Etiket: sivas valiliği

  • Gülsüm Karababa’nın adı Madımak Kültür Merkezi’ndeki anıttan kaldırılacak

    Gülsüm Karababa’nın adı Madımak Kültür Merkezi’ndeki anıttan kaldırılacak

    PİRHA- Hüseyin Karababa, Sivas Valiliği’ne karşı Madımak Kültür Merkezi’ndeki anıttan katliamda yaşamını yitiren kardeşi Gülsüm Karababa’nın adının kaldırılması istemiyle açtığı davayı kazandı. Karababa, “Benim kardeşimi katledenlerin gidip orada onu anmasını, onun anısına çiçek koymasını istemiyorum” dedi. 

    2 Temmuz 1993’te Sivas’ta düzenlenen etkinlikler sırasında Madımak Oteli’nde bulunan çoğunluğu Alevi olan, 33 yazar, sanatçı, aydın ve iki otel çalışanı, dinci faşist kalabalık tarafından yakılarak katledildi.

    Katliamdan sonraki yıllarda otel girişine kebap lokantası açılması yaşamını yitirenlerin yakınlarının tepkisine neden olmuştu. Tepkilerin ardından lokanta 2009 yılında taşındı. Madımak Oteli kamulaştırıldı, yenilendi ve 2011 yılında Bilim ve Kültür Merkezi olarak kullanıma açıldı.

    Merkezdeki anı köşesine, katliamda yaşamını yitiren 33 aydın, iki otel görevlisinin yanı sıra iki katilin de adı yazıldı. Listede iki katilin adının yer alması, katliam mağduru ailelerin tepkisini çekti. Alevi kurumları ve mağdur ailelerin mücadelesi sonucu, Sivas Valiliği Madımak Oteli’nde isimleri yazılı iki katilin adını anıttan kaldırdı.

    11 YIL SÜREN YARGILAMA HÜSEYİN KARABABA’NIN LEHİNE SONUÇLANDI

    Hüseyin Karababa, Sivas Valiliği’ne karşı Madımak Kültür Merkezi’nde bulunan anıttan katliamda yaşamını yitiren kardeşi Gülsüm Karababa’nın adının kaldırılması istemiyle açtığı davayı kazandı.

    Karababa, kardeşinin adının anıttan kaldırılması için 2011 yılında Sivas Valiliği’ne dava açmıştı. 11 yıl süren yargılama Karababa’nın lehine sonuçlandı.

    Danıştay 8. Dairesi’nin verdiği karar doğrultusunda Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren Gülsüm Karababa’nın adı Madımak Kültür Merkezi’ndeki anıttan kaldırılacak.

    “BENİM KARDEŞİM BASİT BİR OLAYDA ÖLMEDİ, KATLİAMDA HAYATINI KAYBETTİ”

    Hüseyin Karababa, PİRHA’ya yaptığı açıklamada, konuya ilişkin şunları dile getirdi:

    “Ben kardeşimin adının o kültür merkezi denen yerde yazmasını istemiyorum. Benim kardeşim bir futbol maçında izdihamda hayatını kaybetmedi ya da bu tür bir olayda ölmedi. Benim kardeşim katledildi. Sivas Katliamı Alevi soykırımının bir parçasıdır. Benim kardeşim de bu katliamda hayatını kaybetti. Öyle basit bir şekilde oraya kültür merkezi deyip içine de bir anıt dikemezler.

    “KARDEŞİMİ KATLEDENLERİN GELİP, ONUN ANISINA ÇİÇEK BIRAKMASINI İSTEMİYORUM”

    Ayrıca oraya herkes gidip çiçek koyuyor, anmalarını yapıyor. Yarın bir gün Temel Karamollaoğlu da Kemal Kılıçdaroğlu ile kol kola girip oraya çiçek koyabilir. Benim kardeşimi katledenlerin gidip orada onu anmasını, onun anısına çiçek koymasını istemiyorum.

    Yakın bir zamanda orada o katliamı gerçekleştirirken ölen iki katilin de adı yazılıydı. Apar topar kaldırdılar onu. Sebebi de benim davayı kazanacak olmamdı. Kazanacağımı anladıkları için o katillerin ismini oradan kaldırdılar. Şimdi diyecekler ki, ‘Onların adını kaldırdık senin kardeşinin adı dursun.’ Ama hayır, asla buna izin vermeyeceğim. Kardeşimin adı oradan kaldırılacak.”

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

  • Madımak Oteli’nde iki katilin adı anıttan çıkarıldı-VİDEO

    Madımak Oteli’nde iki katilin adı anıttan çıkarıldı-VİDEO

    PİRHA- PSAKD öncülüğünde verilen mücadele sonucunda Sivas Valiliği, Madımak Oteli’nde isimleri yazılı iki katilin adını anıttan kaldırdı. PSAKD Sivas Şubesi Başkanı Yıldırım, “Bu iki isim oradan kaldırıldı diye geri durmayacağız. Oranın Kültür Merkezi değil Utanç Müzesi olması gerekir” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) tarafından, 2 Temmuz 1993 günü Sivas’taki Madımak Oteli’nde düzenlenen Pir Sultan Abdal etkinlikleri sırasında çoğunluğu Alevi 33 yazar, ozan, aydın ile iki otel çalışanı, dinci-gerici gruplar tarafından yakılarak katledildi.

    Katliamdan sonraki yıllarda otelin girişinde bir kebap lokantası açıldı. Bu, mağdur yakınlarının tepkisine neden oldu. Lokanta, tepkilerin ardından 2009 yılında taşındı. Otel ise kamulaştırıldı, yenilendi ve 2011 yılında Bilim ve Kültür Merkezi olarak kullanıma açıldı.

    Merkezdeki anı köşesine, katliamda yaşamını yitiren 33 aydın, iki otel görevlisinin yanı sıra iki katilin de adı yazıldı. Listede iki katilin adının yer alması, katliam mağduru ailelerin tepkisini çekti.

    PSAKD öncülüğünde Alevi kurumları ve mağdur ailelerin mücadelesi sonuç verdi. Sivas Valiliği Madımak Oteli’nde isimleri yazılı iki katilin adını anıttan kaldırdı.

    PSAKD Sivas Şubesi Başkanı Hidayet Yıldırım konuya ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “MÜCADELEMİZ SONUCU VALİLİK İKİ KATİLİN ADINI KALDIRDI”

    Yıldırım, yıllardır verilen mücadelelerin sonuç verdiğini belirterek, Madımak Oteli’nin Utanç Müzesi olması ve yönetiminin PSAKD ve mağdur ailelere verilmesi için mücadele etmeye devam edeceklerini söyleyerek şunları dile getirdi:

    “Biz bu haberi daha önceden de duymuştuk. Bugün valiliğe teyit ettirdik. Sivas’ta bulunan Madımak Oteli’nde, katliamı gerçekleştirenlerden iki kişinin adı katliamda yitirdiğimiz canlarımızın isimlerinin yazıldığı yerde yazılıydı. Bu yıl Madımak Katliamı’nın 29 yılı. Madımak Oteli bildiğiniz gibi bir kültür merkezi olarak dizayn edildi. Biz yıllardır Madımak Oteli’nin Utanç Müzesi olması için mücadele verdik, veriyoruz. Orada yitirdiğimiz 33 canımızın isimlerinin yazılı olduğu yere, katliamı gerçekleştirirken ölen iki katilin de isimleri yazıldı. Bunun kaldırılması için de yıllardır mücadele veriyoruz. Ayrıca Madımak Oteli’nin Utanç Müzesi yapıldıktan sonra Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve orada yaşamını yitirenlerin ailelerine yönetiminin devredilmesini istiyoruz. Bunun için de yıllardır mücadele veriyoruz. Demokratik kitle örgütleri, siyasi partiler ve tüm Alevi örgütleri bu mücadeleyi hala devam ettiriyor.

    “OTELİN UTANÇ MÜZESİ OLMASI İÇİN MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    İki ismin oradan kaldırılmasının bir kazanım olduğunu da ifade eden Hidayet Yıldırım, “Bugün önemli bir haber aldık. Otelin içerisinde katliamda yaşamını yitiren 33 canımızın yanı sıra orada çalışan iki otel çalışanı ve iki de dışarıda ‘yakın yıkın’ diye bağıran katillerin isimleri yazılmıştı. İki katilin adının oradan silinmesi için birçok eylem yaptık. Her yerde bunları dile getirdik. Bu iki katilin ismi Ahmet Alan ve Hakan Türkyılmaz. Şimdi orada 37 değil de 35 isim yazılı. Verdiğimiz mücadele ile bu iki katili oradan dışarı atmış olduk. Aleviler için bu bir kazanımdır. Emeği geçen tüm partilere, derneklere, kurumlara teşekkür ediyoruz. Madımak Oteli Utanç Müzesi olmalıdır. Bunun için mücadele etmeye devam edeceğiz ve Madımak Oteli’nin yönetiminin Pir Sultan Abdal örgütüne ve orada yaşamını yitirenlerin ailelerine devredilmesi için mücadelemiz devam edecek. Bu iki isim oradan kaldırıldı diye geri durmayacağız. Oranın Kültür Merkezi değil Utanç Müzesi olması gerekir. Bu yıl Sivas Katliamı’nın 29. yılı ve herkesi 2 Temmuz’da Sivas’a bekliyoruz.”

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

  • ‘Sivas’ta koronavirüsten ilk ölüm yaşandı; köyler kaderine terk edilmiş’

    ‘Sivas’ta koronavirüsten ilk ölüm yaşandı; köyler kaderine terk edilmiş’

    PİRHA – CHP Sivas Milletvekili Ulaş Karasu, Sivas’ta salgından kaynaklı ilk ölümün gerçekleştiğini duyurdu. Karasu, “Köylerimizde tanı konularak hastaneye kaldırılan yurttaşlarımız olmasına rağmen, herhangi bir virüs tarama çalışması yapılmamıştır” dedi. 

    Cumhuriyet Halk Partisi Sivas Milletvekili Ulaş Karasu, Sivas’ta koronavirüsten kaynaklı ilk ölümün gerçekleştiğini duyurdu.

    “5 KÖYÜMÜZ KADERİNE TERK EDİLMİŞTİR”

    Karasu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şunları kaydetti:

    “Sivas’ta koronavirüs nedeniyle ilk vefat maalesef bugün gerçekleşti. 29 Mart günü ilimizde karantinaya alınan 5 köyden biri olan Koyulhisar’a bağlı Dilekli Köyü’nde, tanı konulan bir hemşehrimiz hayatını kaybetmiştir. Merhuma Allah’tan rahmet; ailesine ve yakınlarına başsağlığı diliyorum. Vefat eden hemşehrimizin, Dilekli Köyü’ne kısa bir süre önce İstanbul’dan geldiği bilinmektedir. Bununla birlikte karantinaya alınan 5 köyümüzün kaderine terk edildiği de ortaya çıkmıştır.

    “KÖYLERDE VİRÜS TARAMASI YAPILMAMIŞTIR”

    Karantinaya alınan; Şenbağlar, Boyalı, Dilekli, Boyalıca, Gökçetaş köylerimizde tanı konularak hastaneye kaldırılan yurttaşlarımız olmasına rağmen, köylerde herhangi bir virüs tarama çalışması yapılmamıştır.

    Ayrıca; karantina öncesi hastalarımızın temasta bulunduğu yakın çevresine herhangi bir kontrol yapılmamıştır. Şu ana kadar yapılan tek işlem köylere giriş-çıkışın durdurulması olurken, virüse karşı köylerde herhangi bir genel dezenfekte-ilaçlama işlemi de uygulanmamıştır.
    “BAKANLIĞI VE VALİLİĞİ ACİL GÖREVE DAVET EDİYORUM”

    Karantina uygulaması devam eden köylerdeki tüm vatandaşlarımızın salgından etkilenmemesi için Sağlık Bakanlığı’nı ve Sivas Valiliği’ni acil göreve davet ediyorum. Köylerde yaşayan tüm sakinlere hemen test yapılmazsa ve hastane gözetimi uygulanmazsa, tablo giderek ağırlaşacak.”

    “KARANTİNA HASTANESİNDE TEST YOK”

    Karasu, “Sivas’ta karantina altında 5 köy bulunmasına ve vaka sayısının hızla artmasına karşın, karantina hastanesi olarak belirlenen Numune Hastanesi’nde tarama testi yok, Cumhuriyet Üniversitesi’nde PCR testleriyle tanı konuluyor ve tüm şüpheli vakalar oraya yönlendiriliyor” ifadesini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • PSAKD’den Aşık Daimi’nin eserini klipte kullanan Sivas Valiliği’ne tepki-VİDEO

    PSAKD’den Aşık Daimi’nin eserini klipte kullanan Sivas Valiliği’ne tepki-VİDEO

    PİRHA – Sivas Valiliği’nin Aşık Daimi’nin eserini “korona klibi”nde kullanmasına tepki gösteren PSAKD Genel Başkan Yardımcısı Özgür Kaplan, “Emekçi halkları evlerine kapatıp açlığa mahkum eden zihniyet halkın ürettiklerini çalmaya devam ediyor” dedi. 

    Sivas Valiliği’nin Aşık Daimi’nin ‘Ne Ağlarsın Benim Zülfü Siyahım’ eserini korona klibi’nde kullanması tepki topladı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Özgür Kaplan, “AKP hükümetinin, siyasal islamcıların Alevi ozanlarının sözlerini anlamadıkları anlayamayacakları bellidir. Aşık Daimi’nin ‘Ne Ağlarsın Benim Zülfü Siyahım’ eseri bilindiği üzere politik düşüncelerinden dolayı güvenlik güçleriyle yaşadığı çatışmada yaşamını yetiren oğlunun üzerine yazdığı bir eserdir” ifadelerini kullandı.

    “HALKLAR ÜRETMEYE, ONLAR DA ÇALMAYA DEVAM EDİYOR”

    Kaplan, şöyle devam etti:

    “Sivas Valiliği, ozanlarımızın piri, Pir Sultan Abdal’ın eserlerini de anlayamamış, anlamamıştır. Görüyoruz ki zaman açısından onlar için hiçbir şey değişmemiştir. Halka ait olan her şeyi izinsiz kullanmak AKP hükümetinin vazgeçilmez tarzı haline gelmiştir.

    Alevilerin türkülerini Anadolu’da ezilen halkların tümü yüreğinden söylemektedir. Halklar üretmeye devam ediyor, siyasal islamcılar da halkın ürettiklerini çalmaya ve tüketmeye devam ediyorlar.

    Dünyada koronavirüs salgın hastalığının yaşandığı bugünlerde emekçi halkları evlerine kapatıp açlığa mahkum eden zihniyet bizim değerlerimizi de sömürmeye devam ediyor.

    Tıpkı Madımak’ta katledilen ozanlarımızın üretimlerini ve değerlerini anlayamadıkları gibi Aşık Daimi’yi de anlayamadıkları aşikardır.

    Cebrail ARSLAN/ ANKARA

    .