Etiket: sivil itaatsizlik

  • ‘Topyekün saldırıya karşı etkin bir mücadele hattı kurulmalı, sivil itaatsizlik olmalı- VİDEO

    ‘Topyekün saldırıya karşı etkin bir mücadele hattı kurulmalı, sivil itaatsizlik olmalı- VİDEO

    PİRHA- AKP hükümetinin kurduğu Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı ‘Aleviliğin inkar projesi’ olarak tanımlayan Gazeteci Diren Keser, “Bu başkanlık, Diyanetin yapamadığını başarmak için kuruldu. Aleviliği tek din tek mezhep zihniyetine entegre etmeye çalışıyorlar. Alevi örgütleri bu politikalara karşı sloganvari hareketlerle yazılı açıklamalar yapmak yerine bütünlüklü bir mücadele hattı örmeli” dedi.

    Türkiye’de Alevi inancının hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Alevi toplumunun temel talepleri var. Bunlar; zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması ve nefret suçlarının önüne geçilmesi için hukuki tedbirlerin alınması, Alevilere karşı yapılmış kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzleşilmesi, gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması.

    Bu talepler hükümet tarafından yerine getirilmiyor, Alevilerin açtığı davalarda lehte verilmiş mahkeme kararları dahi tanınmıyor. AKP, Alevilere rağmen Alevi inancını tanımlıyor, Alevi örgütlerini muhatap almıyor.

    9 Kasım 2022 tarih ve 32008 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 112 numaralı Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kuruldu. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ve yönetimi, Alevi inancından uzak bir bakış açısına sahip. Bu başkanlık da hükümet gibi Alevi örgütlerini yok sayan bir yerde duruyor.

    Alevi Diyaneti olarak adlandırılan başkanlığı Alevi örgütleri de kesin bir dille reddediyor. Ayrıca AKP hükümeti Alevi Bektaşi Ansiklopedisi hazırlamak için de Sünni akademisyenler ve ilahiyatçılardan oluşan kadro kurdu.

    Alevi toplumunu en çok rahatsız eden sorunlardan biri de eğitim-öğretim sisteminin dinselleştirilmesi, okullarda tarikatların, cemaatlerin, dinci vakıfların etkili olması!

    Alevilerin temel sorunlarının çözümü konusunda ve eğitim sistemindeki bu gericileşmeye, asimilasyona karşı, Aleviler/Alevi örgütleri ne yapmalı? Nasıl bir yol izlenmeli?

    Bu sorularımızı Gazeteci Diren Keser yanıtladı.

    “CEMEVİ BAŞKANLIĞI DİYANET’İN YAPAMADIĞINI BAŞARMAK İÇİN KURULDU”

    PİRHA- AKP hükümeti, 9 Kasım 2022’de Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurdu. Bu başkanlık temsilcileri pek çok ilde birçok cemevine gidip görüşmeler yaptı/yapıyor. Görüşmelerde hala cemevinin ihtiyaçları soruluyor ve başkanlığı tanımaları isteniyor. Alevilerin temel talepleri ve asıl sorunları konuşulmuyor, bir çözüm üretilmiyor. Bu konudaki görüşünüz nedir?

    DİREN KESER: Diyanet eliyle yürütülen bütün politikalar Alevi hakikati tarafından boşa çıkartılınca, bunun yerine Diyanet’in dışında bir kurum oluşturarak, Kültür Bakanlığı’na bağlanarak biraz daha Alevilik kültürdür diyerek bir bulanıklık yaratılmak istendi ve bu başkanlık kuruldu. Diyanetin başaramadığını Kültür Bakanlığı’na bağlı bir kurum vasıtasıyla başarmak istiyorlar. Alevilik üzerine çalışma yapılırken Alevi kurumları, Alevi toplumu tanınmıyor. Bunun yerine tek din tek mezhep mottosuyla Aleviliği buranın içine entegre etmeye çalışıyorlar. Diyanetin yapamadığını başarmak için kurulmuş bir yapı bu başkanlık. Biz her ne kadar Kültür Bakanlığı’na bağlı desek de bütün bu zihniyetin altyapısının Diyanetle bağlantılı olduğunu göz ardı etmemek gerekiyor.

    Yüzlerce cemevi, yüzlerce Alevi köyü dolaşılıyor, ihtiyaçlar soruluyor. Alevi hakikatinin tanınması, Aleviliğin bu ülke nezdinde kabulünden öte bir torba çimentoya, iki sandalyeye indirgeniyor. Alevi hakikatının masaya, sandalyeye, çimentoya ihtiyacı yok. Hem Alevi hakikatıyla ters düşen bir yerde duruyor hem de Alevi toplumunu kendisine bağlama, Alevilerin gerçek sorunlarını, beklentilerini görmekten uzak bir yere taşıma sürecini yürütüyor. Aslında bu da bir politika. Alevilerin gerçek taleplerini konuşmaktan uzaklaştırmak isteniyor.

    “ASİMİLASYON PROJESİNE BAZI ALEVİLER DAHİL OLUYOR”

    -MHP destekli AKP hükümeti, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurarken Alevi örgütlülüğünü muhatap almadı. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı da bu ciddiyetsizliği, dışlamayı devam ettiriyor. Başkanlığın başındaki Alirıza Özdemir ülkücü-MHP geleneğinden geliyor. Hiçbir şekilde Alevi örgütleriyle iletişim kurmadı. Zaten kurumlar da bu başkanlığı asimilasyon merkezi olduğunu beyan ederek tanımadıklarını ilan etmişti başından beri. Dolayısıyla Alevilerin temel sorunları bu şekilde çözülebilir mi? Siz bu durumu nasıl değerlendirirsiniz?

    Alevi inkarını başka bir noktaya taşıyan bir projeyle karşı karşıyayız. Şunun altını çizmek isterim: Bu Aleviler tarafından yapılıyor. Kendine Alevi diyen birileriyle yok etmek, iğdiş etmek ve İslam içileştirmek istiyorlar. Alevi kurumları tarafından her ne kadar bu kurumu kabul etmediklerini söyleseler de aslında toplum olarak, yöre dernekleri, bağımsız cemevleri ve bazı federasyonlar eliyle bu sürece dahil olundu. Maaşlı dedelerle kendilerine bağlamaya çalışıyorlar. Bundan öte sadece isimler üzerinden bir süreç yürütmüyorlar. Hacı Bektaş Veli’yi anma etkinliklerinde olduğu gibi mekana saldırı var. O mekanla birlikte düşünceye saldırı var. Kafa karışıklığı ve bulanıklık yaratmak istiyorlar. Belirli yönleriyle başarıyorlar çünkü aynı anda kurulan eylem ve etkinliklerin içi devlet eliyle boşaltılmak isteniyor. Bu tehlikeyi dergahlar elimizden alındığında görmüştük. Yaklaşık 500 yıldır dergahlar bizim elimizde değil. Şimdi bu dergahlar ne kadar Alevi dergahları? Şimdi Sünnileşmişler. Bugün aynı tehlike ile karşı karşıyayız.

    Alevilerin elbette ki su, elektrik, imar, yol gibi sorunları var. Ama hepsinden öte inkar ve asimilasyon sorunları var. Alevilere yönelik yapılan katliamlarda devlet ve iktidar hala özür dilemiş değil. Devlet hala bu inkara devam ediyor. Bu durumda karşımızda duran şeye karşı bizim daha dikkatli bir dil kullanmamız gerekiyor. İlkelerden taviz verilmemesi gerekiyor. Bu olduğu takdirde toplum içerisinde kafa karışıklığına neden olur. Çünkü başkanlığa bağlanacak bir köyün cemevine hizmet gittiğinde diğer köydeki Alevi yurttaş neden bize gelmiyor diye düşünecek. Bu zihniyetin binlerce yıllardır devam ettiğini görmek ve buna karşı yek vücut mücadele etmek gerekiyor.

    “ALEVİ KURUMLARI TOPLUMA UMUT OLMALI”

    -Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın bu politikalarına karşı özellikle Alevi örgütleri nasıl bir yol izlemeli?

    Bugün kelime olarak bir tanıma süreci olsa da zihniyet olarak inkar devam ediyor. O yüzden her şeyden evvel bu başkanlıktan uzak durmak daha değerli. Cemevi Başkanlığı’na bağlı bir Alevi gerçekliği Aleviliğin kendisiyle bağdaşan bir yerde değil zaten. Alevi toplumu bir yere bağlanmak istemiyor ki. Alevi toplumu kendi inancını kendi mecrası içerisinde yaşamak istiyor.

    Alevi örgütleri başkanlığın tehlikeli politikalarına karşı sloganvari hareketlerle yazılı açıklamalar yaparak, altına onlarca federasyonun adını yazarak mücadele edemez. Alevi kurumları karşı olabilir bu kuruma ama şubeleri veya beraber hareket ettikleri yöre derneklerinin bazıları başkanlıkla işbirliği yapabiliyor. Buna karşı daha derli toplu bir süreç yürütülmeli. Bu süreç yürütülürken de Alevi direnişinin hem tarihsel arka planı görülerek hem de geleceğe dair bu topluma umut olacak şekilde hareket edilmeli. Alevi kurumları bir bütün olarak Alevi toplumuna umut olmayı başarabilmelidirler.

    “ASİMİLASYONUN BÜYÜK BİR AYAĞI MİLLİ EĞİTİM TARAFINDAN YAPILIYOR”

    -Okullarda “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) projesi kapsamında imamlar, müftüler ders vermeye başladı. Çocuklar camilere götürülüyor. Ayrıca okullarda mescitler açılıyor. Dini faaliyetler anaokullarına kadar indi. Dinci vakıflarla ve cemaatlerle yasa dışı şekilde protokoller imzalanıyor ve öğrenciler kontrolsüz bir şekilde dini faaliyetlere götürülüyor. Laik eğitim öğretim tamamen yok edilmiş durumda. Alevi çocukların ve ailelerinin pek çok zorluğu yaşadığını biliyoruz. Ancak Alevi kurumları bu konuda bir tepkiyi örgütleyemedi. Eğitim sistemindeki bu gericileşmeye karşı neler yapılabilir, önerileriniz nelerdir?

    Osmanlı’nın son yıllarından itibaren Alevi toplumunu, özellikle Alevi çocuklarını asimile etmek üzerine kurulu bir sistem oluşturuldu ve günümüzde halen devam ediyor. Milli Eğitim Bakanlığı şu anda Diyanetin bir yan kolu olmuş durumda. Tek başına karar veren bir mekanizma olmaktan çıkmış durumda. Diyanet bugün nasıl davranıyorsa Milli Eğitim Bakanlığı’nın müfredatında, yaklaşımlarında, işleyişinde görüyoruz. Milli Eğitim Müdürlüğü bugün Alevi çocukları üzerindeki asimilasyonu daha da derinleştirmek üzerinde duruyor. Asıl susturulan, Sünnileştirilmek istenen bir Alevi çocuk ve Alevi genç gerçekliği var. Bütün eforumuz, emeğimiz, mücadelemiz daha çok bu noktada yoğunlaştırılmalı çünkü geleceğimiz karartılıyor. Nasıl ki başkanlık kurarak Alevi toplumsallığı bulanıklaştırılmak isteniyorsa benzer bir asimilasyonun Milli Eğitim içerisinde gerçekleştirildiğini görmeliyiz.

    “ALEVİ ÖRGÜTLERİ MÜCADELEDE ODAĞINA EĞİTİMİ ALMALI”

    -Alevi nefretinin, Alevi asimilasyonunun yükseldiği bir dönem yaşıyoruz. Kurumların geleceğe dair projeler üretmesi, kalıcı hukuk komisyonları kurulması, kararların çabuk alınması, hızlı refleks gösterilmesi, cemevlerinin ibadetin yanında birer okula çevrilmesi, asimilasyonun önüne geçilmesi gibi pek çok konuda toplum Alevi örgütlülüğünden çok şey bekliyor. Kurumlara neler önerirsiniz? Önermekle kalmayıp birlikte neler yapılabilir?

    En büyük mücadele hattımız eğitim sistemi üzerinde kurulmalı ama ne yazık ki belli dönemlerde yükselen ve sönümlenen bir mücadele pratiğimiz var. Alevi kurumları bu meseleyi ikinci plana atmış durumda. Çok da üzerinde durulmuyor. Her ne kadar laiklik üzerinden bir tartışma yürütülüyorsa da, müfredatın içeriğine karşı belli basın açıklamaları yapılır olsa da bunların karşılığının olmadığını düşünüyorum. Önümüzde duran şey açıklamalarla bertaraf edilecek bir şey değil. ÇEDES ve benzeri projeler yapılıyor. Milli Eğitim’in yanı sıra dernekler aracılığıyla, kendi etrafında oluşturduğu şüreka ile asimilasyonu devam ettirmeye çalışıyorlar. Topyekün bir saldırı söz konusuyken sadece açıklamalar ve cılız yürüyüşler yaparak buna karşı çıkabileceğimizi sanmak çok gerçek dışı. Bunun yerine özellikle veliyi bilgilendiren, velilerle iletişimi kuran bir hareket başlatmalı ve sivil itaatsizliğe dönüştürmek zorundayız. Bu yapılmazsa büyük tehlikeler bizi bekleyecek. Yarın Aleviliği konuşamayabiliriz çünkü burada yetişecek çocuklar birkaç nesil sonra Aleviliği unutacak. Zaten Alevilik unutturulmak ve asimile ettirilmek isteniyor. Buna karşı büyük bir taaruz var. Tüm bunlara karşı etkin bir mücadele hattının kurulması Alevi kurumlarının boynunun borcu.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

    İLGİLİ HABERLER:

    1-‘İktidar manevralar yapıyor; bir duruşumuz olmalı, belirleyici olmamız gerekiyor-VİDEO
    2-‘Alevi örgütleri mücadeleyi toplumsallaştırmalı, Alevi ailelerle ortaklaşılmalı’- VİDEO
    3- ‘Alevi kurumları ortaklaşa bir enstitü kurabilirler; bir hukuk birimi kurulabilir’ – VİDEO
    4-‘Mutlaka hukuk komisyonu kurulmalı, sorunlara çözüm üreten bir örgütlülük olmalı’-VİDEO
    5-‘Alevilerin sorunu siyasetle, hukuk mücadelesiyle çözülür; ciddi çalışmalara başlanmalı’
    6- ‘Cemevlerini ibadetin yanında sosyal, kültürel merkeze dönüştürmeliyiz, insana dokunmalıyız-VİDEO
    7-‘Sünni ulema zihniyetinin inancımızı bize anlatması mücadele etmemiz gereken bir durum’- VİDEO
    8- ‘Alevi kurumlarının bünyelerinde siyasi birimler oluşturulmalı, ortak akılla hareket edilmeli’
    9-‘Aleviler sokakta, hukuksal alanda mücadele etmeli ve sivil itaatsizlik örgütlenmelidir’
    10-‘Alevi enstitüleri kurularak inançtaki resmi ideolojinin yarattığı deformasyonlar ayıklanmalıdır’- VİDEO
    11-‘Alevi örgütlenmesinin yeni bir inşaya ihtiyacı var; dernekler yasasından çıkılmalı’-VİDEO
    12-‘Asimilasyonla mücadele ilk olarak devletle değil cemevlerinde başlamalı’-VİDEO
    13-‘Bilimsel çalışmalar yapılmalı; Sadece anma günleri ile Alevilik yeniden inşa edilemez’-VİDEO
    14-‘Alevi örgütleri mücadeleyi toplumsallaştırmalı, Alevi ailelerle ortaklaşılmalı’
    15-‘Alevi kurumlarının örgütlülüğe önem vermesi gerekiyor, örgütlü olmak güçtür’ -VİDEO
    16- ‘Aleviliği yaşamayı ve yaşatmayı merkezimize almalıyız, tehlikeli olan iç asimilasyon’
    17-‘Asimilasyona karşı aktif direniş ve sivil itaatsizliği örgütlemek gerekiyor; o zaman hak alınır’
    18-‘Asimilasyona karşı çıkmak onun alternatifini oluşturmakla mümkündür, program ve hedef olmalı’-VİDEO

    19-‘Bazı Alevi kurumlarının merkezi kurum olma arzusu, en yapılmayacak şeylerden biri’
    20- ‘Bazı cemevlerinde Sünni-Şii erkan uygulanıyor, buna ses çıkarılması lazım’- VİDEO 
    ‘Alevi örgütleri iyi bir eğitimden geçmeli, neler yapılacağı konusunda bir karar çıkartmalı’-VİDEO
    21- ‘Cemevi Başkanlığı’na karşı ortak mücadele hattı örülürse asimilasyon bertaraf edilebilir’-VİDEO

    22-‘Alevi dünyasında emek veren herkes asimilasyona karşı adım atmalı; bu güce sahibiz’

     

  • ‘Aleviler sokakta, hukuksal alanda mücadele etmeli ve sivil itaatsizlik örgütlenmelidir’

    ‘Aleviler sokakta, hukuksal alanda mücadele etmeli ve sivil itaatsizlik örgütlenmelidir’

    PİRHA- Alevilerin temel sorunlarının çözümü konusunda ve eğitim sistemindeki gericileşmeye, asimilasyona karşı, Aleviler/Alevi örgütleri ne yapmalı? Nasıl bir yol izlenmeli? Bugünkü dosyamızın konuşmacısı Sosyal Bilim İnsanı Haydar Gencer. “Aleviler alınları ak, yalınayak eşit vatandaşlık mücadelesini örgütlemelidirler” diyen Gencer ekledi: AKP-MHP ceberrut iktidarının insanların yaşam alanına, etnik ve dini inançlarına müdehalesini boşa çıkarmak üzere, hayatın her alanında, sokakta, hukuksal alanda mücadele etmelidirler ve sivil itaatsizlik örgütlenmelidir.

    Türkiye’de Alevi inancının hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Alevi toplumunun temel talepleri var. Bunlar; zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması ve nefret suçlarının önüne geçilmesi için hukuki tedbirlerin alınması, Alevilere karşı yapılmış kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzleşilmesi, gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması.

    Bu talepler hükümet tarafından yerine getirilmiyor, Alevilerin açtığı davalarda lehte verilmiş mahkeme kararları dahi tanınmıyor. AKP, Alevilere rağmen Alevi inancını tanımlıyor, Alevi örgütlerini muhatap almıyor.

    9 Kasım 2022 tarih ve 32008 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 112 numaralı Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kuruldu. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ve yönetimi, Alevi inancından uzak bir bakış açısına sahip. Bu başkanlık da hükümet gibi Alevi örgütlerini yok sayan bir yerde duruyor.

    Alevi Diyaneti olarak adlandırılan başkanlığı Alevi örgütleri de kesin bir dille reddediyor. Ayrıca AKP hükümeti Alevi Bektaşi Ansiklopedisi hazırlamak için de Sünni akademisyenler ve ilahiyatçılardan oluşan kadro kurdu.

    Alevi toplumunu en çok rahatsız eden sorunlardan biri de eğitim-öğretim sisteminin dinselleştirilmesi, okullarda tarikatların, cemaatlerin, dinci vakıfların etkili olması!

    Alevilerin temel sorunlarının çözümü konusunda ve eğitim sistemindeki bu gericileşmeye, asimilasyona karşı, Aleviler/Alevi örgütleri ne yapmalı? Nasıl bir yol izlenmeli?

    Sosyal Bilim İnsanı Haydar Gencer, sorularımızı yanıtladı.

    “ALEVİ İNANCI VE FELSEFESİ SİNSİ OSMANLI ENTRİKASIYLA YOK SAYILMAKTADIR”

    PİRHA- -AKP hükümeti, 9 Kasım 2022’de Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurdu. Bu başkanlık temsilcileri pek çok ilde birçok cemevine gidip görüşmeler yaptı/yapıyor. Görüşmelerde hala cemevinin ihtiyaçları soruluyor ve başkanlığı tanımaları isteniyor. Alevilerin temel talepleri ve asıl sorunları konuşulmuyor, bir çözüm üretilmiyor. Bu konudaki görüşünüz nedir?

    HAYDAR GENCER: AKP’nin ‘Kültür ve Turizim Bakanlığı’ bünyesinde ‘Alevi Bektaşi ve Cemevi Başkanlığı’nı kurması geçmişten günümüze kadar Türkiye’deki hakim gücün-inancın, devlet eliyle Apartheid (ayrılık) sistemin sürdürülmesine çok açık ve somut bir emsaldir. Alevi inancı ve felsefesi bu girişimle kültürel/folklorik bir değere indirgenerek, sinsi Osmanlı entrikası ile yok sayılmaktadır.

    Anadolu’da Nizam-i Mülk’den günümüze kadar Aleviler katledilme, Sünnileştirilme, Şiileştirilme, yok edilme politikaları ile karşı karşıya kalmışlardır ve bu süreç hale devam etmektedir. Bu bağlamda ‘Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ 21. yüzyılda sinsi yeni bir osmanlı tuzağıdır. Ne yazık ki sözde Aleviler ve onların sözde inanç önderlerinin de bu sinsi tuzağa alet olduklarını gözlemliyoruz. Bu girişimle AKP-Devleti bir taşla iki kuş vurmayı hedeflemektedir. İlk olarak oluşturduğu Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile Aleviliği yok saymakta ve oluşturduğu kültür dairesi ile ince bir asimilasyon ve misyoner politika mühendisliği yapmaktadır. Bu şekilde Alevilerin gerçek talepleri olana ‘Eşit vatandaşlık talebi’ni etkisizleştirmek istemekte, bu süreçte de yandaş Aleviler ile de kendi Alevisini yaratarak, Allah’ın ipiyle Alevileri Sünni-İslama bağlamak istemektedir.

    Alevilerin esas taleplerini ‘sağır sultan’ dahi duymuş olmasına rağmen, Sünni- İslam- Türklük temeli üzerine inşa edilen TC. Devleti ve bunun günümüzdeki en katı savunucusu olan ceberrur AKP-hükümeti halen Alevileri zındık, inançsız, folklorik-kültürel bir değer olarak gördüğünden, ayrımcı, ötekileştirici, dinci, apartheid sistemini ayakta tutmak, Türk-İslam sentezi temelinde toplumsal bütünlüğü sağlamak ve korumak, despotik-faşizan  yönetimini meşrulaştırmak  için var gücü ile çalışmaktadır. Bu nedenle bu Türkçü- İslamcı zihniyet Alevilerin demokratik eşit yurttaşlık talebini karşılamaz. Zira Alevilerin demokratik, eşit yurttaşlık talebi AKP-MHP zihniyetinin fıtratına aykırıdır!

    “ALEVİ ÖZ KURUMLARI VE KURULUŞLARI ŞEYTANLAŞTIRILIYOR, İTİBARSIZLAŞTIRILMAYA ÇALIŞILIYOR”

    -MHP destekli AKP hükümeti, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurarken Alevi örgütlülüğünü muhatap almadı. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı da bu ciddiyetsizliği, dışlamayı devam ettiriyor. Başkanlığın başındaki Alirıza Özdemir ülkücü-MHP geleneğinden geliyor. Hiçbir şekilde Alevi örgütleriyle iletişim kurmadı. Zaten kurumlar da bu başkanlığı asimilasyon merkezi olduğunu beyan ederek tanımadıklarını ilan etmişti başından beri. Dolayısıyla Alevilerin temel sorunları bu şekilde çözülebilir mi? Siz bu durumu nasıl değerlendirirsiniz?

    AKP-MHP Türk-İslam Cephesi hiç bir zaman Alevilerin öz kurumlarını, ocaklarını, inanç önderlerini muhatap almadı. Sözde, Alevi Çözüm Kurultayı’nda da bunu yaşadık. Şimdi de yaşıyoruz. Alevi öz örgütleri hem Türkiye’de, hem de Avrupa’da birer sivil toplum kuruluşları, muhalif guruplardır. Hiç bir güce sırtını dayamamışlardır.Kendi öz güçleriyle ayakta duran kurumlardır. En önemlisi bu kurumların demokratik bir yapısı vardır. Alevi öz kurumları, Alevi-Kızılbaş Ocakları inançları gereği, AKP-MHP tekçi zihniyetine, misyonerlik çalışmalarına, anti demokratik yönetimine, baskıya, zulme, ırkçılık, milliyetçilik, narsist ulusalcılığa karşı mazlumdan yana tavır takınarak eskiden olduğu gibi, günümüzde de karşı durmaktadır. Bu nedenle Alevi öz kurum ve kuruluşları egemen olan AKP-MHP tekçi zihniyet tarafından dezenformasyon ve algı operasyonu, kriminalleştirme pratikleri ile dışlanmakta, şeytanlaştırılmakta, yok sayılmakta, itibarsızlaştırılmaya çalışılmaktadır. Bunu sadece kendileri yapmamakta, Alevi yandaşları ile Alevilerin içine yapay tartışmalar sokarak, Alevileri kutuplaştırarak, husumet yaratarak, birbirlerine düşürmeye çalışmaktadırlar. Buna en somut örnek: ‘İnançsız Aleviler’, Alisiz Aleviler’, ‘Müslüman Aleviler’ vs. tartışmalardır.

    Bu nedenle, yaşanan sorunun en büyük kaynağı olan AKP-MHP zihniyetinin  Alevilerin sorunlarını çözmesi mümkün degildir. Alevilerin Türkiye’deki sorunlarının çözümü toplumun demokratikleşmesi ile mümkündür. AKP-MHP zihniyetinin fıtratında ‘Demokrasi, ‘Toplumun Demokratikleşmesi’ mevcut değildir. İslam Faşizmi ile demokrasi birbiriyle uyuşmaz, İslamo-Faşizim’den demokrasi çıkmaz. Bunu özellikle son 23 yıldır yaşayarak gördük. Alevilerin önünde iki büyük tuzak mevcuttur. 1. MHP Faşizan anlayışı, Alevilerin hakiki Türk oğlu Türk olduğu propagandası ile Alevilerden kendilerine şovenist, Pantürkçü ve faşist kitle tabanını oluşturmaya çalışıyor, Anadolu’daki Kürt, Arap Alevilerini de  yok sayıyorlar. 2. Misyoner Caferileri, Şiileri, Sünni İmamları alana sürerek ‘Aleviler Müslümandır’ dezenformasyonu ile Alevileri Şiileştirmeye, Sünnileştirmeye, asimile etmeye çalışıyor. Bu nedenlerle AKP-MHP Alevilerin sorunlarının çözüm adresi olamaz. Bu konuda CHP de Alevilerin ‘Eşit Vatandaşlık’ talebini ciddiye almalıdır ve AKP-MHP çizgisine kaymamak için dikkatli olmalıdır. CHP, sivil-öz Alevi kurumları ile aynı göz hizasında dialog halinde olmalıdır.

    “ALEVİ DERSİNİN OKULLARDA VERİLMESİ SAĞLANMALI”

    -Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, aralarında bir iki kendi belirledikleri Alevi olsa da ağırlıklı olarak İslamcı akademisyenlere ve ilahiyatçılara Alevi Bektaşi Ansiklopedisi hazırlatıyor. Buna Alevi örgütleri yazılı bir açıklamayla tepki verdi. Sizce Aleviler/Alevi örgütleri ne yapmalı? Nasıl bir yol izlenmeli bu çalışmaya karşı?

    AKP’nin ‘Kültür ve Turizim Bakanlığı’ bünyesindeki ‘Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ bundan sonra her alana el atacaktır. Kendi yazarlarına sözde bilimsel araştırmalar yaptıracak, konferanslar düzenliyecekler, kitaplar yayınlayacaklar. Bunu beklemekteyiz. Kendilerinin görmek istediği Aleviliği topluma sunacak, Alevilere Müslüman-Sünni- Şeriatcı, Irkçı- Şoven, gömleği giydirmek için çalışacaklardır. Bunu da tarihsel-bilimsel etikten yoksun İslamcı din tacirleri, sözde akademisyenlerle yapacaklardır.

    Alevi Bektaşi ve Cemevi Başkanlığı’na Alevilerin vereceği yanıt, kendi inançlarını kendilerinin tanımlamaları ve özgüvenle kalıcı, yazılı bilimsel çalışmaları çoğaltmalı ve bu bilgileri Alevilerle buluşturmalıdır. Aleviler kendi öz örgütlenmeleri, ocaklar, dergah, cemevleri, vakıflar, federasyonlar, konfederasyon bünyesinde koordineli bir eğitim programı gerçekleştirmelidirler. Türkiye’de Avrupa’da ve dünyanın değişik yerlerindeki Alevi mekanları Alevi inanç ve felsefesinin öğretildiği okullar, akademiler olmalıdır. Yüksek okullarda kürsüler açılmalıdır, Alevilik dersinin okullarda verilmesi sağlanmalıdır. Bu konuda Avrupa’daki kazanımlar Türkiye’deki Alevi kurumları tarafından incelenmelidir. Önemli bir konuda Alevi kurum ve kuruluşları, ocakları, dergahları sol ve demokrasi güçleriyle sıkı ilişki içinde olmalıdırlar. Çünkü Alevilerin tek başlarına Türkiye’de demokrasiyi kurması ve Alevi inancını özgürleştirmesi olanaklı ve gerçekçi değildir.

    “ALEVİLER ÇEDES’E UYMAMALI, SİVİL İTAATSİZLİK ÖRGÜTLENMELİ, DERSLER BOYKOT EDİLMELİ”

    -Aleviler yıllardır çocuklarının zorunlu din dersine girmemesi için mücadele ediyor. Mahkemelere taşındı. Aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gidildi ve davalar kazanıldı. Hükümet kararları uygulamadı. Öte yandan, zorunlu din dersi mücadelesini boşa düşürecek bir sorun var. Bazı cemevlerinde yıllardır Kuran kursu veriliyor. Bunlardan biri Kartal Cemevi. Ne yazık ki hem mahkeme kararlarının uygulanması için hem de Kuran kursu veren cemevi/derneklere yeterli baskı, tepki, örgütlenme yapılamadı. Cemevlerinde Kuran kursu verilmesinin önüne nasıl geçilebilir?

    “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) projesi AKP hükümetinin ”kindar-dindar” nesil yetiştirme projesinin hayata geçirilmesinden başka bir şey değildir. İçerik olarak Türk-İslam sentezidir. Ayrıca “TC. Devleti laiktir” ifadesinin, savının insanları aldatmaktan başka bir şey olmadığı ve toplumun Sünni- İslamlaştırılmasının hangi boyuta ulaştığını gösteren somut bir gelişmedir.

    ÇEDES uygulaması laiklikle bağdaşmaz. Bu anti-laik, anti-seküler bir uygulamadır. Buna ne yazık ki toplumun büyük bir kısmı sesini çıkarmamaktadır ve bu dinci uygulamayı kabüllenmiş görünüyorlar.

    ÇEDES masum çocuklar için bir zulümdür. Din üzerinden ayrımcılığın, tekçiliğin, nefretin  gelecek nesillere aşılanmasıdır. Pedagojik içerikten yoksun, çocukların ruh sağlığı ile oynanmak isteyen ÇEDES projesi, kindar, dindar, saldırgan ve kişiliksiz, edilgen, gerici, kaderci, kişiliği bozuk, itaatçi vb. bir nesil  yetiştirme projesidir. Bu proje dinin, dilinin, aklın, ilmin, evinin, kininin, kalbinin, davacısı bir gençlik, “kindar ve dindar nesiller” yetiştirmek’ isteyen AKP projesidir. Bu proje ile mollalar İslam dinini, devletle daha da fazla bütünleştirerek yukarıdan aşağıya itaatçi, otoriteye biat eden, anti-demokratik dinci bir toplum inşasını, kendi inancına, kendi yaşam tarzına uygun bir toplum  yaratmayı hedeflenmektedir. Bunun için AKP-MHP cephesi okulları ideolojik propaganda merkezlerine dönüştürme gayreti içindedirler.

    ÇEDES projesi din istismarıdır, çocukların geleceğini karartan bir projedir. Milliyetçi, İslamcı, cinsiyetçi, eril kodlar üzerinden kurulu ÇEDES uygulaması bu nedenle tüm çocuklar, özellikle de kız çocukları açıcından vahimdir. ÇEDES ile İslam inancından olmayan, inançsız çocuklar akranlarının stigmasyonuna, zorbalıklarına maruz kalacaklardır. Bu proje ile çocukların yaşam alanına müdahale edilerek, gelecekleri karartılmak istenmektedir.

    Aleviler bu programa uymamalı, sivil itaatsizlik göstererek dersleri, okulları boykot etmelidirler. Bu konuda ‘Amerika’da, Güney Afrika’da zencilerin Irkçılığa karşı verdiği mücadeleler ve sivil itaatsizlik mücadeleleri incelenmeli ve Anadolu’da da yeni bir itaatsizlik kültürü geliştirilmelidir. Anadolu’da “Cumhuriyetin çimentosu, garantisi Alevilerdir”, ”Aleviler laiktir, demokratiktir” diye anılırken, bu insanlara karşı yürütülen katliamlar, asimilasyon ve misyoner baskılar sonucu, nedense AKP-MHP zihniyetine hiç bir şey olmuyor, TC’nin temeli sarsılmıyor, insanlar tepkilerini göstermiyor. Başörtüsü yasağı nedeniyle ise yer yerinden oynuyor.

    Türkiye’de yüz yıllardır sürdürülen ve  II. Murat döneminde 1826’da kurulan Şeyhu-İslam, Cumhuriyet döneminde bu kuruluşun devamı olarak kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı, imam hatip okulları, İlahiyat Fakülteleri, Kuran kursları, Türkiye Diyanet Vakfı, Maarif Vakfı, Bilimi Yayma Dernekleri, cami kurma dernekleri vs. bir çok kurum ve kuruluşlar bir ruhban sınıfı oluşturmak için var güçleriyle çalışmaktadırlar. Bu kurumlar tarafından Türkiye halkları tarikatlar, şeriatçılar, mollalar tarafından kıskaca alınmışlardır.

    “EŞİT VATANDAŞLIK MÜCADELESİ ALEVİ TOPLUMU VE DİĞER TOPLUMLARCA İÇSELLEŞTİRİLMEDİ”

    -Alevi nefretinin, Alevi asimilasyonunun yükseldiği bir dönem yaşıyoruz. Kurumların geleceğe dair projeler üretmesi, kalıcı hukuk komisyonları kurulması, kararların çabuk alınması, hızlı refleks gösterilmesi, cemevlerinin ibadetin yanında birer okula çevrilmesi, asimilasyonun önüne geçilmesi gibi pek çok konuda toplum Alevi örgütlülüğünden çok şey bekliyor. Kurumlara neler önerirsiniz? Önermekle kalmayıp birlikte neler yapılabilir?

    Alevilerin Türkiye’deki ‘Eşit vatandaşlık’ talebi hukuksal alanda karşılık görmesine rağmen, yasa uyguluyacıları tarafından hukukun yok sayılması ve halkın bu uygulamalara tepkisiz kalması toplumun halen demokratikleşmediğini gösteriyor.

    Alevilerin öz örgütleri tarafından yürütülen eşit vatandaşlık mücadelesi ne yazık ki halen Alevi toplumu ve diğer toplumlar tarafından özümsenmemiş ve içselleştirilmemiştir. Kerbela’da Yezit tarafından katledilenler için ağıtlar yakan, her sene orucunu tutan Alevi toplumunun ciddi bir kısmı günümüz sorunları ile yüzleşmemektedir. İmam Hüseyin’in zalime karşı durduğu, Yezit’e biat etmediği için katledildiğine inanan ciddi bir Alevi topluluğu, günümüzde Alevilerin zorunlu- Sünni-Hanefi-İslam inancı ile Alevi köylerine zorunlu cami yaparak buralara Sünni-Hanefi-Müslüman İmam atayıp, misyonerlik yaparak, başka bir inanca biata zorlanmasına, Alevi kutsal mekanlarının gasp edilmesine ya da müze olarak işgal edilmesine ses çıkmamaktadır. Bu yetmez gibi cemevlerinde gönüllü Kuran kursları açılmakta, buralarda namaz kılınmaktadır.

    Ekonominin, kültürün, ahlakın, hukukun, eğitimin, aile planlamasının din ve milliyetçilik normlarıyla değerlendirildiği sürecin engellenmesi; tabanda itaatsizliği örgütlemekten, asimilasyonu ve milliyetçiliği kabul etmemekten, bunları içselleştirmemekten geçmektedir. Asimilasyonun en vahim trajedisi egemen gücün bakış açıcısını kabüllenmek ve sosyo-kültürel-inançsal yaşamı buna göre düzenlemektir. Aleviler ‘Alınları ak, yalınayak’ eşit vatandaşlık mücadelesini örgütlemelidirler. AKP-MHP ceberrut iktidarının insanların yaşam alanına, etnik ve dini inançlarına müdahalesini boşa çıkarmak üzere, hayatın her alanında, sokakta, hukuksal alanda, mücadele etmelidirler ve sivil itaatsizliği örgütlenmelidir.

    PİRHA/İSTANBUL

     

    İLGİLİ HABERLER:

    1- ‘İktidar manevralar yapıyor; bir duruşumuz olmalı, belirleyici olmamız gerekiyor-VİDEO
    2-‘Alevi örgütleri mücadeleyi toplumsallaştırmalı, Alevi ailelerle ortaklaşılmalı’- VİDEO
    3- ‘Alevi kurumları ortaklaşa bir enstitü kurabilirler; bir hukuk birimi kurulabilir’ – VİDEO
    4-‘Mutlaka hukuk komisyonu kurulmalı, sorunlara çözüm üreten bir örgütlülük olmalı’-VİDEO
    5-‘Alevilerin sorunu siyasetle, hukuk mücadelesiyle çözülür; ciddi çalışmalara başlanmalı’
    6- ‘Cemevlerini ibadetin yanında sosyal, kültürel merkeze dönüştürmeliyiz, insana dokunmalıyız-VİDEO
    7-‘Sünni ulema zihniyetinin inancımızı bize anlatması mücadele etmemiz gereken bir durum’- VİDEO

    8- ‘Alevi kurumlarının bünyelerinde siyasi birimler oluşturulmalı, ortak akılla hareket edilmeli’

  • ABF İnanç Kurulu Başkanı Kılavuz: Sivil itaatsizlik yapmalıyız-VİDEO

    ABF İnanç Kurulu Başkanı Kılavuz: Sivil itaatsizlik yapmalıyız-VİDEO

    PİRHA- ABF İnanç Kurulu ve Mersin Cemevi Başkanı Hasan Kılavuz, cemevlerine gelen astronomik elektrik faturalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, cemevlerinin sivil itaatsizlik yaparak faturaları ödememesi çağrısında bulundu.

    Cemevlerine ibadethane statüsü verilmemesinin bir sonucu olan faturalar, zamların ardından katlandı. İstanbul Küçükçekmece’de bulunan Garip Dede Cemevi’ne gelen 30 bin 60 TL, Kayseri Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Derneği ve Cemevi’ne 110 bin TL,  Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’na da 11 bin 615 liralık elektrik faturası geldi.

    Bir bir ardına gelen astronomik elektrik faturaları yoğun tepkilere neden oldu. Aynı zamanda cemevlerinin statüsünün de tekrardan gündeme gelmesine yol açan faturalara dair Alevi kurumları ortak hareket etme çağrısında bulundu.

    Konuya dair CANTV’de Diren Keser’in sunduğu ‘Gönül Köprüsü’ programında konuşan Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) İnanç Kurulu ve Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, önemli açıklamalarda bulundu.

    Kılavuz, “Bu faturaları ödemeyiz. Nasıl alırlarsa onlar bilir. Bütün hukuki mücadeleyi sonuna kadar da devam ettireceğiz. Alevi kurumları, cemevleri ve taziye evlerindeki yöneticilerde faturaların ödenmemesi konusunda hassasiyet göstermeli ve birlik içinde hareket etmeliyiz” diyerek, sivil itaatsizlik çağrısında bulundu.

    Şimdiye kadar sürdürülen hukuksal ve diplomatik görüşmelerde ortaya çıkarılan çabayı görmek istenmiyor, çağrılarımız ve hukuksal kazanımlarımız dikkate alınmadığına dikkat çeken Kılavuz, “Geldiğimiz noktada ise artık fiili bir durum yaşanacak. Çünkü bu faturaların ödenmesi mümkün değil” dedi.

    “BİZLER İNANÇ VE İBADET YERLERİMİZ OLAN CEMEVLERİNİ ASLA TERK ETMEYİZ”

    Kılavuz, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Elektrik faturalarının bu denli kabarık gelmesi cemevlerinin yasal statüsü konusunu da daha güçlü bir şekilde sahiplenilmesini getirebilir. Alevi kurumları ve yurttaşları cemevlerine gelen yüksek elektrik faturalarına karşın ortak hareket ederek sivil itaatsizlik yaparak faturaları ödemeyecektir. Artık bıçak kemiğe dayandı. Aleviler bu faturaları kabul etmiyor. Hakkaniyet ne ise onu yerine getirsinler. Bizler inanç ve ibadet yerlerimiz olan cemevlerini asla terk etmeyiz.

    Cemevlerini kabul edilmesi ve yasal statü altına alınması çağrısında bulunan Kılavuz, “Alevi kurumlarının elektrik faturalarına karşı yürüteceği mücadeleü ekonomik krizin altında ezilen yurttaşlara da yansıyacaktır ve biraz da olsun yaralarına merhem olacaktır. Bunun için birlik ve beraberlik içinde olmalıyız.”

    “FATURALARI ÖDEMEME KONUSUNDA DİRENGENLİK GÖSTERMELİYİZ”

    Köyden kente bütün Alevi kurumlarının bir koordinasyon etrafında birleşmesi çağrısında bulunan Kılavuz, “Faturaları ödememe konusunda direngenlik göstermeliyiz. Ta ki devletin ilgili kurumları geri adım atana kadar” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/MERSİN

     

  • Sudan’da grev ve sivil itaatsizlik eylemleri başlıyor

    Sudan’da grev ve sivil itaatsizlik eylemleri başlıyor

    Sudan’da bugün Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçlerinin çağrısıyla sivil itaatsizlik eylemlerine daha geniş katılımlarla devam ediliyor. Başkent Hartum’da 113 kişinin hayatını kaybettiği ordu saldırısına ilişkin ise araştırma komitesi kurulduğu duyuruldu.

    Sudan’da bazı meslek örgütleri, Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçlerinin çağrısıyla bugün başlaması planlanan sivil itaatsizlik eylemlerine katılacaklarını duyurdu.

    Öğretmenler Komitesi, Gazeteciler Ağı, Mühendisler Birliği, Veterinerler Birliği, Avukatlar Demokratik İttifakı ve Eczacılar Merkez Komitesince, bugün başlayacak sivil itaatsizlik eylemine katılım sağlanacağı açıklandı.

    NE OLMUŞTU?

    Sudan’ın başkenti Hartum’da yaklaşık iki aydır sivil hükümete geçiş talebiyle demokrasi nöbeti tutan muhalif göstericilere liderlik eden Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri, 3 Haziran’da Askeri Geçiş Konseyi (AGK) ile müzakereleri durdurarak, süresiz, kapsamlı sivil itaatsizlik ve grev çağrısı yapmıştı.

    Ülkede 19 Aralık 2018’de ekonomik kriz nedeniyle başlayan gösterilerin hızla rejim karşıtı eylemlere dönüşmesinin ardından ordu, 11 Nisan’da yönetime el koyduğunu açıklamış ve 30 yıllık Ömer el-Beşir dönemi sona ermişti.

    Darbeden sonra AGK ile muhalif askerlerin de yer alacağı 3 yıllık geçiş sürecinin ardından demokratik seçimlerle sivil yönetime geçilmesi konusunda anlaşmıştı.

    Sudan güvenlik güçleri, Pazartesi sabahı başkent Hartum’daki ordu karargahı önünde 6 Nisan’dan bu yana sivil yönetime geçilmesi talebiyle demokrasi nöbeti tutan muhalif göstericileri gerçek mermi ve göz yaşartıcı gaz kullanarak dağıtmıştı.

    Sudan Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, güvenlik güçlerinin başkentte göstericilere müdahalesi sonucu 61 kişinin hayatını kaybettiği belirtilmişti.

    Sudan Doktorlar Komitesi ise olaylarda yaşamını yitirenlerin sayısının 113’e ulaştığını ifade etmişti.

    Son olayların ardından taraflar arasındaki müzakereler durdurulmuş askeri yönetim, 9 ay içinde genel seçime gidileceğini açıklamıştı.