PİRHA-Açlık grevindeki eğitimciler Nuriye Gülmen’in kardeşi ve Semih Özakça’nın annesi darp edilerek gözaltına alındı. İkili kısa süre sonra serbest bırakıldı.
OHAL KHK’sıyla ihraç edildikleri işlerine dönme talebiyle eylem yapan Gülmen ve Özakça’nın açlık grevi 300 günü geride bıraktı.
Gülmen’in kardeşi Beyza Gülmen ve Özakça’nın annesi Sultan Özakça Ankara’daki Güvenpark’ta yakınlarının işe iadesini istedi.
Beyza Gülmen KHK’yla ihraçları değerlendiren OHAL Komisyonu’nu göreve çağırırken ikilinin etrafını sivil polisler sardı. Polisler önce Özakça ve Gülmen’in elindeki pankartı yırttı.
“BENİM ÇOCUĞUMU ÖLDÜREMEZLER”
Daha sonra da Gülmen ve Özakça’yı gözaltına aldı. İki sivil polis, Semih Özakça’nın annesi Sultan Özakça’yı kollarından tutup sürükleyerek gözaltı aracına götürdü .Anne Özakça polis tarafından sürüklendiği sırada “Benim çocuğumu öldüremezler! Çocuğum gözümün önünde eriyor! Bir anne nasıl dayanabilir? Bir açıklama yapsınlar bize” diye bağırdı.
“YAPTIKLARI ZULMDE BOĞULSUNLAR”
Semih Özakça, annesinin sinir krizi geçirerek fenalaştığını duyurdu.Semih Özakça annesinin gözaltına alınmasına ilişkin Twitter hesabından şunları paylaştı:
“Bu fotoğraflara iyi bakın. Bugün işime dönüp hayatta kalmam için sesini duyurmaya çalışırken gözaltına alınan annemin ayaklarına, kollarına, yüzüne, gözlerine iyi bakın.
Aldığım habere göre annem sinir krizi geçirmiş ve fenalaşmış. Mahluklar yaptığı zulümde boğulsun.
Bir annenin; sevgiyle, hüzünle ve öfkeyle oğlunun yanında duruşuna, onun zarar görmemesi için çırpınışına tanık oluyor bütün dünya. Bu zulmü yapanların annemin gözlerinin içine bakarak konuşmaya cesareti var mı? Ben onun gözlerindeki hüznü her an görüyorum ve gözlerimi kaçırıyorum.”
PİRHA-Eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın açlık grevi 175. gününde. Sağlık durumları kritik olan iki eğitimcinin ilk duruşması 14 Eylül’de. Adalet Kurultayı’na bir mektup gönderen Semih Özakça’nın annesi Sultan Özakça ise, “Anneye oğlunun adını yasakladılar. Haksız yere yaşattığınız işkence bitsin” dedi.
KHK ile ihraç edildikten sonra Ankara’daki Yüksel Caddesi İnsan Hakları Anıtı önünde “İşimi geri istiyorum” eylemini sürdürdükleri sırada tutuklanan akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’nın açlık grevi eylemi 175. gününde.
Gülmen ve Özakça’nın sağlık durumları gün geçtikçe kötüye gidiyor. Ancak hükümet hala iki eğitimcinin işine iade edilmesi için bir adım atmadı. Akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça, 14 Eylül’de ilk duruşmaları görülecek.
ANNE ÖZAKÇA ADALET KURULTAYI’NA MEKTUP GÖNDERDİ
Öte yandan cezaevinde Nuriye Gülmen’le birlikte açlık grevini sürdüren Semih Özakça’nın annesi Sultan Özakça, Adalet Kurultayı’na mektup göndererek, Nuriye ve Semih’in sesini “dünyanın duyduğunu, bir tek AKP’nin duymadığını” belirtti. Sultan Özakça, “AKP iktidarı direnen çocuklarımızın arasından direnişci bir anne yaratmıştır. Haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe karşı gelen bir anne olarak iki defa gözaltına alındım. Bir anneye oğlunun adını yasakladılar” dedi.
ANNE ÖZAKÇA: ZORLA MÜDAHALE SAKAT KALMAK VE ÖLÜM DEMEK
Özakça’nın mektubu özetle şöyle:
“Ben yaz dönemlerinde tarlada çalışıyordum. Oğlumun ihtiyaçlarını karşılamak için toprağı tırnaklarımla kazdım. Kış dönemlerinde sitenin merdivenlerini yıkadım. Temizlik işlerine gittim. Bizim çok paramız olmadı, ancak karnımızı doyuruyorduk. Oğlum Semih 12 yaşlarına geldiğinde zengin aile çocukları denizin maviliğinde yüzerken, benimle beraber yeşil pancarların içinde ot yoluyor, yazın kavurucu sıcaklığında çim kurutuyorduk. Okul masraflarını karşılamak için alın teriyle tarlada çalıştı. Meslek sahibi oldu, yuvasını kurdu, kendi ayakları üzerinde duruyor derken 15 Temmuz darbe girişiminden sonra OHAL ve çıkarılan KHK’ler ile önce oğlum Semih, ardından gelinim Esra görevlerinden ihraç oldu. Mardin Mazıdağı’nda bir tek Semih ile gelinimin suçu ne olabilirdi. Eğitim-Sen üyesi olması mı? Bu adaletsiz ülkede kamu emekçisiysen AKP’ye biat etmiyorsan en büyük suçlu sen oluyorsun. 120 gün direndiler, işkence gördüler, gözaltına alındılar.
Açlığın altmışıncı günlerinde Türkiye ve dünya seslerini duydu, AKP duymamazlıktan geldi. Direniş büyüdükçe büyüdü, adalet arayanlar milyonlara ulaştı. Bu durumdan hükümet korktu. Direnişi dağıtmak için Nuriye ve Semih’i açlık grevinin 75. günü gece yarısı eve baskın yaparak işkenceyle gözaltına aldılar. Çok öfkelendim. Kendimi İnsan Hakları Anıtı önünde buldum. Oğlumun yerine oturdum. AKP iktidarı direnen çocuklarımızın arasından direnişci bir anne yaratmıştır. Haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe karşı gelen bir anne olarak iki defa gözaltına alındım. Bir anneye oğlunun adını yasakladılar. Eğer birazcık vicdanları kaldı ise yetkililere sesleniyorum. Haksız yere yaşattığınız işkence bitsin. Oğlum Semih ve Nuriye işlerine geri alınsınlar. Zorla müdahale, sakat kalmak demek, ölüm demek, buna izin vermeyelim.” (HABER MERKEZİ)
PİRHA- TİHV, 104 gündür açlık grevinde olan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın durumuna dikkat çekmek amacıyla oluşturulan sanatçı ve aydınlardan oluşturulan heyet ile birlikte düzenlenen basın toplantısında iktidarın yaşanan olaylara göz yumup kulak tıkamasını eleştirdi.
HABERİN VİDEOSU
Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) açlık grevinde iken tutuklanan ve açlık grevlerinin 104’üncü gününde olan akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’nın durumuna dikkat çekmek amacıyla basın toplantısı düzenledi. Türk Tabip Odası toplantı salonunda düzenlenen basın toplantısına Esra Özakça, Sultan Özakça, Fatoş Güney, Akın Birdal, Sanatçı Edip Akbayram, Metin Lokumcu, Gülmen ve Özakça için açlık grevinde bulunan İsmail Erdoğan, oyuncu İlyas Salman, tiyatrocu Orhan Aydın, Eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Levent Tüzel, HDP Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, Grup Yorum, sinema eleştirmeni Atilla Dorsay, sanatçı ve oyuncu Deniz Türkali’nin yanı sıra çok sayıda insan hakları savunucusu ve siyasi parti temsilcileri katıldı. Toplantı salonuna “Açlık grevi 104. gününde” yazılı pankartı asılırken Gülmen ve Özakça’nın fotoğrafları da yer aldı.
‘YAŞANILANLARIN SORUMLUSU HÜKUMETTİR’
Semih Özakça ve Nuriye Gülmen’e dayanışmak amacıyla oluşturulan heyetinde katıldığı basın toplantısını TİHV Genel Sekreteri Metin Bakkalcı moderatörlüğünde yapıldı. Bakkalcı Gülmen ve Özakça’nın taleplerini insani olduğunu ve ‘işimizi geri istiyoruz’ diye masum üç sözcük ile mücadele ettiklerini belirterek konuşmacılara söz verdi.
Özakça ve Gülmen için oluşturulan heyette bulunan ve ilk sözü alan insan hakları savunucusu Akın Birdal, Gülmen ve Özakça’nın onurlarıyla direndiklerini ve yaşamayı istediklerinin altını çizdi.
“ONLARI YAŞATMAK İÇİN ELİMİZDEN GELENİ YAPACAĞIZ”
Gülmen ve Özakça’yı yaşatmak için heyeti oluşturduklarını ve Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un özel kaleminden randevu talep ettiklerini ifade eden Birdal, “Hükümeti temsil eden heyetler ile çözüm yapılması için girişimlerde bulunduk. Herkesin bildiği bu olayda ses bile vermediler. Biz ise ısrarcı olmaya devam edeceğiz. Onları yaşatmak için elimizden geleni yapacağız” şeklinde konuştu. 19 Aralık ölüm orucu süresinde ve sonrasında karşılarında muhatap bulabildiklerini belirten Birdal, bugün ise karşılarında konuşabilecek kimsenin dahi olmadığını vurguladı. Gülmen ve Özakaça’ya ‘arkadaşlarımız’ diye hitap eden Birdal, arkadaşlarımızın ölmesini istemiyoruz, hükümet de ölmesini istemiyor ise bugün arkadaşlarımızı işe geri almalı ve sorunu çözmelidir. Bugün yaşamalarda birinci sorumlu hükümettir, ikinci sorunlu sessiz kalan herkestir üçüncü sorunlu ise uluslararası yetkililerdir” dedi.
“İKTİDARIN BU OLAYA KULAKLARINI TIKAMASI VİCDANSIZLIKTIR”
Birdal’ın ardından söz alan sanatçı ve oyuncu Deniz Türkali ise Gülmen ve Özakça’nın yaşadıklarının sorumlusu olanlara “sadece vicdanları yok mu diye sormak istiyorum? Yaşananlara karşı kulaklarını tıkayan iktidarın kulaklarını tıkamasını vicdansızlık olarak görüyorum. Ve Gülmen ile Özakça’nın taleplerinin derhal yerine getirilmesini istiyoruz” dedi.
“ADALET BİR GÜN SİZE DE LAZIM OLACAK”
Türkali’nin ardından ise sanatçı Edip Akbayram, yaşananlar karşısında üzgün olduğunu belirterek bir an önce acil müdahalenin yapılması gerektiğini işlerine geri dönmesi gerektiğini yineledi. Akbayram adaletsiz adaleti yönetenlere seslendiğini ifade ederek “adalet bir gün size de lazım olacak” dedi.
“BİR FİLM GİBİ ONLARIN ÖLMESİNİ İZLİYORUZ”
Sanatçı ve sinemacı Yılmaz Güney’in eşi Fatoş Güney ise “Biz ne yapıyoruz yaşananlar karşısında tıpkı bir sinema seyircisi gibi onların ölmesini izliyor ve seyirci kalıyoruz. Bu zulme ve mum gibi eriyip gitmelerine seyirci kalmamalıyız. Onları Azrail’in pençesinde kurtarmak zorundayız” dedi.
“BUGÜNKÜ GİBİ BİR ZULM YAŞANMADI”
Güney’in ardından ise Sinema Eleştirmeni Atilla Dorsay da taleplerin derhal yerine getirilmesini talep etti. Ve daha önceki diktatörler döneminde bile bugün ki gibi bir zulmün yaşanmadığının altını çizdi.
‘TIRNAKLARINA DAHİ ZARAR GELSE TÜRKİYE AYAĞA KALKACAK’
Aydınlar ve sanatçıların ardından ise Özakça ve Gülmen için açlık grevinde bulunan Semih Özakça’nın annesi Sultan Özakça, direnişin başladığı Yüksel Caddesi’nde çocuklarının defalarca gözaltına alındığı ve işkenceye maruz kaldıklarını ifade etti. Anne Özakça çocuklarının seslerinin ilk 120 gün duyulmadığını belirterek kendilerinin de 29 gündür açlık grevinde olduklarını söyledi. Çocuklarının tırnaklarına dahil zarar geldiğinde Türkiye’nin ayağa kalkacağının altını çizen Anne Özakça, tüm sorumluluğun hükümette olduğunu ve taleplerin derhal yerine getirilmesini istediklerini yineledi.
“TÜM KAPILAR BİZE KAPATILSA DA KAZANACAĞIZ”
Basın açıklamasında söz alan Semih Özakça’nın eşi Esra Özakça ise konuşmasına başlamadan önce eşi Semih Özakça ile toplantı öncesi yaptığı konuşmanın ses kaydını basınla paylaştı. Özakaça telefonda: “Yüksel caddesi’nde ki direnişin büyümesinden korkuyorlar. Yüksel caddesi kazanılır ise ihraç edilen emekçiler kazanmış olacak” dedi. Ses kaydının ardından söz hakkını kullanan Esra Özakça ise oluşturulan heyetten ve tüm kamuoyundan ısrarcı olmalarını istedi. Kapılar ne kadar kapanırsa kapansın sonunda muhakkak kazanacaklarını vurgulayan Özakça, “Aslında onlar kazandı şimdi sadece taleplerinin yerine getirilmesini istiyorlar” diyerek konuşmasına son verdi.
‘BU GÜLÜŞLER HEPİMİZİN GELECEĞİNE IŞIK TUTACAK’
Konuşmacıların ardından ise HDP Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, siyasetin çürüdüğünü, çürüyen bir siyasetten taleplerin karşılık bulmasının zor olduğunu ve bugün yaşananların sadece Türkiye’deki iktidarın değil Avrupa’lı parlamenterlerin de sorumlu olduğunu söyledi.
“VİCDANLAR YERDE SÜRÜKLENİYOR”
Prof. Dr. Gencay Gürsoy ise vicdanların yerlerde sürüklendiğini ve bir ülkede gülümseterek bu vicdana bakan insanların tarih yazdıklarını, bu gülüşlerin de hepimizin geleceğine ışık tutacağını anlattı. Son olarak Metin Lokumcu’da tıpın amacının insanları yaşatmak olduğunu zorla müdahalenin ise ölüm olduğunu vurguladı.
Yapılan konuşmaların ardından salondaki katılımcılara da söz verildi. Yapılan konuşmaların ardından ise basın toplantısı sona erdi. (HABER MERKEZİ)