Etiket: şükran kaplan yeşil

  • KESK Ankara’ya yürüyüşünü tamamladı: Artık yeter demenin vakti çoktan gelmiştir

    KESK Ankara’ya yürüyüşünü tamamladı: Artık yeter demenin vakti çoktan gelmiştir

    PİRHA-TİS görüşmelerinde iktidarın sunduğu teklife karşı taleplerini dile getirmek için Edirne ve Batman’dan Ankara’ya iki koldan yürüyüş başlatan KESK, Ankara’ya ulaştı. Ulus’ta açıklama yapan KESK üyeleri; “Bu karanlık tablodan tek çıkış yolu yetkinin asıl sahiplerinin kamu emekçilerinin ve emekliklerinin ortak sorunları için bir araya gelmesinden, ‘Hak verilmez mücadele ile alınır’ ilkesi ile ortak mücadeleyi yükseltmesinden geçmektedir” dedi.

    Toplu iş sözleşmesi (TİS) görüşmelerinde hükümet tarafından teklif edilen zam oranlarının revize edilmesi için Edirne ve Batman’dan yürüyüş başlatan Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) yürüyüşünü Ankara’da tamamladı.

    İki koldan Ankara’ya gelen KESK üyeleri Ulus’ta Heykel önünde bir araya gelerek basın açıklaması yaptı. ‘Eşit işe eşit ücret’, ‘Direne direne kazanacağız’, ‘Güvenceli gelecek istiyoruz’ sloganlarının atıldığı eylemde ‘İnsanca bir yaşam, demokratik grevli toplu sözleşme için mücadeleyi büyütüyoruz’ pankartı açıldı.

    Basın açıklamasına Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekilleri Mehmet Rüştü Tiryaki  ve Tülay Hatimoğulları, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Veli Ağbaba ve birçok sivil toplum örgüt temsilcisi de katıldı.

    “HÜKÜMET EMEKÇİLERLE AÇIKÇA DALGA GEÇMİŞTİR”

    Açıklamayı okuyan KESK Eş Genel Başkanı Şükran Kablan Yeşil, hükümet tarafından verilen son teklifin sefalet, yoksulluk, güvencesizlik teklifi olduğunu belirterek şunları dile getirdi:

    “Artık yeter demenin vakti çoktan gelmiştir. Bu karanlık tablodan tek çıkış yolu yetkinin asıl sahiplerinin kamu emekçilerinin ve emekliklerinin ortak sorunları için bir araya gelmesinden, ‘Hak verilmez mücadele ile alınır’ ilkesi ile ortak mücadeleyi yükseltmesinden geçmektedir. Sermaye yanlısı, emek karşıtı bu zihniyet 3,5 milyon kamu emekçisini, 2 milyon kamu emeklisini kapsayan toplu sözleşme görüşmelerine de aynen yansımıştır. Siyasal iktidar 12 Ağustos’ta Çalışma Bakanı tarafından yapılan teklifle aileleri ile birlikte 20 milyonluk devasa bir kitleyle açıkça dalga geçilmiştir. Söz konusu teklifte: Maaşlarımızın insanca yaşamaya yetecek bir seviyeye çekilmesi yoktur. Özellikle pandemi döneminde maaşlarımızda yaşadığımız reel erimenin giderilmesine ilişkin tek bir cümle yoktur. Kamu emekçilerinin yıllardır yaşadığı gelir vergisi adaletsizliğine son verilmesi yoktur. Farklı adlar altında güvencesiz istihdam edilenlerin kadrolu-güvenceli istihdama geçirilmesi yoktur. Kamu kurumlarında ücretsiz kreşler açılması, söz konusu kreşler açılıncaya kadar kreş yardımı verilmesi yoktur.”

    “PANDEMİ SÜRECİ İLE BİRLİKTE KAYIPLARIMIZ KATLANARAK ARTMIŞTIR”

    Hükümetin 12 Ağustos’ta açıkladığı teklifte pek çok temel soruna ilişkin tek bir cümle söylenmediğini ifade eden Yeşil; “Bizzat Cumhurbaşkanı tarafından verilen 3600 ek gösterge sözü hakkında ‘üzerinde çalışacağız’ melalinde bir cümle kurulmuştur. Sayısı son yedi yılda dört kat artarak 550 bine dayanan, yıllardır kadro bekleyen sözleşmeliler konusunda ‘haklarının yeniden düzenlemesi için çalışacağız’ gibi köşeli sözler edilmiştir. Peki, kamu işvereni olan hükumet 12 Ağustos’ta 5,5 kamu emekçisine ve emeklisine ne teklif etmiştir? 3600 ek gösterge ve sözleşmeliler konusundaki içeriği belirsiz, dolayısıyla boş bir vaat sınırını aşmayan cümleleri dışarıda bıraktığımız da hükumetin aslında tek bir teklifi vardır. O da hedeflenen, üstelik hiçbir zaman tutmayan resmi enflasyon rakamlarına göre maaş artışı teklifidir.

    TÜİK enflasyonu yani resmi enflasyon değildir. Çünkü bu ülkede resmi enflasyonun yaşanan gerçek hayat pahalılığını yansıtmadığını, Ali Cengiz oyunları ile takla attırılan sanal rakamlardan ibaret olduğunu bilmeyen yoktur. Bizleri yıllardır ezim, ezim ezen, reel gelirimizi eriten sokakta, çarşıda, pazarda, mutfakta yaşadığımız hayatın gerçek enflasyonudur. 2012’de başlanan Toplu Sözleşme sürecinden bugüne aradan geçen 9 yılda ortalama kamu emekçisi maaşı ile alınan dolar 450 dolar azalmıştır. Yine son dokuz yılda hem açlık hem de yoksulluk sınırı yüzde 216 artarken en düşük maaşta yaşanan artış yüzde 174’te kalmıştır. Son beş yılda ortalama maaşla alınan çeyrek altın sayısı 6,5 adet azalmıştır. Pandemi süreci ile birlikte kayıplarımız katlanarak artmıştır. Son iki yılda kamu emekçilerinin maaşlarında yaşanan artış yüzde 29,85 ‘te kalmıştır” dedi.

    “ARTIK YETER DEMENİN VAKTİ ÇOKTAN GELMİŞTİR”

    Son bir yıllık genel enflasyonun yüzde 19, emekçi kesimler için en önemli kalemler olan gıda ve ulaştırma enflasyonun yüzde 25 olduğu koşullarda 5,5 milyon kamu emekçisine ve emeklisine 2020 yılı için altışar aylık dilimler halinde yüzde 5 + yüzde 6, 2023 yılı için ise yüzde 6 + yüzde 6 artış önerildiğini hatırlatan Yeşil son olarak şunları aktardı:

    “Büyük bir lütufmuş gibi, altışar aylık dönemlerde enflasyon farkının oluşması durumunda söz konusu farkın maaşlara yansıtılacağı ifade edilmiştir. Buradan tekrar altını çiziyoruz. Yaşadığımız kayıpları görmeyen, sadece hedeflenen resmi enflasyon rakamlarına indirgenen bu teklifin adı ‘Toplu sözleşme teklifi’ değildir. Açlık sınırının 3 bin, yoksulluk sınırının 9 bin 500 TL’yi bulduğu, yaşanan gerçek hayat pahalılığının yüzde 40’ı aştığı koşullarda aileleri ile birlikte 20 milyonluk devasa bir kitleye yapılan bu teklifin adı sefalet, yoksulluk, güvencesizlik teklifidir. Dolayısıyla hiç kimsenin bu teklife değer yükleme çabasına girmeye, ‘maaş artışlarının üzerine bir, iki puan ilave edilirse çözülür’ yaklaşımı sergilemeye, kamu emekçilerinden gizli kapalı kapılar ardında pazarlıklar yürütmeye, kamu emekçilerinin temel hiçbir sorununu çözmeyen teklifleri kabul etmeye hakkı yoktur.

    Kim kendini nasıl nitelerse nitelesin her süreçte olduğu gibi bu süreçte de asıl ‘yetki’ sizlerdedir. Bugüne kadar sizin adınıza ‘yetkili’ olarak masaya oturanların yaptığı yanlışların, eksiklerin faturasını maaşlarınızda her yıl daha fazla erime, daha fazla yoksullaşma, daha fazla güvencesizleşme ile ödediniz. Ödemeye de devam ediyorsunuz. Artık yeter demenin vakti çoktan gelmiştir. Bu karanlık tablodan tek çıkış yolu yetkinin asıl sahiplerinin kamu emekçilerinin ve emekliklerinin ortak sorunları için bir araya gelmesinden, ‘Hak verilmez mücadele ile alınır’ ilkesi ile ortak mücadeleyi yükseltmesinden geçmektedir.”

    PİRHA/ANKARA

  • KESK Eş Genel Başkanı’ndan hükümete zam tepkisi: Taleplerimiz görmezden gelindi

    KESK Eş Genel Başkanı’ndan hükümete zam tepkisi: Taleplerimiz görmezden gelindi

    PİRHA- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı hükümetin memur ve memur emeklisi için uygun gördüğü zam teklifini açıklamasının ardından PİRHA’ya konuşan KESK Eş Genel Başkanı Şükran Yeşil Kaplan, “Gerçek enflasyon rakamlarının yüzde 40-45’leri gösterdiği bir ortamda bu teklifin kamu emekçileri tarafından kabul edilmesi asla mümkün değildir. Taleplerimiz dikkate alınmadı” dedi.

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, 6 buçuk milyona yakın memur ve memur emeklisi için uygun gördüğü zam teklifini açıkladı.

    Bakan Bilgin, 3600 ek gösterge meselesinin bu sözleşme süreci içinde çözülmesi gerektiğini söyleyerek 2022’nin ilk 6 ayında yüzde 5, ikinci 6 ayında yüzde 6, 2023’ün ilk ve ikinci 6 ayı için yüzde 6+6 ve enflasyon farkları olarak hükümetin yeni zam teklifini paylaştı.

    Görüşmelerde bu aşamadan sonra müzakere sürecine geçilecek. Uzlaşı olduğu takdirde 22 Ağustos’ta zam oranı resmi olarak belli olacak. Anlaşma olmazsa Kamu Görevlileri Hakem Heyeti Ağustos sonunda zam oranına karar verecek.

    “HÜKÜMETİN ZAM ORANI TEKLİFİ TÜİK’İN ENFLASYON RAKAMLARININ BİLE ALTINDA”

    Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan KESK Eş Genel Başkanı Şükran Kaplan Yeşil hükümetin zam oranı teklifini eleştirerek şunları dile getirdi:

    “Milyonlarca kamu emekçisi ve emeklisinin yakından takip ettiği 6. dönem Toplu İş Sözleşmesi (TİS) masası az önce hükümetin kamu emekçileri ile dalga geçen bir teklif yapması ile son buldu. Hükümet ilk 6 ay için kamu emekçilerine yüzde 5 artı enflasyon farkı, ikinci 6 ay için ise yüzde 6 artı enflasyon farkı teklif etti. 2023 yılı için ise yüzde 6 ve enflasyon farkı, artı yüzde 6 enflasyon farkı teklif etti. TÜİK’in resmi olarak açıklamış olduğu enflasyon oranlarının dahi çok çok altında olduğunu görüyoruz. Gerçek enflasyon rakamlarının yüzde 40-45’leri gösterdiği bir ortamda bu teklifin kamu emekçileri tarafından kabul edilmesi asla ve asla mümkün değildir.”

    “TALEPLERİMİZ GÖRMEZDEN GELİNDİ”

    Görüşmeler sırasında hükümetin konfederasyonları dikkate almayan tavrını da eleştiren Kaplan Yeşil, sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Ayrıca masa konfederasyonların teklifleri müzakere etmesine fırsat verilmeden Bakanın açıklaması ile sonlandırıldı. Dolayısıyla aslında bu masanın bizler açısından yıllardır kamu emekçilerinin iradesini yansıtmadığını bir kez daha çok net olarak göstermiş oldu. Yine sizlerle paylaşmak istediğimiz durum şudur, masada en temel taleplerimizden birisi kamu emekçileri için 3600 ek göstergenin hayata geçirilmesi konusuydu. Buna karşın Bakanın yaptığı açıklamada sadece değerlendirmeye alacaklarını söylediler. KESK olarak yıllardır bu konudaki tutumumuz ortada olmasına rağmen KESK’in söylemi yokmuş gibi sadece Memur-Sen ve Kamu-Sen’in söylemi üzerinden bunu dile getirmiş olmasıdır. Hükümet nezdinde Bakanın da KESK’e dönük ayrımcı politikalarının bir sonucu olarak yansımış oldu bu durum. Yine masada en çok dile getirdiğimiz ve en yakıcı sorunlarımızdan birisi olan kamudaki sözleşmeli personelin kadroya geçirilmesi ile ilgili talebimize Bakan geçiştirerek kadro sözü vermeyip, sadece iyileştirme konusunda girişimleri olacağını ifade etti. Biz KESK olarak yine çok yaşamsal olan taleplerimizden birisi de kadınların talepleridir. Bu konuda ayrıca görüşülüp mutabakat metnine alınması talebimiz görmezden gelindi, dikkate alınmadı.”

    “BİZLER AÇISINDAN BU MASANIN BİR GEÇERLİLİĞİ YOK”

    KESK Eş Genel Başkanı Şükran Kaplan Yeşil, “Bizler açısından bu masanın bir geçerliliği bir karşılığı yok. Kamu emekçilerine daha fazla yoksulluğu, daha fazla açlığı, daha fazla güvencesizliği dayatan bu görüşme masasını tanımadığımızı bir kez daha sizin aracılığınızla söylemek istiyoruz. Kamu emekçilerinin birlikte mücadele etmesi, demokratik, adil bir çalışma yaşamı, güvenceli bir iş, güvenceli gelecek, insanca yaşanacak bir ücreti var edebilmek için bir grevli toplu sözleşmeyi var etmek gerekiyor. Bunun için de mücadeleyi büyüteceğiz” dedi.

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA