Etiket: Sultangazi Cemevi

  • Av. Seyit Sönmez: Maraş dosyası ‘Devlet sırrı’ olduğu gerekçesiyle verilmedi

    Av. Seyit Sönmez: Maraş dosyası ‘Devlet sırrı’ olduğu gerekçesiyle verilmedi

    PİRHA – 41. yılında Maraş Katliamı’nda öldürülen Aleviler, AKD Pir Sultan Abdal Cemevi’nde dün yapılan panelde anıldı. Maraş Katliamı’nın 30 yıl önce yargılaması bitmiş dava dosyasının incelemesini yapan Seyit Sönmez, dava dosyasının ‘Devlet sırrı’ olduğu gerekçe gösterilerek kendilerine verilmediğini belirtti.

    Maraş Katliamı’nda yaşamını yitirenler AKD Pir Sultan Abdal Cemevi’nde anıldı.  Saygı duruşu ile başlayan programda, Maraş şehitleri anısına Çerağ uyandırıldı. Konuşmalar başlamadan önce sinevizyon gösterimi yapıldı ve sanatçı Tolga Sağ deyişler söyledi.

    “PİR SULTAN PİRİMİZ GİBİ DİRENMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Açılış konuşmasını yapan AKD Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş, “Tarihimizde Kerbela’dan günümüze kadar Koçgiri’de, Dersim’de, Maraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta, Gazi’de, Gezi’de, Halepçe’de, Ankara’da, Sur’da ve dünyanın neresinde olursa olsun katliamların karşısında, hep mazlum halkların yanında olduk. Bugün de mazlum halklarla birlikte faşizme karşı, bu katliamları işleyenlere karşı pirlerimiz gibi, ulularımız gibi, demokrasi mücadelesindeki yoldaşlarımız gibi Pir Sultan Pirimizin duruşu ile direnmeye devam edeceğiz. Yezit’i, Muaviye’yi, bugün bu katliamlara göz yuman, imza atan ve bu katliamların hesabını bugüne kadar gün ışına çıkarmayanları, faili meçhul cinayetlere göz yumanları, bu ülkede bütün halkları, renkleri, kültürleri bir arada yaşatmaya çalışan alevi kültürünü, alevi felsefesini, alevi inancını yok sayan anlayışları bugüne kadar kınadık, bundan sonra da kınamaya devam edeceğiz” dedi.

    “TÜRKİYE VE AVRUPA HAREKETİ OMUZ OMUZA MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEKTİR”

    AABK 2. Başkanı Mehmet Ali Çankaya, bu katliamların bir daha yaşanmaması için birlik olmak gerektiğinin altını çizdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Avrupa Alevi hareketi ile Türkiye Alevi hareketini ayrıştırmaya çalıştığını belirterek, “Türkiye’de ve Avrupa’daki Aleviler her koşulda yan yana, omuz omuza mücadele etmeye devam edecektir. Bugün burada olmamız bu durumun en büyük kanıtıdır” dedi.

    “ALEVİYİZ, ALEVİLİK VARDIR, ALEVİLİK HAKTIR”

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Selda Güneş ise konuşmasında şunları söyledi:

    “Yaşadığımız coğrafyada tuttuğumuz saf itibariyle Hüseyni deşti Kerbela’nın yolcusu olarak, onun açtığı direniş yolunun turabıyız. Bu coğrafyada katliamlar hiçbir vakit eksilmedi. Lanet olsun Yezi’e, lanet olsun Yavuz Sultan Selim’e on binlerce canımızı katlettiler. Yetmedi oğlu olan Kanuni Sultan Süleyman ile devam etti kararlar. 4 Eylül kararıyla birlikte ilk kez camilerde zındık ilan edildik ve katlimizin vacip olduğu camilerden okundu. İşte Maraş’ta işte Sivas’ta cuma hutbelerinin kökeni budur. Cümlesine lanet olsun. Biz Türkiye’de yaşayan, Avrupa’da, Ortadoğu’da yaşayan, İran’da, Irak’ta adımız Kakai, adımız Yaresani, adımız Ehli-Hak, adımız Aliyel Murteza’nın talipleri. Cümlesi olarak şunu söylüyoruz, Aleviyiz, Alevilik vardır, Alevilik haktır.”

    HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen ve CHP Sultangazi Meclis Üyesi Nevzat Altun da selamlama konuşması yaptı ve ardından panele geçildi.

    Moderatörlüğünü Dilek Odabaş Bakır’ın yaptı panelde, Maraş Davası Tanığı Hamit Kapan, Maraş Davası Avukatı Seyit Sönmez ve AABK Onursal Başkanı Turgut Öker konuşmacıydı.

    “MARAŞ’TAN BUGÜNE KATLİAMLAR HİÇ BİTMEDİ”

    Maraş Katliamı tanığı Hamit Kapan, Maraş Katliamı’nın neden yaşandığını 3 bölümde anlattı. Maraş Katliamı’nı hazırlayan süreci, 19-26 Aralık tarihlerinde katliamın nasıl işlendiğini ve sonrasında sorumluların değil direnişçilerin yargılandığı, işkencelere maruz kaldığı süreçleri aktardı konuşmasında. Kapan, devletin gücünü arkasına alan faşistlerin Maraş’ta katliam yaptığını belirterek, şöyle devam etti:

    “Maraş’ın çeşitli mahallelerinde daha önceden işaretlenmiş Alevi evlerine saldırdılar. Çoluk çocuk demeden, kadın, genç, yaşlı demeden, vahşice katliam işlediler. 80 yaşındaki Cennet Çimen’in çok az gören gözlerini oyarak, silahla vurduktan sonra baş aşağı lağım çukuruna attılar. 14-15 yaşlarındaki çocuklarımızın ellerini-ayaklarını keserek kazanda kaynattılar… Bu katliam ülkemiz tarihine kara bir leke olarak geçti. Maraş’ı Alevisizleştirmek, oradaki Alevileri yerinden yurdundan etmek istediler. Bunu büyük ölçüde başardılar. Ama yıllar sonra yine Maraş’tayız, oradaki faşistlere inat orada bir bayrak olarak düşündüğümüz Yörükselim mahallesinde cemevimizi inşa ediyoruz, hızla bitirmeye çalışıyoruz. Maraş’tan bugüne katliamlar hiç bitmedi. Yörükselimde açığa çıkan direniş daha büyük katliamlar olmasının önüne geçti. Bu direnişi daha da büyütürsek bu tür katliamların önüne geçebiliriz, birlik olabiliriz, kayıplarımızı en aza indirebiliriz.”

    “MARAŞ BİR BELLEKTİR, BİR TARİHTİR BUNU YOK ETMEYE ÇALIŞIYORLAR”

    Maraş Davası Avukatı Seyit Sönmez de, Maraş’ta planlanan öyle 100 kişinin falan ölmesi değildi, binlerce kişinin ölmesiydi ve bir soykırımdı. Maraş’ta büyük bir direniş oldu. Oradaki örgütlülük sayesinde bunu başaramadılar. O anlamda Maraş’taki direniş boyutuyla da bu işe bakmalıyız. Maraş Katliamı’nı onların bir başarısı olarak değil aslında katliamı daha da büyük planladıkları için oradaki örgütlülüğün bir başarısı olarak görmeliyiz” dedi.

    Maraş Katliamı’nın 30 yıl önce yargılaması bitmiş dava dosyasının inlemesini yapan Seyit Sönmez, dava dosyasının ‘Devlet sırrı’ olduğu gerekçe gösterilerek kendilerine verilmediğini belirtti. Sönmez, “221 klasörlük dava dosyasında geçen tutanaklarda o dönemde neler yaşandığını açıkça görmek mümkün. Dava dosyalarındaki tutanaklarda incelenip, irdelendiğinde soykırım suçundan birleşmiş milletlere kadar gidebilecek evraklar olduğu aşikar. O dönemin siyasal tartışmalarının, TRT arşivlerinin olduğu bir dosya. Sosyologlara, psikologlara, avukatlara birçok malzeme olacak bir dosya. O nedenle verilmiyor. Bu bir bellektir, tarihtir ve bunu yok etmeye çalışıyorlar, inkar etmeye çalışıyorlar” dedi ve dosyanın tamamına ulaşmak için Ocak ayında tekrar başvuru yapacaklarını kaydetti.

    “DİRENMEKTEN BAŞKA SEÇENEĞİMİZ YOK”

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Onursal Başkanı Turgut Öker ise, “Biz Aleviler tarih boyunca katliamlara maruz kaldık. Bu topraklarda barbarlıkla insanlığın kavgası sürdü, bugüne kadar geldi. Bizim ecdatlarımız bugün IŞID barbarlarında sembolleşen anlayışa karşı tarih boyunca direndikleri için bizim kaderimiz katliamlar kaderi oldu ve bugün de devam ediyor. Bu anlayışla köklü hesaplaşmalıyız, caydırıcı bir örgütlülüğümüz olması gerekiyor” dedi.

    Devletin her dönem Alevilere dönük baskı politikasının devam ettiğini dile getiren Öker, “Bu katliamlara ve baskı politikalarına karşı durmak için yaşananlardan ders çıkarmamız lazım, daha güçlü bir örgütlülüğe ihtiyacımız var” diyerek Alevilerin baskı politikalarına karşı direnmekten başka bir seçeneğinin olmadığını ifade etti.

    (Kaynak:BİR YOL)

  • ‘Alevilikte kadın erkek eşitliği yok’- VİDEO

    ‘Alevilikte kadın erkek eşitliği yok’- VİDEO

    PİRHA – Alevi kurumlarında ve cemevlerinde erkek egemenliğinin gün geçtikçe artmasına tepki gösteren Alevi Kültür Dernekleri (AKD) İstanbul Sultangazi Cemevi Kadın Kolları Üyesi Gülşen Fişenk, “Kadınların ve erkeklerin eşit olması lazım” dedi.

    AKD İstanbul Sultangazi Cemevi Kadın Kolları Üyesi Gülşen Fişenk Alevi kurumlarında ve cemevlerinde kadınlara yönelik baskılara ve ayrımcılığa ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    “KADINLAR KENDİLERİNİ HER ALANDA KORUYABİLİR”

    Alevilikte kadın erkek eşitliğinin olmadığına dikkat çeken Fişenk, “Kadınlar bir bireydir. Erkeklerden izin almamalıdır. Kadınların da aklı var fikri var, gideceği yeri ve nereyi seçeceğini bilir. Bu nedenle bir erkekten izin almasına gerek yok. İstediği her yere gidebilir ve kendini her alanda koruyabilir. Erkeklerin kadınlara baskı yapmaması gerekiyor. Kadınlar olarak erkeklerden özgürlük vermelerini beklemeyeceğiz çünkü biz özgürlüğümüzü kendimiz sağlayacağız” dedi.

    Bizler bir bireyiz. Aklımız fikrimiz var, yanlışı da biliriz doğruyu da” diyen Fişenk, “Gençlerimiz ve kadınlarımız cemevlerine gelip yollarına ve erkanlarına sahip çıksınlar. Gençlerimiz cemevi kütüphanelerine gelip kitap okuyup derslerine çalışsınlar” diye konuştu.

    “KADIN VE ERKEKLER EŞİT OLMALI”

    Bir kadın olarak her alanda yer aldığını belirten Fişenk, şunları kaydetti:

    “Nerede bir etkinlik bir eylem varsa hep giderim. Çünkü yanlış nerede varsa gider orada dururum herkes doğruyu buluncaya kadar. Kadınların ve erkeklerin eşit olması lazım. Artık o geri çağlarda değiliz. Yeni nesillerin artık eski nesil gibi düşünmemesi lazım. Kadınlara daha çok destek olması ve önünü açması lazım. Artık bilim çağındayız eskisi gibi düşünmemeliyiz.”

    “KİMSEDEN EMİR ALAMAYIZ”

    Kadın ve erkeklerin eşit olması gerektiğini dile getiren Fişenk, “Bizler bir bireyiz kimseden emir almayız. Nereye istiyorsak gideriz. Ne annem ne babam ne de kardeşim karışabilir. Ben istediğim her yere gidebilir kendimi koruyup kollayabilirim. Bu nedenle herkes eşit olmalı kadın erkek” diye konuştu.

    İsmet SEFER

  • Tv10’un 80. eyleminde cezaevindeki Tv10 emekçilerinin gönderdiği mektup okundu-VİDEO

    Tv10’un 80. eyleminde cezaevindeki Tv10 emekçilerinin gönderdiği mektup okundu-VİDEO

    PİRHA – KHK ile kapatılan kanallarını geri almak için TV10 çalışanlarının başlattıkları eyleme 80. haftasında Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Esenler Şubesi destek verdi. Eylemde tutuklu bulunan TV10 yöneticileri ve çalışanlarının gönderdiği mektup okundu. Mektupta, “Alevilerin kendi emekleri ile kurdukları TV10’ da hem Alevilerin hem de tüm ötekilerin sorunlarını tartışıp çözüm üretmeye çalıştık. Ancak bugün KHK ile bu ülkenin tüm sesleri ve renkleri ortadan kaldırılmıştır” denildi.

    OHAL’in ardından çıkarılan KHK ile kapatılan kanallarını geri almak için TV10 çalışanları eylemlerinin 80. Haftasında İstanbul Taksim Galatasaray Lisesi önünde bir araya geldi. “Alevilerin Sesi TV10 Susturulamaz” pankartı açılarak ‘Alevilerin sesi Susturulamaz’ sloganı atıldı. Bu haftaki eyleme PSAKD Esenler Şubesi, Cumartesi İnsanları, Hasta Tutsak Yakınları, Armutlu Cemevi Üyeleri, Sultan Gazi Cemevi Üyeleri ve Munzur Çevre Derneği destek verdi.

    KHK ile kapatılan kanalımızı geri almak, basın üzerindeki baskıların son bulması ve tutuklu gazetecilerin bırakılması için tam 80 haftadır buradayız” diyen TV10 Haber Müdürü Turabi Kişin, “Geçtiğimiz aylar hiçbir gerekçe gösterilmeden sadece Alevi haberciliği yapan TV10 Genel Yayın Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, TV10 Yönetim Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç ve Kemal Demir halen cezaevinde tutuklu bulunmaktalar.

    “170’İN ÜZERİNDE GAZETECİ CEZAEVİNDE”

    Türkiye’de basın üzerindeki baskılara dikkat çeken Kişin, ”Bugün 170’in üzerinde gazeteci cezaevinde. Geçtiğimiz günlerde Özgürlükçü Demokrasi Gazetesinden dört arkadaşımız daha tutuklanarak cezaevine götürüldü. Ve dün Etkin Haber Ajansı’nın dört çalışanı gözaltına alındı. Kuvvetli ihtimal bu arkadaşların da cezaevine konulacağı yönündedir” diye konuştu.

    “BU BİR YÖNETEMEME HALİDİR”

    Mevcut iktidarın ve havuz medyasının muhalif tüm kesimleri hedef aldığını belirten Kişin, “Bu karanlık süreçte geçecektir. Bugün sadece basına yönelik değil her alanda baskı var. Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği üyeleri dair herkesi tutuklayıp cezaevlerine yolluyorlar. Bu yönetememe halidir. Çünkü bir iktidar yönetemeyince o ülkede tutuklamalar ve cezaevleri artıyor. Bir yerde yönetememe durumu var ise orada cezaevlerindeki gazeteci sayısı artıyor. Bu nedenle 80 haftadır buradayız. Hiç bir gazeteci bu gün bu ülkede kendini güvende hissedemiyor. Bu da toplumun haber alma hakkına müdahaledir” ifadelerini kullandı.

    “SU AKAR YATAĞINI BULUR”

    Ne kadar baskı kurarlarsa kursunlar ve ne yaparlarsa yapsınlar su akar yatağını bulur diyen TV10 Haber Müdürü Turabi Kişin, “Tüm baskılara tüm bu kısıtlamalara karşın 1 Mayıs İşçi Bayramında tüm ezilenleri, ötekileştirilenleri ifade eden yeni bir Alevi kanalı Can TV yayın hayatına başlayacaktır. Siz kendi uydularınızda yer vermezseniz, kendi yasalarınız içinde toplumun yayın haklarını ellerinden alırsanız, başka uydularda başka ülkelerde yayın yapmanın yollarını açmış olursunuz” dedi. Kişin Ayrıca bir başka Alevi kanalı olan Yol TV’nin de haziran ayından itibaren yayına başlayacağını söyledi.

    “BEDEL ÖDEDİK HALENDE ÖDÜYORUZ”

    TV10 Haber Müdürü Turabi Kişin son olarak içerde tutuklu bulunan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, TV10 Yayın Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç ve TV10 Kameramanı Kemal Demir’in ortak gönderdiği mektubu özetleyerek okudu.

    Mektupta “Yaklaşık iki buçuk aydır sizlerden ve birlikte başlattığımız TV10 dayanışma eyleminde uzak kaldık. Elimizde olmayan nedenlerle şuan Silivri Cezaevinde tutuklu bulunmaktayız. Tutuklanmamızın sebebi bundan 6 yıl önce yapılmış bir soruşturma dosyasıdır. Bu dosya 6 yıl önce Fetöcüler tarafından hazırlanmış. Bu dosyayı hazırlayanlar büyük ihtimalle terörden cezaevindedir. Ancak bizler yaptıklarımızdan pişman değiliz. Çünkü bizler bu ülkenin sorunlarının çözülmesi için siyasetin içindeydik. Siyasete inandık. Çünkü sorunların çözüm adresi siyasettir. 100 yıldır çözülmemiş sorunlardan dolayı bedel ödedik ve halada ödüyoruz. Bu ülkeyi bugüne kadar yöneten iktidarların hırslarını, sorunlarını ve inkarcı politikalarının bedelini bu toplum ödemiştir. Alevilerin kendi emekleri ile kurdukları TV10’da hem Alevilerin hem de tüm ötekilerin sorunlarını tartışıp çözüm üretmeye çalıştık. Ancak bugün KHK ile bu ülkenin tüm sesleri ve renkleri ortadan kaldırılmıştır denilerek TV10 eylemi ve katılımcıları selamlandı.”

    “ALEVİLER ÜZERİNDE BİR KORKU İKLİMİ YARATILMAK İSTENİYOR”

    Son olarak söz alan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Esenler Şubesi Üyesi Sezgin Kartal ise, “TV10 yöneticilerinin ve çalışanlarını tutuklanması Alevilere yönelik yapılmış bir saldırıdır. Ve geçtiğimiz hafta da PSAKD yönetici ve üyeleri tutuklandı. Tüm bu saldırılar Alevi toplumunda yaratılmak istenen bir korku iklimidir. Alevi toplumu ve bu ülkede yaşayan diğer toplumlar bu acıları sadece AKP iktidarında yaşamadı. Yüzyıllardır bu toplum acılara alışkındır. Kendisini acılar ile var etti. Çünkü zulüm hiçbir zaman kendisini yok etmedi. Buna karşı da Alevi toplumu direnişini hiçbir zaman eksik etmedi” diye konuştu.

    “BİZ ACIYA VE CEZAEVLERİNE ALIŞKINIZ”

    Bugün bizlere bu acıları yaşatanlar, bu ülkenin cezaevlerine tıkayanlar, sokaklarda, meydanlarda yaz kış nöbet tutmamızı sağlayan iktidarları zor günlerin beklediğini söyleyebiliriz” diyen PSAKD Esenler Şubesi Üyesi Sezgin Kartal son olarak şunları kaydetti:

    “Biz acıya, ölüme ve cezaevlerine alışkınız. Ama siz o soğuk duvarlara alışkın değilsiniz. Asıl zor günler sizin için gelecek. Size bu zor günleri yaşatacak olanlar ise ülkenin dört bir tarafında direnen halklar olacak. Zulümden kurtulmak ona karşı direnenlerin yan yana gelmesi ile olacaktır. Demokrasiyi iktidarda yer alanlar getirmeyecek. Demokrasiyi bugün bu küçük alanda yan yana gelen onlarca, yüzlerce kişi ve umudu büyütenler getirecek.”

    Cemile Karakaş TV10 eyleminin 80. haftası olması nedeniyle eylem alanına lokma getirdi. Lokmaya Cumartesi Annesi Selvi Gülmez Ana dua vererek pay ettikten sonra eylem son buldu. (HABER MERKEZİ)

  • Arnavutköy Cemevi Başkanı Yüksel Yılmaz: Mücadeleyi yükseltmeliyiz-VİDEO

    Arnavutköy Cemevi Başkanı Yüksel Yılmaz: Mücadeleyi yükseltmeliyiz-VİDEO

    PİRHA- İstanbul Sultangazi’deki Habipler Cemevi’ne ibadet sırasında saldırı düzenlenmesini kınayan Arnavutköy Cemevi Başkanı Yüksel Yılmaz, “1400 yıldır biz eziliyoruz. Yok sayılıyoruz. Ama bıkmadık mücadele ettik, mücadele etmeye devam ediyoruz, etmeliyiz de” dedi.

    HABERİN VİDEOSU

     

    İstanbul Sultangazi’deki Habipler Cemevi’ne dün akşam saatlerinde ibadet sırasında kimliği henüz belirlenemeyen kişilerce saldırı düzenlendi. Saldırıya tepki gösteren Arnavutköy Cemevi başkanı Yüksel Yılmaz “Öncelikle hepimize geçmiş olsun. Geçmiş olsun derken bunu telkin anlamında demiyorum daha cesaretlendirmeliyiz kendimizi, örgütlü olmalıyız” dedi.

    Yılmız sözlerine şöyle devam etti:

    “Beni de emniyetten Arnavutköy Cemevi için aradılar birkaç kere. Bu saldırı ihbarları olduğu gerçek ama bizim yetkili kurumlarda olmadığımız için bunları da detaylı bilmiyoruz. Bu bir bıktırma politikası. Yakmak istese profesyonel yapan insan döker benzini yakar onda bir sıkıntı olmaz. Ama tabi ki bu ülkeyi yöneten özellikle siyasilerimizle hiç ayrım yapmadan iktidarından muhalefetine şunu söylemek istiyorum; söylemler ve eylemler toplumu bu hale getiriyor.”

    “Bu geminin içerisindeyiz biz yanarsak herkes yanar” diyerek yaşanan sürece dikkat çeken Yılmaz şunları belirtti:

    “1400 yıldır biz eziliyor, yok sayılıyoruz. Ama bıkmadık mücadele ettik, mücadele etmeye devam ediyoruz, etmeliyiz de.  Alevi kamuoyundan isteğim şu; örgütlü olmalıyız, siyasi düşüncelerimiz ikinci planda olmalı. İdeolojimizi inancımızın önüne koymadan Hak-Muhammet-Ali yolunda birbirimize destek olmalıyız.” (HABER MERKEZİ)

  • Pirlerden cemevine saldırıya tepki: Muaviye soylular azrail gibi peşimizdeler-VİDEO

    Pirlerden cemevine saldırıya tepki: Muaviye soylular azrail gibi peşimizdeler-VİDEO

    PİRHA – İstanbul Sultangazi’deki Habipler Cemevi’ne ibadet sırasında saldırı düzenlenmesini kınayan Mersin Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Erdoğan Sevim ve İnanç Kurulu üyesi Kazım Baran Dede, Alevilere ve cemevlerine dönük saldırıların öteden beri devam ettiğini belirterek, Alevi inancı tanınmadıkça da benzer saldırıların olacağını ifade ettiler.

    Haberin Videosu

    İstanbul Sultangazi’deki Habipler Cemevi’ne dün akşam saatlerinde ibadet sırasında kimliği henüz belirlenemeyen kişilerce saldırı düzenlendi. Cemevinin camını taşla kıran kişiler, cemevine içinde ateş bulunan kova attılar. Cemevinde hasar oluştu.

    Mersin Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Erdoğan Sevim ve İnanç Kurulu üyesi Kazım Baran dede PİRHA’ya yaptıkları açıklama ile saldırıyı kınadılar.

    DEVLETİ YÖNETENLERİN ALEVİLERE YAPILAN SALDIRILARI KINAMALARI LAZIM

    Mersin Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Erdoğan Sevim Dede, öteden beri bu tür saldırıların cemevlerimize, Alevilere ve kurumlarına yapılıyor olması halklar ve inançlar arasında barış ve huzurun bozulması anlamına geldiğini belirterek şunları ifade etti:

    “Aleviler hiçbir zaman kimseye saldırmadı. Sivas’ta sanatçıları yakanlar bu kez Sultangazi’de canlarımızın ölümüne sebep olmak istiyorlar. Bunların amaçları öteden beri bellidir. Eğer Alevi inancı bugün Türkiye’de yasal bir statüye kavuşturulmuş olsaydı, bu tür saldırılar olmazdı. Yıl olmuş 2017 biz hala yasaklı inanç statüsündeyiz. Bu ülkede en tepeden en alta kadar devleti yönetenlerin barış dilini kullanması ve Alevilere yapılan saldırıları kınamaları lazım.”

    “MUAVİYE SOYLULAR AZRAİL GİBİ PEŞİMİZDELER”

    Mersin Cemevi İnanç Kurulu üyesi Axuçan Ocağı evlatlarından Kazım Baran Dede ise, yapılan saldırının Perşembe gününe denk getirilmesine dikkat çekerek şunları kaydetti:

    “Alevi inancında Perşembe günleri talip Piri ile buluşur, duasını alır. Bu Muaviye soylular da bunu bildikleri için Azrail gibi peşimizdeler. Ezelden beri sürekli bize karşı saldırıda bulunmuşlar ve bulunacaklar. Oysa biz diyoruz ki insan, doğa güneş sevginin temel taşıdır. Ne yazık ki bu saldırılara alıştırıldık. Kerbela’dan günümüze katledildik. Bugünde Sultangazi’de  yapılmak isteniyor. Yezid’e ve onun soyuna lanet olsun, canların ise Xızır yardımcısı olsun.”

    Diren Keser/MERSİN

     

     

  • İstanbul Sultangazi Cemevine ve başkanı Odabaş’a ikinci bir dava daha açıldı

    İstanbul Sultangazi Cemevine ve başkanı Odabaş’a ikinci bir dava daha açıldı

    PİRHA – “İmara aykırı” cemevi yaptırdığı iddiasıyla yargılanan Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş ve yönetim kurulu üyelerinin yargılandığı duruşma sona ermeden ikinci bir davanın da ‘Çevre kirliliği yıkım kararı’ adı altında  açıldığı öğrenildi. Dava 13 Mart 2018’de Gaziosmanpaşa Adliyesi 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek. 

    AKP’li Gaziosmanpaşa Belediye Başkanının 198 bin TL ceza vererek yıkım kararı almasının ardından başlayan Sultangazi Cemevi ile ilgili hukuksal süreç devam ederken, Cemevi yönetimi ve başkanı Zeynel Odabaş hakkında ikinci dava açıldığı açıldığı öğrenildi.

    Sultangazi Cemevi sosyal medya hesabından yaptığı açıklamalarda şunlara yer verdi:

    “Alevilik vardır, Alevilik haktır. Aleviyiz haklıyız kazanacağız. Cem ibadetimiz, cemevi ibadethanemizdir. Gaziosmanpaşa Adliyesi’nde görülen cemevimizin yıkım duruşması 01 Mart 2018 saat 13.00’te  Perşembe gününe ertelenmişti.
    Bu mahkeme nihayetine ermeden; bugün aldığımız habere göre Gaziosmanpaşa Adliyesi 2. Asliye Ceza Mahkemesinde 13.03.2018 Saat 10:04’te Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi ve cemevi genel başkanı Zeynal Odabaş hakkında çevre kirliliği, yıkım kararı adı altında 2. mahkeme açılmıştır.”

    NE OLMUŞTU?

    Yaklaşık 200 bine yakın Alevinin yaşadığı Sultangazi’de Alevilerin ibadetlerini yerine getireceği bir tane cemevi bulunduğundan ötürü mevcut ihtiyacın karşılanabilmesi için AKP’li Sultangazi Belediyesi’ne taleplerini iletmek istedi. Dernek tarafından yapılmak istenen görüşmeler karşılıksız kaldı ve bölgede yaşayan Alevi halkı, Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi’ni yeniden inşa etti.

    “İşgalci” oldukları gerekçesiyle yıkılmak istenen cemevinin çevresinde birçok kamu kuruluşunun bulunması da dikkat çekerken ibadet alanlarını yeniden inşa eden bölge halkına baskılar artarak devam etti. (HABER MERKEZİ)

  • İstanbul Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi’nde Muharrem muhabbeti-VİDEO

    İstanbul Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi’nde Muharrem muhabbeti-VİDEO

    PİRHA – İstanbul Gazi Mahallesi’nde bulunan Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi’nde Muharrem orucu nedeniyle lokma verildi. Muharrem orucunun 7. gününde verilen lokmalara  çok sayıda kişi katıldı. Lokmadan sonra muharrem muhabbeti gerçekleştirildi. Pirler oruç açılırken herkesin evinde ne varsa onu yemesi gerektiğini ve sofraların lüks olmaması gerektiğinin altını çizdiler. 

    Haberin videosu

    İstanbul Gazi Mahallesi’nde bulunan Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi’nde 12 İmam Orucu’nun 7. gün lokması dağıtıldı. Her gün cemevinde bir kaç kişinin bir araya gelerek verdiği lokma duasını Ağuçan Ocağı Piri Ali Elmas verdi. Lokmalar yenildikten sonra muhabbet cemi gerçekleştirildi. Muhabbet cemini Baba Mansur Ocağı Piri Mehmet Karabulut ve Haşim Kızılveren, Ağuçan Ocağı Piri Ali Elmas, Hubyar Ocağı ve TV10 Programcısı Hüseyin Kelleci yürüttü. Zakir Mert Kıran ve mersiyeleriyle Elif Erdem yer aldı.

    “HÜSEYİN’İN SAVAŞI SÜRÜYOR”

    Pir Mehmet Karabulut, rızalık aldıktan sonra muhabbet cemi başladı. Karabulut, Alevilerin son yıllarda asimilasyona uğradıklarını belirterek, Alevilerde iftarın olmadığını vurgulayarak,  “Alevilerde lokma vardır. Eskiden lüks sofralar yoktu, herkes evinde ne varsa onu yerdi. Özel hiçbir yemek hazırlanmazdı” dedi.

    Bugün Hüseyin’in savaşı hala devam etmektedir” diyen Pir Karabulut, “Bugün de hala haksızlık devam etmektedir. Bıçağın kemiğe dayandığı duruma geldik” dedi.

    “BİR YIL ÖNCE DE BİR YIL SONRA DA YİNE ALANLARDAYIZ”

    Hubyar Ocağı ve TV10 Programcısı Hüseyin Kelleci ise bir yıl önce televizyonlarının kapatıldığını belirtterek “Bir yıl önce son yayınımızı bu cemevinden yapmıştık ve sonra KHK ile kapatıldık. Ama biz,  ‘Ferman Yezit’in ise meydanlar bizimdir’ dedik ve şimdi yine buradayız” dedi.

    Kelleci, Fatma anayı anarak, ceme katılanların çoğunluğunun  kadınlardan oluştuğunu vurguladı.

    “TV10 YAS-I MATEM AYINI ÇEKERKEN KARARTILDI”

    Zeynal Odabaş, “TV10 Hak ve Hakikatın sesiydi. TV10 matem ayını çekerken, ekranı  karartıldı” dedi.

    Odabaş, bu ülkede Kerbela’nın yaşandığını belirterek KHK ile Alevilerin sesi olan TV10’nun kapatıldığına ve  giderek insan haklarının yok edildiğine dikkat çekti.

    Baba Mansur Ocağı Piri Haşim Kızılveren de Alevilerde iftar sofralarının olmadığına dikkat çekti. Kızılveren, “Eskiden güneşin batışıyla oruçlar açılırdı. Özel sofralar kurulmazdı. Evde ne varsa sofraya onlar konulurdu. Metropollerde insanlar asimile olmuş kendi özlerinden ayrılmışlardır” dedi.

     

     

  • AKP’li belediyenin yıkmak istediği Sultangazi Cemevi duruşması bugün

    AKP’li belediyenin yıkmak istediği Sultangazi Cemevi duruşması bugün

    PİRHA- “İmara aykırı” cemevi yaptırdığı iddiasıyla yargılanan Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş ve yönetim kurulu üyelerinin yargılandığı duruşmanın 15’ncisi bugün (14 Eylül Perşembe)  görülecek.  

    AKP’li Gaziosmanpaşa Belediye Başkanının 198 bin TL ceza vererek yıkım kararı almasının ardından başlayan Sultangazi Cemevi ile ilgili hukuksal süreç devam ediyor.

    Cemevi Yönetim Kurulu Başkanı Zeynal Odabaş ve yöneticilerinin ise 5 yılla yargılandığı davanın 15. duruşması 14 Eylül’de Gaziosmanpaşa Adliyesi 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    Cemevi yönetimi, tüm halkı duruşmayı izlemeye ve kendilerine destek vermeye davet etti.

    Bu arada mahkeme dönüşü Sultangazi Cemevi’nde bilgilendirme toplantısı yapılarak, lokma verilecek.

    NE OLMUŞTU?

    Yaklaşık 200 bine yakın Alevinin yaşadığı Sultangazi’de Alevilerin ibadetlerini yerine getireceği bir tane cemevi bulunduğundan ötürü mevcut ihtiyacın karşılanabilmesi için AKP’li Sultangazi Belediyesi’ne taleplerini iletmek istedi. Dernek tarafından yapılmak istenen görüşmeler karşılıksız kaldı ve bölgede yaşayan Alevi halkı, Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi’ni yeniden inşa etti.

    “İşgalci” oldukları gerekçesiyle yıkılmak istenen cemevinin çevresinde birçok kamu kuruluşunun bulunması da dikkat çekerken ibadet alanlarını yeniden inşa eden bölge halkına baskılar artarak devam etti.

    Sultangazi Belediyesi’de bölge halkının inşa ettiği cemevini yıkmak için belediye encümen kararıyla 67 bin TL imar para cezası vererek, dernek hakkında icra başlattırdı. Ayrıca derneğin cemevinin inşasına neden olarak “işgalci” konumunda bulunduğunu iddia eden belediye, dernek başkanı hakkında da 5 yıla kadar hapis istemiyle dava açtı.

    İLK DURUŞMA 2012’DE GÖRÜLDÜ

    Açılan davanın ilk duruşması 26 Eylül 2012 tarihinde Gaziosmanpaşa Adliyesi’nde görüldü. Davada yargılanan dernek başkanı Odabaş, Alevilerin haklarının gasp edildiğini, bölge halkının kendi imkanlarıyla cemevini var ettiğini ve taleplere kayıtsız kalan AKP’li Sultangazi Belediyesi’nin çıkarttığı encümen kararını tanımadıklarını söylemişti. Saldırıya uğradığı Eylül 2011 yılında haklarında icra çıkartıldığını karakolda öğrendiklerini söyleyen Odabaş, cemevinin yasal statüye kavuşturulmasının gerekli olduğunu ifade etmişti.

    (HABER MERKEZİ)