Etiket: sur

  • Kuzey Doğu Suriye’de bir taraftan çatışma, diğer tarafta diplomasi sürüyor!

    Kuzey Doğu Suriye’de bir taraftan çatışma, diğer tarafta diplomasi sürüyor!

    PİRHA-HTŞ’ye bağlı grupların Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük saldırıları ateşkese rağmen sürüyor. Türkiye, Federal Kürdistan Bölgesi ve Avrupa’da onbinlerce yurttaş sokağa çıkarak, saldırıları protesto etti.

    Son gelen bilgilere göre SDG, binlerce DAİŞ’linin bulunduğu Rakka’daki Eqtan Cezaevi’nden çekildiğini duyurdu. Ayrıca HTŞ’ye bağlı grupların, Kobani’nin kuzeydoğu kırsalındaki Kork köyünden olan 5 kişilik Kürt bir aileyi Rakka kentinden çıkmaya çalıştıkları sırada katlettiği bildirildi.

    DİPLOMATİK GİRİŞİMLER SÜRÜYOR!

    Bölgede ateşkese rağmen çatışmalar sürerken, diplomatik görüşmeler de devam ediyor. Dün (22 Ocak) Suriye Demokratik Güçleri (QSD) Genel Komutanı Mazlûm Ebdî ile Kuzey ve Doğu Suriye Dış İişkiler Dairesi Eşbaşkanı Îlham Ehmed, Hewlêr’de Federe Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani ve ABD Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ile Suriye’deki gelişmelere dair bir görüşme gerçekleştirdiklerini duyurdu. Ebdî, yine dün akşam saatlerinde Fransa Cumhurbaşkanı Macron’dan bir telefon aldıklarını söyledi.

    Suriye Demokratik Güçleri (QSD) Genel Komutanı Mazlum Ebdî, Franca Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile telefonla görüştüğünü duyurdu. Ebdî, “Kendisi, Suriye’de ateşkesin sağlanması ve diyalog ile müzakere yoluna geri dönülmesi için çalışan tarafların ve bizim yaptığımız çabalara desteğini ifade etti. Amaç, tüm bölgenin genel çıkarlarına hizmet eden kalıcı bir çözüme ulaşmaktır. Görüşmede ayrıca, biz ve Suriye hükümeti arasında daha önce varılan anlaşmaların yakın zamanda uygulanması ve çeşitli grupların haklarının korunması gerekliliği konularına da değinildi” diye konuştu.

    Ebdî, Federe Kürdistan Bölgesi’nde de ABD Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ve ABD Merkez Komutanlığı Komutanı Amiral Brad Cooper ile de görüşme gerçekleştirdiklerini belirtti. Ebdî, görüşmeye dair, “Irak Kürdistan Bölgesi’nde ABD Büyükelçisi Tom Barrack ve ABD Merkez Komutanlığı Komutanı Amiral Brad Cooper ile yapıcı ve verimli bir görüşme gerçekleştirdik. Amerika Birleşik Devletleri’nin desteği ve ABD Başkanı Trump’ın ateşkes sürecine yönelik politikası, Büyükelçi Barak’ın bizimle Suriye hükümeti arasında diyaloğa ve müzakerelere geri dönme çabalarına ek olarak, bizim için ciddi, önemli ve memnuniyet vericidir. Mevcut ateşkesi sürdürmek ve gerçek bir entegrasyon sağlamak için tüm imkanlarımızı kullanarak ve ciddiyetle çalışacağız” ifadelerini kullandı.

    DÜNYAYA YANSIMASI!

    Avrupa’nın birçok kentinde HTŞ-DAİŞ’in Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük saldırıları protesto edilmeye devam ediyor. Avrupa’Nın bir çok merkezinde sokağa çıkan onbinler, saldırıları kınayarak, uluslararası güçlerin tutumunu protesto etti.

    BM Güvenlik Konseyi Rojava’ya dönük saldırılar gündemiyle toplandı. BM Ortadoğu, Asya ve Pasifik’ten Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Mohamed Khaled Khlari Hesekê ve Kobanê’de endişe verici bir insani kriz yaşandığını belirtti.

    ABD’nin eski Suriye Özel Temsilcisi Brett McGurk, Rojava’ya yönelik saldırılara ilişkin sanal medya hesabından açıklama yaptı. Kuzey ve Doğu Suriye’deki durumun son derece endişe verici olduğunu belirten McGurk, “Ateşkesin sürdürülmesi şart. Herhangi bir güvenlik açığı, özellikle IŞİD’in gözaltı merkezlerinde, uluslararası sonuçlar doğurma riski taşıyor. Irak ve Suriye genelindeki Kürtler sadık ortaklardır ve öyle muamele görmelidirler. Onlar sayesinde dünya çok daha güvenli” ifadelerini kullandı.

    İsrail’in Almanya Büyükelçisi Ron Prosor, “Suriye’nin Kürt bölgelerinden bize ulaşan görüntüler insanın kanını donduruyor. Avrupa’dan gelen sessizlik ise kulakları sağır ediyor” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Tahir Elçi cinayetinde sanık 3 polise beraat kararı

    Tahir Elçi cinayetinde sanık 3 polise beraat kararı

    PİRHA- Tahir Elçi cinayeti davasında sanık polisler hakkında beraat kararı verildi.

    Diyarbakır’ın Sur ilçesinde bulunan tarihi Dört Ayaklı Minare önünde 28 Kasım 2015 tarihinde katledilen Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin ölümüne dair açılan davanın 11’inci duruşması, Diyarbakır 10’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Yapılan savunmaların ardından mahkeme kararını açıkladı. Mahkeme, polisler Sinan Tabur, Fuat Tan ve Mesut Sevgi hakkında beraat kararı verdi.

    Elçi’nin eşi Türkan Elçi, Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan, çok sayıda baro başkanı, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), İnsan Hakları Derneği (İHD), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan ile çok sayıda isim duruşmayı izledi.

    Savcının mütalaasında beraat istediği sanık polisler, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden duruşmaya katıldı.

    İddia makamı, celse arasında mahkemeye sunduğu esas hakkındaki görüşünü tekrar etti. Savcı, Tahir Elçi’nin nereden geldiği belli olmayan bir kurşun nedeniyle hayatını kaybettiğini ileri sürerek, suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmadığını belirtti. Savcı, söz konusu gerekçelerle sanık polisler hakkında beraat kararı verilmesini talep etti.

    “13 SANİYELİK GÖRÜNTÜ KAYIP”

    Tahir Elçi’nin kardeşi Mehmet Elçi, “Tahir Elçi, ‘burada çatışma ve savaş istemiyorum’ dedikten 5 dakika sonra çatışma çıktı” dedi. Elçi, “Onun vurulduğu anı çeken kamerada 13 saniyelik görüntü kayıp. Bu görüntüleri istemediler. Savcılar, birkaç tanığa tehdit ve şantajda bulunarak, Elçi’nin aleyhine ifade vermeye zorladılar. Mahkeme heyeti olarak olayı çözmemek için elinizden geleni yaptınız. İlk duruşmada Türkan Elçi’yi duruşmadan çıkarmakla tehdit ettiniz. Beraat kararı istiyorsunuz, bu doğru bir karar olmaz” diye konuştu.

     EREN: HEPİMİZ CİNAYETİN TANIĞIYIZ

    Diyarbakır Baro Başkanı Nahit Eren de 4 yıl yargılamanın başlatılmasını beklediklerine işaret ederek, “Yargılama başladıktan sonra olayın aydınlatılması için birçok talebimiz oldu. Hepsini reddettiniz. Tahir Elçi dosyası neden bu kadar önemli? Çünkü cinayetin kendisi bize çok şey ifade ediyordu. Korkunç bir cinayetti. Onlarca kameranın önünde güpegündüz bir baro başkanı katledildi. Korkunçtu. Hepimiz bu cinayetin tanığıydık. Herkes bu cinayeti kimin işlediğini biliyor. Ama bunu saklayan güçler var” şeklinde konuştu.

    Eren, “Cinayetin işlendiği dönemin başbakanı ‘Bu olayın üstünün örtülmesi gibi bir durum söz konusu değil’ dedi. Bir başbakan bu durumu neden açıklamak ister. Çünkü bu ülkede böyle şeyler var. Tahir Elçi’ye karşı başlayan linç kampanyasına yargı da dahil oldu. Bizler bu dosyaya ilişkin talepte bulunan avukatlar olarak niyetimizi duruşma salonunda ifade ediyoruz; Bu dava siyasi bir suikasttır. Siyasi suikast tanımlamasını yapan ben değilim. Bu ülkenin başbakanı söyledi. O dönem başbakan gelip bu katliamın siyasi suikast davası olduğunu söyledi. Bu tanımlamayı yapan başbakanı dinleme talebini reddettiniz. Olay yeri keşif kararından vazgeçtiniz. Biz bu mahkemeden adil bir karar çıkabileceğine inanmıyoruz. Adli bir vakada olması gereken hiçbir işlem bu davada yapılmadı” ifadelerini kullandı.

    MÜTALAAYA TEPKİ 

    “Bu yargılamanın sonunda sizin adalet terazinizi göreceğiz” diyen Eren, “Ceza davasında olan usul yargılamasının bu davada olmadığını söylemek istiyorum. Bu mütalaa Tahir Elçi dosyasına sunulacak bir mütalaa değil. 3 polisin yargılanması meselesi de değildir. Bütün talepleri yerine getirip, öyle karar vermenizi talep ediyorum” dedi.

    CENGİZ: 20 YIL DA SÜRSE DAVAYI TAKİP EDECEĞİZ

    Elçi ailesi avukatlarından Orhan Kemal Cengiz, ise şunları söyledi:

    “Bu davaya bakan mahkeme ve bu cinayetin soruşturmasını yürüten savcılar taraflı ve bağımlıdır. Savcılığın getirdiği tanıklar ya işkence gördükleri ya da baskı altında ifade verdiklerini anlattılar. Bu cinayetinin üstünü örtmek, örtbas etmek için ellerinden geleni yaptılar. Tahir Elçi cinayeti aydınlatılmaması için bu soruşturmada yer alan herkes elinden gelen her şeyi yaptı. Davayı etkileyecek bütün talepler reddedildi. Birçok delil bu davada yok edildi. Barolar, sivil toplum örgütleri ısrarla bu davayı takip ediyor. Biz 20 sene de sürse bu davayı takip edeceğiz, bütün sorumlular hesap verecek.”

    YALÇIN: GEREKLİ ARAŞTIRMA YAPILMADI

    Avukat Gamze Yalçın, Elçi davasında “cezasızlık” politikasının sürdüğünü belirtti. Yalçın, savcının mütalaasında kullandığı “yapılan tüm araştırmalara rağmen’ ifadelerine işaret ederek, “Mütaaladaki bu ifadeye rağmen bu dosyada hiçbir araştırma yapılmadı. Tahir Elçi katledildiğinde sonra hiçbir soruşturma makamı, gerekli araştırma ve soruşturmayı yapmamıştır. Tahir Elçi’nin vurulduğu alanda deliller numaralandırılmış olsaydı, Elçi’nin başına isabet eden mermi çekirdeği bulunur, failler ortaya çıkarılırdı. Olay yeri incelemesi yapılmaması ve delillerin toplanmaması nedeniyle deliller kayboldu. Cinayetten dört ay sonra inceleme yapıldı. Londra Üniversitesi’nden gelen rapor olmasaydı, Tahir Elçi dosyası zaman aşımından düşecek, faili meçhul kalacaktı. Soruşturma makamlarının kemikleşmiş tavrı,  yargılama makamına sirayet etti. Kovuşturma aşamasında esasa etki edecek taleplerimiz değerlendirilmedi ve deliller toplanmadı. Tüm taleplerimizi reddettiniz” dedi.

    MOLU: ETKİLİ SORUŞTURMA YÜRÜTÜLMEDİ

    Avukat Benan Molu da Tahir Elçi’nin katledildiği güne kadar hayatını cezasızlıkla mücadeleye adadığını hatırlattı. Dosyanın “etkili soruşturma” hükmünün ihlaliyle yürütüldüğünü söyleyen Molu, “Ne yazık ki hala etkili bir soruşturma yürütülmüş ve sonuç alınmış değil. Bu dosya hiçbir zaman ifade özgürlüğünü ifade eden bir baro başkanının dosyası olarak görülmedi. Yargılama ona göre yürütülmedi” tepkisinde bulundu.

    KÖKSAL: DELİLLER TARTIŞILMADAN MÜTALAA VERİLEMEZ

    Avukat Tuğçe Duygu Köksal ise “Sayın Savcı mütalaasını verdi. Mütalaasını 2 kez süre istedikten sonra son celsede verdi. Savcılık makamının mütalaa vermeye hazır olmadığını ve deliller tartışıldıktan sonra mütalaasını vereceğini söylemesini beklerdik. Mütalaaya katılmıyoruz. Mütalaaya bakıldığında basit bir insan öldürme dosyası olarak nitelendirilmiştir. Bu dosya basit bir insan öldürme dosyası değildir. Çünkü burada istihbari bir operasyonun neticesinde 3 kişi hayatını kaybetmiştir. Mahkeme olay yerinde keşif yapmış olsaydı bu gün dosyada başka sanıklar da olabilecekti. Tahir Elçi’yi kimin öldürdüğü belli değil. Mermi çekirdeği ortada yok. Deliller bir bütün olarak karartıldı. Dolayısıyla bu operasyonun nasıl yürütüldüğü, ölümcül atışı kimin yaptığı ve deliller tartışılmadan mütalaa verilemezdi. Ama sayın savcı beraat mütalaası verdi. Görüntüler tekrar izlenmeliydi. Olay tekrar canlandırılmalıydı. Bunlar yapılmadı. Tahir Elçi’yi kimin öldürdüğünü bulunamadı. Mermi çekirdeği bulundu. Yani deliller toplandı ama karartıldı. Deliller toplanmadan, olay yeniden canlandırılmadan mütalaa uygulanırsa cezasızlığa sebebiyet verileceği açıktır. Ya bu karardan dönün, keşif yapılsın ya da bu yargılamayı bir bütün alarak sanıklar için ayrı değerlendirmeler yapılsın” talebinde bulundu.

    SANIK 3 POLİS HAKKINDA BERAAT KARARI

    Mahkeme, Tahir Elçi cinayeti davasında tutuksuz yargılanan sanık polisler Mesut Sevgi, Fuat Tan ve Sinan Tabur’un üzerlerine atılı “taksirle ölüme neden olma” suçunu işlediklerinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatlarına karar verdi. Mahkeme başkanı, dosyaya dair kararın tamamını okumadan salondan ayrıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Diyarbakır’da DEM Partili sandık görevlisi öldürüldü

    Diyarbakır’da DEM Partili sandık görevlisi öldürüldü

    Diyarbakır’ın Sur ilçesine bağlı Çirnik kırsal mahallesinde oy verme işlemleri esnasında silahlı saldırıya uğrayan DEM Partili sandık görevlisi öldürüldü.

    Diyarbakır’ın Sur ilçesine bağlı Çirnik kırsal Mahallesi’nde AKP’li aile, oy kullanmaya giden DEM Partili aileye saldırdı. Silahlı ve bıçaklı saldırıda, AKP’liler tarafından bir süredir sandığa gitmemesi konusunda tehdit edilen DEM Parti’nin sandık görevlisi Emin Çelik, saldırganların önce bıçaklı saldırısına ardından silahlı saldırısına uğradı.

    Dicle Üniversitesi Hastanesi’ne kaldırılan Çelik yaşamını yitirdi. 5 çocuk babası Çelik’in cenazesi, otopsi için Adli Tıp Kurumu’na (ATK) kaldırıldı.

    Silahlı saldırıdan sonra mahalle askerler tarafından giriş ve çıkışlara kapatıldı.

    GAZETECİLERE SALDIRI

    Olay yerine gitmek isteyen gazeteciler de silahlı saldırıya maruz kaldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Üniversite hocasından ‘Festivale gelmezseniz dersimden kalırsınız’ tehdidi!

    Üniversite hocasından ‘Festivale gelmezseniz dersimden kalırsınız’ tehdidi!

    PİRHA – Milletvekili Remziye Tosun, Dicle Üniversitesi öğrencilerinin “Sur Kültür Yolu Festivali”ne katılması halinde derslerden muaf tutulacağı, ders yoklamasının festival alanında alınacağı ve öğrencilerin festivale katılmaması halinde tehditlere maruz kaldığı iddialarını Meclis gündemine taşıdı.

    Kültür ve Turizm Bakanlığı ile kayyım atanan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi (DBB)’nin ortaklığıyla düzenlenen Sur Kültür Yolu Festivali’ne tepkiler sürüyor. Diyarbakır Milletvekili Remziye Tosun, Dicle Üniversitesi öğrencilerinin 8-16 Ekim tarihleri arasında festivale katılmaları takdirde derslerden muaf tutulup, ders yoklamasının ise festival alanında alınacağı bilgisini paylaştı.

    HDP’li Tosun, öğrencilerin festivale katılmaması halinde tehdit edildiğine ilişkin de bilgi edindiklerini belirterek konuya dair İçişleri Bakanı, Milli Eğitim Bakanı ve Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a soru önergesi yöneltti.

    “FESTİVALE GELMEZSENİZ DERSİMDEN KALIRSINIZ”

    Milletvekili Remziye Tosun, 2015 yılında Sur’da yaşanan çatışmalara işaret ederek “tahribatların yaşanmasının ardından travmaların henüz aşılamadığını dile getiren yurttaşlar, festivale dair halkın düşüncesinin alınmadan yapıldığını aktarmıştır. Söz konusu festivale Dicle Üniversitesi Öğretim Üyesi İrfan Yıldız, festivale katılacak öğrencilerin derslerden muaf tutulacağını açıklamıştır. Bununla birlikte festival programına katılan öğrencilerin yoklamasının alınacağı, ‘Cüneyt Hocanın talimatı’ şeklinde öğrencilere mesaj yollandığı basına yansımıştır. Ayrıca Dicle Üniversitesi öğrencileri festival alanında yoklama alınarak öğretim üyelerinin ‘Festivale gelmezseniz dersimden kalırsınız’ şeklinde tehdidi ile zorla etkinliğe götürülmek istendiklerini beyan etmiştir.” ifadelerini kullandı.

    “ÖĞRENCİLERİN TEHDİT EDİLMESİNE İLİŞKİN İŞLEM BAŞLATACAK MIDIR?”

    Milletvekili Remziye Tosun, üç bakanlığa şu soruları yöneltti:

    “Dicle Üniversitesi öğrencilerinin 8-16 Ekim 2022 tarihleri arasında Kültür ve Turizm Bakanlığı ile kayyım atanan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi (DBB)’nin ortaklığıyla düzenlenen “Sur Kültür Yolu Festivali”ne katılması halinde derslerden muaf tutulacağı, ders yoklamasının festival alanında alınması Bakanlığınızın bilgisi dâhilinde midir? Festivale katılmaya yönelik yapılan bu uygulamanın yasal gerekçesi nedir?

    Dicle Üniversitesi öğrencilerinin festivale katılmaması halinde tehdit edilmesi Bakanlığınızın bilgisi dâhilinde midir? Öğrencilerin tehdit edilmesi ve festival alanında yoklama alınmasına ilişkin Bakanlığınız işlem başlatacak mıdır?

    Dicle Üniversitesi öğrencilerine Sur Kültür Festivaline katılması konusunda gönderilen “Cüneyt Hoca’nın talimatı” mesajında ismi geçen Cüneyt Hoca kimdir? Söz konusu talimat DBB tarafından mı gönderilmiştir?

    Bakanlığınız veya Bakanlığınıza bağlı DBB, Dicle Üniversitesi öğrencilerinin Sur Kültür Yolu Festivaline katılmasına zorlanmasına ilişkin açıklama yapacak mıdır?

    2015 yılında Sur’da yaşanan tahribatın ardından yurttaşların hassasiyetleri neden dikkate alınmamıştır? Kayyım atanan belediyelerin kente dair yapılan tüm uygulama ve çalışmalarında yurttaşların fikrinin almamasının gerekçesi nedir?”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Sur Festivali iktidarın kendi kültürünü Amed halkına dayatmasıdır’-VİDEO

    ‘Sur Festivali iktidarın kendi kültürünü Amed halkına dayatmasıdır’-VİDEO

    PİRHA-Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Diyarbakır kayyımıyla birlikte tarihi Sur ilçesinde 8-16 Ekim tarihleri arasında düzenleyeceği festivale tepkiler gelmeye devam ediyor. Kültürlerinin yok edilerek kültür festivali yapılamayacağını vurgulayan TMMOB Amed İKK Eş Sözcüsü Alican Çetinkaya, “Festivali Amed’in kültürünü yansıtmak yerine iktidarın kendi kültürünü Amed halkına dayatması olarak görüyorum” dedi.

    2015- 2016 yılında sokağa çıkma yasaklarıyla 6 mahallesi yerle bir edilen ve 80’in üzerinde insanın yaşamını yitirdiği Sur’da Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Diyarbakır kayyımıyla birlikte 8-16 Ekim tarihleri arasında düzenleyeceği festivale tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Amed İl Koordinasyon Kurulu Eş Sözcüsü Alican Çetinkaya, Sur’da yapılacak festivali PİRHA’ya değerlendirdi.

    “YIKTIĞIN BİR YERİN NEYİNİ FESTİVAL YAPARAK İNSANLARA GÖSTERECEKSİN”

    Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Diyarbakır kayyımıyla birlikte tarihi Sur ilçesinde yapacağı festivale tepki gösteren TMMOB Amed İKK Eş Sözcüsü Alican Çetinkaya, “Sur Yolu Kültür Festivali deniliyor ama Sur’daki bu yıkımı, oradaki insanları evsiz bırakma ve Sur’un hafızasına yakışmayan evler yaparak mı festival yapacağız. Kültürümüzü yok ederek kültür festivali yapamazsınız. Festival Amed’in kültürünü yansıtmak yerine iktidarın kendi kültürünü Amed halkına dayatması olarak görüyorum. Amed’in ve Kürt halkının festivalinden uzak bir festival, daha çok iktidarın siyasal ve ideolojisini yansıtan bir festival. Amed halkının ilgi göstermeyeceği bir festival, yıktığın bir yerin neyini festival yaparak insanlara göstereceksin” dedi.

    Cihan BERK-Nuray ATMACA/PİRHA

     

  • Sergisi büyük tepki çeken Sanatçı Ahmet Güneştekin, eleştirilere yanıt verecek

    Sergisi büyük tepki çeken Sanatçı Ahmet Güneştekin, eleştirilere yanıt verecek

    PİRHA-Diyarbakır’da açılan “Hafıza Odası” isimli sergisinin protesto edilmesinin ardından Ahmet Güneştekin’den cevap geldi. Sanatçı Güneştekin, “Bu cumartesi ve pazar günü Diyarbakır Keçi Burcu’ndayım. Eleştiri ve önerilerinizi dinleyip herkesin her sorusuna cevap vereceğim” dedi.

    Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası’nın (DTSO) ev sahipliğinde tarihi Keçi Burcu’nda 16 Ekim’de açılan “Hafıza Odası” adlı serginin, faili meçhuller, katliamlar ve Kürt sorununa dikkat çekmek amacı taşıdığı ifade edilmişti.

    Serginin açılışına İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in çelenk göndermesiyle başlayan tartışma, sergi sonrasında çekilen halay ile daha da derinleşti.
    Sergiye katılanların, tabutlar önünde poz vermesi üzerine kendilerini “Amed Gençlik İnisiyatifi” olarak tanıtan grup, yaşananları protesto etti.

    “HERKESİN HER SORUSUNA CEVAP VERECEĞİM”

    Amed Gençlik İnisiyatifi’nin “Burada yapılan sergi değil, Kürt halkının, Amed halkının bütün değerlerine ihanettir” açıklamasının ardından Sanatçı Ahmet Güneştekin’den cevap geldi. Sosyal medya hesabından açıklama yapan Güneştekin, “Bu cumartesi ve pazar günü #Diyarbakır Keçi Burcu’ndayım. Yaptığım işleri anlayan, anlamak istemeyen, seven, eleştiren, ön yargıyla yaklaşan; sanat ve sanatçıyı linç eden, beni kucaklayanlarla buluşacağım. Eleştiri ve önerilerinizi dinleyip herkesin her sorusuna cevap vereceğim” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • Zabıta şiddeti nedeniyle kağıt toplayıcısı çocuk fenalaştı-VİDEO

    Zabıta şiddeti nedeniyle kağıt toplayıcısı çocuk fenalaştı-VİDEO

    PİRHA-Diyarbakır’ın Sur ilçesinde zabıtalar kağıt toplayıcısı bir çocuğun arabasına el koydu. Zabıtaların yere yatırarak darp ettiği çocuğu halkın kurtardığı belirtildi. 

    Diyarbakır’da bir zabıtalar kağıt toplayıcılığı yapan bir çocuğu dövdüğü görüntüler tepki çekti.

    Koronavirüs salgını sürecinde büyük ekonomik zorluk yaşayanlardan biri de kağıt toplayıcılar.

    Sosyal medyaya yansıyan bilgilere göre, Diyarbakır’ın Sur ilçesinde zabıtalar kağıt toplayıcısı bir çocuğun arabasına el koydu. Zabıtaların yere yatırarak darp ettiği çocuğu halk kurtardı. Şiddet gören çocuğun fenalaştığı görüldü.

    PİRHA/DİYARBAKIR .  

  • Sur’da yıkılan tarihi yapıların taşları kamyonlarla satılıyor

    Sur’da yıkılan tarihi yapıların taşları kamyonlarla satılıyor

    HABER MERKEZİ – 8 bin yıllık tarihi geçmişe sahip olan Diyarbakır’ın Sur ilçesinde bir yandan yasak ve yıkım sürerken, diğer yandan tarihi dokusuna aykırı inşaatların yükseldiği yerde tarihi evlerin yıkıntılarından arta kalan taşlar kamyonlarla satılıyor.  

    Diyarbakır’ın Sur ilçesinde, 2 Aralık 2015’te ilan edilen sokağa çıkma yasağı ile birlikte 104 gün süren çatışmalar sırasında enkaza dönen ilçenin 6 mahallesinde yasak ve yıkım 4’üncü yılını geride bıraktı. 8 bin yıllık geçmişe sahip ilçede, birçok tescilli yapı yıkımdan kurtulamadı.

    Lezgin Akdeniz’in Mezopotamya Ajansı’nda yer alan haberine göre “Kentsel Sit Alanı” olan ve 2015 yılında Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından “Dünya Miras Alanı 1. Tampon Bölgesi” olarak tescillenen Suriçi, ulusal ve uluslararası mevzuata göre özgünlük ve bütünlük açısından korunması gerekli bir alan. Buna rağmen yasaklı 6 mahallenin tarihi dokusundan geriye kalan devasa bir enkazdan sonra dümdüz edilmiş alanlarda inşaatlar yükseliyor.

    87’Sİ TESCİLLİ 247 TESCİLE DEĞER EV YIKILDI

    Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Diyarbakır İl Koordinasyon Kurulu (İKK) tarafından hazırlanan Sur Raporu’nda da, tarihi ilçenin çatışmalara sahne olan Cevatpaşa, Hasırlı, Dabanoğlu, Savaş, Cemal Yılmaz ve Fatih Paşa mahallerinde yer alan aralarında 87’si tescilli, 247’si tescile değer toplam 4 bin 985 yapının yıkıldığı ortaya konuldu. Toplam 75.3 hektarlık bir alan oluşturan söz konusu bu altı mahallenin yapısal olarak yüzde 72’sinin yıkıldığını belirtilen raporda, bu durum “kültürel soykırım” olarak tanımlandı.

    KAMYONU 8 BİN TL’YE SATILIYOR

    4 yıldır aralıksız süren ve mülk sahiplerinin dahi yasaklı alana girmesine izin verilmeyen tarihi ilçeden polis kontrolünde kamyonlarla çıkarılan taşlar, eski Mardin yolu güzergahında bulunan Dicle Nehri’nin hemen kıyısına döküldü. Geniş bir alanda üst üste yığılan taşların kamyonu, satıcıların verdiği rakama göre 8 bin TL. Yıkılan evlerin taşlarından seçme yapıldığında ise fiyat 15 bin TL’ye çıkıyor.

    YÜKSEK FİYATLI TAŞLAR 

    Satışa çıkarılan taşlar arasında ilçenin mimarisinde önemli bir yeri olan ve evlerin mimari kimliğini yansıtan işlemeli taş ve malzemelerde bulunuyor. Geleneksel Diyarbakır Evleri’nin avlularında kullanılan taştan yapılma küçük havuzlar, taş kahve döveci, toprak damlı evlerin çatısı üzerindeki toprağın sıkılaştırılmasında kullanılan loğ taşı, buğdayın öğütülüp bulgura dönüştürüldüğü taş el değirmenleri, avluda bulunan su kuyusunun üzerini kapatan işlemeli taş kapaklar, yine avluda süs olarak kullanılan çarmıh topu ve arkeologlar tarafından Roma döneminden kaldığı tahmin edilen sütun ve sütun başlıkları da ayrıca özel fiyatlarla satılıyor.

  • Sokağa çıkma yasaklarının ardından 400 bin kişi göç etti

    Sokağa çıkma yasaklarının ardından 400 bin kişi göç etti

    Sokağa çıkma yasaklarının ilan edildiği ve aylarca çatışmaların yaşandığı Sur, Cizre, Nusaybin, Yüksekova, Şırnak, Silopi ve İdil’de yaşananlar TMMOB tarafından raporlaştırıldı: “400 bin kişi göç etmek zorunda kaldı, sürecin en büyük mağdurları yaşlı, çocuk ve kadınlar oldu.”

    Sur’da 11 Aralık 2015 tarihinde ilan edilen sokağa çıkma yasağıyla birlikte başlayan, yüzlerce kişinin ölümüne neden olan operasyon ve çatışmalar 9 Mart 2016 tarihine kadar devam etti.

    Türk Mimar ve Mühendisler Odası Birliği (TMMOB) Diyarbakır İl Koordinasyon Kurulu (İKK), sokağa çıkma yasaklarının ilan edildiği ve aylarca şiddetli çatışmaların yaşandığı Sur, Cizre, Nusaybin, Yüksekova, Şırnak, Silopi ve İdil’de yaşananları raporlaştırdı. Türkçe, Kürtçe ve İngilizce olarak basılan raporda, çatışmaların yaşandığı yerleşim yerlerinden yaklaşık 400 bin kişinin göç etmek zorunda kaldığı vurguladı.

    Çatışmaların yaşandığı kentlerde yapısal yıkımlarla birlikte psikolojik, sosyal ve ekonomik sorunların da yaşandığı dile getirilen raporda, “Özelikle yaşlılar, çocuklar ve kadınlar bu sürecin en büyük mağduru olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu durum sonucunda kadın ve çocukların ciddi travmalar geçirdiği gözlenmiştir” denildi. Raporda şöyle devam edildi: “Bu bölgede göçlerin genelde Diyarbakır, Van, Batman gibi il ve komşu ilçe merkezlerine doğru gerçekleştiği görülmektedir. Göç sırasında vatandaşlar yaşanmışlıkları ve anılarının yanı sıra sahip oldukları en temel eşyalarını dahi alamamış olmaları travma ile birlikte yoksullaşma ve mülksüzleşmelerine de yol açmıştır. Göç edenlerin büyük bir bölümü toplu bir şekilde kiraladıkları evlerde çok zor koşullarda alt yapısı olmayan mekanlarda kaldığı görülmüştür. Yine göç bölgelerinde çocuklar uzun bir süre eğitimlerinden de mahrum kalmışlardır. Çatışmanın bir bütünen yaşamı etkilediği bir yıkım süreci olduğu tam anlamıyla görülmüştür.”

    DİYARBAKIR’DA YASAK DEVAM EDİYOR

    Raporda sokağa çıkma yasakları döneminde il ve ilçelerde yaşananlar tek tek başlıklandırılarak açıklandı.  Raporun Sur bölümünde, 2 Aralık 2015’te Sur’un altı mahallesinde ilan edilen sokağa çıkma yasağının halen sürdüğüne dikkat çekildi. Altı mahallenin yüzde 72’sinin yıkıldığı tespit edilen raporda şu tespitler yapıldı:

    “Mart ayında operasyonların bittiği duyurulmasına rağmen yasağın ilan edildiği mahallelere iş makineleri ve müteahhitler dışında henüz kimse alınmamıştır. Yasağın ilan edildiği Cevatpaşa, Fatihpaşa, Dabanoğlu, Hasırlı, Cemal Yılmaz, Savaş mahallelerinin 2015 adrese dayalı nüfus verilerine göre nüfusu 22 bin 323’tür. Yasakların ilan edilmesiyle birlikte bu nüfusun neredeyse tamamı yerinden edildi. Sur’a dönük yürütülen askeri operasyon, 9 Mart 2016 tarihinde İçişleri Bakanlığı’nın resmi açıklamasıyla sona erdi. Toplamda 103 gün süren operasyon sırasında ağır tahribata uğrayan Suriçi her şeye rağmen, ciddi bir çalışmayla kurtarılabilecek durumdaydı. Fakat operasyonların bitmesinin hemen ardından 21.03.2016 tarih ve 2016/8659 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 27. Maddesine dayanılarak Suriçi’ndeki 7714 parselin 6292’si için Acele Kamulaştırma kararı alındı. Kalan parseller önceki kentsel dönüşüm sürecinde kamulaştırıldığı için bu karara dahil edilmemiştir. Acele kamulaştırma kararına dayanak olarak da 2012’de alınan ‘Riskli Alan’ kararı gösterildi fakat bu durumun kendisi de Kamulaştırma Kanunu’na aykırılık teşkil etmektedir. Bu görüntülerden tespit edebildiğimiz kadarıyla Kurşunlu Camii, Hacı Hamit Camii, Paşa Hamamı, Mehmet Uzun Evi, Ermeni Katolik Kilisesi, Dört Ayaklı Minare gibi kimi tescilli yapıların ağır hasarlı olduğu görüldü. Yapılan bütün açıklamalar, itirazlar, yazılı talepler, açılan davalara rağmen maalesef TMMOB Diyarbakır olarak alana girilemedi ve tahribatın artışının önüne geçilemedi.”

    Raporun uluslararası kurum ve kuruluşlara iletileceği ve hukuki süreç için ciddi bir delil niteliğinde olduğu belirtiliyor.

    (Kaynak: Duvar)

  • UNESCO’dan Sur çağrısı

    UNESCO’dan Sur çağrısı

    UNESCO, Bakü’de 43’ncü Dünya Miras Komitesi toplantısı düzenledi. Toplantı öncesi UNESCO tarafından yayınlanan raporda Sur’la ilgili değerlendirmelere yer verdi. UNESCO, Sur’da gözlem yapmadıklarını, bölgede OHAL’in kaldırıldığını söyleyerek, “Bölgeye gelmek için bize tarih verin” dedi.

    Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de 43’ncü Dünya Miras Komitesi toplantısı düzenlendi. Toplantı öncesi UNESCO bir rapor yayımladı. Raporda, Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçeleri Kültürel Peyzaj Alanı’yla ilgili koruma çalışmalarına ilişkin değerlendirmeler yapıldı.

    2015’te başlayan çatışmalı süreçte Suriçi’nde birçok binanın ağır hasar gördüğüne dikkat çekilen raporda Dünya Miras Merkezi’nin görüşlerine yer verildi. Raporda, Türkiye’nin Sur ve çevresinde yapılacak restorasyon çalışmalarına ilişkin UNESCO’ya raporlar sunulmuş olsa da, çalışmalara kurumun Reaktif İzleme Misyonu’nun inceleme yapmadan başlanmış olmasının ‘üzücü’ olduğu eleştirisi yer aldı.

    UNESCO, Türkiye’nin sunduğu raporda kentsel dönüşüme ilişkin detayların yer almadığına da dikkat çekti. Raporda, Dicle Nehri Islah Projesi’ne ilişkin olarak da yürütülen çalışmaların UNESCO heyetinin yapacağı gözleme kadar devam edilmemesi tavsiyesi yer aldı.

    UNESCO raporunda, Diyarbakır Surları ve çevresinin ‘Üstün Evrensel Değeri’ne zarar verme potansiyeli var olduğuna dikkat çekilerek Reaktif İzleme Misyonu inceleme yaparak, sonuçları ortaya çıkarana kadar çalışmaların durdurulması tavsiyesi yer aldı. Ayrıca raporda bölgede Olağanüstü Hal’in bittiği hatırlatılarak, UNESCO Komitesi’nin kente gelerek inceleme yapması için Türkiye’den bir an önce tarih verilmesi istendi.

    NE OLMUŞTU?

    Diyarbakır’ın tarihi Sur ilçesinde, 2 Aralık 2015-10 Mart 2016 tarihleri arasında yaşanan çatışmalar Cevatpaşa, Fatihpaşa, Dabanoğlu, Hasırlı, Cemal Yılmaz ve Savaş mahallelerinde gerçekleşmişti. Çatışmalar nedeniyle 20 binden fazla kişi ilçeden göç etmek zorunda kalmış, Suriçi’ndeki binlerce bina tahrip olmuş, ilçeye uzun bir süre su ve elektrik verilememişti.

    2015’TE LİSTEYE GİRDİ

    Almanya’nın Bonn kentinde 2015’te düzenlenen Dünya Miras Komitesi 39. Dönem Toplantısı’nda Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçeleri Kültürel Peyzaj Alanı’nın UNESCO Dünya Miras Listesi’ne kaydedilmesine karar verilmişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Sur Çocuk Festivali başlıyor

    Sur Çocuk Festivali başlıyor

    Önce Çocuklar Derneği öncülüğünde kentte bulunan sivil toplum örgütlerinin kolektif bir şekilde organize ettiği Sur Çocuk Festivali yarın başlıyor.

    Diyarbakır’da Sur Çocuk Festivali yarın başlıyor. Önce Çocuklar Derneği’nin organize ettiği festival Kürtçe, Türkçe, Arapça ve Zazaca olmak üzere 4 dilde çocuklarla buluşacak. Festival, sokak eğlencesi, sanat atölyesi, halk oyunu, çizgi film, tiyatro, doğa yürüyüşü gibi birçok etkinliğe ev sahipliği yapacak . Son gün uçurtma şenliğiyle festival sona erecek.

    Laleş Sanat Evi’nde festivale dair yapılan basın açıklamasında festivalin sokağa çıkma yasakları döneminde savaşın travmasını yaşayan çocuklar için yapıldığı vurgulandı. Sur Belediyesi Eş Başkanı Filiz Buluttekin, “ Çocuklar için organize ettiğimiz bu festivalin çok temel bir amacı var. Coğrafyamızın, kültürümüzün ve dilimizin, zenginliklerinin izini sürmek” dedi.

    FESTİVAL PROGRAMI

    7-11 Haziran tarihleri arasında düzenlenecek festival bugün Ben û Sen Burcu Parkı’ndaki çocuk şenliğiyle başlayacak. Festivalde yer alacak etkinliklerden bazıları şöyle:

    8 Haziran’da Cemilpaşa Konağı Kent Müzesi, Dengbêj Evi, Laleş Sanat Evi ve Sur Belediyesi Gençlik Evi’nde birçok atölye düzenlenecek. Atölyeler 4 gün boyunca bu mekanlarda devam edecek. 8 Haziran akşamı yaklaşık 100 çocuğun sahne alacağı Ma Music Orkestrası Kongre Amed Salonu’nda izleyicilerin karşısına çıkacak.

    9 Haziran’da Hevsel bahçelerinde doğa yürüyüşü yapılacak. Gün içinde Frir Rovi Çocuk Müzikali sahnelenecek. Ayrıca Bağıvar köyünde sanat atölyeleri gerçekleşecek.

    10 Haziran’da güne atölyeler ve sinema gösterileriyle başlanacak. Özekli köyünde atölye çalışmaları ve rengarenk çocuk şenliği yapılacak.

    11 Haziran’da atölyeler ve bilim şovu ile başlayıp yazarla okuma etkinliğiyle devam edecek. Program, Kırklar dağındaki uçurtma şenliğiyle sona erecek.

  • Tahir Elçi adına vakıf kuruldu

    Tahir Elçi adına vakıf kuruldu

    PİRHA- Uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitiren Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi İnsan Hakları Vakfı kuruldu. Diyarbakır’da çalışmalarını yürütecek vakfın başkanlığını Elçi’nin eşi Türkan Elçi yürütecek.

    Diyarbakır’da Dört Ayaklı Minare’nin önünde 28 Kasım 2015 tarihinde yaptığı basın açıklamasının ardından, aynı bölgede çıkan çatışmada yaşamını yitiren Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi adına vakıf kuruldu. Vakfın yönetim kurulu başkanlığını Türkan Elçi yürütecek. Vakfın yönetim kurulunda Orhan Kemal Cengiz, Erkan Şenses, Mürsel Ekici, Cihan Ülsen, Mahsun Batı yer alırken Tahir Elçi’nin çalışma arkadaşı Avukat Neşet Girasun da Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı görevini üstlendi.

    VERDİĞİ MÜCADELE PRATİĞİ GÖZETİLECEK

    Yarın Diyarbakır’da düzenlenecek etkinlikte vakfın çalışma alanları kamuoyu ile paylaşılacak. Vakfın her türlü şiddete karşı olacağı belirtilirken toplumsal ve siyasal sorunların barışçıl yollarla çözülmesi için katkı sunmaya çalışacağı ifade edildi. Ayrıca Tahir Elçi’nin insan hakları alanında verdiği mücadele pratiği gözetilecek.

    Tahir Elçi Vakfı’nın açılış toplantısında Türkiye’deki baro başkanlarının yanı sıra insan hakları savunucuları, gazeteciler ve Tahir Elçi’nin müvekkillerinin katılması bekleniyor. (HABER MERKEZİ)

  • Uyanık: AKP seçimi sistem değişikliğinin onayı olarak görüyor-VİDEO

    Uyanık: AKP seçimi sistem değişikliğinin onayı olarak görüyor-VİDEO

    PİRHA- Seçim sonuçlarına ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulunan Diyarbakır Belediyesi Eşbaşkanı Hülya Alökmen Uyanık, AKP’nin seçimleri normal bir seçim olarak değil sistem değişikliğinin onayı olarak algıladığını kaydetti.

    31 Mart yerel seçimlerinin üzerinden tam 11 gün geçti. 11 gündür hala İstanbul, Diyarbakır, Van, Mardin gibi büyük şehirlerde mazbatalar verilmedi. Bazı şehirlerde ise belediye başkanlığını kazanan KHK mağdurlarına KHK’lı oldukları gerekçesiyle mazbataları verilmiyor.

    HDP’nn Diyarbakır Belediye Başkanlığını kazanan eşbaşkanlar Hülya Alökmen Uyanık ile Adnan Selçuk Mızraklı’ya da soruşturma açıldı. Hala mazbataları verilmeyen eşbaşkanlar mazbataların verilmesi için YSK’ya başvurularını yaptı.

    “AKP’NİN KENDİ BEKA SORUNU VAR”

    Diyarbakır Belediyesi Eşbaşkanı Hülya Alökmen Uyanık, seçim sürecinde AKP’nin işi beka sorununa getirerek toplumu iyice kutuplaştırdığını belirtti ve aslında kendilerinde bir beka sorunu olduğuna vurgu yaptı. Seçim sonuçlarının halkın iktidara cevabı olduğunu kaydeden Uyanık, iktidarın bu sonuçlardan kendine bir ders çıkarması gerektiğini ancak iktidarın hala eski alışkanlıklarına devam ettiğini belirtti.

    “AKP SEÇİMLERİ SİSTEM DEĞİŞİKLİĞİNİN ONAYI OLARAK GÖRÜYOR”

    Sürekli İstanbul üzerinden tartışılan mazbata meselesinin bölgede de yaşandığını ifade eden Uyanık, AKP’nin seçimler konusunda en küçük itirazının kabul edilip HDP’nin itirazlarının kabul edilmemesini eleştirerek “Aslında AKP iktidarı seçim sonuçları istediği gibi olmadığı için tabiri caizse mızıkçılık yapıyor. AKP sistem değişikliğine gittiğinden beri seçimleri sürekli kendini onaylatma yerleri olarak gördü. Bu seçimleri de normal bir seçim olarak değil gittiği sistem değişikliğinin onayı olarak algıladı. Yani sistem değişikliğinin toplum karşısında kabulünün görülmediği ortaya çıkıyor. AKP’nin belki de kabullenmediği budur” dedi.

    Yerel seçimlerde siyasi patilerin oy oranlarının genel seçimlerle aynı olmadığını ifade eden Uyanık, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra muhalefetin büyük bir baskıyla sessizleştirilmeye çalışıldığını, buna karşılık toplumun da itirazını sandıkta gösterdiğini vurguladı.

    “CUMA GÜNÜ YASAL SÜREÇ BİTİYOR”

    2 buçuk yıldır belediyelerde olan kayyumların halkın bedeller ödeyerek elde ettiği kazanımları silikleştirme ve halkı belleksizleştirme çalışmaları yaptıklarına dikkat çeken Uyanık, belediyenin klasik hizmetlerini verirken bile kendi yandaşlarını kayırdıklarını ve Diyarbakır halkını eşit görmediklerini kaydetti. Diyarbakır halkının 31 Mart’ta kayyuma gereken cevabı verdiğini belirten Uyanık, henüz mazbatalarının verilmemesine de tepki göstererek, “Kayyumlar hala belediyedeki devralma, borçları ödeme, personel alma gibi işlere devam ediyorlar. Sanki hiç seçim olmamış gibi bir hava var. Bu halkı daha çok rencide ediyor. Biz de bu anlamda gidip başvurumuzu yaptık ama Cuma günü bununla ilgili yasal süreç de bitmiş olacak” şeklinde ifade etti.

    “POLİSİYE TEDBİRLERLE ÖNÜMÜZ KESİLMEYE ÇALIŞILIYOR”

    Seçim süreci boyunca çalışmalarını abluka altında sürdürdüklerini dile getiren Uyanık, kendisi ve Diyarbakır Belediyesi Eşbaşkanı Adnan Selçuk Mızraklı’nın adına açılan soruşturmaya da değindi. Uyanık, hükümetin sandıktan çıkan iradenin halka yansımaması için kendince polisiye tedbirlerle önlerini kesmeye çalıştığını belirterek, önlerine çıkan sıkıntıları halkla beraber çözeceklerine inandığını söyledi.

    “KAYYUM DİYARBAKIR’DAKİ TÜM KESİMLERİ RENCİDE ETTİ”

    Kayyumların Diyarbakır’da yaşayan tüm kesimleri rencide ettiğinin altını çizen Uyanık, mazbatayı aldıkları halde danışma kurulları, mahalle meclisleri, 40’lar meclisi gibi yerel yönetim için gerekli olan meclisleri hayata geçireceklerini de ekledi.

    “ESKİYE NAZARAN DAHA ÇOK KRİMİNALİZE EDİLİYORUZ”

    Eskiye nazaran daha çok kriminalize edildiklerini ifade eden Uyanık, “Belediyeler insanların günlük hayatını etkileyen çalışmaların yürütüldüğü alanlar. Dezavantajlı grupların, kadınların, gençlerin, çocukların bu şehirde rahat yaşayabileceği, kendini rahat ifade edebileceği ve istediği yere ulaşımla ilgili rahatlığı bizim onlara sunmamız gerekiyor. 17 yıllık bir belediye birikimimiz, bir geçmişimiz var. Bunun bize verdiği deneyimler var. Ama bunun yanında değişen zamanı, hayatın şartlarını göz önünde bulundurarak üstten ‘biz sizin için bunu yapacağız’ değil ‘beraber nasıl yapabiliriz’in durumlarını oluşturmamız gerekiyor” diye konuştu.

    “SOKAK YOK AMA SOKAĞA ÇIKMA YASAĞI VAR”

    Belediyeyi devraldıkları zaman önce bir zarar tanzimi yapıp sonuçlarını da halkla paylaşmaları gerektiğini belirten Uyanık, sokağa çıkma yasakları döneminde Sur ilçesinin yıkılmasına, orada TOKİ’ler yapılarak halkın hükümete borçlandırılmasına da tepki gösterdi. Uyanık, “Sur’un kendi içinde ayrı bir yeri var. Çünkü şu an 6 mahallede hala sokağa çıkma yasağı var. Dünyanın belki en uzun sokağa çıkma yasağı uygulanıyor orada ve yıkılmış mahalle yok, sokak yok ama sokağa çıkma yasağı var. Bunun yanında kentsel dönüşümle orada bence yapanın bile beğenmediği yapılar var. Bir de bunu aynı zamanda oradakilere satma gibi bir durum var. Bu Çevre ve Şehircilik Bakanlığı marifetiyle yürüyor. Bunun yasal zeminlerini görmemiz gerekiyor. Ezbere ‘Alacağız da size vereceğiz’ gibi bir tavır içinde değiliz ama halkın uğradığı zararı en aza indirmek bizim için büyük bir sorumluluk önümüzde duruyor.” dedi.

    Dilan MORSÜNBÜL/DİYARBAKIR

  • ‘Baskılara rağmen HDP Sur’da oyunu artırdı’-VİDEO

    ‘Baskılara rağmen HDP Sur’da oyunu artırdı’-VİDEO

    PİRHA- 2016 yılında İçişleri Bakanlığı kararı ile HDP’li belediyelere kayyum atanmıştı. 31 art’ta yapılan seçimlerde ise HDP kayyum atanan belediyelerin çoğunu geri aldı. Diyarbakır Sur Belediyesi de bu belediyelerden biri. Sur Belediyesi Eşbaşkanı Feyme Filiz Buluttekin, tek adam rejiminin gasp ettiği tüm hakları geri alıp kadın perspektifini göz önünde bulundurarak daya yoğun bir şekilde çalışacaklarını kaydetti. 

    2014 yılında yapılan yerel seçimlerde Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) aldığı birçok belediyeye AKP hükümeti 2016 yılında kayyum atamıştı. 31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerde ise HDP kayyum atanan birçok belediyeyi yine kazandı. Kazanılan belediyeler arasında bulunan Diyarbakır’ın Sur Belediyesi Eşbaşkanı Feyme Filiz Buluttekin, bundan sonra yapacakları çalışmalarla ilgili bilgi verdi.

    Genelde Diyarbakır özelde de Sur üzerinde yoğun baskı ve dayatmalarla tehdit altında seçime gittiklerini ifade eden Buluttekin, Sur’un ağırlıklı olarak köylerden oluştuğunu ve daha çok jandarma karakollarının yoğun baskısı olduğunu dile getirdi.

    “HDP BASKIYA RAĞMEN SUR’DA OYLARINI ARTIRDI”

    2014 yerel seçimlerinde HDP’nin Sur’da yüzde 55 oy aldığını ve tüm baskılara rağmen 31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerde oyunu yüzde 60’a çıkardığını aktaran Buluttekin, Sur’da yaşanan çatışmalardan dolayı önemli oranda dışarıya göçlerin olduğunu ve buna rağmen seçimlerde iyi bir sonuç elde ettiklerini kaydetti.

    “AKP-MHP FAŞİZMİ KAYBETMEYİ İÇLERİNE SİNDİRMEYECEK”

    Türkiye’deki seçimlere de değinen Buluttekin, AKP-MHP faşist rejiminin kaybetmeyi içlerine sindiremediklerini ifade ederek, “YSK’nın kararları geciktirmesinin temel nedeni belediyeleri talan etmek ve yolsuzluklarını gizlemektir” dedi.

    “TEK ADAM REJİMİNE BAĞLI BİR BELEDİYECİLİK ESAS ALINDI”

    HDP’nin bölgede iyi çalışıp batıda AKP-MHP faşizmini gerileterek iyi rol oynadığına dikkat çeken Buluttekin, kayyımların ilkin kadın kazanımlarına yönelerek kadın politikalar daire başkalığını ve kadın merkezlerini kapattığını hatırlattı. AKP’nin bununla birlikte kadınları toplumdan ve siyasetten koparmayı hedeflediğini belirten Buluttekin, kayyumların tek adam rejimine bağlı bir belediyeciliği esas aldıklarını ekledi.

    “KAPANAN KADIN KURUMLARININ YERLERİNE YENİLERİ AÇILACAK”

    Tek adam rejimin gasp ettiği tüm haklarını geri alacaklarını ifade eden Buluttekin, ileriki süreçte kadın perspektifini göz önünde bulundurarak daha yoğun bir şekilde çalışacaklarını, KHK ile kapanan kadın kurumlarının yerine yenilerini açacaklarını söyledi.

    “YIKIMDAN SONRA ASİMİLASYON POLİTİKALARI BAŞLADI”

    Sur’da yaşanan yıkımdan sonra ciddi asimilasyon politikalarının devreye sokulduğuna işaret eden Buluttekin, çocuklara ve gençlere kendilerini daha iyi ifade edebilecek ve enerjilerini daha iyi yönde kullanabilecekleri yeni alanlar açmayı hedeflediklerini belirtti.

    Buluttekin, ayrıca kayyumların Sur ilçesinde gençleri ve toplumu zehirleyen uyuşturucu ile mücadele etmeyerek, onları pasifize ederek toplumdan koparmayı amaçladıklarını da ekledi.

    Yoksulluk, işsizlik, kadın istihdamı, kooperatifleşmek, köy-kent ilişkisini tekrar kurmak ve toplumları bütünleştirmek için çalışacaklarını dile getiren Buluttekin, Sur’un yaralandığını ve kendilerinin buna karşı hizmet alanlarını büyüterek yeniden bir inşa sürecine gireceklerini kaydetti.

    Dilan MORSÜMBÜL/DİYARBAKIR

  • Tahir Elçi cinayetinin muhtemel 3 faili ile ilgili rapor paylaşıldı

    Tahir Elçi cinayetinin muhtemel 3 faili ile ilgili rapor paylaşıldı

    Diyarbakır Barosu, öldürülmesinin üzerinden 3 yılı aşkın süre geçen, soruşturma dosyasında tek bir şüphelinin dahi yer almadığı Tahir Elçi cinayetinin muhtemel 3 failiyle ilgili raporu paylaştı.

    Diyarbakır Barosu, 28 Kasım 2015 günü Sur’da açıklama yaptığı sırada Dört Ayaklı Minare önünde öldürülen başkanları Tahir Elçi’nin “muhtemel failleri”nin tespiti amacıyla olay anı görüntüleri üzerinden İngiltere’nin Londra Üniversitesi Adli Mimarlık Bölümü Forensic Architecture tarafından hazırlanan raporu, geçtiğimiz 14 Aralık’ta soruşturmayı yürüten Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na teslim etmişti. Teslim edilen bu raporda, üzerinden 3 yılı aşkın zaman geçen Elçi cinayetinin muhtemel faillerine dair olay yerinin mimari yapısı ve patlama sesleri üzerinden yapılan analizler yer almıştı.

    Söz konusu raporu soruşturmayı yürüten Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, muhtemel failleri şüpheli sıfatıyla çağırıp ifadelerine başvurmayınca Diyarbakır Barosu raporu kamuoyu ile paylaşacaktı. Cumhuriyet Gazetesi söz konusu raporu elde etti.

    Cumhuriyet’te yer alan Mahmut Oral’ın haberine göre söz konusu raporda Elçi’nin katledilmesinde sokak içinde ateş eden polislerden 3’ünün şüpheli olduğu vurgulanan raporda, bu polisler A, C ve D şahıslar olarak kodlandı. Elçi cinayetini aydınlatması beklenen ve 14 Aralık 2018 tarihinde Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na da sunulan kapsamlı rapor, Forensic Architecture tarafından hazırlanan rapor, sağladığı görsel, işitsel ve belgesel delilleri analiz ederek ve olaylar silsilesinin aslına sadık bir üç boyutlu dijital modelini oluşturarak olaya dair mekânsal bir araştırma ışığında oluşturuldu.

    BARO’NUN TALEBİ

    Diyarbakır Barosu’nun Forensic Architecture’dan talebi, dosyadaki görsel-işitsel verileri kullanarak şu konuları açıklığa kavuşturmanın mümkün olup olmadığını belirlemekti. Elçi’nin öldürdüğü zamanı tespit etmek, öldürücü atışı yapmış olabilecek bireyleri tespit etmek, Tahir Elçi’nin Yenikapı Sokak’ın dışında bir yerden ateşlenen uzun namlulu bir silahla vurulmuş olup olmayacağını belirlemek, Yenikapı Sokak’tan koşarak geçen PKK mensuplarını Elçi’nin öldürülmesinde şüpheli olarak değerlendirmek gerekip gerekmediğini belirlemek, gerekiyorsa hangisinin şüpheli sıfatı taşıyabileceğini saptamak, Yenikapı Sokak’taki polis memurlarının Elçi’nin öldürülmesinde şüpheli olarak değerlendirmeleri gerekip gerekmediğini belirlemek, gerekiyorsa hangilerinin şüpheli sıfatı taşıyabileceğini saptamak, vurulmasının ardından Elçi’ye yeterli tıbbi yardımda bulunma çabasının gerçekleşip gerçekleşmediğini saptamaktı.

    ARAŞTIRMADA YARARLANILAN KAYNAKLAR 

    Forensic Architecture araştırmasında kullandığı kaynaklar “Adli Tıp Uzmanı Dr. Ümit Biçer’in Diyarbakır Barosu Başkanlığı’na sunulmuş olan Uzman Mütalaası, 17 Mart 2016 tarihinde gerçekleştirilen keşif ve olay yeri incelemeye dair Bilirkişi Raporu, Soruşturma dosyasında alınmış olan balistik inceleme raporları, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı Ölü Muayene ve Otopsi Tutanağı, Diyarbakır Mimarlar Odası’nın hazırladığı, Şubat 2014 tarihli Yenikapı Sokak’a ait mimari planlar ve cephe çizimleri” şeklinde sıralandı.

    ARAŞTIRMADA KULLANILAN YÖNTEM

    Rapora göre mevcut görüntü kayıtları Elçi’nin ölüm anını kayda geçmediğinden, sahneyi mekânsal ve zamansal olarak yeniden canlandırmak ve bütün aktörleri bu canlandırma içine yerleştirmek gerekmiştir. Ayrıca Elçi’nin öldürüldüğü zaman aralığının tespit edilmesi ve ses kaydı olan ama görüntü kaydı olmayan silah atışlarından hangisinin ölümcül atış olabileceğinin belirlenmesi gerekmiştir. Forensic Architecture bu araştırmayı gerçekleştirebilmek için bir dizi multimedya analizi ve mekânsal modelleme tekniği kullandı.

    VİDEOLAR EŞ ZAMANLI HALE GETİRİLDİ

    Yine raporda videoların eş zamanlı hale getirilmesine dair “İlk olarak, olayın çeşitli anlarını farklı açılardan izleyip karşılaştırabilmek için Diyarbakır Barosu tarafından temin edilen 4 video dosyası (Kamera 1, 2, 3, 4), kayıtlarda bulunan işitsel ve görsel verilerin tespit edilmesi ve eşleştirilmesi yoluyla eşzamanlı hale getirildi. Araştırma için bu dört videonun seçilmesinin sebebi olaya dair en çeşitli açıları sunan kayıtları barındırmalarıdır” ifadeleri yer aldı.

    ZAMAN ARALIĞI BELİRLENMESİ

    Elçi’nin vurulma anı dört kameranın da kadrajı dışında gerçekleştiğinden, bu anı mevcut diğer tüm deliller ve tanıklıklarla çapraz referanslandırarak yeniden canlandırmamız gerekti. En başta Elçi’nin öldürülmüş olabileceği en kısa zaman aralığı belirlendi. Bunun için Elçi’nin yaşarken görüldüğü son an ile bedeninin yerde görüldüğü ilk an gözlemlendi.

     HANGİ ATIŞLARI KİMİN YAPTIĞI BELLİ OLDU

    Dört eşzamanlı hale getirilen video kaydının ses ve görüntü kanallarını analiz ederek araştırmamıza konu olan zaman aralığı içinde duyulan ve görülen tüm silah atışları sayıldı ve kayda geçirildi. Böylece hangi atışların olay yerinde bulunan hangi bireyler tarafından yapıldığını tespit etmek ve işaretlememiz mümkün oldu.

    OLAY ÜÇ BOYUTLU OLARAK YENİDEN CANLANDIRILDI

    Raporda olayın yeniden canlandırılmasına dair “Tarihi bir bölge olan Yenikapı Sokak’ın arşiv çizimlerini ve video çekimlerinde bulunan mekânsal verileri kullanarak olay yerinin dijital bir üçboyutlu modelini oluşturduk. Yenikapı Sokak ve Gazi Caddesi’yle kavşağı için oluşturduğumuz dijital modelin dayanağı olarak Diyarbakır Mimarlar Odası’nın sağladığı, Yenikapı Sokak’a ait mimari planları ve cephe çizimlerini kullandık. Mimari çizimler modelimiz için taban alanı ve cephe bilgilerini, ayrıca Yenikapı Sokak’ın kot bilgilerini sağladı. Üçboyutlu model sayesinde, nesnelerin ve bedenlerin zaman ve mekân içindeki ilişkilerini analiz etmemiz ve ölçmemiz mümkün oldu. Görüntü kayıtlarından silahı ateşleyeni ve atışın güzergahını gözlemleyemediğimiz durumlarda, üçboyutlu model sayesinde belirli anları yeniden canlandırmamız ve silahlarını ateşledikleri görülen şahısların Elçi’nin bulunduğu yere göre konum ve yönelimlerini karşılaştırmamız mümkün oldu. Elçi’nin, PKK mensuplarının, polis memurlarının ve basın mensuplarının konumlarını saptayabilmek için ‘kamera kalibrasyonu’ adı verilen bir teknik kullandık. Bu işlem sayesinde bir kameranın odak mesafesi, varil distorsiyonu, optik merkezi gibi iç optik özelliklerini hesaplamanın yanı sıra, kameranın mekândaki belirli unsurlara göre konumu ve yönelimi gibi dış parametreleri de saptamak mümkündür. Dolayısıyla bu kalibrasyon işlemi, olay yerindeki nesne ve kişilerin konumlarını, yönelimlerini ve ölçeklerini saptamamızı sağlamıştır” ifadeleri yer aldı.

    HAREKET ANALİZİ

    Raporda iki PKK mensubundan birinin öldürücü atışı yapmış olup olamayacağını tespit etmek için 1’den 4’e kadar olan kameraların kayıtlarını dikkatle analiz edildi, görüntü kayıtlarını kare kare incelendi ve iki PKK mensubunun hareket, davranış ve konumları gözlendi. Ardından olay yerinde bulunduğunu görsel olarak tespit ettiğimiz beş polis memurundan birinin öldürücü atışı yapmış olup olamayacağına, polislerin silahlarının olası ateş hatlarını değerlendirerek Tahir Elçi’ye doğrudan ve engelsiz bir açılarının olup olmadığına bakıldı.

    SES ANALİZİ

    Araştırmada ses analizi için, “Araştırmamıza konu olan zaman dilimindeki bütün atışların ses analizini yaparak bu atışlardan herhangi birinin, video kayıtlarında görülenlerden farklı tür bir mühimmat veya farklı kalibrede bir silahla yapılmış olup olamayacağını değerlendirdik. Bunun için her video kaydının ses kayıtlarını birer grafikle görselleştiren spektrogramlardaki silah atışlarının ses profillerini inceledik. Silah atışlarının ses profillerini birbirleriyle karşılaştırarak bu atışlardan herhangi birinin Yenikapı Sokak ötesinden uzun namlulu bir silahla yapılmış olup olamayacağını inceledik” ifadeleri yer aldı.

    Araştırmada olaydaki aktörlere isim ve renk kodları verildi. Tahir Elçi’yi kırmızı renkle gösterildi ve ‘TE’ koduyla belirtildi. Basın mensupları gri renkle gösterildi. İki PKK mensubu sarı renkle gösterildi. Basın açıklamasının yanından geçtiği görülen ilk PKK mensubu ‘Koşan 1’ ya da ‘K1’ olarak, ikincisi ise ‘Koşan 2’ ya da ‘K2’ olarak kodlandı. Bütün polis memurlarını mavi renkle gösterilirken Polis Memuru A, B, C, D ve E olarak kodlandı.

    Araştırmada atış sayısı analizi için “Konu olan dokuz saniye on karelik zaman aralığı içinde toplam kırk ayrı atış saydık ve bunları bir çizelgeye işledik. Her bir atışa bir numara ve araştırmanın zaman aralığının esas alındığı bir zaman kodu verdik. Ayrıca atışın çıktığı silahı ve hedefini ya da yönünü tespit ettik” şeklinde ifadeler yer aldı.

    Faillerin tespitinde ise “İki PKK mensubundan birinin Elçi’nin ölümünden sorumlu olup olmadığını tespit etmek için ilk olarak olay yerinde polis memurlarının yaptığını görsel olarak tespit ettiğimiz atışları eledik. Böylece analizin bu etabını kimin yaptığı “belirsiz” olan atışlara odakladık, çünkü bunları PKK mensuplarından birinin yapmış olması imkân dahilindeydi. Belirsiz atışlardan herhangi birinin K1 veya K2’ye atfedilmesinin mümkün olup olmadığını ve bu atışların Elçi’yi öldürmüş olup olamayacağını inceledik. Yukarıdaki analiz sayesinde iki PKK mensubunun araştırmamıza konu olan zaman aralığında Tahir Elçi’yi öldürmüş olmalarının büyük ölçüde imkânsız olduğunu tespit ediyoruz” şeklinde konuşulurken Elçi’yi PKK mensuplarının öldürmüş olamayacağı belirtildi.

    POLİSLERİN EYLEM ANALİZİ

    Raporda “Elçi’nin polislerin silah atışlarından biriyle öldürülmüş olma ihtimalini inceledik. İlk olarak analizi olay yerinde polis tarafından yapıldığı bilinen atışlara odakladık. Polis tabancası ile yapıldığı görülen her bir atışı inceledik ve bunlar arasından Elçi’ye yönelik doğrudan bir ateş hattı bulunmayan atışları eledik. Üç boyutlu modelimizi kullanarak olay esnasında silahını ateşlediği görülen polis memurları A, C ve D’nin Elçi’ye yönelik doğrudan bir ateş hattına sahip olup olmadığını test ettik. Polis memuru B’nin Elçi’ye doğru bir ateş hattı yoktur. 5 Her polis memuru için, memurun omuzlarından Elçi’nin vurulduğu anda ayakta duruyor olabileceği alanın en uç köşelerine doğru birer üçboyutlu şekil çizdik. Bu şekiller sayesinde her polis memurunun sahip olduğu ateş hattının, olay yerindeki nesne ve insanlarca ne derecede engellendiğini gözlemledik. Bu testin sonuçlarını aşağıdaki cetvele kaydettik. Yaptığımız analize göre, polis memurları A, C ve D’nin silahlarını ateşlediklerinin görüldüğü anlarda Tahir Elçi yönünde (farklı engel seviyelerine sahip) doğrudan ateş hatları bulunmaktadır ve dolayısıyla her birinin Elçi’yi vurmuş olması ihtimal dahilindedir. 24, 26, 28 ve 29 numaralı atışlarıyla polis memuru C, Tahir Elçi’ye doğru engelsiz bir ateş hattına açıkça sahip olan tek memurdur” şeklindeki ifadelerde, polislerin eylemleri incelendiğinde Elçi’yi öldürme ihtimali olan 3 kişinin de polis olduğu görülmektedir.

    ÜÇ POLİSİN ELÇİ’YE YÖNELİK ATEŞ HATTI VAR

    Raporda son olarak “Tahir Elçi 28 Kasım 2015 tarihinde, saat yaklaşık 10:55’te, 7 saniye 12 karelik bir süre diliminde tek bir mermiyle vurularak öldürülmüştür. PKK mensuplarından ikisi de öldürücü atışı yapmamış görünmektedir. Araştırmaya konu olan zaman aralığında yapılan bütün atışların benzer ses profilleri vardır. Bu süre içinde kayda değer derecede uzak bir mesafeden uzun namlulu bir silahın ateşlendiğine dair herhangi bir işitsel delil yoktur. Üç polis memurunun (A, C ve D) Elçi’ye yönelik doğrudan bir ateş hattı vardır ve silahlarını birden çok kere ateşledikleri görülmektedir. Aralarında polis memuru C, Elçi’ye yönelik açık ve engelsiz bir ateş hattıyla silahını ateşleyen tek memurdur. Araştırma olay yerindeki polis memurlarından kesin olarak hangisinin Elçi’nin ölümünden sorumlu olduğunu tespit etmemekle birlikte, kuvvetli suç şüphesi altında olan polis memurlarını saptamıştır. Öldürücü atışın Elçi’yi vurma kastıyla yapılmış olup olmadığının saptanması araştırmanın kapsamı dışındadır” ifadeleri yer almakta.

     

     

  • Tahir Elçi öldürülüşünün 3. yılında anıldı

    Tahir Elçi öldürülüşünün 3. yılında anıldı

    Diyarbakır Barosu başkanıyken öldürülen Tahir Elçi, ölümünün üçüncü yılında vurulduğu yerde anıldı.

    Diyarbakır Sur’da Dört Ayaklı Minare önünde vurularak öldürülen Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, ölüm yıl dönümünde vurulduğu yerde anıldı.

    Diyarbakır’daki anma etkinliğine eşi Türkan Elçi, Bölge Baroları, İzmir Barosu Başkanı, Ankara Barosu yöneticileri, CHP ve HDP milletvekilleri, TBB yönetim kurulu üyelerinin yanı sıra avukatlar cübbeleri ile katıldı.

    Anma etkinliği kapsamında Diyarbakır Adliyesi önünde toplanarak Dört Ayaklı Minare’ye yürüyen avukatlar, Dört Ayaklı Minare’nin önünde Tahir Elçi’nin vurulmadan önce yaptığı açıklamasını dinledikten sonra basın açıklaması gerçekleştirdi.

    Açıklamayı yapan Diyarbakır Barosu Başkanı Cihan Aydın, her şeyin Tahir Elçi vurulmadan önce çıktığı bir TV programında lince uğramasıyla başladığını ifade ederek, “Üç yıl önce bir tv programında başladı her şey. Söylediği bir cümle, şer odaklarını rahatsız etti. Önce ifadeye çağırdılar Tahir başkanı. Tahir Elçi hakkında yakalama kararı çıkardılar. O, Botan halkına mahsus mağrurluk ile karşıladı yakalama kararını. Buyurun gelin dedi ve yüzlerce yoldaşının yanından alıp götürdüler Tahir’i. “Ben görüşlerimi ifade ettim” dedi ama tek bir adım geri atmadı. Hemen arkasından sekiz sütuna manşet ettiler onu, linç kültüründen beslenenler birbiriyle yarıştılar” dedi.

    “BİR ARPA BOYU YOL GİDEMEDİLER”

    Aydın, Elçi’nin soruşturma dosyasında 3 yıl geçmesine rağmen tek bir gelişmenin olmadığını belirterek, “Dönemin iktidar sahipleri, bu cinayeti aydınlatacağız dediler. Dediler ama üç yıl oldu bir arpa boyu yol gidemediler. 3-5 kovanı bile toplayamadılar. Bazı kamera görüntüleri ortadan kayboldu, bazı kameralar bozuldu, bazı görüntüler de her nedense silindi. Teftiş kurulu tarafından hazırlanan rapor, bugüne kadar bizlerden ısrarla gizlendi ve gizlenmeye de devam ediliyor. Sözler bir kez daha tutulmadı ve failler hala aramızda dolaşmaya devam ediyor. Ama buna izin vermeyeceğiz. Tahir Elçi’nin inadı ile takip edeceğiz, soruşturacağız ve failleri yargı önüne çıkaracağız” dedi.

    “ELÇİ ÇATIŞMALARI DURDURMAK İÇİN ÇALIŞMIŞTI”

    Elçi’nin öldürülmesinden sonra Bölge illerinde şiddet sarmalının arttığına dikkat çeken Aydın, “Aylarca sokağa çıkma yasakları uygulanmış, sivil yaşamların da büyük çatışmalar yaşanmış ve ne yazık ki pek çok sivil insanın yaşamını yitirmesi ve büyük yıkımlarla sonuçlanmıştır. Sayın Elçi, bu kaotik ve karanlık dönemin daha da ağır sonuçlar yaratmaması için büyük sorumluluğumuz olduğunun altını çizmiştir. Nitekim insan hakları örgütlerine göre Silvan, Cizre, Nusaybin, Yüksekova, İdil, Şırnak, Sur’da uygulanan yasaklarda 79 çocuk, 71 kadın en az 321 sivil yaşamını yitirmiştir.  Yasaklardan bir milyon altı yüz bin kişi doğrudan etkilenmiştir. Tahir Elçi, çatışmaların başladığı zamanlarda hak ihlallerinin yaşandığı Silvan’a, Cizre’ye, Nusaybin’e çatışmaların en yoğun olduğu zamanlarda giderek hem çatışmaları durdurmak, hem de yaşananları raporlaştırmak için çalışmıştır” dedi.

    “HAYATINI BARIŞA VE İNSAN HAKLARI MÜCADELESİNE ADADI”

    Tahir Elçi’nin, toplumun her alanında yaşanan hiçbir haksızlığa karşı sessiz kalmayarak mücadele ettiğini belirten Aydın, şunları kaydetti:

    “Başkanımız; kadın cinayetlerinden, tutuklu gazetecilere, sömürülen işçi sınıfından, cezaevinde yaşanan hak ihlallerine, çocuk haklarından, mülteci sorununa kadar, her alanda temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması, insanların daha demokratik daha adil ve daha özgür şartlarda yaşaması için çalışmalar yürütmüştür.

    Hayatını barışa ve insan hakları mücadelesine adadı. Devlet; Tahir Elçi gibi binlerce faili meçhul cinayet ve zorla kaybetme olayının faillerini bulmak ve yargı önüne çıkarmak yerine, yıllardır yakınlarının akıbetini öğrenmek isteyen Cumartesi Annelerinin haklı, meşru ve yasal eylemlerini engelleyerek bu konudaki niyetini ve tarafını belli etmiştir. Aradan kaç yıl geçerse geçsin faillerini bulma mücadelesinden asla vazgeçmeyeceğiz ve seni asla unutmayacağız.”

    Açıklamanın ardından Tahir Elçi’nin vurulduğu yere avukatlar karanfil bıraktı.

    (Diyarbakır/EVRENSEL)

  • Diyarbakır’da Erdoğan hazırlığı: Sur’a giriş yasaklandı

    Diyarbakır’da Erdoğan hazırlığı: Sur’a giriş yasaklandı

    Erdoğan’ın Diyarbakır’a gelişi öncesi Sur ilçesine araç girişi yasaklandı, kente polis ve asker yığıldı, stadın kuruyan çimleri yenilendi.

    Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Diyarbakır’a gelişi öncesi güvenlik önlemleri üst seviyeye çıkarıldı. Sur ilçesine araç girişi yasaklanırken, çevre illerden binlerce sivil polis ve asker otobüslerle kentte taşındı.

    AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, Diyarbakır Valiliği ve Büyükşehir Belediyesi kayyımı, Okçular Vakfı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Türk Telekom tarafından organize edilen “Diyarbakır Gençlik Festivali” kapsamında düzenlenecek futbol müsabakasına katılmak üzere Diyarbakır’a geliyor. Erdoğan’ın programına ilişkin maçın dışında bilgi verilmedi. Erdoğan’ın gelişi öncesi kentte güvenlik önlemleri üst düzeye çıkarıldı. Dün akşam saatlerinde merkez Sur, Kayapınar, Bağlar ve Yenişehir ilçelerinde yüzlerce polis ve özel harekat timi, zırhlı araçlar eşliğinde caddelerde durdurdukları araçlarda arama yaptı. Kontrollerde binlerce kişinin Genel Bilgi Taraması’ndan (GBT) geçirildiği ve baskın yapılan 50’yi aşkın işyerinin arandığı öğrenildi.

    SUR İLÇESİNE ARAÇ YASAĞI

    Erdoğan’ın kentte gelişi kapsamında yakılıp yıkılan Sur ilçesine dün gece saat 22.00’den itibaren araç girişi yasaklandı. Trafiğe kapatılan cadde ve bulvarlar nedeniyle toplu taşıma dahil tüm araçlar için yeni güzergahlar belirlendi.

    KENTTE BİNLERCE POLİS VE ASKER GETİRİLDİ

    Erdoğan’ın kentte gelmeden önce Mardin, Urfa, Elazığ, Batman ve Bingöl’den binlerce asker ve polis,  otobüslerle kente getirildi. Sivil polis ve askerlerin, Diyarbakır Stadyumu, Sur ilçesi ile kentin değişik noktalarında konumlandırıldı. Sivil polis ve askerlerin stattaki karşılaşmada tribünlerde yer alarak Türk bayrakları sallama görevini yerine getirecekleri belirtildi.

    STADIN KURUYAN ÇİMLERİ YENİLENDİ

    Diyarbakır’da geçen mayıs ayında hizmete giren ve Amedspor ile Diyarbekirspor’un yeni sezondaki maçlarını oynayacağı 33 bin kişilik yeni stadın çimleri kuruyarak kullanılamaz hale gelmişti. Çimlerin kuruması gerekçe gösterilerek Amedspor’un maçlarını statta yapması engellenirken, çimler dün gece alelacele yenilendi. Yine kentin işlek caddelerine çiçek ekildi, bariyer ve refüjler sabaha kadar yıkandı, temizlendi.

    BAKANLAR EŞLİK EDECEK

    Erdoğan’a aynı zamanda damadı olan Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turhan eşlik edecek.

    (Kaynak: MA)

  • ‘Oyuncak Kütüphanesi’ kuruldu; destek bekliyor

    ‘Oyuncak Kütüphanesi’ kuruldu; destek bekliyor

    PİRHA – Rengarenk Umutlar Derneği, oyuncak bekleyen çocuklar için “Oyuncak Kütüphanesi” kurdu. İkinci el oyuncaklardan oluşan Oyuncak Kütüphanesi için sosyal medyadan oyuncak çağrısı yapıldı.

    Diyarbakır’ın Sur İlçesi’ne bağlı Ziya Gökalp Mahallesi’nde, daha önce de Sur içinde ‘Umut Işığı Kadın Kooperatifi’ olarak çalışma yürüten ancak sokağa çıkma yasakları ve çatışma süreciyle birlikte kapanmak zorunda kalan derneğin aktivistleri yeni bir çalışmaya imza attı.

    Geçtiğimiz yıl Ziya Gökalp Mahallesi’ndeki harabeye dönmüş bir evi gönüllülerle birlikte onarıp rengarenk boyayarak çocuklar için oluşturulan bu alana ‘Rengarenk Umutlar Derneği’ adını verdi.

    OYUNCAK ERİŞİMİ OLMAYAN ÇOCUKLAR İÇİN KURULDU

    Oyuncağa erişimi olmayan çocuklar için kurulan; hayal gücünü, gelişimini ve becerilerini güçlendiren; şiddeti özendirmeyen, cinsiyetçiliği pekiştirmeyen ve ayrımcılığı çağrıştırmayan yeni ve ikinci el oyuncaklardan oluşan Oyuncak Kütüphanesi için sosyal medyadan oyuncak çağrısı yapıldı.

    Yurtiçi ve yurtdışından gelen dayanışmayla Sur içindeki birçok çocuğa ulaşıldı. Üyelik sistemiyle işleyen kütüphaneye çocuklar gelip istedikleri oyuncağı alıyor ve 1 hafta sonra yenisiyle değiştirmek üzere geri getiriyorlar.  (HABER MERKEZİ)

  • Ferhat Tunç, Sur’da Tahir Elçi için ağıt okudu-VİDEO

    Ferhat Tunç, Sur’da Tahir Elçi için ağıt okudu-VİDEO

    PİRHA- Sanatçı Ferhat Tunç, Sur ziyaretinde Tahir Elçi anısına Dersim ağıdını okudu.
    Sanatçı Ferhat Tunç, 28 Nisan Dünya Hasankeyf ve Sur İçin Küresel Eylem Günü vesilesiyle gittiği Diyarbakır’da Sur’u ziyaret etti. Tunç, Sur ziyaretinde, 2015 yılında Sur ilçesine bağlı Balıkçılarbaşı semtinde bulunan tarihi Dört Ayaklı Minare’nin önünde öldürülen Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi anısına Dersim ağıdını okudu.
    Tunç, Youtube sayfasında yayımladığı ağıdın öyküsünün Sur’da yaşananlarla örtüştüğünü belirtirken, şunları da söyledi: “Bu mekânda büyük bir yıkım yaşandı. Sadece insanlar ölmedi; insanlarla birlikte büyük bir tarih de yerle bir edildi. Sur’u büyük yıkımın merkezi haline getiren zihniyet aynı zamanda Tahir Elçi arkadaşımızın da katili bir zihniyettir. Tahir Elçi kadim bir kültürün yok edilmesine isyanını, Dört Ayaklı Minarenin önünde verdiği mesajlarla dile getirmişti. Ona acımadılar ve bu acımasızlık bu kadim kültürün büyük bir enkaza dönüşmesini beraberinde getirdi. Tahir Elçi’yi bir kez daha saygıyla anıyorum. Onun uğruna can verdiği bu kadim kültürün savunucusu olmaya devam edeceğiz.”
    VİDEO ELÇİ’NİN SÖZLERİYLE BAŞLIYOR
    Ferhat Tunç’un çıplak sesle seslendirdiği ağıdın videosu Tahir Elçi’nin şu sözleriyle başlıyor:
    “Biz bu tarihi bölgede, birçok medeniyete beşiklik etmiş, ev sahipliği yapmış bu kadim bölgede, insanlığın bu ortak mekanında silah, çatışma, operasyon istemiyoruz. Savaşlar, çatışmalar, silahlar, operasyonlar bu alandan uzak olsun, diyoruz.”
    KIRMANÇKİ AĞIDIN TÜRKÇE SÖZLERİ
    Ma Çhi Di adlı Kırmançki ağıdın Türkçe sözleri şöyle:
    NELER GÖRDÜK (MA ÇHI Dİ)
    Görüp görmediğimiz
    Kahrı kalmadı dünyanın
    Dertlerimiz ağır, çilemiz
    Yaprak yaprak açılan defterlerce uzun
    Kardeş, kardeş, kardeş
    Uzak dursun bizden nadanların şerri
    Ah kardeş, kardeş, kardeş
    Uzak gitsin o günler bizden
    Ya nasıl taşır zevalimizi
    Buncasına seyirci kalan Tanrı
    Sabi çocuklar idik
    Yuvasından atılan yavru kuşlar misali
    Dağıtıldı ocaklarımız
    El kapılarında bırakıldık kimsiz, kimsesiz
    Kardeş, kardeş, kardeş
    Uzak dursun bizden nadanların şerri
    Ah kardeş, kardeş, kardeş
    Uzak gitsin o günler bizden
    Ya nasıl taşır zevalimizi
    Buncasına seyirci kalan Tanrı
  • Pertekliler Derneği Hızır ayı dolayısı ile Hızır Kavut’u etkinliği yaptı-VİDEO

    Pertekliler Derneği Hızır ayı dolayısı ile Hızır Kavut’u etkinliği yaptı-VİDEO

    PİRHA – Hızır ayı dolayısı ile İstanbul Pertekliler Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Kültür Derneği’nin düzenlediği Hızır etkinliğinde konuşan Pertekliler Derneği Başkanı Ahmet Doğru, “Hızır lokması Dersim kültüründe çok önemli ve anlamlıdır. Dersim’de Hızır lokması verildiği zaman insanlar birbirine küskün ve dargın da olsa Hızır lokması götürüldüğünde geri çevirmez mutlaka alırlar” dedi.

    Haberin Videosu

    İstanbul Pertekliler Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Kültür Derneği Hızır ayı dolayısı ile geleneksel Hızır Kavutu (Qawutu) etkinliği yaptı. Hızır Kavutu  etkinliği öncesi panel düzenlendi. Panele Dersim Ovacık Belediyesi Başkanı Fatih Maçoğlu, HDP 25. Dönem Mersin Milletvekili Çilem Küçükkeleş, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu veAlevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı Hüseyin Güzelgül katıldı.

    Pertekliler Derneği Başkanı Ahmet Doğru yaptığı açılış konuşmasında, “Her yıl Hızır ayında geleneksel Hızır Kavutu (Qawutu) etkinliğimizi yapıyoruz. Hızır lokması Dersim kültüründe çok önemli ve anlamlıdır. Dersim’de Hızır lokması verildiği zaman insanlar birbirine küskün ve dargında olsa Hızır lokması götürüldüğünde geri çevirmez mutlaka alırlar” diye konuştu.

    Açılış konuşmasından sonra geçmişten günümüze Alevi inancı için mücadele vermiş ve katledilmişler için bir dakikalık saygı duruşu yapıldı.

    “ALEVİLER DARLIKTAN KURTULMAK İÇİN ŞUBAT AYINI HIZIR AYI OLARAK KABUL ETMİŞTİR”

    Saygı duruşundan sonra konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneğinin Alibeyköy Şubesi Başkanı ve Alibeyköy Cemevi dedelerinden Hüseyin Güzelgül, “Çok zor bir süreçten geçiyoruz. Her zaman, her yerde Alevilerin görmek istediği Hızır zorda, darda, karda ve tipide hazır ve nazırdır. Biliyorsunuz Şubat ayı kış aynın en zor ayıdır. Şubat ayında köylülerin kışlıkları bitiyor. Alevi halkı işte o darlıkta kurtulmak için Şubat ayını Hızır ayı olarak kabul etmiştir” dedi.

    “ARALIK AYI BÜYÜK ÇİLE AYIDIR”

    Güzelgül’ün ardında konuşan HDP 25. Dönem Mersin Milletvekili Çilem Küçükkeleş ise, “Alevilik doğayı ve yaşadığı coğrafyayı dikkate alan bir inançtır. Hızır’ın da şubat ayında olması biz biliyoruz ki tesadüf değildir. Bizim için Hızır 10 Kasım Koç katımı ile başlar.  Koç katımı canlıların yeni baştan dünyayı kendinde var etmesi anlamına gelir. Koç katımından sonra 21 Aralığa kadar olan sürede ise kar yağmış, devlet kontrolü bitmiş ve dedeler köylere rahatça gidip cemlerde insanlarla bir araya gelerek inançlarını yaşarlar. Bütün doğanın bütün canlıların dara durduğu ve en uzun gece dediğimiz 21 Aralık ise Alevilerin aslında karanlık ile büyük bir mücadele verdiği büyük çile ayıdır. 21 Aralıktan sonra Şubat ayına kadar olan süreye ise küçük çile ayı deriz. Yine yoğunlaşmanın, insanın kendini dara çektiği, toplum ile yüzleştiği ve helalleştiği Şubat ayı ise Hızır ayıdır. Hızır doğanın darda olduğu, insanın artık yiyeceğinin tükendiği ve sıkıntılı bir halden çıkış dönemine denk gelir” diye konuştu.

    “MESELE EŞKIYALIK VE HENDEK DEĞİL…”

    Çocukluğunda kendilerine hep büyüklerinin Dersim 38 katliamın’a ilişkin yaşananları anlatıklarını belirten Küçükkeleş, “Bize hep Dersim’de eşkıyalık var derlerdi. Bizde çocuk olduğumuzdan inanırdık. Sonra aklımız erince eşkıyalık sadece Dersim’de mi vardı diye düşünmeye başladık. Eşkıyalık olduğu için mi kadınlarımız çocuklarımız tacize, tecavüze uğradı ve küçük yaşta öldürüldüler. Birleşmiş milletlerinin soykırım diye adlandırıldığı her şey Dersim’de uygulandı. Dersim’de yaşananları belki sözlü tarih ile duyduk, öğrendik ama bugün hepimiz Sur’da ve Cizre’de yaşananlara şahitlik ettik. Bizler bu yaşadıklarımızı anlatmaya devam edeceğiz. Çünkü o dönem Dersim’de eşkıyalık vardı diyenler bugün hendek var diyorlar. Aslında meselenin eşkıyalık ve hendek olmadığını sadece toplumların bir arada yaşamasına düşmanlık olduğunu anladık ve gördük” şeklinde konuştu.

    “DEVLETİ İDARE EDENLER HINZIR PAŞAYA DÖNÜŞMÜŞTÜR”

    Küçükkeleş’ten sonra konuşan CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ise “Bu ülkede insanlar kimlikleri, nedeni ile inançları nedeni ile ayrıştırılıp mağdur ediliyor. Sizin yaşadığınız bu haksızlığı size anlatmayı bir ayıp olarak görüyorum” dedi.

    Aleviler için kutsal olan Hızır ayı içerisinde olunduğunu belirten Kaftancıoğlu, “Bugün Hızır lokması için bir aradayız. Artık söz bitiyor ve inandığımız bu topraklarda yan yana durmamızı sağlayan insan sevgisi, hak sevgisi, emek için Hızır’ın yardım etmesini temenni ediyoruz. Çünkü bugün devleti idare edenler Hınzır paşaya dönüşmüştür. Devlet politikaları nedeni ile sorun haline gelen devletçi, ayrımcı ve kendinde olanı yanında tutan bakışın karşısında olacağız”dedi.

    “BU ÜLKEDE SİYASETİN NE KADAR ZOR OLDUĞUNU BİLİYORUZ”

    Son olarak konuşan Ovacık Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu, “Bizim bu yaşadığımız bölgelerde toplumun aydınlanmasını sağlayan katmanlar bizlerin siyasal ve yaşamsal alanlarını daha da geliştiriyor. Birçok dinde bulunmasına rağmen ülkemizde en çok Alevilik kültürü içerisinde yer alan hoşgörü kültürü bizim için önemlidir. Bu inanç içinde de siyaset yapmakta bizim için çok değerlidir” ifadelerini kullandı.

    “ Bütün dinlerin ve birçok halkın kendini bu ülkede var ettiğini” söyleyen Maçoğlu, “Aleviler, Sünniler, Kürtler, Türkler, Lazlar bizim renklerimiz ve değerlerimiz. Bugün kayyum ile 90 tane HDP’li belediye başkanın görevden alındığı bir ülkede yaşıyoruz. Yine onlarca milletvekilinin tutuklu olduğu bir ülkedeyiz. Bu ülkede siyasetin ne kadar zor olduğunu biliyoruz. Ama biz o yoldaşlarımızın omuzdaşı olarak bize bıraktıkları mirası Ovacık Belediyesi olarak üstleneceğiz” diye konuştu.

    Panelin ardından Alibeyköy Cemevi Piri Hüseyin Güzelgül lokması duası verdi. Lokma duasından sonra lokmalar pay edildi. Son olarak ise Dersimli Sanatçı Mehmet Ekici deyişler okudu ve etkinlik sona erdi.

    İsmet  SEFER/ İSTANBUL