Etiket: siyanür

  • Malatya’da siyanürlü altın aramaya tepki: Yaşam alanlarımız altından daha değerlidir!

    Malatya’da siyanürlü altın aramaya tepki: Yaşam alanlarımız altından daha değerlidir!

    PİRHA-Malatya’daki siyanürlü altın arama çalışmalarına Hekimhan Köylü Köyü Derneği Başkanı Erhan Demirton, tepki gösterdi. Demirton, “Bizim köylerimizi, bahçelerimizi, tarlalarımızı, suyumuza hayat veren dağlarımızı yok edemezsiniz. Çekin kirli ellerinizi köylerimizden ve defolup gidin!” dedi.

    Malatya’nın Hekimhan ilçesindeki Karagüney’den başlayarak Obuz, Köylü köyü, Başkınık ve Hasançelebi mahallelerini kapsayan siyanürlü altın arama çalışmalarına Hekimhan Köylü Köyü Sosyal Dayanışma Kültür Derneği Başkanı Erhan Demirton ve yönetim kurulu üyeleri tepki gösterdi.

    “BİZİM KÖYÜMÜZ DEDELERİMİZİN YILLARCA EMEK VERDİĞİ TOPRAKLARDIR”

    Hekimhan Köylü Köyü Sosyal Dayanışma Kültür Derneği Başkanı Erhan Demirton, yaptığı açıklamada şunları söyledi:

    “Malatya Hekimhan Karagüney Mahallesi’nden başlayarak Obuz, Köylü köyü, Başkınık ve Hasançelebi mahallelerini kapsayan siyanürlü altın arama çalışmalarına karşı hep birlikte haykırıyoruz. Yaşam alanlarımız altından daha değerlidir! Bizim köyümüz, dedelerimizin, ninelerimizin yıllarca emek verdiği, alın teriyle suladığı, tohumunu kendi elleriyle serptiği topraklardır. Bu topraklarda kayısı ağaçlarımız kök salmış, bağlarımız, bahçelerimiz, derelerimiz ve hayvanlarımızla iç içe, üretim ve paylaşım üzerine kurulu bir yaşam sürdürülmüştür. Kayısılarımız dünyanın dört bir yanına gönderilmiş, sofralara bereket olmuş, memleketimizin adıyla özdeşleşmiştir. Bizim için kayısı sadece bir meyve değil; alın terinin, sabrın ve doğayla uyum içinde yaşamanın sembolüdür” dedi.

    “KÖYÜMÜZÜN KARINCASI BİLE ALTIN MADENİNDEN DAHA KIYMETLİDİR”

    Saya Madencilik ve işbirlikçilerinin köylüleri kandırmaya çalıştığını belirten Demirton, “Saya Madencilik’in ve onun işbirlikçilerinin “çevre kalkınacak, iş imkânı doğacak” masallarıyla köylülerimizi kandırmaya çalıştığını biliyoruz. Oysa biz şunu çok iyi biliyoruz siyanürlü altın arama demek zehirli atıkların toprağımıza, su kaynaklarımıza ve havamıza karışması demektir. Birkaç yıllık sahte ekonomik kazanç uğruna yüzlerce yıl temiz kalması gereken topraklarımız yok edilecek, çocuklarımızın ve torunlarımızın geleceği çalınacaktır.

    Bizler doğamızla, kuşlarımızla, arılarımızla, böceklerimizle, dağlarımızın serin rüzgârıyla, derelerimizin berrak suyuyla yaşamak istiyoruz. Bizim için köyümüzün karıncası bile altın madeninden daha kıymetlidir. Kayısımızın sarısı, toprağımızın bereketi, havamızın temizliği, çocuklarımızın sağlığı hiçbir altın külçesiyle ölçülemez. Doğamızdan, suyumuzdan, ekmeğimizden, sağlığımızdan asla vazgeçmeyeceğiz. Atalarımızdan emanet aldığımız bu toprakları çocuklarımıza temiz bir şekilde bırakmak en büyük sorumluluğumuzdur. Bizim köylerimizi, bahçelerimizi, tarlalarımızı, suyumuza hayat veren dağlarımızı yok edemezsiniz. Çekin kirli ellerinizi köylerimizden ve defolup gidin!” diye konuştu.

    PİRHA/MALATYA

  • Maden şirketleri köylülere yaşamı dar ediyor; Eğricek köyü toprak altında kalabilir-VİDEO

    Maden şirketleri köylülere yaşamı dar ediyor; Eğricek köyü toprak altında kalabilir-VİDEO

    PİRHA-Sivas’ta maden faaliyetlerinin artmasıyla birlikte mera alanlarının daraldığını, dinamitlerin patlatıldığını ve siyanürün doğaya zarar verdiğini söyleyen Eğricek (Küllük)köylüleri, maden firmasının durdurulmasını istedi. Sivas Çevre Platformu Kurucu üyesi Hüsnü Engin bu şekilde devam ederse bir İliç tehlikesiyle karşı karşıya kalacağız” dedi. Maden çalışmasının yaşamı olumsuz etkilemesiyle birlikte köylüler göç etmek zorunda kalıyor. 

    Sivas’ın Kangal ilçesinde maden sahalarının artış göstermesi nedeniyle birçok yerleşim alanı tehdit altında. Bölgede çıkarılan demir, krom, altın, mermer ocaklarının sayısındaki artış çevre köylerde risk oluşturmaya başladı. Özellikle Kangal’ın Eğricek (Küllük) köyü, Kangal Tekke, Kalkımlı köylerinin maden sahasına yakın olması hem yaşam alanlarını hem de yabani hayatı, doğayı, içme sularını tehdit ediyor.

    Eğricek köyü sakinleri Bakırtepe dedikleri alanda çıkarılan altın madeninin siyanürle ayrıştırılmasından dolayı toprağa sızdığını ve derelere akarak barajlara, denizlere karıştığını ifade ettiler.

    “BİR İLİÇ DE BURADA DURUYOR, KÖY TOPRAK ALTINDA KALABİLİR”

    Sivas Çevre Platformu Kurucu Üyesi Hüsnü Engin, civardaki en riskli köyün Eğricek olduğunu, olası bir taşkınlıkta veya depremde köyün tehlikeyle karşı karşıya kaldığına dikkat çekti. Engin, çevreden yaptığı tespitleri şu şekilde anlattı:

    “Bir İliç daha burada duruyor. 30-40 yıllık maden mühendislerinin yaptığı tespitlere göre bu köyün kurtuluşunun olmadığı söylendi. Ya bir deprem sarsıntısında ya yağmur yağma durumunda ya da dinamitlerin patlatılma esnasında yumuşak toprak gevşeyip köyün içine kadar gelebilecek. Böyle olursa köy toprak altında kalacak. Burada yapılabilecek bir önlem yok, 3 milyon ağırlığında bir toprak kütlesi var. Bu bölgenin en sorunlu köyü Eğricek köyüdür. Bu bölgede mera alanları satın alındığı ve siyanürle maden yıkandığı için hayvancılık da yapılmamaya başlandı.”

    “ANAGOLD ŞİRKETİYLE YAŞANAN MADEN FACİASI BİZİM BAŞIMIZI DA GELECEK”

    Eğricek köyü muhtarı Şahin Eren Özkan, maden şirketinin köylerine çok yakın olduğu için risk altında olduğunu belirterek, “Anagold şirketiyle yaşanan maden faciasının bizim başımıza geleceğini çok iyi biliyoruz. Burada toprak kayması olsa köyümüze 500 metre küçük dereden gelen sular bizim buradaki ana çaya bağlanıyor. Kalkımlı kaplıcası bizim dağın arka tarafında siyanür suyuna 1 km. aşağı mesafede. Hayvancılıkla uğraşan bir köyde 1500 metrekare alanı maden firması aldı. Bu köy hayvancılıkla geçimini sağlıyor” diye konuştu.

    “BOSTANALRIMIZDAN EKİN ALAMIYORUZ, MAĞDURUZ”

    Eğricek köyünden İbrahim Gencer, hava kirliliğinden ve dinamitlerden oluşan patlamaların kendilerine zarar verdiğini söyleyerek, “Mahkeme durdurduğu halde yine çalışmaya devam ediyorlar. Çamaşırlarımızı seremiyoruz, yemek yiyemiyoruz. Bostanlarımızdan ekin alamıyoruz. Ürünlerimizden bire 10 alırken şimdi bire 5 alıyoruz. Meralarımıza el koyarak hazineye çevirdiler. Mağduruz” dedi.

    “İNCELEME YAPILDIKTAN SONRA DİNAMİTİN ŞİDDETİNİ TEKRAR ARTIYORLAR”

    Köyden maden firmasını şikayet eden tek kişi olduğunu söyleyen Hüseyin Aydoğmuş ise şunları söyledi:

    “Camlarımız kırıldığı için evlerimiz de çatladığı için şikayet ettim. Buraya bir ekip gelip ölçüm yapıp test ettiler. O esnada maden firmasına dinamit patlatılabilir diye rapor verdiler o esnada hiçbir dinamit patlatılması bize etki etmedi. Ekip giderken siz gittikten sonra yine sarsıntı olacak dedim. Onlar da bana bizim bundan başka yapacağımız bir şey yok, dedi. Madenlerde patlatılan dinamitlerden dolayı burada 6 nokta değerinde sarsıntı oluyor. Bazı evlerimizin camları kırık, duvarlarında çatlama var. Bu sorun sadece bizim köyde değil çevre köylerde de aynı sorun var.”

    “MADENDEN ÖNCE SUYUMUZ DAHA BOL AKIYORDU”

    Eğricek köyünden Nazlı Yıldırım ise maden şirketlerinin patlatmış oldukları dinamitlerin suya etki ettiğini ve azaldığını söyleyerek, “Sularımız kirli aktığı için çamaşırımız bulaşığımız temiz olmuyor. Ne bir su içebildik, ne duş alabildik. Yemek yapamadık. Çileden başka hiçbir şeyimiz yoktur. Madenden önce suyumuz bol akıyordu. Köyde iki üç aileden başka kimse hayvancılık yapamıyor. Eskiden arazilerimiz de vardı, suyumuz da boldu. Hiçbir sorumlu bizim sorunumuzla ilgilenmiyor, sahip de çıkmıyorlar. Bu maden firması burada çalıştığı sürece sorun devam edecek” dedi.

    “62 SENEDİR HASAR GÖRMEYEN EV MADENDEN SONRA ÇATLAMAYA BAŞLADI”

    Tamam Karabulut da evlerinin çatlak olmasından şikayetçi olduğunun ifade ederek, “Bizim evimiz 62 senelik. Hiçbir yıkım olmadı. Bu maden şirketi buraya geldiğinden beri evimiz çatlamaya başladı. Korkuyoruz ev başımıza yıkılacak artık” diye belirtti.

    İbrahim Aydoğmuş, “Önceden köyümüzde 3000 küçükbaş koyun, 300 tane de büyükbaş hayvan vardı. Madenden sonra bu sayı düştü ve birçok kişi göç etmek zorunda kaldı” dedi.

    “MADENLERDEN DOLAYI İNSANLAR ÖLÜME TERK EDİLDİ, GÖÇE ZORLANDI”

    Madenlerin köydeki göçü hızlandırdığına işaret eden CHP Genel Meclis Üyesi Yılmaz Dönmez ise şunları kaydetti:

    “Bu köylerde artık genç insan kalmadı. 50-60 yaşlarında emekli olan insanlar buraya gelip nefes almak istiyor ama madenden çıkan toz, dinamitlerin patlatılması, siyanür insanları mahvediyor. Hem bir yurttaş olarak hem de CHP Genel Meclis Üyesi olarak bu madene karşıyız. Bu madenlerden dolayı insanlar göz göre göre ölüme terk ediliyor, gurbete göç etmek durumunda kalıyor. Madenlerden elde edilen para büyük şirketlere gidiyor ama köylülerin mağduriyetleri karşılanmıyor. Bu sorun sadece Eğricek köyünün sorunu değil çevrede bulunan bütün köylülerin sorundur, toplumsal bir sorundur. Bu havzalardaki siyanürlü su derelerden akıp denizlere karışıyor. Biz bilhassa madenlere özellikle altın madenine karşıyız:”

    Kamber YILDIZ/SİVAS-KANGAL

     

  • Maden Mühendisleri Odası Başkanı Yüksel: İliç’te resmen bir cinayet işlenmiştir-VİDEO

    Maden Mühendisleri Odası Başkanı Yüksel: İliç’te resmen bir cinayet işlenmiştir-VİDEO

    PİRHA – Maden Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Yüksel, İliç’te yaşanan facianın ardından madende görev alan mühendislerin “Günah keçisi” ilan edildiklerini belirtti. Yüksel, üretim hırsı nedeniyle kazalara davetiye çıkarıldığını söyleyerek yabancı firmalara “Kendi ülkenizde böyle bir madencilik yapabilir miydiniz?” sorusunu yöneltti.

    Anagold Madencilik firmasının yürütücü olduğu Erzincan’ın İliç ilçesindeki Çöpler Altın Maden İşletmesi’nde 13 Şubat’ta yaşanan facianın yankıları sürüyor.

    Maden alanında yaşanan kayma sonucu, siyanür ve tehlikeli kimyasal içerikli yığının altında kalan 9 kişiye halen ulaşılmadı.

    Facia sonrasında İliç’e giden basın mensuplarının yanı sıra Maden Mühendisleri Odası yöneticileri de gerekli teknik incelemeleri yapamayarak polisin  engeline takıldı.

    “RESMEN BİR CİNAYET İŞLENMİŞTİR”

    Maden Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Yüksel, ardı arkası kesilmeyen kazalara dair Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın denetim ve takip sorumluluğuna vurgu yaptı.

    PİRHA’ya konuşan Yüksel, İliç faciasının tahmin edildiğini ancak önlem alınmadığını belirterek şunları söyledi:

    “İliç faciasının ana nedeni, madencilik bilim ve tekniğinin ihmal edildiği, kar hırsı nedeniyle üretim zorlamasının olması nedeniyledir. Orada ‘maden işletmeciliği’ anlamında resmen bir cinayet işlenmiştir. Böyle bir madencilik yapılması kabul edilebilir bir şey değil. Bu tip firmalar, uluslararası kuruluşlar, Türkiye’ye geldiklerinde üst seviyede bilim ve tekniğe uygun madencilik yaptıklarını söylüyorlar. İliç’te 13 Şubat’ta bir kayma oldu. Daha önce 2020 yılında da bölgede kayma olmuştu. 10 milyon metreküplük bir malzeme kaydı ve bu çevre sorunlarını arttıracak bir durum. Basın yoluyla bu firmalara ben şunu sordum; ‘kendi ülkenizde böyle bir madencilik yapabilir miydiniz? Kendi ülkenizde böyle madencilik yaptığınızda başınıza neler gelirdi? Bildiğimiz kadarıyla da kendi ülkelerinde böyle bir madencilik yapma şansları yoktur. İzin vermezler ve böyle bir kaza durumu olduğunda da bunun cezai şartları çok ağırdır. İliç’e baktığımızda şirketin genel müdürü ile ilgili herhangi bir hukuki işlem yok. Yabancı menşeili genel müdür yardımcısı tali kusur alıyor ki bunların asli kusurlu olması gerekir. Çünkü karar vericiler bunlardır. Ama ne oldu? Günah keçisi bütün kazalarda olduğu gibi birkaç maden ve jeoloji mühendisi oldu. Bu kabul edilebilir bir durum değil.”

    “UYGULAMA HATASI VE KAR HIRSI”

    Ayhan Yüksel, adeta cinayetler silsilesine dönen maden faaliyetleri konusunda bir şeffaflık olmadığını da vurguladı. İliç maden faciasına dair ellerinde detaylı veri olmadığının altını çizen Yüksel, “Normal şartlarda bilgi edinmemiz kolaydır ama son yıllarda veri elde edemiyoruz” dedi.

    Ayhan Yüksel İliç’teki yığın liçi yüksekliğinin 20 basamağı geçmemesi gerektiğini söyleyerek değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

    “20 basamak, 80 ile 160 metre arasına tekabül ediyor. Bunun üzerine çıkılmaması gerekiyordu. Bu tip kazalar ya projeden ya da projeye uygun çalışmamaktan olur. Şimdi İliç’e baktığımızda basamak yüksekliğinden başka bir sorun daha görüyoruz. Yığın liçleri daha düz, geniş alanlara yapılması gerekiyor ama dikkat ettiyseniz maden faaliyeti dikdörtgen şeklinde ilerlenmiş. Bunun daha geniş alana yapılması gerekiyordu. Muhtemelen alan darlığı, ekonomik faaliyetler hesabıyla böyle bir yer seçilmiş. Yer seçiminin çok uygun olmadığını düşünüyoruz.

    İkinci bir neden de projeye uygun çalışmamaktır. Basamak yüksekliklerinin projede 8 metre olduğu, ancak 10-12 metreye kadar yüksekliklerin çıktığı yerler olduğu söyleniyor. Ancak bunlar gayri resmi bilgiler. Bu tip olaylarda en önemli şey liçe beslenen siyanürlü solüsyonun alttan aynı oranda çıkması gerekiyor ama burada o yığının içerisinde geçirimsiz tabakalar oluşabiliyor ve buralarda bir gölleşme meydana geliyor. Bu sefer de o zemin, sıvının üzerinde olduğu için hidrostatik basınç artıyor ve kaymalara sebep oluyor. Bu kazanın da en önemli nedenlerinden bir tanesi o. Uygulama hatası da kar hırsı ve üretim zorlamasıyla geliyor.”

    “SİYANÜR DE TOPRAĞI ETKİLEYECEKTİR”

    Maden Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Yüksel, altın madeninde kullanılan kimyasallar sebebiyle oluşacak çevresel tahribatı ise şu sözlerle anlattı:

    “Bu madenlerde siyanür kullanılıyor ve siyanürün doğaya karışmaması gerekiyor. Siyanürün yer altından toprağa bulaşmaması ve suya geçmemesi gerekir. Bu nedenle o yığın liçlerinin altında siyanür atık havuzunun içerisine membran serilir. Onun üzerine ise kil serilerek doğaya karışması engellenir. İşte bu kaymadan sonra Sabırlı Deresi bölümü ile manganez ocağına doğru bir bölümde kayma oldu ve bu kayan malzeme 10 milyon metreküp malzemedir. Bu da sonuçta siyanürün olduğu bir solüsyon; yani siyanüre bulaşık bir malzemeden oluşuyor. Şimdi o nasıl ki aşağı süzülerek iniyorsa, Sabırlı Deresine dökülen malzemenin içindeki siyanür de sızarak aşağıya inecektir. Bu siyanür de toprağı etkileyecektir. Topraktaki diğer mineraller de doğal haliyle siyanür tarafından çözülecek.

    “FAALİYETLER ÇEVRESEL VARLIKLARIMIZI YOK ETMEMELİ”

    Ayhan Yüksel, maden faaliyetlerinde önceliğin çevre duyarlılığı olması gerektiğini söyleyerek şöyle devam etti:

    “İliç’te akan alandaki 10 milyon metreküp malzeme, 1 kilometre uzunluğunda ve 300 metre genişliğinde. Ayrıca 50 metre yüksekliğinde bir alan söz konusu. Biz aslında ilk günden itibaren o yükün altında kimsenin yaşayamayacağını biliyorduk ama ailelerin duygularına engel olmamak adına bunu açıklayamadık. Çünkü buna benzer bir olay daha önce Elbistan’da da oldu. Bu durum samanlıkta iğne aramak gibi bir şey. O atık oradan kaldırılacak, umarım cenazelere ulaşır ve ailelerine teslim ederler.

    Tüm ekonomik faaliyetlerde üretimin amacı ülkenin kalkınmasına, toplumsal refahın yükselmesine katkı sağlamalı. Ayrıca madenler insan hayatına mal olmamalı. Yapılan faaliyetler çevresel, kültürel varlıklarımızı yok etmemeli. İşte bu yaşadığımız felaketteki gibi hiçbir ocakta, hiçbir insanın parmağı kanamamalı. Evet madem milyonlarca yılda oluşan bir varlık, bir değerdir. Ama doğamız da milyonlarca yıl öncesinden oluşmuş değerdir. Madene de çevreye de ihtiyaç vardır. Bu nedenle hem madenlerimiz hem de çevremiz korunmalıdır. Bu işe dikkat etmeyen bütün iş yerleri de gereken ceza ile karşılaşmalı, böyle İliç’teki gibi bir üretime izin verilmemelidir.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Kordu’dan İliç’te açıklama: Bu felaketin sorumluları siyasal iktidarın kendisidir-VİDEO

    Kordu’dan İliç’te açıklama: Bu felaketin sorumluları siyasal iktidarın kendisidir-VİDEO

    PİRHA-DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, DEM Parti Erzincan İl Örgütü ve Malatya Çevre Örgütleri’yle birlikte İliç’te açıklama yaptı. Kordu yaptığı açıklamada, “Bu yaşanan çok büyük bir felakettir ve bu felaketin sorumluları siyasi iktidarın kendisidir. Burada bir ekokırım var, burada bir suç işlenmiştir” dedi.

    Erzincan’ın İliç ilçesinde Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye ait siyanürlü altın madeni sahasında 13 Şubat’ta siyanür ve sülfürik asit dağı göçtü. 10 milyon metreküp toprak, 200 metrelik yamaçtan 800 metre boyunca aktı. İçişleri Bakanlığı, 9 işçinin toprak altında kaldığını açıklarken, kayıp işçilere ulaşılamadı.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dersim Milletvekili Ayten Kordu, DEM Parti Erzincan İl Örgütü ve Malatya Çevre Örgütleri’yle birlikte İliç’te açıklama yaptı.

    “BURADA EKOKIRIM VAR, BİR SUÇ İŞLENMEŞTİR”

    İliç’e gitmek isteyen ekolojistlerin ve meslek örgütlerinin engellenmesine tepki gösteren Ayten Kordu, “Orada AFAD’tan, Kaymakamdan ve yetkilerden çalışmalar konusunda bilgiler aldık. Fakat şunu buradan tekrar söyleyelim bugün pek çok yerden ekolojist arkadaşımız, emek örgütleri bugün buraya geleceklerdi ve İliç’te bir açıklama yapacaklardı. Onlar da Refahiye’de buluşacaktık aslında ve Refahiye’den buraya hep beraber gelecektik. Fakat hemen hemen her yerden gelen ekolojistler ve emek örgütlerinin araçları engellendi. En İstanbul’dan gelen grubumuz, Refahiye’de engellendi. Yine araçlarının bağlanacağı tehdidi yapıldı ve birçok arkadaşımızın İliç’e girişi engellendi.  Bu yaşanan çok büyük bir felakettir ve bu felaketin sorumluları siyasi iktidarın kendisidir. Burada bir eko kırım var, burada bir suç işlenmiştir. Anagold’a bağlı bu maden şirketinin daha önce yarattığı siyanür felaketinden sonra tekrar işletmeye açılması, yüksek cezalar uyguladık diyerek kamuoyuna açıklama yapılması, yine bu cezaların en son vergi affına maruz kalması gibi siyasal iktidarın madenler üzerinde böylesine ön açan, geliştiren bir tutumu var” diye konuştu.

    “MADENLER, SÖMÜRGE MADENLERİ HALİNE GELDİ”

    Meydana gelen çevre felaketinin Basra Körfezi’ne kadar uzanacak bir felaket olduğunu söyleyen Kordu şöyle devam etti:

    “Siyanür madenleri hem halk sağlığına hem toplum sağlığına zararlıdır. Dolayısıyla uzun vadeli yol açtığı felaketler vardır. İşte bugün Anagold’un yarattığı bu felaketi yaşıyoruz. Biz meclisten her zaman söyledik; madenler, sömürge madenleri haline getirilmiştir. İnsanıyla, havasıyla, toprağıyla, doğasıyla, sömürge durumuna getirilmiştir. Biz sonuna kadar bu madenlere ilişkin mücadelemizi devam ettireceğiz. Siyanürle altın bulunan tüm madenlerin bir an önce kapatılmasını, felaketlerin önüne geçilmesini istiyoruz. Çünkü burada yaratılan çok büyük bir felaket, Bafra Körfezi’ne kadar uzanacak bir felakettir. Bununla ilgili kurumlar, meslekler örgütleri bu açıklamalar yaptı, yapmaya da devam ediyorlar.

    Biz de buna ilişkin insanıyla, havasıyla, doğasıyla, talan edilen bu suç ortamlarının derhal kapatılmasını talep edeceğiz, zaten ettik. Meclisten de bas bas bağırdık bununla ilgili ama buna ilişkin yeterli önlem alınmadığı için bugün işte en büyük doğa katliamı, doğa felaketi yaşanmış durumdadır. Doğa talanına ilişkin, bu ekokırım suç ortamlarına ilişkin derhal siyanürlü altın madenleri başta olmak üzere toplumsal doğamıza, sağlığımıza zarar veren bütün işletmeler kapatılmalıdır.”

    PİRHA/ERZİNCAN

  • Bayraktar’tan ‘kayıp işçiler toprak altında kalacak’ açıklaması: 400 bin kamyon lazım

    Bayraktar’tan ‘kayıp işçiler toprak altında kalacak’ açıklaması: 400 bin kamyon lazım

    Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, İliç’te heyelan tehlikesinin devam ettiğine dikkat çekerek, “En az 400 bin kamyona ihtiyaç var” dedi.

    Erzincan’ın İliç ilçesinde bulunan Anagold’a ait maden ocağında yapanan faciada patlayan siyanürlü havuzun altında kalan 9 işçiye ulaşılamzken, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’dan açıklama geldi.

    Bayraktar, bölgedeki çökme sonrasında bölgedeki toprağın tamamının kaldırılması için en az 400 bin kamyona ihtiyaç olduğunu iddia etti.Heyelan riskinin devam ettiğini vurgulayan Bayraktar, arama kurtarma çalışmalarının işçilerin bulunduğu düşünülen noktalarda sürdüğünü belirtti.
    Bayraktar, “Buradaki şirketin yönetim düzeyi içerisinde bir zafiyet içerisinde olduğunu görüyoruz. Müfettişlerimiz çalışmalarını sürdürüyor” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Koza Altın İşletmeleri, Göle’deki Alevi ve Kürt köylerine göz dikti!-VİDEO

    Koza Altın İşletmeleri, Göle’deki Alevi ve Kürt köylerine göz dikti!-VİDEO

    PİRHA – Çevresel tahribatlarıyla tanınan Koza Altın İşletmeleri, Göle’de yeni bir talan projesini hayata geçirmek istiyor. Yöre halkı ise her türlü maden faaliyetine karşı olduklarını belirterek “Bu projelerde daha çok siyasi faaliyet yürütülüyor. Özellikle Alevi ve Kürt köylerinde maden çalışmaları yapılıyor” ifadelerini kullandı.

    Koza Altın İşletmeleri A.Ş. Ardahan’ın Göle İlçesinde yeni bir maden faaliyeti için girişimde bulundu. Proje detaylarını kamuoyu ile paylaşan şirket, maden çıkarmak için Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) başvurusunu da yaptı.

    Altın, gümüş ve bakır çıkartmak amacıyla açık ocak şeklinde faaliyet yürüteceklerini belirten şirket, Büyük Altunbulak Köyü başta olmak üzere Koyunlu (Gundik), Kuytuca (Şeki) ve Durucasu (Gırdamal) köylerinin de arazilerinin maden sahası kapsamında değerlendirileceğini belirtti.

    Karara tepki gösteren yöre halkı, Koza Altın İşletmeleri’nin yaptığı başvuruya dair itirazda bulundu. İmza kampanyası başlatan yurttaşlar, maden faaliyeti sebebiyle büyük bir çevresel felaketin oluşacağına dikkat çekti.

    TARIMSAL ÜRETİM İÇİN TEHLİKE SİNYALİ!

    Madem faaliyetlerinin her aşamasının doğaya, tarım ekonomisine ve insan sağlığına geri dönüşü olmayan zararlar verdiğini belirten yurttaşlar, dinamit ile yapılacak patlamalar nedeniyle yeraltı sularının da zarar göreceğinin altını çizdiler. Göle ilçesinin hayvancılık ve tarım alanında önemli bir bölge olduğunu vurgulayan yöre halkı, açık maden faaliyeti ile birlikte, hayvancılığın yanı sıra süt, peynir ve arıcılığın da büyük bir darbe göreceğini belirttiler.

    Proje sahasının 146 metre yakınından geçen Şimşimik Deresi de söz konusu faaliyet nedeniyle tehlike altında bulunuyor. Yaşam alanlarının maden sahasına olan uzaklığı ise sadece 150 metre. Yurttaşlar, bölgenin aynı zamanda deprem fay hattı üzerinde olduğunu vurgulayarak maden işletmesinin iptalini talep ediyor.

    YÖRE HALKI, PROJEYE TEPKİLİ!

    Ankara’da ikamet eden Büyük Altunbulak köyünden Ali Turan, söz konusu projeye dair yöre dernekleriyle faaliyet yürüten isimlerden birisi. Turan, aynı zamanda oluşturulan çevre komisyonunun da sözcülüğünü yürütmekte. Ali Turan, maden faaliyeti konusunda ilk duyumu yaklaşık 1 ay kadar önce aldıklarını belirterek “Büyük Altınbulak köyünün tamamını, çevre köylerden ise Gundik, Şeki ve Gırdamal’ın da resmi olarak arazilerinde altın madeni arama faaliyeti gerçekleştirileceğini haber aldık. Böyle bir şeye başta inanamadık. 2007 yılında bu ruhsatın alındığı söylendi, daha sonra da Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) için Koza Holding’in başvuruda bulunduğu söylendi. Göle’deki köylerimizin muhtarları, bütün köy halkının bu faaliyeti istemediğini belirterek valiliğe başvurularını yaptılar. Her ne kadar göç edip uzakta da olsak oralar bizim memleketimiz, bölgemiz” diye konuştu.

    “BÖLGEYE ZARAR VERİLMEDEN İŞİN İÇİNDEN ÇIKILMAZ!”

    Altın arama faaliyetlerinde siyanür tehlikesine de dikkat çeken Turan, sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “Siyanürsüz arama gibi bir örnek yok. Çıkarılan madenin Gümüşhane’ye taşınma noktasında bir söz var ve etrafa zarar vermeyip ‘siyanür kullanmayacağız’ ifadelerinin olduğu projeyi okuduk. Ancak kimse bu projenin Gümüşhane’ye taşınabilirliğini, o bölgeye zarar verilmeden bu işin içinden çıkılacağını düşünmüyor. Aynı zamanda siyanürlü havuzlarda kazaların yaşandığı bir ülkedeyiz. Dolayısıyla Ardahan, zaten hayvancılık konusunda can çekişen bir bölge. Buralar tarım ve hayvancılıkla kendini ayakta tutuyor. 3 bine yakın tür çiçeği barındıran bir bölge burası. Bu nedenlerle hiç kimse Koza Holding’in orada maden faaliyetini istemiyor.”

    “KOZA HOLDİNG’İ BÖLGEYE İSTEMİYORUZ”

    Ali Turan yerel halka çağrıda bulunarak yapacakları eylem planını da şu sözlerle anlattı:

    “Halkın tepkisi ‘sonuna kadar direneceğiz’ yönünde. İlgili bakanlığın bu projeye onay vermesini halk istemiyor. Evet ‘milli bir kazanımdır’ yönünde cevap geliyorsa da yaşamsal alana zarar vereceği noktasından hareketle bütün Göle halkı, gurbette olan tümümüz, kesinlikle Koza Holding’i bölgeye istemiyoruz. Yöre halkı, eğer karar bakanlıktan geri dönmezse fiziki mücadeleye de başlayacaklarını belirtiyor.”

    ÖZELLİKLE ALEVİ-KÜRT KÖYLERİNDE MADEN FAALİYETİ!

    Madenden etkilenecek köylerden olan Gundik, ilçenin tek Kürt Alevi köyü özelliği ile biliniyor. Köy arazisi içerisindeki kutsal mekanların da, söz konusu maden faaliyetleri nedeniyle tehlike altında olduğuna işaret ediliyor.

    Ardahan ili Göle ilçesi Koyunlu Köyü Kültür ve Yardımlaşma Derneği de maden kararına karşı Ankara’da faaliyetlerine başladı. Derneğin Başkanı Güntay Akın, “Her ne kadar Ankara’da ikamet etsek de kendi topraklarımızdan ayrı kalmadık, her zaman orayla ilgilendik” diye belirtti. Akın, madenin vereceği muhtemel zararlardan birisinin de demografik yapı olacağını söyleyerek şöyle devam etti:

    “Doğa içerisinde insanoğlunun olduğu gibi her canlının da yaşama hakkı var. Mevcut hükümetin, geçmişten bugüne doğa üzerindeki yaptığı tahribatı Akbelen’de, Kaz Dağları’nda görüyoruz. Biliyoruz ki maden, doğaya ve canlıya zarar verecek şekilde çıkartılıyor. Bize maden faaliyetinin süresi olarak ‘3 yıl içerisinde bitirilecektir’ deniliyor ancak çıkarılan o madenin sonraki süreçte doğa üzerindeki tahribatı daha da büyük olacak. Yani nereden bakarsanız 100 yıl boyunca oradan hiçbir canlı faydalanamayacak. Bu projelerde daha çok siyasi faaliyet yürütülüyor. Özellikle Alevi ve Kürt köyleri üzerinde maden çalışmaları yapılıyor. Şu an yapılan çalışma sanki maden değil de farklı bir alana gidiyormuş gibi görünüyor. Bu doğrultuda tabii ki elimizden gelen mücadeleyi vereceğiz. Hukuksal ve eylemsel anlamda olsun, sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya gelip ne yapılması gerekiyorsa yapacağız.

    “ELİMİZDEN GELENİ YAPACAĞIZ”

    Amaçlanan, bölgedeki siyasi gücü de zayıflatmak gibi görünüyor. İktidar, kendine muhalif olan kesimin oradaki gücünü kırmak istiyor gibi. Bölgede yeraltı kaynakları vardır ancak çıkarılması arz eden ya da edilmeyen yerler vardır. Özellikle bu faaliyetleri insanların yüzyıllardır yaşadığı yerlerde yaparsanız ortaya farklı şeyler çıkar.

    Şu an sadece imza kampanyası yapıp mücadelemizi bu doğrultuda yürüteceğiz. Tahribatı görmeden bu işin sonlanması için elimizden geleni yapacağız. Ama yok ‘diretip altın arayacağız’ dedikleri zaman, orada ekmek mücadelesi veren; tarımla uğraşan, hayvancılık yapanlar da oradaki rezervin bir gün biteceğini biliyor. Tahribatı yaptıktan sonra bölgenin halini düşünmek gerekiyor. 3 yıllık süreç içerisinde bir sürü tahribat yapılıp canlı öldürülecek. sonrasında orada yaşayan insanlar ne yapacak?”

    “YAŞAM VE GEÇİM ZORLAŞIR”

    Güntay Akın, yerel halkla dayanışma içerisinde olduklarını vurgulayarak sözlerini şu cümlelerle sonlandırdı:

    “Yerel halkın yaşayacağı başka bir anavatanı yok. Orada yaşayan insanların yüzde 90’nı sonradan kazandıklarıyla geçimlerini sağlayabiliyor. Hayvancılık, buğday, arpa, arıcılık gibi üretimleri öldürdüğünüz zaman yaşam ve geçim zorlaşır. Bizim yapacağımız iş, bu şirketin tahribatlarını anlatmak olacak. Yerel halkın da zaten %80’i ne gerekiyorsa mücadele vereceğini söyledi. İlk başta sivil toplum örgütleri ile bir araya gelip, olayı anlatmak ve ileride hukuki mücadele ve tabii ki fiziki eylemler de gerektirirse yapılacaktır.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • İliç’te yapılması planlanan keşifte bilirkişiler AKP’li; keşfin ertelenmesi talep edildi

    İliç’te yapılması planlanan keşifte bilirkişiler AKP’li; keşfin ertelenmesi talep edildi

    PİRHA-Erzincan İliç Anagold Altın Madeni kapasite artırım ÇED iptal davasında 5 Ekim’de yapılması planlanan keşifte bulunacak bilirkişilerin AKP’li, akademik yeterliliklerinin olmaması ve altın madeni savunucusu olduğu için yapılacak keşfin ertelenmesini talep eden Sedat Cezayirlioğlu ve gönüllü avukatı İsmail Hakkı Atal, anayasal suç işlendiğini kaydetti.

    Türkiye’nin dört bir tarafı madencilik projeleriyle çevrilmiş durumda ve doğa her geçen gün daha fazla tahrip ediliyor.

    Erzincan İliç’te siyanür sızıntısına yol açan Çöpler Altın Madeni’nin kapatılması için yapılan çağrılar devam ederken, Erzincan’ın İliç ilçesine bağlı Çöpler bölgesinde, atık havuzundan siyanür sızdığı şikâyetinin ardından 21 Haziran 2022’de faaliyetine son verilen altın madeni, üç ay sonra 23 Eylül’de yeniden açılmıştı.

    Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), İliç’te Anagold Madencilik tarafından işletilen altın madeninin kapasite artışı için verilen Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) olumlu kararına karşı açılan davanın duruşması 30 Kasım’da Erzincan İdare Mahkemesi’nde görülmüştü.

    Erzincan İliç Anagold altın madeni kapasite artırım ÇED iptal davasında 5 Ekim’de yapılması planlanan keşifte bulunacak bilirkişilerin AKP’li, akademik yeterliliklerinin olmaması ve altın madeni savunucusu olduğu için yapılacak keşfin ertelenmesini talep eden Sedat Cezayirlioğlu ve gönüllü avukatı İsmail Hakkı Atal, konuya ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    “KEŞFİN ERTELENMESİNİ TALEP ETTİK”

    5 Ekim’de yapılması planlanan keşifte bulunacak bilirkişilerin AKP’li ve akademik yeterliliklerinin olmaması, altın madeni savunucusu olduğu için bilirkişi heyetinde bulunan 13 kişiden 7’sine itiraz edildiği için keşfin ertelenmesinin talep edildiği belirtilen açıklamada, “Keşif bilirkişilerinden Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Serhat Vançelik 2007-2017 yılları arasında 10 yıl Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü yapıp AKP hükümetine yakın olduğundan başta bu bilirkişiyi kabul etmedik. Eski Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner’in Anagold madeni soruşturma dosyasında firari  FETÖ’cü Savcı Bayram Bozkurt ile Anagold şirketi arasındaki rüşvet alışverişinin eski AKP’li Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in oğlunun avukatlık bürosu vasıtasıyla yapıldığı bilgisi 2009 yılında Adalet Bakanlığı kayıtlarına girmişti. Diğer yandan Kanada-Amerikan altın madeni Anagold şirketine Çalık holdingin %20 ortak olması ve Çalık holdingin de AKP iktidarına yakın olması nedeniyle, AKP’li halk sağlığı uzmanı bilirkişi Prof. Dr. Serhat Vançelik’in vereceği raporun tarafsız olmayacağı belli olduğundan itirazımızla birlikte Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nden İlhan Cihaner’in hazırladığı soruşturma dosyasının da celbini talep ettik. Diğer yandan mahkeme “hidrojeolog“ bilirkişi ataması gerekirken, “hidrolik mühendisi”  bilirkişi atamış olduğundan bu bilirkişiye, Danıştay bozmasına aykırı olarak öğretim üyesi vasfını taşımayan Meteoroloji Mühendisi ve Jeoloji Mühendisine, koşulsuz altın madeni propagandacısı Maden mühendisi Prof. Dr. İbrahim Alp’e, özel şirket sahibi ve maden şirketlerine iş yapan Çevre Mühendisi Prof. Dr. Okan Tarık Komesli’ye, sismoloji alanında yeterli çalışması olmayan ve akademik sıfatı sismolog değil jeofizikçi olan bilirkişi Prof. Dr. Nafiz Maden’e itirazlarımızı bildirerek, keşfin ertelenmesini talep ettik” denildi.

    “TÜRKİYE TARİHİNDEKİ EN YIKICI ÇEVRE VE HALK SAĞLIĞ TEHDİDİDİR”

    Akkuyu ve Akbelen davalarında olduğu gibi İliç davasında da görünüşte bir yargılama yürütüldüğü vurgulanan açıklamanın devamında şunlar dile getirildi:

    “Siyasi  iktidarın kontrolünde olan ve AKP’li avukatların hakimliğe devşirilmesiyle oluşturulan yargı, şirketlerin davayı kazanması için yasaları uygulamamakta ve anayasal suç işlemektedirler. İliç Anagold Madeni Türkiye’nin geleceğini yok etme kapasitesine sahip bir madendir. Prof. Dr. Naci Görür Anagold altın madeninin üzerinde olduğu Yedisu fay zonuyla ilgili uyarılarını en son üç gün önce yapmış ve burada her an 7’den büyük bir deprem beklediklerini belirtmiştir. 21 Haziran tarihinde, sömürgeci Kanada ve ABD’ye ait çöpler altın madeninde siyanür borusu patlamış, Fırat’a ve doğal ekosistemlere 80 kg siyanür karışmış ve davalı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı maden sahasını 88 gün kapatmak zorunda kalmıştır. Hiçbir deprem, doğal afet, fırtına ve dolunun olmadığı 21 Haziran’da sakin yaz gecesinde siyanür borusunu patlatan Anagold Madeni, her an 7’den büyük bir deprem olacağı kesin olan Yedisu fay zonu üzerinde, Fırat nehrine karışmak üzere atık havuzunda bekleyen 66 milyon ton sülfürik asitli, siyanürlü atığıyla ve depremde etrafa dağılmak üzere bekleyen siyanür boruları içindeki siyanürüyle; Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki en yıkıcı ve aktif çevre, ekoloji ve halk sağlığı tehdididir.”

    PİRHA/ERZİNCAN

  • ‘Siyanürlü maden projesi geri dönüşü olmayan tahribatlara yol açacak’-VİDEO

    ‘Siyanürlü maden projesi geri dönüşü olmayan tahribatlara yol açacak’-VİDEO

    PİRHA-TMMOB tarafından, İliç’te Anagold Madencilik tarafından işletilen altın madeninin kapasite artışı için verilen ÇED Olumlu Kararı’na karşı açılan davanın duruşması Erzincan İdare Mahkemesinde görüldü. Duruşma sonrasında Makina Mühendisleri Odası Erzincan Temsilciliği’nde yapılan açıklamada, “ÇED olumlu kararının ve telafisi imkânsız zararlara neden olacağı açık olan kapasite artırımı işleminin acilen iptal edilmesi, durdurulması ve işletmenin kapatılması hayati öneme sahiptir” denildi.

    Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) tarafından, İliç’te Anagold Madencilik tarafından işletilen altın madeninin kapasite artışı için verilen ÇED Olumlu Kararına karşı açılan davanın duruşması Erzincan İdare Mahkemesinde görüldü. Mahkeme tarafından verilen karar 15 gün içerisinde açıklanacak.

    Duruşma sonrasında Makine Mühendisleri Odası Erzincan Temsilciliği’nde açıklama yapıldı. Açıklamaya, TMMOB Genel Sekreteri Dersim Gül, TMMOB İl Koordinasyon Kurulu, Metalürji Mühendisi Cemalettin Küçük, Türkiye Barolar Birliği Çevre Komisyonu’ndan Gökhan Halis, Elif Özer, Barış Yıldırım, HDP PM Üyesi İbrahim Kasun, Mezopotamya Ekoloji Hareketi’nden Özen Meral Uç, EMEP Erzincan İl Başkanı Haydar Polat, Sivas-Erzincan Tabip Odası, Erzincan Ziraat Odası Başkanı Tamer Geyik ve Sedat Cezayirlioğlu katıldı. Açıklamayı TMMOB Genel Sekreteri Dersim Gül okudu.

    “ÇED OLUMLU KARARI TELAFİSİ İMKANSIZ ZARARLARA NEDEN OLACAK”

    Siyanürlü maden işletmeciliğine ilişkin projenin  çevre ve insan sağlığı üzerinde geri dönüşü olmayan tahribatlara yol açacağını belirten TMMOB Genel Sekreteri Dersim Gül, “Ortaya çıkan somut çevresel etkiler ve riskler göz önünde bulundurularak, bilimsel ve hukuksal açıdan birçok sorun barındıran ÇED olumlu kararının ve telafisi imkânsız zararlara neden olacağı açık olan kapasite artırımı işleminin acilen iptal edilmesi, durdurulması ve işletmenin kapatılması hayati öneme sahiptir. Bu proje faaliyete başladığı yıllardan itibaren buradaki doğal çevrenin tahribata uğramasına, tarımsal faaliyetlerin hayvancılığın zarar görmesine yol açan yürütülen sömürge madenciliği ile ülkemizin kaynaklarının yabancı şirketlere aktarılmasına yol açan bir projedir. Siyanürlü altın işletmeciliği niteliği itibari ile çevre açısından çevre ve insan sağlığı açısından göze alınamayacak riskler barındıran, risk unsurunun ön planda olduğu bir yöntemdir” dedi.

    “ÇED SÜRECİNİN YÜRÜTÜLME BİÇİMİ HUKUKA AYKIRI”

    ÇED sürecinin yürütülme biçiminin hukuka aykırılıklar ve ihlallerle dolu olduğunu vurgulayan Gül, şöyle devam etti:

    “ÇED Raporunda, çevresel etki değerlendirmesi sürecinin temelini oluşturan çevresel süreçlere katılım hakkının göz ardı edilmiştir. Faaliyetin parçalanarak çevre mevzuatına ve çevresel etki değerlendirmesi ile hedeflenen amaca aykırı biçimde farklı ÇED süreçlerine konu edilmiş ve böylece de etkilerinin sınır değerlerin altında gösterilmiştir. Pek çok etki değerlendirme dışı tutulduğu, bilimsel ve teknik terminolojiden uzak, güvenirliği olmayan bir rapora dayalı bu süreç bütünüyle hukuka aykırılık taşımaktadır. Umuyoruz ve diliyoruz ki mahkeme tüm bu hukuksuzluklar karşısında kamu yararını, bilimsel ve teknik esasları daha fazla göz ardı edemeyecek ve tüm toplumu ilgilendiren bu davada sermayeden yana değil bilimden, hukuktan ve halktan yana karar verecektir. Ne karar verilirse verilsin bu sürecin takipçisi olmaya; bilimi ve tekniği, emperyalizmin ve sömürgenlerin değil, emekçi halkımızın hizmetine sunmak için her çabayı güçlendirerek sürdürmeye devam edeceğiz.”

    PİRHA/ERZİNCAN

  • İliç’te siyanür sızdıran maden şirketinin önünde protesto: Fırat siyanür akmasın-VİDEO

    İliç’te siyanür sızdıran maden şirketinin önünde protesto: Fırat siyanür akmasın-VİDEO

    PİRHA-Doğa severler, Erzincan İliç’te doğaya siyanür sızdıran maden şirketinin İstanbul’da bulunan binası önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamada maden kapasite artışının gerçekleştirilmemesi ve ÇED olumlu kararının iptal edilmesi talep edildi. Polis, şirket binası önünde açıklama yapılmasına izin vermezken, basın metni sokağın başında okundu.

    Erzincan’ın İliç ilçesine bağlı Çöpler bölgesinde, atık havuzundan siyanür sızdığı şikayetinin ardından 21 Haziran 2022’de faaliyetine son verilen altın madeni, 3 ay sonra yeniden açılmıştı. Madendeki kapasite artışının yapılmaması ve ÇED olumlu kararının iptal edilmesi için doğa severler bugün Çalık Holding’in İstanbul Zincirlikuyu’daki binası önünde bir araya gelerek açıklama yaptı.

    “BASRA KÖRFEZİ’NE KADAR BİR ALANI TEHDİT ETMEKTEDİR”

    Polis bina önünde açıklama yapılmasına izin vermezken, doğa severler açıklamayı binanın bulunduğu sokağın başında okudu. Aslı Kahraman Eren‘in okuduğu basın metninde şu ifadelere yer verildi:

    “Erzincan İliç’te çöpler altın madeni alanının genişletilmesini istemiyoruz. Türkiye’nin ikinci en büyük altın madeni sahası olan Erzincan’ın İliç ilçesinde faaliyet gösteren Çöpler Altın Madeni alanı 3 kat daha genişletilmek isteniyor. 66 milyon ton siyanürü buharlaştırarak atmosfere verecek olan, doğamızı ve sağlığımızı hiçe sayan bu kapasite artışını istemiyoruz. Erzincan İliç Çöpler Altın Madeni 2010 yılından beri, Kanadalı Anagold Şirketi ve Türk ortağı Çalık Holding ile beraber yürüttüğü vahşi altın madenciliği faaliyetleri ile kadim coğrafyamızı yaşanmaz hale getirmektedir. Basra Körfezi’ne kadar etkisi olabilecek bir alanı tehdit etmektedir.

    Karadeniz sınırlarındaki tüm şehirleri etkisi altına alan ve kazanın üzerinden uzun yıllar geçmesine rağmen etkilerinin devam ettiği, kanser oranlarının artışına sebep olan Çernobil vakasının ikinci versiyonu Fırat havzası üzerinde, yaşanan siyanür kazaları ve aktif siyanür kullanımı ile İliç’te de yaşanacaktır! Çöpler Altın Maden sahası Kaz Dağları’ndaki 350 bin ağacın katledildiği altın
    maden sahasının üç katı büyüklüğünde! 1.746,52 hektar gibi büyük bir alanı kaplayan Çöpler Altın Madeni Kompleksi, Ekim 2021’de onaylanan Çed (Çevre Etki Değerlendirme) raporu ile ikinci kez kapasite artırımı izni almıştır!

    “ÇED OLUMLU KARARI İPTAL EDİLMELİDİR”

    TMMOB’un ÇED Olumlu kararının iptali davasının 13 Nisan 2022’de keşif ve bilirkişi incelemesi olmuştu, bugün 30 Kasım 2022 saat 10.30’da şu anda bu iptal davasının duruşması görülüyor Erzincan İdari Mahkemesi’nde. Bizler doğa ve yaşam savunucuları olarak Çed olumlu kararının iptal edilmesini ve kapasite artışının asla gerçekleşmemesini istiyoruz ve bu talebimizi Anagold madenciliğin Türk ortağı Çalık grubunun Holding binası önünde de yüksek sesle bir kez daha konunun muhatabına haykırmak için bulunuyoruz!

    Anagold Şirketi’nin Ankara ana merkez ofisi binasında da benzer bir eylem bu saatler itibariyle yapılmaktadır. Bugün Erzincan’da Çed olumlu kararının iptal davası görülen kapasite artışı gerçekleşirse sülfürik asit kullanımının yıllık 9 bin tondan 122 bin tona, siyanür kullanımının ise yıllık 7 binden 11 bin tona çıkarılacaktır! Şu anda 197 futbol sahası büyüklüğündeki siyanür ve sülfürik asitli atık havuzu 600 futbol sahası büyüklüğüne ulaşacaktır!

    “KAPASİTE ARTIŞINA İZİN VERİLMEMELİDİR”

    Türkiye’nin en büyük su toplama havzasına sahip Fırat Nehri’ni besleyen Karasu’nun yanı başındaki maden hali hazırdaki büyüklüğü ile bile su kaynakları için açık bir tehdit unsuru iken daha da büyütülmesi düşünülmemelidir! On Binlerce insanın hayatını kaybettiği 1937 Erzincan depremini yaşayan bölgenin birinci dereceden deprem bölgesi iken, fay hattına bu kadar yakın bir alanda bu çaplı bir kapasite artışı olası bir depremi büyük bir felakete dönüştürmek demek olacaktır, bu kapasite artışına izin verilmemelidir!

    Geçtiğimiz yaz aylarında yaşanan siyanür sızıntılı kazalar da gösterdi ki Çöpler Altın Madeni tüm Fırat’ı ve dolayısıyla Fırat Nehri’nin ulaştığı sınırlarımız dışındaki tüm bölgeyi tehdit etmektedir! Uluslararası bir eko kırım suçu işlenen bu madenin değil kapasite artışına gitmesi, tamamen kapatılması, doğa ve yaşam için bir tehdit olmasının önüne geçilmesi gerektiğini buradan madenin Türk ortağı Çalık grubuna bir kez daha haykırıyoruz!

    Doğa ve yaşam savunucuları bu insan hakları ihlali sayılacak suçun durdurulması için sonuna kadar mücadele edecektir! Bugün Erzincan İdari Mahkemesi’nin de bu suça ortak olmamak için adaletli bir karar vermesini umuyoruz! Fırat siyanür akmasın, İliç madenin yuttuğu bir kasaba olmaktan kurtulsun, üzerinde kuş bile uçmayan siyanürlü atık havuzları sonsuza dek kapatılsın tüm mücadelemiz bunun içindir.”

    DOĞA DERNEKLERİNDEN DESTEK

    Açıklamaya destek veren kurumlar ise şöyle:

    “Ar-Çep, Ar-tur Çevre Platformu, Bakırtepe Çevre Platformu, Biga Ekoloji Ve Yaşam Platformu, Burhaniye Çevre Platformu, Burhaniye Ekoloji Gönüllüleri, Disder Doğa İçin Sanat Derneği, Divriği Yaşam ve Doğa Platformu, Doğanın Çocukları, Ekoloji Birliği, Ekoloji Birliği Kadın Meclisi, Ekoloji Birliği Gençlik Meclisi, Ekoloji Derneği, İkizdere Dernekler Federasyonu, İklim Adalet Koalisyonu, İliç Doğa ve Çevre Platformu, Karakoçan Dayanışma İnisiyatifi, Kazdağları Ekploji Platformu, Kazdağları Kardeşliği, Kemaliye ve Köyleri Çevre Platformu, Malatya Çevre Platformu, Marmaris Ekolojik Mücadele, Munzur Çevre Derneği, Tarlabaşı Dayanışma, Türkiye Geneli Doğa ve Çevre Platformu, Validebağ Direnişi, Van Çevre Tarihi Eserleri Koruma ve Geliştirme Derneği, Yaşam ve Dayanışma Yolcuları, Yeryüzü Ekoloji Kolektifi”

    PİRHA/ İSTANBUL

  • İliç’te doğaya siyanür sızdıran maden şirketinin binaları önünde açıklama yapılacak

    İliç’te doğaya siyanür sızdıran maden şirketinin binaları önünde açıklama yapılacak

    PİRHA-Erzincan’ın İliç ilçesinde siyanür sızıntısı nedeniyle 16,4 milyon lira ceza kesilip faaliyeti durdurulan ama daha sonra tekrar açılan madenin İstanbul ve Ankara’daki şirket binaları önünde yarın saat 10.30’da basın açıklaması yapılacak. 

    Erzincan’ın İliç ilçesine bağlı Çöpler bölgesinde, atık havuzundan siyanür sızdığı şikayetinin ardından 21 Haziran 2022’de faaliyetine son verilen altın madeni, 3 ay sonra yeniden açılmıştı.

    Havuzdan sızan siyanürün Fırat nehrine karıştığı iddia edilirken, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın 16,4 milyon lira ceza kestiği madeni işleten Anagold firması ‘gerekli iyileştirmeleri’ yaptıklarını ve yeniden faaliyete başlamak için onay aldıklarını duyurmuştu.

    Madendeki kapasite artışının yapılmaması ve ÇED olumlu kararının iptal edilmesi için doğa severler yarın Çalık Holding’in İstanbul Zincirlikuyu’daki binası ile Anagold Madenciliğin Ankara Çankaya’daki binası önünde saat 10.30’da bir araya gelerek, açıklama yapacak.

    PİRHA / İSTANBUL

  • Fırat Nehri’ne siyanür sızdıran maden şirketi faaliyetlerine yeniden başladı

    Fırat Nehri’ne siyanür sızdıran maden şirketi faaliyetlerine yeniden başladı

    PİRHA-Erzincan’ın İliç ilçesinde faaliyet gösteren ve havuzundan sızan siyanürün Fırat Nehri’ne karıştığı belirtilerek  3 ay önce faaliyetine son verilen Anagold firması faaliyetlerine yeniden başladıklarını duyurdu.

    Erzincan’ın İliç ilçesine bağlı Çöpler bölgesinde, atık havuzundan siyanür sızdığı şikayetinin ardından 21 Haziran 2022 tarihinde faaliyetine son verilen altın madeni 3 ay aranın ardından yeniden açıldı. Havuzdan sızan siyanürün Fırat Nehri’ne karıştığı iddia edilirken, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın 16,4 milyon lira ceza kestiği madeni işleten Anagold firması gerekli iyileştirmeleri yaptıklarını belirterek, yeniden faaliyete başlamak için onay aldıklarını duyurdu.

    ŞİRKET, FAALİYETLERİNE DEVAM ETTİĞİNİ DUYURDU

    Anagold Madencilik’ten yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Çöpler Madeni, ilgili bakanlıklar ve kamu kurumları tarafından belirlenen gerekli iyileştirme girişimlerini tamamladığına dair resmi onayları aldı. Bu iyileştirmeler, 21 Haziran’da meydana gelen olayın olası tekrarlamasını önlemek için ek koruma sağlamak üzere tasarlandı. İstenilen iyileştirilmelerin tamamlanmasıyla Anagold Madencilik, 21 Haziran’daki döküntüye yol açan koşulları ele aldı. Çöpler Madeni’ne 23 Eylül 2022 itibariyle yeniden faaliyete başlaması için onay verildi. Çöpler maden ekibi, yeniden faaliyete başlama döneminde ilgili Bakanlıklar ve Kamu Kurumları ile yakın temasta bulunmaya devam edecek.

    Çöpler Madeni, madenciliğin zirve noktası olarak kabul edilen ulusal ve uluslararası standartlara sahip üretim teknikleriyle 12 yıldır faaliyet gösteriyor. Madenimiz, açıldığı günden bu yana dünya standartlarındaki en üst seviye yönetmelikler ve yönergelere uyumlu bir şekilde çalışıyor. Aynı zamanda halihazırda üst seviyede olan çalışma sağlığı ve iş güvenliği tedbirlerimiz; yaşanan olay sonucunda insan ve çevre sağlığı açısından daha da iyileştirildi. Bu kapsamda tüm kontrol sistemimiz, olaydan önceki sisteme kıyasla daha da hassas hale getirildi. Ayrıca şiddetli yağış gibi olağandışı durumlarda yüzeydeki suyu toplamak için 2.100 m3’lük yağmur suyu (yüzey suyu) toplama havuzu inşa edildi. Tüm girişimler, Bakanlık temsilcilerinin gözetimiyle ve görüşleriyle tamamlandı. Anagold Madencilik, diğer ülkelerdeki maden sahalarında olduğu gibi Çöpler bölgesinde de Türkiye ve uluslararası mevzuatlar ve standartlar çerçevesinde, insan sağlığına ve çevresel sürdürülebilirliğe uygun şekilde faaliyetlerini sürdürüyor.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Sarıbal: İktidar ülkenin yeşiline para olarak bakıyor-VİDEO

    Sarıbal: İktidar ülkenin yeşiline para olarak bakıyor-VİDEO

    PİRHA-CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, “İliç’te siyanür havuzu daha da büyütülmek isteniyor, şu anda büyütülecek istenen havuz Avrupa’nın en büyük siyanür çukuru olacak. Bu ülkenin vicdan sahibi insanları ülkenin yeşiline yaşam olarak bakıyor ama iktidar yeşile para olarak bakıyor” dedi.

    21 Haziran Salı günü saat 02.45’te Erzincan İliç İlçesi Çöpler Mevkii’nde uluslararası bir şirket tarafından işletilen altın madenine siyanür taşıyan boru hattında meydana gelen patlama sonrasında, yaklaşık 20 ton siyanür solüsyon Fırat Nehri ve Keban Baraj havzasına, siyanürlü su da Fırat Nehri üzerinde kurulan İliç Barajına da ulaştı.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, İliç’te Anagold Madencilik’e ait altın madeninin siyanür borularının patlamasının vereceği zararlara ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “TOPRAĞIN ÜSTÜ, TOPRAĞIN ALTINDAN DEĞERLİDİR”

    Siyanürün dünyanın en tehlikeli maddesi olduğunu vurgulayan Sarıbal, “Siyanürün geçtiği yerde hiçbir canlı yaşayamaz. Dünya siyanürle altın çıkarmayı bırakmış durumda ama ne yazık ki Türkiye’de en ucuz yöntem bu olduğu kullanılıyor” dedi.

    İliç’te siyanür havuzu daha da büyütülmek istendiğine dikkat çeken Sarıbal, “Şuanda büyütülmek istenen havuz Avrupa’nın en büyük siyanür çukuru olacak. Aşırı yağmur, aşırı rüzgâr ve deprem olduğunda o çukurda bir yarılma olduğunda sadece İliç değil Fırat Nehri, Atatürk Barajı ve Keban Barajı’nda bulunan sular zehirlenecek” diye konuştu.

    Sarıbal, Türkiye’nin birçok yeri şuan hükümet tarafından maden ruhsatları verildiğine işaret ederek, “Dersim’de 145 tane maden ruhsatı verildi. Bu ülkenin vicdan sahibi insanları ülkenin yeşiline yaşam olarak bakıyor ama iktidar yeşile para olarak bakıyor. İktidara sözümüz ölüler altın takmaz, toprağın üstü toprağın altından kıymetlidir ve ormanda son ağaç kesildiğinde, nehirde sular kuruyup son balık öldüğünde beyaz adam paranın yenilmeyeceğini anlayacaktır” ifadelerine yer verdi.

    Cihan BERK/DERSİM

  • TMMOB’den İliç’te siyanür sızıntısına tepki: İşletme gecikmeden kapatılmalı-VİDEO

    TMMOB’den İliç’te siyanür sızıntısına tepki: İşletme gecikmeden kapatılmalı-VİDEO

    PİRHA-Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Anagold Madencilik’e ait altın madeninde siyanür sızıntısına tepki göstermek için Erzincan İliç’te basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “İliç’te yaşanan felaketin tüm sorumluları yargı karşısında hesap vermeli, kapasite artırımı için verilen ÇED olumlu kararı iptal edilmeli ve işletme gecikmeden kapatılmadır” denildi.

    21 Haziran Salı günü saat 02.45’te Erzincan İliç İlçesi Çöpler Mevkii’nde uluslararası bir şirket tarafından işletilen altın madenine siyanür taşıyan boru hattında meydana gelen patlama sonrasında, yaklaşık 20 ton siyanür solüsyon Fırat Nehri ve Keban Baraj havzasına, siyanürlü su da Fırat Nehri üzerinde kurulan İliç Barajına da ulaştı.

    Erzincan’ın İliç İlçesi Çöpler Köyü’nde Anagold Madencilik’e ait altın madeninde siyanür sızıntısına tepkiler her geçen gün büyüyor. Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), siyanür sızıntısına tepki göstermek için İliç’te basın açıklaması yaptı.

    Açıklamada ‘Çevre ve insan sağlığını yok sayan sömürge altın madenleri derhal kapatılmadır’ pankartı açıldı. Basın açıklamasını TMMOB Genel Sekreteri Dersim Gül okudu.

    “İŞLETMENİN KAPATILMASI HAYATİ ÖNEME SAHİPTİR” 

    Sızıntı haberi ilk duyulduğunda yetkililerin olayı reddetmesi ve göstermelik cezalar vermesinin ülkedeki denetim ve hukuk sisteminin tükenmiş olduğunu gözler önüne serdiğini ifade eden Gül, “Yurttaşlarımızın çığlığı olmasaydı, yaşanan facianın üzeri örtülecek ve hiçbir şey olmamış gibi yeni faciaların zemini hazırlanmaya devam edilecekti. Orman alanlarının, ekolojik ve biyolojik değerlerin, flora ve fauna bileşenlerinin, tarım ve mera alanlarının, su kaynakları ve havzalarının, kültürel ve tarihi mirasın, yerleşme alanlarının tahribine yol açan siyanürlü maden işletmeciliğine ilişkin proje, çevre ve insan sağlığı üzerinde geri dönüşü olmayan tahribatlara yol açmaktadır. Ortaya çıkan somut çevresel etkiler ve riskler göz önünde bulundurularak, bilimsel ve hukuksal açıdan birçok sorun barındıran ÇED Olumlu kararının ve telafisi imkânsız zararlara neden olacağı açık olan kapasite artırımı işleminin acilen iptal edilmesi, durdurulması ve işletmenin kapatılması hayati öneme sahiptir” dedi.

    “SİYANÜRLÜ ALTIN İŞLETMECİLİĞİNDE HİÇBİR KAMU YARARI BULUNMAMAKTADIR”

    İliç’te sürdürülen faaliyetin sömürge madenciliği olduğunu vurgulayan Dersim Gül, şunları kaydetti:

    “Kimyasal işlem üzerine kurulu bu madencilik, doğayı ve insan yaşamını hiçe saymaktadır. Yeraltındaki zenginliğimizin en kısa sürede ülke dışına çıkarılması, geriye ise verimsizleştirilmiş ve zehirlenmiş bir toprağın bırakılmasına dayalı bu anlayış, yaşamı da sürdürülemez hale getirmektedir. Ekosistemi yok eden, ormanlarımızı, yeraltı sularımızı ve nehirlerimizi tehdit eden, çevreye geri dönüşü mümkün olmayan zararlar veren bu anlayış, ülkemizin geleceği açısından büyük bir tehdittir. Yürütülen madencilik faaliyeti, üretim faaliyeti değil bir sömürü faaliyetidir; madenlerimizi olduğu gibi, doğamızı ve halkımızı da sömürmektedir. Siyanürlü altın işletmeciliğinde hiçbir kamu yararı bulunmamaktadır. Bu madencilik anlayışının tek kazananı maden şirketleridir. Bir kez daha İliç’ten sesleniyoruz; madenlerimiz ulusal ve uluslararası sermaye gruplarının yağma alanı olmaktan çıkarılmalı, İliç’te yaşanan felaketin tüm sorumluları yargı karşısında hesap vermeli, kapasite artırımı için verilen ÇED olumlu kararı iptal edilmeli ve işletme gecikmeden kapatılmadır.”

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Siyanür sızıntısının Fırat Nehri’ne akması Çernobil felaketiyle eş değer’

    ‘Siyanür sızıntısının Fırat Nehri’ne akması Çernobil felaketiyle eş değer’

    PİRHA-Erzincan’ın İliç İlçesi Çöpler Köyü’nde Anagold Madencilik’e ait altın madeninin kapatılmasını istediklerini belirten Munzur Çevre Derneği Yöneticisi Ali Yıldız, “Ülkenin dört bir tarafında talan ve yağma politikaları sürüyor. Erzincan İliç ilçesi en acımasız bir şekilde bedelini ödüyor” dedi. Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi Dersim İl Eş Başkanı Balaban Turgut da, “Doğamıza verilen zararlar karşısında sessiz kalamayız” diye belirtti.

    21 Haziran Salı günü saat 02.45’te Erzincan İliç İlçesi Çöpler Mevkii’nde uluslararası bir şirket tarafından işletilen altın madenine siyanür taşıyan boru hattında meydana gelen patlama sonrasında, yaklaşık 20 ton siyanür solüsyon Fırat Nehri ve Keban Baraj havzasına, siyanürlü su da Fırat Nehri üzerinde kurulan İliç Barajına da ulaştı.

    Munzur Çevre Derneği Yöneticisi Ali Yıldız ve Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi Dersim İl Eş Başkanı Balaban Turgut, İliç’te Anagold Madencilik’e ait altın madeninin siyanür borularının patlaması sonucu meydana gelen zararlara ilişkin PİRHA’ya konuştular.

    “MÜCADELEYİ BÜYÜTMEMİZ GEREKİYOR”

    Egemen güçlerin ekonomik ve siyasi krizlerini atlatabilmek için Türkiye gibi ülkelerde talan ve yağma politikalarını sürdürdüğünü belirten Munzur Çevre Derneği Yöneticisi Ali Yıldız, “Erzincan’ın İliç ilçesi bundan en acımasız bir şekilde bedelini ödüyor. O bölgede yaşayan canlıların yaşamı tehlike altında. Siyanür toprağa bırakıldığı zaman yüzyıllar boyunca hiçbir canlının yaşamını sürdürmesi mümkün değil. Yaşamı yok eden bu politikalara karşı çok güçlü bir mücadeleyi büyütmemiz gerekiyor” dedi.

    “DOĞAMIZA VERİLEN ZARARLAR KARŞISINDA SESSİZ KALAMAYIZ”

    Erzincan’daki altın madeninde kullanılan siyanür sızıntısının Fırat Nehri’ne akmasının Çernobil felaketine eş değer olduğunu vurgulayan Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi Dersim İl Eş Başkanı Balaban Turgut, “İnsanlara, hayvanlara, çevreye ve içme suyuna büyük tahribat yaratmıştır, zararları yıllarca sürecektir. ABD ve Kanada şirketleri milyonlarca dolar kazanıp ülkemizi sömürürken, doğamıza büyük tahribatlar vermektedirler. Yeşiller Gelecek Sol Parti olarak doğamıza verilen zararlar karşısında sessiz kalamayız” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • TTB: Siyanür liçi yöntemi ile yapılan madencilik yasaklansın

    TTB: Siyanür liçi yöntemi ile yapılan madencilik yasaklansın

    PİRHA- TTB, Erzincan İliç’te siyanür liçi yöntemi ile üretim yapılan altın madeninde yaşanan faciaya ilişkin yaptığı açıklamada, Türkiye’de işlenen çevre suçlarının bir insanlık suçu boyutuna geldiğine dikkat çekti. 

    Türk Tabipleri Birliği (TTB), Erzincan İliç’te siyanür liçi yöntemi ile üretim yapılan altın madeninde 21 Haziran 2022 tarihinde meydana gelen siyanür sızıntısı ve Manisa’nın Yunusemre ilçesinde üç fabrikanın siyanür ve sülfürik asit atıklarını bölgedeki sulama kanallarına boşaltmasına dair açıklama yaptı.

    Altın madeninde yaşanan faciaya ilişkin yapılan açıklamada, “Madenin tüm bu aşamalarının doğa ve insan sağlığı için farklı tehditler içerir. Biyolojik çeşitlilik, tatlı su varlığı ve insan sağlığını tehdit edecek derecede toksik bir kimyasal olan ‘siyanürlü liçleme’ kesinlikle yasaklanmalıdır” ifadelerine yer verildi.

    Türkiye’de işlenen çevre suçlarının bir insanlık suçu boyutuna geldiğini gösterdiğinin altı çizilen açıklamada, şunlara yer verildi:

    “Ülkemizde, 1990’lardan bu yana her yıl, artan sayılarda düşük tenörlü altın madeni, “siyanür liçi” yöntemi ile çalıştırılmaktadır. Bu madenler sadece cevherin çıkarıldığı maden işletmeleri değil; çıkarılan ve kırma işlemine tutulan cevherin siyanür liçi yöntemi ile işlendiği, elde edilen eriyikteki altın ve gümüşün kazanıldığı ve geride kalan ağır metallerden zengin tehlikeli atıkların depolandığı birer endüstriyel tesistir. Çıkarılan cevher, kırma işleminden sonra kapalı tank içinde veya açık alanda yığın liçi olmak üzere iki temel yöntem kullanılarak siyanür ile işlemden geçirilmektedir. Başta Erzincan İliç ilçesindeki altın madeninde olmak üzere yığın liçi uygulanan altın madeni işletmelerinde, cevher 3 ile 15 metre kalınlıkta hazırlanarak üzerine %0,05-0,1’lik NaCN çözeltisi verilmektedir. Yığının dibinden toplanan çözeltideki altın ve gümüş rafine edilerek kazanılırken, bölgenin mineralojik yapısına bağlı olarak cevherde bulunan bakır (Cu), çinko (Zn), nikel (Ni), demir (Fe) ve kobalt (Co) gibi metalleri içeren mineraller de çözünerek, çeşitli siyanür-metal komplekslerini oluşturmaktadır. Oluşan bu kompleksleri içeren atık siyanür çözeltileri ise bu işlemin sonunda atık havuzlarında toplanmaktadır. Bu atıklar çevre açısından çok tehlikelidir. Atık havuzunda oluşabilecek herhangi bir yıkılma, deprem gibi afetlerle zarar görme veya atık havuzu altında geçirgenliği ortadan kaldırmak için kullanılan geomembran tabakanın delinmesi veya yırtılması sonucu doğaya karışması ile yer altı ve yer üstü su kaynakları, toprak ve hava kirlenmektedir.

    11 ÇEVRE FELAKETİ

    Dünyada; 1971-2015 yılları arasında siyanür liçi yöntemi ile çalışan altın madenlerinin neden olduğu 11 büyük çevre felaketi yaşanmıştır. Bu felaketler sonucu siyanürlü atıkların karıştığı göl ve nehirlerde yaygın balık ölümleri gerçekleşmiş, tarım alanları ise siyanür bileşikleri ve ağır metallerle kirlenmiştir. Atık havuzlarından sızıntı, başlangıçta yüksek siyanür derişimleri bozuluncaya kadar, akarsu ve göllerde balıkların, kuşların ve diğer canlıların ölümlerine neden olurken; yayılan ve yeraltı, yerüstü su kaynaklarını kirleten ağır metal bileşikleri de tarım ve hayvancılık yolu ile besin zincirine girerek insanlara ulaşmakta ve zaman içinde ortaya çıkan sağlık sorunlarına neden olmaktadır. Ağır metaller; düşük derişimlerde bile toksik etki gösterebilen elementlerdir. Ağır metaller insanlar tarafından ağız, solunum ve deri yolu ile alınır ve çoğu boşaltım yolları ile (böbrek, karaciğer, barsak, akciğer, deri) atılamazlar. Bu nedenle ağır metallerin büyük bir bölümü, organizmada birikirler. Birikim sonucu, yoğunlaşan bu metaller, etkili dozlara ulaştıklarında; endokrin hastalıklar, nörolojik hastalıklar, kanserler, otizm gibi ciddi hastalıklara neden olabilirler.

    Bugün Erzincan’ın İliç ilçesinde bulunan altın madeninde yaşananlar ülkemiz için bir ilk değildir. 2011 yılında Kütahya’da; geçtiğimiz yıl Giresun Şebinkarahisar’da, Gördes’te yaşanan, birkaç gün önce Manisa’nın Yunusemre ilçesinde meydana gelen ve “kaza” diye nitelenen olaylarda; ağır metallerden zengin büyük miktarda atığın, atık havuzlarından çevreye yayıldığı unutulmamıştır.

    “YÜKSEK KAR İÇİN CANLI YAŞAMI HİÇE SAYILIYOR”

    Üst üste gelen bu olaylar kapitalist sistemin doğayı daha yüksek kâr için sömürüsünün ve canlı yaşamını hiçe saymasının sonucudur. Ülkemizde siyanür liçi yöntemi ile çalışan altın madenlerinin neden olduğu ekosistem yıkımları, bu yönüyle de değerlendirilmelidir.

    Erzincan’ın İliç ilçesindeki altın madeninde, 21 Haziran 2022 gecesi liç yığınlarına siyanür taşıyan borunun kırılarak (veya başka bir şekilde), toprağa en az üç saat süren siyanür akışının da eğim nedeniyle akarsuya erişme olasılığı çok yüksektir. Basına yansıdığı kadarıyla kolluk güçleri tarafından yerinde yapılan değerlendirmede, 20 ton siyanür içeren sıvının taşıma borusundan dışarı aktığının raporlara yansıdığı anlaşılmaktadır. Siyanür toprakta bileşik halde bulunan ağır metallerin yapısını bozarak element formuna dönüştürüp ve yeni siyanür bileşikleri oluşturacak ve bunlar da akarsuya taşınacaktır. Sürecin sonrasındaki olay ise bu toksik kimyasalların Fırat nehri tarafından taşınarak etkinin yaygınlaştırılmasıdır. Bu olayın boyutları, yayılımın nerelere ulaştığı bağımsız kurumlar tarafından alınacak örneklerin analizi ile ortaya konabilecektir. Akarsuya karışan toksik kimyasalların akarsu ekosisteminde çok büyük tahribata neden olacağı, yörenin yüzey ve yer altı su kaynaklarının kirlenmesine neden olacağı, yörede besin döngüsüne katılacağı (tatlı su balıklarının, sulama nedeniyle tarımsal ürünlerin yapısına girerek), bunun da yörede halk sağlığını olumsuz etkileyeceği açıktır.

    Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, yaptığı açıklama ile Erzincan İliç’teki altın madeninin faaliyetlerini “bölgede yapılan analiz sonuçları” çıkıncaya kadar durdurulduğunu açıklamıştır. Bugüne kadar bakanlığın bu izlemleri yapmaması ve yaşanan olaydan sonra kamuoyu tepkisi ortaya çıkıncaya kadar sessiz kalması büyük bir yanlıştır. Bölgede gerçek durumun kamuoyu ile paylaşılabilmesi açısından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yapılan çalışmalara, ilgili meslek odaları temsilcilerinin de katılması şarttır.

    Çöpler Altın Madeni İşletmesi’nin acilen kapatılması, atık baraj gölünde biriken binlerce ton tehlikeli atığın, liç yığınlarının, pasa dağlarının bilimsel yöntemlerle zararsız hale getirilmesinin en kısa zamanda sağlanması gereklidir.

    Kuşkusuz ülkemizde aynı tehlikeleri içeren diğer altın madeni işletmelerinde de benzer önlemlerin alınarak olası ekosistem yıkımlarının önlenmesi gereklidir.

    Ülkemizi yönetenleri; tüm canlıların yaşamına ve ekosistemlere saygılı olmaya, ülkemizde siyanür liçi yöntemi ile madenciliği yasaklamaya davet ediyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • HDP’li Önlü, İliç’te meydana gelen siyanür sızıntısıyla ilgili Meclis araştırması istedi

    HDP’li Önlü, İliç’te meydana gelen siyanür sızıntısıyla ilgili Meclis araştırması istedi

    PİRHA-HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, Erzincan’ın İliç İlçesi’nde meydana gelen siyanür sızıntısı için meclis araştırması yapılmasını istedi. 

    21 Haziran Salı günü saat 02.45’te Erzincan İliç İlçesi Çöpler Mevkii’nde uluslararası bir şirket tarafından işletilen altın madenine siyanür taşıyan boru hattında meydana gelen patlama sonrasında, yaklaşık 20 ton siyanür solüsyon Fırat Nehri ve Keban Baraj havzasına, siyanürlü su da Fırat Nehri üzerinde kurulan İliç Barajına da ulaştı.

    HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, Erzincan’ın İliç İlçesi’nde meydana gelen siyanür sızıntısı için meclis araştırması yapılmasını istedi.

    “OLAY YERİNDE İNCELEME YAPILIP KAMUOYUYLA PAYLAŞILMASI HAYATİ ÖNEMDEDİR”

    Konuya ilişkin TBMM Başkanlığı’na başvuruda bulunan Önlü, “Erzincan’ın İliç ilçesine bağlı Çöpler köyünde bulunan Kanadalı Anagold Madencilik San. ve Tic. A.Ş ve Çalık Holding bünyesindeki Lidya Madencilik ortaklığında işletilen kompleks maden işletmesinde meydana gelen boru patlaması sonucu 20m3 solüsyonun başta Fırat Nehri olmak üzere bölgedeki toprağa ve suya karıştığı iddialarına ciddiyetle yaklaşılmalı, uzmanlardan ve bilirkişilerden oluşan bağımsız heyetlerin acilen olay yerinde inceleme yapması ve elde edilen verileri şeffaf bir biçimde kamuoyuyla paylaşması hayati önemdedir” dedi.

    “Siyanürle altın madeni arama faaliyetinin yarattığı ekolojik tahribat aşikardır” diyen Alican Önlü şunları kaydetti:

    “Kısa ve uzun vadede Erzincan’a ve çevresine vereceği zarar göz önünde bulundurulduğunda sızıntının önlenmesine ilişkin çalışmaların bir an önce tamamlanması ve kamuoyunun aydınlatılması elzemdir. Erzincan’ın İliç ilçesindeki Çöpler köyünde bulunan kompleks maden işletmesinde 21 Haziran 2022 tarihinde Yığın Liç sahasında siyanür içerikli solüsyon taşıyan boru hatlarında meydana gelen bir arıza nedeniyle tonlarca siyanürlü solüsyonun sızdığı ve başta Fırat Nehri olmak üzere bölgedeki toprağa ve suya karıştığı iddialarının tespiti ile birlikte tedbirlerin alınması amacıyla Meclis Araştırması açılması hayati önem taşımaktadır.”

    PİRHA/DERSİM

  • Arslan: İliç’te altın madeninin tamamen kapatılmasını istiyoruz-VİDEO

    Arslan: İliç’te altın madeninin tamamen kapatılmasını istiyoruz-VİDEO

    PİRHA-Erzincan’ın İliç İlçesi Çöpler Köyü’nde Anagold Madencilik’e ait altın madeninin kapatılmasını istediklerini belirten Munzur Çevre Derneği Yöneticisi Özkan Arslan, “Siyanür borularından birinin patlayıp Fırat’a karıştıktan sonra insanlar tehlikenin farkına vardı. Bunun sonucunda Fırat’ın geçtiği tüm alanlarda hayvanlardan insanlara kadar herkes bundan etkilenecek” dedi.

    21 Haziran Salı günü saat 02.45’te Erzincan İliç İlçesi Çöpler Mevkii’nde uluslararası bir şirket tarafından işletilen altın madenine siyanür taşıyan boru hattında meydana gelen patlama sonrasında, yaklaşık 20 ton siyanür solüsyon Fırat Nehri ve Keban Baraj havzasına, siyanürlü su da Fırat Nehri üzerinde kurulan İliç Barajına da ulaştı.

    Munzur Çevre Derneği Yöneticisi Özkan Arslan, İliç’te Anagold Madencilik’e ait altın madeninin siyanür borularının patlamasının vereceği zararlara ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “KÖYLÜLER VE ÇEVRECİLER UZUN YILLARDIR İLİÇ’TE MÜCADELE VERİYOR”

    Türkiye’de son 15-20 yıldır çevre saldırılarının sistematik hale geldiğini vurgulayan Özkan Arslan, “Anagold Madencilik tarafından sürdürülen çalışmaya karşı köylüler ve çevre örgütleri uzun yıllardır mücadele veriyor ama bakanlıklar, yerel seçilmişler, muhtarlar, mahkemeler ve kolluk güçleri maden şirketlerinin yanında hareket ediyor” dedi.

    “HERKES TOPRAĞINA SAHİP ÇIKSIN”

    “Siyanür borularından biri patladı ve Fırat’a karışıp renk değiştirdikten sonra insanlar tehlikenin farkına vardı” diyen Arslan şöyle devam etti:

    “Bunun sonucunda Fırat’ın geçtiği tüm alanlarda hayvanlardan insanlara kadar herkes bundan etkilenecek. Bizler İliç halkıyla dayanışma içerisinde olmaya devam edeceğiz. Gelen yoğun tepkiler üzerine Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı kısa süreliğine çalışmanın durdurulduğunu açıkladı ama biz tamamen kapatılmasını istiyoruz. Tüm halkımıza sesleniyorum kimse kendi arazisini satmamalıdır. Dağlara, yaylalara yeniden yerleşip üretimi yeniden güçlendirmeliyiz. Çünkü bizim boşalttığımız yerlere açgözlü maden şirketleri dadanıyor o yüzden herkesi kendi toprağına sahip çıkmaya çağırıyoruz” dedi.

    Cihan BERK/DERSİM

  • Erzincan İliç’teki altın madeninin siyanür borusu patladı: 20 ton siyanür çevreye yayıldı

    Erzincan İliç’teki altın madeninin siyanür borusu patladı: 20 ton siyanür çevreye yayıldı

    PİRHA-Erzincan’ın İliç ilçesi Çöpler köyünde bulunan altın madeninde siyanür borularından birisinin kırıldığı belirtilirken, yaklaşık 20 ton siyanürün çevreye yayıldığı inceleme tutanaklarına kaydedildi. 

    Erzincan’ın İliç ilçesinde Amerika ve Kanadalı Anagold Madencilik ile Çalık Holding’in ortağı olduğu Çöpler Altın Madeninde kullanılan siyanür borularından birisinin kırıldığı ve çevreye siyanürün yayıldığı ortaya çıktı. İliç Cumhuriyet Başsavcılığı konuyu araştırmak üzere TCK’nin “çevreye zarar verecek şekilde, atık veya artıkların toprağa, suya veya havaya verilmesi” hükmünü içeren 182’nci maddesinde düzenlenen “çevrenin taksirle kirletilmesi” suçundan soruşturma açtı.

    Jandarma ekipleri de soruşturma kapsamında bölgede inceleme yaparken, borulardan birisinin kırıldığı ve 20 ton civarında siyanürün çevreye yayıldığı tutanağa yansıdı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Erzincan’da siyanür ve sülfürik asit atmosfere veriliyor!-VİDEO

    Erzincan’da siyanür ve sülfürik asit atmosfere veriliyor!-VİDEO

    PİRHA-Amerikalı ANAGOLD altın madeni şirketi, Erzincan İliç’te 197 futbol sahası büyüklüğündeki siyanür ve sülfürik asitli atık havuzunu 600 futbol sahası büyülüğüne çıkarmıştı. Sedat Cezayiroğlu isimli yurttaş, duruma tepki göstererek, “Siyanürlü ve sülfürik asitleri atık barajı dolmasın diye atmosfere veriyorlar” dedi.

    Türkiye’nin dört bir tarafı madencilik projeleriyle çevrilmiş durumda ve madencilik projeleriyle birlikte doğa her geçen gün daha fazla tahrip ediliyor.

    Amerikalı ANAGOLD altın madeni şirketi, Erzincan İliç’te 197 futbol sahası büyüklüğündeki siyanür ve sülfürik asitli atık havuzunu 600 futbol sahası büyülüğüne çıkarmıştı. Sedat Cezayiroğlu, siyanür ve sülfürik asitin atmosfere verildiğini söyleyerek duruma tepki gösterdi.

    “KAÇAK NÜKLEER TESİSTEN BİLE DAHA TEHLİKELİ”

    “Türkiye, ölüm makinalarınızı izleyin” diyerek yaşananlara tepki gösteren Sedat Cezayiroğlu, “Tüm Türkiye’yi etkileyebilecek bir proje. Siyanürlü ve sülfürik asitleri atık barajı dolmasın diye atmosfere veriyorlar. Bilimsel raporlara göre böyle bir projenin dünyada ikinci bir örneği yok, şuanda ki durum kaçak nükleer tesisten daha tehlikeli” dedi.

    PİRHA/ERZİNCAN

  • ‘Doğa ve tarım yok ediliyor; mücadele şart’-VİDEO

    ‘Doğa ve tarım yok ediliyor; mücadele şart’-VİDEO

    PİRHA – Malatya Çevre Platformu tarafından ‘Vahşi Madencilik, İnsan ve Çevre Sorunları’ konuları ile alakalı panel yapıldı. Panelde, doğanın adım adım yok edildiği konuları işlendi. 

    Malatya Çevre Platformu Koordinasyonu ve Arguvan Temsilciliği işbirliğince Arguvan’da vahşi madencilik ve doğa katliamlarını içeren konular masaya yatırıldı.

    DESTEĞE İHTİYAÇ VAR

    Panelin moderatörlüğünü üstlenen Malatya Çağdaş Hukukçular Derneği Üyesi Avukat Ercan Kısacık, “Çevre hareketi hiçbir siyasi partinin arka bahçesi değildir” diyerek çevrenin bağımsızlığının altını çizdi. Kısacık, “Her türlü partinin desteğine ihtiyacımız var. Bu çevre hepimizin, doğayla savaşamayız ama koruyabiliriz” dedi.

    SANATIN BİRLEŞTİRİCİ GÜCÜNÜ KULLANMAYA ÇALIŞIYORUZ

    Doğa İçin Sanat Derneği adına katılım gösteren Göksen Ezeltürk ise; “Sanatın birleştirici gücünü kullanarak çevreyi korumaya çalışıyoruz. Sanatın iyileştirici gücünü doğaya taşımak istiyoruz” dedi.

    MÜCADELE İÇİN YEREL ŞART

    Diğer bir konuşmacı Ekolojist İlknur Başer de konuşmasına iklim krizine dikkat çekerek başladı. Çevre sorunlarında halkın örgütlü mücadelesinin önemine dikkat çeken Başer, yerel halka değindi. Yerelden gelen gücün, sermaye grubu şirketlerinin önüne geçeceğini belirten Başer, Türkiye’den örneklerle maden faaliyetlerinin doğayı sömürdüğünü söyledi. Maden şirketlerinin zararlı atıklarını tarım arazilerine, derelerine bırakmasıyla doğanın zehirlendiğini söyleyen Başer, herkesi mücadeleye davet etti.

    PARİS ANLAŞMASI SAMİMİ DEĞİL

    Paris İklim Anlaşmasını samimi bulmayan ekolojist Başer; “Eğer samimiyseniz Malatya’daki ve Türkiye’deki maden arama faaliyetlerini durdurun. Havayı kirleten biz değil sizin fabrikalarınız. Tarım ve gıda yok ediliyorsa bize düşen bu yok oluşa dur demek ve mücadeleyi büyütmektir.” dedi.

    KÜLTÜR FESTİVALİ YAPAN TEK İLÇE YOK OLACAK

    Mühendis Doğan Halis ise; Türkiye’de araştırma yapılırken maden şirketlerinin tek taraflı bir çalışma yürüttüğünü kaydetti. Şirketlerin bölge halkını yok saydığını söyledi. Arguvan’ın kültür festivali yapan Türkiye’de tek ilçe olduğunu söyleyen Halis, maden aramalarının Arguvan’ı ve dolayısıyla buradaki kültürü yok edeceğini vurguladı. Bölgede tarım, yeşil, hayvancılık bittiğinde insanın da yaşayamayacağını ifade etti ve Halis, giderek bölgenin yok olacağını bildirdi.

    ALTIN ARAMANIN EN UCUZ YOLU: SİYANÜR

    Arguvan’da altın aramanın en ucuz arama metodu seçilen siyanürle yapıldığını söyleyen Halis, halk sağlığının büyük tehdit altında olduğunu kaydetti.

    Halis şunları kaydetti:

    “Eğer sütün zehirli, toprağın çoraksa ben ne yapayım altını? Arguvan, maden şirketlerinden kurtarmak için halkın bir araya gelip mücadele etmesi lazım. Madenler bizim zenginliğimizdir. Bunlara karşı değiliz. Biz madenin yanlış şekilde işletilmesi ve doğayı talan etmesine karşıyız. Aklı başında bir insan siyanürle aramaya nasıl evet der? Arguvan’ın kurtuluşu et, süt ve tarım üzerine kurulacak kooperatifleşme ile mümkün olabilir. Güneşi bol, havası temiz ve suları ise talan nedeniyle yok olmuş. Halk kendi kaderini eline almalı ve kooperatifler üzerinden burada kalkınmalıdır.”

    Halis sözlerini “Gıda çok önemli ve burada araziler boş. Bu toprakları madencilere teslim etmeyelim. İlerde topraklarımızda sözleşmeli çiftçi olmamak için Arguvan’ı neden şirketlerden koruyun. Malatya’nın maden mücadelesi halkın gücüyle mümkündür” diyerek sonlandırdı.

    Mehmet YALMAN/ MALATYA