Etiket: sosyal medya

  • Dersim Eğitim-Sen Şubesi: Çocuklar kurumsal görünürlüğün aracı yapılıyor

    Dersim Eğitim-Sen Şubesi: Çocuklar kurumsal görünürlüğün aracı yapılıyor

    PİRHA- Dersim Eğitim-Sen Şubesi, kamu kurumlarının özellikle sosyal medya paylaşımlarında çocuk ve gençleri görünür kılan uygulamalara karşı uyardı. Açıklamada, son dönemde İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile başlayan ve kısa sürede diğer kurumlara yayılan bu yaklaşımın, çocukları kurumsal görünürlüğün bir parçası haline getirdiği vurgulandı.

    Dersim Eğitim-Sen Şubesi, kamu kurumlarının sosyal medya paylaşımlarında çocukları görünür kılmasına tepki gösterdi. Sendika, bu uygulamaların çocukları kurumsal görünürlüğün aracı haline getirdiğine dikkat çekti.

    Açıklamada, sosyal medyada yapılan paylaşımların çocukların özel hayatını ve kişisel verilerini riske attığı vurgulandı. Eğitim-Sen, başta İl Milli Eğitim Müdürlüğü olmak üzere tüm kurumları bu paylaşımları gözden geçirmeye çağırdı.

    “ÇOCUKLARIN YAŞAM KOŞULLARI KAMUSAL TEŞHİRE DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR”

    Eğitim-Sen tarafından yapılan açıklamada, bakım ve koruma altındaki çocuklarla yapılan etkinlikler, yurt ile okul ziyaretleri ve öğrencilere dağıtılan yardım paketlerinin sosyal medyada paylaşılmasının, çocukların yaşam koşullarının kamusal teşhire dönüştüğüne dikkat çekildi. Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

    “Kamu kurumlarının çocuklarla çalışması zaten görevlerinin bir parçasıdır. Ancak bu çalışmaların çocuklar üzerinden görünür kılınması zorunlu değildir. Bu tür paylaşımlar, çocukları yapılan faaliyetin öznesi olmaktan çıkarıp kurumsal görünürlüğün bir aracına dönüştürmektedir” denildi.

    Eğitim-Sen, söz konusu paylaşımlarda çocukların konuşmadığını; konuşanın kurumların kendisi olduğunu belirtti. Paylaşılan fotoğraf ve videoların çoğu zaman tek bir kareden ibaret olduğu, etkinliğin çocuklara gerçekten fayda sağlayıp sağlamadığının bilinmediği ifade edildi.

    Sendika, sosyal medyada yüzlerin kısmen gizlenmesinin ya da izin alınmasının çocukların kimliklerini ve yaşam koşullarını dolaylı biçimde ifşa etmeyi engellemediğine de dikkat çekti. Sosyal medyanın kalıcılığına işaret eden Eğitim-Sen, bu içeriklerin gelecekte yaratabileceği olumsuz sonuçların öngörülemez olduğunu vurguladı.

    Açıklamanın sonunda ise şu çağrı yapıldı:

    “Başta İl Milli Eğitim Müdürlüğü olmak üzere tüm kamu kurumlarını, çocukların ve gençlerin yer aldığı sosyal medya paylaşımlarını gözden geçirmeye çağırıyoruz. Çocukların üstün yararı ve kişisel verilerinin korunması gerçekten önceleyen bir yaklaşım benimsenmelidir.”

    PİRHA/DERSİM

  • Tutuklanan 30 kişinin serbest bırakılması için sosyal medyada kampanya başlatıldı

    Tutuklanan 30 kişinin serbest bırakılması için sosyal medyada kampanya başlatıldı

    PİRHA- İstanbul Emek ve Demokrasi Güçleri, HDK faaliyetlerine katıldığı gerekçesiyle tutuklanan 30 kişinin serbest bırakılması için kampanya başlattı.

    İstanbul Emek ve Demokrasi Güçleri, İstanbul’da HDK faaliyetlerine katıldığı gerekçesiyle 18 Şubat’ta gözaltına alınan ve 21 Şubat günü aralarında gazeteci, sanatçı, sendikacı, avukat ve siyasi parti temsilcisi 30 kişinin serbest bırakılması talebiyle kampanya başlatıldı.

    #SiyasiTutsaklaraÖzgürlük etiketiyle başlatılan kampanyada, 30 kişinin 60 gündür iddianame dahil hazırlanmadan haksız ve hukuksuz şekilde tutuklu bulunduğu ifade edildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği ve Hubyar Kültür Vakfı: Aleviliği en doğru yaşayanlar halen ocaklarından kopmayanlardır

    Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği ve Hubyar Kültür Vakfı: Aleviliği en doğru yaşayanlar halen ocaklarından kopmayanlardır

    PİRHA-Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği ve Hubyar Kültür Vakfı, Hızır Cemi’nde kendilerine özgü yaptıkları ibadetin hedef haline getirilmesine tepki göstererek, “Bu yaklaşım hem Aleviliğe zarara vermekte hem de Hubyar süreklerini itibarsızlaştırmaya hizmet etmektedir. Aleviliği en doğru yaşayanlar halen ocaklarından kopmayanlardır” dedi.

    Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği ve Hubyar Kültür Vakfı, sosyal medya üzerinden kendi inanç ritüelleri hakkında hedef gösterilmesiyle ilgili olarak bir açıklamada bulundu. Taşdelen Cemevi’nde yapılan açıklamaya dernek yöneticilerin yanı sıra Hubyar Ocağı dedeleri ve talipleri de katıldı.

    Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği ve Hubyar Kültür Vakfı’nın yaptığı açıklamayı Hubyar Kültür Vakfı Başkanı Kazım Çelik okudu.

    Kendilerine özgü yapılan cemle ilgili konuşan Çelik, “Hubyar Sultan Ocağı süreklerini ve tarihsel süreçlerini bilmeden tehvid çekmeyi gerici, İslamcı cemaat ve eli kanlı cihadist örgütlerinin anlayışı ile bir tutmaktadır” dedi. Çelik, sosyal medyada çıkan yorumlara tepki göstererek, “Yüzyıllardır olan bu süreği kimse yok sayamaz ve gericilik diye tanımlayamaz” diye belirtti.

    “YOL BİR SÜREK BİNBİRDİR”

    Hubyar Kültür Vakfı Başkanı Kazım Çelik, açıklamanın devamında şunları ifade etti:

    “Hubyar Sultan Ocağı yüzyıllardır Alevi inancını yaşatan günümüze taşıyan ve aktif olarak halen yüzlerce köyde inancın gereğini yerine getirerek yolumuzu sürdüren ocaklardan biridir. Diğer ocaklar gibi Hubyar Sultan Ocağı’nın kendine özgü sürekleri ve cemleri vardır. Bunlardan bir olan Hızır oruncunu da yedi gün tutar ve her akşam Hızır Cemi yaparız. Hubyar ocağı mensupları sadece bu ceme özgün nefesler eşliğinde tevdit çekerler.

    Köylerimizde ve bulunduğu şehirlerde bu uygulama halen devam etmektedir. Kentleşmenin getirdiği ve perşembe günleri yapılan cemlerden farklı olarak yapılan cemlerimiz sosyal medya aracılığıyla yapılan paylaşımlar sonrası bazı çevreler ve kişiler tarafından hedef gösterilmektedir. Kendilerini Aleviliğin bilir kişisi yerine koyanlar ne Hubyar Sultan Ocağı süreklerini ne tarihsel süreçlerini bilmeden tevhit çekmeyi gerici İslamcı cemaat ve eli kanlı cihadist örgütlerinin anlayışı ile bir tutmaktadır. Herkes kendi gördüğü ve yaşadığı Aleviliği en doğru Alevilik zannetmekte ve yeni karşılaştığı böyle sürekleri de Alevilikte olmadığını ısrarla beyan etmektedirler. Bu yaklaşım hem Aleviliğe zarara vermekte hem de Hubyar süreklerini itibarsızlaştırmaya hizmet etmektedir. Aleviliği en doğru yaşayanlar halen ocaklarından kopmayanlardır. Yüzyıllardır olan bu süreği de kimse yok sayamaz ve gericilik diye tanımlayamaz. Aleviliğin özünü arayanlar, kendi dünya görüşlerine uyarlayarak değil ocakları kaynak alarak aramalarını öneririz. Yol bir sürek binbirdir.

    Tehvid çekmenin Hızır Cemlerimizde olduğunu paylaşır ve sosyal medyadan hedef haline getirenlerin Alevi sorumluluklarını tekrar hatırlatır kamuoyunun bilgisine sunarız.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • AABF, Köln’e Belediye Başkanı Adayı seçilen Berivan Aymaz’a başarılar diledi

    AABF, Köln’e Belediye Başkanı Adayı seçilen Berivan Aymaz’a başarılar diledi

    PİRHA-Almanya’da Kuzey Ren-Vestfalya Eyalet Parlamentosu Başkan Vekili olan Berivan Aymaz, eyaletin en büyük şehri olan Köln’de belediye başkanlığına aday oldu. Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) sosyal medyadan destek mesajı verdi.

    Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF),  sosyal medya hesabından bir mesaj yayınladı:

    “NRW Eyalet Parlamentosu Başkan Vekili Berivan Aymaz, eyaletin en büyük şehri olan Köln’de belediye başkanlığına aday oldu. Olağanüstü bir destekle Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na (Oberbürgermeisterin) aday seçilen sevgili Berivan Aymaz’ı yürekten tebrik ediyoruz.

    Berivan Aymaz, yıllardır hem kurumumuzun faaliyetlerinde hem de toplumsal çalışmalarımızda her zaman yanımızda olmuş, destek ve dayanışmasını bizlere hissettirmiştir. Toplumsal duyarlılığı, çalışkanlığı ve vizyonuyla Köln’e çok değer katacağına yürekten inanıyoruz.

    Kendisine bu önemli yolculukta üstün başarılar diliyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Suriye’de Alevilere yönelik hamleler tüm Alevilere yönelik; Alevilerin tasfiyesi hedefte!’-VİDEO

    ‘Suriye’de Alevilere yönelik hamleler tüm Alevilere yönelik; Alevilerin tasfiyesi hedefte!’-VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm, Suriye’de Alevilere yönelik saldırıların bütünüyle Alevileri susturmaya, hizaya getirmeye ve etkisizleştirmeye yönelik hamleler olduğuna işaret etti. Gülüm  “Suriye’deki meseleyi tek başına bir bölgede antidemokratik uygulamaları kabul etmeyen Alevilere değil, bütün Alevilere yönelik bir yaklaşım olarak görüyoruz. Bu yaklaşımın kendisi Türkiye gerçeğiyle aslında çok benzerlikler arz ediyor” dedi.

    Suriye’de 8 Aralık tarihinde 61 yıllık BAAS rejiminin yıkılması ve yerine Heyet Tehrir el-Şam’ın (HTŞ) getirilmesi ile Ortadoğu farklı bir noktaya evrildi. Hegemon güçlerin desteğini arkasına alan HTŞ, Şam’ı ele geçirene kadar uzanan süreçte herhangi bir direnç ile karşı karşıya kalmadı. Son günlerde ise Aleviler ve Hristiyanlar başta olmak üzere farklı etnik ve dini inançlara dönük saldırılara karşı Lazkiye, Tartus, Hama ve Şam başta olmak üzere itiraz sesleri yükselmeye başladı.

    BAAS rejiminin devrilmesi sonrasında Suriye’de yaşayan Alevilere karşı kaçırma, katletme gözaltı ve tutuklama furyası başlatıldı. HTŞ öncülüğündeki Suriye geçici yönetimi, Alevilerin yoğun olarak yaşadığı kentler, mahalleler ve köylerde “cadı avı” başlattı.

    Akdeniz kıyısında Alevi nüfusun yoğun yaşadığı “sahil” bölgesinde bulunan Tartus ve diğer operasyon bölgelerinden sanal medyaya düşen videolarda HTŞ güçlerinin Alevileri hakaretler eşliğinde gözaltına aldıkları, tekmeledikleri hatta infaz ettikleri görüldü.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm, Suriye’de Alevilere dönük saldırılara ilişkin PİRHA‘ya değerlendirmelerde bulundu.

    “ORTADOĞU’DA PAYLAR TOPTAN DİZAYN EDİLİYOR”

    3’üncü Dünya Savaşı’nın merkezi olan Ortadoğu’nun yeniden dizayn edilmek istendiğini söyleyen Gülüm, “Düzenli bir ordusu olan Suriye’de iktidarı ele geçirme meselesi tek başına örgütlenerek sonuca götürdüğünü göremeyiz, bilemeyiz. Bilmememiz istenir. Yani bu süreci toplumun önemli bir kısmı göremedi. Hangi ülkede bir iktidar devrilirken ya da değişirken deyim yerindeyse sorunsuz olmasını kim yapabilirdi ki? Çok önceden planlanmış ve Amerika’nın organize ettiği, kısmen Rusya’nın da bir parçası olduğu ve önemli bir kısmının cihatçılardan oluşa HTŞ’nin uluslararası terörist örgüt olarak yargılandığını biliyoruz. Gelişen bu durum bir sürecin toplamında ortaya çıkarıldı. Bu yeni dönem diye tabir ettikleri sürecin başlangıcı aslında ve öyle okumak lazım. Türkiye’de Cumhuriyetinin 1. ve 2. yüzyılı, emperyalistlerin de yeni dünya düzeni diye tarif ettikleri ve Ortadoğu’daki payın toptan dizayn edilmesi meselesi olarak görmeliyiz. HTŞ bu payda sadece ortaya iktidar rolü oynayan bir yerde görünüyor” dedi.

    “SURİYE TEKRAR ÇATIŞMA VE KAOS SÜRECİNE GÖTÜRÜLÜYOR”

    Farklı inançlara yönelik saldırılarla Suriye’nin tekrar çatışma ve kaos sürecine götürüldüğünü ifade eden Gülüm, “Suriye’de Türkiye’ye benzer halklar var. Farklı inançları, dilleri, kültürleri içerisinde barındıran ve kendi içerisinde birlikte yaşayan bir toplamdı aslında. Esad rejiminin içerisindeki antidemokratik uygulamalar, yanlışlar, kıyımlara rağmen toplumların kendi içerisinde barış içinde yaşadığı bir ortam var. Mezopotamya kültürünün önemli bir paydası da orada yaşıyor. Suriye’de tekrar çatışma sürecine doğru götürülen adımlar atılıyor. Kabul edelim ki bir yerden faydalanmak için ya parçalanmasına ya da kaosa ihtiyaç var. İktidar aklı olarak bu hep böyle olmuştur. Dolayısıyla refahın düşürülmesi, toplam gelirin kimlere dağıtılacağı meselesinde bu kargaşaya ihtiyaç var. Yaşanan süreçlerin toplamının buraya hizmet eden bir dönem olarak görmemiz gerektiğini düşünüyorum. Demokrasi getirileceği söylenen Irak’taki süreci hatırlıyoruz. Bu süreçte aynı böyle değil miydi? Aslında benzerlerini yaşıyoruz. Yaparken de iktidarda kimin olacağı, nasıl olacağı ve durumun bölgedeki duruma nasıl etki edebileceğini görebiliyoruz. Bölgedeki farklı inançlara yönelik bu hamle de tamda bunun bir aracı” diye konuştu.

    “SURİYE’DEKİ HAMLELER BÜTÜN ALEVİLERE YÖNELİK BİR YAKLAŞIM”

    Gülüm, şöyle devam etti:

    “Türkiye, HTŞ’nin iktidarda olmasında çok özel bir rol oynadı. Bu rolde çok doğaldır ki aynı coğrafyaya benzeyen inançtaki insanların sorunlarının olması ortadadır. Türkiye’de Alevilerin eşit yurttaşlık mücadelesi varken, Suriye’de bu mücadele çözülmüştü. Şimdi bu mücadelenin yeniden sorun haline gelmesi aslında Türkiye’ye paralellik arz eden bir durum. İktidarlar arasındaki geçişlerde Aleviler Suriye’de sorun yaşarken, Türkiye’de de aslında sorun yaşıyorlar. HTŞ’nin müdahalesi de bu aklın sonucu olarak ortaya çıktı ve Alevilere yönelik bir hamle yapılıyor. Bölgeden sosyal medyanın ötesinde Alevi kurumlarına özel bilgiler ve fotoğraflar geliyor. Bu hamlenin kendisi aslında bir toplamı susturmaya, hizaya getirmeye ve etkisizleştirmeye yönelik hamlelerdir. Yani şöyle düşünelim; 1978’de Maraş’ta ve 1993’te Madımak’ta sadece Aleviler öldürülmedi ki. Alevilere yönelik talebin kendisine nasıl davranılması ve neler gösterileceğinin de işaretlerini veriyorlardı. Bu nedenle Maraş sonrası Malatya, Çorum, Sivas katliamları oldu. Suriye’deki meseleyi de tek başına bir bölgede antidemokratik uygulamaları kabul etmeyen Alevilere değil, bütün Alevilere yönelik bir yaklaşım olarak görüyoruz. Bu yaklaşımın kendisi Türkiye gerçeğiyle aslında çok benzerlikler arz ediyor. Bu bir iktidarın ötesinde emperyalistlerin ülkeleri yönetirken o toplumsal yapıları nasıl bozacağının, çatıştıracağının sonuçları olarak da görebiliriz.”

    TARİHSEL ALEVİ NEFRETİNİN SOSYAL MEDYAYA YANSIMALARI

    HTŞ üzerinden tarihsel Alevi nefreti ve düşmanlığının yeniden sosyal medyada kendisini göstermesine de değinen Gülüm, “Suriye’de Arap Alevilere yönelik katliama ses çıkartanlara, ‘Madımak’ı unuttunuz mu’ hatırlatmasında bulunuyorlar. Madımak’ta sadece Aleviler değil insanlık da yakıldı. Şimdi ‘biz insanı yeniden yakabiliriz, sizlere bunu gösterebiliriz’ diyorlar. Bunun toplamının asıl amacı toplamda yeniden iktidarda kalma, kendisi dışında eşit olmak isteyenlerin eşitsizliğini görme meselesidir. 100 yıllık devlet aklının bu topluma yerleştirilmiş sonuçları bugün sosyal medyada yeniden görebildiğimiz sonuçlardır. Bir insanı yakmayla tehdit edebilecek bir aklın kendisi çok tarif edilen bir akıl olamaz. İnsan olup olmadığı tartışılabilir. Bu aklı yeri geldikçe bize göstermeye yönelik bir hamle” ifadelerini kullandı.

    “HALKLARI VE İNANÇLARI ÇÖZÜME DAHİL ETMEDEN BARIŞ OLAMAZ”

    Gülüm, Suriye’de kalıcı çözümün diğer halklar ve inançları irade gören ve taleplerini karşılayan kapsayıcı bir yaklaşımla tesis edileceğini vurgulayarak şunları ifade etti:

    “Biz bir kültürle büyüdük ve yetiştik. Nerede düştüyseniz oradan kalkın derlerdi bize. Yürümenin tekrar adımı budur. Bir halkın sorununu çözerken çözümsüzlüğün gösterildiği yerde çözümü aramak lazım. Kim yere düştüyse, kimin sorunu varsa; o sorunun kendisini çözümün bir parçası haline dönüştürebilirseniz ancak sorunu çözebilirsiniz. Bütün farklı halkların, inançların, kültürlerin birlikte istişare ederek sonuca gittiği bir yapılanma barışın kendisini tarif eder. Bunun dışındaki hiçbir şeyin kendisi barış olamaz. Suriye’de çözüm yolu tam da bunu ifade etmektedir. Sorun sahiplerinin kendisiyle konuşmaya başlarsanız çözümün kendisini tarif etmiş olacaksınız. Onu da çözümün bir parçası haline getirmeniz için onun da çözümdeki talebini ve yerini eşit şartlarda kabul etmeniz gerekecek. Suriye’deki çözüm bu eşitliğin sağlayabilecek adımla mümkün olur.”

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR

     

  • Madımak Katliamı’yla bile tehdit ettiler; Alevi düşmanı provokatörler hakkında hala işlem yok!

    Madımak Katliamı’yla bile tehdit ettiler; Alevi düşmanı provokatörler hakkında hala işlem yok!

    PİRHA- Sosyal medyada iktidara yakınlığıyla bilinen şahıslar tarafından başlatılan Alevi düşmanı kampanya sürüyor. Düşmanlığı kışkırtan iktidara yakın troll hesaplar, cihatçı çete yapılanması HTŞ’nin Suriye’de cinayetler işlemesine tepki veren milyonlarca yurttaşı katliamla tehdit etti. Toplumu manipüle eden bu şahıslardan bazıları “Siyasal Alevici” lafını ortaya atarak tüm Alevi toplumunu Madımak Katliamı ile evlere kırmızı çarpı koymakla bile tehdit ettiler. Alevi örgütleri Cumhuriyet savcılarını harekete geçmeye çağırırken, hala bu kışkırtıcılardan gözaltı alınan veya tutuklanan olmadı. 

    Suriye’de ABD, İsrail desteğiyle yönetimi ele geçiren terörist cihatçı gruplardan HTŞ çetelerinin Alevileri işkence ederek katletmesi Türkiye’de tüm kamuoyunun tepkisini çekmeye devam ediyor.

    Suriye’de yaşanan insanlık dramına, masum insanların cihatçı teröristler tarafından işkenceyle öldürülmesine tepki gösteren Alevi kurumları ve milyonlarca Alevi yurttaş hedef alınıyor.

    TERÖRİST SALDIRILARA TEPKİ VEREN YURTTAŞLARA “SİYASAL ALEVİCİ” YAFTASI

    HTŞ’nin seri cinayetlerine kamuoyunun tepkisi üzerine iktidara yakın isimler tarafından sosyal medyada Alevi düşmanlığını körükleyen “Siyasal Alevici” söylemiyle bir kirli kampanya başlatıldı. Onlarca troll hesap üzerinden yaygınlaştırılan nefret söylemleri hala sürüyor.

    ALEVİ DÜŞMANI KAMPANYAYI YÜRÜTEN BAŞ KIŞKIRTANLAR!

    Bu kirli kampanyayı yürütenlerin ve kışkırtanların başında Fatih Tezcan, Güneş Şener, Furkan Bölükbaşı, Samet Doğan, İbrahim Bozan, Erem Şentürk, Mustafa Doğan, Hasan Açıkalın, Ali Demirdaş, Hasan Basri Aydeniz, Yunus Ari, Ahmet Bostancı, Altay Cem Meriç ve Furkan Gurbetoğlu isimleri ile Abese İrca, Malik Ejder, Kuşçubaşı Eşref Bey, Mahfil ve MAH Ajansı gibi sosyal medya hesapları bulunuyor.

    Yine kışkırtanlar arasında AKP’li Adem Taflan, Milat Gazetesi Ankara Temsilcisi Özlem Doğan, “Pelikancılar” olarak anılan Boğaziçi Küresel Grubu Koordinatörü Orhan Aydın, SETA direktörleri İsmail Çağlar, Can Acun, El-Kaide bağlantısı nedeniyle gözaltına alınan Abdülkadir Şen, İBDA-C’den hapis yatan Tayyar Tercan da var.

    ALEVİLERİ MADIMAK KATLİAMI İLE TEHDİT ETTİLER

    Toplumu kine ve tahrik etmeye sürükleyen bu kışkırtıcılar, Sivas Madımak Katliamı’nı, Yavuz Sultan Selim’in Alevi kırımını, “Evinize kırmızı çarpı koyacağız” diyerek Maraş Katliamı’nı hatırlatarak Alevilere yönelik katliam tehdidinde bulundular.

    ALEVİ ÖRGÜTLERİ CUMHURİYET SAVCILARINI GÖREVE ÇAĞIRDI

    “Esad Suriye’de Sünnileri öldürdü, Aleviler Esad’ı destekliyor” diye yalan propaganda yapan ve Suriye’deki terörist grupları destekleyen bu isimlerin tutuklanması için Alevi örgütleri Cumhuriyet Savcılarını hala göreve çağırıyor.

    HÜKÜMETTEN HALA SES YOK

    Toplumu tahrik eden yalan ve iftira kampanyasını yürütenlere karşı hükümetin bir uyarısının olmaması da dikkat çekiyor.

    BİNLERCE İNSAN SOSYAL MEDYADAN SESLENDİ: SURİYE’DE VE TÜRKİYE’DE ALEVİ KİNİNE SON VERİN!

    Bu arada dün akşam X’te #kanvekineson hasttag çalışmasıyla binlerce insan Suriye’de halka dönük katliamların, sadistçe işlenen cinayetlerin son bulmasını, Suriye’de ve Türkiye’de Alevi kinine, nefretine son verilmesini istedi.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • CHP Milletvekili Kılıç: Aleviler, sistematik bir ayrımcılığın hedefindeler

    CHP Milletvekili Kılıç: Aleviler, sistematik bir ayrımcılığın hedefindeler

    PİRHA- CHP İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, sosyal medyada “Siyasal Alevi” kavramı ortaya atılarak Alevilere yönelik nefret dilinin kullanılmasına tepki gösterdi. Kılıç, “Biz; ayrıştırıcı değil birleştirici, ötekileştirici değil kucaklayıcı bir dili savunmaya devam edeceğiz. Alevilerin sustuğu bir ülkede kimsenin özgürlüğü güvende olamaz” dedi.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, “Siyasal Alevi” kavramı ortaya atılarak sosyal medya üzerinden Alevilere yönelik ayrımcı ve nefret uyandırıcı kirli bir dille saldırı çağrıları yapılmasına tepki gösterdi.

    “ÜLKEYİ GERİCİ VE AYRIŞTIRICI DİLDEN KURTARMAK BİZİM BOYNUMUZUN BORCUDUR!”

    “Alevilik, bu toprakların kadim değerlerinin özüdür; insan sevgisini, adaleti, eşitliği yaşatan bir yol, bir erkan, bir yaşam felsefesidir” diyen Kılıç, şunları ifade etti:

    “Ancak bugün “Siyasal Alevicilik” gibi uydurulmuş kavramlarla, aslında Alevilere duyulan düşmanlığın nasıl da hunharca kusulduğunu görüyoruz. Bu, sadece Alevilere değil, ülkemizin kardeşlik bağlarına da yapılan bir saldırıdır. Tarih boyunca Aleviler, katliamlarla, sürgünlerle, baskılarla yıldırılmaya çalışıldı. Maraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta yaşanan acılar hâlâ yüreklerimizde tazedir. Bu topraklarda yalnızca eşit yurttaşlık talep eden, inancını özgürce yaşamak isteyen Aleviler, ne yazık ki sistematik bir ayrımcılığın hedefi oldu.

    “ALEVİLİK MAZLUMUN YANINDA OLMAKTIR”

    Aleviler, sadece mezhep üzerinden tanımlanacak bir topluluk değildir. Alevilik; mazlumun yanında olmaktır, haksızlığa boyun eğmemektir, 72 millete bir nazarla bakan, insanı merkeze koyan bir anlayıştır. Bu duruşu mezhepçilikle karalamaya çalışanlara cevabımız nettir: Biz buradayız, varız ve hiçbir ayrıştırıcı dil bizi mücadelemizden alıkoyamaz! 

    “ALEVİLERİN SUSTUĞU BİR ÜLKEDE KİMSENİN ÖZGÜRLÜĞÜ OLMAZ”

    Biz; ayrıştırıcı değil birleştirici, ötekileştirici değil kucaklayıcı bir dili savunmaya devam edeceğiz. Alevilerin sustuğu bir ülkede kimsenin özgürlüğü güvende olamaz. Laikliğe, eşit yurttaşlığa ve kardeşliğe inanan herkesle birlikte mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu ülkeyi gerici ve ayrıştırıcı dilden kurtarmak bizim boynumuzun borcudur!”

    PİRHA/ANKARA

  • Hüseyin Mat: Saldırı kampanyalarına karşı duruşumuzdan ödün vermeyeceğiz

    Hüseyin Mat: Saldırı kampanyalarına karşı duruşumuzdan ödün vermeyeceğiz

    PİRHA-Aydınlık gazetesinin “AABF’nin topladığı deprem paraları kayıp” manşetiyle Almanya Alevi örgütlenmesine saldırmasına tepki gösteren AABF Eşit Başkanı Hüseyin Mat, “Sosyal medyada kin, nefret, ego ve intikam duygularıyla yürütülen iftira ve yalan dolu saldırı kampanyalarına karşı duruşumuzdan asla ödün vermeyeceğiz” diyerek tepki gösterdi.

    Vatan Partisi’nin yayın organı Aydınlık gazetesinin “AABF’nin topladığı deprem paraları kayıp” manşetiyle Almanya Alevi örgütlenmesine saldırmasına ilişkin Almanya Alevi Birlikleri Federasyonunun (AABF) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, sosyal medya hesabından paylaşım yaptı.

    “DURUŞUMUZDAN ÖDÜN VERMEYECEĞİZ”

    Kirli oyuna dahil olmayacaklarını ve hiçbir baskıya boyun eğmeyeceklerini ifade eden Hüseyin Mat, “Resmi devlet ideolojisinin, tehdit, şantaj ve sindirme politikalarıyla kurumumuzu itibarsızlaştırma çabalarına; Perinçek grubunun son üç yıldır sürdürdüğü sistematik hedef gösterme kampanyalarına; resmi ideolojinin değirmenine su taşıyanların dayanaksız ve kasıtlı eleştirilerine; sosyal medyada kin, nefret, ego ve intikam duygularıyla yürütülen iftira ve yalan dolu saldırı kampanyalarına karşı duruşumuzdan asla ödün vermeyeceğiz” dedi.

    “YOL HARİTAMIZI BELİRLEYECEĞİZ”

    30 Kasım 2024’te gerçekleştirilecek AABF Başkanlar Divanı’nda değerlendirme yapılacağını belirten Mat şunları söyledi:

    “Kurumumuza “değişim getirme” bahanesiyle zarar vermek isteyenlerin, kontrolsüz ve kurum değerlerimize aykırı eylemleri karşısında da aynı kararlılıkla duracağız. Tek başıma kalsam bile, inandığım bu yolda yürümekten vazgeçmeyeceğim. Bu haklı mücadelede hiçbir tehdit, baskı veya iftira beni yolumdan döndüremeyecek.

    Bugüne kadar sosyal medyada şahsımı ve kurumumuzu hedef alan saldırılara, iftira ve yalan haberlere karşı yanıt vermemeyi tercih ettim. Bundan sonra da yalnızca kurumumuzun yetkili organlarıyla bilgi ve görüşlerimi paylaşarak, her zaman olduğu gibi şeffaf ve ilkeli duruşumu sürdüreceğim. Alınan kararları her zamanki açıklık ve doğrulukla kamuoyuyla paylaşmayı ilke edindik ve bu ilkeye bağlı kalacağız.

    Bu kapsamda, 30 Kasım 2024’te gerçekleştireceğimiz “AABF Başkanlar Divanı” toplantımızda, son dönemde kurumumuza ve yöneticilerimize yönelik saldırıları derinlemesine değerlendirecek ve geleceğe dair yol haritamızı belirleyeceğiz.”

    “KAZANAN AABF’MİZ, KAZANAN ALEVİLİK OLACAKTIR”

    Daha güçlü bir AABF ve daha fazla birlik için harekete geçmek gerektiğinin altını çizen Mat şu ifadeleri kaydetti:

    “Bu sürece sebep olan, bu tetikçilere malzeme sağlayanların teşhir edilmesi gerektiğine inanıyoruz. Kamuoyunu ve AABF üyelerini, bu psikolojik saldırıyı boşa çıkarmak için doğru bilgilendirmek tarihi bir sorumluluktur. Şimdi, daha güçlü bir AABF ve daha fazla birlik için harekete geçme zamanıdır. Bu saldırıları bertaraf etmenin yolu buradan geçer: ihanet edenler, teslim olanlar ile direnenler ve mücadele edenlerin ayrıştığı bir sürecin içerisindeyiz. İnanıyoruz ki tüm üyelerimiz, hatta üye olmayan Aleviler ve dostlarımız, bu birliği büyüterek tetikçi zihniyete gereken cevabı verecektir. Kazanan AABF’miz, kazanan Alevilik olacaktır.

    Toplumumuzun birliği, dayanışması ve hak mücadelesi için gereken her adımı atmaya hazır olduğumuzu kamuoyuna saygıyla duyururuz. Kurumumuza ve yöneticilerimize yönelik her türlü hakaret, tehdit ve saldırıya karşı hukuki yollara başvuracağımızı ve yasal haklarımızı sonuna kadar kullanacağımızı bildiririz.”

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER:
    -Alevi kurumlarından Aydınlık’ın manşetine tepki: Bunlar asılsız saldırılar, itibarsızlaştırma operasyonları!

  • Varto’da Alevilere hakaret eden kamu çalışanı tekrar işbaşı yaptırıldı!

    Varto’da Alevilere hakaret eden kamu çalışanı tekrar işbaşı yaptırıldı!

    PİRHA-Muş Varto’da Alevilere hakaret ederek nefret suçu işleyen O.Ö isimli kamu çalışanı, hakkındaki suç duyurusuna rağmen tekrar işbaşı yaptırıldı. 

    Varto’da yaşayan O.Ö. isimli bir kamu çalışanı sosyal medya uygulamasında paylaşılan semah dönme videosunun altına Alevilere yönelik ayrımcı söylemlerde bulundu. Şahsın “Oh ne güzel, dans ederek ibadet ettiklerini zannediyorlar, bir de kadın erkek zevklenmişler. Şimdi nasıl keyifleri geliyor, mum da sönseydi iyiydi” paylaşımına yurttaşlar tepki gösterirken, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Cemevi Varto Şubesi Başkanı Kerem Akdağ, şahıs hakkında suç duyurusunda bulunmuştu.

    Devlet hastanesinde sözleşmeli sağlık personeli olarak çalışan O.Ö isimli şahıs hakkındaki suç duyurusu sonrasında adli ve idari soruşturma açılmış, O.Ö adlı şahsın bu süre zarfında açığa alınmak yerine başka bir ilçedeki hastaneye gönderildiği açığa çıkmıştı.

    Aradan geçen 6 ay sonrasında O.Ö isimli şahıs hakkında tüm soruşturmalar ve işlediği nefret suçu bir kenara bırakılarak yeniden Varto Devlet Hastanesi’nde işbaşı yaptırıldı.

    Ersin ÖZGÜL/MUŞ

    İLGİLİ HABERLER:

    Varto’da Alevilere ve semaha hakaret eden kamu çalışanının görevden alınması istendi

     

     

     

     

     

     

  • Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu: Görevimizin başındayız, yalan ve iftiralara son verilsin

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu: Görevimizin başındayız, yalan ve iftiralara son verilsin

    PİRHA- Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, kimi alanlarda elde ettikleri başarı ve hak mücadelesiyle ilgili yürüttükleri çalışmaların resmi ideolojiyi rahatsız ettiğini belirtti. Son dönemlerde sosyal medya üzerinden kuruma ve yöneticilere yönelik yapılan saldırılar gerçekleştiğini belirten AABK, “Yönetim Kurulu olarak, görevimizin başındayız ve kurumumuzun imajını, prestijini ve itibarını zedeleyen her türlü saldırıya karşı koruma sorumluluğunu büyük bir ciddiyetle üstleniyoruz. Bu bilinç ve kararlılıkla, çalışmalarımızı daha da büyüterek yolumuza devam edeceğiz” dedi.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, yaptıkları çalışmalara ilişkin ve son dönemde sosyal medya üzerinden kurumun ve yöneticilerinin hedef alındığını belirterek yazılı bir açıklamada yaptı.

    Eşit başkanları başta olmak üzere yöneticilerine yönelik hakaret ve yalanlara son verilmesi çağrısında bulunan AABK, “Yönetim Kurulu olarak, görevimizin başındayız ve kurumumuzun imajını, prestijini ve itibarını zedeleyen her türlü saldırıya karşı koruma sorumluluğunu büyük bir ciddiyetle üstleniyoruz” dedi.

    “ÜÇ ANA TEMELDE YOĞUN FAALİYET GÖSTERİLDİ”

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun açıklaması şöyle:

    “Değerli canlar, yaklaşık bir buçuk yıl önce yapılan son genel kuruldan bu yana Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) olarak, yönetim kurulumuz üç ana temelde yoğun faaliyet göstermiştir:

    1. 6 Şubat Türkiye Depremi: Depremin ilk gününden itibaren tüm federasyonlarımız ve Türkiye’deki Alevi kurumlarımızla birlikte çalışmalarımızı başarılı bir şekilde sürdürdük ve sürdürmeye devam ediyoruz.

    2. Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Seçimleri: Bağımsızlık ilkemizi koruyarak; Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nu desteklerken, milletvekili seçimlerinde Emek ve Özgürlük İttifakı’na destek sunduk. Objektif ve adil bir tavır sergilediğimiz herkesçe kabul gördü.

    3. Madımak Katliamı Hafıza Merkezi Çalışması: AABK olarak kurulduğumuz günden bugüne önemli projelere imza attık. Madımak Katliamı Hafıza Merkezi kapsamında yapılan; Madımak Dijital Kütüphane, Sözlü Tarih Anlatımları ve Röportajlar, Sanal Müze, Web Belgeseli ve “Çok Kötü Bir Şey Oldu” Belgesel Filmi ile bu katliamın tüm yönleriyle açığa çıkarılması ve tarihe mal edilmesi sağlanmıştır. Bu projeler, AABK’nın kararlılığının bir kanıtıdır.

    “ÇALIŞMANIN BAŞARISIZ OLMASI İÇİN GÖSTERİLEN ÇABALAR BİZLERİ ÜZDÜ”

    Bu proje ile amacımız, Madımak Katliamı’nın üzerindeki sessizlik perdesini kaldırmak ve katliama dair gerçekleri ortaya çıkararak toplumsal yüzleşme sağlamaktır. Bu katliamla yüzleşmenin yolu, bu katliamın nasıl, neden ve kimler tarafından yapıldığını geniş halk kitleleri, aydınlar ve özellikle de Aleviler tarafından bilinmesinden ve anlaşılmasından geçmektedir. Bu da Türkiye’nin demokratikleşmesine, özgürlüklerin, adaletin, barışın, bilimi esas alan eğitimin, kadının, gencin, doğanın korunmasına ve gelişmesine katkı sunacaktır. Madımak Katliamı Hafıza Merkezi, Sivas’ta Alevilere yönelik gerçekleştirilen pogrom karşısında ulusal ve uluslararası düzeyde farkındalık yaratmayı ve sorumluluk alınmasını sağlamayı amaçlayan bir yüzleşme çağrısı olarak hayat buldu. Bu merkez, hakikatlerin toplumsal hafızada yer edinmesi, dünyaca tanınması ve gelecek kuşaklara aktarılması için inşa edilmiştir.

    Bu değerli ve sadece kurumlarımızın ve canlarımızın katkılarıyla yapılan bir çalışmanın başarısız olması için gösterilen çabalar bizleri derinden üzdü. Tamamlanan projelerimizi, 18 Mayıs Ankara buluşmasıyla taçlandırdık ve sırasıyla İzmir, Adana, Samsun, Edremit, İstanbul, Diyarbakır ve Antalya’da toplumumuzla buluşturmaya devam edeceğiz. Ayrıca, belgesel filmini Temmuz ayında Avrupa’da canlarımızla buluşturacağız. Bu önemli ve değerli çalışmalarımıza paralel olarak, Alevileri yakından ilgilendiren meseleler üzerinden çalışmalarımızı sürdürdük.

    SOSYAL MEDYA ÜZERİNDEN SÜRDÜRÜLEN TARTIŞMALAR

    Konfederasyonumuza bağlı federasyonlarımızın elde ettikleri yeni başarılar ve Avrupa’da verdiğimiz demokrasi ve hak mücadelesinde yürüttüğümüz çalışmalar, Türkiye’de resmi ideolojiyi rahatsız etmiştir. Bu, ne kadar doğru yolda olduğumuzun en açık göstergesidir.

    Türkiye’de Alevi kurumlarımızla birlikte, Milli Eğitim Bakanlığı’nın asimilasyoncu CEDES projesine ve Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na (yani asimilasyon başkanlığına) karşı İzmir ve İstanbul mitingleriyle alanlara indik. Bu çalışmaların düşmanı rahatsız etmesi bizi sevindirirken, geçmişte yol yürüdüğümüz ve halen beraber olduğumuz arkadaşlarımızın gerçeği yansıtmayan, AABK eşit başkanları ve yönetimimize karşı özellikle sosyal medyada sürdürülen yalan, iftira, linç ve hakaret içeren girişimleri bizleri derinden üzmüştür. Bunları Alevilerin vicdanına havale ediyoruz.

    Eşit başkanımız Hüseyin Mat başta olmak üzere yöneticilerimize yönelik hakaret ve yalanlara son verilmesinin altını bir kez daha çiziyoruz. Her daim eşit başkanımız Hüseyin Mat ve yöneticilerimizin yanında olduğumuzu özellikle ifade ediyoruz.

    “KORUMA SORUMLULUĞUNU BÜYÜK BİR CİDDİYETLE ÜSTLENİYORUZ”

    Özelikle altını çizerek ifade etmek isteriz ki, sosyal medya üzerinden kurumumuza ve yöneticilerimize yönelik yapılan saldırılara, bugüne kadar olduğu gibi sosyal medya üzerinden cevap vermeyeceğiz. Yetkili organlarımızla gerçekleştirdiğimiz toplantılarda gerekli açıklamaları yapmaya dün olduğu gibi bundan böyle de kurumlarımıza ve yöneticilerimize aktarmaya devam edeceğiz.

    Kurumsal iletişimimizi sosyal medya dışında, yetkili organlarımız aracılığıyla sürdürerek, daha sağlıklı ve doğru bilgi akışını sağlayacağız. Bu bağlamda, sosyal medyada yer alan yanıltıcı ve olumsuz içeriklere karşı duyarlılığımızı koruyacak ve gereken açıklamaları ilgili kanallardan yapacağız.

    Yönetim Kurulu olarak, görevimizin başındayız ve kurumumuzun imajını, prestijini ve itibarını zedeleyen her türlü saldırıya karşı koruma sorumluluğunu büyük bir ciddiyetle üstleniyoruz. Bu bilinç ve kararlılıkla, çalışmalarımızı daha da büyüterek yolumuza devam edeceğiz. Kurumumuzun temel değerlerinden biri olan sevgiyi rehber alarak, karşılaştığımız sorunları aşmak ve birliğimizi güçlendirmek için tüm çalışanlarımızı kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Alevilerden #AlevilikTorbayaSığmaz kampanyasına çağrı

    Alevilerden #AlevilikTorbayaSığmaz kampanyasına çağrı

    PİRHA-Yarın TBMM’de görüşülecek cemevleriyle ilgili düzenleme öncesi bu akşam Twitter’da “#AlevilikTorbayaSığmaz” etiketiyle sosyal medya kampanyası yapacak.

    Torba yasa içinde TBMM’ye getirilen ve yarın görüşülecek olan cemevlerine yönelik düzenleme öncesi Aleviler sosyal medyada “Torba yasa değil. Eşit yurttaşlık istiyoruz” sloganıyla kampanya yürüteceklerini duyurdu. Alevi kurumları herkesi bu akşam saat 21.00’de #AlevilikTorbayaSığmaz etiketiyle Twitter’da yapılacak kampanyaya katılmaya çağırdı.

    PİRHA / İSTANBUL

  • Miting öncesi sosyal medyada #DersimYesilKalsin etiketiyle kampanya başlatıldı

    Miting öncesi sosyal medyada #DersimYesilKalsin etiketiyle kampanya başlatıldı

    PİRHA-Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, doğa talanına karşı 8 Ekim saat 13.30’da Seyit Rıza Meydanı’nda miting yapacak. Miting öncesi sosyal medyada #DersimYesilKalsin etiketiyle kampanya başlatıldı. 

    Türkiye’de yer altı kaynakları bakımından en fazla çeşitliğe ve zenginliğe sahip olan Dersim’de her geçen gün yeni maden sahaları açılıyor. 145 maden projesinin bulunduğu Dersim’de, 60 kilometre uzunluğundaki Munzur Dağları’nın tamamı maden sahası ilan edildi. 2019 yılında Dersim’de 43 bin 500 hektar alanda maden ruhsatı verilmişti.

    Son olarak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü, aralarında Dersim’in Pülümür İlçesindeki üç bölgenin de yer aldığı 285 maden sahası için ihale açacağını duyurdu.

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, doğa talanına karşı 8 Ekim’de “Biz kazanacağız, yaşam alanlarını savunuyoruz” şiarıyla saat 13.30’da Seyit Rıza Meydanı’nda miting yapacak. Miting öncesi sosyal medya #DersimYesilKalsin etiketiyle kampanya başlatıldı.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER

    >Dersim’de doğa talanına karşı 8 Ekim’de miting yapılacak
    >‘Dersim’in doğasına saygı duyan herkesi 8 Ekim’de yapacağımız mitinge çağırıyoruz’-VİDEO

  • Can TV’nin sosyal medya hesabına engel

    Can TV’nin sosyal medya hesabına engel

    PİRHA- Can TV’nin sosyal medya hesabı kapandı. Kanal konuya ilişkin paylaşım yaparak yeni hesabı duyurdu.

     

    Facebook platformu Can TV’nin hesabını kapattı. Kanalın hesabının kapatılma sebebi olarak yayınlarına gelen şikayet gösterildi.

    “Alevilerin Sesi Can TV Susturulamaz” başlıklı kanalın açıklaması şu şekilde;

    “5 yıldır sayısız program ve haberi sizlere ulaştırdığımız Facebook sayfamız haksız yere kapatıldığı için bu sayfadan yeniden devam ediyoruz.

    Baskılar ve troll şikayetleri bizi susturamaz. Hakk’ın ve hakikatin sesi Can TV’yi takip edin!”

     

    Can TV, Alevilerin gündemi ve kültürüne ilişkin yayın yapıyor.

    Kanalın yeni hesabı ise; https://www.facebook.com/cantvface

     

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan’la ilgili ‘Covid’ paylaşımlarına soruşturma başlatıldı

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’la ilgili ‘Covid’ paylaşımlarına soruşturma başlatıldı

    PİRHA-Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Erdoğan ve eşinin Covid testinin pozitif çıkmasıyla ilgili paylaşım yapan bazı sosyal medya kullanıcılarına “Cumhurbaşkanına hakaret, dini değerleri aşağılama” soruşturması başlattı.

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan’ın Covid-19 testlerinin pozitif çıkmasına ilişkin paylaşım yapan bazı sosyal medya kullanıcıları hakkında soruşturma başlatıldığını duyurdu.

    Konuyla ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı: “5 Şubat 2022 tarihinde Sn. Cumhurbaşkanı tarafından kendisi ve eşinin Covid-19 test sonucunun pozitif çıktığı ve sağlık durumunun iyi olduğu yönünde sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımını ilgi tutarak yapılan bir kısım paylaşımlarda; Cumhurbaşkanına hakaret, dini değerleri aşağılama vs suç teşkil eden ifadelerle ilgili olarak, Cumhuriyet Başsavcılığımız yetkisinde tespit edilen şüpheliler hakkında re’sen soruşturma başlatılmış olup konuyla ilgili gerekli adli işlemler kolluk birimleriyle birlikte yürütülmektedir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Sosyal medyada Hrant Dink mesajları: Kalbimizdesin, seni çok özledik, unutulmayacaksın!

    Sosyal medyada Hrant Dink mesajları: Kalbimizdesin, seni çok özledik, unutulmayacaksın!

    PİRHA- Hrant Dink’in katledilişinin 15. yılı nedeniyle sosyal medya çeşitli mesajlar paylaşıldı. 

    Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeniyken Ogün Samast adlı bir faşist tarafından vurularak katledilen Hrant Dink anılıyor. Dink için sosyal medyadan çeşitli mesajlar yazıldı. Bunlardan bazıları şöyle:

    Halkların Demokratik Partisi (HDP): Katledilişinin 15’inci yılında Hrant Dink’i sevgi ve özlemle anıyoruz. Bu topraklara ektiği kardeşlik ve özgürlük mücadelesinin tohumları ellerimizde yeşeriyor.

    Ekrem İmamoğlu (İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı: Yüreği barış ve ülke sevgisi ile dolu bir insandı, anısı zihinlerde hiç silinmedi. Hrant Dink‘i saygıyla anıyorum, ruhu şad olsun.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Onursal Başkanı Akın Birdal: Ahparig/Kardeşim katledilişinin 15. yılı barış ve hak savunucusuydun. Gazeteciydin. Sosyalisttin. Ermeniydin. Eşit ve özgür bir arada yaşamı savundun. Hala senin hayallerinin çok uzağındayız. Ama senin özlemlerinle yürüyoruz. Kalbimizdesin. Seni çok özledik. Unutulmayacaksın.

    Hrant’ın Arkadaşları: Büyülü sözlerinden, keskin bakışından, barış inadından ve o kocaman gülüşünden uzak 15 yıl geçti Ahparig. Bil ki, her eksik yılda daha da çoğalıyoruz Ahparig. 19 Ocak’ta, saat 15.00’de, Agos’un önünde Hrant Dink’i anıyoruz.

    AGOS Gazetesi: Hrant Dink’i katledilişinin 15. yılında anıyoruz. Özlemle, sevgiyle.. Seni aramızdan alanlara inat, büyüyor sözün, yıllar geçtikçe..

    Av. Eren Keskin: Hrant Dink, Irkçılığa karşı mücadelemizde yaşayacak, her daim.

    Çağdaş Gazeteciler Derneği: Hrant Dink hem yaptığı iş hem de etnik kökeni nedeniyle hayatı boyunca hedefteydi. Buna karşın nereden gelirse gelsin hiçbir tehdide boyun eğmedi, ne mesleğinin ilkelerini ne de kimliğini inkar etti.

    Dersim Belediyesi Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu: “Evet, kendimi bir güvercinin ruh tedirginliği içinde görebilirim ama biliyorum ki bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmaz”

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Sekreteri Selin Sayek Böke: Kimse güvercin tedirginliğinde yaşamasın, ülkemiz barış içinde birlikte yaşamanın yurdu olsun diye canı pahasına barışın ve kardeşliğin sesi olan #HrantDink‘i saygı ve özlemle anıyorum.

    (HABER MERKEZİ)

  • PSAKD Ayvalık Şube Başkanı Vedat Tekten’in duruşması 17 Şubat’a ertelendi

    PSAKD Ayvalık Şube Başkanı Vedat Tekten’in duruşması 17 Şubat’a ertelendi

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ayvalık Şube Başkanı Vedat Tekten hakkında sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek açılan davanın duruşması bugün görüldü. Hakkındaki suçlamaları reddeden Tekten’in duruşması 17 Şubat tarihine ertelendi.

    PSAKD Ayvalık Şube Başkanı Vedat Tekten hakkında dönemin başbakanı Binali Yıldırım ve eski adalet bakanı Bekir Bozdağ hakkında, ‘Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret” suçlamasıyla açılan davanın duruşması 17 Şubat tarihine ertelendi.

    Ağır Ceza Mahkemesi’nde, ‘Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret” suçlamasıyla yargılandığı davanın duruşmasında hapis cezası ile birlikte para cezasına çarptırılan Vedat Tekten’in dosyası İstinaf Mahkemesi’nce bozulmuş ve yeniden yargılanma için Ayvalık 3. Asliye Mahkemesi’ne gönderilmişti.

    Bugün görülen duruşmada Tekten, davaya konu olan hakaret içerikli paylaşımların kendisine ait olmadığını belirterek, kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçunu işlemediğini vurguladı.

    Savunmaların yapıldığı duruşma 17 Şubat tarihine ertelendi.

    PİRHA/BALIKESİR

  • Araştırma görevlisi Hifzullah Kutum, ‘Kürdistan’ paylaşımı nedeniyle gözaltında

    Araştırma görevlisi Hifzullah Kutum, ‘Kürdistan’ paylaşımı nedeniyle gözaltında

    PİRHA-Elazığ Fırat Üniversitesi’nde araştırma görevlisi olan Hifzullah Kutum, sosyal medya paylaşımından yaptığı “Kürdistan” paylaşımı nedeniyle gözaltına alındı.

    Sosyal medya hesabından yaptığı “Kürdistan” paylaşımı gerekçe gösterilerek açığa alınan Elazığ Fırat Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye Bölümü araştırma görevlisi Hifzullah Kutum gözaltına alındı. Kutum, “Şoreşa Îlonê hemû Kurdan pîroz be, Bijî Kurdistan” (Eylül Devrimi tüm Kürtlere kutlu olsun. Yaşasın Kürdistan) paylaşımı gerekçesiyle rektörlük tarafından açığa alınmıştı.

    Fırat Üniversitesi Rektörlüğü konu ile ilgili olarak yaptığı açıklamada, “Sosyal medyadaki paylaşımları ile terör örgütü propagandası yaptığı değerlendirilen araştırma görevlisi, Rektörlüğümüzce açığa alınmış ve hakkında soruşturma başlatılmıştır. Bahse konu kişi ile ilgili ayrıca adli makamlara da suç duyurusunda bulunulmuştur” ifadelerini kullandı.

    NE OLMUŞTU?

    Sosyal medyada yaptığı paylaşım nedeniyle Kutum hakkında açılan soruşturmada uyarı cezası verildi. Bu cezaya yaptığı itiraz, Dekan Vekili Prof. Dr. Kenan Peker tarafından reddedildi. Yaptığı paylaşımlar nedeniyle savunması istenen Kutum’a, paylaşımı ne amaçla yaptığı ve görselde yer alan ifadenin “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin toprak bütünlüğüne ve sınır güvenliğine yönelik bir tehdit/kasıt içerip içermediği” soruldu. Kutum savunmasında, “Türkiye Cumhuriyeti ile Kürdistan Bölgesel Yönetimi arasında gerçekleşen resmi temaslarda, görselde yer alan Kürdistan ifadesinin ve bayrağının kullanıldığını” söyledi. Ek olarak ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Mesud Barzani ve Mesrur Barzani’yle olan resmi temaslardaki verilen karelerde yer alan ‘Kürdistan’ ifadesi ve bayrağının kullanıldığını belirtti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Yazar Yıldırım, IŞİD’i protesto ettiği için yargılanıyor; ikinci duruşması 4 Kasım’da

    Yazar Yıldırım, IŞİD’i protesto ettiği için yargılanıyor; ikinci duruşması 4 Kasım’da

    PİRHA- PSAKD eski yöneticisi ve Yazar Erdal Yıldırım 2015-2018 yılları arasında yaptığı sosyal medya paylaşımları gerekçesiyle yargılandığı davanın ikinci duruşması görülecek. Duruşmaya, 4 Kasım Perşembe günü saat 11.15’te Çağlayan Adliyesi’nde İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edilecek. Yıldırım’ın, IŞİD’in Suriye’de gerçekleştirdiği katliamları protesto eden paylaşımları dava dosyasında suç olarak nitelendiriliyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin (PSAKD) eski yöneticisi Erdal Yıldırım hakkında 2015 ile 2018 yılları arasında yaptığı sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek açılanın davanın ikinci duruşması 4 Kasım Perşembe günü görülecek.

    Yıldırım’ın, IŞİD’in Suriye Afrin’de gerçekleştirdiği katliamları “Afrin yalnız değildir” yazısını paylaşarak, protesto etmesi; Kobani’de yine IŞİD tarafından yapılan katliamlara dair paylaşım yapması, Muş Varto’da öldürülen bir kadının bedeninin sokakta teşhir edilmesi; İbrahim Kaypakkaya’yı Çorum’daki mezarı başında anması, yine Kaypakkaya’nın fotoğrafını paylaşması dosyada suç olarak gösterildi.

    “DAYANIŞMAYA BEKLİYORUM”

    Sosyal medya hesabından açıklama yapan Yıldırım, şu çağrıda bulundu:

    “İnsanlık suçu işleyenlere karşı çıkmaya, Alevilik ve devrimci, sol sosyalist değerleri savunmaya devam edeceğim. Toplumsal dayanışmanın hem siyasal, hem de pandemi nedeniyle zayıfladığı bir süreçte, tüm dostları, canları ve yoldaşları, kurumları 4 Kasım Perşembe 11:15’te Çağlayan Adliyesi’ne gelerek dayanışmaya bekliyorum. Paylaşalım, dayanışmayı büyütelim!”

    PİRHA/ İSTANBUL

  • 7 yaşındaki Bektaş’ın, Aşık Daimi’ye ait eseri seslendirmesi büyük ilgi topladı-VİDEO

    7 yaşındaki Bektaş’ın, Aşık Daimi’ye ait eseri seslendirmesi büyük ilgi topladı-VİDEO

    PİRHA- Bektaş isimli küçük bir çocuğun Aşık Daimi’ye ait olan, ‘Bugün Canan Geldi Bize’ eserini seslendirdiği görüntü büyük bir ilgi topladı.

    Aşık Daimi’in (İsmail Aydın) Hakk’a yürüyüşünün 38. yıldönümünde sosyal medyada yayınlanan görüntüde küçük Bektaş’ın curası ile, ‘Bugün Canan Geldi Bize’ eserini seslendirmesi büyük ilgi topladı.

    6-7 yaşlarında ismi Bektaş olan çocuğun curası ile olan performansı ayrıca sosyal medyada ilgi kaynağı oldu.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

     

  • DAD üyeleri çektikleri görüntüler ile anadilleri sahiplenmeye çağırdı- VİDEO

    DAD üyeleri çektikleri görüntüler ile anadilleri sahiplenmeye çağırdı- VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) üyeleri 21 Şubat Anadil Günü’nde anadilleri üzerindeki yasakçı uygulamalara karşı sosyal medya üzerinden yayınladıkları görüntüler ile mücadele çağrısında bulundu.

    Yok olmayla yüz yüze kalan anadiller üzerindeki yasakçı uygulamalara karşı mücadeleyi yükseltme ve anadili konuşarak sahiplenme çağrısında bulunan Demokratik Alevi Dernekleri farklı dillerde mesajlar yayınlayarak duyarlılık yarattı.

    21 Şubat Dünya Anadili Günü’nü kutlayan Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) üyeleri çektikleri videolar ile anadiller, inançlar ve kültürler üzerindeki yasakçı ve baskıcı politikalar son bulması çağrımızı yineleyerek, anadillere sahip çıkmaya çağırdı.

    #Demokratikalevidernekleri, #ZoneMuwaXoQeseyke etiketi ile Türkçe, Kurmanci, Kırmancki, Ermenice ve Arapça olarak yayınlanan mesajlar sosyal medyada yoğun ilgi gördü.

    (HABER MERKEZİ)