PİRHA- Alevi Kurumlar ile Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri, Suriye’de yaşanan Alevi katliamlarının yıl dönümü dolayısıyla bir araya geldi. Ziya Gökalp Caddesi’nden Yüksel Caddesi’ne gerçekleştirilen yürüyüşün ardından basın açıklaması yapıldı. Yürüyüşte “Suriye’de Alevi Katliamı Var, Durdurun” yazılı pankart açılırken, sık sık “Katil HTŞ işbirlikçi AKP” ve “Katil ABD Ortadoğu’dan defol” sloganları atıldı. Katledilen Aleviler için saygı duruşunun ardından açıklamayı Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe okudu.
Alevi Kurumları ve Ankara Emek ve Demokrasi güçleri Suriye’de yaşanan katliamın yıl dönümüne ilişkin gerçekleştirdikleri yürüyüşün ardından basın açıklaması düzenledi.
“SAVAŞA KARŞI BARIŞI SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Erçe, yaptığı açıklamada şunları dile getirdi: “İsimler ve bayraklar değişse de zihniyet devam etmektedir. Bu zihniyet bugün Alevileri, Kürtleri, Dürzileri, Hristiyanları, Ezidileri, Süryanileri, Türkmenleri ve seküler Arapları hedef almaktadır. Ortadoğu’nun kadim halkları bir tasfiye projesiyle karşı karşıyadır. Bu tabloyu yalnızca ‘yerel çatışma’ olarak sunmak gerçeği gizlemektir. Ortadoğu uzun yıllardır emperyalist müdahalelerin ve bölgesel güç mücadelelerinin savaş alanına çevrilmiştir” dedi.
Cuma Erçe, savaşlara, ölümlere ve katliamlara karşı barışı savunmayı sürdüreceklerini belirterek şöyle konuştu: “Halkların onurlu direnişlerinin yanında olmaya devam edeceğiz. Zulüm ve zalimin karşısında, mazlumların ve zulme uğrayanların yanındayız. Alevilerin katledilmesini, Kürtlerin kazanımlarının hedef alınmasını, Ezidilerin sürgün edilmesini ve diğer toplulukların tasfiye edilmesini kabul etmeyeceklerini” belirtti.
“GÜVENLİK OPERASYONU DEĞİL, SİSTEMATİK SOYKIRIM”
Suriye’de Alevilere dönük saldırıların, “güvenlik operasyonu” adı altında yürütülen planlı ve ideolojik bir soykırım olduğuna dikkat çeken Erçe, açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Lazkiye, Tartus, Hama başta olmak üzere Alevi yerleşim alanları bilinçli biçimde hedef alındı. Siviller katledildi, köyler boşaltıldı, insanlar kimliklerinden dolayı işkenceye uğradı, infaz edildi ve kutsal mekânlar tahrip edildi. Aleviler işlerinden ve yaşam alanlarından koparıldı, sokak ortasında katledildiler. Amaç yalnızca bir halkı korkutmak ya da sindirmek değil; Alevi varlığını tarihsel coğrafyasından silmektir. Sahada dolaşan IŞİD artığı selefi, cihatçı çeteler tesadüfen ortaya çıkmamıştır. Bu yapılar yıllar boyunca beslendi, donatıldı, eğitildi ve bölgesel hesaplaşmaların aracı haline getirildi.”
Açıklamanın ardından eylem, Samandağ’da yapılacak protestoya destek çağrısı ve sloganlarla sona erdi.
PİRHA- DEM Parti ile Alevi kurum başkanları Meclis’te bir araya gelerek sürece dair toplantı yapmıştı. Suriye’de yaşanan Alevi katliamı, barış süreci ve anayasa değişikliğine ilişkin görüşülen toplantıya dair konuşan PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, diğer partilere de görüşme talebinde bulunacaklarını belirtti.
DEM Parti eş genel başkanları ile Alevi çatı örgütlerinin başkanları Meclis’te bir araya gelerek sürece ilişkin toplantı yapmıştı. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, toplantıya dair konuştu.
Erçe, Suriye’de yaşanan Alevi Katliamı’na yönelik yapılacaklar, barış süreci ve anayasa değişikliğine ilişkin konuların konuşulduğu toplantının detaylarını PİRHA’ya anlattı.
Suriye’de sürmekte olan Alevi soykırımına karşı geçtiğimiz aylarda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bulunan bütün partilerin grup başkan vekilleriyle görüştüklerini hatırlatan Cuma Erçe, şunları söyledi:
“Bunların içerisinde muhalefet partilerinin yanı sıra iktidar partileri de vardı. Ve o görüşmemizde Suriye’de yaşanan soykırımdan duyduğumuz rahatsızlığı ve öfkeyi ifade etmiş ve ardından da taleplerimizi sıralamıştık. Bu taleplerimizin öne çıkan iki başlığın birincisi Suriye’ye bir gözlemci heyeti göndermek istediğimiz ve bunun için Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ve Birleşmiş Milletler’in garantörlüğünü lazım olduğunu ifade etmiştik. İkinci talebimizde de insani yardım koridorunun açılması ve dolayısıyla deprem bölgesinde yaptığımız dayanışmanın bir benzerini Suriye’de soykırıma tabi tutulan Alevilerin olduğu bölgelere de yapmak istediğimizi ifade etmiştik. Bu iki talebimizin sonrasında da İçişleri Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı’ndan yaklaşık üç kez randevu talep ettik. Ancak olumlu ya da olumsuz bir yanıt gelmemişti. Görüşmelerimiz bununla sınırlı değildi. Aynı zamanda Avrupa Birliği Delegasyonu’yla görüşmüştük. Almanya Büyükelçisi ile görüşmüştük ve aynı taleplerimizi onlara da iletmiştik.”
“PARTİLERLE GÖRÜŞME TRAFİĞİ BAŞLATMA NOKTASINDA ALEVİ KURUMLARI OLARAK KARAR ALDIK”
Suriye’de yaşanan katliamın hala devam ettiğini vurgulayan Cuma Erçe, partilerle bir görüşme trafiği başlatma noktasında Alevi kurumları olarak karar aldıklarını belirtti. Erçe, bu görüşmelerde anayasa değişikliğine ilişkin de konuşulduğunu belirterek şunları kaydetti:
“Kadınlara zulmediliyor, çocuklara zulmediliyor. Taciz, tecavüz, kaçırma olaylarıyla ilgili çok sayıda bilgi elimize ulaşıyor. Özellikle gençleri hedef alan, genç erkekleri hedef alan ölümler gerçekleşiyor. Kadınları, genç kadınları kaçırma operasyonları gerçekleşiyor. Bütün bunların ışığında da yeniden partilerle bir görüşme trafiği başlatma noktasında Alevi kurumları olarak bir karar aldık. Bu görüşmemizde sadece Suriye meselesini değil aynı zamanda çok tartışılan fakat bu tartışmaların içerisinde kendimizi bulamadığımız anayasa değişikliği tartışmaları ve aynı zamanda da bir tarafın ‘terörsüz Türkiye’ diye adlandırdığı, diğer tarafın ‘barış süreci’ olarak adlandırdığı, adının tam olarak konmadığı süreçle ilgili de düşüncelerimizi paylaşmak için siyasi partiler ile görüşme kararı aldık.
Görüşme taleplerimizin ilkine DEM Parti’den yanıt geldi ve DEM Parti’nin sayın eş başkanları ve aynı zamanda İstanbul milletvekili, bizim de Alevi dedemiz olan Celal Fırat dede ile birlikte oluşan bir heyete Alevi kurum başkanları olarak ziyaret gerçekleştirdik. Oldukça verimli ve anlamlı bir görüşme oldu.”
“SURİYE’YE GİDECEK DEM PARTİ HEYETİNE TALEPLERİMİZİ İLETTİK”
DEM Parti ile yapılan görüşmede Suriye’deki Alevi soykırımına dair neler yapılabileceğine ilişkin konuşulduğunu belirten Cuma Erçe, barış sürecine ilişkin kaygılarını da dile getirdiklerinin altını çizdi. Erçe şunları söyledi:
“DEM Parti’nin bir milletvekili heyetini, bölgeye göndereceği bilgisini almıştık zaten. Bu heyetten beklentilerimizi ve taleplerimizi ilettik. Ardından sürmekte olan barış süreci meselesine dair de hem endişelerimizi, kaygılarımızı ilettik hem de karşılıklı bilgi alışverişinde bulunduk. Bu oldukça yararlı bir bilgi alışverişi oldu. Sürecin nasıl işlediği, neler konuşulduğu, hangi hususlarda bir anlaşmaya varıldığı, nerelerde bir tıkanıklık olduğu konusunda yeteri kadar bilgi sahibi olamayışımızın yarattığı sıkıntıyı ifade ettik.
TALEPLERİMİZİN BİZİM TARAFIMIZDAN İFADE EDİLMESİ ANLAMLI OLACAK
Aleviler adına dostlarımız da olsa hiçbir partinin, hiçbir kurumun söz söylememesi, söz kurmaması kurulacaksa bu sözleri Alevi kurumlarının kurması ve dolayısıyla da sürecin bizzat içinde, varsa bir müzakere masası o masada da mutlaka yer almak istediğimizi ifade ettik. Bununla ilgili de farklı düşünmediklerini, bizim gibi düşündüklerini gördük. Anayasa değişikliği meselesinde de aynı keza yine eğer demokratik bir anayasa olacaksa eşit yurttaşlığa dayalı, laik ve demokratik cumhuriyeti esas alan bir anayasa olacaksa herkesin inancından, dilinden, ırkından, milliyetinden, cinsiyetinden dolayı ötekileştirilmediği, öldürülmediği, katledilmediği, hor görülmediği, 2. sınıf vatandaş olarak görülmediği bir anayasa olacaksa bu anayasaya taraf olacağımızı ancak bizim taleplerimizi yine bizim tarafımızdan ifade edilmesi halinde anlamlı olacağını ifade ettik.”
Meclis’te bulunan diğer partiler ile de görüşme talep edeceklerini belirten Cuma Erçe, Meclis’te bir komisyon kurulacaksa Alevilerin de taleplerini dile getirecek temsilcilerin komisyonda yer alması gerektiğini partiler ile yapacakları görüşmelerde dile getireceklerini söyledi. Erçe, şunları kaydetti:
“Meclis’te eğer bir komisyon kurulması düşünülüyorsa, o komisyonun içerisinde de temsilcilerimizin olması gerektiğini, bizim adımıza sadece bizim söz sahibi olabileceğimizi ifade edeceğiz.
Alevi kurumları olarak zaten anayasa komisyonlarımızı kurduk, anayasa çalışmalarını başlattık. Geçmişte yapmış olduğumuz çalışmaları güncelliyoruz ve bu anlamda ne istediğini bilen yerdeyiz. Eğer gerçekten ortada tartışılan haliyle bir anayasa değişikliği sadece AKP’nin ömrünü uzatmaya yönelik bir çabaysa bunun zaten karşısındayız. Buna asla izin vermeyiz.
Ama gerçekten onurlu bir barışı hedef alan laik ve demokratik bir cumhuriyet idaresini hedef alan bir değişiklik olacaksa biz de onun içinde sözümüzü söyleriz. Biz sadece ve sadece demokratik eşitlikçi bir anayasaya evet deriz. Bunun ötesinde zaten yokuz. Bizim de çabamız bu yöndedir.”
“ÜLKENİN YARARINAYSA ABDULLAH ÖCALAN’LA DA TAYYİP ERDOĞAN’LA DA GÖRÜŞÜRÜZ”
Halkların ve ülkenin yararına bir durum ise PKK Önderi Abdullah Öcalan’la da, Tayyip Erdoğan’la da görüşme gerçekleştireceklerini vurgulayan Cuma Erçe şunları ifade etti:
“Son görüşmelerde Ömer Öcalan’ın yaptığı görüşme sonrasında DEM Parti’nin parti sözcüsü bir açıklama yaptı. Abdullah Öcalan’ın siyasi figürlerle, siyaset dünyasıyla, demokrasi dünyasıyla, demokratik kamuoyu dünyasıyla görüşmeler yapmak istediğini biz de oradan duyduk. Belli isimler örnek olarak ifade edildi.
Barzani gibi, Talabani gibi, Mazlum Abdi ve benzeri isimler. Ama anlaşılan o ki siyaset dünyasından da, demokrasi mücadelesi yürüten kurumlar dünyasından da görüşmeler yapmak istediğine dair bir duyum var. Elbette ki biz bu tür meselelerde halkın, halkların tarafıyız.
Dolayısıyla ülkenin yararına, halkların yararına olacak her türlü olayda içinde yer alırız, almakta zorundayız. Asla ve asla önceden kurgulanmış önceden hesaplanmış, özellikle egemen güçlerin, özellikle AKP- MHP iktidarına yarayacak bir projenin içinde yer almayız. Ama gerçekten halkların yararına, ülkenin yararına bir durum ise elbette ki Abdullah Öcalan’la da görüşürüz. Elbette ki Tayyip Erdoğan’la da görüşürüz.
ALEVİ KURUMLARI MEMLEKET MESELELERİNDEN ASLA KENDİNİ SOYUTLAMAMIŞTIR
Bu açıdan biz zaten görüşmelerden hiç kaçmadık. Sadece görüşmelerde ne istiyorsak onu aleni bir şekilde söyleriz. Asla ve asla hedeflerimizden ya da ilkelerimizden bir gram geri durmayız. Programımızdan bir gram geri durmayız.
Dünyaya nasıl bakıyorsak, meseleye nasıl bakıyorsak, durduğumuz yerden kendimizi ifade ederiz. İmralı Adası da olsa bunu böyle yaparız, saray da olsa bunu böyle yaparız. Dolayısıyla Alevi kurumları bugüne kadar olduğu gibi memleket meselelerinden asla kendini soyutlamamıştır. Dışında kendini tutmamıştır, görmemiştir.
Ama biz hükümetin barış meselesinde samimi olmadığını düşünüyoruz. Kürtler kadar samimi olmadıklarını düşünüyoruz. Kürtlerin bu konuda daha vefakâr, daha cefakâr bir tutum içerisinde olduklarını, daha samimi durduklarını izliyoruz, gözlemliyoruz. Hükümet tarafının böyle davranmadığını nereden biliyoruz?
1514’teki o büyük katliamın mimarı olan Yavuz Sultan Selim’e kahramanlık destanları yazarak bize sundukları ifadelerden biliyoruz. İdris-i Bitlisi’ye duydukları sempatiden biliyoruz. Ve bütün bunların ışığında aslında barış dilinden uzak bir hükümetin yaptıklarından da endişe duyuyoruz.”
PİRHA- Alevi kurumları, kamuoyuna açık ortak açıklamalarında Suriye’deki Alevi Katliamını “Kışkırtma” olarak gören Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a çağrıda bulunarak ” Aleviler soykırım yaşamış mazlum bir topluluktur. HTŞ ve SMO ise resmi elbise giyerek soykırım yapan terörist gruplardır” dedi.
Avrupa Alevi Birlikler Konfederasyonu (AABK), Avrupa Arap Aleviler Federasyonu (AAAF), Dersim Tarih ve Kültür Merkezi (DKG), Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu (FDG), Avrupa Demokratik Dersim Dernekleri Federasyonu (ADEF), Dersim 38 Derneği, Dersim İnşa Kongresi (DİK), TÜDAY Menschenrechtsverein Türkei Deutschland e.V; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suriye’de yaşanan Alevi Katliamı’na ilişkin yaptığı paylaşıma tepki gösterdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, 22 Mart’ta X hesabından yaptığı açıklamada, “Önce Suriye’de eski rejim artıklarının çıkardığı olayları bahaneyle mezhepçilik fitnesini alevlendirmek istediler. Alevi canlarımızı kışkırtarak kardeşliğimize pusu kurmaya kalktılar” ifadelerini kullandığını hatırlatan kurumlar, şunları söyledi:
“Erdoğan’ın bu açıklaması, bir yandan soykırıma uğrayan Alevileri ‘kışkırtılan kitle’ olarak suçlarken, öte yandan soykırım suçu işleyen HTŞ terör örgütünün işlediği suçları normalleştirme çabasıdır.
Tanık anlatımları, katillerin paylaştığı videolar, uluslararası kurumların raporları Suriye’de planlanmış ve barbarca hayata geçirilmiş bir soykırım yapıldığı kanıtlamaktadır. Suriye insan Hakları Gözlemevi (SOHR), yayınladığı raporda 8 Aralık 2024 ile 18 Mart 2025 tarihleri arasında Suriye’de 4.711 kişinin katledildiğini duyurdu.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, oybirliğiyle Alevilere yönelik katliamların durdurulması ve suçluların cezalandırılması çağrısında bulundu. Yine BM yaptığı açıklamada şunları rapor etti, “Özellikle Lazkiye ve Tartus’ta olmak üzere Suriye’nin kıyı bölgelerinde sivillere ve azınlıklara yönelik şiddet olaylarında tüm ailelerin öldürüldüğüne dair son derece rahatsız edici bilgiler alınmaktadır.”
“ALEVİLER ‘KIŞKIRTILMIŞ’ BİR KİTLE DEĞİL, SOYKIRIM YAŞAMIŞ MAZLUM BİR TOPLULUKTUR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a çağrıda bulunan kurumlar yaptığı açıklamada, “Binlerce insanın katledilmesinin planlayıcısı ve uygulayıcısı olan HTŞ lideri Colani bile, bu uluslararası baskıyla da olsa, formalite bir araştırma komisyonu kurmuşken; Erdoğan’ın yaşananları “kışkırtma” ya da “eski rejim kalıntıları” olarak tanımlaması, en hafif tabiriyle, insanlığa karşı işlenen soykırımın karartılmasıdır. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a açıkça çağrıda bulunuyoruz: Aleviler ‘kışkırtılmış’ bir kitle değil, soykırım yaşamış mazlum bir topluluktur. HTŞ ve SMO ise resmi elbise giyerek soykırım yapan terörist gruplardır” dedi.
“TÜRKİYE CUMHURİYETİ CUMHURBAŞKANI OLARAK SORUMLULUKLARINIZI HATIRLATMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
“Bir devlet yöneticisinden beklenen, her inançtan ve milliyetten vatandaşa eşit mesafede durmasıdır” denilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Mazlumların sesini dünyaya ulaştırma çabalarını ‘kışkırtma’ ya da ‘tertip’ olarak suçlamanız doğru değildir, maksatlıdır. Dahası, soykırıma uğramış mazlum Alevilerin çığlığını haykırma mücadelesi veren bizleri kriminalize etmekte ve hedef göstermektedir.
Soykırım suçu işleyen uluslararası terör örgütü HTŞ’nin insanlık suçlarına gerekçe uydurmak değil, bu örgütlerin uluslararası mahkemelerde yargılanmalarını sağlamaktır. Gerçekleşmeyeceğini öngörsek de, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olarak sorumluluklarınızı hatırlatmaya devam edeceğiz.”
PİRHA- Ovacık Emek ve Demokrasi Platformu, Suriye’de Alevilere yönelik devam eden katliamları kınayarak uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırdı. “Zulme sessiz kalan, suça ortaktır!” denilen açıklamada, Colani yönetimi ve destekçileri kınanırken, insan hakları örgütleri ve vicdan sahibi herkes adalet için mücadeleye davet edildi.
Ovacık Emek ve Demokrasi Platformu, Suriye’de yaşanan Alevi ve azınlıklara dönük katliamı protesto etti. Yürüyüş yapmak isteyen kitleye polis izin vermezken, sadece basın açıklaması yapılmasına izin verildi.
Humus, Hama ve Lazkiye’de Alevi köylerine yönelik saldırıların soykırım boyutuna ulaştığının belirtildiği açıklamada, Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) ve cihatçı çetelerin Batılı güçlerin desteğiyle zulmü sürdürdüğü vurgulandı.
“BU BİR SOYKIRIMDIR”
Ovacık Emek ve Demokrasi Platformu tarafından yapılan basın açıklamasında, yaşananların bir soykırım olduğu vurgulandı. Açıklamada, “Bu zulmün failleri bellidir! Geçici hükümet, onun lideri Colani ve Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) başta olmak üzere El Kaide bağlantılı cihatçı çeteler, yıllardır Alevilere, Hristiyanlara ve farklı inanç gruplarına yönelik katliamlar düzenlemektedir” denildi. Ayrıca, bu çetelerin Batılı emperyalist güçlerin desteğiyle büyütüldüğü, silahlandırıldığı ve eğitildiği ifade edildi.
“TÜRKİYE BU KATLİAMLARIN NERESİNDE”
Basın açıklamasında, Türkiye’nin bu katliamlardaki rolüne dikkat çekildi. “Türkiye, bu katliamların neresinde?” sorusu yöneltilirken, HTŞ ve benzeri örgütlerin yıllarca Türkiye sınırlarından serbestçe geçiş yaptığı iddia edildi. Ayrıca, Suriye’deki “güvenli bölge” politikalarının ve “Esad artıkları” söylemlerinin aslında Alevileri ve diğer azınlıkları hedef alan bir etnik temizlik planı olduğu öne sürüldü.
Uluslararası medya ve kurumların bu katliamları görmezden geldiği, emperyalist propaganda makinesiyle gerçeği çarpıttığı belirtildi. Alevi halkının yaşadığı zulmü dile getirenlerin susturulduğu ya da kara propagandayla itibarsızlaştırıldığı ifade edildi.
KÖRFEZ ÜLKELERİ VE BATILI DEVLETLERİN SORUMLULUĞU
Açıklamada, Körfez ülkeleri ve batılı devletlerin petrol ve doğal gaz hesapları uğruna radikal çetelere finansman sağladığı, onları “özgürlük savaşçısı” olarak sunduğu belirtildi. Bugün bile bu katil sürülerinin “ılımlı muhalif” gibi gösterilmeye devam edildiği vurgulandı.
“ALEVİLER SUSMAYACAK!”
Ovacık Emek ve Demokrasi Platformu, Alevi toplumunun tarih boyunca zulme karşı direnen bir kimliğe sahip olduğunu belirterek, “Bugün Suriye’de yaşananlar, bir ‘iç savaş’ değil, Alevilere yönelik açık bir soykırım girişimidir. Kimse bu gerçeği çarpıtamaz!” ifadelerini kullandı. Açıklamada, uluslararası kamuoyuna, insan hakları örgütlerine ve vicdan sahibi herkese Suriye’deki Alevi soykırımına karşı harekete geçme çağrısı yapıldı.
“ZULME SESSİZ KALAN DİLSİZ ŞEYTANDIR”
Açıklamanın sonunda, “Zulme sessiz kalan dilsiz şeytandır” denilerek, yaşanan zulmün herhangi bir nedenle onaylanmaması gerektiği vurgulandı. Colani’nin “barış elçisi” gibi gösterilmesinin zulmü aklamak ve onaylamak anlamına geleceği belirtildi. Alevi toplumunun bu zulme karşı susmayacağı, boyun eğmeyeceği ve insanlık değerlerinin yanında durmaya devam edeceği ifade edildi.
PİRHA- Türkiye Barolar Birliği’nden yapılan açıklamada, Suriye’de, Alevi inancına mensup sivillerin hedef alınarak katledildiğine dair gelen haberlerin, insanlık vicdanını derinden yaraladığı belirtilerek, “Her türlü ayrımcılığı, nefret söylemini ve şiddeti en güçlü şekilde kınıyoruz” denildi.
Türkiye Barolar Birliği (TBB), Suriye’de Alevilere ve azınlıklara dönük yaşanan katliamla ilgili bir açıklama yaptı.
Suriye’de, Alevi inancına mensup sivillerin hedef alınarak katledildiğine dair gelen haberlerin, insanlık vicdanını derinden yaraladığı ifade edilen açıklamada, “Türkiye Barolar Birliği olarak, her türlü ayrımcılığı, nefret söylemini ve şiddeti en güçlü şekilde kınıyoruz” denildi.
“ULUSLARARASI TOPLUM ETKİLİ ÖNLEMLER ALMALIDIR”
Yapılan açıklama şöyle:
“Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği sözcüsü, bazı vakalarda kadınlar, çocuklar ve çatışmaya doğrudan katılmayan kişiler de dahil olmak üzere tüm ailelerin katledildiğini belgelediklerini vurgulamaktadır. Konuyla ilgili olarak Rusya ve ABD de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyini toplantıya çağırmıştır.
Hiçbir gerekçe, masum insanların yaşam hakkını elinden almayı meşru kılmaz. Uluslararası hukuk ve insan hakları sözleşmeleri, din, dil, ırk ve mezhep farkı gözetmeksizin her bireyin yaşam hakkını koruma altına almıştır. Bu bağlamda, uluslararası toplumun, hukuk dışı bu saldırılar karşısında etkili önlemler alması ve ilgili mekanizmaların bölgede meydana gelen ihlallerin bağımsız ve etkin bir şekilde soruşturulmasını sağlaması büyük önem taşımaktadır.
“FAİLLER TESPİT EDİLEREK ADALET ÖNÜNE ÇIKARILMALIDIR”
Adalete ve hukukun üstünlüğüne olan inancımızla, insanlığa karşı işlenen suçlarla mücadelede uluslararası mekanizmaları harekete geçmeye çağırıyor, faillerin tespit edilerek adalet önüne çıkarılmasının toplumsal barışın ve uluslararası güvenliğin sağlanması bakımından elzem olduğunu vurguluyoruz.
Türkiye Barolar Birliği olarak, insan hakları ihlallerine karşı sessiz kalmayacağımızı, hukukun ve vicdanın sesi olmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.”
PİRHA- Avustralya, Suriye’de yaşanan Alevi katliamını kınayarak, tüm toplulukların korunması gerektiğini vurguladı. Açıklamada, “Avustralya, masum sivillerin öldürülmesini kınıyor. Aleviler, Hristiyanlar, Dürziler ve Kürtler de dahil olmak üzere tüm azınlıklar korunmalıdır” denildi.
Avustralya Başbakanı Anthony Albanese ve Dışişleri Bakanı Penny Wong, Suriye’deki katliamlara ve son gelişmelere ilişkin ortak bir açıklama yayımladı. Açıklamada, özellikle Suriye kıyı bölgesindeki son korkunç şiddeti kınadıkları belirtilerek, “Birçok Alevi sivilin infazına ilişkin BM raporlarından derin endişe duyuyoruz ve bu toplumun çektiği acıyı anlıyoruz. Bu dönemde kalbimiz onlarla birlikte” denildi.
Açıklamada ayrıca, “Masum sivillerin öldürülmesini kesin bir dille kınıyoruz” ifadesine yer verilirken, Aleviler, Hristiyanlar, Dürziler ve Kürtler başta olmak üzere tüm bileşenlerin korunması gerektiği vurgulandı.
“KAN DÖKÜLMESİNE KARIŞAN HERKES SORUMLUDUR”
Yapılan açıklama şöyle:
“Avustralya, masum sivillerin öldürülmesini kınıyor. Aleviler, Hristiyanlar, Dürziler ve Kürtler de dahil olmak üzere tüm azınlıklar korunmalıdır.
Hükümet, tüm tarafları sivilleri korumaya, itidal göstermeye ve diyaloğu önceliklendirmeye çağırdı.
Suriye Geçici Yetkililerinin, kan dökülmesine karışan herkesi sorumlu tutma sözü de dahil olmak üzere, sözlerini ve eylemlerini yakından izliyoruz.
“GEÇİCİ HÜKÜMET TÜM AZINLIKLARIN HAKLARINA SAYGI GÖSTERMELİDİR”
Suriye halkının uzun süredir çektiği devam eden çatışma, baskı ve yerinden edilme sona ermelidir. Avustralya, Suriye Geçici Yetkililerini, tüm azınlıkların haklarına tam olarak saygı gösteren ve temsili, mezhepsel olmayan bir hükümet kuran kapsayıcı, Suriye liderliğindeki, Suriye’ye ait bir siyasi geçişe öncülük etmeye çağırıyor. Suriye halkı için uzun zamandır beklenen barış ve istikrarı sağlamak için kalıcı siyasi değişimi ve kapsayıcı yönetimi teşvik etmek amacıyla Birleşmiş Milletler ve uluslararası ortaklarımızla işbirliği yapmaya devam edeceğiz.”
PİRHA- PSAKD Beyoğlu Şubesi, Suriye’de yaşanan Alevi katliamını protesto etmek için bir yürüyüş ve basın açıklaması yaptı. Açıklamada yaşananların bir soykırım olduğu vurgulanarak bu duruma derhal son verilmesi gerektiği belirtildi.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Beyoğlu Şubesi, Suriye’de yaşanan Alevi katliamını protesto etmek için bir yürüyüş ve basın açıklaması yaptı. Açıklamada yaşananların bir soykırım olduğu vurgulanarak bu duruma derhal son verilmesi gerektiği belirtildi.
“BU BİR SOYKIRIMDIR”
HTŞ ve lideri Colani başta olmak üzere, cihatçıların bu katliamın sorumluları olduğu belirtilen açıklamada, Katil Colani’yi aklamaya çalışan batılı ülkelerin derhal bu duruma son vermeleri gerektiği ifade edildi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Bu yaşananlar sadece bir mezhep çatışması değil, insanlık değerlerini ve vicdanını derinden yaralayan bir suçtur. Alevi köyleri kuşatma altında ve halk ölüm tehdidiyle karşı karşıya. Kaçırılan kadınlar tecavüz edilip korkutuluyor. Gençler işkence edilerek öldürülüyor. Köyler yakılıp yıkılıyor. Bu bir soykırımdır.
Bizler Aleviler olarak tarih boyunca zulmün hep karşısında olduk olacağız. Zalimin karşısında mazlumun yanında bir olacağız,iri olacağız, diri olacağız.”
PİRHA- Suriye’deki Alevi katliamına karşı 2 kurum ve 60 ismin ortak imzasıyla bir metin yayımlandı ve kamuoyu sorumluluk almaya davet edilirken küresel toplumun da tepkisini açıkça göstermesi gerektiği vurgulandı.
Alevilere yönelik olarak, 6 Mart’ta Lazkiye, Tartus, Cebla, Banias kentleri ile Hama ve Humus kırsalında başlayan katliamlara karşı, aralarında siyasetçi, gazeteci, yazar, akademisyen ve sanatçıların da bulunduğu 60 kişi ve 2 kurum, ortak imzalı metin yayımladı.
Metinde, katliamlara karşı kamuoyunun sorumluluk alması gerektiği vurgulanarak, “Küresel toplum, tepkilerini açıkça göstererek yöneticilerini sorumluluk almaya çağırmalı; katliam sorumlularının cezalandırılması ve cihatçı terörün dizginlenmesinin sağlanmasına çağrı yapmalı ve zorlamalıdır” denildi.
‘ŞİDDET, VAHŞET VE CİNAYETLERDE ARTIŞ YAŞANIYOR’
Çağrı metninde şu ifadelere yer verildi:
“Suriye’de rejimin/devletin çökertilmesinden itibaren HTŞ (Heyet Tahrir el-Şam) şemsiyesi altındaki cihatçı yerli ve yabancı grupların eliyle sürdürülen şiddet, vahşet ve cinayetlerde 6 Mart’tan bu yana tehlikeli bir artış yaşanmaktadır. 6 Mart’ta ‘eski rejim artıklarının temizlenmesi’ adına özellikle Nusayrilere (Arap Alevileri) karşı Lazkiye, Cebla, Banias ve Tartus vilayetleri ile Hama ve Humus kırsallarında başlayan şiddet, binlerce masum insanın katliamların kurbanı olmasına ve on binlerce insanın yerinden edilmesine yol açmıştır. Vahşi katliamların kurbanları arasında Hıristiyanların da yer alması, katliamların bir başka boyutudur. Katliamların “Uygar dünya”nın/küresel toplumun gözleri önünde gerçekleşmesi üzücüdür. Üstelik katliamların “Uygar dünya”nın/küresel toplumun meşrulaştırdığı güçler tarafından gerçekleştirilmesi, çok büyük bir ayıbın temelini oluşturmaktadır. Yaşanan trajedinin baş aktörleri olan cihatçı örgütler, bunlara saklama gereği bile duymadan, acımasızca yok ettikleri erkek, kadın, yaşlı ve çocukların görüntülerini çektikleri videolarla naklen yayınlarla bütün dünyaya yayma cüretinde bulunmaktadırlar. Bu cesareti nereden aldıkları sorusunun sorulmasını gerektirir.
‘KÜRESEL TOPLUM KATLİAMLARA GÖZ YUMUYOR’
Etnik ve dini kimliklerin kazınmasına yönelik bu katliamlardaki acımasız tırmanış, Nusayriler (Aleviler), Hıristiyanlar (Ermeniler, Rum Ortodoks, Rum Katolik, Süryani, Maruni, Keldani), Ezidiler, Kürtler ve Dürziler üzerindeki sistematik zulmü göstermektedir. Bir yandan geçici anayasadan ve burada çeşitli grupların (Hristiyan, Alevi, Kürt…) statü ve söz sahibi olacaklarından bahsediliyor, diğer yandan on binlerce Alevi (Nusayri) başta olmak üzere katliama girişiliyor. Bu durum, Türkiye’yle olan vahim paralelliği akla getiriyor: Bir yandan ‘Süreç’, diğer yandan Kürtler başta olmak üzere, CHP de dahil olmak üzere her türlü baskının arş-ı alaya varması. Uluslararası tepkiler hâlâ çok tereddütlü. “Uygar toplum”un temsilcilerinin ardı arkası kesilmeyen ziyaretleriyle HTŞ ve cihatçı örgütleri meşrulaştıranların, bunların sorumluluğunu da alması gerekmektedir. Küresel kamuoyunun gözü önünde etnik temizlik yaşanırken, küresel toplumun buna göz yumması üzücüdür. Tepkilerini açıkça göstererek, yöneticilerini sorumluluk almaya çağırmalı, katliam sorumlularının cezalandırılması ve cihatçı terörün dizginlenmesinin sağlanmasına çağrı yapmalı ve zorlamalıdır”
Metninde imzası bulunanlar şunlar: “Ankara Düşünceye Özgürlük Girişimi, Düşünce Suçuna Karşı Girişim, A.Serdar Koçman, Ahmet Doğan, Akın Atauz, Akın Birdal, Ali Ekber Kaypakkaya, Ali Gökkaya, Altan Açıkdilli, Attila Tuygan, Aysel Baytar, Aziz Çelik, Babür Pınar, Bager Oğuz Oktay, Baskın Oran, Cengiz Aktar, Doğan Özgüden, Erdal Doğan, Ergun Babahan, Erol Ercan, Fatime Akalın, Fatin Kanat, Feyzullah Tunç, Fikret Başkaya, Gazi Eke, Güngör Şenkal, Gürhan Ertür, Haldun Açıksözlü, Halil Kurt, Halil Savda, Hicri İzgören, Hovsep Hayreni, Hüseyin Demir, İbrahim Seven, İnci Tuğsavul, İsmail Beşikçi, Lütfi Gölpunar, Mihail Vasiliadis, Mustafa Karataş, Necati Abay, Neziha Ercan, Nurten Kırmızıgül, Özcan Soysal, Özgür Başkaya, Pınar Ömeroğlu, Ragıp Zarakolu, Ramazan Gezgin, Recep Maraşlı, Sait Çetinoğlu, Savaş Yılmaz, Selahattin Koçak, Sibel Özbudun, Şaban İba, Şanar Yurdatapan, Şükriye Ercan, Temel Demirer, Vedat Taşkın, Veysi Sarısözen, Viki Çiprut, Yaşar Küçükaslan, Yıldız Aydın, Ziya Halis.”
PİRHA-Adıyaman Emek ve Demokrasi Platformu, Suriye’nin Lazkiye, Humus, Tartus kıyı bölgelerinde HTŞ terör örgütünün Alevilere yönelik saldırılarını protesto etti. 6 Mart’ta başlayan katliamları kınamak için basın açıklaması düzenleyen platform, saldırıları gerçekleştiren çeteleri ve onları destekleyen güçleri sert bir dille eleştirdi.
Mimar Sinan Parkı önünde biraraya gelen Emek ve Demokrasi Platformu üyeleri dışında birçok kişi katliamı lanetlemek amacıyla toplandı. Açıklamaya Alevi inanç kurumları, Adıyaman Barosu, KESK’e bağlı üyeler, birçok demokratik kitle örgütleri de yer aldı.
Basın açıklamasını Adıyaman Emek ve Demokrasi Platformu adına Eğitim Sen Adıyaman Şube Başkanı Zeynal Polat okudu. Suriye’de Alevilere yönelik gerçekleştirilen saldırıların uluslararası güçlerin katliama onay verdiğini belirten Polat, “İnsanlığa karşı işlenen bu suçun sorumluları ortaya çıkartılmalı, saldırılara derhal son verilmelidir” dedi.
“İNSANLIK TARİHİNE KARA BİR LEKE OLARAK KAZINMAKTADIR”
Savaşı ve şiddeti araç olarak kullanan emperyalist güçler coğrafyayı kana bulamaktan vazgeçmediğini ifade eden Polat, “Suriye’de Alevilerin yoğun olarak yaşadığı Lazkiye, Tartus, Ceble ve Humus bölgelerinde, cihatçı-mezhepçi çetelerin katliamları dur durak bilmiyor. Yaşananlar sadece mezhepçi bir saldırı olmaktan öte, tüm coğrafya üzerine büyüyen savaş planlarının göstergesidir. Özelikle Alevi sivillere yönelik gerçekleştirilen bu katliamlar insanlık tarihine kara bir leke olarak kazınmaktadır ve en ağır şekilde lanetlenmelidir. Suriye, emperyalistler ve işbirlikçileri eliyle sürdürülen politikalar sonucu yıkıcı bir iç savaşın acısını hâlen yaşamaktadır. Bu süreç bölgenin tamamını karanlığa sürüklemiş ve emperyalist çekişmelerin de tehlikeli boyuta gelmesini sağlamıştır” diye konuştu.
ULUSLARARASI GÜÇLER DOLAYLI YOLLARDAN KATLİAMA DESTEK VERMEKTEDİR
Basın açıklamasında, uluslararası kurumların dolaylı olarak savaşa onay verdiğini vurgulayan Polat, şöyle konuştu:
“HTŞ rejiminin muhalif kesimlere karşı izlediği inkâr ve katliam politikalarının, devletleşme süreciyle birlikte resmi kolluk kuvvetleri eliyle sürdürmesi, bu süreci daha da vahim hale getirmektedir. Artık bireysel çete saldırılarından öte, devletin kurumsal yapısı içinde planlanan ve uygulanan bir soykırım pratiğiyle karşı karşıyayız, bu yalnızca Suriye halkları için değil, bölgedeki tüm toplumsal dinamikler için büyük bir tehdittir. Devlet gücüne yaslanarak sürdürülen bu katliam politikaları, uluslararası hukukun hiçe sayıldığını ve emperyalist güçlerin bu katliamlara dolaylı ya da doğrudan onay verdiğini göstermektedir.”
YENİ ORTADOĞU DÜZENİ HALKLARA ZULÜMDEN BAŞKA BİR ŞEY GETİRMEYECEKTİR
Polat, yeni dünya düzenin Ortadoğu’da yaşayan inanç ve kimliklere çatışma ortamından başka bir şey getirmediğini belirtti. Polat, “Şimdi de emperyalizm, Suriye’de yayılmacı politika ve müdahaleler ile etnik ve mezhepçi katliamlar üzerinden güçlerini denemektedir. Bu durum sadece Suriye değil, tüm Ortadoğu coğrafyasında demokrasi, özgürlük ve barış hayalleri için bir tehdit anlamına gelmektedir. Emperyalist güçlerin “yeni Ortadoğu düzeni” olarak sunduğu bu müdahalelerin halklara kan ve zulümden başka bir şey getirmeyeceği ortadadır” ifadelerini kullandı.
“SİLAHLARIN SUSMASINA VE BARIŞA İHTİYAÇ VARDIR”
Polat, yapılan saldırıların son bulması gerektiğini ifade ederek şu çağrıda bulundu:
“Ortadoğu’nun daha fazla çatışmaya değil, silahların susmasına ve barışa ihtiyacı vardır. Suriye’de etnik ve mezhepçi çatışmaların sürdüren silahlı çetelerin desteklenmesinden, halklarla savaşı ve düşmanlığı körüklemekten geri durulmalıdır. İnsanlığa karşı işlenen bu suçun sorumluları ortaya çıkartılmalı, saldırılara son verilmelidir. Bugün gerçek bir özgürlük ve barış iradesi, ırkçı ve mezhepçi kışkırtmalara karşı antiemperyalist dayanışmayı ve bir arada yaşam zeminlerini güçlendirerek sağlanabilecektir.
Emek ve Demokrasi Platformu adına söz alan Polat, açıklamasını şu sözlerle sonlardı:
“Ortadoğu’da yaşanan insanlık dışı tüm katliamları bir kez daha kınıyor ve lanetliyoruz. Bizler dün olduğu gibi bugün de tüm dünyada ve özellikle Ortadoğu’da yaşanan savaşlara karşı, barışın sesi olmaya ve barış talebimizi yükseltmeye devam edeceğiz.”
PİRHA-Suriye’de Alevilere yönelik devam eden saldırıları protesto etmek için Adıyaman’da basın açıklaması düzenlendi. Açıklamada Alevilere yapılan saldırıların görünmezlikten geldiğini belirten Kureyşan Ocağı evlatlarından Pir Garip Bozkurt, “Colani ve yönetimi ve onları destekleyenleyenler bu katliamların doğrudan sorumlusudur” diye konuştu.
Suriye’de Beşer Esad’ın devrilmesinden sonra ülkeninin başına geçen Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) örgütü lideri Ahmed eş-Şara, herkese eşit şekilde davranacağız demesine rağmen Suriye’de farklı inançtan kesimlere saldırdı. Ülkede yoğun yaşayan Alevilere karşı giriştiği saldırılarda yüzlerce Alevi’yi cani bir şekilde katletti.
Alevilere karşı yapılan saldırılar dünyanın ve Türkiye’nin birçok yerinde tepkiyle karşılanırken, HTŞ yönetimine ve onu destekleyen AKP iktidarına ülkenin birçok yerinden tepkiler geldi.
Türkiye’nin başından beridir terör örgütlerine destek verildiğini belirten konuşmada “Türkiye, bu katliamların neresinde” diye soruldu.
Adıyaman Merkez’e bağlı Yeni Mahalle’de bulunan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Adıyaman Şubesi önünde yapılan basın açıklamasına Alevi Kültür Derneği (AKD) Adıyaman Şubesi yönetimi, Hacı Bektaş Veli Kültür Vakfı Adıyaman Şubesi, Demokratik Alevi Derneği (DAD) Adıyaman Şubesi, siyasi parti il, ilçe temsilcileri, Özgür Hukukçular Derneği (ÖHD), Adıyaman Emek ve Demokrasi bileşenleri dışında çok sayıda yurttaş katıldı. Suriye’de katliama uğrayan Aleviler için 1 dakikalık saygı duruşundan sonra konuşmayı Kureyşan Ocağı evlatlarından Pir Garip Bozkurt okudu.
ALEVİLERE YÖNELİK KATLİAM DEVAM EDİYOR VE GÖRMEZDEN GELİNİYOR.
Suriye’de, 8 Aralık 2024’de gerçekleşen yönetim değişikliğinden sonra, Alevilere yönelik sistematik ve bilinçli bir katliam sürdüğünü belirten Bozkurt, “8 Aralık’tan bu yana, İdlib, Humus, Hama ve Lazkiye kırsalında Alevi köyleri kuşatma altında, halk ölüm tehdidiyle yüz yüze. Camilerden yapılan anonslarla özellikle Alevi halkı hedef gösterilirken, saldırılar doruk noktasına ulaşmış durumdadır. Kaçırılan kadınlar tecavüz tehdidiyle sindirilmekte, gençler işkence edilerek kaybedilmekte, köyler yakılıp yıkılmakta ve faili meçhul cinayetler sıradanlık kazanmıştır” diye ifade etti.
TÜRKİYE, BU KATLİAMLARIN NERESİNDE
Bozkurt, açıklamanın devamında şunları söyledi:
“Basının Colini’yi ‘istikrar figürü’ olarak sunması gerçeği çarpıtmaktan başka bir şey değildir. Başından beri Türkiye ve emperyalist güçlerin bölgedeki işbirlikçilerinin desteklediği HTŞ iktidarı, katil HTŞ ve işbirlikçi AKP desteğiyle, bu katliamların faillerine göz yummaktadır. HTŞ ve benzeri örgütler, yıllarca Türkiye sınırlarından serbestçe geçiş yapmıştır Suriye’deki ‘güvenli bölge’ politikaları, ‘Esad artıkları’ söylemleri aslında Alevileri ve diğer azınlıkları hedef alan bir etnik temizlik planıdır. Bölgedeki askeri ve istihbari unsurlar, bu çetelerin hareketlerini desteklemekte, Suriye’nin parçalanmasını derinleştirmektedir. Medya ve uluslararası kurumlar, bu katliamları görmezden geliyor, emperyalist propaganda makinesiyle gerçeği çarpıtıyorlar. Alevi halkının yaşadığı zulümden bahsedenler ya susturuluyor ya da kara propagandayla itibarsızlaştırılıyor.
“COLANİ VE YÖNETİMİ VE ONU DESTEKLEYENLER BU KATLİAMIN SORUMLUSUDUR”
Petrol ve doğal gaz hesapları uğruna radikal çetelere finansman sağladılar, onları ‘özgürlük savaşçısı’ olarak sundular. Bugün bile, bu katil sürülerini ‘ılımlı muhalif’ gibi göstermeye devam ediyorlar. Haykırıyoruz!
Colani ve yönetimi ve onları destekleyenler bu katliamların doğrudan sorumlusudur. Colani ve yönetimi ve onları destekleyenler bu katliamların doğrudan sorumlusudur.
Yaşanan bu zulmü herhangi bir nedenle onaylamayın. Şiddeti ve masum insanların ölümlerini görmezden gelmeyin! Katledilen insanların sesi olun!
Colani’yi meşrulaştırmayın! Onu ‘barış elçisi’ gibi göstermek zulmü aklamak ve onaylamaktır. Zulme sessiz kalan dilsiz şeytandır. Bizler, tarih boyunca zulme karşı direnen bir halkız Bugün Suriye’de yaşananlar, bir “iç savaş” değil, Alevilere yönelik açık bir soykırım girişimidir. Kimse bu gerçeği çarpıtamaz! Buradan bir kez daha sesleniyoruz: Bu katliamın faillerini saklamayın, isimlerini açıkça dile getirin! Saldırıları gerçekleştiren çeteleri aklamayın, meşrulaştırmayın! Bu kanlı planları yürüten hükümetler, istihbarat servisleri ve medya organları hesap vermelidir. Uluslararası kamuoyunu, insan hakları örgütlerini, vicdan sahibi herkesi Suriye’deki Alevi soykırımına karşı harekete geçmeye çağırıyoruz! Susarsak, bu vahşetin suç ortağı oluruz! Bu zulme karşı susmayacağız, boyun eğmeyeceğiz! İnancımızın, kimliğimizin, insanlık değerlerinin yanında durmaya devam edeceğiz.
Zalimin karşısında, mazlumun yanında; Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız!”
PİRHA- Suriye’de yapılan Alevi katliamı, Almanya’nın Berlin kentinde binlerce kişinin katılımıyla protesto edildi. Berlin Feda Komisyon Sözcüsü Cengiz Ünal, “Bu yapılanlara karşı Aleviler artık bulundukları tüm ülkelerde, o ülkelerin kamuoylarına seslenmek zorundalar. Birleşmiş Milletler ve Kızılhaç’ı devreye sokmak zorundalar. Buna karşı durulmazsa bu toplum katledilip dinamikleri yok edilecektir” dedi.
Suriye’de yapılan Alevi katliamı, Almanya’nın Berlin kentinde, Türk Konsolosluğu önünde binlerce kişinin katılımıyla protesto edildi.
Südosteuropa-Gesellschaft e.V. (Güneydoğu Avrupa Topluluğu), Berlin Arap Alevileri Derneği (BAAB), UGARIT VEREIN e.V ve Humanitäre Hilfe Für Syrien (Suriye İnsani Yardım Derneği)’nin çağrılarıyla Berlin Türk Konsolosluğu önünde toplanan kitle, son günlerde Suriye’de yapılan katliamdan fotoğraflar ve katliamı protesto eden dövizler taşıdı, sloganlar attı. Suriye Sınır Tanımayanlar Derneği adına Aktham Süleyman’ın konuştuğu eylemde Suriyeli Arap Aleviler büyük katılım sağladı.
“DÜNYA SEYREDİYOR, BİZ SEYRETMEMELİYİZ”
Eyleme katılanlardan Bülent Özdemir ve Berlin Feda Komisyon Sözcüsü Cengiz Ünal, PİRHA’ya açıklamalarda bulundular.
Günlerdir Suriye’de cihatçı çetelerin, yeni katil iktidarın Alevi halkını katletmesine, soykırım girişimlerine karşı Türkiye konsolosluğu önünde buluştuklarını belirten Bülent Özdemir, “Biz Aleviler nerede bir mazlum varsa hep onların yanında olduk, zalimlerin karşısında durduk. Mazlumun dilini, dinini, ırkını hiçbir zaman sorgulamadık. Bugün Suriye’de katledilen mazlum Alevi halkının yanında olma günüdür. Bu konuda Alevi kurumları daha iradi, daha örgütlü olmalı. Dünya seyrediyor, biz seyretmemeliyiz” değerlendirmesini yaptı.
Korkulanın gerçekleştiğini, IŞİD ve El Nusra artıklarının Alevilere karşı soykırım uyguladıklarını ifade eden Berlin Feda Komisyon Sözcüsü Cengiz Ünal ise şu değerlendirmeleri yaptı:
“Alevinin Türkü, Kürdü, Arabı var ama Alevi düşmanları kimseyi Türk, Kürt, Arap diye ayırmıyor. Alevi olmak senin katledilmene gerekçe yapılıyor. Şimdi tüm Aleviler için birlik beraberlik zamanı. Bu katliamlar bekleniyordu fakat Aleviler buna karşı birliklerini sağlayamadılar. Can ve mal güvenliklerini sağlayamadılar. HTŞ’li teröristler alanda istedikleri gibi at koşturuyorlar.
Bu yapılanlara karşı Aleviler artık bulundukları tüm ülkelerde, o ülkelerin kamuoylarına seslenmek zorundalar. Birleşmiş Milletler ve Kızılhaç’ı devreye sokmak zorundalar. Buna karşı durulmazsa bu toplum katledilip dinamikleri yok edilecektir. Anayasal güvecesi olmayan, bulundukları yerde kendilerini savunamayan hiçbir halk ve toplum yaşayamaz. Alevi düşmanları bu örgütsüzlükten yararlanarak tüm Alevileri hedefe alıyorlar.”
PİRHA- SYKP, Samandağ’da, ‘Suriye’de Alevilerin ve Halkların Geleceği’ konulu bir panel düzenledi. Panele konuşmacı olarak Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Başkanı Hüseyin Mat, gazeteci-yazar Hasan Sivri ve Samandağ Alevi Değerleri Derneği Başkanı Zülfikar Çiftçi katıldı.
Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Hatay İl Örgütü, Samandağ Belediyesi Toplantı Salonu’nda, ‘Suriye’de Alevilerin ve Halkların Geleceği’ konulu bir panel düzenledi. Moderatörlüğünü Seda Yüce’nin yaptığı panele konuşmacı olarak Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Başkanı Hüseyin Mat, gazeteci-yazar Hasan Sivri ve Samandağ Alevi Değerleri Derneği Başkanı Zülfikar Çiftçi katıldı.
“ALEVİLERİN YAŞADIĞI HİÇBİR ÜLKEDE ALEVİLER MUTLU DEĞİL”
Alevilerin yaşadığı hiç bir ülkede Alevilerin mutlu olmadığını belirten Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Başkanı Hüseyin Mat, “Türkiye’de Alevilerin başına ne geldiyse Suriye’de de Arap Alevilerin başına o geldi. İran ve Irak’ta yaşayan Alevilerin başına da o geldi. Hep aynı sorunlarla başbaşa kalmışız. Peki neden? Bu bizim alın yazımız mı? Aleviler yaşadıkları ülkelerde niye zulme ve haksızlığa maruz kalıyorlar? Cevaplamamız gereken soru bu. Alevilerin yaşadığı hiç bir ülkede Aleviler yönetime ortak değiller. Aleviler hep yönetilen bir toplum olmuş. Neden? Bunun tek bir cevabı var; örgütsüzlük, bir araya gelememek, birlikte olamamak” değerlendirmesini yaptı.
“SURİYE’DE İÇ KESİMLERDEKİ ALEVİLERİ SAHİLE DOĞRU GÖÇ ETTİRME ÇABALARI VAR”
Suriye’de Hama ve Humus tarafında, özellikle kırsal kesimlerde, Sünni toplumun olduğu ama bazı Alevi köylerinin de olduğu yerlerde, Alevileri sahile doğru göç ettirme çabaları olduğunu ifade eden Samandağ Alevi Değerleri Derneği Başkanı Zülfikar Çiftçi, “Büyük Ortadoğu projesi burada devletçikler istiyor. Bu devletçiklerden biri de Suriye sahillerinde Alevi devleti kurulması olayıdır. İç kesimlerde yaşayan Alevileri sahil kesimine sıkıştırıp burada daha homojen bir Alevi devleti kurma çabaları olabilir ileride. Bu nedenle şu an Alevilerin daha azınlıkta bulunduğu Sünni bölgelerinde Alevilere saldırılar yoğunlaşmış durumdadır. Mesela Lazkiye’de, Tartus’da Alevilere yönelik genel bir saldırı yok” dedi.
Suriye’de yaşananların devrim değil darbe olduğunu vurgulayan gazeteci Hasan Sivri ise, “Dolayısıyla bugün darbe ile yönetimi ele geçirilen Şam’da, birincisi İsrail’in lehine sonuçlar doğuracak bir azınlık diktası var. Kendileri dışındaki hiç bir muhalifi Şam’a sokmuyorlar” dedi.