Etiket: süleyman metin

  • Hakk’a yürüyen Baba Mansur Ocağı pirlerinden Süleyman Metin, Sivas’a uğurlandı-VİDEO

    Hakk’a yürüyen Baba Mansur Ocağı pirlerinden Süleyman Metin, Sivas’a uğurlandı-VİDEO

    PİRHA- Çanakkale’nin Gökçeada ilçesinde Hakk’a yürüyen Baba Mansur Ocağı Pirlerinden Süleyman Metin, Gazi Cemevindeki erkandan sonra Sivas’a uğurlandı.

    Çanakkale’nin Gökçeada ilçesinde geçirdiği kalp krizi sonrası Hakk’a yürüyen Baba Mansur Ocağı Pirlerinden Süleyman Metin, İstanbul Gazi Cemevindeki Hakk’a yürüme erkanından sonra toprağa sırlanmak üzere Sivas’a uğurlandı.

    Gazi Cemevinde gerçekleşen erkana CHP Milletvekili Yüksel Mansur Kılıç, Sanatçı Aynur Haşhaş’ın yanı sıra çok sayıda kişi katıldı.

    Metin, Sivas’ın Kangal ilçesine bağlı Mescit Köyü’nde toprağa sırlanacak.

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

  • Baba Mansur Ocağı’ndan Süleyman Metin Dede Hakk’a yürüdü

    Baba Mansur Ocağı’ndan Süleyman Metin Dede Hakk’a yürüdü

    PİRHA-Baba Mansur Ocağı dedelerinden Süleyman Metin Gökçeada’da kalp krizi geçirerek Hakk’a yürüdü. Süleyman Metin 3 Mayıs Salı günü saat 14.00’te İstanbul Gazi Cemevi’nden Sivas Kangal’a uğurlanarak, köyünde toprağa sırlanacak.

    Baba Mansur Ocağı dedelerinden Süleyman Metin bugün Gökçeada’da kalp krizi geçirerek Hakk’a yürüdü. 3 Mayıs Salı günü saat 14.00’te İstanbul Gazi Cemevi’nden Sivas Kangal’a uğurlanacak olan Metin, Mescit Köyü’nde toprağa sırlanacak.

    PİRHA / İSTANBUL

     

     

  • Süleyman Metin’den Ali Ekber Yurt’a yalanlama: Gerçekler bilinse çarşıda gezemezler

    Süleyman Metin’den Ali Ekber Yurt’a yalanlama: Gerçekler bilinse çarşıda gezemezler

    PİRHA- Diyanet işbirliğiyle belirlenen şahısları para karşılığında yurt dışına “Alevi uzman” sıfatıyla gönderen İslamcı Alevi kurumlardan birinin de Baba Mansur Vakfı olduğu belirtilmişti. Bir hafta önce vakfın başkanlığını bırakan  Süleyman Metin, Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt’un bu iddiasının doğru olmadığını savundu. Metin, Kültür Bakanlığı’na bağlı Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ile iletişimleri olduğunu, onlara liste verdiklerini ancak denetimin kendilerinden alınması sebebiyle orayla da iletişimi kestiklerini söyledi. Metin, Ali Ekber Yurt’un da yurt dışına insan gönderdiğini sözlerine ekledi. 

    Diyanet’e yakın isim olan Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt, aralarında Avrasya Alevi İslam Birliği, Cem Vakfı ve Baba Mansur Vakfı’nın da olduğu dört Alevi kurumunun, Diyanete önerdiği şahısların Avrupa’ya “Alevi uzmanı” sıfatıyla para karşılığında gönderildiğini PİRHA’ya anlatmıştı.

    Diyanet’le işbirliği yaparak yurt dışına “Alevi uzman” sıfatıyla insan kaçırdığı belirtilen dört Alevi kurum arasında adı geçen Baba Mansur Vakfı’ndan iddialara yanıt geldi.

    Bir hafta öncesine kadar Baba Mansur Vakfı’nın başkanı olan ve başkanlığı başka bir isme devreden Süleyman Metin, Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt’un iftira attığını söyleyerek, PİRHA’ya konuştu.

    “BABA MANSUR VAKFI OLARAK, DİYANETLE  BİR İLGİMİZ YOK”

    Süleyman Metin, “Vakıflar Bölge Müdürlüğü ile gereken iç yazışmalarımız var. Bunun için de ben bir tek bölge müdürlüğüne Zuharat Baba Türbesi için kiralama usulüyle bize devredilmesine dair bir dilekçe verdim. Bunun dışında Seyit Baba Mansur Vakfı’nın hiçbir yerde hiç bir kurum veya kuruluşla hiçbir ilgisi yok. Baba Mansur Vakfı olarak, Diyanetle asla bir ilgimiz yok” diyerek, Ali Ekber Yurt’un iddialarını yalanladı.

    Metin, kendilerine, sadece 2017’nin sonunda Kültür Bakanlığı’na bağlı Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı tarafından, ‘yurtdışına dede göndermek istiyorsanız biz akraba olarak gönderebiliriz’ diye telefonla bir ileti geldiğini, bunun akabinde gidip ilgili birimle görüştüklerini söyledi.

    “HER ŞEY BİZİM DENETİMİMİZDE OLACAK DEDİLER, SONRA KABUL ETMEDİK”

    “Biz de dede göndeririz, inancımız için Avrupaya, akrabalarımıza göndeririz” diye sözlü bir konuşma olduğunu belirten Metin şöyle devam etti:

    “Biz, 31-32 kişilik bir liste verdik, o listede bir kişi sakıncalı bulundu reddedildi, bir kişi de gitmedi galiba. 29-30 kişilik bir listemizi onayladılar. Benim teklifim şu oldu: Bu arkadaşlara pasaport verecekseniz, biz verelim ki bu adamları görelim, yüz yüze görüşelim. Çünkü, oradaki maksadımız şuydu: Yurtdışına sadece dedeler değil, uzman olan yani 12 hizmetin içinde bulunan zakir, gözcü, kurbancı, kapıcı, peyikçi var. Bunların hepsinin yol erkan bakımından önemli görevleri var. Yani dedelik, babalık makamı kadar bu görevler de kutsal ve önemlidir. Buna bağlı olarak, biz dedik ki, İzmir, Tunceli, Elazığ, Erzincan’dan İstanbul’a kadar hiç ayrım yapmadan bu konuda uzman olarak başvuranları gönderelim. Sadece dedeleri değil. Bu vasıtayla biz bir liste verdik. Ancak, Kültür Bakanlığı’na bağlı Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, ‘Onları biz göndereceğiz, onlara pasaportlarını ve biletlerini biz vereceğiz, her şey bizim denetimimizde olacak’ dedi.”

    “KİMİN DÖNÜP DÖNMEDİĞİ KONUSUNDA İKİLEMDE KALDIK”

    Bir süre yurt dışına gidenleri görmeden tamam dediklerini belirten Süleyman Metin, “Ondan sonra o arkadaşlar yurtdışına gitti. Gönderirken pasaportu nasıl verdilerse dönüşte de bize iade edin diye tembih ettiklerini duydum. Dolayısıyla kimin geri dönüp dönmediği konusunda ikilemde kaldık, ondan sonra biz baktık ki bu iş bizim denetimimizde olmayacak, gönderdiğimiz adamın eğitimine bakamayacağız. Tunceli’de 72 kişilik yatakhanesi olan bir Cemevi yaptık. Bizzat dedelerimizi veya 12 hizmetli Alevi toplumunu kendimiz eğitelim istedik. 2018’in ikinci döneminde yurt dışına göndermedik, müdahil olduğumuz konu bu” dedi.

    “ALİ EKBER YURT DA YURT DIŞINA İNSAN GÖNDERDİ”

    Ali Ekber Yurt’un da yurt dışına her yıl insanları gönderdiğini belirten Metin şunları kaydetti:

    “Yurt dışında bu konuda Alişan Hızlan bir dernek kurmuştu. O rahmetli olunca kızı vasıtasıyla bunlar Tunceli’de aynı şekilde her sene bu şekilde adam gönderdiler. Hatta daha uzun kalanlar da var, bunların hepsini biliyoruz. Sanki biz kaçak adam göndermişiz. Bizim derneğimizin veya vakfımızın böyle bir şeyle anılması kesinlikle doğru değil, bu ağır bir iftiradır.
    Bizim kontrolümüz dışında olan bir durum olduğu için biz çekildik, bunu ilgili birimler de biliyor. O gidip dönenlere yönelik tekrar söylüyorum, imzalar karşılığında bakanlık görevlileri tarafından kendilerine pasaport verildi ve kendileri tekrar toplayıp aldılar, biz hiçbir şekilde müdahil olmadık.”

    “DİĞER MEZHEPLERDEN DE İNSANLAR GİDİYOR”

    Bu yöntemle sadece Alevilerin değil diğer mezheplerden de her sene on binlerce insanın gönderildiğine dikkat çeken Metin, “Duyduğum kadarıyla bunların aylık 5 bin lira harcamaları var. Biletleri, gidiş gelişleri, orada kalma yerleri. 500 Euro gibi sembolik bir para veriliyor. Daha sonra çoğalttılar. 1000 Euro’ya kadar çıkardılar. Burada zaten bu kişilere verilen para cezbeden bir şey değil. Ben kendi imkanlarımla gittim ama oradaki dernekler benim biletimi gönderdi, oradaki masraflarımı karşıladı, gittim geldim. Zaten oraya indiğin andan itibaren günde hiç olmasa da bir 50- 100 Euro paran gidiyor” diye konuştu.

    “AVRUPADA YETİŞEN KİŞİLERİN ALEVİLİKLE İLGİLİ HİÇBİR BİLGİLERİ YOK”

    Yurt dışında yaşayan bazı Alevilerin Alevilikle ilgili bilgilerinin yetersiz olduğunu savunan Süleyman Metin, yurt dışına insan gönderme amaçlarının orada yaşayanlara bilgiler öğretmek olduğunu söyledi.

    Metin, kendisinin de defalarca gittiğini hatta Cem Vakfı’nın da bir ara insan gönderdiğini belirtti.

    “ALMANYA’DA FETULAH GÜLEN VAKFINDAN BANA TEKLİF GELDİ”

    Almanya’ya gittiğinde Fetullah Gülene bağlı Sünni kesimden birkaç kişinin kendisine gelip tanışmak istediğini söylediğini ifade eden Metin, “Bu kişiler ‘bizim derneğe gelip bize Ehl-i Beyt’i anlatır mısınız’ diye teklifte bulundular. Buna karşılık şunu dedim: Fetullah Gülen zaten tüm bunların detaylarını biliyor gidin ona sorun o size anlatsın. Kabul etmedik ve onlara merhaba bile demedik. Çünkü hiç ilgimizi çeken bir konu değil” dedi.

    “SARI SALTIK OCAĞI ALİ EKBER YURT’U DARA KALDIRMALI”

    Süleyman Metin Dede, Ali Ekber Yurt’un bağlı olduğu Sarı Saltuk Ocağı’na çağrıda bulunarak, “Ali Ekber Yurt’un bağlı olduğu Sarı Saltık Ocağı var. Ali Ekber Yurt’u dara kaldırıp, sorgulatsınlar. Neden vakfımızın adını böyle iftirayla kullandı, neden bizim Diyanetle oturarak protokol imzaladığımızı belirtiyor. Zaten Diyanet İşleri Başkanlığı veya Kültür Bakanlığı resmi yazışmayla bunu kabul etse, bizim inanç olduğumuzu kabul etme durumuna düşer” ifadelerini kullandı.

    “NE YAPTIKLARI BİLİNSE BUNLAR ÇARŞIDA GEZEMEZLER”

    Baba Mansur Vakfı Başkanı Süleyman Metin şöyle devam etti:

    “Tunceli Cemevinin ne duruma düştüğünü tüm Tuncelililer biliyor. Bize binlerce şikayet geldi, biz karışmadık. Madem kendileri başkanı seçmiş ne yapıyorlarsa kendileri yapsın. Ancak bugün Tunceliler, bunların ne yaptığını, gerçeği bilseler, bunlar çarşılarda gezemezler.”

    “TARİKATLAR ASİMİLE EDİYOR, HALK ZARAR GÖRDÜ”

    Süleyman Metin, Dersim’deKİ tarikat örgütlenmesine ilişkin de konuştu. Metin, tarikat örgütlenmesinin Alevilere yönelik bir asimilasyon politikası olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:

    “Fetullah Gülen, ağırlığı Tunceli’ye vereceğiz, oraya yerleşeceğiz, dedi. Onun arkasında da bütün tarikatlar orada yurt açtı. Tamamıyla siyasi bir asimilasyon çalışması var. Ali Ekber Yurt onlarla hareket ettiği için zarar görmemiştir ama halk zarar gördü, insanlar zarar gördü, Alevilerle ilgili yanlış bilgiler verilmeye başlandı. Zorla, güçle yapamadıklarını tarikat vasıtasıyla yapmaya başladılar. Hemen hemen bütün mezheplerden Alevileri asimile etmeye yönelik gruplar var. Alevilik temiz olmayan hiçbir şeyi kabul etmiyor. Bu bir öz meselesidir, vicdanen doğru değilseniz, sözde doğrusunuz demek hikayedir.”

    PİRHA/ İSTANBUL

     

  • ‘Alevi inancının özü tamamen deyişlerde gizli’-VİDEO

    ‘Alevi inancının özü tamamen deyişlerde gizli’-VİDEO

    PİRHA- Alevi deyişleri çok derin anlamlar barındırır. Dinleyenler üzerinde de derin etkiler bırakır. Baba Mansur Ocağı dedelerinden Süleyman Metin, Alevi inancının özünün deyişlerde saklı olduğunu belirterek, “Yedi Ulu Ozan, yaradılış sırrını, Hakk’ın varlığının insanda olduğunu, bir birliğin insanlarla tamamlandığını, insanı, Hakk’ı ispat edenin insan olduğunu, Ene’l Hak sırrının burada gizli olduğunu açıklayan insanlar” diyor. 

    Haberin videosu

    Alevi ozanların, 7 ulu ozanın, aşıkların yazdığı, söylediği deyişlerin her biri Alevi inancının yansımasıdır, özüdür.

    Baba Mansur Ocağı dedelerinden Süleyman Metin, Alevi inancının özünün deyişlerde saklı olduğunu belirterek, “Yedi Ulu ozan dediğimiz sıradan aşıklar, ozanlar, şairler değil. Bunlar bu yaradılış sırrını, Hakk’ın varlığının insanda olduğunu, bir birliğin insanlarla tamamlandığını, insanı, Hakk’ı ispat edenin insan olduğunu, Ene’l Hak sırrının burada gizli olduğunu açıklayan insanlar” diyor.

    Anıl Şahin’in bağlamasıyla, Ozan Sabri’nin ‘Mekteb-i İrfan’da El Verdim Ere’ deyişini çalıp seslendirmesinin ardından Süleyman Metin dede PİRHA‘ya yorumladı.  

    Mekteb-i İrfan’da el verdim ere.
    Okudum Elif’i bir hesap çıktı
    Üç huruf bir nokta geldi bir araya
    Onu hesap ettim dört kitap çıktı.

    “Sabri diye bir ozanımız, Batınî teknikle yazmış. Mekteb-î irfan’da el verdim ere. İkrar veriyoruz ya bir kişiye. Yol-Erkan’a girdiğimiz zaman bir rehbere, Pir’e, Mürşit’e ikrar veriyoruz, veyahut müsahip kardeşimize, evlendiğimiz zaman eşimize el veriyoruz. “Okudum Elif’i bir hesap çıktı.” Elif insanın vücudu. “Üç hüruf bir nokta geldi bir araya.” İnsanın, cenab-ı Hak kendi ruhundan insana ruh verdim diyor, yaradılış ruhu. “Üç elif bir nokta…” dediği erkekte ve kadında üreme organı olarak 3 ana damar var. Ne oluyor çocuk oraya bir cenin, bir nokta olarak geliyor. O noktaya girdiği zaman “Onu hesap ettim dört kitap çıktı” diyor. Yani ana rahmine çocuk düştü nokta şeklinde, büyüdü, başladım meydana çıktığı zaman dört kitap çıktı. Dört kitap dediği insanın başında kulak bir, göz iki, burun üç, ağız dört. Dört tane ana şey meydana çıkıyor. Bu dört kitaba karşılık.”

    Mürşid-i Kâmil’den dersimi aldım
    Men-aref sırrına erdim uyandım
    Şu fani dünyayı bir kapı sandım
    Meğer tekmil imiş dört kapı çıktı.

    “Mürşid-i Kâmil’de dersimi aldım.” Kim öğretiyor bu konuyu. Uzman olan, Ledüni ilmini veyahut Batınî ilmini bilen kişi tarafından izah ediliyor kendisi. Senin yaradılıştaki sırrın budur diyor. “Men aref sırrına erdim, uyandım” men aref sırrı dediği yaradılış sırrı. İnsanın yaradılışta meydana gelen sırrını aldım. “Şu fani dünyayı bir kapı sandım, meğer tekmil imiş dört kapı çıktı.” İnsanın vücudunda dört ana madde var, dört kitaba karşılık. Su, ayrı kitap, hava ayrı bir kitap, toprak ayrı bir kitap, ısı ayrı bir kitap. Bunu dört kitaba da yorumlayabilirsin ama esas demek istediği senin vücudunun bu dört ana maddeden meydana geldiği.”

    Gerçeği bir nurdan yarattı mabud
    On iki kapıdır Âdem’de mevcud
    Sabri der ki olmuşum ispat-ı vücud
    Haydar kapısından bir cevap çıktı.

    “Gerçeği bir nurdan yarattı mabud.” Allah insanı bir nurdan yarattı. Bu nurun yaradılış şekli. “On iki kapıdır Adem’de mevcut.” Yaradılış’ta 12 var, kutsal. Cenab-ı Hak 12 ruha kemerbest bağladı deniliyor. Sonra Tevrat’ta 12 ikrarlı kabilesi var, Musa peygamberin. İncil’de aynı şekilde İsa’nın 12 havarisi var, Zebur’da Davut ile Süleyman peygamberin 12 ikrarlı müsayip kardeşi var. Hz. Muhammed döneminde 12 imamlar var. 12 önemli gezegen var. 12 burç var ama bunların hepsinin Adem’e getirdiğin zaman Adem’den baştan başlayarak 12 tane önemli noktası var. Bunu Kaygusuz çok güzel anlatıyor. 12 kapıdır Adem’de mevcut. Yani o kâinatta var olan, kutsal olan o değerlerin hepsini getiriyorsun. Aslı insanda mevcut. Buna dayatıyor. “Sabri derki olmuşum ispat-ı vücut.” Benim vücudum kâinatın sırrını ispat ediyor zaten. “Haydar kapısından bir cevap çıktı.” Haydar kapısı dediği insan eğer Hak ile Haksa, onun ağzından çıkan kelime Hak kapısından, haydar kapısından çıkıyor. O da gerçeği açıklıyor.

    “YEDİ ULU OZAN SIRADAN OZANLAR DEĞİLLER”

    ‘Mekteb-i İrfan’da El Verdim Ere’ deyişinden bir kitap çıkar” diyen Süleyman Metin dede, Alevi inancının özünün tamamen deyişlerde gizli olduğunu vurguluyor.

    Metin, “Bu Yedi Ulu Ozan dediğimiz sıradan aşıklar, ozanlar, şairler değil. Bunlar bu yaradılış sırrını, cenab-ı Hakk’ın varlığını insanda olduğunu, bir birliğin insanlarla tamamlandığını, insanı, Hakk’ı ispat edenin insan olduğunu, Ene’l Hak sırrının burada gizli olduğunu açıklayan insanlar. Ama biz bunları türkü gibi dinlediğimiz için türkü gibi okuduğumuz için karşı taraf bir şey anlamıyor. “Sabri derki olmuşum ispat-ı vücut.” Neyi ispat ediyorsun? Özelliğini bileceksin ki ispat edebilesin. Önemsiyorum. Bu tür konularda hassastır Alevilik. Çok özenle işlenmesi gerekir” diyor.

    PİRHA/İSTANBUL  

  • Dede Metin: Hükümet, Alevilere dayatmanın en üst düzeyini yapıyor-VİDEO

    Dede Metin: Hükümet, Alevilere dayatmanın en üst düzeyini yapıyor-VİDEO

    PİRHA- -Baba Mansur Ocağı dedelerinden Süleyman Metin, Aleviliğin bir din şeklinde vurgulanmasının yanlış olduğunu belirterek, “Aleviliği gericiliğe sokmanın bir anlamı yok. Sosyal bir olgudur Alevilik” dedi. Metin, Alevilere camilerin dayatıldığını, hükümetin cemevlerini tanımadığını hatırlatarak tepki gösterdi. 

    Haberin videosu

    Baba Mansur Ocağı dedelerinden Süleyman Metin, Aleviliğin bir din şeklinde vurgulanmasının yanlış olduğunu belirterek, “Aleviliği gericiliğe sokmanın bir anlamı yok. Sosyal bir olgudur Alevilik. İnanç olarak söylenir, Alevilik inancı. İnancın içinde bütün sosyal konular vardır. Sadece din değil” dedi.

    Alevi derneklerinin hakları savunmak kapsamında siyaset yapabileceklerini belirten Süleyman Metin Dede, “Dernekler siyasi bakımdan haklarımızı savunabilirler. Bunun için çaba harcayabilirler ama dedeyi, cemevini siyasete bulaştırmak doğru değil” şeklinde konuştu.

    “GERİCİLİĞE HİÇ ONAY VERMEDİK”

    Metin, “Cemde, inançla, Hak ile bütünleşmek vardır. Semah insanın aşka gelip Hak aşkı ile dönmesidir. Orada siyaset olmaz. Siyaseti koyarsanız kaybedersiniz” diyerek şöyle devam etti:

    “Ancak bizim de siyasi alanlarımız olmalı, siyasi derneklerimiz olmalı. Biz zaten tarihten beri hiçbir zaman gerici tayfalara, yobaz tayfalara, güç sahibi insanlara boyun eğip de onlara oy vermemişiz, hep karşısında durup, bu yanlış demişiz. Bugün de diyoruz. Bugün mesela Alevi toplumunun yüzde 80-90’ının kime oy verdiği bellidir. Bu kimin sayesinde oluyor. Siyasilerimizin sayesinde değil, yine inancımızın gereğini yapıyoruz. İnancımızın gereğinde soymak yok, çalmak yok, çırpmak yok, hak yemek yok. Her şeyi ile adil ve adaletli olmamızı sağlıyor. Buna göre de kim adil ise adaletli ise ona oy veririz. Bu hiç fark etmez, Yahudi olmuş, Hristiyan olmuş, yeter ki dürüst olsun.”

    “ALEVİ HAK MÜCADELESİ YETERİ KADAR YAPILMIYOR”

    Derneklerin siyaset yapması gerektiğini ancak ticaret yapmaya da başladıklarını savunan Metin, “Bugün Alevilik ne üzerinde yürüyor? Siyaset, ticaret, benlik. Üçü de Aleviliğe zarar veriyor. Dernekler sadece örgütlenmeyi, yardımlaşmayı, cemevleri açmayı, orda eğitim vermesi için destek olmayı yapmalıydı. İnanç önderleri de inancın özünü meydana çıkarmalıydı. İnançla kurulan dernekler vasfını doldurdu. Çünkü çizgiden çıktılar. Toparlayamazlar. Birbiriyle kavga, birbiriyle çatışma içindeler.” dedi.

    Alevi hak mücadelesinin yeteri kadar yapılamadığını ifade eden Süleyman Metin Dede, “Şu anda dernekler, vakıflar, federasyonlar inancımıza zarar veriyorlar. Biz 72 milletin haklarına sadık görünüyoruz, ayrı görmüyoruz. 72 millet birdir diyoruz. Ama kendi inancımızda olan adama karşı çıkıyoruz veyahut ona hakaret ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    “ERDOĞAN BİZE CAMİYE GELİN, DEDİ”

    Erdoğan’ın, başbakanlığı döneminde dedelerle görüştüğünde Aleviliği inanç olarak tanımadığını, bir kültür olarak gördüğünü söylediğini hatırlatan Metin, Erdoğan’ın sözlerini şöyle aktardı:

    “2002 yılından beri Erdoğan hükümetinde bugüne kadar Alevilik zaten yok sayılıyor, inanç kabul edilmiyor. En üst makamda görüşenlerden birisi de benim. Aynen döndü şunu söyledi: Alevilik bir inanç değildir, bir kültürdür. Ben kültürel olarak sizi desteklerim ama inançsanız camiye gelin.”

    “‘BİZ İNANCIMIZI KİMSEYE ONAYLATMAK İÇİN GELMEDİK’ DEDİM”

    Erdoğan’ın bu sözüne itiraz ettiğini söyleyen Süleyman Metin Dede, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Şahsen ben itiraz ettim. Biz inancımızı kimseye onaylatmak için gelmedik, dedim. Bizi çağırdınız, sorun Sorun ne? diye. Anayasanın 10. Maddesini uygulasanız bile din, dil, ırk, mezhep, cinsiyet ayrımı yapamazsın. Yapamadığın zaman sen inancımızı desteklemek mecburiyetindesin. Yoksa, gel camiye benim gibi. Bu olmaz. Kur’an’da cami yok. Sonradan ilave edilmiş. Diyorsun ki mescidi biz o hale getirdik. Biz de mescidi cemevi haline getirdik. Niye senin ki kabul, bizim ki kabul değil. Sonra Kur’an da bir ayet “O evlerdeki çerağı yanar, Allah’ın ismi anılır, o evler kutsal evlerdir” diyor. O camiler demiyor veyahut o mescitler demiyor. O zaman nedir? Zaten Alevi toplumu insanı Hak kabul etmiş. İnsanın gönlü bir cemaattir, bir cemevidir. Güzellikleri içine alır, onu işler, Allah’ı yad eder. Allah’la bütünleşir, yalan söylemez. Hak yemez, kimsenin hakkına tecavüz etmez. Kimseyi yanlışa sürüklemez. Doğal olarak kâmil insan yetiştirmek.”

    “CAMİLER ALEVİLERE DAYATILIYOR”

    Caminin Alevilere dayatıldığını ifade eden Metin, “Cemevi kelimesini yazışmalarda kullanamıyoruz, yasak. Kelimesini kullanamıyoruz, bırak kendisini. Ama idareten gecekondu şeklinde cemevleri var. Cemevlerini sen her bakımdan engellersen, oraya yanlışları sokarsan, benim çocuğuma sen din dersini zorunlu kılarsan, Sünniliği öğretirsen, ona göre eğitirsen burada eşitlik nerede var? Burada dayatmanın en üst düzeyi var” diye konuştu.

    “MEHMET GÖRMEZ CEMEVLERİNİ TANIMAYA HAZIRDI, TARİKATLAR KARŞI ÇIKTI”

    Süleyman Metin Dede, dönemin Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in Alevi çalıştayı yapılırken cemevleri konusunda hükümete “Hakları verirseniz biz destekleriz, haklılar” şeklinde dediğini hatırlattı.

    Metin, tarikatların ise hükümete, “Sakın Alevilere haklarını vermeyin” şeklinde baskı yaptıklarını olduğunu ifade ederek, “Alevilere haklarının verilmemesinin sebebi tarikatlardır” dedi.

    “ABBASİ, EMEVİ İSLAMINI BİZE DAYATIYORLAR”

    Okularda din dersinde  Alevilikle ilgili bazı kelimelerin kullanıldığını ancak dedeliğin kullanılmadığını çünkü inanç önderi olarak kabul edilmediğini hatırlatan Metin, “Bugün bize İslam diye yutturulan yine Emevi ve Abbasi İslamıdır. Hiç Yol-Erkan’la ilgisi yok. Kim söylerse söylesin. 5 şart diyorsun, 5 şart yok Kur’an’da. Madem 5 şart vardı. 5 vakit namaz diyorsun. 5 vakit namaz da yok. Sonradan Emevi saltanatı döneminde konulan, uygulanan şeyler bunlar. Bunu bize dayatıyorlar. Biz de İslam’ı bu zannediyoruz. Kur’an diyorsun, 6660 ayet, 400 ayet niye yok?” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL