Etiket: su

  • DAD Mersin Şube Eş Başkanı Hüsniye Çelik: Toprağımıza, havamıza, suyumuza dokunmayın!-VİDEO

    DAD Mersin Şube Eş Başkanı Hüsniye Çelik: Toprağımıza, havamıza, suyumuza dokunmayın!-VİDEO

    PİRHA- DAD Mersin Şube Eş Başkanı Hüsniye Çelik, Varto’da yapılmak istenen JES’in ekosistemi yok edeceğini vurgulayarak, “Toprak, su, hava yaşamın en kutsal varlıklarıdır. Bunlara dokunmayın” dedi.

    Muş’un Varto ilçesinde Çallıdere köyü sınırları içerisinde başlatılacak ve 16 köyü etkileyecek Jeotermal Enerji Santraline (JES) Muş Valiliği onay verdi. Varto’da halkın tepkisine rağmen hayata geçirilmek istenen ve bölgede ekolojik yıkımın yanı sıra kültürel ve inanç merkezlerine de zarar verecek olan JES’i yapacak olan Amerika merkezli IGNIS H2 Enerji Üretim Anonim Şirketi’nin Mayıs ayında ilk sondaj çalışmasına başlayacağı bildirildi.

    Muş’un Varto ilçesinde 16 köyü kapsayan geniş bir alanda planlanan jeotermal kaynak arama ve santral projesine karşı tepkiler büyüyor.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Mersin Şube Eş Başkanı Hüsniye Çelik, Varto’da yapılmak istenen JES’e ilişkin konuştu.

    “TÜM CANLILAR ETKİLENECEK”

    Varto’nun hem inançsal, hem kültürel, hem de ekolojik olarak çok farklı bir yer olduğunun altını çizen Çelik,  “Biz biliyoruz ki, yeraltı ve yerüstü kaynakları sömürüldüğünde bunun,mağduru sadece insanlar olmuyor. O bölgede yaşayan börtü böceğinden arısına, hayvanından  tüm canlı varlıkların hepsini etkiliyor” dedi.

    “JES EKOSİSTEM ZİNCİRİNİ KIRACAK”

    Hüsniye Çelik, bütün canlılar ekosistemin birer parçası olduğunu hatırlatarak, “Birinin halkası, bir zinciri kırıldığı zaman o ekosistemde yaşayan bütün canlılar aynı zararı görürler. Bu jeotermal tesisler veya yeraltı kaynaklarının sömürülmesi, bütün bu ekosistem zincirini kıracak, parçalayacak” uyarısında bulundu.

    “ORTAK MÜCADELE HATTINI GÜÇLENDİRELİM”

    Varto’da değil, dünyanın neresinde olursa olsun ekosistemi bozacak her türlü projeye karşı olduklarını vurgulayan Hüsniye Çelik, Munzur’da, Kazdağları’nda, Manisa’da, yani Türkiye’nin her yerinde yapılan bu ekosistemi bozacak bütün anlayışlara karşı bütün toplumun duyarlılık göstermesi, ortak eylemselliklerde, ortak mücadele hattının örülmesi gerektiğini söyledi.

    “DOKUNMAYIN”

    Alevi inancının merkezinde çar ana sırın (toprak, hava, su, ateş) olduğuna dikkat çeken Hüsniye Çelik, “Diyoruz ki toprak, su, hava yaşamın en kutsal varlıklarıdır. Bunlara dokunmayın. Bunlara dokunduğumuz zaman yaşamın özünü de sekteye uğratmış oluruz” şeklinde konuştu.

    PİRHA/MERSİN

     

  • Ayten Kordu, Dersim’in Tîlek köyündeki sorunları Meclis gündemine taşıdı

    Ayten Kordu, Dersim’in Tîlek köyündeki sorunları Meclis gündemine taşıdı

    PİRHA-DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Dersim’in Ovacık ilçesinin Tîlek (Yoğunçam) köyündeki elektrik, su ve yol sorununa ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi. Kordu, “Yetkililer tarafından köy halkının verdiği dilekçelere ve başvurulara bugüne kadar hangi resmi yanıtlar verilmiştir?” diye sordu.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Dersim’in Ovacık ilçesinin Tîlek (Yoğunçam) köyündeki elektrik, su ve yol sorununu Meclis gündemine taşıyarak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi.

    “BÖLGE HALKININ YAŞAM HAKKI İHLAL EDİLMEKTEDİR”

    Dersim’in Türkiye’nin yakın tarihinde zorunlu köy boşaltmalarının en yoğun yaşandığı bölgelerden birisi olduğunu belirten Ayten Kordu, “OHAL döneminde, Kasım 1997 tarihli valilik raporuna göre yalnızca Dersim’de 1994 yılında 183 köy, 823 mezra ve 8.439 hane boşaltılmış, yaklaşık 42 bine yakın yurttaş yerinden edilmiştir. Bu kapsamda 1994 yılında boşaltılan köylerden birisi olan Tîlek (Yoğunçam) köyüne 2010 yılında kısmi geri dönüşler başlamış; ancak aradan geçen 14 yıla rağmen köyün başta elektrik olmak üzere, yol ve su gibi temel altyapı hizmetleri sağlanmamış ve yurttaşların tüm başvuruları cevapsız bırakılmıştır. Zamanla köy yollarının yarılması, elektrik hatlarının çekilmemesi ve içme suyu altyapısının bulunmaması hem bölge halkının yaşam hakkını hem de kırsal nüfusun yerinde kalkınması ilkesini doğrudan ihlal etmektedir” dedi.

    “DEVLETİN, TÜM YURTTAŞLAR EŞİT KAMU HİZMETİ SUNMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ VAR”

    Tîlek köyünde yaşayanların kendi imkânlarıyla yaşamlarını idame ettirmeye çalıştıklarını ifade eden Kordu, “Buna karşın yetkililerin gerekli altyapı çalışmalarını başlatmaması veya programlara alınan projelerin ihalesini dahi yapmaması kamu hizmeti sorumluluğunun açıkça ihmal edilmesi anlamına gelmektedir. Bu anlamda Dersim Ovacık’ta Yakatarla, Aktaş, Ağaçpınar, Işıkvuran, Molaaliler, Gölbaşı mezrası, Cevizlidere, Karataş, Garip uşağı, Doludibek, Haçeli bali mezrası, Havaçor (Yeni Konak) ve Tilek (Yoğunçam) Köyleri halen elektrik olmayan köy ve mezralardan bazılarıdır. Devletin tüm yurttaşlara eşit ve erişilebilir kamu hizmeti sunma yükümlülüğü bulunmaktadır. Bölge halkının talepleri yalnızca temel yaşam hizmetlerine erişim olup, bu hizmetlerin sağlanması anayasal bir zorunluluktur. Bu bağlamda, Dersim’in Ovacık ilçesi köy ve mezralarında yaşanan elektrik sorununun sebepleri, alınan ya da alınması planlanan tedbirler ile kamu hizmeti yükümlülüğünün neden yerine getirilmediğinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir” diye konuştu.

    “TÎLEK KÖYÜNÜN ELEKTRİK ALTYAPISI NEDEN HALEN SAĞLANMADI”

    Ayten Kordu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’a yanıtlaması istemiyle şu soruları yöneltti:

    -Dersim ili Ovacık ilçesi Tîlek (Yoğunçam) köyünün elektrik altyapısı neden halen sağlanmamış, programa alındığı halde ihalesi neden gerçekleştirilmemiştir?

    -Bahse konu köyün elektrik altyapısı hangi yıl yatırım programına alınmıştır? Alındıysa bugüne kadar neden ihale süreci başlatılamamıştır? Sürecin gecikme gerekçesi nedir?

    -Yetkililer tarafından köy halkının verdiği dilekçelere ve başvurulara bugüne kadar hangi resmi yanıtlar verilmiştir? Bu yanıtlar kamuoyuyla paylaşılabilir mi?

    -Tîlek köyüne elektrik hizmetinin sağlanması için Bakanlığınızca belirlenen bir takvim, bütçe veya proje mevcut mudur? Mevcut ise detayları nelerdir?

    -Tîlek köyü ve benzeri geri dönüş köylerinde elektrik hizmeti sunulması sürecinde karşılaşılan başlıca idari, teknik ve mali engeller nelerdir? Bu engellerin aşılması için Bakanlığınız tarafından alınması planlanan önlemler nelerdir?

    -Dersim genelinde elektrik altyapısı eksik olan köy ve mezraların sayısı kaçtır? Bu yerleşim yerlerinin elektrik hizmetiyle buluşturulması için Bakanlığınızca yürütülen özel bir çalışma veya planlama bulunmakta mıdır?

    -Elektrik hizmetinin sağlanmadığı köylerde yaşayan yurttaşların mağduriyetlerinin giderilmesi ve üretim faaliyetlerinin sürdürülebilmesi amacıyla Bakanlığınızın taşınabilir enerji çözümleri (güneş enerjisi sistemleri vb.) sağlama veya destekleme yönünde herhangi bir çalışması bulunmakta mıdır?

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER:
    -Dersim’in Tîlek köyünün sorunları yıllardır çözülmüyor: Yetkililerden hizmet bekliyoruz-VİDEO

  • Dersim’in Tîlek köyünün sorunları yıllardır çözülmüyor: Yetkililerden hizmet bekliyoruz-VİDEO

    Dersim’in Tîlek köyünün sorunları yıllardır çözülmüyor: Yetkililerden hizmet bekliyoruz-VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Ovacık ilçesinin Tîlek (Yoğunçam) köyünde elektrik, su ve yol sorunu yurttaşların tüm başvurularına rağmen yıllardır devlet tarafından çözülmüyor. Heyelan dolayı yarılan yollarının yetkililere verdikleri dilekçelere rağmen yapılmadığını söyleyen Elif Tutum, “Bütün eşyalarımızı sırtımızla taşıdık köye. Biz de insan değil miyiz? Her köye hizmet var da bizim köye niye hizmet yok?” diye tepki gösterdi.

    Dersim 90’lı yıllarda köy boşaltmaların çok yaşandığı kentlerin başında geliyor. OHAL Valiliği’nin Kasım 1997 tarihli raporuna göre, Dersim’de 1994’te 183 köy, 823 mezra 8 bin 439 hane boşaltılmış, 41 bin 939 kişi yerinden edildi.

    1.760 m yükseklikteki Dersim’in Ovacık ilçesinin Tîlek (Yoğunçam) köyü 1994 yılında boşaltıldıktan sonra 2010 yılında köye dönüş oldu ancak 12 yıldır elektrik, su ve yol sorunu yurttaşların tüm başvurularına rağmen yıllardır çözülmedi.

    “YETKİLİLER, SORUNLARIMIZI GİDERSİN”

    Heyelan dolayı yarılan yollarının yetkililere verdikleri dilekçelere rağmen yapılmadığını söyleyen Elif Tutum, “Bütün eşyalarımızı sırtımızla taşıdık köye. Biz de insan değil miyiz? Her köye hizmet var da bizim köye niye hizmet yok? Kaç yıldır köye geliyoruz elektriğimiz yok, aldığımız yiyecekler bozulup çöpe gidiyor. Bir de herkese köye geri dönün diyorlar elektriğimizi, yolumuzu yapın ki insanlar köylerine geri gelsin. Köyümüzde 7 ev var ama köye hizmet yapılmadığı için diğerleri köye gelemiyor. Biz hayvancılık yaptığımız için mecburen geliyoruz. Yoksa nasıl geçimimizi sağlayacağız. Yetkililere çağrımız sorunlarımızı gidersinler” dedi.

    “DEVLETİN, 10 METRELİK YOLU YAPMAYA GÜCÜ YOK MU?”

    Mağdur olduklarını ifade eden Tîlek köyü muhtarı Hüseyin Tutum, “10 metrelik çökmüş yolu yapmadıkları için biz eşyalarımızı sırtımızla taşımak zorunda kalıyoruz. Eğer köyümüz heyelan bölgesindeyse bizim köyümüzü afet alanı ilan etsinler bize başka bir köy belirlesinler biz buraya gelmeyelim bir daha ya da sorunlarımızı çözsünler. Devletin 10 metrelik yolu yapmaya gücü yok mu? 3 yıldır bizim köyün elektrik sorunu programa alınmış ama ihalesi yapılmadığı için elektrik verilmiyor bize. Elektrik, su ve yol sorunumuz var yetkililerden hizmet bekliyoruz” diye konuştu.

    Nuray ATMACA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Dersim’in Tîlek köyünün elektrik, su ve yol sorunu yıllardır çözülmüyor-VİDEO

  • Devlet, Saraç köyüne su hizmeti götürmeyince köylüler imece usulüyle suyu getirdi-VİDEO

    Devlet, Saraç köyüne su hizmeti götürmeyince köylüler imece usulüyle suyu getirdi-VİDEO

    PİRHA – Sivas’ın Şarkışla İlçesine bağlı Saraç köylüleri, devlet tarafından su hizmeti alamayınca kendi çabalarıyla 1 km’lik boru hattı döşedi. Köy sakinleri, “Devlet yapmayınca biz de imece usulüyle suyumuzu getirdik” dedi.

    Kamu hizmetlerine ulaşamadıkları için sık sık gündeme gelen Şarkışla’ya bağlı Saraç köylüleri, şebeke suyu mağduriyetine de kendi çabalarıyla çözüm buldu.

    Köy muhtarının, devlete yaptığı tüm başvurulara “Ödenek yok” cevabı verilmesi üzerine yurttaşlar bir kez daha imece usulüyle sorunlarına çözüm buldu.

    2023 yılında ulaşım yolunu da kendileri onaran köylüler, son olarak 1 kilometrelik su kanalı açtı. İl Özel İdareden boru temin eden köylüler, iki günlük çalışmanın ardından amaçlarına ulaştı.

    Saraçlılar, önce dağdan köye inen güzergah boyunca kazma ve küreklerle kanal kazdı. Yaklaşık 30 kişilik ekip, çalışmalarının ikinci gününde kaynak suyunu köye yakın bir noktaya taşımayı başardı.

    Köylüler, çalışmanın sonunda “Devlet yapmayınca imece usulüyle işimizi kendimiz yaptık” ifadelerini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ayten Kordu: Devlet, köylülere ‘biat edersen hizmet getiririm’ mantığıyla hareket ediyor-VİDEO

    Ayten Kordu: Devlet, köylülere ‘biat edersen hizmet getiririm’ mantığıyla hareket ediyor-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de birçok köyün elektrik, su ve yol başta olmak üzere sorunları devam ediyor. Kentin çok ciddi altyapı sorunu olduğunu belirten Dersim Milletvekili Ayten Kordu, “Devlet, köylülere ‘bana biat et, ben de size hizmet getireyim’ mantığıyla hareket ediyor. Köylere hizmet götürülmemesiyle aslında ‘size burada yaşama alanı tanımayacağız’ deniliyor” dedi.

    Dersim’de birçok köyün elektrik, su ve yol sorunu devam ediyor. Köylülerin, devlet yetkililerine yaptıkları bütün başvurular ise sonuçsuz kalıyor. Devlet yetkilileri, köylere hizmet yapmak için ödenek olmadığını dile getiriyor ancak Dersim’de karakol, kalekol ve maden ocaklarına yollar yapılıp, elektrik götürülüyor.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Dersim’de devletin, köylere hizmet götürmemesini PİRHA’ya değerlendirdi.

    “DEVLET, ‘BİAT EDERSENİZ HİZMET GETİRİRİM’ DİYOR”

    Dersim’de çok ciddi altyapı sorunu olduğunu belirten Ayten Kordu, “Dersim’in birçok köyünde su ve elektrik yok. Bazı köylerde yaşanan sık elektrik kesintilerinden dolayı köylülerin beyaz eşyaları bozuluyor. Ovacık’ın Havaçor köyünde 25 ev olmasına rağmen köyde içme suyu yok. 1997 yılında boşaltılan Havaçor köyüne 2002 yılında geri dönüşler olmuş ancak devlet hizmet götürmüyor. Devlet, insanlara ‘köyünüze geri dönün’ diyor ancak köylere hizmet götürmüyor. Devlet, köylülere ‘bana biat et, ben de size hizmet getireyim’ mantığıyla hareket ediyor. Köylere hizmet götürülmemesiyle aslında ‘size burada yaşama alanı tanımayacağız’ deniliyor” dedi.

    “GÜVENLİK POLİTİKALARI İÇİN BÜTÇE VAR AMA HİZMET İÇİN YOK”

    Devletin Dersim’in her tarafına arama noktaları, karakol ve kalekol yaptığını ifade eden Kordu, “Güvenlik politikaları için bütçe var ama hizmet için bütçe yok. Madencilik yapan şirketlere, kalekollara yol ve elektrik götürüyorlar ama köylere hizmet götürmüyorlar. Dersim’de devletin bu politikası uzun yıllardır devam ediyor, biz de hem mecliste hem de köylerimize giderek halkımızla birlikte insanların yaşam hakkı olan temel ihtiyaçlarının karşılanması konusunda mücadele ediyoruz” diye konuştu.

    Cihan BERK-Nuray ATMACA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Boşaltılan köylerine geri dönen yurttaşların elektrik, yol ve su sorunu çözülmüyor-VİDEO
    -Boşaltılan köylerine yeniden yerleşen köylülerin su, elektik ve yol sorunu çözülmedi-VİDEO
    -Havaçor köylüleri çok mağdur: Sesimizi duyuramıyoruz, ölmemiz mi gerekiyor? -VİDEO
    -Dersim’in Kalkar köyünde telefon ve internet çekmiyor, köylüler mağdur -VİDEO

  • Havaçor köylüleri çok mağdur: Sesimizi duyuramıyoruz, ölmemiz mi gerekiyor? -VİDEO

    Havaçor köylüleri çok mağdur: Sesimizi duyuramıyoruz, ölmemiz mi gerekiyor? -VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Ovacık ilçesinin Havaçor köyünün su, elektik ve yol sorunu yıllardır çözülmedi. Sorunlarının çözülmemesine tepki gösteren köylüler, “Elektriğimiz, yolumuz ve suyumuz yok. Elektriğimiz olmadığı için aldığımız yiyecekler bozuluyor, mağdur durumdayız. Bu çağda bu sorunları yaşamak utanç verici. Sesimizi duyuramıyoruz kimseye, illa ölmemiz mi gerekiyor” dediler.

    Dersim’de 90’lı yıllarda çok sayıda köy boşaltıldı. OHAL Valiliğinin Kasım 1997 tarihli raporuna göre, Dersim’de 1994’te 183 köy, 823 mezra 8 bin 439 hane boşaltıldı, 41 bin 939 kişi yerinden edildi.

    1997 yılında boşaltılan ve 2002 yılında geri dönüşün yapıldığı Dersim’in Ovacık ilçesinin Havaçor (Yenikonak) köyünde yaşayanların su, yol ve elektrik sorunları, yetkililere yaptıkları tüm başvurulara rağmen halen çözülmedi.

    Havaçor köyünde yaşayan yurttaşlar, yaşadıkları sorunları PİRHA’ya anlattı.

    “2024 YILINDA SU İÇECEK ÇEŞMEMİZ BİLE YOK”

    1997 yılında köylerinin boşaltıldığını ve 2002 yılında geri dönüş yapıldığını söyleyen Mustafa Hıroğlu, “Bu köye 2002 yılında itibaren hiçbir hizmet yapılmadı. Valiliğe, kaymakamlığa, TEDAŞ’a gittiğimizde bize köyünüz 20 kilometre uzaklıkta olduğu için maliyet kurtarmadığından hizmet getiremiyoruz dediler. Sorunlarımız çok, 1980’li yıllarda köyümüzde elektrik, yol ve su sorunumuz yoktu ama şimdi yıl olmuş 2024 halen su içecek çeşmemiz bile yok.

    “KÖYÜMÜZDE TELEFON ÇEKMİYOR, AMBULANS ÇAĞIRAMIYORUZ”

    Köylerinde elektrik, yol ve su sorunu yaşadıklarını dile getiren Gültaze Canpolat, “Elektriğimiz, yolumuz ve suyumuz yok. Elektriğimiz olmadığı için aldığımız yiyecekler bozuluyor, mağdur durumdayız. Valiliğe, kaymakamlığa, il özel idareye, TEDAŞ’a CİMER’e sorunlarımızı dile getiriyoruz ama çözüm bulamıyoruz. Köyümüzde telefon çekmiyor hastamız olduğu zaman ambulans çağıramıyoruz, hasta olan kişi burada ölüp gidecek” diye belirtti.

    “SEÇİM BİTTİKTEN SONRA BİZİ UNUTUYORLAR”

    Köylerinde elektrik olmadığı için teknolojiden hiçbir şekilde yararlanamadıklarını belirten Saray Canpolat da “Telefon çekmiyor bir hastamız olsa kilometrelerce yol gitmemiz gerekiyor ki buraya araba getirelim. Bu çağda bu sorunları yaşamak utanç verici. Çok zor şartlarda yaşıyoruz aldığımız yiyecekler bozuluyor. Biz de bu memlekette yaşıyoruz, seçim zamanı oy için bizim yanımıza geliyorlar seçim bittikten sonra bizi unutuyorlar. Sesimizi duyuramıyoruz kimseye, illa ölmemiz mi gerekiyor” diye konuştu.

    Cihan BERK-Nuray ATMACA/DERSİM

  • Dersim’de ekmek, su ve ulaşım fiyatlarına zam yapıldı-VİDEO

    Dersim’de ekmek, su ve ulaşım fiyatlarına zam yapıldı-VİDEO

    PİRHA- Dersim Belediyesi Meclisi, ekmek, su ve ulaşım fiyatlarına yapılacak zamları gündemine aldı. Yapılan görüşmelerde yeni fiyat tarifesi Belediye Meclisi tarafından oy çokluğuyla kabul edildi. Yeni fiyatlar; su satış fiyatı tüm vergiler dahil metreküpü 10 TL, ekmek satış fiyatı 6 TL, ulaşım fiyatı sivil 8 TL, öğrenci 5 TL olarak belirlendi. 

    Dersim Belediyesi Haziran ayı meclis toplantısını, belediye eş başkanı Cevdet Konak’ın başkanlığında gerçekleştirdi. Meclisin gündeminde ekmek, su ve ulaşım fiyatlarına yapılacak zamlar vardı. Dersim Belediyesi, ekmek, su ve ulaşım maliyetlerinin güncellenmesi için 31 Mayıs’ta halk toplantısı gerçekleştirmişti.

    Yeni fiyat tarifesi Belediye Meclisi tarafından oy çokluğuyla kabul edildi. Dersim İttifakı bileşenleri ekmek, su ve ulaşıma zam yapılması yönünde oy kullanırken, CHP’liler ise çekimser oy kullandı.

    “GEÇEN HAFTA HALKIMIZLA BİR TOPLANTI GERÇEKLEŞTİRDİK”

    Oylama öncesinde Belediye Meclisi’nde konuşma gerçekleştiren Dersim Belediyesi Eş Başkanı Cevdet Konak, şunları dile getirdi:

    “Toplu taşıma, su ve ekmek fiyatlarıyla ilgili geçen hafta halkımızla birlikte bir toplantı gerçekleştirdik. Bu toplantıda açığa çıkan görüş ve öneriler oldu bugün toplu taşıma, su ve ekmek fiyatlarıyla ilgili yeni fiyatları belirleyeceğiz.”

    YENİ FİYATLAR

    Su satış fiyatı tüm vergiler dahil m³ 10 TL

    Ekmek satış fiyatı 6 TL

    Ulaşım fiyatı sivil 8 TL, öğrenci 5 TL

    PİRHA/DERSİM

  • Boşaltılan köylerine geri dönen yurttaşların elektrik, yol ve su sorunu çözülmüyor-VİDEO

    Boşaltılan köylerine geri dönen yurttaşların elektrik, yol ve su sorunu çözülmüyor-VİDEO

    PİRHA-1994 yılında boşatılan Dersim’in Ovacık ilçesine bağlı Haçkirek (Ağaçpınar) köyünün Loşıg mezrasında köylüler 2012 yılında köylerine geri dönüş yaptı ancak elektrik, yol ve su sorunları yıllardır çözülmüyor. Yaptıkları tüm başvurulara rağmen mağduriyetlerinin giderilmediğini belirten köylüler, “21. yüzyılda böyle bir yaşantı olamaz, yetkililer bir an önce sorunlarımızı çözsünler” dedi.

    Dersim, 90’lı yıllarda köy boşaltmaların çok yaşandığı kentlerin başında geliyor. OHAL Valiliğinin Kasım 1997 tarihli raporuna göre, Dersim’de 1994’te 183 köy, 823 mezra 8 bin 439 hane boşaltıldı, 41 bin 939 kişi yerinden edildi.

    1994 yılında boşatılan köyler arasında Ovacık ilçesine bağlı Haçkirek (Ağaçpınar) köyü de yer aldı. Uzun yıllar köylerine gidemeyen yurttaşlar, 2012 yılında yeniden köye dönüş yaptı. Loşıg mezrasına yerleşen aileler, bu defa da su, yol ve elektrik sorunlarıyla kaşı karşıya kaldı.  Yetkililere yapılan tüm başvurular ise karşılıksız bırakıldı.

    “ÇOK MAĞDURUZ, YETKİLİLER SORUNLARIMIZI ÇÖZSÜN”

    Yaptıkları tüm başvurulara rağmen sorunlarının çözülmediğini ifade eden Hasan Sakin, “1994 yılında köylerimizi yaktılar, 2000’li yıllarda köyümüze geri döndük ancak elektrik, yol ve su sorunumuz var. Çok mağduruz, köyümüze hizmet yapılmasını istiyoruz. Sorunlarımız çözülürse kışın da köyümüzde kalırız ancak sorunlarımız çözülmediği için mecburen şehirlere gidiyoruz. Elektriğimiz olmadığı için yiyeceklerimiz bozulmasın diye suyun altına koyuyoruz. Bir an önce sorunlarımızın yetkililer tarafından çözülmesini istiyoruz” dedi.

    “İLAÇLARIM BOZULMASIN DİYE SUDA BEKLETİYORUM”

    Köylerinde elektrik olmadığı için yiyeceklerini suyun altına bıraktıklarını belirten Makbule Sakin, “4 yıldır köye geri döndük. Elektrik, yol ve su sorunumuz var. Yiyeceklerimizi ve ilaçlarımı bozulmasın diye suya koyuyorum. Yaz aylarında sıcaktan dolayı insülin ilacım özelliğini kaybediyor, bu yüzden birkaç defa hastanelik oldum. Elektriğimiz gelirse kışın da köyde kalmayı düşünüyoruz ama sorunlarımız çözülmediği için mecburen şehre gitmek zorunda kalıyoruz. Devletten sorunlarımızı çözmesini istiyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Antalya Okul Yemeği Koalisyonu: Ücretsiz okul yemeği ve içme suyu hayata geçirilsin-VİDEO

    Antalya Okul Yemeği Koalisyonu: Ücretsiz okul yemeği ve içme suyu hayata geçirilsin-VİDEO

    PİRHA-Veli-Der Antalya Şube Başkanı Tülin Koç, Antalya Okul Yemeği Koalisyonu ile birlikte, ücretsiz okul yemeğinin ve içme suyunun hemen hayata geçmesi gerektiğini söyledi. 

    Antalya Okul Yemeği Koalisyonu, ücretsiz okul yemeği ve içme suyu konusunda basın açıklaması yaptı.

    Veli-Der Antalya Şube Başkanı Tülin Koç, ücretsiz okul yemeğinin ve içme suyunun hemen hayata geçmesi gerektiğini kaydederek bir açıklama yaptı. Başkan Koç, çocukların sağlıklı gelişimi ve yaşam kalitesi için beslenmenin temel bir gereksinim olduğunu belirtti.

    Koç, “Çocuklarımızın bugünü ve yarını için okul yemeği hemen şimdi!” dedi ve çocukların sağlıklı bir şekilde büyüyebilmeleri için bu hakkın sağlanması gerektiğini belirtti. Ancak ne yazık ki, ülkemiz de dahil olmak üzere çok sayıda ülkede hala birçok çocuk yoksulluk sebebiyle yetersiz beslenme ve açlıkla mücadele etmektedir” dedi.

    Açıklamada şunlar kaydedildi:

    “Beslenme, her bireyin sağlıklı gelişimi ve yaşam kalitesi için temel bir gereksinimdir. Başta çocuklar olmak üzere, yeterli ve dengeli beslenmek herkes için temel bir insan hakkıdır. Çocukların sağlıklı bir şekilde büyüyebilmeleri için bu hakkın sağlanması gerekmektedir. Ancak ne yazık ki, ülkemiz de dahil olmak üzere çok sayıda ülkede hala birçok çocuk yoksulluk sebebiyle yetersiz beslenme ve açlıkla mücadele etmektedir. Yetersiz beslenme, temiz ve içilebilir suya erişememe ve açlık, çocukların üzerinde fiziksel, zihinsel ve ruhsal olarak olumsuz etkilere neden olmaktadır. Yapılan çalışmalar, yetersiz ve dengesiz beslenen öğrencilerin dikkat sürelerinin kısaldığını, algılamalarının azaldığını, öğrenmede güçlük ve davranış bozuklukları yaşadıklarını, okul devamsızlık sürelerinin uzadığını ve okul başarılarında azalma olduğunu ortaya koymaktadır.

    “KAMU KURUMLARI SORUMLULUKLARINI YERİNE GETİRMELİ”

    Ülkemizde ilgili politikaların geliştirilmemesi sonucunda ortaya çıkan gelir dağılımındaki eşitsizlikler, yoksulluk, işsizlik, yüksek enflasyon, gıda kalitesizliği ve güvencesizliği neticesinde birçok aile için sağlıklı ve besin değeri yüksek gıdalara erişim zorlaşmıştır. Yüksek enflasyon sebebiyle son yıllarda her üründe olduğu gibi gıda fiyatları da katlanarak artmıştır. DİSK-AR verilerine göre en yoksul yüzde 20’lik gelir grubunun gıda enflasyonu Aralık 2023 itibariyle yüzde 105,5’tir. İstanbul Bilgi Üniversitesi öğretim üyelerinin gerçekleştirdiği Çocuğun İyi Olma Hali İstanbul Araştırması (2023) bulgularına göre en yoksul ailelerde haftada en az iki kere et yiyebilen çocukların oranı %13, aynı sıklıkta balık yiyebilen çocukların oranı ise %2’dir. İPA verilerine göre Ekim 2023 itibariyle okul çağındaki çocukların da en az dörtte birinin okula aç gittiği tahmin edilmektedir. İçerisine sürüklendiğimiz gıda krizinden en çok ve kalıcı şekilde çocuklar etkilenmiştir. Eğitim İzleme Raporu 2023 verilerine göre önceki yıl eğitime kayıtlı olan en az 20 bin öğrenci okulu bırakmıştır. Birçok ülkede çocukların temel günlük beslenmelerine destek olmak için okul yemeği programları uygulanmaktadır. Bu programların okullaşmayı arttırdığı, özellikle kız çocuklarının okullaşmasına olumlu etkisi olduğu, ani ekonomik krizlerin yarattığı şoklarda çocukları okulda tutan bir sosyal destek işlevi gördüğü, yani toplumun en kırılgan kesimlerine bir sosyal koruma ağı olarak işlediği birçok çalışmada ortaya konmuştur. Son yapılan araştırmalar da okul çağındaki çocukların en az yarısının okula aç gittiğini göstermektedir. Çocukların okulu bırakmasının çocuk açlığının artmasına, çocukların okuldan alınmasına, çocuk işçiliğinin artmasına ve erken yaşta evlilikler gibi birçok soruna neden olduğu görülmektedir.
    Sonuç olarak, Türkiye’de beslenme yetersizliği sorunu, çocukların sağlığı ve geleceği üzerinde ciddi ve kalıcı olumsuz etkilere neden olmaktadır. Bu sorunun çözülmesi, sağlıklı ve başarılı bir neslin yetişmesi için elzemdir. Beslenmenin temel bir hak olduğu hatırlanmalı, kamu kurumları sorumluluklarını yerine getirmelidir.

    Anne karnından itibaren özellikle 18 yaşına kadar her çocuğun temel hakkı olan sağlıklı beslenmeyi sağlamak ilgili kamu kurumlarının sorumluluğundadır. Okul yemeği programları yoluyla okul çağındaki çocuklara ücretsiz gıda ve beslenme desteğinin kamu kurumlarının politika önceliği olması son derece ivedidir. Ancak takip edilen politikalara bakıldığında okul yemeği programlarının kamu gündeminin dışında bırakıldığı, henüz Şubat 2023’te başlatılan anaokullarına besin desteği hizmetinin bile ekonomik koşullar gerekçe gösterilerek geri çekildiği görülmektedir. Öte yandan, Aile ve Sosyal Yardım Bakanlığı tarafından yayınlanan 160 sayfalık “Türkiye Çocuk Hakları Strateji Belgesi ve Eylem Planı (2023-2028)” belgesinde okul çağındaki çocuklara ücretsiz gıda ve beslenme desteği yapılacağına dair bir ifade yer almamaktadır.

    “ÇOCUKLARIMIZIN BUGÜNÜNE VE GELECEĞİNE SAHİP ÇIKALIM”

    Oysa Türkiye’nin 27 Ocak 1995’te onayladığı Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi’nde de belirtildiği üzere; “taraf devletler, her çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaksal ve toplumsal gelişmesini sağlayacak yeterli bir hayat seviyesine hakkı olduğunu kabul eder. Ulusal durumlarına göre ve olanakları ölçüsünde ebeveynlerine ve çocuğun bakımını üstlenen diğer kişilere, çocuğun bu hakkının uygulanmasında yardımcı olmak amacıyla gerekli önlemleri alır ve gereksinimi olduğu takdirde özellikle beslenme, giyim ve barınma konularında maddi yardım ve destek programları uygularlar”(Madde 27/3). İşte Türkiye’nin taraf olduğu sözleşmenin bu ilişkin maddesine dayanarak tüm kademelerdeki okullarda eğitim gören bütün çocuklarımıza ayrım yapılmaksızın ücretsiz bir öğün yemek ve temiz su temininin sosyal devletin görevi olduğunu hatırlatıyor ve çocuklarımız başta olmak üzere yoksulluk ile ilişkili olarak “yetersiz beslenme ve açlık sorunu yaşayan kesimlere yönelik bir kamusal destek-dayanışma programı acilen uygulamaya konulmalıdır” diyoruz. Başta hükümet olmak üzere tüm bileşenler, yetersiz beslenme ile mücadelede sorumluluk almalı ve devlet okullarında ücretsiz beslenme birincil öncelikli mesele olarak görülmelidir. Gıda krizinin derinleştiği bu dönemde biz  “Antalya Okul Yemeği Koalisyonu’’ olarak tüm bileşenlerimizle birlikte siyasal iktidara, muhalefet partilerine ve ilgili kamu kurumlarına sesimizi duyurmaya devam edeceğiz. Son derece önemli olan bu meselenin çözümüne katkı sunmak isteyen kurum ve kişilere çağrımızdır: Gelin hep birlikte çocuklarımızın bugününe ve geleceğine sahip çıkalım, yapılan çalışmaların takipçisi olalım ve birlikte çözüm üretelim.

    Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği (TÜKD) Antalya Şube Başkanı Prof. Dr. Fulya Sarvan da, 2024 yılında başlatılan Çocuk Hakları ve Refahı Projesi’nin amaçlarıyla bu kampanyanın tam anlamıyla örtüştüğünü söyledi. Sarvan, proje kapsamında, çocukların yoksulluktan çocuk işçiliğine, eğitim sorunlarından ihmal ve istismara, madde bağımlılığından dijital bağımlılığa kadar birçok sorunla karşı karşıya olduğunu vurguladı.

    Antalya Okul Yemeği Koalisyonu Bileşenleri :

    1-Öğrenci Veli Derneği (Veli Der) Antalya Şubesi
    2- Antalya Tabip Odası
    3- Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Antalya Şubesi
    4-Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Antalya Şubesi
    5- Sağlık Emekçileri Sendikası SES
    6-Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği Antalya Şubesi
    7- Türk Psikologlar Derneği Antalya Şubesi
    8-Kadının Sosyal Hayatını Araştırma ve İnceleme Derneği Antalya Şubesi
    9- Akdeniz Kadın Çalışmalarını Destekleme Derneği
    10- Zihinsel Yetersiz Çocukları Yetiştirme ve Koruma Vakfı Antalya Şubesi (ZİÇEV) 11-Antalya Down Sendromluları ve Engelliler Derneği
    12-Kadın Çalışmaları ve Toplumsal Cinsiyet Araştırma ve Uygulama Merkezi (KATCAM) 13-Antalya Çağdaş Eğitim ve Kültür Vakfı (ANTÇEV)
    14-ODTÜ Mezunlar Derneği Antalya Şubesi
    15-Akdeniz Aile Sağlığı ve Eğitimi Derneği (ASED)
    16-Uluslararası Kadınlar Dayanışma Derneği Antalya Şubesi
    17-Akdeniz Reklamcılar Derneği
    18- Antalya Kadın Danışma Merkezi ve Dayanışma Derneği
    19- Antalya Barosu Çocuk Hakları Merkezi
    20-Antalya Barosu
    21-Yardım Gönüllüleri Eğitim ve Proje Derneği
    22-ANKA Kadın Girişim ve İşletme Kooperatifi
    23-Bülent ŞIK Gıda Mühendisi Akademisyen
    24- Ayşe Günbey Şerifoğlu
    25-Berna Evren
    26- Av. Eylem Ülgen
    27- Gül Şaldıran 28- Gülsen Aras
    29- Meltem Vural
    30- Av. Mine Demirezen
    31- Dr. Müberra Öztürk Kılıç
    32- Özlem Ezgin Altunok
    33-Taylan Özgür Tufan

     

  • Ankara’nın Avşar köylüleri hala susuzluk çekiyor, el arabasıyla su taşıyorlar-VİDEO

    Ankara’nın Avşar köylüleri hala susuzluk çekiyor, el arabasıyla su taşıyorlar-VİDEO

    PİRHA – Ankara’nın Kalecik ilçesinin Avşar Köyü’nde hayvancılık yapan yurttaşlar, suya ulaşım konusunda hizmet alamıyor. Su hattının evlerinin önünden geçtiğini belirten yurttaşlar, el arabalarıyla evlerine su taşıyor. Köy sakinleri, yerel yönetimin biran önce konuya çözüm bulması konusunda da çağrısını yineledi. 

    Ankara’nın kuzeydoğusunda yer alan Kalecik ilçesi, barındırdığı üzüm bağları sayesinde alanında ismini duyurabilmiş. İlçenin sahip olduğu zengin topraklarda üzümün yanı sıra şekerpancarı, arpa ve buğday ekimi de ciddi öneme sahip. Ancak, köyden şehre göç sorunu Kalecik’te de tarımsal ve hayvansal üretimi önemli oranda düşürmüş. Afşar Köyü’nde de hayvansal üretim neredeyse yok denecek kadar azalmış durumda.

    CAN TV mikrofonuna konuşan köylüler, emeklerinin karşılığını tam anlamıyla alamadıkları sebebiyle üretimden uzak durduklarını belirtirken, bir diğer önemli sorunun ise su olduğunun altını çizdiler.

    “KIZ ÇOCUKLARINA ARAZİ VERMEK ERKEKLERİN ZORUNA GİDER!”

    Eşiyle birlikte 3 yıldır hayvancılık yaptığını belirten Sultan Kılıç, şu ana kadar emeğinin karşılığını alamayanlardan. Sultan Kılıç, hayvansal üretim konusunda devlete yaptığı destek başvurularının hiçbirine de cevap alamadığını aktardı.

    Kılıç, “Saman ve yemi satın almak zorunda kalıyoruz. Bizim toplumumuzda kız çocuklarına arazi vermek erkeklerin zoruna gider. Babamdan kalma arazilerimiz var ama paylaşamadık. Bu nedenle de ekip biçme olayı tam anlamıyla yok. Hukuk yoluna da başvurmak istemedik, çünkü bizim adetimize, töremize uygun olmadığı için o yola başvurmak istemedik” diye konuştu.

    HAYVANLARINA EL ARABASI İLE SU TAŞIYOR!

    Sultan Kılıç, köy yaşamlarındaki en önemli eksiğin ise su olduğunu vurguladı. 150 küçükbaş ve çok sayıda kümes hayvanına da sahip olan Kılıç ailesi, köyde sınırlı sayıda hayvancılık yapanlardan.

    Köyün merkezinden evine el arabasıyla yaklaşık 600 metre su taşıdığını belirten Sultan Kılıç, yaşadığı zorluğu “Bize köy dışında olduğumuz söylenerek su verilmiyor. Diğer evlerle aramızda 500 metre var. Köyümüzün suyunu bize vermiyorlar. 3 yıldır su alamadım. Kalecik ilçe belediyesi, Ankara Büyükşehir’e, Büyükşehir Belediyesi ise Kalecik ilçe belediyesine topu atıyordu. Ama çileyi biz çektik” sözleriyle özetledi.

    ANKARA’DAN KÖYE ARAÇLARIYLA SU TAŞIYORLAR!

    Köyde su sorunu yaşayanlardan Safiye Tamgüç de büyük mağduriyet yaşadıklarını vurgulayarak “Ağaç dikeceğim su yok. Köy yerindeyiz domates, patlıcan dikmek istiyorum ama su vermiyorlar. Su olmadığı için de şehirden köye geliyorum ve ardından eli boş gidiyorum” dedi.

    Ankara merkezde yaşadıklarını belirten Birsen Tamgüç ise köy evlerinde su olmadığı için ancak haftada bir gün köyde kalabildiklerini söyledi. Birsen Tamgüç, suya ulaşamama nedeniyle yaşadıkları sorunları şu sözlerle anlattı:

    “Köy yaşamında her şey suya bağlı. Bulaşık ve çamaşır yıkamak için su gerekli. Lavabo ihtiyacı ve daha birçok ihtiyaç için su gerekli. Tüm bu nedenlerden dolayı haftada bir Ankara’dan köyümüze gelirken beraberimizde bidonlarla suyumuzu da getirmek zorunda kalıyoruz. Ankara’ya 80 kilometre uzaklıktayız. Evimizin yeri tarla vasfında göründüğü için su alamıyoruz. Öncesinde Kalecik Belediyesi AKP yönetimindeydi ve bize ‘Ankara Büyükşehir Belediyesi sizin. Eğer orada işinizi yapamıyorsanız hiçbir yerden yapamazsınız’ diyorlardı.”

    PİRHA/ANKARA

  • İstanbul’un 2 aydan az suyu kaldı; İSKİ’den su tasarrufu önerisi

    İstanbul’un 2 aydan az suyu kaldı; İSKİ’den su tasarrufu önerisi

    PİRHA- İstanbul’a su sağlayan barajların doluluk oranlarındaki azalma devam ediyor. Barajların doluluk oranı yüzde 29.78’e düştü. 

    İstanbul’a su sağlayan barajların doluluk oranı yüzde 30’un altına düşerek yüzde 29.78’e geriledi.

    Bu veri, son 9 yılın aynı dönemine göre en düşük oran olarak kayıtlara geçti.

    İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) verilerine göre, su miktarı Istrancalar’da yüzde 19,23, Terkos’ta yüzde 15,97, Sazlıdere’de yüzde 14,38, Alibey’de yüzde 12,64, Büyükçekmece’de yüzde 9,16, Ömerli’de yüzde 62,62, Darlık’ta yüzde 44,37, Elmalı’da yüzde 19,67, Pabuçdere’de yüzde 3,84 ve Kazandere’de yüzde 9,35 olarak ölçüldü.

    Azami 868 milyon 683 bin metreküp su biriktirme hacmine sahip kente su sağlayan baraj ve göletlerdeki su miktarı ise 258 milyon 68 bin metreküp seviyesinde kaldı.

    SON 9 YILIN DOLULUK ORANLARI

    İSKİ istatistiklerine göre, 29 Ağustos tarihli baraj doluluk oranları 2015’te yüzde 69,56, 2016’da yüzde 53,33, 2017’de yüzde 63,07, 2018’de yüzde 62,84, 2019’da yüzde 59,74, 2020’de yüzde 47,94, 2021’de yüzde 58,57, 2022’de yüzde 58,9 iken bugünkü oran yüzde 29,78 ölçüldü.

    İstanbul’a su sağlayan barajlarda doluluk en son 2 Kasım 2020 yılında yüzde 30’un altına düşmüştü. O dönemde barajlarda ölçülen su miktarı 29.79 olarak kayıtlara geçmişti.

    İSKİ’DEN TASARRUF UYARISI

    İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ), barajlardaki doluluk oranının düşmesi nedeniyle tasarruf uyarısı yapıyor.

    Kentte uzun süredir olağanüstü kuraklık yaşandığı bildiren İSKİ, “Bu zor dönemi ancak bireysel su tasarrufu ile atlatabiliriz. Lütfen tasarrufu şimdi su varken yapalım; suyumuzu dikkatli kullanalım, susuz kalmayalım” çağrısını yaptı.

    İSKİ’DEN SU TASARRUFU ÖNERİLERİ

    İSKİ yurttaşlara su tasarrufu için şu önerilerde bulundu:

    *Mümkünse tuvalet rezervuarlarınızı daha küçük hacimlilerle değiştirin. Banyoda geçirdiğiniz süreyi 1 dakika kısaltın, yılda ortalama 16 ton suyu kurtarın.

    * Duş esnasında sabunlanırken suyu açık bırakmayın. El ve yüz yıkarken ya da tıraş olurken musluğu açık bırakmayın. Musluk sürekli açık bir şekilde elinizi yıkarsanız suyun 75’inin boşa gittiğini unutmayın.

    * Kombinin suyu ısıtmasını beklerken akan suyu bir kapta biriktirerek başka ihtiyaçlarınız için kullanın.

    * Çamaşır ve bulaşık makinelerini tam doldurmadan çalıştırmayın. Bulaşıklarınızı elde değil makinede yıkayın, her yıkamada 110 litre suyun boşa harcanmasına engel olun.

    *Çamaşırlarınızı elde değil makinede yıkayın, yılda ortalama 9 ton su tasarrufu sağlayın. Sebze ve meyveleri akan suda değil bir kap içinde yıkayın.

    (HABER MERKEZİ)

  • Malatya’da deprem sonrası MASKİ’den içme suyu uyarısı

    Malatya’da deprem sonrası MASKİ’den içme suyu uyarısı

    PİRHA- Malatya-Yeşilyurt’ta dün gerçekleşen 5,3’lük depremin ardından Gündüzbey Kaptaj Tesisi ana kaynağında bulanıklık oluştu. İkinci bir duyuruya kadar içme suyunun kullanılmaması uyarısı yapıldı.

    Malatya Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MASKİ) Genel Müdürlüğü, Yeşilyurt ilçesinde dün meydana gelen depremin ardından ana su kaynağında bulanıklık oluştuğunu açıkladı. İkinci bir duyuruya kadar içme suyunun kullanılmaması uyarısında bulunuldu.

    MASKİ’den yapılan açıklamada, “İlimizde gerçekleşen 5,3’lük depremin ardından Gündüzbey Kaptaj Tesisi ana kaynağımızda bulanıklık oluşmuştur. İkinci bir duyuruya kadar içme suyunu kullanmayınız” ifadesi kullanıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Adıyaman’da onlarca enkaza dokunulmadı, koordinasyon eksikliği var-VİDEO

    Adıyaman’da onlarca enkaza dokunulmadı, koordinasyon eksikliği var-VİDEO

    PİRHA- Şehrin büyük çoğunluğunun enkaz haline geldiği Adıyaman’da enkaz kaldırma çalışmaları yapılıyor. Kentte halen arama-kurtarma yapılmamış çok sayıda enkaz bulunuyor. Adıyaman’da depremzedelerin en çok ihtiyaç duyduğu tuvalet ve su, çadır, ısıtma araçları. 

    Merkez üssü Maraş Pazarcık ilçesi olan depremde en ağır hasarı alan kentlerden biri olan Adıyaman’da, arama kurtarma çalışmalarının yerini, enkaz kaldırma aldı. Kentte binlerce kişinin halen enkaz altında olduğu tahmin ediliyor. Enkazlardan peş peşe cenazelerin çıkarıldığı kentte, şu ana kadar kaç binanın yıkıldığı, enkazların altında kaç kişinin kaldığı, kaç kişinin hayatını kaybettiği ve kaç kişinin yaralandığına dair resmi tek bir açıklama yapılmadı.

    Depremin üzerinden 11 gün geçmesine rağmen Adıyaman’da insanlar halen enkaz altında. Arama-kurtarma çalışmalarının, enkaz kaldırma çalışmasına döndüğü ilde, halen enkazına ulaşılmamış yüzlerce yapı bulunuyor. Çaresizce enkazların başında yakınlarının cenazelerini bekleyen yurttaşların umudu, saatler geçtikçe tükeniyor. Depremin üzerinden bunca süre geçmesine rağmen Adıyaman merkezinin büyük bir bölümüne ne su, ne de elektrik veriliyor. Havanın eksi 22 dereceye düştüğü Elbistan’da, insanlar için halen barınma olanakları sağlanmadı.

    TUVALET VE SU BÜYÜK PROBLEM OLMAYA DEVAM EDİYOR

    Depremden 11 gün sonra ilçenin birkaç noktasına belirli sayıda çadır yerleştirildi. Çadırlar, kar, buz ve çamurun içerisine kurulurken, insanların çadırlarda yaşama olanakları yok. Yine kentte yurttaşların barınma ve ısınma problemlerinin yanında en büyük sorunları tuvalet ve su. Adıyaman’a halen tek bir tuvalet kurulmazken, ayrıca neredeyse hiçbir alanda su yok. İlçede bulunan gönüllü sağlıkçılar, tuvalet ve su ihtiyaçlarının karşılanmaması durumunda önümüzdeki günlerde hastalıkların başlayacağı uyarısını yaptı.

    İNSANLAR CEMEVİNDE BEKLİYOR

    Üç gün sonra girilen Adıyaman’da yapılan arama kurtarma çalışmalarına da geç kalındı. Birçok kişi halkın kendi imkanlarıyla kurtarılırken, halkın devlete/iktidara yönelik tepkileri de daha fazla artıyor. Depremin ardından halk, depremden her ne kadar etkilense de az hasarlı olan Alevi Kültür Dernekleri Adıyaman Cemevi’ne sığındı.

    Cemevinde depremzedeler için her gün sıcak yemek çıkıyor.

    KOORDİNASYON YOK, ONLARCA BİNAYA DOKUNULMADI

    Kent merkezinde yapılan arama kurtarma çalışmaları devam ederken, çalışmalarda hala yeterli noktaya ulaşılmadı. Kent merkezinde hala onlarca binaya dokunulmuş değil. Yaptığımız birçok görüşmede, koordinasyonsuzluktan kaynaklı yaşayanların da yaşamını yitirdiğini söyleyen gönüllüler, dışarıdan çok sayıda gönüllünün geldiğini ve onlarca enkaza yetişemediklerini belirttiler.

    AİLELER ENKAZLARIN BAŞINDA BEKLİYOR

    Elektrik ve suyun olmadığı kentte saatler akşamı gösterdiğinde halkın çaresizliği kendini bekleyişe bırakıyor. Yıkımlarla dolu zifiri karanlık sokakların ücra köşelerinde soğuktan korunmak için yakılan ateşlerin başında ailelerin bekleyişi sürüyor. Kiminin eşi, çocuğu, kayınbiraderi, kiminin kız kardeşi, babası, annesi enkaz altında kalırken, aileler dondurucu havaya rağmen yakınlarını canlı ya da cansız bir şekilde almanın umudunu taşıyor.

    PİRHA/ADIYAMAN

     

     

  • Gıda Mühendisi Bülent Şık’tan içme suyu için uyarı ve seferberlik çağrısı!

    Gıda Mühendisi Bülent Şık’tan içme suyu için uyarı ve seferberlik çağrısı!

    PİRHA- Gıda Mühendisi Bülent Şık, deprem bölgelerine acilen içme suyu gönderilmesi için çağrı yaptı. Şık, “Şehir şebeke sularının güvenli olduğu belirlenene kadar içilmemesi ve yiyecek hazırlamada kullanılmaması gerekiyor. Su temini için seferber olmalıyız” dedi. 

    Maraş merkezli meydana gelen iki büyük deprem 10 kentte büyük yıkıma neden oldu. Depreme ilişkin son durumu açıklayan AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan “Şu anda 3 bin 549 vefatımız 20 bin 534 yaralımız var” ifadelerini kullandı. Erdoğan, 10 ilde 3 ay süreyle OHAL ilan etme kararı aldığını duyurdu.

    Bu arada enkaz altındakilere müdahaleler gecikiyor. Bazı deprem bölgesinde hala enkaz altında olan insanlara ulaşılamadı. Yakınları ise aç, susuz endişeyle bekliyor, yetkilileri göreve çağırıyor.

    Bu arada Gıda Mühendisi Bülent Şık, deprem bölgelerine acilen içme suyu gönderilmesi için çağrı yaptı.

    Twitter hesabından mesaj yazan Şık, “Deprem bölgelerine içme suyu temin etmek çok acilen yapılması gereken bir şey. Şehir şebeke sularının güvenli olduğu belirlenene kadar içilmemesi ve yiyecek hazırlamada kullanılmaması gerekiyor. Su temini için seferber olmalıyız” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Kaymakamlık aradı; ancak giderlerimizin Bakanlıkça karşılanmasını istemiyoruz’-VİDEO

    ‘Kaymakamlık aradı; ancak giderlerimizin Bakanlıkça karşılanmasını istemiyoruz’-VİDEO

    PİRHA- Antalya Anadolu Aleviliğini Yaşatma ve Güçlendirme Derneği Başkanı Fatma Hakikat, elektrik ve su gibi giderlerinin Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından karşılanacağına dair Muratpaşa Kaymakamlığı’ndan arandıklarını ancak bu teklifi reddettiklerini söyledi. Hakikat, “6 yıldır belediyenin yerinde hizmet veriyoruz. Bundan sonrada öyle yapmaya devam edeceğiz” dedi.

    Antalya Anadolu Aleviliğini Yaşatma ve Güçlendirme Derneği Başkanı Fatma Hakikat, Antalya Valiliğinin talimatıyla Muratpaşa Kaymakamlığı tarafından arandıklarını, elektrik ve su giderlerinin Kültür ve Turizm Bakanlığınca ödeneceğinin kendilerine bildirildiğini söyledi. Kaymakamlık, aboneliklerini belediyeden alıp üzerlerine mesken olarak geçirmelerini de istedi.

    “KAYMAKAMLIK GİDERLERİMİZİ KÜLTÜR BAKANLIĞI’NIN ÖDEYECEĞİNİ SÖYLEDİ”

    Hakikat yaşadıkları durumu şöyle anlattı:

    “Antalya Muratpaşa ilçesi Zeytinköy Mahallesi’nde Antalya Anadolu Aleviliğini Yaşatma ve Güçlendirme Derneği Zeytinköy Derneği olarak bu sınırlar içerisinde hizmet vermekteyiz. Muratpaşa Belediyesi’ne ait bir kültür merkezini kullanıyoruz. 6 yıldır kendi inanç ve yolumuzu, kültürümüzü yaşatabilmek adına faaliyet yürütüyoruz. Bu binada elektrik ve su aboneliklerimiz Muratpaşa Belediyesi’ne ait olup tüm ödemeler belediyemiz tarafından karşılanmaktadır. Geçtiğimiz bir hafta süre içerisinde Kaymakamlık aracılığıyla arandık. Su ve elektrik abonelerinin derneğimizin üzerine alınmasını ve mesken olarak geçirilmesini, Kültür Bakanlığı’nın giderlerimizi karşılayacağını söylediler.

    “6 YILDIR BURADA HİZMET VERİYORUZ”

    Biz de elektrik ve su abonelimizi Muratpaşa Belediyesinin karşıladığını, 6 yıldır bu binada dernek olarak hizmet verdiğimizi kendilerine yazılı olarak ilettik. Bizim aboneliğimiz Muratpaşa Belediyesi üzerindedir diye de belirttik ve yazıyı bu hafta gönderdik. Herhangi bir cevap ya da bir iletişime geçilmedi henüz.”

    Muratpaşa sınırları içerisinde Konuksever Mahallesi’ndeki HBVAKV’nin de arandığını belirten Fatma Hakikat, “Nurettin Başkanla da görüştük. Aynı fikirleri paylaşıyoruz. Onların elektrik, su abonelikleri üzerlerinde. Onlar kendilerinin ödemeye devam edeceğine istinaden bir yazı gönderdiler. Bizim zaten üzerimizde değil, belediyemize ait. Biz belediyemiz üzerinden elektrik ve su giderlerini şu ana kadar kullanıyoruz. Herhangi bir işlem yapmadık, bir girişimde bulunmadık. Bunu da yazılı olarak kaymakamlığa gönderdik” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • TBMM’ye sunulan AKP’nin ‘cemevleri’ yasa tasarısının ayrıntıları belli oldu

    TBMM’ye sunulan AKP’nin ‘cemevleri’ yasa tasarısının ayrıntıları belli oldu

    PİRHA-AKP’nin “Cemevleri” ile iligili Meclis’e sunduğu yasa tasarısının ayrıntıları belli oldu. Alevi inancının ‘kültür’ olarak yer aldığı tasarıda, cemevlerinin elektrik, su ve onarım masraflarının yerel ve merkezi yönetim tarafından karşılanması yer aldı. AKP yasa tasarısında cemevleri yine ibadethane olarak görülmedi. 

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ‘Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Başkanlığı’ kurulacağını açıklamasının ardından AKP’li milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) önerge sundu.

    Alevi toplumunun “Cemevleri Alevilerin ibadethanesidir. Eşit yurttaşlık sağlansın” talebi iktidar tarafından görmezden gelinirken, AKP, Meclis Başkanlığı’na yeni bir torba kanun teklifi sundu. Teklife göre, belediyeler, cemevlerinin içme ve kullanma suyu ihtiyaçlarını indirimli veya ücretsiz olarak karşılayacak, cemevlerinin elektrik faturaları da Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesinden karşılanacak.

    CEMEVLERİ İLE İLGİLİ MADDELER

    Vergi Usul Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifimiz ve gerekçesi ekte sunulmaktadır. Gereğini arz ederiz.

    GENEL GEREKÇE

    Alevi-Bektaşi kültürü ve erkân hizmetlerinin yürütüldüğü cemevlerinin aydınlatma giderlerinin Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından karşılanması, belediye ve bağlı kuruluşlar tarafından cemevlerinin içme ve kullanma suyu ihtiyaçlarının indirimli veya ücretsiz olarak karşılanabilmesi, belediyeler tarafından mahalli müşterek nitelikte olan okul binalarının inşaatı, bakım ve onarımı ile kültür, tabiat varlıkları ve önemli tarihi mekanların bakım ve onarımlarını yapabildiği gibi aynı kapsamda mahalli müşterek nitelikteki cemevlerinin yapım, bakım ve onarımları ile malzeme desteği sağlanmasına imkan tanınması, aynı kapsamda il özel idareleri tarafından il sınırları içinde mabetler, kültür ve tabiat varlıkları, tarihî doku ve kent tarihi bakımından önem taşıyan mekânlar ile cemevlerinin yapım, bakım ve onarımlarının yapılabilmesi ve 3194 sayılı İmar Kanununa ek madde eklenerek Alevi-Bektaşi kültürü ve erkân hizmetlerinin yürütüldüğü cemevlerine imar planlarının tanziminde planlanan beldenin veya bölgenin şartları ve ihtiyaçları göz önünde tutularak yer ayrılması ve cemevi yapılabilmesi için mülki idare amirinden izin alınmasına yönelik düzenlenme yapılması amaçlanmaktadır.

    MADDE GEREKÇELERİ

    ….

    MADDE 8 – 3194 sayılı İmar Kanununa ek madde eklenerek Alevi-Bektaşi kültürü ve erkân hizmetlerinin yürütüldüğü cemevlerine imar planlarının tanziminde planlanan beldenin veya bölgenin şartları ve ihtiyaçları göz önünde tutularak yer ayrılmakta ve cemevi yapılabilmesi için mülki idare amirinden izin alınması düzenlenmektedir.

    MADDE 15 – Büyükşehir belediyeleri gerektiğinde kamu kurum ve kuruluşlarına ait sağlık, eğitim ve kültür hizmetlerine yönelik bina ve tesisleri yapmakta ve bu bina ve tesislerin her türlü bakım ve onarımım da yapabilmekte ve gerekli malzeme desteğini sağlamaktadırlar. Aynı kapsamda Alevi-Bektaşi kültürü ve erkân hizmetlerinin yürütüldüğü cemevlerinin de büyükşehir belediyeleri tarafından gerektiğinde yapım, bakım ve onarımı ile malzeme desteği sağlanmasına imkan tanınmaktadır.

    Büyükşehir ilçe belediyeleri tarafından sağlık, eğitim ve kültür tesisi binalarının yapım, bakım ve onarımları yapıldığından aynı kapsamda cemevlerinin de yapım, bakım ve onarımlarının aynı belediyeler tarafından yapılmasına yönelik düzenleme yapılmaktadır.

    MADDE 16 – 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ve 5393 sayılı Belediye Kanununda sağlık, eğitim ve kültür hizmetleri ve mabetlere yönelik yapım, bakım ve onarımlarının belediyeler tarafından yapılabilmesine yönelik hükümler bulunmaktadır. Aynı kapsamda il özel idareleri tarafından il sınırları içinde mabetler, kültür ve tabiat varlıkları, tarihî doku ve kent tarihi bakımından önem taşıyan mekânlar ile cemevlerinin yapım, bakım ve onarımlarının yapılabilmesine yönelik hüküm konulmaktadır.

    MADDE 17 – Belediyeler tarafindan mahalli müşterek nitelikte olan okul binalarımn inşaatı, bakım ve onarımı ile kültür, tabiat varlıkları ve önemli tarihi mekanların bakım ve onarımlarını yapabilmektedir. Aynı kapsamda mahalli müşterek nitelikteki Alevi-Bektaşi kültürü ve erkân hizmetlerinin yürütüldüğü cemevlerinin de yapım, bakım ve onarımlarını belediyelerce yapılmasına imkan sağlanmaktadır.

    MADDE 18 – Belediye ve bağlı kuruluşlar tarafından eğitim kurumlarına, yurtlara, okul pansiyonlarına ve hastanelere, indirimli bedelle ya da ücretsiz olarak içme ve kullanma suyu 5393 sayılı Belediye Kanunu kapsamında verilebilmektedir. Bu kapsamda Alevi-Bektaşi kültürü ve erkân hizmetlerinin yürütüldüğü cemevlerinin içme ve kullanma suyu ihtiyaçlarının da indirimli veya ücretsiz olarak karşılanabilmesi amacıyla aynı Kanunun 15 inci maddesine “ve cemevlerine” ibaresi eklenerek düzenleme yapılmaktadır.

    MADDE 20- Alevi-Bektaşi kültürü ve erkân hizmetlerinin yürütüldüğü cemevlerinin aydınlatma giderlerinin, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununa ek madde eklenerek Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından karşılanması sağlanmaktadır.

    VERGİ USUL KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ

    MADDE 8 – 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununa aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

    “EK MADDE 10-İmar planlarının tanziminde, planlanan beldenin ve bölgenin şartları ile müstakbel ihtiyaçları göz önünde tutularak lüzumlu cemevi yerleri ayrılır.

    İl ve ilçelerde mülkî idare amirinin izni alınmak ve imar mevzuatına uygun olmak şartıyla cemevleri yapılabilir. Cemevi yeri, imar mevzuatına ayları olarak başka maksatlara tahsis edilemez.”

    MADDE 15- 10/7/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun 7 nci maddesinin birinci fıkrasına (aa) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bent ve üçüncü fikrasma (f) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bent eklenmiştir.

    “bb) Gerektiğinde cemevleri için bina ve tesisler yapmak, bu bina ve tesislerin her türlü bakımını, onarımını yapmak ve gerekli malzeme desteğini sağlamak.”

    “g) Cemevlerinin yapım, bakım ve onarımım yapmak.”

    MADDE 16 – 22/2/2005 tarihli ve 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

    “İl sınırları içinde mabetler, kültür ve tabiat varlıkları, tarihî doku ve kent tarihi bakımından önem taşıyan mekânlar ile cemevlerinin yapım, bakım ve onarımını yapabilir.”

    MADDE 17 – 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanununun 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine “inşa edebilir” ibaresinden sonra gelmek üzere , cemevlerinin yapımı, bakımı ve onarımını yapabilir” ibaresi eklenmiştir.

    MADDE 18 – 5393 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin altıncı fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “ve hastanelere” ibaresi hastanelere ve cemevlerine” şeklinde değiştirilmiştir.

    MADDE 20- 14/3/2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununa aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

    “EK MADDE 6-(1)Cemevlerinin aydınlatma giderleri Kültür ve Turizm Bakanlığının bütçesine konulacak ödenekten karşılanır.

    MADDE 22- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

    MADDE 23- Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Malatya Yeşilyurt’ta kanal suyu kesilen köylüler eyleme başladı-VİDEO

    Malatya Yeşilyurt’ta kanal suyu kesilen köylüler eyleme başladı-VİDEO

    PİRHA-Arazilerini sulayamadıklarını belirten Malatya’nın Yeşilyurt ilçesi Dilek, Topraktepe ile Sütlüce Mahallesi sakinleri sulama kapakları önünde eyleme başladı. Jandarma ekipleri eylemin sona ermesini isterken, köylüler talepleri karşılanmadan eylemi bitirmemekte kararlı.

    Malatya’nın Yeşilyurt ilçesi Topraktepe Mahallesi’nde bulunan ve arazi sulaması için yapılan ana sulama kapakları önünde bir araya gelen Dilek, Topraktepe ile Sütlüce Mahallesi sakinleri arazilerini sulayamadıkları gerekçesiyle tepkili. Mahalle sakinlerinin bulunduğu yere jandarma ekipleri sevk edilirken, bölgede tansiyonun yükseldi. Jandarma ekipleri köylülerin eylemlerini sona erdirmesini isterken, köylüler taleplerinin karşılanmadan eylemlerini bitirmeyeceklerini kaydetti.

    “SUYUMUZU İSTİYORUZ”

    Sulama sıkıntısı ile ilgili bilgi veren mahalle sakinlerinden Mehmet Kızıl; “Bu kanal 60 yıllık bir kanal. Bugüne kadar hiçbir sıkıntı çekmedik. Bu su, 5-6 mahallenin yaklaşık olarak 20 bin dönüm arazi sulamasını yapan bir kanal. Bugün gelmişler daha sulama başlamadan diyorlar ‘hiç su yok’. Arazide mahsullerimiz kuruyor, adamlar sularımızı kesiyorlar. Daha kuraklık yok, temmuz ayı gelmemiş, daha Haziran’ın başındayız. Burada dönüşümlü olarak devamlı suyun akmasını istiyoruz” dedi.

    “TENEZZÜL EDİPTE GELEN YOK”

    Başka bir mahalle sakini ise yetkilileri aradıklarını ama karşılık alamadıklarını ifade ederek; şunları kaydetti:

    “Battalgazi sulama birliği başkanlığına kadar, DSİ’ye kadar aradık. Saatlerdir burada bekliyoruz. Bize diyorlar ki, ‘DSİ binasına gelin orada konuşalım. Tenezzül edipte buraya gelmiyorlar. Buradaki sulama suyunu içme suyu diye depolamaya almışlar. Beydağı’nın neresine vurulsa oluk oluk su akıyor gidip oralardan su çıkarmıyorlar, Sulama suyunu içme suyu diye MASKİ’ye satıyorlar. Biz hakkımızı istiyoruz. Bu su hiçbir zaman kesilmeyecek. Gerekirse kanalı yıkacağız, yine de buradan ayrılmayacağız. Ödeme zamanı bir gün dahi geçtiğinde direk mahkemelik oluyoruz. Sorumluları burada görmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    PİRHA / MALATYA

  • ‘Maro rût, vergo weşan kî mara eno pers kerdene’

    ‘Maro rût, vergo weşan kî mara eno pers kerdene’

    PİRHA- Dünya’da, insan eliyle rant uğruna geri dönülmez tahribatlar oluşturulurken, Kapitalizmin artan vahşiliği canlı-cansız bütün yaşamı yok ediyor. Dağa, toprağa, suya, ağaca, kurda, kuşa niyaz olup ikrar veren bir inanç olan Aleviliğe dair Seyit Sabun Ocağı’ndan Mehmet Seyitalioğlu, “Maro rût, vergo weşan kî mara eno pers kerdene’ sözüne vurgu yaparak, Aleviliğin doğayla ilişkisini aktardı.

    Dünyanın pek çok yerinde uzun yıllardır devam eden ekolojik yıkım her geçen gün geri dönülmez tahribatlara yol açıyor. Kapitalizmin artan vahşiliği canlı-cansız bütün yaşamını hedef alıyor.

    Her ne kadar dünyada ve Türkiye’de 5 Haziran Dünya Çevre Günü mücadele ve farkındalık gününe dönüşmüş durumda.

    İstanbul’da Şırnak’a, Mersin’den Rize’ye, Muğla’dan Dersim’e orman yangınlarından ağaçların kesimine, Hidroelektrik Santrallerinden maden ve mermer ocaklarına bir bütün rant uğruna tahrip edilip, doğada geriye dönüşü mümkün olmayan yıkımlar ortaya çıkıyor.

    Türkiye’de özellikle kadınlar başta olmak üzere rant, talan ve yıkıma karşı doğasını, deresini, suyunu, ağacını, toprağını, ormanını koruyanlarda direniş ve mücadeleyi yükseltiyor.

    Bazen elinde bastonla, bazen bir ağacın üzerinde, bazen derenin başında bazen de elinde bir tırmıkla yanan ağaçları kurtarmaya çalışan yurttaşlar yılın 365 günü doğaya ve yaşama sahip çıkmaya devam ediyor.

    Alevi toplumu da her ne kadar mücadelenin ve direnişlerin merkezinde yer almasa da kutsalları olan Munzur Gözelerini, Dersim’de yakılan ormanlarını, doğanın bir parçası olan başta dağ keçileri olmak üzere yaban hayvanlarını korumak için seslerini yükselttiler.

    Alevilikte doğanın yeri oldukça önemli. Dağa, toprağa, suya, ağaca, kurda, kuşa niyaz olup ikrar veren bir inanç olan Aleviliğe dair Seyit Sabun Ocağı’ndan Mehmet Seyitalioğlu PİRHA’ya konuştu.

    Seyitalioğlu, “evrende her şey, her şeyin bilincini taşır. Ben çar anasırın bilincini, çar anasır benim bilincimi taşır. Hava, su, ateş ve toprak yalan nedir bilmez. Bu gerçeğe biz tanığız. Hava, su, ateş ve toprak Hakk’ın çocuklarıdır. Bunlar doğada nedensellik meydana getirirler” dedi.

    “DOĞADA BİLGİ OLAYIN KENDİSİNE DEĞİL, SEBEPLERİNE İLİŞKİNDİR”

    “Bütün VAR’lar çar ana sırın eseridir” diyen Seyitalioğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “İnsan; çevresinin, yaşamın ve hayatın tanığıdır. Cemreler sırayla önce havaya, sonra suya ve daha sonra toprağa düşer. Suyu içer, havayı solar ve toprağı işler ve ısıyı damıtarak var olurlar. Doğada bilgi olayın kendisine değil, sebeplerine ilişkindir. Bir hükme varılması, yani bilginin tamamı ise onun içindedir. Tohum ağaca yol açıyorsa, tohum ağacın içindedir. Ağaç tohum değildir. Yeniden tohum verecek niteliğe dönüşe bilir. Doğada hiçbir şey kendi başına var olmayacağına göre ‘şey’ yok olduğu ‘şey’in içindedir. Bu durum akılla kavrana bilinir.

    Doğa zahir-batın bağımlılığı biçiminde açıklanır. Sonuç zahirdir, zahir her zaman somuttur. Var olanları duyularımızla algılarız. Bilince taşırız. Bu durum nesnel gerçeği anlatan felsefi kavramdır. Batın ve zahir felsefede madde ne yaratıla bilinir, ne de yok edilir. Tomurcuk batın, çiçek zahir. Yumurta batın, kuş zahirdir. Sonsuz çeşitlilikten hareketle değişmezlik anlayışını yıkar.”

    ‘MARO RÛT, VERGO WEŞAN KÎ MARA ENO PERS KERDENE’

    Dersimli yaşlı teyzenin ‘Maro rût, vergo weşan kî mara eno pers kerdene’ (dağdaki aç kurt, çıplak yılan da bizden sorulur) sözünün Raya Hêqî Alevi inancının tümel düsturu olduğunun altını çizen Seyitalioğlu, “Her dönemin eren ve evliyaları yola hizmet ederken doğa ile baş başa kaldıkça ‘Doğa aklı’ ve ‘insan aklı’ nesnel süreçte önsüz olandan sonsuz olana doğa yasaları ile kendilerini ifade ederler ve yaşamın bir bütünün kutsarlar” diye konuştu.

    Diren KESER/MERSİN

  • Alevi köyü Taşpınar’a hala hizmet yok; yola toprak döküp gittiler!

    Alevi köyü Taşpınar’a hala hizmet yok; yola toprak döküp gittiler!

    PİRHA- Bursa Mustafakemalpaşa’ya bağlı 3 bin nüfusa sahip Alevi köyü Taşpınar’da yol, su ve altyapı sorunu hala devam ediyor. Bir ay önce PİRHA’nın gündeme getirdiği sorunlar Meclis’e de taşınmıştı. Geçen ay köy sakinleri Alevi oldukları için hizmet alamadıklarını belirterek, yol, su altyapı ve ulaşım sorunlarının hala devam etmesine isyan ettiler ve sorunun çözümü için çağrıda bulundular.

    Türkiye’de birçok Alevi köyüne gittiğimizde hepsinin ortak şikayeti Alevi köyü olması sebebiyle devlet tarafından hizmet alamamaları. Bunlardan biri de Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesine bağlı 3 bin nüfuslu Taşpınar Köyü.

    Ajansımız PİRHA‘nın gündeme getirdiği Taşpınar Köyü sakinleri, geçen ay hizmette yaşadıklarını ayrımcılığı anlatmıştı. Tekrar iletişime geçtiğimiz köy sakinleri var olan sorunlarına hiç bir çözüm üretilmediğini belirttiler.

    Çıkan haberler üzerine Mustafakemalpaşa Belediyesi çözümü Taşpınar Köyü’ne 2 kamyon toprak dökmekte buldu. Yol, su, altyapı ve ulaşım sorunları görmezden gelen belediye 2 kamyon toprağı köy yoluna dökerek uzaklaştı. Duruma tepki gösteren köylüler yapılanların kendilerine zulüm olduğunu belirterek ayrımcılıktan vazgeçilmesi ve bir an önce sorunlarının çözülmesi çağrısında bulundu.

    Alevi köyüne ayrımcılık iddialarını sorduğumuz belediye yetkilileri konuya dair konuşma yetkilerinin olmadığını söyleyerek, görüş belirtmeyeceklerini ifade ettiler.

    AKP’Lİ BAŞKAN YARDIMCISI HİZMETİ ELEŞTİREN TAKSİCİYİ DÖVDÜ

    Yurttaşlara hizmet götürmeyen ve çağrıları duymazdan gelen AKP’li Mustafakemalpaşa Belediyesi yine bir skandala imza attığı ortaya çıktı. Mustafakemalpaşa çarşı merkezinde taksicilik yapan bir yurttaş, yapılanları eleştirdiği için belediye binasında saldırıya uğradı.

    AKP’li Mustafakemalpaşa Belediyesi’ni sosyal medyadan eleştiren taksici esnafı Engin Duru, Belediye Başkan Yardımcısı Ercan Leblebici ve adamları tarafından darp edildiğini iddia etti. Belediye binasında dayak yiyen, kaburgası kırılan ve başından yaralanan Duru, saldırganlardan şikayetçi oldu.

    Vatandaşları belediyeye çağırarak meydan dayağı attığı ve attırdığı iddia edilen belediye başkan yardımcısı sessizliğini koruyor.

    NE OLMUŞTU?

    Tamamının Alevi olduğu Taşpınar köylüleri; yol, su altyapı ve ulaşım gibi hizmetlerinden Alevi oldukları için yararlanmadıklarını belirterek duruma tepki göstermiş, duyarlılık çağrısında bulunmuştu.

    PİRHA‘nın Nisan 2021’de ulaştığı 3000 nüfusu olan Taşpınar Köyü’ne yönelik ayrımcılık iddiaları gündeme gelerek meclise taşınmıştı. Aradan geçen süreden bu yana Taşpınar köylülerinin sorunları devam ediyor.

    PİRHA/BURSA

    İlgili haber linki…

    https://cp-test.pirhaberajansi.com/alevi-koyu-taspinara-ayrimcilik-asfalt-yok-yollar-camur-deryasi-video-262126.html/10/04/2021/

     

  • Alevi köyü Taşpınar’a ayrımcılık: Asfalt yok, yollar çamur deryası-VİDEO

    Alevi köyü Taşpınar’a ayrımcılık: Asfalt yok, yollar çamur deryası-VİDEO

    PİRHA- Bursa Mustafakemalpaşa’ya bağlı 3000 nüfusa sahip Taşpınar Köyü sakinleri Alevi olmalarından kaynaklı hizmet alamadıklarını belirterek, yol, su alt yapı ve ulaşım sorunlarının hala devam etmesine isyan etti.

    Türkiye’de birçok Alevi köyüne gittiğimizde hepsinin ortak şikayeti Alevi köyü olması sebebiyle devlet tarafından hizmet alamamaları. Bunlardan biri de Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesine bağlı 3000 nüfuslu Taşpınar Köyü.

    Ajansımız PİRHA‘nın ulaştığı Taşpınar Köyü sakinleri hizmette yaşadıklarını ayrımcılığı anlattı.

    İÇME SUYU 3 KM ÖTEDEN RİCA MİNNET İLE ALINDI

    Taşpınar köyünün tamamı Alevi ve bu nedenle hizmetlerden en son ve en az yararlanan köylerden biri. Köyün yolu yol değil, kanalizasyonu ancak 2006 yılında yapılmış, içme suyuna sahip değiller ve suyu 3 km uzaktan Söğütalan Köyü’nden rica minnet sağlamışlar. Civardaki 60 hanelik köylerde kapalı düğün salonları bile varken Taşpınar’a ne devlet ne de belediye el uzatmış. Devlet hizmetlerinden neredeyse sıfır düzeyde yararlanıyorlar.

    Taşpınar köyü Bursa iline 102, Mustafakemalpaşa ilçesine ise 17 km mesafede. Coğrafi olarak genelde dağlık bir araziye sahip. Çevresinde ormanlar var. Köyde karasal iklim hakim. Köy ekonomisi ise genelde tarım işçiliğine dayanıyor. Köylüler tarımla uğraşmanın yanında hayvancılık da yapma gayretinde.

    VERİLEN VAATLER SEÇİM SONRASINDA KARŞILIK BULMADI

    3000 nüfusu olan Taşpınar Köyü’nün seçimlerin kaderini değiştirecek 1500’e yakın seçmeni hem Mustafakemalpaşa ilçesi hem de Bursa Büyükşehir Belediyesi seçimleri için iktidar ve muhalefet partilerinin iştahını kabartır iken vaatler seçim sonrası asla karşılık bulmamış.

    Uzun yıllardır tarihinden itibaren asfaltlanmayı beklerken yanı başında Sünni yurttaşların yaşadığı 116 köyün yollarının asfaltlanması, ayrımcılık iddialarını yeniden gündeme getirdi.

    SOKAKLAR ÇAMUR DERYASI OLUŞTURUYOR

    Köylüler, bozuk yollar için yaptıkları resmi başvurulara cevap alamayınca yaşadıklarını PİRHA’ya paylaştı. Yaşananlara isyan eden köylüler Alevi olmalarından kaynaklı ayrımcılık ile karşılaştıklarını dile getirdiler.

    Asfalt çalışmalarının hiçbir şekilde gerçekleşmediği Alevi köyü Taşpınar’da yurttaşlar, tüm girişimlerinin sonuçsuz kaldığını söylüyor. Yurttaşlar, seçim zamanı oy için verilen vaatlerin başında gelen yol probleminin seçimlerden sonra ise hiçbir karşılık bulmadığını ifade ediyorlar.

    Tarım ve hayvancılık ile geçimini sağlayan köylüler çektikleri videoda köy sorunlarının bitmek bilmediğine dikkat çekiyor. Görüntülerde yağan yağmur sonrası sokakların çamur deryasına dönüştüğü gözüküyor.

    SÜNNİ KÖYLERİN YOLLARI ASFALTLANMIŞ

    Taşpınar Köyü sakinleri yarım asrı geçen süredir asfaltlanmayı bekleyen yolları köstebek yuvasına dönüştüğüne işaret ederek, çevrede Sünni yurttaşların yaşadığı bir çok köyün yollarının asfaltlandığına dikkat çekiyor.

    Ayrıca toprak yolların yağan yağmur sonrasında çamura deryasına dönüşmesi ve ulaşımın zorlaşması sonrasında köyde bulunan 240 öğrenci ise okula gitmekte büyük sorunlar yaşıyor. Duruma isyan eden aileler can güvenliğinin olmamasından kaynaklı çocuklarını okula göndermek istemediklerini kaydederek tepki gösteriyor.

    ALEVİ KÖYLÜLERE HAPİS CEZALARI YAĞMIŞTI

    Eskiden geçimini hayvancılıkla sağlayan orman köyü Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesine bağlı Taşpınar’da köylüler 50 yıl önce tarım yapmaya başladı. Köylülerin ekip biçtikleri arazilerin bir kısmı 2013 yılında 2B arazisi kapsamına girerken, bir kısmı ise girmedi. 2B kapsamına alınmayan orman arazileri köylüler tarafından işgal edildiği gerekçesiyle 2 kişi 9 ay hapse mahkum edildi. Ardından 8 köylü hakkında da işlem yapıldı. Bu 8 köylü de cezaevine girecekleri günü bekliyor. 3 bin nüfuslu köyde 2 bin 500 kişinin cezaevine girme tehdidiyle karşı karşıya olduğu bildirilmişti.

    Ersin ÖZGÜL/BURSA

     

     

    .