Etiket: şube sekreteri

  • ‘İran’da çözüm ne emperyalist müdahale ne İran molla rejimidir. Çözüm halkların ortak mücadelesidir!’-VİDEO

    ‘İran’da çözüm ne emperyalist müdahale ne İran molla rejimidir. Çözüm halkların ortak mücadelesidir!’-VİDEO

    PİRHA- ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına dair konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Antalya Şube Sekreteri Atakan Eren, “Ne Amerika emperyalizmi, ne İsrail Siyonizm’i, ne de İran’daki molla rejiminin bölge insanına, dünya halklarına verebileceği hiçbir şey yoktur. Özgürlük, demokrasi, barış bunlar için sadece birer söylemden ibarettir. Bunu başaracak olan bölgenin halklarıdır” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Antalya Şube Sekreteri Atakan Eren, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Eren, savaşa dair denklemlerin çok fazla olduğunu, bu denklemin içerisinde sadece Amerika, İsrail, İran, Katar ve Irak’ın olmadığını, bu denklemin içinde Çin, Rusya, Kore ve Pakistan’ında olduğunu söyledi.

    “ABD VE İSRAİLİN İRAN’A YÖNELİK MÜDAHALESİ BEKLENİYORDU”

    Emperyalist blok ve siyonist İsrail’in Ortadoğu’ya demokrasi ve özgürlük getirmesi gibi bir hayalin mümkün olmadığını belirten Eren, “Böyle bir gerçekliğin olmadığını bunu örnekleriyle Suriye’de, Irak’ta, daha önce Libya’da, birçok yerde gördük. O açıdan savaşın karakteristik özelliği daha çok bir petrol enerji ve tahakküm savaşı olarak şekilleniyor. Bu noktada bizim için çok şaşırtıcı bir hamle ve müdahale olmadı” dedi.

    “ABD VE İSRAİL’İN AMACI SAVAŞI İRAN’DAN SONRA DİĞER ÜLKELERE SIÇRATMAK”

    Savaşın nereye evirileceği, nasıl bir sürece gireceği konusunda birçok tahminin var olduğunu ifade eden Eren, “ABD ve İsrail bu noktada kara harekâtı da düşünüyor. Tabii ki İran’a bir kara harekâtı bir Suriye’deki, bir Irak’taki gibi olmayacaktır. İran’daki köklü devlet geleneği ve farklı toplumsal katmanlar açısından bu sıkıntılı bir süreç. Çünkü İran’da yoğun bir Şii nüfusu var. Bu noktada Amerika’yı ve İsrail’i oldukça zorlayan bir hareket olur ve Ortadoğu’da yeni bir cehennem yaratılır. Ve bu cehennemin yansımaları da hem Türkiye’ye hem de diğer komşu ülkelere sıçraması kaçınılmaz bir durumdur” diye belirtti.

    ABD VE İSRAİL’İN İRAN’A YÖNELİK HESABI TUTMADI”

    ABD ve İsrail’in İran’a ilk başta çok kısa süren bir saldırı olarak hesaplanmıştı ancak planı tutmadığını belirten Eren, Trump’ın Amerikan tarihindeki gerçeklikten uzak başkanlardan birisi olduğunu, Amerikan kamuoyundan da çok fazla tepki çektiğini ifade etti.

    “TRUMP ‘IN İRANA YÖNELİK BARIŞ SÖYLEMİ SADECE DÜŞEN BORSAYA YÜKSELEN PETROL FiYATLARINA MÜDAHALEDİR”

    Trump’ın İran’a yönelik barış söylemlerinin borsaya yükselen petrol fiyatlarını düşürmek için yaptığına dikkat çeken Eren, “Bir biçimi ile kara savaşına hazırlanmak için zaman kazanma yönünde. Yoksa Amerikan emperyalizminin zaten böyle bir niyeti olduğunu düşünmüyoruz. Ki İran için teklif ettiği şartlar da zaten uygulanabilir şartlar değil” diye ifade etti.

    “KÜBA İLE DAYANIŞMALIYIZ”

    ABD’nin pervasızlığını her yerde uygulamaya çalıştığını belirten Eren, “Venezuela’da bir devlet başkanını kaçırdı. Ardından İran savaşını başlattı ve şu anda da Küba’ya tehditler savuruyor. Şu anda Küba’da yaklaşık bir aydan fazla zamandır çok yoğun bir şekilde bir enerji sıkıntısı yaşanıyor. Bu da abluka ile ilgili” dedi.

    Hem tarım alanında hem günlük hayat işleyişinde hem de sağlık alanında ve Küba’nın acil desteğe ihtiyaç olduğunu vurgulayan Eren, “ Küba’nın bir Suriye bir Irak olmaması için bu noktada Küba’ya destek vermek gerekiyor. Burada bize düşen görev, sadece İran halkı ile değil, şu anda saldırıya uğramayan ama abluka altında olan Küba halkıyla da dayanışmayı yükseltmektir. Onlara gerekli yardımları yapmak, kamuoyunda Küba halkının sesi olmak zorundayız” şeklinde ifade etti.

    “EMPERYALİZMİN ÖZGÜRTLÜK DEMOKRASİ VE BARIŞ SÖYLEMİ SAHTE BİR SÖYLEM”

    İran’da yaşayan halkların kendi kaderlerini tayin etme gücüne sahip olduklarının altını çizen Eren, konuşmasının devamında şunları belirtti:

    “İran’da İran’ın kaderini tayin edecek olan İran halkıdır. İran’ın da yaşayan Farslar, Azerbaycan Türkleri, Kürtler, Beluç’lar ve Yâresân Alevileridir. Bu noktada bize düşen görev de bu halkların kendi kaderini tayin etmeleri noktasında onlara destek vermektir. Ne Amerika emperyalizmi ne İsrail Siyonizm’i ne de İran’daki molla rejiminin bölgeye, bölge insanına, dünya halklarına verebileceği hiçbir şey yoktur. Özgürlük, demokrasi, barış bunlar için sadece birer söylemden ibarettir. Bunu başaracak olan bölgenin halklarıdır.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Kemal Çiçek: Devlet adım atmalı, genel af ve tahliyeler şart!-VİDEO

    Kemal Çiçek: Devlet adım atmalı, genel af ve tahliyeler şart!-VİDEO

    PİRHA- PİRHA’ya konuşan Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Şube Sekreteri Kemal Çiçek, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde devletin somut adımlar atması gerektiğini belirterek, “Genel affın çıkartılması ve siyasi tutsakların bırakılması gerekiyor” dedi.

    PKK lideri Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat’ta yaptığı çağrının ardından başlayan ve örgütün kendini feshetmesi ile silah bırakma sürecine girmesi sonrası hız kazanan Barış ve Demokratik Toplum Süreci tartışılmaya devam ediyor. Süreç kapsamında siyasi partilerin oluşturduğu komisyonların çalışmaları ve İmralı görüşmeleri gündemdeki yerini korurken, Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Şube Sekreteri Kemal Çiçek de sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Şube Sekreteri Kemal Çiçek, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    Türkiye’nin 40 yıl bir savaş süreci yaşadığını belirten Çiçek, “Bununla ilgili geçen seneden beri özellikle Kürt hareketi ile devlet arasında bazı görüşmeler oldu. Bu görüşmeler genelde Abdullah Öcalan’ın İmralı Cezaevi süreci içerisinde gerçekleşti” diye belirtti.

    Suriye’de ve Ortadoğu’daki yaşanan süreçleri pratik olarak gördükten sonra barış sürecinin başlatılmış olmasının çok önemli olduğunu vurgulayan Çiçek, “Türkiye’nin iş birliği elbette ki hepimiz açısından önemli. Bundan dolayı en son partiler görüşmesi ile bir rapor hazırlandı. Bu raporun içeriğine baktığımızda Kürt sorunu ile ilgili hiçbir ibare yok. Sadece işte silahları bırakın, teslim olun, üzerinden yürütüldü” şeklinde ifade etti.

    “BİR BARIŞ SAĞLANACAKSA DEVLETİN GEREKLİ YASAL ADIMLARI ATMASI GEREKİYOR”

    Kamuoyunda ve basına yansımalarını da böyle okuduklarını belirten Çiçek, “Var olan gerçeği de böyle. PKK’nın yaptığı açıklamalarda biz kendi üzerimize düşeni yaptık. Silahları bıraktık. Bundan sonraki süreç devletin atacağı adımlarda. Evet, eğer gerçek anlamda bir barış sağlanacaksa bir genel affın çıkartılması siyasi tutsakların bırakılması gerekiyor” ifadelerine yer verdi.

    “SELAHATTİN DEMİRTAŞ VE SİYASİ MAHPUSLAR BİR AN ÖNCE SERBEST BIRAKILMALIDIR”

    Cezaevlerinde Selahattin Demirtaş’la birlikte binlerce siyasi mahpusun bulunduğuna dikkat çeken Çiçek, “Bununla ilgili adımın atılması lazım. Selahattin Demirtaş ve siyasi mahpuslar bir an önce serbest bırakılmalı. Bu adım atılmadığında iç barışı sağlayamayız” dedi.

    Bu ülkenin bir Kürt sorunu olduğunu belirten Çiçek, “Ben Kürt sorununu kabul ediyorum. Bu sorun var ama bu sorun sadece Kürtlerden kaynaklanan bir sorun değil, devletin yıllardan beri inkarıyla ortaya çıkmış bir sorun” dedi.

    “BU ÜLKEDE BARIŞIN SAĞLANACAĞINA İNANIYORUM”

    Eğer ülkede tam anlamıyla bir barış gerçekleşecekse yasal süreçlerin derhal başlatılması gerektiğinin altını çizen Çiçek, “Elbette ki biz Aleviler olarak da her zaman olduğu gibi barıştan, kardeşlikten eşitlikten yanayız. Umarım gerekli adımlar atılır. Hasret kaldığımız o barışı bu coğrafyada hepimiz birlikte yaşarız. Hepimiz adına da iyi şeyler olacağına inancımı belirtmek istiyorum” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • PSAKD Altınova Şube Bşk.Yrd. Karadağ: Cemevleri kültürel tesis değil, ibadethanedir!-VİDEO

    PSAKD Altınova Şube Bşk.Yrd. Karadağ: Cemevleri kültürel tesis değil, ibadethanedir!-VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Altınova Şube Başkan Yardımcısı Abdurrahman Karadağ, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın cemevlerini “kültürel tesis” olarak tanımlamasına tepki gösterdi. Karahan, “Cemevleri Alevilerin ibadethanesidir. Kültürevi de deseniz, sosyal faaliyet alanı da deseniz, Alevilik inancını kabul etmeseniz de biz bu inancın mensuplarıyız. İnancımızı ve haklarımızı sonuna kadar savunmaya devam edeceğiz” dedi.

    Bakanlığın 22 Ocak’ta yayımladığı “Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği” değişikliğiyle birlikte cemevleri, imar mevzuatında “Kültürel Tesis Alanı” olarak tanımlandı. Düzenlemeye Alevi kamuoyundan tepkiler sürüyor.

    PSAKD Altınova Şube Başkan Yardımcısı Abdurrahman Karadağ, yönetmeliğe ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

    “CEMEVLERİ BİZİM İBADETHANELERİMİZDİR”

    Bakanlığın tanımını kabul etmediklerini belirten Karadağ, “Siz cemevlerine kültürevi de deseniz, sosyal faaliyet alanı da deseniz, biz Aleviyiz. Cemevleri bizim ibadethanelerimizdir” ifadelerini kullandı.

    Hükümetin Aleviliği tanımamasına rağmen Alevilerin bu inancın mensubu olduğunu vurgulayan Karadağ, “Hükümet olarak Aleviliği kabul etmeseniz de biz bu inancın mensuplarıyız. İnancımızı sonuna kadar yaşamaya ve savunmaya devam edeceğiz” dedi.

    Aleviliğin yalnızca bir kültür değil, bir inanç olduğunun altını çizen Karadağ, “Biz sadece bir kültür değiliz aynı zamanda bir inancız. Bizi tanımlamayın, bizi tanıyın. Bizi tanımlamak kimsenin haddi değildir. Biz kimseyi tanımlamadığımız gibi, bizim dışımızda kimse de bizi tanımlayamaz” diye konuştu.

    Karadağ, bir Alevi olarak inancını ve kültürünü çocuklarına aktarmakla yükümlü olduğunu belirterek, bunun asli bir sorumluluk olduğunu ifade etti.

    “ALEVİ BEKTAŞİ KÜLTÜR VE CEMEVİ BAŞKANLIĞINI SAMİMİ BULMUYORUZ”

    Hükümetin Aleviliği kültürel bir çerçeveye indirgediğini savunan Karadağ, bu yaklaşımın Aleviliği inanç olarak tanımadığının göstergesi olduğunu söyledi. Mücadelelerini sürdüreceklerini vurgulayan Karadağ, hükümet tarafından kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kabul etmediklerini belirterek, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarına rağmen Alevi çocuklarının zorunlu din derslerinden muaf tutulması ve cemevlerine statü verilmesi konusunda somut adım atılmadığını dile getirdi.

    “Soruyoruz; Aleviler için ne yaptınız? Hangi faaliyetlerde bulundunuz?” diyen Karadağ, Suriye’de Alevilere yönelik katliamlara ilişkin de herhangi bir açıklama yapılmadığını savundu.

    Başkanlığın yalnızca isimden ibaret olduğunu ileri süren Karadağ, “Sizleri samimi bulmuyoruz. Bırakın biz kendi kimliğimizi, öz benliğimizi ve inancımızı yaşayalım. Sizden ne maaş ne de bağış istiyoruz. Gölge etmeyin yeter” ifadelerini kullandı.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Eren: Suriye’deki katliamın benzerini Maraş’ta yaşadık!-VİDEO

    Eren: Suriye’deki katliamın benzerini Maraş’ta yaşadık!-VİDEO

    PİRHA- Suriye’de yaşanan katliam provalarına bakıldığında Maraş katliamına benzer birçok noktası olduğunu belirten PSAKD Antalya Şube Sekreteri Atakan Eren, “Suriye adeta pimi çekilmiş bir bomba gibi. Buna karşın Alevi kurumları BM ve iktidarı bu konuda adım atmaya yol açacak bir yol bulmalı” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Antalya Şube Sekreteri Atakan İnce, Alevilere yönelik katliama dair PİRHA’ya konuştu. Atakan Eren, Alevilerin Suriye’deki katliamlar için, Birleşmiş Milletler nezdinde girişimlerde bulunması gerektğini belirtti.

    “SURİYE’DE KATLİAM TEHLİKESİ HİÇBİR ZAMAN ORTADAN KALKMIŞ DEĞİL”

    Uluslararası raporlarda, 1.700’ün üzerinde insanın, katledildiği bir Suriye gerçekliği ile karşı karşıya olduklarını belirten Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri Antalya Şube Sekreteri Atakan Eren, Suriye’de katliam tehlikesinin ortadan kalkmadığına işaret etti.

    “SÜRİYE’DE YAPILAN KATLİAMIN NEDENLERİNE BAKILDIĞINDA MARAŞ KATLİAMIYLA BENZERLİKLERİ ÇOK ÖRTÜŞÜYOR

    Suriye’deki katliamın benzerinin Maraş’ta yaşadıklarını hatırlatan Eren, “Suriye adeta pimi çekilmiş bir bomba gibi. Özellikle de azınlıklar için çok tehlikeli bir boyutta gelişiyor ve burada da en savunmasız, en örgütsüz, en desteksiz olan kesim ise Alevilerdir” dedi.

    “ALEVİLER SURİYEDE HİÇBİR ZAMAN AYRI BİR STATÜYE SAHİP OLMADILAR”

    Esad rejimi devrildikten sonra Alevilerin tüm silahlarını devlete teslim ettiğini aktaran Eren, “Zaten örgütlü bir yapılar yok. Örgütlü bir yapı olmalarına Esad döneminde de izin verilmemişti. Toplumda Alevilerin Esad yönetiminde çok yoğun olarak yer aldığı kanısı var. Suriye’yi yönettiği gibi böyle bir şey söz konusu değil. Alevi toplumu Suriye’nin gerçekten ekonomik açıdan en dipte olan topluluklarından birisi. Ekonomik bir güçleri yok. Birçok bölgede parça parça yaşıyorlar. Güvenlik endişeleri çok fazla. Doğal alarakta yaşananlara karşı bir tepkiyi örgütlemek de onlar için çok zor” diye belirtti.

    “HTŞ VE BAĞLI SELEFİ GRUPLARIN AMACI ALEVİLERİ ORTADAN KALDIRMAK”

    Bugün Suriye’de iktidarda olan HTŞ ve onu destekleyen gruplar açısından Alevilerin yok edilmesi, ortadan kaldırılması gereken bir topluluk olarak görüldüğünün altını çizen Eren, “Alevilerin bu federasyon istekleri de onlar için bir ihanet anlamına geliyor ve federasyon isteği üzerinden de Alevileri tehdit ediyorlar. Özellikle Suriye Alevi toplumunun dışarıdan bir desteğe ihtiyacı var. Bir kamuoyu yaratılması ihtiyacı var. Bu noktada Alevi Bektaşi Federasyonu’ndan, diğer Alevi derneklerine kadar çok büyük sorumluluk düşüyor. Kamuoyunun oluşturulması için yoğun bir çaba harcanması gerekiyor. Suriye’de Alevilerin sesini duyurmak gerekiyor. Yoksa yeni bir katliamla karşı karşıya kalabilirler hiçbir can güvenlikleri yok” şeklinde konuştu.

    “SURİYEDE İNSANLARIN HİÇBİR CAN GÜVENLİKLERİ YOK”

    Suriye’de Alevilerin çok ciddi kaygıları olduğunu Alevi kurumlarının bunu Dışişleri Bakanlığına ilettiklerini belirten Eren, şunları ifade etti:

    “Doğal olarak bu ülkede yaşıyoruz. Kaygılarımızı bu ülkenin Dışişleri Bakanına iletiyoruz. Bu ülkenin Dışişleri Bakanı’nın da bu kaygılara cevap vermesi yanıtlaması gerekiyor. Sürecin neden bu kadar uzadığı konusunda bir bilgi yok.

    Bugün bu ülkeden ya da başka bir ülkeden çıkıp Suriye’ye bir heyet olarak gitmek için belli koşulların oluşması gerekiyor. Yani en azından ya Birleşmiş Milletler’den ya da Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Dışişleri Bakanlığı’ndan bir desteğin gelmesi gerekiyor ki siz oraya gönderebilesiniz. Yoksa Suriye bugün zaten güvenli bir bölge değil. Ne Şam ne Humus ne de Halep’te insanların can hiçbir can güvenlikleri yok.

    Ne Alevilerin ne Sünnilerin ne Hristiyanların ne de dışarıdan oraya haber yapmaya giden gazetecilerin ya da diğer kurumların bir güvenliği yok. Ama bununla ilgili farklı yöntemler geliştirmek gerekir. Federasyonumuzun ve diğer büyük Alevi örgütlerin bu noktada olaya müdahil olması, bir kamuoyu oluşturması, Birleşmiş Milletler nezdinde girişimlerde bulunması gerekiyor.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Can: Dersim, ocakların merkezi olduğu için cami yapılmak isteniyor!-VİDEO

    Can: Dersim, ocakların merkezi olduğu için cami yapılmak isteniyor!-VİDEO

    PİRHA- Dersim’in Nazımiye ilçesine bağlı Hakis köyüne İlçe Müftülüğü tarafından cami yapılmak istenmesine tepki gösteren Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, Alevilerin yaşadığı köye cami yapılmak istenmesinin tesadüf olmadığını belirterek, ” 442 sayılı köy kanununa dayandırarak, Alevileri İç Anadolu bölgesinde olduğu gibi Sünnileştirmek istiyorlar. Bizler buna karşı uyanık olup, mücadelemizi büyütmeliyiz” dedi.

    Dersim’in Nazımiye ilçesine bağlı Alevi köyü Hakis’te (Büyükyurt) İlçe Müftülüğü tarafından cami yapılmak istenmesine yönelik tepkiler sürüyor.

    “ALEVİLERE YÖNELİK ASİMİSAYON POLİTİKASI OSMANLIDAN BUGÜNE GELEN BİR DEVLET POLİTİKASI”

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şubesi Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, yapılmak istenenin Alevileri dönük yüzyıllardır sürdürülen asimilasyon politikasının bir devamı olduğunu ifade etti.

    1924 yılında çıkarılan ve hala yürürlükte olan 442 sayılı köy kanununu hatırlatan Zeynel Can, “Zaman zaman sönümlenir, zaman zaman çok öne çıkar ama devletin kaydında Alevi köylerini cami yapmak asimilasyonun bir parçası olarak her zaman vardır. Her köye bir cami köy kanununda özellikle belirtilmiştir ve köy ortak alanları belirlenirken de bir cami yeri belirlenir” diye belirtti.

    “TÜRKİYEDE LAİKLİK SADECE KAĞIT ÜZERİNDE!”

    Devletin laik, demokratik, sosyal hukuk devleti olduğu anayasada belirtilmesine karşın sadece kâğıt üzerinde olduğunu, yaşamda karşılığı olmadığını vurgulayan Can, “Burası bir Hristiyan köyü müdür? Bir Alevi köyü müdür? Şu inançtan mıdır? Bu inançtan mıdır? diye bakılmaksızın ille bir cami yapılması kanunen zaten zorunluluktur. Bu anlamıyla Türkiye’deki laikliğin de aynı zamanda sorgulanması açısından önemli bir örnektir” dedi.

    “DERSİM OCAKLARIN MERKEZİ OLMASINDAN DOLAYI CAMİ YAPILMAK İSTENİYOR”

    Dersim’in Aleviler açısından özel bir bölge ve ocak sisteminin hüküm sürdüğü bir alan olması nedeniyle hedef seçildiğini dile getiren Can, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Dersim’in aynı zamanda ocakların merkezi Aleviler açısından kutsal sayılan yer olması, birçok ulunun, erenin kutsal sayılan  mekanların, türbelerin, dergahların bulunmasının yanı sıra ocak mensuplarının da o topraklarda hayat sürmüş olması ve oradan dağılarak Türkiye’nin dört bir tarafına hizmet vermiş olmaları orayı hedef haline getirmiştir.

    Hakis köyü önemli Alevi köylerinden biri. Cem’in cemaatin hala yoğun bir şekilde yaşandığı bir yer olmasından dolayı böyle bir yerin hedef seçilmesi çok tesadüfi değil.

    Bir tane Sünni’nin bile yaşamadığı bir yere özellikle ihtiyacın çok çok ötesinde simgesel bir anlam taşıyan bir camiyi yaptırmak açıktan ‘Siz Sünni olmasanız da biz buraya yapıyoruz’ dayatmasından başka birşey değildir. Peki bundan murat edilen nedir? Murat edilen şudur: Ya biz bir yapalım, bir imam bir müezzin atayalım. Müezzin de işte beş vakit ezanı okur. O, onu yavaş yavaş bir kişi, iki kişi, üç kişi, beş kişi derken zamanla dönüştürürüz. Ki bunun özellikle İç Anadolu bölgesinde sayısız örnekleri vardır. Bir tane Sünni vatandaşın olmadığı yerlerin şimdi tamamen Sünnileşmiş olduğunu görüyoruz.”

    “HARİS KÖYÜNE CAMİ YAPILMASINA HEP BİRLİKTE KARŞI ÇIKMALIYIZ”

    Zeynel Can, Haris köyüne cami yapılması ile ilgili Alevi kurumları olarak yeterli tepkiyi veremediklerinin altını çizerek, “Kamuoyunda, medyada, basında bu olayın gerçekleştiği yerde ses getirecek birtakım etkinlikler, yasal, demokratik eylemler yapmak ve bunları durdurmak gerekir diye düşünüyorum. ‘Durdurmak’ Çünkü, ihtiyaç olan bir şey değil, talep edilen bir şey değil. Ama buna rağmen zora dayalı bir şey yapılıyor. Bu doğru değil” diyerek tepki gösterdi.

    Devletin gücüyle devletin imkanlarından nemalanmak isteyen bazı Alevilerin faaliyette olduğunu da sözlerine ekleyen Zeynel Can, konuşmasının devamında şunları kaydetti:

    “Bu kadar cemevi tamamen devlete bağlı bir paralel Alevi Diyaneti oluşturma siyasetini güderek yapıyorlar. İşin içine Diyaneti dahil etmeden Alevi Diyaneti’ne tekabül edecek bir yapı oluşturulmaya çalışılıyor. Bu çabalar beyhude çabalar. Bizlerin de bu çabalara karşı onu boşa çıkarma, teşhir etme ve bu anlamda insanları ikaz etme, uyarma anlamında daha aktif olmamız gerekiyor.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

    İLGİLİ HABERLER

    -Cami değil su istiyoruz: Dersim’in Hakis köyünde özel mülkiyete cami dayatması -VİDEO
    -İzmir Dersim Derneği’nden tepki: Hakis’te cami açmak kültürel gaspın adıdır!
    DAD, cami yapılmak istenen Hakis köyünü ziyaret etti!
    -Hakis’te cami ısrarı: Köyde Sünni yok, halk cami istemiyor!
    -Yüksel Mutlu’dan Hakis’te cami ısrarına tepki: Halkın iradesini yok saymak asimilasyonun devamıdır

     

     

  • Can: İmamoğlu’nun tutuklanması erken seçimi kaçınılmaz hale getirmiştir-VİDEO

    Can: İmamoğlu’nun tutuklanması erken seçimi kaçınılmaz hale getirmiştir-VİDEO

    PİRHA- İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun İBB’ye yönelik yolsuzluk soruşturması kapsamında tutuklanmasına tepki gösteren HBVAKV Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, “Mevcut siyasal iktidar açısından İmamoğlu’nu büyük bir tehlike olarak gördüğü için kolluk ve yargı yoluyla itibarsızlaştırarak bertaraf edilmek istendi. Ancak çok ciddi toplumsal bir direnişle karşılaştı. İmamoğlu’nun tutuklanması erken seçimi kaçınılmaz hale getirmiştir ” diye belirtti.

    HBVAKV Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun İBB’ye yönelik yolsuzluk soruşturması kapsamında tutuklanmasına ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    “AKP, İKTİDARINI BU ÜLKEYE MECBUR VE MAHKUM ETMEK İSTİYOR”

    Yaşananların İmamoğlu-Erdoğan meselesinden ziyade Türkiye’de 23 yıldır yürütülen bir iktidarın anatomisi ile ilgili bir mesele olduğunu belirten HBVAKV Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, “2002’de iktidara gelmiş bir anlayışın, adım adım kendi iktidar taşlarını döşeyip kendini sağlama aldıktan sonra ülkeyi adeta iktidara mecbur ve mahkûm ettikten sonra asla iktidarı bırakmamak üzerine bir anlayışla hareket eder noktaya geldi” dedi.

    “SİYASAL İKTİDAR KENDİSİ AÇISINDAN İMAMOĞLU’NU BÜYÜK BİR TEHLİKE OLARAK GÖRÜYOR”

    İmamoğlu’nun mevcut iktidarı değiştirip dönüştürmeye aday olmasından dolayı mevcut iktidar açısından İmamoğlu’nu büyük bir tehlike olarak gördüğünü aktaran Can, “Kolluk ve yargı yoluyla itibarsızlaştırmak yoluyla bertaraf etmesine rağmen geniş toplum kesimlerinin kadar giden bir süreci yaşadık” diye belirtti.

    2024 Yerel seçimlerinin her ne kadar bu iktidar değişikliği olmasa gerek AKP’nin sandıkta ikinci parti durumuna düşmesi, iktidarda telaşa yol açtığını vurgulayan Can, İmamoğlu’nun tutuklanmasının toplumda infiale yol açtığını söyledi.

    “AKP’NİN İSTANBUL’A KAYYUM ATAMA FİRKRİNDEN VAZGEÇTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM”

    AKP’nin kayyım atamasını 3 dönemdir HDP-DEM Parti üzerinden model olarak uygulandığını vurgulayan Zeynel Can, konuşmasının devamında şunları belirtti:

    “Ardından yavaş yavaş CHP ye doğru kaydırdılar. CHP artık ciddi bir rakip haline geldiği için terör suçlamasıyla da karşı karşıya bıraktılar. Fakat toplumsal direniş kabaran öfke karşısında geri adım attılar. Kayyum atamayı bugün başaramadılarsa da bundan vazgeçtiklerini düşünmüyorum. Türkiye’nin artık bu şekilde yönetilemez hale geldiği ortadadır.

    Toplumun artık buna rıza göstermeyeceğini, Türkiye açısından en hayırlısının bir erken seçimin kaçınılmaz olduğudur. Daha olumsuz toplumsal olaylar yaşanmadan demokratik süreçlerin yaşanarak bu sorunun içinden çıkarız diye düşünüyorum”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

     

     

  • Eren: İnsanları kutuplaştırmak bu ülkeye yarar değil zarar verir!-VİDEO

    Eren: İnsanları kutuplaştırmak bu ülkeye yarar değil zarar verir!-VİDEO

    PİRHA- Millî Eğitim Bakanlığı ile Ülkü Ocakları arasında protokol imzalanmasına tepki gösteren PSAKD Antalya Şube Sekreteri Atakan Eren, “Bu tür faaliyetler ülkeye yarar değil, zarar verir” dedi.

    Millî Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Merkezi, Ülkü Ocakları ile “yaygın eğitim faaliyetleri kapsamında genel, mesleki ve teknik kurslar düzenlenmesi” için protokol imzaladı.

    “BİR ÜLKEYİ ÇAĞDAŞLIKTAN UZAKLAŞTIRMAK EĞİTİMİN ÇÖKERTİLMESİYLE BAŞLAR”

    Milli Eğitim Bakanlığının farklı dini ve siyasi yapılarla protokollere dayalı faaliyet yürüttüğünü belirten PSAKD Antalya Şube Sekreteri Atakan Eren, “İlkokul, ortaokul, lise ve üniversitelerde Ülkü Ocakları veya farklı dini yapılar faaliyet yürütüyor. Bir ülkeyi karanlığa sürüklemek, çağdaşlıktan uzaklaştırmak istiyorsan yapacağın ilk iş eğitim sistemini çökertmektir. Bu insanları kutuplaştırmaya yönelik bir çalışmadır. Bu ülkede insanları kutuplaştırmak bu ülkeye yarar sağlamaz ülkeye zarar verir” dedi.

    Kutuplaşmaların yaşanmaması için Milli Eğitimin bu konuda bilimsel, çağdaş, laik eğitime bir an önce dönmesi gerektiğinin altını çizen Eren, “Tabii bunun da aşılması için toplumsal muhalefetin bu yönde baskı yapması gerekiyor” diye konuştu.

    “BU ÜLKEDE EŞİT YURTAŞ OLARAK YAŞAMAK İSTİYORUZ”

    Bu ülkenin Türk’üyle, Kürt’üyle Laz’ıyla Sünni’siyle Alevi’siyle ve Hristiyan’ıyla herkesin olduğunu vurgulayan Eren, “Alevilerin de temel bir talebi var. Eşit, özgür ve kardeşçe bir ülkede yaşamak ve ‘Eşit Yurttaşlık’ hakkının temel unsuru olarak herkes tarafından kabul edilmesini istiyor. Bunlar kabul edildikten sonra bu sorunların çözüleceğine inanıyorum” şeklinde konuştu.

    “ LAİKLİK VE BİLİMSELLİKTEN UZAK YAPILAN ÇALIŞMALAR EĞİTİM ALANINDA CİDDİ TAHRİBATLAR YARATTI”

    Laik ve bilimsel eğitimden uzak yürütülen çalışmaların ülkede çok ciddi tahribatlara yol açtığının altını çizen Eren, konuşmasının devamında şunları belirtti:

    “Bu tahribatların giderilmesi de 3 yılda 5 yılda olacak gibi değil, uzun bir zaman alacaktır. Tahribatın giderilmesi noktasında henüz bir şey de kaybedilmiş değildir. Toplumsal bir mücadele ve bir aydınlanma faaliyetiyle tekrar bilime, çağdaşlığa, laikliğe sarılmakla sorunların aşılabileceğini düşünüyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/ ANTALYA

     

     

  • Can: Alevilere yönelik katliamlara karşı uluslararası boyutta diplomasi çalışması yürütmeliyiz-VİDEO

    Can: Alevilere yönelik katliamlara karşı uluslararası boyutta diplomasi çalışması yürütmeliyiz-VİDEO

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, Suriye’de Alevilerle birlikte tüm inanç ve kimliklerin tehdit altında olduğunu belirterek, “Bütün dünya Alevileri, Birleşmiş Milletler, Uluslararası Af Örgütü, Avrupa devletleri, Türkiye hükümeti, insan hakları aktivistleri ve barış temsilcileri de dahil olmak üzere Alevilere yönelik katliamlara karşı bir an önce harekete geçmeli” çağrısında bulundu.

    Suriye’de Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) örgütünün Esad yönetimini devirmesi ardından Alevilerin de tedirginliği arttı. Suriye nüfusunun yaklaşık yüzde 13’ünü oluşturan Aleviler, ülkenin daha çok sahil kesiminde yaşam sürmekteydi. Şam’ın düşmesinin ardından HTŞ’liler, başta Lazkiye olmak üzere birçok kentte Alevilerin yaşam alanlarını adeta gasp etti.

    Suriye’deki Alevilere ait inanç merkezlerine yönelik saldırılar da tepkilere neden oluyor.

    Hüseyin bin Hamdan el Hasibi’nin türbesinin yakılıp, görevli beş sivilin öldürülmesi sonrasında bölgedeki korku daha da arttı. Arap Alevileri Humus, Hama, Tartus ve Lazkiye’de bu ölümlere karşı protesto düzenledi ancak HTŞ, yapılan protestolara da silahla karşılık verdi.

    Son olarak Alevi Akademisyen Rasha El Ali’nin HTŞ tarafından kaçırılarak katledildi.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, Suriye’de Alevilere yönelik yapılan saldırılarla ilgili PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    “İSRAİL’İNİ GAZEDEKİ KATLİAMINDAKİ SESSİZLİK SONUÇ OLARAK ALEVİ KATLİAMINDA NORMALDİR ANLAYIŞINI DOĞURDU

    HTŞ’nin  İdlip’e sıkışmış zayıf hali ile birlikte Türkiye Cumhurbaşkanın Esad’la görüşmek için ciddi çaba sarf ettiği bir dönemde bir anda her şeyin altüst olduğunu belirten Can, “10 günde hayret edilecek bir şekilde HTŞ düğün alayına konvoy kurmuş gibi Şam’a kadar gittiler. Ardından İsrail’in Suriye ile savaşıyormuş gibi tek taraflı Şam yakınlarına (Golan Tepeleri) kadar bombalamasının ardından yavaş yavaş ortaya çıkan fotoğrafın Rusya’nın Ukrayna’daki sıkışmış hali anlaşılan o ki Rusya, Amerika, İngiltere ve İsrail dörtgeninde bir anlaşma yaptı” diye belirtti.

    Görünenin manzaranın Ortadoğu’da yeniden bir şekillenme olacağının olgusunu taşıdığını belirten Can, “Şu an itibariyle resmi olmasa bile fili olarak Suriye parçalanmıştır, bölünmüştür ve bundan sadece kim ne kadar nereden pay alacak meselesidir” dedi.

    “SURİYE HİÇBİR ZAMAN ALEVİ DEVLETİ OLMAMIŞTIR”

    “Suriye’de Alevilere düşen pay ne olmuştur ne olacaktır?” sorusunun çok önemli olduğunun altını çizen Can, “Esat’ın Nusayri bir Alevi olmasına rağmen Suriye’de hiçbir zaman için bir Alevi devleti olmamıştır. Hükümetin bakanları ve yöneten kadrolarının birçoğunun da Sünni inançtaki insanlardı. Esat bir Arap milliyetçilisiydi ve sonuçta rejimin yıkılması ile beraber Aleviler orada savunmasız bir biçimde kaldılar. Geçmişte baba Esat zamanında da iktidarın Alevilerden yana bir iktidar değildi” diye belirtti.

    “SURİYE’DE ESATIN BASKICI REJİMİNİN SORUMLUSU ALEVİLERMİŞ GİBİ BİR ALGI VAR BU TANMAMEN YANLIŞ”

    Zeynel Can, Suriye’de sanki baskıcı rejimin sorumlusu Alevlermiş gibi bir yaklaşım olduğunu vurgulayarak, “Bu Alevilere karşı bir intikam meselesine dönüştürmeye çalışılıyor. Alevilerin kesinlikle burada bir sorumluluğu yok” diye belirtti.

    Suriye’de HTŞ’nin yönetimde ne kadar kalıcı olacağının belirsizliğini koruduğunu söyleyen Can, Suriye’de dengeler üzerinden bir pazarlığın söz konusu olduğunu belirtti.

    Suriye’de en önemli ve en temel sorunun şu anda en zayıf halklar ve inançlar olduğuna dikkat çeken Can, “Aleviler, Ezidiler, Süryaniler, Keldaniler bunların yeniden bir meze meselesine dönüştürülmeden sahip çıkması gereken unsurlar olarak görmek gerekir” dedi.

    “SURİYE’DE İNANÇLARIN VE KİMLKLERİN KATLEDİLMESİNE KARŞI ULUSLARARASI KAMUOYU OLUŞTURULMALI”

    Suriye’de inanç ve kimliklerin katledilmemesi için herkese büyük görev düştüğünü belirten HBVAKV Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, konuşmasının devamında şunları kaydetti:

    “Katliamların mutlaka önüne geçilmeli. Başka türlü orada barış gelmez. Bu katliamlar sürdüğü zaman yeniden bir iç savaş çıkar ve barış ortamını sağlamaya kısa vadede Amerika’da dahil kimsenin gücü yetmez. Avrupa ve bütün dünya Alevileri olmak üzere bir duyarlılığın geliştirilmeli. Sadece bizim buradan ses çıkararak bunu önleyemeyiz. Bu yetmez. Birleşmiş Milletler, Avrupa devletleri ve Türkiye hükümeti de bu sürece dahil edilmeli. Bu konuda diplomatik bir yapının oluşturulup sadece Alevi kurumları değil, Alevi kurumlarının da içinde olduğu yine Uluslararası Af Örgütü, insan hakları aktivistleri barış temsilcilerine kadar bir araya gelmelidir. Bu tür iç savaşın sürdüğü ülkelerde özellikle saldırıya hedef olan kesimlerin mutlaka koruma altına alınması lazım, başka türlü olmaz.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Hüseyin Tepe: Köyceğiz’de cem yapacak yerimiz yok, belediye arsa tahsisinde bulundu -VİDEO

    Hüseyin Tepe: Köyceğiz’de cem yapacak yerimiz yok, belediye arsa tahsisinde bulundu -VİDEO

    PİRHA-Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Köyceğiz Şube Başkan Yardımcısı Hüseyin Tepe, Köyceğiz’de yerleri olmadığı için belediyeye ait 10 metre bir alanda faaliyet yürütmeye çalıştıklarını söyledi. Tepe, “İnançsal faaliyetlerimizi cemlerimizi, Muharrem ve Hızır lokmamızı Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ortaca Cemevi ile birlikte yapıyoruz” dedi.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Köyceğiz Şube Başkan Yardımcısı Hüseyin Tepe, şubelerinde yürüttükleri faaliyetler hakkında PİRHA’ya konuştu.

    YERİMİZ 10 METRE KARE!”

    Köyceğiz’de bulunan şubelerinin belediyeye ait 10 metrekare bir alandan ibaret olduğunu belirten Tepe, “Onun için burada herhangi bir faaliyet yapma gibi bir imkânımız yok” dedi.

    İnançsal faaliyetlerini dernekte yürütemediklerini ifade eden Tepe, “Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ortaca Şube ile çok güzel bir diyaloğumuz var. İnançsal faaliyetlerimizi, cemlerimizi, Hızır lokmamızı, 12 imam orucundan sonraki lokmalarımızı birlikte yapıyoruz” diye belirtti.

    “CANLARIMIZIN BAĞIŞLARIYLA AYAKTA DURMAYA ÇALIŞIYORUZ

    Ekonomik anlamda sıkıntılar yaşadıklarını da aktaran Tepe, “Mali anlamda sorunlarımızı burada bulunan arkadaşlarımızın kendi katkıları ve bağışlarla yapıyoruz. Bir bütçemiz yok. Bir Hızır lokması verilecekse arkadaşların kendi imkanları katkıları ölçüsünde yapıyoruz. Belediyenin bir mesire alanı var. Kahvaltı yemek gibi faaliyetlerimizi orada yapıyoruz. Onun dışında alana dönük eylem ve etkinliklerimizi muhalif partilerin, sendikaların, demokratik kitle örgütleriyle birlikte ve elimizden geldiğince katkı sunmaya çalışıyoruz” diye ifade etti.

    “SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİYLE BİRLİKTE HAREKET EDİYORUZ”

    Köyceğiz şube olarak 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlaması ve 2 Temmuz anması yaptıklarını belirten Tepe, “Abdal Musa, Hıdırellez, Hacı Bektaş Veli Anma etkinliklerine katıldık. ÇEDES projesi ile ilgili Eğitim Sen’in yaptığı eyleme ve en son ‘Narin nerede?’ diye soran sivil toplum örgütleri ile birlikte ortak bir eylem yaptık” dedi.

    “BELEDİYE CEMEVİ İÇİN ARSA TAHSİSİNDE BULUNDU”

    HBVAKV Köyceğiz Şube olarak Köyceğiz’de cemevi yapmak için arsa tahsisi arayışı içerisinde olduklarını belirten Tepe, konuşmasının devamında şunları kaydetti:

    “Burada bizim bir yerimiz yok. Yerel seçimler öncesinden CHP belediye başkan adayı söz vermişti. En son 2 hafta önce belediye başkanı ile yaptığımız görüşmede başkan cemevinin yeri için bize 3 tane alternatif sundu. Bizde içeresinden bir tanesini kabul ettik. En kısa zamanda bize tahsisini yapacaklarını söyledi.

    Cemevimizin yeri Köyceğiz’e varmadan Yenimahalle semtinde Fethiye yurdu kavşağının olduğu alana 50 metre mesafede 2,5 dönüm güzel bir alan. Arsa tahsisi yapıldıktan sonra bir cemevi yapmayı düşünüyoruz. Ancak cemevi yapacak bütçemiz olmadığı için ülke içinde ve yurt dışında bulunan canlardan yardım bekliyoruz. Eğer gelen yardımlarla cemevimizi yaparsak çocuklarımıza üniversiteye hazırlık ve saz kursları vermeyi düşünüyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/MUĞLA

     

  • Zeynel Can: Zorunlu din dersi sadece Alevilerin sorunu değil, topyekün karşı çıkılmalı- VİDEO

    Zeynel Can: Zorunlu din dersi sadece Alevilerin sorunu değil, topyekün karşı çıkılmalı- VİDEO

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, zorunlu din derslerinin sayısının artmasının sadece Alevi ailelerinin sorunu olmadığına dikkat çekerek, “AKP, dinselleştirme yönünden son derece siyasal ve ideolojik bir tavır içinde. Bu ideoloji sadece Alevilerin değil tüm toplumun sorunu. Her kesim karşı çıkmalı” dedi.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, zorunlu din derslerinin saatinin arttırılmasına, müfredatın içeriğinin dinselleştirilmesine ve Alevi ailelerin bu konuya dair mücadele etmesine ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    Zorunlu din derslerine karşı yapılanlara bakıldığında özellikle Alevilerin bu konuda yeteri kadar harekete geçmediği yönünde eleştiride bulunan Zeynel Can, söylemin pratikte hayat bulması gerektiğini ifade etti.

    Zorunlu din derslerine karşı Alevi hareketinin eyleme geçmediğini söyleyen Can, “Kendi çocuğumuzu, sözümüzün ve nazımızın geçtiği insanlara neden gidip dilekçe vermelerini, zorunlu din dersinden çocukların muaf kılınmasını niye istemiyoruz? Bu iktidar bir kere dinselleştirme yönünden son derece siyasal ve ideolojik bir tavır içinde. Bu siyasal ve ideolojik tavır içinde genel anlamıyla ülkeyi bir dinselleştirme siyaseti güdüyor. Bu sadece Alevileri vuran bir şey değil” diye konuştu.

    “MUHAFAZAKÂR AİLELERDE DE CİDDİ BİR UYANIŞ VAR”

    Etkili bir eylem geliştirmeseler de Alevilerin karşı tepki oluşturduğuna vurgu yapan Can, “Önceden çocuk kendi dini inancını kendi içinde, zamanla aklı erince alır diyorsak da ben şunu çevremde görüyorum: Bir çok Alevi aile artık çocuğuna, ‘sen Alevisin Aleviliğini bil’ diyor. En azından kitabi anlamda sistematik bir eğitim vermeseler de, bir şeyler anlatıyorlar, onun kendi inancına yabancı olmaması için ciddi bir uyarıda bulunuyorlar” dedi.

    Artık Sünni ailelerin de çocuklarının tarikatlarda okutulmasına karşı çıktıklarını dile getiren Can, “Muhafazakâr ve dindar kesimlerde de ciddi bir uyanış var. Ülkeyi yönetenler kendi çocuklarını özel okullarda, kolejlerde okuturken toplumu da çocuklarını imam hatibe göndermeleri için yönlendirme yapıyorlar. İnsanların dini inançları, itikatları, varoluşla ilgili Allah’la ilgili bağları bağlantıları duygusallıkları olur. Ama bunu getirip bunu bir kurallar silsilesi çerçevesinde dikte ettirerek şunu yaparsan cennete, şunu yaparsan cehenneme gidersin gibi insanları zorla bir kalıbın içerisine sokma tavırlarını insanlar kolay kolay kabul etmiyorlar” sözlerini kullandı.

    “AKP’YE KARŞI ÜLKE İÇTEN İÇE KAYNIYOR”

    AKP  iktidarına karşı toplumsal muhalefetin arttığına işaret eden Can, sözlerini şöyle sonlandırdı.

    “AKP 23 yıllık iktidarının bize gösterdiği budur. Aslında içten içe toplumsal muhalefetin kaynadığını, gösterilmeyen tepkilerin zamanı geldiğinde sandıkta, zamanı geldiğinde demokratik yollarla, sokakta gösterileceğinin emarelerini görüyoruz. Gelinen noktada geçim meselesinin sadece yeme içme meselesi değil. Geçim meselesi aynı zamanda bir ailenin çocuğunu okutamamasına da tekabül eden sağlık hizmetini alamamasına da tekabül eden seyahat etme özgürlüğünü yerine getirememesine de tekabül eden bir şeydir. Yani geçinebilmek demek barınabilmek demektir, seyahat edebilmek demektir, çocuğunu okutabilmek demektir, tatil yapabilmek demektir. Sadece karnını doyurabilmek demek değildir. Bu açlık sınırı ile ilgili bir durumdur. Dolayısıyla da burada bir toplumsal muhalefetin mayalandığını, geliştiğini, yükseldiğini görüyoruz. Önemli olanın muhalefetin demokratik mücadeleyi doğru temelde bir şekilde kanalize ederek iktidarın değişimini doğru demokratik yollardan sağlayıp ülkenin aydınlığa dönük yüzünü açmaktır.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Aksoy: Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı bir algı operasyonunun peşinde-VİDEO

    Aksoy: Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı bir algı operasyonunun peşinde-VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Antalya Şube Sekreteri Barış Aksoy, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Cemevlerinin Aydınlatma Giderlerinin Ödenmesine Dair Yönetmeliği’ne tepki gösterdi. Aksoy, inanç vergisi getirilirse herkesin birilerine değil, kendi inanç örgütüne ait hissedeceğini belirterek, “Bunu sadece Aleviler için değil,  tüm inanç örgütleri için söylüyorum. O zaman kimse kimseye biat etmez” dedi.

    Cemevlerinin Aydınlatma Giderlerinin Ödenmesine Dair Kültür ve Turizm Bakanlığı Yönetmeliği, 20 Nisan’da Resmî Gazete ’de yayımlandı.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan yönetmelikte, cemevlerinin aydınlatma giderlerinin Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesinden ödenmesinde uygulanacak usul ve esaslar yer aldı. Yönetmeliğe göre, cemevinin, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından yapılan tespite göre, aydınlatma giderlerinin ödenmesi için bulunduğu ildeki İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’ne yazılı talepte bulunması gerekecek.

    Sayaç tefrik işlemlerinin kontrolünün cemevinin unsurları dikkate alınarak il müdürlüğünün teknik personeli tarafından yapılması zorunlu olacak.

    Aranan koşulların sağlandığı tespit edilen cemevlerinin aydınlatma giderinin fatura ibrazına bağlı olarak ödeneceği il müdürlüğünce cemevine bildirilecek. Aydınlatma gideri ödenen cemevleri, il müdürlüğü tarafından her yıl yerinde kontrol edilecek.

    Yönetmelikte ayrıca, ödeme yapılmayacak haller de belirlendi. Buna göre, cemevi dışında kaldığı tespit edilen ticari amaçla kullanılan bölümlerin aydınlatma giderleri Bakanlık bütçesinden ödenmeyecek ve hükümlere uyulmaması halinde ödenmesi gereken faiz, gecikme faizi, gecikme zammı, kesme-bağlama bedeli gibi her türlü bedel abone tarafından ödenecek. Bu bedellerden Başkanlık sorumlu tutulamayacak.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Antalya Şube Sekreteri Barış Aksoy, Cemevlerinin Aydınlatma Giderlerinin Ödenmesine Dair Yönetmelik’e ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    ALEVİ BEKTAŞİ KÜLTÜR VE CEMEVİ BAŞKANLIĞINI TANIYAN CEMEVLERİNİN ELEKTRİK FATURALARI ÖDENECEK”

    Cemevlerinin elektriğinin karşılanmasına yönelik prosedürün, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı tanıma anlamına geldiğini belirten Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Antalya Şube Sekreteri Barış Aksoy, “Gönül ister ki hiçbir kurumumuz rızalık göstermesin” dedi.

    Kiminin ekonomik kiminin siyasi sebeplerle, kiminin ise  koltuk için, belediyelerden ve iktidardan nemalanmak istediği için yardım aldığını belirten Aksoy, “Bu tür kişiler kendi kişisel gayesini ön planda tutarak, bu tip şeylere maalesef girişiyorlar” diye ekledi.

    “ALEVİ BEKTAŞİ KÜLTÜR VE CEMEVİ BAŞKANLIĞI’NDAN YARDIM ALANLAR DÜŞKÜNDÜR”

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ndan yardım alanları yoldan çıkmış, düşkün kişiler olarak nitelendirdiklerini belirten Aksoy, “Aslında inanç vergisi getirilirse herkes birilerine değil, kendini inanç örgütüne ait hisseder. Bunu sadece Aleviler için değil, cami için de tüm inanç örgütleri için de söylüyorum. Bu durum aslında insanların inanç anlamımda ne kadar samimi olduklarını ortaya çıkaracak bir durumdur” diye belirtti.

    “CEMEVİ BAŞKANLIĞI ALGI OPERASYONU PEŞİNDE”

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından elektrik giderleri karşılanan Alevi Bektaşi Federasyonu’na bağlı şubelerle ilgili bilgilerin kamuoyuna yansıması ile ilgili konuşan Aksoy, “O konuda somut bir bilgiye sahip değilim. Ama içimizde mutlaka birileri bu konuda yan çizecek, bunu yapacaklardır. Yapanlardan da biz mutlaka bunun hesabını soracağız. Vakıftan arkadaşlarla görüşüyoruz. Görüştüklerimizden edindiğim bilgi Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı muhtemelen bir algı operasyonunun peşinde” dedi.

    PSAKD Antalya Şubesi’nin cemevi olmadığı için Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile herhangi bir görüşmelerinin olmadığını belirten Barış Aksoy, konuşmasının devamında şunları kaydetti:

    “Eminim ki gerek Pir Sultan Abdal Altınova Şubemiz, gerek Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı böyle bir yardıma evet demeyecektir. Çünkü hepsi bizim canlarımız, hepsi birlikte yol yürüdüğümüz arkadaşlarımız.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Aksoy: Belediyeler, cemevlerini Alevi kurumlarına teslim etmeli -VİDEO

    Aksoy: Belediyeler, cemevlerini Alevi kurumlarına teslim etmeli -VİDEO

    PİRHA-31 Mart Yerel Seçim sonuçlarını değerlendiren Pir Sultan Abdal Antalya Şube Sekreteri Barış Aksoy, Tüm Türkiye’de AKP’ye karşı kazanılan belediyelerin önemli olduğunu söyledi. Aksoy “Belediyelerin, cemevlerini tamamen Alevi kurumlarına teslim etmesi gerektiğini” belirtti.

    31 Mart Yerel Seçim sonuçlarına ilişkin Pir Sultan Abdal Antalya Şube Sekreteri Barış Aksoy, PİRHA’ya konuştu.

    Yerel seçimlerde alınan sonuçları değerli bulduklarını belirten Pir Sultan Abdal Antalya Şube Sekreteri Barış Aksoy, “AKP-MHP İktidarının geriletilmesinin tüm Türkiye halkları için önemlidir” dedi.

    “Niceliksel bir kazanım” elde edildiğini, bunun “niteliğe dönüştürülmesi gerektiğini” vurgulayan Aksoy, “Nitelik derken de kastım, alınan belediyelerde daha toplumcu, sosyal, katılımcı belediyecilik anlayışının doğaya, çevreye, insana ve tüm canlılara değer veren bir anlayışın oturması ve hizmetlerin bir şekilde yürütülmesini önemsiyoruz” diye belirtti.

    “SUNULAN VAATLER DOSYA HALİNDE ELİMİZDE”

    Tüm Türkiye’de AKP’ye karşı kazanılan belediyelerin önemli olduğunu belirten Aksoy, şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Antalya yerelinde söyleyecek olursak 2 belediye dışında AKP-MHP iktidar bloğunun belediyesinin olmamasını da değerli bulmaktayız.

    Demokratik kitle örgütleri olarak görevlerimiz arasında kamuoyu denetimini sağlamak da bulunuyor. Denetim mekanizmaları tüm üretim birimlerinde önemli bir işleve sahip olmakla birlikte, denetimin aşamalarından biridir. Bu nedenle de demokratik kitle örgütlerine düşen görev ise kamuoyu denetimidir. Yapılan hizmetlerin ve verilen sözlerin yerine getirilip getirilmediği, daha sonrasın da bunu nedenleri ile birlikte ortaya koymak görevimizdir.

    Alevi örgütü olarak tüm belediye başkanlarının, topluma neler vaat ettiği şu an dosya halinde elimizde mevcut. Birkaç yıl sonra ‘Başkan bunları neden yapmadınız, bunu açıklamanız gerekiyor?’ sorularıyla mutlaka karşılarına çıkacağız”.

    “HİÇ BİR BELEDİYENİN CAMİSİ YOK, NEDEN CEMEVİ VAR”

    Belediyelerden beklentilerinin sadece Antalya için değil tüm Türkiye için geçerli olduğunu belirten Aksoy, “Cemevleri bizim hakkımızdır. Aleviler cemevlerini ibadethanesi olarak görmekteler. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) olsun, DEM Parti olsun, zamanında belediyeler olarak cemevleri inşa etmişler, bu davranışı olumlu görmekle birlikte bu cemevlerinin yönetiminin de tamamen Alevi kurumlarına teslim edilmesi gerektiğini öneriyoruz. ‘Hiçbir belediyenin camisi yok, neden o zaman cemevi var?’ sorusu gündeme geliyor” diye belirtti.

    “İNANÇ VERGİSİ GETİRİLSİN”

    Barış Aksoy, Avrupa’da uygulandığı gibi Türkiye’de de inanç vergisi sisteminin yürürlüğe koyulabileceğini ifade ederek “Her birey, hissettiği inanca yönelik kendisinden belli bir miktar vergi kesilmesini istiyor ve bu kesilen vergi, kurumlara, örgütlerine aktarılıyor. Onlar da bütün hizmetlerini kendi ibadethanelerinde yerine getiriyorlar. İnanç için verilen vergilerin ülkeden ülkeye değişiklik arz ediyor. Kimi ülkede % 1 kimi ülkede % 2 oranında değişiyor. Bizim de artık bu sisteme geçmemiz gerektiğine inanıyorum.” dedi.

    “İNANÇ ALANINDAN ELLERİNİ ÇEKMELERİ GEREKİYOR”

    Belediyelerin, inanç alanından tamamen elini çekmesi gerektiğini belirten Pir Sultan Abdal Antalya Şube Sekreteri Barış Aksoy, konuşmasının devamında şunları kaydetti:

    “Nasıl ki sendikalardan üyelik için maaşından kesinti yapılabiliyorsa inanç örgütlerimiz de aynı şekilde üye olarak kendimiz, bunun bütçesini karşılamamız gerektiğini düşünüyorum. Devletin bütçesinden ibadethanelerin elektriğinin, suyunun karşılanması doğru değil. Aslında gerçek laikliğin de benim anlattığım sistem olduğu kanısındayım.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

     

     

     

  • DAD Adıyaman Şube Sekreteri Cem: Kadınlar her gün seslerini duyurmalı-VİDEO

    DAD Adıyaman Şube Sekreteri Cem: Kadınlar her gün seslerini duyurmalı-VİDEO

    PİRHA-DAD Adıyaman Şubesi Sekreteri Kader Cem, “Dünyanın neresinde olursa olsun kadınlar direnmesi gerekiyor. 8 Mart kadınların kendi ekonomik özgürlüklerini vurguladığı bir gündür ama her gün kadınlar günü olmalı, her gün kadınlar kendi seslerini duyurmalıdır” dedi. 

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Adıyaman Şubesi Sekreteri Kader Cem, 8 Mart’a ilişkin konuşarak, Alevilikte kadınların diğer inançlara göre daha özgür. Kadınlar daha baskındır, daha özgüvenlidir” dedi.

    “Her gün kadınlar günü olmalı, her gün kadınlar kendi seslerini duyurmalıdır” diyen Cem, “Modern bir çağda yaşamamıza rağmen hala ikinci sınıf insan muamelesi görüp her türlü sözlü, fiziksel şiddete maruz kalınıyor hala. Bunu değiştirmek için kadınların birlikte el ele, can cana mücadele vermeleri gerektiğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

    “KADINLAR, HER İNANÇTA İKİNCİ SINIF MUAMELESİ GÖRMÜŞTÜR”

    Diğer inançlara göre kıyaslandığında Alevilikte kadınların eşit olduğunu söyleyen Cem, şöyle devam etti:

    “Alevilerde kadınlar yan yana can canadır. Kadınlar ve erkekler bir arada ibadet ederler. Ama Alevilikte de kadınların eşit olmadığı durumların olduğunu düşünüyorum. Aslında dünyanın neresine giderseniz gidin hangi inançta, hangi dinde, hangi ırkta olursa olsun ikinci sınıf muamelesi görmüştür görmeye devam ediyor. Kadın olarak diğer inançlara göre Alevilikte kadınlar daha öndedir, daha baskındır, daha özgüvenlidir. Cinsiyet üzerinden ayrıştırmaya giden bir politika var.”

    “KIZ ÇOCUKLARI ÖN PLANDA TUTULMALIDIR”

    Eğitimin ailede başladığını dile getiren Kader Cem, “Öncellikle kendi evleri içerisinde iyi bireyler yetiştirmeli. Eğitim ailede başlar. Kız çocukları daha ön planda tutulmalıdır. Onların değerli olduğunu hissettirmeliler. Okumaları gerektiğini, ekonomik özgürlüklerini elde etmesi gerektiğini söylemeleri ve siyasi anlamda özgür olmaları gerektiğini ifade etmeliler” şeklinde konuştu.

    “KADINLAR HEP BİRLİKTE BAŞ KALDIRMALI”

    “Dünyanın neresinde olursa olsun kadınlar direnmesi gerekiyor” diyen DAD Adıyaman Şubesi Sekreteri Kader Cem, “Başkaldırmaları gerekiyor. Bugün şiddet benim evimde yoksa yan tarafımda şiddet varsa izin verilmemesi gerekiyor. Başkasının eşine, kızına, çocuğuna yapılan baskıya göz yummamalı. Toplumsal olarak kadınları hak ettiği konumun, hak ettiği değerin verilmesi gerekir. 8 Mart kadınların kendi ekonomik özgürlüklerini vurguladığı bir gündür ama her gün kadınlar günü olmalı, her gün kadınlar kendi seslerini duyurmalıdır. Her günü kendileri için güzelleştirmeliler” diye konuştu.

    Kamber YILDIZ/ADIYAMAN

  • Aksoy: Kamusal, laik, bilimsel eğitim tüm toplumun vazgeçilmezi olmak zorunda-VİDEO

    Aksoy: Kamusal, laik, bilimsel eğitim tüm toplumun vazgeçilmezi olmak zorunda-VİDEO

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Antalya Şube Sekreteri Barış Aksoy, AKP’nin eğitim politikalarına tepki gösterdi. Zorunlu din derslerinin öğrenciler üzerinde olumsuz etki bıraktığını belirten Aksoy, “Kamusal, laik ve bilimsel eğitim tüm toplumsal kesimlerin  vazgeçilmezi olmak zorunda” dedi.

    AKP hükümetinin eğitim sistemini tamamen dincileştirmesi hızla sürüyor. Okullardaki zorunlu din dersinin yanı sıra zorunlu seçmeli din dersleri ve ÇEDES projesi, seküler kesimin itirazındaki son evre oldu. Karma eğitimin sık sık gündeme gelmesi ve dinci örgütler ile Millî Eğitim Bakanlığı arasında yapılan protokoller, toplumdaki tedirginliği ve tepkiyi daha da büyütüyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Antalya Şube Sekreteri Barış Aksoy, AKP’nin eğitim politikalarına ilişkin PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    Eğitim emekçisi ve aynı zamanda Alevi kimliğine sahip olan bir birey olarak yıllardan beri zorunlu din derslerinden mağdur olduğunu belirten PSAKD Antalya Şube Sekreteri Barış Aksoy, “Kendi öğrencilik dönemlerimde maalesef buna yönelik yeterli bir bilinç ve buna yönelik yeterli mücadele de yoktu. Fakat öğretmen olduktan sonra özellikle eğitim ortamlarında bunun yarattığı sıkıntıları çok daha fazla gözlemledim” dedi.

    Türkiye’nin eğitim sisteminde bir öncekini aratır hale gelindiğini belirten Aksoy, “2011 yılından sonra mevcut zorunlu din derslerine ilaveten seçmeli dersler altında ekstra din dersleri çocuklarımıza bir nevi dayatılmaya başlandı. Aslında bunlar da kısmi olarak zorunlu dersler olarak öğrencilerimize sunuldu” diye belirtti.

    “DİN DERSLERİ ÖĞRENCİLERİ OLUMSUZ ETKİLİYOR”

    Zorunlu din derslerinin öğrencileri üzerinde olumsuz gelişmelere neden olduğunu vurgulayan Aksoy, şöyle devam etti:

    Bu öğrencilerimizde neye neden oldu? Öncelikle aklın, bilimin, egemenliğine inanan laik bilimsel kamusal eğitimden gelen insanlar olarak öğrencilerimizdeki dönüşümü çok rahat gözlemledik. Çocuklarımız okullardan daha çok vakıflara ve cemaatlere yönlendirilmeye çalışıldı. Bunu çeşitli adlar adı altında, proje üretmek adına öğrencilerimizi ders çalıştırıyoruz, yemek veriyoruz adı altında yaptılar. Millî kurumlar ve vakıflar aracılığıyla da öğlen yemeği vererek eğitim, bursu vererek o çocukları bir şekilde etkilemeye ve yönlendirmeye başladılar ve bunu son 12 yıldır özellikle eğitim alanında çok yakından hissediyoruz.”

    “ÖĞRENCİLER CUMA GÜNÜ CAMİYE GİTMEK İÇİN BİZDEN İZİN İSTİYOR”

    Öğrencilerin cuma günleri camiye gitmek için kendilerinden izin istediğini belirten Aksoy, “Derste bulunmaları, bir şeyler öğrenmeleri en iyi ibadettir diye düşünüyorum. Fakat çocuklarımız sadece camideki vazifesini yerine getirmeyi, dini yaşam olarak algıladığı için ve bu şekilde yönlendirildikleri için bizlere ciddi anlamda sıkıntı yaşatıyor” diye belirtti.

    “LAİK, BİLİMSEL, KAMUSAL EĞİTİM ŞU ANDA YOK EDİLMİŞ DURUMDA”

    Yaşananlardan dolayı ciddi kaygı duyduklarını belirten Aksoy, şunları ifade etti:

    “Laik bilimsel kamusal eğitim tehdit altında demiyorum artık laik, bilimsel, kamusal eğitim şu anda yok edilmiş durumda. Bundan 17 yıl önce tehdit altındaydık ama şimdiki yaşanan durum daha tehlikeli durumda. Buna karşı sendikalar, Alevi kurumları ve bağımsız bireyler olarak gerekli mücadeleyi veremedik. Bu iktidarın kökleri 12 Eylül 1980’den beri neler amaçladıklarını zaten biliyoruz. Zorunlu din derslerinin gelmesi öyle rastgele yapılmış bir şey değil, bunlar hepsi bilinçli birer projenin ürünü. Bizler gerekli duruşu sürdüremedik. Evet, iktidara kızıyoruz iktidarı eleştiriyoruz ama dönüp kendimizi ne kadar eleştiriyoruz. Bu konuda öğrenci velileri olarak ne yaptık. Zorunlu din derslerinin engellenmesi için hatta seçmeli derslerin dayatılmasına karşı ne yaptık?”

    “SADECE BİR VELİ DAVA AÇTI”

    Antalya’da dava açmak için 1 yıldır uğraştıklarını söyleyen Barış Aksoy, “Sadece bir veli bu konuyla ilgili dava açabildi. Birçoğu çocuğunun psikolojisinin bozulacağından dolayı dava açmıyor. Oysa çocuğunun geleceği gidiyor. Maalesef bu konu kendi adıma söyleyeyim çok yaralayıcı. Her defasında da üzülüyorum, bu ülke gerçekten bunları hak etmiyor. Kamusal eğitim, laik eğitim ve bilimsel eğitim bizlerin vazgeçilmezi olmak zorunda” dedi.

    Mücadele etmekten başka çıkış yolunun olmadığını belirten PSAKD Antalya Şube Sekreteri Barış Aksoy, şunları kaydetti:

    “Bunları da hayata geçirmek için birlikte mücadele etmek tek çıkış noktamız. Evet mücadelelerin çeşitli ayakları vardır. İki tane miting yapıldı. Miting yapılmalı mı? Kesinlikle yapılmalı ama biz mücadeleyi sadece mitingle veya herhangi bir şehrin meydanında basına açıklamalarına sığdırıyoruz. Herhangi bir ortaklaşa iş yapamıyoruz. Velilerimiz ve kendi arkadaşlarımız zorunlu din derslerine karşı dava açmıyor. ÇEDES projesi ile ilgili dilekçe vermeye ikna edemiyoruz. Herkes bireysel kaygılar duyuyor. Bu kaygılardan dolayı da kimseyi eleştiremiyorum. Çünkü şu anda ülkede ciddi bir korku imparatorluğu yaratılmış durumda.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

  • Çiçek: Dedelere, zakirlere maaşı devlet verirse ne inanç ne de yol kalır-VİDEO

    Çiçek: Dedelere, zakirlere maaşı devlet verirse ne inanç ne de yol kalır-VİDEO

    PİRHA- Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Şube Sekreteri Kemal Çiçek, Alevi Diyaneti olarak adlandırılan Cemevi Başkanlığı aracılığıyla Alevileri bölme hamlesine tepki gösterdi. Çiçek, “Bu yolda pir, rayber mürşit hiçbiri maaş almadan canı pahasına bu yolu buraya kadar getirdiler. Bundan sonra bize düşen görev devletin maaşlı elemanları değil, kendisinden rızalık üzerine kurulan anlayışla biz devam etmeliyiz” dedi.

    Türkiye’de Alevi inancının ve ibadethanesinin hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Alevi toplumunun zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması ve bu gibi nefret suçlarının önüne geçilmesi için gerekli hukuki tedbirlerin alınması, Alevilere karşı yapılmış olan kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzleşilmesi, gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması gibi temel talepleri var. Ancak bu talepler hükümet tarafından yerine getirilmiyor, mahkeme kararları bile tanınmıyor.

    AK hükümetinin Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurduğu Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığının Alevi köylerini, cemevlerini ve dernekleri dolaşarak maaşlı dedeler, elemanlar aramasına Alevi kurumlarından tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği, Şube Sekreteri Kemal Çiçek, Alevi Diyaneti olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı‘nın maaşlı dedeler bulma arayışını ve Alevileri bölme girişimlerini PİRHA’ya değerlendi.

    “KENDİ İÇİMİZDEKİ ASİMİLASYONA DUR DEMELİYİZ”

    Alevi Bektaşi Cemevi Daire Başkanlığı’ndan uzman kişilerin derneklerini ziyaret ettiklerini ve bilgi almak istediklerini belirten Kemal Çiçek, kendilerine Alevi Dairesi Cemevi Dairesi Başkanlığı ile herhangi bir ilişkilerinin olmayacağını ilettiğini söyledi.

    Bu çabaları asimilasyon politikalarının bir parçası olarak değerlendiren Çiçek, bu politikalara bazı Alevilerin de ayak uydurduğuna dikkat çekti:

    “Ben karşı tarafın asimilasyon çalışmasını anlarım ve makul bulurum. Asıl biz kendi içimizdeki asimilasyonu nasıl bitireceğiz. Alevi Bektaş Federasyonuna bağlı birçok kurumda asimilasyon çalışması yapılıyor. Biz kendi içimizdeki asimilasyona dur demezsek dışarıdaki asimilasyona zaten hiçbir şey yapamayız. Devlet kendi görevini yapıyor. Bugün birçok Alevi kurumu İslami söylemlerle cemler yapıyor, Kuran’ın ilgili ayetlerinden örnekler veriyor. Oysa Hacı Bektaşi Veli, Pir Sultan Abdal ya da bu yolun ulularının hiçbiri İslam’la ilgili bir söylem kullanmamıştır. Şimdi bunlar varken Alevi kurum başkanları sırf yönetimde kalma uğruna gerçekleri gizlemeleri kabul edilemez. Asimilasyona karşı duranların yazılarına bakıyoruz asimilasyonu kendisi yapıyor. Öbür tarafta da devlet bizi yok ediyor diyoruz. Bence asıl sorun içimizde”

    “MAAŞI VEREN DEVLET FETVAYI DA VERİR”

    Dedelere maaş verilmesinin biat etme tehlikesini de doğuracağını ifade eden Kemal Çiçek,Maaşı devlet verirse yarın bir fetva yazar. Eğer bugün Diyanet’in fetvalarına karşı çıkıyorsak buna da karşı çıkmalıyız. Yoksa fetvaları yazıp elimize verecekler o zaman ne yapacağız? Maaşı ben veriyorsam benim söylediklerimi söyleyeceksin der. O zaman yol diye bir şey kalır mı kalmaz mı sorgulamak lazım” dedi.

    Aleviliğin güçlenmesinin yolunun merkezlerden, ofislerden değil halkı örgütlemekten geçtiğini ifade eden Çiçek, kurum temsilcilerine seslenerek, “Alevilik kendisini yeniden örgütleyen bir anlayışla yol almalıdır. Bireysel menfaatimiz için değil” şeklinde konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

    İLGİLİ HABERLER:

    1-‘İnce bir Sünnilik yaparak Alevileri asimile etmek amaçlanıyor’- VİDEO
    2-‘Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, toplumumuza ‘Alevisiz Aleviliği’ vaat etmektedir’
    3-‘AKP üzerimizde at oynatıyor; bizi yok etmeye çalışan zihniyetle beraber olmayın’-VİDEO
    4-‘Maddi teklifleri reddettik; biz Alevi köyleriyle iletişim sağlamalıyız’-VİDEO
    5-‘AKP, Cemevi Başkanlığı’yla sinsice bir çalışma yapıyor, Alevileri avlamaya çalışıyor’-VİDEO
    6-‘Cemevi Başkanlığı’nda görev kabul edenler inancına ihanet içindedir’-VİDEO
    7-Baba Demir: Alevi kurumları birlikte hareket etmeli-VİDEO
    8-Pir Mustafa Mısır: Ulularımız hiç biat etmedi, lokmanın peşine düşmedi!
    9-‘AKP hükümetinin dedelere maaş projesi soykırım politikasıdır’-VİDEO
    10-‘Maaşı kabul etmiyoruz; nefsine yenik düşen olursa düşkündür’-VİDEO
    11-‘Devletten maaş aldığın zaman amir-memur ilişkisine dönüşür, maaş reddedilmeli’
    12- ‘Cemevi Başkanlığı bir tuzaktır; maaşı kabul edenler onurlu değildir’-VİDEO

    13- ‘Cemevlerini Diyanet bünyesine katmak ve içten fethetmek çabasındalar’-VİDEO
    14-‘Alevi Pirleri ve Bektaşi Babaları sadece talipleriyle yol alır’-VİDEO

     

     

     

     

  • Filiz Şaroğlu: Alevilere yönelik nefret söylemleri sürüyor-VİDEO

    Filiz Şaroğlu: Alevilere yönelik nefret söylemleri sürüyor-VİDEO

    PİRHA- Bursa’da bulunan Hürriyet Anadolu Lisesi’nde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeninin Alevilere yönelik nefret söylemine ilişkin konuşan PSAKD Alanya Şube Sekreteri Filiz Şaroğlu, “Bizlere yansıyan kısım belki sadece bu ama duyulmayan bir sürü olay var. Bu insanların ırka, dine ve insanlığa karşı anlayışlarını düzeltmemiz için önce bu çarkın değişmesi lazım” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Alanya Şube Sekreteri Filiz Şaroğlu, Bursa’da bulunan Hürriyet Anadolu Lisesi’nde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeninin Alevilere yönelik nefret söylemine ilişkin konuştu.

    Şaroğlu, yaşanan nefret söyleminin ne ilk ne de son olduğunu söyleyerek tüm ilerici kesimlerin bu tür saldırılara karşı birlik olması gerektiğini belirtti.

    “AYNI ŞEKİLDE NEFRET SÖYLEMİNE BEN DE MARUZ KALMIŞTIM”

    Bursa’da yaşanan olay vahim olduğunu ifade eden Şaroğlu, “Şu anki öğretmen camiası içerisinde zaten belli bir kalıpta insanlar yetişti ve bu insanlar görevlerdeler. Bizlere yansıyan kısım belki sadece bu ama duyulmayan bir sürü olay var. Bu insanların ırka, dine ve insanlığa karşı anlayışlarını düzeltmemiz için önce bu çarkın değişmesi lazım. Bu kişi de görevden alınmalıydı. Ama öyle olmadı. Bu kişilerin arkalarında çok büyük bir güç var. Biliyorlar ki ödüllendirilecekler. Ben 1970’li yıllarda lisedeydim, aynı şeyi yaşamış birisiyim. Din hocası sınıfta nefret söylemi yaptı ve ben şikâyet ettim. Öğretmene soruşturma açılması için bakanlığa da şikâyet ettik. Bakanlık müfettişi geldi ve tüm herkesin ifadesinde öğretmenin söylediği net olduğu halde öğretmen ödüllendirildi. Müfettiş öğretmene ceza verilmesini istemişti. Daha sonra o müfettiş öğretmene ceza istediği için sürüldü” diye konuştu.

    “BİRLİKTELİK VE ÖRGÜTLÜLÜK ÇOK ÖNEMLİ”

    Nefret söylemi üreten bu sistemin değişmesi gerektiğini kaydeden Şaroğlu son olarak, “Biz biliyoruz ki yıllardır değişmedi bu sistem ve değişmeyecek. Değişmeyecek derken karamsar da değilim. Bu düzen değişmediği takdirde değişmeyecek. Bizim sadece olmamız gereken şey birliktelik ve örgütlülük. Sadece birlik olmak, yan yana durmakta yetmiyor. Örgütlü olursak ve yılmadan bu mücadeleye devam edersek ancak öyle çözeriz” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ALANYA

    İLGİLİ HABERLER

    >Bursa’da din dersi öğretmeninin Alevilere yönelik nefret söylemine suç duyurusu

    >Alevilere hakaret eden din öğretmeni Bursa’da protesto edildi: Görevden uzaklaştırılsın

  • PSAKD Alanya Şube Sekreteri Şaroğlu: Sorunlar ortak mücadeleyle çözülür-VİDEO

    PSAKD Alanya Şube Sekreteri Şaroğlu: Sorunlar ortak mücadeleyle çözülür-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Alanya Şube Sekreteri Filiz Şaroğlu, Alevilerin, kadınların, çocukların, emekçilerin sorunlarının aynı olduğunu ifade ederek, demokrasi mücadelesinin ortak verilmesi gerektiğini söyledi. Saroğlu Alevi inancını yok sayan zihniyete de tepki gösterdi. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Alanya Şube Sekreteri Filiz Şaroğlu, şubede yaptıkları çalışmaları PİRHA‘ya anlattı.

    1997’den beri faaliyette olan dernekte, yaklaşık 14 yıldır faaliyet yürüttüğünü aktaran Şaroğlu, dernek yönetiminde kadınların çoğunlukta olduğunun altını çizdi.

    Alanya’da PSAKD olarak oldukça aktif olduklarını belirten Şaroğlu, “Demokrasinin yerleşmesi için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. 1 Mayıs, 8 Mart gibi birçok etkinlikte PSAKD olarak hep içinde bulunduk. Bunun yanı sıra tiyatro, müzik ya da şiir dinletilerinde, mitinglerde mutlaka bizler varız” dedi.

    “ALEVİLERİN HAKLARINI ALMASI, DEMOKRASİ SORUNUNUN ÇÖZÜMÜYLE MÜMKÜN

    Şaroğlu, gençlere yeterince ulaşamadıklarını ifade ederek, “Aslında bu bizim eksikliğimiz, bunun altını çizmek lazım. Çünkü gençlerin algısı ve ilgi alanları çok değişti ama biz birtakım faaliyetlerimize geleneksel olarak devam ediyoruz. Bunu genel kurullarda da konuştuk. Biz bu öğrencilere veya gençlere daha farklı projeler yapmak durumundayız. Yeni süreçte bunun gerçekten tartışılıp önümüze proje olarak konulması gerekir” şeklinde konuştu.

    Türkiye’de demokrasi sorunun varlığına dikkat çeken Şaroğlu, Alevilerin haklarını almasının demokrasi sorununun çözümüyle mümkün olduğunu vurguladı.

    “İNANCIMIZI YOK SAYAN VE TANIMLAMAYA ÇALIŞAN BİR ANLAYIŞA İHTİYACIMIZ YOK”

    Filiz Şaroğlu, “Aleviler ya da Alevi kadınları olarak sadece bizim derdimiz yok. Bütün kadınların, çocukların, emekçi kesimlerin problemi var. O yüzden çok ciddi bir biçimde  siyasetin içerisinde ve demokrasi için alanında olmalıyız” diye konuştu.

    İktidarın cemevlerine yönelik adımlarının samimi olmadığını dile getiren Şaroğlu, şöyle devam etti:

    “Açıkçası biz onlardan bir şey beklemiyoruz. Tabii ki herkes biliyor ki cemevlerini ziyaret etmeleri tamamen siyasidir, millete başka türlü göstermektir. Bizim inancımıza karışan, inancımızı yok sayan, tanımlamaya çalışan bir anlayışa ihtiyacımız yok.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Güven: Fethiye’de cemevimiz yok, verilen sözler havada kalıyor-VİDEO

    Güven: Fethiye’de cemevimiz yok, verilen sözler havada kalıyor-VİDEO

    PİRHA-PSAKD Fethiye Şube Başkanı Berrin Güven, cemevlerinin olmamasından kaynaklı sorunlar yaşadıklarını belirterek, “Burada cemevimiz yok. Bundan ötürü cem yapamıyoruz. Cemevi için bir yerin tahsis edildiği söylendi ama henüz ortada hiçbir şey yok. Söyleniyor ama havada kalıyor” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Fethiye Şube Sekreteri Berrin Güven kurum faaliyetlerine ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.

    Yaklaşık 170 bin nüfusa sahip olduğu belirtilen Fethiye’deki şube kurucularından olduğunu belirten Güven, kongrelerine yeterli katılımın sağlanmadığını kaydetti. Mevcut başkanın bir dönem daha görev yapmasını istediklerini söyleyen Güven, şöyle konuştu:

    “Çünkü kadınlarımıza ve gençlerimize kendini geliştirmesi, söz hakkını kullanmaları için yer veriyor ve gençlerimize inanılmaz alan açıyor. Kongremize istediğimiz katılımı sağlayamıyoruz çünkü bizim kendi yurttaşlarımız ilgisiz ve duyarsız keşke biraz daha duyarlı olabilseydik. Belki işimiz çok daha kolay olurdu.”

    “HAK VERİLMEZ ALINIR”

    Güven, yurttaşlara destek çağrısında bulunurken, “İçinde bulunduğumuz yaşam koşulları maalesef çok zor. İnsanlar temel ihtiyaçlarını artık karşılayamayacak duruma geldiler. Onları da anlıyoruz ama bir yerde yaşamaya ve mücadele etme kararı almak ve yapmak zorundayız. Maalesef hükümet istediğimiz şartları ve koşulları bize vermeyecek. Ama hak verilmez alınır. Biz bunu öğrendik. Mücadelemizi vermeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    “FETHİYE’DE CEMEVİMİZ YOK”

    “Gençlerimizi buraya çekmeye çalışıyoruz” diyen Güven, dernekte semah ve bağlama eğitiminin verildiğini kaydetti. Fethiye’de cemevinin olmadığını belirten Güven, şunları söyledi:

    “Burada cemevimiz yok. Bundan ötürü cem yapamıyoruz. Cemevi için bir yerin tahsis edildiği söylendi ama henüz ortada hiçbir şey yok. Söyleniyor ama havada kalıyor. Bir an önce planlanan yerin verilmesini ve bundan sonra hakka yürüyen canlarımızın törenlerini zorluk yaşamadan yapmak istiyoruz. Yerel yönetimlerin bize destek vermesi gerekiyor.”

    “KADINLARIN ÖZGÜR OLMALARINI İSTİYORUZ”

    Güven sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Çocuklarımızın özgürce büyümesini, kadınların özgürce sokakta yürümesini istiyoruz. Kadınların nasıl giyineceklerini, oturacaklarını, konuşacaklarını belirlemekten vazgeçsinler. Dünyanın geleceği için kadınların özgür olması gerekiyor.”

    Cebrail ARSLAN/Fethiye-MUĞLA