Etiket: sosyalist meclisler Federasyonu

  • DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan: Kürtler ve Aleviler olarak özgür yaşamak istiyoruz-VİDEO

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan: Kürtler ve Aleviler olarak özgür yaşamak istiyoruz-VİDEO

    PİRHA- Antakya’da halk buluşmasında konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Suriye’de rejim değişti ama o rejim Kürtleri kapsamadan demokratik bir rejim olmaz, Alevileri tehdit ederek, katlederek orada demokratik rejim oluşturamazsınız. Bütün kimliklerin ve inançların beraber, eşit ve demokratik ortamda yaşamaları Suriye’yi huzurlu bir zemine kavuşturabilir. Aksi halde 100 yıllık çatışmalar devam edecektir” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, DEM Parti Hatay İl binası önünde düzenlenen halk buluşmasa katıldı. Buluşmaya sivil toplum örgütü temsilcileri de dahil oldu.

    HALKLARIN KİMLİK MÜCADELESİ 

    MA‘da yer alan habere göre; buluşmada ilk olarak söz alan Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, Ortadoğu’da yaşanan sorunların tekçi anlayışlardan kaynaklandığını belirterek, ikinci Kerbela’nın Suriye’de yaşandığını belirtti. Kete, “Tekçi zihniyetin dışında kalan kimlikler kendi kimlikleri ile yaşama mücadelesi veriyor. Uluslararası güçler tarafından Suriye halkına uluslararası kayyımlar atanıyor. Tekçi zihniyet, hangi kimliğimize vuruyorsa o kimliği büyüterek mücadele etmek zorundayız. Eğer bugün Suriye’de Alevi kimliğimize vuruluyorsa bu kimliği savunmak zorundayız. Bir olalım, iri olalım, diri olalım. Eğer bugün bu süreç Suriye’de katliama, soykırıma uğratılırsa bölgedeki selefi anlayışlar buraya da gelecek. Bu ülkeye gelip nasıl katliam yaptıklarını biz gördük. Bu çerçevede Suriye yıllardır, binlerce yılıdır rıza ülkesi olarak yaşıyor. Tüm halklar ve etnik kimlikler beraber komünal, demokratik bir modelle bugüne kadar yaşadılar. Yaşadığımız bu sorun bir sonuçtur. Kendisinden önce yaşanan iki dünya savaşının sonucudur bu üçüncü dünya savaşı. DAD adına Dersim’den Seyid Rıza’nın Düzgün Baba’nın selamlarını getirdim size. Bu zulme karşı, bu kerbelalara, bu Emevi zihniyetine karşı direnmenin tek yolu bedensel olarak, toplumsal olarak ikrarlaşmaktır” dedi.

    ‘DEMOKRATİK MÜCADELENİN YANINDAYIZ’

    Emek Partisi MYK üyesi Halil İmrek, 10 yıl önce DAİŞ’in saldırılarını hatırlatarak, bu saldırılara karşı Kuzey ve Doğu Suriye’de demokratik, komünal bir sistemin kurulduğunu belirtti. Erdoğan’ın ‘Kobanê düştü düşecek” sözlerine atıfta bulunarak, “Kobanê’nin düşmemesinin öcünü siyasetçileri tutuklayarak, kayyımlar atayarak almaya çalıştı”  dedi. İmrek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Suriye’de yeni bir durum ortaya çıktı. Esad yıkıldı, yerine gelen Colani yönetiminin halklara umut olmadığını biliyoruz. Kürtlerin varlıklarına saldırıyorlar, aynı zamanda Arap Alevilerinin olduğu bölgeye saldırıyorlar, katliamlar yapılıyor. Bu bakımda biz EMEP olarak başından beri, Suriye’deki yapı ancak Suriye’deki halklar tarafından belirlenmeli. Herhangi bir ayrım yapmadan demokratik bir yönetimin inşa edilmesi lazım. Kürtler ve azınlıklar hesaba alınmadan demokratik yönetim oluşamaz. Suriye’de bütün halklar demokratik bir yönetimi kendilerine inşa edebilirler, bunu Rojava’da gördük. Suriye’deki halklara selam gönderiyoruz, demokratik mücadelelerinin yanında olduğumuzu belirtiyoruz.”

    ‘ÖZERK YÖNETİM BİZE YOL GÖSTERİYOR’

    Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanı Deniz Aktaş ise emperyalist güçler ve bölge sömürgecileri eliyle Ortadoğu’da halkların zulme uğradığını vurguladı. Deniz Aktaş, “Oradaki katillerin hamileri AKP-MHP iktidarıdır. Biz bunları çok iyi tanıyoruz. Maraş, Çorum, Sivas’tan, Gazi katliamlarından tanıyoruz. Bugün aynı faşist politikaları devreye sokmaya devam ediyorlar. Aleviler, Hristiyanlar ve kadim halklar, bu saldırganlık karşısında çaresiz değildir. Bugün yanı başımızda tüm halkların birlikte özgür ve eşit yaşadığı Kuzey ve Doğu Suriye Özek Yönetim’i bize yol gösteriyor. Aleviler, Keldaniler, Hristiyanlar bu politikalar karşısında öz savunmalarını örgütlemek zorundadır. Aleviler bir olarak, birlikte olarak, mücadele ederek kurtulabilirler. Bu sesi yükseltmek bir gereklilik değil hayati önemdedir.

    ‘DÜŞEN ESAD’DIR SURİYE HALKI DEĞİLDİR’

    Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) MYK üyesi Oya Nur, Suriye’de yaşanan çatışmaların hegemonik savaşların göstergesi olduğunu ifade etti. Oya Nur, “Bir yanda cihatçılar Alevileri katlederken diğer yandan emperyalistler Suriye’de hegemonya kurmaya devam ediyorlar. Bu savaştan nemalanmaya çalışan AKP bilsin ki, düşen Esad rejimidir, Suriye halkı değildir. Sanmasınlar ki bizim mücadelemiz buradan ibarettir. Bizim mücadelemiz Türkiye halklarının, Suriye halklarının, Ortadoğu halklarının mücadelesidir, bizim mücadelemiz dünya halklarının ortak mücadelesidir. Bütün Suriye halklarının mücadelesini haykırıyor ve sesleniyoruz, savaşları engelleyecek olan halkların devrimci iradesidir” diye belirtti.

    ‘İKTİDARI, YARALARI SARMAYA DAVET EDİYORUZ’

    Sözlerine Gezi direnişinde yaşamlarını yitiren Ali İsmail Korkmaz, Abdullah Cömert, Ahmet Atakan’ı anarak başlayan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Hatay halkının iradesi olan Can Atalay şahında da cezaevindeki bütün tutsakları selamlıyorum. Hatay’ı hep beraber gördük, Hatay ciddi bir deprem felaketi yaşadı ama hala inşa edilmemiş. Büyük ekonomik rakamlar ortaya koyarak Türkiye’nin geliştiğini söyleyenler buradaki yaraları sarmakla meşgul olsalar daha iyi olacak. İnsanlar hala konteynır kentlerde yaşıyorlar. İktidarı, buradaki yaraları sarmaya davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    HALKLARIN FARKLILIKLARI TANINMALI

    “100 yıl önce halkları suni sınırlarla ayıran ulus devletler, halkları, inançları bir arada tutamadı” açıklamasında bulunarak, Ortadoğu’daki halklara ulus devletler tarafından tekçi anlayışın dayatıldığını vurgulayan Bakırhan, tüm bu dayatmalara karşı mücadele edeceklerini belirtti. Bakırhan, “100 yıl önce Suriye’de kurmuş olduğunuz rejim tutmadı, yerine gelen yönetimin de bir önceki yönetim gibi tekçi olmaması gerekiyor. Alevilerin canına, malına kastetmemesi gerekiyor. 100 yıl önce de Kürtler Rojava’da kimliksizdi, bugün de onlara kimliksizliği dayatırsanız buna ‘hayır’ deriz. Suriye’de rejim değişti ama o rejim Kürtleri kapsamadan demokratik bir rejim olmaz, Alevileri tehdit ederek, katlederek orada demokratik rejim oluşturamazsınız. Bütün kimliklerin ve inançların beraber, eşit ve demokratik ortamda yaşamaları Suriye’yi huzurlu bir zemine kavuşturabilir. Kürtler Rojava’da DAİŞ barbarlığına karşı direnerek o topraklarda özgürce yaşıyor. Şimdi eğer yeni bir rejim gelecekse Rojava’nın, Kürtlerin statüsünü tanımak zorundandır. Halkların farklılıklarını tanımak zorundandır. Aksi halde 100 yıllık çatışmalar devam edecektir” şeklinde konuştu.

    GELİŞEN SÜREÇ ŞEFFAF OLACAK

    Savaşlara ve çatışmalara ihtiyaç olmadığını ifade eden Bakırhan, barışın bir ihtiyaç olduğunu, savaş politikalarına ve tekçi zihniyete geçit vermeyerek mücadeleyi sürdüreceklerini belirtti. İmralı’da PKK Lideri Abdullah Öcalan ile gerçekleşen görüşmeye değinen Bakırhan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Heyetimiz Sayın Öcalan’la görüştü. Hemen peşinden heyetimiz siyasi partilerle kurumlarla görüşme yaptılar. Sayın Öcalan’ın söylemiş olduklarını partilerle paylaşmaya başladılar. Türkiye’de barış sağlarsak Suriye’de de sağlayabiliriz. Barışı önemsiyoruz, kent kent dolaşıyoruz. Türkiye’nin ekonomisi Kürdün hakkını almaması için harcandı. Emekçinin yoksul kalmasının sebebi bu savaşa harcanan trilyonlarca dolarlardır. Eğer Türkiye barışı sağlayabilirse savaş giden dolarlar emekliye, emekçiye, öğrenciye, yıllardır inşa edilmeyen bu deprem bölgesine harcanabilir. Güçlü bir mücadele, irade ortaya koyarak bu iktidarı barışa çekebiliriz. Bu barış tartışmalarının yürütüldüğü süreçte sessiz kalırsak devlet, istemiş olduğu politikaları bize dayatacaktır. Bizlere büyük görevler düşüyor, bu süreçte kamuoyunu bilgilendirmeye çalışacağız, şeffaf olacağız. Sizin bildiğiniz, katıldığınız bir süreç işletilecek.”

    ‘KÜRTLER, ALEVİLER OLARAK HAMİ İSTEMİYORUZ’

    Suriye’de Alevilere yönelik saldırılara karşı iktidara seslenen Bakırhan, “Madem yeni Suriye yönetimi ile ilişkiniz var o zaman Alevilerin katledilmesini durdurun, Kürtlerin eşit yurttaş olmasını destekleyin. Aksi halde KürT’ü, Alevi’yi yok sayan bir iktidara ‘samimi değilsiniz’ deriz. Eğer samimi iseniz o yönetimle bir an önce görüşün ve halkların bir arada yaşaması için yönetime çağrıda bulunun. Madem azınlık halkların hamisisiniz, Suriye’deki yönetime bu politikaları bir kenara bırakmasını söyleyin. Kürtler, Aleviler olarak artık hami istemiyoruz, özgür yaşamak istiyoruz. Aleviler, Kürtler kendilerini güvende hissederse biz o zaman size inanırız. Suriye, Antakya gibi çok kimlikli bir ülke. Herhangi bir halkı yok sayarsanız o güzelliği yok edersiniz. 100 yıl önce suni bir şekilde oluşturulan bu anlayışa yok diyorsak bu sorumluluk hepimizin boyunun borcudur. Beraber olursak Rojava da statüye kavuşur, Aleviler de özgür yaşar, İmralı’nın kilidi açılır ve Sayın Öcalan Türkiye halkları ile bir araya gelir. Sayın Öcalan’la yapılan görüşmelerin bir çözüm sürecine evrilmesini istiyorsanız, Kürt gençleri yaşamını yitirmesin, trilyonlarca doların halka harcanmasını istiyorsanız biraz daha güçlü bir şekilde sesimizi haykırmak zorundayız. Bu mücadeleyi buraya getiren onurlu Kürt halkına, Türkiye halkına güveniyorum. Sizler bu süreci barışa evrilterek Kürtlerin, Alevilerin eşit yurttaş olduğu bir ülkeyi yaratacaksınız” diye belirtti.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Hozat İttifak adayı Attila Bulut: ‘İnanç ve kültürümüzü yaşatmak için çalışacağız’ -VİDEO

    Hozat İttifak adayı Attila Bulut: ‘İnanç ve kültürümüzü yaşatmak için çalışacağız’ -VİDEO

    PİRHA- Hozat İttifakı Belediye Başkan Adayı Attila Bulut ilçedeki göç, anadil, inanç ve kültür sorunlarına değinerek “Burada yok edilmeye çalışılan inanç ve dilimizin tekrar geri yaşatılması büyük önem taşıyor. Bununla beraber köylerimizi yeniden yaşama açarsak hem köy kooperatifleri kuracağız hem de üretim alanında istihdam yaratarak gençlerimizin burada yaşamasını sağlayacağız”dedi.

    H0zat, Dersim’in hemen her bölgesi gibi türlü sorunlarla boğuşan en eski yerleşim yerlerinden biri. Dersim’in her dönemde genel sorunlarından biri olan göç, Hozat’ta hem yaşam dinamiğini ve enerjisini köreltiyor hem dil, inanç, kültür bağlamında bir erozyon yaratıyor hem de köylerde bacası tüten evleri oldukça azaltmış durumda.

    İlçede yaşama tutunmaya çalışanları da başta işsizlik olmak üzere pek çok sorun olumsuz etkiliyor. Su kaynaklarının yetersizliği, varolan kaynakların da çöp ve çevresel sorunlar yüzünden kirletilmesi de esaslı sorunlardan biri. Bir diğer sorun da konutların yetersizliği, kiraların yüksekliği ve mevcut konutların da eski yapılar olmasından kaynaklı olarak özellikle deprem riskine karşı yenilenme ihtiyacı.

    31 Mart Yerel Seçimlerine iki hafta kala adaylık yarışları hız kazanırken, ilçede sokaktaki insanların yüzlerine de bir beklentisizlik, ümitsizlik havası çökmüş durumda.

    HOZAT İTTİFAKI ADAYI BİR EĞİTİM EMEKÇİSİ ATTİLA BULUT

    Dersim merkez, ilçeler ve bir beldede ittifak olarak seçime giren DEM Parti, SMF (Sosyalist Meclisler Federasyonu), Emeğin Partisi (EMEP) ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) ortak adayı olarak, SMF kontenjanından yarışan ve TİP amblemiyle seçime girecek olan Hozat Belediyesi Başkan Adayı Attila Bulut, PİRHA’ya Hozat’ın sorunlarını ve buna dönük çözüm önerilerini anlattı.

    1979 Hozat, Boydaş (Samoşi) köyü doğumlu olan Attila Bulut, Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi mezunu, Munzur Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi dalında yüksek lisans yapmış. Hozat Halk Eğitim Müdürlüğü görevinde de bulunmuş bir eğitim emekçisi.

    “HOZAT 38’DEN BERİ SİSTEMATİK BİR GÖÇE TABİ TUTULUYOR”

    1938’de yaşanan katliam sonrası sürgün edilen nüfusun büyük bir kısmı geri döndüğünü ancak 70’li yıllardan itibaren sistematik bir şekilde tekrar göçe tabi tutulduğuna vurgu yapan Bulut, Hozat’ın en önemli sorunlarının başında göç meselesinin geldiğini belirterek, bu konuda şunları söyledi:

    “Bundan dolayın öncelikle Hozat’ın 30 yıldır, 94 göçünden sonra boş kalan köylerin insanlarının geri döndürülmesi, insanların tekrar burada yaşamaya başlaması gerekir. Burada yok edilmeye çalışılan inanç ve dilimizin tekrar geri yaşatılması anlamında büyük önem taşımaktadır. Bununla beraber köylerimizi yeniden yaşama açarsak hem köy kooperatifleri kuracağız hem de üretim alanında istihdam yaratarak gençlerimizin burada yaşamasını sağlayacağız.”

    “ANADİLİMİZ 94 GÖÇLERİNDEN SONRA HAYATTAN ÇEKİLDİ”

    Özellikle 1993-94 köy boşaltmalarından sonra anadillerinin günlük hayatlarından çekildiğini oysa o zamana kadar köylerde günlük hayatta çok yoğun bir şekilde kullanıldığının altını çizen Bulut, “1994 göçlerinden sonra günlük hayattan çekilen dilimiz yok olmayla karşı karşıya. Yerel yönetimlerle beraber biz burada açacağımız kültür merkezi içerisinde dili tekrar günlük hayatta çocuklarımızın ve gençlerimizin kullanabileceği bir noktaya getireceğiz. Zazaca (Kırmancki) korolar, tiyatrolar ve masal anlatımlarının yanı sıra, büyüklerimize bu dili tekrar yeniden konuşturarak, kayıt altına alarak dilin sürekliliğini sağlamaya çalışacağız” dedi.

    “İNANCIMIZ KONUSUNDA GERİYE DÖNÜŞÜ ÇOK ZOR BİR NOKTADAYIZ”

    İnanç konusunda ilçede geç kalınmış bir ortamın yaşanmakta olduğuna işaret eden Bulut, “İnançlar noktasında ağır bir tahribat yaşanmış. Geriye dönüşü çok zor olan bir noktadayız. Bu sorunun gerçek muhatapları ve halkımızla beraber, gençlerimizin istekleri doğrultusunda, hem akademik anlamda hem de geçmişten getirilen birikimler anlamında araştırılması ve bunun çalıştaylarla halkla beraber ortaya konulması gerekir” değerlendirmesinde bulundu.

    “KONUT VE ÇEVRE SORUNLARINI İTTİFAK GÜÇLERİMİZLE BİRLİKTE ÇÖZECEĞİZ”

    Göç, anadil ve inanç başlıklarını birincil sorun olarak belirten Attila Bulut, ilçenin diğer iki büyük sorunu olarak gördüğü konut ve çevre sorunlarıyla ilgili şunları aktardı:

    “İlçemizin en büyük sorunlarından bir tanesi şu anda konut sorunudur. Biliyoruz ki ilimiz yoğun bir deprem fay hattı içerisinde bulunmakta ve uzun yıllardan beri burada sağlam yapılar yapılmamaktadır.  İlçemizi incelediğimiz zaman konut stoğunun çok kötü bir durumda olduğunu net bir şekilde görüyoruz. Bu anlamda hem depreme hazırlık hem de riskleri azaltma noktasında belediyenin mutlaka konut meselesine el atması gerekiyor.

    Bunun dışında ilçemizde çevre sorunları da çok yoğun bir şekilde yaşanmaktadır. Kozkozluca köyümüz ve Aliboğazı mevkii İliç’le sınır noktasında bulunmaktadır. Oradaki çevre sorunlarından şu anda ilçemiz de çok yoğun bir şekilde etkilenmektedir. Dolayısıyla burada açılmaya ve devam ettirilmeye çalışılan maden sahalarına karşı toplu bir şekilde mücadele etmemiz noktasında yerel yönetimlere çok büyük bir rol düşmektedir. Bu açıdan biz de yerel yönetimlerde belediyeyi kazandığımız zaman ittifak güçlerimizle beraber bu işte üzerimize düşeni yapacağız.

    “ÇÖPLERİMİZ KEBAN BARAJINA KADAR BÜTÜN SU HAVZASINI ZEHİRLİYOR”

    Hozat, uzun zamandan beri merkezi yönetimden hiçbir şekilde destek almamaktadır. Şu an Hozat’ın çöpleri vahşi depolama alanı dediğimiz bir alana, buradan da Hozat Deresi mevkiine dökülmekte ve direkt suya karışmaktadır. Hozat’tan Keban Barajı’na kadar olan bütün su havzasını zehirliyor. Bunun önlemini çok acil bir şekilde almamız gerekiyor. Eğer burada katı atık ve arıtma tesisleri yapılmazsa bu çöp depolama alanları hızlı bir şekilde çözüme kavuşturulmazsa, biz yıllar boyunca kendi derelerimizi, sularımızı kendi ellerimizle kirletmiş olacağız. Bunlarla ilgili çok acil bir şekilde projelendirmeler yapıp hem çöp alanında hem de atık su alanında çözümler bulmak zorundayız.”

    “İLÇEMİZE TURİST ÇEKMEMİZ LAZIM”

    Hozat’ın Kemaliye, Harput ve Ovacık gibi turizm kentlerinin yol güzergahı üzerinde bulunduğunu ve bunu avantaja çevirmeleri gerektiğini ifade eden Bulut, “Bundan dolayı bu yol güzergahı üzerinde olan ilçemize turistleri çekmemiz ve bunun dışarıya bir tanıtımını yapmamız gerekiyor. Bu tanıtımı da ilçemizde bulunan kiliseler, tarihi çeşmeler, köprüler ve eski hamamlar, eski evlerimiz noktasında gelişmeler sağlayarak yapabiliriz. Bunun haricinde ilçemizde tarihi ve yöresel dokumalar ile yemek kültürümüz çok farklı bir noktada. Biz bunların tanıtımını yaptığımız zaman aslında çok yoğun bir şekilde ilçemize turist çekebilir” değerlendirmesinde bulundu.

    “KADINLAR EVLERİNE KAPANMIŞ, YAŞLILAR İSE YALNIZ KALMIŞ DURUMDA”

    Yüksek lisansını yetişkin eğitimi (eğitim çağı dışına çıkmış insanlar) üzerine yaptığını ve bu konuda tez yazdığını söyleyen Bulut, kadınlar ve yaşlılarla ilgili çözümlerini şöyle anlattı:

    “İlçemizde herhangi bir istihdam alanı bulunmadığı için çok yoğun bir işsizlik bulunmaktadır. Bu işsizliğin en acı tarafını da kadınlar yaşamaktadır evlerde. Çünkü ilçemizde istihdam hayatına, çalışma hayatına girmeyen kadınlar tamamen eve kapanmış durumda. Burada üretimi tekrar canlandırırsak kadınlar da tekrar günlük hayatın içerisine girmiş olurlar. Kadınlarımızı mutlaka üretimin içerisine çekmemiz gerekiyor.

    Hozat’ta yaşanan yoğun göç sürecinden sonra evlerimizde lise öğrencilerimiz haricinde neredeyse genç bulmak mümkün değil. Yaşlılarımız burada soğuk evlerde kendi başlarına yaşamak durumunda kaldılar. Buna en kısa zamanda bir çözüm bulmamız gerekiyor. Yapacağımız yaşlı bakım evleri, onları destekleyecek, ısınma sorunu olmayan sosyal konutların içerisinde barındırabilecek ve onların her türlü öz bakımlarını giderebilecek çalışmalar yapmamız gerekiyor. Bu noktada da hazırlıklarımızı yapmışız.”

    “BÜTÜN SORUNLARI HALKIMIZ VE İTTİFAK GÜÇLERİMİZLE BİRLİKTE ÇÖZECEĞİZ”

    Hozat’ın tarihi, kültürel ve siyasal sorunlarını bilen biri olarak, her soruna karşı çözüm önerisini önceden tasarlamış ve hazırlamış bir başkan adayı olduğunu vurgulayan Hozat Belediye Başkan adayı Attila bulut, son olarak şunları kaydetti:

    “Çözüm önerilerimizi en kısa sürede hayata geçireceğimizi biliyoruz. Çünkü biz ilçemizin sorunlarına hakimiz. Bu ilçede doğduk. Bu ilçede okuduk, bu ilçede büyüdük ve bu ilçenin her sorununa, her alanda sağlam bir şekilde, sağlam bir kafayla ve bunları nasıl çözeceğimizle ilgili bilgi birikimi ve ekibe de sahibiz.

    Geçmiş dönemlerde yapılan festivallerde dahi sunucumuzu ve bütün sanatçılarımızı dışarıdan getiren, burada bir tiyatro ekibi oluşturmayı beceremeyen, gençlerle ilgili herhangi bir folklor çalışması dahi yapamayan çalışmalardan ve yerel yönetimlerden farklı olarak kendi gücümüze, kendi birikimimize ve kendi altyapımıza güvenerek bütün sorunlarımızı halkımız ve ittifak güçlerimizle birlikte çözeceğiz.

    Hozat ittifakında altı tane kurum ve partiyle birlikte hareket ettik ve bu ittifakı oluşturduk. Bu partilerin ve bu kurumların tarihsel süreç içerisinde burada ödediği bedeller ve oluşturduğu birikimler var. Bundan dolayı Hozat halkını temsil edebilecek ve geçmişi geleceğe taşıyacak bu ittifak güçleridir. Bundan dolayı Hozat halkının bize oy vermesini istiyoruz.”

    Eyüp HANOĞLU-Nuray ATMACA/DERSİM

     

  • Ovacık’ın ittifak adayı Tekinoğlu: Kooperatifler üzerinden istihdam sağlayacağız -VİDEO

    Ovacık’ın ittifak adayı Tekinoğlu: Kooperatifler üzerinden istihdam sağlayacağız -VİDEO

    PİRHA-Ovacık Belediyesi Başkan Adayı Hüseyin Tekinoğlu, PİRHA’ya Ovacık’ın sorunlarını ve buna dönük çözüm önerilerini anlattı. Tekinoğlu, Ovacık’ın temel sorunlarını bildiklerini ve buna göre çözüm üreteceklerini söyledi. Çok büyük bir park ve kapalı otopark yapmayı düşündüklerini belirten Tekinoğlu, ilçede kooperatifler üzerinden istihdam sağlayacaklarını kaydetti. 

    Ovacık, Dersim’in yıldızı parlayan ilçesi olarak doğal güzellikleriyle popüler ve yılda onbinlerce turisti ağırlayan bir yer olsa da aynı zamanda birçok sorunla boğuşuyor. Yolları ve yetersiz turizm altyapısı ile giderek rağbet gören turizm talebine yanıt veremeyen ilçenin halkı hem yaz aylarında sayısı çok fazla artan turistlerden şikayetçi hem de bu turizm potansiyeli henüz yarattığı yüke ve doğada yarattığı tahribata oranla küçük bir istihdam potansiyeli dışında ilçeye ciddi bir katkı sağlamıyor. İlçeye gelen turistlere seçenekler sunacak bir organizasyon ve rehberlik hizmeti yok.

    Dünyanın en temiz içme sularına sahip nadir bölgelerden biri olan Ovacık’ta musluklardan su içilemiyor. Yapımına başlanan ve yüksek maliyetlerle tamamlanması beklenen arıtma tesisi henüz faaliyete geçmediği için Munzur Gözeleri’nden başlayarak birçok köy ve ilçe merkezinin lağımları Munzur Suyu’na akıyor. Ovacık’ta üretilen tarım ve hayvancılık ürünleri her ne kadar revaçta olsa da su içinde yüzen ilçede sulama altyapısı yetersiz olduğu için tarıma elverişli alanların çoğu hala ekilemiyor ve yine altyapı ve devlet desteğinin yetersiz oluşundan dolayı hayvancılık yeterince gelişemiyor.

    31 Mart Yerel Seçimlerine yaklaşık iki hafta kala adayların yarışı da kızışıyor. Dersim merkez, ilçeler ve bir beldede ittifak olarak seçime giren DEM Parti, SMF (Sosyalist Meclisler Federasyonu), Emeğin Partisi (EMEP) ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) ortak adayı olarak, SMF kontenjanından yarışan ve EMEP amblemiyle seçime girecek olan Ovacık Belediyesi Başkan Adayı Hüseyin Tekinoğlu, PİRHA’ya Ovacık’ın sorunlarını ve buna dönük çözüm önerilerini anlattı.

    “SEÇİM ÇALIŞMALARINDA ANA DİLİMİ GELİŞTİRİYORUM”

    1968 Ovacık Arslandoğmuş (Çırpazin) köyü doğumlu Hüseyin Tekinoğlu, üç mahalle ve yaklaşık 1830 evin olduğu Ovacık’ta bu evlerin yaklaşık 1500’ünün kullanılabilir durumda olduğunu belirtti.

    Seçim çalışmalarında yaşlı kadınlarla ana dili olan Kırmancki (Zazaca) konuştuğunu ve bu sayede daha fazla pratik yaptığını ifade eden Tekinoğlu, “Ana dil konusundaki duyarlılığımızı zaten seçim bildirgemizde yazmışız. Ana dil ile ilgili eğitim vereceğiz. Ana dilimizi daha da yaygınlaştıracağız. Gittiğimiz evlerde kadınların  tamamı, yaşlılarımızın tamamı Türkçe konuşmuyor. Bizimle Kırmancki konuşuyorlar. Biz de o yaşlı kadınlarla beraber sohbet ediyoruz ve seçimler üzerinden ana dilimizi daha fazla öğrenmiş olduk” dedi.

    “DEVRİMCİLER İLÇENİN TEMEL SORUNLARINI BİLİYOR”

    Devrimcilerin ilçenin temel sorunlarını bildiklerini, burada yaşayarak da gördüklerini vurgulayan Tekinoğlu, “Evleri gezerken, mahallelere giderken buradaki sorunları görüyoruz. İlçemizin ilk mahallesi olan Camgöz Mahallesi’nde halen kanalizasyon olmadığını öğrenmiş oluyoruz. Bir de 94 Mahallesi’nin bir parçası olarak yeni bir mahalle daha oluştu. Orada da halen birçok evde kanalizasyon yok. Onlar kuyu kullanıyorlar. TOKİ’deki kanalizasyon problem. Ana artere bağlanmadığı için yaz boyu sürekli doluyor ve vidanjörle gidip çekiyorlar” dedi ve bunların başlı başına ciddi sorunlar olduğuna dikkat çekti.

    “ÇOK BÜYÜK BİR PARK YAPMAK İSTİYORUZ”

    Tekinoğlu, Ovacık’ın sorunları ve bunlara dair çözüm önerilerini şöyle sıraladı:

    “Yaşlılarımızın, çocuklarımızın, gençlerimizin ortak hareket edeceği bir alanımız yok. Parça parça birkaç tane çocuk parkı var ama küçük ölçekli. Mesela benim yaş grubumun çocukluk anıları vardır. Yani oturup çocukken şunu yaptık, bunu yaptık diye sohbet ederiz. Şimdi gençlerimizin çocukluk anıları yok. Çünkü beraber hareket etmiyorlar, beraber oturmuyorlar. Biz çocuklarımızın bisiklete binebileceği, oyun oynayabileceği, yaşlılarımızı kahveden çıkarabileceğimiz, hele hele kadınlarımızı dört duvar arasından çıkaracak çözümler düşünüyoruz. Bu konuda çok duyarlıyız. Sadece oturma alanı değil, aynı zamanda sanatsal bölümü de dahil ederek çok büyük bir park yapmak istiyoruz.

    “KAPALI OTOPARK YAPMAYI DÜŞÜNÜYORUZ”

    İlçemizin temel sorunlarından biri de şu: Kışın burada çok fazla kar yağar. Biz her sabah kalkarız, aracın üzerini sileriz, karı atarız. O soğukta 15-20 dakika arabanın çalışması gerekiyor ki camın buzu gitsin. Dolayısıyla bir kapalı otopark düşünüyoruz.

    “KOOPERATİFLER ÜZERİNDEN İSTİHDAM SAĞLAYACAĞIZ”

    İki tane kooperatifimiz var. Biri kadın kooperatifi, biri de 94 Mahallesi Kalkınma Kooperatifi var. Ev gezilerimizin tamamında görüyoruz ki insanlar ekonomik olarak rahatsızlar. Yani mutlaka iş istiyorlar. Tabii ki belediyeler istihdam alanı değil. Eğer bir insanı belediyeye almak istiyorsanız ya birinin emekli olması gerekiyor ya İçişleri Bakanı size özel bir kadro açacak veya nüfus artacak. Ama biz sosyalistler, devrimciler istihdamı nasıl sağlarız? Yeni kooperatifleri genişleterek, büyüterek yani mevcuttaki kooperatifler üzerinden başka bir alan açmak. Tabii ki bunları Ovacık kadınlarıyla bir araya gelip sohbet edeceğiz. Hangi alanda başarılı olabiliyorsak o alanı açacağız. İstihdamı bu şekilde yapmaya çalışacağız.

    “BÜTÜN CANLILARIN ORTAK YAŞAM KOŞULLARINI SAĞLAMAK ZORUNDAYIZ”

    Çevre, ekoloji; bunlar sosyalistlerin vazgeçilmezi. Ovacık sınırları içerisinde bütün canlıların ortak yaşam koşullarını oluşturmak zorundayız. Mesele sokakta yaşayan canlarımız var. Evet, Ovacık halkı biraz duyarlı bu konuda ve ilgileniyorlar. Ama şu var ki sabah erken kalkarsanız bir gün, bu köpekler aç ve soğuktan dolayı gergin oluyorlar, dolayısıyla saldırıyorlar. Geçen ay dört vaka yaşandı. Biz bunların barınabileceği bir ortak yaşam alanı yaratacağız. Onlar o alanda yaşayacaklar.”

    “KADINLARI EVLERDEN, YAŞLILARI KAHVEHANELERDEN ÇIKARACAĞIZ”

    Ovacık’ta ekonomiyi nasıl geliştireceklerine kafa yorduklarını, tarım ve hayvancılığı geliştirerek ekonomik sıkıntıları giderebileceklerine inandıklarını belirten Tekinoğlu, kadınlar ve yaşlılarla ilgili önerilerini şöyle ifade etti:

    “Kadınlarımız bu ilçede diğer illere nazaran özgür ama daha fazla özgür olsunlar istiyoruz. Yani biz ne kadar dışarıdaysak kadınlarımız da o kadar dışarıda olsun. Bir kadın erkeğin eline bakmamalı. Ekonomik olarak onun da canlanması gerekiyor. Bu bağlamda kooperatiflerin var olma sebeplerinden biri de bu.

    Yaşlılarımız oturup sohbet etmeyi seviyorlar ama kahvehaneye gittikleri zaman oyun oynuyorlar. Yanına gidip ‘amca ne yapıyorsun’ diyorsun, oyun oynadıkları için gençlere ve kendilerine zaman ayıramıyorlar. Dolayısıyla eğer biz bunları kahvehanelerden çıkarırsak, alanlarda oturma fırsatı verirsek o geçmiş kültürümüz de canlanmış olacak.”

    “ANADİLİMİZ İÇİN BELEDİYE BÜNYESİNDE DERS VERECEĞİZ”

    Ovacık Belediyesi Başkan Adayı Hüseyin Tekinoğlu, ana dillerinde konuşamadıklarını, çarşıda, pazarda sürekli Türkçe konuştuklarını belirterek, “Eve gittiğimizde de çocuklarımızla, eşimizle konuşuyoruz. Ana dilimizi konuşmadığımız için zamanla unutulmaya başlıyor. Pratiği yok. Biz bu pratiği halkımıza sevdireceğiz. Türkçeyle bir espri yaparsın ama bu kadar espritüel gelmez. iBizim dilimizle bir espri yaptığın zaman daha tatlı geliyor, daha hoş oluyor. Dolayısıyla ana dilimizi mutlaka çoğaltmamız, güncel hale getirmemiz gerekiyor. Belediye bünyesinde ana dil dersi vereceğiz” dedi.

    “TURİZMDEKİ BU BAŞIBOŞLUĞU TASVİP ETMİYORUZ”

    Tekinoğlu, insanların piknik yapabileceği, oturabileceği veya kamp kurabileceği bir alan oluşturulması gerektiğini ifade ederek, “Herkes istediği her yerde çok rahat hareket etmemeli. Böyle bir başıboşluğu tasvip etmiyoruz. Su kenarındaki işletmelerin çok kontrolsüz bir şekilde açılmaları doğamız için zarar verici. Rehberlerin oluşması gerekiyor. İnsanlar dışarıdan gözelere geliyorlar, geri otobüse biniyorlar, haydi bakalım pikniğe. Dolayısıyla biz bu rehberler öncülüğünde bu turizm sektörünü biraz daha canlandırabilirsek daha iyi olacak” diye konuştu.

    “OVACIK HALKI BANA NİYE OY VERSİN?”

    “Ovacık halkı niye bana versin?” diye soran Tekinoğlu, “Ben 18 yaşında sosyalist gelenekle tanıştım. O süreçten bu sürece sosyalist gelenekten vazgeçmedim. Halkın arasındaki çelişkilere dahil olduğum süreçler var. Bir de ailemizin burada köklü olmasından kaynaklı babamızın burada insanları çok sıkı ilişkilerinin olması, artı devrimci duruşum” diye belirtti.

    “BİZ BURADA DEVRİMCİ BİR PROGRAM UYGULAYACAĞIZ”

    İttifak kurmanın önemini vurgulayan Tekinoğlu şöyle devam etti:

    “Bugünkü süreç, ittifakların olduğu bir süreç. Mutlulukla bunu söylüyorum. Umarız ki bu ittifaklar devam eder, sadece ittifak olarak kalmaz. Bir devrimci parti çatısı altında birleşilir, bu ilçenin devrimcileri bir arada olur. 2014 yılında burada devrimci kurumlar birbiriyle yarıştı. Her seçimde biz devrimci partiler burada birbirimizle yarışıyoruz. Şimdi ittifak oldu ve ittifak yani bu dört kurum kendi oylarını korumuş olursa biz kazanıyoruz.

    Biz burada devrimci program uygulayacağız, yani işçinin, köylünün, emekçinin haklarını savunacağız. Bizim bir defa şeffaf, dürüst belediyecilik yapacağımız kesin. Bu bağlamda bize oy vermeliler. Biz gidip ihaleye, ranta, iş adamlarına, şunlara, bunlara belediyemizin gelirlerini peşkeş çekmeyeceğiz.

    Depremle ilgili, bu alandaki bilim adamlarıyla berber hareket edeceğiz ama mutlaka ilçemizi bu deprem belasından korumamız gerekiyor. Sosyalistler dikey yapıyı savunmazlar, istemezler zaten. Dikey yapı sosyal ilişkileri zayıflatıyor. Bence bu ilçede 5-6 kat imarına izin verilmemeli. Tamamı iki kat olmalı. Her insanın dediğini yapan bir belediye olmayacağız. Yani bir kural var, o kurala uymamız gerekiyor.”

    Eyüp HANOĞLU/Nuray ATMACA-DERSİM

     

  • Defne İçin Sol İttifak’tan açıklama: TİP, bu sürecin sorumluluğunu taşıyamamıştır

    Defne İçin Sol İttifak’tan açıklama: TİP, bu sürecin sorumluluğunu taşıyamamıştır

    PİRHA- Emek Partisi, Halkevleri, Toplumsal Özgürlük Partisi, Sosyalist Meclisler Federasyonu, Bağımsız Defne Hareketi, Beytulma ve Defne Gönüllüleri Grubu kamuoyuna ortak bir açıklama yaparak, ‘Defne İçin Sol İttifak’ sürecine dair yaşananları paylaştılar.

    Emek Partisi, Halkevleri, Toplumsal Özgürlük Partisi, Sosyalist Meclisler Federasyonu, Bağımsız Defne Hareketi, Beytulma ve Defne Gönüllüleri Grubu kamuoyuna ortak bir açıklama yaparak, ‘Defne İçin Sol İttifak’ sürecine dair yaşananları paylaştılar.

    Yapılan açıklama şöyle:

    “DEFNE İÇİN SOL İTTİFAK”

    “6 Şubat depremleri sonrası Hatay’ın ve Defne’nin içinden geçtiği zorlu süreçte kentin yeniden inşa edilmesinde sorumluluk alan sosyalistler, bağımsız yerel inisiyatifler ve gönüllülerle birlikte Aralık ayında bir yerel yönetim çalıştayı düzenledik. Bu çalıştayda ortaya koyduğumuz ilke ve program ışığında, 28 Aralık’ta “Defne biziz, yöneten de biz olacağız” diyerek Defne İçin Sol İttifak’ı kurduğumuzu kamuoyuna deklare ettik.  Bu birliktelik ve program Defne’nin geleceği için büyük bir umut doğurdu.

    “TİP, BU SÜRECİN SORUMLULUĞUNU TAŞIYAMAMIŞTIR”

    Ne var ki TİP bizi ortaklaştıran ve sosyalist bir alternatife kapı aralayan bu olguyu hiçe sayarak, karşı çıktığımız siyaset anlayışının kriterlerini esas alan ve aylar önce ortaya koyduğumuz açık itirazlarımızı dikkate almayan bir aday tercihinde bulunmuştur. Böylece de kendi kendini sol ittifak sürecinin dışına taşımıştır.

    Defne ilçesinin deprem sonrasında yaşadığı devasa sorunlar ortada dururken, yerel yönetim neredeyse sırra kadem basmışken, halk sosyalistlerden birlikte ortak bir adım atmasını beklerken, çatı partisi olarak belirlediğimiz Türkiye İşçi Partisi, bu sürecin sorumluluğunu taşıyamamıştır.

    “ÜZERİMİZE DÜŞEN SORUMLULUK SADECE SEÇİM ODAKLI DEĞİL”

    Defne için sol ittifak bileşenleri olarak, Türkiye İşçi Partisi’nin aksine üzerimize düşen sorumluluğun salt seçim odaklı olmadığının bilincinde hareket edeceğiz. Defne halkı seçeneksiz değildir. Bizler Defne halkıyla birlikte, şehrin yeniden inşası, insana ve doğaya yaraşır bir gelecek için seçim süreçlerini aşan bir çalışmayı canla başla sürdüreceğiz.

    İttifakın her bir bileşeni ne olursa olsun tüm olanaklarını, deneyimlerini ve araçlarını bu kentin yeniden inşa edilmesi için seferber edecek, Defne halkının omuz başında olmaya devam edecektir.

    Defne’nin sol, sosyalist, demokratik bileşenleri olarak, Defne için Sol İttifak’ın ilke ve ortaya koyduğu programdan asla taviz vermeyeceğimizi bir kez daha kamuoyuna ilan ediyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • EMEP, SMF, TİP ve EÖC’den Dersim’de seçim ittifakı -VİDEO

    EMEP, SMF, TİP ve EÖC’den Dersim’de seçim ittifakı -VİDEO

    PİRHA- EMEP, SMF, TİP ve Emek ve Özgürlük Cephesi (EÖC), 31 Mart yerel seçimlerine, Dersim merkez ve ilçelerde ittifakla gireceklerini duyurdular. Yapılan ortak açıklamada, Dersim merkez ve ilçeleri kapsayan ortak program, ortak yönetim ve ortak protokolün en doğru, birleştirici ve demokratik bir ittifak olduğu belirtildi.

    Emek Partisi (EMEP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Emek ve Özgürlük Cephesi (EÖC), Dersim’de ortak bir basın toplantısı düzenleyerek, 31 Mart yerel seçimlerine Dersim merkez ve ilçelerde ittifak olarak gireceklerini duyurdular. İttifak adına yapılan ortak açıklamayı EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin okudu.

    “DERSİM, KENDİ SINIRLARINI AŞAN BİR MUHTEVAYA SAHİPTİR”

    Devrimci, demokratik ve ilerici cephe açısından seçimlerin en çok tartışıldığı, ittifaklar ve sonuçları itibariyle önem kazandığı yerlerin başında Dersim’in geldiğini belirten Ergin Tekin, Dersim’in özgünlüğüne dikkat çekerek şunları ifade etti:

    “Bu sebepsiz olmadığı gibi tarihsel ve güncel boyutlarıyla Dersim’in tarihsel, siyasal, sosyolojik, ulusal, inançsal, kültürel özgün kodlarıyla ve birikimleriyle birebir ilintili bir durumdur. Bu anlamıyla Dersim, kendi sınırlarını aşan ve devrimci, demokratik, yurtsever cephe ve kamuoyunda politik etkisi ve yansımaları belirleyici olan politik bir muhtevaya sahiptir. Aynı biçimde egemenlerin ve somuttaki temsilcisi AKP/MHP iktidarının Dersim’e yönelik tarihsel ve güncel olarak topyekûn ideolojik, siyasal ve kültürel saldırılarının mahiyeti de Dersim’in bu özgün politik gerçekliğinden kaynaklanmaktadır.”

    “BURJUVA BELEDİYECİLİĞİNE KARŞI HALKIN ALTERNATİF BELEDİYECİLİĞİNİ OLUŞTURACAĞIZ”

    Tekin, 31 Mart’ta gerçekleştirilecek yerel seçimlerde emeği, üretimi ve şeffaflığı merkeze koyan bir tutumla demokratik halkçı bir belediyecilik anlayışıyla hareket ederek, burjuva belediyeciliğine karşı halkın alternatif belediyeciliğini birlikte oluşturacaklarını vurguladı.

    “DERSİM MERKEZ VE İLÇELERDE ORTAK PROGRAM ETRAFINDA BİRLEŞTİK”

    Tekin, şöyle devam etti:

    “Dersim’in tarihsel, siyasal ve sosyolojik gerçekliği ve özgünlüğünü esas alan en geniş demokratik ittifakı savunarak kazanımla çıkmak tek politik doğrultumuzdur. Somut olarak, Dersim merkez, ilçeler ve bir beldeyi kapsayan ortak program, ortak yönetim ve ortak protokolün en doğru, birleştirici ve demokratik bir ittifak olduğunu savunarak, bu politik tutum etrafında birleştiğimizi buradan halkımıza ilan ediyoruz. Dünden bugüne Dersim özgülünde halkın kazanımıyla sonuçlanan bütün demokratik, halkçı yerel yönetim tecrübelerini kendi kazanımlarımız olarak görüyor, tereddütsüzce savunmaktayız. Olumsuzluk ve eksikliklerimizi aşmak, doğrularımızı ve ileri birikimlerimizi sahiplenerek çoğaltmak politik doğrultumuzdur.”

    PİRHA/DERSİM

     

  • ‘Gaxan’a saldırı toplumsal varlığımıza saldırıdır’- VİDEO

    ‘Gaxan’a saldırı toplumsal varlığımıza saldırıdır’- VİDEO

    PİRHA – İstanbul Gazi Mahallesi’nde düzenlenen geleneksek yeni yeni yıl etkinliği Gaxan’a polis müdahalesine tepki gösteren İzmir’deki kurumlar, “Bu son saldırı yine toplumsal kimliğimizin inkarı ve toplumsal varlığımıza yöneltilen sistematik şiddet dahilinde gerçekleştirilmiştir. Demokratik ve insani taleplerimizin şiddet temelinde bastırılması politikaları, geleneksel kutlamalarımızı da kapsamına alacak şekilde genişletilmektedir” açıklamasında bulundu.

    İstanbul Gazi Mahallesi’nde gerçekleşen geleneksek yeni yıl etkinliği Gaxan’a polis müdahale etmiş ve aralarında DEDEF Genel Başkanı Ali Haydar Ben’in de bulunduğu 6 kişiyi gözaltına alınmıştı.

    İzmir Dersim Kültür Dayanışma Derneği, Demokratik Alevi Derneği İzmir Şubesi ve Sosyalist Meclisler Federasyonu’nun katılımıyla,  İstanbul Gazi Mahallesi’nde yeni yıl etkinliği Gaxan’a polis müdahalesi ve gözaltılara dair İHD İzmir Şubesi’nde basın açıklaması gerçekleştirdi. 

    Kurumlar adına ortak açıklamayı okuyan İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Yönetim Kurulu Üyesi Ali Ekber Coşkun, yeni yılı kendi geleneksel ritüel ve değerlerine uygun bir biçimde karşılamaya çalışan insanlara yöneltilen bu saldırı düşündürücü olduğunu vurgu yaparak, şiddet temelindeki baskı politikalarının geleneksel kutlamaları da kapsamına alacak şekilde genişletildiğini ifade etti.

    “GELENEKSEL KUTLAMALARIMIZ SALDIRIYA UĞRUYOR”

    Coşkun, Gaxan’ın  kadim ve bölgesel bir gelenek olarak birçok halk tarafından kutlandığı gibi, Dersim’de de halen tüm canlılığıyla yaşamakta ve Dersimlinin anlam dünyasında önemli bir yer tutmakta olduğunu söyledi. Binlerce yıldır yaşadıkları topraklarda geleneksel kutlamalara dair saldırıların gerçekleştiğine dikkat çeken Coşkun, “Gaxan gerek iç Dersim, gerekse dış Dersim’de olduğu gibi geniş bir Alevi coğrafyasında kutlamanın da ötesinde kutsal bir anlam ifade etmektedir. Basına yansıdığı üzere İstanbul Gazi Mahallesinde, geleneksel bir etkinlik olan Gaxan kutlaması sırasında Gazi Mahallesi Dersimliler Derneği Başkanı Haydar Altun, DEDEF Başkanı Alihaydar Ben ve Dernek üyeleri Sinan Candan, Zelal Konak, Onur Narin ve Ferit Alişir polis tarafından darp edilerek gözaltına alınmışlardır.Yeni yılı kendi geleneksel ritüel ve değerlerine uygun bir biçimde karşılamaya çalışan insanlarımıza yöneltilen bu saldırı düşündürücüdür. Kendi vatanımızda, binlerce yıldır yaşadığımız topraklardayız ve geleneksel kutlamalarımız saldırıya uğrayabilmektedir” diye konuştu.

    “DERSİMLİ SANATÇILAR BASKI VE TUTUKLAMAYA MARUZ KALIYOR”

    Son dönem Dersimli sanatçılara yönelik soruşturma ve tutuklamalara da değinen Çoşkun, “Dersimli sanatçı Yılmaz Çelik’in bir komployla tutuklanarak cezaevine konması da baskıcı ve inkarcı politikaların bir parçası olarak gündeme gelmiştir. Bir diğer sanatçımız Ferhat Tunç ise ülkeyi terk etmek zorunda kalmıştır. Birçok Alevi kurum yöneticisinin de benzer baskı ve tutuklamalara maruz kaldıkları bilinmektedir” dedi.

    “SALDIRIDAN DOLAYI AÇIKLAMA VE ÖZÜR BEKLİYORUZ”

    Toplumsal kimliklerine yöneltilen bu son müdahalenin sistematik şiddet dahilinde gerçekleştirildiğinin altını çizen Coşkun, hiç kimsenin toplumsal ve insani değerlerine saldırmaya hakkı olmadığına dikkat çekti. Coşkun, “Demokratik ve insani taleplerimizin şiddet temelinde bastırılması politikaları, geleneksel kutlamalarımızı da kapsamına alacak şekilde genişletilmektedir. Kendi vatanımızda, kendi topraklarımızdayız, Dersimliler ve Alevi kültürü bu ülkenin diğer toplumsal-kültürel gerçekliklerinden biridir. Kimseden lütuf beklemiyoruz. Kendi inancımız, kültürümüz, toplumsal varlığımızla kendi ülkemizde yaşam hakkına sahibiz, hiç kimsenin toplumsal-insani değerlerimize saldırmaya hakkı yoktur” diyerek Dersimliler ve Alevi halklar olarak bu saldırıdan dolayı açıklama ve özür beklediklerinin altını çizdi.

    Çoşkun, “Dersimlilere  yaşadıkları her yerde Gaxan ve tüm değerlerini daha güçlü bir şekilde sahiplenme çağrısında bulundu.

    PİRHA/İZMİR

  • ‘Adil ve demokratik bir seçim için nöbette olacağız’

    ‘Adil ve demokratik bir seçim için nöbette olacağız’

    PİRHA- Aralarında Bir Adım Daha İnisiyatifi, Emek ve Özgürlük Cephesi, Emek Partisi, Halkların Demokratik Partisi, Halkevleri’nin de bulunduğu sosyalist gruplar ortak açıklama yaparak, “Adil ve demokratik bir seçim’ için okullarda, seçim kurulları önünde, seçim izleme merkezlerinde, NÖBET’te olacağız” dedi. 

    Bir Adım Daha İnisiyatifi, Emek ve Özgürlük Cephesi, Emek Partisi, Halkların Demokratik Partisi, Halkevleri, Kaldıraç, Köz, Partizan, Sosyalist Meclisler Federasyonu, Toplumsal Özgürlük Partisi ve Türkiye İşçi Partisi ortak bir açıklama yaparak, 24 Haziran seçimleri için “Sandık başından sokak başına, oylarımızın peşindeyiz.
    ‘Adil ve demokratik bir seçim’ için okullarda, seçim kurulları önünde, seçim izleme merkezlerinde, NÖBET’te olacağız” dedi.

    Açıklamada şunlar kaydedildi:

    “Türkiye halkları demokrasiye, adalete, eşitliğe ve özgürlüğe inancını bir kez daha gösterdi. Adaletsiz, eşitsiz, baskıcı koşullar altında irademizi bir kez daha binbir emek ve fedakarlıkla 24 Haziran’da sandığa taşıyoruz.

    Şimdi irademize omuz omuza sahip çıkma zamanıdır.

    Bizler HDP ve Selahattin Demirtaş’ın seçim başarısı için ortaklaşan Demokrasi Güçleri olarak;

    Oyumuza ve geleceğimize sahip çıkmak için;

    Türkiye halklarının demokratik iradesine dönük her türlü müdehaleye karşı durmak için nöbette olacağız.

    24 Haziran’da tüm yurttaşlarımızı sandığa oy kullanmaya, okul önlerinde, seçim kurulları önünde buluşarak irademize sahip çıkmaya;
    Seçim sürecindeki her tür hile ve baskıya birlikte karşı durmaya;
    Oy sayım sonuçlarının duyurulmaya başlandığı süre boyunca ve seçim sonuçlarının netleştiği, resmi ilanın yapıldığı ana kadar tüm süreci birlikte takip etmeye,
    Ortaklaşmamızdan, dayanışmamızdan doğan sorumluluğumuzu hep birlikte yerine getirmeye çağırıyoruz.

    Asla boyun eğmeyenler ve biat etmeyenler olarak, şimdi, birliğimiz daha da büyüdü, dayanışmamız daha da sağlam, daha da güçlüyüz dünden.

    24 Haziran seçimleri, bize tarihsel bir fırsat sunuyor. Adaletsizlik ve zorbalık iktidarına DUR demenin, tam zamanı.

    Bugünü kazanalım, geleceğimize sahip çıkalım.
    Haydi! “ADİL VE DEMOKRATİK BIR SEÇİM” için buluşmaya!”

    (HABER MERKEZİ)

  • TV10 çalışanlarının eylemi 54. haftasında devam edecek

    TV10 çalışanlarının eylemi 54. haftasında devam edecek

    PİRHA- 2011 yılından beri aralıksız Alevi toplumunun sorunlarını, ihtiyaçlarını, yol erkanını Türkiye’nin her tarafında ekranlarına taşıyıp, Alevilerin sesi olan TV10’un kapatılmasının ardından çalışanlarının başlattığı eylem 54. haftasına girdi. Galatasaray Meydanı’nda gerçekleşecek bu haftaki eyleme Sosyalist Meclisler Federasyonu, HDP Milletvekili Erdal Ataş, Sanatçı Mehmet Tek ile Alevi kurumları ve izleyicilerinin destek verecek. 

    KHK ile kapatılan ve mal varlıkları TMSF tarafından satışa çıkarılan TV10 çalışanlarının eylemi 54. haftasında da devam edecek. Her Cumartesi günü Galatasaray Meydanı’nda saat 14.00’te bir araya gelen TV10 çalışanları, hukuksuzca kapatılan kanallarının tekrar açılması talebini yineleyecek.
    Bu haftaki eyleme Sosyalist Meclisler Federasyonu, HDP Milletvekili Erdal Ataş ve Sanatçı Mehmet Tek destek verecek.

    15 Temmuz Darbe Girişimi sonrasında 20 Temmuz’da ilan edilen OHAL kapsamında 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile birçok televizyon kanalı ve radyo kapatıldı. Alevilerin sesi TV10 da 4 Ekim 2016’da KHK ile kapatılıp mühürlendi. TV10’un geri alınması için çalışanların başlatmış olduğu eylem Cumartesi günü saat 14.00’te Taksim Galatasaray Lisesi önünde yapılıyor. Eyleme Tv10 emekçilerinin yanısıra, izleyicileri, Alevi kurumları, Alevi inanç önderleri, yöre dernekleri, insan hakları savunucuları, basın özgürlüğü savunucuları katılıyor. (HABER MERKEZİ)

  • SMF: Tekçi, Asimilasyoncu, Piyasacı Eğitime Karşı 17 Eylül’de Kartal’dayız!

    SMF: Tekçi, Asimilasyoncu, Piyasacı Eğitime Karşı 17 Eylül’de Kartal’dayız!

     PİRHA – ABF ve Eğitim Sen öncülüğünde yeni eğitim müfredatına karşı 17 Eylül’de yapılacak mitinge muhalif kesimlerin desteği yoğunlaşıyor. Sosyalist Meclisler Federasyonu’da “Tekçi, Asimilasyoncu, Piyasacı Eğitime Karşı 17 Eylül’de Kartal’dayız!” dedi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu ve Eğitim Sen öncülüğünde yeni eğitim müfredatına karşı 17 Eylül’de yapılacak mitinge katılacaklarını belirten Sosyalist Meclisler Federasyonu “Tekçi, Asimilasyoncu, Piyasacı Eğitime Karşı 17 Eylül’de Kartal’dayız!” dedi.

    Sosyalist Meclisler Federasyonu Merkezi Yürütme Kurulu imzasıyla yayınlanan açıklamada “Geçmişten günümüze eğitim sistemi egemenler tarafından ideolojik kodlarına uygun şekilde dizayn edilmiştir. ‘Tek dil, tek millet, tek din’ anlayışla şekillendirilen faşist diktatörlük bu kodlara uygun bireyler yetiştirmek için her dönem eğitime özel önem vermiştir. Çocuklar, devletin dayattığı eğitim sisteminde düzenin ihtiyacı doğrultusunda şekillendirilmek istenmiş/şekillendirilmiştir” denildi.

    “EŞİT, BİLİMSEL, PARASIZ, ANADİLDE EĞİTİM HAKKIMIZ GASP EDİLEMEZ”

    Açıklamada “AKP/Erdoğan iktidarı döneminde bu faşist yönelim artmıştır. Geçmişte de var olan piyasacı eğitim, AKP/Erdoğan döneminde ete kemiğe bürünmüş; okullar ticarethaneye, öğrenciler müşteriye dönüştürülmüştür. Kamusal alanda okullaşma geriye düşmüş, özel okullar palazlanmış, AKP/Erdoğan faşist diktası tarafından desteklenmiştir” ifadeleri kullanıldı.

    Katılım çağrısında da bulunan SMF’nin açıklaması şu cümlelerle son buldu:

    “Gelinen aşamada Milli Eğitim Bakanlığı’nın yaptığı müfredat değişikliği ile çocuklarımızın zihinleri; bilimsel eğitim ve sorguculuktan uzak, tekçi, asimilasyoncu, piyasa merkezli bir eğitim sistemi ile abluka altına alınmak istenmektedir.

    Sosyalist Meclisler Federasyonu olarak, tüm emekçi ve ezilen halkımızı tekçi, asimilasyoncu, piyasacı eğitime karşı 17 Eylül’de SMF saflarında Kartal meydanına çağırıyoruz.

    “Eşit, Bilimsel, Parasız, Anadilde Eğitim Hakkımız Gasp Edilmez!”

    HABER MERKEZİ