Etiket: Şükran Aktaş

  • İHD, bir çok kentte seslendi: Kalıcı barışın tesis edilmesi için siyasi ve yasal adımlar atılsın!-VİDEO

    İHD, bir çok kentte seslendi: Kalıcı barışın tesis edilmesi için siyasi ve yasal adımlar atılsın!-VİDEO

    PİRHA- Bir çok kentte açıklama yapan İHD, kalıcı barışın tesis edilmesi için siyasi ve yasal adımların bir an önce atılması çağrısında bulundu.

    İnsan Hakları Derneği (İHD), Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dair açıklama yaptı. Bir çok kentte yapılan açıklamalarda, iktidarın, PKK’nin silah bırakma kararını tahkim edecek adımları atması çağrısında bulunuldu.

    İHD DERSİM ŞUBESİ: SİLAHSIZLANMA VE BARIŞ HUKUKİ REFORMLARLA GÜVENCE ALTINA ALINMALIDIR

    İHD Dersim Şubesi, PKK’nin silah bırakma kararının ardından kalıcı barışın sağlanabilmesi için hukuki reformların acilen hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Sanat Sokağı’nda yapılan açıklamayı şube Eşbaşkanı Nurşat Yeşil okudu. Yeşil, sürecin yalnızca güvenlik ya da teknik bir silahsızlanma meselesi olmadığı, demokratikleşme ve toplumsal barışı inşa etme perspektifiyle ele alınması gerektiği ifade etti.

    Yeşil, 1 Ekim 2024’te başlayan ve PKK’nin kendini feshetme kararıyla somutlaşan sürecin, toplumun tüm kesimlerinde büyük bir umut yarattığını belirterek, “Fiili olarak sağlanan silahsızlanmanın, başkaca teyit ve tespit koşuluna bağlanmaksızın yasal güvenceye kavuşturulması gerekiyor. Hükümet, muhtemel yol kazalarına mahal vermeden PKK’nin silah bırakma kararını tahkim edecek adımları atmalı ve gerekli yasal düzenlemeleri bir an önce yapmalıdır” dedi.

    İHD ANTALYA: SOMUT ADIMLAR ATILSIN

     

    İHD Antalya Şubesi de, Attalos Anıtı önünde açıklama yaptı. Açıklamayı okuyan İHD Antalya Şube Eşbaşkanı Mahir Önal dünya deneyimlerinin hukuki ve idari reformlarla desteklenmeyen müzakere süreçlerinin başarısız olabileceğini gösterdiğini hatırlattı.

    TBMM Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun raporunun üzerinden iki ay geçmesine rağmen somut adımların atılmadığını ifade eden Önal, çıkarılması gereken çerçeve yasanın çatışmanın tüm sonuçlarını bertaraf etmeyi hedeflemesi, silah bırakanların eğitim, sağlık ve istihdam ihtiyaçlarını karşılayacak destek mekanizmaları içermesi gerektiği belirtti.

    İHD İSKENDERUN: GEÇMİŞLE YÜZLEŞME, HAKİKAT VE ONARIM SÜREÇLERİ İŞLETİLMELİDİR

    İHD İskenderun Şubesi de, şube konteyneri önünde açıklama yaptı. Açıklamayı okuyan Şube Eş Başkanı Ayten Kılınç, sürecin, yalnızca bir güvenlik veya teknik silahsızlanma meselesi olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayarak, şunları dile getirdi:

    “Türkiye’nin demokratikleşme kapasitesini güçlendirme, kalıcı iç barışı kurma iradesi ve nihayet bölgesel krizler karşısında ulusal ve bölgesel istikrar üretme becerisini de kapsayacak bir şekilde düzenlenmelidir.

    PKK’nin silah bırakmasına ilişkin çerçeve yasa, daha fazla ertelenmeden en kısa zamanda çıkarılmalı ve aşağıdaki hususları içermelidir. Bu yasa:

    Yasa geniş ve kapsamlı olmalı, çatışmanın bütün sonuçlarını tamamen bertaraf etme amacı taşımalıdır. Bütünlükçü bir bakışla kaleme alınmalı, açık ve ölçülebilir bir amaç taşımalıdır. Yasa kapsamına aldığı grupları açıklıkça belirmeli ve bunu yaparken grup üyelerinden hiçbirinin dışarıda bırakılmamasına özen göstermelidir.

    Yasa metni açık, yoruma kapalı ve öngörülebilir olmalı, infaz ve dönüş süreçlerinde idari ve hukuki keyfiliği önleyecek kesinlikler ve güvenceler içermelidir.

    Silah bırakanların eğitim, sağlık, istihdam ve benzeri alanlardaki gereksinimlerini karşılamak üzere destek mekanizmaları kurmalıdır.

    Bu yasanın uygulanmasını izlemek üzere TBMM bünyesinde tıpkı TBMM Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu örneğinde olduğu gibi tüm siyasi partilerin katılımıyla bir “İzleme ve Denetleme Komisyonu” oluşturulmalıdır. Bu komisyon, belli aralıklarla hazırladığı raporları Meclis’e sunmalıdır. Bu Komisyon sivil toplum örgütlerinin katılımına açık,  somut ve süreklilik arz eden bir çalışma yöntemi geliştirmelidir.

    İHD olarak kalıcı barışın ve demokratik bir düzenin inşası için bütün siyasi mahpusları özgürlüklerine kavuşturacak bir yasal düzenlemenin yapılmasını talep ediyoruz.  Demokratik bir toplum düzeni ve güvenli bir gelecek ancak geçmişle yüzleşme, hakikat ve onarım süreçlerinin işletilmesi ile mümkün olacaktır. Bu bağlamda tarafların sivillere karşı işlediği suçlar bakımından hakikat, adalet ve onarımı odağına alan koşullu sorumluluk mekanizmaları kurulmalı ve etkin bir şekilde işletilmelidir. ”

    İHD MERSİN: KALICI BİR BARIŞ İÇİN SİYASİ VE HUKUKİ ADIMLAR ATILMALI

    İHD Mersin Şubesi de, dernek binasında açıklama yaptı. Açıklamayı okuyan Şükran Aktaş, hükümetin, Kürt Meselesinin çözümünü konjonktürel bir zorunluluktan ziyade temel hak ve özgürlükler perspektifinden stratejik bir bakış açısıyla ele alması gerektiğini ifade etti.

    Aktaş, açıklamanın devamında şunları söyledi:

    “TBMM Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarafından meclise sunulan nihai raporun 7. Bölümünde belirtilen tüm demokratikleşme adımları ivedilikle hayata geçirilmelidir. Bu kapsamda:

    Hukuk devletinin yeniden inşası ve hukuki güvenlik ilkesi gereğince AİHM ve AYM kararlarının gereği yerine getirilmelidir.

    Kayyım uygulamasına son verilerek kayyım atanan belediyelerin seçilmiş başkanları görevlerine iade edilmelidir.

    Yaşam hakkı tehdidi ve birçok ihlal ile karşı karşıya olan hasta mahpuslar derhal serbest bırakılmalı bu konuda yasal ve idari reformlar gerçekleştirilmelidir.

    Mahpusların tahliyelerini keyfi bir şekilde engelleyen İdare ve Gözlem Kurulları kaldırılmalı, mahpusların infaz süreleri kanunla belirlenmeli, mahpusların denetimli serbestlik hakkından yararlanmalarını engelleyen ve açık cezaevine ayrılma taleplerinin reddeden keyfi ve gayri-hukuki tutumlara son verilmelidir.

    Belediye Başkanları, siyasi aktörler ve gazeteciler ve sivil toplum örgütü temsilcilerine yönelik yargısal tacizden vazgeçilmeli, tutuksuz yargılama bütün yargısal süreçlerde esas alınmalıdır.

    KHK ile işten atılan memur ve işçiler göreve iade edilmelidir.

    Terörle Mücadele Kanunu (TMK) kaldırılmalı, TCK ve ilgili mevzuatın AİHM ve AYM kararları doğrultusunda öngörülebilirlik ve kanuni belirlilik ilkesi çerçevesinde yeniden düzenlenmelidir.

    İnsan Hakları Derneği olarak, çatışmasızlık ve silahsızlanma ile elde edilen bu tarihi fırsatın kalıcı bir barışa dönüşmesi için siyasi ve hukuki adımların mümkün olan en kısa süre içinde hayata geçirilmesi talebimizi yineliyoruz.”

    PİRHA/DERSİM-ANTALYA-MERSİN-İSKENDERUN

  • Mersin’den cezaevindeki kadınlara dayanışma kartı gönderildi- VİDEO

    Mersin’den cezaevindeki kadınlara dayanışma kartı gönderildi- VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi ve Mersin Kadın Platformu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü sebebiyle cezaevindeki kadınlara dayanışma kartı gönderdi. Burada yapılan konuşmalarda kadın dayanışmasının ve mücadelenin önemine vurgu yapıldı.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi ve Mersin Kadın Platformu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında cezaevindeki kadınlara dayanışma kartı yazdı. Dernek binasında bir araya gelen kadınlar, tutuklanan ve yerine kayyım atanan Akdeniz Belediyesi Eş Başkanı Nuriye Arslan, Meclis Üyesi Neslihan Oruç ve tutuklu olan birçok kadına dayanışma mesajı içeren kartları yazdıktan sonra basın açıklaması yaptı.

    Açıklamadan önce konuşan İHD Mersin Şube Eş Başkanı Zümeyra Oğuz Temur, cezaevinde tutuklu bulunan kadınlarla dayanışmayı önemsediklerini ve her 8 Mart haftasında kart yazma etkinliği ile kadınların mücadelesinin sınırları aştığını ifade etti.
    2024 YILINDA 24 KADIN BAŞVURUSU

    Basın metnini okuyan İHD Mersin Şubesi Kadın Komisyonu Üyesi Şükran Aktaş; 2024 yılı içerisinde İHD Mersin Şubesine ev baskınları, mülteci ve sınır dışı işlemleri, cezaevindeki baskılar, tahliyesi ertelenen mahkumlar, cezaevinde eğitim hakkının engellenmesi, mahkum yakınlarının yaşadığı engeller, cezaevinde işkence, boşanma davası, kadın cinayeti, cezaevinde intihar ve gözaltılara dair 24 başvuru geldiği aktardı.

    MERSİN’DE 1 YIL İÇİNDE 18 KADIN KATLEDİLDİ

    Mersin’de 18 kadının erkekler tarafından katledildiğini kaydeden Şükran Aktaş, bu cinayetlerde iktidarın cezasızlık politikalarının sorumluluğunun olduğunu belirtti. Aktaş, “Devletin kadını korumaktaki yükümlülüklerini yerine getirmemesi, AKP iktidarının kadın düşmanı söylem ve politikalarını erkek egemen sistemin içerisinde yoğurup yargıyı da tamamen erkleştirmesi, faillere uygulanan iyi hal indirimleri ve ödül gibi cezalar tüm bu erkek şiddetinin ve kadın katliamlarının artmasında büyük rol oynamakta” dedi. Aktaş, kadın cinayetlerini durdurmada iktidarın yasaları uygulamasının, eşitlikçi politikaların hayata geçirilmesinin önemine vurgu yaptı.

    Son olarak 8 Mart günü saat 19.30’da Kushimoto Sokağında yapılacak olan Feminist Gece Yürüyüşüne çağrı yapan Aktaş, “Sesimizi kısmak, yaşamlarımızı elimizden almak isteyenlere karşı isyanımızı bir kez daha haykırmak ve görünür kılmak için bu 8 Mart’ta da alanlarda olacağız. 8 Mart Cumartesi akşamı saat 19.30’da Kushimoto Sokağında tüm renklerimizle bir arada olacağız” diye konuştu.

    Kadınlar, açıklamadan sonra postaneye giderek yazdıkları kartları gönderdi.

    PİRHA/ MERSİN

  • Mersin’de Ana Dili çağrısı: 21 Şubat tüm dillere özgürlük günü olsun! -VİDEO

    Mersin’de Ana Dili çağrısı: 21 Şubat tüm dillere özgürlük günü olsun! -VİDEO

    PİRHA-21 Şubat Dünya Ana Dili Günü sebebiyle açıklama yapan İHD, Sanatolia, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ve Eğitim-Sen, her bireyin ana dili ile eğitim alması ve dünya ile iletişim kurması hakkının bir an önce hayata geçirilmesi yönünde çağrı yaptı.

    Sanatolia, İnsan Hakları Derneği (İHD), Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim- Sen) ile Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası 21 Şubat Dünya Ana Dili Günü sebebiyle Özgür Çocuk Parkı’nda ortak basın açıklaması yaptı.

    Türkçe ve Kürtçenin Kurmanci ile Kurmancki lehçelerinde yapılan açıklamada üç dilde “21 Şubat Dünya Ana Dili Kutlu Olsun” yazılı pankart açıldı.

    “DİL ÜZERİNDEKİ TEKÇİ POLİTİKALAR KALDIRILMALI”

    Açıklama metninin Türkçe kısmını okuyan Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, ana dilinin önemine vurgu yaparak, özellikle ana dilde eğitimin temel bir insan hakkı olduğunu kaydetti. Ancak ulus devlet anlayışının ana dilinde eğitim taleplerinin önündeki en büyük engel olduğunu belirten Sümbül, “Ulus devlet anlayışı asimilasyoncu, tekçi ve yasaklayıcı bir anlayışla ana dilinde eğitim taleplerini reddetmektedir. Ulus devlet anlayışı bir toprak parçası üzerinde yaşayan bütün bireylerin ‘tek dili’ konuşmaya, eğitim görmeye ve diğer faaliyetlerini sürdürmeye zorlamaktadır. Diller üzerinde tekçi ve asimilasyoncu politikalar ve zor aygıtları kaldırılmalıdır. Halkların kendi dillerinde konuşma, eğitim alma, yaşamlarını ve kültürlerini devam ettirmeleri sağlanmalıdır. Dilsel ve kültürel çoğulculuk ile toplumların barış içinde bir arada ve özgürce yaşamaları sağlanabilecektir” diye konuştu.

    “ANA DİLİNDE EĞİTİM HAKTIR”

    Açıklamanın Kırmançki kısmını okuyan İHD Mersin Şube Yöneticisi Şükran Aktaş, ana dilinde eğitimin çocuklar üzerindeki etkisine değinerek, “Bir çocuğun ilkokul 5’inci sınıfa kadar ailesinden öğrendiği dilden kopması ve resmi dili öğrenerek bilime, sanata, kültüre ve eğitime erişmeye zorlanması hem çocuk haklarının ihlali hem de pedagojik olarak çocuğun ruhsal, sosyal ve duygusal dünyasının parçalanması anlamına gelmektedir. Farklı dil ve lehçelerin seçmeli ders olarak okutulması yetersiz bir hak olmasının yanında bu dilleri seçmek ve okulda öğrenmek neredeyse imkânsız hale getirilmiştir. Yeterince öğretmen atanmaması, bir sınıfta en az 10 öğrencinin o dersi seçmek zorunda oluşu, eğitim araç ve gereçleri ile ders kitaplarının eksikliği, çocukların ve velilerin ders seçim dönemlerinde haberdar edilmeden idarenin uygun gördüğü çoğunlukla da dini içerikli derslere çocukların yönlendirilmesi gibi zorluklar nedeniyle bu hak bile kullanılamamaktadır” dedi.

     “DİLLER ÜZERİNDEKİ YASAKÇI ANLAYIŞA SON VERİLMELİ”

    Açıklamayı Kurmanci okuyan Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’ndan Nebil Birtek ise, Türkiye’de Kürt dili üzerindeki baskılara dikkat çekerek, iktidarın TRT6 ve seçmeli dersler gibi düzenlemelere gitmesinin ana dili bağlamındaki hak taleplerini karşılayacak düzeyde olmadığını belirtti.

    Yaşamın her alanında Kürtçenin ciddi engelleme ve baskılarla karşılaştığını söyleyen Birtek, “Mülki idari makamlar olmak üzere birçok idari karar ile Kürtçe tiyatro, sinema, konser ve benzeri kültürel etkinlikler yasaklanmaktadır. Geçtiğimiz aylarda başlayan ve Kürt Meselesinin çözümüne yönelik bazı görüşmeler ile tartışmalar toplumda beklentilere yol açmakta; bu beklentilerin en önemlisi ise ana dilinde eğitim hakkının tanınması meselesidir. İktidar, Kürt meselesinin çözümüne yönelik sorumlu bir davranış sergileyerek başta ana dilinde eğitim hakkı olmak üzere; diller üzerindeki yasakçı anlayışına son vermelidir” ifadelerini kullandı.

    Son olarak İHD Mersin Şube Eş Başkanı Gazi İnci, şunları söyledi:

    “28 Ekim 1990 tarihinde derneğimizin kongresinde Kürtçe konuştuğu için tutuklanan, beraat ettikten kısa bir süre sonra ise evinden alınıp gözaltında zorla kaybettirilen üyemiz Vedat Aydın’ı saygıyla anarak Dünya Anadil Gününü kutluyor, her bireyin en doğal hakkı olan kendi anadili ile eğitim alması ve dünya ile iletişim kurması hakkının ivedilikle hayata geçirilmesini talep ediyoruz.”

    Basın açıklaması, Kürtçe şarkılar eşliğinde çekilen halaylarla sonlandı.

    PİRHA/ MERSİN

     

  • İHD Mersin Şubesi: Devlet, Cezaevleri, Maraş ve Roboski katliamlarıyla yüzleşsin- VİDEO

    İHD Mersin Şubesi: Devlet, Cezaevleri, Maraş ve Roboski katliamlarıyla yüzleşsin- VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi, Aralık ayında yaşanan Cezaevleri, Maraş ve Roboski Katliamları’na ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamada, Hakikatleri Araştırma Komisyonu’nun kurularak; Cezaevleri, Maraş ve Roboski’nin yanı sıra bütün katliamların, faili belli cinayetlerin, gözaltı kayıplarının ve tüm insanlık suçlarının ortaya çıkartılıp, suçluların yargılanması talep edildi. 

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi; Cezaevleri, Maraş ve Roboski katliamları sebebiyle Özgür Çocuk Parkı’nda basın açıklaması yaptı. Çok sayıda demokratik kitle örgütü temsilcisinin katıldığı açıklamada, katliamlarla yüzleşilmediğine ve bunun yeni katliamlara zemin hazırladığına vurgu yapıldı.

    Açıklama metnini İHD Mersin Şube yöneticileri Bekir Sıtkı Keçeci, İsmet Kaplan ve Şükran Aktaş okudu.

     CEZAEVLERİ KATLİAMI’NDA DEVLETİN SORUMLULUĞU VAR”

    “Hayata Dönüş Operasyonu” adı verilen 19 Aralık Cezaevleri Katliamı’nın üzerinden 24 yıl geçtiğini hatırlatan Bekir Sıtkı Keçeci, F Tipi cezaevlerine geçişi protesto etmek için açlık grevinde olan yüzlerce siyasi tutukluya karşı gerçekleştirilen operasyonda gaz ve sinir bombaları kullanıldığını belirtti. Keçeci, “Operasyonlarda 30’u tutuklu olmak üzere 32 kişi katledildi, 600’den fazla kişi ise yaralandı. Bu katliamı protesto etmek isteyen yurttaşlardan 2 bin 145 kişi gözaltına alındı ve 58 kişi tutuklandı. Katliamdan sağ kurtulan mahpuslar ağır işkence ve tecrit uygulamalarına maruz bırakıldı ve mahpuslar hakkında birçok dava açıldı. İnsan yaşamını korumak zorunda olan devlet, bu yükümlülüğünü yerine getirmediği gibi bizzat sorumlusu olmuştur” dedi.

    Keçeci, insan hakları savunucuları olarak sorumlularının peşini bırakmayacaklarını, mahpusların insan onuruna uygun bir yaşam sürmesi için mücadeleye devam edeceklerini vurguladı.

    “MARAŞ KATLİAMI’NIN ÜZERİ ÖRTÜLDÜ”

    Maraş Katliamı’nın üzerinden 46 yıl geçmesine rağmen, tüm faillerin yargılanmadığına dikkat çeken İsmet Kaplan, “Alevi ailelerin oturduğu evlerin kapılarına ‘kırmızı çarpı’ işareti konularak hedef haline getirilen ve 19 Aralık 1978’de başlayıp, 26 Aralık 1978’de biten Maraş Katliamı’nda resmi açıklamalara göre 111 kişi öldürüldü, binin üzerinde insan yaralandı, 552 ev yakılarak tahrip edildi, 289 işyeri yağmalandı” diye kaydetti.

    Maraş Katliamı’nın darbeye zemin oluşturmak için yapıldığını ve devlet tarafından müdahale edilmediğine dikkat çeken Kaplan, “Katliamın perde arkası bu kadar barizken, ne yazık ki olaylar birkaç kişinin üzerine atılarak bu katliamın üzeri örtülmüş ve asıl failler ortaya çıkarılmamıştır. Gerçek suçluların yargılanmadığı her katliam, yeni katliamların da habercisidir” şeklinde konuştu.

    “ROBOSKİ KATLİAMI’NIN SORUMLULARI ORTAYA ÇIKARILMADI”

    13 yıl önce gerçekleştirilen Roboski Katliamı’nda 19’u çocuk 34 yurttaşın TSK uçaklarından atılan bombalarla katledildiğini söyleyen Şükran Aktaş, şu ifadeleri kullandı:

    “Bu katliamın da sorumluları ortaya çıkarılmadı. Aksine, ölen köylülerin ailelerinden özür de dilenmediği gibi, bir de aileler yargılanarak para cezalarına çarptırıldı. Roboski Katliamı sonrasında yapılan yüz kızartıcı siyasi açıklamalar, sadece Kürtlere değil, insanlığa karşı işlenmiş bir suç olarak Türkiye tarihinde hak ettiği yere yazılacaktır.

    19 Aralık Cezaevleri, Maraş ve Roboski katliamları aydınlatılmadıkça, yaşanan katliamın sorumlusu tüm askeri ve siyasi karar vericiler cezalandırılmadıkça, geçmişle yüzleşme iddiası inandırıcı olmayacaktır. Hakikatleri Araştırma Komisyonunun kurularak; sadece Cezaevleri, Maraş ve Roboski’yi değil; bütün katliamları, faili belli cinayetleri, karanlık sabotajları, gözaltı kayıplarını ve tüm insanlık suçlarını ortaya çıkartıp, suçluların adil mahkemelerde yargılanması sağlanmalıdır!

    İnsanlığa karşı suçlarda zamanaşımı işletilmeden işlenen suçlar ile ilgili yaşayan faillerin yargı önüne çıkarılmasını ve hesap sorulmasını istiyoruz. Bütün bu suçlardan sorumlu olan devletin özür dileme ve gerçeği açığa çıkarma sorumluluğu olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz.”

    PİRHA/ MERSİN

  • İHD Mersin’den İnsan Hakları Haftası’nda çağrı: Çatışmalar derhal durmalı- VİDEO

    İHD Mersin’den İnsan Hakları Haftası’nda çağrı: Çatışmalar derhal durmalı- VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi, 10 Aralık İnsan Hakları Haftası kapsamında mahpuslara kart göndererek basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada dünyanın dört bir yanındaki çatışmalı ortamın büyük bir insan hakları ihlaline yol açtığına vurgu yapılarak, “Ortadoğu’da ki son gelişmeleri ve dalga dalga yayılan savaş tehdidini düşünürsek barış ve çözüm ısrarımız daha da güçlenmektedir. O nedenle, çatışmaların hemen şimdi durmasını istiyoruz” denildi.

    10 Aralık 1948 tarihli İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 75’inci yılı nedeniyle 17 Aralık’a kadar insan hakları temalı etkinlikler düzenliyor. Mersin’de de İnsan Hakları Derneği, şube binasında bir araya gelerek mahpuslara kart yazdı.

    Kartlar gönderildikten sonra Özgür Çocuk Parkında basın açıklaması yapıldı. Açıklamada savaşlarda yaşanan hak ihlallerine, kayyım politikalarına, yoksulluğa, hapishanelerdeki tecrit koşullarına, kadına yönelik şiddete ve Kürt sorununa değinildi.

    “SAVAŞLAR BÜYÜK BİR İNSANLIK KRİZİ YARATTI”

    Basın metnini okuyan İHD Mersin Şube Sekreteri Bekir Sıtkı Keçeci, dünyanın birçok yerindeki savaşların, büyük bir insani krize yol açtığını vurguladı.

    Devletlerin şiddetin her türünü sistematikleştirip yaygınlaştırdığını kaydeden Keçeci, bu kriz halinin Türkiye’de de tüm yoğunluğu ile yaşandığına dikkat çekti. Keçeci, “Ülke 2016 yılından bu yana bir OHAL rejimi ile yönetilmektedir. Bu süreç, siyasal iktidarın gücünü sınırlandıran anayasacılık ve hukukun üstünlüğü ilkelerinin terkedilmesine yol açmıştır. Siyasal iktidarın ekonomiden toplum sağlığına ülkenin her meselesini güvenlik sorunu haline getiren, toplumu kutuplaştıran, ülke içinde ve dışında şiddeti esas alan, bilhassa da Kürt sorununun ve uluslararası sorunların çözümünde çatışma ve savaşı tek yöntem haline getiren politikaları sonucunda 2024 yılında da yoğun yaşam hakkı ihlalleri yaşanmıştır” dedi.

    KÜRT SORUNU VURGUSU

    İHD Mersin Şube Yöneticisi Şükran Aktaş, Türkiye’nin demokratikleşmesinin önündeki en temel engellerden birinin Kürt sorunu olduğuna dikkat çekerek, “Sorunun barışçıl, demokratik ve adil çözümüne yönelik esas olarak iktidar tarafından içtenlikli, bütünlüklü adımların atılmaması, başta yaşam hakkı olmak üzere ağır ve ciddi insan hakları ihlallerine yol açmaktadır. Hak savunucuları olarak bizler, Kürt sorununun her zaman demokratik, barışçıl ve adil çözümünü savunduk. Bugün Ortadoğu’da ki son gelişmeleri ve dalga dalga yayılan savaş tehdidini düşünürsek barış ve çözüm ısrarımız daha da güçlenmektedir. O nedenle, çatışmaların hemen şimdi durmasını istiyoruz” diye konuştu.

    “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NDEN SONRA ŞİDDET ARTTI”

    İstanbul Sözleşmesi’ne de değinen Aktaş, “2024 yılında yüzlerce kadının erkekler tarafından öldürülmesi; LGBTİ+’ların ayrımcı, fobik ve nefret içerikli saldırılara maruz kalması, yüzlerce kadın ve LGBTİ+’nın işkence ve diğer kötü muamele ile gözaltına alınması; yetkililerin bizzat desteği ile LGBTİ+ karşıtı nefret mitinglerinin yapılması ve her bakımdan derinleşen ayrımcılık ile İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının ne denli olumsuz etkiler yarattığını görmüş olduk” sözlerini kullandı.

    İKTİDARA ÇAĞRI

    Basın açıklamasının ardından insan hakları savunucuları PTT’ye giderek kartları tutuklu ve hükümlülere yolladı. Burada kısa bir konuşma yapan İHD Mersin Şube Eş Başkanı Gazi İnci, hapishanelerde çok ciddi hak ihlallerinin yaşandığını söyleyerek, şunları dile getirdi:

    “İşkenceler, tecrit ve izolasyon, sağlık ve yaşam haklarına dönük dolaylı veya doğrudan saldırılar yaşanıyor. Tüm bunlar mevcut iktidarın insan hakları endeksini bize bir şekilde gösteriyor. Bizler iktidarı, başta Kürt sorununda kronik hale gelen tecrit politikasından ve diğer hak ihlallerinden vazgeçmeye çağırıyoruz.”

    PİRHA/ MERSİN

  • Mersin’den Dersim halkına dayanışma çağrısı- VİDEO

    Mersin’den Dersim halkına dayanışma çağrısı- VİDEO

    PİRHA- Dersim ve Ovacık belediyelerine kayyım atanmasına Mersin’den ses olan demokratik kitle örgütü temsilcileri, Dersimlilerin direnişlerine omuz verdiklerini dile getirerek, “Dersim halkı Seyit Rıza’nın torunlarıdır, hiçbir zaman bu hileler karşısında diz çökemeyecektir. Mücadelelerinde onların yanındayız” dediler.

    DEM Partili Dersim Belediyesi ile CHP’li Ovacık Belediyesi’ne 22 Kasım akşamı kayyım atandı. Halkın, belediye binasına girmesine engel olan kolluk güçleri, belediye binasını beton bariyerlerle kapattı. Belediyelere peş peşe atanan kayyımlara ülkenin dört bir yanından tepkiler yükseliyor.

    Mersin’de de kurum temsilcileri ve yurttaşlar Dersim ile Ovacık halkının irade gaspına karşı dayanışma gösterilmesi ve topyekün bir mücadele hattının örülmesi gerekliliği hakkında PİRHA‘ya konuştular.

    “DERSİM’DEKİ İŞGALE KARŞI MÜCADELE EDECEĞİZ”

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şube Yöneticisi Şükran Aktaş, kayyımın her şeyden önce eş başkanlık ve kadın kazanımlarına karşı yapılmış büyük bir saldırı olduğunu belirtti. Antidemokratik uygulamalardan bir an önce vazgeçilmesi gerektiği yönünde çağrı yapan Aktaş, “Ovacık ve Dersim’de yapılan bir işgal girişimidir, kabul etmiyoruz. Dersim halkının yanındayız ve dayanışmayı büyüteceğiz” sözlerini kullandı.

    Kayyımı siyasi bir soykırım ve Anayasa’ya yapılan bir meydan okuma olarak tanımlayan Akdeniz Belediyesi Başkan Yardımcısı Özgür Çağlar, iktidarın seçme ve seçilme hakkını yok saydığını vurguladı. AKP hükümetinin seçimle kazanamadığı belediyeleri, polis ve yargı zoruyla gasp ettiğini dile getiren Çağlar, “Siyasal iktidar kayyumla birlikte aynı zamanda cumhuriyet rejimine karşı meydan okuyor ve Kürt siyasetini de bu şekilde baltalamaya çalışıyor. Partimizin de söylediği gibi, Dersim halkı Seyit Rıza’nın torunlarıdır, hiçbir zaman bu hileler karşısında diz çökemeyecektir. Mücadelelerinde onların yanındayız” diye konuştu.

    “KAYYUM BİR KIYIMA DÖNÜŞTÜ”

    İHD Eş Başkanı Gazi İnci, “Kayyım uygulamalarıyla yalnızca eş başkanların değil aynı zamanda meclis üyelerinin ve halkın iradesinin tasfiye edildiğini görüyoruz. Aynı pratikle birlikte halkın öz kaynaklarının talan edileceğini de göreceğiz. İktidarın sadece muhalefetle değil halkla da bağını koparmamak açısından bu uygulamadan derhal vazgeçilmesi gerektiğiniz düşünüyoruz. Protestolarda halka karşı yapılan ağır müdahale, işkence ve kötü muamelelerle, gözaltılarla halk ile devlet arasındaki organik bağın daha ağır bir biçimde kopacağını gösteriyor. Umuyoruz ki bu görüntüleri bir daha görmeyelim” dedi.

    DEM Parti İl Yönetim Kurulu üyesi İhsan Derinöz, kayyımın artık bir kıyıma dönüştüğünü söyleyerek şunları dile getirdi:

    “Eskiden Kürtlerin yaşadığı coğrafyada yaşanan bir durumdu ama artık batıda da yaşandığına tanıklık ediyoruz. Ülkede halk iradesinin tamamen hiçe sayıldığı bir süreçten geçiyoruz. Dersim ve Ovacık halkı sürece direnmektedir, bunlara karşı takınılan devlet tutumu ise tam bir devlet terörüne dönüşmüş durumda. Görevinden alınan arkadaşlarımızın haklılığı er ya da geç ortaya çıkacak ve halkın iradesi kazanacak.”

    “DERSİM HALKININ SESİ OLACAĞIZ”

    Basın mensubu Figen Kandemir, kayyım atanan yerlerde kadınların barikatların ön saflarında yer alıp, seçtiklerine sahip çıktığını vurguladı. Dersim halkının sesi olacaklarını ifade eden Kandemir, “Kayyum politikaları üzerinde yoğunlaştığımız şu günlerde kadın cinayetleri, çocuk istismarları, doğa katliamları peş peşe devam ediyor. Kayyum atanan yerlerde bu halk kadınıyla, genciyle, yaşlısıyla iradesine sahip çıkmaya devam edecek. Dersim halkı o koca beton duvarlara karşı direniyorlar, bizler de buradan onların sesi olmaya devam edeceğiz” diye kaydetti.

    Birleşik Devrimci Parti İl Başkanı İsmet Akdağ, “AKP-MHP iktidarı çözüm sürecine ilişkin bir şeyler söylüyor fakat öte taraftandan da Kürdistan’da halkın kazandığı belediyelere kayyum atıyor. AKP-MHP faşizminin yüzünü görmek lazım. Kürtler hiçbir zaman bu yalanlara kanmamalıdır. AKP-MHP faşizmi işgalcidir” sözlerini kullandı.

    Esnaf Bayram Çağlar ise sistematik bir hale getirilen kayyım atamaları sonrasında seçimlerin bir anlamı kalmadığına işaret ederek, “Türkiye’de 2016’dan bu yana bu mesele bir çocuk oyuncağına dönüştü. Her seçimden sonra bu hükümet halkın iradesine el koyuyor. Artık seçimlerin de bir anlamı kalmadı bu durumda. Halkın elinde tek bir şey kaldı, o da kendi iradesine sahip çıkmak. Dersim halkının iradesine sahip çıkması bizim için bir onurdur. Sahiplenilmesi gereken bu mücadele ülkenin dört bir yanına yayılmalıdır” dedi.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • Mersin’de denize karanfiller barış için bırakıldı- VİDEO

    Mersin’de denize karanfiller barış için bırakıldı- VİDEO

    PİRHA-İHD Mersin Şubesi ile Emek ve Demokrasi Platformu’nun 1 Eylül Barış Günü sebebiyle yaptığı etkinlikte sürdürülen savaş politikalarına karşı barış vurgusu yapıldı. Denize karanfiller barış dileğiyle bırakıldı.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi ile Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, 1 Eylül Dünya Barış Günü sebebiyle etkinlik düzenledi. Özgecan Aslan Meydanında yapılan etkinliğe Akdeniz Belediyesi Eşbaşkanları Nuriye Arslan ile Hoşyar Sarıyıldız, çok sayıda parti ve kurum temsilcileri katıldı.

    Etkinlik “Barış hakkı insan hakkıdır” yazılı pankartın açıldığı basın açıklamasıyla başladı. Açıklamayı İHD Mersin Şube yöneticileri Bekir Sıtkı Keçeci ile Şükran Aktaş Kürtçe ve Türkçe okudu.

    “SAVAŞ POLİTİKALARI ISRARLA SÜRDÜRÜLÜYOR”

    Barış gününün dünyanın birçok yerindeki savaş ve çatışmaların gölgesinde kutlandığına işaret eden Bekir Sıtkı Keçeci; İsrail-Filistin savaşına, Rusya’nın Ukrayna işgali ile devam eden savaşa, Sudan, Myanmar, Burkina Faso, Mali, Libya’da süren savaşlar/çatışmalı ortama ve Suriye iç savaşı ile Rojava’daki çatışmalı ortama değindi.

    Türkiye’nin Kürt meselesini aşırı güvenlikçi ve çatışmalı politikalarla çözme ısrarını aradan geçen 40 yıla rağmen devam ettiğine dikkatleri çeken Keçeci, şu ifadelere yer verdi:

    “Savaş ve yıkımların neden olduğu zorunlu göçler, yaşadığımız çoklu krizler çağında temel haklara erişim sorunlarına ve ağır yaşam hakkı ihlallerine neden olmuştur. Türkiye Cumhuriyeti, kurulduğu tarihten bu yana başta Kürtler olmak üzere toplumun tüm farklı etnik, dini ve cinsiyet gruplarını dışlayıcı politikalar izlemektedir. Kürt sivil siyasetçiler, insan hakları savunucuları, gazeteciler, sanatçılar birçok insan sadece devletten farklı düşündükleri için hapishanelerde tutulmakta veya iltica etmek zorunda kalmaktadır.Türkiye’de yerleşik otoriter rejimin ayrımcı ve ötekileştirici dili, nefret söylemini beslemektedir. İktidarın kullandığı bu dil, başta kadınlar, LGBTİ+lar, sığınmacılar, çocuklar ve hayvanlar olmak üzere ötekileştirilen gruplara, canlılara şiddet olarak geri dönmektedir.”

    “BARIŞ MÜCADELEMİZDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Şükran Aktaş ise Kürtçe okuduğu metinde, “İnsan Hakları Derneği 1 Eylül Dünya Barış gününü de iktidara kez daha haykırıyoruz barışçıl politikalarını geliştirip tekçilik ırkçılık nefret diline son versin ve yine iktidara sesleniyoruz toplumsal barışın önünde engel olan tecrite son versin kamuoyuna duyuruyoruz barış inşa edilene kadar barış mücadelemizi sürdüreceğiz” sözlerini kullandı.

    Açıklamadan sonra serbest kürsü etkinliğinde kurum temsilcileri günün anlam ve önemine dair konuşmalar yaptı. Ardından denize karanfiller bırakıldı.

    Etkinlik, barış türküleri eşliğinde çekilen halaylarla sona erdi.

    PİRHA/ MERSİN

     

     

  • İHD’liler Mersin’de ‘Barış Nöbeti’nde ayrımcılığı anlattı- VİDEO

    İHD’liler Mersin’de ‘Barış Nöbeti’nde ayrımcılığı anlattı- VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi’nin Barış Nöbeti’nde ayrımcılık konusu ile ilgili basın açıklaması yapıldı. Yapılan açıklamada, “Kürtlere, Alevilere, Ermenilere, Hristiyan ve Yahudilere, kadınlara, LGBTİ+’lara ve emekçi sınıflara sürekli ayrımcı politikalar uygulanıyor. Bu ayrımcı politikalar, toplumsal barışın sağlanması önündeki en önemli engeldir” denildi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, her ayın ilk cuma gününde yaptıkları Barış Nöbeti’nde farklı konuları ele alıyor. Bu ay ayrımcılık konusunu konuşan İHD üyeleri, nöbeti basın açıklamasıyla başlattılar. Kürtçe ve Türkçe okunan basın açıklamasından önce konuşma yapan İHD Mersin Şube Başkanı Gazi İnci, Türkiye’deki baskın ideolojinin arkasına sığındığı en büyük argümanlardan birinin ayrımcılık olduğunu ifade etti.

    “ALEVİLER ÇOK BOYUTLU ASİMİLASYONLA YOK EDİLMEK İSTENİYOR”

    Metni Kürtçe okuyan İHD Mersin Şube yöneticisi Şükran Aktaş, çoğulcu toplum yapısının tek ulus, tek devlet, tek din ve tek dil anlayışıyla yok edilmek istendiğini söyledi. Ayrımcılıktan beslenen resmî ideoloji temelinde bir devlet inşa edildiğini belirten Aktaş, “Bu inşa sürecinde Türklük, Sünni Müslümanlık ve Türk Dili ‘üst kültür ve asıl kimlik’ olarak bu coğrafyada yaşayan herkese dayatılarak farklı etnik ve dini gruplar dışlandı. Bu dışlanma uygulamalarına ek olarak bizzat devlet tarafından ‘Sevk ve İskan (Tehcir) Kanunu (Ermeni Tehcir Kanunu)’, Şark Islahat Planları Mübadele Kanunları, Umumi Müfettişlikler gibi uygulamalarla Ermeniler, Kürtler, Rumlar, Aleviler çok boyutlu sistematik bir asimilasyonla eritip yok edilmeye çalışıldı” dedi.

    “AYRIMCI POLİTİKALAR UYGULANIYOR”

    Türkçe metni okuyan İHD Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon Üyesi İlhan Kılıç, Aleviler başta olmak üzere toplumun birçok kesimine ayrımcı politikalar uygulandığına dikkat çekerek, “Kürtlere, Alevilere, Ermenilere, Hristiyan ve Yahudilere, kadınlara, LGBTİ+’lara ve emekçi sınıflara sürekli ayrımcı politikalar uygulanmakta, bu uygulamalara karşı çıkanlar ise; siyasallaşan yargı ve hukuki temeli olmayan soruşturma ve kovuşturmalarla ya hapishaneye konulmakta, ya da adli kontrol vb. yollarla kontrol altına alınmaya çalışılmaktadır” diye konuştu.

    “AYRIMCI SÖYLEMLER TOPLUMSAL LİNÇE SEBEP OLUYOR”

    İlhan Kılıç; ırkçı, erkek egemen dil, Kürtlere, Alevilere, farklı inançlara, LGBTİ+’lara yönelik nefret söylemi, anti-semitizm gibi ayrıştırıcı ve ötekileştirici söylemlerin hem bireysel hem de toplumsal linçe sebep olduğunu dile getirerek şunları söyledi:

    “Son olarak İstanbul’da Santa Maria Kilisesi çok sayıda kişinin dini ayin için kilisede olduğu saatte silahla tarandı ve 1 yurttaş yaşamını yitirdi. Yine yıl dönümüne yaklaştığımız 6 Şubat depremi sonrasında sığınmacılara yönelik gerçekleşen ayrımcı dil nedeniyle birçok kentte sığınmacılara yönelik saldırılar meydana geldiği gibi deprem akabinde yapılan yardım faaliyetlerinden de sığınmacılar mahrum bırakıldı.

    İnsan hakları savunucuları olarak ayrımcılığın insan hakları mücadelesi ve toplumsal barışın sağlanması önündeki en önemli engel olduğunu biliyoruz. Bu nedenle de her türlü ayrımcılığa, ırkçı milliyetçiliğe, kadına yönelik şiddete, LGBTİ+’lara yönelik nefrete, etnik ve inanç nefretine karşı mücadele etmeye devam edeceğiz.”

    PİRHA/ MERSİN