Etiket: süleymancılar

  • Alevi mahallesinde inşa edilen Süleymancılar tarikat yurdu faaliyete başladı!

    Alevi mahallesinde inşa edilen Süleymancılar tarikat yurdu faaliyete başladı!

    PİRHA- İzmir Çiğli’de Alevi yurttaşların yoğunluklu yaşadığı Güzeltepe Mahallesi’nde inşa edilen Süleymanncılar tarikatine ait yurt ve Kur’an kursu binası KYK yurdu adı altında faaliyetlerine başladı.

    Türkiye’de hemen her dönem gündeme gelen, köklü bir politika çerçevesinde genişletilen tarikatlar ve bununla beraber cemaatler taciz ve istismar merkezlerine dönüştürülürken, ezilen halklar ve inançların kurdukları yaşam alanlarında özel savaş politikalarının aparatı olarak kullanılmaya devam ediyor.

    Buna dair bir uygulama ise İzmir’den. İzmir Çiğli’ye bağlı Güzeltepe Mahallesi’nde dinci gruplardan Kuran İlimlerine ve Milli Kültüre Hizmet Vakfı tarafından yapılan ve Süleymancılar tarikatına ait olan yurt tamamlandı. 60 yıla yakın politik geçmişi bulunan ve Alevilerin İzmir’de en yoğun olarak yaşadığı Güzeltepe’nin toplumsal ve inançsal dokusunun hedeflendiğini söyleyen mahalleli yurdun kapatılmasını için çokça kez eylem yapmış ve suç duyurusunda bulunmuştu.

    2020 yılında inşa süreci başlayan ve Kredi ve Yurtlar Kurumuna (KYK) ait olacağı belirtilen yurdun Süleymancılar tarikatına ait olduğu ortaya çıkmış, buna karşı mahalleli 2 Temmuz tarihinde yürüyüş gerçekleştirmiş ve tarikat yurdunu mahallede istemediklerini söylemişlerdi.

    Süleymacılar tarikatine ait yurt ve Kur’an kursu binası tüm tepkilere ve suç duyurularına rağmen resmen rağmen faaliyetlerine başladı.

    Sarıklı, cübbeli kişilerin eğitim verdiği binada çok sayıda çocuğun da ders almak için geldiği kaydedildi. Yine söz konusu yurdun toplantılar yapmak için kullanıldığı ve haftanın bazı günlerinde bahçesinin araçlarla dolduğu da kaydedildi.

    PİRHA/İZMİR

    İLGİLİ HABERLER:

    Alevilerin yaşadığı Güzeltepe Mahallesi’ne tarikat kuşatması: Özel savaşın farklı uygulaması!-VİDEO

    ‘Güzeltepe’deki tarikat yurdu özel savaş uygulamasıdır, mahallenin yapısı hedefte’ -VİDEO

    Kaçak tarikat yurdu hakkında suç duyurusu: Tarikat yurtları kapatılsın-VİDEO

     

  • ‘Güzeltepe’deki tarikat yurdu özel savaş uygulamasıdır, mahallenin yapısı hedefte’ -VİDEO

    ‘Güzeltepe’deki tarikat yurdu özel savaş uygulamasıdır, mahallenin yapısı hedefte’ -VİDEO

    PİRHA- Kamuoyunun adını 1980’lerde muhaliflere yönelik işkence ve gözaltılarla tanıdığı, toplumsal meselelerden kaynaklı politik bir kimlik kazanan Güzeltepe Mahallesi’nin uyuşturucu, çeteleşme ve en son tarikatlarla yapısının değiştirilmek istendiğini belirten Alevi kurum temsilcileri, tarikat yurdunun açılmasıyla, mahallenin demografik yapısı ile oynanmak istendiğine işaret ettiler. 

    İzmir’in Çiğli ilçesi Güzeltepe Mahallesi’nde Süleymancılar tarikatı tarafından açılmak istenen yurda bölge halkının tepkisi sürüyor. Bölge halkı, daha önce yürüyüş ve eylemler yaparak yurdun kapısına mühür vurmuştu. Daha sonrasında ise tarikat yurdu ilgili sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunulmuştu.

    Türkiye’de hemen her dönem gündeme gelen, köklü bir politika çerçevesinde büyütülen tarikatlar ve cemaatler taciz ve istismar haberleriyle gündemden düşmüyor. Özellikle yoksul bırakılan mahallelerde faaliyetlerine hız veren tarikat ve cemaatler, iktidarlardan aldıkları desteklerle yoksul ailelerin çocuklarına yöneliyor.

    Buna dair bir uygulama ise İzmir’den. İzmir Çiğli’ye bağlı Güzeltepe Mahallesi’nde dinci gruplardan Kuran İlimlerine ve Milli Kültüre Hizmet Vakfı tarafından yapılan ve Süleymancılar tarikatına ait olan yurt tamamlanarak bitme aşamasına geldi. 60 yıla yakın politik geçmişi bulunan ve Alevilerin İzmir’de en yoğun olarak yaşadığı Güzeltepe’nin toplumsal ve inançsal dokusunun hedeflendiğini söyleyen mahalleli yurdun kapatılmasını istiyor.

    Alevilerin yoğun olarak yaşadığı, kendi inançlarına göre bir yaşam ördükleri, yoksulluğun yoğun olarak hissedildiği bir mahalle olan Güzeltepe’de yine son yıllarda ciddi anlamda radikal İslamcı tarikatlar görünür olmaya başladılar.

    “ÖZEL SAVAŞ UYGULAMALARININ BİR PARÇASI OLARAK SEÇİLDİ”

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şubesi Eş Başkanı Nebat Çelik, Alevi yaşam alanlarına yönelik asimilasyon hamlelerine örnekler vererek, yaşanılan durumu ise ‘özel savaş politikasını’ çerçevesinde yorumladı. Çelik, “Alevilerin yaşadığı yerlerin özellikle seçilmesini bir tesadüf olarak okumuyoruz. Maraş Terolar’da yapılan mülteci kampını toplum hatırlar, yine Alevi köylerine cami yapılmaları devam ediyor. Çocuklarımıza zorunlu din dersi dayatılıyor. Aleviler olarak her taraftan bir kuşatma altındayız. Sonuç olarak ‘dindar ve kindar’ nesil yaratma projelerini uygulamaya koyuyorlar. Din eğitimini kreşlere kadar indirgediler. Şimdiler de ise bu işi tamamen tarikat ve cemaatlere bırakmış durumdalar. Tarikat-cemaat örgütlenmelerini sıradan dini eğitim veren bir vakıf olarak değerlendirmemiz doğru değil. Buraların özel savaş politikalarının bir parçası ve amacının da asimilasyon olduğunu biliyoruz. Yine buralardaki çocuk istismarlarını ve çocuk intiharlarını unutmadık” diye konuştu.

    ÇETELEŞME, UYUŞTURUCU VE EN SON TARİKAT!

    Çelik, toplumsal meselelerden kaynaklı politik bir kimlik kazanan Güzeltepe Mahallesi’nin uyuşturucu, çeteleşme ve en son tarikatlarla yapısının değiştirilmek istendiğini belirterek, “Bize dayatılan özel bir savaş politikası var. Devlet kendi Alevisini yaratma yolunda her şeyi yapıyor. Güzeltepe Mahallesi bir dönemin en örgütlü mahallerinden biriydi. Şimdilerde oraya eroini ve çeteleşmeye soktular. Bu yetmezmiş gibi tarikatları da sokarak bu mahallenin yapısıyla, inancıyla oynamak istiyorlar. Yapılan bina şu anda boş ve faaliyete geçmemiş durumda. Ama bizlerde boş durmayacağız, demokratik kurumlarla ve halkla yan yana gelerek bunun mücadelesini vereceğiz” dedi.

    “GÜZELTEPE MAHALLESİ’NİN GÖĞSÜNE HANÇER GİBİ SAĞLADI”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Çiğli Şube Başkanı Ali Yaşar ise, yaşanılan durumu ‘Alevilerin göğsüne hançer saplama’ olarak değerlendirdi. Yaşar, “Eşitlik, adalet, demokrasi gibi değerleri benimsemiş, 72 millete aynı nazarda bakmayı düstur edinmiş biz Alevilerinha, her dönem gericiliğin hedefi olduk. Ama her daim karşısında durduk. Bu gerçeklik tarikat-cemaatleri savunana dost, özgürlük ile birlikte barışı, laikliğe savunanlara ise düşman gibi davranan AKP iktidarında da değişmemiştir. Tarikat ve cemaatlerin palazlanmasının önünü açarak Alevi çocuklarını zorla din dersi eğitimine tabi tutmak isteyen, laik-demokratik eğitiminden uzaklaşmış ÇEDES’i de istemiyoruz. Alevilerin yoğun yaşadığı Güzeltepe Mahallesinde bizlerin göğsüne hançer saplar gibi, tacizlerle anılan bir tarikat yurdu yapılmak isteniyor. Pir Sultan direnciyle halkımıza düşman, gerici tarikat yurtlarının açılmaması yan yana gelerek yasal ve hukuki haklarımızı sonuna kadar kullanacağız” şeklinde konuştu.

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR

    İLGİLİ HABERLER:

    Alevilerin yaşadığı Güzeltepe Mahallesi’ne tarikat kuşatması: Özel savaşın farklı uygulaması!-VİDEO

    Kaçak tarikat yurdu hakkında suç duyurusu: Tarikat yurtları kapatılsın-VİDEO

     

  • Cemaat yurdunda çocuklara şiddet uygulayan görevli tutuklandı

    Cemaat yurdunda çocuklara şiddet uygulayan görevli tutuklandı

    PİRHA-İstanbul’daki bir cemaat yurdunda çocuklara şiddet uygulayan görevli sevk edildiği hakimlik tarafından tutuklanarak, cezaevine gönderildi.  

    İstanbul Esenler’de Süleymancılara ait olduğu belirtilen yurtta, öğrencilere şiddet uygulayan görevli tutuklandı.

    Süleymancılara ait olduğu belirtilen erkek öğrenci yurdundaki bir görevli, çocuklara şiddet uyguladığı görüntülerin sosyal medyada paylaşılması üzerine gözaltına alındı.

    Şüpheli A.E. nöbetçi savcılığa verdiği ifadesinde maden mühendisi olduğunu ve dernekte evrak işleri ile uğraştığını iddia ederek, “Sayısalım iyi olduğu için bazen çocuklara derslerinde yardım ediyordum. Videodaki görüntülerde çocuklar sınavlarına çalışıyorlardı. Ben çocuklara yardımcı olabilmek için etüde girmiştim. Ben çocukları sürekli konuşmamaları yönünde ikaz etmeme rağmen konuşmaya devam ettiler. Öğrencilerden biri bana karşı alaycı tavırlarda bulundu. Diğer arkadaşlarını da bu şekilde davranarak gürültü yapmaya yönlendirdi. Bir anlık öfke ile sessizliği sağlamak için çocukların kafalarına elimle tokat attım. Yaptığımdan dolayı pişmanım. Bu olaydan önce çocuklara yönelik herhangi bir şiddet eylemim olmamıştır. Bu olaydan sonra dernekten istifa ettim, şu an işsizim” savunmasını yaptı.

    Şüpheli A.E. sevk edildiği Sulh Ceza Hakimliği tarafından ‘basit yaralama’ suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Süleymancılar’a bağlı Kuran kursunda çocuklara cinsel istismar iddiası

    Süleymancılar’a bağlı Kuran kursunda çocuklara cinsel istismar iddiası

    Süleymancılar’a ait olduğu belirtilen Zümrütevler Kuran Kursu’nda çocukların cinsel istismara maruz bırakıldığı iddia edildi. Yaşananlar yargıya taşınırken suç duyurusunda kurstaki hocaların olayı gizlemeye çalıştığı belirtildi. 

    BirGün’de yer alan habere göre, İstanbul Maltepe’deki Süleymancılar’a ait olduğu iddia edilen Zümrütevler Kuran Kursu’nda üç çocuğun cinsel istismara maruz bırakıldığı öne sürüldü. Kuran kursuna dört gün giden fakat yaşananları gördükten sonra ayrılan çocuğun ailesi İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

    Yapılan suç duyurusundaki iddialara göre, Zümrütevler Kuran Kursu’na yeni başlayan bir öğrenci, buradaki ilk gününün akşam saatlerinde yatılı kalan öğrencilerin karınlarının ağrıdığını fark etti. Ertesi gün tekrar kursa giden bu öğrenci, orada bulunan ‘hocalara’ arkadaşlarının durumunu anlattı. Öğrenciye, hocaları tarafından “Önemli bir şeyleri yok. Sen yine de 8. sınıf öğrencilerinden uzak dur” denildi. Çocuk, kursun üçüncü gününde namaz kılmak için arkadaşıyla mescide indiği sırada 8. sınıf öğrencisi B.’nin kendinden küçük bir öğrenciyi cinsel istismara maruz bıraktığını gördü. O sırada diğer öğrencileri fark eden B., “Sıra size de gelecek” diye tehdit etti. Bunun üzerine öğrenciler, durumu ‘hocalara’ bildirdi. Hocalar ve kurs yetkilileri ise “Büyütülecek bir şey yok” yanıtını verdi.

    Dilekçede hem ‘çocuğun cinsel istismarı’ hem de ‘suçu bildirmeme’ suçlarından cezalandırma talep edildi:

    “Zümrütevler Kuran Kursu’nda uzunca süreden beri öğrencilere yönelik cinsel istismar suçu işlenmekte. Bundan dolayı suçu gizleyen ve bildirmeyen hocalara yönelik soruşturma yürütülmesini talep etmekteyiz.”

    SORUMLULAR YARGILANSIN

    Yaşananların üzerine çocuklarını kurstan alan ve kurs hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunan aile, şunları söyledi:

    “Pandemide okullar uzaktan olunca çocuğum çok sıkılmıştı. Biz de bu süreci faydalı geçirmesi için Kuran kursuna verdik, kursa gittiklerinde telefonlarını hocalara teslim ederler. Kursa başladıktan dört gün sonra hocalardan gizli bizi aradı. ‘Anne burada çok kötü şeyler oluyor beni alın’ dedi, biz de çocuğumuzu almaya gittik. Geldiğinde elinde bir gofret vardı, yaşananları anlattı. Durumu yetkililere anlattın mı diye sorduğumuzda anlattığını ve ‘Büyütülecek bir şey yok’ cevabını aldığını söyledi.

    Ne yapacağımızı şaşırdık. Başımıza bir şey gelir diye de korktuk ama susamadık. İstismara uğrayan bizim çocuğumuz da olabilirdi. Kim bilir kaç çocuk bunları yaşadı ve göz yumuldu. Benim çocuğumun eline bir gofret verip sakinleştirmeye çalışmışlar. Daha önce de yaşanmış bu durumlar ama aileler çocuklarına inanmamışlar. Ben çocuğuma inanıyorum. Bunu yapanların da, göz yumanların da yargılanmasını istiyorum.”

    BUZ DAĞININ GÖRÜNEN YÜZÜ

    Ailenin avukatı Deniz Demirdöğen ise yaşananlar hakkında şöyle konuştu:

    “Geçen hafta içerisinde Zümrütevler Kuran Kursu’nda çocuklara yönelik cinsel istismarda bulunulduğu bilgisi tarafımıza ulaştı. Yaptığımız araştırmalarda, anlatılanların buz dağının görünen kısmı olduğunu gördük. Zümrütevler Kuran Kursu’nun aynı zamanda bir tarikat yurdunun bünyesinde bulunduğunu öğrendik. Yaşları 10–14 arasında değişen onlarca çocuk yatılı şekilde yurtta kalıyor. Süleymancılara ait olduğu belirtilen ve Müftülüğe bağlı olarak hizmet vermekte olan Zümrütevler Kuran Kursu ülkemizdeki cemaat, tarikat ve devlet ilişkisini bir kez daha gözler önüne sermektedir. Sürecin takipçisi olup suçluların adalet karşısına çıkmasını için hukuk mücadelesi vereceğiz.”

  • AABF Genel Başkanı Mat: Kontrol edilebilir bir Alevi hareketi yaratmaya çalışıyorlar-VİDEO

    AABF Genel Başkanı Mat: Kontrol edilebilir bir Alevi hareketi yaratmaya çalışıyorlar-VİDEO

    PİRHA- 14. Seçimli Genel Kurul’u yapılacak AABF Genel Başkanı Hüseyin Mat, “Dün bir çok konuda anlaşmazlıkların olduğu genel kurullar yaşanmış olsa da, bugün farklı düşüncelere rağmen daha iyi bir sürece girdiğimizi söyleyebilirim. Bünyemizde her türlü görüş var. Ama Avrupa’da çoğulcu yapılanmayı başardık” diye belirtti.

    Almanya Aleviler Birliği Federasyonu (AABF) 21-22 Nisan tarihleri arasında 14. Seçimli Genel Kurul’a gidiyor. Almanya’da 130’un üzerinde AKM’leri bulunan çatı örgüt AABF Genel Kurul’a iki liste ile gidecek.

    Bu vesile ile Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), aynı zamanda Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun (AABF) Genel Başkanı Hüseyin Mat ile AABF’nin Köln’deki Genel Merkezi’nde gri dedeleri, Aleviliği asimilasyon faaliyetlerini, AABF’nin yanı başında inşa edilecek Süleymancılar tarikatı bünyesindeki camiyi ve AABF’nin 14. Seçimli Genel Kurul hazırlıklarını konuştuk.

    Avrupa’daki Alevi hareketinin kazanımlarının Türkiye’deki Alevi hareketi açısından önemli olduğunu belirten Mat, bu durumun mevcut iktidarı rahatsız ettiğini düşünüyor. “Resmi ideoloji bir takım operasyonlar düzenliyorlar. Artık katlederek olmuyor, öğretiyi nasıl asimile ederiz, inanca nasıl müdahale ederiz, nasıl bir kargaşalık yarabiliriz onun peşindeler. Düne kadar bedenlerimize saldıranlar, bugün inancımıza, erkanlarımıza saldırıyorlar. Bu gri dedeler bu operasyonun parçası. Buraya gelerek sözüm ona bir karmaşa yaratacaklar, zayıflatacaklar, bölecek ve parçalayacaklar, kontrol edilebilir bir Avrupa Alevi hareketini yaratmaya çalışıyorlar” diyor.

    En son Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından, Tunceli İl Müftülüğü’ne iki ayrı yazı ileterek, “Nevruz ve Hıdırellez Görevlendirmeleri” adı altında toplam 13 dedenin Avrupa’ya gönderilmesi basına yansıdı ve geniş bir kesimden tepki uyandırdı. Gri pasaport verilerek görevlendirilmesinden dolayı gri dedeler olarak adlandırılan bu dedeler elbette ilk defa gelmiyor. Daha önceleri de bu dedelerin Avrupa’ya geldiği biliniyor. Bu dedelere yönelik tutumunuz nedir?

    Devlet resmi ideolojisi şunu çok açık gördü. Vurmakla, kırmakla, öldürmekle katliam politikalarıyla bu inancın ortadan kalkması mümkün değil. Selçuklu’dan gelen katliam politikalarının sonuç getirmediği ortada. Aleviliği ne sonlandırabiliyorlar, ne de kontrol altına alabiliyorlar, ne de hükmediyorlar. Bu konuda devlet resmi ideolojisi bunu görüyor.

    Alevilik ile ilgili bir sorunları var. Aleviler yüzyıllardır kendi adlarına mücadele veren bir toplum değil. Aleviler tarihin her döneminde mevcut olan iktidarlara karşı sürekli ezilenlerden yana tavır koyan bir irade ortaya koydular. Bu irade iktidarları rahatsız ediyor.

    Bugün de AKP’yi rahatsız ediyor. Elbette katliam politikaları AKP ile başlamış bir süreç değil.

    “ALEVİLER İKTİDARIN DEVAMLILIĞI AÇISINDAN DA BİR TEHDİT”

    Cumhuriyetin kurulmasında Aleviler önemli misyon üstlendi. Laik, demokratik, sosyal, hukuk anlayışının hakim olacağı, herkesin özgürce dilini konuşacağı bir sistem arzusu, Osmanlı’dan çok çeken bir toplum varlığını göz önünde bulundurduğumuzda, ciddi bir sahiplenme getirdi. Buna karşı resmi devlet ideolojisi, “Türkiye sınırlarının içerisinde yaşayan herkes Türktür, Müslümandır” görüşünü benimsedi. Kendisi gibi konuşmayan ve inanmayanlara karşı bir savaş başlattı.

    Evren Alevilere yönelik, “Aleviler  Türkiye Cumhuriyeti devleti için bir tehdit unsurudur” açıklamasını yapmak durumunda kalmıştır.

    Aleviler bugün AKP iktidarının devamlılığı açısından da baktığınızda bir tehdit unsuru.

    90’lı yıllarda kendi adıyla örgütlenmeye başlayan Aleviler, diaspora Alevileri, bağımsız Alevi hareketini kurdular. Bu bağımsız Alevi  hareketi devletin hesaba katamayacağı ölçüde güçlendi. Türkiye’de Alevilere yönelik kamuoyunun Avrupa’ya taşınmasında önemli faaliyetleri oldu. Türkiye’de antidemokratik uygulamaların yurtdışında teşhir edilmesi konusunda Aleviler önemli öncülük yaptılar.

    “KONTROL EDİLEBİLİR BİR ALEVİ HAREKETİ YARATMAYA ÇALIŞIYORLAR”

    Avrupa’daki Alevi hareketinin kazanımları Türkiye’deki Alevi hareketi açısından da önemli. Böyle olunca doğal olarak mevcut iktidarı rahatsız ediyor. Resmi ideoloji bir takım operasyonlar düzenliyorlar. Artık katlederek olmuyor, öğretiyi nasıl asimile ederiz, inanca nasıl müdahale ederiz, nasıl bir kargaşalık yaratabiliriz onun peşindeler. Düne kadar bedenlerimize saldıranlar, bugün inancımıza, erkanlarımıza saldırıyorlar. Bu gri dedeler bu operasyonun parçası. Türkiye’de devletin yetiştirdiği, imkan ve olanaklar sağlanarak gönderilen dedeler. Buraya gelerek sözüm ona bir karmaşa yaratacaklar, zayıflatacaklar bölecek ve parçalayacaklar, kontrol edilebilir bir Avrupa Alevi hareketini yaratmaya çalışıyorlar.

    Gri dedeler sizin bünyenizdeki cemevlerine geldiler mi?

    15-20 yıldır çok sayıda gri dede geldi. Hiçbiri bizim cemevlerine girememiştir. Buraya akrabalarına geliyorlar, yiyorlar, içiyorlar gidiyorlar. Buna benzer operasyonlar katmerleşerek devam edecektir.

    Bir örnek vereyim: Cem Vakfı adında bir kurum kuruldu. Kurulmasında yetki ve destek veren Demirel’di. Amacı Alevileri kontrol altına almaktı. Buraya da özellikle Büyükelçi Hüseyin Avni Karslıgil’in atanması ile birlikte Muharrem iftarları verilmeye başlandı. İftar demek bile başlı başına bir asimilasyon mesajı. Terimler son derece önemlidir. Asimilasyonda en önemli etken kullanılan terimlerdir. Bu vesile ile cemevleri başkanlarını davet ettiler. Üstelik AABF üzerinden değil, direk cemevi üzerinden yaptılar. 2-3 yıl yapılan bu etkinliklere Türkiye’den de gelen vardı. İzzettin Doğan da geldi. Sonuçta işe yaramadığını görünce vazgeçtiler.

    “GRİ DEDELER CEMEVLERİMİZE GİREMİYOR”

    Peki hangi dönemlerde geliyor bu gri dedeler?

    Basından aldığımız bilgileri söyleyebilirim. Bize gelen bilgilere baktığımızda basına yansımayan dedelerin de geldiğini duyuyoruz. Bunlar daha çok muharrem ayı, Hızır ayı, Abdal Musa cemlerinin olacağı aylara yakın gönderiliyor. Daha çok evlerde sohbetler yapıyorlar cemler yürütülüyorlar. Ama bunlar asla cemevlerine giremiyorlar. O sohbetlerde Avrupa Alevi örgütlerine karşı kışkırtma içerisindeler.

    Her toplumda, her mücadelede işbirlikçi, kendi kişisel ikbal ve gelecekleri için teslim olmuş bireyler vardır. O bireyler üzerinden yapıyorlar. Biz de bu mücadeleye devam edeceğiz.

    Geçenlerde bir etkinlik afişi gördüm. Alevi İslam Toplumu adında bir buluşma gerçekleşecek. Bilginiz var mı?

    Bu tür olaylar yeni değil. Bu tür olaylar son 15 yıldır devam ediyor. Bugün Alevi hareketi içerisinde bir ayrıştırma yapmak istiyorsanız, bu toplumun dışında bir örgüt yaratırsınız. Oysa bunlar bu toplumun üyeleri idi. Şimdi de söyleyebilirler. Bunu yaparken de öze dönüş projesi adında yapıyorlar. Bugüne kadar kendileri özün dışına mı çıktılar, öze dönüş gibi bir proje ile çıkıyorlar. Alevilerin bölünmesi kime hizmet edecektir. Devletin istediği amaca hizmet edecektir. Bu Alevilerin lehine mi, aleyhine midir? Bu ilk değildir. Bir çok farklı isimler kullanıldı. Dernekler kuruldu. Şunu söyleyebilirim: “40’ımız biriz. 40’ımızda birbirimizi çok iyi biliriz.”

    “ALEVİLERİN GENEL MERKEZİNİN HEMEN DİBİNDE CAMİ YAPILMASI KABUL EDİLİR DEĞİL”

    Süleymancılar tarikatı bünyesinde AABF’nin Köln’deki merkezi binasına 170 metre uzaklıktaki boş araziye 885 kişilik cami ve 222 kişilik öğrenci yurdu inşa ediliyor. Binanızın hemen yanıbaşına bu kadar büyük bir cami inşa edilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Burada bir camii ve öğrenci yurdu yapacaklarını basından öğrendik. Sanki başka bir yer yokmuş gibi Avrupa Alevi hareketinin merkezine 100 metre uzakta olan bir arsanın verilmesi çok tesadüfi bir olay değil. Bununla ilgili kaygılarımızı bu ülkenin hükümetine, eyalet parlamentosuna ileteceğiz. Bu asla kabul edilir bir durum değil. Bunların yıllardır Alevileri inkar ettiklerini, dışladıklarını biliyoruz. Aynı sokağı paylaşacağız. Park etme konusunda bile neler yaşanabilir. Aynı sokakta yürüyen insanlar olacak. Çatışmanın olma ihtimalinin yüksek olduğu bir durum yaşanabilir. Türkiyeli iki zıt kurumun, Erdoğan’ın iktidara gelmesi ile birlikte kutuplaşmanın da zirve yaptığı, ajanın cirit attığı bir dönemde böyle bir kurumun Alevilerin genel merkezinin dibinde yapılması asla kabul edilir bir durum değil. Biz bunu iyi bir niyet olarak ta okumuyoruz. 23 Nisan’da Cumhurbaşkanı Steinmeyer’in sarayında bir araya geleceğiz. Ona da kaygılarımızı aktaracağız. Konut edinme hakkı var evet ama bu mevzu, bu durumla açıklanamaz. Biz burada çok kötü kokular duyuyoruz. Alman devletinin bir çözüm bulması lazım.

    “KORKUTMAK SİNDİRMEK İSTİYORLAR”

    Çatışmalar, tehdit demişken. Yakın bir geçmişte Almanya’nın değişik kentlerinde bulunan cemevlerine saldırılar gerçekleşti. Sizde gerekli yerlere şikayetinizi yaptınız. Hukuksal süreç nasıl işliyor?

    Biz bu saldırılar ile ilgili yetkililerle görüştük. Kendilerine durumu anlattık. Onlar hukuki ve emniyet açısından her türlü çabayı göstereceklerini söylediler. Şu ana kadar herhangi bir cevap almadık. Bir belge, delil ortaya çıkmadı. Biz bu ülkede yaşıyoruz. Bu ülkenin bir hukuku, adaleti var. Hükümetin sorumlu olduğu bir devlet var. Alevilerin başına gelecek herhangi bir şey için uyarmamıza rağmen tedbir alınmaması durumunda, bir olumsuzluk yaşandığında sorumluluğun Alman devletinde olduğunu söyledik.

    Bizde kendi tedbirlerimizi alıyoruz. Şu an soruşturmalar devam ediyor.

    Biliyorsunuz Almanyalı Osmanlılar davası başladı. Bir çok suikast timinden bahsedildi. Bir çok kurumun ismi geçti. Bizim ismimiz de geçti. Bunlar sürpriz değil.

    Bunların amacı korkutmak ve sindirmek.

    “FARKLI DÜŞÜNCELERE RAĞMEN DAHA İYİ BİR SÜREÇTEYİZ”

    Önemli bir konu daha . 21-22 Nisan tarihinde AABF 14. Olağan seçimli genel kurul yapılacak ve yeni bir yönetim seçilecek. Nasıl bir hazırlıkla gidiyorsunuz genel kurula?

    AABF bünyesinde gençlik kolundan başlayarak her kademesinde yer aldım. 28 yıldır, 94 yılından itibaren federasyonun genel kurullarına katıldım. Daha olgun, daha içerikli tartışmaların olduğu, kurumumuzun hedefi, misyonu, birlik ve beraberliği ile ilgili ciddi bir hassasiyetin olduğu bir genel kurula gidiyoruz.

    Dün bir çok konuda anlaşmazlıkların olduğu genel kurullar yaşanmış olsa da, bugün farklı düşüncelere rağmen daha iyi bir sürece girdiğimizi söyleyebilirim. Bünyemizde her türlü görüş var. Ama Avrupa’da çoğulcu yapılanmayı başardık.

    Biz kapılarımızı herkese açtık, bugün onun meyvelerini topluyoruz. Alevilerin hak ve yaşam mücadelesinde bir araya gelebiliyoruz.

    Biz bağımsız bir Alevi hareketi olduk. Hiçbir iradenin AABF’yi kontrol altına almasına müsaade etmedik. Örgütün en büyük hassasiyetlerinden biri de budur.

    Kaç liste ile gidiyorsunuz genel kurula?

    15 yıldır listeler hazırlanıyor. Bu dönem de listelerle gideceğiz. Şu an iki liste var. En az iki listenin hizmet yarışı vermesini değerli görüyorum. Şu an bölgelerimizi geziyoruz. Her iki tarafında adayları görüşlerini belirtiyor, sorulara yanıt veriyorlar. İki bölge toplantımız oldu. 2 bölge toplantımız daha olacak. Almanya’da 5 bölgede örgütlüyüz.

    Aslında şunu söylemek isterim. Dün yaşanan tartışmalara baktığımızda sürekli çıtanın yükseldiğini görüyorsunuz. 94’lerde tartıştığımız konularla 2010’a kadar ve sonrası tartışmalara baktığımızda sürekli ilerleyen bir kurum haline dönüşmüşüz.

    Elif SONZAMANCI/KÖLN

  • Alevilere yönelik bir kuşatma projesi: AABF’nin yakınına 885 kişilik cami yapacaklar

    Alevilere yönelik bir kuşatma projesi: AABF’nin yakınına 885 kişilik cami yapacaklar

    PİRHA- Alevilerin Sesi Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Fuat Ateş, Süleymancılar Tahrikatı bünyesinde  Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu merkezi binasına 170 metre uzaklıktaki araziye inşa edilecek Verband islamischer Kulturzentren projesine tepki gösterdi. Ateş, “Köln gibi yüzölçümü açısından gayet büyük bir şehirde söz konusu yapıların, AABF Merkez Binası’nın sadece 100 metre etrafında kümelenmesini tesadüfle açıklamak mümkün değil” diye konuştu. 

    Süleymancılar tarikatı bünyesinde Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun (AABF) Köln’deki merkezi binasına 170 metre uzaklıktaki boş araziye Verband islamischer Kulturzentren (İslami Kültür Merkezleri Derneği) ismiyle merkezi bina inşa edilecek. 2019 yılının bahar aylarında temeli atılması planlanan ve 70 Milyon Euro’ya mal olacak merkezde, 885 kişilik cami ve 222 kişilik öğrenci yurdu yer alıyor. Projenin 3 yıla kadar bitirilmesi planlanıyor.

    Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun hemen yanı başına açılması planlanan Süleymancılar Cemaati’nin merkez binası konusunda tartışmalar devam ederken, konuyla ilgili soruları Alevilerin Sesi Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Fuat Ateş’e yönelttik.

    Ateş binanın AABF merkezi binası yakınlarına yapılmasını Avrupa’daki Alevilere yönelik bir kuşatma projesi olarak değerlendiriyor. Ateş ayrıca önümüzdeki günlerde bu projeden rahatsızlık duyan tüm kesimlerin bir araya geldiği Sivil İnisiyatif Platformu’nu oluşturacaklarını belirtiyor.

    Verband islamischer Kulturzentren projesinden ne kadardır haberdarsınız?

    Bu konuyla ilgili son birkaç aydır “kulis bilgisi” babında bazı duyumlar alıyorduk. Lakin geçtiğimiz hafta Alman basınında çıkan haberleri görünce bize ulaşan bilgilerin doğruluğunu teyit etmiş olduk.

    Proje neyi kapsıyor? 

    Daha önce de belirttiğim gibi söz konusu projeyle ilgili bilgileri Alman basınında çıkan haberlerden ediniyoruz. Proje kapsamında; Verband islamischer Kulturzentren (Süleymancılar Cemaati), kendi merkezi binasını inşa etmek istiyor.

    “AYNI BÖLGEDE ALEVİLERİN ÖĞRENCİ YURDU PROJESİ REDDEDİLDİ”

    Bu projenin üstlenici firması olarak açıklanan Gerkan, Marg und Partner, Berlin Merkezi Tren İstasyonu ve Berlin Olimpiyat Stadı inşasının yanı sıra Çin’de birçok önemli projeye imza atan bir firma. 2019 yılının bahar aylarında temeli atılması planlanan ve 70 Milyon Euro’ya mal olacak merkezde, 885 kişilik cami ve 222 kişilik öğrenci yurdu yer alıyor. Bu noktada sorulması gereken en önemli soru; 70 Milyon Euro’luk bu projenin finans kaynağı nedir? Daha evvel DİTİB Merkez Cami’sinin inşasında olduğu gibi AKP Hükümeti mi bu işin arkasında? Yoksa Suudi Arabistan ve Katar gibi ülkelerinin destek verdiği ve “rabıta” olarak adlandırılan ortaklığın bir eseri mi? Ayrıca aynı bölgede Alevilerin öğrenci yurdu başvurusunu “Sanayi bölgesinde yer aldığı için uygun değildir” diye geri çeviren Köln Anakent Belediyesi, bu projeye nasıl ve niçin izin vermiştir?

    İstisnasız tüm Alman siyasiler; Almanya’da hizmet edecek imamların Almanya’da eğitilmesi ve dışarının etkisinin sona ermesi gerektiğini söylüyorlar. Lakin bu proje sarf edilen söylemlerle taban tabana zıt bir yapıda. Alman siyasetçiler konuyla ilgili ne düşünürler bilemem ama kesin olan siyasal İslam’ın yeni bir “Truva Atı” projesiyle karşı karşıyayız.

    ” TESADÜF İLE AÇIKLANAMAZ”

    Projenin AABF’nin merkez binasının yakınına yapılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun Köln’deki merkezine sadece 170 metre uzaklıktaki bir araziden bahsediyoruz. Bu arazin hemen çaprazında bulunan diğer boş araziye de Köln’deki Türk Konsolosluğu’nun taşınacağı söyleniyor. Köln gibi yüzölçümü açısından gayet büyük bir şehirde söz konusu yapıların, AABF Merkez Binası’nın sadece 100 metre etrafında kümelenmesini tesadüfle açıklamak mümkün değil. Belli ki akıllarınca Avrupa’daki Alevilere yönelik bir kuşatma projesine soyunmuşlar. Avrupa’daki Alevi örgütlenmesi, bu tür girişimlere karşı koyacak güce ve tecrübeye sahiptir. Daha önce farklı alanlarda benzeri girişimlerde edindikleri acı tecrübeleri kendilerine hatırlatmak isteriz.

    Bununla ilgili girişimde bulundunuz mu, ne gibi girişimler de bulunacaksınız?

    Kamuoyunun da bildiği gibi 15 Temmuz sözde darbe girişiminin ardından AKP Hükümeti ile Gülen Cemaati arasındaki işbirliği sona ermişti. Gülen Cemaati’nden doğan boşluğu Süleymancılarla kapatmaya çalışan AKP Hükümeti’nin, Avrupa’daki Alevi hareketine yönelik düşmanca açıklamaları da ortadadır.

    “ENDİŞE DUYAN TEK KESİM ALEVİLER DEĞİL”

    AABF olarak 30 yıldır Köln şehrinin Müngersdorf ilçesinde huzurlu bir şekilde faaliyetlerimize devam ediyoruz. Bu proje nedeniyle başta Köln – Müngersdorf olmak üzere Almanya’nın huzuru konusunda endişelerimiz var. Bu konuyla ilgili endişe duyan tek kesim de Aleviler değil. Yerel ve federal düzeyde birçok STK ve diğer inançlara ait organizasyonlar da bu projeden rahatsızlık duyuyorlar. Önümüzdeki günlerde aşırı sağcı yapılanmalar haricinde bu projeden rahatsızlık duyan tüm kesimlerin biraraya geldiği “Sivil İnisiyatif Platformu”nu oluşturacağız. Alman kamuoyu başta olmak üzere siyaset dünyasına endişelerimizi aktaracağız. Bu noktada eğer mevzu Almanya’nın geleceği ve entegrasyonsa, ‘İslamofobi’ kavramının arkasına sığınarak yaratılacak hiçbir mağduriyete asla prim verilmemelidir.

    Elif SONZAMANCI/KÖLN

     

     

  • Dikili’deki cinsel istismar skandalına tepki: Biz bu cemaatleri tanıyoruz

    Dikili’deki cinsel istismar skandalına tepki: Biz bu cemaatleri tanıyoruz

    PİRHA- İzmir Dikili’de özel bir erkek öğrenci yurdunda eğitim gören 7 öğrenciye cinsel istismarda bulunulması skandalını kentte protesto eden sivil toplum örgütleri, yurdun bağlı bulunduğu Süleymancılar cemaati için, “Bunları Adıyaman’ın Besni ilçesinde, Hayrunnisa Gölbaşı Çocuk Yurdu’ndan tanıyoruz” diye vurguladılar.
    İzmir Dikili’de bulunan Özel Miyase Yılmaz Ortaöğretim Erkek Öğrenci Yurdu’nda kalan 7 öğrencinin, temizlik görevlisi Ö.F.E.’nin cinsel istismarına maruz kalması skandalı bazı siyasi parti, sendika ve sivil toplum örgütleri tarafından ilçede protesto edildi.
    KESK Eşbaşkanı Mehmet Bozgeyik,, Eğitim Sen,  Veli -Der, HDP ve CHP il örgütleri ile Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, İzmir Kadın Platformu ve Kadın Meclisleri üyeleri tepkilerini göstermek üzere ilçe merkezindeki Atatürk Meydanı’nda bir araya geldi.
    “ÇOCUKLARA YÖNELİK CİNSEL İSTİSMAR KORKUNÇ ARTIŞTA”
    Sivil toplum örgütleri adına açıklamayı yapan Eğitim-Sen temcilsi Mustafa Hamarat, Dünya Çocuk Hakları Günü olan 20 Kasım’ın üzerinden bir ay bile geçmeden çocuk haklarına yönelik onlarca ihlal yaşandığını belirterek şöyle konuştu:
    “Dünya Çocuk Haklar Günü olan 20 Kasım üzerinden bir ay bile geçmeden çocuk haklarına yönelik onlarca ihlal yaşandı ve bunların çok azı basına yansıdı. Her alanda olduğu gibi bu konuda da iktidar basın üzerinde büyük bir baskı uyguluyor. İstiyor ki, iktidarlarının uyguladığı politikalar sonucu ortaya çıkan çürüme ve pislikler ortaya saçılmasın, öğrenilmesin. Her gün yeni bir taciz vakasıyla sarsılıyoruz, kahroluyoruz. Çocuklara yönelik cinsel istismar vakalarındaki artış korkunç bir hal almış durumdadır. Sadece bir yılda adliyeye taşınan çocuğa yönelik cinsel istismar sayısının 16 bin 957 olması nasıl bir tablo ile karşı karşıya kaldığımızı göstermektedir.’’ dedi.
    “1 YILDA 16 BİN 957 ÇOCUK HAKKI İHLALİ” 
    “Bu yurdun bağlı olduğu Süleymancılar’ı bizler ve kamuoyu çok iyi tanıyoruz’ diyen Hamarat şunları kaydetti:
    “Bunun son örneği burada, Dikili Özel Miyase Yılmaz Ortaöğretim Erkek Öğrenci Yurdu’nda yaşanmıştır. Yurt görevlilerinden Ö.F.E, 7 öğrenciye cinsel istismarda bulunduğunu itiraf etmiştir. Bu kişinin kendisinin de Süleymancılar’a bağlı İstanbul’daki bir yurtta eğitim aldığı biliniyor. Bu yurdun bağlı olduğu Süleymancılar’ı bizler ve kamuoyu çok iyi tanıyoruz. Bunları Aladağ’dan tanıyoruz! Adana’nın Aladağ ilçesinde, 2016 yılının son gününde Süleymancılar cemaatine ait kız öğrenci yurdundaki yangında 11 öğrenci, 1 kadın eğitmen hayatını kaybetmiş, 22 öğrenci ise yaralanmıştı. Aladağ’daki faciada İlçe Milli Eğitim Müdürü’ne kınama cezası, son denetimde sahte rapor veren iki memura ise sadece birer günlük maaş kesme cezası uygulanmıştır. Bunları Adıyaman’ın Besni ilçesinde, Hayrunnisa Gölbaşı Çocuk Yurdu’ndan tanıyoruz. Süleymancılara ait bu yurtta kalan iki çocuk cinsel istismara maruz kalmış, etkili bir soruşturma yürütülmemiştir. Bizler tek tek olaylarla yaşananları izah etmeye kalkarsak iktidarın yarattığı zemini göremeyiz. Düne kadar FETÖ’ye ne istediyse veren AKP, bugün de farklı cemaatlere ne istiyorlarsa veriyor’’  diye belirtti.
    “DİNSEL REFERANSLI GERİCİ EĞİTİM POLİTİKASINA SON VERİLMELİ”
    Eğitimde gerici müfredat programlarının yaygınlaşması ve cemaat yurtlarına tanınan ayrıcalıkların yeni tacizlerin, faciaların ve diğer ihlallerin önünü açtığı belirtilen açıklamada, iktidara yakın cemaat ya da kurumlarda yaşanan olaylarla ilgili etkili soruşturma yürütülmemesinin olayların yaşanmaya devam etmesine neden olduğu da vurgulandı.
    Hükümetin politikalarının çocuk haklarını ihlal ettiğine değinilen açıklamada, artan istismar haberlerinin tesadüf olmadığının altı çizildi. “Yaşanılanlar bir zihniyetin, ideolojinin ürünü olarak yansıyor” denilerek,  AKP zihniyetine göre çocuk tanımının evrensel ve bilimsel tanımlamalardan uzak olduğu kaydedilerek şunlar eklendi:
    “Çocuklara yönelik açık suç durumlarının devlet kurumları ya da ilişkili olduğu, iktidara yakın olan cemaat ya da kurumlarda olması durumlarda etkili soruşturmalar yürütülmemesi, zamana yayılması ya da hafif cezalarla geçiştirilmeye çalışılması bu iğrenç olayların devam etmesine neden oluyor. Öte yandan çocukların sağlıklı gelişimi açısından son derece önemli bir uygulama olan karma eğitim uygulamalarına giderek son verilmeye çalışılması, çocuk evliliğinin önünü açan yasal düzenlemeler vb. gibi pek çok adım, ülkemizde çocuk haklarının bizzat iktidar tarafından ihlal edildiğinin başka göstergeleridir. Son yıllarda artan istismar haberleri tesadüf değil, bunlar bir zihniyetin, bir ideolojinin ürünü olarak karşımıza çıkmaktadır. AKP zihniyetine göre çocuk tanımı diğer pek çok konuda olduğu gibi evrensel ve bilimsel tanımlamalardan ziyade dinsel referanslar veri alınarak yapılmaktadır.
    ​Sorun birkaç kişinin cezalandırılmasının çok ötesindedir. Dinsel referanslı, gerici eğitim politikasına derhal son verilmelidir. Bilimsel, parasız, nitelikli, laik ve anadilinde eğitim hizmeti hayata geçirilmelidir. Siyasi iktidar cemaatlere tanıdığı ayrıcalıklara son vermelidir. Suçlular açığa çıkarılarak en ağır cezaya çarptırılmalıdır.’’ diye vurguladı.
    Ersin ÖZGÜL / İZMİR
  • Aladağ faciası davası 9 Ekim’e ertelendi: Mağdur aileler adalet istedi

    Aladağ faciası davası 9 Ekim’e ertelendi: Mağdur aileler adalet istedi

    PİRHA- Adana Aladağ da Süleymancılara ait yurtta çıkan yangın sonrası 11 çocuğun yaşamını yitirdiği facia sonrası açılan davanın 2. duruşması Kozan Adliyesi’nde görüldü. Yargılanan 6 kişinin tutukluluk halinin devamına karar verildi. Aladağ aileleri ise herkes için adalet istedi.

    Duruşmanın bugün görülen ikinci celsesi katılımın yoğun olması nedeniyle Kozan Ticaret Odası Salonu’nda yapıldı.Duruşmada  Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu ve çok sayıda avukat, mağdur ve sanık yakınları hazır bulundu.

    Duruşmada sanık avukatlarının, mağdur avukatlarının adalet yürüyüşüne katıldığını söylemesi üzerine tartışma yaşandı.

    Mağdur avukatlarından Can Atalay, “Süleymancılar köy köy dolaşıp mağdurlara şikayetlerinden vazgeçmesi için aileleri tehdit etmiştir, para teklif etmiştir. Önceki duruşmada kameraların önünde saldırmaya cüret edilebilmiştir. Fethullahçıların yurtlarından nasıl bir çıkar elde ederek ülkeye kötülük yaptığını 15 Temmuz’da gördük. Süleymancıları görmek için yeni bir 15 Temmuz’a gerek yoktur” dedi.

    SANIKLARIN TUTUKLULUK HALLERİNİN DEVAMINA KARAR VERİLDİ

    Mahkeme heyeti bilirkişi raporları arasında çelişki olduğu gerekçesi ile yangın konusunda uzman bilirkişinin de içinde olduğu yeni bir bilirkişi atanmasına karar verdi.

    Duruşmada, mağdurların tedavilerinin tüm işlemlerinin yapılmasına, akıbetlerinin sorulup, Adana Adli Tıp Kurumu’na müzakere yazılmasına, TEDAŞ’a yazılan müzakerenin beklenmesine, suçun vasıf ve mahiyeti ile kuvvetli suç şüphesi, bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmiş olması nedeniyle tutuklu sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verdi.

    Baroların, İHD, Eğitim- İş gibi örgütlerin müdahillik taleplerini rededilerek,  duruşma 9 Ekim tarihine ertelendi.

    Duruşma sonrası kısa bir açıklama yapan Aladağ ailelerinden Mehmet Ali Baş, adalet istediklerini belirterek, “Benim çocuklar yangında yandı. Biz her gün yanıyoruz. Başka insanların çocukları yanmasın” dedi. Diğer ailelerde adalet istediklerini belirtti. Avukat Can Atalay ise, “Herkes için sosyal adalet istiyoruz” dedi.

    NE OLMUŞTU?

    Aladağ’da ortaokulda okuyan kız öğrencilerinin kaldığı özel öğrenci yurdunda 29 Kasım 2016’da elektrik kontağından çıkan yangında eğitmen Fatma Canatan, yurt müdürü Cumali Genç’in kızı Sare Betül Genç, 8’inci sınıf öğrencileri Sema Nur Aydoğdu, Zeliha Avcı, Sevim Köylü, 7’nci sınıf öğrencileri Gamze Bagir, Sümeyye Yetim, İlknur Maden, 6’ıncı sınıf öğrencisi Nurgül Pertlek, 5’inci sınıf öğrencileri Bahtınur Baş, Tuğba Aydoğdu ile Cennet Karataş yaşamını yitirdi.

    Aladağ Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında yurt yangınıyla ilgili olarak, kızı da ölen yurt müdürü Cumali Genç, Aladağ Kurs ve Okul Talebelerine Yardım Derneği Başkanı İsmail Uğur ile dernek yöneticileri Ramazan Keleş, Ramazan Dede, Mustafa Öztaş, Mahir Kılınç ve yurt çalışanı Mahmut Deniz tutuklandı. Sanıkların bazıları ara kararla tahliye edilip, itiraz üzerine tekrar tutuklandı. 12 kişiye mezar olan yurt da yıkıldı.

    Diren Keser/MERSİN