Etiket: siyasetçi

  • Aysel Doğan mezarı başında anıldı-VİDEO

    Aysel Doğan mezarı başında anıldı-VİDEO

    PİRHA- Kürt siyasetçi Aysel Doğan’ın ölümünün 4’üncü yıl dönümünde mezarı başında anıldı. Anmada konuşan DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Aysel Doğan’ın ömrü boyunca barış ve adalet mücadelesi verdiğini belirtti.

    Kürt siyasetçi Aysel Doğan, ölümünün 4’üncü yılında Dersim Şehir Mezarlığı’ndaki mezarı başında anıldı. Anmaya, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Tevgera Jinen Azad (TJA), Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), DEM Parti Dersim İl Örgütü, yerine kayyım atanan Dersim Belediye Eşbaşkanı Cevdet Konak ve çok sayıda kişi katıldı. Anmada özgürlük ve barış mücadelesinde yaşamını yitirenlerin anısına saygı duruşunda bulunuldu.

    Anmada konuşan DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Aysel Doğan’ın bu topraklara barış ve adalet gelmesi için çalıştığına dikkat çekti. Kordu, “Kürt halkı ve Türkiye halklarının onurlu yaşamı için hayatını verdi. Dersim için çok emek verdi. Mücadeleye ve emeğe katkıları çok büyüktü. Onun yarattığı emekleri barışla, barış ve demokratik toplumla ve özgürlükle taçlandırmak için de elimizden geleni yapacağımıza kendisine ve özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenle söz veriyoruz” diye konuştu.

    Ardından konuşan DEM Parti Dersim İl Örgütü Eş Başkanı Özcan Ateş de, Aysel Doğan’ın dili, inancı üzerine emek verdiğini ifade ederek, “Çok zulüm gördü ama her defasında ‘Kadınım, Aleviyim, Kırmancım o da yetmiyor Dersim’liyim diyordu. Işıklar yoldaşı olsun. Sana söz olsun ki barış gelene kadar senin yolunda ilerleyeceğiz” dedi.

    Konuşmaların ardından lokmalar pay edildi, çeraxlar uyandırıldı ve mezarı başına karanfiller bırakıldı.

    Ardından 9 Ocak 2013 yılında Paris’te katledilen Sakine Cansız’ın mezarını ziyaret edildi. Kitle Sakine Cansız’ın mezarına karanfil bırakıp, çerağ uyandırdı.

    PİRHA/DERSİM

  • Tuncel: Kadınlar olarak barışı ve özgürlüğü bekleyen değil, mücadele ederek inşa eden olmalıyız!-VİDEO

    Tuncel: Kadınlar olarak barışı ve özgürlüğü bekleyen değil, mücadele ederek inşa eden olmalıyız!-VİDEO

    PİRHA- Siyasetçi Sebahat Tuncel, 8 Mart yaklaşırken savaş ve çatışmanın devam ediyor olması kadınlar açısından barış siyasetinin ne kadar önemli ve kıymetli olduğunu bir kez daha gösterdiğinin altını çizerek, “Barışı ve özgürlüğü bekleyen değil, mücadele ederek inşa eden bir noktada kendimizi konumlandırıyoruz. O açıdan yan yana durmak önemli ama sadece dayanışma değil, birlikte mücadele etmek ve geleceğimizi örgütlemek daha da önemli” dedi.

     

    Siyasetçi Sebahat Tuncel, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin geldiği aşama, ABD ve İsrail’in İran’a dönük saldırıları ve 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne dair sorularımızı yanıtladı.

    “ORTADOĞU İÇİN EN İYİ ÇÖZÜM PROJESİ”

    PİRHA: 27 Şubat’ta Abdullah Öcalan’ın yaptığı açıklama mevcut bölgesel kriz ortamında nasıl okunmalı? Bu çağrının Türkiye ve Ortadoğu siyaseti açısından somut karşılığı olabilir mi?

    Sebahat Tuncel: 27 Şubat çağrısının yıldönümünde Sayın Öcalan’ın bir açıklaması daha oldu. Bence önemli ve anlamlıydı. Yani hem Kürt sorununun tarihselliği, ciddiyeti ve ortaya çıkarttığı sonuçları hem bölgesel kriz ve sorunları da iyi değerlendirerek bir barış stratejisi geliştirmenin önemini ifade etmişti. Aslında biz bugün bunu daha net görüyoruz. Özellikle İran saldırısıyla birlikte.

    Sayın Öcalan’ın çözüm önerisi Demokratik Cumhuriyet perspektifi, esasda aslında bütün Ortadoğu için krizleri çözecek bir seçenek. Orta Doğu’daki bütün halklar aslında çok farklı kimliklerden ve çok farklı kültürlerden oluşuyor. Dolayısıyla bu kültür, inanç ve kimlikleri hak ve özgürlüklerini güvence altına alacak, demokratik bir ortam sağlayacak, demokratik müzakere diye tanımlamıştı. Müzakere demokrasinin bir parçası olarak hem halkların kendi içerisinde aynı zamanda devletle de müzakere yapabilecek bir zemin.

    Bu barış projesi bütün halklar için çok önemli. Aslında bütün Ortadoğu’nun barış projesi, güvenlik projesi ve özgürlük projesi olarak tanımlamak yanlış olmayacaktır. Sayın Öcalan’ın projesi Türkiye için de, Rojava için de, Suriye için de, İran için de, Irak içinde geçerli.

    Bu sadece Ortadoğu halkları için değil, bütün dünyada benzer sorunlar yaşayan, çatışma yaşayan bütün ülkelerde çözüm projesi olarak ele alınabilir. Belki deneyimler, kültürel dokular farklı olabilir. Ama Ortadoğu için en iyi çözüm projesi.

    “İRAN SALDIRISINDAN BÜTÜN DÜNYA ETKİLENECEK”

    -İran’daki son askeri gerilim ve bölgesel çatışma riski bağlamında sizce Ortadoğu’da yeni bir savaş dalgası mı şekilleniyor? Bu süreç Kürt halkını ve bölge halklarını nasıl etkiler?

    Sebahat Tuncel: Tabii aslında bu 3. paylaşım savaşını da Körfez Savaşı’na kadar götürebiliriz. Her defasında Arap Baharı ile birlikte yeni bir aşamaya geldi. İsrail-Filistin Savaşı’yla başka bir boyuta taşınmıştı. Şimdi İran’la birlikte daha bölgesel bütün Ortadoğu’ya yayılan bir savaş dalgasına dönüştü. Tabii ki bütün Ortadoğu halklarını etkileyecek, hatta bütün dünyayı etkileyecek. Ekonomik ve siyasi krizi, dünyayı bir krize sokacak o açıdan bu bir problem.

    Tabii bu kriz ve kaos süreçleri bazen farklı imkanlar ortaya çıkarır. Kürt halkı İran’da çok yoğun uzun bir süredir demokrasi, barış ve özgürlük istiyor. Kendileri de açıklama yaptı. Ne İran rejiminden yana ne emperyalist müdahaleden yana olmadıklarını ilan ettiler. Ama Kürt halkının oradaki bütün halkların özgürlüğüne esas alan bir demokratik sistemi inşa etmek açısından kendilerini konumlandırmaları önemli. O açıdan savaş ve çatışma son bulduğunda, demokratik bir İran’ın şekillenişinde Kürtlerin bence çok belirleyici ve önemli bir rolü olacaktır.

    “KADINLAR OLARAK DERHAL VE HEMEN BARIŞ İSTİYORUZ”

    -8 Mart Dünya Kadınlar Günü yaklaşırken, İran’daki kadın direnişi ile Türkiye ve Kürt kadın mücadelesi arasında nasıl bir tarihsel ve politik bağ görüyorsunuz?

    Sebahat Tuncel: Aslında 8 Mart’a yaklaşırken savaş ve çatışmanın devam ediyor olması kadınlar açısından barış siyasetinin ne kadar önemli ve kıymetli olduğunu bir kez daha gösteriyor. Savaş ölüm demek, zulüm demek, işkence demek, taciz tecavüz demek, zorunlu göç demek, yoksulluk demek.

    Savaş kadınların hayatını çok daha derinleştiriyor. O yüzden kadınlar olarak derhal ve hemen barış istiyoruz. Yani zamana yaymadan barış talebi gelişmesi önemli. İran bağlamında düşünürsek zaten İran’da çok uzun süredir kadınlar özgürlük talep ediyor. Mahsa Amini’in katledilişinden bugüne Jin Jiyan Azadi felsefesi aslında bütün dünyaya yayıldı.

    Bu felsefe kadınların özgürlüğü, eşitliği kadar toplumun da eşitlik, özgürlükle bir arada yaşamasını ifade ediyor. Umarım savaş bir an önce son bulur ve biz demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü bir yaşamı hep birlikte inşa edebiliriz

    “DAYANIŞMA DEĞİL BİRLİKTE MÜCADELE, GELECEĞİ BİRLİKTE KURMA”

    -Hem bölgesel savaş riski hem de içerisinde artan baskı politikaları düşünüldüğünde demokrasi güçlerine ve kadın hareketine bugün nasıl bir sorumluluk düşüyor? Önümüzdeki döneme dair de nasıl bir mücadele hattı öngörüyorsunuz?

    Yalnız bu önemli bir konu. Sonuçta saldırı herkese. Kadın hareketine, sosyalistlere, işçi sınıfına, emekçilere, yoksulluklara, dolayısıyla erkek egemen kapitalist sistemin saldırılarına bir de kapitalizmin çıkarlarının ortaya çıkarttığı savaş gerçekliği olduğunda çok daha derinleşen bir süreç yaşanıyor.

    O açıdan herkesin aslında demokrasi, eşitlik, özgürlük için yan yana durması, mücadeleyi büyütmesi gerekir. Ben aslında çok uzun süredir şunu söylüyorum; dayanışma değil birlikte mücadele, geleceği birlikte kurma. Sonuçta bu erkek egemen kapitalist sistem hepimizi etkiliyor. Savaşlar hepimizi etkiliyor. Sadece Kürtleri etkilemiyor. Yani Kürtlerin özgürlük mücadelesi aynı zamanda Türkiye halklarının, Arap halklarının, Fars halklarının da özgür geleceğini etkiliyor.

    O açıdan yan yana durmak önemli ama dayanışma değil, birlikte mücadele etmek, birlikte geleceğimizi örgütlemek daha da önemli. Hele hele bu kaos ve kriz ortamında geleceğin nasıl şekilleneceğini belirleyecek olan da siyasi öncülüktür. Yani sosyalistlerin, solun halklara karşı böyle bir sorumluluğu var. Bu bir zorunluluk da aynı zamanda bir tercih değil.

    Gerçekten savaş politikalarına karşı erkek  egemenliğine  karşı, patriyarkaya karşı, demokrasi ve özgürlük isteyenlerin halklara sunacak bir seçeneğin olması lazım. Bu bir zorunluluk.

    En azından biz Kürt siyasi hareketi, özgür kadın hareketi olarak bu sorumluluğu üstleniyoruz ve barışın ve özgürlüğün gelişimi konusunda kendimiz mücadelenin bir parçası olarak bekleyen değil, mücadele ederek özgürlüğü getiren, mücadele ederek barışı inşa eden bir noktada kendimizi konumlandırıyoruz.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • 360 isimden İran açıklaması: Gözaltı, tutuklama ve idama karşı ‘Hayır’ diyoruz -VİDEO

    360 isimden İran açıklaması: Gözaltı, tutuklama ve idama karşı ‘Hayır’ diyoruz -VİDEO

    PİRHA- Sanatçı, aydın, siyasetçi ve insan hakları savunucularının da aralarında bulunduğu 360 isim, İran rejiminin şiddet ve katliamına ilişkin ortak açıklama yaptı. Açıklamada, “Protestolara katıldıkları için öldürülenlerin 400 kişiyi aştığı ve bu sayının önemli bir bölümünün çocuklar ve gençlerden oluştuğu bildiriliyor. Tutuklanan insan sayısı 15 bin kişiyi aşmış durumda. Çok sayıda kayıp bildirimi var. Tutuklular için idam cezası isteniyor” dedi.

    Sanatçı, aydın, siyasetçi, yazar ve insan hakları savunucularının aralarında bulunduğu 357 isim, İran rejiminin gözaltı, tutuklama ve idam cezalarına karşı ‘Hayır’ başlıklı ortak açıklamaya imza attı.

    360 ismin ortak açıklaması, İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi’nde yapılan basın toplantısıyla duyuruldu.

    360 ismin imzaladığı ortak açıklama okunmadan önce İHD Ankara Şubesi Eş Başkanı Fatin Kanat söz aldı. Kanat, İstanbul Taksim’de yaşanan bombalı saldırıyı kınadıklarını dile getirdi.

    Ardından 360 isim adına yapılan açıklama okundu. Açıklamayı Edebiyatçı Mahmut Temizyürek okudu.

    “ÇOK SAYIDA KAYIP BİLDİRİMİ VAR, TUTUKLULAR İÇİN İDAM CEZASI İSTENİYOR”

    Temizyürek, İran rejiminin özellikle kadınlar üzerinden toplumu baskı altına almaya çalıştığını belirterek, “Örtünme, hicap ve ahlak gerekçesiyle kolluk güçlerine verilen ölçüsüz şiddet emri, can almaya devam ediyor. İran’dan gelen bilgiler ne yazık ki ülke genelinde, demokrasi, temel hak ve özgürlükler açısından çok ağır bir süreç yaşandığını gösteriyor. Mahsa Amini’nin ölümünden bu yana hız kesmeyen protestolara katıldıkları için öldürülenlerin 400 kişiyi aştığı ve bu sayının önemli bir bölümünün çocuklar ve gençlerden oluştuğu bildiriliyor. Tutuklanan insan sayısı 15 bin kişiyi aşmış durumda. Çok sayıda kayıp bildirimi var. Tutuklular için idam cezası isteniyor” dedi.

     “10 DAKİKALIK YARGILAMAYLA İDAM KARARI VERİLDİ”

    Temizyürek, son olarak şunları dile getirdi:

    “Üniversiteler kapalı, eğitim büyük ölçüde durmuş durumda. İktidar propagandası yapan medya vb. faaliyetler hariç, kültür-sanat, sinema üretimi de yasaklı. Cafer Penahi ve Muhammed Resulof başta olmak üzere pek çok sanat-edebiyat insanı, aydın cezaevinde. Gözaltılar hızla tutuklamalara, tutuklamalar ‘Allah’a ve İslam’a karşı gelmek’ suçlamasıyla hızla davalara dönüşüyor. Örneğin, İranlı Kürt rap sanatçısı Saman Seydi, protestoları organize ettiği gerekçesiyle 10 dakika süren bir yargılama sonucunda idama mahkûm edildi. Yine Lezbiyen oldukları gerekçesiyle LGBTİQ+ aktivisti iki kadın, Zahra Sedighi Hamedani ve Elham Chubdar idama mahkum edildiler. Bu arada İran İslami Şura (Parlamento) üyesi 290 vekilden 227’sinin Yargıtay Başkanı Mohseni Ejej’iye, yetkililer ve yargının, İslam Devletine karşı teröre kalkışanlara merhamet göstermesini ve protestocuların en yüksek cezalara çarptırılmalarını talep eden ortak imzalı mektubu, idam cezasına ve olası idamlara karşı kaygımızı arttırmıştır.”

    İRAN AÇIKLAMASINA İMZA ATAN 360 İSİM

    Ortak açıklamaya imza atan sanatçı, aydın, yazar ve insan hakları savunucularının da aralarında bulunduğu 360 isim şöyle:

    “Gökhan İlbay, Abdullah Zeydan, Abuzer Aslan,  Ali Açan, Ali Altınipek, Ali Bıdık, Ali Gökkaya, Ali İmer, Ali Saygılı, Ali Rıza Karslı, Aliye Yıldırım, Alişan Şahin, Adnan Vural, Alev Er, Alev Özgür, Ahmet Bal, Ahmet Balkan, Ahmet Demir, Ahmet Demirdöğdü, Ahmet Dindar, Ahmet Söyleyici, Ahmet Telli, Ateş Aktaş, Ahu Öztürk, Akın Birdal, Aslı Alpar, Atilla Atlı, Atilla Dirim, Atilla Keskin, Atilla Kılıç, Attila Durak,  Avni Kalkan, Aylin Hacaloğlu, Aydemir Çimen, Ayşegül Devecioğlu, Ayşe Erzan, Ayşe Günaysu, Ayşe Gözen, Ayşe Panuş, Ayşe Turan, Azra Güllüpınar, Bahadır Demircan,  Banu Savaş, Baskın Oran, Bayram Ali Altuğ, Bayram Atakul, Bayram Kaya, Belkıs Kahraman, Bereket Kar, Berna Nemli, Besriye Tekgür, Birsen Çelen, Bülent Atamer, Can Irmak Özinanır, Cansu Karyemez, Cahit Akçam, Cengiz Arın, Celal Korkut Yıldırım, Celal Ünsal, Cemil Aksu, Cumhur Yavuz, Çiğdem Camkıran, Davut Zerey, Delil Akcan, Deniz Erdoğdu, Deniz Salmanlı, Denizer Şanlı, Derviş Ateş, Derya Emrem, Dilek Yıldız, Dilşat Gökçe, Doğan Özkan, Durak Yılmaz, Dünya Ekrem, Ekrem Altınkaya, Elçin Aktoprak, Elçin Öz, Elif Aytaç, Elif Bulut, Elif Ergezen, Emel Akal, Emel Uzman, Emin Alper, Emine Aydoğdu, Emine Uşaklıgil, Emirali Türkmen, Engin Güleser, Ercan İpekçi, Eren Keskin, Erol Bektaş, Erol Önderoğlu, Erol Tunç, Ergin Cinmen, Eser Budak, Eşref kiraz, Eylem Arzu Kayaoğlu, Fadime Göksügür, Faik Akçay, Fatih Aydın, Fatin Kanat, Fatma Diyarbakırlıoğlu, Fatoş Akagündüz, Ferhat Tunç, Fethiye Çetin, Fethiye Esertürk, Feyha Karslı, Feyzi Evrensel, Fikret Başkaya, Fikret Melih Çolakoğulları, Fikret Reyhan, Filiz Kardam, Filiz Kerestecioğlu, Filiz Kurşun, Fuat Kumruaslan, Fuat Yurtsever, Fulya Önay, Gencay Gürsoy, Gönül Göner, Gül Erdost, Gül Toral, Gülay Sezer, Gültekin Koçdemir, Gülseren Yoleri, Gürhan Ertür, Güvenç Baran, Halil İbrahim Aydın, Halim Bulutoğlu, Hamiyet Akkaya, Hasan Hüseyin Güneş, Hacer Elçin, Hatice Akpınar, Hatice Ayas,  Hatip Şengül, Havva Özcan, Haydar Üstündağ, Hayri Erdoğan, Hayri Volkan, Hıdır Özpınar, Hülya Saruhanoğlu, Hüseyin Aygül,  Hüseyin Aykol, Hüseyin Demirkan, Hüseyin Esertürk, Hüseyin Gökoğlu, Hüseyin Ocak, İ. Halit Elçi, İbrahim Çakır, İbrahim Gürbüz, İbrahim Küreken, İhsan Seylan, İnci Altürk, İrfan Aktan, İshak Kocabıyık, İsmail Beşikçi, İsmet Hüsrevoğlu, İsmet Yalçınkaya, İsrafil Demir, İzzet Eray, Jini Güneş, Kamil Tekin Sürek, Kamuran Türker, Kayhan Hacıoğlu, Kayhan Taşkent, Kaygısız Budak, Kenan Temir, Kemal Avcı, Kenan Kırkaya, Kiraz Biçici, Leman Kiraz, Leman Yurtsever, Levent Tüzel, Lusin Dink, M. Akif Yılmaz, M. Celil Altınbilek, Mahfuz Güleryüz, Mahmut Alınak, Mahmut Konuk, Mahmut Temizyürek, Makbule Öztürk, Mazlum Çimen, Mebuse Tekay, M. Sait Demir, Melike Aslan, Mehmet Ferit Aka, Mehmet Kaya, Mehmet Onur Yılmaz, Mehmet Özer, Mehtap Köksal, Mehtap Sert, Melek Köni, Melek Taylan, Mercan Tuğal, Meriç Demiray, Mert Fırat, Meryem Göktepe, Mesut Özdil, Metin Avdaç, Metin Karausta, Metin Serdar, Mevlüt Ülgen, Mine Nazari, Muhabat Akın, Mukaddes Alataş, Mukaddes Şamiloğlu, Murat Bilhan, Murat Çelikkan, Murat Çepni, Murat Yılmaz, Mustafa Durmuş, Mustafa Dursun, Mustafa Kara, Mustafa Karabudak, Mustafa Kartal, Mustafa Kemal Demirışık, Mustafa Kurnaz, Mustafa Özcan, Mustafa Yıldız, Münevver İltemur, Münnever Ünsal, Naci Akıncı, Nebil Birtek, Necat Turan, Necmiye Alpay, Nejat Taştan, Nejla Kurul, Nergiz Savran Ovacık, Neslihan Çıtlak, Nesrin Nas, Nesteren Davutoğlu, Nevzat Karakış, Nezihe Bilhan, Nil Mutluer, Nimet Tanrıkulu, Nur Çiğdem Tezel, Nuray Çevirmen, Nurşen Yıldırım, Nurten Dayanan, Nusret Gürgöz, Nüve Gönültaş, Osman Doğan, Osman Filiz, Osman Kılınç, Osman Konukçu, Oya Akıncı, Oya Işıl Çuhadar, Önder Özdemir, Önder Tekin, Özcan Alper, Özçelik Pakman,  Özder Gök, Özgür Balcı, Özlem Berkit, Özlem Temizel, Öztürk Türkdoğan, Pakize Sinemillioğlu, Rafet Fahri Semizoğlu, Ragıp Camuşcu, Rahşan Anter, Ramazan Türe, Reyan Tuvi, Rezzan Öz, Roni Margulies, Ruhi Koç, Saadet Erkuş, Sabahat Yavuz, Sabiha Balık Apaydın, Sabri Dokuzoğuz, Sait Gökalp, Satı Hasdemir, Sakine Sevim Düzgün, Sedat Kesim, Sedat Şenoğlu, Sefa Öztürk, Seher Erol, Selahattin Okçuoğlu, Selda Taşkın, Selma Esen, Semih Aydemir, Semra Baysal, Semra Somersan, Sen Süer Engelli, Seracettin Sokat, Serdar Keskin, Serhan Safatlı, Serkan Acar, Serkan Öcal, Sezai Kanbolat, Sezai Sağıroğlu, Seval Öncel, Sevil Turgut, Sevinç Koçak, Seyidali Şener, Sibel Özbudun, Sibel Öztürk, Sinan Aktaş, Sinan Erdal, Songül Tunçdemir, Suat Türkmen, Sultan Tekinarslan, Süleyman Tenekeci, Süreyya Karacabey, Süreyya Köle, Ş. Özgür Candan, Şaban Değirmenci, Şaban Sadi, Şebnem Aktolga, Şebnem Oğuz, Şebnem Ungan, Şengün Kılıç, Şengül Tokyol, Şenol Karakaş, Şevin Kaya, Şevket Ünal, Şükrü Alaçam, Şükrü Cenikli, Şükrü Erbaş, Taner Bolcan, Tatlıgül Gül, Temel Demirer, Timur Karçaaltuncaba, Tufan Taştan, Tuğba Kahraman, Turgut Aydın, Turgut Oktay Morkoç, Tülin Çelik, Tülin Özşavluğ, Uğur Aker, Uğur Eraslan, Ümit Can Akbulut, Ünal Karasu, Vedat Bulut, Vedat Karabulut, Vedat Ulus, Veli Saçılık, Veli Yangın, Vezir Coşkun Parlak, Viki Çiprut, Yalçın Ergündoğan, Yalçın İrizalp, Yahşi Karamollaoğlu, Yasemin Dora, Yener Turan, Yıldız Önen, Yılmaz Demiral, Yusuf Elmacı, Yusuf Kırmızısakal, Yusuf Köse, Yücel Tunca, Yüksel Karabulut, Zehra Şenoğuz, Zeynep Akıncı, Zeynep Baran, Zeynep Ürendem Kılıç, Zeliha Altuntaş, Zişan Kürüm, Ziya Halis, Ziya Özder, Ziya Uncu.”

    PİRHA/ANKARA

  • DBP eski eş genel başkanları da dahil 12 siyasetçi tutuklandı

    DBP eski eş genel başkanları da dahil 12 siyasetçi tutuklandı

    Eski DBP Eş Genel Başkanları Mehmet Arslan ve Gülcihan Şimşek’in de aralarında bulunduğu 12 kişi tutuklandı.

    Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Rosa Kadın Derneği’ne dönük başlatılan soruşturma kapsamında 22 Mayıs’ta yapılan ev baskınlarında, aralarında dernek yöneticileri ve Kürt siyasetçilerinin de bulunduğu 18 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’nde bir gün tutulduktan sonra dün adliyeye sevk edildi. 14 kişi tutuklama istemiyle, 4 kişi ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılması talebiyle mahkemeye sevk edildi.

    Gece geç saatlere kadar süren ifade işlemlerinin ardından Özgür Kadın Hareketi (TJA) aktivisti Zelal Bilgin, Rosa Kadın Derneği kurucu üyesi Ayla Akat Ata, Yenişehir Belediyesi Meclis üyesi Nevriye Çur, Nazire Tursun ve Bağlar Belediyesi Meclis üyesi Hüseyin Harman adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı. Diyarbakır Barış Anneleri Meclisi üyesi Havva Kıran ise “ev hapsi” şartı ile serbest bırakıldı.

    GİZLİ TANIK, BASIN AÇIKLAMASINA KATILMA, KAYYUMU PROTESTO ETME…

    Rosa Kadın Derneği Başkanı Adalet Kaya, kurucu üye Narin Gezgör ve dernek yöneticisi Fatma Gültekin, Özgür Kadın Hareketi (TJA) aktivistleri Gülcihan Şimşek, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) eski Eş Genel Başkanı Mehmet Arslan, HDP Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Özlem Gündüz, HDP Yenişehir İlçe Eş Başkanı Remziye Sızıcı, Bağlar Belediyesi meclis üyeleri Gönül Aslan ve Veysi Kuzu, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Meclis üyesi Sevim Coşkun, HDP üyesi Mehmet Ali Altınkaynak, DBP PM üyesi Celal Yoldaş ise tutuklandı.

    12 kişi, gizli tanık beyanları dayanak gösterilerek, yürüyüş, oturma eylemi, kayyum protestosu, basın açıklaması, taziye, açlık grevi, Abdullah Öcalan’a uygulanan tecrite karşı protesto gibi eylem ve etkinlikleri katıldıkları gerekçesiyle “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklandı.

  • Adalet isteyerek ölen Mustafa Koçak’ın ölümüne sosyal medyadan tepki yağdı

    Adalet isteyerek ölen Mustafa Koçak’ın ölümüne sosyal medyadan tepki yağdı

    PİRHA – Bir gizli tanığın ifadeleri üzerine İzmir Kırıklar Cezaevi’ne konulan Mustafa Koçak, adaletli yargılanma talebiyle yaptığı ölüm orucunun 297’nci gününde hayatını kaybetti. Koçak’ın ölümü üzerine siyasetçiler, sanatçılar ve kurum temsilcileri sosyal medyadan Koçak’ın adalet talebinin karşılanmamasına tepki gösterdiler. 

    Bir gizli tanığın hakkında verdiği ifadeler nedeniyle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldığı için tutuklu bulunduğu Kırıklar 1 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde “adil yargılanma” talebiyle ölüm orucuna başlayan Mustafa Koçak, eyleminin 297’nci gününde hayatını kaybetti. Koçak için yapılan adalet çağrılarına sorumluların cevap vermemesi birçok kişinin tepkisine neden oldu.

    “ZALİM DÜZEN SESİNİ DUYMASINA MÜSAADE ETMEDİ”

    Binlerce kişi sosyal medyadan yapılan adalet çağrılarına iktidarın kayıtsız kaldığını belirterek şu paylaşımlarda bulundular:

    Alevi Dernekleri Federasyonu Başkanı Celal Fırat: Adaletiniz 28 yaşındaki bir genci hayatından kopardı! Gizli tanık ifadesiyle müebbet hapse mahkum edilmişti, tek bir isteği vardı ADİL yargılanmak. Mustafa Koçak ölüm orucunun 297. gününde yaşamını yitirdi. Sevgili babası Hasan Koçak sesine ses olmak için çok uğraştı, ama bu zalim düzen sesini duyurmasına müsade etmedi.

    HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu: Suçsuzum diye haykıran bir can, 28 yaşında 29 kilo. Yitirdik onu. Bu büyük ağırlık, ona adil yargılanma hakkı tanımayanların boynunda ömür boyu asılı kalacaktır. #MustafaKoçak

    TİHV Başkanı Şebnem Korur Fincancı: Ses olamadık, çözümü zorlayamadık, evet! Ancak… Bu topraklarda açlık grevleri yeni değil ama çözüm bunca basitken çözümsüzlük üzerine kurulan acımasız, yok sayan bir siyasi irade ile karşı karşıyayız ne yazık ki!

    CHP’nin eski milletvekili Melda Onur: İnsanların “Adalet Açlığı”ndan öldüğü yılların hükümeti ve bakanları olarak anılacaksınız, siz ve arkadaşlarınız…

    HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu: Mustafa Koçak vefat etmiş. Tek isteği adil yargılanmaktı. Ona bu şansı vermediler. Adaletsiz yargının son kurbanı oldu. Anne ve babası çok çırpındı, olmadı. İnsanlığa seslerini duyuramadılar. Vicdanı olanda bir sızı olur, olmayan zaten kulağını kapatmıştı! Adalet sesi boğuldu.

    Gazeteci Can Dündar: Siz ibadet için oruca başlarken, #MustafaKoçak, adalet için ölüm orucunda can verdi. Vebali boynumuza…

    Sana olmaz sanıyorsun değil mi? Tanımadığın biri kanıtsız, tanıksız bir iftira atar, tutuklanırsın. “Yalan”der, dinletemezsin. Adalet kördür, devlet sağır. Ailen, dostların çırpınır; nafile. Son çare: Masumiyetini ispat için kendini yakarsın. #MustafaKoçak,”Adalet” diye diye öldü.

    Sanatçı Tolga Sağ: Ramazan ayının ilk orucunu Mustafa’yı düşünerek tutun, iftarda ilk lokmayı ağzınıza attığınızda 297 gün aç kalmış gencecik bir insanı, katilleri, tecavüzcüleri, hırsızları bile dışarı salmanıza rağmen ölüme terkettiğinizi hatırlayarak atın ağzınıza. #MustafaKocak

    Oyuncu Levent Üzümcü: El arabasında sandviç satarak hayatını kazanan bir delikanlı, “gizli tanık” ifadesiyle müebbete mahkum oldu. Ben yapmadım dedi ama kimse sesini duymak istemedi, o da sesini duyurabilmek için ölüm orucuna girdi. Ramazanın ilk sahurunda sessizce gitti. Artık yok! #MustafaKoçak

    HDP Milletvekili Filiz Kerestecioğlu: Gencecik bir can daha gitti! Zalimsiniz, tarihe böyle yazılacaksınız. Çünkü onun artık dönüşü yok ve suçsuz olduğunu ispat etme şansı vermediniz. Bir ihtimal demediniz… #MustafaKocak

    Demokratik Toplum Kongresi (DTK): Cezaevinde “adil yargılanma” talebiyle 297 gündür ölüm orucunda olan #MustafaKocak hayatını kaybetti. Mustafa Hücre hücre direnerek ölümsüzlüğe yürüdü. Hükümet Mustafa’yı bir tanığını mahkemede dinlememek için katletti. Anısı önünde saygıyla eğiliyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Siyasi tutuklular için çağrı: İnfazda eşitlik yaşatır-VİDEO

    Siyasi tutuklular için çağrı: İnfazda eşitlik yaşatır-VİDEO

    PİRHA – Meclis’e sunulan infaz yasa tasarısında siyasi tutukluların kapsam dışı bırakılmasına tepki gösteren aydın, yazar, gazeteci, akademisyen, şair, sanatçı ve siyasetçiler, “İnfazda eşitlik yaşatır” diyerek çağrıda bulundular. 

    AKP tarafından Meclis’e sunulan infaz kanun teklifinde siyasi tutukluların kapsam dışı bırakılmasına tepki gösteren aydın, yazar, gazeteci, akademisyen, şair, sanatçı ve siyasetçiler sosyal medyadan video yayınlayarak çağrıda bulundular.

    “#İnfazdaEşitlikYaşatır” hastagıyla videolu mesajla yapılan paylaşımlarda, siyasi tutukluların infaz yasası kapsamına alınmasına için verilen mesajlar şöyle:

    “VİRÜSLER, İNSANLAR ARASINDA AYRIM YAPMIYOR”

    Şair Hicri İzgören: “Zor günlerden geçiyoruz. Her konuda yardımlaşma ve dayanışma zamanı. Kamu sağlığı ve adalet için topluma karşı işlenmiş suçlar dışında, herkesi kapsayacak bir infaz yasası sağlanmalıdır.”

    Siyasetçi Ufuk Uras: “Normal zamanlarda değil, kriz zamanlarında nasıl davrandığımızla insanlık ölçülür. İnsan yaşamı kutsaldır. Mahpuslar arasında infazda ayrım yapılmaması, insanlığın, vicdanın göstergesidir. Ölümden değil, hayattan yana olalım. Bu bir hayat memat meselesidir.”

    Oyuncu Lale Mansur: “Birleşmiş Milletlerin de sizden talep ettiği gibi yeni infaz yasasına siyasileri de dahil etmenizi istiyorum. Birazcık vicdanınız varsa yaparsınız.”

    Şair ve yazar Ahmet Telli: “Acıda ve sevinçte ortak olmaktan söz eden devletin, kendi sözünü kıymetlendirmek için önünde bir fırsat var: infaz yasası. Bu yasa cezaevlerindeki hastaları, düşünceleri nedeniyle içeride tutulan aydın, yazar ve gazetecileri dışta bırakırsa, söz bir kez daha haysiyet kaybına uğramış olur. Unutmayalım, koronavirüs bir gün elbet alt edilir. Sokakları, caddeleri yine doldururuz. Ama bu infaz yasası hastaları, düşünceleri nedeniyle içeride tutulanları unutursa, yaralı bir vicdanla yaşayacaktır, onları görmezden gelenler. Yaşamak dedim de, ne diyor şair Ataol Behramoğlu, ‘ömür dediğimiz şey hayata sunulmuş bir armağandır ve hayat sunulmuş bir armağandır insana’.”

    Sosyolog Neşe Özgen: “Virüsler insanlar arasında ayrım yapmıyor. Devletin yeni geliştirmeye çalıştığı infaz indirim yasası, bir tür mahçup gizli idam yasası olmasın istiyoruz. Geleceğimiz için, toplumsal eşitlik için, birlikte yaşayabilmek için cezaevlerinde infazda eşitlik istiyoruz.”

    “CEZAEVLERİNİN KAPISI AÇILSIN, HERKES EVİNDE KALABİLSİN”

    Sanatçı Suavi: “Biz kamu sağlığı, adaletin tesisi, ortak, eşit ve birlikte yaşamın inşası açısından, cezaevlerindeki 300 bin tutsak için infazda ayrımsız eşitlik istiyoruz. Canlıyı, insanı, toplumu ve insanlığı yaşatmak için infazda eşitlik istiyoruz. Mahpuslar arasında bir ayrımı kabul etmiyoruz. Çünkü bu ötekileştiren, diğerlerini kesinlikle ölüme terk eden bir yaklaşım olacaktır ki ne adalete ne vicdana ne hukuka asla sığmayan bir sonuç üretecektir.”

    Siyasetçi Akın Birdal: “Öncelikle siyasi mahpuslar, gazeteciler, hak savunucuları, avukatlar, yazarlar ve öğrenciler serbest bırakılmalıdır. İnfaz yasasında sağlanacak eşitlik hem toplumun beklentilerine karşılık vermiş olacak hem de toplumsal barışın önemli bir adımını oluşturacak. İnfaz yasasında eşitlik sağlansın ve cezaevlerinin kapıları açılsın. Herkes evinde kalabilsin.”

    Şair Hıdır Işık: “Birlikte mücadelenin önemini vurgulayan devlet yetkililerinin, topluma karşı işlenen suçlar haricindeki tüm tutsakların infaz yasasına dahil edilmesini, eşit yurttaşlık ve insan hakları gereği bir sorumluluk olduğunu düşünüyorum.”

    “YASADAKİ AYRIMCILIK, VAR OLAN EŞİTSİZLİKLERİ DAHA DA DERİNLEŞTİRECEK”

    Siyaset Bilimci Nuray Mert: “Ceza infaz yasasında eşitlik istiyoruz. Bu ülkede düşünce suçlarının, siyasi suçlarının, cinayetten daha ağır cezalandırıldığını biliyoruz. Ama bu kez can sağlığı, can güvenliği söz konusu. Hiç olmazsa bu koşullar altında ceza infaz yasasında eşitlik gündeme gelsin.”

    Hekim Onur Hamzaoğlu: “İnfaz yasasındaki ayrımcılık, var olan eşitsizlikleri daha da arttırıp derinleştirecek, hem de korona salgının yaşanmakta olduğu bu günlerde, önleyemeyeceğimiz acılara, ölümlere sebebiyet verecektir. Kimse bu vebalin altından kalkamaz. O nedenle ayrımcılığa bir an önce hep birlikte son verelim.”

    Dansçı Zeynep Tanbay: “Hiçbir suç işlememiş, yasal bir temeli olmadan hapse atılan siyasi tutuklular ve sadece muhalif oldukları için hapse konulan insanların, yargı paketinde olması gerekiyor. Hele ki uyuşturucu çetelerinin, uyuşturucu suçlularının bu kapsam içinde yer alması, indirimden, denetimli serbestlikten yararlanması, infaz indiriminden yararlanması söz konusu iken, hiçbir suç işlememiş 50 bine yakın, öğretmen, öğrenci, ev kadını, iş insanı, akademisyen, aydın, yazar, gazetecinin hapiste tutulması, bu toplumun kabul edemeyeceği bir şey. Bu kararı alanları da asla affetmeyecektir.”
    “CANLIYI, İNSANLIĞI YAŞATMAK İÇİN İNFAZDA EŞİTLİK İSTİYORUZ”
    Oyuncu Deniz Türkali: “Canlıyı, insanı, toplumu, insanlığı yaşatmak için, infazda eşitlik istiyoruz.”
    Hukukçu Sevtap Yokuş: “Salgın hastalıklar nedeniyle devletin vatandaşları için bir takım önlemler alması zorunludur. Bu kapsamda cezaevlerinde bulunan tutuklu ve hükümlüler için de bir takım önlemlerin alınması gerekir. Ancak bu önlemler alınırken, tutuklu ve hükümlüler arasında yapılacak ayrım, anayasanın eşitlik ilkesini içeren 10. Maddesi’ne ve iç hukukta doğrudan uygulanma kabiliyetine sahip Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararlarına, ayrıca sözleşmenin 14. Maddesi’ndeki ayrımcılık yasağına aykırılık oluşturacaktır.”
    Sendika yöneticisi Mustafa Paçal: “İnsanların topluca bulunduğu yerlerin başında cezaevleri geliyor. Cezaevleri bu anlamda büyük bir risk alanı oluşturuyor. Bu konuyla ilgili Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği de bir açıklama yaptı. Hükümet bu yönde bir infaz tasarısını Meclis’e getirmek istiyor. Bu atılmış olumlu bir adım. Ancak bu adımın gerçekten adaletli ve haklı olabilmesi için infaz eşitliğine ihtiyaç var.”
    “ADALETİNİZ ÖLÜME DÖNÜŞMESİN, YAŞAMA GÜÇ VERSİN”
    Şair Şükrü Erbaş: “Ölümün dünyayı kuşattığı şu günlerde, insanların adalet duygusunu ölümden daha ağır bir ayrımcılıkla yaralamayın. Bu coğrafya acıya doydu, insanı yüceltecek olan barıştır, kimseyi küçük düşürmeyecek bir adalettir. Bunun kapılarından birisi ise cezaevleridir. İnfaz yasa tasarısını sizin gibi düşünmeyenlere kapatmayınız. Hiç olmazsa şu günlerde adaletiniz ölüme dönüşmesin, yaşama güç versin.”
    Söz yazarı Gülten Kaya: “Muhalif olmak da’ düşünceyi ifade etmek de suç değildir. Adaleti sağlarken, adalette eşitliği sağlayamazsanız, toplumsal dokuyu onarılmaz biçimde boşmuş olursunuz. Adalette ayrımcılık olmaz. Çok ağır zamanlardan geçiyoruz insanlık olarak ve iki değerli kavramı yeniden hatırlamak zorundayız. Vebal ve vicdan. Ben bir yurttaş olarak işin vicdani tarafı gereği infaz yasasında eşitlikten yanayım. Vebal ise sorumluların boynuna.”
    Akademisyen Vahap Coşkun: “Türkiye cezaevlerinde doluluk oranı yüzde 121. Cezaevlerinin bu şekilde dolup taşması, koronavirüsün yayılmasına davetiye çıkarıyor. Korona hükümlüleri ve tutukluları ayırt etmiyor. Korona suçlar arasında da bir fark gözetmiyor. Hukuki durumları veya itham edildikleri suç ne olursa olsun, cezaevlerindeki herkes bu virüsün tehdidi altında yaşıyor. Devlet cezaevlerinde her bireyin yaşam ve sağlık hakkını korumakla mükelleftir. Bu nedenle cezaevlerinde bu virüsün yayılmasını engellemek amacı taşıyan yasal düzenleme, mutlaka ama mutlaka cezaevlerindeki herkesi kapsamak durumundadır. Anayasanın 10. Maddesi’ndeki eşitlik ilkesine ve AİHS’in 14. Maddesi’ndeki ayrımcılık yasağının gereği budur.”
    Şair Fadıl Öztürk: “İnsanca yaşamayı bir vebale gibi gömüp, uzaklaşmayacak, iyiliğe olan inancımızı asla yitirmeyeceğiz. Bir insanın sağlığı, bütün insanların sağlığıdır. İnfazda eşitlik istiyoruz.”
    Siyasetçi Gülseren Onanç: “Şu anda hapiste bulunan 300 bin vatandaşımız, koronavirüs tehdidiyle karşı karşıya. Benim 3 tane kırmızı çizgim var: çocuk istismarcıları, kadın katilleri ve uyuşturucu çeteleri. Bunların dışındaki bütün mahkumlara eşit bir şekilde bu infaz yasasının uygulanması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü eşitlik varsa adalet vardır. Bu zor süreci de eşitlik ve dayanışmayla atlatacağımıza inanıyorum.”
    “İNFAZDA EŞİTSİZLİK ANAYASA’YA AYKIRIDIR”
    Oyuncu Jülide Kural: “Koronavirüs salgını nedeniyle insanlık gerçek anlamda bir sınavdan geçiyor. Bir kişinin sağlığı, tüm insanlığın sağlığı anlamına geliyor. Bu yanıyla baktığımızda da cezaevleri koşulları ve salgının boyutları düşünüldüğünde, aslında bir infaz yasasının gündeme getirilmiş olması, son derece olumludur. Ancak bu infazda mutlak suretle bir eşitlik olması gereklidir. Sadece çocuk istismarcıları, kadın katilleri ve uyuşturucu çeteleri dışında, yani topluma karşı işlenmiş suçlar dışında kalan tüm mahpuslar ve tutsaklar için mutlak suretle bir tahliye söz konusu olmalıdır.”
    Orkestra Şefi Cem Mansur: “Siyasi tutukluların yeni infaz yasasının kapsamının dışında bırakılması düşünülüyor. Bu durumda kimseden vicdan beklediğim yok. Ama cennet ve cehenneme inanan kişiler olarak, bunun altından nasıl kalkarsınız siz düşünün.”
    Hukukçu Eren Keskin: “Türkiye Cumhuriyeti devletinin dahiciler tarafından yapılmış Anayasasındaki 10. Maddesi kanun karşısında herkes eşittir der. Bu nedenle infazda eşitsiz uygulama her şeyden önce Anayasa’ya aykırı demektir.”
    (HABER MERKEZİ)
  • Kayyıma karşı 184 imza: Susma, sustukça sıra sana gelecek

    Kayyıma karşı 184 imza: Susma, sustukça sıra sana gelecek

    Aralarında gazeteci, akademisyen, sanatçı, siyasetçi ve hukukçuların da bulunduğu 184 kişi, yayınladıkları ortak bildiride kayyım kararını tanımadıklarını belirtti. 

    Gazeteci, akademisyen, sanatçı, siyasetçi ve hukukçuların da aralarında bulunduğu 184 kişi, ortak bir bildiri yayınlayarak kayyım atamalarına tepki gösterdi.  “Susma, sustukça sıra sana gelecek” başlıklı bildiride kayyım atama kararının tanınmadığı belirtildi. Bildiride, şu ifadeler yer aldı:

    “Türkiye’nin cılız demokrasisi, en derin yaralarından birini daha aldı. Diyarbakır, Mardin ve Van belediye başkanlarına bir bakanlık kararıyla kayyum atanarak yargısız infaz uygulandı. Bu, onlara değil, onları seçen halka, dahası, halkın seçme hakkına darbedir. Tam diktatörlüğe gidişte yeni bir merhaledir. Dolayısıyla hepimizin diline, iradesine, hürriyetine vurulmuş bir kilittir. Bu kilit elbirliğiyle çözülmezse, tüm Türkiye’yi kilitler.

    Biz Diyarbakır, Mardin, Van Belediye başkanlarına yapılan darbeyi, kendimize yapılmış sayıyoruz. Bu kararı tanımıyoruz. Biz, başkanlarına sahip çıkan halka vurulan her darbeyi kendimize vurulmuş sayıyoruz. Bu zulme karşı çıkıyoruz. Yarın sıranın, bugün susanlara geleceğini çok iyi biliyor, ‘Susma, sustukça sıra sana gelecek’ diye haykırıyoruz. Dünyanın her neresinde olursa olsun, demokrasiye, halkın iradesine, seçme hakkına, düşünce özgürlüğüne, hukukun üstünlüğüne, adalet hissine ve vicdanın sesine inanan herkesi, ama herkesi bu zulme birlikte karşı koymaya davet ediyoruz. Yarının demokratik ve özgür Türkiye’si, bugünün adalet direnişi ve barış dayanışmasından doğacak; biliyoruz.”

    İMZACILAR 

    Can Dündar -Gazeteci

    Eren Keskin – İnsan Hakları Savunucusu

    Prof. Dr. Cengiz Aktar – Akademisyen

    Prof. Dr. Baskın Oran – Akademisyen

    Prof Dr. H. Neşe Özgen – Akademisyen

    Doç. Dr. Nazan Üstündağ – Akademisyen

    Hatip Dicle – Siyasetçi

    Mustafa Altıoklar – Yönetmen

    Hayko Bağdat – Gazeteci

    Turgut Öker – Alevi Siyasetçi

    Ahmet İnsel – Akademisyen

    Celal Başlangıç – Gazeteci

    Metin Yeğin – Gazeteci

    Şanar Yurdatapan – Müzisyen – Aktivist

    İsmail Beşikçi- Araştırmacı Yazar

    Ragıp Duran – Gazeteci

    Ahmet Nesin – Gazeteci

    Ferhat Tunç – Sanatçı

    Ergun Babahan  – Gazeteci

    Mehmet Bayrak – Araştırmacı Yazar

    Ragıp Zarakolu – Gazeteci

    Nurcan Baysal – Gazeteci

    Fehim Işık – Gazeteci

    Mustafa Sarısülük – Gezi Direnişçisi

    Cem Özdemir – Mdb, Die Grünen

    Gökay Akbulut – Mdb, Die Linke

    Helin Evrim Sommer – Mdb, Die Linke

    Sadet Karabulut ( Mıletvekılı Holanda Parlementosu)

    Cansel Kızıltepe – Mdb, Spd

    Evin İncir – Avrupa Parlamenteri / İsveç Sosyal Demokrat Parti

    Kadir Kasırga – Milletvekili İsveç Sosyaldemokrat İşçi Partisi

    Amineh Kalabaveh – Milletvekili İsveç Sol Parti

    Cansu Özdemir – Milletvekili Hamburg Sol Parti

    Berıvan Aymaz ( Nrw Yesıler Eyalet Parlementerı)

    Serkan Köse  /İsveç Sosyaldemokrat İşçi Partisi Milletvekili

    Hakan Taş – Milletvekili Berlin Sol Parti

    Berivan Aslan – Eski Avusturya Parlamenteri

    Memet Kılıç- Avukat/ Eski Federal Almanya Milletvekili

    Yekbun Alp  – İsveç Eski Parlamenteri

    Mazlum Koç – Bremen Sol Parti Milletvekili

    Azad Faruk Aslan Isvec Sol Parti Söderhamn Yönetim Kurulu Üyesi

    Gin Algul Hajo – Gävle Belediye Yönetim Üyesi

    Latife Akyüz – Barış Akademisyeni

    İsmail Küpeli – Akademisyen

    Ahmet Murat Aytaç – Barış Akademisyeni

    Engin Sustam – Barış Akademisyeni

    Mustafa Şener – Barış Akademisyeni

    Hakan Altun – Barış Akademisyeni

    Doç. Dr. Selim Eskiizmirliler –Akademisyen / Paris Üniversitesi

    Mehmet Rauf Kesici – Barış Akademisyeni

    Nevra Akdemir – Barış Akademisyeni

    Mine Gencel Bek – Barış Akademisyeni

    Mustafa Şener – Barış Akademisyeni

    Deniz Yonucu – Barış Akademısyeni

    Melahat Kutan – Barış Akademisyeni

    Muzaffer Kaya – Barış Akademisyeni

    Kuvvet Lordoğlu- Akademisyen

    Önder Çakır – Yönetmen

    Nazmi Kırık – Sinemacı

    Bülent Ant – AABK Genel Sekreteri

    A. Mahir Ofcan – Alternatif / Karadeniz İnisiyatifi

    Azmi Berberoğlu – Avrupa Demokratik Çerkez Platformu

    Aziz Gergin – Avrupa Süryaniler Birliği – ESU

    Ali Atalan – Ezidi Siyasetçi / Hdp Önceki Dönem Milletvekili

    Yüksel Koç – KCDK – E Eşbaşkanı

    Fatos Göksungur – KCDK – E Eşbaskanı

    Demir Çelik – KCDK – E Başkanlık Divanı Üyesi

    Süleyman Gülcan – Atik Başkanı

    Mehmet Cengiz – Yeşil Sol Parti

    Hüseyin Ateş – Devrimci Parti

    Besime Konca –  HDP Önceki Dönem Milletvekili/ Avrupa Kürt Kadın Hareketi Tjk-E

    Kemal Kıran – FİDEF Başkanı

    Metın Ayçiçek -Avrupa Surgunler Meclisi

    Arzu Demir – Gazeteci

    Ahmet Kahraman – Gazeteci

    Atilla Keskin – Yazar

    Çetin Oraner –Sanatçı

    Kerem Schamberger – Kommunikationswıssenschaftler, Lmu München

    Doğan Özgüden – Gazeteci

    İnci Tuğsavul – Gazeteci

    Ender İmrek – Yazar

    Metin Behnan – Mezopotamya Dayanışma Derneği

    Yaşar Küçükaslan – Mezopotamya Özgürlük Partisi

    Yücel Özdemir (Gazeteci)

    Öz Nûjen – Stand – Up Komedyeni Ve Yorumcu

    Aziz Tunç – Yazar – Siyasetçi

    Suat Bozkuş – Gazeteci – Yazar

    Ziya Ulusoy – ESP Avrupa Temsilcisi

    Ferda Çetin – Gazeteci

    Cahit Mervan – Gazeteci

    Faruk Sakık – Gazeteci

    Mazhar Günbat – Gazeteci

    Burhan Erdem – Gazeteci

    Xeyrettin Çelik – Gazeteci

    Serhat Bucak – Gazeteci

    Cafer Tar – Gazeteci

    Memo Şahin – Gazeteci

    Günay Aslan – Gazeteci

    Salar Rashid – Stockholm Belediye Meclisi Üyesi Sosyaldemokrat Partisi

    Kurdo Baksi – Gazeteci

    Zana Farqînî – Dil Bilimci / Yazar

    Filiz Koçali- Gazeteci

    Ozan Emekçi – Sanatçı

    Av. Feride Laçin – Hukukçu

    Gönül Erden – Ses Genel Başkanı

    Said Sefa – Gazeteci Yazar

    Ebru Ojen – Oyuncu Yazar

    Seda Tanrıkulu Kaya – Hukukçu – Tuhad – Fed İzmir Şube Eski Eşbaşkanı

    Faruk Eren – Disk Basın İş Genel Başkanı / Gazeteci

    Ahmet Özmen – Diyarbakır Barosu Eski Başkanı

    Korkut Akın – Yönetmen/Yazar

    Hürriyet Özçelık – Kader

    Şengül Alıcı – Sosyal Dayanışma Ve İletişim Derneği

    Mehmet Celalettin Şerafettinoğlu – Sosyal Dayanışma Ve İletişim Derneği

    Atila Mermeroluk – Sosyal Dayanışma Ve İletişim Derneği

    Müzeyyen Nergiz – Hukukçu / Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi

    Gazal Bayram Koluman – Hukukçu / Diyarbakır Barosu Yönetim Kurulu Üyesi

    Nurcan Kaya – Hukukçu Yazar

    Zülal Erdoğan – Hukukçu / Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi

    Nuşin Uysal Ekinci – Hukukçu / Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi

    Nadide Kurul – Hukukçu / Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi

    Sıla Talay – Hukukçu / Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi

    Elif Tirenç İpek Ulaş (Hukukçu / Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi

    Zeynep Işık – Hukukçu / Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi

    Hasan Akın – Sosyal Dayanışma Ve İletişim Derneği

    Şahin Arslan – Sosyal Dayanışma Ve İletişim Derneği

    Rahim Arslan – Sanayici / Sosyal Dayanışma Ve İletişim Derneği

    Muzaffer Asma – Ekoloji Birliği Yürütme Kurulu Üyesi

    Av. Gevriye Atlı – Diyarbakır Arabuluculuk Merkezi

    Faruk Balıkçı – Gazeteci

    Hakan Tahmaz – Barış Vakfı Başkanı

    Dr. Selim Ölçer – Türk Tabipler Birliği Eski Genel Başkanı

    Muharrem Erbey – Hukukçu Yazar

    Vakkas Çolak – Tokyo Yabancı Araştırmalar Üniversitesi Kürtçe Öğretmeni

    Yüksel Genç – Araştırmacı

    Mehmet Bozgeyik – KESK Eş Genel Başkanı

    İsmet Aslan – KESK Uzmanı

    Osman İşçi – İnsan Hakları Savunucusu

    Av. Hatice Demir – Diyarbakır Barosu

    Av. Sedat Yurttaş – Diyarbakır Barosu

    Osman Baydemir – HDP Önceki Dönem Milletvekili – Diyarbakır Eski Belediye Başkanı

    Faysal Sarıyıldız – HDP Önceki Dönem Milletvekili

    Tuğba Hezer – HDP Önceki Dönem Milletvekili

    Nursel Aydoğan – HDP Önceki Dönem Milletvekili

    Lezgin Botan – HDP Önceki Dönem Milletvekili

    Kemal Aktaş – HDP Önceki Dönem Milletvekili

    Ziya Çalışkan – HDP Önceki Dönem Milletvekili

    Sibel Yiğitalp – HDP Önceki Dönem Milletvekili

    Özdal Üçer – HDP Önceki Dönem Milletvekili

    Leyla Birlik – HDP Önceki Dönem Milletvekili

    Dilek Öcalan – HDP Önceki Dönem Milletvekili

    Saadet Becerikli – HDP Önceki Dönem Milletvekili

    M. Emin Adıyaman – HDP Önceki Dönem Milletvekili

    Hasan Hayri Ateş – HDP Eski MYK Üyesi

    Leyla İmret- Cizre Eski Belediye Eşbaşkanı

    Hüseyin Yılmaz – Ağrı Eski Belediye Başkanı

    Fırat Anlı-Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eski Eşbaşkanı

    Fatma Şık- Sur Belediyesi Eski Eşbaşkanı

    Burhan Kocaman- Karakoçan Belediyesi Eski Eşbaşkanı

    Hüseyi Güneş- Vatro Belediyesi Eski Eşbaşkanı

    Orhan Şansal- Suruç Belediyesi Eski Eşbaşkanı

    Ruken Yılmaz- Çınar Belediyesi Eski Eşbaşkanı

    Veysel Keser- Van İpekyolu Belediyesi Eski Eşbaşkanı

    Hasan Basri Fırat- Hınıs Belediyesi Eski Eşbaşkanı

    Lami Özgen – Eski KESK Eş Genel Başkanı

    Songül Morsümbül  – Eski KESK Kadın Sekreteri

    Gülçin İspert – Eski Eğitim Sen Merkez Kadın Sekreteri

    Meryem Çağ   – BES Eski Merkez Kadın Sekreteri

    Sakine Esen Yılmaz  – Eğitim Sen Eski Genel Sekreteri

    Elif Akgül Ateş – Eğitim Sen Eski Merkez Kadın Sekreteri

    Mehmet Karaaslan – BES Eski Diyarbakır Şube Başkanı

    Gülşen Topal – Adana SES Şube Eski Kadın Sekreteri

    Mine Çetinkaya  – Eğitim Sen İzmir Şube Eski Kadın Sekreteri

    Mahmut Şakar, Hukukçu, Almanya

    Firez Rezan Sobil, Avukat, Almanya

    Metin Güler, Avukat, Almanya

    Barış Yeşil, Avukat, Almanya

    Murat Vargün, Hukukçu, Almanya

    Besra Güler, Avukat, Almanya

    Dündar Kelloğlu, Avukat, Almanya

    Abdi Yarcu, Avukat, Almanya

    Aysel Güler, Avukat, İngiltere

    Şinasi Tur,  Hukukçu,  İsviçre

    Cüneyt Caniş, Hukukçu, İsveç

    Filiz Kalaycı, Hukukçu,  Avusturya

    Dündar Gürses, Avukat, Hollanda

    Arzu Bozbey, Avukat, Hollanda

    Eda Yılmaz, Avukat, Hollanda

    Engin Arslan, Avukat, Hollanda

  • Dersimli aydınlardan çağrı: Sandığa gidin, oylarınızı HDP’ye verin

    Dersimli aydınlardan çağrı: Sandığa gidin, oylarınızı HDP’ye verin

    PİRHA- Yerel seçimlere sayılı günler kala birçok Dersimli sanatçı, yazar, inanç önderi, araştırmacı,siyasetçi, gazeteci, kadın hakları aktivisti, yönetmen ve kurumlar ortak bir açıklama yayınladı. 

    Avrupa’da yaşayan Dersimliler, ‘Dersim Halkına Çağrımızdır’ başlığıyla ortak bir açıklama yaptı. HDP adaylarının desteklenmesinin gerektiğinin vurgulandığı açıklamada, “Kayyum ile gasp edilen belediyemizi geri alarak kayyum atayanlara da ders verelim“ ifadeleri yer aldı.

    Yapılan açıklamada Dersim coğrafyası ile birlikte dilinin, kültürünün ve iradesinin ipotek altına alınmaya çalışıldığı belirtilerek, “Şimdi Dersim halkından alınanı, bizden çalınanı geri almanın zamanıdır. Bu inançla tüm Dersimliler’den; dilimiz, inancımız, kültürümüz, tarihimiz ve geleceğimiz için 31 Mart’ta sandık başına gitmelerini ve oylarını HDP adaylarına vermelerini talep ediyoruz” çağrısında bulunuldu.

    “DERSİM HALKININ İRADESİ YOK SAYILARAK KAYYIM ATANDI”

    “Sadece belediyeye başkan seçmeyeceğiz; kayyum atayarak sergiledikleri kirli oyunu da bozmuş olacağız” denilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Bir seçim dönemine daha girdik. Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da yaklaşık 57 milyon seçmen 31 Mart 2019 tarihinde yerel yöneticileri seçmek için sandık başına gidecek ve demokrasiyle zorbalık arasında bir tercihte bulunacak. Ankara’dan çok çekmiş bir coğrafyanın insanları olarak, elbet demokratik yöntemleri tercih ederek, böylesi dönemleri zalimle, zulümle hesaplaşmaya dönüştürmeli ve bir fırsata çevirmeliyiz.”

    “Kutsal kentimiz Dersim’de halkın iradesi yok sayılarak belediyeye kayyım atandı. Eş başkanları, yönetici ve çalışanları rehin alındı. Ecdadının devamcıları Dersim tabelasını söküp Tunceli tabelasını belediyemize asarak “Tunç” elleriyle coğrafyamızı talan etmeye, belediyemizi kalekola çevirmeye çalıştı. Pek çok insanımız KHK ile işinden edildi. Dersim’e yeniden dayatılan sürgün politikası ile bir o kadar insanımız da Dersim’i terk etmek zorunda kaldı. Ormanlarımız yakıldı, kutsal mekanlarımız bombalandı ve insanlarımız hayatını kaybetti.”

    “VARLIĞIMIZ VE  İRADEMİZİ İPOTEK ALTINA ALMAYA ÇALIŞIYORLAR”

    “Yerel seçimlere giderken ülke genelinde olduğu gibi Dersim’de de HDP listesiyle seçime giren Devrimci Güç Birliği (DGB) üzerinde sistematik baskı kuruldu. Devlet, HDP’den gasp edilen belediyeyi HDP’ye teslim etmemek için tüm organları ile görev başına geçti. Bize, ülkemize, kentimize kötülük yapanlar dün olduğu gibi, bugün de varlığımızı, dilimizi, kültürümüzü, irademizi ve nihayetinde geleceğimizi ipotek altına almak istiyor.”

    “Üç dönemdir, eksikleri olmakla birlikte çalmadan çırpmadan hizmet eden Devrimci Güç Birliği belediyeciliğinin hakkı teslim edilmelidir. Son 3 dönemde hükümetin ve devletin bütün baskılarına rağmen Dersim, yitirdiği birçok şeyi teker teker kazanmaya başladı. İnsan-ı kamillerimizin adıyla anılan meydanlarımız, parklarımız ve kendi diliyle anılan mekânlarımız oldu. Dersim, kasaba görümünden kurtarıldı, şehir kimliğine kavuşturuldu.”

    “GASPÇI, TALANCI ZİHNİYET NESİLDEN NESİLE TAKİPÇİLERİDİR”

    “Toplumsal ve Kadın belediyeciliği esas alınarak rantçı belediyeciliğe son verilip, hizmet dönemi başladı. Doğduğumuz topraklarda doymak ve bu topraklarda hayata veda etme umudu büyüdü. Hepimizin Dersim’de bir hanemiz olmalı duygusu ile coğrafyamıza dönme çabamızın güçlendiği günlerden, yeniden 38’i hatırladığımız günlere döndük. Bir kez daha Dersimi kabul etmeyenlerin Tunceli zorlaması ile karşı karşıya kaldık. Bunların her birinin adı ne olursa olsun, tümü Ankara’nın dokuduğu kumaşın bezleridir. Gaspçı, talancı zihniyetin nesilden nesile takipçileridir. Derdimiz kimseye düşmanlık etmek değil. Ancak bunların özellikle son yüz yıldır derdimize deva olmak bir yana, hep dert olduklarını da unutmamamız gerekiyor.”

    “31 MART’TA SANDIK BAŞINA GİDELİM VE OYUMUZU HDP’YE VERELİM”

    “Kimseyi kimseden ayırmadan, kıymetini tartmadan diyoruz ki: kentimize gözle görülür hizmet getiren HDP listelerindeki Devrimci Güç Birliği adaylarına, hizmetlerini tamamlamak ve devam ettirmek için bu seçim de hep beraber el verelim. Belediyenin eksiklerini tamamlamasına, halkın doğrudan katılımını sağlayan yeni yerel yönetim anlayışına şans verelim. En önemlisi ise kayyum ile gasp edilen belediyemizi geri alarak kayyum atayanlara da ders verelim.”

    “El verelim, şans tanıyalım ki; dilimiz, Alevi inancımız, kültürümüz ve tarihsel kimliğimiz yaşasın. Bize düşen; bu değerleri korumak ve kollamaktır. Sadece belediyeye başkan seçmeyeceğiz; kayyum atayarak sergiledikleri kirli oyunu da bozmuş olacağız. Biz aşağıda imzası bulunanlar Dersim’den uzak olsak da; kalbimiz, yüreğimiz ve aklımızla Dersim’de ve sizlerleyiz.”

    “Şimdi Dersim halkından alınanı, bizden çalınanı geri almanın zamanıdır. Bu inançla tüm Dersimliler’den; dilimiz, inancımız, kültürümüz, tarihimiz ve geleceğimiz için 31 Mart’ta sandık başına gitmelerini ve oylarını HDP adaylarına vermelerini talep ediyoruz.”

    Açıklamaya imza atanlar ise şöyle:

    Said Baksi (Sanatçı),  Ozan Zamani (Sanatçı), Haydar Işık (Yazar), Ozan Emekçi (Sanatçı), Songül Erol Abdil (Dersim Belediyesi Eski Başkanı), Hüseyin Tunç (Dersim Belediyesi Eski Eş Başkan Yardımcısı), Ferhat Tunç (Sanatçı), Hayri Ateş (Yazar), Düzgün Deniz (Gazeteci), Kazım Temürlenk (Gazeteci), İsmail Özen (Boksör), Erdal Er (Gazeteci), Güler Yıldız (Gazeteci), Ferda Çetin (Gazeteci), Alican Kaya (Yönetmen), Nazlı Kulu (Gazeteci), Ali Baran (Sanatçı), Çetin Oraner (Sanatçı), Aziz Nadi Bal (Grafik-Tasarımcı), Şiyar Munzur (Sanatçı), Hasan Sağlam (Sanatçı),  Ali Çatakçı (Dersim Yeniden İnşa Cemiyeti Başkanı), Ayhan Yabatu (Dersim Yeniden İnşa Cemiyeti Brüksel Temsilcisi), Şükrü Yıldız (Gazeteci), Beser Şahin (Sanatçı), Ozan Serdar (Sanatçı), Diyar (Sanatçı), Deniz Deman (Sanatçı), Cemo Doğan (Sanatçı), Birsel Ocak (Aveg-Kom Eş başkanı), Hakan Aday (Gazeteci), İlhami Erdoğan (Karikatürist), Şükrü Duman (Siyasetçi), Memli Güngör (Berlin Dersim Özgürlik İnisiyatifi),Mustafa Şen (Dersim Yeniden İnşa Cemiyeti YK Üyesi), Fadıl Öztürk (Şair), Can Kasapoğlu (Yazar), Burhani (Sanatçı), Kivrem Erdal (Sanatçı), Kamer Söylemez (Şair), Hülya Yer (Siyasetçi), İmam Canpolat (Barış Aktivisti), Veli Kaya (FEDA Eş Başkanı), Bedrana Yıldırım (FEDA Eş Başkanı), Pir Rıza Yağmur (FEDA Pirler Kurulu Başkanı), Hasan Taş (İş İnsanı), Ali Güler (TV spiker), Süleyman Ateş (Eğitmen), Dersim Dağdeviren (Doktor), Xemgin Birhat, (Sanatçı), Ali Dağdeviren (Yazar), Eylem Kahraman (Yazar), Cafer Tar (Yazar), Fadime Ergün (Aktivist), Şenol Şimşek (Muhasebeci), Nihat Kaygalak (Avukat), Erdoğan Yalgın  (Araştırmacı-Yazar), Umur Hozatlı (Yazar), Turan Tekin (Dersim Soykırım Karşıtı Derneği Eş Başkanı), Hüseyin Yamaç (Serbest Gazeteci), Filiz Deniz (Gazeteci), Serdar Karakoç (Gazeteci), Süleyman Sever (Kurdische Gemeinde Stuttgart e.V), Gülten Aydın (Sosyolog), Metin Cansız (Siyasetçi), Deniz Naki (Futbolcu), Lütfü Doğan (İş İnsanı), Sena Dersim (Sanatçı), Erdoğan Sürgeç (Gazeteci), Füsun Erdoğan (Gazeteci) Meral Küçük (TV Spikeri),  Hanife Çelik (Kadın Hakları Aktivisti), Haydar Munzur (Siyasetçi), Bıra Zordağ (Siyasetçi), Ava Neşe Kalp (Yazar), Abidin  Polat (Rejisör), Nursel Orhan (TV Spikeri), Ali Ekber Aslaner (Dersim Yeniden İnşa Cemiyeti Yöneticisi), Çetin Gürer (Akademisyen), Ozan Cömert (Sanatçı), Tuncay Doğan (Gazeteci), Mehmet Taşkale (Dersim Yeniden İnşa Cemiyeti Yönetim Kurulu Üyesi), Ercan Cengiz (Şair), Mete Kalman (Yazar), Zarife (Sanatçı), Ziya Ulusoy (Yazar), Ali Haydar Gürbüz (Şair), Birgül Rova (Serbest Gazeteci), Zabit İltemur (Siyasetçi), Mehmet Örnek (Siyasetçi), Selda Yer (İş Kadını), Rozerin (Sanatçı), Ezeli Doğanay (Sanatçı), Hamit Baldemir (Yazar), Hayri Argav (Yazar), Müslüm Polat (Sanatçı), Şengül Pak (Sanatçı), İnan Gezici (Rejisör), Hasan Ozan (Araştırmacı-Yazar), Münever İltemur (HDK Kadın Aktivisti), Pir Hüseyin Birlik (FEDA), Cemal Turan (Gazeteci), Mehmet Ali Doğan (Sosyolog), Mustafa Yıldırım (Siyasetçi), Süleyman Bal (İş İnsanı), Deniz Bilgin (Yazar), Meral Çoşkun (Sanatçı), İnan Özel (Gazeteci), Halil Ateş (Dersim Eski İl Genel Meclis Üyesi), Ayfer Kılıç (Dortmund DAKME Eş Başkanı), Kasım Karaca (Seyit Rıza’nın torunu), Ercan Ayboğa (Çevre Mühendisi), Hüseyin Yıldız (Açlık Grevi Eylemcisi), Şahin Küçük (Radio Sunucusu), Bayram Balcı (Yönetmen), Doğan Çelik (Siyasetçi), Dersim Soykırım Karşıtı Derneği,  Berlin Dersim Özgürlük İnisiyatifi, Basel Dersim Özgürlük İnisiyatifi, Dersim Yeniden İnşa Cemiyeti.