PİRHA- ‘Aleviler ve Sosyalistler, Sosyalistler ve Aleviler’ / Bir Karşılaştırmanın Kenar Notları” adlı kitap 13 Kasım’da okurla buluşuyor. Prof. Dr. Ayhan Yalçınkaya ve Halil Karaçalı’nın derlediği kitap, Dipnot Yayınları’ndan çıktı.
Prof. Dr. Ayhan Yalçınkaya ve Halil Karaçalı’nın derlemelerinden oluşan “‘Aleviler ve Sosyalistler, Sosyalistler ve Aleviler’ ‘Bir Karşılaştırmanın Kenar Notları’” adlı kitap 13 Kasım’da okurla buluşuyor.
Dipnot Yayınları’ndan çıkan kitap hakkında şu bilgiler verildi:
“Sosyalist hareket, bugün hangi noktada bulunursa bulunsun, kitap içindeki yazılardan da izlenebileceği gibi, esasen Alevi toplulukların da tarihlerinin bir parçasıdır. Ancak içinde bulunduğumuz günlerde, bu “parça” sanki bir tümörmüş gibi sökülüp atılmaya, düşmanlaştırılmaya, ondan doğan boşluğa ise milliyetçi, ırkçı, faşist ya da çeşitli görünüm biçimleriyle devlet tapıncıyla malul bir Alevilik inşasının temelleri atılmaya çalışılmaktadır. Bu kitap, okurların dikkatini, şimdiye değin bütünlüklü bir biçimde pek ele alınmayan bu ilişkiselliğe yöneltme amacını taşır.
Elinizdeki kitap, çok boyutlu bir biçimde, geçmişten bugüne sosyalistler ile Aleviler arasında gelişen ilişkilerin, sosyalizm ile Alevilik arasında kurulmaya çalışılan bağlantıların tartışılmasını hedefliyor. Alevilerin dikkatini yine Alevilerin kendisine, bu kez sosyalist hareketle ilişkileri ve bunun tarihsel bağlamına yöneltmeye dönük bir girişim olan bu eser, kendi sorunlarıyla diğer topluluklar arasındaki sorunların ortak zeminlerinden koparılmaya çalışılan Alevilerin, en azından başka bir tarihe sahip olduklarını hatırlamak bakımından önemli bir işlevi de yerine getiriyor.
Kitap geçmişten bugüne sosyalistler ile Aleviler arasında gelişen iç içeliklerin ve karşılaşmaların mekanda, zamanda ve çeşitli örgütsel formlardaki izlerini takip etmektedir.”
Kitabın hazırlanmasında katkıda bulunanların isimleri ise şöyle:
Şükrü Aslan, Seçil Aslan Çoşkuner, Murat Coşkuner, Dilek Kızıldağ Soileau, Mehmet Ertan, İbrahim Bahadır, Hüseyin Aygün, Cemal Salman, Ali Duran Topuz, Kelime Ata, Yelda Yürekli, Fikriye Yücesoy, Ayhan Yalçınkaya, Menekşe Aykan, Erdoğan Aydın, Demir Küçükaydın, Sefa Feza Arslan, İsmail Beşikçi.
PİRHA- Narlıdere Cemevi’nde düzenlenen ‘Aleviler ve Sosyalistler, Sosyalistler ve Aleviler’ sempozyumunun son gün oturumunda, ”Siyasal Karşılaşmalar-Sosyalist Partiler ve Alevilik Sorunu” başlığı tartışıldı. Son oturumda konuşan HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, “Alevi kurumları Alevi dinamiğinin hassasiyeti, hak ve özgürlük taleplerini içeren bir mücadele ile siyasette ittifak kurmalı” dedi.
Haberin Videosu
Narlıdere Cemevi ve Munzur Akademi Kültür Sanat ve Turizm Derneği, ‘Aleviler ve Sosyalistler’ teması kapsamında Narlıdere Cemevi’nde düzenlediği sempozyum son gününde, ‘Siyasal Karşılaşmalar-Sosyalist Partiler ve Alevilik Sorunu’ oturumu ile devam etti.
Oturum başkanlığını Ayhan Ali Duran Topuz’un yaptığı sempozyumun son oturumuna Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi’nden ( SYKP) Canan Yüce ve Emek Partisi (EMEP) adına İhsan Çoralan konuşmacı olarak katıldı.
“ALEVİLER TALEPLERİ DOĞRUSUNDA İTTİFAK KURMALI”
Alevi kurumlarının siyaset ile ile ilişkisinin Alevi toplumuna kazandırmadığını vurgulayan Ali Kenanoğlu, Alevi kurumlarının Alevilerin hak ve taleplerini içeren bir mücadele yöntemi ile ittifak geliştirmesi gerektiğinin altını çizdi. Kenanoğlu, “Alevi kurum başkanlar doğal bir vekil adayıdır. Alevi kurum başkanları milletvekilliğini kendilerine bir hedef koydular. Genel yaklaşım bunun üzerineydi. Bunu eleştirdik. Bunun yolu yöntemi yanlış kuruluyordu. Siyasi özne olamayı başarabilmek üzerinden bunu kurmayı başarabilmeliyiz. Sürekli bir sapmalar içinde bocalarsınız. Bunun doğru bir ilişki ve Alevi toplumuna bir faydası olmadığı ortada. Alevi hareketinin doğrudan bir parti kurmamasını ifade ettim. İttifaklar üzerinden bu ilişki kurulmalı. Doğrusu Alevi dinamiğinin hassasiyeti, hak ve özgürlük taleplerini içeren bir mücadele ile ittifaklaşma üzerine kurulmalı” diye konuştu.
Kenanoğlu, HDP’nin zorunlu din derslerinden, diyanetin kaldırılması ve cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesine kadar Alevi toplumun hak ve taleplerini parti programına aldığına dikkat çekti. Alevi sorununu tıpkı Kürt sorunu gibi demokratikleşme sorunu olarak gördüklerini ifade eden Kenanoğlu, bütün bu sorunların çözümünün demokratik cumhuriyet olduğuna vurgu yaptı. Kenanoğlu şunlara dikkat çekti:
“HDP Alevi toplumunun demokratik mücadele doğrultusunda verdiği hak mücadelesini parti programına koydu. Zorunlu din derslerine dava açıp kazanan ilk kişiyim. Diyanet kaldırılsın, devlet inançlardan elini çeksin diyen biri olarak bunu partide bunun savunuculuğu yapmadan olmazdı. Bunun için HDP içerisinde yer aldım. Şeyh Sait’in torunu olan Hişyar Özsoy, Diyarbakır milletvekili olan Nimetullah Erdoğmuş, başörtüsü mücadelesi ile tanınan ve ölümle tanınan Hüda Kaya bizim milletvekilimiz. Bunlar ile birlikte mücadele ediyoruz. Buda tabi yoğun eleştiri malzemesi haline getiriliyor. Diyarbakır’da şafi melleler ile bir toplantı yaptık ve ortam bir metin kaleme aldık. Diyanetin kaldırılmasından, zorunlu din dersine Alevi toplumun savunduğu bütün taleplere hepsi imza attı. Bizi HDP çatısı altında ortaklaştıran işte bu demokrasi mücadelesidir. HDP’nin Alevi politikasını belirlemek için Alevi kurum temsilcileri, kanaat önderleri le konferans düzenledik. Bir sonuç bildirgesi çıktı. Bu sonuç bildirgesi yok sayılmadan parti programına ekledik. Zorunlu din derslerinin kaldırması, Diyanet’in kapatılması olduğu gibi parti programına konuldu. Bu metinler bizim için yeterli değildir elbet. Alevi sorununun tıpkı Kürt sorunu gibi bit demokratikleşme olarak ele alıyoruz. Demokratik bir cumhuriyet ile bu sorunun çözüleceğine inanıyoruz.”
Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi’nden (SYKP) Canan Yüce ise, Aleviliğin tarihsel gerçekliği ve öz değerleri ile buluşmasını istediklerini dile getirdi. Aleviler ile emek bağını kuran bir kurtuluş paradigması kurmak istedikleri ifade eden Yüce, “Tarihi hep devletler yazar ama yazılmayan bir devletsiz tarih var. Alevilik felsefik öğeler taşır. Komünal ve özgün yönleri var. Genelde karşıladığımız eleştiriler Aleviliğin araçsallaştırıldığı. Laiklik üzerinden Aleviliğin CHP’de yedeklenmesi var. Aleviliğin tarihsel gerçekliğini kavrayarak, öz değerleri ile buluşmasını savunuyoruz. Bir sosyalist parti olarak bunu programımıza alıyoruz. Devlet tüm inançlara eşit yaklaşmalı. Bu mücadeleyi kendi mücadelemizin bir parçası olarak görüyoruz. Alevi hareketinin emek bağını kuran ortak bir kurtuluş paradigmasını kurmak istiyoruz. Arap Aleviler içerisinde sosyalist hareketler oldukça örgütlü. Yani sosyalist hareketi beslemiş diyebiliriz. Arap Alevi olan sosyalistler Aleviliğe çok yönelmemişler. Ulus devletler sürekli toplumu baskı altına almış. Buna Arap Alevileri de çok maruz kalmış. Ama 2011 yılı ve sonrasında Arap Aleviler bu kimliğe sahip çıkmaya, bir araya gelmeye başladı” diye konuştu.
“Alevilik ve sosyalizm fikri eşitlenerek yerine göre Alevilik suçlanırken komünizm, yerine göre de komünizm suçlanırken Aleviler suçlandı” diyen Emek Partisi’nden İhsan Çoralan, “Yani bir politik bölünme durumu yaratılmıştır. 90’lı yıllarda da Kürt ilerici siyaseti ile bağının kesilmesi durumunu farklı şekillerde yaşadık. Büyük yığınları kazanmayan devrim hareketlerinin başarılı olamadığını gördük. Alevileri sınıfsız bir toplum olarak görür isek yanılgıya düşeriz. Kapitalizmin araya girmesi ile Aleviliğin komünal değerleri de yıkıldı. Gelenekler toplumsal değişimler karşısında çokta dayanıklı kalamıyor. Alevi toplumundaki ayrışma gelecek dönemlerde kendini daha da çok hissettirecek” ifadelerini kullandı.
PİRHA- Narlıdere Cemevi’nde düzenlenen ‘Aleviler ve Sosyalistler, Sosyalistler ve Aleviler’ sempozyumunun dördüncü ve son oturumu ‘Örgütsel Karşılaşmalar’ başlığı ile devam etti. Alevi kurum başkanları Alevi mücadelesinin zor süreçten geçtiğini belirterek, Alevi kurumlarının yeni dönemdeki saldırılara karşı kendini yenilemesi ve pozisyon alması gerektiğini dikkat çekti.
Haberin Videosu
Narlıdere Cemevi ve Munzur Akademi Kültür Sanat ve Turizm Derneği, ‘Aleviler ve Sosyalistler’ teması kapsamında Narlıdere Cemevi’nde düzenlediği sempozyum dördüncü oturum ile devam etti. Alevi kurum başkanlarının panelist olarak katıldığı son oturumda örgütsel deneyimler, yaşanan sorunlar ve bu sorunlara ilişkin çözüm yolları tartışıldı.
Oturum başkanlığını Ayhan Yalçınkaya’nın yaptığı sempozyumun son oturumuna Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Gani Kaplan, Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Doğan Demir ve Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül panelist olarak katıldı.
“EŞİT YURTTAŞLIK TALEPLERİ GÜNCELLENMELİ”
Son oturumunda ilk söz alan ABF Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül, Alevilerin yaşadıkları coğrafyada büyük zorluklar yaşadığını ve tüm bu yaşanmışlıklara rağmen yolun bugüne kadar geldiğine vurgu yaptı. Alevi kurumlarının birlikteliğinin ortak bir tutum ve eylem birlikteliğine dönüştüğünü ifade eden Güzelgül, sosyalist hareketlerin bu mücadele payı olduğuna dikkat çekti. Güzelgül şöyle konuştu:
“Halkı derdi için direnmeyenin tanrısı olmaz’ der Pir Sultan. İmam Hüseyin’in duruşu var. Zalimin zulmüne karşı direnmemek mazluma yapılacak en büyük kötülüktür diyen mirası var. Biat kültürü adına serini veren kültürü var. Gezi olaylarında Erdoğan’ın ‘bunların yüzde 60-70’i Aleviler’ sözü var. Yaşadığımız coğrafyada biz Aleviyiz diyemezdik. Köylerimiz vadilere, dağlara kurulmuştu. Hızır ayında bütün kış şartlarına rağmen cem tutulurdu. Biz bu durumdan bu günlere geldik. Bu yolu, erkanı bugün buraya getiren dedelerdir. Hakırullah alırlardı. Onlar olmadan bu yol yürümez. Cenazelerimizi yıkamayaz hale gelmiştik. Bundan sonra cemevi inşa etme kararı almıştık. Kendinden başka bir inancı kabul etmeyen bir zihniyet var. 12 bölgede toplantılar düzenledik. İkrarımız yoksa başaramayız. Bir birliktelik sağlandı. Diyanetin kaldırılmasını istiyorduk. Eşit yurttaşlık taleplerimizin güncellenmesi lazım. Tek başına verdiğimiz kararlar benliği temsil ediyor. Kurumlar olarak birlikteliği sağladık. Birlik olmaz isek bir hiçiz. 30 yıl daha mücadele versek taleplerimizden bir zırnık dahi alamayız. Sosyalistler ile mücadele vererek bu günlere geldik. Sadece inanç alanında mücadele ile de bunu başaramayız. Eleştirinin olmadığı yerde doğruyu bulamazsınız. Elbette eleştiri olacak.”
“ALEVİ ÖRGÜTLERİNDE HER YAPIDAN İNSAN VAR”
Alevi inancının toplum için mücadele edenlere sahip çıktığını aktaran PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, Alevi örgütlerinde her yapıdan insanların olduğunu belirtti. Kaplan, “Birlikte yürümekten onur da duyarız. Ama biz bir grubun orayı sahiplenmesi, bürosu gibi kullanmasına izin vermeyiz. Belediyeler de kendi Alevilerini yaratma gayretinde. Devrimcilerde bunu yapıyor” diye konuştu.
“ALEVİLER AÇISINDAN KLASİK DERNEKÇİLİK BİTMİŞTİR”
Kaplan, ülkenin en büyük sorunun demokrasi sorunu olduğunu belirterek, bu sorunun çözülmesi tüm kesimlerin sorunlarını çözeceğini kaydetti. “Hiç bir Alevi devlet aklı ile hareket edemez” diyen Kaplan şöyle devam etti:
“Devlet ilişkilerinde Alevilerin şeffaflığı şarttır. Sosyalist ve devrimci mücadele Alevilerde karşılık bulmuştur. Aleviler şehirlere yerleştiğinde bir yeri vardı, tapusu da devlete aitti. Bu ihtiyaçlardan devrimci mücadelelere gerek duyuldu. Alevi örgütlenmesini en büyük eksiği kendimizi Aleviliğin şu an ki durumuna karşı konumlandıramadık. Alevilerin bu konumuna göre şekillendirmemiz gerekiyor. 70’li yıllardan kalma sloganlarla örgütlerimizi götürüyoruz. Aleviler açısından klasik dernekçilik bitmiştir. Bir an önce tüm dernekler pozisyon almak durumunda.”
Alevi kurumlarının Alevi toplumunun yüzde 5’ini örgütleyebildiğine dikkat çeken Kaplan, şehir koşullarına göre öğretinin güncellemesi gerekliliğine vurgu yaptı.
“SİYASİ HASTALIKLARDAN VAZGEÇMELİYİZ”
30 yıllık ciddi bir örgütsel mücadelenin olduğunu belirten AKD Genel Başkanı Doğan Demir, bedel ödeyen bir topluluğun olduğunu belirterek mücadele yönteminde eksik kaldıklarını belirtti. Demir, “Alevi hareketini siyasete angaje olduğunu belirten Demir, “Bizim işimiz sadece hizmet yürütmek. Ekmeleddin İhsanoğlu’nun adaylığını onaylamadığımız için yuhalanmıştık. Aleviler bu ülkenin geleceğine yön veremez, yönetemez ise geleceğini inşa edemez. Alevilerin darmadağın bir yapısı var. Türkiye’deki 7 örgütlü kurumu bir araya getirdik. Ama içini dolduramıyoruz. Cemevlerimizi belediyeler işletiyor. Cemevleri bizimdir. Siyasi irade olmadığımız için bu sıkıntıları yaşıyoruz. Siyasi hastalıklarımızdan vazgeçmek durumundayız” ifadelerini kullandı.
“SÖZ VE EYLEM BİRLİKTELİĞİ ÖNEMLİDİR”
Alevilerin toplumsal mücadele için birlikte hareket etmesi zorunluluğuna dikkat çeken Demir, Alevi kurumlarının devlet ile görüşmelerindeki duruşunun ve taleplerinin önemli olduğunun altını çizdi. Demir şöyle konuştı:
“Türkiye’de hak ihlalleri var. Birçok yerden Aleviler talepleri doğrultusunda Ankara’ya yürüdü. Alevi örgütleri ben küstüm oynamıyorum diyemez. Eksik de yapsa temsiliyet boyutunda muhatap alınmak durumunda. Bu sorunları çözmek için mutlaka görüşmek lazım. Mesele duruşunuzdur. Neyi talep ettiğinizdir. Biz toplumsal uzlaşı için birlikte mücadele etmek zorundayız. Söz ve eylem birliği yapmak zorundayız. Biz aynı zamanda azınlıkların talepleri konusunda da mücadele ediyoruz. Alevi örgütlerinin siyaset üstü bir konumu var. Kendimizi sorunlardan soyutlayamayız. Yeni bir karar aldık. Özellikle hayır yemeklerinin paraları ile bir burs komisyonu kurup öğrenci okutacağız. Buraları ağlama duvarları değil. Herkesin bu topluma nasıl hizmet edeceği, geleceğini nasıl inşa edeceği konusunda kendini sorgulaması lazım.”
“ALEVİ ÖRGÜTLERİ ZOR SÜREÇTEN GEÇTİ”
HBVAKV Genel Başkanı Ercan Geçmez de Alevi örgütlerinin zor bir süreçten geçtiğini belitti. Geçmez, köylerden kente göç eden Alevilerin zor şartlar altında mücadele ettiğini belirterek, “Özellikle Koçgiri, Dersim Alevilerinin yaşadığı ciddi sıkıntılar vardı. Onlar çok da isteyerek göç etmediler” dedi.
Sosyalist örgütlerin kurumlara ön yargı ile geldiklerini söyleyen Geçmez, Alevi kurumlarının ilkeli bir birlikteliği öne çıkarması çağrısında bulunarak, “Yaptığımız eylemlerden sonra bu arkadaşlarda bir farkındalık oldu. Yaptığımız kurultaylar devletin yaptığı kurultaylara cevap niteliğindeydi. Sosyalistlerin ezberlerini bozan şeylerdi. Avrupa Birliği’nin ilerleme raporları sosyalistlerin Alevi örgütlenmeleri yakınlaşmasına neden oldu. ilkeli bir birliktelikten yana olmak lazım. İyi nitelikli kadrolarla yola çıkmak lazım. Aleviler tabelalarının olduğu yerde kendilerini güvende hissetti. Alevi siyaset yapmalı ama devletli Alevilikten uzak durması gerekiyor. Devletli bakışı ortada. Devletin lanetlediği değerler ile hareket etmez zorundayız” diye vurguladı.