Etiket: sömürü

  • SYKP 5. Olağan Kongresi başladı: Bir sömürü düzenine tanıklık ediyoruz-VİDEO

    SYKP 5. Olağan Kongresi başladı: Bir sömürü düzenine tanıklık ediyoruz-VİDEO

    PİRHA-Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP), 5. Olağan Kongresi başladı. Kongrede konuşan SYKP Eş Genel Başkanı Cavit Uğur, “Giderek derinleşen yoksulluk ırkçılığı kışkırtmaya devam ediyor. 6 Şubat depremlerinin birinci yılında yapıyoruz bu kongreyi. Bir sömürü düzenine tanıklık ediyoruz” dedi. DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan ise ” Dünya’da olduğu gibi Türkiye’de Kürt düşmanlığı, Alevi düşmanlığı, kadın düşmanlığı milliyetçilik ile perdelenmek isteniyor” diye konuştu. 

    Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP), 5. Olağan Kongresini Ankara’da TMMOB Makine Mühendisleri Odası Eğitim ve Kültür Merkezi’nde, ‘‘Faşizme karşı demokrasi, kapitalizme karşı sosyalizm için yeniden kuruluş’’ şiarıyla başladı.
    Kongrenin gerçekleştiği salonda “Direnen halklar kazanacak, faşizme karşı omuz omuza” pankartları yer aldı. Kongreye; demokratik kitle örgütü temsilcileri, siyasi parti temsilcileri de katıldı.
    İki gün sürecek kongre, divan oluşumu ve saygı duruşu ile başladı. Kongrenin açılış konuşmasını SYKP Eş Genel Başkanı Cavit Uğur yaptı.

    “GİDEREK DERİNLEŞEN YOKSULLUK IRKÇILIĞI KÖRÜKLÜYOR”

    Açılış konuşmasını yapan SYKP Eş Genel Başkanı Cavit Uğur, “Hem dünya hem bölge hem de ülkemiz karanlık bir süreçten geçiyor. Emperyalistler, genişleme politikaları ile savaşlar kapımıza dayanmış durumda. Giderek derinleşen yoksulluk ırkçılığı kışkırtmaya devam ediyor. 6 Şubat depremlerinin birinci yılında yapıyoruz bu kongreyi. Bir sömürü düzenine tanıklık ediyoruz. Önümüzde yerel seçimler var. Hala yapacak çok şey var. Biz yerel seçimlerin rejim açısından önemli olduğunu biliyoruz. Enseyi karatmayacağız hala yapılacak çok şey var. İktidar Kürt hareketini, Alevi hareketini, kadın hareketini hakimiyetine alabilmiş değil. Maalesef muhalefet dağınık ama hala zamanımız var. Bugün bir toplasan kuşatma ve tecrit politikası sadece İmralı’da uygulanmıyor. Buradan özgürlük yürüyüşündeki arkadaşlarımızı selamlamak istiyorum. Filistin halk mücadelesini de selamlamak istiyorum. Yaşasın devrim, yaşasın sosyalizm” dedi.

    “TÜRKİYE’DE KÜRT, ALEVİ, KADIN DÜŞMANLIĞI MİLLİYETÇİLİKLE PERDELENMEK İSTENİYOR”

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ise “Devrim mücadelesi için hayatını kaybeden bütün yoldaşları saygı ile anmak istiyorum. Adil olmayan bir dünyada yaşıyoruz. Büyük bir adaletsizlikle, büyük bir yoksullukla karşı karşıyayız. Emperyalistler, daha fazla sömürmek için yine savaşlar ile ülkeyi yönetmeye çalışıyorlar. Suriye’de Rojava’da olan savaşı hep beraber izledi. Dünya’da ciddi bir adaletsizlik var, büyük bir yoksulluk var. Türkiye’de ciddi bir sağ popülizm büyüyor. Türkiye’de ırkçı anlayışın son bulması için mücadele ediyoruz.
    Dünya’da olduğu gibi Türkiye’de Kürt düşmanlığı, Alevi düşmanlığı, kadın düşmanlığı milliyetçilik ile perdelenmek isteniyor. Kent uzlaşısı şeklinde yerel seçimlere hazırlanıyoruz. Toptancı bir yaklaşımız yok. Emekçi dostu adaylar ile birlikte bir uzlaşı sağlanabilir. İlkelerimiz bellidir. Kürt düşmanı olmayacak, kadın düşmanı olmayacak adaylar ile yerellerde güç birliği yapabilir. Ama sizde bilirsiniz bir elin parmağını geçmeyecek kadar bu ilkelere uygun aday bulabiliyoruz. Biz ötekilerin tarafıyız.”diye konuştu

    “EZİLENLERİN EN ÖRGÜTSÜZLEŞTİĞİ ZAMANI YAŞIYORUZ”

    ESP adına Murat Çepni, “En temel eksik halkların ezilenlerin, işçi sınıfının zayıflığıdır. Ezilenlerin en örgütsüzleştiği zamanı yaşıyoruz. DEM Parti’nin bileşenleriyiz. Sosyalist bir çizginin ülke için ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Eğer tüm dünyada ezilenler örgütsüzleştiriliyorsa, sosyalizm yok sayılıyorsa bizim daha çok devrim ve sosyalizm demeye ihtiyacımız olduğunu söyleyebiliriz” dedi.

    Devrimci Parti’den Elif Torun Öneren ise “Gelinen süreçte Faşizmin ne bedeller ödettiğini biliyoruz. SYKP’li yoldaşlarımızda hedefimiz olan zafere kadar omuz omuza mücadelemize devam edeceğiz.” diye ekledi.

    Yeşil Sol Parti Sözcüsü Ahmet Asena da şunları söyledi:

    “Zor günlerden geçiyoruz diye başlayacağım. Hegemonya ve paylaşım için silahlar kolay kolay susmayacak gibi gözüküyor. Filistin halkı yok edilmeye çalışılıyor. Oradaki direniş sinirilebilirse, Kürt halkının hizaya sokulması için uğraşılacağı çok açık, önümüzde duruyor. Bizler açısından sert bir mücadelenin şekilleneceği bir döneme giriyoruz.”

    Filistin Halk Kurtuluş Cehpe Hasan Kahyavi ise “Size Filistin halkının selamını getirdim. İsrail cezaevlerinde yatan 12 binden fazla kişinin selamını getirdim. 4 aydan beri Gazze’de savaşlar devam ediyor. Gazze’de soykırım savaşı var. Biz saldırıların tamamının bitmesini istiyoruz. 10 binlerce insan öldü. 1 milyondan fazla insan göç ettirildi. Biz Filistin’i terk etmeyeceğiz diyoruz. Filistin davası meşru bir davadır. Biz bu mücadeleyi devam ettireceğiz. Direnen halklar kazanacak” ifadelerini kullandı.

    Kongre verilen aranın ardından konferanslar ile devam edecek.

    PİRHA/ANKARA

  • Metin Yeğin imzalı ‘Grev’ filmi 29 Ekim’de vizyona girecek

    Metin Yeğin imzalı ‘Grev’ filmi 29 Ekim’de vizyona girecek

    PİRHA-Belgeselci- Yazar Metin Yeğin’in, Osmanlı İmparatorluğu’nda ipek işçiliği yapan kadınların direnişini anlatan ‘Grev’ isimli filmi 29 Ekim’de vizyona girecek.

    1910 yılının Osmanlı İmparatorluğu’nda, Bursa ilinde ipek işçiliği yapan kadın işçilerin kötü çalışma koşulları ve sömürüye karşı birlikte gösterdikleri direnişi işleyen filmde La Casa de Papel dizisinde Lizbon karakterini canlandıran Itziar Ituño Martínez de yer alıyor.

    Senaristliğini ve yönetmenliğini Metin Yeğin’in üstlendiği filmde ayrıca Pelin Batu, Tansel Öngel, Nihan Aker, Orhan Alkaya, Murat Çidamlı gibi isimler de bulunuyor. Filmin sanat yönetmeni ise ödüllü sanat yönetmeni Mustafa Ziya Ülkenciler.

    Çekimleri pandemiden önce Türkiye ve İspanya’da tamamlanan filmin konusu ise şöyle:

    “Yıl 1910 Bursa. Osmanlı imparatorluğu borç içinde kıvranırken, ipek işçileri kadınlar çok güç koşullarda çalışıyorlardı. Avrupa sermayesi sadece bu ipekleri kuşanmakla kalmıyor, aynı zamanda imparatorluktan alacaklarını da bu kadınların sırtından tahsil ediyordu. Bütün bunlara karşı, yaşanmış gerçek bir direnişin, kadınlarının direnişinin öyküsüdür ‘Grev’. Aynı zamanda, ne bu sömürü ne de bu karşı çıkış, sadece Bursa ile de sınırlı değildir, İngiltere’den Türkiye’ye, İspanya’ya kadar uzanır.

    Dünyanın en ünlü oyuncularıyla da bizi buluşturan, zamanın, aşkın ve hayatın gerçek sokaklarında bir seyahattir ‘Grev’.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Dersim Kadın Platformu’ndan panel: Ağaç gölgesi aramayı bırakıp orman yaratmamız gerekiyor-VİDEO

    Dersim Kadın Platformu’ndan panel: Ağaç gölgesi aramayı bırakıp orman yaratmamız gerekiyor-VİDEO

    PİRHA- Dersim Kadın Platformu 8 Mart programları kapsamında ” Kriz, Sömürü, Şiddet Sarmalında Kadın ve Mücadele” başlıklı panel düzenledi. Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkez binasında gerçekleşen etkinliğe çok sayıda yurttaşın yanı sıra HDP, DBP, EMEP, CHP, SMF, PARTİZAN, ESP KESK VE DİSK’li  kadınlar katılım sağladı.

    Duygu Kurban’ın moderatörlüğünü yaptığı ” Kriz, Sömürü, Şiddet Sarmalında Kadın ve Mücadele” etkinliğine panelist olarak HDP Van Milletvekili Muazzez Orhan,, Tüm Bel Sen merkez yöneticisi Satı Buruncu Çalı ve hukukçu Çağla Yolaşan katıldı.

    “AĞAÇ GÖLGESİ ARAMAYI BIRAKIP ORMAN YARATMAMIZ GEREKİYOR”

    Panelde ilk olarak söz alan hukukçu Çağla Yolaşan, kadınlara yönelik şiddet ve ceza kanunlarına ilişkin aktarımlarda bulundu. Kadın mücadelesi ile kazanılmış olan yasal düzenlemelerin tekrardan mücadele ile korunması gerektiğini altını çizen Yolaşan, “Bir suçu kadına karşı işlediğiniz zaman, erkeğe karşı işlediğiniz suça göre daha yüksektir. Çünkü kadının yeri ikinci plandadır. Seks işçilerini katlettiğiniz de ölümü hak ediyor diyerek ceza almıyordu. Bunlar kadınların mücadelesiyle değişti. Nelerin iyileştirildiği; 6284 sayılı yasa ailenin korunması ve şiddetin önlenmesine dair yasa, islenen kadın cinayetlerine örnek verildi. Türkiye’de kabul edilen yasalar kadınların mücadelesiyle kazanılmış çıkartılmış yasalardır. Yasal düzenlemeler kadınları korumak için önemli ama kadınlar bunları sadece mücadele ederek kazanabilir. Çorak topraklarda ağaç gölgesi aramayı değil orman yaratmamıZ gerekiyor. Daha kapsamlı yasalar çıkartmamız, mücadeleye devam etmemiz gerekiyor” diye konuştu.

    “EŞ BAŞKANLIK SİSTEMİ İLE KADIN YAŞAMA GİRDİ, İRADE HALİNE GELDİ”

    160 yıldır süren kadın mücadelesinin son 20 yılda Kürt kadın özgürlük mücadelesi ile devam ettiğini ifade eden HDP Van Milletvekili Muazzez Orhan, kadın mücadelesinin bir çok kazanımının geliştiğini belirtti.

    “Eş başkanlık sistemi ile kadın yaşamın her alanında yer aldı ve irade haline geldi” diye vurgulayan Orhan şunları söyledi:

    “Siyasette yer alma mücadelesi sürece baktığımızda eşit oranda değil. Ülkemizde de durum böyle. Elbette seçmenin yarısını i oluşturan kadınların o alanda yüzde 15’leri aşmayan oranda temsiliyet söz konusu. 160 yıllık mücadele geleneğiyle 20 yıllık Kürt kadın özgürlük mücadelesi devam etmiştir. Kürt kadın mücadelesinin birçok önemli kazanımları vardır. Seçme hakkından ziyade özgün örgütlülük başlatmıştır. Eş başkanlık sistemine değinen Orhan, yerel yönetimlerde ve siyaset alanında kadının yer almasının önünü açmıştır. Kendi yaşamımızı da şekillendiriyoruz. Yüzde 30 ile kadına kota veren anlayışımız 2014’te katılımcı çoğulcu anlayışla eşit temsiliyet ilkesini esas aldık. 21. Yüzyılı kadınların yüzyılı yakmak için yerel yönetimlere hazırlanıyoruz. Kadın mücadelesinin önüne geçilmesine izin vermeyerek gasp edilen belediyelerimizi alarak eşit ve özgür yaşamında önünü açacağız.”

    “BİZ KADINLAR DEĞİŞTİRECEĞİZ VE KAZANACAĞIZ”

    Kadınlar olarak eşitlik, barış ve demokrasi istedikleri söyleyen hukukçu Satı Buruncu Çalı ise,” Yılın 365 günü mücadele ediyoruz. Biz varız biz değiştireceğiz, kazanacağız dememiz gerekiyor” diye konuştu.

    Çalı, kadın kazanımlarına karşı yılın 365 günü mücadelesi edilmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Kimse kimsenin hakkıyla oynamasın. Böyle bir hayat bizim örgütlülüğümüz var mücadelemiz olmadan kazanamayacağımız bir hayat. Güvencesiz örgütsüz çalışmaya maruz bırakılıyoruz. Böyle bir süreçteyiz. 2008 krizinden sonra kadınlar neler yasadı; kadının yükünün artması, sokağa çıkamaması. Böyle şeyler yaşandı. Yerel seçimlere krizine arttığı, taleplerin kabul edilmediği, talepler için açlık görevlerinin yaşandığı, bunun dinlenmediği ve bir yıldır mücadele eden flormar kadın işçileri giriyoruz. Sendikalaşma ya tahammül edilmiyor. Yılın 365 günü mücadele ediyoruz. Biz varız biz değiştireceğiz, kazanacağız dememiz gerekiyor” diye ifade etti.

    Panel verilen aranın ardından soru cevap kısmı ile son buldu.

    PİRHA /DERSİM

     

     

  • Canan Kaftancıoğlu: Kadın emeği hunharca sömürülüyor

    Canan Kaftancıoğlu: Kadın emeği hunharca sömürülüyor

    PİRHA-8 Mart’a ilişkin sorularımızı yanıtlayan CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, kadın emeğinin hunharca sömürüldüğünü söyledi. AKP’nin izlediği politikalar yüzünden kadının adının her geçen gün iş hayatından silindiğini belirten Kaftancıoğlu, üretenin kadınlar olduğu bir toplumda yönetenin de kadınlar olacağı bir geleceğin yakın olduğunu vurguluyor. 

    CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü yaklaşırken PİRHA’nın sorularını yanıtladı.

    Türkiye’de kadınların durumunun hiç iç açıcı olmadığını vurgulayan Kaftancıoğlu, AKP’nin izlediği politikalar yüzünden kadının adının her geçen gün iş hayatından silindiğini kaydetti.

    Kadın emeğinin sömürüldüğünü dile getiren Kaftancıoğlu, “Eğitim hakkı, çalışma hakkı gibi haklarından mahrum kadınlar, bir insanın en temel hakkı olan yaşama hakkından mahrum bugün. AKP iktidarı döneminde katlanarak artan kadın cinayetleri bunun en somut örneği” dedi.

    Canan Kaftancıoğlu, “Üretenin bizler olduğu bir toplumda yönetenin de bizler olacağı bir gelecek yakın” diyor.

    İşte  CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun 8 Mart’a ilişkin sorularımıza verdiği yanıtlar:

    8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü yaklaşıyor. Türkiye’de kadınların, emekçi kadınların durumunu nasıl özetlersiniz?

    Kadınların haklarını dünyadaki birçok ülkeden erken kazandığı ülkemizde kadınlar olarak gelinen nokta hiç iç açıcı değil. Nüfusun neredeyse yarısını oluşturan kadınlar, eğitim hakkından erkeklerin beşte biri kadar yararlanmakta, çalışma hayatında ise aynı koşullardaki bir erkekten daha az kazanmaktadır. AKP’nin izlediği politikalar yüzünden kadının adı her geçen gün iş hayatından silinmekte, kullanılan siyasi dil sebebiyle kadına çalışma hayatında psikolojik baskı-şiddet uygulamak çalışan tarafından hak görülmektedir. Muktedirin ideolojik yaklaşımından kaynaklı bakış açısı çalışan kadın eşittir “ahlaksız kadın.” Diğer yandan ise eve ve erkeğin tahakkümüne mahkum ederek geçim sıkıntısını kum torbasına dönüştürmekte. Merdiven altı diye tabir ettiğimiz alanlarda kadın emeği hunharca sömürülür hale gelmiştir.

    AKP iktidarıyla kadınların her anlamda haklarından mahrum olduğunu düşünüyor musunuz? Eğer düşünüyorsanız bunun için ne yapılmalı?

    Evet, düşünmekle kalmıyor, bütün kadınlar gibi görüyorum aynı zamanda. Eğitim hakkı, çalışma hakkı gibi haklarından mahrum kadınlar, bir insanın en temel hakkı olan yaşama hakkından mahrum bugün. AKP iktidarı döneminde katlanarak artan kadın cinayetleri bunun en somut örneği. Kendini birey olarak varedemeyen yığınla donanımlı ve akıllı hemcinsim var. Kadın cinayetlerine karşı caydırıcı cezalar uygulanmasını bırakın, teşvik eden söylemler ve cezalar izleniyor. Bunun için yapılacak olan, kadınların yanyana gelip sahip olduğu haklara sahip çıkmalarıdır. Bu toplumu aydınlık yarınlara taşıyacak olan kadınlardır.

    Sizce cinsiyetçi, erkek egemen bakış açısı nasıl yok edilebilir? Nasıl bir mücadele yöntemi izlenmeli?

    Erkek egemen bakış açısının yıkılması için kadınların hayatın her alanında daha görünür olması gerekir. Bunun yolu da biz kadınların her türlü olumsuzluğa rağmen hak verilmez alınır şiarıyla yan yana mücadeleyi büyütmemizden geçiyor. Ancak böylesi bir mücadele ile erkek egemen bakışın egemen olduğu iktidar alaşağı edilebilir. Kadın mücadelesini büyütürken, bu mücadelenin sadece kadınların değil toplumların kaderini değiştireceğini unutmamalı.

    “ÜRETEN KADINLAR YÖNETEN DE KADINLARIN OLACAĞI GELECEK YAKIN”

    Kadınlara ne mesaj vermek istersiniz?

    Kadınlar olarak asla yalnız olmadığımızı ve yalnız yürümediğimizi bilmeliyiz her şeyden önce. Yaşadığımız ve her geçen gün artan onca olumsuzluğa rağmen tarih kadınların dünyayı nasıl değiştirebildiklerinin örnekleriyle dolu. O nedenle korkuluyor ve daha çok saldırılıyor. Daima söylediğim gibi üretenin bizler olduğu bir toplumda yönetenin de bizler olacağı bir gelecek yakın. Tersten bakışla, kadın haklarının bu derece geriletildiği ve dolayısıyla gericileşen bir toplum kadına yeni mücadele alanları açıyor. Ve o mücadelenin sonu tüm insanlık için aydınlık bir gelecek.

    (HABER MERKEZİ)