Etiket: sivil toplum örgütleri

  • Ateşoğulları: Devlet kendi düşüncesine yakın kesimleri serbest bırakırken muhalifleri bırakmıyor-VİDEO

    Ateşoğulları: Devlet kendi düşüncesine yakın kesimleri serbest bırakırken muhalifleri bırakmıyor-VİDEO

    PİRHA-Hukukçu Kamil Ateşoğulları, Sivas Madımak Oteli Katliamı’nda adı geçen kişilerin serbest bırakılması hakkında konuştu. Ateşoğulları, kendi ideolojisine yakın olan kişileri tahliye ettikleri halde farklı görüşten oldukları için serbest bırakılmayan kişileri işaret ederek, “Özellikle cezaevinde yaşları ilerde olmalarına rağmen muhalif oldukları için serbest bırakılmayan kişiler için tahliye düşünmüyorlar” tepkisinde bulundu.

    1993 2 Temmuz’da Sivas’ta bulunan Madımak Oteli’ne binlerce gerici, dinci güruh saldırarak ateşe vermiş, aydın, yazar ve sanatçının olduğu 33 kişi yanarak katledilmişlerdi.

    32 yıl aradan sonra Anayasa Mahkemesi ‘terörle bağlantısı’ olmadığı gerekçesiyle 17 kişi hakkında tahliye kararı verdi.

    Verilen kararın Aleviler tarafından büyük bir tepkiyle karşılandığını söyleyen PSAKD Batıkent Şube Başkanı, eski Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP) Ankara Milletvekili Kamil Ateşoğulları, devlet kendine yakın gördükleri kişileri serbest bırakırken farklı görüşü savundukları ve yaşları ileride olmalarına rağmen birçok siyasi mahkumu tahliye etmediğini vurguladı.

    YAŞLARI İLERDE OLDUKLARI HALDE BİRÇOK MUHALİF KİŞİ SERBEST BIRAKILMIYOR

    Ateşoğulları, Sivas Madımak Katliamı sanıklarının serbest bırakılmasının toplumda büyük bir tepki yarattığını ifade ederek, “Özellikle Kürt hareketinden dolayı cezaevlerine konulan insanların birçoğu belki de yaşamlarının sonunda olmalarına karşın onlara tahliye falan düşünmüyorlar. Cumhurbaşkanının böyle bir yetkisi olduğu halde muhalif olan kesimler hakkında böyle bir karar uygulanmıyor. Saldırıları düzenleyen kişiler Almanya’da yerleri belli olduğu halde hatta kırmızı bültenle aranmasına rağmen herhangi bir işlem yapılmıyor. Hatta bir kısmı Sivas’ta yaşıyor. Suç işleyenler kendi düşüncesindense her şey onlar için mübah, daha önce de birçok kişiyi bu şekilde bıraktılar” şeklinde konuştu.

    ‘TÜRKİYE’DEKİ MUHALİF ÖRGÜTLERİN SİYASİ FARKLILIKLARI BIRAKIP BİRARAYA GELMELERİ GEREKİYOR’

    Yaşanan hukuksuzluklara ve adaletsizliğe ortak ses çıkarılması gerektiğinin altını çizen Ateşoğulları, “Türkiye’de herkes birlikten söz ediyor. Türkiye’de 13-14 milyon emekli var bu rakamla ülkede iktidar değiştirebilecek bir güce sahip. Şu an emekliler adına birçok sendika ve örgüt kurulmuş. Bu sendikalar ve kurumlar neden biraraya gelmiyor. Bu parçalı şekilde olan sendikaların örgütlenip seçimde bir ağırlık koymaları lazım, onlar bu şekilde haklarını alabilirler. Bizi suçu hep karşıya atıyoruz ama kendimizde aramıyoruz” ifadesinde bulundu.

    “ARTIK HUKUK DEVLETİ DEĞİLİZ; BU DÜZENİ KARŞIMIZA ALMAMIZ LAZIM”  

    Düzende yaşanan sorunlara karşı bütün demokratik güçlerin sorunlarını bir kenara bırakıp ortak bir noktada birleşmeleri gerektiğini ifade eden Ateşoğulları, muhalif kurumlara çağrıda bulundu. Ateşoğulları, konuşmasında şunları söyledi:

    “Şimdi devlet Gezi sürecine katılan insanların fotoğraflarına bakıp kimliklerini tespit etmek istiyorlar. Böyle bir durumla karşı karşıyayız. Artık hukuk devleti değiliz. Eskiden hukuk devleti olmalı derdik şimdi de kararnamelerle yaşıyoruz. Bir kişinin isteğiyle her şey yapılabiliyor. Artık tahliye edilen kişilerin tekrar cezaevine almazlar, ancak bize düşen bazı görevler var. Bizim bu düzeni karşımıza almamız lazım. O yüzden tüm demokrasi ve demokrasi güçlerinin aralarındaki tartışmaları bırakıp biraraya gelmeleri belli ilkeler çerçevesinde birlikteliği sağlamaları gerekiyor. Kimsenin biz yokuz, anlaşamıyoruz gibi konuşmaya lüksü yok. Herkes ayrı ayrı örgütlemeler üzerinden varlığını sürdürmeye çalışıyor.”

    Kamber YILDIZ/ANKARA

  • Ankara gar katliamında hayatını kaybedenler mezarları başında anıldı -VİDEO

    Ankara gar katliamında hayatını kaybedenler mezarları başında anıldı -VİDEO

    PİRHA- Malatya sivil toplum örgütleri, Ankara gar patlamasında hayatını kaybedenlerin mezarlarını ziyaret etti. Malatya BTS Şube Başkanı Hasan Akdemir, “Ailelerin tek bir tesellisi var; katliama sebep olan, katliamı kolaylaştıran kim varsa adalet önünde hesap vermesi” dedi.   

    Malatya’da, 10 Ekim katliamında yaşamını yitiren 12 kişi, sivil toplum örgütleri tarafından mezarları başında anıldı. Cenazeye 10 Ekim Derneği, Malatya Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), SOL Parti, Emeğin Partisi (EMEP), İnsan Hakları Derneği (İHD) , Malatya Çevre Platformu ve Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS) katıldı. Malatya BTS İl yöneticisi Hasan Akdemir, hayatını kaybedenlerin anısına, mezarları başında bir konuşma yaptı.

    Katliamın 9’uncu yılında hayatını kaybedenler için 1 dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

    “AİLELERİN TEK TESELLİSİ VAR KİM VARSA ADALET ÖNÜNDE HESAP VERMESİ”

    Mezarı başında konuşan Hasan Akdemir, “Bu ülkenin aydınlık yüzleri olan KESK, TMMOB ve DİSK’in düzenlemiş olduğu barış mitingi için yola çıktık. Gerçekten de 2015 yılı mevcut iktidarın bu ülkeyi yönetemediği ekonomik ve siyasi bir karanlığa hapsettiğinin bir göstergesidir. Bizler ilk günden beri söz verdik onları unutmayacağız, unutturmayacağız. Bugün de onları unutmadığımızı unutturmadığımızı dile getirmek adına mezarlarını ziyaret ettik. 12 canımız karşımızda, birçoğu hayatının baharında hayata gözlerini yumdu. Ailelerin acıları var. Ailelerin tek bir tesellisi var; bu katliama sebep olan, katliamı kolaylaştıran kim varsa adalet önünde hesap vermesi.”

    Ankara gar patlamasında hayatını kaybeden kişiler ise şu şekilde: Eren Akın, Gülbahar Aydeniz, Onur Tan, Canberk Bakış, Kasım Otur, Sezen Vurmaz, Gözde Aslan, Umut Tan, Mehmet Ali Kılıç, Mehmet Hayta, Metin Peşmen, Seyhan Yaylagül, Ata Önder Atabay.

    PİRHA/MALATYA

  • Gerici-tekçi müfredata karşı eğitimciler, veliler alanlara çıktı: Derhal geri çekin!-VİDEO

    Gerici-tekçi müfredata karşı eğitimciler, veliler alanlara çıktı: Derhal geri çekin!-VİDEO

    PİRHA- Alevi kurumları, veli dernekleri, eğitimciler, sendikalar ve sivil toplum örgütlerinin içinde yer aldığı “Müfredatı Geri Çekin Platformu”, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adlı yeni müfredatın geri çekilmesi için birçok kentte oturma eylemi düzenleyerek açıklama yaptı. 

    ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ adıyla Milli Eğitim Bakanlığının (MEB) tüm itirazlara rağmen onayladığı müfredat gelecek yıl 1-5 ve 9. sınıflarda uygulamaya konulacak. AKP’nin eğitimde bugüne kadar uyguladığı gerici ve piyasacı uygulamaların programı olacak müfredata yönelik tepkiler sürerken AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan İstanbul Ataşehir’deki Ahmet Keleşoğlu Fen Lisesinde müfredatı tanıtmıştı. İktidar bu toplantılarda müfredat güzellemeleri yaparken Alevi örgütleri, sendikalar, eğitimciler, siyasi partiler, veli dernekleri ve meslek odaları da, “Laik, bilimsel, demokratik olmayan ve ana dilinde eğitime karşı olan bu müfredatı reddediyoruz!” diyerek alanlara çıktı.

    “Müfredatı Geri Çekin Platformu” olarak bir araya gelen kurum ve kuruluşlar, boykot ve eylem kararı kapsamında ülkenin bir çok kentinde basın açıklaması gerçekleştirerek oturma eylemi yaptı.

    Öte yandan platformda yer alan kurumlar okulların kapandığı 14 Haziran gününde de yeni müfredatın anayasa ve laikliğe aykırı olduğu gerekçesiyle Milli Eğitim Bakanlığı hakkında suç duyurusunda bulunacak.

    ANKARA: MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI’NA YÜRÜNDÜ

    Müfredatı Geri Çek Platformu, Ankara’da TBMM Milli Egemenlik Parkı’nda bir araya gelerek Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) önüne yürüdü.

    “Laik ve bilim karşıtı müfredatı reddediyoruz! Geri çekin” yazılı pankartın açıldığı eylemde “İmamlar camiye, öğretmenler okula”, “Gerici müfredat istemiyoruz”, “Mücadele dersini öğretmenler veriyor”, “Laik, bilimsel, ana dilde eğitim” sloganları atıldı.

    “ÇOCUKLARIMIZIN GELECEĞİNE SAHİP ÇIKIYORUZ”

    Veli Der Ankara Şube Başkanı Hülya Daran Deveci, birlikte mücadeleye davet ederek, “26 Nisan’dan beri bu gerici, tarikatçı müfredatı reddettik. Bu müfredatı reddediyoruz. Çocuklarımızın geleceğine sahip çıkıyor, müfredatı reddediyoruz. Oku öncesi eğitimden üniversitelere kadar bilimsellikten uzak dinsel ögelere göre şekillenmektedir. Bütün eğitim kurumları iktidarın mezhepçi, tarikatci eliyle bilimsel eğitimden uzaklaşmıştır. Müfredat dinselleştirme uygulamalarının sonuncusu ve en tehlikelisi olarak karşımızdadır. Devlet eğitimi dini esaslara göre değil laik ve bilimsel ögelere göre düzenlemelidir. Bugün ülke genelinde çocuklarımızı okullara göndermiyor, yeni müfredatı protesto ediyoruz. Uyarılarımızın dikkate alınmaması durumunda gelecek dönemde daha geniş eylemler yapılacağını bildiriyoruz” dedi.

    “BU MÜFREDAT ÇAĞ DIŞIDIR”

    Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak ise “AKP döneminde 4 ayrı program değişikliği yapıldı. Eğitimi her geçen gün bilimsel olmaktan, laik ve demokratik olmaktan uzak kaldılar. Bu müfredat jet hızıyla gündeme geldi ve hızla olaydan geçti. Bakan umarım bu kadar kurumun eleştirisini duyabilir. Sayın Bakan bu müfredatı değiştirme gerekçeniz neydi? Müfredat için araştırma yaptınız mı? 10 yıl hazırlık yapılıyor dediniz, kiminle yaptınız? Bunu ısrarla bizden saklıyorsunuz. Tarikatlarla bu müfredatı yaptığınızı biliyoruz. Neden pilot uygulaması yapılmadı? Kendinizi kandırmayın sayın Bakan. Bu müfredat çağ dışıdır sayın Bakan. Din odaklı bir müfredat yaptığınız için karşıyız. Örgün eğitimin içinde Diyanet İşleri gelip ders veriyor bu yüzden karşıyız sayın Bakan. Liyakati kaldırdınız sayın Bakan. Çocuklarımızı yıllardır yok sayıyorsunuz. Bu müfredatın eleştirilmesini istemediler. Bilimsel olmayan eleştiriden kaçar. O yüzden jet hızıyla geçirdiler müfredatı. İdeolojik olarak hazırladığınız müfredata karşı çıkıştı bilimselliğin ışığında ideolojik olacaktır. Eğitimi siyasetinizin ve ticaretinizin malzemesi haline getirdiniz. Kendi bildiğiniz için, farklı kimlikleri, farklı inançları yok sayarak bu müfredatı yaptığınız için size karşılar. Bakan gelin birlikte laik, bilimsel, kapsayıcı bi müfredat yapalım. Bu eylem sadece bir uyarıdır, bu platform yazın ve okulların açıldığı dönemde bir çok eylem önüne koyacak ve elinden geleni yapacaktır. Bu müfredatı geri çekin diyoruz” diye konuştu.

    ANTALYA

    Antalya’da da gerici müfredata karşı alanlara çıkıldı. Eğitim Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk kurumlar adına yaptığı açıklamada, “Bu iktidar giderayak çocuklarımızın ve gençlerimizin ruh sağlığıyla oynuyor. Kendi cinsiyetçi, tekçi, ötekileştirici anlayışlarını körpecik beyinlere vermek; çağıyla uyuşmayan, teknoloji ve bilimden uzak, medeni insanlık dünyasından çıkacak bir geleceğin peşine düşmüş durumdalar. Biz kabul etmiyoruz siz de etmeyin. Kendi çocuklarını Amerika’da, Avrupa’da en iyi koşullarda okutmak isteyenler bize Orta Çağı gösteriyorlar. Eğitim müfredatı olmaktan çok uzak olan ve tek adam rejiminin yaratmaya çalıştığı dini esaslara dayalı toplum modelini temel alan, laiklik ve bilim karşıtı yeni müfredatı reddediyoruz. Eğitim ve bilim emekçileri başta olmak üzere, öğrencilerimiz, velilerimiz ve tüm kamuoyu ile birlikte bilime ve laik eğitime açıkça meydan okumak anlamına gelen müfredat değişikliklerine karşı birlikte mücadelemizi sürdüreceğiz.  Tüm siyasi partileri, demokratik ve sivil toplum örgütlerini bu gerici-ırkçı iktidarın ihtiyacı doğrultusunda yapılmak istenen müfredat ve ders programlarına karşı çıkmaya çağırıyoruz” dedi.

    İSTANBUL

    İstanbul Müfredatı Geri Çekin Platformu, Kadıköy Rıhtım’da “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli”ne ilişkin kitlesel açıklama yaptı. “Laik, bilimsel, demokratik eğitim karşıtı müfredatı reddediyoruz!” pankartının taşındığı açıklamada “Laik, Parasız, bilimsel, demokratik eğitim, Birleşe birleşe kazanacağız, Bu daha başlangıç mücadeleye devam” sloganları atıldı.

    Ortak basın açıklaması öncesinde söz alan Demokratik Alevi Dernekleri(DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, “Türkiye, sistem olarak tamamen bir kayyımlar sistemiyle yönetilir hale geldi. Evet belediyelere kayyım atanıyor, yeni maarif modeliyle geleceğimize de kayyım atandı. Bu çocuklarımızın geleceğine kayyımdır. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile Alevilerin geleceğine kayyım atandı. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile kadınların özgür, eş yaşam ve geleceğine, İstanbul Sözleşmesi’ne kayyım atandı. Uluslararası maden şirketleriyle doğamıza, zenginliklerimize kayyım atandı. Şimdi bu programla çocuklarımızın zihnine, aklına, beynine kayyım atanıyor. Bugüne kadar alanlarda çok mücadele ettik ama bu çok önemli değerli canlar! Asla teslim olmayacağız, öyle güzel mücadeleler öreceğiz ki şaşacaksınız! Ve biz çocuklarımızın geleceğini bu gerici müfredata asla teslim etmeyeceğiz! Bu da bir Alevi sözü olsun!” diye konuştu.

    İstanbul Müfredatı Geri Çekin Platformu adına ortak metni Eğitim Sen 2 Nolu Şube Başkanı Bengi Şahin okudu.

    “DİNİ ESASLARA DAYALI, LAİKLİK VE BİLİM KARŞITI YENİ MÜFREDATI REDDEDİYORUZ!”

    Ortak basın metninde MEB’in ÇEDES ve benzeri projeler üzerinden eğitim sistemi içine faaliyet alanı açtığı Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yanı sıra iktidarla iç içe olan dini vakıf ve cemaatler tarafından okullar, yurtlar, kurslar vb. kurumların tıpkı bir örümcek ağı gibi çepeçevre kuşatılmış durumda olduğuna, yeni müfredat değişikliklerinin eğitim kurumları başta olmak üzere, eğitim sisteminde yaşanan dinselleşme kuşatmasının en son ve en tehlikeli aşamasını oluşturduğuna dikkat çekilerek “Eğitim müfredatı olmaktan çok uzak olan ve tek adam rejiminin yaratmaya çalıştığı dini esaslara dayalı toplum modelini temel alan, laiklik ve bilim karşıtı yeni müfredatı reddediyoruz” vurgusu yapıldı.

    İZMİR: YÜZLERCE KİŞİYLE OTURMA EYLEMİ

    İzmir Müfredata Hayır Platformu’nun çağrısıyla bir araya gelen kitle Konak YKM önünden sloganlarla yürüyerek Eski Sümerbank önünde basın açıklaması yaptı. Yürüyüşte sık sık AKP elini çocuklardan çek”, “Laik bilimsel anadilde eğitim”, “Irkçı gerici müfredata hayır” ve “Sermayeye değil eğitime bütçe” sloganları atıldı.

    5 dakikalık oturma eyleminden sonra açıklamayı okuyan Eğitim-Sen 2 Nolu Şube Başkanı Zeliha Danyeli MEB’in müfredat değişiklikleri ile asıl hedefi düşünmeyen, sorgulamayan, eleştirmeyen, itiraz etmeyen itaatkâr nesiller yetiştirmek olduğunu söyledi. Danyeli, tek adam rejiminin siyasal ve ideolojik hedeflerinin eğitim müfredatına yerleştirildiğini belirterek, Bireycilikle, milliyetçilikle, dini-milli değerler ve rekabet ile yoğrulmuş, bilimsel, sanatsal, estetik yönden zayıf, büyük ölçüde dini kural ve referanslara dayanan bir dilin kullanıldığı bir eğitim müfredatının çocuklarımıza/öğrencilerimize verebileceği hiçbir şey yoktur. İzmir Müfredata Hayır Platformu olarak eğitim müfredatı olmaktan çok uzak olan ve tek adam rejiminin yaratmaya çalıştığı dini esaslara dayalı toplum modelini temel alan, laiklik ve bilim karşıtı yeni müfredatı reddediyoruz. Eğitim ve bilim emekçileri başta olmak üzere, öğrencilerimiz, velilerimiz ve tüm kamuoyu ile birlikte bilime ve laik eğitime açıkça meydan okumak anlamına gelen müfredat değişikliklerine karşı birlikte mücadelemizi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

    Açıklama sloganlarla sona erdi.

    DERSİM

    Müfredatı Geri Çekin Platformu, Dersim’de Sanat Sokağı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın açıklamasını Eğitim Sen Dersim Şube Sekreteri İlhan Öner, okudu. Açıklamada, “Gerici müfredat değil; laik, bilimsel ve anadilinde eğitim istiyoruz” pankartı açıldı.

    Diyanet İşleri Başkanlığı, dini vakıf ve cemaatler tarafından okulların kuşatıldığını söyleyen Öner, “Yeni müfredat değişiklikleri eğitim kurumları başta olmak üzere, eğitim sisteminde yaşanan dinselleşme kuşatmasının en son ve en tehlikeli aşamasını oluşturmaktadır. MEB’in öncelikli hedefi eğitimin bilimsel esaslara dayanmasından çok, iktidarın siyasal ideolojisinin eğitim müfredatı ve ders kitapları üzerinden açık ve gizli olarak öğrencilere aktarılmasıdır. Müfredat taslağı başlığının “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” olarak belirlenmiş olması bu nedenle tesadüf değildir. Yeni eğitim müfredatı, farklı yaş gruplarındaki çocuk ve gençlerin gerçek ihtiyaçlarından çok, iktidarın siyasal çizgisine paralel şekilde hazırlanmıştır” diye konuştu.

    ADIYAMAN

    ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ adıyla Milli Eğitim Bakanlığının (MEB) onayladığı yeni eğitim sistemi Adıyaman’da biraraya gelen sivil toplum örgütleri, ve inanç grupları tarafından tepkiyle karşılandı.

    Adıyaman Demokrasi Parkı’nda açıklama yapan eğitim sen ve sivil toplum örgütü, ‘Müfredatı reddediyoruz, geri çekin’ pankartını açtı.

    Basın açıklamasını okuyan Adıyaman Eğitim Sen Şube Başkanı Zeynel Polat, “Eğitim Sen olarak eğitim müfredatı olmaktan çok uzak olan laiklik ve bilim karşıtı yeni müfredatı reddediyoruz. Eğitim ve bilim emekçileri başta olmak üzere, öğrencilerimiz, velilerimiz ve tüm kamuoyu ile birlikte bilime, laik, demokratik ve anadilinde eğitime açıkça meydan okumak anlamına gelen müfredat değişikliklerine karşı birlikte mücadelemizi sürdüreceğiz” diye belirtti.

     

    PİRHA/ANKARA-İSTANBUL-İZMİR-DERSİM-ANTALYA

  • Bakırhan: Farklılıkları kapsamayan hiçbir düşünce başarıya ulaşamaz- VİDEO

    Bakırhan: Farklılıkları kapsamayan hiçbir düşünce başarıya ulaşamaz- VİDEO

    PİRHA- Mersin’de STK’larla bir araya gelen DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, toplumun tüm kesimini kapsayan ve yerel yönetimlerde eşit temsiliyet hakkını savunan bir anlayışı savunduklarını belirterek, “Kürdü, Aleviyi, kadını, emekçiyi kapsamayan ve adil yaşam için kaygılanmayan hiçbir düşüncenin başarıya ulaşma şansı yoktur” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Mersin’deki temaslarına devam ediyor. Bakırhan, Çukurova Tutuklu ve Hükümlü Aileleriyle Yardımlaşma Derneği (Çukurova TUAY-DER) tarafından PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü ve Kürt sorununa çözüm talebiyle 69 gündür dernek binasında sürdürülen Adalet Nöbeti eylemine katıldı.

    Bakırhan, daha sonra ise sivil toplum örgütü temsilcileri ile bir araya gelmek için kentteki bir otele geçip, STK temsilcileriyle buluştu. Bakırhan, buluşma etkinliğinde siyasi sürece dair değerlendirmelerde bulundu.

    “DEM PARTİ KAPSAYICIDIR”

    Buluşmaya katılanları selamlayarak sözlerine başlayan Bakırhan, “Katılan kurumların listesine baktım Mersin’deki bütün renkleri inançları temsil eden bu mozaik bizi sevindirdi. Aslında tam da DEM Parti bu salonda oturan bileşenler demektir. DEM Parti Kürttür, Türktür, yoksuldur, tahtacıdır, kadındır, ekolojisttir, gençtir, emekçidir. Dolayısıyla bu salonda arkadaşlarımla birlikte olmaktan dolayı mutluluk ve gurur duyuyorum. Eminim çok değerli eleştiri öneri, analiz yorumlarınızı da alacağız. Çok stratejik konularda daha çok yereli esas alıyoruz, yereli dikkate alıyoruz, bu yüzden bize yol gösterici olunabilir. Hem işin öznesi olan, işi oluşturan, yerelin kendisi olduğu için onu önemsemeyen dikkate almayan, onun düşüncelerinden azade her yaklaşım yarım ve eksik kalmıştır. Kesinlikle böyle bir anlayışın başarıya ulaşma şansı yok. Biz devrimciler, demokratlar, Kürtler toplumun bütün renklerini oluşturanlar konuşarak anlaşarak anlayarak anlatarak yol alabiliriz. Çünkü zor bir süreçle karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı.

    “KÜRDÜ, ALEVİ’Yİ KAPSAMAYAN HİÇBİR DÜŞÜNCE BAŞARIYA ULAŞAMAZ”

    Bakırhan, tüm kesimleri yakından ilgilendiren bir süreçle karşı karşıya olunduğunu belirterek, “Ortadoğu’da ciddi bir kaos var ne olacağı belirsiz. Her birimiz kaygıyla izliyoruz. Türkiye aslında demokratik olsaydı ve yeterince özgürlükler olsaydı Mersin’de renkliliğinde kendi hukukunda siyasetinde eğitiminde yaşatabilseydi emin olun Ortadoğu’da çok iyi bir model iyi bir örnek olabilirdi” dedi.

    40 yıldır demokrasi ve özgürlük mücadelesi verildiğinin altını çizen Bakırhan, şunları söyledi:

    “Kürtle Türkün bir sorunu yok, Alevi ile Sünninin bir sorunu yok bunun yaratanın sisteminin kendisi olduğunu kendisi olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. Başka bir kurtuluşumuz yok. Kürdü kapsamayan, Aleviyi kapsamayan, emekçinin adilce yaşamasını ve geçimini düşünmeyen bu konuda kaygılanmayan hiçbir sistemin, hiçbir düşüncenin başarıya ulaşma şansı olmadığını belirtmek istiyorum.”

     ANA MUHALEFETE ELEŞTİRİ

    TİP Hatay Milletvekili Can Atalay’ın milletvekilinin düşürülmesine değinen Bakırhan, “Can Atalay’ı cezaevine gönderen, ana muhalefet partisinin dokunulmazlığı kaldırmasına dönük verdiği destektir. Selahattin Demirtaş’ı, Gültan Kışanak’ı ve diğer milletvekillerimiz ile belediye başkanlarımızı oraya gönderen bizzat anayasaya aykırı ama evet diyen düşüncedir. Bu olmasaydı Can Hatay halkıyla olacaktı vekillerimiz bugün sizinle olacaktı. Dolayısıyla uyarıcı da olmamız lazım” sözlerini kullandı.

    ORTAK MÜCADELESİ VURGUSU

    Bakırhan konuşmasını şöyle sürdürdü: “Siyasi partileri demokratik bir zemine çekmek gibi sizin büyük bir görev ve sorumluluğunuz var. Son yapılan milletvekili seçimlerinden sonra Mersin ve Adana’da da toplantılar yaptık. Genel merkezin o daracık karanlık koridorlarında birileri belirliyor. Biz de dedik ki sistem karşıtı olduğunu ve demokratik olduğunu söyleyen, merkeziyetçi sisteme karşı çıkan bir yapıyı savunan partinin adaylarını merkez belirlememeli. Sandık koyduk belki eksiklikler ortaya çıktı.

    Kent Uzlaşısı çerçevesinde adayların çıkması elimizden gelen çabayı ortaya koyduk. Kimi yerlerde Kent Uzlaşısı da oldu onlar muhtemelen önümüzdeki günlerde yetkili bu konuda çalışma yürüten arkadaşlarımız tarafından kamuoyuna açıklanacak. Ama bazı yerlerde kadını, çevreyi, ekolojiyi, Kürdü, Aleviyi dikkate almayan bir anlayışla karşılaştık. Biz sağcı, kentin dokusuna değerlerine aykırı bir insan için yıllarımızı vermedik.

    Kaçak seçmen var. Hırsızlık, yolsuzluk yetmiyor, seçmeni de artık kaçak yapıyorlar. Dolayısıyla tüm bunlara rağmen direneceğiz. Eyvallah etmeyeceğiz. Eyvallah eden bir gelenekten gelmiyoruz. Her birimiz birçok şeyi görerek buralara geldik. Onlar kaçak seçmen taşıyorlar, itirazlarımız reddedildi. Suç duyurusunda bulunacağız. Tüm bunlara rağmen moralimiz yerinde, direniyoruz, mücadelemizi daha güçlü bir şekilde devam ettiriyoruz. 31 Mart’tan sonra da alacağımız bütün belediyelerde Mersin’deki bu renkliliğe hizmet etmeyen hiçbir anlayışını barındırmayacağız.”

    Bakırhan’ın konuşması ardından toplantı basına kapalı olarak devam etti. STK’lerle toplantı sonrası ise Bakırhan Akdeniz İlçesi Şevket Sümer Mahallesi’nde halkla bir araya gelecek.

    PİRHA/ MERSİN

  • HDP’ye hazine yardımına bloke kararına karşı kampanya başlatıldı

    HDP’ye hazine yardımına bloke kararına karşı kampanya başlatıldı

    PİRHA-HDP’nin hazine yardımından yoksun bırakılmasına karşı sivil toplum örgütlerinin başlattığı kampanyaya, 76 kurum ve 2 bin 393 isim imza attı.

    Sivil toplum örgütleri, Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) Hazine yardımı yapılan hesaplarına bloke konulmasına karşı imza kampanyası başlattı. Kampanya kapsamında 76 kurum ve 2 bin 393 isim, imza attı.

    Kampanyayı yürüten sivil toplum örgütleri, kampanyayla ilgili yazılı açıklama yaptı. HDP’nin hesaplarına bloke konulmasının kaygı verici olduğu belirtilen açıklamada, “Siyasi partilerin kapatılması konusunda çok kötü bir sicile sahip olan ülkemizde 2010 yılında referandumla anayasa değişikliği yapılmış, siyasi partilerin kapatılmasına yönelik kanun hükümleri değiştirilmiş ve partiler için kapatma ya da hazine yardımından yoksun bırakma kararı verilebilmesi daha ağır koşullara bağlanmıştı. Bu bağlamda, Anayasa Mahkemesi’nin bir siyasi partinin kapatılmasına ya da hazine yardımından yoksun bırakılmasına karar verebilmesi için basit çoğunluk yeterli görülmemiş, en az 3’te 2 oy çokluğu şartı da getirilmişti” denildi.

    KAMUOYUNU BU KARARA KARŞI İTİRAZ ETMEYE ÇAĞIRIYORUZ

    Kararın verilme aşamasında Anayasa Mahkemesi’nin anayasal ve yasal usulleri göz ardı ettiği belirtilen açıklamaya şöyle devam edildi:

    “AKP-MHP’nin siyasi baskısıyla açılan kapatma davasında, mahkemeye yönelik açık ve aleni baskı sonucu şimdi de hukuki süreçler zorlanarak, davanın sonucu beklenmeksizin, hatta bu konuda savunma bile alınmaksızın HDP’nin seçime yönelik siyasi faaliyetlerini, seçim kampanyasını gereği gibi yürütememesine neden olacak bir karar verilmiştir. Yüksek Mahkemenin bu kararı yalnızca HDP’nin seçimlere dezavantajlı olarak katılmasına neden olmayacak, aynı zamanda tüm seçmenlerin serbest ve özgürce seçme ve bunun için bilgilenme hakkının da ihlaline neden olacaktır. Bu kararla kısıtlanmış olarak yapılacak bir seçimin eşitlik ilkesine uygun, adil ve demokratik bir seçim olamayacağı açıktır. Son seçimlerden bu yana HDP’ye yönelik çok ağır idari ve yargısal tasarruflar üzerine son olarak verilen bu karar, demokrasiye bağlı bizler bakımından tam bir hayal kırıklığı yaratmıştır. Seçim sürecine, yurttaşların temel haklarından olan seçme ve seçilme hakkına çok açık ve ağır bir müdahale niteliğindeki karardan henüz resmi seçim süreci başlamadan bir an önce dönülmesini, bu haksız, demokratik ilkelere ve hukuka aykırı kararın kaldırılmasını talep ediyoruz. Bu bildiri ile demokrasiden ve evrensel hukuk ilkelerinden yana saf tuttuğumuzu ilan ediyor, kamuoyunu, seçme ve seçilme hakkına sahip çıkmaya, adil ve demokratik bir seçime müdahale teşkil eden bu karara karşı itiraz etmeye davet ediyoruz.”

     KAMPANYAYI İMZALAYAN 76 SİVİL TOPLUM ÖRGÜTÜ ŞÖYLE:

    Kampanyada imzası bulunan 76 sivil toplum örgütü şunlar: 17+ Alevi Kadınlar, 78’liler Girişimi Mersin, Alevi Kadınlar Birliği, Amed KESK Kadın, Ankara 78’liler Girişimi, Ankara Düşünceye Özgürlük Girişimi, Askeri Darbelerin Asker Muhalifleri Derneği (ADAM-DER), Avcılar Kültür Sanat Derneği, Avrupa Demokrat (İnternet Haber Gazetesi), Aydın Yeşil Sol Kadın, Aydın Yeşil Sol Parti, Batıkent Yeni Yaşam Derneği, Birleşik Emekliler Sendikası Diyarbakır İl Yönetimi, Bodrum Kadın Dayanışma Derneği, Bursa Su Kolektifi, Çağdaş Avukatlar Grubu, Datça Demokrasi Platformu, Demokrasi İçin Birlik (DİB), Demokrasi İçin Hukukçular, Demokratik Alevi Dernekleri, Demokratik Emekliler Sendikası, Demokratik Kürt Toplum Merkezi, Devrimci Parti, Devrimci Parti Muğla, DiEM25 Türkiye Kolektifi, Dikili Kadın Platformu, Disk Emekli Sen Çanakkale Şubesi, DİSK Emekli Sen Denizli Şubesi, Diyarbakır İli Bismil İlçesi ve Köyleri Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Diyarbakır MEBYADER, Diyarbakır Silvan Tokluca Köyü Derneği, Doğu-Güneydoğu Dernekleri (DGD) Platformu, DSTP, Düşünce Suçu(!?)na Karşı Girişim, Eğitim Sen Batman Şube, Eskikavak köyü Arek Köyü Çevre Koruma Ve Güzelleştirme Derneği Bingöl/Kiğı, İHD Gaziantep Şubesi, İHD Mersin Şubesi, İklim Adaleti Koalisyonu, İsviçre Göçmen İşçileri Federasyonu, Kadın Kooparatifi, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Karakoçan Dayanışma İnisiyatifi, Kartal Silvanlilar Derneği, Kaşanlı Köyleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Katılımcı Avukatlar, KODA (Kocaeli Dayanışma Akademisi), Kuşadası Kadın Platformu, Mardin Şahmaran Kadın Platformu, MEBYADER-Batman, MİLAS 78’LİLER, Muğla Çevre Platformu, MÜlkiyeliler Birliği, Ötekilerin Hukuk Bürosu, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği, Polen Ekoloji Kolektifi, Rosa Kadın Derneği, Silvan Taşpınar Köyü Derneği, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP), SUP-DDHT (Fransa), Şanlı Urfa 78’liler Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği, TMMOB Batman İl Koordinasyon Kurulu, TMMOB Hakkari İl Koordinasyon Kurulu, TÖP Hukuk Komisyonu, Tüm Emeklilerin Sendikası, Tüm Emeklisen, Türkiye Almanya Kültür Forumu, Validebağ Direnişi, Validebağ Savunması, Yeşil Sol Parti, Yeşil Sol Parti Didim İlçe Örgütü, Yeşil Sol Parti İzmir İl Örgütü, Yeşil Sol Parti Milas İlçe Örgütü, Yeşil Sol Parti Tokat İl Örgütü, Yurttaş Girişimi.”

    Sivil toplum örgütlerinin yanı sıra 2 bin 393 isim de karara karşı başlatılan kampanyayı imzaladı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Alevilerin Maraş anması öncesi Maraş’ta tuhaf açıklama

    Alevilerin Maraş anması öncesi Maraş’ta tuhaf açıklama

    PİRHA- Alevi kurumları 43 yıl önce Maraş’ta yaşanan Alevi katliamında yaşamını yitiren canları anmaya hazırlanırken, bugün Maraş’ta tuhaf bir açıklama yapıldı. Çeşitli kuruluşların temsilcileri adına bir açıklama yapan Maraş Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Şahin Balcıoğlu, “1978 Olayları’nın istismarını tasvip etmiyoruz” diyerek Alevilerin Maraş’ta yaptığı anmaya üstü örtülü göndermede bulundu. 

    Aleviler, 43 yıl önce çeşitli faşist gruplar tarafından 120 Alevi yurttaşın  katledildiği, yüzlercesinin yaralandığı, evlerin ve işyerlerinin yakılıp talan edildiği Maraş Katliamı’nı lanetleyip, canları anmaya hazırlanırken, Maraş’ta bugün tuhaf bir açıklama yapıldı.

    Maraş Ticaret ve Sanayi Odası, AKP, CHP, MHP Maraş il başkanları, Maraş Baro Başkanı, Tabipler Odası Başkanının da aralarında bulunduğu Maraş’taki çeşitli kuruluşların temsilcileri bir ortak bir basın toplantısı yaptı.

    Toplantıda konuşan Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Şahin Balcıoğlu, onlarca Alevinin katledilmesini “olay” olarak değerlendirirken, katliamı 25 Aralık’ta Maraş’ta protesto edip, canları anacak olan Alevi kurumlarına “istismar” göndermesinde bulundu.

    ALEVİ KURUMLARINA ÜSTÜ ÖRTÜLÜ “İSTİSMAR” GÖNDERMESİ

    Alevi kurumlarının katledilen Alevi yurttaşları anmasını üstü örtülü “istismar” olarak nitelendiren Balcıoğlu, katliamla yüzleşilmesi gerektiğinden, katliam davasının kapatılmasından, sorumluların açığa çıkarılmamasından ise bahsetmedi.

    Balcıoğlu, ayrıca, “Bir daha bu kadim kentin ve ülkemizin karanlık şer odaklarının oyunları ile bu acıları yaşamasını asla istemiyoruz ve izin vermeyeceğiz” dedi.

    Basın toplantısına Maraş’taki Alevi derneklerinin temsilcilerinin de katılması dikkat çekti.

    Ortak basın toplantısına katılan kurumlar ve temsilcilerin isimleri şöyle:

    “KMTSO Başkanı Şahin Balcıoğlu, AKParti İl Başkanı Fırat Görgel, CHP İl Başkanı Esat Şengül, MHP İl Başkanı Ertuğrul Doğan, Kahramanmaraş Baro Başkanı Av. Muhammed Burak Gül, Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Duran Balsuyu, Ticaret Borsası Meclis Başkanı Mustafa Narlı, Esnaf ve Sanatkar Odaları Birliği Başkanı Ahmet Kuybu, Kahramanmaraş OSB Başkanı Abdullah Çinkay, Türkoğlu OSB Başkan Yardımcısı Furkan Bayazıt, Kasiad Başkanı Mikail Utlu, Müsiad Kahramanmaraş Başkanı Serdar Salih Çiçekçi, Tümsiad Kahramanmaraş Başkanı Adnan Toprak, Paniad Başkanı Metin Ergücen, Tabipler Odası Başkanı Dr. Lütfi Tiyekli, Eczacılar Odası Başkanı Murat Aras, Erenler Kültür Derneği Başkanı Müslüm İbili, Saçaklızade Vakfı Başkanı Ali Demirdöğen, Alevi Kültür Dernekleri Maraş Şube Başkanı Derviş Doğan, Alevi Kültür Dernekleri Pazarcık Şube Başkan Yardımcıları Doğan Çoğol ve Salman Gencer, Alevi Kültür Dernekleri Narlı Şube Başkanı Tahir Ortaş ve Kahramanmaraş Platformu Dönem Sözcüsü Süleyman Erayman.”

    PİRHA/ MARAŞ

  • Sivil toplum örgütlerinden Dedeoğlu ailesine taziye ziyareti-VİDEO

    Sivil toplum örgütlerinden Dedeoğlu ailesine taziye ziyareti-VİDEO

    PİRHA-TTB, İHD, KESK ve TİHV Konya’da ırkçı saldırıya uğrayan Dedeoğlu ailesini ziyaret etti. Heyet ziyaret sonrası rapor hazırlayıp kamuoyuyla paylaşacak.

    Türk Tabipler Birliği (TTB), İnsan Hakları Derneği (İHD), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) oluşturdukları heyetle Konya’da ırkçı saldırıya uğrayan Dedeoğlu ailesine taziye ziyaretinde bulundu.

    Emek meslek örgütleri tarafından oluşturulan 15 kişilik heyet ırkçı saldırıya uğrayan Dedeoğlu ailesine taziye ziyaretinde bulunmak ve olaya ilişkin incelemeler yapmak için sabah saatlerinde Ankara’dan Konya’ya geldi.

    Heyet Konya’nın Karatay ilçesinde bulunan Saraçoğlu Mahallesi’nde ki Dedeoğlu ailesinin akrabalarının evinin önüne kurulan taziye çadırına giderek aileye baş sağlığı diledi.

    Heyet ziyaret sonrası rapor hazırlayıp kamuoyuyla paylaşacak.

    PİRHA/KONYA

  • ‘Bu topraklarda ilk kayyım Hacı Bektaş Dergahı’na atandı, devam ediyor’-VİDEO

    PİRHA- Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun Teklifi’ne ilişkin konuşan HDP Milletvekili Kemal Bülbül, “1826’da II. Mahmut Hacı Bektaş Dergahına kayyum atadı. Dönemin Hacıbektaş mürşidi Hamdullah Çelebi’yi tutuklayıp Kırşehir mahkemesinde yargıladılar, idam etmeye yürekleri yetmedi. Amasya sürdüler. Bunlar da II. Mahmutçu, o da sivil toplum örgütlerine müdahale etti” ifadelerini kullandı.

    Meclis Anayasa Komisyonundan geçerek TBMM’ye “Kitle İmha Silahlarının Önlenmesi” adı altında getirilen kanun teklifi kapsamında derneklerin ve vakıfların faaliyetlerinin kısıtlanması ve İçişleri Bakanınca yöneticilerinin görevden alınması ve yerlerine kayyım atanmasının kolaylaşacağı öngörülüyor.

    Dernek ve vakıflara kayyım atanmasını kolaylaştıran, tek imza ile çalışamaz hale getiren teklife ilişkin mecliste konuşan HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül bu yasa tasarısı ile Alevi kurumları başta olmak üzere sivil toplum örgütlerine, insan hakları derneklerine-savunucularına, yöre derneklerine saldırılar ve engellemelerin söz konusu olacağını belirtti.

    “SİVİL TOPLUM BU YASA İLE İŞLEVSİZ HALE GETİRİLİYOR”

    Sözlerine Şah Hatayi’nin ‘Bir derdim var bin dermana değişmem’ sözleri ile başlayan Bülbül, Türkiye’deki dernekler yasanının işlevsiz ve antidemokratik olduğunu belirterek, “Ben yıllarca dernek yöneticiliği yaptım. Dernekler yasası zaten işlevsiz dernekler, antidemokratik. Ve bir dernek tüzüğünü dernekler yasasına göre yapmak zorunda. Şimdi hal böyleyken buna rağmen derneklerin, sivil toplum örgütlerinin ortadan kaldırılmaya çalışılması kabul edilebilir bir durum değil.  Devlet anayasasız,  işlevsiz. Bu cumhuriyet değiş III. meşrutiyettir. Siyasette tekleşme, muhalefeti işlevsizleştirme, kuşatma, tutuklama, cezaevine atma var. Sivil toplumlar bu yasa en işlevsiz hale getiriliyor. Dolayısıyla modern toplumu teşkil eden bu üç ana alan birden kuşatılmış oluyor” diye konuştu.

    “DARBE YAPIP SİVİL TOPLUMU YOK ETTİNİZ”

    Bülbül, sivil toplumun hem devleti, hem de siyaseti denetlemekle görevli ve yükümlü olduğunun altını çizerek, darbe girişimi sonra sivil toplum örgütleri üzerinde artan baskılara değindi. Bu yasa tasarı ise ülkenin dört nala doğru uçuruma gittiği benzetmesinde bulunan Bülbül, “Bir ülkede ne kadar sivil toplum örgütü varsa o ülkenin demokratik olup olmadığının ölçüsüdür. Sivil toplum örgütü mü kaldı? Darbe dediniz ama darbe yapıp yok ettiniz. Kapattınız, mal varlığına el koydunuz. Adı konmamış idam cezaları ile herhangi bir işte çalışmasını engellediniz. Alevi kurumları başta olmak üzere sivil toplum örgütlerine, insan hakları derneklerine-savunucularına, yöre derneklerine olmadık saldırılar, engellemeler söz konusu. 600’e yakın kurumun buna tepki göstermesi son derece doğru ve yerinde bir tutumdur. Bu hali ile ne kabul edilebilir, ne uygulanabilir ne de yürüyebilir durumu var.  Dört nala bir uçuruma gidiyorsunuz” ifadelerini kullandı.

    “İLK KAYYIM ATAMASI HACI BEKTAŞ DERGAHI’NA YAPILDI”

    Ülke tarihinde ilk kayyım atamasının II. Mahmud tarafından Hacı Bektaş Dergahı’na gerçekleştiği hatırlatmasında bulunan Bülbül, iktidarın bu müdahaleyi güncellemek istediğine vurguda bulunarak şöyle konuştu:

    “Toplantı ve gösteri hakkını dernekler, sivil toplum örgütleri kullanamıyor. Düşünceyi ifade etmek zaten yasak. Basın abluka altında, grev yasak. Pandemi söz konusu edilerek kongreler bile yasak. Bu topraklarda ilk kayyım ataması 1826 yılında olmuştur. 1826’da II. Mahmu, Hacı Bektaş Dergahı’na kayyım atadı. Dönemin Hacıbektaş mürşidi Hamdullah Çelebi’yi tutuklayıp Kırşehir mahkemesinde yargıladılar, idam etmeye yürekleri yetmedi. Amasya sürdüler. Bunlar II. Mahmudçu. II. Mahmut sivil toplum örgütlerine müdahale etti. Orduya, eğitime müdahale etti. Osmanlı’yı güncellemeye çalışmakla demokrasi olmaz. Bu böyle gitmez.”

    HABER MERKEZİ

     

     

     

     

  • İnsan hakları savunucularından 2020 raporu

    İnsan hakları savunucularından 2020 raporu

    22 sivil toplum örgütü, bir yıl yaşanan insan hakları ihlallerine yer verdiği 2020 raporunu açıkladı. Raporda, pandemi gerekçesiyle ifade, örgütlenme, toplantı ve gösteri yürüyüşü haklarının engellendiği belirtildi.

    Türkiye’de insan hakları mücadelesi vermek amacıyla bir araya gelen 22 sivil toplum örgütü 2020 yılı değerlendirme raporunu açıkladı. Bir yıl boyunca yaşanan insan haklarının derlendiği “2020 : Sivil Toplum ve Hak Savunucuları İçin Zor Bir Yıl Daha” adlı raporda, Kovid-19 pandemisinde önlemler gerekçesiyle ifade, örgütlenme, toplantı ve gösteri yürüyüşü haklarının engellendiğine vurgu yapıldı.

    Eşit Haklar İçin İzleme Derneği’nin paylaştığı raporda yer alan insan hakları ihlalleri şöyle:

    *Eğitim çalıştayı için İstanbul Büyükada’da toplanan 10 insan hakları savunucusunun 5 Temmuz 2017’de düzenlenen polis baskınıyla gözaltına alınmasıyla başlayan süreç, Türkiye’de faaliyet gösteren sivil toplum örgütleri ve tüm hak savunucuları için bir gözdağı ve tehdide dönüştü.

    *İnsan Hakları Derneği’nin çok sayıda yöneticisi, çeşitli tarihlerde hak savunuculuğu faaliyetlerinden ötürü gözaltına alındı, haklarında soruşturma ve davalar açıldı.

    *Göç İzleme Derneği’nin hazırladığı “Sokağa çıkma yasakları ve zorunlu göç sürecinde kadınların yaşadıkları hak ihlalleri ve deneyimleri” raporu, “devletin askeri veya emniyet teşkilatını alenen aşağılamak” iddiasıyla soruşturma konusu oldu.

    *Gezi Parkı Davası’nın baş sanığı haline getirilen sivil toplum aktivisti Osman Kavala ve diğer tüm sanıklar hakkında 18 Şubat 2020’de beraat kararına ve beraat ile birlikte hakkında verilen tahliye kararına rağmen Osman Kavala tahliye edilmeden başka bir soruşturma nedeniyle yeniden tutuklandı.

    *Hak savunucusu avukat Tahir Elçi’nin, 28 Kasım 2015’te başkanı olduğu Diyarbakır Barosu yönetim kurulu üyeleri ve avukatlar ile birlikte sokağa çıkma yasakları sürecinde Sur ilçesinde yaşanan çatışmalarda zarar gören tarihi eserlere dikkat çekmek için Dört Ayaklı Minare önünde basın açıklaması yaparken öldürülmesi olayında, 5 yıla yakın zaman geçtikten sonra aralarında 3 polis memurunun bulunduğu dört sanığın yargılanmasına Ekim 2020’de başlandı. Tahir Elçi’nin ailesinin ve avukatlarının yoğun çabaları sonucu açılan davada sanık polis memurları, işlenen suçun ağırlığı ile orantılı olmayan “taksirle insan öldürme” suçlaması ile yargılandıkları davada yüz yüze dinlenmedi, SEGBİS yolu ile savunmaları alınmak istendi, Elçi ailesinin avukatlarının talepleri mahkemece dinlenmedi, sözleri kesildi, duruşmadan atılmak ile tehdit edildiler ve yargılamaya etkin bir şekilde katılma hakları engellendi. Bu nedenle Tahir Elçi ailesinin avukatları mahkeme heyetini reddetti. Duruşmadaki tutum, davranış ve kararları nedeni ile bağımsız ve tarafsızlığına dair ciddi endişelere yol açan mahkeme heyeti duruşmayı 3 Mart 2021’e erteledi.

    CUMARTESİ ANNELERİ

    *Türkiye’nin en köklü ve on yıllar öncesine dayanan hak mücadelelerinden birini veren Cumartesi Anneleri/İnsanları, 25 Ağustos 2018’deki 700. hafta buluşmasından bu yana kriminalize ediliyor. 700. buluşma güvenlik güçleri tarafından engellenmiş, Cumartesi Anneleri/İnsanları, İHD üye ve yöneticileri ile destek vermeye gelenlere tazyikli su, plastik mermi ve biber gazıyla müdahale edilmişti. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Cumartesi Anneleri/İnsanları’nı “terör örgütlerine meşruiyet alanı açmaya çalışmak” ve “terör örgütlerinin sözcülüğünü yapmak”la itham etti.

    *Kovid-19 pandemisiyle ilgili hükümet politikaları ve açıklamalarıyla uyuşmayan açıklamalar yapan, hükümetin salgınla mücadele politikasını eleştiren ve salgınla ilgili gerçek durum ve rakamları açıklayan çoğu Tabip Odaları üyesi veya yöneticisi çok sayıda hekim gözaltına alındı, haklarında soruşturma açıldı.

    *İçişleri Bakanlığı, Covid-19 salgını nedeniyle sivil toplum örgütlerinin genel kurul yapmama sürelerini önce 1 Aralık 2020’ye, ardından bir kez daha uzatarak 28 Şubat 2021 tarihine kadar erteledi. Genel kurulların dernek faaliyeti açısından temel bir çalışma olması ve pandemi koşullarında gerekli önlemler alınarak gerçekleşmesi bazı alternatif düzenlemeler ile mümkün olabilecekken bir bütün olarak yasaklanması sivil toplum faaliyetlerine dönük bir başka müdahale halini aldı ve faaliyetlere engelleme teşkil edecek bir boyuta geldi.

    *Başta Kürt illeri olmak üzere pek çok ilde eylem ve etkinlik yasakları 2020’de de devam etti. Van’da Kasım 2016’dan bu yana kesintisiz 1474 toplantı ve gösteri yürüyüşü ve her tür açık hava etkinliği yasağı sürüyor. Fiili yasak ve engellemeler ise neredeyse ülke çapında ve etkili bir şekilde sürdürülüyor.

    *AKP’li milletvekillerin teklifiyle gündeme gelen ve derneklere üye bildirim zorunluluğu getiren kanun, 24 Mart 2020’de TBMM’de kabul edildi. Bu uygulama ile derneklere üye olanların fişlenmesinin önü açıldı ve STK’lara üye olmak isteyenleri caydırıcı bir başka engel daha oluşturuldu.

    *Hak ihlaline uğrayanların ve hak örgütlerinin taleplerini, çağrılarını duyurmak konusunda çok önemli bir mecra olan sosyal medya da hükümetin düzenlemek istediği bir alan olarak yeni yasa tasarılarının konusu oldu. Pandemi sürecinin başında torba yasadan son anda çıkarılan, erişim engelleme ve sansürü kolaylaştırıcı düzenlemeler içeren yasa tasarısı Temmuz 2020’de yasalaştı ve yürürlüğe girdi.

    BARO VE AVUKATLARA BASKI

    *Diyarbakır Barosu’nun önceki dönem başkanı ve yönetim kurulu üyesi 10 avukat Ermeni soykırımının yıldönümü vesilesiyle 24 Nisan 2017’de yayımladıkları bildiri, farklı birçok konuda yaptıkları açıklama ve hazırladıkları raporlar nedeniyle ya soruşturma altında ya da yargılanıyor.

    *Şanlıurfa Baro Başkanı Abdullah Öncel ve baroya kayıtlı 26 avukata, Ekim 2020’de Şanlıurfa Cumhuriyet Savcılığı tarafından Avukatlık Kanununda yapılması planlanan değişiklikleri eleştiren bir basın toplantısı ve oturma eylemi düzenledikleri gerekçesi ile Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet isnadı ile soruşturma açıldı.

    *İstanbul Barosu aleyhine, Ağustos 2020’de Ebru Timtik’in cenaze töreninde baro binasına fotoğrafının asılması gerekçe gösterilerek şikâyet üzerine soruşturma başlatıldı.

    *AKP ve MHP’nin Meclis’e sunduğu “çoklu baro” teklifine karşı 78 baronun Ankara’da düzenleyeceği “Savunma Mitingi” öncesi Ankara Valiliği, her türlü toplantı, yürüyüş ve faaliyetlerin 15 gün süreyle kısıtlandığını açıkladı. İllerinden yürüyüş kararı alan baro başkanlarının Ankara’ya girişi engellendi.

    *Tepkilere ve eleştirilere rağmen Avukatlık Kanunu’nda Temmuz 2020’de bir değişiklik yapılarak ‘çoklu baro’ adı verilen bir sistem getirildi, çok sayıda avukatın bulunduğu illerde birden fazla baro kurulmasının önü açıldı, büyük baroların Türkiye Barolar Birliği’ndeki temsiliyeti düşürüldü. Bu şekilde avukatların örgütlenme özgürlüğüne ve baroların özerkliğine ağır bir darbe indirildi ve insan hakları ihlallerine karşı sesleri gittikçe gür çıkan baroların faaliyetlerinin zayıflatılması için adım atılmış oldu.

    *Bir grup ÇHD ve HHB’li avukata “örgüt yöneticiliği”, “örgüt üyeliği” ve “örgüte bilerek yardım” gibi isnatlar ile verilen uzun süreli hapis cezaları Yargıtay tarafından Eylül 2020’de onandı. Çok sayıda avukat bu yargılama kapsamında hükümlü veya tutuklu olarak hala cezaevinde.

    SENDİKA ENGELLEMELERİ

    *Tazminatları ve işçi sağlığı ve iş güvenliği için Ankara’ya yürüyen Soma Uyar Madencilik işçilerine Kasım 2020’de jandarma müdahale etti. Müdahale sonrası Bağımsız Maden-İş Örgütlenme Uzmanları Kamil Kartal ve Başaran Aksu gözaltına alındı.

    *Karaman Ermenekli maden işçileri de Ağustos 2020’den beri eylemlerini sürdürüyor. Somalı madenciler gibi onların da 12 Ekim 2020’deki Ankara yürüyüşü maden ocağı önünde kolluk kuvveti müdahalesi ile engellendi.

    *1 Mayıs’ta Taksim’e yürümek isteyen aralarında DİSK Genel Başkan Arzu Çerkezoğlu’nun da olduğu 25 sendika yönetici ve üyesi gözaltına alındı.

    *Bimeks Direnişi, Bağımsız Metal-İş, Real, Uyum/Makro ve Uzel Direnişçileri gibi emek hareketinden ve sendikalardan çok sayıda grup basın açıklamalarından eylemlere, çok kez engellemeler ve orantısız kolluk gücü müdahalesiyle karşılaştılar.

    KADIN VE LGBTİ MÜCADELESİ

    *İstanbul Sözleşmesi’nin tartışmaya açılması kadın ve LGBTİ+ hareketi üzerindeki polis baskısını artırırken, Diyanet İşleri Başkanı Nisan 2020’deki bir cuma hutbesinde, daha önce Temmuz 2019’da yaptığı gibi, LGBTİ+’ları hedef gösterdi, onları ve HIV ile yaşayanları COVİD-19 salgınının sebebi olarak hedef gösterdi. Konuşmaya Ankara, Diyarbakır ve İzmir baroları ve çok sayıda sivil toplum örgütü tepki gösterdi, açıklama yaptı. Diyarbakır Barosu yöneticileri hakkında soruşturma başlatılırken Ankara Barosu yöneticileri hakkında “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama”, “nefret ve ayrımcılık” ve “hakaret” isnatları ile suç duyurusunda bulunuldu.
    *Temmuz-Ağustos 2020 arasında düzenlenen dört ayrı İstanbul Sözleşmesi eyleminde onlarca kişi gözaltına alındı.

    *Kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddete karşı Şili’de başlatılan, kısa sürede bütün dünyaya yayılan Las Tesis eylemleri Türkiye’de de karşılık buldu. Kadın örgütleri çeşitli şehirlerde kadın cinayetlerine tepki göstermek için eylem çağrısında bulundu. İstanbul’da Kadıköy’de yapılan eyleme, performe edilen şarkı sözlerinin suç teşkil etmesi gerekçe gösterilerek kolluk kuvvetleri tarafından müdahale edildi. Gözaltına alınan eylemciler hakkında Şubat 2020’de dava açıldı.

    *Temel çalışma alanı, kadına yönelik şiddetin her türüyle mücadele etmek olan Rosa Kadın Derneği’nin yöneticileri ve üyeleri, Mayıs 2020’de başlayan ve art arda düzenlenen polis baskınlarıyla gözaltına alındı, tutuklandı. Kurucularına ve yönetim kurulu üyelerine, “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçlamasıyla dava açıldı. Şu ana kadar derneğin iki üyesi bu suçlama kapsamında hapis cezaları aldı.

    *Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden (ODTÜ) 18 öğrenci ve bir akademisyene, 10 Mayıs 2019’da kampüste düzenlenen LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’ne katılmaları gerekçe gösterilerek açılan ceza davasının 4. Duruşması 10 Aralık İnsan Hakları Günü’nde gerçekleşti. Savcı mütalaası hazır olmadığı gerekçesiyle verilen erteleme kararı kapsamında bir sonraki duruşma 30 Nisan 2021’de görülecek.

    ÇEVRE HAKKI VE EKOLOJİ

    *Çevre hakkı ve ekoloji savunucularının üzerindeki baskının sembolü Kazdağları’nda tutulan Su ve Vicdan Nöbeti’nin Eylül 20202’de zor kullanılarak dağıtılması ve savunuculara yüz binlerce lira para cezası kesilmesi oldu.”

    Raporun tamamına şu adresten ulaşılabilir: https://www.esithaklar.org/2020/12/ortak-aciklama-2020-sivil-toplum-ve-hak-savunuculari-icin-zor-bir-yil-daha/

    (MA)