Etiket: siyasi partiler

  • DEM Parti Sözcüsü: Komisyon taslağımız hazır, Meclis tatili gerekçe olamaz-VİDEO

    DEM Parti Sözcüsü: Komisyon taslağımız hazır, Meclis tatili gerekçe olamaz-VİDEO

    PİRHA- Komisyon taslaklarının hazır olduğunu söyleyen Ayşegül Doğan, “Geri sayım başladı meclis tatile girecek. Meclis Başkanı Sayın Kurtulmuş’u tekrar inisiyatife davet ediyoruz” dedi. Doğan, ayrıca en kısa sürede İmralı Adası’na bir ziyaret gerçekleştirmeyi planladıklarını aktararak, “Sayın Öcalan’ın farklı siyasi partilerin temsilcileri ile de buluşması kuvvetle muhtemel” açıklamasında bulundu.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyeleri, Eş Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan başkanlığında partinin genel merkez binasında toplandı. DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan devam eden MYK toplantısı gündemlerine ve güncel gelişmelere ilişkin basın toplantısı düzenledi.

    KURTULMUŞ’A İNİSİTARİF ALMA ÇAĞRISI

    Ayşegül Doğan, Meclis’te özel yetkilendirilmiş bir komisyonun kurulması gerektiğini belirterek, komisyon için Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’u “inisiyatif alın” çağrısı yaptı. Ayşegül Doğan, “Çok basit bir inisiyatif bu. Ama çok ağır, çok komplike, çok can almış bir meseleyi çözmek için tarihsel bir sorumluluk üstlenecek. O yüzden ciddi bir yaklaşım gerektirir, basit bir yaklaşımla çözülemez bu mesele. Ne yapabilir Sayın Kurtulmuş? Meclis tatile girmeden önce komisyonu kurabilmek için siyasi partilerin yetkililerini toplayabilir ve siyasetin çok sevdiği deyimle bir ‘zirve’ yapabilir. Orada ne çıkabilir; ortaya itirazlar, eleştiriler, öneriler çıkar ortaya” diye konuştu.

    “Kürt sorunu yalnızca Kürtlerin sorunu değil” diyen Ayşegül Doğan, “Yaşadıklarımız bunun ispatı. Dolayısıyla demokratik çözüm ve barış, siyasal sosyal ve insani bir zorunluluk olarak görüldüğünde, böyle yaklaşıldığında Meclis çok hızlı bir şekilde inisiyatif alabilir. DEM Parti olarak komisyonun usulüne, esasına, nasıl çalışacağına dair hazırlıklarımız var. Böyle bir taslağımız ve önerilerimiz var” dedi.

    İMRALI’YA GİTME HAZIRLIĞI

    Ayşegül Doğan, görüştükleri muhalefet partilerinin “doğrudan temas, iletişim ve konuya dair bilgi sahibi olmak, şeffaflık” taleplerinin olduğunu söyledi. AKP ve MHP ile de görüştüklerini, bu görüşmelerin devam edeceğini aktaran Doğan, “Yalnızca Meclis’te temsiliyeti olan siyasi partilerle görüşmüyoruz. Meclis’te temsil edilmeyen farklı siyasi partilerle de görüşmeler sürüyor, sürecek. Yeni dönemde bu görüşmeler de devam edecek. Bu görüşmelerden sonra yazılı açıklamalar yapıldı” diye konuştu.

    Ayşegül Doğan, “Biz de DEM Parti olarak İmralı Adası’na gitmek üzere hazırlık yapıyoruz. En kısa sürede İmralı Adası’na bir ziyaret gerçekleştirmeyi planlıyoruz. İçinde eş genel başkanlarımızın da bulunduğu MYK üyelerimizden oluşan bir heyetle hem bu dönemi anlamak, hem anlatmak, hem daha güçlü bir şekilde örgütlenmek için kendisiyle doğrudan görüşmek, istişarelerde bulunmak üzere bir hazırlık yapıyoruz. En kısa sürede kendisini ziyaret edeceğiz DEM Parti heyeti olarak. Yine önümüzdeki günlerde Sayın Öcalan’ın farklı siyasi partilerin temsilcileri ile de buluşması kuvvetle muhtemel” şeklinde konuştu.

    KDP VE YNK TEMSİLCİLERİ İLE GÖRÜŞMEK İSTİYOR

    Ayşegül Doğan, şöyle devam etti:

    “Sorunun kapsamı ve ağırlığı düşünüldüğünde; Sayın Mesut Barzani, Sayın Neçirvan Barzani, Sayın Mazlum Ebdî, Sayın Qubat ve Bafıl Talabani ile görüşmesinin faydalı olacağını düşünüyoruz. Bu görüşmeleri yapmak istediğini de biliyoruz. Bunu da kamuoyu ile paylaşmak isteriz. Bu, Sayın Öcalan’ın isteği. Biz de faydalı olacağını düşünüyoruz. Farklı siyasi partilerden liderlerle, önemli şahsiyetlerle bir araya gelmesi çok değerli. Önümüzdeki süreç açısından da gerekli.

    “GENİŞ KAMUOYU BU METNİ TARTIŞIYOR”

    Sayın Öcalan’ın örgütüne sunduğu bir perspektif metni var, bir politik program diyelim. Ancak bu metinde de görülüyor ki, yalnızca örgütüyle sınırlı olmayan, yalnızca PKK ile sınırlı olmayan bir tartışma alanı açıyor. DEM Parti olarak ifade etmeliyiz ki, ortada yeni bir yaşamı inşa etmek için çok büyük bir çaba, emek, gayret, kararlılık ve direniş var.

    Bu metin epey geniş, kamuoyunu aynı zamanda tartışmaya davet eden ve tartışmaya çağıran bir metin. Bu metin, söze ve istişareye alan açan bir metin. Tartışma ve konuşma zemini kuran bir metin. O nedenle biz eleştiri, yanıt, katkı, destek bütün bunları kıymetli buluyoruz. Çünkü tam da Sayın Öcalan’ın çağırdığı alan; tartışma, konuşma, eleştirme, istişare etme, sözü değerli kılma, etkili kılma ve sözün kapsamını, alanını ve yankı alanını genişletmektir. Şu anda bu güçlü metinle birlikte bu tartışılıyor. Geniş bir kamuoyu bu metni tartışıyor.

    “YANITLAR İÇİN DOĞRUDAN TEMAS OLMALI”

    Sonuç itibarıyla metin tartışılıyor ve bir tartışma zemini içinde yeni bir alana davet ediyor. Ne var bu metinde? Reel sosyalizmden mezhepçiliğe, ortak yaşam perspektifine kadar yerleşik kalıplara, geleneksel tavırlara ve tutumlara dair birtakım dokunuşlar var. O yüzden etki alanı çok geniş bir kamuoyu oluştu. Biz, bu tartışmanın daha sağlıklı ve sarih yürüyebilmesi için Öcalan ile doğrudan temas kurmak isteyen tüm kesimlerin temas kurması gerektiğini düşünüyoruz.

    Bunu da ilk kez söylemiyoruz. Ortaya çıkan bu metin, bu ihtiyacı bir kez daha gösterdi. Yani eğer bu alan genişlerse, serbest çalışma koşulları oluşturulabilirse, bundan sonra süreci yönetmek de, yürütmek de, ilerletmek de çok daha hızlı ve çok daha sağlıklı olur.

    Bir tarih yazıyorsunuz, yeni bir dönemi başlatıyorsunuz, bu konuda çok önemli bir inisiyatif alıyorsunuz. Bu inisiyatifle birlikte birtakım riskleri de göze alıyorsunuz. Ve bu riskleri ancak onları göze alanlar minimize edebilir. O yüzden bu alanın açılması gerek; sürecin ilerlemesi, ivme kazanması için; gereken herkesle doğrudan temas kurulmalı. Bu, zaten şu ana kadar da olmasını arzu ettiğimiz, beklediğimiz şeylerden biriydi.”

    PİRHA/ANKARA

  • 6 Alevi örgütünden açıklama: Suriye’de yaşanan hak ihlallerine dair taleplerimizi partilere ilettik

    6 Alevi örgütünden açıklama: Suriye’de yaşanan hak ihlallerine dair taleplerimizi partilere ilettik

    PİRHA- Alevi örgütlerinin yöneticileri, Suriye’de Alevilere dönük katliamlara ve şiddete dair Meclis’te siyasi partilerin yöneticileriyle görüştüler. Ortak yazılı bir açıklama yapan 6 Alevi örgütü, “Önümüzdeki günlerde İçişleri Bakanı Sn. Ali Yerlikaya, Dışişleri Bakanı Sn. Hakan Fidan ve diğer siyasi parti gruplarıyla da yapacağımız görüşmeler sonrasında görüşmelerin içeriğini, detaylarını kamuoyu ile paylaşacağız” dedi. 

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Arslan, Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç, Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Adana Alevi Kültürünü Araştırma Derneği (AKAD) Başkanı Gültekin Cuvalak, ADFE Genel Başkan Yardımcısı Özgül Ateş ve Genel Sekreteri Ufuk Emre Bektaş, ABF Genel Başkan Yardımcısı Nurullah Esad Ünsal ve Genel Sekreteri Özgür Kaplan, Meclis’te grubu bulunan siyasi partilerin yetkilileriyle görüştüler.

    Görüşme sonrası yazılı bir açıklama yapan Alevi Bektaşi Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Türkiye Alevi Federasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Alevi Kültür Dernekleri, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, TBMM’de yaptıkları görüşmeye dair bilgi verdi. 

    Alevi kurumlarının yazılı açıklaması şöyle:

    “Suriye’de yaşayan başta Aleviler olmak üzere, tüm azınlıklara ve inanç gruplarına yönelik gerçekleşen saldırılara dair Alevi kurumları olarak 9 Ocak 2025 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir dizi görüşmeler gerçekleştirdik.
    Bu kapsamda sırasıyla;
    DEM Parti Grup Başkanvekili Sn. Gülistan Kılıç Koçyiğit,
    Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Sn. Murat Emir,
    Saadet Partisi Grup Başkanvekili Sn. Bülent Kaya,
    Gelecek Partisi Grup Başkanvekili Sn. Selçuk Özdağ,
    Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Sn. Leyla Şahin Usta ile görüşerek Suriye’de yaşanan hak ihlallerine dair kaygılarımızı ve taleplerimizi ilettik.

    İÇİŞLERİ VE DIŞİŞLERİ BAKANLARIYLA DA GÖRÜŞÜLECEK

    Önümüzdeki günlerde İçişleri Bakanı Sn. Ali Yerlikaya, Dışişleri Bakanı Sn. Hakan Fidan ve diğer siyasi parti gruplarıyla da yapacağımız görüşmeler sonrasında görüşmelerin içeriğini, detaylarını kamuoyu ile paylaşacağız. Suriye’de yaşayan canlarımızın can ve mal güvenliğinin sağlanması, hak ihlallerinin önüne geçilmesi, gerek Türkiye gerekse uluslararası kamuoyuna doğru bilginin aktarılması için diplomatik tüm girişimlerde bulunacağımızı tüm kamuoyuna deklare ederiz.”

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER

    Alevi kurumlarının genel başkanları Meclis yolunda!
    Alevi örgütlerinin yöneticileri Meclis’te bir dizi temasta bulundu

  • Alevi örgütlerinin yöneticileri Meclis’te bir dizi temasta bulundu

    Alevi örgütlerinin yöneticileri Meclis’te bir dizi temasta bulundu

    PİRHA- Alevi örgütlerinin yöneticileri, Suriye’deki Alevilere dönük katliamlara ve baskılara dair Meclis’te temaslarda bulundu. Görüşmeler gün boyu sürerken, herhangi bir açıklama yapılmadı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Arslan, Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç, Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel başkanı Ercan Geçmez, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Adana Alevi Kültürünü Araştırma Derneği (AKAD) Başkanı Gültekin Cuvalak, ADFE Genel Başkan Yardımcısı Özgül Ateş ve Genel Sekreteri Ufuk Emre Bektaş, ABF Genel Başkan Yardımcısı Nurullah Esad Ünsal ve Genel Sekreteri Özgür Kaplan, Meclis’te grubu bulunan siyasi partilerin yetkilileriyle görüştüler.

    Suriye’deki Alevilere dönük katliamların ve baskıların konuşulduğu görüşmeler gün boyu sürerken, kurumların yöneticileri görüşmelere yönelik bir açıklama yapmadı. 

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER

    Alevi kurumlarının genel başkanları Meclis yolunda!

  • Diyanet, ‘En güvenilmez’ kurumlar listesinde ikinci sırada!

    Diyanet, ‘En güvenilmez’ kurumlar listesinde ikinci sırada!

    PİRHA- Bütçeden aslan payını alan Diyanet, toplumun “En güvenilmez” kurumlar listesinde ikinci sırayı aldı. Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün “Toplumsal eğilimler” saha araştırmasında, Diyanet ve siyasi partiler “Türkiye’de en güvenilmez iki kurum” olarak yer aldı. 

    Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün 19-22 Eylül tarihleri arasında bin 514 kişi ile “Toplumsal eğilimler” anketi gerçekleştirdi. “En güvenilmez” bulunan kurumların mercek altına alındığı araştırmada, siyasi partiler, Diyanet, yargı ve hükümet, üst sıralarda yer aldı.

    Diyanet en güvenilmez ikinci kurum olurken, Meclis’e sunulan 2025 bütçesinde aslan payını aldı. Diyanet’in bütçesi 2025 yılı için 130 milyar 119 milyon ₺ olarak belirlendi. Diyanet 2025 bütçesiyle Ticaret Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Enerji Bakanlığı, Turizm Bakanlığı, Sanayi Bakanlığı bütçelerini geride bıraktı.

    BirGün’ün haberine göre, yapılan saha çalışmasında “Türkiye’de en güvenmediğiniz iki kurumu belirtir misiniz?” sorusu da yer aldı. Hata payı artı eksi yüzde 2,5 olarak hesaplanan anketten şu sonuçlar çıktı:

    -Siyasi partiler: Yüzde 25,1

    -Diyanet İşleri Başkanlığı: Yüzde 18,8

    -Siyasi partiler ve Diyanet’in ardından, diğer bazı kurumların, “En güvenmediğiniz iki kurumdan biri” olarak işaretlenme oranı şöyle oldu:

    -Yargı kurumları: Yüzde 18,4

    -Hükümet: Yüzde 14,3

    -TÜİK: Yüzde 8,7

    -Muhalefet: Yüzde 7,2

    -Meclis: Yüzde 4,9

    -RTÜK: Yüzde 2,1

    (HABER MERKEZİ)

  • Gerici-tekçi müfredata karşı eğitimciler, veliler alanlara çıktı: Derhal geri çekin!-VİDEO

    Gerici-tekçi müfredata karşı eğitimciler, veliler alanlara çıktı: Derhal geri çekin!-VİDEO

    PİRHA- Alevi kurumları, veli dernekleri, eğitimciler, sendikalar ve sivil toplum örgütlerinin içinde yer aldığı “Müfredatı Geri Çekin Platformu”, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adlı yeni müfredatın geri çekilmesi için birçok kentte oturma eylemi düzenleyerek açıklama yaptı. 

    ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ adıyla Milli Eğitim Bakanlığının (MEB) tüm itirazlara rağmen onayladığı müfredat gelecek yıl 1-5 ve 9. sınıflarda uygulamaya konulacak. AKP’nin eğitimde bugüne kadar uyguladığı gerici ve piyasacı uygulamaların programı olacak müfredata yönelik tepkiler sürerken AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan İstanbul Ataşehir’deki Ahmet Keleşoğlu Fen Lisesinde müfredatı tanıtmıştı. İktidar bu toplantılarda müfredat güzellemeleri yaparken Alevi örgütleri, sendikalar, eğitimciler, siyasi partiler, veli dernekleri ve meslek odaları da, “Laik, bilimsel, demokratik olmayan ve ana dilinde eğitime karşı olan bu müfredatı reddediyoruz!” diyerek alanlara çıktı.

    “Müfredatı Geri Çekin Platformu” olarak bir araya gelen kurum ve kuruluşlar, boykot ve eylem kararı kapsamında ülkenin bir çok kentinde basın açıklaması gerçekleştirerek oturma eylemi yaptı.

    Öte yandan platformda yer alan kurumlar okulların kapandığı 14 Haziran gününde de yeni müfredatın anayasa ve laikliğe aykırı olduğu gerekçesiyle Milli Eğitim Bakanlığı hakkında suç duyurusunda bulunacak.

    ANKARA: MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI’NA YÜRÜNDÜ

    Müfredatı Geri Çek Platformu, Ankara’da TBMM Milli Egemenlik Parkı’nda bir araya gelerek Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) önüne yürüdü.

    “Laik ve bilim karşıtı müfredatı reddediyoruz! Geri çekin” yazılı pankartın açıldığı eylemde “İmamlar camiye, öğretmenler okula”, “Gerici müfredat istemiyoruz”, “Mücadele dersini öğretmenler veriyor”, “Laik, bilimsel, ana dilde eğitim” sloganları atıldı.

    “ÇOCUKLARIMIZIN GELECEĞİNE SAHİP ÇIKIYORUZ”

    Veli Der Ankara Şube Başkanı Hülya Daran Deveci, birlikte mücadeleye davet ederek, “26 Nisan’dan beri bu gerici, tarikatçı müfredatı reddettik. Bu müfredatı reddediyoruz. Çocuklarımızın geleceğine sahip çıkıyor, müfredatı reddediyoruz. Oku öncesi eğitimden üniversitelere kadar bilimsellikten uzak dinsel ögelere göre şekillenmektedir. Bütün eğitim kurumları iktidarın mezhepçi, tarikatci eliyle bilimsel eğitimden uzaklaşmıştır. Müfredat dinselleştirme uygulamalarının sonuncusu ve en tehlikelisi olarak karşımızdadır. Devlet eğitimi dini esaslara göre değil laik ve bilimsel ögelere göre düzenlemelidir. Bugün ülke genelinde çocuklarımızı okullara göndermiyor, yeni müfredatı protesto ediyoruz. Uyarılarımızın dikkate alınmaması durumunda gelecek dönemde daha geniş eylemler yapılacağını bildiriyoruz” dedi.

    “BU MÜFREDAT ÇAĞ DIŞIDIR”

    Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak ise “AKP döneminde 4 ayrı program değişikliği yapıldı. Eğitimi her geçen gün bilimsel olmaktan, laik ve demokratik olmaktan uzak kaldılar. Bu müfredat jet hızıyla gündeme geldi ve hızla olaydan geçti. Bakan umarım bu kadar kurumun eleştirisini duyabilir. Sayın Bakan bu müfredatı değiştirme gerekçeniz neydi? Müfredat için araştırma yaptınız mı? 10 yıl hazırlık yapılıyor dediniz, kiminle yaptınız? Bunu ısrarla bizden saklıyorsunuz. Tarikatlarla bu müfredatı yaptığınızı biliyoruz. Neden pilot uygulaması yapılmadı? Kendinizi kandırmayın sayın Bakan. Bu müfredat çağ dışıdır sayın Bakan. Din odaklı bir müfredat yaptığınız için karşıyız. Örgün eğitimin içinde Diyanet İşleri gelip ders veriyor bu yüzden karşıyız sayın Bakan. Liyakati kaldırdınız sayın Bakan. Çocuklarımızı yıllardır yok sayıyorsunuz. Bu müfredatın eleştirilmesini istemediler. Bilimsel olmayan eleştiriden kaçar. O yüzden jet hızıyla geçirdiler müfredatı. İdeolojik olarak hazırladığınız müfredata karşı çıkıştı bilimselliğin ışığında ideolojik olacaktır. Eğitimi siyasetinizin ve ticaretinizin malzemesi haline getirdiniz. Kendi bildiğiniz için, farklı kimlikleri, farklı inançları yok sayarak bu müfredatı yaptığınız için size karşılar. Bakan gelin birlikte laik, bilimsel, kapsayıcı bi müfredat yapalım. Bu eylem sadece bir uyarıdır, bu platform yazın ve okulların açıldığı dönemde bir çok eylem önüne koyacak ve elinden geleni yapacaktır. Bu müfredatı geri çekin diyoruz” diye konuştu.

    ANTALYA

    Antalya’da da gerici müfredata karşı alanlara çıkıldı. Eğitim Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk kurumlar adına yaptığı açıklamada, “Bu iktidar giderayak çocuklarımızın ve gençlerimizin ruh sağlığıyla oynuyor. Kendi cinsiyetçi, tekçi, ötekileştirici anlayışlarını körpecik beyinlere vermek; çağıyla uyuşmayan, teknoloji ve bilimden uzak, medeni insanlık dünyasından çıkacak bir geleceğin peşine düşmüş durumdalar. Biz kabul etmiyoruz siz de etmeyin. Kendi çocuklarını Amerika’da, Avrupa’da en iyi koşullarda okutmak isteyenler bize Orta Çağı gösteriyorlar. Eğitim müfredatı olmaktan çok uzak olan ve tek adam rejiminin yaratmaya çalıştığı dini esaslara dayalı toplum modelini temel alan, laiklik ve bilim karşıtı yeni müfredatı reddediyoruz. Eğitim ve bilim emekçileri başta olmak üzere, öğrencilerimiz, velilerimiz ve tüm kamuoyu ile birlikte bilime ve laik eğitime açıkça meydan okumak anlamına gelen müfredat değişikliklerine karşı birlikte mücadelemizi sürdüreceğiz.  Tüm siyasi partileri, demokratik ve sivil toplum örgütlerini bu gerici-ırkçı iktidarın ihtiyacı doğrultusunda yapılmak istenen müfredat ve ders programlarına karşı çıkmaya çağırıyoruz” dedi.

    İSTANBUL

    İstanbul Müfredatı Geri Çekin Platformu, Kadıköy Rıhtım’da “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli”ne ilişkin kitlesel açıklama yaptı. “Laik, bilimsel, demokratik eğitim karşıtı müfredatı reddediyoruz!” pankartının taşındığı açıklamada “Laik, Parasız, bilimsel, demokratik eğitim, Birleşe birleşe kazanacağız, Bu daha başlangıç mücadeleye devam” sloganları atıldı.

    Ortak basın açıklaması öncesinde söz alan Demokratik Alevi Dernekleri(DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, “Türkiye, sistem olarak tamamen bir kayyımlar sistemiyle yönetilir hale geldi. Evet belediyelere kayyım atanıyor, yeni maarif modeliyle geleceğimize de kayyım atandı. Bu çocuklarımızın geleceğine kayyımdır. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile Alevilerin geleceğine kayyım atandı. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile kadınların özgür, eş yaşam ve geleceğine, İstanbul Sözleşmesi’ne kayyım atandı. Uluslararası maden şirketleriyle doğamıza, zenginliklerimize kayyım atandı. Şimdi bu programla çocuklarımızın zihnine, aklına, beynine kayyım atanıyor. Bugüne kadar alanlarda çok mücadele ettik ama bu çok önemli değerli canlar! Asla teslim olmayacağız, öyle güzel mücadeleler öreceğiz ki şaşacaksınız! Ve biz çocuklarımızın geleceğini bu gerici müfredata asla teslim etmeyeceğiz! Bu da bir Alevi sözü olsun!” diye konuştu.

    İstanbul Müfredatı Geri Çekin Platformu adına ortak metni Eğitim Sen 2 Nolu Şube Başkanı Bengi Şahin okudu.

    “DİNİ ESASLARA DAYALI, LAİKLİK VE BİLİM KARŞITI YENİ MÜFREDATI REDDEDİYORUZ!”

    Ortak basın metninde MEB’in ÇEDES ve benzeri projeler üzerinden eğitim sistemi içine faaliyet alanı açtığı Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yanı sıra iktidarla iç içe olan dini vakıf ve cemaatler tarafından okullar, yurtlar, kurslar vb. kurumların tıpkı bir örümcek ağı gibi çepeçevre kuşatılmış durumda olduğuna, yeni müfredat değişikliklerinin eğitim kurumları başta olmak üzere, eğitim sisteminde yaşanan dinselleşme kuşatmasının en son ve en tehlikeli aşamasını oluşturduğuna dikkat çekilerek “Eğitim müfredatı olmaktan çok uzak olan ve tek adam rejiminin yaratmaya çalıştığı dini esaslara dayalı toplum modelini temel alan, laiklik ve bilim karşıtı yeni müfredatı reddediyoruz” vurgusu yapıldı.

    İZMİR: YÜZLERCE KİŞİYLE OTURMA EYLEMİ

    İzmir Müfredata Hayır Platformu’nun çağrısıyla bir araya gelen kitle Konak YKM önünden sloganlarla yürüyerek Eski Sümerbank önünde basın açıklaması yaptı. Yürüyüşte sık sık AKP elini çocuklardan çek”, “Laik bilimsel anadilde eğitim”, “Irkçı gerici müfredata hayır” ve “Sermayeye değil eğitime bütçe” sloganları atıldı.

    5 dakikalık oturma eyleminden sonra açıklamayı okuyan Eğitim-Sen 2 Nolu Şube Başkanı Zeliha Danyeli MEB’in müfredat değişiklikleri ile asıl hedefi düşünmeyen, sorgulamayan, eleştirmeyen, itiraz etmeyen itaatkâr nesiller yetiştirmek olduğunu söyledi. Danyeli, tek adam rejiminin siyasal ve ideolojik hedeflerinin eğitim müfredatına yerleştirildiğini belirterek, Bireycilikle, milliyetçilikle, dini-milli değerler ve rekabet ile yoğrulmuş, bilimsel, sanatsal, estetik yönden zayıf, büyük ölçüde dini kural ve referanslara dayanan bir dilin kullanıldığı bir eğitim müfredatının çocuklarımıza/öğrencilerimize verebileceği hiçbir şey yoktur. İzmir Müfredata Hayır Platformu olarak eğitim müfredatı olmaktan çok uzak olan ve tek adam rejiminin yaratmaya çalıştığı dini esaslara dayalı toplum modelini temel alan, laiklik ve bilim karşıtı yeni müfredatı reddediyoruz. Eğitim ve bilim emekçileri başta olmak üzere, öğrencilerimiz, velilerimiz ve tüm kamuoyu ile birlikte bilime ve laik eğitime açıkça meydan okumak anlamına gelen müfredat değişikliklerine karşı birlikte mücadelemizi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

    Açıklama sloganlarla sona erdi.

    DERSİM

    Müfredatı Geri Çekin Platformu, Dersim’de Sanat Sokağı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın açıklamasını Eğitim Sen Dersim Şube Sekreteri İlhan Öner, okudu. Açıklamada, “Gerici müfredat değil; laik, bilimsel ve anadilinde eğitim istiyoruz” pankartı açıldı.

    Diyanet İşleri Başkanlığı, dini vakıf ve cemaatler tarafından okulların kuşatıldığını söyleyen Öner, “Yeni müfredat değişiklikleri eğitim kurumları başta olmak üzere, eğitim sisteminde yaşanan dinselleşme kuşatmasının en son ve en tehlikeli aşamasını oluşturmaktadır. MEB’in öncelikli hedefi eğitimin bilimsel esaslara dayanmasından çok, iktidarın siyasal ideolojisinin eğitim müfredatı ve ders kitapları üzerinden açık ve gizli olarak öğrencilere aktarılmasıdır. Müfredat taslağı başlığının “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” olarak belirlenmiş olması bu nedenle tesadüf değildir. Yeni eğitim müfredatı, farklı yaş gruplarındaki çocuk ve gençlerin gerçek ihtiyaçlarından çok, iktidarın siyasal çizgisine paralel şekilde hazırlanmıştır” diye konuştu.

    ADIYAMAN

    ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ adıyla Milli Eğitim Bakanlığının (MEB) onayladığı yeni eğitim sistemi Adıyaman’da biraraya gelen sivil toplum örgütleri, ve inanç grupları tarafından tepkiyle karşılandı.

    Adıyaman Demokrasi Parkı’nda açıklama yapan eğitim sen ve sivil toplum örgütü, ‘Müfredatı reddediyoruz, geri çekin’ pankartını açtı.

    Basın açıklamasını okuyan Adıyaman Eğitim Sen Şube Başkanı Zeynel Polat, “Eğitim Sen olarak eğitim müfredatı olmaktan çok uzak olan laiklik ve bilim karşıtı yeni müfredatı reddediyoruz. Eğitim ve bilim emekçileri başta olmak üzere, öğrencilerimiz, velilerimiz ve tüm kamuoyu ile birlikte bilime, laik, demokratik ve anadilinde eğitime açıkça meydan okumak anlamına gelen müfredat değişikliklerine karşı birlikte mücadelemizi sürdüreceğiz” diye belirtti.

     

    PİRHA/ANKARA-İSTANBUL-İZMİR-DERSİM-ANTALYA

  • DEM Parti Eş Başkanı Bakırhan’dan siyasi partilere 5 maddelik çözüm önerisi- VİDEO

    DEM Parti Eş Başkanı Bakırhan’dan siyasi partilere 5 maddelik çözüm önerisi- VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, siyasi partilere 5 maddelik “Kürt sorunun çözümü, demokratik siyaset hakkı, ekonomik krize karşı ‘ortak akıl’, kadın mücadelesine dönük saldırılara son verilmesi ve güçler ayrımına dayanan yeni bir anayasa” başlıklı önerilerini açıkladı. 

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin haftalık grup toplantısında gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.

    Konuşmasına 15 Mayıs Kürtçe Dil Bayramı dolayısıyla Kürtçe başlayan Bakırhan, Celadet Alî Bedîrxan ve arkadaşlarının 92 yıl önce Hawar Dergisi’ni çıkardığını ve bu derginin Kürt dili için tarihi öneme sahip olduğunu hatırlatarak “Celadet Alî Bedirxan şahsında Osman Sebrî, Qedrî Can, Cegerxîn, Mihemed Şêxo, Aram Tîgran, Apê Mûsa û Ferzad Kemanger ve Kürt dili için emek vermiş herkesi anıyorum. Kürtçe her yerdedir. Kürtçe yazalım, Kürtçe konuşalım, Kürtçe düşünelim” dedi.

    “MİLYONLARCA KÜRT’ÜN VARLIĞI İNKAR EDİLDİ”

    Kürt dili ve kültürü önünde ciddi engeller olduğunu belirten Bakırhan, “21’inci yüzyılda olmamıza rağmen Kürtçe sinemalar, Tiyatrolar, konserler yasaklanıyor. Bu utanç maalesef yüz yıldır devam ediyor. Bu ülkede inkar ve asimilasyon var diyenler, demokrasi talep edenler sizin de bildiğiniz gibi ya katlediliyor ya sürgüne zorlanıyorlar ya da yargılanıyorlar. Türkiye’nin en önemli meselelerinden biri olan Kürt meselesi de yıllarca yok sayıldı. Milyonlarca Kürdün varlığı inkar edildi, Kürdün Kürt olmadığını ispatlamak için saçma sapan teoriler üretildi. Bu teorilerle onlarca yılını bu ülke kaybetti. Dünya bilimde teknoloji ve demokraside gelişirken biz Kart-Kurt teorileriyle bu ülkenin insanlarını yıllarca kandırmaya çalıştık, oyaladık ama geldiğimiz noktada Kürtler de dili de Kürt kültürü de bu teorilere rağmen varlığını devam ettiriyor” sözlerini kullandı.

    “İNKARIN GELDİĞİ SON NOKTA KOBANÊ KUMPAS DAVASI”

    Bakırhan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Yüzyıllık geçmişe bakınca sadece çözümün konuşulduğu zamanları da hep birlikte yaşadık insanlar daha mutlu ekonomi daha iyiydi. Ne zaman ki şiddet tırmandırıldıysa hukuksuzluk hakim oldu, devlet Kürtlerden muhaliflerden toplu intikam davalarını devreye sokarak hesap sormak istedi. Herkes biliyor ki bu davalar hukuk davaları değildir. Bu davalar siyasi intikam davasıdır. Demokratik siyaset hakkına saldırı davalarıdır. 21. Yüzyılda Kürdü inkar etmenin geldiği son noktadır. Yargının kumpas kurumu olarak çalıştığı bir davayla karşı karşıyayız. Bakın 2 gün sonra bir tweet atıldığı için arkadaşlarımız önceki dönem eş genel başkanlarımız Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş ve onlarca HDPli arkadaşlarımız Kobanê Kumpas Davasında yargılanıyor. Bu dava bir kumpas kurumu olarak devrede. Bu davayı açan, kritik işlemlere imza atan hakim ve savcıların çetelerle, mafyalarla, suç örgütleriyle nasıl bir ilişki ağı içerisinde olduklarını hep birlikte gördük.

    OSMAN KAVALA, CAN ATALAY…

    Grup toplantısında halka parmak sallayan, tehdit eden, yargıya talimat verenleri de hep birlikte gördük, şahit olduk. Bu dava sadece bir hukuk ve yargı davası değil aynı zamanda siyasetçilerin de karıştığı, bu davanın hakimi, savcısı ve polisi oldukları bir dava ile karşı karşıyayız. Bu ülkede bugüne kadar darbe sadece orgu karargahlarında değil adliye koridorlarında da hazırlanıp devreye konulmuştur. Adnan Menderesin idam edilmesi siyasi darbe değil miydi, 367 kararı siyasete darbe değil miydi? Bu darbeleri yargıç cüppesi giyenler yapmadılar mı? Evet, o günün mazlumları sizlerdiniz Kürtlerdi devrimcilerdi aydınlardı. Bugün siz (İktidar) mazlumluktan zalimliğe geçerek Kürtlere devrimcilere aydınlara yargı yoluyla eziyet etmeye devam ediyorsunuz. İntikam almaya çalışıyorsunuz. Bir taraftan Kobanê Kumpas Davası öte yandan Osman Kavala’ya haksızlık yapıyorsunuz. Can Atalay’ı da HDP’li seçilmişler gibi rehin tutarak halkın iradesini yok sayıyorsunuz. Bizlere muhaliflere bu davaları hak görenler on yıllardır Kürtleri, aydınları devrimcileri katleden JİTEM davalarını da birer birer aklıyorlar. Türkiye halkları bunları görüyor, bunları unutmayacak. Bunlar hafızamızda her zaman canlı bir şekilde yerlerini tutacaklardır.

    “SİYASİ DAVALARA SON VERİN”

    Bir gün yeri ve zamanı geldiği, zaman Kürdü, aydını katleden bu davaları aklayanlarla da demokratik bir ülkede demokratik bir yargı karşısında hesaplaşacağımızı belirtmek istiyorum. AKP’ye kapatma davası açıldığında savunmalarında  ‘Demokrasilerde esas olan halkın seçtiği iradenin yönetmesidir’ diyorlardı. Peki, Gültan Kışanak seçilmiş değil mi? Selçuk Mızraklı halkın iradesi değil midir? İşte böylesine bir iktidarla öylesine bir devlet zihniyetiyle karşı karşıyayız ki zorda oldukları zaman kendileri için söylediklerini iktidar olduklarında unutuyorlar. Söz konusu Kürtler, muhalifler olunca yine o iki hukuklarını hem zihinlerinde hem sözlerinde hem pratiklerinde hayata geçiriyorlardı. Siz değil miydiniz kapatılma davası açıldığında hukukun üstünlüğünü savunan, adalet diyen. Peki hukukun üstünlüğü nerede? Adalet nerede diye sorarsak ortada bir şey yok. Şimdi önünüzde bir şans var. Kobanê Kumpas Davası başta olmak üzere demokratik siyaset hakkını ihlal eden siyasi davalara son verin diyoruz.”

    “TEHDİTLERİNİZDEN VAZGEÇİN”

    DEM Parti milletvekilleri ve belediye eş başkanlarına dönük algı operasyonlarına da yanıt veren Bakırhan, “Şimdi halkın mesajını almayan kirli ve karanlık odaklar yine rahat durmuyorlar. Utanmazlar 2016 yılında annesini kaybetmiş vekilimiz Perihan Koca’ya çamur atıyorlar. Çiçek Otlu vekilimize iftiralarda bulunuyorlar. Burcugül Çubuk milletvekilimize medya tetikçileri aracılığıyla suçlamalarda bulunuyorlar. Belediye eşbaşkanlarımız, milletvekillerimiz, partililerimiz öyle kolay lokma değiller. Bizler hakikat mücadelesinin birer neferleriyiz. Öyle tehditlere pabuç bırakacak sus pus olacak kimseyi ne bu mekanlarda ne aramızda göremezsiniz. Dolayısıyla bu tehditlerinizden bir an önce vazgeçin” diye konuştu.

    “YÜZÜNÜZÜ KARANLIK YAPILARA DEĞİL ADALETE DÖNÜN”

    Bakırhan şöyle devam etti:

    “Ülkedeki hukuk, yargı ve medyanın bir bölümünün yaklaşımı söz konusu muhalifler olunca maalesef gözleri kapalı, kulakları duymuyor. Bakın sokak ortasında cinayetler işleniyor, plakalar ortada… Çakarlı araçlar ortalığa saçılıyor ama buna dair kimi trollerin tek bir lafı yok. Bugün inanın bir değil onlarca Susurluk vakası var Türkiye’nin her yerinde. Susurluk’a rahmet okutacak çeteler her yerde kol geziyorlar. Ama bu trollerin derdi ne? Yalan ve iftira ile DEM Partiye yüklenmek. Bunlar gazeteci mi sorusunu defalarca sorduk. Bunlar gazeteci değil olsa olsa tetikçi olurlar. İktidara sesleniyoruz; bu maşaları bizden uzak tutun. Kendi elinizle devlet içinde yeni paralel yapılar ürettiniz. Şimdi bu yapılar elinize, ayağınıza dolandı ve feryadı figan ediyorsunuz. Tekrar ediyoruz; yüzünüzü karanlık yapılara değil, hukuka ve adalete dönün. Türkiye’nin de sizin de geleceğiniz, Türkiye’nin de demokrasinin de yararı hukuka ve adalete tekrar yüzünüzü dönmenizdedir.

    “TÜRKİYE2NİN EN ÖNEMLİ MESELESİ KÜRT MESELESİDİR”

    Türkiye’nin en önemli meselesi Kürt meselesidir. Bunu söylemeye devam ediyoruz. Bu bilininceye kadar da bunu tekrar etmeye devam edeceğiz. Kürtlerin statüsünü ve tanınmasını güvence altına alınan bir Türkiyelilik çözümün anahtarıdır. Etnik tekçilik, kültüre dayalı milliyetçilik, sorunların esas kaynaklarından birisidir. Herkesi kapsayan ortak kimlik tanımı bu ülkede birçok sorunun çözümüne deva olacaktır. Kürtleri kendi dilleriyle, kimlikleriyle statüleriyle bu ülkede yaşamaları için gerekli olan altyapının oluşturulması gerekiyor. Artık Kürtleri yok sayan inkâr eden Cumhuriyet’le hesaplaşma, muhasebe yapma zamanıdır. Türkiye’nin ilk ve dış güvenliğinin yolu büyük Türk ve Kürt barışından geçer. Türkler ve Kürtler arasında büyük barış, toplumsal uzlaşma sağlanmadığı müddetçe ekonomi yerlerde, hukuk yerlerde, demokrasi ve özgürlükler yerlerde! İşte yargıda, bürokraside de tam da sizin söylemiş olduğunuz gibi paralel yapılanma örgütlenmeye devam edecek, sizin ve demokrasinin ayaklarına dolanmaya devam edecektir. Türkiye’nin toplumsal barışının sağlanması, güvenliğinin ve refahının sağlanması demektir. Güvenlik top değil, tüfek değil, mermi değil. Güvenlik sınır ötesinde operasyonlar yapmak, kalekollar karakollar kurmak değil, güvenlik Kürtleri birbirinden ayrıştırarak bazı Kürtleri inkâr, ret ve asimilasyon siyasetinin yanına çekmek değil, asıl güvenlik ülkede Türk ve Kürtler arasında toplumsal barışı sağlayarak, demokrasiyi ve özgürlükleri hayata geçirmektir.”

    ‘SİYASİ PARTİ LİDERLERİNE 5 MADDELİK MESAJ’

    31 Mart seçimlerinin ardından yoğunlaşan diplomatik görüşmelere işaret eden Bakırhan, siyasi partilerle görüşmelere devam edeceklerinin bilgisini verdi. Bakırhan, “Sadece Meclis’te bulunan siyasi partilerle değil, meclis dışındaki siyasi partilerle de toplumsal örgütlerle, inanç örgütleriyle de bu buluşmalarımızı devam ettireceğiz. Bu buluşmalarımızda esasında ortak bir zemin yakalama amacı yatıyor. Evet muhalefet toplumsal kesimler ortak bir zemin yakalamadıkları için işte bu günleri yaşıyoruz, bu aldatmacaları bu kandırmacaları bu hukuksuzluğu bu adaletsizliği yaşıyoruz. Ortak bir zemin yakalamak aynı zamanda DEM Parti’nin boynunun borcudur. Halklarımız artık siyasi partilerin polemik merkezi olmasını değil, çözüm merkezini olmasını istiyor. 31 Mart’ta bize bu mesajı net bir şekilde verdiler. Biz de çözüm merkezi olmanın mücadelesini yürütüyoruz” dedi.

    Bakırhan, siyasi parti liderleriyle gerçekleştirdikleri görüşmelerde DEM Parti’nin dikkat çektiği 5 maddeyi açıkladı:

    “*Kürt sorununun demokratik çözümü hem Türkiye’nin hem Ortadoğu’nun yararınadır. Müzakereye dayanan bir çözümü hep birlikte gerçekleştirelim. Kürt sorununun çözümünde yol almadan ne Türkiye Yüzyılı olur ne de yeni bir anayasa olur.

    *Demokratik siyaset hakkını güvence altına alalım. Türkiye’yi siyasete dönük askeri ve bürokratik darbelerden koruyalım. Türkiye’de darbeleri artık tarihe gömelim.

    *Ekonomik krize karşı ortak akılla hareket edelim. Emekçinin, yoksulun, bir bütünen toplumun hakkını koruyalım. Krize karşı toplumu koruyalım.

    *Kadınların mücadeleyle kazandığı haklara dönük saldırılara son vererek eşitlikçi ve özgürlükçü bir toplumsal yaşamı inşa edelim.

    *Toplumsal barışın sağlanması için herkesin hakkını, hukukunu koruyan, Kürde uygulanan, emekçiye, devrimciye uygulanan, muhalife uygulanan ayrı hukuka da karşı çıkalım. Yerel demokrasiye ve güçler ayrımına dayanan yeni bir anayasa yapalım. Gelin 31 Mart’ta halkın vermiş olduğu mesajı doğru okuyalım dedik. Bu ülkede barışa, adalete, refahı hep birlikte sağlayalım dedik.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Ekolojistlerden siyasi partilere çağrı

    Ekolojistlerden siyasi partilere çağrı

    Yerel seçimlere ilişkin açıklama yapan Ekoloji Birliği, siyasi partilere çağrıda bulunarak öneri ve taleplerini sıraladı. 

    Ekoloji Birliği, 31 Mart 2024 tarihinde yapılacak yerel seçimlere ilişkin yazılı açıklama yayımladı. Yerel yönetimlerin her türlü tahakkümden, baskıdan, kayyım politikalarından uzak bir şekilde halkın, ekoloji, kadın ve emek hareketlerinin taleplerini gözetmesi gerektiği belirtilen açıklamada, “Yerel yönetimlerde adaylık süreçleri kapanmadan ve listeler 20 Şubat’ta İl-İlçe Seçim Kurulları’na verilmeden önce ekoloji hareketi içindeki dostlarımızı yerel yönetim süreçlerine müdahil olmaya, destekledikleri partilerden veya bağımsız aday olmaya çağırıyoruz” denildi.

    TALEPLER SIRALANDI

    Ekoloji hareketinden aday adaylığı için başvuru yapanların seçilebilir yerlere ve sıralara yerleştirilmesi çağrısı yapılan açıklamada, siyasi partilerden şu taleplerde bulunuldu:

    “* Sadece insan merkezli değil, insan ve tüm diğer canlılarla birlikte doğayı bir bütün olarak gören bakış aşısını esas almanızı,
    * Sermayenin değil, halkın çıkarlarını ve doğanın yararını öncelemenizi,
    * Rant ve beton-asfalt belediyeciliği değil, toplumsal hizmet belediyeciliği uygulamanızı,
    * İklim ve afet acil eylem planlarını hazırlamanızı ve uygulamanızı,
    * Yerel yönetimlerde ‘iklim değişikliği birimi’ kurmanızı,
    * Strateji planlarını hazırlarken doğanın korunmasını, iklim değişikliğini, toplumsal cinsiyet eşitliğini, toplumun tüm dezavantajlı grupların ihtiyaçlarını gözetmeniz
    * Yoksulluğun önlenmesi için ihtiyaç sahibi yurttaşlara, kadınlara dönük istihdam arttırıcı projeleri yaşama geçirmenizi,
    * Tüm kararları halk meclisleri, mahalle meclisleri gibi katılımcı, şeffaf ve eşitlikçi mekanizmalarla birlikte almanızı, kent konseylerine işlerlik kazandırmanızı ve denetime açık olmanızı,
    * Ekolojik bir bakış açısı ile düzenlenmiş ücretsiz okul öncesi eğitim kurumları ve sağlık birimleri açmanızı,
    * Yurttaşın sağlıklı ve ucuz gıda gereksinimini sağlamak üzere ekolojik üretici ile tüketiciyi buluşturan yerel pazarlar, kapitalist ilişkileri yeniden üretmeyecek sosyal marketler, kooperatifler açmanızı,
    * Enerji sarfiyatının azaltılması için enerji tasarrufu, enerji verimliliği, akıllı binalar konusunda somut politikalar geliştirmenizi,
    * Kuraklığın iyice arttığı günümüz Türkiyesi’nde, yaşamın kaynağı olan su kaynaklarına sahip çıkmanızı ve suyun tüm canlılara ücretsiz ve temiz bir şekilde ulaştırılması için gerekli önlemleri almanızı,
    * Suyun ticarileşmesini önleyecek yerel çalışmalar yapmanızı,
    * Ekokırıma yol açan projelere karşı havamızın, suyumuzun, toprağımızın korunması konusunda somut adımlar atmanızı ve ekokırımın suç sayılması ve cezalandırılması konusunda yürütülen kampanyaya destek vermenizi istiyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Kadın Koalisyonu’ndan siyasi partilere: Kadın örgütlerini muhatap alın!

    Kadın Koalisyonu’ndan siyasi partilere: Kadın örgütlerini muhatap alın!

    PİRHA- Yaklaşan yerel seçimlere ilişkin açıklama yaparak siyasi partilere yol haritası sunan Kadın Koalisyonu “Kadın örgütlerini muhatap alın” diye seslendi. 

    Kadın Koalisyonu, dijital medya hesabından yerel seçimlere ilişkin açıklama yaptı. Kadın Koalisyonu olarak 2002 yılından bu yana kadınların toplumsal, ekonomik ve siyasal yaşamın her alanına eşit katılımlarının sağlanması için mücadele ettiklerini belirten Kadın Koalisyonu, “Bu mücadele kapsamında, belediyelerin çalışmalarını kadın örgütleriyle izliyoruz” dedi.

    “HAK ETTİĞİMİZİN GERİSİNDEYİZ”

    Gerçekleştirdikleri izleme çalışmalarına işaret edilen açıklamada, “Gerçekleştirdiğimiz izleme çalışmaları bize gösteriyor ki; kadın örgütleri olarak sabırla, belediyelerin daha eşitlikçi politikaları hayata geçirmesi için; fon yaratımından gönüllü desteğine kadar tüm enerjimizi ortaya koyup bilgi, birikim ve ağlarımızı seferber etsek de hak ettiklerimizin çok gerisindeyiz” denildi.

    “HAKKIMIZ OLANI İSTİYORUZ”

    En büyük çabayı toplumsal cinsiyet eşitsizliği perspektifi olmayan belediye yöneticilerinin bu meseleyi kavramasını sağlamak için verdiklerinin vurgulandığı açıklamada, şunlar ifade edildi:

    “İyi bir çalışma ortaklığı yakaladığımız yöneticilerin yeniden adaylaştırılması ya da olumsuz deneyimlerle karşılaştıklarımızın adaylaştırılmaması hususunda belirleyici olabileceğimiz kanallar yok. Siyasi partilerin merkezi aday belirleme süreçlerini benimsemesi, kayyum uygulamaları ile merkezi yönetimin vesayetini sürekli olarak belediyeler üzerinde hissettirmesi bizi en temel demokratik işleyişlerden uzaklaştırırken iyi niyet temennilerinde bulunmak istemiyoruz. Kötünün iyisini değil hakkımız olanı istiyoruz.”

    SİYASİ PARTİLERE YOL HARİTASI

    Tüm siyasi partilere çağrıda bulunularak bir yol haritasının sunulduğu açıklamanın devamında şöyle denildi:

    “Biz sizlerin yapmadığı denetimi, yöneticilerini belirlediğiniz belediyelerde yaptık, sonuçlarını da sizinle paylaşıyoruz. Buyurun kendinizi buna göre değerlendirin. Eğer eşitlikten bahsetmek istiyorsanız size bir yol haritası sunuyoruz, alın bunu seçim programlarınızda kullanın.

    Eşit temsil ve eşit katılımın seçim programlarında, toplumsal cinsiyet eşitliği hedefinin somut adımlarının belediyelerinizde hayata geçmesi ve takibinin güvencesini verin!

    Kadınların kendi hayatlarından yola çıkarak yıllardır mücadelesini verdikleri eşit yurttaş olma talebinin somut adımlarını seçim programınızda açıklayın!

    Belediye yönetimlerinde kadınlar yok denecek kadar az. Az kadın sistematik olarak dışlanan kadın demektir. Bu aldatmacayı kabul etmeyeceğiz. Belediye başkanlıklarında, belediye meclislerinde cüzi sayıda kadın değil, tam eşitliği sağlayın!

    Belediyeler, yetki ve sorumluluk alanında yaşayan tek bir yurttaşı, toplumsal grubu dışarda ve geride bırakamaz. Herkesi içermek için herkesin sesine kulak verin; dili, dini, etnik, cinsel kimliği, yaşam biçimi, koşulları çeşitli grupların katılımını güvence altına alın!

    Kadınları ve kadınların meselelerini içermeden demokratik bir seçim sürecinden söz edilemez! Bu nedenle kadın örgütlerini muhatap alın!

    Toplumsal cinsiyet eşitliği, kararlı bir siyasi irade gerektirir; bu iradeyi gösterin!”

    TAKİPÇİSİ OLUNACAK

    Açıklamada, kadın örgütleri olarak şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da yapılanların ve yapılmayanların takipçisi olacaklarının altı çizildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

     

  • Diyarbakır’da Lozan açıklaması: Kürt halkının varlığı ve hakları resmen tanınsın

    Diyarbakır’da Lozan açıklaması: Kürt halkının varlığı ve hakları resmen tanınsın

    Siyasi partiler ve kurumların Lozan’ın 100’üncü yılına ilişkin Diyarbakır’da yaptığı açıklamada, “Savaş ve inkar siyaseti yerine Kürt meselesinin barışçıl ve demokratik çözümü için adımlar atılsın. Yapılacak yeni bir anayasa ile Kürt halkının varlığı ve ulus olmaktan kaynaklanan hakları resmen tanınsın” denildi.

    Diyarbakır’da 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması’nın 100’üncü yılı dolayısıyla Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), Kürdistan Komünist Partisi (KKP), Partiya İnsan û Azadî/İnsan ve Özgürlük Partisi (PİA), Kürdistan Sosyalist Partisi (PSK), Kürdistan Demokrat Partisi-Türkiye (PDK), Kürdistan Demokrat Partisi-Kuzey (PDK-Bakur), Partiya Azadî, Hereketa Azadî, Devrimci Demokrat Kürt Derneği (DDKD), Kürt Dil Platformu (PZK), Şeyh Said Derneği ve Birleşik Kürt Kadın Platformu üyeleri Güneydoğu Gazeteciler Derneği’nde açıklama yaptı. Açıklamanın yapıldığı alanda, “Em Kurd Peymana Lozan ê nas nakin” pankartı açıldı.

    Açıklamanın Türkçesini DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, Kürtçesini ise PSK Genel Başkanı Bayram Bozyel okudu.

    “KÜLTÜREL SOYKIRIM POLİTİKASI UYGULANDI”

    1924 yılında yapılan anayasanın Kürt halkının varlığını, dilini ve kültürünü inkar eden bir yasa olduğu kaydedilen açıklamada, anayasanın Türkiye’de yaşayan herkesi Türk sayan bir vatandaşlık kavramı getirdiği belirtildi. Açıklamada, 1925 tarihli Şark Islahat Planı ile yüzyıl devam edecek askeri rejimlerin, Umumi Müfettişliklerin, OHAL sisteminin temelinin oluşturulduğu vurgulanarak, “Kürt dilini resmen yasakladı, Kürdistan’ı Kürtsüzleştirme hedefini önüne koydu, bu amacını gerçekleştirmek için toplu kıyımlar planladı. İttihat Terakki’den gelen kadrolardan oluşan Kemalist rejim, Osmanlı’nın 1850’lilerde başlattığı ve katliamlar eşliğinde sürdürdüğü Türkleştirme-Merkezileştirme siyasetini cumhuriyet döneminde de sürdürdü. Kemalist rejim 1921 Koçgiri, 1925 Şeyh Said, 1928-30 Ağrı, Zilan, 1938 Dersim ulusal özgürlük başkaldırı ile direnişlerini, katliamlar dahil her türlü yol yöntem kullanılarak bastırdı. Kürt dili ve kültürüne karşı yüz yıl devam eden bir kültürel soykırım politikası uyguladı” denildi.

    “KATI BİR TECRİT POLİTİKASI UYGULANIYOR”

    Açıklamada, ırkçı tek tipleştirme siyasetinin devlet stratejisi olarak, yüz yıl boyunca farklı biçimler ve araçlar kullanılarak sürdürüldüğü ifade edilirken, “Söz konusu Kürt karşıtı siyaset 1959’da 49’ların tutuklanması; 27 Mayıs darbesi sonrası Kürt aydın, siyasetçi ve aşiret liderinin Sivas’ta kampa alınıp yargılanmaları; Kürt siyasetini doğrudan hedef alan 1980 askeri darbesi, Diyarbakır 5 Nolu’da gerçekleştirilen vahşet, 1990’lardaki katliamlar ve milyonlarca Kürt’ün köyü, kasabası yakılarak kentlere zorla sürülmesi şeklinde günümüze kadar devam etmiştir. Bugün de Kürdistan Bölgesi ile Özerk Rojava’da halkımızın kazanımlarına karşı saldırılar devam ediyor. Kuzey Kürdistan’da halkımızın iradesi gasp edilerek yerel yönetimlere kayyımlar atanıyor, Kürdistan partileri kapatılma tehdidiyle kıskaca alınıyor, siyasi kadrolara karşı kesintisiz operasyonlar sürdürülüyor, her türlü hukuku hiçe sayan katı bir tecrit politikası uygulanıyor. Buna karşın halkımızın ulusal özgürlük mücadelesi de kesintisiz devam etti, bundan sonra da aynı kararlılıkla devam edecek. Halkımız dört parçada ulusal özgürlük mücadelesini bütün saldırı ve katliamlara rağmen aralıksız sürdürdü, sürdürüyor. Kürdistan’ın Güney parçasında halkımız 2005 yılından bu yana federal bir statüye kavuşmuş durumdadır. Kürdistan’ın  Güneybatısında Kürt halkı özgürlük yolunda önemli fırsatların eşiğinde bulunuyor” sözlerine yer verildi.

    “ANAHTAR GENİŞ KAPSAMLI ULUSAL BİRLİK”

    Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin resmen ve Suriye Kürt Özerk Bölgesinin fiilen federal yapıda kurulmasının “önemli kazanımlar” olarak değerlendirildiği açıklamada, iki federal yönetimin kurulmasının halkın ulusal özgürlüğü ve Lozan’ın aşılması hedefinde önemli hamleler olduğunu belirtti. Kürt coğrafyasında halkın ulusal kurtuluş mücadelesinde önemli mevziler kazandığına dikkat çekilen açıklamada, şunlar kaydedildi: “Gelinen aşamada Kürt halkı için ulusal özgürlüğün biricik anahtarı geniş kapsamlı bir ulusal birlik, diyalog ve dayanışmadır. Unutmayalım ki Kürt halkı, yüzyıl önce esas olarak ulusal ittifak kuramadığı için Lozan sürecinde kaybetti. Yaşadığımız 21’inci yüzyılı; ulusal ittifakı kuran, dost halkasını genişletip düşman halkasını daraltan politikalarla kazanabiliriz. Bu politikalarla Kürt siyaseti, ulusal özgürlüğün önündeki engelleri aşıp fırsatları kullanabilir ve Lozan Antlaşması’nı hükümsüz kılabilir.

    İMZACI DEVLETLET ÖZÜR DİLEMELİ

    Geçen yüzyılın başında Kürt halkının statüsüz bırakılmasında önemli rol oynayan ve Lozan 1923 Antlaşması’nı imzalayan başta Britanya ve Fransa olmak üzere imzacı devletleri halkımızdan özür dilemeye ve Lozan’ı aşma mücadelesine destek olmaya çağırıyoruz. BM ve Avrupa Konseyi’ni, AB’yi  ve diğer uluslararası kurumları halkımızın Kendi Kaderini Tayin Etme ve Lozan cenderesini aşma mücadelesine destek vermeye çağırıyoruz. Kürt halkı önümüzdeki yüzyılı başta, Türk, Fars, Arap halkları olmak üzere bölge halklarıyla her alanda eşitlik hukuku temelinde birlikte yaşamak istiyor. Ret ve inkar sürdürülerek değil; ülkesiyle, ulusal kimliğiyle tanınarak ve eşit siyasi, coğrafik statüye dayalı zeminde birlikte yaşam koşullarının yaratılması için mücadele veriyor.

    ÇAĞRI

    Yüzyıldır tekrarlanan, ‘Cumhuriyeti birlikte kurduk, Kürtler ve Türkler cumhuriyetin iki kurucu unsurudur, bin yıllık kardeşiz’ gibi söylemlerin yerine kardeşlik hukukunun gereği yapılsın. Savaş ve inkar siyaseti yerine Kürt meselesinin barışçıl ve demokratik çözümü için adımlar atılsın. Yapılacak yeni bir anayasa ile Kürt halkının varlığı ve ulus olmaktan kaynaklanan hakları resmen tanınsın. Kürt halkının kendi ülkesi Kürdistan’da özgür ve onurlu bir şekilde yaşama hakkı vardır ve bu bölge barışı ve istikrarının da koşuludur.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenler İstanbul’da anılacak

    Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenler İstanbul’da anılacak

    Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenler için yarın İstanbul Sarıgazi Mahallesi’nde anma etkinliği düzenlenecek. 

    Aydın, yazar, gazeteci ve sanatçıların da aralarında olduğu 33 kişinin katledildiği Sivas Katliamı’nın 30’uncu yıl dönümünde siyasi partiler ve sivil toplum örgütleri, “Unutma unutturma” şiarıyla İstanbul’da anma etkinliği gerçekleştirecek.

    Aralarında Halkların Demokratik Partisi (HDP), Emek Partisi (EMEP), Türkiye İşçi Partisi (TİP), Türkiye Komünist Partisi (TKP), HALKEVLERİ, Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Kaldıraç, Partizan, Anadolu Kültür ve Araştırma Derneği (AKA-DER) gibi siyasi parti ve STÖ’lerin olacağı anma etkinliği, 2 Temmuz saat 18.00’de Sancaktepe ilçesinde bulunan Sarıgazi Mahallesi’nde yapılacak.

    YÜRÜYÜŞ YAPILACAK

    Toplanma yeri Vatan İlkokulu olarak belirlenen etkinlikte, Demokrasi Caddesi’nden yürüyüş gerçekleştirilecek.

    ANMAYA ÇAĞRI

    Etkinliğe katılım çağrısı yapan tertip komitesi, “Gericiliğe, baskı ve sömürüye, şovenizme, cinsiyetçi ve ayrımcı politikalara karşı örgütlen. 30’uncu yılında Sivas Katliamı’nı unutma, unutturma. Katliamın yıl dönümünde unutmadığımızı bir kez daha haykıracağız” açıklaması yaptı.

    (HABER MERKEZİ)

  • ’28 Mayıs’ta yapılacak seçim Türkiye’nin kader seçimi, herkes sandığa gitsin’-VİDEO

    ’28 Mayıs’ta yapılacak seçim Türkiye’nin kader seçimi, herkes sandığa gitsin’-VİDEO

    PİRHA-Yeşil Sol Parti Dersim İl Eş Sözcüsü Özcan Gürtaş, HDP Dersim İl Eş Başkanı Nazlı Çelik Öz, CHP Dersim İl Başkanı Hıdır Mercan, SMF Temsilcisi Evrim Konak ve EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin, 28 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminde oy kullanma çağrısı yaparak, “28 Mayıs’ta yapılacak seçim Türkiye’nin kader seçimidir, halkımızı sandığa gitmeye çağırıyoruz” dediler.

    14 Mayıs’ta yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminde Recep Tayyip Erdoğan’ın %49,52, Kemal Kılıçdaroğlu’nun ise %44,88 oranında oy alması seçimi ikinci tura götürdü. Cumhurbaşkanı 2. tur seçimi 28 Mayıs Pazar günü yapılacak. 2. tur seçimde Millet İttifakı’nın Adayı Kemal Kılıçdaroğlu ve Cumhur İttifakı’nın Adayı Recep Tayyip Erdoğan yarışacak.

    Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Dersim İl Eş Sözcüsü Özcan Gürtaş, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Dersim İl Eş Başkanı Nazlı Çelik Öz, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Dersim İl Başkanı Hıdır Mercan, Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) Temsilcisi Evrim Konak ve Emek Partisi (EMEP) Dersim İl Başkanı Ergin Tekin 2. tur cumhurbaşkanlığı seçimi için katılım çağrısı yaptı.

    “HERKESİN SANDIK BAŞINA GİTMESİ GEREKİYOR”

    14 Mayıs’ta yapılan seçimlerin bekledikleri gibi sonuçlanmadığını belirten Yeşil Sol Parti Dersim İl Eş Sözcüsü Özcan Gürtaş, “28 Mayıs’ta yapılacak seçimlere daha güçlü bir katılımın olması gerekiyor. Türkiye’nin yeni yüzyılında 21 yıl boyunca yaşadıklarımızı 5 yıl daha yaşamamak için herkesin sandık başına gitmesi gerekiyor. Türkiye’de yaklaşık 8.5 milyon seçmenin oy kullanmadığı açıklandı. Çağrımız oy kullanmayan insanların hayatında bir defa da olsa sandığa gidip oy kullanmalarıdır” diye belirtti.

    “HALKIMIZI SANDIĞA GİTMEYE ÇAĞIRIYORUZ”

    28 Mayıs’taki seçimlerde 14 Mayıs’taki ruhla çalışmaları devam ettireceklerini ifade eden HDP Dersim İl Eş Başkanı Nazlı Çelik Öz, “Halkların inancı tek ve ortaktır. Seçim sonuçları nedeniyle insanlarda bir kırılganlık var ama 28 Mayıs’ta yapılacak seçimi kazanacağımıza yönelik umudumuz tamdır. Halkımızı sandığa gitmeye çağırıyoruz” dedi.

    “28 MAYIS, TÜNELİN SONUNDA GÖRÜNEN SON IŞIK”

    28 Mayıs’ta yapılacak seçimin Türkiye’nin kader seçimi olduğunu vurgulayan CHP Dersim İl Başkanı Hıdır Mercan, “28 Mayıs’taki seçim tünelin sonunda görünen en son ışıktır. Biz bu ışığı aydınlığa dönüştürüp Türkiye’yi yeniden kalkındıran bir yönetim biçimine kavuşabiliriz. 28 Mayıs’ta yapılacak seçimde herkes sandığa gitsin” diye ifade etti.

    21 YILDIR TÜRKİYE’NİN BÜTÜN HALKLARI CAN ÇEKİŞİYOR”

    21 yıldır Türkiye’nin bütün halklarının can çekiştiğini söyleyen SMF Temsilcisi Evrim Konak, “Cumhur İttifakı, HÜDAPAR’ı meclise girmesini sağladı, son bir haftada HÜDAPAR’ın suç makineleri serbest bırakıldı sadece düşüncesini ifade ettiği için bir sürü insan tutsak edilirken insanları domuz bağı ile katledenleri serbest bıraktıran bir Cumhur İttifakı ile karşı karşıyayız. 5 yıl daha nasıl nefes alabiliriz diye düşünemeyiz artık bu kadar gerici bir ittifaka 28 Mayıs’ta geçit vermemeliyiz” dedi.

    “SANDIĞA GİDİP, OYLARIMIZA SAHİP ÇIKMALIYIZ”

    ’14 Mayıs’ta yapılan seçimler AKP ve Recep Tayyip Erdoğan’ın güç kaybettiğini gösteriyor’ diyen EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin, “28 Mayıs’ta yapılacak seçimde psikolojik olarak AKP ve Recep Tayyip Erdoğan önde görünse bile kazanamama ihtimalinin olduğunu görmemiz gerekiyor. 28 Mayıs seçimine giderken daha kararlı bir mücadele yürütmek gerekiyor. 14 Mayıs’ta oy vermeyen kesimlerin ikna edilmesi için daha güçlü bir çalışma yürütmemiz gerekiyor. Halkımıza çağrımız 28 Mayıs’ta tek adamı göndermek için sandığa gidip, oylarımıza sahip çıkmalıyız” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Kuralar çekildi, partilerin pusuladaki yerleri netleşti!

    Kuralar çekildi, partilerin pusuladaki yerleri netleşti!

    PİRHA – Yüksek Seçim Kurulu’nda partilerin oy pusulasındaki yerlerinin belirlenmesi için kura çekimi yapıldı.

    Seçmenler, 14 Mayıs’ta hem Cumhurbaşkanı hem de milletvekili seçimi için sandık başına gidecek.

    Seçime girecek ittifak ve siyasi partilerin oy pusulasındaki yerleri de netleşti. YSK’de saat 14.00 itibarıyla başlayan kura çekimi 14.30 itibarıyla sona erdi.

    Cumhurbaşkanı seçimi için oy pusulalarının basımına 12 Nisan’da, milletvekili seçiminde kullanılacak oy pusulalarının basımına ise 19 Nisan’da başlanacak.

    PARTİLERİN OY PUSULASINDAKİ YERLERİ

    Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) – 20. sıra

    Anavatan Partisi – 12. sıra

    Türkiye Değişim Partisi (TDP) – 2. sıra

    Vatan Partisi – 16. sıra

    Milli Yol Partisi – 15. sıra

    Halkın Kurtuluş Partisi (HKP) – 14. sıra

    ATA İttifakı – 19. sıra

    Hak ve Özgürlükler Partisi – 4. sıra

    Sosyalist Güç Birliği İttifakı – 5. sıra

    Cumhur İttifakı – 8. sıra

    Güç Birliği Partisi – 17. sıra

    Millet İttifakı – 18. sıra

    Yeni Türkiye Partisi – 1. sıra

    Genç Parti – 6. sıra

    Yenilik Partisi – 13. sıra

    Büyük Türkiye Partisi – 10. sıra

    Millet Partisi – 3. sıra

    Adalet Birlik Partisi – 11. sıra

    Memleket Partisi – 7. sıra

     

    İttifakların kendi içindeki sıralamaları da şu şekilde belirlendi:

    Ata İttifakı

    Zafer Partisi – 2. sıra

    Adalet Partisi – 1. Sıra

     

    Cumhur İttifakı

    Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) – 4. sıra

    AKP – 2. sıra

    Yeniden Refah Partisi (YRP) – 3. sıra

    Büyük Birlik Partisi (BBP) – 1. Sıra

     

    Emek Ve Özgürlük İttifakı

    Yeşil Sol Parti – 1. sıra

    Türkiye İşçi Partisi (TİP) – 2. Sıra

     

    Millet İttifakı

    İYİ Parti – 5. sıra

    Gelecek Partisi – 1. sıra

    Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) – 3. sıra

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) – 4. sıra

    Saadet Partisi (SP) – 6. sıra

    Demokrat Parti (DP) – 2. Sıra

     

    Sosyalist Güç Birliği İttifakı

    SOL Parti – 3. sıra

    Türkiye Komünist Hareketi (TKH) – 2. sıra

    Türkiye Komünist Partisi (TKP) – 1. sıra

     

    Milletvekili aday listelerinin son teslim tarihi ise 9 Nisan Pazar. Hazırlanan milletvekili aday listeleri saat 17.00’ye kadar YSK’ya teslim edilecek.

    Yüksek Seçim Kurulu aynı gün partilerin aday listelerini incelemeye başlayacak. 19 Nisan’da da Yüksek Seçim Kurulu milletvekili kesin aday listelerini ilan edecek.

    Gümrük kapıları ile yurt dışında oy verme işlemi ise 27 Nisan’da başlayacak.

    PİRHA/ANKARA

  • Kenanoğlu’ndan çağrı: Aleviler seçim beyannamesi ve taahhütname hazırlamalı

    Kenanoğlu’ndan çağrı: Aleviler seçim beyannamesi ve taahhütname hazırlamalı

    PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Alevi toplumu ve Alevi kurumlarının kendi seçim beyannamesini yazarak, taahhütname hazırlamaları gerektiğini söyledi. Hazırlanan taahhütnamenin sadece milletvekillerine değil cumhurbaşkanı adaylarına, siyasi partilere ulaştırılması gerektiğini belirtti.

    Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Genel seçimi 14 Mayıs Pazar günü yapılacak. Cumhurbaşkanı adayları ve siyasi partiler seçim çalışmasını başlatırken, Alevilerin yıllardır kabul edilmeyen talepleri, çözülmeyen sorunları var. Peki Aleviler bu seçim sürecinde ne yapmalı?

    PİRHA’ya konuşan HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Alevi kurumlarının, Alevi toplumun kendi seçim beyannamesini yazarak bu beyannameyi herhangi bir yere aday olmuş ve iddia sahibi olan herkese ulaştırmaları gerektiğini ifade etti.

    Kenanoğlu, bu beyannamenin Aleviler açısından kolaylık sağlayacağını belirterek, “Alevi kurumlarını HDP ziyaret etti. HDP’nin düzenleyeceği seçim beyannamesinde Alevilerin taleplerini ve o beyannamede yer almasını istedikleri demokratik talepleri bizzat Alevi kurumlarının kendisinden dinlemek istedi. Ve bunlara yer vermek üzere bu görüşmeyi gerçekleştirdi. Hiçbir parti bunu yapmıyor. Sadece HDP yaptı” dedi.

    Kenanoğlu, “Alevi kurumları bu seçimlere yönelik kendi seçim beyannamelerini yani seçilecek olanlara yönelik taahhütname hazırlamalı” diyerek şu çağrıda bulundu:

    “Alevi kurumları hem kendilerini ziyaret eden milletvekillerine hem seçim döneminde aday olan siyasi partilere hem de cumhurbaşkanı adaylarına bu konuyla ilgili herhangi bir yere aday olmuş iddia sahibi olan herkese ‘seçildiğim takdirde Alevilerle ilgili şunu şunu yapacağım’ diye bir taahhütname hazırlamaları gerekir. Bu mücadelenin yöntemi artık kağıda dökülüp imza almakla olacaktır. Ve bundan sonra bunu cumhurbaşkanı adaylarına, siyasi partilere bizzat kendileri götürebilirler. Kendilerini ziyaret eden milletvekillerine de kendileri imzalatabilirler. Ondan sonra bunu kamuoyuna duyurmaları gerekir.
    Demeleri gerekir ki ‘Biz Alevi toplumu, Alevi kurumları olarak Alevilerin temel sorunlarını ve bunların çözüm önerilerini içeren kanunlarla ilgili olarak seçildiği takdirde bu kanunlarda şu tür düzenlemeler ya da şu kanunların çıkartılması gerektiği hususunda ya da şu kanunları değiştirmesi konusunda bir taahhütname hazırladık. Adaylara sunduk. Bunlar içerisinde şunlar imzaladı, bunlar reddetti’ diyerek bunu kamuoyunun takdirine sunması gerekiyor. Sadece milletvekilleri seçimlerinde değil bütün kademelerdeki herkese bu taahhütnameyi sunmalılar. Sonuçta Alevi toplumu, Alevi örgütleri, bu konulardaki taleplerini somutlaştırıp bunu adaylara sunmaları ve adayların bu taahhütnameyi imzalamalarını sağlamaları gerekir. Böyle olursa ‘biz taahhütnameyi sunduk, yerine getirin’ diyebilme imkanı olur. Kendileri açısından kolaylık olur. Bunu demedikleri takdirde sürüklenen bir yerde bu siyasetin sadece oy veren pozisyonunda kalmaya devam ederler. Benim önerim buydu.”

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • Polis, Sevgi Parkı’ndaki depremzedelerle dayanışma alanını boşalttı

    Polis, Sevgi Parkı’ndaki depremzedelerle dayanışma alanını boşalttı

    PİRHA- Polis, Hatay’daki Sevgi Parkı’nda siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin depremzedeler için oluşturduğu dayanışma alanını boşalttı. Dün gece çadırları ve kurulan alanı söken siyasi parti ve demokratik kitle örgütleri, kendi belirledikleri başka bir alana taşındı.

    6 Şubat’ta ve sonrasında yaşanan depremlerin ardından birçok siyasi parti ve demokratik kitle örgütü Hatay’a giderek Sevgi Parkı’nda bir yaşam alanı oluşturmuş ve depremzede yurttaşların barınma, gıda, sağlık gibi birçok ihtiyacını o alanda karşılamaya başlamıştı.

    Polisler birkaç gün önce Sevgi Parkı’na gelerek dayanışma alanının boşaltılmasını istemişti. Alanın boşaltılmak istenmesine kamuoyundan ve depremzede yurttaşlardan büyük tepki gelmişti.

    Dün bazı deprezedelerin çadırlarını söken ve parkın etrafına yığınak yapan polis, gece yarısı dayanışma alanına girdi. Alanda bulunanların tepkileri üzerine tartışma ve arbede yaşandı. CHP Milletvekili Ali Şeker ve CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun araya girip müzakere yürütmesiyle bir uzlaşıya varıldı.

    Alanda bulunanlar, yetkililerin taşınmaları için gösterdikleri şehir dışındaki alt yapısı olmayan çadır kente taşınmayacaklarını belirttiler.

    Parkın etrafındaki hasarlı binaların yıkım işlemlerinin başlayacak olması sebebiyle taşınmayı kabul eden siyasi partiler ve demokratik kitle örgütleri kendi belirledikleri şehir içindeki başka bir alana taşındı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Alevi Başkanlar Meclis’teydi: Kırmızı çizgilerimizi grup başkanvekillerine ilettik

    Alevi Başkanlar Meclis’teydi: Kırmızı çizgilerimizi grup başkanvekillerine ilettik

    PİRHA – Alevi kurumlarının genel başkanları cemevleri ile ilgili yasa değişikliği teklifi görüşmeleri öncesinde TBMM’de grubu bulunan CHP, HDP, AKP ve İYİ Parti grup başkanlarını ziyaret ettiler. Ziyaretin ardından ortak yazılı bir açıklama yapan 7 Alevi çatı örgütü, partilerin grup başkanvekillerine eşit yurttaşlık ve cemevlerinin ibadet olarak kabul edilmesi talebini ilettiklerini duyurdu. 
    Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Celal Fırat, Alevi Vakıfları Federasyonu Genel Başkanı Haydar Baki Doğan, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Ercan Geçmez, Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı İsmet Kurt, CHP, HDP, AKP ve İYİ Parti grup başkanlarını ziyaret ettiler.
    Alevi başkanlar, partilerin grup başkanlarından Plan ve Bütçe Komisyonu’ndan geçip Meclis Genel Kurulu’na gelen cemevleri ile ilgili yasa tasarısının geri çekilmesini isteyerek, Meclis’te bulunan siyasi partilerin üyelerinden oluşacak yeni bir komisyon tarafından düzeltilmiş müstakil bir yasa olarak hazırlanması gerektiğini kaydettiler.

    Meclis’teki görüşmelerin ardından, Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Dernekleri Federasyonu, Alevi Vakıfları Federasyonu, Hacı Bektaş Anadolu Kültür Vakfı, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Alevi Kültür Dernekleri ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ortak yazılı bir açıklama yaparak, torba yasa tasarısının derhal geri çekilmesini siyasi partilerin grup başkanvekillerine ilettiklerini duyurdular.

    “EŞİT YURTTAŞLIK VE CEMEVLERİ TALEBİMİZİ İLETTİK”

    Açıklama şöyle:

    “TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda ele alınıp kabul edilen, “vergi usul kanununda ve bazı kanunlarda değişiklik” yapılmasını içeren torba yasaya itirazımızı her platformda ifade etmeyi sürdürüyoruz. Alevi Kurum temsilcileri olarak önce Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yapmış olduğumuz itirazları bugün de Mecliste grubu bulunan siyasi partilerin grup başkanvekilleri ile görüşerek “Eşit Yurttaşlık” ve başta cemevlerimizin ibadethane olarak kabul edilmesi taleplerimizi ilettik. Bu doğrultuda tasarının meclis genel kurulu gündeminden derhal geri çekilmesini ve Alevi kurum temsilcileri ve inanç önderlerimizden oluşan bir komisyonda yeniden ele alınıp, müstakil bir yasa olarak yeniden düzenlenmesini istedik. Kırmızı çizgilerimizi bizzat grup başkanvekillerine ileterek, aksi taktirde meşru ve demokratik itiraz hakkımızı her platformda ve her şekilde ortaya koyacağımızın bilinmesinin özellikle altını çizdik.
    Beklentimiz Aleviliği yeniden tanımlayan ve sınırlarını belirleyen, esasında bir inancın inkarına dönük bu torba yasanın bir an önce gündemden çıkarılmasıdır.
    Kamuoyuna saygı ile duyurulur.”

    PİRHA/ANKARA 

     

     

  • Siyasi partilerden saldırıya uğrayan Ana Fatma Cemevine ziyaret

    Siyasi partilerden saldırıya uğrayan Ana Fatma Cemevine ziyaret

    PİRHA- CHP, Deva Partisi ve Türkiye’nin Sesi Partisi, saldırıya uğrayan Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şubesi Ana Fatma Cemevini ziyaret etti. Ziyaret sırasında birlik ve dayanışma mesajları verildi.

    Ankara’da önceki gün bulunan Şah-ı Merdan Cemevi,  Tuzluçayır Ana Fatma Cemevi, Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı ve Gökçebel Köy Derneği’ne eş zamanlı saldırı düzenlendi.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) milletvekilleri Nurhayat Altaca Kayışlıoğlu ile Candan Yüceer, Deva Partisi ve Türkiye’nin Sesi Partisi parti yöneticileri, saldırıya uğrayan Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şubesi Ana Fatma Cemevi’ni ziyaret etti.

    Milletvekilleri ve parti yöneticileri, yaptıkları ziyaretlerde saldırıların provokasyon niteliğinde olduğunu vurguladı. Siyasi partiler olarak bu olayın aydınlatılması için bu olayın sonuna kadar takipçisi olacaklarını da belirten parti temsilcileri, her zaman Alevi yurttaşların yanında olduklarını ve bundan sonra da yanında olmaya devam edeceklerini söylediler.

    Verilen birlik ve dayanışma mesajlarının ardından DAD yönetimi de ziyaretler için teşekkürlerini dile getirdi.

    PİRHA/ANKARA

  • Sancar: Dersim’de başarırsak, Türkiye’de de başarırız-VİDEO

    Sancar: Dersim’de başarırsak, Türkiye’de de başarırız-VİDEO

    Dersim’e yönelik sistematik saldırıların Türkiye’de kurulmak istenen zihniyetin laboratuvarı olduğunu söyleyen HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, “Hepimiz demokrasi, adalet, eşitlik ve özgürlük çerçevesinde ortak mücadeleyi başarabilirsek, Dersim’de bütün bu saldırıları durdurabiliriz. Türkiye’de de aynı başarıyı yakalarız” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, İl Örgütlerinin yarınki kongresine katılmak üzere geldiği Dersim’deki temasları kapsamında kentteki siyasi parti ve Sivil Toplum Örgütü  (STÖ) temsilcileri ile buluştu. Grand Şaroğlu Otel’de düzenlenen yemekli buluşmaya Dersim Barosu Başkanı Kenan Çetin, Dersim Belediyesi Başkan Yardımcısı Canan Ay ve Ümit Kaya, yerine kayyım atanan Akpınar Belediyesi Eşbaşkanı Orhan Çelebi, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), İHD, CHP, ESP, Partizan, EMEP, SMF ile TMMOB ve KESK’e bağlı kimi sendikaların yöneticileri katıldı.

    Toplantıda Mithat Sancar’a,  Dersim Milletvekili Alican Önlü, partinin eski milletvekili olan Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Kurucu Genel Başkanı Turgut Öker, İl Eş Başkanları Nurşat Yeşil ve İbrahim Kasun ile PM Üyesi Nesimi Aday eşlik etti.

    Toplantının açılış konuşmasını yapan Nesimi Aday, HDP olarak ‘Üçüncü Yol’ olarak da adlandırdıkları Demokrasi İttifakını oluşturmak için uzun zamandır Türkiye genelinde toplantılar düzenlediklerini ve farklı toplumsal kesimlerle bir araya geldiklerini söyledi.

    “Bugün de Dersim’de sizlerle birlikteyiz. Birlikte bu sıkıntılı günlerin nasıl çıkabileceğimizi sizinle konuşup, dinlemek istedik”  diyen Aday, sonrasında sözü Sancar’a verdi.

    Sancar, konuşmasına “Sevgili canlar, hepiniz hoş geldiniz. Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Geçtiğimiz Haziran ayında yine bu güzel şehrimizdeydik. Kültür, inanç merkezi, direniş odağı bir coğrafyanın bu şehrinde bulunmaktan, bir kez daha sizlerle bir araya gelmekten memnuniyet duyuyorum” sözleriyle başladı.

    HDP olarak, yollarını bütün demokrasi güçleriyle birlikte belirlemek, yürüyüşlerini halkla birlikte inşa etmek istediklerini dile getiren Sancar, o nedenle gittikleri şehirlerde bütün demokrasi çevreleriyle bir araya gelip, istişare toplantılarında bulunmayı arzuladıklarını ve bunlardan da yararlandıklarını belirtti.

    Bugünkü bu buluşmayı da bu amaçla düzenlediklerini söyleyen Sancar, konuşmasına şöyle devam etti: “Geçen buluşmada da söylemiştim. Burada bulunuşumuz bir olmak, iri olmak, diri olmak içindir. Yani Hacı Bektaş-ı Veli’nin bize rehber olarak verdiği bu talimatın gereğini yerine getirmek içindir. ‘72 millete bir nazarda bakmaya, 40 yıl müderris olsa hakikatte asidir’ sözleri ışığında, hakikatin ancak tartışarak bulunabileceği inancını taşıyarak bu toplantıları gerçekleştiriyoruz.

    “DERSİM KUŞATMA VE SALDIRI ALTINDA”

    Dersim’in çok yönlü sorunları var. Dersim birçok açıdan kuşatma ve saldırı altında ama bu saldırı ve kuşatma Türkiye’nin her tarafında geçerli. Öyle bir iktidar zihniyetiyle karşı karşıyayız, kimlikleri, inançları doğayı, halkın kaynaklarını talan etmeyi aklına koymuş bir iktidar ve zihniyet.

    Türkiye’de yaşanan krizlerin çok boyutlu olduğunu dile getiriyoruz. Çoklu krizlerle karşı karşıyayız. Bunları aşmak için çok birliktelikler ve ittifaklar oluşturma mecburiyetimiz vardır.  Halkın değerlerine, halkın ekmeğine, halkın inancına, bütün değerlerine saldırılar var. Bu saldırıları ancak birlik olarak göğüsleyebiliriz. Ortak mücadele ile bunların üstesinden gelebiliriz. Bu toplantılarımızın amacı da budur. HDP olarak, son kongremizde belirlediğimiz Demokrasi İttifakı hedefi çerçevesinde bu çalışmaları hız kesmeden yürüttük ve yeni bir aşamasında Dersim’deyiz, sizlerle birlikteyiz. Bir kez daha geldiğimiz nokta itibariyle bunları sizlerle ele alacağız tartışacağız.

    Çoklu krizlerin temelinde bu yönetim anlayışı ve iktidar zihniyeti yer alıyor. Bu iktidar bir avuç sermayedara halkın kaynaklarını peşkeş çekiyor. Ülkenin doğasını talan ediyor. Tekçi bir anlayışa, baskıcı bir anlayışa sahiptir. Kendisinden farklı olan bütün çevreleri çeşitli yöntemlerle ezme ve susturma yolunu var oluş sebebi olarak belirlemiştir. Bu yolda giderken bütün güçlerin birbiriyle buluşmasını engelleyecek yöntemleri de devreye sokuyor. Sürekli olarak ayrıştırma, kutuplaştırma, gerilim politikaları uyguluyor. Bunu kendisine bağlı medya kuruluşuyla her gün yeniden ve yeniden gündeme taşıyor, canlandırıyor ve ileriye götürüyor. Bu anlaşın karşısına ancak en geniş demokrasi ittifakını oluşturarak durabiliriz ve başarılı olabiliriz. O nedenle başlattığımız çalışmalar, takip ediyorsunuz çeşitli aşamalardan geçerek bize göre başarıya doğru ilerliyor. Elbette eksiklikler vardır, yapılması gereken vardır ama bugüne kadar yaptığımız çalışmaların verdiği neticeler bize umut veriyor.

    “AMACIMIZ EN GENİŞ DEMOKRASİ İTTİFAKINI KURMAK”

    Demokrasi İttifakı’nı biz en geniş birliktelik olarak tasavvur ediyoruz, tarif ediyoruz. Bu çerçevede sol, sosyalist 8 parti ve oluşum olarak bir araya geldik. Görüşmeleri devam ettirme kararı aldık. Bunu da basına ortak bir açıklama ile duyurduk. İnanç çerçeveleriyle aynı şekilde görüşmeler müzakereler yürütüyoruz. Yine Kurdi partilerle bu çerçevede müzakerelerimiz var. Yerel yönetim seçimlerinden kalma ittifakımız daha da genişletme amacındayız. Kısacası bu ülkede sömürülen, ezilen, dışlanan bütün mağdur ve mazlum kesimleri bir araya getirecek en geniş demokrasi ittifakını kurma amacındayız.

    “DEMOKRASİ İTTİFAKININ TEMELİ ORTAK MÜCADELE”

    Bu yöndeki çalışmaların temelini ortak mücadele olarak adlandırıyoruz. Yani demokrasi ittifakı olarak kastettiğimiz sadece seçimlere yönelik bir ittifak değil. Bütün bu haksızlıklara zulümlere karşı ortak mücadeledir. Ortak mücadele zeminini ve hattını oluşturabilirsek seçimler için en geniş ittifakı oluşturmayı sağlarız. Seçimlerin çok önemli olduğunun farkındayız. Önümüzde Cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri var. Erken veya zamanında ne zaman yapılırsa yapılsın, bu seçimlerin Türkiye’nin önümüzdeki yıllarını belirleyecek kritik bir dönemeç olduğunun farkındayız. Bu nedenle seçimlerin önemini yok saymıyoruz ama sadece seçimlere indirgenmiş ittifak tartışmalarını kısır ve sıkıntılı olduğunu düşünüyoruz. Yani seçimlere odaklı bütün tartışmaların sorunlara çözüm olma konusunda yetersiz kalacağı yönünde inancımız var. Bu inancın gereği olarak Demokrasi İttifakı’nın temelini ortak mücadele olarak açıkladık. Ortak mücadeleyi bütün bu saydığım kesimleri içerecek bir birliktelik olarak hedefledik, öyle de tarif edip yürüyoruz.

    Sizlerden gelecek olan önerilerle en geniş demokrasi ittifakını kurmak konusunda yapılması gerekenlere dair de fikirler ve öneriler alacağız. Buradan büyük faydalar üreteceğiz, yolumuzu belirlerken bunlardan yararlanacağız.

    “DERSİM’İN YAŞADIĞI SALDIRILAR SİSTEMATİK”

    Dersim’in yaşadığı sıkıntıların farkındayız. Dersim’in yaşadığı saldırıların sistematik olduğunun bilincindeyiz, Türkiye’de kurulmak istenen zihniyetin bir laboratuvar araştırması olarak görülmesi gerekiyor. İnancına, doğasına, coğrafyasına, diline saldırılan bir kenttir Dersim. Çünkü Alevilik bugün her alanda ayrımcılığa maruz kalan bir inanç. Sadece son örneklere, son tartışmalara baktığımızda bunları çarpıcı bir şekilde görmemiz mümkün.

    CEMEVLERİ

    Biliyorsunuz cemevleri ibadethane olarak kabul edilmiyor. Son elektrik zamlarından  sonra gelen faturalar cemevlerinin çalışmalarını yürütmesini engelleyecek kadar yüksek. Cemevlerine gelen elektrik faturaları ticarethane tarifesinden hazırlanıyor ve ticarethane tarifesine göre ödeme yapmaları isteniyor. Bugün özelleştirilmiş olan elektrik sektörü tam bir soygun sektörü ve iktidar yandaşlarını en fazla besleyen alan. Yüksek faturaların ticarethane tarifesiyle cemevlerine ödetilmesi çok açık ayrımcılıktır.

    ‘İNANÇLARA SAYGI’ PARTİ KİMLİĞİMİZİN PARÇASI

    En fazla halkın evlerinde elektrik faturalarıyla karşılaştıklarını biliyoruz ama camilere mescitlere, kiliselere, sinagoglara, ibadethane statüsü nedeniyle ödenmeyen elektrik faturalarının bu kadar yüksek meblağlarda ticarethane tarifesiyle cemevlerine ödetilmesi çok açık ayrımcılıktır ve saygısızlıktır. HDP, bütün inançların eşitliğini ve özgürlüğünü savunan bir partidir. Alevi kimliğine dönük saldırıların ve ayrımcılığın son bulmasını en samimi ve kararlı bir şekilde talep eden bu yönde mücadele yürüten bir partidir. Bizlerin kuruluşundan beri bütün inançların katılımı eşit etkisi ve ağırlığı olsun istedik. Parti yapımız böyledir. İnançlara saygı partimizin doğasında vardır, partimizin kimliğinin ayrılmaz bir parçasıdır.

    “DERSİM BİR DİRENİŞ KENTİ”

    Öte yandan Dersim’e yönelik saldırılar, doğaya yönelik saldırıların özel bir örneğini oluşturacak yoğunluktadır. Munzur suyu üzerinde çok sayıda HES yapılıyor, bu HES’ler Munzur suyunun neredeyse kurumasına ve özünü kaybetmesini neden oluyor. Sadece Munzur Suyuyla sınırlı kalmıyor etkiler. Munzur Dağı ve bütün Dersim doğası maden ruhsatlarıyla talan edilmek isteniyor. Oysa Dersim kültürü, bütün bunları içerecek bir bütünlüğe sahiptir. Yani inanç din dil kültür doğa hepsinin iç içe geçerek Dersim kimliğini bütünlüklü olarak oluşturmaktadır.

    Dersim’in bu şekilde saldırılara maruz kalmasının, Dersim’in bu saldırılara sistematik bir şekilde uğratılmasının nedenlerini çoğumuz biliyoruz Dersim aynı zamanda direniş kentidir, boyun eğmeme geleneğinin kentidir. Zulme baskıya zorbalığa karşı çıkan direnişin mücadele zaferidir. O nedenle Dersim’in kimliğini her türlü yolla yok etme planları boşuna değil tesadüf değildir. Sistemli yürütülmesi de ayrıca bu söylediklerimizi kanıtlıyor. Dersim’de kimliği yozlaştırma ve yok etme çabaları aynı zamanda yozlaştırma yöntemleriyle de yürütülüyor. Hepimiz farkındayız, son yıllarda burada başta üniversite olmak üzere çeşitli alanlarda cemaatlerin ve tarikatların hakimiyetine geniş bir saha açıldı. Bu yolla Dersim’in kimliği başka yönden de asimile edilmek isteniyor.

    Yine yoksulluk ve işsizlik bununla bağlantılı çeşitli sorunlar dolayısıyla göçler yaşanıyor. Dersim durmadan göç veren bir kent haline geliyor. Bugün genç nüfusun en az olduğu şehirlerden biri de Dersim’dir. Yine üretim alanında, meraların yaylaların yasaklanması, güvenlik bölgeleri ilan edilen bölgeleriyle Dersim’in adeta bir garnizona çevrilmesi yoksulluğu derinleştiren faktörlerdir.

    TEK ÇIKIŞ YOLU: ORTAK MÜCADELE

    Böylece Dersim insansızlaştırmak, inançsızlaştırılmak ve kimliğinden koparılmak isteniyor. Bütün bu saldırılara karşı duruşun tek yolu vardır o da ortak mücadele. Eğer hepimiz demokrasi adalet eşitlik ve özgürlük çerçevesinde ortak mücadeleyi başarabilirsek Dersim’de bütün bu saldırıları durdurabiliriz. Türkiye’de de aynı başarıyı yakalarız. Ortak mücadele gelecek dönemi kurmanın en vazgeçilmez yolu olarak karşımızda duruyor. Bir başka saldırı kimliğin en önemli unsuru olan dile yönelik saldırılardır. UNESCO’nun yaptığı Tehlike Altındaki Diller Dünya Atlası çalışmasında Türkiye’de 18 dilin bu kategoride yer aldığı tespit edilmiş. 18 dil yok olma tehlikesi altındadır. Yani Kırmançkî de yok olma tehlikesi altında yer alan dillerdendir. Ermenice, Hemşince, Süryanice, Lazca gibi diller de yine yok olma tehlikesi altındaki dillerdir.

    O nedenle bu saldırılar dediğimiz gibi boşuna değil. Dili yok etmek, kimliği yok etmenin en etkili yöntemlerden biridir. Dile ve kimliğe sahip çıkmak, aynı zamanda kendi benliğine ve onuruna sahip çıkmaktır. Dillere yönelik saldırıları püskürtmenin dilleri yaşatmanın yollarını hep birlikte bulmak zorundayız. Çünkü Türkiye’de bu zenginliği bu çeşitliliği koruyarak eşit ortak yaşamı inşa edersek eğer, bütün halklar için güzel bir gelecek kurmuş olacağız. Güzel bir dünya kurmuş olacağız. Yeni bir yaşamı kurabilmek için bütün bu çoğulculuğu farklılıkları koruyabilmemiz ve eşit muamele görebilecekleri bir düzen kurmamız gerekiyor. HDP olarak bunun için üzerimize düşeni yapmaya hazırız. Eksiklerimiz olabilir, yetersiz kaldığımız konularda olabilir ama bunları da özeleştiri ve sizden gelen eleştirileri dikkate alma konusunda samimiyiz.

    HDP’nin en önemli ilkelerinden biri sürekli yenilenme uyarı eleştiri ve sorgulamaya değer vermesidir. Bu tür toplantıların gördüğünüz her eksiği, bizlerin yapmadığımız şeyleri ihmal ettiğimiz şeyleri lütfen bu toplantılarda yüzümüze karşı söyleyin ki bizler de bunları sorgulayarak yolumuza güçlenmiş bir şekilde sizlerin katkılarıyla devam edebilelim.

    DİRENEN İŞÇİLERE SELAM YOLLADI

    Ekonomik alanda en derin noktalara ulaştığını da verilerle her gün okuyoruz yaşıyoruz. Ben burada rakamlara girmeyeceğim ama sadece asgari ücrete yapılan zamanın büyük bir şatafatla şovla takdim edildiği günlerin üzerinden çok fazla zaman geçmedi. Asgari ücret açlık sınırının altına düştü. Yani bu iktidar verdim dediği şeyleri geri almak için, daha fazlasını almak için hiç vakit kaybetmiyor. Güya asgari ücrete işçi memur ücretlerine zamlar yapıldı, bunlar yüksek zamlar gibi yansıtıldı. Ama iktidarın zam furyası emekçilerin halkın eline geçeni şimdiden eritti. İşçiler her yerde direniyor. Gördüğümüz gibi bu direnişler sonuç da alıyor. Hakkını elde etmek için sömürüye karşı çıkmak için direnen bütün işçilere bütün emekçilere Dersim’den selam gönderiyoruz.

    BÜYÜK BİR MÜCADELE ORTAKLIĞI KURULMALI

    Sorumluluğumuz daha da ciddileşmektedir. Kısacası bizler emek için, adalet için, ekmek için, özgürlük için, demokrasi için, barış için büyük mücadele ortaklığının kurulmasını istiyoruz. Ekmeği özgürlükten; işi aşı demokrasiden çıkarmamız mümkün değil. Bu iktidarın sömürü, talan, ayrımcılık ve ayrıştırma zihniyetinin en önemli aracı savaş politikalarıdır. Savaş politikalarına birlikte karşı çıkmak da bu iktidarın temel anlayışına karşı çıkmak demektir. Bu nedenle savaş politikalarını her alanda reddeden orta duruşu her alana yaymak durumdayız. Savaş politikalarına karşı mücadele yürütüldüğünde aynı zamanda büyük barış için de büyük mücadele yürütülmüş olur. Amacımız Türkiye’de büyük barışı kurmaktır. Bu büyük barışın en büyük kilidi anahtarı Kürt sorunu da demokratik çözümüdür. Ama sadece bundan ibaret değildir. İnançların, eşitliğini ve özgürlüğünü sağlamaktır.

    YÜZLEŞME VE HESAPLAŞMA ŞART

    Bugüne kadar açılmış yaraları, ayrımcılıktan katliamdan zulümden açılan yaraları sarmanın yolu büyük yüzleşmedir. Yüzleşme için en önemli örneklerin başında biri Dersim Katliamı’dır. Dersim katliamıyla yüzleşmeden Dersim’e yönelik sistemli saldırıların sebebini amacını anlamak mümkün değildir. Katliam hangi zihniyetle yapıldıysa o zihniyet bugün aynı nedenlerle Dersim’i hedef alıyor. O katliama neden olan zihniyetle yüzleşmek ve hesaplaşmak geleceği barış üzerine kurmanın en önemli şartlarından biridir. Bu sadece Dersim için değil bütün Türkiye, Türkiye’deki halklar, inançlar için geçerlidir.

    Bir kez daha bizlerin inançların özgürlüğü ve eşitliği, inançlara saygı konusunda herhangi bir taviz vermemizin söz konusu olmadığını belirtmek isterim. Bu son günlerde bir milletvekilimizin konuşması üzerinde yürütülen linç kampanyasına da kısaca değinmek istiyorum. Arkadaşımız iktidarı eleştirirken kullandığı ifadelerinden dolayı “İslam inancına saldırmakla” suçlanıyor. Oysa HDP’nin herhangi bir inanca saygısızlık yapması doğasıyla yapısıyla çelişir. Bizim herhangi bir inanca saygısızlık yapmamız düşünülemez. Konuşmanın bağlamından koparılarak buraya yerleştirilmesinin özel sebepleri olduğunu biliyoruz. İnanç üzerinden siyaset yürütme çabası inancı istismar ederek iktidarı sürdürme hevesi ve hırsı bu iktidarın özelliğidir. Kendisinin bu özelliğini başkasına yansıtma yoluyla kampanyalar yürüterek sonuç almayı bekliyorsa iktidar yanılıyor. Bizlerin inançlara saygısızlık anlamına gelecek en ufak bir sözü ve davranışı olmaz olamaz. Olduğunda da mutlaka bu kendi içimizde tartışılır sorgulanır. Eğer gerçekten bu konuda herhangi birimiz herhangi bir şekilde bu ilkelerle bağdaşmayan bir tutum içinde olmuşsa bunun da değerlendirmesini kendi içimizde yaparız. İktidarın trollerinin ve yandaş basının HDP’ye inanç ve İslam düşmanlığı üzerinden saldırması esasen ayrıştırma ve kutuplaştırma politikasının başka araçlarla her fırsatta yeniden devreye sokulmasından başka bir anlam taşımıyor inançların tamamına nerede olursa olsun saygıda en ufak bir kusurumuz olmaz buna izin vermemiz de söz konusu olmaz. Çünkü asıl inançlara baskı ve ayrımcılığın ne gibi derin yaralara yol açtığını bilen ve bunların olmadığı bir düzen inşa etmeyi hedefleyen bir partiyiz. O nedenle buradan yürütülen kampanyalara da aynı açık sözlülükle cevap vermemiz en ufak bir sıkıntımız olamaz.

    2022 FİNAL YILI

    Sizleri dinlemektir esas buluşma nedenimiz. Tekrarlamak istiyorum önümüzde çok önemli bir görev var tarihi bir görev. Geçen haziranda burada yaptığım konuşmada 2022 yılının final yılı olacağın söylemiştik. Tekçi, baskıcı, talancı, rantçı, zihniyet ile eşitlikçi özgürlükçü demokratik adalet arayan zihniyet arasında hesaplaşmanın final yılı olacağını belirtmiştim. Bu final yılının gereğini yapabilmek bu final mücadelesinin hakkını verebilmemiz birleşmemiz gerekiyor. Ayrışma nedenlerini değil buluşma noktalarını bulmamızı ve onlara yoğunlaşmamız gerekiyor. Nerelerde buluşabileceğimizi konuşmamız gerekiyor.  Eğer yan yana yürümeyi başarabilirsek farklılıklarımızı bir birimizle tartışmamız mümkündür, kolaydır ve daha da sağlıklı olacaktır.

    Mücadele ortaklığı aynı zamanda birlikte tartışmayı da içerir sorgulamayı eleştiriyi de içerir eğer birbirimize eleştirimiz birbirimize herhangi bir uyarımız olacaksa omuz omuza yürürken bunu yapmanın önünde herhangi bir engel yoktur. İlkelerimiz,  hedeflerimiz bellidir. Bunların içini mücadele ortaklığında sahada hayatın her alanında doldurmamız asıl bekleyen görevdir Elbette farklı fikirler olacaktır en geniş demokrasi ittifakı dediğimiz zaman herkesin bütün fikirlerde aynılaştığı bir buluşmayı kast etmiyoruz. Aksine farklıklarımızla ortak hedef yürümeyi öneriyoruz. Bunu başaracağımıza inancımız tamdır. Bunun örneğinin en önemli merkezinin de burası olacağına Dersim olacağına benim inancımız tamdır. bu konuda herhangi bir tereddüdüm yoktur. Dersim zorluklara rağmen farklılıkları ayrışma nedeni yapma nedeni yapma tuzağına düşmeyecektir. Tam tersine bütün farklılıklar buluşarak ortak hedefe yürümenin en güçlü örneğini dersim ortaya koyacaktır. Dersim’deki demokrasi güçleri devrimciler sosyalistler ilericiler ortaya koyacaktır. Ben Dersim’in bu konuda örnek olacağından şüphe duymuyorum.”

    Sancar’ın konuşmasının ardından buluşma basına kapalı gerçekleşiyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • Demokrasi İttifakı’nda ilk tur: 9 parti bir araya geliyor

    Demokrasi İttifakı’nda ilk tur: 9 parti bir araya geliyor

    HDP’nin çağrısıyla TİP, SMF, EMEP, TÖP, Sol Parti, Halkevleri ve TKP temsilcileri, “Demokrasi İttifakı” gündemiyle bir araya gelecek. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP), 27 Eylül 2021 tarihinde açıkladığı “Demokrasiye, Adalete ve Barışa Çağrı Deklarasyonu” ile uzun süredir çağrı yaptığı “Demokrasi İttifakı” kapsamında çalışmalarını sürdürüyor. Önümüzdeki günlerde HDP bileşenleri dışındaki siyasi parti ve oluşumlarla buluşma gerçekleştirilecek.

    Bu kapsamda HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar, Emek Partisi (EMEP), Halkevleri, Sol Parti, Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), Türkiye Komünist Partisi (TKP) ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) ile 18 Ocak’ta Ankara’da bir araya gelecek. Toplantıda, Türkiye’nin içinde bulunduğu çoklu krize karşı umudu büyütecek, güven verecek bir Demokrasi İttifakı tartışmaları yürütülmesi bekleniyor. Ayrıca toplumun tüm kesimlerinin yer alması hedeflenen Demokrasi İttifakı’nın demokratik değişim ve dönüşümün öncü gücü misyonu vurgulanacak.

    HDP, Türkiye’de demokratik, sol, sosyalist ve devrimci güçlerin geniş bir mücadele ortaklığını hedefliyor. Demokrasi İttifakı’nda ilk tur olarak da planlanan bu toplantı da, Türkiye’nin bütün ezilenleri, ötekileştirilenleri, mağdurları, emekçileri, kadınları, gençleri ve ekoloji mücadelesi verenlerle en geniş eşit yurttaşlık ve mücadele ortaklığını kurmanın yol ve yönetmeleri tartışılacak.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ankara’da ki Alevi kurumları, siyasi partiler ve demokratik örgütler Sivas Katliam’ını anma programını açıkladı

    Ankara’da ki Alevi kurumları, siyasi partiler ve demokratik örgütler Sivas Katliam’ını anma programını açıkladı

    PİRHA-Ankara’da bulunan Alevi kurumlar, siyasi partiler ve demokratik kitle örgütleri Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenleri anmak için yerelde gerçekleştirecekleri anma programını açıkladı. Anma kapsamında yapılacak etkinlikler arasında tiyatrolar oynanacak, fotoğraf sergisi açılacak, deyişler söylenecek, semahlar dönülecek…

    Ankara’da bulunan Alevi kurumlar, siyasi partiler ve demokratik kitle örgütleri Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenleri anmak için yerelde gerçekleştirecekleri anma programını açıkladı.

    “Laik, demokratik bir ülke için adalet! Sivas Katliamını unutmuyoruz, affetmiyoruz! Sivas’ın ışığı sönmeyecek!” vurgusu yapılan anma etkinlikleri çağrısında ‘Tüm canları anma etkinliklerine katılmaya davet ediyoruz’ denildi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu, Cumhuriyet Halk Partisi, Emek Partisi, Halkevleri, Halkların Demokratik Partisi, Türkiye Komünist Partisi, Sivas Şarkışla Ortaköylüler Sosyal Yardımlaşma Kültür Eğitim ve Sağlık Vakfı, Kızılırmak Yerel Dernekler ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin ortak gerçekleştireceği anma etkinlikleri kapsamında tiyatrolar oynanacak, fotoğraf sergisi açılacak, deyişler söylenecek, semahlar dönülecek…

    Açıklanan programa göre 1 Temmuz’da PSAKD Ankara Şubesi önünde saat 19:00’da anma yapılacak. 2 Temmuz’da Dikmen’de bulunan Anıt Parkı’nda bir anma yapılacak.

    Yapılacak anma etkinliklerinde Mustafa Özaslan, Edip Bülbül, Ersin Perçin, Esra Öztürk Gündüz, Tuncer Çakır, Görkem Gürlevik, Yasin Örnek, PSAKD Ankara Şubesi semah ekibi sahne alacak.

    Gerçekleştirilecek anma etkinliklerinde Sivas Katliamı’nda hayatını kaybeden sanatçı Hasret Gültekin’in yaşamının anlatıldığı tiyatro oyunu da sergilenecek.

    Sivas Katliamı’nın anlatıldığı fotoğraf sergisinin de açılacağı belirtilen programda fotoğraf sergisinin Dikmen’de bulunan Ahmet Arif Parkı’nda 28.06.2021-01.07.2021 tarihleri arasında sergileneceği duyuruldu.

    PİRHA/ANKARA

     

     

  • Beyoğlu’nda 9 siyasi partiden ‘Kentsel Dönüşüm’ deklarasyonu

    Beyoğlu’nda 9 siyasi partiden ‘Kentsel Dönüşüm’ deklarasyonu

    PİRHA- İstanbul Beyoğlu’nda 9 siyasi partinin temsilcileri, Beyoğlu Belediyesi’ne kentsel dönüşüm konusunda çağrıda bulundu.

    Cumhuriyet Halk Partisi, İYİ Parti, HDP, Saadet Partisi, Sol Parti, Merkez Parti, DSP, Gelecek Partisi ve Deva Partisi temsilcileri Fetihtepe Semt Konağı önünde bir basın açıklaması yaptı.

    Ortak hazırlanan basın metnini, CHP İlçe Başkanı Şahin Dil okudu.

    “HALKTAN YANA BİR DÖNÜŞÜME KATKI VERECEĞİZ”

    Beyoğlu’nda bu kadar çok siyasi partinin, hiçbir ideolojik ayrım gözetmeksizin bir arada ilk kez bulunduğunu belirten Dil, tüm partilere çağrı yaptıklarını ve ortak bir yol haritası belirlemek istediklerini ifade etti.

    Depremin siyasete malzeme edilmemesi gerektini ifade eden Dil; adil, şeffaf ve halktan yana bir dönüşüme katkı vereceklerini de kaydetti.

    Basın açıklamasına CHP İlçe Başkanı Şahin Dil, İYİ Parti İlçe Başkanı İsmail Hakkı Çavuşoğlu, HDP İlçe Başkanı Sait Bor, Saadet Partisi İlçe Başkanı Mehmet Yıldız, Sol Parti İlçe Başkanı Yalçın Köse, DSP İl Başkan Yardımcısı Hakan Pekşen, Merkez Parti İlçe Başkanı Dursun Vazgeç, Gelecek ve Deva Partisi temsilcileri katıldı.

    9 SİYASİ PARTİDEN 6 TALEP

    9 siyasi partinin hazırladığı ortak metin şu şekilde:

    Beyoğlu’ndaki siyasi parti yöneticileri olarak Okmeydanı’ndaki Tapu ve  Kentsel Yenilenme konusunda Beyoğlu Belediyesi’ne çağrımızdır.

    Tapu ve Kentsel Yenileme konusunda hak sahiplerinin haklarının  korunması için takipçisi olacağımız talepler;

    –  Sahibi olduğumuz ya da  aile büyüklerimizden miras kalan bina yada arsalarımızdaki hak sahipliğimizin, eksiksiz yasal güvenceye alınması,

    –  Adalardaki parsellerde yerleştirilecek binaların yerlerinin önceden tespit edilmesi ve açıklanması,

    –  Okmeydanı’nda kentsel yenileme yapılacak bütün adaların imar uygulamalarının  önceden açıklanması,

    –  Mülkiyet tanımlama (hak sahibi olduğumuz yerlerdeki m2) kuralını ve hakkımız olan m2’nin açıklanması,

    –  Binaların yapımına başlamadan, hak sahiplerine tanınacak haklarda  sonradan hiçbir değişikliğe gidilmeyeceğinin yazılı olarak taahhüt edilmesi,

    –   Tapu tahsis belgelerindeki hakkı olan m2 kadar tapuların koşulsuz verilmesidir.

    (HABER MERKEZİ)