Etiket: şubat

  • TÜİK ve ENAG Şubat ayı enflasyon verilerini açıkladı!

    TÜİK ve ENAG Şubat ayı enflasyon verilerini açıkladı!

    PİRHA- TÜİK ve ENAG Şubat ayı enflasyon verilerini açıkladı. TÜİK enflasyonu ylık 2.96, yıllık bazda ise 31.53 olarak açıkladı. ENAG ise Şubat enflasyonunu aylık yüzde 4.01 yıllık ise 54.14 olarak hesapladı.

    Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) ise 2026 Şubat ayına ilişkin açıkladığı verilere göre enflasyon Şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 4.01 yıllık ise 54.14 olarak hesaplandı.

    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Şubat ayı enflasyon rakamlarını açıkladı. TÜİK verilerine göre Şubat ayı enflasyonu 2,96 olarak açıklanırken, yıllık bazda ise 31.53 olarak gerçekleşti.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Veli-Der: Depremde kaç öğrencinin ve öğretmenin hayatını kaybettiğini hala bilmiyoruz-VİDEO

    Veli-Der: Depremde kaç öğrencinin ve öğretmenin hayatını kaybettiğini hala bilmiyoruz-VİDEO

    PİRHA- Öğrenci Veli Derneği (Veli Der), 6 şubat depremlerine ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, “Depremden bugüne geçen yaklaşık 1 yıl süresince yapılması gerekenler açıktı. Siyasi iktidarı ve tüm kamu görevlilerini sorumluluklarının gereğini yerine getirmeye çağırıyoruz” denildi. Veli-Der ayrıca “Deprem bölgesinde ihtiyacı olduğunu belirten tüm öğrencilere karşılıksız, geri ödemesiz burs desteği verilmelidir. Okullara ulaşım için tüm öğrencilere ücretsiz servis sağlanmalıdır” dedi. 

    6 Şubat 20223’te Maraş merkezli 11 ilde meydana gelen depremin yıkımı, hala deprem bölgesinde etkisini gösterirken, eğitim alanında yaşan sorunlar da üzerinden 1 yıl geçmesine karşın çözülebilmiş değil. Öğrenci Veli Derneği (Veli Der), 6 şubat depremlerinin birinci yılı sebebiyle konuya ilişkin açıklama yaptı.

    DEPREM BÖLGESİNDEKİ VELİLERİMİZ VE ÇOCUKLARIMIZ BİRGÜN DEĞİL HERGÜN DEPREMİ YAŞIYOR

    Depremin eğitim alanındaki yıkımlarına dikkat çeken Veli Der, eğitimde eşitsizliğin ve eğitime erişim sorununun devasa olduğunu belirterek, “Hatay’da neredeyse iki derslikten biri, dersliklerin yüzde 45,4’ü kullanılamaz hâle geldi” dedi.

    Öğrenci Veli Derneği (Veli Der), açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

    “Depremin yaşandığı günden bugüne yaklaşık bir yıl geçmesine rağmen söz verilen kalıcı konutlar sözde kaldı. Çadırlarda, konteynerlerde yaşayan çocuklarımızın yanarak yaşamını kaybettiği acı gerçeği yaşıyoruz. Şehirler konteyner kente dönüşmüş durumda. Depremde kaç öğrencinin, kaç öğretmenin hayatını kaybettiğini hala bilmiyoruz. Öylesine önemsiz ki hayatlarımız, verilerde yaklaşık sayılar kullanılıyor veya hiçbir açıklama yapılmıyor. Salgında yaşadığımızı deprem sonrasında çok daha ağır ve acı bir şekilde yaşadık ve yaşamaya devam ediyoruz.

    “EĞİTİMDE EŞİTSİZLİK EĞİTİME ERİŞİM SORUNU DEVASA BOYUTA ULAŞTI”

    Başta psikolojik desteğe erişim olmak üzere eğitim ortamlarını öğrencilere ulaştırma sorumluluğu olan MEB devam zorunluluğunu kaldırarak sınıf tekrarı olmayacağını açıkladı. Yalnızca bu adım bile 6 Şubat sonrası çocukların eğitime devam etmemesinin temel nedenlerinden oldu. Okul yok, öğretmen yok, çadırdan/prefabrikten derslikler yok, devam zorunluluğu yok sonuç olarak 6 Şubat sonrası eğitim yok.
    Haziran 2023’te Hatay’da (ve Pazarcık’ta) yapılan bir ankete göre (Suna’nın Kızları) deprem öncesinde çocukların yüzde 93’ü deprem öncesinde okula devam ettiğini belirtirken deprem sonrasında okula devam edenlerin oranı yüzde 10’a gerilemişti. Yalnızca bu anket verileri, deprem bölgesinde eğitim başladı açıklamalarının gerçeğin üzerinin nasıl örtüldüğünün açık kanıtıdır. Yapılan son anketlerden Türkiye Koruma Sektörü İhtiyaç Analizi anketini cevaplayan ailelerden yüzde 21,8’i çocuklarından hiçbirinin deprem sonrasında okula gitmediğini söylüyor. Tüm çocuklarının okula gittiğini söyleyen ailelerin oranı ise yaklaşık yüzde 62 olmuştur.

    “ÇOCUKLARIMIZIN ÖRGÜN EĞİTİM DIŞINA ÇIKMASINA NEDEN OLACAK YÖNETMELİKLER HAYATA GEÇİRİLDİ”

    2023-2024 eğitim öğretim yılı başında yayınlanan yönetmelikle çocuklarımızın kamusal eğitim hakkından sorumlu olan MEB bu sorumluluğunu yerine getirmek yerine örgün eğitim dışına çıkma riski olan öğrencilerin MESEM’ lere geçebileceğini belirterek, düzenlendiği yönetmelikle de deprem bölgesindeki çocuklarımıza vaat edilen okullarını terk etmeleri ve çocuk işçiliği oldu.

    “HATAY’DA 2 DERSLİKTEN BİRİ KULLANILAMAZ DURUMDA”

    Depremler nedeniyle birçok okul yıkıldı veya hasar aldı. MEB’in yaptığı son açıklamalara göre, deprem bölgesinde 936 okul kullanılamaz hâle gelirken bu sayı derslikler için 11 bin 738’di. Depremin eğitim ortamlarına etkisinin en güçlü olduğu il gerek oransal gerekse sayısal olarak ilimiz Hatay oldu. Hatay’da neredeyse iki derslikten biri, dersliklerin yüzde 45,4’ü kullanılamaz hâle geldi.

    “ÇOCUKLARIMIZA ÜCRETSİZ ULAŞIM HAKKI SAĞLANMADI”

    Deprem bölgesindeki nüfusun büyük çoğunluğu deprem sonrası kırsal kesimlerde, şehir dışındaki konteyner kentlerde yaşıyorken ve okullara erişim en büyük sorun haline gelmişken temel çözümlerden biri tüm öğrenciler için ücretsiz ulaşımın sağlanmasıydı ancak bu konuda da adım atılmadı.
    Eğitime erişimdeki sorunlar, okullarda kaynak, internet ve elektrik altyapılarında ciddi sorunların bulunması eşitsizliği her geçen gün artırıyor.

    “SINAVLAR ÇOCUKLARIMIZIN YAŞADIĞI EŞİTSİZLİĞİ DAHA DA ARTIRIYOR”

    Deprem sonrası çocuklarımız okula, kitaba, öğretmene hiçbir şekilde erişemezken, sevdiklerini, evlerini kaybetmişken, yaralı, engelli olarak yaşamına devam etmeye çalışan çok sayıda çocuğumuz varken ülkenin her yerindeki çocuklarla eşit koşullara sahipmiş gibi merkezi sınav dayatmasıyla karşı karşıya bırakıldılar.
    Çocuklarımızın yaşadığı bu eşitsizliği görünmez kılan uygulamalar ülke genelinde 6. ve 9. sınıf öğrencileri için Türkçe ve Matematik derslerinden yapılan sınavlarla da devam ettirildi.
    Çocuklarımızın eğitime erişim ve eşitsizlik sorunu devam etmekte, ilimizde ikili eğitimin genel bir uygulama haline gelmesi ve ders saatlerinin 30 dakikaya düşürülmesinden kaynaklı çok sayıda sorun başlığı nedeniyle eşitsizlik her geçen gün daha da artmaktadır.

    “DEPREMLE UZUV KAYBI YAŞAYAN ÇOCUKLARIN İHTİYAÇLARININ KARŞILANMASI, KAMU İRADESİNİN SORUMLULUĞUDUR”

    Deprem öncesinde engeli bulunan çocukların yanı sıra depremler nedeniyle uzuv ve yeti kaybı oluşan çocuklara yönelik çalışmalar yapılmalıdır. Kaybedilen uzvun fonksiyonlarını protez ve ortezler yerine getirir ve bu uygulamalar oldukça masraflıdır. 2 Mayıs 2023’te yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı’nda ilk kez kullanılacak protez ve ortezler ve ilgili tedavi giderlerinin kamu idaresince karşılanacağı açıklandı. Ancak kararın uygulamada hayata geçmediği durumlar yaşanmaktadır. Bu ihtiyaçların karşılanması kamu idaresinin sorumluluğudur.

    “ÖZEL EĞİTİM GEREKSİNİMİ DUYAN ÇOCUKLAR DEPREMDEN EN ÇOK ETKİLENLERİN BAŞINDA GELMEKTE”

    Özel eğitim desteğine ihtiyacı olan çocuklarımızın depremden ve deprem sonrası süreçten ne ölçüde etkilendiği ve eğitime erişimleri üzerindeki etkisine ilişkin önemli bir veri ve bilgi eksikliği bulunmaktadır. Özel eğitime gereksinim duyan çocuklarımız depremin en çok etkilediği dezavantajlı çocuklarımızın başında gelmektedir.”

    VELİ-DER TALEPLERİ

    Siyasi iktidarı ve tüm kamu görevlilerini sorumluluklarının gereğini yerine getirmeye çağıran Veli Der, taleplerini sıraladı:

    *Deprem bölgesinde ihtiyacı olduğunu belirten tüm öğrencilere karşılıksız, geri ödemesiz burs desteği verilmelidir.
    *Okullara ulaşım için tüm öğrencilere ücretsiz servis sağlanmalıdır.
    *Başta nüfusun yoğunlaştığı yerleşim yerlerinde ve kırsal alanlarda tüm çocuklar için eğitim ortamları sağlanmalı, telafi programları düzenli bir takvimle hayata geçirilmelidir.
    *Her okula en az bir psikolojik danışman ve rehber öğretmen ataması yapılmalıdır.
    *Yıkılan, hasarlı okulların, dersliklerin inşasının tamamlanmalı ve yapılan hazırlıklar süreç şehrin halkı ile açık ve şeffaf bir şekilde paylaşılmalıdır.
    *Ders materyalleri, kaynak, internet, elektrik alt yapı sorunları bir an önce çözülmelidir.
    *Deprem bölgesindeki öğretmenlere, tüm eğitim emekçilerine düzenli olarak her ay ekonomik destek sağlanmalıdır.
    *Tüm öğrencilere, öğretmenlere, velilere düzenli psikolojik destek sağlanmalıdır.
    *Örgün eğitim, okul dışına çıkan çocuklarımızın okullara geri dönüşü sağlanmalıdır.
    *Tüm çocuklarımıza ve eğitim emekçilerine ücretsiz okul yemeği ve ücretsiz temiz su sağlanmalıdır.
    *Çocuklarımızın eğitimde yaşadıkları eşitsizliğin etkileri uzun yıllar sürecektir. Okul kayıtlarında adrese dayalı kayıt uygulamasına son verilmeli, çocuklarımıza liseye geçişlerinde merkezi sınavdan muaf hakkı verilmeli, istedikleri okul türünde eğitim görmeleri sağlanmalı, üniversiteye geçişte de en az 5 yıl ek kontenjan hakkı verilmelidir.
    *2022-23 eğitim-öğretim yılında devam zorunluluğunun olmaması, sınıf tekrarının zorlaştırılması ve bir sonraki sınıfa otomatik kayıt gibi nedenler deprem sonrasında eğitim dışına çıkan çocuk sayısı belirsizliğini korumaktadır. Bu nedenle, 2023-24 eğitim-öğretim yılında, özellikle deprem bölgesindeki ve deprem bölgesinden göç etmiş çocukların devamsızlık kayıtları yakından izlenmeli düzenli olarak her ay bu sayılar, veriler kamuoyu ile ilçe ilçe, okul-okul paylaşılmalıdır.
    *2 Mayıs 2023’te yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı uygulanmalı, ilk kez kullanılacak protez ve ortezler ve ilgili tedavi giderleri kamu idaresi tarafından karşılanmalıdır.
    * Hatay’da deprem bölgesindeki güncel özel eğitim ihtiyacı bulunan çocuk sayısı tespit edilmeli, kamuoyuna, Hatay halkına açıklanmalı, özel eğitim gereksinimi olan çocukların cihaz, eğitim materyali ihtiyaçları kamu idaresi tarafından karşılanmalı, eğitime, eğitim kurumlarına erişim olanakları sağlanmalıdır.
    * Kırsal kesimlerde, köylerde nüfus artışına yönelik araştırmalar yapılmalı, güncel nüfus verileri açıklanmalı, gerekli köy okullarına yeni öğretmen ataması yapılmalı, taşımalı eğitimle eğitimin sürdüğü köylere ücretsiz servis araçları sağlanmalı, düzenli gezici psikolojik danışman ve rehberler planlı ve sürdürülebilir bir şekilde görevlendirilmeli ve destek hizmetleri sunulmalıdır.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Şubat ayında 24 kadın katledildi

    Şubat ayında 24 kadın katledildi

    JİNNEWS’in derlediği verilere göre, Şubat ayında 24 kadın katledildi.
    JİNNEWS’in derlediği Şubat ayı şiddet çetelesine göre, 24 kadın en yakınları tarafından katledildi. Bir kadının faili bulunmazken, 5 kadın şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi.
    4 kadın erkekler tarafından ağır yaralanırken, 16 kadın şiddet ve tacize maruz kaldı. 5 çocuk şiddete maruz bırakıldı, 2 çocuk ise katledildi. 2 çocuk şüpheli şekilde yaşamını yitirirken, 1 çocuk cinsel istismara maruz bırakıldı.
    Mahkemeler ise bu ay içerisinde 5 sanığa “iyi hal” indirimi uyguladı.

    (HABER MERKEZİ) 

  • İHD Ankara Şubesi: Hasta mahpusların acilen infazları durdurulmalıdır

    İHD Ankara Şubesi: Hasta mahpusların acilen infazları durdurulmalıdır

    PİRHA-İHD Ankara Şube, İç Anadolu Bölgesi Hapishaneleri 2020 Ocak, Şubat Mart ayı hak ihlalleri izleme raporunu açıkladı. “Hapishanelerde (en az) 590’ı ağır olmak üzere (en az) 1.564 hasta mahpus bulunmaktadır” denilen raporda, hasta mahpusların da acilen infazlarının durdurulması istendi. 

    İHD Ankara Şube, İç Anadolu Bölgesi Hapishaneleri 2020 Ocak, Şubat Mart ayı hak ihlalleri izleme raporunu açıkladı.

    Raporda, 2020 yılı Ocak-Şubat-Mart aylarında İç Anadolu Bölgesi’ndeki cezaevlerinde başta sağlık hakkı olmak üzere sorunlar giderilmemiş, mahpusların “insanca yaşam” koşulları sağlanamamış, mahpuslar şiddete uğramış, iletişim haklarından mahrum bırakılmıştır” denildi.

    İHD Ankara Şube Hapishaneler Komisyonu’na başvurular, avukat ziyaretleri, mahpusların yolladığı mektuplar, mahpus-aile görüşmelerinin aktarılması sonucunda derlenen bilgiler ışığında hazırlanan raporda şunlar kaydedildi:

    “2020 Ocak-Şubat ve Mart aylarında İç Anadolu Bölge Hapishaneleri için 33 kişi İHD’ye başvurmuştur. Bunlarla ilgili olarak gerekli olan kamu kurumlarına yazıları yazılmıştır.

    COVİD-19 SALGINI VE HAPİSHANELERDE ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER

    Hapishaneler mahpusların bir arada ve kalabalık koğuşlarda yaşadıkları göz önüne alındığında hijyenin sağlanmasının, kişisel koruyucu tedbir uygulamasının neredeyse imkansız olduğu söylenebilir. Yoğunluğun ve hapishanelerdeki hareketliliğin de göz önüne alındığında salgın hastalığın ne kadar hızlı yayılabileceği aşikardır. Ancak ailelerden ve mahpuslardan gelen bilgilere göre hapishanelerde gereken önlemlerin alınmadığı anlaşılmaktadır.

    Türkiye’de toplam 355 Ceza evinde 294.000 bin tutuklu ve hükümlü bulunmaktadır. Bunların yaklaşık 11.000’i kadın mahpustur, 3.100 civarında çocuk cezaevlerinde tutulmakta ve 784 bebek anneleriyle birlikte cezaevlerinde tutulmaktadır.

    31 Mart 2020 tarihinde açıklanan İHD’nin belirlemelerine göre, hapishanelerde (en az) 590’ı ağır olmak üzere (en az) 1.564 hasta mahpus bulunmaktadır.

    İç Anadolu Bölge Hapishanelerinde İHD’ye ulaşan başvuru ve bilgilere göre 228 hasta mahpus bulunmaktadır. Bunların 79’i ağır hasta mahpustur.

    Dünya Tabipler Birliği Lizbon Hasta Hakları Bildirgesi’ne göre (1981): 1.a. Her insan ayrımcılık yapılmaksızın yeterli tıbbi bakım görme hakkına sahiptir.

    Dünya Tabipler Birliği Tokyo Bildirge’ne göre 4. Hekim, tıbbi açıdan sorumlu olduğu kişinin bakımıyla ilgili bir karar verirken klinik yönden bütünüyle bağımsız olmalıdır. Hekimin temel görevi, izlediği kişilerin sıkıntılarını azaltmaktır; kişisel, toplumsal ya da politik hiçbir güdü, bu yüce amaçtan daha üstün sayılmayacaktır.

    Türk Tabipler Birliği, Aralık 1994’te konuyla ilgili yayınladığı bildirgede kelepçelerin açtırılmasını ‘hekimin görevi’ olarak nitelendirmektedir.

    Avrupa İşkencenin ve İnsanlık-dışı veya Onur Kırıcı Ceza veya Muamelenin Önlenmesi Komitesi (CPT) Genel Raporunda da kelepçeli olarak tedavinin uygun olmadığı vurgulanmaktadır.

    Büyük bir sorun olan ve kamuoyunun vicdanını kanatan hasta mahpusların yaşamış oldukları sorunlar çözüm üretilmeden ortada durmaktadır. Teşhis ve tedavisi yapılmadan adeta işkence çektirilen, hapishanede hayatını kaybeden ya da ölümüne ramak kala bırakılıp kısa sürede hayatını kaybeden insanların olduğu bir toplum, adalete olan inancını da kaybeder. Türkiye hapishanelerinde bulunan hasta mahpusların acil ve kalıcı tedavileri yapılmalı, hapishane koşullarında tedavisi yapılamayan/yapılmayan hasta mahpusların da acilen infazları durdurulmalıdır.

    PİRHA/ANKARA

  • Hızır Orucu Şubat’ın ikinci haftası başlıyor

    Hızır Orucu Şubat’ın ikinci haftası başlıyor

    PİRHA – Alevi inancında önemli bir yeri olan Hızır ayı başladı. Aleviler bu yıl Hızır orucunu Şubat’ın ikinci haftası başlayacak. 

    Şubat ayı Aleviler için kutsal kabul edilen Hızır ayıdır. Bu ayda oruçlar tutulur, cemler bağlanır, kurbanlar tığlanır. Ayrıca zorlu kış günlerinin geride kalması anlamına da gelen bu ayda lokmalar dağıtılır, ziyaretler ve türbeler ziyaret edilerek iyi dileklerde bulunulur. Hızır Aleviler için bir kurtarıcıyı temsil eder.

    Hızır günlerinde pirler talipleriyle buluşur, cem erkanları kurulur. Hızır orucu tarihleri Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde değişiklikler gösterse de Ocak ayının sonlarından itibaren başlar. Hızır oruçları bu yıl Şubat’ın ikinci haftasında perşembe günü tutulmaya başlayacak.

    Oruçlar bazı yörelerde 7 gün tutulur. Dersim yöresinde köy köy, aşiret aşiret değişkenlik göstererek 4 farklı haftaya yayılır. Bu tamamen coğrafi şartlar ve pirlerin talipleriyle buluşabilmesiyle ilgili bir durumdur. Hızır orucu gece yarısından itibaren başlar ve akşam gün batımına kadar devam eder. Hızır oruçlarıyla beraber sadece bir yıl geride kalmaz, aynı zamanda bütün canlılar açısından oldukça zorlu geçen kış şartları da yavaş yavaş sona ermeye başlar. (HABER MERKEZİ)