Etiket: sivas madımak katliamı davası

  • Sivas Madımak Katliamı Davası 12 yıldır tozlu raflarda tutuluyor: AYM neyi bekliyor?

    Sivas Madımak Katliamı Davası 12 yıldır tozlu raflarda tutuluyor: AYM neyi bekliyor?

    PİRHA- 2 Temmuz 1993; tarihte kara bir gün ve utanç sayfası olarak insanlık tarihine kaldı. Sivas Madımak Oteli’ne saldıran 15 bin kişiden sadece 124 saldırgan yargılandı. Katliamın arkasındaki güçler ve dönemin sorumluları da dahil kimseye dokunulmadı. Türkiye’de süren davalar zamanaşımına uğrarken, AYM’ye yapılan başvuru ise 12 yıldır tozlu raflarda bekletiliyor; Peki neden?

     

    Sivas Madımak Oteli’nde Asım Bezirci, Asaf Koçak, Ahmet Özyurt, Asuman Sivri, Behçet Aysan, Belkıs Çakır, Carina Cuanna, Edibe Sulari, Erdal Ayrancı, Gülender Akça, Gülsüm Karababa, Handan Metin, Hasret Gültekin, Huriye Özkan, Koray Kaya, Mehmet Atay, Menekşe Kaya, Metin Altıok, Muhibe Akarsu, Muhlis Akarsu, Muammer Çiçek, Murat Gündüz, Nesimi Çimen, Nurcan Şahin, Uğur Kaynar, Yeşim Özkan, Yasemin Sivri, Serpil Canik, Sehergül Ateş, Serkan Doğan, Özlem Şahin, Sait Metin, İnci Türk bundan 33 yıl önce 2 Temmuz’da katledildi.

    30 Haziran’da başlayan Pir Sultan Abdal anma etkinliğine katılmak üzere Sivas’a gelmiş aydınlar, sanatçılar ile etkinlikleri izlemek üzere orada bulunanlar, Madımak Oteli’nde yakılarak, vahşice katledildiler. Devlet katliamı önleyebilirdi, önlemedi.  Orada, apaçık bir insanlık suçu işlendi ama gerçek sorumluları yargılanmadı, katiller korundu. 2 Temmuz 1993; tarihte kara bir gün ve utanç sayfası olarak insanlık tarihine kaldı.

    Sivas Madımak Katliamı, önceki pek çok katliamda yaşananlarla neredeyse aynıydı. Hazırlıklar çok öncesinde başlatılmış, saldırganlar örgütlenmiş, etkinlik sırasında Kuran’a , Kabe’ye, Peygambere ve Müslümanların maneviyatına saldırıldığına dair asılsız söylentiler yayılmış, bu içerikte bildiriler dağıtılarak, yerel gazetelerde haberler yapılarak belli bir kesim kışkırtılmış, tarih 2 Temmuz’u gösterdiğinde ise saldırının dozu artırılmış, önce etkinliğin yapıldığı Kültür Merkezi’ne saldırılmış, ardından bu saldırı kalabalık bir güruhla konukların kaldığı Madımak oteline yönelmiş, otel kuşatılmış, parke taşları sökülerek taşlanmış, ardından ateşe verilmiş, tüm çıkış kapıları kapatılmış, içindekiler ölüme teslim edilmişti. Madımakta alevlere karşı yaşam mücadelesi verildiği o dakikalarda;  dönemin Cumhurbaşkanı “Halkla güvenlik güçlerini karşı karşıya getirmeyin” buyurmuş, hükümettekiler olayı izlemekle yetinmiş,  otel çevresinde bulunan askerler saldırganlara müdahale etmediği gibi yangını söndürme ve kurtarma faaliyeti yürütmemiş, hatta bölgeyi terk etmişti.

    YARGILANMADILAR

    2 Temmuz 1993 tarihinde iktidarda SHP-DYP hükümeti bulunuyordu. Tansu Çiller başbakan, Erdal İnönü başbakan yardımcısıydı. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Sivas Emniyet Müdürü Doğukan Öner, Sivas Valisi ise Ahmet Karabilgin’di.

    2012 yılına kadar devam eden ve Sivas Madımak Katliamı Davası olarak bilinen katliam davasında diğer katliam davalarında olduğu gibi etkin bir süreç yürütülmedi.

    15 BİN SALDIRGAN

    15 bin saldırganın olduğu katliamda sadece 124’ ü hakkında dava açıldı. Dava sanıklarından Ali Kurt ve Mevlüt Atalay pişmanlık yasasından yararlanmak için mahkemeye yaptıkları başvurularında olayda Hizbullah, İslami Hareket Teşkilatı ve Kaplancılar gibi örgüt bağlantılarını anlattılar, ancak mahkeme “olayda örgüt yok” dedi. Olay sonrası tutuklanan 124 saldırgandan birçoğuna hafif cezalar verilerek, ağır tahrik indirimleri uygulandı.  33’ü hakkında idam cezası verildi ancak bu ceza, sonrasında müebbet hapse çevrildi. İdam cezası alan sanıklardan 8’i 1997 yılında tahliye edildi ve bir daha yakalanmadılar. Mahkeme 2012 yılında, yakalanmayan 7 saldırgan hakkında zamanaşımı nedeniyle kamu davasının düşürülmesine karar verdi ve dosyayı kapattı.

    Ceza almasına rağmen yakalanmayan katiller arasında Refah Parti yöneticileri de vardı. Katillerin savunmanlığını yapan sekiz avukat ise sonrasında AKP’den milletvekili seçildi.

    UTANÇ!

    Başta katliamda yakınları kaybedenlerin aileleri olmak üzere Alevi toplumu, 33 insanın yakılarak katledildiği Madımak Oteli’nin Utanç Müzesi yapılmasına izin vermezken, katliam sırasında ölen iki saldırganın adının da yer aldığı isimler listesi “Bilim ve Kültür Merkezi”ne yazıldı.

    KATİLLERE AF!

    Katliamın asli faillerinden olduğu gerekçesi ile hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmiş bulunan dava sanığı Ahmet Turan Kılıç, tartışmalı ve uzman hekimlerin itirazını içeren bir Adli Tıp Kurumu raporuna dayanılarak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından affedildi ve 31 Ocak’ta tahliye edildi.

    1997 yılında tahliye edilen ve sonrasında hepsi firar eden sanıklardan Murat Karataş, Eren Ceylan ve Murat Sonkur hakkındaki dava 2023 yılında zamanaşımı nedeniyle düştü.

    Katledilenlerin aileleri 33 yıldır bu katliamın sorumlularının ceza alması için bir hukuk mücadelesi veriyor. Yıllarca süren ve cezasızlık politikasına karşı aileler, avukatları aracılığıyla 2014 yılında davayı AYM’ye taşıdı. 2024 yılında yapılan görüşmenin ardından ek bir rapor hazırlanması talep edildi ancak 12 yıldır henüz bir karara varılmadı.

    ANA DAVA SÜRECİ

    1993-2001 yılları arasında 8 yıl boyunca çeşitli mahkemelerde yargılamalar yapıldı. Bu yargılamalar sonucunda 2001 senesinde Yargıtay tarafından 33 sanığa idam, 4 sanığa 20 yıl ve 1 sanığa ise 15 yıl hapis cezası verildi. 13 Mart 2012 tarihinde firari olan 5 sanık hakkında dava, zamanaşımı nedeniyle kapatıldı. 2014 yılında 5 sanık için verilen zamanaşımı kararının kesinleşmesinin ardından ailelerin avukatı Şanal Sarıhan AYM’ye başvuruda bulundu. 14 Eylül 2023 tarihinde dava zamanaşımı nedeniyle düşürüldü.

    AYM’YE BAŞVURU VE BEKLEME SÜRECİ

    2014: Aileler AYM’ye bireysel başvuruda bulundu.
    29 Haziran 2021: Başvurunun 7.yılında AYM ilk olarak başvuruyu gündemine aldı.
    15 Şubat 2024: Başvurunun 10. yılında AYM Genel Kurulu başvuruyu görüştü.
    Şubat 2024: Ek rapor hazırlanmasına karar verildi.
    30 Haziran 2026: Başvurunun 12. yılında hala bir karar yok.

    AYM’NİN BENZER DAVALARDAKİ KARAR SÜRELERİ

    2012 Eylül – 2022 Ağustos tarihleri arasında 10 bin 397 davada AYM’nin ortalama karara süresi, 2 yıl 6 ay 27 gün. Delil sorunu/adil yargılanma ihlali kararlarındaki ortalama süre, 2 yıl 8 ay 19 gün. AYM’nin karara varmak için en uzun süre beklettiği dava için geçen süre ise 8 yıl 24 gün. Sivas Madımak Katliamı’nın üzerinden 33 yıl AYM’ye başvurunun üzerinden ise 12 yıl geçmesine karşın neden karar vermiyor? AYM neyi bekliyor?

    AİLELERİN BAŞVURU GEREKÇELERİ

    Aileler AYM’ye yapmış oldukları 2014 tarihli bireysel başvuruda şu ihlalleri iddia etmişlerdir:

    1.Yaşam Hakkının İhlali – 35 kişinin akıbetinin belirsizliğinin 30 yıldan fazla devam etmesi
    2.Adil Yargılanma Hakkının İhlali – Etkisiz ve oyalayıcı yargısal süreç
    3.Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlali – 30 yılı aşan yargılama süresi
    4.Toplantı ve Gösteri Hakkının İhlali
    5.İnsanlığa Karşı Suç Statüsü – Zamanaşımına uğramaması gerekliliği

    AİLELER VE AVUKATLARIN İDDİALARI

    Metin Altıok’ın kızı Zeynep Altıok, Behçet Aysan’ın kızı Eren Aysan ve Nesimi Çimen’in oğlu Mazlum Çimen adına avukatlar, dosyanın 33 yıldır derdest durumda olduğunu, otuz yılı aşan bu süre zarfında faillerin korunması, firari sanıkların yakalanmaması ve yargılamanın bilinçli bir şekilde sürüncemede bırakılması konularını gündeme getirdiler.

    SOMUT İHMAL ÖRNEKLERİ

    Davanın yeterince önemsenmediği ve ihmallerin çok fazla olduğu belirtilen başvuruda, 30 yıl içinde firari sanıkların ciddi şekilde aranmadığı, yurt dışında bulunanların iade talep işlemlerinde gecikmeler olduğu ve seçici bir arama stratejisi izlendiği (bazı sanıkların evlerinde dahi aranmadığı) belirtilmiştir.

    AYM’NİN YAKLAŞIMI VE “ART NİYET” İŞARETLERİ

    1.2014-2021 (7 yıl): Başvuru gündeme alınmadı.
    2.2021-2024 (3 yıl): İnceleme yapıldı ancak kararlaştırılmadı.
    3.2024 (Şubat): Ek rapor hazırlanmasına karar verildi – (bir erteleme şüphesi)

    Avukatlar, dosyanın 33 yıldır derdest (görülmeye devam eden) durumda olduğunu ve 2014’teki başvurunun AYM tarafından 12 yıldır karara bağlanmadığını, bu süreçte herhangi bir ara karar dahi verilmediğini belirterek bunun etkisiz bir hukuk yolu oluşturduğunu savundu.

    ULUSLARARASI YARGIYA GİDİŞ

    AYM’deki bu bekletilme nedeniyle Metin Altıok’ın kızı Zeynep Altıok, Behçet Aysan’ın kızı Eren Aysan, Nesimi Çimen’in oğlu Mazlum Çimen adına avukatlar Av. Dr. Günal Kurşun, Av. Zahide Beydağ Tıraş Öneri ve Av. Deniz Özbilgin dosyayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşıdı.

    Başvuru gerekçeleri arasında ulusal yargı mekanizmalarının adaleti tesis etmekte tamamen yetersiz kalması, yargısal sürecin bir oyalama aracına dönüşmesi ve evrensel hukuk ilkelerine aykırılık nedenleri yer almıştır.

    Diren KESER-Fırat ALTINTAŞ/İSTANBUL

     

  • Hasan Kılavuz: Madımak’ta katledilenleri Alevilerin hafızalarından silemeyecekler-VİDEO

    Hasan Kılavuz: Madımak’ta katledilenleri Alevilerin hafızalarından silemeyecekler-VİDEO

    PİRHA- Sivas Katliamı davasının zamanaşımına uğratılmasına ilişkin bir açıklama yapan Pir Hasan Kılavuz, bu kararın altına imza atanların bunun vebalinden kurtulamayacağını ve bu zulme sebep olanların bir gün mutlaka mahkum olacağını söyledi.

    33 aydın, sanatçı ve yazarın yakılarak katledildiği Sivas Katliamına ilişkin firari üç sanık hakkında süren davanın duruşmasında savcı, zamanaşımı uygulanarak davanın düşmesini talep etti. Mahkeme heyeti, davanın düşmesine hükmetti. Madımak Katliamının firari sanıkları Murat Sonkur, Eren Ceylan ve Murat Karataş’ın yargılandığı davanın son duruşması zamanaşımı gündemiyle Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmüş, esas hakkındaki mütalaasını açıklayan savcı, kaçaklık durumunun zamanaşımı süresini etkilemeyeceğini ileri sürmüş ve üç firari sanık hakkında zamanaşımı uygulanarak davanın düşmesini talep etmişti.

    Savcının mütalaasının ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, firari sanıklar Murat Sonkur, Eren Ceylan ve Murat Karataş yönünden zamanaşımı gerekçesiyle davanın düşürülmesine hükmetmişti.

    Pir Hasan Kılavuz da Sivas Katliamı davasının zamanaşımına uğratılmasına ilişkin bir açıklama yaptı.

    “BU KARARIN ALTINA İMZA ATANLAR BUNUN VEBALİNDEN KURTULAMAZLAR”

    Madımak katliamının Alevi katliamları içerisinde, Alevilerin hafızasından asla silinmesi mümkün olmayan bir katliam olduğunu belirten Pir Hasan Kılavuz, “Aydınlarımıza, yazarlarımıza, ozanlarımıza yapılan bu ağır zulüm ve bu zulümde hayatını kaybedenleri hep anıyoruz. Geçmişte Pir Sultan’ı da 550 yıl önce idam edildiği, haksızlığa uğradığı için, kendisi ve etrafındakileri nasıl ki biz şiirlere, deyişlere koymuşuz, saz ile söz ile her dem dile getiriyorsak, Sivas Madımak olayı da bizim için öyledir. Burada katledilenleri Alevilerin hafızalarından silemeyecekler, silinmez. Bunlar da şairlerimize, ozanlarımıza, yazarlarımıza aynı zamanda ilham kaynağı olacaklar ve bunu hep söyleyeceğiz, anlatacağız ve bu söylemlerimizden de asla geri durmayacağız” dedi.

    Madımak katliamının devlet ve o dönemki iktidar sahipleri eliyle yapıldığını, bu tür katliamlarda dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir zaman, zamanaşımının söz konusu olamayacağını ama ülkemizde ne hikmetse zamanaşımı diye olayın üstünün örtüldüğünü ifade eden Kılavuz, “Bu kararın çıkması utanç vericidir. Bu kararın altına imza atan hukukçular, savcılar, adaleti temsil ediyorum diyenler hiçbir zaman bunun vebalinden kurtulamazlar. Bunun için diyoruz ki, zamanaşımı diye bir şey söz konusu olamaz. Aleviler olarak bu ülkede yaşayan demokratlar, aydınlar, yazarlar, çizerler, hak ve hukuktan yana olanlar olarak, bu kararı şiddetle kınıyoruz, kabul etmiyoruz, reddediyoruz” dedi.

    “BU ZULMÜ YAPANLAR BİR GÜN MAHKUM OLACAKLAR”

    Kılavuz, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “İnanıyorum ki gün gelir, orada bu haksızlığa, bu zulme maruz kalanların evlatları, sevenleri, bu talepleri o adliye koridorlarında dillendirecek ve bu konu o salonlarda namuslu, onurlu hakimler tarafından tekrar işlenecek, o insanların isimleri tekrar tekrar okunarak, onlara yapılan zulme sebebiyet verenlerin hepsinin -vicdanen zaten hep mahkumdurlar- adliye saraylarında mahkum edildiğine dair kararlar okunacaktır. O günü sabırla bekliyoruz ve o günün gelmesi için bütün Alevi kurum ve kuruluşları, aydınları, yazarları olarak konunun takipçisi olacağız. Onun için diyorum ki Madımak’ı unutmayacağız, unutturmayacağız ve bu haksız kararı verenleri de şiddetle kınıyoruz”

    PİRHA/MERSİN

  • “Sivas Katliamı’nda verilen karar, birlikte yaşamaya vurulmuş bir neşterdir” – VİDEO

    “Sivas Katliamı’nda verilen karar, birlikte yaşamaya vurulmuş bir neşterdir” – VİDEO

    PİRHA –  Sivas Katliamı davasının zaman aşımına uğratılarak düşürülmesine tepki gösteren Damal Dernekler Federasyonu Başkanı Güner Kökat, Türkiye halklarına seslenerek, “Bugün Madımak’ı yakan zihniyetle aklayan zihniyet aynı zihniyet. Bugün bir inanç üzerinden katliam yapılıyor ve bu failler aklanıyorsa bu ortak yaşama vurulmuş bir neşterdir. Eğer bugün bu katliama sessiz kalırsan yarın kılıf biçilerek bir katliam gelip seni bulur.” dedi.

    Madımak Oteli’nde 2 Temmuz 1993’te 33 aydının yakılarak öldürülmesine ilişkin davada mahkeme heyeti davanın düşmesine karar verdi. Savcı, 30 yıllık olağanüstü zaman aşımı süresinin 2 Temmuz’da dolduğunu söyleyerek üç firari sanık hakkında zaman aşımı uygulanarak davanın düşmesini talep etmişti.

    Alevi kurumları, siyasi partiler, milletvekilleri ve hak savunucuları başta olmak üzere toplumun büyük bir kesiminden karara ilişkin tepkiler yükseliyor. Damal Dernekler Federasyonu Başkanı Güner Kökat, konuya ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “BU ÜLKE BİR İNSANLIK SUÇU DAVASININ ZAMAN AŞIMINA UĞRAYABİLECEĞİNİ GÖRDÜ”

    Kökat, davanın zaman aşımına uğratılarak düşürülmesine tepki göstererek “Bu dava sadece Alevilere bir tedirginlik vermemiştir. Alevileri üzmemiştir. Bu ülke bir suçlunun suçunun affedileceğini bir gece yarısında gördü. Bir insanlık suçu davasının zaman aşımına uğrayabileceğini gördü” dedi. Kökat, mahkeme kararının Türkiye’de birliğe beraberliğe, birlikte yaşama vurulmuş bir hançer olduğunu vurgulayarak “Eğer bugün bir inanç üzerinden katliam yapılıyor ve bu insanlar aklanıyorsa bu ortak yaşama vurulmuş bir neşterdir”dedi.

    Kökat, şöyle devam etti:

    “Biz umut ediyoruz ki bu kararın bir hata olduğunun farkına varılır. Ama maalesef Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihine baktığımızda katliamlar böyle olmuş ama bunlar da düzeltilmemiştir. Düzeltilmediği gibi de insanların kaygılarını iyice arttırmışlardır. Çünkü bu ülkede devletin gözü önünde yapılan Roboski Katliamı, Dersim Katliamı, Sivas Katliamı, Koçgiri Katliamı var. İnsanlar bunun üzerine demokratik yollardan haklarını aramaya giriyordu. Demokratik yollardan haklarını aramaya girdiklerinde de insanları terörize ederek yaşam alanlarını dar ettiler.”

    “MADIMAK’I YAKAN ZİHNİYETLE AKLAYAN ZİHNİYET AYNI ZİHNİYET”

    Kökat, Türkiye halklarına seslenerek, “Bugün Madımak’ı yakan zihniyetle aklayan zihniyet aynı zihniyet. Onun için biz bugün Tüm Türkiye halklarına sesleniyoruz. Bu insanlık suçuna sen ses çıkarmayacaksan ne zaman ses çıkaracaksın. Eğer bugün bu katliama sessiz kalırsan yarın kılıf biçilerek bir katliam gelip seni bulur. Ve orada da bunlar aklanır, bir gece kararnameyle bunlar içeriden çıkarılır ve insanlığın vicdanına kara bir leke olarak işlenir” diye konuştu.

    “BİZ KARA LEKELERLE YAŞAMAK İSTEMİYORUZ”

    Kökat, ortak mücadeleye vurgu yaparak şu ifadeleri kullandı:
    “Biz kara lekelerle yaşamak istemiyoruz. Geçmişin utancını bugüne taşıyarak da yaşamak istemiyoruz. Biz bu toprakların yurttaşıyız. Biz burada demokrasi, mücadele ve temel hak ve özgürlüklerle hep birlikte yaşamımızı sürdürmek istiyoruz. Bunları sürdürmek için de ortak mücadeleye ihtiyacımız var. Bu da dost kurumlarla ve Türkiye halklarıyla beraber yapabileceğimiz bir şeydir.”

    Devrim FINDIK / İSTANBUL