PİRHA- Şuhut ilçesine bağlı Bozan köyü Muhtarı Hüseyin Dilek, köylerinin en büyük sorununun su ve yol sorunu olduğunu söyledi. Dilek, “Köyümüzde su yok. Ne su getiriliyor ne de kuyu açmamıza izin veriliyor. Su sorunun bir an önce çözülmesini istiyoruz” dedi.
Afyon’un Şuhut ilçesine bağlı bir Alevi yerleşkesi olan Bozan köyü Muhtarı Hüseyin Dilek, yaşadıkları sorunlarla ilgili PİRHA’ya konuştu.
Köylerinin Alevi bir köyü, toplam nüfusun ise 128 olduğunu belirten Hüseyin Dilek, “Yaz ayı olduğunda dışarıda yaşayan canlarımızın gelmesiyle köyümüzün nüfusu artıyor. Köyümüzün birçok sorunu var. Muhtarlığımda köyün var olan sorunlarını 4-5 yıl içerisinde çözmeyi düşünüyoruz” dedi.
“YOLLAR ÇOK BOZUK VE BAKIMSIZ”
Köy yollarının bozuk olduğuna değinen Dilek, “Köyümüz Şuhut’ merkeze uzak değil ama yolumuz asfalt olmasına rağmen çok bozuk ve bakımsız. Köyümüzün girişinde bulunan mezarlığın kabir duvarları yıkık, içme suyu sorunu yaşıyoruz, ayrıca köyümüzün içindeki yollar toprak. Parke taşlarına ihtiyacımız var” diye konuştu.
KÖYÜMÜZDE İÇME VE SULAMA SUYU YOK, KUYU AÇMAMIZA DA İZİN VERİLMİYOR
Köylerinde tarım ve hayvancılık yapıldığını da belirten Dilek, şöyle devam etti:
“Tarlalarımızı sulayacağımız su yok, köyde kuyu açmamıza izin verilmiyor. Yazları kurak geçtiği için su sorunu yaşıyoruz. Yağmur yağarsa o sene ekinler iyi oluyor, yağmur yağmazsa işimiz Allah’a kalıyor. 4-5 sene içerisinde sorunları çözmeyi planlıyoruz. Gerekli yerlere dilekçeler verdik, ayrıca araştırıyoruz. Kabir duvarları çok eski olduğu için yıkılıyor, iki iş olarak onu yapacağız. İçme suyunu da elimizden geldiğince yapmaya çalışacağız.
“KÖYÜMÜZ 3 TANE TÜRBEMİZ VAR BAKIMINI VE ONARIMINI BİZLER YAPTIK”
Köyümüz yazın kalabalık olur emekliler gelir. Köyümüzde türbeler var ve türbelerimiz bizler için değerlidir. Hepsini bizler yaptık. Türbelerimizin 2 tanesi köy içerisinde 1 tanesi ise köyün tepesinde bulunmaktadır. Köyün içerisinde her zaman birlikten yanayız. Birlik olursa aşamayacağımız engeller yoktur. Köyümüz de herkesin yapılacak işlere katılmasını destek vermesini beklerim.”
PİRHA-Afyon’un Şuhut ilçesinin Tekke köyünde bulunan Sarı Dede Türbesi’nin seceresi hakkında çok fazla bilgilerinin olmadığını belirten İsmail Çiçek, “Türbenin kerameti olduğunu ve çocuğu olmayanların burayı ziyaret ettikten sonra çocuklarının olduğu şeklinde bilgimiz var” dedi.
İsmail Çiçek, Afyon’un Şuhut ilçesinin Tekke köyünde bulunan Sarı Dede Türbesi ile ilgili PİRHA’ya konuştu.
“ÇOCUĞU OLMAYANLARIN, SIK ZİYARET ETTİĞİ BİR TÜRBE”
Sünnilerin yaşadığı Kavaklı Köyü’nden bir ailenin çocuğu olmadığı için Sarı Şemsettin Dede Türbesi’ne ziyarete geldiğini söyleyen İsmail Çiçek, “Benim evim türbenin hemen bitişiğinde ben evde olmadığım için eşimle birlikte türbeye gidip, dua etmişler. Aile buradan ayrıldıktan 2 yıl sonra çocuklarının olduğuna dair bilgi aldık. Daha sonra aile, çocukları olmasından dolayı türbeye adak getirdiler ve paylaştılar. Sarı Şemsettin Türbesi’nin aynı zamanda konuşamayan insanları içinde iyi geldiği şeklinde bilgiler var. Ben bunlara şahidim ancak bu işte inanmak ve niyet çok önemli” dedi.
PİRHA- Kayabelen Folklor ve Araştırma Derneği Başkanı/Eğitimci Özgür Oğuz, MEB tarafından açıklanan “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” müfredatını eleştirdi. Pozitif bilimin yeni eğitim müfredatından tamamen çıkartıldığını belirten Oğuz, “Bu müfredatı bilim insanları hazırlamadı. Kabul edilebilecek bir tarafı yoktur” dedi.
Kayabelen Folklor ve Araştırma Derneği Başkanı/Eğitimci Özgür Oğuz, Milli Eğitim Bakanlığı’nın açıkladığı yeni eğitim müfredatını PİRHA’ya değerlendirdi.
“POZİTİF BİLİM MÜFREDATTAN ÇIKARILDI”
Pozitif bilimin müfredattan çıkartıldığını belirten Kayabelen Folklor ve Araştırmalar Derneği Başkanı/Eğitimci Özgür Oğuz, Matematik dersini müfredattan çıkarıyorsunuz. Pozitif bilimi ne kadar köreltirseniz, gerici dar kalıpçı yobaz zihniyeti o kadar güçlendirirsiniz” dedi.
“Pozitif bilimlerden uzaklaşan hiçbir müfredat kabul edilecek bir müfredat değildir” diyen Özgür Oğuz şöyle devam etti:
“Bizim bilim insanlarımız, eğitimcilerimiz var. Bilim insanları hazırlanan bir müfredatta neler olmalı, neler olmamalı şeklinde fikirlerini belirtmeliler. Bilim insanlarının fikirleri üzerinden tartışma açılması lazım ki bizler de fikirlerimizi buradan belirtelim. Bir-iki kişiyle hazırlanan müfredat müfredat değildir.”
PİRHA- Afyon Şuhut Balçıkhisar Mahallesi’nde çiftçilik yapan Süleyman Kutlu, emekli olduğunu, geçinemediği için çiftçilik yapmak zorunda kaldığını belirterek “Mazot, tohum, gübre fiyatları çok pahalı. Hükümet çiftçiyi zaten desteklemiyor. Hiç olmazsa mazot gübre ve tohum fiyatlarını düşürsün” diyerek hükümete çağrıda bulundu.
Türkiye’de yaşanan ekonomik sıkıntılarla beraber birçok sektörde sorunlar yaşanıyor. Bunların başında tarım ve hayvancılık geliyor. Et ve tarım ürünlerinde dışarıdan alımların artmasıyla yerli üretimde desteğin olmaması ve üretimdeki düşüş, hem üretici hem tüketici açısından sorunlar yumağı haline geldi.
“HÜKÜMET ÇİFÇİYİ DESTEKLEMİYOR”
Afyon Şuhut’a bağlı Balçıkhisar Tekke Mahallesi’nde yaşayan, emekli olduktan sonra geçim sıkıntısı yaşayan ve çiftçilik yapmak zorunda kaldığını belirten Süleyman Kutlu, “Arpa, Buğday, patates ve haşhaş ekiyorum. Mazot 40 liranın üzerinde, yem 500 lira gübre 1000 lira olmuş. Hükümet çiftçiyi desteklemiyor” dedi.
“BUĞDAYI 8 LİRAYA VERDİM, EKMEK 10 LİRA, ÇİFÇİ NASIL KAZANACAK?”
Kutlu, “Ben buğdayı 8 liraya verdim, ekmeğin fiyatı 10 lira olmuş. Türkiye’de ekonomi nasıl sağlanıyor, ben bunu bilemiyorum. Bize destek vermesin. Mazotun, gübrenin, yemin fiyatlarını düşürsün” diyerek hükümete tepki gösterdi.
“EMEKLİYİM GEÇİNEMEDİĞİM İÇİN ÇİFÇİLİK YAPIYORUM”
Fiyatlar düşerse o zaman çiftçinin para kazanacağını belirten Süleyman Kutlu, konuşasının devamında şunları belirtti:
“Bankadan kredi alıyoruz, faize veriyoruz. Aldığımız kredinin faizini ancak ödeyebiliyoruz. Ben emekliyim, geçinemiyorum çiftçilik yapıyorum. Emeklinin aldığı para 10 bin lira. Bana versin 20 bin lira. Ben çiftçiliği bırakayım. Türkiye’nin düzeni böyle.”
PİRHA- Şuhut ilçesinin Bozan köyünde bulunan türbelerle ilgili konuşan Şah Ahmet Sultan Ocağı taliplerinden Hüseyin Şenel, köylerinde 3 tane türbe bulunduğunu, bunların Arap Dede, Kayıp Erenler ve Sarı Sultan Türbesi olduğunu söyledi. Şenol, “Bunlar çok evvel buraya geldikleri için şeceresi hakkında çok fazla bilgi sahibi değiliz” dedi.
Afyon Şuhut’a bağlı Bozan köyünde bulunan türbelerle ilgili Şah Ahmet Sultan Ocağı taliplerinden Hüseyin Şenol,PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.
Hüseyin Şenol, “Kayıp Erenler Türbesi’ne Yalnızlar Tekkesi deriz. Buranın yapılışını bilmiyorum ama ‘Yalnız Tekke’ olarak biliriz. Gençlerimiz askere giderken buraya astıkları şallar sayesinde burnu kanamadan yuvalarına sağ salim dönüyorlar. Hiç kimsenin burnu kanamasın onlar da bizim evlatlarımız. Allah Ehlibeyti sevenlere acı keder vermesin” dedi.
“KÖYÜMÜZDE 3 TANE TÜRBEMİZ BULUNMAKTADIR”
Köylerinde bulunan 3 türbenin aynı kardeşlere ait olduğunu belirten Muharrem Özdoğan, “Bu türbede bulunan üç kardeşmiş. Burası Arap Dede Türbesi, bir diğeri köyün dışında tepe başında olan Kayıp Erenler Türbesi. Köyün içerisinde olan ise Sarı Sultan Türbesi. Bunlar çok evvel gelmişler ama neticesini, tarihini bilmiyorum” dedi.
Türbede kendisinin gönüllü hizmet yürüttüğünü belirten Hatice Özdoğan ise “Ben bu türbenin hizmetçisiyim. Buraya gelenlere hizmet ederim. Canlar gönüllerinden kopanı buraya getirirler. Sofra bezlerini serer herkese hizmet ederiz” ifadelerini kullandı.
PİRHA- Afyon Şuhut’a bağlı Tekke köyü rehberi Mustafa Çiçek, “Cuma akşamları bir araya gelerek nefesler söyleyip Alevi Yolunu sürdürmeye çalışıyoruz dedi. Çiçek, gençlerin inanca uzak durmalarını ise eleştirdi.
Afyon Şuhut Tekke köyü rehberi Mustafa Çiçek cemevinde yürütülen hizmetlerle ilgili PİRHA’ya konuştu.
Ehlibeyte bağlı olduklarını belirten Tekke köyü rehberi Mustafa Çiçek, “Cemlerimizi cuma akşamları bir araya gelen 5-10 kişiyle birlikte yürütüyoruz, nefeslerimizi söylüyoruz, Kerbela’da şehit olan ehlibeyt canlarımızı anıyor, Alevi olmanın yolunda gidiyoruz” dedi.
“ESKİDEN CEMLERİMİZ SABAH SAATLERİNE KADAR DEVAM EDERDİ”
Tekke köyüne cemevinin 10 sene önce yapıldığını belirten Çiçek, “Köyümüzde cemevi olmadan önce benim evimde ya da hizmet kimin evinde yürütülüyorsa orada toplanıyorduk. O zaman hizmetler evlerde yapılırdı. Köylülerimizin çoğu dünyadan göçtü. Gençlerimizin hepsi de dışarıda. Bundan 50 yıl evvel cemler akşam başladığı zaman gün doğardı, sabah olurdu. Oradan ayrılamazdık” diye belirtti.
“GENÇLER CEMLERE İLGİ DUYMUYOR”
Çiçek, şöyle devam etti:
“Şimdiki gençlerin ceme gelmemesinin nedeni ellerinde telefonları var. Eğridir doğrudur. Peygamber olsan seni hiç dinlemiyor. Alevilikle ilgili kitap yazanlar var. Kimi doğru yazıyor, kimi yanlış yazıyor. Gençler onlara inanıyor bize inanmıyorlar. Köyümüzde toplam 60-70 hane var. 100-150 insan ve birkaç genç kaldı. Ben yaşlandım, birini yetiştirelim diyorum, o da yok.”
“HAKK’A YÜRÜYEN CANLAR İÇİN 3 NEFES SÖYLERİZ”
Köylerinde Hakk’a uğurlamanın nasıl yapıldığını da anlatan Mustafa Çiçek, “Hakk’a yürüyen canımızın cenazesinde 3 tane nefes, deyiş söylenir. Ardından duası yapılır. Ayrıca musahip olarak da köyümüzde kimse kalmadı. Benim babam da musahipti. Gençler musahipliğe heves etmiyorlar. Neden etmiyorlar? Benim buna aklım bir türlü ermiyor. Ya karşısındaki yaren olduğu arkadaşına güvenemiyor, ya da yaren olduğu zaman ‘bir sene bu kurbanı ben kesersem 2 sene de diğerinin kesmesi lazım’ diyor. Belki umudu yok, belki de olanakları yok, ondan olsa gerek” diye konuştu.
PİRHA- Köylerinde cemevleri olmadığı için bir dernek kurarak çalışmalara başladıklarını kaydeden Güneytepe Alevi Kültür ve Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Celal Demir, “Canlarımız katkılarıyla cemevinin ancak kaba inşaatını bitirebildi. Cemevinin bitirilmesi için özellikle yurt dışında bulunan canların yardımlarını bekliyoruz” diyerek çağrıda bulundu.
Güneytepe Alevi Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Ahmet Demir ve Yönetim Kurulu Üyesi Celal Demir, Afyon’un Şuhut ilçesi Güneytepe mahallesinde bulunan cemevi inşaatı ile ilgili PİRHA’ya açıklamada bulundular.
“CEMEVİ YAPMAK İÇİN DERNEK KURDUK”
Afyon Şuhut bağlı olan köylerinde cemevi olmadığı için dernek kurduklarını belirten Güneytepe Alevi Kültür ve Dayanışma Derneği Saymanı Celal Demir, “Derneğimiz 2020 yılında kuruldu. Köyümüze mevcut bir cemevi ve sosyal tesis olarak düğün salonumuz yoktu. Derneğimizin kurulmasının ana kuruluş sebeplerinden biri budur” dedi.
Binanın kalan kapı pencere dışında çevre düzenlemesinin de yapılması gerektiğini belirten Demir, “Binamızın eksikliklerinin giderilmesi gerekiyor. Şu anda parasal anlamda sıkıntı var. Maddi olarak olmasa da en azından cemevini bitirmek için birilerinden yardım alalım katkı alalım noktasında bir şey yok. Olacaksa da sizin gibi canların sayesinde olacak. Bütün canların katkılarını bekliyoruz” dedi.
Cemevini tamamen kendi çabalarıyla yapmak için işe giriştiklerini vurgulayan Güneytepe Alevi Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Ahmet Demir, “Halkın desteği, kendi imkanlarımız ve devletten bir miktar yardım alarak bu binayı yapıp bu hale getirdik” diye belirtti.
Cemevinin 500 m2 alan üzerine kurulu olduğu bilgisini paylaşan Demir, “Cemevinin kaba işinin tamamladık. Kapı pencere ve fayansların eksik. Elimizden geldiği kadar yapmaya çalışıyoruz. Bu kadar masrafa girdik ama zorlanıyoruz” ifadelerini kullandı.
Cemevinin bitirilmesi için çağrıda bulunan Demir ise özellikle yurt dışında bulunan canların desteklerini beklediklerini söyledi.
PİRHA- Balçıkhisar Cemevi Yönetim Kurulu Üyesi Naci Sarı, hiçbir kurumdan katkı talep etmeden, yurttaşların lokmalarıyla cemevini tam 10 yılda yaptıklarını belirtti. Sarı, köylerinde farklı inanca sahip toplulukların yer aldığını vurgulayarak, barış içerisinde yaşadıklarını ifade etti.
Balçıkhisar Cemevi Yönetim Kurulu Üyesi Naci Sarı, Afyon’un Şuhut ilçesi Balçıkhişar Mahallesindeki (Tekke) cemevi faaliyetleri hakkında PİRHA’ya konuştu.
Naci Sarı, Balçıkhisar Cemevinin yapımına 2008 yılında başladıklarını ve tam 10 yıl sürdüğünü söyledi. Cemevi inşasını tümüyle yurttaşların lokmalarıyla yaptıklarını belirten Sarı, cemlerini kış aylarında yaptıklarını söyledi. Sarı, “İkrar ve muhabbet cemlerimiz ile kurbanlarımız olur. Bizim yaptığımız cemler 4-5 saat sürer. Burası köy yeri, üretim tarım ve hayvancılık üzerine olduğu için genelde cemlerimiz kış aylarında yapılır. Cemlerimizin zamanı belli olmadığından bazen 15 günde, bazen ayda bir yaparız, belli bir zamanı yoktur” diye belirtti.
“CEMEVİMİZİN MİSAFİRHANESİ DE MEVCUT”
Naci Sarı, dört katlı cemevinde bir de misafirhane yer aldığını belirterek, “Bu katta köylerden topladığımız, yaşamın her yerinde kullandığımız araç ve gereçler bulunmaktadır. Eski ve kullanmış olan kimi eşyaları sergiliyoruz. Ayrıca 4 odadan ve 1 mutfaktan oluşan misafirhanemiz de var” diye konuştu.
Köylerinin kozmopolit bir yapıya sahip olduğunu da söyleyen Naci Sarı, bu durumdan ötürü büyük memnuniyet duyduklarını da belirtti. Sarı, “Geçmişte babalarımızdan duyardık; dağlarda tarım yapıldığında koyun koyuna yatarlarmış. İnsanlar arasında ayrımcılık söz konusu değilmiş. Şimdi de burada uyum içerisinde çalışıyoruz. Bizim köyümüz 1953 yılında belediyelik olmuş ama 10 yıl önce belediyelikten düştü ve köy statüsüne geçti. O zamandan bugüne mükemmel bir şekilde bütün kardeşlerimizle hep birlikte geçinip gidiyoruz” diye konuştu.
PİRHA- Afyon Şuhut Kayabelen Köyü’nde 27. Hamza Şeyh Dede’yi anma etkinliği düzenlendi.
Her yıl Kayabelen Folklor ve Araştırma Derneği tarafından yapılan ve 1 gün sürecek olan 27. Hamza Şeyh Dede’yi anma ve Hıdırellez Bahar Bayramı kutlanacak. sanatçılar Tolga Sağ, Sepil Efe, Caner Gülsüm, Efecan Şengül, Ege Tahtacı Kültür ve Eğitim Kalkınma Derneği, Hacı Bektaş Gönüllüler Semah Topluluğu, Körküler Köyü Semah Topluluğunun katılacağı anma, 18 Mayıs Cumartesi günü başlayacak.
PİRHA – Kayanbelen Folklor ve Araştırma Derneğin Başkanı Özgür Oğuz, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı ve maaşlı dedeler bulma arayışına ilişkin, “Buraya sizin atacağınız kişi sizin memurunuz mu olacak? Eğer sizin atacağınız kişiye “al cumaları şunu oku, perşembeleri bunu yap, al birilerini eğitime gel” diyecekseniz biz atama istemiyoruz” diye belirtti.
Türkiye’de Alevi inancının hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Alevi toplumunun, zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması, nefret suçlarının önüne geçilmesi için hukuki tedbirlerin alınması, Alevilere karşı yapılmış kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzletilmesi, gerek kamu kaynaklarının, gerekse de kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması gibi temel talepleri var. Ancak bu talepler hükümet tarafından yerine getirilmiyor, mahkeme kararları tanınmıyor.
Neredeyse tüm Alevi örgütleri, “Alevi Diyaneti” olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na büyük tepki gösteriyor.
İki yıldır yüzlerce cemevini dolaşarak liste tutan, Aleviliği bir inanç olarak görmeyen ve kültürel bir ögeye indirgeyen AKP hükümeti, oluşturduğu ekiple Alevi köylerini, cemevlerini ve dernekleri dolaşarak maaşlı dedeler, elemanlar arıyor.
Kayanbelen Folklor ve Araştırma Derneği Başkanı Özgür Oğuz, ‘Alevi Diyaneti’ olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın, maaşlı dedeler bulma arayışlarına ilişkin görüşlerini PİRHA’ya değerlendirdi.
Bu ülkeyi yönetenlerin Alevilere yönelik yüzyıllardır baskı, asimilasyon, katliam politikalarını devam ettirdiğini belirten Özgür oğuz, “Bunların hepsini gördük. Gittiler Hacı Bektaş Dergahı’na Nakşibendi şeyhi atadılar. Biz bunları yaşayıp göre göre bugünlere geldik” dedi.
“NE OLURSA OLSUN KENDİMİZE GÜVENMELİYİZ”
“Her ne olursa olsun her açıdan kendimize güvenmeliyiz ve inanmalıyız” diyen Oğuz, “Bu kadar yıllık bir süzgeçten geçen kültürümüz, ibadetimiz, inancımız, itikatlımız, karşı duruşumuz, bir muhalif ruhumuz var. Devletin buraya katacağı bir katkıyla kaybedecek değiliz” diye ifade etti.
“BU ÜLKEDE ÇOK KOLAY BİR ŞEKİLDE ÖTEKİLEŞTİRİLİYORUZ”
Herkesin görevini yaptığını ve devletin kendilerini asimile etmeye, Sünnileştirmeye ve ötekileştirmeye çalıştığını belirten Oğuz,” Vakti gelecek başka biri başka bir şey yapacak. Çünkü bizim toplumların en büyük sıkıntılarından bir tanesi ötekileştirme. Bu bizde çok kolay oluyor. Toplum çok çabuk ötekileştiriliyor ki ötekileştirme o kadar kolay gerçekleştiriliyor ki istenmeyen onca şey bu ötekileştirme politikası yüzünden gerçekleştiriliyor. Sömürü, kapitalizmin kar hırsı kat kat artıyor” diye belirtti.
“CEMEVLERİNE DESTEK YOK CEMATLERE VE VAKIFLARA HER TÜRLÜ DESTEK VAR”
Bir önceki Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkan Ali Arif Özzeybek’in kendilerini ziyarete geldiğinin bilgisini aktaran Oğuz, “Süleyman Soylu‘nun danışmanıyken buraya geldi, cemevine katkı sunacağız dedi. Yakın tarihte de yine Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığından bir görevli kadın geldi. Dede maaşı kavramı bir tanımlama şeklinde değil, Cemevi sorumlusu diye bir tanımlama yaptı. Bizde kendi içimizde isim verelim mi, vermeyelim mi? diye enine boyuna tartıştık. Bu doğrudur, yanlıştır ama bunu zaman gösterecek” dedi.
“DEVLETEN HİZMET ALMAYACAKSAK ALEVİLER OLARAK VERGİDE VERMEYELİM”
Yıllarca İstanbul’da özel dershane, kurs yeri işlettiğini yüklü verdiler verdiğini belirten Oğuz,” Benim ödediğim vergiler oraya buraya gitti. Okçular Vakfı’na, bilmem ne Vakfı’na, bilmem ne cemaatine benim param gitti. O zaman vergi de vermeyelim.
Pir Haber Ajansı‘na yaptığı açıklamaları Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Ali Rıza Özdemir’in izlemesini ve duymasını umut eden Oğuz, “Umarım izler ya da birileri söyler. Buraya sizin atacağınız kişi sizin memurunuz mu olacak? Eğer sizin atacağınız kişiye “al cumaları şunu oku, perşembeleri bunu yap, al birilerini eğitime gel” diyecekseniz biz atama istemiyoruz” diye belirtti.
PİRHA- Şuhut ilçesine bağlı Kayabelen Köyü muhtarı Hamza Oğuz, köylerinin belediyelikten düşürüldükten sonra ciddi sorunlar yaşadığını belirtti. Oğuz, yetkililere seslenerek “Artık sorunlarımızın giderilmesini istiyoruz” dedi.
Afyon’un Şuhut ilçesine bağlı bir Alevi yerleşkesi olan Kayabelen Köyü Muhtarı Hamza Oğuz, yaşadıkları sorunlarla ilgili PİRHA’ya konuştu.
2019 yılı Mart ayında yapılan seçimlerde ilk defa göreve geldiğini belirten Kayabelen Mahallesi (Köyü) Muhtarı Hamza Oğuz, “Göreve gelir gelmez yaptığımız işlerden biri, köyümüzden geçen dere yatağı çok kötü ve dolmuş durumdaydı ve tehlike saçıyordu. Temizlenmesi gereken bir durumdaydı, ilk olarak onu temizledik” dedi.
“ÜSTÜ KAPALI BİR PAZAR YERİNE İHTİYACIMIZ VAR”
Seçimlerden önce köylerinin belediyelik olduğunu, statü değişikliği ardından belediyeden kalan malzemeleri değerlendiklerini belirten Oğuz, “Aktif olmayan bir kepçemiz vardı, onu çalıştırıp köyümüzün ihtiyaçlarını karşılayacak duruma getirdik. Köyümüzde bir mesire alanınız var, orayı kullanılır hale getirdik. Çok güzel bir çalışma oldu ama yolu arazi yolu olduğu için taşlanması lazım. Çünkü Nisan’dan sonra vatandaşlarımızın, gece gündüz demeden uğrak noktası orası. Manzara yönünden çok güzel bir yer” diye belirtti.
Köylerinde üstü açık pazar yerlerinin bulunduğunu belirten Oğuz, “Salı günleri köyümüze pazar kuruluyor. Kışın kar veya yağmur yağdığında fazla bir satıcı gelmediği için pazar kurulmuyor. Bundan dolayı pazar yerimizin üstünün kapılmasını istiyoruz” diye konuştu.
“KABRİSTAN YERİNİN DÜZENLENMESİ GEREKİYOR”
Köylerinde bulunan mezarlığın tamamen dolduğunu belirten Hamza Oğuz, artık cenazelerine yer bulmakta zorluk çektiklerini de belirtti. Yeni kabristan için yer belirleyip ilgili birimlere dilekçelerini de sunduklarını aktaran Oğuz, “Ama köy muhtarlığımızın bütçesi olmadığından bunun devlet desteğiyle olması lazım” dedi.
Köylerinin belediyelik olduğu dönemde köy arazilerinin bir bölümünde arazi reformu yapıldığını da söyleyen Muhtar Oğuz, “Arazi reformu yapıldığında bir kısım köylüler karşı çıksalar da sonrasında bu konudan çok memnun oldular. Arazi reformunda diğer kalan bölümlerin de yapılmasını istiyoruz. Çünkü köylünün arazileri parça parça” diye ifade etti.
Köyde bulunan okullarının 2019 yılından sonra kapandığının bilgisini de veren Oğuz, “Okul kapandıktan sonra öğrenciler 2 yıldır Balcıkhisar’da bulunan okula gidiyordu. Şimdi orası da kapandı. Kayabelen, Güneytepe ve komşu köylerimizdeki bütün öğrenciler Şuhut’a gidiyor” dedi.
Öğrencilerin taşınmasında ciddi sıkıntılar yaşadıklarını da belirten Muhtar Hamza Oğuz, taşımada öğrencilerin hangi bölgelerde ve hangi noktalardan alınacağı konusunda çok ciddi sıkıntılar var. Kendi köyümde geçen yıl 4, bu yıl 5 anaokulu öğrencisi okula gidemiyor. Velilerimizle beraber İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne ortaklaşalım diye gidip bir öneri sunduk, ancak kabul etmediler. Bu öğrenciler anaokuluna gitmeden ilkokula başladı. Veliler “gönderelim” diyorlar servis yok. İlçe Milli Eğitim Müdürü’ne ‘bir servis ayarlayın’ diye söylüyoruz ama karışmıyorlar” diye tepki gösterdi.
“SU ŞEBEKESİNİN YENİLENMESİ ZORUNLU”
İçme suyu konusunda da ciddi sıkıntılar yaşadıklarını aktaran Afyon Şuhut İlçesi Kayabelen Mahallesi (Köyü) muhtarı Hamza Oğuz, konuşmasının devamında şunları belirtti:
“Kayabelen Belediyesi döneminde yeterli suyumuz vardı. Fakat belediye kapanıp muhtarlık olduktan sonra yetmemeye başladı. Su kaçakları olduğunu bilmiyoruz. Şebekemiz çok eski. 60-70 yıllık bir şebeke. Altyapı çok kötü. Şu an buraya sondaj yapmak da yasak. Özel idareden, su-kanalizasyon bölümünden geldiler. Suyun debisini, saniyelik litresini ölçüyorlar; ‘Kayabelen’e bu su yeter’ deyip çekip gidiyorlar. İçme suyu ile ilgili özel idareden eski olan şebekemizin tamamen değiştirmesini ve kaymakam beyin yarım kalan arazi reformu çalışmasına destek vermesini istiyoruz”
PİRHA-Hamza Şeyh Dede Cemevi/Kültür Merkezi ve Kayabelen Folklor Araştırma Derneği Başkanı Özgür Oğuz, 6 bin kişilik cemevi binasını kendi imkanlarıyla yaptıklarını söyledi. Oğuz, “Yapımı da dahil olmak üzere ne belediyelerin ne de iş adamlarının bir katkısı oldu” dedi.
Hamza Şeyh Dede Cemevi Kültür Merkezi ve Kayabelen Folklor Araştırma Derneği Başkanı Özgür Oğuz faaliyetlerini PİRHA’ya anlattı.
“CEMEVİMİZİN BULUNDUĞU ALAN 6 BİN KİŞİLİK KAPASİTEYE SAHİP”
Hamza Şeyh Dede Cemevi ve Kültür Merkezi binasının 2024 yılında hizmete açıldığını belirten Hamza Şeyh Dede Cemevi Kültür Merkezi ve Kayabelen Folklor Araştırma Derneği Başkanı Özgür Oğuz, “2004 yılından önce burası yaklaşık 12.500 metrekarelik bir çift parselden oluşan bir alan. Parselin bir tanesi hazinenin, bir tanesi de Hamza Şeyh Dede Kültür Merkezi’ne ait” dedi.
Cemevinin 6 bin kişilik olduğunu belirten Oğuz, “Buranın yapımı da dahil olmak üzere hiçbir koşul altında ne devletin bir katkısı ne de belediyelerin ne de iş adamlarının katkısı söz konusu. Burası tamamen kendi köylülerimizin ve tanıdık insanların katkılarıyla oluşmuştur. Kayabelen Belediyesi ve Kayabelen halkı ile beraber yaptırılmıştır. Burada insanlar tamamen gönüllü çalıştı, gönüllü bir birliktelikle herkes elindekini, avucundakini katarak oluşturulmuş bir binadır” dedi.
“CEMEVİMİZ 2004 YILINDA FAALİYETE GEÇTİ”
Binanın sadece bir cemevi olmadığını, büyük bir mekan olduğunu söyleyen Oğuz, şunları ifade etti:
“Şu an içinde bulunduğumuz kat, bulunduğumuz mekân cem hizmetleri yerine getiriliyor, sol tarafımızda bir kütüphanemiz ve 2 tane kütüphane odamız, alt katta yemekhane, düğün salonu, gelin odası ve etkinliklerde kullanılan malzemelerin olduğu 2 oda var. Mutfağımız var, lokmalarımız orada pişiyor. En alt katta 2 tane yatakhanemiz ve kesimhanemiz, kalorifer dairemiz, hepsini düşündüğünüz zaman çok yönlü kullanılan bir binadır. Sadece dört duvara çevrilmiş bir ibadethane, bir cemevi gibi değerlendirmemek gerekir. Burası hem aydınlanma açısından, hem çağdaşlaşma açısından, hem de gençlerin, kadınların kullandıkları bir mekandır.”
“26 KEZ ULUSAL VE ULUSLARARASI FESTİVAL GERÇEKLEŞTİRDİK”
1993 yılında başlayan Hamza Şeyh Dedeyi Anma ve Hıdırellez Kültür Festivali’ni hem ulusal hem de uluslararası olmak üzere 26 kez gerçekleştirdikleri bilgisini aktaran Oğuz, “Her yıl mayıs ayında yapılan etkinliğimizde binanın ne kadar yetersiz geldiğine düşünebiliyoruz. Belki şu anda köye göre yeterli ve büyük değerlendirmesi yapılabilir ama yapılacak etkinlikler ve faaliyetlerde bazen yetmeyebiliyor” şeklinde ifade etti.
Köylerinde genç nüfus kalmadığı için kütüphanenin yeterince kullanılmadığını ifade eden Oğuz, “Yılda 1-2 etkinliğimiz var. Muharrem ayında burada aşuremiz kaynıyor, yılda bir festivalimizi yapıyoruz. Özellikle bayram dönemlerinde burada 3-4 defa yemek verilir. Canlarımız perşembe günleri 40 yemekleri, yıl lokmaları burada verir ama onun dışında köylümüzün ihtiyacı olursa veya civar köylerin etkinlikleri olursa yemekhane ve düğün salonu olarak kullanılıyor” dedi.
“CEMEVİNİ MUHTARLIKTAN 2021 SATIN ALDIK”
Özgür Oğuz, daha önce muhtarlığın üzerine tapulu olan cemevi binasını 2021’in Kasım ayında muhtarlıktan satın aldıklarını söyleyerek, “Bu bina derneğimizin üzerine geçti. Kayabelen Folklor Araştırma Derneği burayı 2021’in sonunda satın aldı. Böylece kullanımı tamamen köyümüzde oldu” dedi.
“HİÇBİR ALEVİ ÜST YAPI KURUMUNA ÜYE DEĞİLİZ”
Dernek olarak hiçbir çatı Alevi kuruma üye olmadıklarını belirten Oğuz, şöyle devam etti:
“Bu konuyu zaman zaman tartıştık 2019’daki genel kurumuzda da konuştuk ama biz bir yere bir üst kuruluşa bağlı olmak istemedik. Üst kuruluşlara karşı değiliz, fikir olarak da destekleyen birisiyim. Üst yapılarla oluşturulması gerekir ama yerel bir derneğiz ve bir üst yapı bizim için çok bir şey ifade etmeyecekti. Anadolu’da iki sürek hâkim biri Hacı Bektaş Veli bir diğeri Erdebil süreği. Biz Erdebil süreğine bağlı olduğumuz için Hacı Bektaş Veli üzerinden oluşturulan yapıların içerisinde yer almıyoruz ama gönülden destekliyoruz.”
“BURASI BİZİM İÇİN NEFES ALDIĞIMIZ BİR YAŞAM ALANI”
Genellikle cem erkanlarını cem odasında, bazen de Hamza Şeyh Dede Türbesi’nin içerisinde gerçekleştirdiklerini belirten Oğuz, “Geniş evleri olanlar evler de de cem yapabiliyor. Dolayısıyla bizim için burası hem itikat, hem ibadet hem kültürümüzü, onurumuzu, kimliğimizi yaşatabileceğimiz mekanlardan bir tanesi. Yüzyıllardır devam eden bir süreğiz. Bir ocağın, bir kültürün, bir itikattın yüzyıllardan beri süzülüp geldiği bir itikat. O yüzden burası bizim yaşam alanımız, ibadetimizin itikatımızın bir parçasıdır” diye ifade etti.
“BİZİM CEMLERİMİZİN ÖZGÜN YANLARI VAR”
Kendisinin İstanbul Sarıyer’de oturduğunu bazen Sarıyer Cemevi’ne gittiği kaydeden Oğuz, “Orada ceme katıldığım zaman kendi cemim gibi değil. O yüzden onun için burası bizim hayatımızın ve nefes alışımızın, akışın olduğu bir yer. O yüzden biz buraya farklı bir gözle bakıyoruz” dedi.
Özgür Oğuz, geçmiş cemlerle de kıyas yaparak şunları vurguladı:
“Cemlerimizi her hafta gerçekleştiremiyoruz. Bir sürü etken var. Gönül ister ki her hafta yapalım. Annelerimizin, babalarımızın anlattıklarını düşünüyorum, onları dinleyerek büyüdük. Bizim süreğin dedesi Sandıklı’da oturuyor. Bizim burada rehberimiz var. Dede buraya geldiğinde 3 ay buradan gidemezdi, her akşam birinin evinde cem yapılırdı. O zaman cemevleri yoktu, cemler evlerde yapılırdı. Şimdi düşünüyorum öyle olmuyor.”
“DAR, İKRAR, GÖRGÜ CEMLERİ YAPAMIYORUZ”
Dedelerin olmaması nedeniyle dar, ikrar ve görgü cemlerini yapamadıklarını belirten Hamza Şeyh Dede Cemevi Kültür Merkezi ve Kayabelen Folklor Araştırma Derneği Başkanı Özgür Oğuz, “Tabi ülkenin koşullarını da göz ardı etmemek lazım. Çünkü ülke kötüye gidiyor, ekonomik koşullar çok ağır. O yüzden biraz daha birbirimize güç vermek gerekiyor. Sıkıntılar var. Bu sıkıntılar biraz da toplumsal sorunlar, ekonomi koşulların zorluğu” ifadelerini kullandı.
PİRHA- Afyon Şuhut’a bağlı Kayabelen Köyü mevkiinde bulunan Hamza Şeyh Dede Türbesi’ne ilişkin bilgi veren Kayabelen Köyü Folklor Araştırma Derneği Başkanı Özgür Oğuz, “Hamza Şeyh Dede Türbesi biz Aleviler için çok önemli. Her yıl Mayıs ayında Ulusal ve Uluslararası Hıdırellez Kültür Festivali düzenleriz” dedi.
Kayabelen Köyü Folklor Araştırma Derneği Başkanı Özgür Oğuz ile Afyon Şuhut’a bağlı Kayabelen köyü mevkiinde bulunan Erdebil süreğine bağlı evliyalardan Hamza Şeyh Dede Türbesi ile ilgili konuştuk. Bugün ikinci bölümü yayınlıyoruz.
Oğuz, Hamza Şeyh Dede Türbesi’nin dışında şu an aşevi, kesimhane, mutfak, pişirme yerlerinin olduğunu ve lokmaların burada dağıtıldığını söyledi.
“HER YIL HAMZA ŞEYH DEDE ADINA FESTİVAL DÜZENLERİZ”
Her yıl Hamza Şeyh Dede Ocağı’na bağlı olan Akçaşar, Tekke, Gabaz, Aliören, Üstsaray köyünden ve şehirde yaşayan yurttaşların Hamza Şeyh Dede Türbesi’ni ziyaret ettiğini belirten Oğuz, “Özellikle Mayıs ayında Hamza Şeyh Dede’yi Anma ve Hıdırellez Kültür Bahar Festivali, 26 defa ulusal ve uluslararası çapta yapıldı, yapmaya da devam ediyoruz” diye belirtti.
“CÖVER TOPRAĞININ ŞİFALI VE İNSANLARI KORUDUĞUNA İNANILIR”
Türbenin içerisinde bölge halkı tarafından şifalı toprak diye nitelendirilen ‘Cöver Toprağı’ olduğunu söyleyen Oğuz, “İnsanı koruduğu düşünülen toprak bu ocağa bağlı insanların evlerinde kesinlikle vardır. Bir torba içerisinde toprağı evlerinde bulundururlar veya yanlarında taşırlar” şeklinde ifade etti.
“BİZİ BİZ YAPAN PİR SULTANLARIN, HÜNKARLARIN TAVSİYELERİDİR”
Kayabelen Köyü Folklor Araştırma Derneği Başkanı Özgür Oğuz, şöyle devam etti:
“Köyümüz, bugüne kadar inancını, örfünü ve kültürünü yaşattı, yaşatmaya devam ediyor. Toplumsal sorunlara duyarlılığı olan bir köyüz. Öyle yetiştik, öyle gördük. Aleviliği, Hünkâr Hacı Bektaşi Velilerden, Pir Sultanlardan, Şeyh Bedrettinlerden öğrendik. Yüzyıllarca süren baskı ortamında bile kendi kültürümüzü yaşadık yaşattık ve yaşatacağız. Çünkü bizi biz yapan budur. ”
PİRHA Afyon Şuhut’a bağlı Kayabelen Köyü mevkiinde bulunan Hamza Şeyh Dede Türbesi’ne ilişkin Kayabelen Köyü Folklor Araştırma Derneği Başkanı Özgür Oğuz, çeşitli bilgiler verdi. 1400 yıl önce yaşamış olan Hamza Şeyh Dede’nin Erdebil süreğine bağlı olduğunu belirten Oğuz, “Hamza Şeyh Dede Türbesi biz Aleviler için çok önemli. Makamı kaybolmasın, unutulmasın diye burayı korumaya çalışıyoruz” dedi.
Afyon Şuhut’a bağlı Kayabelen Köyü mevkiinde bulunan Hamza Şeyh Dede Türbesi’ne ilişkin Kayabelen Köyü Folklor Araştırma Derneği Başkanı Özgür Oğuz, PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.
“HAMZA ŞEYH DEDE, 1400’LERDE YAŞAMIŞ ERDEBİL SÜREĞİNE BAĞLI ALEVİ BİR KİŞİLİK”
Hamza Şeyh Dede’nin türbesinin yapılan araştırmalarda Erdebil süreğine bağlı olduğunu ve 1400 yıllarda yaşadığı bilgisini aktaran Oğuz, “Hamza Şeyh Dede 1400’lü yıllarda yaşamıştır. Ritüellerimizin içerisinde yer aldığı için makamları, mevkileri kaybolmasın, unutulmasın diye buraları korumaya çalışıyoruz” dedi.
“TÜRBE 1990 YILINDA RESTORE EDİLDİ”
Hamza Şeyh Dede Türbesi’nin büyük bir ocağa sahip olduğunu belirten Oğuz, Türbe yatırın içerisinde. Hamza Şeyh Dedemizin eşi Şerife Anamızın ve temsilen 5 çocuğunun mekânı bulunmaktadır. 1863 yılında bu türbe yapılmıştır. 1999 yılında Kaya Belen Köyü belde ve belediye olduğunda, belediye başkanı ve köylüler tarafından restore edildi ve şu anki halini aldı” diye belirtti.
Hamza Şeyh Dedenin türbesi hakkında tarihsel kaynakların mevcut olduğunu aktaran Oğuz, “Özellikle sancak sahibi bir türbenin olması, Hamza Şeyh Dedenin Erdebil süreğine bağlı olmasından yola çıkarak yapılan araştırmalarda ve bizim yaptığımız çalışmalara göre Hamza Şeyh Dede 1400’lü yıllarda yaşamıştır” dedi.
“TÜRBE ÜZERİNDE BULUNAN GEYİK BOYNUZLARI TAMAMEN ORİJİNAL”
Hamza Şeyh Dedenin Türbesi’nin üzerinde bulunan geyik boynuzlarının tamamen orijinal olduğunu belirten Oğuz, “Sonradan yapılma veya naylon değildir. Bunu bizlerin bildiği gibi tüm atalarımız bunu hep bu şekilde söylediler, aktardılar. Buradan Geyikli Baba ile acaba bağlantısı olabilir mi tartışması da yürütülüyor” şeklinde ifade etti.
“HAMZA ŞEYH DEDEYİ ANLATAN İNGİLTERE KAYNAKLARINDA BASILMIŞ YAYINLAR SÖZKONUSU”
İngiltere’den 1950’lerde 2 profesörün Hamza Şeyh Dedenin türbesine geldiği bilgisini de aktaran Oğuz, iki profesörün buraya geldiği bir çalışma var. Onunla ilgili İngiltere’de kitap basılmış, Haza Şeyh Dede Türbesi’ni anlatan yayınlar da söz konusu” dedi.
Kayabelen Köyü Folklor Araştırma Derneği Başkanı Özgür Oğuz, şöyle devam etti:
“Biz bu itikata baktığımız zaman Hamza Şeyh Dede Türbesi, çocuğu olmayanlar, çocuk arayışında olan insanlar, ürolojik rahatsızlıklar dediğimiz idrar sorunlarını yaşayan insanların sık geldiği bir yer. Burada Alevi olmayan ama buraya gelmiş, burada tutunmuş, burada duasını etmiş, Hamza Şeyh Dededen ümmet istemiş insanların, sonrasında karşılaştığı olumlu durumlardan kaynaklı kurban kestiğini görüyoruz. Her yıl çok fazla ziyaretçiler buraya geliyor. Sadece Aleviler değil, başka inançtan insanlar buraya gelip kurbanlarını keserler, adaklarını dağıtırlar ve giderler.”
PİRHA- Şuhut ilçesi Kayabelen Köyü cemevi zakirlerinden Barış Şencan, yaptığı hizmete dair duygularını anlattı. Şencan, “Benim için ‘aşık’ kavramı çocukluğumdan bu yana kutsal bir kelime gibi benliğimde yer etti. O nedenle arkasından gittim. Bu güzel duygu hiçbir şeyle ölçülemez” dedi.
Afyon’da baba ve oğul olarak zakirlik yapan Hüseyin ve Barış Şencan, sundukları hizmete dair PİRHA’ya konuştu.
Hüseyin Şencan, zakirliğe 12 yaşında merak saldığını anlattı. O dönemlerde cemlere çocukları almadıklarını belirten Barış Şencan, bu merakını gizli yollarla giderdiğini ifade ederek, “Köyümüze dede gelir, en az 3 ay kalırdı. Zakirliğe çok meraklı olduğumdan kaçamak yollarla cemlere girmeye başladım. O zamanlarda cemlerde köyümüzün giriş ve çıkışında köprülere bekçiler koyar, gizli gizli cemler yapardık” dedi.
“YAZDIM, SORDUM VE ARAŞTIRDIM”
Hüseyin Şencan, zakirlikte nasıl olgunlaştığını ise şu sözlerle anlattı:
“Deyiş yazılı defterleri topladım, yazdım, sordum ve araştırdım. Hamza Can isminde bir amcam vardı. Köyde lakabına ‘Cillo’ derlerdi. Yirmili yaşlarımda onun yanında zaman geçirmeye başladım. Deyişlerin makamlarını, nerede ne söylenecek bilmediğim için amcamdan eğitim aldım. İkrar verdikten sonra da cemlere girmeye başladım.”
Önceki yıllarda kış mevsiminde köyde pek iş olmadığını söyleyen Şencan, arkadaşlarıyla mahalle odalarında deyiş yazıp, saz çalarak kışı geçirdiklerini anlattı. Şencan, “O dönem köyümüzde dedeler vardı. Bu dedelerle kışın hep beraber deyişler söyler, cem yapardık. Böyle böyle derken Yol’a yolcu oldum” dedi.
“ÇOCUKLARIM DA BU YOLDA ZAKİRLİK YAPIYOR”
Hüseyin Şencan, 3 çocuğunun olduğunu ve onların da kendi yolundan yürüdüğünü belirtti. Şencan, “Onlara da zakirliği bildiğim kadarıyla öğrettim. Çocuklarım da bu yolda zakirlik yapıyor. Çevre köylerden ihtiyacı olanlar çağırdıklarında gider zakirlik yaparız. Bazen çocuklarım, festivallere gidip etkinliklere yardımcı olurlar” diye konuştu.
AFYON’DA CEM ERKANLARI
Şencan, yürüttükleri cemlere dair de şu bilgileri aktardı:
“Bizim cemlerimizde ‘dar cemi, ikrar cemi, düşkün cemi, Yol cemi, Omana cemi’ olur. Omana Cemi, hali vakti yerinde olan kişi ‘kurban keseyim, komşuyu çağırayım, bir cem yapayım’ der ve dedeyi çağırır. Dede okuduğu gülbeng ile ‘kazalardan, belalardan, uğursuzluktan Hakk, Muhammed, Ali sizi korusun’ der. Ardından kurban kesilir ve gelenlere lokması pay edilir.
ŞUHUT’TA HAKK’A UĞURLAMA GELENEĞİ
Bulunduğumuz bölgede akşam 17.00’den sonra Hakk’a yürüyen canlar toprağa sırlanmaz. Eğer can, akşam 17.00-18-00’de vefat ettiyse evimize getirir, döşek suyuna koyarız. Döşek suyuna koyduktan sonra Hakk’a yürüdüğü için başına oturur iki nefes, bir de duvaz söyleriz.
Geçmişte bir dedenin Sandıklı’da Hakk’a yürüyüşünde bulundum. Dede ocak sahibi. Ben de gittim başında iki nefes söyledim. Sabah oldu, ‘Bu dede, biz bunu köy hocasına götürüp de yıkatmayalım, biz kendimiz yıkayalım, kendi dedemiz, Yol’umuza göre hizmeti yapalım’ dendi. Bunun üzerine bir komşumuz, ‘Hayır, biz yıllardır Sandıklı’da oturuyoruz, Alevi’si var Sünni’si var. Dede olmaz, hoca gelecek’ dedi. Yani kimi durumlara artık engel olamıyoruz.
Ben ise zakir olarak Hakk’a yürüdüğümde deyişlerle sırlanmak isterim. İsterim ki, ‘Türkülerle gömün beni’ isimli deyişimiz var ama ‘sistem’ mi desem yoksa ‘köyümüzün karışıklığı mı’ desem, şimdi biz korkuyoruz. Biz kendi öz benliğimizden ödün veriyoruz. Bu bence yanlış. Yani korktuğumuz için yapamıyoruz.”
“BU HİZMET HİÇBİR ŞEYLE ÖLÇÜLMEZ”
Zakir olmak isteyenlere de tavsiyelerde bulunan Şencan, “Gerçekten içinden geliyorsa, ‘ben zakirlik yaparım’ diyen canlarımız varsa tavsiye ederim. Bu maddiyatla ölçülecek bir durum değil” diye de ekledi.
Cemlerde deyiş söylerken kendinden geçtiğini belirten Şencan, “İmam Hüseyin nefesini söylerken, onunla beraber oluyorum. Onun için zakir olmak isteyen arkadaşlar varsa canı gönülden tavsiye ederim. Çünkü çok güzel bir duygu. Bu hizmet hiçbir şeyle ölçülmez. Çok mutluluk duyuyor insan” dedi.
“BABAMIN YOLUNDAN GİTTİM”
Hüseyin Şencan’ın zakir olan oğlu Barış Şencan da duygularını paylaştı. 33 yaşındaki Barış Şencan, “8 yaşından beri babamın yanında cemlere gidip geldikçe orada gördüğüm atmosferi, o duyguyu içimde hissederek ben de bu Yol’a girip hizmet etmeye karar verdim” dedi.
Köylerinde deyiş söyleyenlere ‘Zizakir’ değil ‘aşık’ olarak hitap ettiklerini vurgulayan Şencan, şöyle devam etti:
“Benim için ‘aşık’ kavramı çocukluğumdan bu yana kutsal bir kelime gibi benliğimde yer etti. O nedenle arkasından gittim. Bağlama çalmayı babam gibi köydeki Cillo amcamız ve genç bir abimden öğrendim. Köyde bağlama kursuna erişim olanağı olmadığından kendi imkanlarımızla, gördüğümüz cemden bağlama çalmayı, nefesler okumayı öğrendik. Bu şekilde bu Yol’a gönül ve baş verdik.”
“HAKK’A YÜRÜME ERKANLARINI LAYIKIYLA YAPAMIYORUZ”
Hakk’a yürüme erkanları konusunda sitemkâr olduğunu da ifade eden Zakir Barış Şencan, “Erzincanlı bir dedemin sözüdür, kulakları çınlasın; ‘Biz Alevi gibi yaşayıp, Sünni gibi ölüyoruz’ diyor. Biz Aleviler, Hakk’a yürüme erkanlarını layıkıyla yapamıyoruz. Ama yapacağız, zamanla geliştireceğiz” dedi.
“CEMLERDE NEFES SÖYLEMEK TARİFİ İMKANSIZ”
Cem erkanlarında zakirlik yaparken yaşadığı duyguyu da paylaşan Şencan zakir olarak yaptığı hizmetin hissiyatını şu sözlerle anlattı:
“Ceme katılan topluluğun hissettiği duygudur. Biz de o duyguyu tamamen içimizde hissederek, kendimizi o aşkın seline, coşkusuna kaptırarak cem erkanlarını yürütüyoruz. Babamla beraber olmak da ayrı bir duygu. Babamın arkasından gidip, aynı sıraya girip, onunla beraber nefes okumak benim için tarifi imkânsız bir duygu. Bu bir aşk hali.”
PİRHA- Dede Mehmet Turan, Şuhut ilçesi kaymakamının ve Vali yardımcısının Afyon’un köylerine giderek “Cemevi yapacağız” sözlerine tepki gösterdi. Turan, “Devlet, cemevi fikri ile oraya ‘makbul Aleviliği’ götürmeye çalışıyor” dedi.
Şuhut Kaymakamı ile Vali Yardımcısı’nın Afyon’un köylerine giderek “Cemevi yapacağız” sözlerine Alevilerden tepkiler geldi.
Şah Ahmet Sultan Ocağı evlatlarından Dede Mehmet Turan, Şuhut ilçesine bağlı Güneytepe köyüne giden vali yardımcısı ve kaymakamın farklı amaç içerisinde olduklarını ifade etti.
Mehmet Turan Dede, Güneytepe köyünün tamamının Alevi olduğunu söyleyerek köye cemevinden önce cami yapıldığı bilgisini verdi. Mehmet Turan Dede, köyden birkaç kişinin Hacca gittiğini de belirterek “Kimi aileler çocuklarını Kuran kursuna da götürmüşler. Özünde onlar da Alevi ama hem Sünnice hem de Alevi gibi yaşamaya çalışıyorlar” dedi.
“DEVLET, MAKBUL ALEVİLİĞİ GETİRMEYE ÇALIŞIYOR”
Şuhut ilçesindeki köylerde hizmet yürüten Mehmet Turan Dede, “Bir kaymakamlığın veya devlet erkinin, oraya cemevi yaptırmasına pek iyi gözle bakmam” diyerek devlet eliyle yürütülen politikaların farklı amaçlar taşıdığını söyledi.
Mehmet Turan Dede “Bugün cemevi yapmaya çalışanlar, yarın oranın içerisinde yapılacak olan hizmetlere, anlayışa kendi düşüncelerini lanse etmeye çalışacaktır” diyerek, pandemi nedeniyle 2 yıldır köyde cem yapılmadığını da ekledi. Kısa süre öncesinde Güneytepe köyüne ziyarette bulunduğunu ifade eden Turan Dede şu görüşlerini de paylaştı:
“Köylülerle daha önceden aramızda konuştuk; kendi gücümüzle, karınca kararınca ‘buraya cemevi yapacağız’ dedik. Ama gördük ki bir kaymakamlık ziyareti olmuş. Gelip yer tayini konusunda ufak tefek fikirler çıkmış. Pandemiden önce her sene köye giderdim. Görgü cemleri, ikrar verenlerin hizmeti, dardan indirme hizmetleri yürütülüyordu. Köylüler Alevi, inançlarını yaşıyorlar. Orada bir cami olsa dahi kaç kişi gidecektir ki? Köylüler, ‘devlet cemevini yapsın, biz de onlara uyarız’ gibi bir düşünce içerisinde olmaz. Devlet, cemevi fikri ile oraya makbul Aleviliği getirmeye çalışan bir anlayış yürütüyor.”