz Sivas Katliamı davası bitti demeden o dava bitmez” dedi.

    İzmir’de Yol Erenleri, Sivas Katliamı’nın 26. yılında anma etkinliği düzenledi. Anmanın düzenlendiği salona “Cemevlerine yasal statü istiyoruz”, “Eşit yurttaşlık için demokratik anayasa!”, “Sevdanın güzelliğinde canın cana hasretinde inançlı yürekleriyle kavganın ateşlerinde yananlara selam olsun” yazılı dövizler asıldı.

    Sivas şehitleri için bir dakikalık saygı duruşu ile başlayan etkinlik daha sonra Menemen Dersimliler Derneği’nin hazırladığı Sivas Katliamı’nı anlatan kısa tiyatro gösterimi ile devam etti.

    Tiyatro gösteriminden sonra 1993 yılında Sivas Katliamı’ında hayatını kaybeden şair Metin Altıok’un kızı Zeynep Altıok konuşmasını yaptı. Sivas Katliamı’ında neler yaşandığını herkesin bildiğini ancak hatırlamak için diğer kuşaklara aktarılmasının önemine vurgu yapan Altıok, anmaların ve paylaşımın önemli olduğunu söyledi.

    Türkiye’de yaşananları anlatarak 1993 yılında yaşananların nasıl olduğunu anlatan Altıok, Türkiye’de kötü günlerin ve çok acıların yaşandığı, ağır bedellerin ödendiği bir dönemden geçildiğini kaydetti.

    Gezi’de hayatını kaybedenlerinin çoğunluğunun Alevi olmasının tesadüf olmadığını ifade eden Zeynep Altıok, 1993 yılında babasını kaybettiğini, bunun yaşamayı hiç istemediği bir acı olduğunu belirterek, “Hiç pişman değilim eğer bu yoldaysa verilecek can bugün de o canı verecek olan yine biziz” dedi.

    Altıok, Canan Kaftancıoğlu’nun 17 yılla yargılandığını 28 Haziran’da duruşmasının olduğunu, 24-25 Haziran’da Gezi duruşması, “Çocuklar ölmesin” diyen Ayşe öğretmenin de yeniden yargılanmasının 26 Haziran’da olduğunu hatırlattı.

    Türkiye’de karanlık bir dönem yaşandığını belirten Altıok, “17 yıllık blok siyasal İslam iktidarı, o siyasal İslam iktidarının nasıl oluştuğunu eğer anlamazsak, o rejimin nasıl dönüştürüldüğünü, anayasanın neye kurban edildiğini neden buna ihtiyaç duyulduğunu, nasıl bir dayatma ile değiştirildiğini, demokrasinin nasıl yok edildiğini hatırlamazsak belki daha çok süreceğimiz acılarımız olacak. Ama 2 Temmuz’dayız. Belki o izi oradan aldık”dedi.

    “SİVAS’TA BİRÇOK ŞEY HEDEF ALINDI”

    2 Temmuz’un sadece öldürülmüş canları anmak olmadığının altını çizen Zeynep Altıok, Sivas Madımak’da birçok şeyin hedef alındığını söyledi.

    Altıok, konuşmasını şöyle sürdürdü;

    “Geçmişte de daima aydınlanmanın izinde olan, daima insandan yana olan, bir düşünce ve felsefeyle inancını harmanlayan, bağnazlıkla bir inanç üzerinden güdümlenmiş, körüklenmiş nefretle hareket etmeyen Alevi insanlar o gün orada Sivas’ta yobazlar tarafından hedef alındılar. Hedef alınırken onlarla birlikte hedef alınan bir Cumhuriyet vardı. Alevilerin hedef alınmasının sebeplerinden biri Cumuhuriyetin yılmaz savunucuları olmalarıydı.”

    “SİVAS KATLİAMI DAVASININ HİÇBİR GERÇEK SANIĞI YARGILANMADI”

    Sivas Katliamı davasında bir arpa boyu yol gidilmediğini belirten Altıok, “Biz Sivas Katliamı davası bitti demeden o dava bitmez” dedi.

    Sivas Katliamı davasının emsal nitelikte olduğunun altını çizen Zeynep Altıok, “Süren en uzun siyasi cinayet katliamı davası olduğunu ana dava bittiği halde iki firari sanık üzerinden iki dava halinde devam etmektedir. O firari sanıklar üzerinden devam eden davalardan bir tanesi zaman aşımına uğratıldı. Ve diğeri de aynı akıbeti bekliyor. Zaman aşımına uğrayan dava üst mahkemede ve 5 yıllık bir süreç geçti. O üst mahkeme alıştığımız şekilde görevini yapmıyor ve o orada atıl bekliyor. Diğer davada hukuki olarak yasal süreci henüz dolmadığı için zaman aşımına uğrayamadığı için devam ediyor. Bir avuç eylemci yargıya taşındı. Sahici, perde arkasındaki örgütçüler, devlet içinden emir verenler, o askerin ve polisin müdahale etmemesi talimatını verenler sorgulanmadılar. Kamu yöneticilerinin hiçbiri sorgulanmadı, azmettirici belediye başkanı sorgulanmadı.”

    “SİVAS KATLİAMI POLİTİK BİR MESELEDİR”

    Daha sonra Yol Ereneleri adına kısa bir konuşma yapan Elif Kavil, Sivas Katliamı’nın bir tesadüf olmadığını planlı bir komplo olduğunu söyledi. Kavil, 1980 sonrası köylerden kentlere göçlerin artmasıyla kentlerde inançlarını var etmek isteyen Alevilere karşılarında olan gücün izin vermediğini belirtti.

    Siavas Katliamı’nın politik bir mesele olduğunu söyleyen Kavil, ‘Sivas’tan bu yana baktığımızda biz Alevilere düşen ne?’ diye bakılması gerektiğinin altını çizdi.

    Kavil, Alevilerin yüz yıllar boyunca ezilenlerden yana olduklarını bir kimlik mücadelesi verdiklerini kaydetti.

    Anma Özgecan Aslan Kadın Korusu’nun türkülerini seslendirmesiyle son buldu.

    PİRHA/İZMİR

     

     

  • Avukatlardan Sivas Katliamı Davasına çağrı – VİDEO

    Avukatlardan Sivas Katliamı Davasına çağrı – VİDEO

    PİRHA – 33 Alevi yurttaşın katledildiği Sivas Katliamı Davası’nın yargılamasına 10 Mayıs’ta devam edilecek. Davanın avukatları duruşmaya katılım çağrısı yaparak “Adalet ve İçişleri Bakanlığının görevlerini yapmadığı düşüncesindeyiz. 26 Yıl hiç de az değil” yorumunu yaptı.

    Aralarında birçok sanatçı ve aydının olduğu 33 yurttaşın Sivas Madımak Oteli’nde katledilmesinin üzerinden tam 26 yıl geçti. Sanıkların firari olması sebebiyle yargı ayağında ise hiçbir zaman adım atılamadı.

    Davanın Avukatlarından Şenal Sarıhan ile Avukat Cem Yılmaz, dosyayı Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı. Av. Sarıhan, ihmali olanların tespiti için dava açtıklarını belirterek şunları söyledi:

    “26 YILDIR AİLELER MAHKEME KAPILARINDA BEKLEDİKLERİ İÇİN…”

    “Sivas davasında ilk yargılama 1994 yılında başladı. 37 sanık müebbet hapis almıştı fakat, sanıklar daha önce tahliye oldukları için bir kısmı yurtdışına kaçmıştı. Bir kısmı da belki Türkiye’deydi ama ne yurtdışındakilerin ne de Türkiye’de olanların bulunmaları mümkün olmadı. Anımsarsanız Cafer Erçakmak ve arkadaşlarının davası sonuçlandı ve şimdi de ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenen 3 sanıkla ilgili yargılama sürüyor. 26 Yıla yakın bir süredir bu sanıkların yakalanmaları ve mahkeme önüne getirilmeleri konusunda gerekli işlemler yapılmadı. Mahkemenin kendine düşen görevleri yapmasını sağlama konusunda önemli ihmallerin olduğu düşüncesindeyiz. Buna tek örnek verecek olursam; Cafer Erçakmak’ı gösterebilirim. Kendisi yurtdışında aranırken Türkiye’de evinde öldü. Vahit Kaynar örneğinde de sanığı Polonya yakaladı fakat Türkiye iadesini sağlamadı. Ve bizler her duruşmada bunların yakalanmaları konusunda taleplerde bulunuyoruz. Tüm bu eksiklikler konusunda gerekli çabaların gösterilmediği ve bu sebeple yargılamanın uzadığını ve 26 yıldır aileler mahkeme kapılarında bekledikleri için Anayasa Mahkemesi’ne başvurumuzu yaptık.”

    “YENİ CİNAYETLERE İZİN VERMEMEK İÇİN…”

    Avukat Sarıhan, Alevi toplumuna dönük katliamlar içerisinde Sivas Davası’nın farklılık gösterdiğini ifade ederek şöyle devam etti:

    “Sivas, sanıkların mahkeme önüne getirilebildiği ve yargılamanın yapılabildiği davadır. Sivas davası diğer katliam davalarına göre şöyle bir yol açıklığı yapmıştır; Kahramanmaraş davasının bu denli kamuoyu tarafından takip edilir bir yanı yeterince olamamıştır. Sivas Katliamı Davasında Alevilerin örgütlü topluluğu bu davanın arkasında durmuştur. Böylece dava dikkat ve özenle izlenmiştir. Bu davanın önemli olduğunu düşünüyorum çünkü yargılama yeni cinayetlere engel olma noktasında da bir öğreticilik taşımalıdır. Aileler davalarına sahip çıktılar. Biz avukatlar da bu davanın yanında olduk fakat şöyle bir hedef de gözetmedik; ‘Bunlar ceza alsın, hesap sorulsun’ Evet hesap sorulsun ama niye sorulsun? Yeni cinayetlere izin vermemek için. Devlet de kendi yurttaşlarının katledilmelerine izin vermeyeceği bir ortamın yaratılması konusunda adil yargılama yapıp, yeni faillere ‘nasılsa kurtuluyoruz’ duygusunu yaşatmamalı. 26 Yıl hiç de az değil. Adalet ve İçişleri Bakanlığının görevlerini yapmadığı düşüncesindeyiz. Hatta birtakım gerici basın organlarının bu sanıkları masum göstermeye çalışan yayınlarla hala uğraştığı bir süreçteyiz.”

    DURUŞMAYA ÇAĞRI

    10 Mayıs saat 14’te, 1 Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek duruşmaya katılım çağrısı da yapan Sarıhan “Hepimizin yüreğini yakan Sivas Katliamı Davasının hala izleyicisi olduğunuzu, hala bu davadaki sanıkların adalet yoluyla cezalandırılmaları konusunda sorumluluğumuzu anımsayarak kamuoyunun duruşmaya gelmelerini rica ediyorum” dedi.

    Davanın takipçisi olan avukatlardan birisi de Kazım Genç. Sivas davasını diğer davalardan ayrılan noktalara değinen avukat Genç şunları söyledi:

    “Sivas’ta toplu bir katliam işlendi. Bu davanın sanıklarından yakalanamayıp ele geçirilmeyen sanıkların bulunmamış olmasından kaynaklı 26 yıl geçti ve davalar 30 yıl dolduğunda kapatılacak. Kimi sanıkların adreslerinin dahi bilinmesi hususunu hep dile getirdik. Fakat hükümet ‘bu olay kapansın’ diyerek örtbas ediyor. Sivas Katliamı çok vahim bir dava. 15000 kişilik bir grup harekete geçiyor ve bir oteli yakıyor. Olayın tümüyle üzerine gidilmiş olsaydı birçok kişi yakalanır ve elbette ki cezalandırılırdı. Bu katliamı kim nerede organize etti, onu devlet biliyor. ‘Aleviyim’ diyen her yurttaş ve avukatın davada bulunması lazım.”

    Eren GÜVEN – Cebrail ARSLAN / ANKARA