Etiket: şizofren

  • Mahpus Çelikdemir ‘Kronik şizofreni’ tanısına rağmen tahliye edilmiyor-VİDEO

    Mahpus Çelikdemir ‘Kronik şizofreni’ tanısına rağmen tahliye edilmiyor-VİDEO

    PİRHA – 25 yıldır cezaevinde olan ve ağırlaştırılmış müebbet hapis hükümlüsü olan İmam Çelikdemir’e Adli Tıp Kurumu tarafından verilen ‘Kronik şizofreni’ tanısı bulunmasına rağmen tahliye edilmiyor. Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan ağabeyi Müslüm Çelikdemir, kardeşinin yaşamını idame ettiremediğini söyleyerek tahliye edilmesini istedi.

    1995 yılında Ankara’da Hukuk Fakültesi öğrencisiyken Elazığ’da gözaltı alınıp cezaevine giren ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen İmam Çelikdemir, Adli Tıp Kurumu’nun ‘Kronik şizofren’ tanısına rağmen Kayseri Bünyan T Tipi Cezaevi’nde tutuluyor.

    Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan ağabeyi Müslüm Çelikdemir, kardeşinin cezaevinde hayatını sürdüremediğini  belirterek tahliye edilmesi gerektiğini dile getirdi.

    “BAŞVURULAR REDDEDİLDİ”

    Müslüm Çelikdemir, gözaltı ve rahatsızlanma sürecini şöyle anlatıyor:

    “Kardeşim 1995 senesinden beridir hükümlü. 2000’li yılların başında rahatsızlanmaya başladı. Malatya Cezaevi’nde rahatsızlanmıştı. Yalnız bir hücrede kalmaktaydı. Daha sonra Elazığ Ruh ve Sinir Hastanesi’ne sevk etmişler, orada da kronik şizofreni teşhisi konulmuştu. Sonrasında bir çok cezaevine gönderdiler. Kandıra Cezaevi’ne gönderdiklerinde ilaç vermedikleri için kötü duruma düşmüştü. Hücrede yerde yatıyormuş. Yemek yiyemez haldeydi. Oradan da Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne sevk ettiler. Tedavi gördükten sonra biraz toparlandı. Orada çıkarıp Metris Cezaevi’ne sevk ettiler. Belli sürelerde hastaneye götürüyorlardı.
    Adli Tıp Kurumu’na sevk edildiğinde, kurum kendisine cezaevinde kalamayacak raporu verdi. Verdikleri raporda ‘Kronik şizofren’ yazıyordu. Bu rapor 2002 yılında verildi. Cumhuriyet Başsavcısı tahliye kararı vermedi. Belli bir süre sonra da Edirne F Tipi Cezaevi’ne gönderdiler. Avukat tarafından Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yapıldı. Başvuru, 2017 yılında reddedilerek iade edildi.”

    CEZAEVİ KOMİSYONUNA ÇAĞRI

    Şu anda Kayseri Bünyan T Tipi Cezaevi’nde olan İmam Çelikdemir’in durumu gittikçe ağırlaşıyor. Cezaevinde bulunan arkadaşları tarafından yardım alarak yaşamını sürdüren İmam Çelikdemir için ağabey Müslüm Çelikdemir, evde bakımını yapmaları halinde uygun bir yaşam süreceğini belirtti.

    Çelikdemir, kurumlara şu çağrıyı yaptı:

    “Kardeşimin tahliye edilmesini istiyorum. Dışarıda rahat bir şekilde bizimle yaşayabilir biz bunu istiyoruz. Topluma hiçbir sıkıntı yaratacak durumu yoktur. Cumhurbaşkanlığı’na da Adalet Bakanlığı’na da yazdım, reddedildi. Kamuoyundan bunu dile getirmelerini talep ediyorum. TBMM Cezaevi Komisyonu’ndan da isteğim bu konuyu gündeme getirmeleridir. Daha önce de gündeme geldi ancak reddedilmişti. Kardeşim cezaevindeki arkadaşları sayesinde ayakta durmaktadır. Sivil toplum kuruluşlarının gereken duyarlılığın gösterilmesini talep etmekteyim. 2025 yılında şartlı tahliyesi var ancak 6 yıl kardeşim kendini idame ettiremez.”

    PİRHA/DERSİM

  • Buğday ve gluten hasta ediyor?

    Buğday ve gluten hasta ediyor?

    “Bilinmeyen nörolojik hastalıkların yüzde 57’sinden buğday ve gluten sorumlu. Anksiyete, depresyon, dikkat eksikliği ve hiperaktivite hatta şizofreni. Sürekli baş ağrılarının en az yüzde 50’sinde gluten hassasiyeti saptanmıştır. Anksiyete, depresyon, dikkat eksikliği ve hiperaktivite sendromlarında da buğdayın çok ciddi yeri var.”

    Bursa Barosunun düzenlediği “Buğday hasta eder mi?” panelinde konuşan Dr. Ferda Firdin “Hislerinizi azaltan, yürümenizi zorlaştıran el ve ayakuçlarındaki sinir ucu iltihaplarının nedeni de buğdaydır. Sürekli baş ağrılarının en az yüzde 50’sinde gluten hassasiyeti saptanmıştır. Anksiyete, depresyon, dikkat eksikliği ve hiperaktivite sendromlarında da buğdayın çok ciddi yeri var. Orta düzey otizmli çocuğa şeker ve buğday vermeyi kestiğinizde, hastalık hafif ya da yok denecek duruma kadar gelebiliyor. Şizofreni, psikiyatrik hastalıklarla tahıl arasındaki ilişkinin ilk tespit edildiği rahatsızlıktır. Çözümsüz gibi gelen şizofreninin bile glutenle bağlantısı var.” dedi.

    “BESLENME ALIŞKANLIKLARI BİR ÇOK HASTALIĞA TEMEL OLUŞTURUYOR”

    Bursa Barosu tarafından düzenlenen “Buğday hasta eder mi?” başlıklı panelde beslenme konusunda beslenme alışkanlıklıklarına ilişkin hayati bilgiler verildi. Adalet Sarayı Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen paneli Bursa Barosu Sağlık Hukuku Komisyonu Başkanı Av. Okan Dursun yönetti. Bursa Barosu Başkanı Av. Gürkan Altun’un açılış konuşmasıyla başlayan panelin ilk konuşmacısı Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Ferda Firdin, modern tıp tekniklerine rağmen bazı hastalıkların neden iyileşmediği sorusuna yanıtın buğdayda bulunabileceğini anlattı.

    “Aslında beslenme alışkanlıkları, vücudumuzdaki birçok hastalığa temel oluşturuyor. Modern yaşam tarzının bizleri nasıl hasta ettiğini öğrendiğimde klasik fizik tedavi uzmanlığından çıkmam gerektiğini anladım. Beslenmenin temeli olan besin duyarlılığıyla karşılaştım. Peki, ‘bu doktor o yemini etmedi mi acaba’ sorusu varsa kafanızda açıklayayım. Hipokrat ‘Yiyecekleriniz ilacınız, ilacınız da yiyecekleriniz olsun’ demiştir” diyen Firdin şöyle devam etti:

    “İNSAN EVRİMİ BUĞDAYIN HIZINA YETİŞEMEDİ”

    “Beslenmemiz değişse de genetiğimiz hep aynı. Belki avcı-toplayıcı değiliz ama hala o genlerle yaşıyoruz. Buğdayın gelişimine baktığımız zaman 12 ila 15 bin yıl içerisinde evrim geçirdi. Bu insan bedeninin evrimi için kısa bir süre… Bu durumda, her zaman yediğimiz buğday ile bağırsaklarımız arasında bir uyumsuzluk ortaya çıkıyor. Bağırsaklarımız onu bir yabancı madde olarak görmeye başlıyor. Çünkü alıştığı, milyonlarca yıldır yediği şey değil o. Bizim bedenimiz onun kadar çabuk değişemedi. Asıl sorun bu…”

    Buğdayın tarihiyle ilgili bilgiler aktaran Dr. Ferda Firdin, günümüz buğday çeşitleri ile ilkel buğday arasındaki protein ve karbonhidrat miktar farklarının ciddi olduğunu ifade etti. Buğdayın genetiğinin değişmesiyle insan vücudunun buğdayı parçalayamadığını ve dolayısıyla sindiremediğini anlatan Firdin şöyle devam etti:

    “ŞİZOFRENİNİN BİLE GLUTENLE BAĞLANTISI VAR”

    “Asıl sorun da burada başlıyor. Bilinmeyen nörolojik hastalıkların yüzde 57’sinden buğday ve gluten sorumlu aslında… Mesela ‘Gluten Attacks’ denilen olayda hasta denge sorunu yaşar, düşecekmiş gibi davranır. Testler yapılır sebebin ne olduğu anlaşılamaz. Sebep, duyarlılık testinde çıkar. Ancak gluten kesildiği anda ataklarda belirgin derecede gerileme olur. Epilepsi hastalarına ekmek vermeyi durdurursanız, hem ilaç ihtiyacı azalır, hem de geçirdiği nöbetler… Hislerinizi azaltan, yürümenizi zorlaştıran el ve ayakuçlarındaki sinir ucu iltihaplarının nedeni de buğdaydır. Sürekli baş ağrılarının en az yüzde 50’sinde gluten hassasiyeti saptanmıştır. Anksiyete, depresyon, dikkat eksikliği ve hiperaktivite sendromlarında da buğdayın çok ciddi yeri var. Orta düzey otizmli çocuğa şeker ve buğday vermeyi kestiğinizde, hastalık hafif ya da yok denecek duruma kadar gelebiliyor. Şizofreni, psikiyatrik hastalıklarla tahıl arasındaki ilişkinin ilk tespit edildiği rahatsızlıktır. Çözümsüz gibi gelen şizofreninin bile glutenle bağlantısı var.”

    “MORFİN BAĞIMLILIĞI GİBİ”

    Ferda Firdin, tüketimin yoğun olduğu kültürlerde ekmek kesildiğinde kişinin, aynen morfin bağımlılığından kesilmiş gibi büyük bir tepkiyle ekmek aradığını belirterek, “Ekmeksiz kaldım, eyvah aç kalacağım diye, mutsuz oluyor insanlar. O yüzden insanları ekmekten kurtarmak zor oluyor.  Buğdaydan yapılmayan ama tadını ekmeğe benzettiğimiz gıdaları tüketmeleri konusunda hastaları ikna etmeye çalışıyoruz. Morfin bağımlılığından kurtulmak o kadar kolay değil. Nasıl ispat edilmiş? Morfin zehirlenmesinde kullanılan bir antidot var. Aynı şeyi buğdayda verdiğinizde aynı reaksiyonu alıyorsunuz” dedi.

    “FAZLA GLUTEN VE ŞEKER TÜKETİMİ BAĞIRSAK EMİLİMİNİ ZAYIFLATIYOR”

    Diyetisyen Elif Nur Köprücü de, konuşmasına Hipokrat’ın “bütün hastalıklar bağırsakta başlar” sözüyle başladı. Kronik yorgunluklar, eklem ağrıları, vücuttaki çeşitli iltihaplanmaların, bağırsakların ne durumda olduğunu gösterdiğini kaydeden Köprücü, dinleyicilere “Ben size bağırsaklarınızı dinlemeyi öğreteceğim” dedi. 25 soruyla, izleyenlerin bağırsaklarıyla ne kadar barışık olduklarını belirlemelerini sağlayan Köprücü şöyle konuştu:

    “Buğday bizi hasta ediyor mu? Bağırsaklarınızda geçirgenlik varsa, evet hasta ediyor. Bağırsaklarınızın kova olduğunu düşünün ve bunda delikler var. Bu delikler aslında vücudunuza karşı yaptığınız ihanetler sonucunda oluştu. Çok fazla paketlenmiş gıda yediğiniz, çok fazla antibiyotik kullandığınız için o delikler oluştu. Bu deliklerden başlayan sızıntı arttıkça da tükettiğiniz gıdalardan yeterince faydalanamıyorsunuz ve sonuç hastalık… Gluten ve şeker tüketiminin fazla olması, bağırsakların emilimini zayıflatıyor.

    İkinci beynimiz olan bağırsaklarımızdaki mikroorganizmalar neyse, biz oyuz. Bizi onlar tanımlıyor. Mikrobiyota yani bağırsak florasındaki bakteriler, vücudumuzun yaklaşık 1-1.5 kilosunu oluşturuyor. Vücuttaki bakterilerin yüzde 95’i de bağırsakta bulunuyor.

    Bebek annesinin mikrobiyotasıyla doğuyor. Sonrasında aldığı gıdalarla mikrobiyotasında çeşitlilik oluşuyor. Kendisine sonra bir eş seçiyor. Mikrobiyotaları ortaklaşıyor ve yıllar sonra eşler birbirlerine benziyor.”

    “HAFTADA 24 KOLA İÇEN, HAMBURGER YİYEN BİRİYDİM”

    Panelin son konuşmacısı, maraton koşucusu, bisikletçi, “Mutluluk Reçetesi: Doğal Beslenme” kitabının yazarı Av. Mine Rana Dayıoğlu da konuşmasına, “Bundan 13 yıl önce ben de aslında bir çöp tenekesiydim” diye başladı. Dayıoğlu şöyle konuştu:

    “Cips yiyen, haftada 24 kola içen, hamburger yiyen, çok sağlıksız beslenen biriydim. Hep farkındaydım ama o döngüden kendimi bir türlü kurtaramıyordum. Bir sabah uyandım ve bu bedene, bu ruha sahip olmak istemediğimi söyledim kendime. Okumaya incelemeye başladım ve bu yol beni 13 yıl sonra şekersiz, unsuz, tahılsız, bakliyatsız bir hayata getirdi. Bunun sonucunda her yıl bir maraton koşuyorum. Bu yıl, hepsi de yüksek kilometreli 18 koşuya katıldım. Hep mutlu muyum? Hayır, tabii ki… Depresyona da giriyorum, çok zor zamanlarım da oluyor. Ama şunu biliyorum, insan bedenini iyi beslerse, ruhunu da besler.”

    Konuşmacılar daha sonra izleyicilerin sorularını yanıtladı. Son olarak Bursa Barosu Başkanı Av. Gürkan Altun, yönetici ve panelistlere anı plaketi verdi.   (HABER MERKEZİ)