Etiket: sunniler

  • Güden: Kardeşçe yaşamak isteniyorsa Maraş’ın ortasına utanç müzesi yapılmalı-VİDEO

    Güden: Kardeşçe yaşamak isteniyorsa Maraş’ın ortasına utanç müzesi yapılmalı-VİDEO

    PİRHA- 40 yıl önce yaşanan Maraş Katliamı ile Maraş bölgesinin Alevilerden ve Kürtlerden arındırılmak istendiğini belirten Ahmet Güden, Terolar’a yapılan mülteci kampıyla bölgenin demografik yapısının değiştirilmesinin hızlandığını kaydetti. Güden, Sünni kesimin Alevilerle birlikte kardeşçe yaşamak istiyorlarsa Maraş’ın ortasına bir utanç heykeli veya müzenin yapılması gerektiğini de söyledi.

    Maraş’ın Elbistan ilçesine bağlı Yalak Köyü’nde doğup büyüyen Ahmet Güden 53 yaşında ve 2 çocuk babası. Kürt Alevi olan Güden, Maraş Katliamı’nın yaşandığı sıralarda olup biteni televizyondan ve babasının anlattıklarından takip etmiş. Katliamın köylerine sıçramamasına rağmen içlerinde hep bir korku olduğunu ve yaşanan acıları hissettiklerini söylüyor Güden.

    “TOPLUMSAL MUHALEFET BASTIRILMAK İSTENİYORDU”

    Katliamın ilk başta Alevi Kızılbaş katliamı olduğunu bilmediklerini kaydeden Güden, solculara yönelik bir katliam olarak lanse edildiğini belirtti. Güden, katliamdan önceki Maraş tarihine bakıldığında bu ve buna benzer katliam girişimlerinin yaşandığını söyledi.

    1970’li yılların başlarında Türkiye’de gelişmekte olan toplumsal bir muhalefetin olduğuna işaret eden Güden, şöyle konuştu:

    “Bu toplumsal muhalefetin bir şekliyle bastırılması gerektiğini düşünen bazı güçler 1972 yıllarında Deniz Gezmiş, Hüseyin Aslan ve Yusuf İnan’ı idam ederek toplumun bastırılmasını hedeflemişlerdi. Fakat bu toplumun taleplerinin bastırılmasının önünde bir engel olmadı. Sorunların daha da derinleşmesine neden olmuştu. Her geçen gün daha çatışmalı bir ortam oluyordu. Ülkenin dört bir yanında ciddi olaylar oluyor, insanlar öldürülüyor adeta bir kaos yaşanıyordu. Sistem toplumsal muhalefete kulak vereceğine ve sorunlara demokratik yollardan çözüm bulmak yerine bir darbeyle bunu önlemek istiyordu. Bu darbenin toplumların üzerinde çok ciddi etkilerinin olacağını ve çok uzun yıllar izlerinin silinmeyeceğini bilmelerine rağmen tercihi bundan yana kullandılar” diye konuştu.

    “DARBENİN ALT YAPISI HAZIRLANDI”

    Bir darbenin yapılabilmesi için önce alt yapısının hazırlanması gerektiğine dikkat çeken Güden, bunun için ilk Malatya’nın seçildiğini ancak Malatya’da istedikleri planın tutmadığını kaydetti. Malatya olaylarının ardından Maraş Katliamı planının devreye sokulduğunu belirten Güden, Maraş Katliamı ile hem 12 Eylül darbesinin alt yapısının oluşturulduğunu hem de bölgenin demografik yapısının değiştirilmesinin hedeflendiğini vurguladı.

    “BÖLGE ADETA ARINDIRILDI”

    Maraş Katliamı ile ülkede yaşayan Alevilere, Kürtlere, sol ve sosyalist kesimlere bir mesaj verilmek istendiğini söyleyen Güden, “Verilmek istenen mesaj şuydu: Gelişen toplumsal demokratik yapının bir şekilde etkilenmesi isteniyordu. Özellikle de Aleviler o bölgeden çıkarılmak isteniyordu. Nitekim Maraş Katliamı’ndan sonra Maraş, Elbistan ve Malatya bölgesi adeta arındırıldı. Birçok insan oradan çıkarıldı” dedi.

    KATLİAMIN EKSİK KALAN AYAĞI

    Maraşlılar olarak mülteciliğin ne olduğunu iyi bildiklerini dile getiren Güden, Suriye’deki iç savaşın ardından ülkelerini terk edip Türkiye’ye gelen Suriyelileri anladıklarını, onlara kol kanat germek gerektiğini söyledi. Maraş’ın Aşağı Terolar Köyü yakınlarına yapılan mülteci kampını hatırlatan Güden, “AKP’nin ve sistemin yaklaşımı sadece savaş mağdurlarını oraya yerleştirmek değildi. Maraş Katliamı’nın eksik kalan ayağını tamamlamaktı aslında. Çünkü oradan boşaltılan insanların yerinin mutlaka doldurulması gerekiyordu ve bunlar da Suriye’deki Sünni Araplardı” diye konuştu.

    TAM BİR TRUVA ATI

    Geçtiğimiz 24 Haziran seçimlerinde Maraş’a giderek Aşağı Terolar köyünü ziyaret ettiğini belirten Güden, orada gördüğü durumu şöyle özetledi:

    “Gördüğüm şey içler acısıydı. Orası bir kamp değil adeta bir Truva atıydı. 27 bin kişinin yerleştirildiği kampta yavaş yavaş Maraş’ın iliklerine doğru yerleşmeye başlamışlar, dükkanlar açmışlar iş sahibi olmuşlar. Maraş’ta daha önce Ermeniler ve Süryanilerin yaşadığını hepimiz biliyoruz. Ama bugün bu kültürden, bu farklı inançlardan söz etmek mümkün değil. Bizler bunun önlemini almazsak yarın Maraş’ta bizden de bahsetmeyecekler. Çünkü Aleviler ve Kürtler orada da olmayacak tıpkı bugün Ermenilerin olmadığı gibi.”

    OSMANLIDAN BU YANA SÜREGELEN KIZILBAŞ DÜŞMANLIĞI

    Aleviler için kutsal sayılan Heme Tazi, Ali Qutto, Elif Ana gibi şahsiyetlerin türbelerinin bulunduğu Maraş bölgesinin önemli ve değerli olduğuna işaret eden Güden, her geçen gün orada kopmakla karşı karşıya kaldıklarını belirtti. Maraş coğrafyasının insansızlaştırılmak istendiğine vurgu yapan Güden, katliamdan sonra birçok insanın Maraş’tan göç ederek İngiltere, Fransa, Almanya ülkelere yerleştiğini ifade etti. Sistem açısından Alevi kültürünün tamamen Maraş’tan çıkarılması gerektiğini ve bir anlamda bunda başarılı olduklarını belirten Güden, Osmanlı’dan bu yana Maraş bölgesinde Kızılbaşlara karşı bir düşmanlığın süregeldiğini kaydetti.

    “MARAŞ’IN ORTASINA BİR UTANÇ MÜZESİ YAPILMALI”

    Katliamın unutulmaması için verilen mücadeleyi yeterli bulmadığını söyleyen Güden, kamuoyundaki duyarlılığı artırmak için daha ciddi girişimlerde bulunmak gerektiğini vurguladı. Güden bugün Maraş Katliamı’nı yaşayan insanların çoğunun bu konuda konuşmak bile istemediğini kaydetti. Daha önce Maraş’ta Ermenilerin, Kürtlerin, Türklerin, Alevilerin birlikte sorunsuz yaşadığı zamanları hatırlatan Güden, Maraş’ta yaşayan Sünni kesimin Alevilerle birlikte kardeşçe yaşamak istiyorlarsa Maraş’ın ortasına bir utanç heykeli veya müzenin yapılması gerektiğini söyledi.

    Suay ABAK/İSTANBUL

  • HDP’li Bilgen: Müftü nikahına Aleviler ve kadınlar kadar Sünniler de tepki vermeli-VİDEO

    HDP’li Bilgen: Müftü nikahına Aleviler ve kadınlar kadar Sünniler de tepki vermeli-VİDEO

    PİRHA – Müftülere nikah kıyma yetkisi veren yasayı değerlendiren HDP Eş Sözcüsü Ayhan Bilgen, “Müftülerin böyle bir pozisyonla tanımlanması bir biçimde İslam dinini skolastik hale getirecek bir ruhbanlık mekanizmasını tescilleyecek bir yaklaşımdır”  dedi. Bilgen, yasaya Aleviler ve kadınlar kadar Sünnilerin de tepki göstermesi gerektiğini söyledi. 

    Haberin Videosu

    Türkiye’de tepki ve protestolara neden olan müftülere resmi nikah kıyma yetkisi veren yasayı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın onaylamasından sonra il ve ilçe müftüleri, evlendirme memurluğu yetkisine de sahip oldu.

    “ALEVİLER DE KADINLAR DA KAYGILI”

    HDP Eş Sözcüsü Ayhan Bilgen Müftülük Yasası’na ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuştu. Bilgen, bu yasaya kadınlardan çok erkeklerin, Alevilerden çok Sünnilerin tepki vermesi gerektiğini söyledi.

    Müftülük Yasası nedeniyle Alevilerin de kadınların da kaygılı olduğunu söyleyen Bilgen, bu tip mücadelenin toplumsal empati gerektiren mücadele alanlarından olduğunu belirterek, “Müftülerin böyle bir pozisyonla tanımlanması bir biçimde İslam dinini skolastik hale getirecek, bir ruhbanlık mekanizmasını tescilleyecek yaklaşımdır” şeklinde konuştu.

    “TÜRKİYE’DE TOPLUMSAL DUYARLILIĞI OLAN HERKES TARAFINDAN TEPKİYLE KARŞILANMALI”

    “Sünni inancında da nikah denilen şey, böyle bir protokol, bir törensel durum değildir” diyen Ayhan Bilgen, bir boyutuyla yaşam biçiminin tek tipleştirildiğini vurgulayarak şunları söyledi:

    “Nikahı şu kıyar, bu kıyar gibi bir dini retorik ortaya koymak yanıltıcı bir şeydir. Sonuçta iki insanın birlikte yaşayacağının deklere edilmesidir. Burada aslında bir boyutuyla bir yaşama biçiminin tek tipleştirilmesi var. Öbür boyutuyla da aslında bir statü oluşturma çabası var. İçten içe bir biçimde aslında bugünkü kazanımlara meydan okuma eğilimi var. Dolayısıyla müftülerle ilgili uygulama hem erkekler tarafından hem Sünniler tarafından Türkiye’deki bütün toplumsal duyarlılığı olan çevreler tarafından en az kadınlar kadar, en az Aleviler kadar tepkiyle karşılanmalı.”

    “ADIM ADIM BİR SÜREÇ İNŞA EDİLİYOR”

    HDP Eş Sözcüsü Ayhan Bilgen, müftülük yasasına neden yeteri kadar tepki gösterilmediğini ise şöyle sıralıyor:

    “Birincisi Türkiye’nin birçok can yakıcı sorunu var ve iktidar bazen de bu sorunları bastırmak için, örtmek için bilerek böyle tartışma alanları açıyor. Şüphesiz konu özü itibariyle tepki verilmeye değer. Yani sembolik de olsa geleceğe dair adım adım bir sürecin inşa edilmesidir. Ama gerek başka gündemlerin belki daha öncelikli görünüyor olması, gerekse henüz tehdidin farkında olmamak. Tehlikenin Türkiye’yi nereye sürüklediğini henüz yeterince ön görememekle ilgili bir şey olarak görüyorum.” (HABER MERKEZİ)

  • HBVAKV’nin Eski Genel Başkanı Geçmez: Alevi dergahları alenen işgal altında-VİDEO

    HBVAKV’nin Eski Genel Başkanı Geçmez: Alevi dergahları alenen işgal altında-VİDEO

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’nın Eski Genel Başkanı Ercan Geçmez, Alevi dergahlarının alenen işgal altında olduğunu söyledi. Geçmez, “Bu işgal kimi yerde devlet tarafından yapılmış, kimi yerde bazı şahıslar tarafından yapılmış. Çorum Osmancık’da Diyanet İşleri Başkanlığı yüzyılların dergahını bir cami olarak işgal edip tahsis etti” dedi. 

    HABERİN VİDEOSU

     

    Türkiye’deki Alevi dergahlarının Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlanarak işgal altına alınmasına Alevi kurumlarından tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Alevi dergahlarının işgal edilmesi ve dergahlara el konulmasına ilişkin Eski HBVAKV Genel Başkanı Ercan Geçmez Pir Haber Ajansına konuştu.

    “DERGAHLAR YÜZYILLARDIR İŞGAL ALTINDA”

    Alevilerin uğradığı en büyük hak kayıplarından Alevi inanç merkezi olan dergahların yüzyıllardır işgal altında olduğunu belirten Geçmez, “Bugün Hacı Bektaş Veli Dergahı içerisine yapılan cami Osmanlı devleti tarafından dergah işgal edildikten 200 yıl sonra yapılıyor. Ve bu cami dergahın içerisine konularak Alevileri terbiye etme meselesi başlıyor” diye konuştu.

    Türkiye’nin tek kurtuluşunun laik demokratik bir devletten geçtiğine inandığını belirten Geçmez, “İster Aleviler olsun ister Sunniler olsun devletli bir dinden kurtulmak için insanların kendi inancına sahip çıkması ve devletin elinden dini alması gerekiyor” dedi.

    “TÜRKİYE’DE SUNNİLER ÖZGÜR DEĞİLLER”

    Türkiye’deki Sunnilerin özgür olmadığını ve inançlarını devletin vermiş olduğu bir inanç doğrultusunda meydana getirdiklerinin altını çizen Geçmez, “Sunniler ötekilerin inanç haklarına şaşı gözle bakıyorlar. Alevi dergahları Alevilere teslim edilirse Alevilerin burada farklı şeyler yapacağını düşünüyorlar.”

    “DERGAHLARIMIZ KAPALI DA OLSA İBADETİMİZİ YAPMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Ercan Geçmez, “Bizim için dergahlarımız değerlidir, kutsaldır ama biz dergahlarımız kapalı da olsa dergahın etrafındaki boşlukta cem yapıyoruz, türkü söylüyoruz, orada dergahımıza niyaz oluyoruz. Dilerim bir gün Türkiye herkesin hakkını teslim edecek bir noktaya gelir” dedi. (HABER MERKEZİ)