Etiket: sultangazi

  • Sultangazi Kent Meclisi Girişimi’nden ‘Gazi Metro İstiyor’ kampanyası

    Sultangazi Kent Meclisi Girişimi’nden ‘Gazi Metro İstiyor’ kampanyası

    PİRHA – Sultangazi Kent Meclisi Girişimi, Sultangazi’de 15 gün önce başlattıkları ‘Gazi metro istiyor!’ imza kampanyasını sürdürüyor.

    Yaklaşık bir yıl önce kurulan Sultangazi Kent Meclisi Girişimi, İstanbul’da bulunan Sultangazi ilçesinde altyapının gelişmemesi, trafiğin yoğunlaşmasından kaynaklı yaşanan sorunun çözülmesi için ‘Gazi metro istiyor!’ şiarıyla 15 gündür şehir merkezlerine stantlar açarak, esnaf ve kahveleri ziyaret ederek imza topluyor.

    İstanbul’un Sultangazi ilçesinde bulunan Gazi Mahallesi uzun yıllardır ulaşım sorunlarıyla boğuşuyor. Mahallenin girişinden geçmesi planlanan metro hattı bu sorunları bir nebze hafifletme konusunda umut olmuş, Şubat 2014 yılında temeli atılan Kabataş Mahmutbey M7 metro hattının mahalleye uğramaması büyük bir hayal kırıklığı yaratmıştı.

    “15 GÜN ÖNCE İMZA KAMPANYASI BAŞLATTIK”

    15 gündür imza kampanyasını devam ettiren Sultangazi Kent Meclisi Girişimi stantlar açarak şehir merkezlerini, kahveleri, esnafları gezerek topladıkları imzaları belediyeye ulaştırma hedefinde. Gazi Mahallesine en az iki metro durağı isteyen Sultangazi Kent Meclisi Girişimi üyeleri, mahallede artan trafik yoğunluğa işaret ederek, sabah ve akşam saatlerinde bu durumun çekilemez hale geldiğini ifade ediyorlar.

    Metro durağının gelmesiyle trafiğin rahatlayacağını söyleyen Sultangazi Kent Meclisi Girişimi üyeleri, imza kampanyasını devam ettireceklerini belirttiler.

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • AKD Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi’nin yeni yönetimi belli oldu!-VİDEO

    AKD Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi’nin yeni yönetimi belli oldu!-VİDEO

    PİRHA- Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Sultangazi Şubesi ve Pir Sultan Abdal Cemevi, 6. Olağan Kurulunu düzenliyor. Derneğin Şube Başkanı Zeynal Odabaş, kongre açılışında yaptığı konuşmada İBB’nin, Pir Sultan Abdal Cemevi için verdiği ‘Sosyal tesis’ tanımını eleştirdi. Odabaş, “Alevilerin yeri cemevidir’ diyeceksiniz ama imar kararında ‘sosyal tesis’ yazacaksınız. Bu ayıptır” dedi.

    Sultangazi ilçesinde hizmet veren Pir Sultan Abdal Cemevi ile Alevi Kültür Dernekleri Sultangazi Şubesi, yeni yönetimini belirlemek üzere 6. Genel Kurulunu yapıyor.

    Genel kurul için tek liste hazırlanırken AKD Şube ve cemevi yönetimi için Zeynal Odabaş, bir kez daha adaylığını koydu.

    Genel kurulun yapılacağı salona “Kerbela’da Şah Hüseyin, Sivas’ta Pir Sultan, Dersim’de Seyit Rızayız, direndik direneceğiz.” pankartı asıldı.

    Genel kurula Garip Dede Dergahı Vakfı Başkanı ve DEM Parti Milletvekili Celal Fırat, Türkiye Alevi Federasyonu Başkanı Zeynel Abidin Koç, Yalıncak Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Sevim Yalıncakoğlu, PSAKD Gazi Şehitleri Cemevi Başkanı Ferhat Aktaş, AKD şube başkanları, Nurtepe Cemevi yönetim kurulu üyeleri, DAD İstanbul Şube yöneticileri, Esenler Cemevi yöneticileri,  CHP İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclis üyeleri ile Sultangazi İlçe yöneticileri, TİP Sultangazi İlçe Yöneticileri, Damal Dernekler Federasyonu yöneticileri, Gazi Dersim Derneği yöneticileri, Sivas Gürlevik Dernekler Federasyonu yöneticileri, pirler, analar ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Saygı duruşu ardından Zakir Mert Kısan, deyişler seslendirirken Dede Mehmet Karabulut da “Karanlık beyinleri aydınlatmak için delil yakıyoruz” diyerek çerağ uyandırdı.

    6.Genel Kurul için divan kuruluna Veli Büyükşahin, Sevim Yalıncakoğlu, Ferhat Aktaş, Hüseyin Çam ve Umut Alkaç seçildi.

    Üryan Xızır Ocağı evlatlarından Veli Büyükşahin, katılımcıları selamlayarak “72 millete aynı nazardan bakarız. O yüzden bu ülkede ne Alevi toplumuna ne de diğer kesimlere bir ayrımcılık olmasın diyoruz. Toplumsal barış olsun istiyoruz. Bir arada yaşamak için kendi dilimiz ve kültürümüzle yaşamak istiyoruz. Bunun için herkesin elini taşın altına sokması gerekiyor. Devletin asimilasyon politikalarından vazgeçmesi gerekiyor” dedi.

    “İNANCIMIZLA DALGA GEÇEMEZSİNİZ”

    Genel kurulunun açılış konuşmasını Pir Sultan Abdal Cemevi ile Alevi Kültür Dernekleri Sultangazi Şube Başkanı Zeynal Odabaş yaptı. Cemevlerine ibadethane statüsünün verilmemesini eleştiren Odabaş, şu konuşmayı yaptı:

    “Burada sadece el kaldırıp, oylama yapmıyoruz. Burada kazanan, kaybeden yok. Bu yol engebelidir, dikenlidir. Alevilerin inanç yerleri cemevidir. Bu konuda kararlı bir şekilde devam edeceğiz. Ülkemizde herkesi yok sayan bir anlayışla karşı karşıyayız. Halkın oylarıyla seçilenlere, belediyelere kayyım atanıyor. Bu ülkede düşünceleri nedeniyle cezaevinde yatan canlarımız var. Herkesin kendi dilinde, renginde yaşaması için bugüne kadar mücadele ettik bugünden sonra da mücadeleye devam edeceğiz. Bugün ülkemizde barış şiarıyla yola çıkılan, hiçbir algıya, siyasete malzeme etmeden, biz Aleviler olarak bu ülkede yaşayan her kültürün kardeşçe yaşaması için sonuna kadar desteğimizi sunacağız. Özgürlük herkes için olmalı. Ama bugün bizim inancımız yargılanıyor. Bugün CHP’nin mitingi var diye arkadaşlarımız gittiler ancak CHP’li belediyelerin meclisinde bizim inancımızı ‘cemevleri ibadet yeridir’ diye oylattılar. Bu kimsenin haddi değildir. ‘Alevilerin yeri cemevidir’ diyeceksiniz ama imar kararında ‘sosyal tesis’ yazacaksınız. Bu ayıptır. İnancımızla dalga geçemezsiniz.

    Bu kongrelerde çıkıp kürsüde konuşun, bizi eleştirin. Varsa hatamız bizi dara çekin. İradeyi aldım, teslim etmek için de her zaman varım. CHP mitingine koşanlara diyorum, önce yolumuz. Bizler tabi ki siyaset yapacağız. Ama önce yolumuz. Bu kongremizin birlik ve beraberliğimize vesile olmasını diliyorum.

    “BU HATADAN DÖNÜN!”

    GADEV Başkanı ve DEM Parti Milletvekili Celal Fırat da İBB’nin, Sultangazi Cemevi hakkında ‘Sosyal Tesis’ kararını kınadı. Fırat, şunları söyledi:

    “Buraya ‘Sosyal tesis’ kararı çok büyük ayıptır. Bu konuyu yeni öğrendim. Bu hatalarından dönmeleri için çağrımızı yapıyoruz. Biz tarih boyunca cemevleri içerisinde cem yapmadık. Sokakta da yaparız ama günün koşullarında cemevlerinin ibadethane olarak kabul etmemesi devletin utancı olmalıdır. Alevileri adeta AİHM’e sürgün ettiler. Yeri geldiğinde ‘Biz biriz’ deniliyor, keşke öyle olsak. Caminin, kilisenin ne hakkı varsa buraların da öyle olmalı. Şu anda yeni bir süre konuşuluyor. Aleviler, hep barıştan yanadır. Bu ülkede Alevi, Kürt sorunu ivedilikle çözülmeli. Bu meselenin diyalogla çözülmesi gerekir. Tüm partilerin Kürt sorunu hakkında söz kurması gerekir. Savaşa, güvenlik politikalarına ayrılan o bütçenin halka ayrılması gerekirdi. Ülkede hangi sorun varsa; Alevi Kürdün, Kürt Alevinin sorununa ortak olmalı. Umut ediyoruz ülkede akan kanlar durur. Hep beraber türküler söyleriz diye umuyorum. Bozatlı Hızır yardımcımız olsun.”

    Genel kurulda, faaliyet raporlarının okunması ardından tek liste olarak belirlenen yeni yönetim, katılımcılara tanıtıldı. Rızalık alınması ardından seçilen isimler şu şekilde açıklandı:

    Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Kültür Derneği Yönetim Kurulu Asil

    Zeynal Odabaş, Mustafa Sorhan, Metin Yılmaz, Satı Yiğit, Mehmet Ceylan, Ali Üstün, Serkan Ucan, Gülsen Fisenk, Karanfil Çaylak, Fatma Karabulut, Dursun Güleç, Mert Yaslan, Süleyman Günay

    Yönetim Kurulu Yedek

    Kadef Şahın, Gül Sultan Odabaş, Züleyhan Güleç, Haydar Gürgen, Akın Odabaş, Düzgün Akkavak, Gülsün Üstün, Musa Kazım Seheryeli, Hanım Özcan, Ulaş Yılmaz, Hasan Yılmaz, Fevzi Çağlayan, Semih Gümüşsoy

    Denetleme Kurulu Asil

    Emir Lale, Mustafa Bolat, Serkan Odabaş

    Denetleme Kurulu Yedek

    Mert Kısan, Veysel Küskü, Özcan Yılmaz

    Disiplin Kurulu Asil

    Veli Şahin, Ender Aydın, Mehmet Taş

    Disiplin Kurulu Yedek

    Cengiz Yarım, Erdal Ok, Bayram Atmaca

     

    Alevi Kültür Dernekleri Sultangazi Şubesi Yönetim Kuruluna seçilen isimler:

    Yönetim Kurulu Asil

    Zeynal Odabaş, Metin Yılmaz, Mustafa Sorhan, Gülsen Fişenk, Fatma Karabulut

    Yönetim Kurulu Yedek

    Ali Üstün, Seyithan Odabaş, Haydar Gürgen, Nurettin Yiğit, Kemal Ok

    Denetleme Kurulu Asil

    Veli Şahin, Serkan Uçan, Ulaş Yılmaz

    Denetleme Kurulu Yedek

    Ufuk Akpınar, Leyla Uçan, Kazım Daslı

    Disiplin Kurulu asil

    Ali Galip Dağaşan, Serkan Odabaş, Fazlı Lale

    Disiplin Kurulu Yedek

    Burak Annaç, Yenigül Akpınar, Ali Odabaş,

    Üst Kurul Delegeleri

    Zeynal Odabaş, Karanfil Çaylak, Dilek Odabaş, Mustafa Sorhan, Gülsen Fişenk, İsmet Elmas, Fatma Karabulut, Metin Yılmaz, Serkan Uçan

    PİRHA/İSTANBUL

  • İBB, cemevine ‘Kültür Evi, Sosyal Tesis, Adak Kurban Yeri’ tabelası asmak istedi!-VİDEO

    İBB, cemevine ‘Kültür Evi, Sosyal Tesis, Adak Kurban Yeri’ tabelası asmak istedi!-VİDEO

    PİRHA – Cemevlerine ‘İbadethane’ statüsü veren İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi’ne ‘Kültür Evi, Sosyal Tesis, Adak Kurban Yeri’ tabelası asmak istedi. Bu uygulamaya tepki gösteren Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş, “Bu durum, ne kadar samimiyetsiz olduklarını gösteriyor. Bu yanlıştan dönmelerini umuyoruz. Hatta cemevinin yeniden yapılarak ibadet ve inanç yeri olarak Alevilere teslim edilmesini talep ediyoruz” dedi.

    Sultangazi, İstanbul’da Alevi nüfusunun yoğun yaşadığı ilçelerin başında geliyor. 2008 yılına kadar bölgede yaşayan Alevi yurttaşlar, ibadethane ihtiyacı için her ne kadar belediye ve kaymakamlığa müracaat etseler de hiçbir şekilde karşılık alamadı.

    Bölge halkı, yerel yönetimin olumsuz cevabı üzerine örgütlenerek bir gecede Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi’ni inşa etti. Ancak sorunlar burada sona ermedi. “İzinsiz yapı” gerekçesiyle yıkılmak istenen cemevinin yönetimine de davalar açıldı.

    “EĞER CEMEVİ İMARA AYKIRIYSA CAMİ DE AYKIRI”

    Alevi Kültür Dernekleri’ne bağlı Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş, aynı yıllarda civarda benzer yöntemlerle camiler yapıldığını fakat hiçbir dava konusunun olmadığını söyledi. Odabaş, 2008 yılından günümüze dek yönettikleri cemevine yönelik baskıları şu sözlerle özetledi:

    “21 Mayıs 2008’de onbinlerle burayı inşa ettik. Bir gecede burayı yaptık. İnsanlar çok duyarlıydılar. İmece usulü dayanışma vardı. Kimisi gidip kapı yaptırıp getiriyordu, kimisi camını, çerçevesini, kimisi tuğlasını alıp getiriyordu. Sonrasında ise AK Partili belediye tarafından burası hakkında 2011 yılında yıkım kararı çıkartıldı. Akabinde dava açtılar, suyumuzu kestiler. Hukuksal mücadelemiz sonrasında su ile ilgili sorunu ortadan kaldırdık. Tüm bunlar yaşanırken kimliği belirsiz kişiler tarafından saldırıya uğradım. Ama irademizi teslim etmeyeceğimizi söyleyip, kan kussak da ‘Kızılcık şerbeti içtik’ diyerek bu haklı mücadelemize devam ettik. 15 yıldır devam eden bir dava var. 32. duruşma yakın zamanda görüldü. Her duruşmada savunmalarda ‘Bizim inancımızı yargılıyorsunuz. Burası Alevilerin ibadet yeridir. Burası ticarethane değil. Bu davalar neden açılıyor? Madem öyle cezasını verin’ diyoruz ancak ne ceza veriyor ne beraat ettirebiliyorlar.

    Metropollerde %60’ı kaçak olan yapıların, camilerin, mescitlerin, ticarethanelerin hiçbirine dava açılmazken söz konusu Alevilerin aynı paf ve arsa içerisinde; buradan 500 metre uzağımızda cami Kur’an kursu, cemaate ait külliyeler, emniyet müdürlüğü var. Eğer cemevi imara aykırıysa bunlar da aykırı. Yani burada ayrımcılık var.”

    “SAMİMİYETSİZLER!”

    Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi, son olarak İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinde alınan bir kararla gündem oldu.

    İbadethane statüsünde görülmeyen cemevleri, İBB’nin 13 Eylül’de aldığı karar ardından Alevilerin inanç-ibadet merkezi olarak kabul edildi. Ancak belediye yetkililerinin, Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi’ne “Sosyal tesis” tabelası asmak istedi. Duruma karşı çıktıklarını belirten Zeynal Odabaş, yaşananları şu sözlerle anlattı:

    “Cumhuriyet Halk Partisi’nin, belediyeleri kazanması ile ‘Alevilerin inanç ve ibadet yerleri cemevleridir’ diye belediye meclislerinde oylama başlattılar. Kimi yerlerde kabul edilirken kimi yerlerde reddedildi ama biz bu meclislerde inancımızın oylanmasını asla kabul etmiyorduk. Çünkü bu bizim açımızdan bir hakaretti. Birileri buna ‘adım’ da dese biz biliyoruz ki bu bir anayasal sorundur ve bu sorun ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde çözülebilir.

    Bu kararın ardından dedik ki belki samimi davranırlar. Örneğin Türkiye’nin birçok yerinde cemevi yapıp teslim edenler oldu. Örneğin geçmişte Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir, cemevi yaptırdığı gerekçesiyle yargılandı. AKP’li, MHP’li belediyeler de cemevi yapıp vatandaşa teslim etti. Ancak devlet, asimilasyon politikaları ile kendi Alevilerini yaratmaya çalışıyor. Fakat CHP’li belediyelerin yapmış olduğu cemevleri hep ‘Kültür Evi’ olarak yapılıyor. Birçok yapılan bina da Alevilere teslim edilmedi. Cumhuriyet Halk Partisi’nin en iyi yapmış olduğu şeylerden birisi cemevi çalıştırmak. Bir düşünün, cami yapıyorsunuz ve imama, müftüye ya da o inanca mensup insanlara teslim ediyorsunuz ama cemevleri yapılırken bunu ‘Kültür Evi’ ya da ‘Sosyal tesis’ olarak yapmak aslında bu insanların ne kadar samimiyetsiz olduklarını gösteriyor.”

    “CEMEVİ İBADETHANEDİR” KARARINDAN SONRA CEMEVİNE ‘SOSYAL TESİS ALANI’ TABELASI!

    Zeynal Odabaş, Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi’nin mülkiyet sorunuyla ilgili İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile 31 Mart yerel seçimleri öncesinde görüştüklerini, sorunun çözüleceğine dair söz aldıklarını da belirtti. İmamoğlu’nun “Arkadaşları yönlendiriyorum, bu sorun çözülecek” dediğini aktaran Odabaş, şu detayları da anlattı:

    “Yetkili kişilerle görüştük. Bize ‘İlk mecliste bu konuyu geçireceğiz’ dediler. Ama bu konu mecliste şöyle geçiyor; ‘Alevilerin ibadet yerleri cemevidir’ diyorsunuz fakat ikinci bir meclis toplantısında buranın da içinde bulunduğu alanı ‘Cemevi’ olarak mecliste kabul etmiyorlar. Burayı ‘Sosyal Tesis, Kültür Evi ve Kurban Adak Yeri’ diye meclisten geçiriyorlar. Bir hafta önce buraya tabela asmaya geldiler ve biz tekrar belediyedeki arkadaşlarla telefonda görüştük ve bu durumu asla kabul etmeyeceğimizi, burada tapulu yerimizin olduğunu ve mecliste konuya dair karar alındığını belirttik. Alevilerin ibadet yeri cemevidir. Kaldı ki bizim kabul etmediğimiz cumhurbaşkanlığının kararnamesi ile kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın birçok yerde cemevi yaptığını biliyoruz. Orayla belediyeleri kıyasladığımızda ‘Cemevleri ibadethanedir’ kararını meclisten geçirmesi hadi ‘değerli ve kıymetli’ diyelim ama imara gelince uygulamalarda ‘Kültür Evi, Sosyal Tesis, Adak Kurban Yeri’ olarak belirtiyorsun. Bu kabul edilemez bir durum. Bu kararın düzeltilmesini, basın aracılığı ile kamuoyuna paylaşıyoruz. Biz burada yargılanmamıza, bedel ödememize rağmen Alevi yurttaşlar olarak yıllardan beri zulme karşı asla düşüncelerimizden asla taviz vermedik, bundan sonra da vermeyeceğiz. Meclisten ‘Kültür Evi, Sosyal Tesis’ diye geçirilen karar asla Aleviler tarafından kabul edilir bir durum değil. Bu yanlıştan dönmelerini umuyoruz. Hatta cemevinin yeniden yapılarak ibadet ve inanç yeri olarak Alevilere teslim edilmesini talep ediyoruz.”

    “HER TOPLUM KENDİ İNANCINI YÖNETİP YAŞAMALI”

    Zeynal Odabaş, siyasilerin, ibadethaneler üzerinde yönlendirici olmaması gerektiğini vurgulayarak şöyle devam etti:

    “Her toplum, kendi inancını yönetip, yaşamalı. Bizler aynı zamanda kamu hizmeti görüyoruz. Ancak gelirimiz de yok. Örneğin cenaze aracımızın bakımı geliyor 35-40 bin lira ödememiz gerekiyor. Bunların devlet, belediye tarafından karşılanmasını istiyoruz.

    Bu ülkede yaşayan Kürtler de Aleviler de Sünniler de Türkler de Lazlar da Anayasa önünde eşit olmalı. Onun için bizler eşit yurttaşlık mücadelesi veriyoruz. Biz Aleviler, iç barışın, huzurun oluşturulmadığı sürece Türkiye’de hiçbir şeyin düzelmeyeceğine inanıyoruz. Devletin, bütün inanç ve renkleri kucaklaması gerekiyor, ancak o zaman ülkedeki sorunlar düzelir. Bizler inadına ‘demokratik cumhuriyet’ diyerek bu ülkede güzelliklerin yaşayabileceğine inanıyoruz.”

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

  • Sultangazi’de liseli kadınlardan eylem- VİDEO

    Sultangazi’de liseli kadınlardan eylem- VİDEO

    PİRHA – Her dönem artan kadın katliamlarını Sultangazi’de yaptıkları yürüyüşle protesto eden Nuri Pakdil Anadolu Lisesi’nin kadın öğrencileri, yürüyüşün ardından tepkilerini dile getirerek, “292 kadın öldü. Bunlar bitmiyor. Hala daha o videonun altına saçma sapan yorumlar yapılıyor. Erkekler kendine sahip çıkacak” dedi.

    İstanbul’da Semih Çelik isimli erkek, önce Eyüpsultan’da Ayşenur Halil’i yarım saat sonra da Edirnekapı surlarında da İkbal Uzuner’i vahşice katletmişti. Kamuoyunda büyük tepkiler toplayan katliamı ve her dönem artan kadın katliamlarını Sultangazi Nuri Pakdil Anadolu Lisesi’nde okuyan kadınlar, Sultangazi’de yaptıkları yürüyüşle protesto etti. Kadınlar, yürüyüş boyunca ‘yaşamak istiyoruz’ sloganı attı.

    “ERKEKLER KENDİNE SAHİP ÇIKACAK!”

    Yürüyüşün ardından kadınlar, tepkilerini şöyle dile getirdi:

    “Bu kadın her gün, her geçen gün ölüyor. Ve kimse, polisler de dahil ses çıkarmıyor. 292 kadın öldü. Burada bütün kadınların ismi yazıyor ama bunlar bitmiyor. Sokağa çıkamıyoruz. Hala daha o videonun altına ‘kadın o saatte dışarı çıkmasaymış’ gibi saçma sapan yorumlar yapılıyor. Erkekler kendine sahip çıkacak!”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Sultangazi’de DEM Parti binasına silahlı saldırı

    Sultangazi’de DEM Parti binasına silahlı saldırı

    PİRHA-DEM Parti’nin İstanbul Sultangazi’deki ilçe binasına kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce sabah saatlerinde silahlı saldırı düzenlendi. Polis, olayla ilgili inceleme başlattı.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti) İstanbul Sultangazi’de bulunan binasına kimliği belirsiz kişi veya kişilerce silahlı saldırı düzenlendi. Kurşunların isabet ettiği camlar kırıldı.

    Mezopotamya Ajansı’nın (MA)’da yer alan habere göre; Sultangazi İlçe Eşbaşkanı Faruk Kaya, mahalle sakinlerinden saldırının saat 05.00 sularında gerçekleştiği bilgisini aldıklarını paylaşırken polisler, ilçe binasında inceleme yaptı.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Madımak anması ‘Grup Yorum katılabilir’ iddiasıyla yasaklandı, kınıyoruz’

    ‘Madımak anması ‘Grup Yorum katılabilir’ iddiasıyla yasaklandı, kınıyoruz’

    PİRHA- Alevilerin öncülüğünde yazar ve sanatçıların da katılımıyla Sultangazi Gazi Şehir Parkı’nda yapılması planlanan Madımak Katliamı protestosu ve katledilen canları anma etkinliği Sultangazi Kaymakamlığı tarafından yasaklandı. Kaymakamlığın ‘Grup Yorum katılabilir’ iddiasıyla anmayı yasakladığını belirten Alevi kurumları, 24 Haziran Cumartesi günü saat 17.00’de AKD-Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi’nde anmayı yapacaklarını  duyurdu. 

    2 Temmuz 1993 yılında Sivas’ta Madımak Oteli’nde gerici-faşist kalabalıklar tarafından yakılarak katledilen 33 canı anmak için 24 Haziran Cumartesi günü Gazi Şehir Parkı’nda yapılmak istenen anma Sultangazi Kaymakamlığı tarafından yasaklandı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği/Gazi Şehitleri Cemevi, Alevi Kültür Derneği/Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği/Karayolları Cemevi
    Habibler Cemevi yönetici ve üyelerinin yapmak istediği etkinliğin yasaklanması tepki çekti.

    Alevi kurumları kaymakamlığın yasaklama kararına ilişkin bugün PSAKD-Gazi Şehitleri Cemevi’nde bir basın açıklaması yaptı. Açıklamada, kaymakamlığın ‘Grup Yorum katılabilir’ iddiasıyla anmayı yasakladığı belirtilirken, anmanın 24 Haziran Cumartesi günü saat 17.00’de AKD-Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi’nde yapılacağı açıklandı.

    4 Alevi kurumu adına PSAKD/Gazi Şehitleri Cemevi Şube Başkanı Ferhat Aktaş’ın okuduğu açıklama şöyle:

    “Sivas Madımak Katliamı’nın üzerinden 30 yıl geçti. İnsanlığa karşı işlenen bir suç olarak tasarlanan ve gerçekleşen katliamda aralarında yazar, sanatçı, gazeteci ve dernek çalışanlarının bulunduğu 33 canımızı yitirdik. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği tarafından organize edilen, dönemin Kültür Bakanlığı ve Sivas Valiliği tarafından desteklenen ‘’Pir Sultan Abdal Geleneksel Kültür Etkinliği’’ kapsamında, duyurusu yapılan programa katılmak üzere Sivas şehir merkezine giden canlarımız, 2 Temmuz Cuma günü camilerden çıkarak harekete geçen, gözlerini kin ve nefret bürüyen, Alevi-Kızılbaş düşmanlığıyla dolduruşa getirilen gerici-faşist güruhların hedefi oldu.

    2 Temmuz 93’te Sivas’ın cadde ve sokaklarını saatlerce süren linç saldırılarına konu eden gerici-faşist saldırganlar, dönemin iktidar ve düzen partileri sözcülerinin dillerine pelesenk ettiği gibi ‘’tahrik’’ nedeniyle değil, daha önceleri de acı bir şekilde deneyimlediğimiz Maraş ve Çorum katliamlarında yaşandığı gibi, egemen güçlerin himayesi altında tertiplenen, arka plan hazırlığı olan ve siyasal İslamcı odakların kullanıldığı katliam için harekete geçirildiler.
    Türkiye’de egemen güçlerin çıkarları doğrultusunda varlık gösteren siyasal İslamcıların tarihi kendilerini Alevilere, demokratik güçlere ve sola karşı kullandırmanın tarihidir. Bugün iktidara taşınmaları da işbirlikçi bu rolleri neticesinde mümkün olmuştur.

    Hatırlanacağı gibi; 2 Temmuz 93’te Alevileri katletmek için sokakları dolduran gericiler; ‘’Kahrolsun laiklik, Yaşasın şeriat, Müslüman Türkiye, Şeytan Aziz vb. ‘’ sloganlar atarak Madımak Oteli ile Hükümet Konağı’nın da bulunduğu noktayı kuşatmıştı. Alevilikle ilişkilendirdikleri her şeyi yakıp yıkma histerisiyle şehir merkezinde terör estiren gericiler, Pirimiz Pir Sultan Abdal’a benzettikleri, Kültür Bakanı tarafından açılışı gerçekleştirilecek olan ‘Ozanlar Anıtını’ yerinden sökerek caddelerde sürüklemiş, çığlık çığlığa naralar atarak heykeli parçalara ayırmışlardı. Sivas’ın üzerine yakın tarihin görebileceği en insanlık dışı katliamın karanlığı çökmüştü.

    Katliam için Madımak Oteli’ni çevreleyen gerici-faşist kalabalık ‘’Yak, yak’’ diye birbirlerini galeyana getirmiş, saatlerce oteli taş yağmuruna tutmuştu. Ve bu saldırganlara saatlerce tek bir müdahale de bulunulmadı. Havanın kararmaya başlamasıyla birlikte atılan taşlar yerini elden ele taşınan benzin bidonlarına bıraktı. Karar verilmişti. Canlarımız ateşe verdikleri Madımak Oteli’nde yakılarak katledilecekti. Önce otel önünde park halindeki arabalar tutuşturuldu sonra otelin içi. Dakikalar içinde alevler binayı sardı. Otelin koridorlarını kapkara bir duman kapladı. Yaklaşık 8 saat süren, kitlesel vandallığın tavan yaptığı saldırısı neticesinde, 33 canımız yaşamını yitirdi ve 51 canımızda yaralı olarak katliam yerinden çıkabildi.

    “DÖNEMİN SİYASİ SORUMLULARI SEYİRCİ KALDI”

    Dönemin siyasi sorumluları seyirci kaldıkları katliamın dumanı daha soğumadan durdukları yeri özetleyen ibretlik şu açıklamaları yapacaktı. Dönemin Başbakanı Tansu Çiller, “Çok şükür, otel dışındaki halkımız bir zarar görmemiştir.” Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, “Olay münferittir. Ağır tahrik var.’’

    Madımak Katliamı sonrası açılan yargılama süreçleri de katliam emrini veren asıl faillerin korunduğu, otelin önüne kitleyi yönlendiren provokatörlerin yakalanamadığı ve sadece katliama iştirak eden 33 tetikçinin ‘ceza’ aldığı bir davaya konu edildi. Ceza alan sanıkların bir bölümü de peyderpey salıverilmiştir. Son kertede katliam davası zaman aşımına uğratıldı. Halihazırda firari birkaç sanık hakkında açılan dava ise duruşmalar ileri bir tarihe ertelenerek aynı akıbete uğratılmak isteniyor. Ayrıca katillerin müdafiiliğini üstlenen siyasal İslamcı avukatlar sonraki yıllarda iktidar partilerinde bakan, milletvekili, belediye başkanı ve bürokrat yapılarak adeta ödüllendirildi.

    Unutulmamalıdır ki; Pirimiz Pir Sultan Abdal gibi darağacına da çekilsek, 33 can gibi ateşte de yakılsak türap eyledik cümle varlığımızı yol aşkına. Sivas’ta katliam için toplananlar, bastıramadıkları tarihsel korkuların esiri haline getirilen güruhlar Muaviye zihniyetinin, Hınzır paşaların ardıllarıydı.

    Yangın kavursa da bedenleri, rüzgâr savursa da küllerini, susturamadıkları sesimiz, ateşin közünde dile gelerek özge yüreklerde yankısını bulmaya devam etti. Tarihimiz tanıktır; hakikati çağıran sesimizin bendine sığmayan birikimlerine. Hak aşkına, ‘gerçeğin demine hû’ diyen ve davamıza niyaz eden canlarımız, sesimiz olup kanlarıyla tarihe yazdılar, eşitlik adına ödediğimiz bedelleri.

    “ALEVİLERİN BİR ARAYA GELMESİNDEN RAHATSIZLIK DUYUYORLAR”

    Madımak Oteli’nde ateşte semaha duran canlarımız, asırlar boyu devam eden insanlık davasının şehitleridir ve her biri onurun simgesi oldu.

    Sivas Madımak Katliamı’nın 30. yılında Alevi kurumları olarak Türkiye genelinde örgütlenen anma programlarından birini de Sultangazi ilçesinde Gazi Mahallesi’nde gerçekleştirmek için Cemevleri olarak bir araya geldik ve 24 Haziran Cumartesi günü Gazi Şehir Parkı’nda anma etkinliğimizi düzenlemek için çalışmalara başladık. Anma etkinliğimizin sorunsuz bir şekilde yapılabilmesi adına da izin ve yer tahsisi için gerekli kurumlara başvurularda bulunduk. Afiş, pankart, el ilanı, davetiye, kapı ve sokak çalışmalarıyla katliam anmasına katılım açısından duyarlılığı büyüten hazırlık faaliyetlerimiz oldu. Halkımızın Gazi Şehir Parkı’ndaki anma etkinliğine yoğun katılım göstereceği anlaşılmış olmalı ki Alevilerin bir araya gelmesinden rahatsızlık duyanlar ‘nasıl engelleriz’ diyerek gerekçeler üretme arayışı içine girmişler. Dün Madımak Oteli’ni kuşatanlar bugün Gazi’yi kuşatmıştır. Onlara şu hatırlatmada bulunmak isteriz; ‘’Zalime biat eden zalimden beterdir’’ diyen İmam Hüseyin’in, ‘’Siz de Şah diyeni öldürürlerse, ben de bu yayladan Şah’a giderim’’ diyen Pir Sultan Abdal’ın, zulme başkaldırarak huruç eyleyen Kalender Çelebi’nin takipçileriyiz. Baskı, yasak, saldırı bizi yolumuzdan, şehitlerimizi anmaktan alıkoyamaz.

    “ANMAYA TAHAMMÜLSÜZLÜK, VAR, ÇİRKİN YAKLAŞIMI KABUL ETMİYORUZ”

    Gazi Şehir Parkı’nda düzenleyeceğimiz, aralarında sanatçı, yazar ve Alevi kurum temsilcilerinin bulunduğu, deyişlerimizin okunacağı ve semahlarımızın dönüleceği anma etkinliğimiz, Sultangazi Kaymakamlığı tarafından yasaklanmıştır. Aldıkları yasaklama kararında; kendi kurgu dünyalarında biz Alevileri ve Cemevlerimizi çeşitli örgütlerle ilişkilendiren, anmaya tahammülsüzlüğü bariz ifadelerle yansıtan, kayda değer bir gerekçe ortaya koyamadıklarından olsa gerek kendi ifadeleriyle ‘’teyide muhtaç’’ ibaresiyle yasaklamaya kılıf üreten malum bir tutumla karşı karşıyayız. Cemevlerimizin inançsal, sosyal ve demokratik faaliyetlerini çarpıtmak, kriminalize eden ithamlarda bulunmak kimsenin haddine değildir ve bu çirkin yaklaşımı asla kabul etmiyoruz.

    ANMA PROGRAMINDA GRUP YORUM YER ALMIYOR!

    Kaymakamlığın yasaklama kararında somut bir gerekçe olmadığı için ‘müneccimlik’ vakası söz konusudur. Birazdan basın emekçileriyle de örneğini paylaşacağımız yasaklama tebligatında geçtiği gibi; “Grup Yorum’un sahne alabileceği şeklinde teyide muhtaç bilgiler elde edilmiş.’’ Aynen böyle yazılmış. Haftalar öncesinden açık tüm mecralarda duyurusunu yaptığımız anma programımıza katılan sanatçılar arasında Grup Yorum yer almıyor. Kendileri açısından da bu durum bilinmesine rağmen ‘ya katılırsa’ diyerek bir nevi göle maya çalmaya çalışmışlar. 2 Temmuz Sivas şehitlerini anma etkinliğimiz etkinlikte yer almayan muhalif müzik grubu Grup Yorum ‘’katılabilir’’ iddiasıyla yasaklanmıştır. İbretlik, pes dedirten ve kurgu bocalayan bu yasakçı anlayışı kınıyoruz. Halkın sanatını yapanlardan korkuyorlar, deyişlerimizi söylememizden rahatsızlık duyuyorlar, katliamları unutmadığımızı-unutturmayacağımızı göstermemizi engellemek için güncelde yaşadığımız gibi yasaklamalara başvuruyorlar. Son olarak günümüz koşullarında da Hınzır paşa olmaya heveslenenlere, Pirimiz Pir Sultan Abdal’ın şu sözleriyle sesleniyoruz; “Ben Musa’yım sen Firavun, ikrarsız şeytan-ı lain, üçüncü ölmem bu hain, Pir Sultan ölür dirilir.”

    “ANMA AKD-SULTANGAZİ PİR SULTAN ABDAL CEMEVİNDE YAPILACAK”

    30. yılında Sivas Madımak şehitlerini anma etkinliğimiz yasaklama kararından kaynaklı olarak Gazi Şehir Parkı’nda yapılamayacak. Tüm canlarımızı 24 Haziran Cumartesi günü (yani yarın) saat: 17.00’da AKD-Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevine çağırıyoruz. Gazi-Son Durak bölgesindeki Cemevimizin bahçesinde deyişlerimiz ve semahlarımızla Sivas şehitlerini anacağız. Davamız şeriata, yobazlığa karşı insanlık davasıdır. Gelin canlar bir olalım!”

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABER

    > Alevilerin, Gazi Şehir Parkı’nda yapacağı Madımak anmasına kaymakamlık yasağı

  • Uçar: Alevilerin yürüttüğü mücadeleyi kendi mücadelemiz olarak görüyoruz-VİDEO

    Uçar: Alevilerin yürüttüğü mücadeleyi kendi mücadelemiz olarak görüyoruz-VİDEO

    PİRHA-İstanbul Gazi Mahallesi’nde bulunan iki cemevini ziyaret eden Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Alevilerin yürüttüğü mücadeleyi kendi mücadelemiz olarak görüyoruz” dedi. Uçar, “Bizler açısından bu seçimin asıl belirleyeni, Kürtlerin yürüttüğü özgürlük ve demokrasi; Alevilerin yürüttüğü eşitlik, kadınların yürüttüğü eşitlik ve özgürlük, gençlerin gelecek mücadelesidir” dedi.

    Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar ile beraberindeki partililer bugün İstanbul’un Sultangazi ilçesinde bulunan Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi ile Gazi Cemevi’ni ziyaret etti. Uçar‘a ziyareti sırasında Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Adayı Öztürk Türkdoğan da eşlik etti.

    Uçar‘ın ilk durağı AKD Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi olurken, cemevi yönetimi ve emekçileri ile bir araya geldi. Cemevi başkanı Zeynal Odabaş ziyaret sırasında “Demokrasi mücadelesini birlikte kazanacağımızı düşünüyoruz. Tutsak canlarımız var. Bu adaletsizlik bir gün mutlaka sona erecek. Yezid zihniyetli iktidarın davalarını, yargılamalarını meşru bulmuyoruz. Bizleri yargılasalar da demokrasiden, hoşgörüden, barıştan, bir arada yaşamaktan asla vazgeçmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİLERİN MÜCADELESİNİ KENDİ MÜCADELEMİZ OLARAK GÖRÜYORUZ”

    Odabaş‘ın ardından söz alan Uçar ise 14 Mayıs seçimlerinin önümüzdeki yüzyılı etkileyecek bir niteliğe sahip olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

    “Mücadele geleneğini devraldığımız Halkların Demokratik Partisi ile Yeşil Sol Parti, Türkiye’de kadın milletvekillerinin parlamentoda en çok olmasını sağlayan, eşit başkanlık sistemi ile eşit temsiliyeti sağlayan bir gelenek. Çok kritik bir seçim süreci ile karşı karşıyayız. Bu seçimin mevcut iktidar ile toplumun iktidara karşı olan mücadelesi arasında geçeceğini düşünüyoruz. Haftalardır alanları geziyoruz. Halkların çok büyük bir teveccühü var. Mevcut tek adam rejiminin Alevi halkına, Kürt halkına ve bütün demokratik mücadele alanlarına uygulamış olduğu baskı politikalarının sonuna gelmiş durumdayız. Alevilerin yürüttüğü mücadeleyi kendi mücadelemiz olarak görüyoruz. Kadim bir mücadele var. Bu mücadele temelinin Türkiye’de yaşayan bütün halklar açısından bir öncü rol oynadığının farkındayız. Biz de sizin mücadelenizin bir parçasıyız ve büyütmek için elimizden geleni yapacağız. Devletin ve mevcut iktidarın kodlarında kendi Alevisini ve kendi Kürdünü yaratma projesi hiç bitmedi. Son olarak kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile devletin kodlarının iktidar ile birlikte hala değişmediğinin, aynı inkar ve asimilasyonun devam ettiğinin göstergesidir. Bütün mücadele alanlarında yükselen direniş aslında bir değişimi gösteriyor. Yüzyılın mimarı olacak bir seçim ile karşı karşıyayız.

    “ŞİDDET DIŞINDA YÖNETME MEKANİZMALARI YOK”

    Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar  ve partililerin ikinci durağı Gazi Cemevi olurken, Uçar burada da şunları dile getirdi:

    “Bu ülkenin coğrafyası çok kimlikli, çok kültürlü. Uzun bir süredir aslında bu kimliklerin inkarı üzerinden inşa edilmeye çalışılan ve bugün geldiğimiz aşamada da şiddet dışında hiçbir yönetme mekanizması bulunmayan bir tek adam rejimi ile karşı karşıyayız. 22 yıllık bu süre zarfında AKP-MHP iktidarı bürokrasi, şiddet biriktirdi ama başta Aleviler, kadınlar, Kürtler, demokratik muhalefeti yürüten bütün kesimler de çok büyük deneyim ve tecrübe biriktirdi. Bizler açısından bu deneyim, 14 Mayıs’ta demokratik bir Türkiye’ye evrilmesi gereken bir süreci ifade ediyor. Alevi mücadelesinden feyz alan bir parti çalışması sürdürüyoruz. Bizler açısından bu seçimin asıl belirleyeni, Kürtlerin yürüttüğü özgürlük ve demokrasi; Alevilerin yürüttüğü eşitlik, kadınların yürüttüğü eşitlik ve özgürlük, gençlerin gelecek mücadelesidir.

    Dilan ŞİMŞEK/ İSTANBUL

  • 12 Mart Platformu’ndan Gazi katliamı paneli: Gazi direniştir-VİDEO

    12 Mart Platformu’ndan Gazi katliamı paneli: Gazi direniştir-VİDEO

    PİRHA-Gazi katliamının 28. yılı dolayısıyla 12 Mart Platformu tarafından Gazi Cemevi’nde panel düzenlendi. Panelde konuşan Can Tv Yayın Kurulu üyesi Veli Büyükşahin, “12 Mart Gazi katliamındaki zihinle, enkazlar altında insanları bırakan, bir kefen bile götürmeyen, bu imar yasalarını çıkaran, Berkin Elvan’ı katleden akıl aynı” dedi.

    12 Mart Platformu Gazi katliamının 28. yıl dönümü dolayısıyla Gazi Cemevi’nde panel düzenledi. “Gazi’de düşene, dövüşene bin selam. Gazi ve 1 Mayıs Şehitleri onurumuzdur” pankartının da açıldığı panele Veli Büyükşahin, Nuray Sancar, Özge Karbo, Gülümser Seyitcemaloğlu ile Ergin Engin konuşmacı olarak katıldı.

    “GAZİ DÜNDEN BUGÜNE KALE OLABİLDİ”

    Panelde ilk olarak konuşan moderatör Özge Karbo 12 Mart’ın Türkiye tarihinde yer edinen olaylarına değinirken, “12 Mart Türkiye tarihinin en karanlık günlerinden biri. 12 Mart darbesi ile Gazi katliamının yaşandığı tarihtir. Gazi dünden bugüne kale olabildi. 28. yılındayız Gazi katliamının. Devrimci ve halkçı hareketin yükselmesinden korkan devlet, ırkçılığı körükleyerek, asimilasyon politikalarına devam ediyor. Seçim sürecine iki ay kaldı. Raydan çıkmış iktidara karşı mücadeleyi büyüterek bu sürece giriyoruz. Katledilen yoldaşlarımızı unutmayacağımızın sözünü buradan bir kez daha veriyoruz” dedi.

    Karbo’dan sonra söz alan Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karadaş ise “12 Mart bu ülkedeki ilk katliam değil. Bugün Gazi ne kadar ablukaya alınırsa alınsın, burada yaşayan halkların dinamikleri hiçbir zaman bastırılamayacaktır. Sadece katliamlar değil, bir de onlardan sonra sergiledikleri tiyatrolar da söz konusu. Hiçbir zaman baskılara teslim olmayacağız. Eğer birliğimizi sağlarsak hiçbir güç inancımıza ipotek koyamayacaktır” ifadelerini kullandı.

    “GAZİ RUHUNU UNUTTURMAMAMIZ GEREKİYOR”

    Gazi katliamında hayatını kaybeden Sezgin Engin’in abisi Ergin Engin ise “Devlet nezdinde bir kaleydi Gazi. Ama görüyorum ki kalemizi yeterince savunamamışız. Değerlerimizi anlatamamışız. Salonun hınca hınç dolu olmasını isterdik. Gazi ruhunu unutturmamamız gerekiyor. Gazi direniştir” ifadelerini kullandı.

    Emek Partisi’nden Nuray Sancar, deprem sürecine değindiği konuşmasında “Bu halk her zaman küllerinden doğmayı bildi. Tarihimiz katliamlar ile dolu. Türkiye’de yaşayan halklar sürekli devlet ile uğraşmak zorunda kaldı. 10 ili etkileyen depremlerde insanlar enkazlardan seslerini duyuramadı. ‘Devlet var mı?’ diye seslendiler. Devlet 72 saat sonra alana yağmacı kovalamak için paramiliter kuvvetler ile girdi. Orada insanlar göz göre göre katledildi aslında. Devlet başından beri tekçi, Sünni, Türk ve eril bir yapıydı. Devlet, farklılıklara tahammül etmeyen bir devlet. Bu yapının, emekçilerin, yoksulların dostu olması beklenemez. İnsanlar omuz omuza verdiler ve deprem bölgesinin ihtiyacını karşıladılar. Dayanışma yaşatır ama örgütlenme değiştirir” ifadelerini kullandı.

    “DEVLET DEPREM BÖLGESİNDE YOKLUĞUYLA VARDI”

    Can TV Yayın Kurulu Üyesi Veli Büyükşahin de deprem sürecindeki eksikliklere dikkat çekerken, şöyle konuştu:

    “Depremde binlerce insan hayatını kaybetti. Milyonlarca insan etkilendi. Yüzyıllardır bulunduğu topraklarını terk etmek zorunda kaldılar. İş makinalarını getirip Üryan Hızır Ocağı’nın evini yıktılar. Öyle bir ortam var ki bölgede cenazelerinizi kaldırabiliyorsanız eğer şanslı hissediyorsunuz kendinizi. Büyük bir dramın yaşandığı süreçten geçiyoruz. Bu süreç şunu gösterdi: Devlet orada aslında yokluğuyla vardı. Gönderilen yardım malzemelerine el koydular. Çadırların üzerine kendi logolarını yapıştırdılar. Toplum büyük bir seferberlik içerisine girdi. Alevi örgütleri, siyasi partiler, yurttaş inisiyatifleri vardı orada.

    12 Mart Gazi katliamındaki zihinle, enkazlar altında insanları bırakan, bir kefen bile götürmeyen, bu imar yasalarını çıkaran, Berkin Elvan’ı katleden akıl aynı. Bu ülkenin tarihinde bütün etnik gruplar bir çok katliam yaşamış. Ulus devletler kendi içerisindeki kimlikleri bastırarak yol alır. Bunu milliyetçilik ya da liberalizmle yapar. Milliyetçilik bunu kanlı yapar. Liberalizm ise benimseterek yapar. Depremde bile ayrımcılıkla karşı karşıyayız. Bazı köylere hiçbir şey verilmedi. Ben tanık oldum. O köyler ya Alevidir ya solcudur ya da HDP’lidir.”

    “GAZİ DİRENİŞİ DEVLETİ GERÇEKTEN ÇOK KORKUTTU”

    Panelde son olarak söz alan Proleter Devrimci Duruş üyesi Gülümser Seyitcemaloğlu ise “Gazi’nin direniş ruhunu anlatmamız gerekiyor. Gazi’de ilk anda Alevi-Sünni çatışmasına yönlendirmeye çalıştılar ama “Katiller karakolda” denilerek doğru hedef belirlendi. Günlerce çok büyük bir direniş sergileniyor. Daha sonra devlet talepleri kabul etmek zorunda kalıyor. Olayların direniş yüzünü anlatmazsak gelecek kuşaklara bu ruhları aktaramayız. Sadece acı aktarırız ve bunu kaldırmakta zorlanırlar. Gazi direnişi gerçekten çok korkuttu devleti. Devleti, saldırıları teşhir edelim ama direnişlerimizi de anlatalım. Marx’ın dediği gibi tarihin lokomotifi direnişlerdir” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Cemevi yıkım davasına tepki: Bu dava devletin ayıbıdır-VİDEO

    Cemevi yıkım davasına tepki: Bu dava devletin ayıbıdır-VİDEO

    PİRHA-AKD Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş’ın yargılandığı duruşmanın ardından cemevi önünde konuşan ADFE Genel Başkanı Celal Fırat, “Kültür Bakanlığı bünyesinde daire başkanlıkları kuruyorlar ama cemevlerimiz hakkında yıkım kararı alınıyor. Türkiye’de bir camiyi yıkmak için karar alsalar ne olurdu? İnanın iç savaş çıkar. Bu dava gerçekten devletin ayıbıdır” dedi.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş’ın, “İmara aykırı cemevi yapmak” suçlamasıyla yargılandığı davanın 28. duruşması İstanbul Gaziosmanpaşa 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde bugün görüldü. Duruşma, 19 Eylül 2023 günü saat 14.00’e ertelenirken, cemevi önünde açıklama yapıldı.

    Açıklamaya, Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez, Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı İsmet Kurt, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Şubesi Eş Başkanı Dilber Aslan, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkan Yardımcısı Aydın Deniz, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Örgütlenme Sekreteri Mehmet Ali Çankaya, Avukat Efkan Bolaç ile halk müziği sanatçısı Muharrem Temiz de katıldı.

    “BU DAVA DEVLETİN AYIBIDIR”

    İlk olarak söz alan ADFE Genel Başkanı Celal Fırat “Maalesef davalarımıza farklı bir gözle bakıyorlar. “Cemevi Alevilerin ibadethanesidir” deseler bu mesele biter. Kültür Bakanlığı bünyesinde daire başkanlıkları kuruyorlar ama gelin görün ki cemevlerimiz hakkında yıkım kararı alınıyor. Türkiye’de bir camiyi yıkmak için karar alsalar ne olurdu? İnanın iç savaş çıkar. Bu dava gerçekten devletin ayıbıdır” dedi.

    HBVAKV Genel Başkanı Ercan Geçmez ise “Şayet Türkiye’nin demokratik, laik bir anayasası olsaydı bugün bunların hiçbiri yaşanmazdı. Aleviler her yerde ayrımcılığa uğruyorlar. Bunun önünü kesebilmenin yolu eşit yurttaşlıktan geçiyor” ifadelerini kullandı.

    AKD Genel Başkanı İsmet Kurt da “Dünyanın her yeri ibadethanedir. Alevilerin de metropollerde ibadethaneleri kendi lokmalarıyla kurdukları cemevleridir” diye konuştu.

    Davanın zaman aşımından düşmesi gerektiğini söyleyen Avukat Efkan Bolaç ise “Dayanışmak ezilenlerin nezaketidir. Bu nezakete iştirak ettiğiniz için teşekkür ediyorum. Bugüne kadar davada hiçbir şey olmadı. Zaman aşımından düşmesi gerekiyordu. Ama daha sonradan bir tutanak tutulduğu için devam ediyor” dedi.

    Açıklamanın ardından da lokmalar pay edildi.

    PİRHA / İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    >Mahkeme, cemevi davasında zaman aşımı itirazını reddetti, duruşmayı erteledi

  • AKD Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevinden deprem bölgesine yardım malzemesi -VİDEO

    AKD Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevinden deprem bölgesine yardım malzemesi -VİDEO

    PİRHA-Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi deprem bölgesine yardım malzemesi gönderdi. 

    Merkez üssü Maraş olan iki depremin etkilediği bölgelere yönelik Türkiye’nin birçok ilinden yardım malzemeleri gönderiliyor. İstanbul’daki cemevleri de depremzedelere desteğini gösteriyor. Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi de toplanan gerekli ihtiyaç malzemelerini deprem bölgesine gönderdi.

    PİRHA / İSTANBUL

  • Odabaş: Cemevleri Başkanlığı ‘Ne istiyorsunuz?’ diye aradı; bu hakarettir -VİDEO

    Odabaş: Cemevleri Başkanlığı ‘Ne istiyorsunuz?’ diye aradı; bu hakarettir -VİDEO

    PİRHA-Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından “Ne istiyorsunuz?” denilerek aranan AKD Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş, “İsteklerimizi on yıl önceki çalıştaylarda bütün Aleviler olarak altı maddede bildirdik. Bu maddelerde ısrar ediyoruz. Aleviler eşit olmak istiyor. Bunun dışında cemevlerini dolaşıp, “Ne istiyorsunuz?” diye sormayı doğru bulmuyoruz. Bunu yapmak Alevilere hakaret etmek, onları yok saymaktır” dedi.

    Alevilerin tepkisine rağmen, Cumhurbaşkanı Kararnamesi ile kurulduğu duyurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Türkiye’deki cemevlerini arayarak, “Ne istiyorsunuz?” sorularına devam ediyor. Aranan cemevlerinden bir tanesi de İstanbul’da bulunan Alevi Kültür Derneği (AKD) Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi.

    Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş, geçtiğimiz günlerde yaşanan görüşmeyi PİRHA‘ya aktardı.

    “ALEVİLER İNANÇSAL OLARAK KATLEDİLMEYE ÇALIŞILIYOR”

    Alevilerin bu ülkede eşit yurttaş olmaktan başka bir talebinin olmadığını belirten Odabaş, “Alevilerin bu ülkede vermiş olduğu demokrasi ve eşit yurttaşlık mücadelesi aynı zamanda yok sayılan herkes için. Aleviler eşit olmak istiyor. Herkes kendi Alevisini yaratmaya çalışıyor. Alevileri folklorik bir yapıya büründürmek ve bunu dayatmak asimilasyoncu, inkarcı, imhacı politikanın bir ürünüdür. Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle bir kültür başkanlığı kurmak Alevileri inancından, itikadından, yolundan kopararak; tıpkı cami imamları gibi dedeleri de maaşa bağlayarak inancını yok etmek istiyorlar” dedi.

    Odabaş, Alevilerin tarih boyunca fiziksel olarak katledildiğini, şu an ise inançsal olarak katledilmeye çalışıldığını vurgulayarak, “Bunu asla kabul etmeyeceğiz. Alevilerin örgütlü mücadelesini dağıtmaya çalışıyorlar. Alevilerin tuğlaya, çakıla, halıya, kilime ihtiyacı yok. Alevileri anayasa önünde eşit olarak kabul edeceksiniz. Zorunlu din derslerini kaldıracaksınız. İnanç ve ibadet yerlerini cemevi olarak kabul edeceksiniz. İmar kanunlarında yer ayıracaksınız” diye konuştu.

    “ALEVİLERE HAKARETTİR, YOK SAYMAKTIR”

    Cemevlerinin hala “Ne istiyorsunuz?” şeklinde aranmasını Alevilere hakaret olarak yorumlayan Odabaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Cemevlerimizi arayarak faturaların valilik tarafından istendiğini söylediler. “Ne istiyorsunuz?” diye sordular. İsteklerimizi on yıl önceki çalıştaylarda bütün Aleviler olarak altı maddede bildirdik. Bu maddelerde ısrar ediyoruz. Bunun dışında cemevlerini dolaşıp, “Ne istiyorsunuz?” diye sormayı doğru bulmuyoruz. Bunu yapmak Alevilere hakaret etmek, onları yok saymaktır. Haklarımızın verilmesini talep ediyoruz.
    Kurulan başkanlık içinde yer alanlar teşhir edilecektir. Düşkün ilan edilecektir. Alevilerin yoluna uygun davranmıyorlar. Laik, demokratik Türkiye Cumhuriyeti’nin yapısına da uygun değil. Laiklik bütün insanların yaşam teminatıdır. Bütün dillerin, renklerin, kültürlerin anayasa önünde eşit olmasını savunuyoruz. Kadın haklarını savunuyoruz. Emekten yanayız. Barışı, hoşgörüyü, kardeşliği birlikte inşa edeceğiz. Bu duruşumuzdan da asla vazgeçmeyeceğiz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • AKD Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi’ne tehdit: Size haddinizi bildirmeye geldim!

    AKD Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi’ne tehdit: Size haddinizi bildirmeye geldim!

    PİRHA-AKD Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi’ne giden kimliği belirsiz bir kişinin “Size haddinizi bildirmeye geldim. Sizi uyarıyorum. Beni emniyete, MİT’e, Tayyip Erdoğan’a sorabilirsiniz. Herkes beni tanır” diyerek tehditte bulunduğu öğrenildi. Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş yaptığı açıklamada “Emniyeti aradık. Onlar gelip şahsı gözaltına aldı. Yönetim olarak Gazi Karakolu’na gidiyoruz. Daha sonra sizi bilgilendireceğiz. Baskılar asla bizi yıldıramayacak” dedi.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş, kimliği belirsiz bir kişinin cemevine gelerek “Size haddinizi bildirmeye geldim. Sizi uyarıyorum. Beni emniyete, MİT’e, Tayyip Erdoğan’a sorabilirsiniz. Herkes beni tanır” diyerek, tehdit ettiğini duyurdu.

    “BENİ EMNİYETE, MİT’E, TAYYİP ERDOĞAN’A SORABİLİRSİNİZ”

    Odabaş, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

    “Bugün 16:30 sularında kimliği belirsiz bir kişi elinde dosya ile gelerek, yönetimi sordu. O sırada cenaze erkanı vardı. Lokma dağıttık. O sırada gelip “Size haddinizi bildirmeye geldim. Elindeki dosyayı bıraktı. Kendisini tanıtmadı. “Beni emniyete, MİT’e, Tayyip Erdoğan’a sorabilirsiniz” dedi. Hatta “Bütün parti başkanlarına sorun, herkes beni tanır. Size haddinizi bildireceğim. Sizi uyarıyorum” dedi ve dosyayı bıraktı.

    Biz de emniyeti aradık. Onlar gelip şahsı gözaltına aldı. Yönetim olarak Gazi Karakolu’na gidiyoruz. Daha sonra sizi bilgilendireceğiz. Baskılar asla bizi yıldıramayacak. Cem ibadetimiz, cemevleri ibadethanemizdir. İnancımıza sahip çıkmaya devam edeceğiz. Bu tür çapulculara asla meydanı bırakmayacağız. Laik cumhuriyette bütün renkler ile kardeşçe yaşamaya, eşit yurttaşlık mücadelemize devam edeceğiz. Herkesi kurumlarımıza sahip çıkmaya çağırıyorum.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • AKD Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi, Abdal Musa Birlik Cemi yapacak

    AKD Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi, Abdal Musa Birlik Cemi yapacak

    PİRHA-AKD Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi, 19 Aralık’ta Abdal Musa Birlik Cemi yapacak.

    AKD Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi, 19 Aralık saat 18:00’de Abdal Musa Birlik Cemi yapacak. Dede Mehmet Karabulut’un yürüteceği cem sonrasında, lokmalar da pay edilecek.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • AKD Sultangazi Pir Sultan Abdal ve Neustadt Cemevleri yol kardeşi oldu-VİDEO

    AKD Sultangazi Pir Sultan Abdal ve Neustadt Cemevleri yol kardeşi oldu-VİDEO

    PİRHA-Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi ve Neustadt AKM Cemevi, ‘Yol Kardeşliği’ projesi ile bir araya geldi. Yapılan konuşmalarda, “Yol kardeşliği Alevi inancının sosyal yardımlaşma ve örgütlenmesine vurgu yapan, Aleviliğin gelenekselleşmiş kurumsal yapılarını ülke içinde ve dışında yaşama yansıtan bir eylemdir. Yeniden bir olmak, birlikte olmak ve birlikte yürümek için yol kardeşliği geliyor” denildi.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) İstanbul Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi ile Avusturya’da bulunan Alevitien Österreich Glaubensgemeinde Wr. Neustadt Cemevi, ‘Yol Kardeşliği’ projesi kapsamında bir araya geldi. Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi’nde gerçekleştirilen etkinlik ile iki kurum, birlikte hareket etmek, birbirlerine sahip çıkmak, koruyup kollamak ve yolun öğretilerini gelecek nesillere aktarmak üzerine dayanışma içerisinde olacaklarını kamuoyuna duyurdu.

    ‘Yol kardeşliği’ projesi ile Alevi kurumları, diyaloğu, dayanışmayı, paylaşmayı diri tutarak; yolu sürdürmeye kararlı olduklarını ifade ediyor.

    Etkinlik çerçevesinde Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Örgütlenme Sekreteri ve AKD Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş, Alevitien Österreich Glaubensgemeinde Wr. Neustadt Cemevi Başkanı Kasım Akar, AABK Örgütlenme Sorumlusu Mehmet Ali Çankaya, Wr. Neustadt Cemevi Post Dedesi Mehmet Gazi ve Pir Sultan Abdal Cemevi Post Dedesi Mehmet Karabulut konuşmacı olarak yer aldı.

    “ADALET, SEVGİ, HOŞGÖRÜ İNANCIMIZIN TEMEL KAVRAMIDIR”

    Sunuculuğunu Dilek Odabaş Bakır’ın yaptığı etkinlikte, projeye dair iki kurum tarafından yapılan açıklamada ise şu ifadelere yer verildi:

    “Yol kardeşliği Alevi inancının sosyal yardımlaşma ve örgütlenmesine vurgu yapan, Aleviliğin gelenekselleşmiş kurumsal yapılarını ülke içinde ve dışında yaşama yansıtan bir eylemdir. Yeniden bir olmak, birlikte olmak ve birlikte yürümek için yol kardeşliği geliyor. Küresel anlamda giderek uzaklaşıldığı görülen adalet, sevgi, hoşgörü, inancımızın birer temel kavramıdır. Bu konuya sosyal ve psikolojik boyutlarıyla yaklaşan, farklı disiplinlere göre genel tanımlamalar yapan dünya toplumları bu üç temel kavramı beceri ve yeterlilikle değil; insani öz değerlerle anlamış durumdadır. Yol kardeşliği Alevilerin hakkaniyeti ve vicdan duygusunu gerektiğinde nasıl harekete geçireceklerini, adalet kavramının sosyal düzen ve hayatta denge ile ilgili olduğunu bizlere hatırlatacaktır.”

    “YOL KARDEŞLİĞİ, ZORDA KALDIĞIMIZDA ELİMİZDEN TUTABİLECEK”

    Alevilerin, metropollere göçü ile karşılaştığı duruma değinen Zeynal Odabaş, “Anadolu’dan büyükşehirlere ve yurt dışına göç ile inancımızdaki değerler unutulmaya, yok olmaya başladı. Musahiplik, inancımızda çok önemli bir yer tutar. Avrupa ile Türkiye’nin ‘Yol Kardeşliği’ projesi, darda, zorda kaldığımızda elimizden tutabilecek; bizi denetleyecek bir projedir. Bununla birlikte Avrupa ve Türkiye arasında köprü görevi göreceğiz. Cemevlerimiz, gençler, kadınlar bir araya gelecek.

    Yüzyıllar boyunca inancımızca yönelik devam eden katliamlar, asimilasyon politikalarına rağmen bugün bir kez daha ifade ediyoruz ki; asla haklı davamızdan vazgeçmeyeceğiz. Asla biat etmeyeceğiz. Asimilasyon politikalarına geçit vermeyeceğiz. Ülkemizdeki bütün ötekilerle kardeşçe ve bir arada yaşayarak, demokrasi mücadelesini büyüteceğiz” dedi.

    “BÜTÜN SALDIRILARA KARŞI GÜÇLERİMİZİ ORTAKLAŞTIRMALIYIZ”

    Neustadt Cemevi Başkanı Kasım Akar ise Gazi Mahallesi’nde olmaktan dolayı duydukları memnuniyeti dile getirirken; “Bu proje ile birbirimize ikrar vermemizde özellikle Sultangazi’yi seçmemizin tek bir amacı vardı. Burası Gazi Mahallesi. Direnenlerin ve direnişiyle tarih yaratan bir alanın içerisindeyiz. Biz bu tarihin bir parçası olmak istiyoruz. Yol kardeşliği; dayanışmanın, birlikte olmanın , sahiplenmenin bir adıdır. Anadolu topraklarında yüzyıllardır süre gelen olmaz ise olmazımızdır. Aslında Aleviliğin temel unsurlarıdır.

    Yola ikrar vermek musahiplikten geçer. Yolun talipleri olarak önce musahibimizi bilelim dedik. Dünyanın neresinde kim acı çekiyorsa, eziliyorsa onun yanında olmak, onlarla beraber yol yürüyebilmektir asıl olan. Bu temelde Gazi’de olmak bizim için onur. Bu tarihe herkesin sahip çıkması aynı zamanda yola sahip çıkması gerekiyor. Bütün saldırılara karşı güçlerimizi ortaklaştırabilmek, birlikte hareket edebilmek zorundayız” ifadelerini kullandı.

    AABK Örgütlenme Sorumlusu Mehmet Ali Çankaya da, “Asimilasyona karşı yol kardeşliğine ihtiyaç vardır. Bu pratikler devam ettiği taktirde ‘Dünya Aleviler Birliği’ kaçınılmaz olacaktır” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından semahlar dönüldü. Sanatçılar Metin Karataş, Gülcihan Koç ve Nurettin Güleç türküler seslendirdi. Etkinlik, lokmaların paylaşılmasıyla sona erdi.

    PİRHA / İSTANBUL

  • Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş’ın yargılandığı dava 3 Mart 2022’ye ertelendi-VİDEO

    Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş’ın yargılandığı dava 3 Mart 2022’ye ertelendi-VİDEO

    PİRHA-İmara aykırı cemevi yapmak suçlamasıyla yargılanan AKD Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş’ın 25’inci duruşması görüldü. Odabaş, duruşmada “Cenazelerimizi yıkayacak suyumuzu bile kestiler” derken; dava 3 Mart 2022’ye ertelendi. 

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş’ın, “imara aykırı cemevi yapmak” suçlamasıyla yargılandığı davanın 25’inci duruşması İstanbul Gaziosmanpaşa 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Alevi kurum yöneticileri ile birçok kişinin katıldığı celsede İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) İmar ve Şehircilik Daire Başkanlığı tarafından gönderilen yazı okundu. Okunan yazının sistemde tanımlı olmadığından dolayı detaylı inceleme yapamadıklarını ifade eden sanık avukatı, inceleme için mahkemeden süre talep etti.

    ”CENAZELERİMİZİ YIKAYACAK SUYU BİLE KESTİLER”

    Zeynal Odabaş ise bütün inançlara eşit hakların tanınması gerektiğini ifade ederek başladığı sözlü beyanında; “Diyanet’e ayrılan bütçe dört bakanlığın bütçesi ile eşdeğer ve bu bütçede Aleviler yok. Tarih boyunca inancımız yok sayıldı. Burada da inancımız yargılanıyor. Bu ülkenin vatandaşı olarak tüm sorumluluklarımızı yerine getirmemize rağmen haklarımızı alamıyoruz. Cemevinde kamu görevi yapıyoruz. Ama şu an yargılanıyoruz. Alevilerin kendi lokmalarıyla yaptığı cemevi için yıkım kararı çıkarılıyor. Bu süreçte cenazelerimizi yıkayacak suyumuzu bile kestiler. İmar kirliliği iddiasıyla verilen belediye kararını tanımıyoruz. 11 yıldır mahkemelerde sürünüyoruz. İbadet yerinin tarifini hiçbir siyasi iktidar yapamaz. İnancımızın yargılanması zulümdür. Davamıza sahip çıkıyoruz. Eşit yurttaşlık, laiklik ve demokrasi mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Cemevinin yapımı sırasında tüm yurttaşlar imece usulü gönüllülük esasıyla yardım etmiş ve çalışmıştır. Bu hususta kaçak işçi çalıştırdığımız gerekçesiyle cezalar da kesilmiştir. Savcı ve hakimlerin bağımsızlıklarını koruyarak karar vermesini istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    DAVA 3 MART 2022’YE ERTELENDİ 

    Savcı da İBB’nin yazısı ve meclis kararının eki olan planları incelemek üzere dosyanın savcılığa verilmesini talep etti. 

    Ara kararını açıklayan mahkeme, talepler için gelecek celseye kadar süre verilmesini hükmederek; duruşmayı 3 Mart 2022 gününe erteledi. 

    PİRHA / İSTANBUL

  • AKP’li belediye dava etti; Cemevi Başkanı Odabaş 21 Ekim’de yine hakim karşısında

    AKP’li belediye dava etti; Cemevi Başkanı Odabaş 21 Ekim’de yine hakim karşısında

    PİRHA-“İmara aykırı cemevi yapmak” suçlamasıyla senelerdir yargılanan AKD Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş, 21 Ekim’de 25. kez hakim karşısına çıkacak. Odabaş, “Ülkede bu kadar hırsızlık, yolsuzluk varken, Aleviler’in kendi yaptıkları bir cemevi var ama onu da yargılıyorlar. Burada yargılanan Alevilerdir, Aleviliktir” dedi.

    Alevi Kültür Dernekleri’ne bağlı Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş‘ın “İmara aykırı cemevi yapmak” ve “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek” suçlamaları ile yargılandığı davanın 25’inci duruşması 21 Ekim Perşembe günü saat 13:00’te Gaziosmanpaşa 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    “YARGILANAN ALEVİLER VE ALEVİLİKTİR”

    CAN TV‘de yayımlanan “Can’da Bu Sabah” programına katılan Odabaş, cemevinin yapım sürecinden itibaren yaşananlara değindi. Odabaş şöyle konuştu:

    “İnsanlar inançlarını yaşamaya çalışırken; devlet yetkilileri bütün yurttaşlarına fırsat eşitliği tanır. Ama Türkiye’de bu böyle değil. Tek bir inanç ve mezhebe imkanlar tanınıyor. Alevilik yok sayılıyor. 2009 yılında ihtiyaçtan kaynaklı halk bir araya gelerek bir cemevi inşa etti. Hemen arkasından yıkım kararı çıkarıldı. 11 yıldır dava devam ediyor. Ülkede bu kadar hırsızlık, yolsuzluk varken; Aleviler’in kendi yaptıkları bir cemevi var ama onu da yargılıyorlar. Burada yargılanan Alevilerdir, Aleviliktir. Hakimler yukarıdan emir bekliyor. Verilecek ceza ne olursa olsun inancımızı yaşamaya, demokrasi ve laiklik için mücadeleye devam edeceğiz.”

    ALEVİ KURUMLARI 21 EKİM’DE GÖRÜLECEK OLAN DURUŞMAYA ÇAĞRI YAPTI

    AKP Sultangazi Belediyesi, 2011 yılında Alevi Kültür Dernekleri Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi için yıkım kararı çıkararak ‘imara aykırı yapı ve çevre kirliliği’ gerekçeleriyle 198 bin liralık para cezası kesmişti. Cezanın ödenmemesi akabinde ise cemevine icra gönderildi.

    Alevi kurumları, 21 Ekim günü görülecek celseye “İnancımız yargılanıyor. Cem ibadetimiz, cemevi ibadethanemizdir. Zeynal Odabaş yalnız değildir. Alevilik vardır, Alevilik haktır” sözleriyle çağrıda bulundu.

    PİRHA / İSTANBUL

     

     

     

     

     

     

     

  • Eşini Covid’ten, evini ve eşyalarını yangında kaybetti: Artık çalacak kapımız kalmadı-VİDEO

    Eşini Covid’ten, evini ve eşyalarını yangında kaybetti: Artık çalacak kapımız kalmadı-VİDEO

    PİRHA-Covid-19 nedeniyle eşini ve işini kaybeden, mart ayında çıkan yangınla da evi ve tüm eşyaları yanan Metin Kaya, yaşanan süreci ve sorunlarını PİRHA’ya anlattı. “Artık çalacak kapımız kalmadı” diyen Kaya, “Yangından sonra Sultangazi Kaymakamlığı 5 bin, İBB ise 2 bin TL yardımda bulundu. Onun dışında hiçbir destek verilmedi. Üzülerek bekliyoruz sadece. Yetkililerin yapmış oldukları doğru şeyler değil” ifadelerini kullandı. 

    İstanbul Sultangazi Zübeyde Hanım Mahallesi’nde ya da bilinen ismiyle Gazi Mahallesi’nde ikamet eden Metin Kaya yaklaşık bir sene önce Covid-19 nedeniyle eşini kaybetti. Mart 2021’de çıkan yangınla evi ikinci kez yandı. Yangınla beraber evdeki tüm eşyalar da kül oldu. Pandeminin başlamasıyla işyeri kapanan Kaya ayrıca işsiz. Garantisi olmayan ek işler dışında bir geliri yok. Kaya ailesinin iki kızı ise lise öğrencisi olarak eğitim hayatlarına devam ediyor.

    Metin Kaya, yaşanan süreci ve sorunlarını PİRHA‘ya anlattı.

    “YANGINDAN SONRA KAYMAKAMLIK 5 BİN TL, İBB İSE 2 BİN TL VERDİ”

    Daha evvel 2006 yılında da evlerinin yandığını söyleyen Kaya, geçtiğimiz mart ayında çıkan yangınla evlerinin ve eşyalarının tümünün yandığını kaydetti. “Büyük bir enkazı kaldırdık” diyen Kaya, “Eksikliklerimiz var tabi. Mutfağımız kaldı. Sultangazi Kaymakamlığı yangından sonra 5 bin TL yardımda bulundu. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ise 2 bin TL verdi. Kullanılmış koltuklar, elbise dolabını da İBB verdi. Başka da bir yardım yapılmadı. Bir yıl kadar önce de eşimi Covid-19 nedeniyle kaybettik. İki kızımız var. Liseye gidiyorlar. Böyle bir mücadelenin içerisindeyiz” ifadelerini kullandı.

    “GIDAMIZI KOYACAK BUZDOLABIMIZ, ÇAMAŞIR MAKİNAMIZ DAHİL HİÇBİR ŞEYİMİZ YOK” 

    Kaya, belediyelerden destek göremediklerini belirtirken, “İBB olsun, Sultangazi Belediyesi olsun hiçbir destek vermiyorlar bize. Bundan da şikayetçiyiz. Mutfağımızda hiçbir şey yok. Eşyayı geçelim; tesisatımız dahi yapılmadı. Elektriğimiz yarım kaldı. Kapılarımız değişmedi. Camlarımız kırık. 80-90 bin TL kadar zararımız vardı. Kaymakamlık ile İBB’nin toplamda bize verdikleri para 7 bin lira kadardı. Biz evi bu parayla yapamadık zaten. Arkadaşlarımızın desteğiyle yaptık. 40-50 bin TL kadar masraf yapıldı ama hala evimiz bitmedi.

    Halihazırda kullanabileceğimiz eşyalarımız yok. Gıdamızı koyacak buzdolabımız, çamaşırları yıkayacak makinamız, izleyebileceğimiz televizyonumuz dahil hiçbir şeyimiz yok. İBB, Sultangazi Belediyesi ve Sultangazi Kaymakamlığı da duysun bizi. Bu felakette yalnızca 5 bin TL mi veriliyor? İBB sadece 2 bin lira verdi. İstanbul dışında yangınlar, seller olduğunda İBB ve devlet yetkilileri gidiyor fakat buraya gelen olmadı. Bundan da şikayetçiyiz” diye konuştu.

    “İBB YANGINDAN 6 AY SONRA DÖNÜŞ YAPTI”

    Yangının ardından İBB yetkililerine ulaşmaya çalıştıklarını fakat kendilerine geç dönüş yapıldığını aktaran Kaya, “Yangın çıktıktan sonraki ertesi gün İBB’yi aradık. Ama 1 ay sonra gelebildiler. O da İmamoğlu’na ulaştıktan sonra. İki arkadaş geldi. Evi görüp, yangının çıktığına inandılar. Hemen dönüş yapacağız denildi. Fakat iki ay sonra dönüş oldu. Bir ay öncesine kadar da kullanılmış koltuk, elbise dolabı, masa verildi. Başka da hiçbir şey yapılmadı.

    İBB yangından yaklaşık 6 ay sonra dönüş yaptı bize. Şu an arayan soran yok. Evdeki çalışmalar dayanışmayla oldu. Bir arkadaşımız yapabildiği kadarıyla elektrik tesisatını üstlendi. Bir arkadaşımız su tesisatını üstlendi. Ustalarımız ücretsiz çalıştı. Dostlarımızın vermiş olduğu yardımlarla burası yapılmış oldu. Ne devlet yetkilisi ne belediye eliyle herhangi bir şey yapıldı” dedi.

    “ARTIK ÇALACAK KAPIMIZ KALMADI, ÇALMAYI DA DÜŞÜNMÜYORUZ”

    Kaya son olarak Gazi Mahallesi’nde zaman içerisinde yaşananlara da değinerek, şunları söyledi:

    “Burası Gazi mahallesi. Biz burada doğduk büyüdük. Eskiden bu mahallede bir dayanışma vardı. Birisinin çatısı aksa koşardık. Böyle öğrendik bu mahallede. Ama geleneğini kaybetmiş artık. Bana yapılmadığı için söylemiyorum fakat bu mahalle bitmiş durumda. Artık çalacak kapımız kalmadı. Çalmayı da düşünmüyoruz. Üzülerek bekliyoruz sadece. Yetkililerin yapmış oldukları doğru şeyler değil.”

    Barış KOP/İSTANBUL

  • DAD’lı kadınlardan 25 Kasım çağrısı

    DAD’lı kadınlardan 25 Kasım çağrısı

    PİRHA-DAD üyesi kadınlar kazanılmış haklarından vazgeçmeyeceklerini belirterek tüm kadınları 25 Kasım’da alanlara davet etti. 

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) üyesi kadınlar, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında Gazi Mahallesi’ndeki dernek binasında basın toplantısı yaptı. DAD İstanbul Eşbaşkanı Nergiz Güzel, Lilith’ten bugüne dek erkek devlet şiddetine karşı mücadele ettiklerini belirterek, tüm kadınları kendi tarihlerini yazmaya davet etti.

    Güzel, “Biz kadınlar, karakollarda şikâyet edip, öldürülen rakamlar olduk. Biz kadınlar, iktidarın askerleri tarafında tecavüze ve ölüme mahkûm kılınan kadınlar olduk. Biz kadınlar bu kâinatın canlıları olarak ölüme peşkeş çekildik. Nerede mi? Evlerimizde. Nerede mi? Fabrikalarda. Nerede mi? Cezaevlerinde. Nerede mi? Köle pazarlarında. Nerede mi?  Erkek aklın dünyasında” ifadelerini kullandı.

    “ÖZ SAVUNMA HAKTIR” 

    Nergiz Güzel, “Biz kadınların mücadelesi, köleleşmeyen toplumlardır” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Biz kadınların mücadelesi, mahkum eden kolektif, eşitlikçi ve ekolojik bir toplumun hayat bulmasıdır. Erkek şiddeti karşısında meşru olan hakkımız, öz savunmadır. Erkek aklın devamı olan töre ve namus cinayetleri, berdel, küçük yaşta evlilik, çok evlilik, başlık parası gibi konular karşısında zihinsel, kültürel ve sosyal olarak en etkili mücadele yöntemleriyle karşı durmalıyız.

    Biz kadınlar olarak kazanılmış hiçbir hakkımızdan vazgeçmeyeceğiz ve dayanışma ile hayatlarımızı savunmaya devam edeceğiz. Tüm alanlarda mücadeleyi büyütüp, kendimizi savunacağız.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Pir Karabulut: Alevi inancının tasavvufi derinliklerini anlatan çalışmalar başlatacağız-VİDEO

    Pir Karabulut: Alevi inancının tasavvufi derinliklerini anlatan çalışmalar başlatacağız-VİDEO

    PİRHA-Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Dedesi, Baba Mansur Ocağı’ndan Mehmet Karabulut, Dedeler Kurulu’nu ve yaptıkları çalışmaları, hizmetleri PİRHA’ya anlattı. Karabulut, Alevi inancının tasavvuf derinliklerini ifade ediş biçimlerini anlatmak için çalışmalar başlatacaklarını söyledi. 

    Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevinde toplumsal dayanışmalar eşliğinde çalışmalar devam ediyor. Cemevinde Yol’u geleceğe taşımak için eğitimler düzenleniyor, ihtiyaç sahibi öğrencilerle burs vermek isteyen yardımseverler buluşturuluyor.

    Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Dedesi, Baba Mansur Ocağı’ndan Mehmet Karabulut, Dedeler Kurulu’nu ve yaptıkları çalışmaları ve hizmetleri PİRHA’ya anlattı.

    Karabulut, “Duyarlı olan Alevi canlarımız, yoldaşlarımız ‘Dedeler Kurulu’ kurulması için teklifte bulunmuşlardı. Zaman, zaman toplumun beklentileri olan veya cevapsız kalan, eksik kalan konularını, Yol erkanlarını tamamlayabilmek için bir ‘Dedeler Kurulu’ kurduk” dedi.

    DEDELER KURULU’NUN AMACI

    Pir Mehmet Karabulut, Dedeler Kurulu’nun nasıl kurulduğunu ve amacını şöyle anlattı:

    “Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi, Habipler Cemevi, Gazi Şehitler Cemevi, Gazi Eğitim ve Kültür Vakfı’nın da katkıları ile Dedeler Kurulunu kurduk. Tabi, bunun sayısı daha sonra büyüdü. Tüm Cemevleri ile birlikte bir kurul oluştu ve bu kurul kurulurken hemen hemen hiçbir dedeyi ayırmadan cemevine davet ettik. Kendileriyle sohbet ettik, muhabbetler ettik, yolumuzun ve inancımızın akademik boyutunda Alevi toplumuna nasıl hizmet verebileceğini, inancımızın bu kaosun içerisinde, bu çıkmazın içerisinde inancımızı ve tarihimizi, toplumumuza, taliplerimize, canlarımıza nasıl anlatabiliriz, diye toplantılar yaptık. Fakat bu kurulu kurarken biz çok hassasiyetle davrandık, çok seçici davrandık. Bu arada zaman zaman buna karşı gelen fikirlerimizi ve düşüncelerimizi beğenmeyen, benimsemeyen arkadaşlarımız oldu. Sonuç itibari ile aşağı yukarı 4 yıllık bir süre Dedeler Kurulu çalışmaları devam etti. Kuruluş aşamasında bir dönem Dedeler Kurulu Başkanlığını yaptım. Sağ olsunlar.!  Bizler de elimizden geldiği kadar katkıda bulunmaya çalıştık.”

    DEDELER KURULU NELER YAPTI?

    Yedi Ulu Ozanlar’ı tanıtan bir program yaptıklarını anlatan Karabulut, “Sonra, bizim daha önceki dönemlerde, bizimle çalışmalar yapan ve ayrılan dostlarımızın isteğiyle, özellikle Doğu Anadolu Bölgesi, Dersim’de kırsal yörelerde örf adet ve geleneklerimiz içeresinde olan bir Hızır paneli, Gağan paneli yaptık. Eski yılın bitmesi, yeni yılın başlaması anlamına gelen Gağan etkinliğinde, yeni yılı kutlama amaçlı lokmalar verdik. 2 Temmuz anması yaptık. Dedeler Kurulu olarak taliplere gittik. O talipler bize hak lokması verdiler. Öyleyse gelin de bu defa da biz bir olalım, taliplerimize bir Hak lokması verelim dedik. Bu teklif çokta hoşlarına gitti. Dedelerimiz ile birlikte ‘Hak lokmasını ’da Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevinde verdik. Burada bu, ‘Hak lokmasını’ verirken aynı zamanda Aleviliğin temel esasları ile alakalı bilgilendirme amaçlı da bir cem yaptık, çok coşkulu ve güzel geçmişti” dedi.

    “ÖĞRENCİLER İLE YARDIM ETMEK İSTEYEN CANLARI BULUŞTURDUK”

    Dedeler Kurulu’nun yardımlaşma amaçlı çalışmaları olduğunu belirten Pir Mehmet Karabulut, şunları aktardı:

    “Bu yardımlaşma aslında sadece manevi olarak yapıldı. Ama zaman zaman da maddi sıkıntı içeresinde olan, kendi imkanlarını finanse edemeyen öğrenciler için birçok canımız katkıda bulunmak için cemevlerimize böyle bir teklif getirmişti. Bu konuda Gazi Eğitim Kültür Vakfı’nın hakkını inkâr etmemek lazım. Çok güzel bir girişimde bulundular. Zannedersem 100- 130’un üzerinde öğrenciye burs verdiler. Hak lokmalarını Divanı Ehlibeyt kabul eylesin. Gerçekten çok güzel çalışmalar oldu.”

    “ALEVİ İNANCININ TASAVVUF DERİNLİKLERİNİN ANLAŞILMASI İÇİN ÇALIŞMALAR YAPACAĞIZ”

    “Dedeler bir araya geldik bir karar aldık” diyen Pir Karabulut, “Yol ve Erkan’da dedelerin hizmetleri nelerdir? Dedeler ne yapabilir? Mesela, bir dedemiz bir talibin ocağına, hanesine gittiğinde onun sofrasında bir gülbank verecek ise bir Hak kelamı edecek ise, bir cem yapacak ise ya da bir canı dardan indirme erkanı yapacak ise bu gibi konularla alakalı 8-9 Ocakzade olan pirlerimize eğitim verdik. Daha sonra da bu eğitimlerine karşılık başarılardan dolayı kendilerine sertifikalarını verdik. Bunun yetersiz olduğunu biliyorduk. Daha sonra dedelerimizin muhabbetlere katılıp, Alevi inancının tasavvuf derinliklerini ifade ediş biçimlerini anlaması için de çalışmalar başlatacağız. Bunu yakın zamanda devam ettireceğiz” bilgisini verdi.

    “BİZE HAS OLAN ESASLARI GELECEK KUŞAKLARA VEREBİLMEK GAYRETİNDEYİZ”

    Pir Mehmet Karabulut, “Şu anda yeğenlerime, çocuklarıma, Sultan Gazi Pir Sultan Abdal Cemevinde Post Dedesi olarak kendi yetkimi kullanıp, dedelerimize eğitim veriyorum. Bu süreç gerçekten çok da dolu dolu ve verimli geçiyor” diyerek şöyle devam etti:

    “Kırsal yörelerden kalkıp gelen, kent hayatın içeresinde, bu varoşlarda kendisini ifade edemeyen, talip olsun, dede olsun, benim için bir şey fark etmiyor. Ama öncelikle şuna çok dikkat ettik: Kendini maddi imkânlara kaptırıp manevi değerlerini kaybeden Ocakzade ve Pir olduğunu dahi bilmeyen, bilip ama nasıl yerine geleceğini, getirileceğini dahi bilmeyen dedelere bu fazileti, bu feyzi verme gayreti içerisinde olduk. Yani çok olağanüstü bir şey değil ama en azından atalarımızın, babalarımızın natürel dediğimiz özü bozulmayan hatta onun öfkesi, hatta kızması bile bize şirin gelen, haklı gelen o güzel sözlerinden pay alarak, o paydan da bu güzelliği bizden sonra gelecek olan kuşağa verebilmek gayreti içerisindeyiz. Dedeler Kurulu bunun için kuruldu. Yalnız burada tabi birkaç kritik soru var. Bu kritik soruların en önemlisi de yaygınlaştırabilmek yani alt yapısını oluşturup Alevi toplumunu temel esaslarına dayalı örf, adet ve inanç geleneklerine ve inançlarına dayalı, bize has olan, bize özgü olan görgü kurallarını insanlara nasıl ulaştırabiliriz? Ancak eğitimle olur, dedik.”

    “DEDELER ESKİDEN KÜLTÜRÜ YAŞAYARAK BÜYÜR KEMALE ERERDİ”

    Pir Karabulut eskiyi ve bugünü karşılaştırarak, “Dedelerin evvelden şöyle bir avantajı vardı. Çocuk o evde doğduysa, O evdeki, o hanenin, ocağın, o ateşinde güzelce pişerdi, olgunlaşırdı. O erkana göre, o inanca göre kültürü yaşayarak büyür kemale ererdi. Şimdi böyle bir imkân ortadan kalktı. Bu imkân kalkınca da bu sefer ister istemez, mecburen eğitim amaçlı en azından kendi bilgi ve birikimimizi veya atalarımızın babalarımızın ecdadımızın o bilgi ve birikimini bir sonraki kuşaklara anlatabilmek gerekliliği bize kaldı” diye konuştu.

     “‘BEN OLDUM’ YANILGISINA DÜŞMEMEK LAZIM”

    Pir Mehmet Karabulut, “Akademik anlamda yani anlatabilme yöntemi kullandığımız, dili, üslubu çok iyi kullanmamız lazım. Çünkü insanlar çok hassas, çok nazik, vakıf olmamış olduğu anlamamış olduğu bir düşünceye karşı anlamadığı için de çok kolay tepki verebiliyordu. Zaman zaman biz bunlarla da karşılaştık. Kişi tam yetkinliğe ulaşmadan, daha o olguyu iligine, kemiğine kadar yaşamadan bir anda ‘ben oldum’ moduna düşer gibi durumlar ile karşı karşıya kaldık. Ama yılmadık, yolumuzun bir bireyiyiz biz. Biz var olduğumuz sürece de elimizden geldiği kadar anlatmaya gayret edeceğiz” değerlendirmesinde bulundu.

    Cebrail ARSLAN-Ayhan KARDAŞLAR/İSTANBUL

     

  • Cemevinde 10 yıldır gönüllü çalışıyor: ‘Hizmetlerimiz Hakk için, insanlık için’-VİDEO

    Cemevinde 10 yıldır gönüllü çalışıyor: ‘Hizmetlerimiz Hakk için, insanlık için’-VİDEO

    PİRHA- Karanfil Caylak 10 yıldır Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevinde gönüllü hizmet veriyor. Cemevinin temelinin atılmasından bu yana hizmet eden Caylak, “Hizmetlerimiz Hakk için, insanlık için” diyor.

    10 senedir Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevinde hizmet eden Karanfil Caylak, gönüllü olarak yaptığı çalışmaları anlattı.

    Karanfil Caylak, “Başkanlarımızla, arkadaşlarımızla cemevimizi yaptıktan sonra ne hizmet gerekiyorsa elimizden geldiği kadarıyla o hizmetleri yaptık. 12 hizmeti de yaptık. Cemlermizi de yapıyoruz. Yeri geldiğinde aşçılık da yapıyorum. Hepsini gönüllü yapıyorum” dedi.

    CEMEVİNİ AYAKTA TUTMAK İÇİN

    Cemevinin ayakta durması için çabaladıklarını belirten Caylak, şöyle konuştu:

    “Cemevimizde arkadaşlarımızla yeri geldiğinde temizliğini de yapıyoruz. Cemevimizi ayakta tutmak için maddi ve manevi yardım da ediyoruz. Çok güzel bir ekibimiz var. Maddi olarak zor oluyor ama birbirimizle dayanışma içinde olduğumuz için hepsini aşıyoruz. Temizlik işini yemeği bir arkadaşımla yapıyoruz. Cemevimiz ayakta dursun, diye çalışıyoruz.
    İyi bir dayanışmayla burada yol aldık. 10 senedir her 12 İmamda (Muharrem ayı) yemekleri biz yapıyoruz. Gönüllü olarak yapıyoruz. Parayla bir işi yaptığımız yok burada. Hizmetlerimiz Hakk için, insanlık için, 12 İmam için, her hizmeti elimizden geldiğince yapmaya çalışıyoruz.”

    LOKMALARI PAYLAŞMAYA ÇAĞRI

    Muharrem ayının önemine değinen Karanfil Caylak, “Kerbela’daki Fatma Anamızın, Zeynep Anamızın yolundan gitmeye uğraşıyoruz. Duyduğumuz bildiğimiz kadar, onların yolu güzel bir yoldu, lokmalarını paylaşıyorlardı, hizmetlerini yapıyorlardı. Halkının önderleriydiler. Biz de onları takip etmeye uğraşıyoruz. Yerleri ışık olsun” diyerek insanları lokmalarını paylaşmaya davet etti.

    (PİRHA/İSTANBUL)