Etiket: sümeyye boz

  • Varto’da 24 Nisan’da yapılacak ‘JES’e Hayır’ mitingi için esnaf ziyaret edildi-VİDEO

    Varto’da 24 Nisan’da yapılacak ‘JES’e Hayır’ mitingi için esnaf ziyaret edildi-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Muş Milletvekili Sümeyye Boz, Varto Belediye Eşbaşkanları Gıyasettin Aydemir ve Gülbahar Kaya’nın katılımıyla 24 Nisan’da yapılacak ‘JES’e Hayır’ mitingine katılım için esnaf ziyaretinde bulundu. Sümeyye Boz, “Varto satılık değildir. Tüm doğa savunucularını Varto’ya ses vermesini bekliyoruz” dedi.

    Muş’un Varto (Gimgim) ilçesine bağlı16 köyü etkileyecek Jeotermal Enerji Santrali (JES) projesine karşı 24 Nisan’da ‘JES’e Hayır’ mitingi yapılacak. Varto Ekoloji Platformu da, JES projesine karşı yapılacak miting için kent esnafını ziyaret etti.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Muş Milletvekili Sümeyye Boz, Varto Belediye Eşbaşkanları Gıyasettin Aydemir ve Gülbahar Kaya, DEM Parti İl Eş Başkanı Çiçek Tutuş’un yanı sıra demokratik kitle örgütü ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinde destek verdiği ziyarette konuşan Sümeyye Boz, JES’in tehlikelerine dikkat çekti.

    Sosyal medya üzerinden akşam yapılacak Hastang (#) çalışmasına katılım çağrısında bulunan Sümeyye Boz, “Varto satılık değildir. Tüm doğa savunucularını Varto’ya ses vermesini bekliyoruz” dedi.

    Ziyarette JES projesine dair hazırlanan bilgilendirme broşürleri dağıtıldı.

    PİRHA/VARTO

  • Varto’da mera alarmı: JES projesi hayvancılığı bitirir, göçü artırır!

    Varto’da mera alarmı: JES projesi hayvancılığı bitirir, göçü artırır!

    PİRHA- Milletvekili Sümeyye Boz, Varto ilçesinde 16 köyü kapsayan Jeotermal Enerji Santrali için yürütülmek istenen faaliyetlere karşı yerel halkın itirazlarını paylaştı. JES faaliyetleriyle birlikte bölgenin temel geçim kaynağı olan hayvancılığın tehlikeye gireceğini söyleyen Boz, göç baskısına da dikkat çekti.

    Muş’un Varto (Gimgim) ilçesinde 16 köyü kapsayan ve yüz ölçümü 453 bin 494.83 metrekare olan mera vasıflı alanın 5 bin 560.13 metrekarelik kısmı üzerinde, Jeotermal Enerji Santrali (JES) faaliyeti yürütülmek isteniyor.

    IGNIS H2 Enerji Üretim Anonim Şirketi tarafından “Jeotermal kaynak arama projesi kapsamında sondaj çalışması” talebi, Muş Valiliği İl Komisyon Başkanlığı tarafından onaylandı. Köylüler ise JES faaliyetine karşı duruyor.

    Sondaj faaliyetinin; Tanzik (Armutkaşı), Tata (Güzelkent), Hemug (Küçüktepe), Corsan (Yeşildal), Xwarik (Çallıdere), Kasıma (Köprücük), Emera (Onpınar), Zengena (Güzeldere), Mengel (Alabalık), Kuzik (Gölyayla), Civarka (Kartaldere), Canesera (Dağcılar), Xaşxaş (Eryurdu), Uskira (Çaylar), Şorik (Tuzlu), Şeman (Taşlıyayla), Gadiza (Ozankent) ve Badan (Teknedüzü) köylerini doğrudan etkileyeceği belirtiliyor.

    DOĞAL KAYNAKLAR TEHLİKE ALTINDA!

    DEM Parti Muş Milletvekili Sümeyye Boz konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına taşıdı. Milletvekili Boz, Jeotermal Enerji Santralinin kurulması halinde tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin sürdürülemez hale gelebileceği, yeraltı ve içme su kaynaklarının zarar görebileceğine dikkat çekti. Boz, “göç baskısı” konusunu da gündemde tutarak “Köy halkı ve muhtarlar tarafından Muş Valiliği ile İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’ne sunulan itiraz dilekçelerinde, 4342 sayılı Mera Kanunu uyarınca mera alanlarının kamu yararı gözetilerek korunması gereken alanlar olduğu vurgulanmasına rağmen söz konusu taleplerin reddedildiği anlaşılmaktadır. Bu bilgilerle beraber de mevcut projenin Karlıova (Kanireş)-Varto (Gimgim) deprem fay hattı üzerinde olduğu da bilinmektedir” dedi.

    “İTİRAZ DİLEKÇELERİ HANGİ GEREKÇELERLE REDDEDİLDİ?”

    Milletvekili Sümeyye Boz, konuyla ilgili Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’ya bir dizi soru iletti. Boz, mera vasıflı alanın tahsisine ilişkin kamu yararı kararının hangi bilimsel ve teknik gerekçelere dayandırıldığının cevabını talep etti. Sümeyye Boz, yürütülmesi planlanan faaliyetlerin, bölgenin temel geçim kaynağı olan hayvancılığa etkisine de değinerek şu soruları yöneltti:

    “Projenin uygulanması halinde bölgede yer alan yeraltı su kaynakları, içme suyu rezervleri ve ekosistem üzerindeki olası etkilerine ilişkin hidrojeolojik veya çevresel etki değerlendirme çalışması yürütülmüş müdür?

    Sondaj faaliyetlerinin ilerleyen aşamalarda JES kurulumu ile sonuçlanması halinde, bölgede yaşayan yurttaşların yerinden edilme veya geçim kaynaklarını kaybetme riskine karşı herhangi bir sosyal etki değerlendirme raporu hazırlanmış mıdır?

    Projeden etkilenecek köylerde yaşayan yurttaşların bilgilendirilmesine ve karar alma süreçlerine katılımına yönelik herhangi bir yerel danışma veya rıza mekanizması işletilmiş midir?

    Bölge halkının sunduğu itiraz dilekçeleri hangi gerekçelerle reddedilmiştir? Bu itirazlara ilişkin değerlendirme raporları kamuoyuyla paylaşılacak mıdır?

    Mera vasfı taşıyan alanların enerji yatırımları kapsamında kullanımına izin verilmesinin, kırsal yaşamın sürdürülebilirliği ve gıda güvenliği üzerindeki etkilerine ilişkin Bakanlığınızca yürütülen bir politika değerlendirmesi bulunmakta mıdır?”

    PİRHA/ANKARA

  • Karakoçan’da ‘Jineoloji ve demokratik siyaset’ paneli yapıldı- VİDEO

    Karakoçan’da ‘Jineoloji ve demokratik siyaset’ paneli yapıldı- VİDEO

    PİRHA- Karakoçan’daki festival kapsamında yapılan “Jineolojî ve demokratik siyaset” panelinde konuşan DEM Parti Milletvekili Sümeyye Boz, kayyım politikalarının öncelikli olarak kadın kazanımlarına saldırdığına işaret ederek, “Bu birimlerin kapatılması ve çalışmalarının durdurulmasının her biri aslında topyekün bir siyasetin önünü kapatmaktır” dedi.

    Elazığ’ın Karakoçan ilçesinde bu yıl 1’incisi düzenlenen Kültür ve Doğa Festivali’nde “Jineolojî ve demokratik siyaset” paneli yapıldı. Panele Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Muş Milletvekili Sümeyye Boz ve Jin Dergi editörü Rojda Yıldız katıldı.

    “SİYASETİN ERİL OLMASI KADINLARI UZAKLAŞTIRIYOR”

    Moderatörlüğünü Sarya Özgür’ün yaptığı panelde ilk olarak konuşan Milletvekili Sümeyye Boz, politika ve siyasetin erkek egemen olduğunu ve bu nedenle bağlamından koparıldığını belirtti. Boz, erkek egemen sistemin tahakkümünü sürdürebilmek için kadınları siyaset başta olmak üzere yaşamın tüm alanlarından uzaklaştırdığını ifade etti.

    Parti olarak kadın odaklı bir perspektifle siyaset yaptıklarını, yerel yönetimlerde ise kayyımla birlikte kadın kazanımlarına saldırıldığına dikkat çeken Boz, “Kayyımın ilk işi kadın birimlerini kapatmak oldu. Bu birimlerin kapatılması ve çalışmalarının durdurulmasının her biri aslında topyekün bir siyasetin önünü kapatmak olduğunu anlamak gerekiyor. Kapitalist Modernite dediğimiz bu sistemin rejimin karşısında Demokratik Modernite kendini bir umut olarak inşa ediyor. Bu sadece Türkiye ya da Kürdistan da değil, bütün ülkelerde, devletli ya da devletsiz olan bütün topluluklarca kabul edilen ve onlar için çizilen yoldur” dedi.

    “DÜNYA HEP ERKEK AKLIYLA YÖNETİLDİ”

    Jin Dergi editörü Rojda Yıldız ise, son 200 yılda inşa edilen demokrasinin “biricik” olarak lanse edildiğini vurgulayan Yıldız, bunun altında yatan aklın da erkek aklı olduğunu belirtti. Son 15 yıldır jineolojî çalışmalarıyla kadın mücadelesinin kök saldığı alanlarda mücadele ettiklerini anlatan Yıldız, “Dünya şimdiye kadar erkekler için ve erkek aklı ile yönetildi. Bugünkü siyasete dair yansıma da bunun bir sonucudur. Erkek filozoflar, erkek siyasetçiler, erkek bilim insanları, kadını yok sayarak, bugünü yorumlardılar. Jineolojî dünyayı yeniden yorumlamaya talip olan bakış açısıyla, kadının aslında merkeze konulduğu, yeniden dünyayı yorumlamaya çalışan bilim” ifadelerini kullandı.

    Panel soru-cevap bölümüyle son buldu. Ardından Koma Jinên KAYY-DER sahne aldı.

    PİRHA/ ELAZIĞ

  • “Eşit, özgür ve yerel demokrasilerin güçleneceği bir yapı inşa ediyoruz”

    “Eşit, özgür ve yerel demokrasilerin güçleneceği bir yapı inşa ediyoruz”

    PİRHA- Van’da yapılan kadın çalıştayında konuşan Van Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Neslihan Şedal, “Rejimin eril, sömürgeci, ayrımcı politikalarına karşı eşitlik ve özgürlük bayrağının yükseleceği, merkezileşmeye karşı yerel demokrasilerin güçleneceği bir yapı inşa ediyoruz ” dedi. 

    Van Büyükşehir Belediyesi tarafından 2025-2029 Kadın Stratejik Planlama Çalıştayı düzenlendi. Kentte bir otelde düzenlenen çalıştaya Kürt siyasetçi Sebahat Tuncel, DEM Parti Muş Milletvekili Sümeyye Boz, Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Neslihan Şedal, Büyükşehir Kadın Politikalar Başkanı Refike Sönmez konuşmacı olarak katılırken, DEM Parti’nin 14 kadın belediye eşbaşkanı, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD), Tevgera Jinên Azad (TJA), DEM Parti Kadın Meclisi üyeleri, Barış Anneleri Meclisi üyeleri, STAR Kadın Derneği’nin yanı sıra çok sayıda sivil toplum örgütünün kadın temsilcisi ve üyeleri katıldı.

    “KADINLAR KENDİ GELECEKLERİNİ KURACAK”

    Jinnews’te yer alan habere göre; çalıştayın açılış konuşmasını yapan Van Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Neslihan Şedal, çalıştayın kadınların kendi geleceklerini kendi elleriyle örmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koyduğunu ifade etti. Bir kentin, ülkenin veya dünyanın geleceği planlanırken, bunun kadın olmadan olamayacağını defalarca ispatlamış bir gelenekten geldiklerini söyleyen Şedal, “Bu nedenle bir söz kurulurken, bir karar verilirken, bir planlama yapılırken, en iyi ve güçlü sözü bizler söyleyeceğiz. Bunun için tam bir kararlılık içerisindeyiz. Nitekim yerel yönetimlerde ve diğer tüm kurumsal yapılarda var olan eşbaşkanlık sistemi bunun ispatı niteliğindedir. Bunun için çokça bedel ödedik. Ama azim ve kararlılığımızdan zerre bir şey kaybetmedik. Belki de bizleri bu kadar dirayetli ve ayakta tutan gerçeklik bu kararlılıktır” dedi.

     “YEREL YÖNETİMLER KADINLA BAŞLAR”

    Van zaferi ve 14’te 14 yapmanın kendilerine büyük bir sorumluluk yüklediğini ifade eden Şedal, şöyle devam etti:

    “Kentlerimizi kayyımların tahribatından kurtarmak için yola çıktık ve tüm çabamız daha yaşanılır kentler oluşturmaktır. Rejimin eril, sömürgeci, ayrımcı politikalarına karşı eşitlik ve özgürlük bayrağının yükseleceği, merkezileşmeye karşı yerel demokrasilerin güçleneceği bir yapı inşa ediyoruz. Yerel demokrasi kadın ile başlar. Kadın özgürlükçü belediyeciliği amasız fakatsız devam ettireceğimizi ısrarla vurguladık. Bizim yönetimimizde özgür ve eşit bir yaşam için kadınlar özgün ve özerk olarak örgütlenir. Eşbaşkanlık ve eşit temsiliyet bunun vücut bulmuş halidir. Bizler kentlerimizi ayrımcılıktan, eşitsizlikten ve cinsiyetçilikten arındırdığımız müddetçe başarılı bir yerel yönetimden bahsedebiliriz. Erkek şiddetine karşı her alanda etkili mücadele yürütebilirsek anlamlı bir iş yaptığımızdan söz edebiliriz. Kadınların toplumsal, ekonomik ve kültürel gelişimini destekleyecek projeleri hayata geçirdiğimiz oranda gerçek manada varlığımızdan bahsedebiliriz. Şiddetsiz bir yaşamın olanaklarını kadınlarla birlikte inşa edeceğiz.”

    “EŞİTLİKÇİ BÜTÇE MODELLERİ YARATMALIYIZ”

    Halkın tercih ve ihtiyaçlarını esas alan demokratik, katılımcı, ekolojik, kadın özgürlükçü bir kent planlamasının mümkün olduğunu ifade eden Şedal, engelsiz kent, enerjisini üreten kent, kadın kenti, sakin kent, ekolojik kent gibi pilot belediyecilik uygulamalarını hayata geçirmeleri gerektiğini söyledi. Neslihan Şedal konuşmasını, “Siyasal alanda olduğu gibi iktisadi alanda da demokratikleşme ve yerelleşmeyi büyütmemiz gerekiyor. ‘Bütçe haktır ve halkındır’ ilkesi etrafında; katılımcı, toplumsal cinsiyete duyarlı ve ekolojik bütçe modelleri yaratmamız gerekiyor. Güçlü yerel demokrasi için toplumcu ekonomiyi esas almalıyız. Tüm belediyelerimizde engellilere, yaşı ilerlemiş bireylere, çocuklara, kadınlara, yoksullara, mültecilere ve diğer dezavantajlı bırakılan gruplara öncelik vermeliyiz. Bunları başarmak elbette ki kolay olmayacaktır. Ancak azim ve kararlılığımız bu zorlukların da üstesinden gelecektir. Nasıl ki bu büyük bir özveri ve çabayla kentlerimizi kayyım belasından kurtardıysak ve 14’te 14 yaparak bir ilke imza attıysak, bu hizmetlerin pratikleşmesini de sağlayabiliriz” diyerek bitirdi.

    “KADINLARIN SÖZ KURMASINI ÖNEMSİYORUZ”

    Ardından konuşan DEM Parti İl Eşbaşkanı Gülşen Kurt, “31 Mart seçimlerinde önemli bir başarı elde ettik. Bizler başarının ardından demokratik, ekolojik kadın eşitlikçi paradigma ile çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bugün burada bulunan tüm kadınların stratejik planda yer alması söz kurması bizler için çok önemli. Burada 5 yıllık çalışma planına dair kadınların söz kurmaları ve fikirlerini paylaşmaları bizler için çok önemlidir” ifadelerini kullandı.

    Konuşmaların ardından belediyenin kadın çalışmalarına dair sinevizyon gösterimi yapıldı.

  • ‘Savunmaya Özgürlük Platformu’ kuruldu: Savunmayı Savunacağız! -VİDEO

    ‘Savunmaya Özgürlük Platformu’ kuruldu: Savunmayı Savunacağız! -VİDEO

    PİRHA- Hukuk örgütleri, 5 Nisan Dünya Avukatlar Günü’nde “Savunmaya Özgürlük Platformu”nu kurdu. Yapılan açıklamada, “Bu platformun, savunma mesleğine yönelen saldırılar karşısında gücünü birliğinden alan bir kalkan oluşturabilmesini ama aynı zamanda toplumun geniş kesimlerinin savunma hakkının da bir güvencesi olabilmesini umuyoruz” denildi.

    Yargılanan meslektaşlarının yargılama süreçlerini takip etmek ve dayanışma göstermek amacıyla yan yana mücadele eden hukuk örgütleri, 5 Nisan Dünya Avukatlar Günü’nde “Savunmaya Özgürlük Platformu”nu kurdu.

    Kuruluş deklarasyonunu paylaşmak üzere Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Ankara Şubesi’nde basın toplantısı düzenlendi. Toplantıya hukukçuların yani sıra DEM Parti Milletvekilleri Sümeyye Boz, Ömer Faruk Hülagü, Ferit Şenyaşar, DEM Parti Hukuk Eş Sözcüsü Öztürk Türkdoğan katıldı.
    Açılış konuşmasını Toplumsal Hukuk Derneği’nden Barış Barışık yaparken, basın metnini Avukat Şevin Kaya okudu.

    “MUHALİF TÜM KESİMLER GİBİ BİZLER DE SALDIRI DALGASINDAN NASİBİMİZİ ALIYORUZ”

    Şevin Kaya, “yargı mekanizmasının tüm gövdesiyle siyasal iktidara bağlandığı, hukuk güvencesi ilkesi yerine keyfiliğin norma dönüştüğü bir dönemden geçiyoruz” dedi. Kaya, şunları söyledi:

    “Avukatlar olarak bu ağır şartlar altında bir yandan mesleğimizi icra etmeye çalışıyor, diğer yandan toplumun devrimci, demokrat, yurtsever yahut en geniş tanımıyla muhalif tüm kesimleri gibi bizler de bu saldırı dalgasından her gün nasibimizi alıyoruz.
    Özünde adalet mücadelesi; avukatların toplumsal savunma mesleğinin öznesi olmalarının sonucu olarak esasen temsil ettikleri değerin müvekkilleri değil, müvekkillerinin tarihsel ve toplumsal hakları olduğunu, avukatlıklarını yaptıkları kişi/talep/değer üzerinden suçlanmamalarını, cezalandırılmamalarını sağlayacak uluslararası ilkeler geliştirmiştir. Ne var ki ulusal ve uluslararası kazanımlarımız, avukatın savunma dokunulmazlığı, müvekkiliyle özdeşleştirilmemesi kuralı, bağımsız ve kamusal örgütlenme hakkı tehlike altındadır. Avukatlar, mesleki/deontolojik/etik ilke ve kuralların ihlali dışında, mesleki sınırlar içindeki faaliyetleri sebebiyle veya müvekkillerine isnad edilen suç ile özdeşleştirilerek, yargılanmakta, tutuklanmaktadır.

    Avukatın müvekkiline gözaltında susma hakkını hatırlatması, hapishaneleri “ısrarla” ziyaret etmesi gibi mesleki faaliyetlerinin kriminalize edilmesinin yanında, bugün müvekkillinin cezaevi hesabına “para yatırmak”, “kitap göndermek” gibi etkinlikler suçlama konusu olabilmektedir. Siyasi operasyonlar kapsamında gözaltına alınan kişilere “avukatını nereden buldukları”, banka hesapları üzerinden gönderdikleri avukatlık vekalet ücretleri dahi isnada dönük ifade sorusu olarak yöneltilmeye başlanmıştır. Gözaltı takipleri, hapishane ziyaretleri, savunma dilekçe ve/veya beyanları, işkence ve kötü muameleye ilişkin açıklamalar örgütsel bağlantı izafıyla karşılaşmaktadır.”

    “MESLEKTAŞLARIMIZ DEFALARCA MESLEKİ FAALİYETLERİ NEDENİYLE HEDEF ALINDI”

    2 gün önce Çağlayan Adliyesi’nde ve Van ilinde Van halkının iradesinin gasp edilmesine karşı toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını kullanmak isteyen meslektaşlarının keyfi şekilde engellenmek istendiğini ve işkence ile gözaltına alındığını hatırlatan Kaya, “Şubat ayında masumiyet karinesi, avukatın müvekkiliyle özdeşleştirilmesi yasağı gibi en temel ilkeler göz ardı edilerek meslektaşlarımız Nazan Betül Vangölü Kozağaçlı, Seda Şaraldı ve Didem Baydar Ünsal tutuklandı. Hemen ardından Antalya’dan meslektaşımız Av. Şüheda Ronahi Çiftçi de tutuklandı. Meslektaşlarımızın tutuklanma gerekçeleri farklı olsa dahi her iki örnekte de ana akım medyaya haklarında asılsız bilgiler servis edildi, hedef gösterildiler, linç edilmek istendiler. Avukatlığa yönelen saldırıların yeni olmadığını elbette biliyoruz. Daha önce de onlarca meslektaşımız gözaltı, tutuklama, soruşturma, sürgüne maruz kaldı ve onlarca meslektaşımız katledildi. Meslektaşlarımız defalarca mesleki faaliyetleri nedeniyle hedef alındı. Bu anlamda bugün yaşananların dönemsel olmadığını biliyoruz. Aksine bağımsız savunma, bağımsız avukatlık, sosyal, siyasal ve ekonomik olarak uzunca bir süredir tehlike altında. Avukatlık mesleği, bir bütün olarak tehlike altında ve toplumsal işlevinden arındırılmak istenmekte” dedi.

    Açıklamaya şöyle devam edildi:

    “Bizler, avukatlık mesleğini toplumsal mücadelenin yanında, halkların, ezilenlerin, muhaliflerin, yoksulların hak ve özgürlüklerini koruma ve güçlendirme çabasıyla yürüten avukatlarız. Bu anlamda bizleri hedef alan bu saldırıların esasında toplumsal muhalefeti hedef alan saldırılarla içiçe geçtiğinin bilincindeyiz. Mesleğimizin temel prensiplerini koruma ve saldırıların en doğrudan hedefi haline gelmiş meslektaşlarımızla dayanışma mücadelesini memleketin genelindeki adalet mücadelesinden ayrıksı görmüyoruz. Her geçen gün daha da sertleşen bu iklimde bir araya gelerek direnç göstermek ve mücadele etmekten başka bir çıkış olmadığını çok ama çok iyi biliyoruz.

    “DİRENECEĞİZ”

    Şevin Kaya, Savunmaya Özgürlük Platformu’nun, savunma mesleğine yönelen saldırılar karşısında gücünü birliğinden alan bir kalkan oluşturabilmesini ama aynı zamanda toplumun geniş kesimlerinin savunma hakkının da bir güvencesi olabilmesini umduklarını belirterek ne yapılması gerektiğini şöyle sıraladı:

    Bu koşullar altında, hem mesleki haklarımızda, hem de bir bütün olarak temel hak ve özgürlüklerimizde direneceğiz! Kendisini direnme hakkının kullanımıyla inşa eden insan haklarında direneceğiz! Ulusal ve Uluslararası kazanımlarımızda direneceğiz! Meslek kuruluşlarımızda direneceğiz!

    Avukatların savunma dokunulmazlığında, bağımsız savunma hattında direneceğiz!

    Avukatlık mesleğinin korunma mekanizmalarında, Avukatlık Kanununda, Turin İlkelerinde, Havana Kurallarında, Morelia Şartı’nda direneceğiz!

    Avukatın savunduğu hakkın toplumsal savunmanın kendisi olduğu adil bir ceza adalet sisteminin kurulması için direneceğiz!

    Avukat haklarının daha güçlü kazanımlarla taçlandığı normatif düzenlemelerin ihdası için direneceğiz!

    Avukatların mesleki faaliyetleri sebebiyle suçlanmaması, ve tutuksuz yargılanma ilkesinde direneceğiz!

    Savunmayı Savunacağız!

    Barolarımız ve barolar Birliğini bu yönde etkin mücadeleye çekeceğiz!

    Bu minvalde, dayanışmayı ve mücadeleyi büyütmek üzere avukatlık mesleğine dönük saldırılara karşı birlikte durmak gerektiği bilinciyle bir araya gelerek “Savunmaya Özgürlük Platformu” kuruluşumuzu ilan ederiz.

    5 Nisan Avukatlık Gününde, birlikteliğimizden aldığımız güçle omuz omuza direneceğimiz bir Savunma Hakları mücadelesini örgütlemeye tüm meslektaşlarımızı çağırıyoruz.”

    “TÜRKİYE’DE BİR ÇOK ADALETSİZLİK OLUYOR”

    Açıklama sonrasında konuşan DEM Parti Hukuk Eş Sözcüsü Öztürk Türkdoğan, platformunun öneminin altını çizerek, “Hepimiz uzun yıllardır savunmayı savunuyoruz. Çok sayıda meslektaşımız şu an tutsak edilmiş durumda. Bu platformun tutsak arkadaşlarımızın özgür bırakılması konusunda faydalı olacağını düşünüyorum” diye konuştu.

    Konuşmasına, 5 Nisan Avukatlar Günü’nü kutlayarak başlayan Ferit Şenyaşar ise, “Bir anne 6 yıldır adalet arıyor. Türkiye’de bir çok adaletsizlik oluyor. Adalet arayışına devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Boz: Muş ilçe ve köy yolları kullanılamıyor, halkın ulaşım hakkı elinden alınıyor-VİDEO

    Boz: Muş ilçe ve köy yolları kullanılamıyor, halkın ulaşım hakkı elinden alınıyor-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Muş Milletvekili Sümeyye Boz, Muş’un Varto ilçesine ve köylerine giden yollarda oluşan ve ulaşımı zorlaştıran sorunları dile getirdi. Bölgeye giden ve yurttaşların ulaşım sıkıntısının yıllardır çözülmediğini belirten Boz, “Muş ilçe ve köy yolları insani koşullara erişene dek gündem yapmaya ve bu ayrımcı politikaları teşhir etmeye devam edeceğiz” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Muş Milletvekili Sümeyye Boz, Muş’un Varto ilçesi ve köylerine giden yollarda yaşanan sorunları gündeme getirdi. Bölgeye giden Boz, orada yaşayan insanların ulaşım haklarının elinden alındığına vurgu yaptı.

    “10 YILA YAKINDIR DİLE GETİRİYORUZ, HİÇBİR ADIM ATILMADI”

    Varto yolu ile ilgili yaşanan sıkıntıları daha önce de dile getirdiklerini söyleyen ancak hiçbir çalışma yapılmadığının altını çizen Sümeyye Boz, “10 yıla yakındır, barajın faliyete geçmesiyle beraber Varto halkının kullandığı yol su altında kaldı ve artık kullanılmıyor. Sözüm ona üst tarafında bir stabilize yol yapıldı ancak bununla ilgili de hiçbir gelişim olmadığı için insanlar ulaşım hakkını kullanamıyor. Yollar stabilize edilmiş ama ulaşıma uygun hale getirilmesi için hiçbir adım atılmadığı için araçlar geçemiyor ve çamura saplanıp kalıyor. Ulaşım hakkı bu şekilde halkın elinden alınıyor” dedi.

    “EŞİT YURTTAŞLIK TEMELİNDE ULAŞIM HAKKI SAĞLANANA KADAR MÜCADELE EDECEĞİZ”

    Yaşanan sorunların çözümü için bir adım atılmamasının nedeninin ayrımcı politikalar olduğunu dile getiren Vekil Boz, şunları söyledi:

    “Biz bu yolun yapılmasını defaatle dile getirmemize rağmen 10 yıla yakındır hiçbir adım atılmamasını Kürdistan’da, Muş’ta yapılan ayrımcı politikaların bir parçası olarak görüyoruz. Bu yüzden bütün halklara eşit yurttaşlık hakkı temelinde ulaşım hakkı ve erişebilme hakkı sağlanana kadar da mücadelemize devam edeceğiz. Ve bunu her fırsatta teşhir etmeye devam edeceğiz.”

    PİRHA/MUŞ