Etiket: Sosyalist

  • ABF, ‘Seçim güvenliği’ konusunda bileşenlerine çağrı yapmaya hazırlanıyor!-VİDEO

    ABF, ‘Seçim güvenliği’ konusunda bileşenlerine çağrı yapmaya hazırlanıyor!-VİDEO

    PİRHA – ABF Genel Sekreteri Özgür Kaplan, bünyelerindeki tüm Alevi örgütlerine seçim güvenliği konusunda çağrı yapacaklarını belirterek, “Yok sayılan, hakarete uğrayan, inkar edilen halklar olarak aslında kendimize sahip çıkacağız” dedi. Kaplan, “İki aday var. Biri Erdoğan, ülkeyi karanlığa, açlığa, inkara, doğru sürükleme zihniyeti; diğeri ise bizim de desteklediğimiz Kılıçdaroğlu’nun adaylığı. Ülkenin geleceği için, kendi kimliğimiz için oy kullanacağız” ifadelerini kullandı.

    14 Mayıs’ta yapılacak seçim nedeniyle sandık güvenliği konusu Alevi örgütlerinin de gündeminde. Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimleri için bünyelerinde olan bütün örgütlere çağrı yaparak seçim güvenliği konusunda görev alınmasını isteyecek.

    “KİMLİĞİMİZE VE GELECEĞİMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ”

    Sandık güvenliği konusunda PİRHA’ya konuşan ABF Genel Sekreteri Özgür Kaplan, “Bütün ülke seçim gündemine kilitlenmiş durumda” diyerek 14 Mayıs’ta alınması gereken önlemlere dikkat çekti. Kaplan, sandıklara neden sahip çıkılması gerektiğini ise şu sözlerle açıkladı:

    “Adeta seçimle oturup seçimle kalkıyoruz. Seçim şu an iliklerimize kadar işlemiş durumda. Bu seçim güvenliği kavramı başlı başına Adalet ve Kalkınma Partisi’nin aslında 20 yıllık sicilinin de bir özeti niteliğinde. Biz biliyoruz ki bugüne kadar örneğin 10 seçime girmişse AKP, bunun en az 7’sini kaybetmiş bir partidir. Fakat sandığa atılan oy ile sayılan ve sonuçta ilan edilen seçim sonuçları birbirinden alakasız şekilde uzak oldu. İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerinde adeta suçüstü yakalandılar. ‘Bir şey olmamışsa da mutlaka bir şey oldu’ gibi tuhaf, kendilerine yakışan açıklamada bulunmuşlardı. Şimdi böyle bir sicile sahip partiyle, oy çalma, oy devşirme konularında mahir bir organizasyonla karşı karşıyayız. O nedenle biz irademize sahip çıkacağız. Sadece orada atılan bir oya sahip çıkmaktan öte, seçim sonuçları elbette bizim için önemlidir fakat yok sayılan, hakarete uğrayan, inkar edilen halklar olarak aslında kendimize sahip çıkacağız. Orada Kürtler Kürt kimliğine sahip çıkmak adına, Aleviler Alevi kimliği için sandığa sahip çıkmalı. Çünkü burada tamamen inkar politikasının oylanması var. Gerçeği, halkları, emeği, kadın hak ve özgürlüklerini, eşit yurttaşlık haklarını inkar eden ve bunu politik söylem haline dönüştüren bir siyasi organizasyonla yıllardır karşı karşıyayız. Bütün bu değerlere sahip çıkmak adına sandıklara sahip çıkacağız. Bu bağlamda başta Alevi Kültür Dernekleri ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği olmak üzere bileşenlerimizin tümüne çağrı yapacağız. Bunun bir ön hazırlığı içindeyiz. Aslında kendi kimliğimize ve geleceğimize sahip çıkıyor olacağız.”

    “KENDİ OYUMUZA SAHİP ÇIKACAĞIZ”

    Seçim günü ne tür bir organizasyonla birliktelik sağlanıp çalışma yürüteceklerini de açıklayan Özgür Kaplan, “Bütün sandıklarda bizden birileri mutlaka olacaktır” diye belirtti. “Ülkenin geleceği için oy kullanacağız” diyen Kaplan, şunları söyledi:

    “Müsahip örgütlerimiz olan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Alevi Dernekleri Federasyonu, Demokratik Alevi Dernekleri, buradaki bütün arkadaşlarımızdan mutlaka sandıklarda görev almalarını isteyeceğiz. Alevi halkında böyle bir duyarlılık zaten var. Bunu biraz daha organize ve disipline ederek bize yakın olduklarını hissettiğimiz sol sosyalist partilerin görevlileri ile birlikte dayanışma içerisinde olup kendi oyumuza sahip çıkacağız. ABF olarak şunu söylüyoruz; insanlarımızın kemalet içinde sola oy vermesi gerekiyor. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kemal Kılıçdaroğlu’na mutlaka oy verilmeli, fakat milletvekilliği seçimleri konusunda ülkenin ve parlamentonun geleceği için kadınların, Alevilerin, Kürtlerin, sosyalistlerin, ötekileştirilmişlerin temsiliyetinin ne kadar güçlü olmasını istiyorsak ona göre oy kullanmamız gerektiğini düşünüyoruz. Biz Alevi toplumunda Yeşil Sol Parti, Cumhuriyet Halk Partisi ya da Türkiye İşçi Partisi gibi farklılıklar olabilir ama kimi oy vermeyeceğimiz konusunda çok netiz. Recep Tayyip Erdoğan’a kesinlikle oy verilmeyecek. Adayların sayısı çok olabilir, Hakların Demokratik Partisi önceki dönem Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın bir paylaşımını gördüm, çok net bir şekilde özetlemişti. Evet iki tane aday var. Biri Recep Tayyip Erdoğan, ülkeyi karanlığa, yoksulluğa, açlığa, inkara, savaş politikalarına doğru sürükleme zihniyeti; diğeri ise bizim de desteklediğimiz Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığı. Bu anlamda ülkenin geleceği için, kendi kimliğimiz için oy kullanacağız.”

    ÖRGÜTLERİN, SEÇİM GÜVENLİĞİ KONUSUNDA TOPLANTILARI SÜRÜYOR

    Oy ve Ötesi gibi grupların çalışmalarına dahil olduklarını da belirten Özgür Kaplan, “Sandık Güvenliği Platformu, Oy ve Ötesi gibi birçok organizasyon var. KESK, TTB, Barolar Birliği ve bizim gibi örgütlerin de içinde olduğu, düzenli olarak toplantılarına katıldığımız çalışmalar ülkenin her yerinde mevcut. Bizler, mevcut olan gruplara destek verme taraftarıyız. Yeni bir enerji bölünmesine gerek yoktur. Oradaki arkadaşlar da bizim dünya görüşümüze yakın, eşitlikçi, özgürlükçü arkadaşlarımız zaten” ifadelerini kullandı.

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Metin Çulhaoğlu, Ankara’da son yolculuğuna uğurlandı

    Metin Çulhaoğlu, Ankara’da son yolculuğuna uğurlandı

    PİRHA- Geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybeden Metin Çulhaoğlu, Ankara’da son yolcuğuna uğurlandı.

    Türkiye İşçi Partisi (TİP) Merkez Komite Üyesi, Türkiye sosyalist hareketinin önde gelen isimlerinden Metin Çulhaoğlu, 74 yaşında geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.

    Metin Çulhaoğlu için TİP öncülüğünde Ankara’daki İnşaat Mühendisleri Odası’nda veda töreni düzenlendi. Törene Metin Çulhaoğlu’nun ailesinin yanı sıra TİP Milletvekilleri Erkan Baş, Ahmet Şık, Barış Atay ve Sera Kadıgil, CHP Ankara Milletvekili Levent Gök, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, HDP İzmir Milletvekili Murat Çepni ve birçok demokratik kitle örgütü temsilcisi katıldı.

    Törende önce Metin Çulhaoğlu’nun fotoğraflarının olduğu sinevizyon gösterimi izlendi.

    “MÜCADELECİ VE REKABETÇİ BİR RUHA SAHİPTİ”

    Metin Çulhaoğlu’nun oğlu Sinan Çulhaoğlu söz alarak, babasıyla ilgili çocukluk anılarını anlattı:

    “80’lerin ikinci yarısı Batıkent’te oturduğumuz dönem annem çalışır, babam evde benimle ilgilenirdi. Ben sokaktayken beni yemeğe çağırır, güzel köfte yapar, iyi patates kızartırdı. Babam her zaman çok espriliydi ve beni çok güldürürdü. Mücadeleci ve rekabetçi bir ruha sahip olmanın önemini yaşım ilerledikçe anladım. Babamla beraber film izlemişliğimiz, Ankaragücü maçına gitmişliğimiz, müzik dinlemişliğimiz… Babam çok küçük yaşımdan itibaren beni bir birey olarak tanıdı. Sevgisinin yanı sıra saygısını da her zaman hissettirdi. Bugün sizlerle birlikte olup güzel bir veda gerçekleştirdiğimiz için çok şanslı hissediyorum. Hepimize hem kendim hem de babam adına teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız.”

    “50 YIL BOYUNCA AYNI SİYASAL ÇİZGİNİN İÇİNDEYDİ”

    Törende konuşan TİP Merkez Komitesi Üyesi Can Soyer ise şunları dile getirdi:

    “Metin Ağabey, buradaki herkes için bir şey ifade eder, hepimizde anısı, izi var. Her zaman berrak aklıyla tarihsel ve güncel kaynakları inceledi, bizlere aktardı. Her zaman örgütlü mücadeleye inandı. Kapanan yolları açmaya ya da yeni yol bulmaya özen gösterdi. Her dönem ihtiyaç duyulan devrimci çıkış, devrimci yol, söz, irade, pratik için usanmadı. 50 yıl boyunca aynı siyasal çizginin içindeydi. Onun bıraktığı yazı, anı bizlere her zaman ışık olacak.”

    “METİN AĞABEY, ‘EMSALSİZ’ KELİMESİNİN KARŞILIĞIYDI”

    TİP Genel Başkanı Erkan Baş da konuşmasında Metin Çulhaoğlu’nun yaşamını yitirmesinin ardından Türkiye’de çok büyük bir boşluk olacağını, Çulhaoğlu’nun emsalsiz olduğunu ifade ederek, “Metin Ağabey’in öğrencileri olarak konuşmak çok zor. Türkiye’deki devrimcilerin yiğitliğini, onların cesaretini, göz korkmazlığını bilmemiz lazım. Her devrimci fikirleriyle vardır. Çok açık söylüyorum, Türkiye’de çok büyük bir boşluk ortaya çıkacak. Metin Ağabey, ‘emsalsiz’ kelimesinin karşılığıydı. Metin Ağabey, Avrupa’da doğmuş olsaydı herhalde en büyük Marksistlerinden biriydi. Eserleri onlarca dile çevrilen tartışılan çok kıymetli bir Marksist olurdu. Espri yapardık, şansızlığı Türkiye’de doğmasıdır. Bugün 75 yaşındayken, 40 yıl sonra Türkiye’de sosyalizmin en prestijli olduğu noktaya sosyalist harekete taşıma onuruna sahip. Metin Çulhaoğlu’nun boşluğunun doldurulması mümkün değil. Öğrendiğimiz en önemli şeylerden bir tanesi de şu dur, bu mücadelede ortak aklı önemsiyorsanız her dönemde yapacak bir şey mutlaka vardır. Metin Ağabey, sıfatsız bir devrimcinin ne kadar kıymetli olabileceğini göstermiştir. Büyük bir değeri kaybettik” dedi.

    METİN ÇULHAOĞLU KİMDİR?

    Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Ekonomi-İstatistik Bölümü mezunu olan Yazar Metin Çulhaoğlu, 1975-1978 yılları arasında haftalık Yürüyüş dergisinde sırasıyla yazar, yazı işleri müdürü ve başyazar olarak görev yaptı.

    1979 yılında yayımlanmaya başlayan Sosyalist İktidar Dergisi’nin genel yayın yönetmenliğini üstlendi.

    Birgün Gazetesi, Gelenek Dergisi ve Sol Haber Portalı’nda yazıları yayımlandı. Çulhaoğlu, son olarak İleri Haber Portalı’nda yazılar yazıyordu.

    Sosyalist Türkiye Partisi’nin kuruluşunda yer alan Çulhaoğlu, 1993 yılında partiden ayrıldı. Birleşik Sosyalist Parti kuruluşunda yer alan, Özgürlük ve Dayanışma Partisi’nin (ÖDP) kuruluşunda çalışmalar yürüten Çulhaoğlu, daha sonra Türkiye Komünist Partisi’ne katıldı.

    Halkın Türkiye Komünist Partisi’nin kuruluşunda yer alan Çulhaoğlu, son olarak Türkiye İşçi Partisi (TİP) Merkez Komitesi Üyesi olarak görev yapıyordu.

    PİRHA/ANKARA

  • Mamak halkı, dayanışma etkinliğinde buluşuyor!-VİDEO

    Mamak halkı, dayanışma etkinliğinde buluşuyor!-VİDEO

    PİRHA- Mamak Emek ve Demokrasi Güçleri, 13 Şubat’ta yapacakları etkinliğe katılım çağrısı yaparak “Bu etkinlikteki asıl amaç sorunlarımızı konuşmak, bu ülkedeki faşizan baskının karşısında nasıl yan yana gelinir ve birlikte karanlıktan nasıl aydınlığa çıkarız noktasıdır. Bir demokrasi örgütlenmesi yaparak tekrar kendi kurtuluşumuzun kendi ellerimizde olduğunu gündeme getirmek istiyoruz” dedi.

    Mamak Emek ve Demokrasi Güçleri, “Geçinemiyoruz, insanca bir yaşam istiyoruz” talebiyle 13 Şubat saat 14:00’te dayanışma etkinliği yapacak. Müzik dinletisi ve konuşmaların da olacağı etkinliğe dair bilgi veren Hüseyin Yılmaz, Tuzluçayır’da var olan siyasi partiler, kitle örgütleri, köy dernekleri ve tüm muhalif yurttaşların biraraya geleceğini söyledi.

    Hüseyin Yılmaz, tüm muhalif kesimi yan yana getirip Tuzluçayır’da yeni bir örgütlenmeyi amaçladıklarını belirterek, şu bilgileri paylaştı:

    “İnsanları yan yana getirerek Tuzluçayır’da yeniden varoluşu gündeme getirmek, yeniden örgütlenmeyi omuz omuza, birlikte bir mücadeleyi sergilemek asılı niyetimiz. Bunu yaparken hiçbir siyasi partinin ya da kitle örgütlerinin öne çıkmadığı, adının ‘Mamak Emek ve Demokrasi Güçleri’ olduğu bir yapılanmayı oluşturmak niyetindeyiz.
    Buradaki niyet sol-sosyalist düzene muhalif herkesi yan yana getirmek ve birlikte mücadele etmek. Sorunlarımızı oturup birlikte konuşmak ve bu sorunlara karşı da birlikte mücadele platformu sergilemek istiyoruz.”

    “ÇÖZÜMÜ ORTAKLAŞA BULMAK ZORUNDAYIZ”
    Hüseyin Yılmaz, yapılacak etkinlikle birlikte Tuzluçayır semtinin eski ruhuna ulaşması için çalışma yürüteceklerinin de altını çizdi. Ülke genelindeki sol yapılanmalarda dağınıklık olduğunu dile getiren Yılmaz şunları söyledi:

    “Muhalif partilere baktığımızda Türkiye’de bir demokrasi var anlayışı içerisinde hareket ediyor, demokratik bir sistemde yaşıyormuş gibi yapıyorlar. Aslında bu tam tersi, demokrasinin olmadığı bir yerde demokratik bir mücadelenin olmayacağını ve bu mücadelenin de sokaktan geçeceği inancındayız. İnsanların bu konuda yan yana gelip örgütlenmesi gerekiyor. Çünkü sorunlarımız, dertlerimiz bir. Çözümü de ortaklaşa bulmak zorundayız. Bu ayın 13’ünde buradaki muhalif güçleri bir araya getirerek etkinlik düzenlemek istedik. Bu etkinlikteki asıl amaç şu; yan yana gelişi pekiştirmek, sorunlarımızı konuşmak, bu ülkedeki faşizan baskının karşısında nasıl yan yana geliriz ve birlikte karanlıktan nasıl aydınlığa çıkarız onları konuşmak, ortak bir akıl mücadelesi ile bir demokrasi örgütlenmesi yaparak tekrar kendi kurtuluşumuzun kendi ellerimizde olduğunu gündeme getirmek…”
    “TEK TEK DERDİMİZİ ANLATACAĞIZ”
    Yapılacak etkinliğe dair konuşan bir diğer isim de DAD Ankara Şube Eşbaşkanı Mustafa Karabudak oldu. Ülke genelinde benzer çalışmaların yürütüldüğünü belirten Karabudak, “Gerçekten zor zamanlardan geçiyoruz. Ekonomik ve siyasi anlamda sıkıntılar var. Bugün yaşananlar iktidarın savaş, rant ve kendi yetersizliğinin bir sonucudur. Buradan hep beraber nasıl çıkarız, onun için böyle bir çalışma yürütüyoruz. Dayanışma etkinliğimizde kurumlar olarak tek tek derdimizi anlatacağız. Amaç; Mamak halkını bir arada tutmak, dertlerimizi konuşup, çözüm yolu üretmektir. Kaostan çıkmanın tek yolunun sokak ayağı olduğunu düşünüyoruz. Bu çalışmanın içerisinde 20’yi geçkin bileşen var” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ANKARA

  • SOL Parti’den İstanbul mitingine çağrı: İktidara son verecek ortak mücadeleyi yürütmeliyiz-VİDEO

    SOL Parti’den İstanbul mitingine çağrı: İktidara son verecek ortak mücadeleyi yürütmeliyiz-VİDEO

    PİRHA-SOL Parti’nin 21 Kasım’da İstanbul Kartal’daki ‘Devrimci Demokratik Cumhuriyet’ mitingine çağrıda bulunan Başkanlar Kurulu üyesi Önder İşleyen, “Türkiye tarihinin gördüğü en güçlü iktidar bu ülkeyi teslim alamadıysa, kendi karanlık rejimini istediği biçimde hayata geçiremediyse bunun bir nedeni var; tüm zorbalıklara rağmen sokaklarını terk etmeyen, direnen insanlardır. Kadınlardır, geleceği çalınan gençlerdir, Tekel işçileridir, Gezi’yi dolduran milyonlardır” dedi.

    SOL Parti, ülke genelinde “Devrimci Demokratik Cumhuriyet” mitinglerine devam ediyor. Son olarak 21 Kasım Pazar günü İstanbul Kartal Meydanı’nda bir araya gelecek olan SOL Parti, miting öncesi basın mensupları ile buluşma gerçekleştirdi. Taksim’de düzenlenen toplantıya Başkanlar Kurulu Üyeleri İlknur Başer ile Önder İşleyen, MYK üyesi Deniz Demirdöğen ve İstanbul İl başkanı Leyla Koç Üzüm katılırken; ülkenin birçok noktasında gerçekleştirilen mitingler, gündemdeki konular ve solda birlik-ittifak tartışmalarına dair değerlendirmeler yapıldı.

    “DEVRİMCİ BİR MUHALEFETİ YARATACAĞIZ”

    SOL Parti Başkanlar Kurulu üyesi İlknur Başer, derinleşen ekonomik krize değindi. AKP iktidarının sona ereceğini söyleyen Başer, muhalefet güçlerine ortak mücadele çağrısında bulundu.

    Devrimci Demokratik Cumhuriyet mitinglerine ilişkin konuşan SOL Parti Başkanlar Kurulu üyesi Önder İşleyen ise “Bu mitingle mücadeleyi memleketin her bir köşesine yaymak üzere yeni bir seferberlik başlatacağız. Siyaseti bir gösteri oyununa dönüştürdüler. Bir fasit dairenin içine toplanıp bir iletişim ve gösteriden ibaret bir siyaset anlayışı yerine biz tam da hayatın, tabiatın ve insanın içinde; onların iradesiyle ve inisiyatifiyle yeni bir siyaset zeminini kurmak için mücadele ediyoruz. AKP iktidarına direnen kadınların, gençlerin, işçilerin, emekçilerin siyasetin öznesi ve ülkenin kurucu gücü olacağı devrimci bir siyaseti, devrimci bir muhalefeti sokak sokak, meydan meydan yaratacağız” ifadelerini kullandı.

    “21. YÜZYILIN TÜRKİYE’SİNDE AÇLIK, KITLIK VAR”

    “Bahçeli’den başka destekçisi kalmayan AKP’nin ülkeyi 20 yılın sonunda getirdiği nokta büyük bir çöküş” diyen İşleyen, Türk Lirası’nın günden güne değer kaybettiğini söyledi. İşleyen, şöyle konuştu:

    “Bugün de giderayak bu çöküşü büyütüyor, adeta ‘benden sonrası tufan’ diyerek hep birlikte son vurgunlarını yapıyorlar. Geceyi akaryakıt kuyruklarıyla tamamlayıp her sabaha cebimizdeki paranın biraz daha değer kaybettiği günlere başlıyoruz. Şeker bulunamıyor, gıda kotaları var. Bakın Erdoğan, kimi zaman gençlere ‘siz bilmezsiniz’ diye seslendiği ne varsa 20 yılda bu ülkedeki insanlara, gençlere yaşattılar. 21. yüzyılın Türkiye’sinde açlık var, kıtlık var, yokluk var.

    Bu iktidar ülkenin tepesinde bir dakika daha durmamalı, her bir saniye yeni bir felaket demektir. Seçimleri bekleyelim ve seçim anında her şeyi değiştireceğiz diye toplumu pasifize ederek, seçim ricacısı olunarak bir şey başarılamaz. Önümüzdeki süreçte seçim de dahil, eğer bir şey isteniyorsa bu kazanılmak zorunda. ‘Bu iktidar nasıl olsa değişecek’ diyen, bekleyen bir yaklaşımla bu ülkeyi kurtaramayız. Bu iktidarı seçime mecbur etmenin yolu da artık örgütlü mücadeleden geçiyor. Önümüzdeki dönemin temel siyaseti bu tek adam rejimine son vermektir. Tüm muhalefetin dayanışma içinde, diyalog içinde hareket etmesine ihtiyaç var. Bu bir memleket meselesidir. Bir partinin, hareketin, birilerinin çıkarının ötesinde memleketin çıkarıdır.

    Tüm muhalefeti, emek örgütlerini, demokrasi güçlerini örgütlü toplumsal seferberliğe, mücadeleye çağırıyoruz. Türkiye tarihinin gördüğü en güçlü iktidar bu ülkeyi teslim alamadıysa, kendi karanlık rejimini istediği biçimde hayata geçiremediyse bunun bir nedeni var; tüm zorbalıklara rağmen sokaklarını terk etmeyen, direnen insanlardır. Kadınlardır, geleceği çalınan gençlerdir, Tekel işçileridir, Gezi’yi dolduran milyonlardır.”

    “İKTİDARA SON VERECEK MÜCADELEYİ OMUZ OMUZA YÜRÜTMELİYİZ”

    İşleyen son olarak gündemdeki ‘sol ittifak’ tartışmalarına da değinerek, şunları söyledi:

    “Önümüzdeki süreçte bizim nasıl bir siyaset izleyeceğimiz yönünde sorular da soruluyor. Bu pek de bilinmeyen bir şey olmamalı. Hareketimiz, sadece bugün değil 2010 referandumundaki hayır mücadelesinde, sonrasında ve bugüne kadar bu gerici rejimin inşasına karşı tüm gücüyle mücadele etti. Muhalefet içinde AKP rejimine destek olan kesimleri de uyararak böyle bir birleşik mücadelenin örgütlenmesi noktasındaki sorumluluklarını yerine getirdi. Bugün de öyle yapmaya devam ediyoruz. O yüzden de önümüzdeki dönemde ülkemizi tek adam rejiminden kurtarmak için tüm muhalefetle bir dayanışma içinde olmakla birlikte öte yandan da sosyalist solun güçlenmesi yönündeki çabalarımızı yoğunlaştıracağız.

    Ülkemizin geleceğinin gerici bir restorasyon projesine teslim edilmesine ve solun da bu eksende dizayn edilmesine karşı sosyalist solun güçlenmesinin ülkemizin geleceği bakımından çok hayati olduğunu bilerek mücadelemizi sürdüreceğiz. Biz tüm muhalefeti ayrım noktalarımıza da saygılı şekilde dayanışmayla birlikte sorumlu davranmaya çağırıyoruz.

    Memleketin geleceğinin yerine kendi küçük çıkarlarını koyan pazarlıkçı anlayışların içinde bizim yerimiz yok. Bugün şartları oluşmamış bir seçim ve ittifak tartışmasını doğru bulmayız, bugün öncelikle sol siyaset zeminin güçlendirilmesini öncelikli görüyoruz. EMEP, TKP ve TKH ile süren görüşmelerimizi de böyle anlamak gerekir.

    Önümüzdeki dönem bizim için ikili bir görev vardır. Birincisi tüm muhalefet içinde diyalog içinde bu iktidara son verecek bir mücadeleyi omuz omuza yürütmek. Bir diğer taraftan da sosyalist solun bağımsız bir güç olarak halkın içinde güçlenmesini gerçekleştirmek ve Türkiye’nin önüne gerçek bir sol seçeneği koymak.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • 28 Bin Kübalı Tıp Öğrencisi kapı kapı dolaşıp Koronavirüs testi yapıyor

    28 Bin Kübalı Tıp Öğrencisi kapı kapı dolaşıp Koronavirüs testi yapıyor

    Dünyanın her yerinde can kayıplarına neden olan koronavirüse henüz kesin çözüm bulanamışken tıp alanında ki başarıları ile dünyanın gıpta ile baktığı Latin Amerika ülkesi Küba’da 28 bin tıp öğrencisi dünyaya örnek bir uygulama sergiliyor.

    Amerika, İngiltere, Almanya, Fransa ve İtalya gibi güçlü ekonomileri olan ülkelerin dahi önlemini alamadığından dolayı binlerce insanın yaşamını yitirdiği salgın ile ilgili ABD, Başkan Trump’ın beyanına göre en az 100 bin insanın ölümünü beklerken, Küba tam bir seferberlik başlatmış durumda. Tıp Fakültesi öğrencilerinden oluşan 28 bin sağlıkçı ülkenin her şehrinde her insanına ulaşıp salgın ile ilgili test uyguluyor. Öğrenciler her vatandaşı evinde ziyaret ediyor ve evde test uyguluyor. Hedef nüfusun tamamını testten geçirmek ve olası salgın vakalarına yönelik vatandaşların önlem almalarını sağlamak.

    “EV TARAMASI NORMALDE YILDA BİR YAPILIYOR”

    Kendi vatandaşlarının sağlığına çok dikkat eden Küba, yılda en az bir kere tüm vatandaşlarını evlerinde muayene ediyor. Yaşlı, engelli ve yardıma muhtaç tüm vatandaşlar devletin önceliği durumunda. Sağlık en temel hak görülerek ücretsiz ve devlet kontrolünde vatandaşa imkanlar sürekli geliştirilerek yapılıyor. Latin Amerika Tıp Okulu (ELAM) öğrencisi 19 yaşında ki Susasana Diaz AFP’ye “Zaten kapı kapı dolaşmaya alışkınız. Her Eylül ve Ekim aylarında ev ziyaretleri yapıyoruz. Bu yüzden koronavirüs salgını kötüleştiğinde, üniversite kapı kapı dolaşıp dolaşamayacağımızı sordu. Birçok kişi yaptıklarımızdan dolayı teşekkür etti” diye konuştu. 

    “ABD ABLUKASI YÜZÜNDEN ÜLKEYE YARDIMLAŞ ULAŞMIYOR”

    Küba’nın Çin Büyükelçisi Carlos Miguel Pereira Henandez, elçiliğin sitesinden yaptığı açıklamada, Alibaba ve Jack Ma Vakfı kurucusunun dünyanın dört bir yanına gönderdiği tıbbi yardımların ABD ablukası nedeniyle Küba’ya ulaştırılmadığını söyledi. 

    Hernandez “Küba için işler her zaman çok daha zor olmuştur” diyerek ABD’nin insanlık dışı ablukasını eleştirdi. Hernandez “ABD Dünyanın her yanını yakıp kavuran büyük salgın dönemlerinde ablukası kaldırmalıdır. İnsanlık adına bu önemlidir. Dünyanın her yanına ulaşan ilaç ülkemize ulaşmıyor” dedi.

     

    Haber Merkezi