Etiket: süleyman doğan

  • ‘Dersim’in acısının tarihidir Sılo Qız’-VİDEO

    ‘Dersim’in acısının tarihidir Sılo Qız’-VİDEO

    PİRHA – Hakka uğurlanan Sılo Qız’a ilişkin PİRHA’ya konuşan Dersimliler, “100 yıllık bir ağacın altında 100 yıllık bir çınardı, Dersim’in acısının tarihiydi Sılo Qız” ifadelerini kullandılar. 

    Haberin videosu

    Dersim 1938 Katliamı’nda tüm yakınlarını kaybeden ve keman çaldığı için “Bizi eğlendirir bunu öldürmeyelim” denilerek katledilmeyen Sılo Qız, Dersim’de ağıtlarla Hakka uğurlandı.

    Dersim’in acısının tarihi olan Sılo Qız’a ilişkin Yönetmen Caner Canerik, Derviş Cemal Ocağı’ndan Menşure Doğan, bağlama ustası Hüsnü Güngör ve Piri Sevdin Ocağı evlatlarından Ali Doğan ile konuştuk.

    “SILO QIZ; DERSİM’İN ACISININ TARİHİDİR”

    Sılo Qız’ın belgeselini çeken Yönetmen Caner Canerik, şöyle anlatıyor Sılo Qız’ı:

    “Köyde yaşadığı süreçte yalnızdı zor şartlardaydı ama mutluydu; kendi köyünde, toprağındaydı. Her gittiğimizde dut ağacının altında görürdük kendisini. Yüz yıllık bir dut ağacıydı o. Süleyman amcanın 100 yaşında olduğu dönemde kendisiyle tanıştım.”

    Sanatçı kimliğinin haricinde insanlığı çok güzeldi. Güler yüzle karşılayıp oturur sohbet ederdi bizimle. Dertleşmeye ihtiyacı vardı. Kayıt yapmadığım dönemler de çok oldu. O anlatırdı biz dinlerdik.”

    Sılo Qız’ın, geçmişle olan bir bağ olduğunu söyleyen Canerik, “Bugün Dersim tarihi sözlü olarak aktarılıyor. Bunun en büyük taşıyıcısı Sılo Qız’dı. Böyle bir önemi vardı ama ne kadar sahip çıkıldı bu tartışılır. Köyünde bir heykelinin dikilmesi, ona ithafen köyünde bir şenlik yapılması vs bunları yaptıramadık” dedi.

    Sılo Qız’ı anlatmak için Dersim’i anlatmanın gerekli olduğunu vurgulayan Canerik, şunları kaydetti:

    “38’i, 80’leri her şeyi anlatmak lazım. 100 yıllık bir ağacın altında 100 yıllık bir çınardı Sılo Qız. Ben kendisini böyle hatırlayacağım. Dersim’de herkesin evinde Sılo Qız’ın sesi vardır. Herkesin acılarına ortak olmuş bir insandır. Süleyman amca, Dersim’in acısının tarihidir.”

    “SESİYLE BİR DESTAN YARATTI”

    Derviş Cemal Ocağı’ndan Menşure Doğan ise toplum olarak Sılo Qız’a bir vefa borcu olduğunu söyleyerek Sılo Qız’ın yarattığı değerden söz ediyor:

    “İnancına ikrarına bağlı, onca çileye rağmen her şeyi dile getirmeye çalıştı. Sesiyle bir destan yarattı. Sözlü anlatımda ne yaşadıysa belge sundu Sıloq Qız. Sesiyle, ağıtlarıyla canlı bir belge oldu.

    Eskilerimizi, yaşadıklarımızı, canlı tanık olan insanlar, Sılo Qız gibi insanlar aktarabilir ancak. Devri daim olsun.”

    “İNSANLARIN FERYADININ SESİYDİ SILO QIZ”

    Bağlama ustası Hüsnü Güngör de Dersim’de Hakka yürüyen insanlar için klamları vardı Sılo Qız’ın. Dersim ulu bir çınarını yitirdi” dedi. Sılo Qız’ın klamlarıyla, insanlığıyla herkeste iz bırakacağını belirten Güngör, “Şimdi de biz onun klamlarını devam ettireceğiz. Onu her daim bu şekilde içimizde yaşatacağız” ifadelerini kullandı.

    Piri Sevdin Ocağı evlatlarından Ali Doğan ise, “Dersim, ulu çınarlarından birini daha kaybetti. Süleyman amca, Dersim’de inancıyla, itikatıyla bir çınardı. 38 katliamında, kurdun, kuşun, böceğin, ağacın, suyun, insanların feryadının sesiydi. Bunları söyleyerek, kendi ana diliyle insanların acılarına ortak oldu. Kültürümüz, inancımız, itikatımız açısından o bir üniversiteydi” diyerek söz etti Sılo Qız’dan.

    PİRHA/DERSİM

  • 38 tanığı Sılo Qız Dersim’de Hakka uğurlandı-VİDEO

    38 tanığı Sılo Qız Dersim’de Hakka uğurlandı-VİDEO

    PİRHA – Dersim 38 Katliamı’nda tüm yakınlarını kaybeden ve keman çaldığı için “Bizi eğlendirir bunu öldürmeyelim” denilerek katledilmeyen Sılo Qız, Dersim’de ağıtlarla Hakka uğurlandı.

    Dersim merkeze bağlı Milli Köyü’nde dün Hakka yürüyen Halk Ozanı Sılo Qız için merkezde bulunan cemevinde Hakka uğurlama erkanı düzenlendi. Erkana ailesi, siyasi parti ve kurum temsilcileri, ilçe belediye başkanları, sanatçılar ile yüzlerce yurttaş katıldı.

    Erkan öncesi Sılo Qız’ın (Süleyman Doğan) eserleri dinletilirken, Araştırmacı Yazar Cemal Taş ile Dersim Sanatçıları adına Mazlum Büyüktaş Doğan’ın hayatından kesitler anlattı.

    Cemal Taş’ın anlatımı şöyle:

    “TERTELE AĞITLARINI YAKMAK PAYINA DÜŞMÜŞTÜR”

    “Sılo Qız,Kutsal ziyaretlerin, yerin göğün, çağlayan suların, dağların, tepelerin kutsal sayıldığı topraklarda barışın, özgürlüğün, eşitliğin topraklarında… O toprak ki, börtü-böceğin, binbir çiçeğin, ağaçların, kuşların, evcil ve yabanıl hayvanların, halkların birbirine dost bilindiği topraklarda doğdu Sılo Qız. Kırmanciye Toprağında.

    Sılo Qız’ın büyük annesi; çok meraklanır, ister ki çocukları Sair olsun. Senenin birinde 21 Martı bekler; Bekler çünkü yerel halk o gün bütün ağaçların, dallarını yere eğip kutsal toprağa secdeye duracağını, yazmasını o daracık zamanda ağacın üzerine atıp dilek dileyenin dileğinin gerçekleşeceğine inanır. İşte o gün büyük annesi gidip poşusunu eğilen ağacın tepesine atar, ondan dilek diler, der ki:

    “Dileğim odur ki, benim evlatlarım ve torunlarım Sair olsun.”

    Dileği kabul olur, oğulları, torunları hep sair olur. Kemane ustası olurlar, öyle ağıtlar yakarlar ki insanların yüreklerini dağlarlar. Büyükannenin Mılu köyünde ki oğlu Suleyman’ın da, bir oğlu dünyaya gelir. Doğan çocuğa babasının adını verirler, O da; “Sılemano Qız” yani küçük Süleyman olarak anılır. Annesi Saxanıme de Usenê İbrahimi’nin kızıdır. İbrahim de Usenê Ana İsme’nin oğludur.

    Baba Süleyman; oğul Süleyman’ın elini çocuk yaşta tutar, beraber düğünlere götürür ki, o da kemane öğrensin. Sılo Qız/Oğul Süleyman’ın eli beşinci yaşında kemane tutmaya başlar. On yaşına ayak bastığında babasını kaybeder. Babasının izini takip eder, Sair olur. Hem de öyle bir sair olur ki yeteneğiyle insanları şaşkına çevirir. Çocuk yaşıyla tek başına düğünleri şenlendirir.

    Yıllar geçtikçe, Sılo Qız’ın şöhreti Dersim’in dört bir yanında yayılır, tanınır.

    Artık Dersim’de bir şair vardır, lakabı küçük manasına gelse de, namı-şanıyla büyük bir ozandır..

    ’38 Tertelesi kapıya dayandığında gençlik yıllarıdır onun.. Zalim bir el Dersim’de taş üstünde taş bırakmaz. Sılo Qız keman çaldığından hayatta kalır. Onun deyimiyle Kırmanciye devri bitmiştir. Artık Tertele ağıtlarını yakıp söylemek payına düşmüştür.. düğünün de, aşk ile sevdanın da, dünyanın da tadı tuzu kaçmıştır.”

    Dersim Sanatçıları adına Mazlum Büyüktaş ise Sılo Qız’ın hayatından kesitleri Kırmancki olarak dile getirirken onun Kırmancki diline, kültürüne katkılarını anlatırken onun Kırmancki müziğinin de en temel taşlarından biri olduğunu dile getirdi.

    Kureyşan Ocağı’ndan Kadri Bulut’un verdiği gülbeng ile Hakka uğurlama erkanı gerçekleşti.

    Sılo Qız’ın naaşı Milli Köyü’ne götürülerek ağıtlar eşliğinde toprağa sırlandı.

    PİRHA/DERSİM

  • Yılardır manavcılık yapan Doğan: Gelen tüm siyasiler tarıma darbe vurdu – VİDEO

    Yılardır manavcılık yapan Doğan: Gelen tüm siyasiler tarıma darbe vurdu – VİDEO

    PİRHA- Ankara’da 12 yaşından beri manavcılık yapan Süleyman Doğan, bugünleri eskiyle kıyaslayamadığını eskiden insanların alım gücünün olduğunu şimdi ucuz bile olsa alım gücünün olmadığını söyledi. Doğan, üretim olmadığı sürece daha kötü günlerin geleceğini belirtti. 

    Türkiye’de son zamanlarda TL’nin Dolar ve Euro karşısında erimesi vatandaşın da işlerini etkiledi. Özellikle kağıt, un, sebze fiyatlarında ekonomik kriz kendini gösterdi. Yıllardır Ankara’nın göbeği Mamak Tuzluçayır’da 12 yaşından beri baba mesleği olan manavcılık yapan Süleyman Doğan, her geçen gün ekonominin daha kötüye gittiğini belirtti.

    12-13 yaşından bu güne pazarcılık, manav, yaş sebze ve meyve üzerine çalıştığını belirten Doğan, manavcılığın baba mesleği olduğunu ve bu mesleğin piri, profesörü, mastırını yaptıklarını söyledi.

    “ESKİDEN KAR ORANIMIZ SÜRÜM ÜZERİNDEYDİ ŞİMDİ YOK”

    Yıllarını bu işe vermiş olan Doğan, O günden bu güne gelen enflasyonda ticari tarımın günden güne nasıl zorlaştığını herkesin gördüğünü söyledi.

    İşlerinin bugün tamamen bittiğinin altını çizen Süleyman Doğan, “Eskiden kar oranımız sürüm üzerindeydi. Şuan sürüm yok. İnsanların bütçesi ve ekonomik sıkıntısı, gün be gün daha kötüye gidiyor. Eskiden derlerdi ki Avrupa misali mi olacaksınız. Bundan sonra tek teke düşeceğiz. Gelen bütün siyasiler tarım politikasına darbe vurmuştur. Ezilen hep köylü olmuştur” şeklinde konuştu.

    Doğan, Eskiden manavcıların pazar ortamında daha güçlü olduklarını ancak büyük marketlerin açılmasıyla tekelleşmenin başladığı ve küçük marketlerin yok olduğunun altını çizdi.

    “HAZIRA DAYANINCA HERŞEY BİTTİ”

    Doğan, ekonomik krizin sebeplerini şöyle anlatıyor:

    “Bugün mazot almış başını gitmiş. Köylü tarlada ekemiyor, ekse ürünü satacak pazar yok. Son yıllarda büyük afetler tarlaları vurdu götürüyor. Ağlayan köylümüz var. Köylü mazot parasını çıkaramıyor. Öyle köylere gidiyordum ki ekemiyor. Niye ekemiyor, mazot parası yok, tohum pahalı.

    Eskiden bütün her şey kendimizindi. Köye giderdim köylü domatesi salça yapardı, çekirdeğini tohum yapardı. Bizde tohum da kalmamış. Şimdi her şeyi hazır satın alıyor. Köylünün üzerine maliyet olunca üretim yapamayınca sonuçta halkımıza yansıyor. Krizlerin sebebi budur. Ekemiyor köylü şu anda mağdur olmuş nereye gidiyor. Şehre kaçıyor tarlalarımız bom boş. Hep hazırcı olduk hazıra yönelince de her şey bitti.”

    “İNSANLARIN ALIM GÜCÜ ZAYIFLADI”

    Pazarcılık yaptığı dönemle şimdiyi kıyaslayan Doğan, o günle bu günleri kıyaslayamayacak kadar uzak olduğunu, o zamanlar herşeyin bol, insanların alım gücünün yüksel olduğunu belirtti.

    Doğan, “Şu anda ucuz da versen alım gücü kalmadı. Eskiden ben bir insana 50 kilo patlıcan veriyordum, kurutması için. Şimdi kurutma yapamıyor bile. Günü birlik yiyeceğini alamıyor ki. O yaşantı ve insanların alım gücünü, esnafın güçlülüğünü şu anda göremiyorum” diye konuştu.

    Türkiye’de son dönemlerde yaşanan ekonomik krizin, Dolar ve Euro’daki yükselişin etkisini de değerlendiren Süleyman Doğan, fiyat bakımından poşetin ve mazotun yükseldiğini, halkın alım gücünün olmadığını belirterek, “İnsanlar günü birlik yaşıyorlar. Yarini yaşayamıyor öyle bir gücü yok” dedi.

    Devlet yetkililerine seslenen Süleyman Doğan, “devlet mazotu köylüye ucuz versin. Özel arabası olana değil, yatı olan, trilyonluk olanlar mazotu vergisiz alıyor da neden benim köylüm almıyor” diye sordu.

    “ÜRETEMEDİĞİMİZ SÜRECE DAHA ÇOK KÖTÜ GÜNLER BİZİ BEKLİYOR”

    Patates ve soğan fiyatlarındaki yükselişi de basının yaptığı haberlere de bağlayan Doğan sözlerine şöyle devam etti:

    “Şu an patates ve kuru soğan yükselişi var. Buradaki suç kimin suçu basının suçu. Depolarda çürüdü deyince, kış bitti tam ekim zamanı. Köylü korktu mazot alamıyor, tohumda, malda para etmiyor niye ekeyim dedi ve ekmedi. Ne oldu bu sene patates 6 milyon kuru soğan 6 milyon oldu. Bugün 9 aydayız Ankara’nın karpuzun, domatesin bolluk zamanı gidin köylerde kavun karpuz yok. Ekemiyor köylü yazın ortasında toptan 2 milyona karpuz çıkmış var mı böyle bir şey. Ben bu yaşıma geldim böyle bir şey görmedim. Tarihin yazmadığı şeyler. Harman zamanı ben domatesi geçen sene 1 lira 1.25 satarken şu anda 2 liraya domates alamıyorum. Buda köylünün ekemediğinden dolayı. Yatı katı olana uzuz mazot veriyorsan bırakın bize vermeyin köylüye verin ekene, biçene, üretene verin üretmediğimiz sürece çok daha kötü günler bekler bizleri.”  Cebrail ARSLAN/ANKARA