Etiket: siyasi yasak

  • Tutuklanan 139 öğrenci hakkında siyasi yasak istendi

    Tutuklanan 139 öğrenci hakkında siyasi yasak istendi

    PİRHA-Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla başlayan protestolarda tutuklanan öğrenciler hakkında iddianame hazırlandı. İddianamede öğrencilere siyasi yasak istendi.

    İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla başlayan protestolarda 300’den fazla öğrenci tutuklanmıştı. 15 Mart’ta tutuklanan 139 öğrenci için iddianame hazırlandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianame İstanbul 49. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

    Hazırlanan iddianamede öğrenciler için siyasi yasak istendi. Siyasi yasak istenenler arasında ‘Her şey çok güzel olacak’ sloganı ile tanınan geçtiğimiz gün CHP kongresinde PM üyesi olan Berkay Gezgin de var.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kılıçdaroğlu: Kendimi savunmak için değil, suçları kayıtlara geçirmek, tarihe not düşmek için geldim!

    Kılıçdaroğlu: Kendimi savunmak için değil, suçları kayıtlara geçirmek, tarihe not düşmek için geldim!

    PİRHA- Kemal Kılıçdaroğlu siyasi yasak istemiyle yargılandığı dava nedeniyle Ankara Adliyesinde geldi. Kılıçdaroğlu savunmasında, “Hırsıza hırsız dediğim için karşınızdayım. Ben buraya işlediğim bir suçtan ötürü kendimi savunmak için değil, işlenen suçları kayıtlara geçirmek, hesabını sormak ve tarihe not düşmek için geldim” dedi.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) 7’nci Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın şikayeti üzerine açılan hakaret davasının ilk duruşması Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülüyor. Kılıçdaroğlu 11 yıl 8 aya kadar hapis ve siyasi yasak istemi ile yargılanıyor.

    Dava nedeniyle Ankara Adliyesinde polis yoğunluğu dikkat çekerken, Kılıçdaroğlu’nu desteklemeye gelen binlerce kişi ”Halkın umudu Kılıçdaroğlu” sloganları attı.

    Kemal Kılıçdaroğlu, adliyedeki izdiham nedeniyle duruşma salonuna güçlükle girebildi.

    “KARŞINIZA HIRSIZ DEDİĞİM İÇİN ÇIKTIM”

    Çok sayıda kişi ve siyasetçinin katıldığı duruşmada, Kılıçdaroğlu’nun yaptığı savunma şöyle:

    Sayın Yargıç, konuşmama başlamadan önce iki hususa dikkat çekmek istiyorum. Birincisi, ben buraya işlediğim bir suçtan ötürü kendimi savunmak için değil, işlenen suçları kayıtlara geçirmek, hesabını sormak ve tarihe not düşmek için geldim. İkincisi, maruz bırakıldığım bu hukuksuzluğun öznesi ve sebebi olmadığınızı biliyorum. Söyleyeceklerimin hiçbirisinin şahsınızla bir ilgisi yoktur. Ancak bilmenizi isterim ki sizinle ortak bir noktada buluştuk. Tarih, bana gerçekleri söyleme görevi verdiği gibi size de bu gerçekleri kayıt altına alma fırsatı sunmuştur.

    Sanırım, açılan davaların ve mahkemeye çıkmamın nedeni; Erdoğan’a “Başçalan, Hırsız ve Başhırsız” demiş olmamdır. Öncelikle ispatlarla sabit olan bu gerçekleri dile getirdiğim için hiçbir pişmanlığımın olmadığını söylemek isterim. Ne mutlu ki bana, mahkeme karşısına, “Rüşvet suçundan” çıkmadım. Ne mutlu ki bana, “yetim hakkı yiyen zimmet suçlusu bir hırsız” olarak karşınıza çıkmadım. Ve yine ne mutlu bana ki Sayın Yargıç, karşınıza “Vatana ihanetten” de çıkmadım. Karşınıza Sayın Yargıç, “Hırsıza hırsız ” dediğim için çıktım.

    “HIRSIZDIR, BAŞÇALANDIR!”

    Sizlerin ve aziz milletimin huzurunda ve tarih önünde tekrar söylüyorum; “Oğlum evdeki paraları sıfırladın mı ” diyen adam hırsızdır. “Bir tek yüzüğüm var, zengin olursam bilin ki çalmışımdır” diyen adam zengin olmuş ise Sayın Yargıç, buradan tekrar söylüyorum başçalandır – hırsızdır. Sayın Yargıç; Ben Kemal Kılıçdaroğlu..! Maliye Bakanlığında hesap uzmanlığı, Gelir İdaresi Başkanlığında Daire Başkanlığı ve Genel Müdür Yardımcılığı yaptım.

    Bağ-Kur ve Sosyal Sigortalar Kurumunda Genel Müdürlük, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığında Müsteşar yardımcılığı yaptım. Siyaset arenasına girmeden önce Üniversitede ders verdim. Milletvekilliği ve Grup Başkan Vekilliği yaptım. Daha sonra üyesi olmaktan her zaman gurur duyduğum Cumhuriyet Halk Partisinde Genel Başkanlık görevini 13 yıl boyunca yerine getirdim.

    Sayın Yargıç, bütün görevlerim süresince çok büyük bütçeler yönettim. 10 binlerce memura amirlik yaptım. Ne beytül malın bir kuruşuna el uzattım, ne de bir kişiye müsaade ettim.

    “EMEKLİSİ AÇ, EMEĞİ SÖMÜRÜLEN, KUTUPLAŞMIŞ BİR ÜLKE”

    Çeteler, baronlar ve mafyalar hep karşımda olmuştur. Tarih kadar uzun bir yolculuktan geldim Sayın Yargıç. 68 Kuşağında Denizlere, Mahirlere ve Hüseyinlere yoldaşlık ettim. İdamlara tanıklık ettim. Daha sonraları anladım ki, sağdan ve soldan idam edilenlerin aslında aynı hedefte yürüyen kardeşler olduğunu. Düşmanlarımızın ise tek olduğunu. Aslında, bizim tek düşmanımız, bu ülkeyi bölmek ve bizleri kendilerine köle yapmak için amansızca çalışan emperyal güçlerdi. O kara günler geçtikten sonra, darbeler ve idamlar sürecini çok düşündüm ve tek bir şeye inandım…

    “Biz; sağcı-solcu, seküler-dindar, Alevi-Sünni, Türk-Kürt- ” değildik. Biz, Dünyanın en güzel toprakları olan bu vatanda, barış, kardeşlik, huzur ve bereket içerisinde yaşama mücadelesi veren, ama işgalci güçler ve onların içimizdeki işbirlikçileri eliyle birbirini öldüren. Gençlerini uyuşturucu baronlarının eline terk etmiş, çocuklarının eğitim-sağlık ve beslenme ihtiyaçlarını karşılayamayan, gelişmiş dünyanın çoktan unuttuğu saçma konular yüzünden kutuplaşmış, emeklisi aç, hastası tedavi edilemeyen, sınırları korunamayan, emeği sömürülen, insanlık onuruna yakışan bir hayattan çok uzaklaşmış, ağız dolusu gülmeyi unutmuş, 85 milyon ve tek millet olan kardeşler olduğumuza inandım.

    TEK ADAM REJİMİ

    Bakınız yolsuzluk ve hırsızlık, ülkenin başına ne işler açıyor! Yaptığı hırsızlık, yolsuzluk nedeniyle mal varlığının hesabını veremeyen yöneticiler, egemen güçler tarafından teslim alınırlar. Ve bu sonuçta o ülke için felaketlerin kapısını aralar. Bakınız, Büyük Ortadoğu Projesinin 2. fazına geçildi! Emperyalistlerin, işgalcilerin ve vatanımızda-çocuklarımızda-geleceğimizde ve canımızda gözü olan düşman cephesinin kurduğu planın ilk aşaması tamamlandı. Şimdi ikinci aşaması uygulamaya kondu…

    85 milyon vatandaşımıza sesleniyorum; Büyük Ortadoğu Projesinin ilk aşaması şuydu:

    Rüşvet ve yolsuzluk yoluyla zenginleştirdikleri, teröre ve uluslararası suç oluşturan işlere girmesini sağladıkları kişileri, ülkeyi toprak tavizleri vermek zorunda bırakacak kadar borçlandırmak ve “Tek Adam” rejimini kurmaktı. Ve en önemlisi; Ülkedeki bütün güçleri “TESLİM ALABİLECEKLERİ” bir tek adamda birleştirmekti.

    İlk faz tamamlandı. Teslim aldıkları ve bütün güçleri üzerinde birleştirdikleri “TEK ADAM ve SARAY REJİMİ”ni kurdular. Hatırlayın! Çıkarlarımız gereği kabul etmediğimiz ilk tekliflerinde Trump , Erdoğan’a ne dedi ? “Mal varlığını araştırırım.”

    Teslim alınmış ve bütün yetkileri elinde bulunduran “saray” ne yaptı? İstediklerini derhal yerine getirdi.

    “DEVLETİ SOYANLARA SUSKUN KALANLAR ONURLARINI KAYBEDERLER”

    Hatırlayın Sayın Yargıç! “Bu can bu bedende olduğu sürece o papazı vermem” diyen Erdoğan, ne oldu? Bir anda çark etti?

    Henüz mahkeme saati dahi gelmemişken, Rahip Brunson’ı götürecek uçağı kapımıza yollamışlardı bile Sayın Yargıç,

    Erdoğan ailesinin mal varlığı dolayısıyla dönemin ve şimdinin ABD Başkanı Trump tarafından tehdit edildiğini ve Erdoğan’ın bu tehdide hemen boyun eğdiğini sadece biz değil bütün dünya biliyor. Egemen güçler tarafından teslim alınan bir devlet başkanı ülkesine hizmet edemez. Bu, tarihin önümüze koyduğu bir başka gerçektir. Hiç kimse unutmasın ki; Yolsuzluklarla, devleti soyanlara suskun kalanlar onurlarını kaybederler. Biz onurlu insanlarız. Yolsuzluklar karşısında suskun kalamayız.

    Beni en iyi devleti soyanlar tanır. Çünkü onlar beni susturmak için yedi sülalemi araştırdılar. Sayın Yargıç; siyaset devleti soymak, yolsuzluk yapmak için yapılmaz. Yapılmamalı. Siyaset halka hizmet etme yoludur.

    “128 MİLYAR DOLAR YOK EDİLDİ”

    Sayın Yargıç, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni bölme ve parçalama projesinin 2. aşaması başlıyor.

    Bakınız, BOP’un 2. Aşaması sürecinde Türkiye lenen bir sığınmacı deposu haline getirilmiştir? Ne acıdır ki para uğruna Türkiye’ye “Geri Kabul Anlaşması” imzalatılmıştır.

    Sayın Yargıç unutmayın, bir ülkeyi bölmek için önce o ülkeyi sığınmacı nüfus olarak büyütüp, ekonomik olarak küçültürseniz, yani yoksulluğu yaygınlaştırırsanız emperyal güçlerin ekmeğine yağ sürer ve emellerine hizmet etmiş olursunuz. Açıkça söylüyorum bugün için yapılan budur.

    Bakınız bugün Devletimiz borçlandığı her 100 lira karşılığında 135 lira faiz ödüyor. Bakınız! Lütfen dikkat ediniz, Bunu herkesin duyması ve bilmesi gerekiyor! Her 100 lira için 135 lira faiz ödüyoruz.

    Çok değil daha bir kaç yıl önce, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasından 128 Milyar dolar buharlaştırıldı. Sayın Yargıç, tekrar ediyorum. Millete ait 128 Milyar Dolar para, yandaşa ve 5’li Çetelere arka kapıdan satılarak yok edildi.

    “SATILMADIM, SATIN ALINAMADIM”

    Ben Kemal Kılıçdaroğlu!

    75 yaşındayım. Hayatım boyunca alnımın teriyle kazandım, Çocuklarımı helal lokma ile büyüttüm. Maaşımdan biriktirdiklerimle satın aldığım ve hali hazırda içinde yaşadığım evimin dışında, kooparetife girerek edindiğim Ankara’nın Büğdüz köyündeki evimden başka bir mal varlığım yoktur.

    Çok büyük bütçeler yönettim, her zaman ve her adımımda fakir-fukaranın parasını ve çıkarını gözettim. Milletimi ve devletimi her zaman sevdim, onlara sadakatten hiç ayrılmadım. Bütün yaşamım boyunca parayla hiç işim olmadı, dönüp yüzüne bile bakmadım. Defalarca suikastlara, linçlere ve saldırılara uğradım. Canımla sınandım geri adım atmadım. Ailemle ve çocuklarımla tehdit edildim oralı bile olmadım. Para ve zengin bir hayat vaat ettiler, satılmadım-satın alınamadım.

    AKŞENER’E ATIFTA BULUNDU: İŞBİRLİKÇİ!

    Sayın Yargıç, hiç bir zaman teslim alınmadım. Bunu aziz milletimiz bilsin. Devletimi ve milletimi sevmekten hiçbir zaman vazgeçmedim ve vazgeçmeyeceğim.

    Ben Kemal Kılıçdaroğlu, hatalarım, pişmanlıklarım ve üzüntülerim yok mu? Tabi ki Var. Sayın Yargıç, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, vasiyet olarak “Kılıçdaroğlu’nu aileme emanet ediyorum” diyen milliyetçi ve vatansever diye bildiklerimiz işbirlikçi çıktı, onlara inandım hata ettim, Evet hatalıyım.

    Bu kadar kötü olabileceklerini tahmin edemedim. Pişmanım. Kurulan müesses nizamı ve ülkenin içine girdiği bu tehlikeyi daha iyi anlatamadım, Milletimizi ikna edemedim, sahte videolar ile sahtekarlık yapanlarla daha çok mücadele edemedim.

    “ÜZGÜNÜM, YÜREĞİME AĞIR GELİYOR!”

    Üzgünüm Sayın Yargıç, çocukları sorduğunda hep unutkan, sofraya oturulduğunda hep karnı tok olan anneler için üzgünüm. Beslenme, eğitim ve sağlık problemi yaşayan, katledilen, taciz ve tecavüze uğrayan, sevilmeyi ve gülmeyi unutan ve yatağa aç giren her bir evladımız için üzgünüm, kahroluyorum, yüreğime ağır geliyor. Torunlarına mahçup olan, faturasını ödeyemeyen emeklilerimiz için üzgünüm.

    Evet, üzgünüm Sayın Yargıç, Daha bir kaç gün önce yokluktan ve yoksulluktan dolayı yanarak can veren 5 evladımız için üzgünüm.

    Gece mesailerinde çalışan, orada çıkan meyveyi yemeden çocuğuna götüren, gece mesaiye kaldığı için evine geç giden, kendi gittiğinde çocuğu uyumuş olan ve sabah erken işe giderken yine çocuğunun yüzünü göremeyen emekçi anne-babalarımız için üzgünüm.

    Yurtdışına kimisi kaçak yollarla, kimisi uzun uğraşlarla giden 300 bin genç için üzgünüm.

    Onlar bizim geleceğimiz Sayın Yargıç! Onları “Giderlerse gitsinler” diyen Erdoğan’a mecbur bıraktığım için çok üzgünüm. Okumuş, yetişmiş, zeki, pırıl pırıl 300 bin genç Sayın Yargıç.

    “BU BENİM NAMUS BORCUM VE SON YÜRÜYÜŞÜMDÜR”

    Peki, yerine gelenler kim? Ne idiğü belirsiz milyonlarca eğitimsiz sığınmacı. Emperyal güçler çocuklarımızı bile elimizden aldı. Afrika kabilelerinde meşhur bir söz vardır. Derler ki “Köyünün ve ailesinin sevgisini alamayan bir çocuk, ısınmak için o köyü yakar” İşte Sayın Yargıç, o çocukları tekrar kazanamazsak bizi yakarlar.

    Sizlerin ve tarihin önünde ifade etmek istiyorum. Kararlıyım! Bu devleti ve devletin asıl sahibi milletimizi, gelişen dünyanın gerisinde bırakanlarla mücadele etmeye kararlıyım. Herkes bilsin ki, bu aziz millete tarih önünde son vazifemi yerine getireceğim. Bu benim namus borcum ve son yürüyüşümdür. Konuşmamı bitirirken Sayın Yargıç, şunu herkes bilsin ki; 100 yıl sonra bir kere daha söylüyoruz. Ne bu devleti, ne de bu milleti “Köhne Bizans’ın Yıldız Burcunda oturan baykuş” özentilerine bırakmayacağız.”

    PİRHA/ANKARA

  • Altılı masa liderleri İmamoğlu kararı sonrası Saraçhane’de binler ile buluştu

    Altılı masa liderleri İmamoğlu kararı sonrası Saraçhane’de binler ile buluştu

    PİRHA-İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na verdiği 2 yıl 7 ay 15 günlük hapis cezası kararının ardından altılı masanın siyasi parti liderleri İBB’nin Saraçhane binası önünde bir araya geldi. Kendilerini buraya getiren şeyin yaşadıkları adaletsizlik olduğunu söyleyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Hepinizin huzurunda söz veriyorum adalet ya gelecek ya gelecek. Adaleti dağıtacak kişi hukukun üstünlüğü ve vicdani kanaatine göre karar vermek zorundadır bu yapılmazsa adaletsizlik olur. 16 milyon İstanbullunun iradesine bir yargıç aracılığıyla darbe vurulmuştur” dedi.

    İstanbul 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nin, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na verdiği 2 yıl 7 ay 15 günlük hapis cezası büyük tartışma yarattı. Kararın ardından altılı masanın siyasi parti liderleri İBB’nin Saraçhane binası önünde bir araya geldi.

    Buluşmaya CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ile Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal katıldı. Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun ise hastane randevusu nedeniyle buluşmada yer almadı. Altılı masa dışında farklı partilerden de birçok kişi Saraçhane’ye geldi.

    “SİZİN SEÇTİĞİNİZ BELEDİYE BAŞKANINI GÖREVDEN ALMAK İÇİN KARAR ÇIKARDILAR”

    Mitingde ilk konuşmayı İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu yaptı. İmamoğlu’nun açıklamalarından satırbaşları şöyle:

    Bu ülkeyi yönetenlerin milletimizle ne alıp veremediği var diye soran İmamoğlu, “31 Mart’ta oyunuzu kullandınız saymadılar geçersizdir dediler. Sizin helal oyunuzu iptal ettiler, seçimi yenilediler. Sizin seçtiğiniz büyükşehir belediyesine, eskiden bol bol kredi verirlerdi. Sizin seçtiğiniz yönetime tam 3,5 yıldır millete ait bankalardan bir kuruş vermiyorlar. Sizin seçtiğiniz yönetim çok daha uygun koşullardan, dışarıdan fonlar bulup getiriyoruz. 16 milyon insanımızdan ne istiyorlar? Taksilerle ilgili kararları sizin seçtiğiniz büyükşehir belediyesi alırdı, artık Ankara’dan alınacak diyorlar. Onlar sizin seçtiğiniz belediye başkanını görevden alıp hapse atmak için karar çıkardılar. Bu ülkeyi yönetenlerin sizinle ne dertleri var? Bu ülkeyi yönetenlerin sizinle derdi ne biliyor musunuz? Bunlar hasta hasta hem de çok hasta. Sizlere söyleyeyim, bunlar milletin iradelerine karşı alerjisi olan insanlar. Milli irade kendilerinden yana bir karar verirse hiç sorun yok ama başka türlü bir karar çıkarsa başka türlü şekillenirse bütün arızalar başlıyor. Ellerinden geleni yapıyorlar ama nafile. Ne hukuk ne ahlak gözetiyorlar ne din ne iman gözetiyorlar gözleri hiçbir şey görmüyor” dedi.

    “İSRAF DÜZENİNE SON VERDİK”

    Haksızlığa ve adalete karşı burada olduklarını ifade eden İmamoğlu konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “Milyonlarca insan harekete geçiyor, demokrasi için ayağa kalkıyor. Demokrasi ve özgürlük için, hak hukuk ve adalet için ayağa kalkıyor. Bu bir adalet refleksidir. Bu rızanın kalktığının kanıtıdır. Bunlar açıkçası vicdansızlığın olduğu, milletin mağdur edildiği anlarda olur. Milletin iradesine alerjin varsa, seçim sonuçlarını hazmedemiyorsan tavsiyemiz; siyaset yapmayacaksınız. 16 milyon İstanbullu senin gözünde eşit değilse, 85 milyon vatandaşımızı eşit görmüyorsanız siz yönetemiyorsunuz demektir. Bu ülkeyi yönetmiyorsunuz, sadece bir takım çıkar gruplarını, bir takım karanlık odakları yönetiyorsunuz. İstanbul’da bir israf düzeni kurdular ve sonsuza kadar sürsün istiyorlar. Bir avuç insanın zenginliğine zenginlik katan bir düzendi bu. Görevi verin bu israf düzenini yok edelim dedim. Hatta hepinize hesap vereceğimizi ilave ettim. Kişilere gruplara, devletlere, vakıflara, cemaatlere, partilere kişisel yakınlığınızın olduğu, sadece kayırmacılık yaptığınız gruplara ve kurumlara yakın olmayacağız dedik. İstanbullular beni bu yüzden seçtiler, israf düzenine son verdik.”

    “ADALET YA GELECEK YA GELECEK”

    Kendilerini buraya getiren şeyin yaşadıkları adaletsizlik olduğunu söyleyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Hepinizin huzurunda söz veriyorum adalet ya gelecek ya gelecek. Adaleti dağıtacak kişi hukukun üstünlüğü ve vicdani kanaatine göre karar vermek zorundadır bu yapılmazsa adaletsizlik olur. Milletin iradesine bugün darbe vurulmuştur. 16 milyon İstanbullunun iradesine bir yargıç aracılığıyla darbe vurulmuştur. Adalet bugün temel bir Türkiye sorununa dönüşmüştür. Çünkü sokakta herhangi bir vatandaşa sorun bu ülkede adalet var mı diye emin olun büyük bir kısmı bu ülkede adalet yoktur diyecek. Biz altılı masa olarak adaleti bu ülkeye mutlaka ama mutlaka getireceğiz. Bugün Türkiye’de hukukun üstünlüğü değil, üstünlerin hukuku var bu manzarayı bitireceğiz. Şunu herkes çok iyi bilsin Ekrem Başkan hakkında verilen karar bize bir milim geri adım attırmayacaktır. Adalet ağacının içindeki kurtları tek tek temizleyeceğiz. Açık ve net ifade edeyim hiç kimse hiçbir güç Ekrem İmamoğlu’nu İstanbul’a hizmet etmekten alıkoyamaz. Adaletsizliği kural haline getirenleri göndereceğiz, tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyenleri göndereceğiz, milli iradeye darbe yapanları göndereceğiz. Hiç endişe etmeyin, altılı masa kararlı bu ülkeye huzuru, bereketi, adaleti getireceğiz. Hiç kimse unutmasın ve umutsuzluğa kapılmasın” diye konuştu.

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ardından İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ile Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal’da konuşma yaptı.

    PİRHA/İSTANBUL 

  • Demirtaş’tan, hakkında siyaset yasağı istenmesine ilişkin AYM’ye dilekçe

    Demirtaş’tan, hakkında siyaset yasağı istenmesine ilişkin AYM’ye dilekçe

    Edirne Cezaevinde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, HDP kapatma davasında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hakkında siyasi yasak istenmesine karşı AYM’ye dilekçe verdi.

    5 yıldır Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevinde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, hakkında siyasi yasak istenmesine ilişkin Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanlığına dilekçe verdi.

    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, HDP kapatma davasında Selahattin Demirtaş dahil 700’e yakın siyasetçi hakkında siyaset yasağı getirilmesini istemişti.

    AYM Başkanlığına dilekçe veren Selahattin Demirtaş, iddianameye karşı kapsamlı hukuki savunmayı avukatlarının sunacağını belirtti.

    Dışarıda olduğu kadar içeride de “siyasetçi” olmaya devam ettiğine dikkat çeken Demirtaş, “Siyaset yapmak için altın varaklı koltuklara ve saraylara gerek yoktur. Önemli olan nerede olduğunuz değil, yüreğinizin nerede ve kimler için attığıdır. Benim yüreğim her daim yoksul, emekçi halkımızın mazlum yüreğiyle birlikte atıyor. Halkımızın yüreğinin de benimle birlikte attığını biliyorum. Bana siyaset yapma zeminini sağlayan en önemli etken de budur” ifadelerini kullandı.

    Demirtaş’ın dilekçesi şu şekilde:

    “Sayın Başkan, değerli üyeler,

    İddianameye karşı kapsamlı hukuki savunmayı avukatlarım Mahkemenize sunacaklar. Ben sadece, birkaç cümleyle düşüncelerimi arz etmek istiyorum.

    “Kürt-Zaza”, “Müslüman”, “başı kapalı”, “yoksul” bir “kadın” doğurdu beni. Anamın bütün kimlikleri bu coğrafyada sorun olarak görüldüğünden, ben de benzerlerim gibi doğuştan ve mecburen siyasetçiyim.

    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı siyaseti koltuk, makam, mevki ve parti üyeliğinden ibaret sanıyor olsa gerek ki, bana siyaseti yasaklayabileceğini iddia ediyor.

    Beş yıldan fazla süredir siyasi rehine olarak tutulduğum yüksek güvenlikli bir cezaevi hücresinde, beyaz bir plastik sandalyeden başka koltuğum da makamım da olmadı.

    Ancak yine de dışarıdayken ne kadar siyasetçiysem içeride de o kadar siyasetçi olduğumu rahatlıkla belirtebilirim. Siyaset yapmak için altın varaklı koltuklara ve saraylara gerek yoktur. Önemli olan nerede olduğunuz değil, yüreğinizin nerede ve kimler için attığıdır. Benim yüreğim her daim yoksul, emekçi halkımızın mazlum yüreğiyle birlikte atıyor. Halkımızın yüreğinin de benimle birlikte attığını biliyorum. Bana siyaset yapma zeminini sağlayan en önemli etken de budur.

    Şayet Mahkemeniz bana siyasi yasak getirirse kararın son cümlesi olarak şunu yazmanızı arz ve talep ediyorum:

    “Siyasi yasak getiriyoruz ama bir işe yarayacağından da emin değiliz.”

    Kararınızın Türkiye toplumu ve ortak geleceğimiz açısından katkı sağlayıcı nitelikte, tarih önünde ve halkın huzurunda gururla savunacağınız şekilde olmasını diliyor, saygılarımı sunuyorum.”

    (HABER MERKEZİ)