Etiket: soğucak köyü

  • Elbistan’ın Soğucak Köyü’nde Kal Cımık Ocağı Pirleri anıldı-VİDEO

    Elbistan’ın Soğucak Köyü’nde Kal Cımık Ocağı Pirleri anıldı-VİDEO

    PİRHA- Elbistan’ın Soğucak köyünde düzenlenen ‘Hasan-i Koale Dergahında Kalcımık Ocağını Yaşatma ve Pirlerimizi Anma’ etkinliğinde lokmalar paylaşılarak, muhabbet cemi yürütüldü. Anmada, kutsal mekanların Alevilerin tarihsel hafızası olduğu kaydedilerek, bu mekanlara sahip çıkılması mesajı verildi.

    Maraş Elbistan’a bağlı Soğucak köyünde ”Hasan-i Koale Dergahında Kalcımık Ocağını Yaşatma ve Pirlerimizi Anma’ etkinliği düzenlendi.

    Soğucak ve çevre köylerden birçok yurttaşın katıldığı anma etkinliğinde selamlama konuşmasını yapan Pir Hasan Ergişi kutsal mekanlara ve dergahlara sahip çıkılması çağrısında bulunarak, “Bizlerin ortak ruhi şekillenmemize, ortak belleğimize, sonsuz yaşam öğretimize, inançsal ve toplumsal hafıza mekanlarımızı yaşamalı, yaşatmalı ve korumaya altına alacağız. Burada Hasan-i Koale Dergahı bizim hafıza arşivimizdir. Bunlara sahip çıkmalıyız” dedi.

    “YOLUMUZUN ESASLARINI TANIMLAMA GÖREVİMİZ VAR”

    Anma etkinliğinde söz alan Sinemilli Ocağı Pirlerinden Süleyman Deprem ise, “Bin yıllardır zalimlerin zulmü altındayız. Biz yolumuzu bilmezsek herkes bizi kendisi gibi tanımlar. Birbirimizle eksikliklerimizi gidermek durumundayız. Yolumuz hala başkalarınca tanımlanıyor. Tek yol bizim kendi yolumuzu, Aleviliğin esaslarını tamamlama gibi bir görevimiz var. Kurduğunuz derneklerde, cemevlerinin bir araya gelerek eğitim programlarını uygulamak zorundayız” diye konuştu.

    KAL CIMIK OCAĞININ TARİHSEL SEYRİ

    Kal Cımık Ocağı‘ndan Hayri Ergişi de ocağın tarihsel seyrine dair bilgi vererek, “Bu belleği hatırlatmakta hepimize görev düşüyor. Ocağımız farklı isimler altında ismini sürdürmüş ve hizmet yürütmüştür. Ailenin Sinemilli aşiretinin Şemsikan kolundan geldiği öne çıkmıştır. Kal Cimik Ocağı’nın 20 nesil önce ortaya çıktığı bilinmekte. Maraş, Sivas, Kayseri civarında erkan yürüttüklerini ve çok büyük nüfus sahibi olduğu biliniyor. Ocağın son kuşak temsilcilerinden 60 yıl hizmet yürüten Cebrail Dede, rıza ve ikrar toplumuna hizmet etmiştir ve 2012 yılında Hakk’a yürümüştür” diye belirtti.

    MUHABBET CEMİ YÜRÜTÜLDÜ

    Lokma gülbengi ardından Muhabbet Cemi’ni Kal Cımık Ocağı’ndan Hasan Ergişi ve Sinemilli Ocağı’ndan Süleyman Deprem yürüttü.

    Çerağların uyandırılması ile başlayan cemde zakirlerin seslendirdiği nefesler ile semahlar dönüldü.

    Yine anma etkinliğinde Mehmet Naci Doğan, Ali Yumuşak, Dursun Kul, Tolga Ardıç, Mehmet Ardıç, Tolga Ergişi, Barış Yeşil, Uğur Duran gibi sanatçılar yer alarak nefeslerini seslendirdi.

    PİRHA/MARAŞ

  • Elbistan’da 53 yıllık ahşap tarihi ev yıkılacak: Koca bir tarih, onlarca anı…-VİDEO

    Elbistan’da 53 yıllık ahşap tarihi ev yıkılacak: Koca bir tarih, onlarca anı…-VİDEO

    PİRHA- Deprem, ardında hatıralar ve unutması güç öyküler bıraktı. İnsanlar; hayatlarını, dostlarını, sevdiklerini ve anılarını kaybetti. Elbistan’ın Socax (Soğucak) köyündeki 53 yıllık tarihi ev de ağır hasarlı olduğu gerekçesiyle yıkılmayı bekliyor.

    Deprem, hatıralar ve unutması güç öyküler bıraktı geride. İnsanlar; hayatlarını, dostlarını, mallarını, mülklerini ve en önemlisi anılarını kaybettiler depremde.

    Maraş Elbistan’a bağlı Soğucak (Socax) köyündeki 53 yıllık ahşap ve yığma taş evdeki geçmişe ait eşyalar ve dokuma halılar bir dönem odaları süslerken; şimdilerde ise ağır hasarlı olduğu gerekçesiyle yıkılmayı bekliyor.

    “EVİNİ ADETA MÜZEYE ÇEVİRMİŞTİ”

    2021 yılında PİRHA olarak gittiğimizde Soğucak köyünde yaşayan Fatma Polat, gelin olarak geldiği evinde geçmişe ait çok sayıda eşyayı manevi değer biçerek saklamış, ‘eskiler unutulmasın’ diyerek evini adeta müzeye çevirmişti. Polat, unutulmaya yüz tutmuş eski hatıraları canlandırıp, özlem gidermek için eskiye ait eşyaları ve aletleri oluşturduğu odada korumaya almıştı. Ayrıca tavanı ardıç ağacından yapılı odalarda el emeği ile yapmış olduğu kök halılar ve süslemeler görenleri büyülüyordu.

    Koyun kırklığından kar küreğine, el dokuma halılardan taş silindire, oyma ceviz sandıktan işlemeli süslemelere kadar birçok eşyayı saklayan Fatma Polat, ‘Eskiden yaşam güzeldi. Yoksulluk vardı ama her şey daha samimi, güzel ve anlamlıydı’ diyerek geçmişe olan özlemini dile getirmişti.

    Şubat’ta Maraş merkezli iki depremde hasar alan 53 yıllık bu tarihi ev, içerisindeki tüm süslemeler, halılar ve en önemlisi anılar alınarak yıkılmayı bekliyor.

    Ersin ÖZGÜL/MARAŞ

    İLGİLİ HABERLER

    Elbistanlı Fatma Polat, geçmişe ait anıları ve eşyaları 49 yıllık taş evde saklıyor
    – Elbistanlı Fatma Polat, geçmişe ait anıları ve eşyaları 49 yıllık taş evde saklıyor > Videosu için tıklayınız…

  • Elbistanlı Fatma Polat, geçmişe ait anıları ve eşyaları 49 yıllık taş evde saklıyor-VİDEO

    Elbistanlı Fatma Polat, geçmişe ait anıları ve eşyaları 49 yıllık taş evde saklıyor-VİDEO

    PİRHA- Maraş Elbistan’a bağlı Soğucak (Socax) Köyü’nde yaşayan Fatma Polat’ın 49 yıllık taş duvar evindeki geçmişe ait eşyalar ve dokuma halılar odaları süslüyor. Polat, ‘Eskiden yaşam güzeldi. Yoksulluk vardı ama her şey daha samimi, güzel ve anlamlıydı’ diyerek geçmişe olan özlemini dile getiriyor.

    Elbistan’da yaşayan Fatma Polat gelin olarak geldiği Soğucak köyündeki evinde geçmişe ait çok sayıda eşyayı manevi değer biçerek saklıyor. Polat, ‘eskiler unutulmasın’ diyerek evini adeta müzeye çevirdi. Polat, unutulmaya yüz tutmuş eski hatıraları canlandırıp, özlem gidermek için eskiye ait eşyaları ve aletleri oluşturduğu odada korumaya aldı.

    Fatma Polat ayrıca tavanı ardıç ağacından yapılı odaları el emeği ile yapmış olduğu kök halılar ve süslemeler görenleri büyülüyor.

    Koyun kırklığından kar küreğine, el dokuma halılardan taş silindire, oyma ceviz sandıktan işlemeli süslemelere kadar birçok eşyayı saklayan Fatma Polat, ‘Eskiden yaşam güzeldi. Yoksulluk vardı ama her şey daha samimi, güzel ve anlamlıydı’ diyerek geçmişe olan özlemini dile getiriyor.

    ‘Eski insanlar kalmadı ama eski eşyalar kaldı’ diyen Fatma Polat kayınpederi, kayınvalidesi ve onların anne-babalarından kalan eşyaları bir o kadar manevi değeri olan 49 yıllık taş evde saklıyor. 49 yıllık taş duvar ve ağaç tavanlı evinde eski eşyalar kadar anıları biriktiren Fatma Polat, böylece hem anıları hem de hafızayı taze tutuyor.

    Ersin ÖZGÜL/MARAŞ

  • Elbistan Soğucak Cemevi kolektif emek ve lokmalarla yapılıyor-VİDEO

    Elbistan Soğucak Cemevi kolektif emek ve lokmalarla yapılıyor-VİDEO

    PİRHA- Aleviler, Elbistan Soğucak Köyü’nde yeni bir cemevine kavuştu. Cemevinin toplumsal dayanışma ile inşa edildiğini söyleyen Soğucak Cemevi Başkanı Ali Armut, “İnsanlarımızın imece usulü dayanışması ile 2019 yılında kültür ve cemevimizin inşaatına başladık. Devletin bir katkısı olmadı. Tamamen köylülerimizin desteği ile oldu. Herkes bir yerinden tuttu” diye konuştu.

    Maraş Elbistan’ bağlı Soğucak (Socax) Köyü’nde Alevi yurttaşların lokmaları ile inşa edilen ve bitme aşamasına gelen cemevinin 2021 yılı içerisinde hizmete girmesi hedefleniyor.

    Aleviler Elbistan’da toplumsal dayanışma ve kolektif emekle bir kültür ve cemevi inşa etti.

    Soğucak Kültür Ve Cemevi Başkanı Ali Armut büyük zorluklar ve maddi sıkıntılar sonrasında toplumsal dayanışma ile inşa edilen cemevinin her tuğlasında Alevilerin lokmalarının bulunduğunu söyledi.

    “DEVLETİN KATKISI OLMADI, TAMAMEN KÖYLÜLERİMİZ YAPTI”

    Hasan Armut, köylerinin yurtdışına ve kentlere büyük bir göç verdiğini verdiğini kaydetti. İnanç ve hizmetlerini yürütebilecek bir mekan ihtiyacı doğrultusuna 2015 yılında adım attıklarını söyleyen Hasan Armut, “2015 yılında bir cemevi yapılması kararı alındı. Cemevimizin inşası için 15 kişilik bir komite kurduk. İnancımızı ve erkanlarımızı yürüteceğimiz bir mekan yoktu. 2015 yılında bir cemevi yapılması kararı alındı. İnsanlarımızın imece usulü dayanışması ile 2019 yılında kültür ve cemevimizin inşaatına başladık. Yurtdışındaki köylülerimiz ile diyalog kurduk. Çalışmalarımız devam ediyor. Devletin bir katkısı olmadı. Tamamen köylülerimizin desteği ile oldu. Herkes bir yerinden tuttu” dedi.

    “GENÇLERİMİZ YOLUNU DEVAM ETTİRSİN İSTİYORUZ”

    Köylerinde neredeyse yaşlıların kaldığını belirten Hasan Armut, gençlerin köyleri ile birlikte inançlarına sahip çıkmaları çağrısında bulunarak, “1950’lerden sonra insanlarımız gurbete gitmeye başladı. Gidenlerin büyük kısmı dönmedi tabi. Köyde yaşlılar kaldı. Gençlerimizin yolumuzu devam ettirsin istiyoruz. İnsanlar kendi kültürü, inancı ile var olmadıktan sonra ezilmeye mahkum oluyor” ifadelerini kullandı.

    “YÖNETİMİN YARISI KADINLARDAN OLUŞACAK”

    Pandemi şartlarının yumuşaması sonrasında açılış yapacaklarını dile getiren Hasan Armut, ayrıca yönetimin yarısının kadınlardan oluşacağına dikkat çekerek, şöyle devam etti:

    “Pandemi şartları el verir ise bir açılış yapacağız ve yen bir yönetim belirleyeceğiz. Yönetimin yarısı kadınlardan oluşacak. Kadınlar olmadan bir şeyi başaramayız. Kadınlar da bu işe el atmalı. Onlar el verdiği zaman ardı da gelecektir. Eskiden dedelerimiz vardı. Yakın zamanda Hakk’a yürüdüler. Kantarma’da dedelerimiz yetişiyordu. Dedelerimiz Doğanşehir’den geliyorlardı. Şimdi ise yol yürüten neredeyse yok denecek kadar.”

    PİRHA/MARAŞ

     

  • ‘İnancımız güzel, eskiden cemlerimiz kalabalıktı, şimdi ise savrulduk’-VİDEO

    ‘İnancımız güzel, eskiden cemlerimiz kalabalıktı, şimdi ise savrulduk’-VİDEO

    PİRHA- Maraş Elbistan’a bağlı Soğucak (Socax) köyünde yaşayan Durna ve Hüseyin Çakal, eski cemlere olan özlemlerini dile getiriyorlar. Nüfusun çoğunun yurtdışına göç ettiğini söyleyen Çakal çifti, “İnancımız güzeldi. Köylüler bir araya gelip ibadetlerini yapıyordu. Pirlerimiz Adıyaman’dan, Malatya’dan geliyordu. Bugün bunların hiçbiri kalmadı” diyerek geçmişe ve inançlarının geriye düşmesine derin bir ah çekiyorlar. 

    Durna ve Hüseyin Çakal iki can yoldaşı. İkisi de 70 yaşını devirmiş. Elbistan merkeze 22 km uzaklıkta bulunan Soğucak (Socax) köyünde yaşayan Çakal çifti, köylerinin göç vermesinden ve dedeleri olmadığından kaynaklı inançlarının geriye düşmesinden şikayetçi.

    Adıyaman ve Malatya’dan gelen pirlerinin yürüttüğü cemi o günkü heyecan ile anlatan Durna ve Hüseyin Çakal, köyde gençlerin kalmaması ile birlikte zayıflayan toplumsal bağlardan kaynaklı artık cem yürütemediklerini dile getiriyor.

    Durna Çakal köyünde ‘Durna Nene’ diye biliniyor. Durna Çakal, köyde gücünün yettiği kadar bostan işleri ile uğraşıyor. Önceden hayvancılık yaptıklarını söyleyen Çakal, şimdi ise kimse olmadığı için hayvancılık yapamadıklarını, güçlerinin yetmediğini de eklemeden edemiyor.

    Hüseyin Çakal’ın ise Kürtçe ve Türkçe seslendirdiği şiirler bir hayli ilgi çekiyor.

    “GENÇLER YURTDIŞINA GİDİYOR, KÖYLERİMİZ BİTİYOR”

    Köylerinde geçmişte yapılan hayvancılığın şimdilerde ise köyde gençlerin kalmamasından kaynaklı yapılmadığını söyleyen Hüseyin Çakal, “Önceden hayvanlarımız vardı, yaylalara gidiyorduk. Geçimimizi bununla sağlıyorduk. Şimdi ise gençler kalmadı, büyük çoğunluğu yurtdışına gitti. Köyde yaşlılar kalmış durumda. Eskiden gönül hatırı vardı; insanlar birbirine yardım ediyordu, gelip gidiyorlardı. Şimdi bunlar bitmiş durumda. Gençler işleri, gelirleri olmadığı için yurtdışına gitmeye devam ediyor. Gençler olmazsa köylerimiz de bitiyor” diye konuştu.

    “İNANCIMIZ GÜZEL CEMLERİMİZ KALABALIKTI, ŞİMDİ HİÇBİRİ KALMADI”

    Hüseyin Çakal, pirlerinin Adıyaman ve Malatya’dan geldiğini hatırlatarak eski cemlerin çok kalabalık geçtiğini sözlerine ekledi. Çakal, inançlarının giderek zayıfladığından yakınarak, “İnancımız güzeldi. Köylüler bir araya gelip ibadetlerini yapıyordu. Pirlerimiz Adıyaman’dan, Malatya’dan geliyordu. Cemlerimizi, kurbanlarımızı yapıyorduk. Cemler kalabalık geçiyordu. İnsanlar birbirine çok bağlıydı. Herkes lokmasını getirir, pirin duası paylaşılırdı. Herkes musahip tutuyordu, hepsi kardeş sayılıyordu. Bugün bunların hiçbiri kalmadı. Birbirimizi unuttuk, gençler birbirini tanımıyor. İnancımız giderek kayboluyor. Evlerimiz yıkılmış, kilit vurulmuş” dedi.

    “ESKİ ZAMANLAR, CEMLER ÇOK DAHA İYİYDİ; HERKES BİR YERE SAVRULDU”

    Durna Çakal ise karşıda görünen Nurhak Dağları’na derin derin bakıp bu dağlarda yaylacılık yaptığını bir an anımsayarak, ömrünün büyük kısmının bu işlerle geçtiğini dile getiriyor. Küçüklüğünden beri cemlere girdiği anılarının kendisi için en değerli anılar olduğunu ifade eden Durna Çakal, şimdi ise herkesin bir yere savrulduğunu elinden gelmeyen bir çaresizlikle şöyle anlatıyor:

    “Bu dağlarda çok dolaştık, yaylacılık yaptık. Çobanlık da yaptık, koyun da sağdık. Önümüzdeki arsada eskiden dedemizin evi vardı. Ben küçükken burada cem bağlanıyordu. Kurbanlar kesilirdi, lokmalar paylaştırıldı. Biz bunları gördük. Şimdi ise bunlar yok, gençler de bilmiyor. Eski zamanlarımız daha iyiydi. Herkes gurbette, şimdi ise hasretlik var. Herkes bir yere savrulmuş.”

    Ersin ÖZGÜL -Mehmet KOCAMER / MARAŞ

     

  • Besê’nin rüyası, lokmanın Qal Cimik ziyaretine yolculuğu-VİDEO

    Besê’nin rüyası, lokmanın Qal Cimik ziyaretine yolculuğu-VİDEO

    PİRHA- Maraş Elbistan’a bağlı Soğucak (Socax) Köyü’nde yaşayan Beser Altun oğlunun koronavirüse yakalanması ile birlikte gördüğü rüyadan sonra lokmasını (klor) pişirmeye karar vererek pay etti. Sinemilli Ocağı’ndan Qal Cimik (Yaşlı Cımık) ziyaretinde Beser Altun’un lokması için bir araya gelen köylüler el birliği ile lokmalarını paylaşıp, ziyaretle dertleşti. 

    Elbistan’a 22 km uzaklıkta bulunan Alevi köyü Soğucak’ta (Socax) yaşayan Beser Altun’un İngiltere’de yaşayan oğlu koronavirüse yakalanır ve uzun süre tedavi görür. Hastalığı atlatmasının ardından annesi Beser Altun bir gece yarısı gördüğü rüya sonrasından ilk iş olarak sıcak lokmasını paylaştırmayı niyaz eder.

    7’den 70’e büyük bir itikat ile köy halkı Beser’in rüyasına ve lokmasına olan saygıdan kaynaklı o gün Qal Cimik (Yaşlı Cımık) ziyaretinde bir araya gelerek lokmalarını paylaşır.

    GÖRDÜĞÜ RÜYA SONRASI LOKMASINI PAYLAŞMAYI NİYAZ EDİYOR

    Köyde bir koşuşturma ile herkesin bir tarafa gittiğini görüyoruz. Yakın bir mesafede yükselen dumanlar ilgiyi bir anda kendisine çekiyor. Nereye gittiklerini sorduğumuz köylüler ise, ‘Beser’in kloru pişiyor, lokmasını dağıtacak’  diyerek bizlerin de ilgisini dumanın olduğu yöne çeviriyor.

    Beser Altun’un evinin önündeki boş arsaya yönelmemiz ile birlikte geleneksel lokma kültürü olan klorun (içi et veya patates ile dolu olan lokma) büyük saclar içerisinde köz ateşinde piştiğini görüyoruz. Beser Altun ateş başında beklerken diğer köylüler ise bir yandan sıcak lokmaları bölüştürmekle uğraşıyor.

    Ve klorun (lokmanın) Qal Cimik ziyaretine yolculuğu başlıyor…

    KADINLAR ZİYARETTE BULUŞUYOR

    Alevilerde sofra, ocak, yemek ya da lokma kavramları kutsallığa büründürülmüş ve tarihten günümüze yaşamımızın her aşamasında yerini alıyor. Bu kavramlar kültürümüze geleneksel yöntemlerle; edebiyatımıza, geleneğimize, törenlerimize, inanç ibadetimize ritüel olarak girmiş ve halen de yaşıyor.

    Beser Altun’un pişirdiği lokma el birliği ile hazırlanarak Qal Cimik ziyaretine çıkıyor. Köyün dört bir yanından ziyarete gelen kadınlar birbirleri ile selamlaşırken, pişirdikleri lokmalarda alanda yerini alıyor.

    Lokmada amaç kimin ne getirdiğine bakılmaksızın, her canın getirdiğinin ortaklaşa paylaştırılmasıdır. Burada rızalık esastır. Çünkü Alevi toplumu bir rızalık toplumudur. Herkesten olanağına göre alır ve herkese ihtiyacına göre yeniden dağıtır. Lokma bu kültürün vazgeçilmez yapı taşlarındandır. Kurdun, kuşun, masumu pakların, gencin, kadının, erkeğin…

    YAŞLILAR ZİYARET İLE DERTLEŞİYOR, AĞITLAR YÜKSELİYOR

    Köydeki genç nüfusun çok düşük olduğu göze çarpıyor. Nüfusun büyük bir kısmı Avrupa’ya göçmüş. Senelik izinlerinde köyde olan gurbetçiler koronadan kaynaklı bu sefer köyde olamamış. Büyük çoğunluğu siyah giyinen kadınlar lokmalar pay edilmeden önce dertleşiyor. Yaylalarına, hayvanlarına, biçtiği ota, cemlerine özlem duyan yaşlılar gençlerin köye döneceğinden umutsuz olarak dert yanıyor.

    Kimi çocuğunu, kimi eşini, kimi ise yakınını kaybetmiş, Hakk’a uğurlamış. Öyle ye onları en iyi anlayacak ziyaretidir, elbet onunla konuşacak, içini dökecek, güç arayacak. Selamlaşma bir anda yerine ağıtlara ağlamaya bırakıyor. Tek birinin acısını orada olan herkes yaşıyor gibi.

    KOCA ÇINAR XUÇÊ HÛSNA ZİYARETE GELİYOR

    Bunlar olurken karşıdan Xuçê Hûsna (Hüsniye Bacı- köydeki herkes kendisine bu şekilde hitap ediyor) beliriyor. 100 yaşına merdiven dayamış bu koca çınar Kürecik’ten Elbistan’a gelin gelmiş. Sırtındaki kamburu dünya yükünü kaldırmış olmasına rağmen evinden çıkarak ziyarete geliyor. Ne büyük itikat değil mi? Ne olursa olsun Xuçê Hûsna o ziyarete varıp niyaz olacak, lokmasını paylaştıracak. Bu koca çınara olan büyük şaşkınlığımız ve saygıyla birlikte lokmalar hazırlamaya başlanıyor.

    Mikrofon uzattığımız Xuçê Hûsna, geçmişe olan büyük özlemini derin bir ‘ah’ çekerek dile getiriyor.

    LOKMALAR PAYLAŞTIRILIYOR

    Köyün pirleri Sinemilli Ocağı’ndan. Hakk’a yürüyen dedelerinin ardından köylerine Adıyaman’dan pirler gelmeye başlamış. Pirlerinin bulunmamasından kaynaklı lokma duasını köylülerinden biri veriyor. El birliği ile lokmalar paylaştırılıyor. Kurdun, kuşun, börtü böceğin hakkı olan ile bir kenara bırakılıyor.

    Köylüler ve yaşlılar bir diğer seferki ziyarette buluşmak üzere Qal Cimik ziyaretinden ayrılıyor….

    Ersin ÖZGÜL – Mehmet KOCAMER / MARAŞ