Etiket: smf

  • Barış ve Demokrasi Çalıştayı’nın sonuç bildigesi açıklandı: Mücadeleyi büyütelim!

    Barış ve Demokrasi Çalıştayı’nın sonuç bildigesi açıklandı: Mücadeleyi büyütelim!

    PİRHA- Sosyalist örgütler tarafından Barış ve Demokrasi için Buluşuyoruz Mücadelenin Olanaklarını Konuşuyoruz” başlığı ile Ankara’da yapılan Çalıştay’ın sonuç bildirgesi açıklanırken, “Özgürlükler için mücadeleyi büyütmede kararlıyız” denildi.

    Hakların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) ve Emekçi Hareket Partisi (EHP), Emek Partisi (EMEP), Sosyalist Meclisler Federasyonu(SMF), Türkiye İşçi Partisi (TİP), Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP)  “Barış ve Demokrasi için Buluşuyoruz Mücadelenin Olanaklarını Konuşuyoruz” başlığı ile Ankara’da çalıştay gerçekleştirdi.

    Makina Mühendisleri Odası’nda iki gün süren Çalıştay’ın sonuç bildirgesinin okunması ile sona erdi.

    “ÖZGÜRLÜKLER İÇİN MÜCADELEYİ BÜYÜTMEKTE KARARLIYIZ”

    DEM Parti Örgütlenmeden Sorumlu Eşbaşkan Yardımcısı Özlem Gündüz‘ün okuduğu sonuç bildirgesinde şu ifadelere yer verildi:

    “DEM Parti, EHP, EMEP, SMF, TİP ve TÖP olarak düzenlediğimiz ‘Demokrasi ve Barış İçin Buluşuyoruz, Mücadelenin Olanaklarını Konuşuyoruz’ başlıklı çalıştayımızı 1-2 Kasım tarihlerinde gerçekleştirdik. Çalıştayda, Türkiye’de anayasal düzenin bugünkü durumu, hak ve özgürlüklerin geleceği, yerel yönetimlerden parti kongrelerine uzanan kayyum uygulamaları, otoriterleşme ve temsil krizinin boyutları, Türkiye’deki yönetim deneyimleri ve yeni dönemde barış arayışlarının imkanları üzerine kapsamlı tartışmalar yürüttük. Yapılan değerlendirmeler sonucunda çalıştayın sonuç metni aşağıdaki gibi şekillenmiştir.

    Bugün anayasal bir düzenin varlığından söz edilemeyen Türkiye, KHK’ler ve torba yasalarla yönetilen bir hukuksuzluk rejimine sürüklenmektedir. Siyasal iktidarın hukuk tanımaz tutumu, Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarını uygulamaması, yargı üzerinde kurduğu fiili denetim, adalet duygusunu bütünüyle zedelemektedir. Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Osman Kavala, Can Atalay, Ekrem İmamoğlu gibi siyasi tutsakların özgürlüklerinin gasp edilmesi ve devam eden gözaltı-tutuklamalar, grevlerin yasaklanması, toplu sözleşme hakkının fiilen ortadan kaldırılması, hasta tutsaklara yönelik ihlaller, umut hakkından söz edilmemesi ve yaşam hakkını tehdit eden uygulamalar, bu düzenin adaletsizliğini her gün gözler önüne sermektedir.

    Kayyum uygulamaları halkın seçme ve seçilme hakkının açık ihlalidir. İktidarın seçimle kazanamadığı belediyelere kayyum atayarak el koyması, halkın iradesinin gaspıdır. Bu gasp ve beraberinde gelen tutuklamalar, HDP / DEM Parti’nin kazandığı yerel yönetimlerden başlamış; CHP’nin kazandığı yerel yönetimlere kadar genişleyerek devam etmiştir. Kayyum atamaları, yerelin sosyal ve kültürel dokusunu yok saymakta, halkı kendi kentine yabancılaştırmaktadır. Aynı anlayışla basın özgürlüğüne yönelen saldırılar, Tele1 örneğinde olduğu gibi medya kurumlarının kayyuma devredilmesi, düşünce ve ifade özgürlüğünün açık biçimde ortadan kaldırıldığını göstermektedir.

    Siyasal iktidar son yıllarda çıkardığı yasalar, eğitimin müfredatı yanında tüm boyutlarına ve düzeylerine yönelik müdahaleler ve 11. Yargı Paketi gibi hazırlığı yapılan yargı paketleri ile tek merkezli, hukuk dışı, cinsiyetçi ve keyfiyete bağlı bir yönetim inşa etmektedir. ‘Hukuk arkadan gelir’ anlayışıyla yürütülen bu fiili yönetim biçimi, toplumsal hakları gasp eden ve doğayı, emeği, halkı hedef alan politikaları kalıcılaştırmaktadır. Ekolojik yıkıma, köylülerin ve emekçilerin mülksüzleştirilmesine ve sermaye ile işbirliğine dayanan bu düzenin otoriter ve faşizan karakteri gün geçtikçe güçlenmektedir.

    Ekonomik alanda ise 12’inci Kalkınma Planı, OVP (orta vadeli program) ve bütçe politikalarıyla işçilerin, üretici köylülerin, emeklilerin, kadınların, gençlerin, küçük esnafın ve yoksul halkın yaşam koşulları daha da ağırlaşmaktadır. İşsizlik, yoksulluk, güvencesiz çalışma ve sefaletin derinleştiği bu günlerde, biliyoruz ki ekmek ve adalet mücadelesi, barış mücadelesinden ayrı değildir. Emek, adalet, özgürlük, demokrasi ve barış mücadelesinin birbirinden ayrılamayacağı apaçıktır.

    Bugün içinde bulunduğumuz ağır siyasal ve ekonomik koşullarda, Ortadoğu’daki gelişmelerin de etkisiyle iktidarın hala “barış” olarak adlandıramadığı bir süreci yaşıyoruz. Elbette silahların devreden çıkması, toplumsal ve siyasi olarak çözüm olanaklarının geliştirilmesi için zeminin oluşması önemlidir. Ancak baskıcı, yasakçı, sansürcü ve keyfi politikalarıyla malul siyasi iktidarın, siyasi haklar, cezaevleri ve siyasi tutsaklar bakımından adım atmaması, Kürt halkının anadilinin kullanımı dahil Kürt sorununun demokratik, eşit haklara dayalı barışçı çözümü için gerekliliklerin gündeme bile gelmemesi bu sürecin, demokratikleşmeye değil, demokrasisiz bir barışa doğru evriltilmeye çalışıldığını göstermektedir.

    Bizler biliyoruz ki; sahici barış, hukukun ve adaletin tesis edilmesi ve demokrasi mücadelesinin birlikte yürütülmesi ile mümkündür. Kayyum kararlarının geri çekilmesi, hasta tutsakların serbest bırakılması, AYM ve AİHM kararlarının uygulanması için hiçbir yasal engel yoktur; yalnızca siyasi irade eksiktir. Bizler, Kürt sorununun eşit haklara dayalı çözümünü ve ülkenin demokratikleşmesini temel alan bir barış hattını önemsiyoruz. Emek, demokrasi ve barış güçleri olarak bugün bu hattı birlikte örmek, demokratik hakları ve siyasal özgürlükleri kazanmak bizim tarihsel sorumluluğumuzdur.

    İktidarın siyasal, ekonomik ve toplumsal düzeyde uyguladığı politikaların tekabül ettiği hattın ve bir bütün olarak muhalefeti dağıtmaya ve daraltmaya yönelik politikalarının farkındalığıyla; ekonomik, demokratik haklar, siyasal özgürlükler için mücadeleyi büyütmekte kararlıyız. Emperyalist güçlerin bölgedeki savaş politikalarına ve halkların kendi kendilerini yönetmesine saygı duymayan, kadın düşmanı, doğa ve çocuk düşmanı, halk sağlığını görmezden gelen, tek mezhep ve inancı hâkim kılmaya çalışan anlayışlara karşı; bölgede ve ülkede halkların kardeşliğini, eşitliği, özgürlüğü ve demokrasiyi esas alan bir barış hattını güçlendirmeye devam edeceğiz.

    Barış ve demokrasi mücadelesi, iktidardan beklentiyle ve bekleyerek değil; ancak halkın kendi özgücüyle, birleşik mücadelesiyle kazanılabilir.  Demokrasinin güçlenmesi yerelden yükselen bir örgütlenme ve halkın bizzat kendi kendini yönettiği, denetim yetkisine sahip olduğu bir yerel demokrasi anlayışı ile mümkün olabilir. Bu nedenle barış ve demokrasi mücadelemizi, yerel talepler ve yerelin mücadele güçleriyle birlikte büyütmekte kararlıyız. Kürt sorununun eşit haklara dayalı barışçı çözümü, bu mücadelenin ayrılmaz bir parçasıdır.

    Emek ve demokrasi güçleri olarak; partilerin, sendikaların, meslek örgütlerinin, kadın ve gençlik inisiyatiflerinin, inanç örgütlerinin, ekoloji ve köylü hareketlerinin, doğasını, suyunu, toprağını ve varlığını savunan tüm halk örgütleri ile demokrasi ve barışı esas alan siyasi yapıların özgünlükleriyle dahil olduğu ortak-birleşik bir mücadele hattında buluşması gerekliliği her zamankinden daha açıktır. Bugün değiştirici ve dönüştürücü gücü açığa çıkaracak olan, halkın örgütlülüğü ve birleşik mücadelesidir.

    Bu inançla, çağrımız; barışın, demokrasinin ve özgürlüğün ortak mücadele imkanının güçlendirilmesi ve büyütülmesi için bu sorumluluğu duyan tüm toplumsal ve siyasal kesimlere; tarihin, an’ın ve geleceğin dönüştürücü gücünedir.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Esenyurt mitingi: Bu fırsat hepimizin, barış 86 milyonundur

    Esenyurt mitingi: Bu fırsat hepimizin, barış 86 milyonundur

    PİRHA- Esenyurt Meydanı’nda bir araya gelen altı parti, “Ekmek, barış, adalet ve özgürlük için birlikte mücadeleye” şiarıyla düzenledikleri mitingde, demokratik çözüm ve toplumsal barış sürecine dikkat çekerek, “Bu fırsat hepimizin” mesajı verdi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Emekçi Hareket Partisi (EHP), Emek Partisi (EMEP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) “Ekmek, barış, adalet ve özgürlük için birlikte mücadeleye” şiarıyla İstanbul’un Esenyurt Meydanı’nda düzenlediği miting başladı. Miting alanı, DEM Parti flamaları ile donatıldı. Miting saatinden önce alana gelmeye başlayan yurttaşlar, uzun süre mitingin başlamasını bekledi.

    Mitingde katledilen Gazeteci Hakan Tosun unutulmadı, “İsrail’e tam ambargo nehirden denize özgür Filistin”, “Ekmek”, “Barış” , “Hakan Tosun’a ne oldu”, “Hakan Tosun cinayeti politiktir” dövizleri taşındı.

    TÖP: TÜRKİYE’NİN DEMOKRATİKLEŞMESİ İÇİN..

    Saygı duruşunun ardından mitingde ilk olarak konuşan TÖP Sözcüsü Juliana Gözen, örgütlülüğün önemine vurgu yaptı. Juliana Gözen, “Mahallemizde, iş yerlerimizde her yerde daha fazla örgütleneceğiz. İşçi sınıfının örgütlülüğünü büyütmek için var gücümüzle çalışacağız. Mahallemizde çeteler, mafyalar örgütleniyor. Bizler adres olmadıkça o gençler mafyaların arkasından girecek. Hakan Tosun’u katlettiler. Örgütlenmezsek Rojin’e, Gülistan’a ne oldu diye sormaya devam ederiz. Geleceğimiz için örgütleneceğiz. Barıştan yanayız ama inşa edeceğimiz barış, onurlu bir barıştır. Bu işi ekmeğimize, onurumuza sahip çıkarak nihayete erdireceğiz. Bu ülkenin demokratikleşmesi için hepimizin yapacağı bir şeyler vardır. Bu büyük bir sorumluluktur” diye belirtti.

    TİP: MUTLAKA KAZANACAĞIZ

    Ardından konuşan TİP Genel Başkanı Erkan Baş, iktidarın siyasetçileri, belediye başkanlarını, gazetecileri tutukladığını vurgulayarak, “Hiç kimse tereddüt etmesin biz barış istiyoruz. Barışı en çok biz istiyoruz. Çünkü savaşlarda hep en yoksul çocuklar bedel ödüyor. Barış hiç kimsenin bize uzatacağı bir hediye değildir. Barış emektir, halkın kurduğu gelecektir. Biz barışı insanlar konuşsun diye istiyoruz. Barış olacak kayyımlar eve dönecek, cezaevindeki tutsaklar, Selahattinler, Figenler yanımıza gelecek. Barışı, demokrasiyi, özgürlüğü istiyoruz. Mutlaka kazanacağız” dedi.

    SMF: YAN YANA GELECEĞİZ

    SMF Sözcüsü Mahir Gürz, “AKP-MHP iktidarı işçilere, gençlere kadınlara, Alevilere yönelik topyekun bir savaş başlattı. Karşımızda savaştan, ranttan, işgalden beslenen ve iktidarını zorbalık üzerinden yürüten bir iktidar var. Dolayısıyla mevcut iktidarın temsilcisi olduğu kapitalist barbarlığın insanlığa, doğaya, işçiye vereceği bir şey yok. Onlar sadece yoksulluk, sefalet verebilir. Bu bizim kaderimiz değil, kaderimizi değiştirebiliriz. Bunun için yan yana gelip örgütlenmeliyiz” ifadelerini kullandı.

    EMEP: ÇÖZÜM İÇİN ADIM ATIN

    EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, TELE1 televizyonuna kayyım atanmasına tepki göstererek, sözlerine başladı. Ülke kaynaklarının emperyalist ülkelere “peşkeş” çekildiğini söyleyen Aslan, “Demokrasi, özgürlük, eşitlik isteyenler mi casus, yoksa bu ülkeye peşkeş çekenler mi? Bu ülkede demokratik hak ve özgürlükler saray düzeninin iki dudağı arasında. Belediyelere kayyım atanmaya devam ediyorlar. Kobanê tutsakları halen cezaevinde. Ne istedi Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ? Eşitlik, barış istediler, yaşamı savundular. Ama bu faşist düzen onları tutsak etti. Siyasi tutsak arkadaşlarımızı mutlaka o cezaevlerinden alacağız. Asgari ücret açlık sınırının altında, kamu emekçilerine sefalet zammı verilerek, ücretlerini artırdıklarını söylüyorlar. İktidara sesleniyoruz; bütçe emekçilerin sırtından toplanıyor ama bütçenin büyük bölümü patronlara kaynak olarak gidiyor. Bunu kabul etmiyoruz. 27 Şubat’ta Öcalan’ın çağrısıyla PKK silah bıraktı. Bir yıldır parlamentoda oluşturulan komisyon, kitle örgütlerini dinliyor. Bu dinlemeler iyidir ama bir an önce bu sorunun çözümü için adım atın. Halkı oyalamayın. Türk ve Kürt halkının adalete barışa ihtiyacı var. Ne istiyoruz. Kayyımlar geri alınsın, siyasi tutsakların bırakılmasını, basın üzerindeki baskıların son bulmasını, bölgede savaştan zarar gören halkın zararlarının karşılanmasını ve genel siyasi affın çıkmasını istiyoruz” diye belirtti.

    EHP: KOŞULLAR DÜZELTİLMELİ

    EHP Genel Başkanı Hakan Öztürk, ülkenin ekonomik anlamda zor durumda olduğunu dile getirerek, ekledi: “Patrona, rantçıya değil, halka yatırım yapmalılar. Kürt meselesinde de büyük sorunlarımız var. Bu devlet aç mısın? diye sormuyor etnik kimliğimiz üzerinde duruyor ve bunun üzerinden ayrımcılık yapıyor. O nedenle Meclis’te kurulan komisyon önemlidir. Ama o komisyon üzerinden tartışmalar yapılıyor ‘kaygı duyuyoruz’ diyorlar. Neyden kaygı duyuyorsunuz. Barış gelecek. Kürt halkı, kendi kimliğini istemeyecek mi, kayyımların geri çekilmesini istemeyecek mi, tutsakların serbest bırakılmasını istemeyecek mi? İsteyecek tabi. Eğer bu koşulları Abdullah Öcalan yürütüyorsa onun koşulları da düzenlenmelidir. Baktılar ki oyları düşüyor, gittiler İmamoğlu’nun diplomasını iptal ettiler. O diplomanın iptal edilmesi demokrasinin iptal edilmesidir.”

    AHMET ÖZER’DEN MESAJ

    Daha sonra konuşan CHP Genel Başkanı Yardımcısı Gökhan Günaydın, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in yerine kayyım atandığını hatırlatarak, “Buraya atadıkları adamları çalışıyor. Biz buna yağma yok diyeceğiz” dedi. Günaydın, daha sonra tutuklu Özer’in mesajını okudu.

    Özer’in mesajında şu ifadeler yer aldı: “Kardeşlerim karanlıklar korkakların sığınağıdır. Hükmü cesurlar ortaya çıkıp ışığı yakana kadardır. Siz bu meydanda ışığı yaktınız. Ayağa kalkıp yürüyeceğiz. Selam olsun özgürlük için savaşanlar, selam olsun insanlık onurunu yükseltenlere. Bu mücadeleyi daha adil bir dünya ve daha özgür bir gelecek için veriyoruz. Bu çerçevede barış sürecini yürekten destekliyorum. Ayrıca süreci destekleyen CHP Genel Başkanı Özgür Özel, DEM Parti Eşbaşkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğullarına selamlarımı iletiyorum.”

    BAKIRHAN: BU FIRSAT HEPİMİZ İÇİN

    Son olarak mitingde konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, emekçilerin, ezilenlerin, kadınların, Alevilerin ve Kürtlerin geleceği için bir araya geldiklerini vurguladı. “Bugün 4 büyük değer için barış, demokrasi, adalet ve özgürlük için bir aradayız” diyen Bakırhan, şöyle devam etti: “Bugün bunların hayat bulması için partililerle bir araya geldik. Türkiye’nin bütün renkleriyle seçilen Ahmet Özer’in yerine kayyım atandı ve cezaevindedir. Bu vesileyle bütün tutsak yoldaşlarımıza selam yolluyoruz. Esenyurt iradesine sahip çıkıyor. Bugün tarihi bir süreçten geçiyoruz. Sayın Öcalan’ın üzerine aldığı tarihi bir fırsat Türkiye’nin önünde duruyor. Bu fırsat hepimiz için. Sayın Öcalan kan dursun, gençlerimiz hayatını kaybetmesin diye önemli bir adım attı. Sayın Öcalan savaşa giden trilyonlarca paranın emekçilerin haklarının yok olmaması, yok olan gençlerin geleceği için bu süreci başlattı. Bu süreç Kürt, Türk, Alevi, Türkiye’nin bütün renklerinin demokratik bir şekilde eşit olmaları için başladı. Bu süreç sadece Kürtlerin değil, tekstilde, fabrikalarda ailelerini geçindirenlerin sürecidir. Barış her zaman iyidir. Barış ekonominin kalkınması, kayyımsız bir Türkiye, kadının katledilmediği, herkesin kendi dili kimliğiyle yaşadıkları bir Türkiye demek. Dolayısıyla siz Esenyurtluların üstüne büyük bir sorumluluk düşüyor. Esenyurt’un bu sürece sahip çıkacağına inanıyorum.

    “BARIŞ 86 MİLYONUNDUR”

    Artık Meclis’teki komisyonunda geçiş yasaları, televizyon kanallarına kayyım atayan, düşüncelerini söyledikleri için cezaevine atan bu anlayışı sonlandıracak düzenlemeleri yapması lazım. 21. yüzyılda TELE1 kanalına kayyım atanması ne demek. Türkiye’nin çatışmaya değil, barışa ihtiyacı var. Sınır ötesi operasyona değil, sınır ötesi halklarla barışa ve müzakereye ihtiyacı var. Barış imzalandığında kayıp mı edeceğiz? Barış olduğunda gençlerimiz ölmeyecek. Barış olduğunda çatışmalara gidecek yatırım işçilere gelecek. Barış olduğunda sağlık hizmetlerini daha kapsamlı alacağız. Demokratik bir eğitim sistemi gelecek. Barış olduğunda başta Kürtler olmak üzere herkes diliyle eğitim görecek. Onun için barış 86 milyonundur.

    “BİZ KAZANACAĞIZ”

    Bu meydan Türkiye’dir. Türkiye’deki emekçilerin, ezilenlerin sesidir. Buradaki talepler 86 milyonundur. Hepimiz bu toprakların evladıyız. Omuz omuza mücadeleyle kazanacağımıza inanıyoruz. Emin olun biz kazanacağız. Uzun olmayan bir vadede Türkiye’de mutlaka kazanacağız. Hakan Tosun arkadaşımız bağımsız, özgür bir gazeteciydi, Esenyurt’ta katledildi. Faillerinin artık bulunması gerekiyor. Rojin Kabaiş’in babası da burada. Onu da selamlıyorum. Rojin’in nasıl yaşamını yitirdiğini bu iktidar bize açıklamalıdır. Sizler var oldukça onurlu bir mücadeleyle daha adil ve demokratik bir cumhuriyet kuracağımıza inanıyorum.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • ‘Dayanışma içinde olduğumuzu ilan ediyoruz’

    ‘Dayanışma içinde olduğumuzu ilan ediyoruz’

    PİRHA – Çok sayıda sol-sosyalist parti ve örgüt, ülke genelinde artan baskı ve tutuklamalara karşı ortak açıklama yaptı. “Dayanışma içinde olduğumuzu ilan ediyoruz” denilen açıklamada “barışı inşa etme mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz” vurgusu da öne çıktı.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi, Emekçi Hareket Partisi, Emek Partisi, Halkevleri, Sosyalist Meclisler Federasyonu, Sol Parti, Toplumsal Özgürlük Partisi ve Türkiye İşçi Partisi, artan gözaltı ve tutuklamalara karşı ortak açıklama yaptı.

    “Baskı ve zorbalık sökmeyecek; ‘tek adam yönetimi’ tarihin çöplüğüne atılacaktır!” başlıklı yazılı açıklamada, muhalif kim varsa gözaltına alınıp soruşturma geçirdiğine vurgu yapıldı.

    İlgili metinde şu ifadelere yer verildi:

    “Türkiye, iç ve dış politik gelişmeler ve ekonomide yaşanan tıkanıklık nedeniyle iyice köşeye sıkışan Erdoğan, Cumhur ittifakı ve arkasındaki güçler tarafından adım adım karanlık bir tünele doğru sürüklenmektedir.

    İktidarlarının devamını muhalefeti baskı ve zorbalıkla susturmakta gören saray rejimi kitle desteği eridikçe daha fazla otoriterleşiyor ve saldırganlaşıyor. Hukuksuzluk, adaletsizlik, yasa ve anayasa tanımazlık tek adam yönetiminde başat tutum haline gelmiş bulunmaktadır.

    Bu ortamda yargı erki muhalefeti hizaya getirmek ve ‘majestelerinin muhalefeti’ haline dönüştürmek üzere bir sopa gibi kullanılmakta; politikacılar, gazeteciler, belediye başkanları ve çalışanları, aydınlar, sanatçılar, sendikacılar velhasıl muhalif kim varsa gözaltına alınmakta uyduruk gerekçelerle tutuklanmaktadır.

    CHP kurultayından, İstanbul Barosu’na, belediye başkanlarından, politikacılara, gazetecilere, bilim ve sanat insanlarına soruşturmaların ardı arkası gelmemektedir. Öyle ki, 31 Mart Yerel Seçimleri sırasında oluşan ve normal bir seçim ittifakı olan ‘Kent uzlaşısı’ ve yine 2011 yılında kurulan ve Dernekler Kanunu’nun 25. maddesinde yer alan platform olarak kurulan Halkların Demokratik Kongresi (HDK) kriminalize edilerek operasyonlara girişilmiştir. Şafak vakti onlarca ev terörle mücadele şubesi ekiplerince basılmış politikacılar, sanatçılar, gazeteciler, yazarlar ‘terörle mücadele kapsamında’ gözaltına alınmıştır. Aynı şekilde ESP üye ve taraftarı 34 kişi tutuklandı, kongresine gelen mesajlardan dolayı ESP’ye soruşturma açıldı. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na konuştuklarından dolayı henüz kürsüdeyken soruşturma açılması yargının içinde bulunduğu garabeti göstermektedir.

    “ÇÖZÜMDEN NE ANLADIĞINI GÖSTERMEKTELER”

    Yapılan açıklamada kayyım kararları da eleştirilerek şöyle devam edildi:

    “Bu uygulama gelinen yerde yargı aracılığıyla bir ‘iktidar gaspı’na dönüşmüş bulunmaktadır. Yerel yönetimlerde halkın sandıkta vermediği yönetme yetkisi atanmış Kayyım aracılığıyla fiilen gasp edilmektedir. Kayyım siyasetinin son hedefi Van Büyükşehir Belediyesi ve Van halkı olmuştur.

    Tek adam yönetiminin bir yandan ‘İmralı süreci’ni ile görüşmeler yapıp bir yandan da Kürt halkının iradesini hiçe sayıp DEM Partili belediyelere Kayyım ataması, Kürt sorununun demokratik çözümü noktasındaki samimiyetsizliğini, çözümden ne anladığını göstermektedir.

    Demokratik hak ve özgürlükler söz konusu olduğunda saray iktidarının yürütme erki de en az yargı erki kadar hızlı ve işlevseldir. Metal işçilerinin özgür iradeleriyle çıktıkları grevler Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle yasaklanırken; Gaziantep Başpınar Organize Sanayi Bölgesinde patronların %30 zam dayatmaları karşısında meşru haklarını kullanarak fiilen greve çıkan ve taleplerini dile getiren tekstil işçileri karşılarında devletin kolluk güçlerini bulmuşlardır. Yetmemiş Gaziantep Valiliği 15 gün süreyle kentte eylem yasağı getirmiştir. İşçilerin valiliğin yasak kararını tanımayarak eylemlerini sürdürmeleri üzerine, sendikal haklar ayaklar altına alınarak BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen tutuklanmış ve bu yolla işçilerin birliği parçalanmak ve direnci kırılmak istenmiştir. Vali Kemal Çeber ‘önceliğimiz çarkların dönmesidir’ diyerek kimlerin valisi olduğunu göstermiştir.

    Fakat biz biliyoruz ki, bütün bu saldırganlığın arkasında bir avuç tuzu kuru dışında halk kitlelerinin açlık ve yoksullukla boğuştuğu, ekonomideki kriz ve istikrarsızlığın sürdüğü, dış politikada ‘yeni Osmanlıcı hayaller’in gerçeklerle bir kere daha yüzleşmek zorunda kaldığı vb. olgularla karakterize ülke gündeminin ağırlığı karşısında duyulan çaresizlik bulunmaktadır.

    Bu ortamda Erdoğan yönetimi Cumhur ittifakı ve arkasındaki güçler muhalefeti baskı ve zorbalıkla sindirmek suretiyle bir bakıma çaresizlikten bu yolla bir çare üretmeye yönelmiş görünmektedir.

    “TARİHİN AKIŞINI DEĞİŞTİRMEYE GÜÇLERİ YETMEYECEKTİR”

    Yerlerine Kayyım atanan ve bir bölümü tutuklanan belediye başkanlarına ve onları seçen halkımızla, hakları için mücadele eden işçi sınıfımızla, gerçekleri yazdıkları, dile getirdikleri için tutuklanan, soruşturmaya tabi tutulan gazeteciler, politikacılar, sendikacılar, sanat ve bilim insanlarıyla dayanışma içinde olduğumuzu ilan ediyoruz.

    Gözaltılar ve tutuklamalar son bulmalı; gözaltına alınan ve tutuklanan politikacılar, gazeteciler, bilim ve sanat insanları, belediye başkanları ve görevlileri derhal serbest bırakılmalı, soruşturmalar durdurulmalı ve belediye başkanları görevlerine iade edilmeleridir. İşçi sınıfının örgütlenme, serbest toplu pazarlık ve hak arama yollarının önündeki engeller kaldırılmalı, BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen serbest bırakılmalıdır.

    İlan ederiz ki, ne yaparsa yapsın tek adam yönetimi ve arkasındaki güçler kendi çaresizliklerinde boğulmaktan kurtulamayacaktır. Tarihin akışını değiştirmeye güçleri yetmeyecektir. Bizler kırıntılar halinde olsa da var olan demokratik hak ve özgürlükleri sonuna kadar savunmaktan ve gerçek bir demokrasi ve barışı inşa etme mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz. Ne kayyımları ne de işçi sınıfının hak aramasının önündeki yasakları tanımıyoruz.

    Siyasi parti ve örgütler olarak; ekmek, barış, özgürlük diyen tüm ilerici güçleri gittikçe gericileşen ve otoriterleşen tek adam yönetimine karşı gerçek bir demokrasi, barış ve demokratik bir Türkiye inşa etmek için birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Halfeti’de kayyım protestosunda ortak mesaj: Direnişi büyütelim-VİDEO

    Halfeti’de kayyım protestosunda ortak mesaj: Direnişi büyütelim-VİDEO

    PİRHA- Halfeti’de irade gaspına karşı yapılan kitlesel eylemde konuşan siyasi parti temsilcileri, kayyımları halkın iradesine vurulmuş darbe olarak değerlendirerek, “Birlikte kazanacağız” mesajı verdiler. 

    Urfa’nın Halfeti ilçesinde belediyeye atanan kayyıma karşı protestolar üçüncü gününde devam ediyor. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar ile EHP, TÖP, TİP, EMEP, SMF, SYKP, SODAP, KKP, PİA, Devrimci Parti, ESP, İHD, Alevi Bektaşi Federasyonu, KESK’ten çok sayıda isim, Halfeti Belediyesi’ne atanan kayyıma karşı eylem yapan halkla buluştu.

    Halfeti Belediyesi önünde süren eylemde konuşan Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, kayyım atamalarının yargı kararlarına dayandırılmaya çalışıldığına dikkat çekerek, “Ortada yargı kararı yok. Mehmet Karayılan’ın demokratik siyasete dair yapmış olduğu çalışmalardır. Kayyımın tek bir açıklaması var o da, AKP-MHP iktidarı halkın iradesini gasp ediyor. Direniş gösterenlere selam olsun. Halfeti’ye 4800 oy getirdiler ama yine kaybettiler. Öcalan’a çağrı yapıyorlar, diğer taraftan disiplin cezaları veriyorlar. Demokratik tepkilere müdahale ederek, halkın tepkisini dindiremezsiniz. Türkiye halklarını ortak mücadeleye çağırıyorum” dedi.

    “KÜRT NE YAPSIN?

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “İnkarcı bir iktidarla karşı karşıyayız. Bu iktidar Kürt seçemez diyor, anadilini konuşamaz diyor. Kürt dilini kullanamıyorsa, kendi temsilcilerini seçemiyorsa, iradesine kayyım atanıyorsa, hapse atıyorsa Kürt ne yapsın?” diye konuştu.

    Darbe hukukunu aşan bir süreçle karşı karşıya olduklarının altını çizen Bakırhan, “Kürtler bu coğrafyada demokrasi, adalet, eşitlik, müzakere, diyalog istiyor. Çözüm istemeyenler kayyım atayanlardır. Bir kandırma, yok sayma, inkar politikasıyla karşı karşıyayız. Bizler mücadele edenler olarak siyasi darbe yapan bu iktidarı uyarıyoruz, bu yoldan dönün. Bırakın Halfeti halkı kimi seçmişse o yönetsin. Sıkıştığınız zaman, kayyıma, kolluğa yapışan bir anlayışın sahibisiniz. Kürtler kavga, çatışma istemiyor, çözüm, demokrasi istiyor. Çözüm istiyorsanız, buradayız. Bu kararlar geri alınıncıya kadar mücadele edeceğiz, direneceğiz, alanlarda olacağız” ifadelerine yer verdi.

    “SUSMADAN, DEMOKRATİK ZEMİNDE KARŞI ÇIKMALIYIZ”

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğlulları da, kayyımın gasp ve darbe olduğunu vurgulayarak, “Kayyımın siyasi, polis, saray eliyle seçme ve seçilme hakkının yurttaşın elinde alınmasıdır. Vali ve kaymakamlar eliyle padişahlık dönemi kurmak istiyor. İktidar bir eliyle iç barış dedi, diğer eliyle sopayla vurmaya çalışıyor. Bu anlayışla Türkiye’yi zapturapt altına almak istiyor. Barış istenler kayyım atamaz. Esenyurt’a atanan kayyım rejimini batı illerine taşımaktadırlar. Muhalefetteki belediyeler kayyım tehdidi altındadır. Türkiye’deki bütün siyasi partilere, toplumsal kesimlerin susmadan, demokratik zeminde karşı çıkmadan başka şansımız yoktur. Bizler Halfeti’de iç barıştan bahsedenlere diyoruz ki; tecridi kaldıracak olan sizlersiniz. Tecridi derhal kaldırın” şeklinde konuştu.

    “DİRENENLER OLARAK VAZGEÇMİYORUZ”

    Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar ise, iktidarın kayyım atmasıyla birlikte iktidarını kaybettiğini ilan ettiğini belirterek, “İktidar Kürt halkını kazanımlarından vazgeçmesini bekliyor. Vazgeçmeyeceğiz. Yıllardır inkar politikası izliyorlar. İktidar tanalı, rantı saklamak için beton bariyeler kuruyor. Cumhur ittifakı, Kürt sorunun çözümünde rol çalıyor. Onları rol çalmaya değil Kürt sorunun demokratik çözümünde rol almaya çağırıyoruz. Kayyıma karşı direnenler olarak vazgeçmiyoruz. İşkence bizleri vazgeçiremeyecek. Mücadelemizi büyüteceğiz” diye konuştu.

    Emekçi Hareket Partisi (EHP) Genel Başkanı Hasan Öztürk, Halkevleri Genel Başkanı Nebiye Merttürk, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, Devrimci Parti Genel Başkan Yardımcısı Gamze Taşcı, İnsan ve Özgürlük Partisi (PİA) adına Mehmet Kamaç, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanı Mertcan Titiz, SODAP adına Sevda Akdağ, Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) Sözcüsü Mahir Gürz, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Sözcüsü Satiye Ok, Kurdistan Kominist Partisi (KKP) Genel Başkanı Sinan Çiftyürek, kayyımlara karşı birlikte mücadele vurgusunda bulundu.

    Halfeti Belediyesi Eş Başkanları da dayanışmadan dolayı teşekkür etti.

    PİRHA/HALFETİ

     

  • 2 Eylül Kuruluş Festivali’nde ‘Güncel Siyasal Durum’ paneli-VİDEO

    2 Eylül Kuruluş Festivali’nde ‘Güncel Siyasal Durum’ paneli-VİDEO

    PİRHA – 2 Eylül Kuruluş Festivali kapsamında Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şubesi Cemevi’nde “Güncel Siyasal Durum” paneli yapıldı.

    1 Mayıs Mahallesi’nin kuruluşunun 47. Yılı dolayısıyla 22.’si düzenlenen 2 Eylül Kuruluş Festivali kapsamında Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şubesi Cemevi’nde “Güncel Siyasal Durum” paneli yapıldı.
    Panelde, DEM Parti İstanbul Milletvekili Çiçek Otlu, HDK adına Kürt Siyasetçi Sebahat Tuncel, KÖZ’den Ömer Yıldız, SMF’den Mahir Gürz konuşmacı olarak yer aldı.

    Panel demokrasi ve özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına yapılan saygı duruşu ile başladı. Panelde ilk sözü SMF Temsilcisi Mahir Gürz aldı.

    GÜRZ: ANTİ FAŞİST BİR HAREKET ÖRMELİYİZ

    Konuşmasına 2 Eylül Direnişi’nden yaşamını yitirenleri anarak başlayan Gürz dünyadaki kriz durumunun bir savaş tehdidi yarattığını belirterek, “Bu 3’üncü Dünya savaşı; insanlığı ve parçası olduğu doğayı tehdit eden esas gündemlerden biridir. Buna karşı enternasyonalist hem Türkiye’de hem de Kuzey Kürdistan’da anti-emperyalist, savaş karşıtı bir cephe örmek dönemin başlıca görevlerinden birisi. Bugün Ukrayna, Filistin ve dünyanın farklı bölgelerinde neredeyse 1’inci ve 2’inci Dünya Savaş’ında yaşamını yitiren insanların sayısına tekabül eden bir savaşın içerisindeyiz. Bölgesel savaşlar şeklinde cereyan eden çatışmalar emperyalist bir savaşa dönüşmektedir” diye konuştu.
    Devrimci ve komünist güçlerin sürece müdahale etmemesi sebebiyle sağın yükseliş içerisinde olduğuna vurgu yapan Gürz, “Krizler her zaman devrimlere yol açmaz. Krizler devrimci öznenin müdahalesi olmaz ise faşizmi besler. Faşist iktidarlar 1’inci Dünya Savaşı sonrasında ortaya çıkmıştır. Bugün de aynı tehditlerle karşı karşıyayız. AKP-MHP faşist iktidarı da bu emperyalist savaşta hem enternasyonal hem bölgesel alanda stratejik olarak yer almaya çalışıyor. Devrimci, demokratik güçlerin önünde önemli bir görev duruyor. Anti-emperyalist, anti-faşist bir hareket örmeliyiz” ifadelerini kullandı.

    OTLU: ÖNÜMÜZ ZORLU AMA DİRENENLER VAR

    Filistin’de ve Ukrayna’da yaşanan savaşlara değinen Otlu, “Baktığımızda bütün emperyalistler 3’üncü Dünya savaşına göre konumlanıyor. ABD, Rusya, Çin büyük savunma bütçeleri oluşturuyor. Bu devletlerin bu mevzilenişinde Ortadoğu ve Doğu Akdeniz çok önemli bir yerde duruyor. Bir savunma bütçesi hazırlarken yeni faşist dalganın yükselmesi için bütün olanakları sağlıyorlar. Bütün dizaynları faşizmin yükselmesi; emekçilerin, ezilenlerin hiçbir hak almaması için. Göçmenlere LGBTİ+’lara düşmanlık yükseltirken işçi sınıfına, emekçilere hiçbir hak vermeyeceklerini ifade ediyorlar. 2’nci Dünya Savaşı sonrası Sovyetler’de gerçekleşen devrimden çıkardıkları derslerle işçi sınıfının bir direnişi olmaması için mücadele ediyorlar” şeklinde belirtti.
    AKP-MHP iktidarının hegemonya kurmaya çalıştığını ifade eden Otlu, “Kendileri açısından en önemli yer Ortadoğu; Mısırda Sisi’yle barış yaptı, İran’la Irak’la görüşmeler yapıyor. Esad’la barışmaya çalışıyor. Irak’ta politik suikastları arttırıyorlar. Herhangi bir savaşta Rojava’daki gibi yeni devrimler oluşacağını düşünüyor. Türkiye direniyor, Kürdistan 4 parçada direniyor, kadınlar direniyor. Her gün 8 kadın katlediliyor. Savaş siyaseti cinayeti, katliamları örgütlüyor. Bu savaş siyasetinin karşısında birleşik bir mücadele örmeliyiz. Kürt diline saldırması, kadınlara, işçi sınıfına saldırması boşuna değil. Önümüz zorlu ama direnenler var” sözlerini kullandı.

    YILDIZ: SAVAŞIN MUHATABI BARIŞIN DA MUHATABIDIR

    Köz Temsilcisi Ömer Yıldız ise şunları söyledi:
    “Savaşa girmeye cesaret edemiyorlar. Bu bir barış zemininin oluşacağı anlamına gelmiyor. 3. Dünya savaşı konuşulurken yükselen sağ ve yükselen sol dikkat çekiyor. Baktığımızda yerel seçimlerden sonra millet ittifakı toparlandı. Altılı masayı toparladı. 1 Eylül yaklaşırken Türk siyasetinde herkes birbiriyle barışmak istiyor. Erdoğan ABD ile barışmak istiyor. Özgür Özel Kılıçdaroğlu ile barışmak istiyor.”
    Yıldız, “Savaşın muhatabı barışın da muhatabıdır” diyerek sözlerini noktaladı.

    TUNCEL: ÇARESİZ DEĞİLİZ

    HDK adına konuşan Sabahat Tuncel sözlerine cezaevindeki arkadaşlarımın selamını ileterek başladı. dedi. Bu bir borç cezaevinden çıkarken hep selamlarımızı iletin dediler ben de siz sormadınız ama selamlarını iletmek istiyorum’’ dedi. Tuncel sözlerine şöyle devam etti:
    “Bu festivalin sivil bir festival olması çok önemli. Bir araya gelmek hem kültürel şeyleri hem sorunları konuşmak çok önemli umarım sadece 1 Mayıs’la ya da 1 Eylül’le sınırlı kalmaz. Bizi birbirimize ulaştıracak şeylere ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Çok zorlu bir süreçten geçiyoruz bu süreci ancak dayanışarak birlikte zayıflatabiliriz. Medya tamamen iktidarın tekelinde muhalif gazetecilerin üzerinde çok büyük bir baskı var daha geçen gün Süleymaniye’de iki kadın gazeteci katledildi onları da rahmetle anıyorum.

    “ERDOĞAN VE ARKADAŞLARININ PLANI, ÇÖKTÜRME SİYASETİ”

    Onların planı çöktürme siyaseti. Tayyip Erdoğan ve arkadaşları 2. Cumhuriyeti kurmak isterken Kürtsüz, kadınsız, Alevisiz bir rejim kurmak istiyor. Bu ülkede hiç Kürt sorunu yokmuş gibi dikkate dahi almıyor. Bu ülkede ırkçılık açlık sorunu yokmuş gibi. 2011’den bu yana Kürtleri hapsetti partisini kapatmaya çalıştı. Düşüncenin engellenmesi Anayasanın askıya alınması parlamentonun askıya alınması hepsi AKP’nin yürüttüğü savaş politikasının izleridir. Buradan çıkmanın yolu kahraman aramak değil buna karşı çıkmak. Topluma dayatılan bu zorbalıktan nasıl çıkacağızdır asıl mesele. Şimdi tek adam rejimiyle Türkiye’yi karanlığa sürükleyen keyfi uygulamaları nasıl ortadan kaldıracağımızı düşünmeliyiz. Çaresiz değiliz. AKP kendince bu politikaları devreye sokuyor bizde direniyoruz. Daha dün mahkeme salonlarında direniyorduk bugün sokaklarda direniyoruz buradayız. Sonuçta bir direniş var faşizme teslim olmamak ve bu bir irade ve biz bu iradeyi büyütmek zorundayız.

    “ERKEKLİK SORUNUNU TARTIŞMAYA AÇMAMIZ GEREKİYOR”

    Kürt kadınları olarak biz çok zorlu süreçlerden geçtik ama önemli şeyler de elde ettik. Çok büyük bedellere rağmen önemli kazanımlar elde etik. Ak parti buna saldırıyor. Bütün bunlar özünde aslında kadın özgürlük mücadelesinden korktukları için. Son dönemlerde hep kadınlar katlediliyor kadın şiddete maruz kalıyor ama sadece bu da değil erkekler yanındaki çocuklarını da öldürerek kendilerini yok ediyor. Erkeklik sorununu tartışmaya açmamız gerekiyor kadını değil. Bunun altını çizmek istiyorum çünkü asıl devrim budur. Yapmamız gereken şey faşizme karşı örgütlü mücadeleyi büyütmektir.
    Panel, soru cevapla son buldu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Dersim’de kayyıma tepki nöbet 3. gününde: Kayyımlar bir darbedir, irade gaspıdır-VİDEO

    Dersim’de kayyıma tepki nöbet 3. gününde: Kayyımlar bir darbedir, irade gaspıdır-VİDEO

    PİRHA-Hakkâri Belediyesi’ne kayyım atanmasına tepki göstermek için Dersim’deki nöbet 3. gününde devam etti. Dersim Belediyesi Eş Başkanı Birsen Orhan, “Bizleri kayyımla tehdit edenlere, belediyelerimizin önünde cevap olmaya devam edeceğiz” dedi. DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete de “Mazbatasını almış, halkla ikrarlaşmış, Hakkâri coğrafyasıyla beraber kenti yöneteceklerine dair toplumla rızalaşmışlardır. Kayyımlar bir darbedir, irade gaspıdır” diye konuştu. 

    Hakkâri Belediye Eş Başkanı Mehmet Sıdık Akış’ın gözaltına alınması ve belediyeye kayyım atanmasının ardından Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partili (DEM Parti) belediyelerdeki nöbet 3. gününde devam etti.

    Hakkâri Belediyesi’ne kayyım atanmasına tepki göstermek için Dersim’de başlayan nöbet eylemine Dersim Belediyesi Eş Başkanları Cevdet Konak ve Birsen Orhan, DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, Dersim’deki siyasi parti ile sivil toplum örgütlerinin temsilcileri katıldı.

    “BELEDİYELER HALKINDIR, DOKUNMANIZA MÜSAADE ETMEYECEĞİZ”

    Belediyelerin halkın olduğunu vurgulayan Dersim Belediyesi Eş Başkanı Birsen Orhan, “Bizleri kayyımla tehdit edenlere, belediyelerimizin önünde cevap olmaya devam edeceğiz. Hakkâri Belediyesi halkındır, dokunmanıza müsaade etmeyeceğiz” dedi.

    “KAYYIMLAR BİR DARBEDİR, İRADE GASPIDIR”

    Halkın iradesinin gasp edildiğini söyleyen DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, “Alevi inancında, irade politik bir yöntemdir. Kendi yasalarını kendisi çiğneyen bir sistemle karşı karşıyayız. Anayasanın 38. maddesi masumiyet karinesi ile ilgilidir. Mahkeme tarafından suçu tespit edilene kadar her can suçsuzdur. Bizler bunu asla kabul etmiyoruz, rıza göstermiyoruz. Mehmet Sıddık canımız yasal süreci tamamlamış Yüksek Seçim Kurulu’na başvurmuştur, kabul edilmiş ve seçimlere katılmıştır. Mazbatasını almış, halkla ikrarlaşmış Hakkâri coğrafyasıyla beraber kenti yöneteceklerine dair toplumla rızalaşmışlardır. Kayyımlar bir darbedir, irade gaspıdır” diye konuştu.

    “KAYYIM GİDECEK, KAZANAN HALKLAR OLACAK”

    Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) adına konuşan SMF üyesi Hıdır Yıldız ise konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Yine bir baskıyla ve zulümle karşı karşıyayız. Hakkâri halkının iradesini gasp etmeye çalışıyorlar. Atadığı kayyımlara günlerdir direnen Hakkâri hakkına baskı, zülüm ve işkence uygulanıyor. Bizler biliyoruz onlar baskıyı, zulümü, işkenceyi ve talanı meslek edinmişlerdir. Bizler de Sosyalist Meclisler Federasyonu olarak bulunduğumuz tüm alanlarda, Kürt halkına baskı, zulüm, inkar ve seçilmişlere yönelik her türlü baskıya karşı burada Kürt halkıyla birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz. Kayyımlar gidecek, kazanan direnen halklar olacaktır.”

    PİRHA/DERSİM

  • Hozat İttifak adayı Attila Bulut: ‘İnanç ve kültürümüzü yaşatmak için çalışacağız’ -VİDEO

    Hozat İttifak adayı Attila Bulut: ‘İnanç ve kültürümüzü yaşatmak için çalışacağız’ -VİDEO

    PİRHA- Hozat İttifakı Belediye Başkan Adayı Attila Bulut ilçedeki göç, anadil, inanç ve kültür sorunlarına değinerek “Burada yok edilmeye çalışılan inanç ve dilimizin tekrar geri yaşatılması büyük önem taşıyor. Bununla beraber köylerimizi yeniden yaşama açarsak hem köy kooperatifleri kuracağız hem de üretim alanında istihdam yaratarak gençlerimizin burada yaşamasını sağlayacağız”dedi.

    H0zat, Dersim’in hemen her bölgesi gibi türlü sorunlarla boğuşan en eski yerleşim yerlerinden biri. Dersim’in her dönemde genel sorunlarından biri olan göç, Hozat’ta hem yaşam dinamiğini ve enerjisini köreltiyor hem dil, inanç, kültür bağlamında bir erozyon yaratıyor hem de köylerde bacası tüten evleri oldukça azaltmış durumda.

    İlçede yaşama tutunmaya çalışanları da başta işsizlik olmak üzere pek çok sorun olumsuz etkiliyor. Su kaynaklarının yetersizliği, varolan kaynakların da çöp ve çevresel sorunlar yüzünden kirletilmesi de esaslı sorunlardan biri. Bir diğer sorun da konutların yetersizliği, kiraların yüksekliği ve mevcut konutların da eski yapılar olmasından kaynaklı olarak özellikle deprem riskine karşı yenilenme ihtiyacı.

    31 Mart Yerel Seçimlerine iki hafta kala adaylık yarışları hız kazanırken, ilçede sokaktaki insanların yüzlerine de bir beklentisizlik, ümitsizlik havası çökmüş durumda.

    HOZAT İTTİFAKI ADAYI BİR EĞİTİM EMEKÇİSİ ATTİLA BULUT

    Dersim merkez, ilçeler ve bir beldede ittifak olarak seçime giren DEM Parti, SMF (Sosyalist Meclisler Federasyonu), Emeğin Partisi (EMEP) ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) ortak adayı olarak, SMF kontenjanından yarışan ve TİP amblemiyle seçime girecek olan Hozat Belediyesi Başkan Adayı Attila Bulut, PİRHA’ya Hozat’ın sorunlarını ve buna dönük çözüm önerilerini anlattı.

    1979 Hozat, Boydaş (Samoşi) köyü doğumlu olan Attila Bulut, Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi mezunu, Munzur Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi dalında yüksek lisans yapmış. Hozat Halk Eğitim Müdürlüğü görevinde de bulunmuş bir eğitim emekçisi.

    “HOZAT 38’DEN BERİ SİSTEMATİK BİR GÖÇE TABİ TUTULUYOR”

    1938’de yaşanan katliam sonrası sürgün edilen nüfusun büyük bir kısmı geri döndüğünü ancak 70’li yıllardan itibaren sistematik bir şekilde tekrar göçe tabi tutulduğuna vurgu yapan Bulut, Hozat’ın en önemli sorunlarının başında göç meselesinin geldiğini belirterek, bu konuda şunları söyledi:

    “Bundan dolayın öncelikle Hozat’ın 30 yıldır, 94 göçünden sonra boş kalan köylerin insanlarının geri döndürülmesi, insanların tekrar burada yaşamaya başlaması gerekir. Burada yok edilmeye çalışılan inanç ve dilimizin tekrar geri yaşatılması anlamında büyük önem taşımaktadır. Bununla beraber köylerimizi yeniden yaşama açarsak hem köy kooperatifleri kuracağız hem de üretim alanında istihdam yaratarak gençlerimizin burada yaşamasını sağlayacağız.”

    “ANADİLİMİZ 94 GÖÇLERİNDEN SONRA HAYATTAN ÇEKİLDİ”

    Özellikle 1993-94 köy boşaltmalarından sonra anadillerinin günlük hayatlarından çekildiğini oysa o zamana kadar köylerde günlük hayatta çok yoğun bir şekilde kullanıldığının altını çizen Bulut, “1994 göçlerinden sonra günlük hayattan çekilen dilimiz yok olmayla karşı karşıya. Yerel yönetimlerle beraber biz burada açacağımız kültür merkezi içerisinde dili tekrar günlük hayatta çocuklarımızın ve gençlerimizin kullanabileceği bir noktaya getireceğiz. Zazaca (Kırmancki) korolar, tiyatrolar ve masal anlatımlarının yanı sıra, büyüklerimize bu dili tekrar yeniden konuşturarak, kayıt altına alarak dilin sürekliliğini sağlamaya çalışacağız” dedi.

    “İNANCIMIZ KONUSUNDA GERİYE DÖNÜŞÜ ÇOK ZOR BİR NOKTADAYIZ”

    İnanç konusunda ilçede geç kalınmış bir ortamın yaşanmakta olduğuna işaret eden Bulut, “İnançlar noktasında ağır bir tahribat yaşanmış. Geriye dönüşü çok zor olan bir noktadayız. Bu sorunun gerçek muhatapları ve halkımızla beraber, gençlerimizin istekleri doğrultusunda, hem akademik anlamda hem de geçmişten getirilen birikimler anlamında araştırılması ve bunun çalıştaylarla halkla beraber ortaya konulması gerekir” değerlendirmesinde bulundu.

    “KONUT VE ÇEVRE SORUNLARINI İTTİFAK GÜÇLERİMİZLE BİRLİKTE ÇÖZECEĞİZ”

    Göç, anadil ve inanç başlıklarını birincil sorun olarak belirten Attila Bulut, ilçenin diğer iki büyük sorunu olarak gördüğü konut ve çevre sorunlarıyla ilgili şunları aktardı:

    “İlçemizin en büyük sorunlarından bir tanesi şu anda konut sorunudur. Biliyoruz ki ilimiz yoğun bir deprem fay hattı içerisinde bulunmakta ve uzun yıllardan beri burada sağlam yapılar yapılmamaktadır.  İlçemizi incelediğimiz zaman konut stoğunun çok kötü bir durumda olduğunu net bir şekilde görüyoruz. Bu anlamda hem depreme hazırlık hem de riskleri azaltma noktasında belediyenin mutlaka konut meselesine el atması gerekiyor.

    Bunun dışında ilçemizde çevre sorunları da çok yoğun bir şekilde yaşanmaktadır. Kozkozluca köyümüz ve Aliboğazı mevkii İliç’le sınır noktasında bulunmaktadır. Oradaki çevre sorunlarından şu anda ilçemiz de çok yoğun bir şekilde etkilenmektedir. Dolayısıyla burada açılmaya ve devam ettirilmeye çalışılan maden sahalarına karşı toplu bir şekilde mücadele etmemiz noktasında yerel yönetimlere çok büyük bir rol düşmektedir. Bu açıdan biz de yerel yönetimlerde belediyeyi kazandığımız zaman ittifak güçlerimizle beraber bu işte üzerimize düşeni yapacağız.

    “ÇÖPLERİMİZ KEBAN BARAJINA KADAR BÜTÜN SU HAVZASINI ZEHİRLİYOR”

    Hozat, uzun zamandan beri merkezi yönetimden hiçbir şekilde destek almamaktadır. Şu an Hozat’ın çöpleri vahşi depolama alanı dediğimiz bir alana, buradan da Hozat Deresi mevkiine dökülmekte ve direkt suya karışmaktadır. Hozat’tan Keban Barajı’na kadar olan bütün su havzasını zehirliyor. Bunun önlemini çok acil bir şekilde almamız gerekiyor. Eğer burada katı atık ve arıtma tesisleri yapılmazsa bu çöp depolama alanları hızlı bir şekilde çözüme kavuşturulmazsa, biz yıllar boyunca kendi derelerimizi, sularımızı kendi ellerimizle kirletmiş olacağız. Bunlarla ilgili çok acil bir şekilde projelendirmeler yapıp hem çöp alanında hem de atık su alanında çözümler bulmak zorundayız.”

    “İLÇEMİZE TURİST ÇEKMEMİZ LAZIM”

    Hozat’ın Kemaliye, Harput ve Ovacık gibi turizm kentlerinin yol güzergahı üzerinde bulunduğunu ve bunu avantaja çevirmeleri gerektiğini ifade eden Bulut, “Bundan dolayı bu yol güzergahı üzerinde olan ilçemize turistleri çekmemiz ve bunun dışarıya bir tanıtımını yapmamız gerekiyor. Bu tanıtımı da ilçemizde bulunan kiliseler, tarihi çeşmeler, köprüler ve eski hamamlar, eski evlerimiz noktasında gelişmeler sağlayarak yapabiliriz. Bunun haricinde ilçemizde tarihi ve yöresel dokumalar ile yemek kültürümüz çok farklı bir noktada. Biz bunların tanıtımını yaptığımız zaman aslında çok yoğun bir şekilde ilçemize turist çekebilir” değerlendirmesinde bulundu.

    “KADINLAR EVLERİNE KAPANMIŞ, YAŞLILAR İSE YALNIZ KALMIŞ DURUMDA”

    Yüksek lisansını yetişkin eğitimi (eğitim çağı dışına çıkmış insanlar) üzerine yaptığını ve bu konuda tez yazdığını söyleyen Bulut, kadınlar ve yaşlılarla ilgili çözümlerini şöyle anlattı:

    “İlçemizde herhangi bir istihdam alanı bulunmadığı için çok yoğun bir işsizlik bulunmaktadır. Bu işsizliğin en acı tarafını da kadınlar yaşamaktadır evlerde. Çünkü ilçemizde istihdam hayatına, çalışma hayatına girmeyen kadınlar tamamen eve kapanmış durumda. Burada üretimi tekrar canlandırırsak kadınlar da tekrar günlük hayatın içerisine girmiş olurlar. Kadınlarımızı mutlaka üretimin içerisine çekmemiz gerekiyor.

    Hozat’ta yaşanan yoğun göç sürecinden sonra evlerimizde lise öğrencilerimiz haricinde neredeyse genç bulmak mümkün değil. Yaşlılarımız burada soğuk evlerde kendi başlarına yaşamak durumunda kaldılar. Buna en kısa zamanda bir çözüm bulmamız gerekiyor. Yapacağımız yaşlı bakım evleri, onları destekleyecek, ısınma sorunu olmayan sosyal konutların içerisinde barındırabilecek ve onların her türlü öz bakımlarını giderebilecek çalışmalar yapmamız gerekiyor. Bu noktada da hazırlıklarımızı yapmışız.”

    “BÜTÜN SORUNLARI HALKIMIZ VE İTTİFAK GÜÇLERİMİZLE BİRLİKTE ÇÖZECEĞİZ”

    Hozat’ın tarihi, kültürel ve siyasal sorunlarını bilen biri olarak, her soruna karşı çözüm önerisini önceden tasarlamış ve hazırlamış bir başkan adayı olduğunu vurgulayan Hozat Belediye Başkan adayı Attila bulut, son olarak şunları kaydetti:

    “Çözüm önerilerimizi en kısa sürede hayata geçireceğimizi biliyoruz. Çünkü biz ilçemizin sorunlarına hakimiz. Bu ilçede doğduk. Bu ilçede okuduk, bu ilçede büyüdük ve bu ilçenin her sorununa, her alanda sağlam bir şekilde, sağlam bir kafayla ve bunları nasıl çözeceğimizle ilgili bilgi birikimi ve ekibe de sahibiz.

    Geçmiş dönemlerde yapılan festivallerde dahi sunucumuzu ve bütün sanatçılarımızı dışarıdan getiren, burada bir tiyatro ekibi oluşturmayı beceremeyen, gençlerle ilgili herhangi bir folklor çalışması dahi yapamayan çalışmalardan ve yerel yönetimlerden farklı olarak kendi gücümüze, kendi birikimimize ve kendi altyapımıza güvenerek bütün sorunlarımızı halkımız ve ittifak güçlerimizle birlikte çözeceğiz.

    Hozat ittifakında altı tane kurum ve partiyle birlikte hareket ettik ve bu ittifakı oluşturduk. Bu partilerin ve bu kurumların tarihsel süreç içerisinde burada ödediği bedeller ve oluşturduğu birikimler var. Bundan dolayı Hozat halkını temsil edebilecek ve geçmişi geleceğe taşıyacak bu ittifak güçleridir. Bundan dolayı Hozat halkının bize oy vermesini istiyoruz.”

    Eyüp HANOĞLU-Nuray ATMACA/DERSİM

     

  • Ovacık’ın ittifak adayı Tekinoğlu: Kooperatifler üzerinden istihdam sağlayacağız -VİDEO

    Ovacık’ın ittifak adayı Tekinoğlu: Kooperatifler üzerinden istihdam sağlayacağız -VİDEO

    PİRHA-Ovacık Belediyesi Başkan Adayı Hüseyin Tekinoğlu, PİRHA’ya Ovacık’ın sorunlarını ve buna dönük çözüm önerilerini anlattı. Tekinoğlu, Ovacık’ın temel sorunlarını bildiklerini ve buna göre çözüm üreteceklerini söyledi. Çok büyük bir park ve kapalı otopark yapmayı düşündüklerini belirten Tekinoğlu, ilçede kooperatifler üzerinden istihdam sağlayacaklarını kaydetti. 

    Ovacık, Dersim’in yıldızı parlayan ilçesi olarak doğal güzellikleriyle popüler ve yılda onbinlerce turisti ağırlayan bir yer olsa da aynı zamanda birçok sorunla boğuşuyor. Yolları ve yetersiz turizm altyapısı ile giderek rağbet gören turizm talebine yanıt veremeyen ilçenin halkı hem yaz aylarında sayısı çok fazla artan turistlerden şikayetçi hem de bu turizm potansiyeli henüz yarattığı yüke ve doğada yarattığı tahribata oranla küçük bir istihdam potansiyeli dışında ilçeye ciddi bir katkı sağlamıyor. İlçeye gelen turistlere seçenekler sunacak bir organizasyon ve rehberlik hizmeti yok.

    Dünyanın en temiz içme sularına sahip nadir bölgelerden biri olan Ovacık’ta musluklardan su içilemiyor. Yapımına başlanan ve yüksek maliyetlerle tamamlanması beklenen arıtma tesisi henüz faaliyete geçmediği için Munzur Gözeleri’nden başlayarak birçok köy ve ilçe merkezinin lağımları Munzur Suyu’na akıyor. Ovacık’ta üretilen tarım ve hayvancılık ürünleri her ne kadar revaçta olsa da su içinde yüzen ilçede sulama altyapısı yetersiz olduğu için tarıma elverişli alanların çoğu hala ekilemiyor ve yine altyapı ve devlet desteğinin yetersiz oluşundan dolayı hayvancılık yeterince gelişemiyor.

    31 Mart Yerel Seçimlerine yaklaşık iki hafta kala adayların yarışı da kızışıyor. Dersim merkez, ilçeler ve bir beldede ittifak olarak seçime giren DEM Parti, SMF (Sosyalist Meclisler Federasyonu), Emeğin Partisi (EMEP) ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) ortak adayı olarak, SMF kontenjanından yarışan ve EMEP amblemiyle seçime girecek olan Ovacık Belediyesi Başkan Adayı Hüseyin Tekinoğlu, PİRHA’ya Ovacık’ın sorunlarını ve buna dönük çözüm önerilerini anlattı.

    “SEÇİM ÇALIŞMALARINDA ANA DİLİMİ GELİŞTİRİYORUM”

    1968 Ovacık Arslandoğmuş (Çırpazin) köyü doğumlu Hüseyin Tekinoğlu, üç mahalle ve yaklaşık 1830 evin olduğu Ovacık’ta bu evlerin yaklaşık 1500’ünün kullanılabilir durumda olduğunu belirtti.

    Seçim çalışmalarında yaşlı kadınlarla ana dili olan Kırmancki (Zazaca) konuştuğunu ve bu sayede daha fazla pratik yaptığını ifade eden Tekinoğlu, “Ana dil konusundaki duyarlılığımızı zaten seçim bildirgemizde yazmışız. Ana dil ile ilgili eğitim vereceğiz. Ana dilimizi daha da yaygınlaştıracağız. Gittiğimiz evlerde kadınların  tamamı, yaşlılarımızın tamamı Türkçe konuşmuyor. Bizimle Kırmancki konuşuyorlar. Biz de o yaşlı kadınlarla beraber sohbet ediyoruz ve seçimler üzerinden ana dilimizi daha fazla öğrenmiş olduk” dedi.

    “DEVRİMCİLER İLÇENİN TEMEL SORUNLARINI BİLİYOR”

    Devrimcilerin ilçenin temel sorunlarını bildiklerini, burada yaşayarak da gördüklerini vurgulayan Tekinoğlu, “Evleri gezerken, mahallelere giderken buradaki sorunları görüyoruz. İlçemizin ilk mahallesi olan Camgöz Mahallesi’nde halen kanalizasyon olmadığını öğrenmiş oluyoruz. Bir de 94 Mahallesi’nin bir parçası olarak yeni bir mahalle daha oluştu. Orada da halen birçok evde kanalizasyon yok. Onlar kuyu kullanıyorlar. TOKİ’deki kanalizasyon problem. Ana artere bağlanmadığı için yaz boyu sürekli doluyor ve vidanjörle gidip çekiyorlar” dedi ve bunların başlı başına ciddi sorunlar olduğuna dikkat çekti.

    “ÇOK BÜYÜK BİR PARK YAPMAK İSTİYORUZ”

    Tekinoğlu, Ovacık’ın sorunları ve bunlara dair çözüm önerilerini şöyle sıraladı:

    “Yaşlılarımızın, çocuklarımızın, gençlerimizin ortak hareket edeceği bir alanımız yok. Parça parça birkaç tane çocuk parkı var ama küçük ölçekli. Mesela benim yaş grubumun çocukluk anıları vardır. Yani oturup çocukken şunu yaptık, bunu yaptık diye sohbet ederiz. Şimdi gençlerimizin çocukluk anıları yok. Çünkü beraber hareket etmiyorlar, beraber oturmuyorlar. Biz çocuklarımızın bisiklete binebileceği, oyun oynayabileceği, yaşlılarımızı kahveden çıkarabileceğimiz, hele hele kadınlarımızı dört duvar arasından çıkaracak çözümler düşünüyoruz. Bu konuda çok duyarlıyız. Sadece oturma alanı değil, aynı zamanda sanatsal bölümü de dahil ederek çok büyük bir park yapmak istiyoruz.

    “KAPALI OTOPARK YAPMAYI DÜŞÜNÜYORUZ”

    İlçemizin temel sorunlarından biri de şu: Kışın burada çok fazla kar yağar. Biz her sabah kalkarız, aracın üzerini sileriz, karı atarız. O soğukta 15-20 dakika arabanın çalışması gerekiyor ki camın buzu gitsin. Dolayısıyla bir kapalı otopark düşünüyoruz.

    “KOOPERATİFLER ÜZERİNDEN İSTİHDAM SAĞLAYACAĞIZ”

    İki tane kooperatifimiz var. Biri kadın kooperatifi, biri de 94 Mahallesi Kalkınma Kooperatifi var. Ev gezilerimizin tamamında görüyoruz ki insanlar ekonomik olarak rahatsızlar. Yani mutlaka iş istiyorlar. Tabii ki belediyeler istihdam alanı değil. Eğer bir insanı belediyeye almak istiyorsanız ya birinin emekli olması gerekiyor ya İçişleri Bakanı size özel bir kadro açacak veya nüfus artacak. Ama biz sosyalistler, devrimciler istihdamı nasıl sağlarız? Yeni kooperatifleri genişleterek, büyüterek yani mevcuttaki kooperatifler üzerinden başka bir alan açmak. Tabii ki bunları Ovacık kadınlarıyla bir araya gelip sohbet edeceğiz. Hangi alanda başarılı olabiliyorsak o alanı açacağız. İstihdamı bu şekilde yapmaya çalışacağız.

    “BÜTÜN CANLILARIN ORTAK YAŞAM KOŞULLARINI SAĞLAMAK ZORUNDAYIZ”

    Çevre, ekoloji; bunlar sosyalistlerin vazgeçilmezi. Ovacık sınırları içerisinde bütün canlıların ortak yaşam koşullarını oluşturmak zorundayız. Mesele sokakta yaşayan canlarımız var. Evet, Ovacık halkı biraz duyarlı bu konuda ve ilgileniyorlar. Ama şu var ki sabah erken kalkarsanız bir gün, bu köpekler aç ve soğuktan dolayı gergin oluyorlar, dolayısıyla saldırıyorlar. Geçen ay dört vaka yaşandı. Biz bunların barınabileceği bir ortak yaşam alanı yaratacağız. Onlar o alanda yaşayacaklar.”

    “KADINLARI EVLERDEN, YAŞLILARI KAHVEHANELERDEN ÇIKARACAĞIZ”

    Ovacık’ta ekonomiyi nasıl geliştireceklerine kafa yorduklarını, tarım ve hayvancılığı geliştirerek ekonomik sıkıntıları giderebileceklerine inandıklarını belirten Tekinoğlu, kadınlar ve yaşlılarla ilgili önerilerini şöyle ifade etti:

    “Kadınlarımız bu ilçede diğer illere nazaran özgür ama daha fazla özgür olsunlar istiyoruz. Yani biz ne kadar dışarıdaysak kadınlarımız da o kadar dışarıda olsun. Bir kadın erkeğin eline bakmamalı. Ekonomik olarak onun da canlanması gerekiyor. Bu bağlamda kooperatiflerin var olma sebeplerinden biri de bu.

    Yaşlılarımız oturup sohbet etmeyi seviyorlar ama kahvehaneye gittikleri zaman oyun oynuyorlar. Yanına gidip ‘amca ne yapıyorsun’ diyorsun, oyun oynadıkları için gençlere ve kendilerine zaman ayıramıyorlar. Dolayısıyla eğer biz bunları kahvehanelerden çıkarırsak, alanlarda oturma fırsatı verirsek o geçmiş kültürümüz de canlanmış olacak.”

    “ANADİLİMİZ İÇİN BELEDİYE BÜNYESİNDE DERS VERECEĞİZ”

    Ovacık Belediyesi Başkan Adayı Hüseyin Tekinoğlu, ana dillerinde konuşamadıklarını, çarşıda, pazarda sürekli Türkçe konuştuklarını belirterek, “Eve gittiğimizde de çocuklarımızla, eşimizle konuşuyoruz. Ana dilimizi konuşmadığımız için zamanla unutulmaya başlıyor. Pratiği yok. Biz bu pratiği halkımıza sevdireceğiz. Türkçeyle bir espri yaparsın ama bu kadar espritüel gelmez. iBizim dilimizle bir espri yaptığın zaman daha tatlı geliyor, daha hoş oluyor. Dolayısıyla ana dilimizi mutlaka çoğaltmamız, güncel hale getirmemiz gerekiyor. Belediye bünyesinde ana dil dersi vereceğiz” dedi.

    “TURİZMDEKİ BU BAŞIBOŞLUĞU TASVİP ETMİYORUZ”

    Tekinoğlu, insanların piknik yapabileceği, oturabileceği veya kamp kurabileceği bir alan oluşturulması gerektiğini ifade ederek, “Herkes istediği her yerde çok rahat hareket etmemeli. Böyle bir başıboşluğu tasvip etmiyoruz. Su kenarındaki işletmelerin çok kontrolsüz bir şekilde açılmaları doğamız için zarar verici. Rehberlerin oluşması gerekiyor. İnsanlar dışarıdan gözelere geliyorlar, geri otobüse biniyorlar, haydi bakalım pikniğe. Dolayısıyla biz bu rehberler öncülüğünde bu turizm sektörünü biraz daha canlandırabilirsek daha iyi olacak” diye konuştu.

    “OVACIK HALKI BANA NİYE OY VERSİN?”

    “Ovacık halkı niye bana versin?” diye soran Tekinoğlu, “Ben 18 yaşında sosyalist gelenekle tanıştım. O süreçten bu sürece sosyalist gelenekten vazgeçmedim. Halkın arasındaki çelişkilere dahil olduğum süreçler var. Bir de ailemizin burada köklü olmasından kaynaklı babamızın burada insanları çok sıkı ilişkilerinin olması, artı devrimci duruşum” diye belirtti.

    “BİZ BURADA DEVRİMCİ BİR PROGRAM UYGULAYACAĞIZ”

    İttifak kurmanın önemini vurgulayan Tekinoğlu şöyle devam etti:

    “Bugünkü süreç, ittifakların olduğu bir süreç. Mutlulukla bunu söylüyorum. Umarız ki bu ittifaklar devam eder, sadece ittifak olarak kalmaz. Bir devrimci parti çatısı altında birleşilir, bu ilçenin devrimcileri bir arada olur. 2014 yılında burada devrimci kurumlar birbiriyle yarıştı. Her seçimde biz devrimci partiler burada birbirimizle yarışıyoruz. Şimdi ittifak oldu ve ittifak yani bu dört kurum kendi oylarını korumuş olursa biz kazanıyoruz.

    Biz burada devrimci program uygulayacağız, yani işçinin, köylünün, emekçinin haklarını savunacağız. Bizim bir defa şeffaf, dürüst belediyecilik yapacağımız kesin. Bu bağlamda bize oy vermeliler. Biz gidip ihaleye, ranta, iş adamlarına, şunlara, bunlara belediyemizin gelirlerini peşkeş çekmeyeceğiz.

    Depremle ilgili, bu alandaki bilim adamlarıyla berber hareket edeceğiz ama mutlaka ilçemizi bu deprem belasından korumamız gerekiyor. Sosyalistler dikey yapıyı savunmazlar, istemezler zaten. Dikey yapı sosyal ilişkileri zayıflatıyor. Bence bu ilçede 5-6 kat imarına izin verilmemeli. Tamamı iki kat olmalı. Her insanın dediğini yapan bir belediye olmayacağız. Yani bir kural var, o kurala uymamız gerekiyor.”

    Eyüp HANOĞLU/Nuray ATMACA-DERSİM

     

  • Dersim İttifakı seçim bildirgesini açıkladı: Yerinde ve yeniden yönetim -VİDEO

    Dersim İttifakı seçim bildirgesini açıkladı: Yerinde ve yeniden yönetim -VİDEO

    PİRHA- DEM Parti amblemi altında seçime girecek olan Dersim İttifakı, kentin sorunlarına dair 22 maddelik seçim bildirgesi açıkladı. Bildirgede, deprem riskinden, ekolojik yıkıma, göçten insansızlaştırmaya ve asimilasyon politikalarına kadar birçok başlığa yer verildi.

    31 Mart Yerel Seçimleri için geri sayım başlarken, Dersim’i birlikte yönetmek için kurulan Dersim İttifakı, 22 maddelik seçim bildirgesini açıkladı.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Türkiye İşçi Partisi (TİP), Emek Partisi (EMEP), Emek ve Özgürlük Cephesi (EÖC) ile Partizan’ın bir araya gelerek oluşturduğu Dersim İttifakı’nın seçim bildirgesini, ittifak temsilcilerinin katılımıyla Dersim Belediyesi Eş Başkan adayları Birsen Orhan ve Cevdet Konak okudular.

    Bildirge, deprem riskinden, ekolojik yıkıma, göçten insansızlaştırmaya ve asimilasyon politikalarına kadar birçok başlık altında kentin uzun süredir devam eden sorunlarını ve bunlara dair çözüm önerilerini içeriyor.

    “31 MART SEÇİMLERİNE DERSİM’İ İNSANSIZLAŞTIRMA POLİTİKALARIYLA GİRİYORUZ”

    31 Mart Yerel Seçimlerine savaş, şiddet, işsizlik, sonu gelmeyen zamlar, yoksulluk, bir grubun zenginliği için talan edilen doğa sonucunda ortaya çıkan afetler, göç ve Dersim’i insansızlaştırma politikalarıyla girildiği belirtilen açıklamada, yönetime gelinmesi durumunda, belediyenin öncelikli olarak üzerinde duracağı konular 22 başlıkta şöyle sıralandı:

    “Dersim’de kurduğumuz Dersim ittifakımızla, geçmişten aldığımız birikim ve tecrübeyle kentimizin insanına, inancına, doğasına, emeğine sahip çıkarak aynı zamanda halkımızın coşkusu, birlikteliği ve en önemlisi katılımıyla birlikte yönetmeye talibiz.

    DEPREM VE GÖÇ SORUNU

    Bu bilinç ve yaklaşımla kentimizde ortaya çıkan ve çıkacak olan ihtiyaçlarımızı birlikte tespit ederek halkımızın gözetimi ve denetiminde hep beraber inşa etmek üzere;

    1. İlimizin iki fay hattı arasında bulunması nedeniyle kentimiz ciddi bir deprem riski ile karşı karşıya bulunmaktadır. Depreme karşı dirençli bir kent oluşturmak için işin uzmanları ve bilim insanlarıyla birlikte belediyede Afet Müdürlüğünü harekete geçirip acil olarak metruk, zayıf yapıların tespitini yapıp, deprem öncesi kentin ihtiyaçlarını belirleyerek halkın denetiminde ve gözetiminde hep birlikte kenti depreme hazırlıklı hale getirmek olacaktır.
    2. ⁠Kentimizde göç bugünün meselesi değil, dünün meselesidir. Yıllardır sistematik bir şekilde göç, özel savaş politikalarının bir parçası olarak bugün format değiştirmiş biçimiyle karşımıza çıkıyor. Başta gençlerimiz olmak üzere insanlarımız topraklarını terk edip yurt dışına gidiyor. Ekonomik kaygılar, baskı ve güvenlik kaygısı bu sebeplerden birkaçı…

    Bizler insanlarımızı artık yurt dışından gelen tabutlarda değil onları burada yaşarken topraklarında görmek istiyoruz. Bu konuda uzmanlarla görüşüp somut adımlar atacağız. Dersimli iş insanlarımızla görüşüp, üretim ve istihdam alanları oluşturarak göçün ekonomik sebeplerini hafifleteceğiz.

    KADIN, GENÇLİK, SOSYAL ETKİNLİKLER VE SOKAK HAYVANLARI

    1. Kayyum⁠ döneminde kapatılan sosyal, kültürel, sanatsal ve eğitim birimlerimiz olan Kadın Danışma Merkezimiz, Gençlik Kültür Merkezimiz, Madde Bağımlılığıyla Mücadele Merkezimiz, Gençlik Danışma ve Sosyal Etkinlik Merkezimiz (GENÇ-SEM) Gıdabank ve Giysibank’ı faaliyete geçireceğiz.
    2. Tüm canlıların yaşam haklarını gözeten programımızla kentimizdeki sokak hayvanlarımız için kent merkezi ve köylerimizde kısırlaştırma yaparak, bakımevlerinde rehabilite edip doğal ortamlarında güven içinde yaşamalarını sağlayacağız. Bu çalışmamızı da tüm hayvansever halkımızla ortaklaşarak çalışmalarımızı birlikte yürüteceğiz.

    DİL, KİMLİK, İNANÇ VE TOPLUMSAL HAFIZA

    1. Dilimiz kimliğimizdir, varlığımızdır bilinciyle ana dil kreşleri açacağız. Kimliğimize, inancımıza yönelik tüm asimilasyon politikalarını boşa çıkaracak çalışmalarımızı sürdürecek ve toplumsal hafızayı canlı tutmak amacıyla çok dilli belediyecilik hizmetlerimizi sürdüreceğiz.

    YAŞLILAR, ENGELLİLER VE SAĞLIK

    1. Çok engebeli bir topoğrafyaya sahip olan kentimizde engelli insanlarımızın yaşama katılımında, eğitim, sağlık, spor, barınma, ulaşım, çalışma gibi haklarına erişmede karşılaşacak sorunları çözmek için belediyemiz bünyesinde Engelli Birimini oluşturacağız. Hasta, yaşlı, engelli bakım emeği verenlerle dayanışma içinde olacağız ve sosyal ihtiyaçları oranında sosyal aktiviteler yapacağız.
    2. Yaşlılarımız yani kentimizin yaşayan hazinelerinin temel ihtiyaçlarına cevap olacağız.
    3. Belediyemizde geçmişte kurduğumuz Sağlık Birimini her gün mahallelerde sağlık taraması yaparak toplum sağlığı konusunda farkındalık yaratmak, koruyucu ve önleyici bilgilendirmeler yaparak farkındalık yaratmak için çalışmalarımızı yaygınlaştıracağız.

    EKOLOJİ

    1. ⁠Belediyemiz bünyesinde botanik bahçe oluşturarak yerli tohumların korunmasını ve üretici için ücretsiz fide olanağı yaratacağız.
    2. Yeşil alanların geliştirilmesi ve spor tesislerin kurulması için piknik ve seyir alanlarını geliştireceğiz.

    BELEDİYE BİNASI, YERALTI ÇARŞISI VE OTOPARK SORUNU

    1. Yaşanılan deprem sonucu hasarlı olduğu tespit edilen mevcut belediye binasını yıkıp, altında otopark alanını da yaratarak tekrardan halkımızın hizmetine açılması için yeniden inşa edeceğiz. İtfaiye Müdürlüğü olarak kullanılan yapımızı yenileyeceğiz. Yeraltı çarşımızın artık esnafımızın ve halkımızın ihtiyaçlarına cevap olmadığının farkındalığıyla çözümler geliştireceğiz. Otopark sorununun çözümü için yeni otopark alanı oluşturacağız. Şehir merkezimizde bulunan çoğunluğunu kadın esnafımızın oluşturduğu pazar alanına ilişkin düzenleme yapacağız, korunaklı bir alan oluşturacağız.

    DERSİM HAFIZA MÜZESİ

    1. Gençlerin mesleki, sosyo-kültürel ihtiyaçlarının karşılandığı sanatsal beceri ve yeteneklerini geliştirebilecekleri yeni bir Kültür Merkezi inşa ederek içinde Dersim Hafıza Müzesi oluşturup geçmişimiz geleceğimizdir şiarıyla Alevi Hafıza Mekânı ve Alevi Bellek evi, Dersim Siyasal ve Toplumsal Bellek Evini inşa edeceğiz.

    YENİ CEMEVİ, İÇME SUYU, KONUT VE ALTYAPI SORUNLARI

    1. Gazik Mahallemizdeki imar planında cemevi olarak planlanan alanda cemevi projesini hayata geçirerek halkımızın kendi öz inanç değerleriyle buluşturacağız.
    2. ⁠ Kentimizin uzun yıllar kaynak suyuna olan ihtiyacını gidermek üzere ekoloji ve bilim çevreleriyle istişare ederek Ovacık ilçemizden temiz ve sağlıklı suyu kentimize ulaştıracağız.
    3. Havamızı, suyumuzu, toprağımızı korumak için doğanın katledilmesine, talanına madencilik yapma adı altında yok edilmesine karşı halkımızla birlikte çevre ve doğa mücadelemizi büyüteceğiz.
    4. Yoksul insanlarımızın barınma sorununu gidermek için sosyal konut projelerimizi hayata geçirerek yapı kooperatiflerine dirençli konut üretiminde destek olacağız.
    5. Şehrin altyapı hizmetlerindeki eksikleri gidereceğiz. Yeni yapılan yerleşim alanların kanalizasyon tesislerini Biyolojik Atık Su tesisine bağlayacağız. Deprem toplanma alanlarının alt yapı ihtiyaçlarını hazır hale getireceğiz.

    “AYRI BİR KADIN BÜTÇESİ OLUŞTURULACAK”

    1. Özgün kadın çalışmalarını etkin ve kapsayıcı bir şekilde yürütebilmek için ayrı bir kadın bütçesi oluşturacağız. Kadın atölyeleri ile üretim alanları oluşturacağız. Kadın sağlık birimleri (hemşire, psikolog), ulaşımda Kadınkart uygulamasına geçeceğiz. Yoksul kadınlarımız için Hijyenmatik adıyla hijyen ürünlerini alabilecekleri mor marketler oluşturacağız. Kadın eğitim birimi, kadın meclisi, kadın kütüphanesi ve çocuk oyun alanları, işitme engellilerin de faydalanabileceği alo şiddet hattı, festival kadın pazarı oluşturup, kadın kampları yapacağız.
    2. Pirler ve analar çalıştayı düzenleyerek 1938 anısına 38 fidan 38 kadın 38 genç projemizi hayata geçireceğiz.
    3. Gençliğin eğitimine direkt katkısı olan eğitim destek evimizi güncelleyerek yeniden açacağız.
    4. Madde bağımlılığı ile etkin mücadele kapsamında eğitimler yapacak, kapsamlı bilinçlendirme faaliyetleri örgütleyeceğiz.

    “HALK MECLİSLERİ İLE YERİNDE VE YENİDEN YÖNETİM”

    1. Bütün bu hedeflerimizi gerçekleştirmek için mahallelerimizde belirli periyotlarda halk toplantıları yaparak sorunları yerinde tespit ederek katılımcı, halk meclisleri ile yerinde ve yeniden yönetim ile vizyonumuz halkçı belediyecilik olacak. Kendimizi, kentimizi hep birlikte yönetmek, toplumsal yaşamımızı eşitlik ve özgürlük değerleriyle birlikte sürdürebilmek için geçmişimizin deneyimleri ve geleceğe olan inancımızla ve eş başkanlık sistemimizle Dersim İttifak bileşenleri olarak daha güçlü geliyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

     

  • Dersim’de DEM Parti kadın seçim bürosu açıldı; ‘Gülistan Doku nerede?’ diye soruldu-VİDEO

    Dersim’de DEM Parti kadın seçim bürosu açıldı; ‘Gülistan Doku nerede?’ diye soruldu-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti ve Dersim İttifakı bileşenleri Gazik (Cumhuriyet) Mahallesi’nde kadın seçim bürosunu açtı. Açılış konuşmasında göç, deprem, kadın ve inanç sorunlarına vurgu yapan DEM Parti Dersim Belediyesi Eş Başkan adayı Birsen Orhan, Gülistan Doku’nun akıbetini sordu ve yeni bir cemevi açacaklarının müjdesini verdi.

    31 Mart Yerel Seçimleri kapsamında Dersim’in Gazik (Cumhuriyet) Mahallesi’nde DEM Parti ve ittifak bileşenlerinin kadın seçim bürosunun açılışı yapıldı. DEM Parti Dersim Belediyesi Eş Başkan adayları Birsen Orhan, Cevdet Konak ile DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu ve ittifak bileşenleri (SMF, EMEP, TİP) ve başta kadınlar olmak üzere halkın yoğun katıldığı açılış, davul zurna ve halaylarla başladı.

    Ardından konuşmalara geçildi. Dersim İttifakı bileşenleri DEM Parti, Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), EMEP ve TİP temsilcisi kadınların halkı selamlamasından sonra DEM Parti Dersim Belediyesi Eş Başkan adayı Birsen Orhan ve DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu birer konuşma yaptılar

    “DERSİM’İN EN BÜYÜK İKİ SORUNU GÖÇ VE DEPREM”

    Dersim’in devasa sorunları olduğunu, bunları konuşmak gerektiğini ve bu sorunların başında göç ve depremin geldiğini belirten DEM Parti Dersim Belediyesi Eş Başkan adayı Birsen Orhan, “Çünkü insan olmadan, yani özneniz olmadan yapacağınız diğer çalışmalar çok da anlam ifade etmiyor. Göç Dersim’de bugünün sorunu değil dünün meselesidir. Yıllardır göç ettirme politikalarıyla karşı karşıyayız. Sadece bugün format değiştirmiş bir şekilde göç yine var. Bunun içerisinde ekonomik sorunlar var. Ama biz de biliyoruz ki bu göç bir özel savaş politikasının bir parçası. Bunlar içerisinde baskı, güvenlik, insanlarımızın göç etmesine neden oluyor, özellikle gençlerimizin” dedi.

    “ARTIK YURTDIŞINDAN DERSİM’E TABUT TAŞIMAK İSTEMİYORUZ”

    Gençler üzerinde yürütülen bu politikalara, asimilasyon çalışmalarına hep birlikte dur diyeceklerini vurgulayan Orhan, “Bizler artık yurt dışından tabut taşımak istemiyoruz. Bizler insanlarımızı yaşarken kentimizde görmek istiyoruz. Bir diğeri deprem. Evet günlerdir hatta aylardır bilim insanları bas bas bağırıyor. Dersim’in de bir deprem kenti olduğunu söylüyorlar. Bizler bununla ilgili somut adımlar atacağız. Özellikle metruk, sıkıntılı binalar zayıf ve çürük binaların tespitini yapıp bununla ilgili mühendis odamızdan destek alacağız. İşin uzmanlarıyla bu sorunu çözeceğiz” şeklinde konuştu.

    “DERSİM BİR KADIN KENTİDİR”

    Kadın seçim bürosunu açarak, öncelikle kadın dediklerini, Dersim’in bir kadın kenti olduğunun altını çizen Orhan, “Dersim bir kadın kenti olmakla beraber ama bu durum birçok sorunu da beraberinde getiriyor. Bütün kadınların yaşadığı sorunları Dersim kadınları da yaşıyor. Bunlar içerisinde yoksulluk, ekonomik sorunlar, göç, fiziksel ve psikolojik şiddet var. Kadın katliamları çok açığa çıkmasa da Dersim’de örtülü bir şiddetin olduğunu ve kadınlarımızın bunu dile getirmekten çekindiğini biliyoruz. Bir diğeri, Dersim’de gencecik bir kadın kaybedildi. Biz yine soruyoruz. Yıllardır bulamadığınız Gülistan Doku nerede” değerlendirmesinde bulundu ve kadınlarla ilgili seçim vaatlerini sıraladı.

    “DERSİM’DE YENİ BİR CEMEVİ AÇACAĞIZ”

    Dersim’in inanç olarak Alevi kültürünün gereklerini yaşayan bir kent olduğunu ifade eden Birsen Orhan, şöyle devam etti:

    “Ama biz görüyoruz ki özellikle sistemin inanç merkezlerimize nasıl girdiğini, buraları nasıl siyasal rant alanlarına çevirdiğini de rahatlıkla görebiliyoruz. Kolluğun ve iktidarın arka bahçesine dönüşmüş olan inanç merkezlerimizde, artık insanlarımız hayır yemeklerini lokantalarda, restoranlarda veriyor. Bunun mali külfeti ve psikolojik etkisini de bizler görebiliyoruz. Bizler Gazik’te bir cemevi açarak bu asimilasyon politikalarına dur diyeceğiz. İnancımızla, kültürümüzle, tüm değerlerimizle, tüm kodlarımızla Dersim’de varız.”

    “HER KESİMDEN İNSANLAR BÜYÜK BİR BASKI VE ÖTEKİLEŞTİRME İLE KARŞI KARŞIYA”

    Uzunca bir süreçten gelerek mücadele yürüten bir geleneğe sahip bir parti olduğunu vurgulayan DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu ise “Bu topraklarda kadın mücadelesi adına, kadın özgürlük mücadelesi adına, başta kadınlar olmak üzere bu topraklarda daha güzel, eşit, özgür, kadınların da daha eşit ve ciddiyetle yaşayacağı bir dünya için mücadele eden tüm kadın yoldaşlarımı saygıyla, sevgiyle anıyorum” dedi.

    Çok ciddi faşizan süreçten geçildiğini belirten Kordu, Türkiye’de farklı kimlikten, farklı inançtan, her kesimden insanlar büyük bir baskı ve ötekileşmeyle karşı karşıyalar. Artık sadece fiziki değil, kültürel bir soykırımdan da geçiyoruz çünkü var olan bütün demokratik haklarımızın ne hukuki olarak ne sosyal olarak ne de siyasal olarak önü açık değil” dedi.

    PİRHA/DERSİM

     

  • İstanbul’da ve İzmir’de gözaltına alınanların serbest bırakılması istendi- VİDEO

    İstanbul’da ve İzmir’de gözaltına alınanların serbest bırakılması istendi- VİDEO

    PİRHA – 27 Şubat’ta İstanbul’da ve İzmir’de yapılan ev baskınlarında Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM), Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) ve Partizan üyelerinin gözaltına alınması protesto edildi. 

    Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) ve Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM), Halkların Demokratik Kongresi’nin (HDK) İstanbul’daki Genel Merkezi binasında basın toplantısı düzenledi. Toplantıya, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Eş Başkan adayları Meral Danış Beştaş ve Murat Çepni ile ESP Eş Genel Başkanı Şahin Tümüklü’nün yanı sıra HDK, Kaldıraç ve Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi (TİD) üyeleri katıldı.

    “HAPİSHANELER ÜZERİNDEN TOPLUM TESLİM ALINMAYA ÇALIŞILIYOR”

    Toplantıda ilk olarak konuşan ESP Eş Genel Başkanı Şahin Tümüklü, eşitlik, özgürlük ve hak talep edenlere dönük özellikle 2015 yılında devreye konulan “Çöktürme Planı” ile “faşist” bir saldırı furyasının başlatıldığını belirtti. Tümüklü, “Aslında kendi içerisinde bu operasyonların bir hedefi var. 2016’da itirafçı saldırısıyla başladığında örgütlü mücadeleyi dağıtmaya çalışan, örgütlü mücadelenin içini boşaltmayı amaçlayan bir saldırı furyası vardı. Bugün yeni bir furya var. Bu furya 2016’dan bu yana cezaevlerindeki tutuklu yakınlarına, yoldaşlarına ziyarete giden insanların yargılandığı bir furya. 25 yıldır ağır tecrit koşulları altında tutulan sayın Öcalan üzerinde yürütülen tecrit politikasında deneyim kazanan faşist rejim bugün gelinen aşamada hapishaneler üzerinden toplumu teslim almayı düşünüyor” diye belirtti.

    Tümüklü, tecrit ile sol sosyalist kesimlere dönük saldırılara karşı daha güçlü örgütlenerek, mücadele edeceklerinin altını çizdi.

    “BUGÜNE KADAR İRADEMİZİ KIRAMADILAR, KIRAMAYACAKLAR”

    Ardından söz alan SKM MYK Üyesi Leyla Can ise şunları ifade etti:

    “8 Mart öncesi yapılan bu saldırıların özel ve kadın özgürlük hareketine olduğunu belirtmek istiyoruz. Bu toprakların en güçlü hareketlerinden biri olan kadın özgürlük mücadelesini bastıramayan erkek egemen devlet saldırılarını arttırarak kadın özgürlük mücadelemizi bastırmaya çalışıyor. Buradan bir kez daha belirtelim, bugüne kadar bu iradeyi kıramadılar, bundan sonrada kıramayacaklar.”

    “SİYASİ OPERASYONDUR”

    Ardından konuşan DEM Parti İBB adayı Meral Danış Beştaş, DEM Parti PM üyesi Sıtkı Güngör’ün gözaltına alındıktan sonra iktidara yakın medya tarafından hedef haline getirildiğini belirterek,“Yandaş medya Sıtkı Güngör arkadaşımız hakkında yargılamayı yaptı, soruşturmayı bitirdi ve hükümlü hale getirdi. Hakkında henüz hüküm olmadan, daha gözaltında iken iktidar yanlısı medya tarafından Sıtkı Güngör ‘yasadışı örgüt üyesi’ ilan edildi. Bu kendi hukuklarına saygı duymayan, kendi anayasalarını çiğneyenlerin yeni yöntemi ve maalesef uzun süredir bu yöntem kullanılıyor. Yaşanılanlar siyasi operasyondur. Halkımızla olmaya ve bu mücadeleyi yürütmeye devam edeceğiz. Gözaltına alınan Ezgi Gürbüz ve Sıtkı Güngör seçim çalışmalarını yürüten arkadaşlarımızdı. O yüzden bu gözaltılar seçim çalışmalarımızı da engellemeye dönüktür” dedi.

    “BU SİSTEMATİK İŞKENCEDİR”

    Ardından gözaltı esnasında polis şiddetine maruz kalan SGDF üyesi Mazlum Ortaç söz alarak şunları belirtti:

    “Bu sistematik işkencedir, daha önceki süreçlerde de arkadaşlarımıza uygulandı. Faşizm, bu işkencelerle diz çökmemizi istiyor. Ama onlara boyun eğmeyeceğimizi ve irademizi kıramayacaklarını söylüyor, birleşik devrimci gençlik mücadelesini büyüteceğimizi belirtiyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • İstanbul’da ve İzmir’de polis çok sayıda sosyalisti gözaltına aldı

    İstanbul’da ve İzmir’de polis çok sayıda sosyalisti gözaltına aldı

    PİRHA – İzmir ve İstanbul’da yapılan ev baskınlarında aralarında ESP, Partizan ve SMF yönetici ve üyelerinin olduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı.

    İstanbul’da sabah saatlerinde yapılan ev baskınlarında aralarında Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) Dönem Sözcüsü Barış Kayaoğlu, Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM), Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) ve Partizan üye ve yöneticilerinin de aralarında olduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı. Gözaltı gerekçesi henüz öğrenilemedi.

    Gözaltına alınanların isimleri şöyle:

    SMF’den Barış Kayaoğlu, Metin Keleş; Partizan’dan İbrahim Hakkı Eren; Selda Aydoğdu, SKM’den Ezgi Gürbüz, Hacer Elçin; ESP’den Ali Haydar Keleş, Ali Karaçay, Mehmet Acettin, Mesut Çeki, Hüseyin Gültepe, Uğur Ok; Halk Cephesi’nden Selda Aydoğdu.

    Ezilenlerin Hukuk Bürosu (EHB) sanal medya hesabından yaptığı açıklamada, ev baskınlarında polisin şiddet ve işkence uyguladığını belirtti. ESP’li Uğur Ok’un evine baskın yaparak gözaltına alan polislerin, evde bulunan Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SDGF) üyesi Mazlum Ortaç’a şiddet uyguladığı belirtilerek, şiddetin fotoğrafı paylaşıldı. Şiddet sonucu Ortaç’ın kafasının kırıldığı belirtildi.

    İzmir merkezli bir soruşturma kapsamında gözaltına alındıkları belirtilen isimlere yönelik 24 saat süreyle avukat kısıtlılığı getirildiği de öğrenildi.

    İZMİR

    İzmir’de yapılan ev baskınlarında, SKM Genel Sözcüsü Tanya Kara, SKM Genel Meclis üyesi Meliha Kayacı, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) üyesi T.K, Şerife Alpözel ve Mahir Kılıç gözaltına alındı. Gözaltı gerekçesine dair bilgi verilmezken, 24 saatlik avukat kısıtlılığı kararı olduğu öğrenildi.

    Gözaltına alınanlar İzmir Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dersim’de en geniş seçim ittifakı kuruldu -VİDEO

    Dersim’de en geniş seçim ittifakı kuruldu -VİDEO

    PİRHA- DEM Parti, EMEP, SMF, TİP, EÖC ve Partizan bugün bir basın toplantısı düzenleyerek, seçimlere ortak gireceklerini kamuoyuna açıkladılar. Açıklamada “Halkın söz ve kararının egemen olacağı, tüm kent dinamiklerinin katılım ve katkısına açık Kent Uzlaşısı zemininde buluşuyoruz” denildi.

    Uzun zamandır beri ittifak görüşmelerinin sürdüğü Dersim’de nihayet sona gelindi. DEM Parti, EMEP, SMF, TİP, EÖC ve Partizan bugün bir basın toplantısı düzenleyerek, 31 Mart yerel seçimlerine birlikte ittifak olarak gireceklerini kamuoyuna açıkladılar.

    Grand Şaroğlu Otel’de yapılan toplantıya DEM Parti Yerel Yönetimlerden Sorumlu Eşbaşkan Yardımcısı ve Batman Milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki, Emek Partisi İstanbul Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı İskender Bayhan, Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) temsilcisi ve HDP İstanbul eski Milletvekili Erdal Ataş, Emek ve Özgürlük Cephesi (EÖC) temsilcisi Gökmen Yeşil, Partizan temsilcisi Leyla Elma ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    “ORTAK VE BİRLEŞİK MÜCADELEYE DAVET EDİYORUZ”

    İttifak adına yapılan ortak açıklamada şunlar belirtildi:

    “Bölgemizde ve dünyamızda büyük alt üst oluşların yaşandığı bir konjonktürde demokrasinin neredeyse fiilen lağvedildiği, emekçilerin büyük bir yoksulluğun pençesine itildiği, savaş yanlısı politikaların yoğunlaştığı koşullarda 31 Mart 2024 yerel seçimlerine gidiyoruz.

    Emek, barış, özgürlük ve demokrasi değerleri temelinde Dersim halkının söz ve kararının egemen olacağı, tüm kent dinamiklerinin katılım ve katkısına açık kent uzlaşısı zemininde buluşuyoruz.

    Kadınların, gençlerin; emekçilerin, üreticilerin sesi olarak, yerel yönetimlerin demokratikleşmesi ve Dersim de yaşayanların kendilerini yönetebilmesi için buluşuyoruz.

    Dersimin il merkezinde, yedi ilçesinde ve bir beldesinde Dersim halkının siyasi tercihlerinin, temsilde adaletin sağlanması amacıyla Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM PARTİ), Emek Partisi (EMEP), Türkiye İşçi Partisi (TİP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Emek Özgürlük Cephesi (EÖC), Partizan olarak 31 Mart 2024 yerel seçimlerde ortak ve birleşik mücadeleye davet ediyoruz.”

    DEM Partili Mehmet Rüştü Tiryaki, “Herkes bunu bilsin ki sürecimiz kolay olmadı. Görüşmelerimiz yaklaşık iki ay sürdü. Iki ay boyunca ittifak anlayışla karşınızda duran siyasi partiler, siyasi hareketler, sosyalistler, devrimciler, yurtseverler çok çalıştılar. Bugün Dersim için, bir araya gelmek için, Dersim’de yeni bir seçenek yaratmak için, Dersim’in çıkarlarını temsil etmek ve yeni bir seçenek oluşturmak için bir araya geldik. Hep birlikte başaracağız. Çünkü Dersim için artık iddialı, yeni bir seçenek var. Dersim’de Kent Uzlaşısı var, Dersim Güç Birliği var, Dersim İttifakı var” diye konuştu.

    BAYHAN: HEP BERABER KAZANACAĞIZ

    Emek Partisi’nden İskender Bayhan, şunları ifade etti:

    “Başımızda üç büyük bela var. Bunların bir tanesi bu ülkeyi yıllardır yöneten saray iktidarının yoğun ve ucuz emek gücü sömürü üzerine kurulu kölelik düzeni. Ikincisi birçok mücadele arkadaşımızı cezaevlerinde esir tutan bu gerici, faşist bir rejim iddiası. Bütün kazanılmış demokratik haklarımızı yok sayan onları kendisinin iktidar ve gelecek kavgası açısından inkarı üzerine kurulu bir gerici faşist rejim inşa etme iddiası. Bir üçüncüsü de bu coğrafyanın ve bütün komşu coğrafyalarımızın başta Irak ve Suriye olmak üzere buraların yeniden paylaşımından yeni Osmanlıcı iddialarla, hayallerle bu yağmadan pay kapma adına sürdürdüğü sınır ötesi operasyonlar ve savaş politikaları. Bu üç büyük belayı ancak işçi sınıfımız, ezilen halkımız, Kürt halkımız başta olmak üzere bu ülkenin emekçileri kardeşlikle, barışla bir arada mücadele ederek defedecek gücü ortaya koyabilir. Hep beraber başaracağız. Hep beraber kazanacağız.”

    Sosyalist Meclisler Federasyonu temsilcisi ve eski milletvekili Erdal Ataş, şunları kaydetti:

    “Sosyalist Meclisler Federasyonu olarak bizim gördüğümüz en büyük kazanım burasıdır. Bu yüzden de farklılıklarımızı gözeterek, ideolojik mücadelemizi yürüterek, farklılıklarımızı ortaya koyarak yan yana duracağız. Doğa mücadelesinde cinsiyet kimliklerinin eşitliğinde işçi emekçilerinin haklarında savunmuş olduğumuz bütün bu konularda fikirler söyledik, protokoller hazırladık, bunları ifade ettik. Geçmişte sürdürülen kavgalarımızı da bir tarafa bırakmamız lazım. Siyasal mücadele dosta karşı yürütülmez. Dostlar birbirinden hesap sormaz. Dostlar birbirlerini zayıflatmaz. Dostlar birbirinin başarılarını sahiplenir. Kazanımları hepimizin kazanımımıza çeviren bir anlayışla bu meseleyi yürütmemiz gerektiğini de hepimizin bilmesi gerekiyor. Bu noktada Sosyalist Meclisler Federasyonu olarak tüm esnekliğiyle bu mevcut çalışmanın başarıya ulaşması için var gücümüzle çalışacağız. Çıktığımız yol önemli bir yoldur.”

    PİRHA/DERSİM

  • Defne İçin Sol İttifak’tan açıklama: TİP, bu sürecin sorumluluğunu taşıyamamıştır

    Defne İçin Sol İttifak’tan açıklama: TİP, bu sürecin sorumluluğunu taşıyamamıştır

    PİRHA- Emek Partisi, Halkevleri, Toplumsal Özgürlük Partisi, Sosyalist Meclisler Federasyonu, Bağımsız Defne Hareketi, Beytulma ve Defne Gönüllüleri Grubu kamuoyuna ortak bir açıklama yaparak, ‘Defne İçin Sol İttifak’ sürecine dair yaşananları paylaştılar.

    Emek Partisi, Halkevleri, Toplumsal Özgürlük Partisi, Sosyalist Meclisler Federasyonu, Bağımsız Defne Hareketi, Beytulma ve Defne Gönüllüleri Grubu kamuoyuna ortak bir açıklama yaparak, ‘Defne İçin Sol İttifak’ sürecine dair yaşananları paylaştılar.

    Yapılan açıklama şöyle:

    “DEFNE İÇİN SOL İTTİFAK”

    “6 Şubat depremleri sonrası Hatay’ın ve Defne’nin içinden geçtiği zorlu süreçte kentin yeniden inşa edilmesinde sorumluluk alan sosyalistler, bağımsız yerel inisiyatifler ve gönüllülerle birlikte Aralık ayında bir yerel yönetim çalıştayı düzenledik. Bu çalıştayda ortaya koyduğumuz ilke ve program ışığında, 28 Aralık’ta “Defne biziz, yöneten de biz olacağız” diyerek Defne İçin Sol İttifak’ı kurduğumuzu kamuoyuna deklare ettik.  Bu birliktelik ve program Defne’nin geleceği için büyük bir umut doğurdu.

    “TİP, BU SÜRECİN SORUMLULUĞUNU TAŞIYAMAMIŞTIR”

    Ne var ki TİP bizi ortaklaştıran ve sosyalist bir alternatife kapı aralayan bu olguyu hiçe sayarak, karşı çıktığımız siyaset anlayışının kriterlerini esas alan ve aylar önce ortaya koyduğumuz açık itirazlarımızı dikkate almayan bir aday tercihinde bulunmuştur. Böylece de kendi kendini sol ittifak sürecinin dışına taşımıştır.

    Defne ilçesinin deprem sonrasında yaşadığı devasa sorunlar ortada dururken, yerel yönetim neredeyse sırra kadem basmışken, halk sosyalistlerden birlikte ortak bir adım atmasını beklerken, çatı partisi olarak belirlediğimiz Türkiye İşçi Partisi, bu sürecin sorumluluğunu taşıyamamıştır.

    “ÜZERİMİZE DÜŞEN SORUMLULUK SADECE SEÇİM ODAKLI DEĞİL”

    Defne için sol ittifak bileşenleri olarak, Türkiye İşçi Partisi’nin aksine üzerimize düşen sorumluluğun salt seçim odaklı olmadığının bilincinde hareket edeceğiz. Defne halkı seçeneksiz değildir. Bizler Defne halkıyla birlikte, şehrin yeniden inşası, insana ve doğaya yaraşır bir gelecek için seçim süreçlerini aşan bir çalışmayı canla başla sürdüreceğiz.

    İttifakın her bir bileşeni ne olursa olsun tüm olanaklarını, deneyimlerini ve araçlarını bu kentin yeniden inşa edilmesi için seferber edecek, Defne halkının omuz başında olmaya devam edecektir.

    Defne’nin sol, sosyalist, demokratik bileşenleri olarak, Defne için Sol İttifak’ın ilke ve ortaya koyduğu programdan asla taviz vermeyeceğimizi bir kez daha kamuoyuna ilan ediyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Emek ve Özgürlük İttifakı seçim sonrası ilk kez toplanacak

    Emek ve Özgürlük İttifakı seçim sonrası ilk kez toplanacak

    PİRHA- Emek ve Özgürlük İttifakı, seçimin ardından ilk toplantısını yarın gerçekleştirecek.

    Emek ve Özgürlük İttifakı, Cumhurbaşkanlığı ve mileltvekili seçimleri sonrası ilk toplantısını yarın sabah 10.30’da Halkların Demokratik Partisi (HDP) Genel Merkezi’nde gerçekleştirecek. İttifakta yer alan HDP, Yeşil Sol Parti, Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), Türkiye İşçi Partisi (TİP), Emek Partisi (EMEP), Emekçi Hareket Partisi (EHP) ve Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) bir araya gelerek, seçim sonuçlarını değerlendirecek.

    Toplantıda, seçim sonrasındaki süreçte nasıl bir yol izleneceği konuşularak planlama yapılacak.

    (HABER MERKEZİ)

  • Emek ve Özgürlük İttifakı’nın adayları netleşmeye başladı!

    Emek ve Özgürlük İttifakı’nın adayları netleşmeye başladı!

    PİRHA- Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), 14 Mayıs’ta genel seçimlerinde milletvekili aday listesi netleşti. Yeşil Sol Parti bileşenlerinin eş genel başkanları ve eş sözcülerinin ve Emek ve Özgürlük İttifakı bileşeni paritlerin aday gösterildiği kentlerde belli oldu. 

    Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin (Yeşil Sol Parti) 14 Mayıs genel seçimlerinde aday gösterilecek isimler belirlendi. Aday Mutabakat Komisyonu’nun çalışmalar sonucu tamamlanan liste, Yeşil Sol Parti Eş Sözcüleri Çiğdem Kılıçgün Uçar ve İbrahim Akın’ın onayına sunuldu.

    Emek ve Özgürlük İttifakı’nda yer alan Emekçi Hareket Partisi (EHP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) ve Emek Partisi’nden (EMEP) doğru aday gösterilecek isimler belli oldu. Yeşil Sol Parti’nin bileşenleri ile Kürt Özgürlük ve Demokrasi İttifakı’nda Yeşil Sol Parti listesinden aday gösterilecek isimler de belirlendi.
    Liste şu şekilde:
    -Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar İstanbul’dan; Eş Sözcü İbrahim Akın ise İzmir’den aday gösterildi.

    -Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan Wan’da liste başından, Eş Genel Başkan Mithat Sancar ise Riha’dan aday gösterildi.

    -Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Cengiz Çiçek, İstanbul’dan aday gösterildi.

    -Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Berdan Öztürk, Amed’te liste başında aday gösterildi.

    -Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz Mêrdîn’de; Eş Genel Başkan Keskin Bayındır memleketi Êlih’ten aday gösterildi.

    HDK Eş Sözcüsü Esengül Demir’in de memnu haklarını alamadığı için aday gösterilemediği öğrenildi. EMEK VE ÖZGÜRLÜK İTTİFAKI

    EHP Genel Başkanı Hakan Öztürk, SMF’den Cemil Güngören ve TÖP Sözcüler Kurulu üyesi Perihan Koca İstanbul’dan; EMEP’ten İskender Bayhan İstanbul’dan ve Sevda Karaca Demir ise Dîlok’tan aday gösterildi.

    HDP BİLEŞENLERİ

    Yeşil Sol Parti bileşenleri olan Ezilenlerin Sosyalist Partisi’nden (ESP) Çiçek Otlu İstanbul’dan; Sosyalist Yeniden Kurtuluş Partisi’nden (SYKP) Tülay Hatimoğulları Adana’dan; Devrimci Parti’den Burcugül Çubuk İzmir’den; Sosyalist Dayanışma Platformu’ndan (SODAP) Kezban Konukçu ise İstanbul’dan aday gösterildi.

    KÜRT ÖZGÜRLÜK VE DEMOKRASİ İTTİFAKI

    Kürt Özgürlük ve Demokrasi İttifakı’nda yer alan Kürdistan Kominist Partisi (KKP) Genel Başkanı Sinan Çiftyürek Wan’dan; İnsan ve Özgürlük Partisi (PİA) Genel Başkanı Mehmet Kamaç da Amed’ten aday gösterildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Emek ve Özgürlük İttifakı: Birlikte kazanacağız-VİDEO

    Emek ve Özgürlük İttifakı: Birlikte kazanacağız-VİDEO

    PİRHA- Emek ve Özgürlük İttifakı, seçime yönelik tutum ve politik mutabakat metnini açıkladı. Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın, milletvekili sayısını artıracak bir mutabakata varıldığını açıkladı.

    Emek ve Özgürlük İttifakı, seçime yönelik tutum ve politik mutabakat metnini, Ankara’da bulunan Mülkiyeler Birliği’nde basın toplantısıyla açıkladı. Emek ve Özgürlük İttifakı’nda yer alan Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Eş Sözcüsü İbrahim Akın, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Emekçi Hareket Partisi (EHP) Genel Başkanı Hakan Öztürk, Sosyalist Meclisler Federasyonu’ndan (SMF) Erdal Ataş, Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) Sözcüler Kurulu üyesi Perihan Koca ve Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz katıldı.

    “UZLAŞIYA VARILDIĞINI BİLDİRMEK İSTERİZ”

    Emek ve Özgürlük İttifakı’nın seçime yönelik tutum ve politik mutabakat metnini Yeşil Sol Parti Eşsözcüsü İbrahim Akın açıkladı. Akın, Emek ve Özgürlük İttifakı olarak 14 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerine ilişkin yürüttükleri çalışmaların belli bir olgunluğa ulaştığını belirterek şu açıklamayı yaptı:

    İttifak olarak Cumhurbaşkanlığı seçimlerine dair tutumumuzu 22 Mart tarihinde yapmış olduğumuz basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaşmıştık.

    Bugün de milletvekili seçimlerine nasıl katılacağımıza ilişkin tutumuzu netleştirmiş bulunuyoruz. Emek ve Özgürlük İttifakı Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde olduğu gibi milletvekili seçimlerinde de esas olarak tek adam rejimine son vermeyi hedeflemektedir. Türkiye’nin demokratik geleceğini inşa etmeyi hedefleyen ittifakımız, seçimlerden büyük bir halk desteği alarak çıkmayı, emekten, barıştan, demokrasiden yana güçlü bir meclis temsiliyetini sağlamayı amaçlıyor.

    Bu anlayışla yürüttüğümüz görüşmeler sonucunda ittifakımız içerisinde yer alan Emekçi Hareket Partisi (EHP), Emek Partisi (EMEP), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Sosyalist Meclisler Federasyon (SMF) ve Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) seçimlere 81 ilde Yeşil Sol Parti çatısından ortak listelerle katılmaya karar vermiştir.

    İttifakımız içerisinde yer alan Türkiye İşçi Partisi (TİP) ise seçimlere 49 il ve 52 seçim çevresinde kendi listeleriyle girecek, diğer tüm il ve seçim bölgelerinde Yeşil Sol Parti’yi destekleyecektir.

    Varılan mutabakatta, tüm seçim bölgeleri tek tek incelenmiş, geçmiş dönemde HDP’nin kazandığı milletvekillikleri temel alınmış, hem oy sayısı hem de milletvekilliği bakımından bunun üzerinde bir kazanıma ulaşmak hedeflenmiştir.

    Bu değerlendirmeler sonucunda, milletvekili sayısını artırma hedefini gerçek kılacak bir yöntemde uzlaşıya varıldığını bildirmek isteriz.

    Emek ve Özgürlük İttifakı olarak varmış olduğumuz bu ortak sonuç ve sizlerle paylaştığımız ortak seçim mutabakat bildirgemizle güçlü bir seçim kampanyası yürütmek üzere çalışmalarımızı yeni bir aşamaya taşımış bulunuyoruz.

    Bu kararımızın tek adam rejimine karşı sömürülen, ezilen halkların, işçilerin, emekçilerin, kadınların, gençlerin ve bütün halk kesimlerinin, tüm bileşenleriyle birlikte Emek ve Özgürlük İttifakı’nın seçimlerden kazanarak çıkmasına hizmet edeceğine inanıyoruz.

    Bütün işçilere, emekçilere, kadınlara, gençlere ve halklarımıza hayırlı olsun.”

    “80 SEÇİM ÇEVRESİNDE TAM MUTABAKAT SAĞLANMIŞ DURUMDA”

    Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Akın’ın ardından ittifak bileşeni parti sözcü ve Genel Başkanları söz alarak konuşma yaptı.

    TİP Genel Başkanı Erkan Baş, “Emek ve Özgürlük İttifakının varlığı bir güvencedir” dedi. Erkan Baş, seçimlere TİP logosu ile girme kararındaki detayaları da şu şekilde açıkladı:

    Kamuoyunda çokça tartışıldığı için bir cümle ile geçeceğim. Türkiye’de 87 seçim bölgesi var, TİP 52 bölgede seçimlere katılacak. Çok ayrıntılı çalışmalar neticesinde, sadece 7 seçim çevresinde daha önceki seçimlerde HDP’nin milletvekili çıkardığı bölgelerde TİP seçimlere girecektir. Bu şöyle de yorumlanabilir aslında; 80 seçim çevresinde tam mutabakat sağlanmış durumdadır. Bu son derece önemlidir. İnanıyoruz, görüyoruz, sokaktaki yansımasını hissediyoruz; Emek ve Özgürlük İttifakı bu seçimlerin en büyük sürprizlerinden birini gerçekleştirecektir. Bize dönük beklentilerin farkındayız. Bu beklentinin üstünde bir başarı ile bu seçimlerden çıkacağımıza inanıyoruz. Tüm yurttaşlarımızı da Emek ve Özgürlük İttifakını büyütmeye ve güçlendirmeye, bu ülkeyi tek adam rejiminden kurtarmada bize destek olmaya çağırıyoruz.”

    “ÜLKEMİZİ AYDINLIK GÜNLERE TAŞIYACAĞIZ”

    EHP Genel Başkanı Hakan Öztürk ise Türkiye’deki bütün sorunları değiştirmek için harekete geçeceklerini belirterek şunları söyledi:

    “Kadınların ne kadar büyük sorunlar yaşadığını, nasıl bir şiddete maruz kaldığını, kadın cinayetleriyle karşı karşıya kaldığını biliyoruz. Bütün bunları durduracak iradeyi ortaya koymalıyız. Depremi gördük. Önümüzdeki zamanlarda bütün Türkiye’yi deprem gerçeğine göre ele almalıyız ve yıkılmayacak evler yaratmalıyız. Emekçilerin nasıl koşullarda yaşadığını biliyoruz. Onların koşullarını düzeltmek için altı saat iş gününü önümüze koymalıyız. Eğer tek yumruk, tek vücut olursak bunu başarabiliriz. Bizler başarmanın bütün adımların attık, artık bunu seçimlere yansıtabiliriz. Bu seçimlerde gereken başarıyı tekrar göstererek tek adam rejimini göndereceğiz ve ülkemizi aydınlık günlere taşıyacağız.”

    “BİR MÜCADELE İTTİFAKI OLARAK DOĞDUK”

    EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz de yaşanan ekonomik krize değinerek şunları söyledi:

    “Biz bu süreçte şunu duyuyoruz. Emekçiler diyor ki; “Daha çok çalışıyoruz, ama daha çok yoksullaşıyoruz, daha çok çalışıyoruz ama geçinemiyoruz, başımızı koyacağımız bir konut sahibi olamıyoruz, pazara çıkamıyoruz”. İşte bizler domatesin, patlıcanın, biberin, soğanın tane ile tartıldığı memleket tablosunu yıkmak için bir geldik. Bir seçim ittifakı olarak değil bir mücadele ittifakı olarak doğduk. 1 Mayıs’ı da bütün Türkiye’yi emekçilerin taleplerinin meydanlara döküldüğü; fabrikalarda, iş yerlerinde meydanlarda milyonların taleplerinin yükseldiği bir mücadele gününe çevireceğiz. Ve 1 Mayıs’ı 14 Mayıs’a bağlayan büyük bir politik gösteriyi tüm Türkiye’de gerçekleştireceğiz. Bizim ittifakımızın çağrısı budur.”

    “ARTIK EYLEM VAKTİ”

    SMF Temsilcisi Barış Kayıoğlu ise yaptığı konuşmada, iktidarın “Korku imparatorluğu” yarattığını belirterek şöyle konuştu:

    “Bize göre iki taraf var. Bir tarafta onlar; bizim vergilerimizle ellerinde bulundurdukları imkanları enkaz altındakileri kurtarmak için kullanmayanlar, halktan çaldıkları ile Saray’a bağış yapanlar, yeni rant pazarlarını paylaşmak için avuçlarını ovuşturanlar, çadır satanlar, halka hakaret ve tehdit yağdıranlar, halkın dayanışmasını engellemeye çalışanlar. Diğer tarafta; yokluk için tüm imkanlarını seferber eden, ay sonuna güç bela getirirken deprem bölgesine ihtiyaç maddelerini gönderen halklar.

    Halklarımızın tarihsel mücadele birikiminden ve ortak mücadele geleneğinden oluşan Emek ve Özgürlük İttifakı’nın bu koyu karanlık kuşatmayı yerle bir ederek onu hak ettiği yer olan tarihin çöplüğüne yollayacağından kimsenin kuşkusu olmasın. Söylenecek her söz söylendi, her tartışma yürüdü. Emek ve Özgürlük İttifakı kendinden emin ve kararlı adımlarla yoluna devam ediyor. 14 Mayıs’ta parlamentoda en geniş kesimi en fazla vekille temsil etmeye kararlıdır. Bize göre söz bitmiştir, artık eylem vakti.”

    “KÜRTLERİN, ALEVİLERİN, EZİLENLERİN İTTİFAKI”

    TÖP Sözcüler Kurulu Üyesi Perihan Koca, Emek ve Özgürlük İttifakı olarak “tarihsel bir sorumlulukla yola çıktıklarını belirterek şu konuşmayı yaptı:

    “Bu kapitalist sömürü düzenini, despotik saltanat makamlarını, savaş ve gasp düzenini tümüyle karşısına alan bir çözüm programı ve halkçı yürüyüş ile geliyoruz. Halklar lehine olacak bir süreç ancak ve ancak radikal ve köklü değişimlerle olabilir. O yüzden bizler işçilerin ve emekçilerin ittifakı olarak, işçi ve emekçilerin çıkarlarını merkeze alan, halkların haklarını güvence altına alacak halkçı bir program ile çözüm gücümüzü bugün bir kez daha ifade etmiş bulunuyoruz. Memleketi yeniden kuracak, Demokratik Cumhuriyeti inşa edecek insan onuruna yaraşır yegane program buradadır. İlk günden itibaren ifade ettiğimiz gibi bir masa başı ittifak değiliz. Sokaklardan, yaşam alanlarından, mücadele alanlarından geliyoruz. Bu kavgayı en güçlü şekilde veriyoruz. Emek ve Özgürlük İttifakı işçilerin, kadınların, Kürtlerin, Alevilerin, ezilenlerin ittifakıdır; toplumun yegane çıkış alternatifidir.”

    “BÜYÜK BARIŞIN İNŞASI İDDİASINDAYIZ”

    Son konuşması olan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar da ülke tarihinin en derin krizlerinin yaşandığı bir dönemde olunduğu vurgusunu yaptı. Sancar, ittifak olarak titiz bir çalışma yürütüldüğünü belirterek şunları söyledi:

    “Geçtiğimiz haftalarda çeşitli tartışmalar yaşandı. İttifaka yönelik eleştiriler yapıldı, kaygılar dile getirildi. Kaygıları gidermek için titiz bir çalışma yürüttük. Şimdi yolumuza da bu çalışmanın ürünü olan mutabakatla yeni bir aşamaya geçerek devam ediyoruz. Elbette eleştiriler olacaktır, bunlardan ders çıkarmak bizim görevimizdir. Kaygılar varsa bunları giderme sorumluluğu hepimizin omuzlarındadır. Bir ortak irade ortaya çıktığına inanıyoruz. Şimdi bu dönemi geride bırakma ve önümüze bakma zamanıdır. Hedefimiz bu iktidarı göndermek ve bu düzeni değiştirmektir. İktidarı göndermek yetmez ama düzen değişikliği için şarttır. Düzeni değiştirmeden kastettiğimiz şey savaşa, talana, yalana dayalı bu rejimin artık tarihin çöp sepetine gönderilmesidir. Bizler Üçüncü Yol siyasetiyle yeni yüzyılda Demokratik Cumhuriyeti inşa etmek için geliyoruz.

    Her alanda yaşanan bu krize halk için, halkçı yöntem ve programlarla çözüm üretmek için geliyoruz. Bizler bu karanlığı dağıtmak için geliyoruz. Bu konuda irademiz sağlam, kararlılığımız tamdır. Bütün bu geride bıraktığımız çalışma döneminden sonra şimdi mücadeleyi yükseltme, çalışmaları yoğunlaştırma ve kazanımları en üst noktaya taşıma zamanıdır. Dönüşümün merkezi gücü olacak bir temsiliyeti parlamentoya taşımak temel hedefimizdir. Parlamentoyu bu temsiliyetle dönüşüm merkezi haline getirmek gibi tarihi bir sorumlulukla karşı karşıyayız.

    Türkiye’de demokratik dönüşümün de savaş, yalan, talan politikalarını sonlandırmanın da barışı ve adaleti kurmanın da ancak bizlerle mümkün olduğunu söylemeliyiz. Bizler demokrasinin, adaletin, emekten yana bir düzenin ve büyük barışın inşası iddiasındayız. Hem de temel güvencesi olduğumuza inanıyoruz. Halklarımızı bu hedefler doğrultusunda aynı inançla kenetlenmeye çağırıyoruz. Birlikte başaracağımızdan kimsenin şüphesi olmasın.

    Sahadaki çalışmalar yoğunlaştıkça daha önce dile getirilen kaygıların da yersiz olduğunu hep birlikte ortaya koyacağız. Yolumuz açık olsun. Değiştirmeye geliyoruz, hep birlikte kazanmaya geliyoruz.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Sebahat Tuncel: Bu süreçte ben değil biz olmalıyız!

    Sebahat Tuncel: Bu süreçte ben değil biz olmalıyız!

    PİRHA-14 Mayıs seçimlerine ilişkin mesaj gönderen tutuklu siyasetçi Sebahat Tuncel, “Bu süreçte ben değil biz, tek değil çok, kutuplaştırıcı değil birleştirici olmalıyız. HDP bizim, Yeşil Sol Parti bizim, EMEP bizim, TİP bizim! Hayatı biz kuracağız” ifadelerini kullandı.

    Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan siyasetçi Sebahat Tuncel, 14 Mayıs seçimlerine sayılı günler kala Emek ve Özgürlük İttifakı’na ilişkin bir mesaj gönderdi.

    “BU SÜREÇTE BEN DEĞİL BİZ OLMALIYIZ”

    Tuncel‘in mesajı şöyle:

    “Herkese merhaba. Her seçim önemlidir elbette ama bu seçim Türkiye siyaseti açısından kritik önemde ve herkesin bunu bilerek hareket etmesi gerekir. Özellikle de biz sosyalistlerin. Bu süreçte ben değil biz, tek değil çok, kutuplaştırıcı değil birleştirici olmalıyız. Cinsiyetçi, milliyetçi, dinci anlayışa karşı özgürlükçü, eşitlikçi anlayışı örgütlemek hepimiz için tarihi bir sorumluluktur. Seçimlere 40 gün gibi kısa bir süre kalmışken tartışmaları bitirip harekete geçmek gerekir.

    HDP bizim, Yeşil Sol Parti bizim, EMEP bizim, TİP bizim! Hayatı biz kuracağız. Emek ve Özgürlük İttifakı’na başarı dileklerimi bir kez daha iletiyorum. Kazanacağımıza inanıyorum. Jin, jiyan, azadi!”

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

     

  • Emek ve Özgürlük İttifakı, Cumhurbaşkanı adayı çıkarmayacak-VİDEO

    Emek ve Özgürlük İttifakı, Cumhurbaşkanı adayı çıkarmayacak-VİDEO

    PİRHA- Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, ittifakın deklarasyonunu açıklayarak aday çıkarmayacaklarını ifade etti.

    Emek ve Özgürlük İttifakı, 14 Mayıs’ta yapılacak genel seçimlere ilişkin açıklama yaptı. Dünya Ticaret Merkezi’nde yapılan açıklamayı Emek ve Özgürlük İttifakını oluşturan siyasi partilerin genel başkanları yaptı. Açıklamaya partilerin temsilcileri ve milletvekilleri de katıldı.

    HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, ittifak adına yaptığı konuşmada, ittifak bileşenleri olarak 14 Mayıs’ta yapılacak olan genel seçimlerde Cumhurbaşkanı adayı çıkarmayacaklarını açıkladı.

    “ADAY ÇIKARMAYACAĞIZ

    Açıklamanın satırbaşları şöyle:

    “Kendi adayımızı çıkaracaktık ancak depremle birlikte gündem değişti. Biz de tutumumuzu gözden geçirdik ve yeni bir karara vardık. Şimdi tutum belgemizi açıklayacağız. Toplumda çözümsüzlük ve ağır bir bunalım yaşanıyor. Tek adam yönetimi her alana yayılmış durumda. Toplum nefessiz bırakıldı. AKP-MHP iktidari kabus gibi halkın üzerine çöktü. Demokratik değişimi gerçekleştirmek için bir araya gelmeliyiz. yurttaşların eşit ve özgür yaşama talepleri vardır. Türkiye’nin geleceği demokrasiyle buluşmalı. Kadınlar, gençler ve tüm dezavantajlı gruplara hakları verilmelidir. Kadınlar haklarını almalıdır. Yıllardır ezilen yok sayılan sadece bir nesne olarak görülen kadınlara tüm hakları verilmelidir. Yolsuzluğa yoksulluğa ve talana dayalı bir sistem var. Bunun hesabını soracağız. Emek ve Özgürlük İttifakı olarak aday çıkarmayacağımızı duyururuz. Hep birlikte aydınlık bir geleceğe yürümenin yolu cesaretle adımlar atmaktan geçiyor. Bu yüzden bu kararımız çok önemli.”

    HDP Eş Genel Başkanı Buldan’ın ardından ittifak bileşenleri de kısa açıklamalarda bulundular.

    “YENİ BİR TARİH YAZACAĞIZ

    EHP Genel Başkanı Hakan Öztürk, “Anti demokratik bir süreç yaşıyoruz. Buna son verilmeli. Tek adam rejimini yıkmak için birlik olmalıyız. Demokrasiye ve özgürlüğe ulaşabilmemiz için aday çıkarmama kararı verdik” dedi.

    EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz de, “Aday göstermeme konusunda tüm kesimlerle görüştük. Milyonların ortak kaderi bu. Tüm halkımıza seferberlik çağrısı yapıyoruz. Tek adamı hep birlikte göndereceğiz. Yeni bir tarih yazısında bizim ittifakımızin payı büyük olacak. AKP-MHP ye güle güle diyoruz. Yeni iktidarı biz inşa edeceğiz” diye konuştu.

    “GÜN DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜKLER İÇN BİR ARAYA GELME GÜNÜDÜR”

    Sosyalist Meclisler Federasyonu Genel Başkanı Barış Kayaoğlu ise, demokrasinin inşa edilmesinde üzerlerine düşeni yapacaklarını ifade etti.
    TİP Genel Başkanı Erkan Baş, “Biz Saray rejimine karşı en kararlı mücadeleyi veren tüm kesimlerle kurduk. Ülkeyi yeniden kuracağız.  Saray rejiminden kurtulmak isteyen tüm kesimleri bir araya gelmelidir. Gün demokrasi ve özgürlükler içn bir araya gelme günüdür” değerlendirmesinde bulundu.

    “14 MAYIS’TAN SONRA YENİ BİR TÜRKİYE İNŞA EDECEĞİZ”

    TÖP Sözcüler Kurulu üyesi Juliyana Sözen, “Kritik bir yerdeyiz. Önemli bir seçime gidiyoruz. Asıl görev simdi başlıyor. Bu iktidarın ezdiği tüm kesimlerin bir araya gelmesi için çabalıyoruz. 14 Mayıs’tan sonra yeni bir Türkiye inşa edeceğiz” şeklinde konuştu.

    “HEP BİRLİKTE BAŞARACAĞIZ, HEP BİRLİKTE KAZANACAĞIZ”

    Son olarak HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar konuştu. Sancar, “Seçimler çok kritik. Şeffaf bir süreç ilerlettik.  Deprem büyük bir yıkım yarattı. Her alanda yaşanan değişimle birlikte aday çıkarmama konusunda görüş birliğine vardık. Bu iktidarı gönderecek ve bu düzeni değiştireceğiz. Demokratik özgür ve barışın hakim olduğu bir düzen kurmak için aday çıkarmıyoruz. Türkiye deki demokrasiyi bizler inşa edeceğiz. Parlamento da güçlü olmak çok önemli. Hep birlikte başaracağız, hep birlikte kazanacağız” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/ANKARA

  • Gazeteci Metin Göktepe mezarı başında anıldı-VİDEO

    Gazeteci Metin Göktepe mezarı başında anıldı-VİDEO

    PİRHA-Haber takibi sırasında polisler tarafından gözaltına alındıktan sonra dövülerek katledilen gazeteci Metin Göktepe, İstanbul’daki mezarı başında anıldı. Anmada konuşan Meryem Göktepe, “Gerçekten de hepiniz Metin’siniz. Metin’in düşleri peşinde giden bütün gazetecileri selamlıyorum” dedi.

    Evrensel Gazetesi Muhabiri Metin Göktepe, gözaltında polislerce dövülerek katledilişinin 27. yılında, İstanbul Esenler’deki Kemer Mezarlığında, mezarı başında anıldı.

    Anma programına Metin Göktepe’nin ailesi, Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, Emek Partisi, EHP, TÖP, SMF il yöneticileri ve üyeleri, Cumartesi İnsanları, DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Gökhan Durmuş, DİSK/Basın-İş Genel Başkanı Faruk Eren, CHP milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu ve Turan Aydoğan, HDP Milletvekili Ebru Günay, TİP Milletvekili Ahmet Şık, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, HDP İstanbul İl Eş Başkanı Ferhat Encü, İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, Berkin Elvan’ın anne ve babası Gülsüm ve Sami Elvan, Esenler Cemevi Başkanı Cemal Özdemir, Divriği Kültür Derneği yöneticileri, Çipil Derneği yöneticileri ile çok sayıda gazeteci katıldı.

    “METİN’İN DÜŞLERİ PEŞİNDE GİDEN GAZETECİLERİ SELAMLIYORUM”

    Anmada ilk olarak konuşan Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat, “Türkiye seçimlere ağırlaşan baskı, gözaltı ve yeni sansür yasaları ile giriyor. Tüm bunların yanında Metin her zor durumda gerçek hangi barikatın arkasında olursa olsun takipten vazgeçmemek gerektiğini söylüyordu. Bu bize ağır bir sorumluluk yüklüyor. Büyük bir coşku ile bunu sahipleniyoruz” ifadelerini kullandı.

    Polat’ın ardından söz alan Meryem Göktepe ise “Bugün memleketin en acil sorunu bence adalet. Adaletsizlik ülkenin her tarafında hüküm sürmekte. Berkin bugün toprağın altında Metin abisiyle yan yana. Kadın katilleri serbest bırakılıyor. Adalet, ekmek ve su kadar lazım. Gerçekten de hepiniz Metin’siniz. Metin’in düşleri peşinde giden bütün gazetecileri selamlıyorum” diye konuştu.

    “ONLARIN KORKUSU BİZİM UMUDUMUZ OLSUN”

    TGS Genel Başkanı Gökhan Durmuş da basın özgürlüğü konusundaki olumsuzluklara değinirken “27 yıldır basın özgürlüğü konusunda Türkiye’de ileriye dönük bir adım bile atılmadı. Bugün hala gözaltına alınan, tutuklanan gazetecileri konuşuyoruz. Hala devlet tarafından hakları gasp edilen gazeteleri, gazetecileri konuşuyoruz. İddianameleri hazırlanmadan altı aydır cezaevinde tutulan gazetecileri konuşuyoruz. Evet ilerleme yok ama umut da var. Evrensel 27 yıldır yazmaya devam ediyor. Bu bir umut. Gazeteciler haber yapmaya devam ediyor. Bu bir umut. Umudumuzu büyütmeye çalışıyoruz. Gerçekler peşinde koşan gazeteciler ile yan yana olmaya devam edeceğiz” dedi.

    DİSK Basın İş Genel Başkanı Faruk Eren ise şunları söyledi:

    “Ne yazık ki daha önceki yıllardan daha iyi bir konumda değil gazetecilik, basın özgürlüğü. Yine gazetecilere baskılar, toplu operasyonlar var. Yargılanan meslektaşlarımız, çıkan sansür yasaları var. Bu baskıların daha da artacağını deneyimlerimiz bize gösteriyor. Ama tüm bunlara rağmen umudumuz var. Çünkü gazeteciliğe güveniyoruz. Türkiye’de gazetecilik mücadelesi sürüyor. Onların korkusu bizim umudumuz olsun.”

    “METİN, DEVRİMCİ BİR GAZETECİYDİ”

    EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, Göktepe için “Devrimci bir gazeteciydi. Sosyalistti. İşçi sınıfı mücadelesine inanıyordu. Gadre uğrayan Kürtlerin, cezaevindeki devrimcilerin, grevdeki işçilerin haberlerine adadı koca bir ömrünü. Onu katlettiler ve aramızdan aldılar” ifadelerini kullanırken, sözlerine şöyle devam etti:

    “Grev yasakları ne ise HDP’li belediyelere uygulanan kayyum odur. HDP’li belediyelere yapılan kayyum ne ise bugün İBB’ye yapılan kuşatma odur. Gün birleşme günüdür. Türkiye’yi bu karanlıktan çıkartmak. Yağma, baskıcı düzene son vermek için yan yana durmamız gerekiyor. Birleşirsek kazanırız.”

    “METİN GÖKTEPE GİBİ GAZETECİLER HALA VAR”

    HDP Parti Sözcüsü Ebru Günay da “Hakikatleri topluma ulaştırmaya devam ettik. Bugün hala sansür ile uğraşıyoruz. Özgür basın geleneği susmadı, hakikatleri yazmaya devam ediyor. 27 yıl önce Metin Göktepe’nin katilleri hesap verseydi bugün işkence sokağa taşmayacaktı. Katiller hesap verseydi bugün sansür yasasını konuşmayacaktık. 16 Kürt gazeteci tutuklu olmayacaktı. Buradan bir kez daha söz veriyoruz. Bu ülkede karanlıklar bitecek” ifadelerini kullandı.

    CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ise şöyle konuştu:

    “Bugünün adına ‘gazeteci’ diyen, gazetecilik kavramını kirleten, iktidarın borazanlığını yapan kişilere sesleniyoruz: Bu ülkede Metin Göktepe gibi gazeteciler hala var. Siz iktidarın söylediği yalanları yaymaya devam ederken, çok yakında bu ülkede gazetecilerin olduğunu ve yine Metin Göktepe gazeteciliğinin yapılacağı iklimi hep birlikte oluşturacağımızı bir kez daha söyleyeyim.”

    “METİN, HABER ALMA HAKKININ SİMGESİDİR”

    TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık da şunları kaydetti:

    “27 yılda çok şey değişti ya da hiçbir şey değişmedi. Metini katleden zihniyet hala iktidarda. Hala insanları katletmeye, hapsetmeye, saçma iddialar ile suçlamaya devam ediyor. Metin öldürüldükten sonra Fadime Annemiz bize “Metin olun” demişti. Kendisi böyle bir acıyla birlikte Metin oldu. Öyle bir Metin oldu ki, katillerinin karşısında dimdik durabildi. Bizler de Metin kalmaya ve Metin olmaya çalıştık.”

    DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ise konuşmasında “Metin bu ülkede halkın haber alma hakkının, özgür basının, gerçeğin, özgürlük, emek mücadelesinin simgesidir” derken, İHD İstanbul Şubesi Başkanı Gülseren Yoleri de “Metin bizim için sadece bir gazeteci değildi. Metin bizim yoldaşımızdı. Bütün hak savunucularının, adalet arayışçılarının yoldaşıydı. Gazeteciliğin ötesine geçerek yoldaşlıkla bu mücadeleyi destekledi” şeklinde konuştu.

    PİRHA / İSTANBUL