PİRHA – Sosyalist Dayanışma Platformu (SODAP) Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenleri İstanbul’da andı.
2 Temmuz Sivas Katliamı’nın 32. yıldönümünde Okmeydanı Anadolu Parkı’nda anma yapıldı.
SODAP Okmeydanı tarafından düzenlenen anma için park içerisine yaşamını yitiren 33 kişinin fotoğraflarının yanı sıra “Sivas’ı unutmadık, unutturmayacağız!” yazılı pankart asıldı.
“PİR SULTANLAR ÖLMEZ”
SODAP adına yapılan açıklamada ise şu cümlelere yer verildi:
“Bundan 32 yıl önce 2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak Oteli’nde yazarlarımız, aydınlarımız, gerici bir güruh tarafından yakılarak katledildi. Bizler de SODAP olarak 32 yıl önce katledilen Sivas şehitlerini anmak için, unutturmamak için buradayız.
Dün Leman Dergisi’ni basan gerici güruhla bugün Sivas’ı katledenler aynı zihniyetin ürünleridir. Sivas’ı yakanlar da Suriye, Lazkiye’de Alevi katliamı yapanlar aynı zihniyetin ürünleridirler. Bu katliamların hesabını sormak ancak bu iktidarı gönderdiğimiz zaman olacaktır. Sosyalist örgütlü bir mücadeleyle bu düzeni değiştireceğimiz zaman Sivas’ın da, Çorum’un da, Maraş’ın da, Gazi’nin de hesabını soracağız. O yüzden 2 Temmuz Sivas Katliamı’nı unutmadık, unutturmayacağız. Pir Sultanlar ölmez, direniş sürüyor.”
PİRHA- Halfeti’de irade gaspına karşı yapılan kitlesel eylemde konuşan siyasi parti temsilcileri, kayyımları halkın iradesine vurulmuş darbe olarak değerlendirerek, “Birlikte kazanacağız” mesajı verdiler.
Urfa’nın Halfeti ilçesinde belediyeye atanan kayyıma karşı protestolar üçüncü gününde devam ediyor. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar ile EHP, TÖP, TİP, EMEP, SMF, SYKP, SODAP, KKP, PİA, Devrimci Parti, ESP, İHD, Alevi Bektaşi Federasyonu, KESK’ten çok sayıda isim, Halfeti Belediyesi’ne atanan kayyıma karşı eylem yapan halkla buluştu.
Halfeti Belediyesi önünde süren eylemde konuşan Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, kayyım atamalarının yargı kararlarına dayandırılmaya çalışıldığına dikkat çekerek, “Ortada yargı kararı yok. Mehmet Karayılan’ın demokratik siyasete dair yapmış olduğu çalışmalardır. Kayyımın tek bir açıklaması var o da, AKP-MHP iktidarı halkın iradesini gasp ediyor. Direniş gösterenlere selam olsun. Halfeti’ye 4800 oy getirdiler ama yine kaybettiler. Öcalan’a çağrı yapıyorlar, diğer taraftan disiplin cezaları veriyorlar. Demokratik tepkilere müdahale ederek, halkın tepkisini dindiremezsiniz. Türkiye halklarını ortak mücadeleye çağırıyorum” dedi.
“KÜRT NE YAPSIN?”
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “İnkarcı bir iktidarla karşı karşıyayız. Bu iktidar Kürt seçemez diyor, anadilini konuşamaz diyor. Kürt dilini kullanamıyorsa, kendi temsilcilerini seçemiyorsa, iradesine kayyım atanıyorsa, hapse atıyorsa Kürt ne yapsın?” diye konuştu.
Darbe hukukunu aşan bir süreçle karşı karşıya olduklarının altını çizen Bakırhan, “Kürtler bu coğrafyada demokrasi, adalet, eşitlik, müzakere, diyalog istiyor. Çözüm istemeyenler kayyım atayanlardır. Bir kandırma, yok sayma, inkar politikasıyla karşı karşıyayız. Bizler mücadele edenler olarak siyasi darbe yapan bu iktidarı uyarıyoruz, bu yoldan dönün. Bırakın Halfeti halkı kimi seçmişse o yönetsin. Sıkıştığınız zaman, kayyıma, kolluğa yapışan bir anlayışın sahibisiniz. Kürtler kavga, çatışma istemiyor, çözüm, demokrasi istiyor. Çözüm istiyorsanız, buradayız. Bu kararlar geri alınıncıya kadar mücadele edeceğiz, direneceğiz, alanlarda olacağız” ifadelerine yer verdi.
“SUSMADAN, DEMOKRATİK ZEMİNDE KARŞI ÇIKMALIYIZ”
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğlulları da, kayyımın gasp ve darbe olduğunu vurgulayarak, “Kayyımın siyasi, polis, saray eliyle seçme ve seçilme hakkının yurttaşın elinde alınmasıdır. Vali ve kaymakamlar eliyle padişahlık dönemi kurmak istiyor. İktidar bir eliyle iç barış dedi, diğer eliyle sopayla vurmaya çalışıyor. Bu anlayışla Türkiye’yi zapturapt altına almak istiyor. Barış istenler kayyım atamaz. Esenyurt’a atanan kayyım rejimini batı illerine taşımaktadırlar. Muhalefetteki belediyeler kayyım tehdidi altındadır. Türkiye’deki bütün siyasi partilere, toplumsal kesimlerin susmadan, demokratik zeminde karşı çıkmadan başka şansımız yoktur. Bizler Halfeti’de iç barıştan bahsedenlere diyoruz ki; tecridi kaldıracak olan sizlersiniz. Tecridi derhal kaldırın” şeklinde konuştu.
“DİRENENLER OLARAK VAZGEÇMİYORUZ”
Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar ise, iktidarın kayyım atmasıyla birlikte iktidarını kaybettiğini ilan ettiğini belirterek, “İktidar Kürt halkını kazanımlarından vazgeçmesini bekliyor. Vazgeçmeyeceğiz. Yıllardır inkar politikası izliyorlar. İktidar tanalı, rantı saklamak için beton bariyeler kuruyor. Cumhur ittifakı, Kürt sorunun çözümünde rol çalıyor. Onları rol çalmaya değil Kürt sorunun demokratik çözümünde rol almaya çağırıyoruz. Kayyıma karşı direnenler olarak vazgeçmiyoruz. İşkence bizleri vazgeçiremeyecek. Mücadelemizi büyüteceğiz” diye konuştu.
Emekçi Hareket Partisi (EHP) Genel Başkanı Hasan Öztürk, Halkevleri Genel Başkanı Nebiye Merttürk, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, Devrimci Parti Genel Başkan Yardımcısı Gamze Taşcı, İnsan ve Özgürlük Partisi (PİA) adına Mehmet Kamaç, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanı Mertcan Titiz, SODAP adına Sevda Akdağ, Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) Sözcüsü Mahir Gürz, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Sözcüsü Satiye Ok, Kurdistan Kominist Partisi (KKP) Genel Başkanı Sinan Çiftyürek, kayyımlara karşı birlikte mücadele vurgusunda bulundu.
Halfeti Belediyesi Eş Başkanları da dayanışmadan dolayı teşekkür etti.
PİRHA- Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), 14 Mayıs’ta genel seçimlerinde milletvekili aday listesi netleşti. Yeşil Sol Parti bileşenlerinin eş genel başkanları ve eş sözcülerinin ve Emek ve Özgürlük İttifakı bileşeni paritlerin aday gösterildiği kentlerde belli oldu.
Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin (Yeşil Sol Parti) 14 Mayıs genel seçimlerinde aday gösterilecek isimler belirlendi. Aday Mutabakat Komisyonu’nun çalışmalar sonucu tamamlanan liste, Yeşil Sol Parti Eş Sözcüleri Çiğdem Kılıçgün Uçar ve İbrahim Akın’ın onayına sunuldu.
Emek ve Özgürlük İttifakı’nda yer alan Emekçi Hareket Partisi (EHP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) ve Emek Partisi’nden (EMEP) doğru aday gösterilecek isimler belli oldu. Yeşil Sol Parti’nin bileşenleri ile Kürt Özgürlük ve Demokrasi İttifakı’nda Yeşil Sol Parti listesinden aday gösterilecek isimler de belirlendi.
Liste şu şekilde:
-Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar İstanbul’dan; Eş Sözcü İbrahim Akın ise İzmir’den aday gösterildi.
-Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan Wan’da liste başından, Eş Genel Başkan Mithat Sancar ise Riha’dan aday gösterildi.
-Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Cengiz Çiçek, İstanbul’dan aday gösterildi.
-Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Berdan Öztürk, Amed’te liste başında aday gösterildi.
-Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz Mêrdîn’de; Eş Genel Başkan Keskin Bayındır memleketi Êlih’ten aday gösterildi.
HDK Eş Sözcüsü Esengül Demir’in de memnu haklarını alamadığı için aday gösterilemediği öğrenildi. EMEK VE ÖZGÜRLÜK İTTİFAKI
EHP Genel Başkanı Hakan Öztürk, SMF’den Cemil Güngören ve TÖP Sözcüler Kurulu üyesi Perihan Koca İstanbul’dan; EMEP’ten İskender Bayhan İstanbul’dan ve Sevda Karaca Demir ise Dîlok’tan aday gösterildi.
HDP BİLEŞENLERİ
Yeşil Sol Parti bileşenleri olan Ezilenlerin Sosyalist Partisi’nden (ESP) Çiçek Otlu İstanbul’dan; Sosyalist Yeniden Kurtuluş Partisi’nden (SYKP) Tülay Hatimoğulları Adana’dan; Devrimci Parti’den Burcugül Çubuk İzmir’den; Sosyalist Dayanışma Platformu’ndan (SODAP) Kezban Konukçu ise İstanbul’dan aday gösterildi.
KÜRT ÖZGÜRLÜK VE DEMOKRASİ İTTİFAKI
Kürt Özgürlük ve Demokrasi İttifakı’nda yer alan Kürdistan Kominist Partisi (KKP) Genel Başkanı Sinan Çiftyürek Wan’dan; İnsan ve Özgürlük Partisi (PİA) Genel Başkanı Mehmet Kamaç da Amed’ten aday gösterildi.
PİRHA-Gazeteci Sezgin Kartal’ın duruşması öncesi adliye önünde açıklama yapmak isterken gözaltına alınan 23 kişi emniyetteki ifade işlemlerinin ardından serbest bırakıldı.
İstanbul’da 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde evinin kapısı kırılarak gözaltına alınan ve 13 Ocak’ta “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklanan Gazeteci Sezgin Kartal’ın ilk duruşması öncesi açıklama yapmak isterken gözaltına alınan 23 kişi Vatan Emniyet Müdürlüğü’ndeki ifade işlemlerinin ardından serbest bırakıldı.
Gözaltına alınanlar arasında, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSADK) Zeytinburnu Şube Başkanı Zeynel Zor, Kartal Şube Başkanı Ali Yürümez, eski Beyoğlu Şube Erdal Baba ve PSAKD Genel Merkez Yöneticisi Hüseyin Ağcal, Demokratik Alevi Dernekleri İstanbul Eş Başkanı Ali Şeker, Gökhan Aslan, Adnan Altun Orhan Kok, Kezban Konukçu, Sıla Öz, Ayşegül Korkutan, Gökhan Alkan, Mehmet Kural, Mustafa Güler, Erkan Mete de bulunuyordu.
PİRHA-Çalışan Gazeteciler Günü’nde gözaltına alınan gazeteci Sezgin Kartal “örgüt üyeliği” şüphesi ve tutuklanması talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi. Kartal için adliye önünde açıklama yapıldı. PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe “Sezgin arkadaşımız birçok kesimin sözcüsüydü. Ama aynı zamanda Alevi bir gazeteciydi. Alevi dünyasının da sesi, soluğuydu” dedi.
İstanbul’da 10 Ocak’ta evi polis tarafından basılarak gözaltına alınan gazeteci Sezgin Kartal bugün Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’nda savcılığa çıkarıldı. Savcı, gazeteci Kartal’ı “örgüt üyeliği” şüphesi ve tutuklanması talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk etti.
Kartal’ın çalışma arkadaşları, gazeteciler ve Alevi kurumları ise adliye önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamaya Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, ve genel sekreteri Yeşim Kantekin, Bahçelievler Hacı Bektaş Veli Derneği Başkanı Ufuk Emre Bektaş, Gazeteci Dayanışma Ağı (GDA), SODAP, Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) temsilcileri de katıldı.
“ÜLKEYİ YÖNETEMEZ HALE GETİREN İKTİDARIN SON ÇIRPINIŞLARI”
Açıklamada ilk olarak söz alan Gazeteci Dayanışma Ağı’ndan Atakan Sönmez, “Sezgin Kartal, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde gözaltına alındı. Sezgin Kartal ve gazeteciler yıllardır hakikati aktarmak için mücadele ediyor. İşlerini yaptıkları için bedel ödüyor” dedi.
ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan ise “Ülkede baskının ve zulmün her geçen gün arttığının farkındayız. Bu ülkede mesleğini yaptığı için susturulmaya çalışılan, gözaltına alınan, tutuklanan onlarca, yüzlerce gazeteci var. Bu ülkede siyasetçiler, aydınlar tutsak. Birlikte mücadeleyi büyütmemiz gerekiyor. Ülkeyi yönetemez hale getiren iktidarın son çırpınışları bu. Buna karşı dayanışmayı büyütmemiz lazım” ifadelerini kullandı.
“SEZGİN KARTAL AYNI ZAMANDA ALEVİ BİR GAZETECİYDİ”
Kartal’ın Alevi kimliğine vurgu yapan PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe de şunları söyledi:
“Sezgin arkadaşımız birçok kesimin sözcüsüydü. Ama aynı zamanda Alevi bir gazeteciydi. Alevi dünyasının da sesi, soluğuydu. Yakın zamanda gerçekleştirdiğimiz büyük Alevi kurultayında verdiğimiz mesajların nasıl da doğru olduğunu gösteren bir gelişme. Aynı şekilde Sarıyer Şube Başkanımız Beyhan Gün ile yöneticimiz Şimal Deniz de uydurma gerekçelerle içeride tutuluyor. Bunların hepsi geçecek. Mücadeleyi büyütmemiz gerek. Gidiyorlar. Gidecekler. Gider ayak bu kumpasları yapıyorlar.
HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay ise “İçişleri Bakanlığı tüm demokrasi güçlerini suçlu ilan ediyor. Polisi baskı aracı, yakası ilikli yargıyı, havuz medyasını kullanarak demokrasi güçlerini, özgür basın çalışanlarını kriminalize etmeye çalışıyor. Sezgin Kartal özgür bir kalem. Hakikatin peşinde bir arkadaşımız. Yaptığı işlerden dolayı sindirilmek isteniyor. Sabah saatlerinde kapısı kırılarak gözaltına alındı. Biz bu şafak operasyonlarını özellikle son yedi yıldır demokrasi güçleri olarak çok sık görüyoruz. Eğer o kapı çalınsaydı elbette ki Sezgin Kartal o kapıyı açacaktı. Davet edilseydi adliyeye gelecekti. İfade verecekti. Ama istedikleri adalet değil” şeklinde konuştu.
PİRHA- Emek ve Özgürlük İttifakı’nın Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlediği halk buluşması binlerce kişinin katılımıyla başladı.
Emekçi Hareket Partisi (EHP), Emek Partisi (EMEP), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Türkiye İşçi Partisi (TİP) ile Toplumsal Özgürlük Partisi’nin (TÖP) oluşturduğu Emek ve Özgürlük İttifakı’nın Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlediği halk buluşması binlerce kişinin katılımıyla başladı.
Buluşmaya aralarında Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Hubyar Sultan Alevi Derneği, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin de (PSAKD) olduğu çok sayıda kurum ve kişi katılıyor.
Salonda üzerinde “Demokrasi”, “Özgürlük”, “Eşitlik”, “Kadın”, “Emek”, “Barış”, “Doğa”, “Gençlik” yazan loliloplar koltuklarda yer aldı. Ayrıca salonda, “Birlikte Değiştireceğiz” , “Emek ve Özgürlük İttifakı” pankartları asıldı.
Kongre merkezinin giriş kısmında Emek ve Özgürlük İttifakı’nın yelken bayrakları dizilirken, salonda sahnede bulunan dev ekranda ise ittifak bileşenlerinin logolarının olduğu jenerik gösterildi.
Buluşmaya, kadınından gencine, işçisinden siyasetçisine birçok kesim renkleri ve farklılıkları ile katıldı. İşçiler kongre merkezine “Susma sustukça sıra sana gelecek”, “İşçilerin birliği sermayeyi yenecek” sloganları ile giriş yaparak taleplerine dikkat çekti. Zılgıtlar eşliğinde halay çeken yüzlerce kişinin coşkusu şölene dönüştü. İşçiler kasklarıyla, kadın işçiler de zılgıt atarak uzun süre halay çekti. Farklı halklar da çekilen halaya katılarak omuz omuza mücadele mesajı verdi.
Emek ve Özgürlük İtifakı’nın Yol Haritası açıklanıyor.
PİRHA- Hükümetin açıkladığı 2021 asgari ücretine tepki gösteren SODAP Eş Sözcüsü Sevtap Akdağ, “Yoksulluk sınırının bile 8000 liranın altında tanımlandığı koşullarda 2825 lira asgari ücret tespit etmek işçileri açlık yaşamına mahkum etmektir” dedi.
Asgari Ücret Tespit Komisyonu dördüncü ve son toplantısını bu sabah Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda yaptı. Toplantının ardından Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, 2021 yılı için asgari ücret teklifini açıkladı. 7 milyonun üzerinde çalışanı ilgilendiren asgari ücret bekar bir işçi için net 2825 olarak belirlendi.
Hükümetin açıkladığı 2021 asgari ücretine Sosyalist Dayanışma Platformu (SODAP) Eş Sözcüsü Sevtap Akdağ tepki gösterdi.
“İŞÇİLER AÇLIĞA MAHKUM EDİLDİ”
Açıklanan rakamın işçinin alınteri ile dalga geçilmesi anlamına geldiğini belirten Akdağ, beklentilerinin asgari ücret değil insanca yaşam olduğunu söyledi.
Akdağ, “Hükümetin 2021 yolu için açıkladığı asgari ücret 2825 lira. Uzun zamandır kriz koşullarında ve pandeminin açığa çıkardığı ağır koşullarla yaşam mücadelesi veren emekçiler açısından bu rakam alınterlerleri ile dalga geçilmesi anlamına geliyor. Çünkü yoksulluk sınırının bile 8000 liranın altında tanımlandığı koşullarda 2825 lira asgari ücret tespit etmek işçileri açlık yaşamına mahkum etmektir. Oysaki biz asgari değil insanca yaşam diyoruz” diye konuştu.
“BORÇLANMA DEĞİL GERÇEK GELİR ARTIŞTI İSTİYORUZ”
“Pandemi sürecinde borçlanma değil gerçek gelir artışı istiyoruz” diye çağrıda bulunan Akdağ, işçilerin asgari ücret değil toplumsal zenginlikten paylarını istediklerini kaydetti.
Akdağ, şunları belirtti.
“Asgari ücretli çalışanların neredeyse gelir seviyesinin yansıtıldığı tek ülkeyiz. Bizden sonraki en yüksek oran yüzde 17 ile Ukrayna. Asgari yaşam değil toplumsal zenginlikten hakkımızı istiyoruz. Pandemi sürecinde borçlanma değil gerçek gelir artışı istiyoruz. Kendi halkının yoksulluğu ile övünen, yabancı sermayeye işçi ücretlerinin düşüklüğü ile davetiye çıkaran finans-kapitalden hesap sormaya devam edeceğiz.”
PİRHA-Sosyalist Dayanışma Platformu (SODAP) Maraş Katliamı’na ilişkin açıklama yayınlayarak “Maraş Katliamı devlet dersinde MHP’li çeteler eliyle uygulanmıştır” dedi.
SODAP, Maraş Katliamı’na ilişkin yazılı açıklama yaparak “İktidarın küçük ortağı MHP’nin ayaklarını bastığı yer Maraş’ın kanlı sokaklarıdır” ifadesini kullandı.
Açıklamada, 19-26 Aralık 1978’de Maraş’ta yaşanan katliamın Türkiye siyasi tarihinin en kara günlerinden biri olduğu vurgulanarak şu cümleler kaleme alındı:
“MHP ve ülkücü çetelerin açıktan rol oynadığı Maraş Katliamı’nda yüzlerce insan yaşamını yitirdi, Alevilerin yaşadığı evler yakıldı, dükkanlar tahrip edildi, sonrasında binlerce insan göç etmek zorunda kaldı.
Amaç, ülkede gelişen sol muhalefetin önünü kesmek ve jeopolitik öneme sahip bu bölgeyi Kürt Alevilerden arındırmaktı.
İlki Malatya’da denenen ‘Solcular, Aleviler camiye bomba koyacak’ provokasyonu örgütlü güçlerin farkındalığı, devrimcilerin cami önlerinde nöbet tutmasıyla engellenebilmişti. Bunun üzerine paramiliter güçler Maraş’ta daha iyi bir hazırlıkla planlamalarını hayata geçirdiler. Katliam ve zorla göç ettirme sürecine yoksul Türk-Sünni halkın katılımını sağlamak için onların dini inançlarını istismar ettiler, tıpkı 1915 Ermeni katliamında ve 6-7 Eylül olaylarında olduğu gibi hedefe oturttukları halkın mal ve mülklerini ödül olarak sundular.”
“EVLERİ İŞARETLEYEN ÜLKÜCÜLER BUGÜN BEKÇİ YAPILIYOR”
“Devlet katliamcı çeteleri yargılamak yerine canları pahasına daha büyük can kayıplarını önlemeye çalışan devrimcileri işkence tezgahlarında katletti. Halkların büyük sahiplenmelerinin zoruyla, mahkemelerden göstermelik cezalar çıksa da bugün bile Maraş’ta katliamın sorumluları ‘kahraman’ gibi değer görmekte, yapılmak istenen anma törenleri engellenmektedir.
Bugün mecliste iktidarın küçük ortağı MHP’nin ayaklarını bastığı yer Maraş’ın kanlı sokaklarıdır. MHP’nin AKP ile buluştuğu en önemli kavşak da burasıdır. Ve bugün, Maraş’ta postacı kılığında Alevi evlerini işaretleyen ülkücü çeteler AKP eliyle bekçi yapılıyor, kamu kurumlarına yerleştiriliyor.
Maraş’ta tanığı olduğumuz katliamcı mekanizmanın çarkları dönmeye halklara, inançlara, emekçilere dönük kıyım, katliam kalkışmaları hız kesmedi. Maraş’ın 22. yıl dönümünde 19 Aralık 2000’de bu kez cezaevlerinde karşımıza çıkan da bunlardan bir tanesiydi.
Maraş’ın, Çorum’un, Sivas’ın, 19 Aralık Cezaevleri katliamlarının ve daha nicelerinin hesabını sormak bir daha yaşanmasının önüne geçmektir.
Alevilerin, Kürtlerin, Ermenilerin ve bu coğrafyada var olan bütün halkların, bütün inançların, bütün emekçilerin yaşam güvenceleri faşizme karşı birlikte örgütlü mücadeleyi örmekten geçmektedir.”
PİRHA- PTT Sirkeci Postanesi restorasyonunda çalıştığı sırada yaşamını yitiren Dilek Dayar’ın ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada deliller toplanmadı. Dayar’ın kuzeni Gülbahar Kavcu, “Kazanın asıl sebebi, iskelenin yasa ve yönetmeliklere uygun bir biçimde kurulmamış olmasıdır” dedi.
PTT Sirkeci Postanesi restorasyonunda çalışırken iş cinayetinde yaşamını yitiren Mimari Restoratör Dilek Dayar’ın ailesi ve arkadaşları, ölümüne dair yürütülen soruşturmaya dikkat çekmek amacıyla Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı. “Dilek’i unutmayacağız! İş cinayetinin hesabını soracağız! İş cinayetlerini durduracağız!” pankartının açıldığı eylemde, sık sık “İş kazası değil bu bir cinayet” sloganları atıldı.
Eyleme HDP Milletvekili Hüda Kaya, HDP Milletvekili Erkan Baş, Dev Turizm iş Sendikası, Dev-Yapı İş, DİSK Yönetim Kurulu adına Kamber Saygılı, İnşaat İş Sendikası, Genç İşçi Derneği, Sosyalist İçiler Partisi ve Neval Dernek Yöneticisi destek verdi.
“SORUMLULAR NEDEN SORUŞTURULMUYOR”
İlk sözü alan Dayar ailesinin Avukatı Sevgi Evren Köroğlu, “Soruşturmayı yürüten savcılık ve hakime şu soruyu sormak isterim. Asıl gerçekler ortada olmasına, iskeleyi kuranlar dosya kapsamında belli olmasına ve iskelenin yasal hükümlere aykırı bir şekilde kurulduğu ve denetlendiği ortada olmasına rağmen sorumlular neden soruşturulmuyor, tutuklanmıyor. Bu dava bu kadar zamana kadar halen neden açılmıyor? Bu nedenle hem İmran Karadeniz’in hem de diğer sorumluların aynı şekilde soruşturma kapsamına alınmasını talep ettik” dedi.
“HAKLARINI ARAYANLAR CEZAEVİNDE”
HDP Milletvekili Hüda Kaya, “Dilek’in ölümüne sebep olan patronlar bırakın tutuklanmayı ellerini kollarını sallayarak toplumda suç üretmeye devam ediyor. Yaşama koşullarına itiraz eden, ‘hamam böceklerinin içinde değil insanca yaşamak istiyoruz’ diyen, maaşlarını emeklerini isteyen, verdiği emeklerin karşılığını talep eden ve hakkını arayan inşaat işçilerimiz ise şu an cezaevinde veya işten çıkarılmış durumdalar. Bütün bu haksızlıklara karşı halkımızın, işçimizin, çalışanımızın ve emekçimizin yanında dayanışmaya devam edeceğiz. Ta ki insanca bir yaşam hep birlikte gerçekleştirinceye kadar” diye konuştu.
“İŞÇİ CEHENNEMİNE DÖNEN BİR TABLO İLE KARŞI KARŞIYAYIZ”
Kaya’dan sonra söz alan HDP Milletvekili Erkan Baş’da “Ülkemizde bir işçi cehennemine dönüşen tablo ile karşı karşıyayız. Pek çok kardeşimiz, arkadaşımız sadece ve sadece evine ekmek götürebilmek için eşinin, çocuğunun geleceği için zorunlu olarak çalışmak zorunda olduğu iş yerlerinde hayatını kaybediyorlar. Yaşayanlar içinde bir cehenneme dönen bu ülke her gün sadece ve sadece patronların kar hırsı için kaybettiğimiz işçilerin arkasında ağlamak zorunda kaldığımız bir ülkeye dönüşmüş durumdadır. Biz bu tabloyu kabul etmiyor ve etmeyeceğiz. Bu ülkede yaşayan tüm işçiler, emekçiler, alın terinden başka hiçbir şeyi olmayan herkes için kavga etmeye devam edeceğiz. Bu adaletsizliğe son vereceğiz” şeklinde konuştu.
“YA ÇALIŞACAKSINIZ YA DA CEZAEVİ SİZİ BEKLİYOR”
DİSK Yönetim Kurulu üyesi Kamber Saygılı ise, “İtiraz ettiğimiz koşullarda ya kapı dışı edileceğiz ya da 3. Havalimanındaki işçi arkadaşlarımız gibi hakkını aradıkları, ölmek istemedikleri, bitle pireyle yaşamak istemedikleri ve sıcak su istiyoruz dedikleri için gözaltına alınarak cezaevlerine atılacağız. Bize gösterilen ‘ölümlerden ölüm beğenin’. Ya ölerek çalışacaksınız ya da itiraz ettiğinizde cezaevi sizi bekliyor diyorlar” ifadelerini kullandı.
“CANIMIZI KORUMA MÜCADELESİ İÇİNDEYİZ”
SODAP Eş Sözcüsü Kezban Konukçu ise, “Şu anda haklarımızı korumanın çok ötesinde canımızı koruma mücadelesi içindeyiz. Gerek kadınlar, gerek emekçiler, faşizmin kurumsallaşması ile birlikte her geçen gün canından oluyor canını korumak için farklı yollar aramaya çalışıyor. Bu yolları ortaklaştırmamız, bilinçli ve örgütlü bir noktaya taşımamız gerekiyor” diye konuştu.
“HİÇBİR ÖNLEM ALMAMIŞLAR”
Konuşmaların ardından basın açıklamasını Dilek Dayar’ın kuzeni Gülbahar Kavcu yaptı. Kavcu, soruşturma dosyası kapsamı ve bilirkişi raporlarının sonucunda gerekli iş sağlığı ve güvenlik tedbirlerin alınmadığını aktararak, “Raporda; şirketin bir ortağı Adnan Karadeniz asli kusurlu sayılmış ve diğer ortak İmran Karadeniz tali kusurlu sayılarak serbest bırakılmıştır. Adnan Karadeniz, asli kusurlu sayıldığı halde tutuklanmasına yönelik bir işlem yapılmamıştır. Arkadaşımızın hayatına mal olan ihmaller zinciri göstermiştir ki gerek şirket sahipleri gerekse ihale veren ana kurum olarak Karacan Grup ve PTT yönetimi bu kazanın yaşanmasını engellemek adına hiçbir önlem almamışlardır. Bu sebeple, İmran Karadeniz’in serbest bırakılması ve diğer sorumluların soruşturmaya dahil edilmemesi kabul edilemez” dedi.
“KAZANIN ASIL SEBEBİ AÇIK”
Dosyada etkin bir soruşturma yürütülmediğini belirten Kavcu, “İş güvenliğine ve iskelenin kurulumuna yönelik sorduğumuz onlarca sorunun cevabı dosyada yoktur. Deliller toplanmamıştır. Kazanın asıl sebebi ise açık ve net olarak göstermektedir ki, iskelenin yasa ve yönetmeliklere uygun bir biçimde kurulmamış olmasıdır” diye konuştu.
Bugün Dayar’ın doğum günü olduğunu söyleyen Kavcu, “Yargının sermayenin her türlü işlem ve eylemini meşrulaştırmasına karşı haklarımızı savunmaya ve mücadeleye devam edeceğiz. Etkin bir soruşturmanın ilk adımı olarak yasada öngörülen cezaların artırılması için mücadelemizi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.
PİRHA – Gezi direnişi sırasında İstanbul’da Ataşehir’de bir arabanın çarpması sonucu hayatını kaybeden Mehmet Ayvalıtaş bugün Sosyalist Dayanışma Platformu (SODAP) öncülüğünde düzenlenen yürüyüşle anıldı.
Gezi direnişi sırasında İstanbul Ataşehir’de hayatını kaybeden Mehmet Ayvalıtaş bugün Sosyalist Dayanışma Platformu (SODAP) öncülüğünde düzenlenen yürüyüşle anıldı. Önce Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ataşehir Şubesi Cemevi’nde Mehmet Ayvalıtaş için yemek verildi.
Saat 15.00’te ceemvinden başlayan yürüyüş Mehmet Ayvalıtaş’ın hayatını kaybettiği yere kadar sürdü. Yürüyüş boyunca sık sık “Gezi şehitleri ölümsüzdür”, “Bu daha başlangıç mücadeleye devam”, “Direne direne kazanacağız” sloganları atıldı.
Anmaya DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, HDP milletvekili adayları Erkan Baş ve Musa Piroğlu ile TİP, EMEP, Partizan, KÖZ, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ataşehir Şubesi destek verdi.
“MEHMET’TEN ALDIĞIMIZ BAYRAĞI ZAFERE TAŞIYACAĞIZ”
SODAP adına konuşma yapan Orhan Kok, “Mehmet’ten aldığımız bu onurlu bayrağı 24 Haziran’da zafere taşıyacağız” dedi. Arkasından konuşan HDP milletvekili adayları Erkan Baş ve Musa Piroğlu da mücadeleye devam vurgusu yaptılar.
Son olarak yazar ve müzisyen İlkay Kaynar yazdığı kitaptan Mehmet Ayvalıtaş’a yazdığı bir mektubu ve Gezi için bestelediği şiiri seslendirdi. (HABER MERKEZİ)