Etiket: suriye operasyonu

  • ‘Türkiye IŞİD ve El Nusra’yı besleyen ülke konumuna geldi’-VİDEO

    ‘Türkiye IŞİD ve El Nusra’yı besleyen ülke konumuna geldi’-VİDEO

    PİRHA – Baki Kaya Dede ile Pir Hasan Doğan, Türkiye’nin Suriye topraklarında operasyon yürütmesini eleştirerek IŞİD’in bu süreçte tekrar faaliyete geçebileceğini söyledi.

    Haberin videosu

    Türkiye, Suriye’de yürüttüğü harekata anlaşma sonucu 5 günlük ara verdi ancak bölgedeki ÖSO güçlerinin saldırıları sürüyor.

    Alevi inanç önderlerinin dikkat çektiği husus ise yaşanan gerilim sonrası IŞİD’in tekrardan faaliyete geçebileceği ihtimali oldu.

    Baki Kaya Dede, Türkiye’nin Suriye’ye yönelik operasyonu ile IŞİD tehdidini yorumladı. “Hedefleri; Alevi halkının yerleşik düzeni ve Alevilere karşı katliam yapmak” diyen Kaya, İsrail’in bölgedeki ‘asıl güç’ olduğuna işaret ederek şunları söyledi:

    “ŞERİAT ÖRGÜTLERİ İSRAİL’İN PROPAGANDASI SAYESİNDEDİR”

    “İsrail, ABD Dışişleri Bakanı vasıtasıyla Orta Doğu’da 22 yeni devletin kurulacağını söylemişti. Uygulanması için de Büyük Orta Doğu Projesi oluşturmaya çalıştılar. Zamanında Recep Tayyip Erdoğan da bu projenin eş başkanı oldu. Geldiğimiz nokta şu; IŞİD diye bir olay çıkardılar başımıza. Hedefi ise Alevi köyleri ile Alevi halkının yerleşik düzeni ve Alevilere karşı katliam yapmak. Öyle bir fetva verilmiş ki ‘Alevileri yok eden cennete gidiyor’. Bunu İsrail’in kurmuş olduğu tarikat şefleri söylüyor. İsrail ‘Türkiye’de 72 tane tarikat kurdum’ diyor. Bu 72 tarikat, İslamiyet’e aykırı fetvalar vererek insanları öldürdü. IŞİD, El Kaide, El Nusra ve benzeri dinsel şeriat örgütleri hep İsrail’in propagandasının sayesindedir.

    İsrail Orta Doğu’da ne istiyor? İsrail bayrağının üstünde ve altında olan iki siyah çizginin anlamı; Dicle ve Fırat ırmaklarıdır. Dicle ve Fırat ırmaklarının arasında kalan topraklara ‘Vaat edilmiş topraklar’ diyor. Dolayısıyla ‘bu topraklar elime geçmeli’ amacı taşıyor. Ama buna kendi nüfus ve ordusu yeterli değil. Dolayısıyla İslam toplumunu birbirine kırdırarak bu noktaya gelmeye çalışıyor.”

    “SAVAŞ İSRAİL İÇİN YÜRÜYOR”

    Kaya, “Bu savaşın sonu IŞİD’lilerin tekrar harekete geçmesi demektir” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Şeriat örgütüne hizmet eden zihniyetin tekrar harekete geçmesi demektir. Türkiye’de Kürtlerin yaşadığı toprakları İsrail arzu ediyor. Vaat edilmiş topraklar bu topraklardır. Er geç su kaynaklarına ulaşmak ve sahip olmak istiyor. İsrail için savaş yürüyor ve onun adına savaşanlar da kendilerine ‘Müslüman’ diyor. Bunu göz ardı etmeyeceğiz. Aleviler zaten olayın büyük çoğunluğu ile farkında. Kendi topraklarına ve kendi su kaynaklarına da sahip çıkmalılar. Bunu yaptığımız zaman emperyalizmin oyununu da bozarız.”

    “HAPİSHANELERİ NEDEN VURDULAR?”

    Pir Hasan Doğan da Türkiye’nin Suriye operasyonunu kınayarak “Alevi topluluklarının bu savaşa herhangi bir cevaz vermeleri mümkün değildir” dedi. Türkiye’nin IŞİD ve El Nusra’yı besleyen ülke konumuna geldiğini de anlatan Doğan şunları söyledi:

    “Alevi toplumuna mensup insanlar, dünya üzerindeki 72 millete tek nazarda bakan bir inanca sahiptir. Bu çerçevede değerlendirdiğimizde savaşların bir cinayet olduğunu hepimiz kabul ediyoruz. Kaldı ki gelen haberlerde izlediğimizde devletimizin aslında orada ilk vurduğu hapishaneler. O hapishanelerde kimler yatıyor? 60 bin IŞİD’linin o hapishanelerde tutulduğu söyleniyor. Dünya kamuoyu bunu açık açık deklare etti. Peki niye hapishaneyi vuruyorsun? Oradaki IŞİD’çileri kaçırmak ve bir şekilde IŞİD’e de destek vermek için. Dünya kamuoyu ve herkes de biliyor ki IŞİD’i, El Nusra’yı besleyen, lojistik ve silah desteği veren bir ülke konumuna düştük. Bunu Alevi topluluklarının kabul etmesi mümkün değil. Bir taraftan da Rıza Şehri üzerine kurulu bir inanç sistemimiz var. Sınırların ve sömürünün olmadığı bir dünyayı hayal ettiğimize göre Alevi inancına tamamıyla zıt bir durumla karşı karşıyayız. Bundan dolayı Alevi inancına mensup bir insan olarak savaşa ‘hayır’ diyorum. Asla bunu kabul etmiyorum ve desteklemiyorum.”

    “DİYANET CİHAT ÜZERİNE KURULU BİR SİSTEM”

    Doğan’ın eleştirilerinin odağında Diyanet İşleri Başkanlığı da vardı. “İnancını cihat üzerine kuran bir inanç sisteminden ne beklersiniz” diyen Doğan şunları söyledi:

    “Muktedirimiz diyordu ki ‘ben Suriye’nin toprak bütünlüğüne inanıyorum’. Çıktı basın açıklaması yaptı ve ‘Biz Suriye’ye fetihe gidiyoruz’ dedi. Resmen savaş ilan etti. Nasıl ki biz kendi topraklarımıza herhangi bir dış güçten gelen saldırıyı esefle karşıladığımız gibi ülkemizin de başka bir devletin ve halkın toprak bütünlüğünü ihlal etmesini asla doğru bulmuyor ve desteklemiyoruz.”

    Eren GÜVEN/Cebrail ARSLAN
    ANKARA

  • ‘Suriye’nin kuzeyine 12 gözlem noktası inşa edilecek’

    ‘Suriye’nin kuzeyine 12 gözlem noktası inşa edilecek’

    PİRHA – Suriye’ye dönük harekat konusunda ABD ile yapılan anlaşmanın ardından konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, oluşturulması düşünülen “güvenli bölgede” 12 gözetleme noktası inşa edeceklerini söyledi.

    Erdoğan, Dolmabahçe Ofisi’nde yabancı basın mensuplarıyla bir araya geldi. Barış Pınarı Harekatı hazırlığının yılları bulduğunu söyleyen Erdoğan, “Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) 32 kilometre genişliğinde ve 440 kilometre uzunluğundaki ‘güvenli bölgede’ kontrolü sağlamak istiyor. Bu bahsettiğimiz bölgeye Deyrizor ve Rakka da dahil edilirse 2 milyon Suriyeliyi yerleştirebiliriz.” İfadelerini kullandı.

    Erdoğan YPG kontrolündeki bazı bölgelere Esad güçleri askerlerinin konuşlandırmasına da değinerek,”Rejim eğer TSK’ya saldırırsa bizden cevabını alır. Salı günü niçin Soçi’ye gidiyorum? Soçi’de de bunları konuşacağız. Eğer böyle bir yanlışın içerisine girerse, onlar da cevabını alır bunu bilmeleri lazım. Zaten de biliyorlar.” dedi.

    Erdoğan, şu anda YPG kontrolündeki Kobani şehri hakkında da konuşarak “Ayn-El Arab (Kobane) bir Kürt toprağı değil, burası Araplara aitti, ismiyle müsemma. Fakat daha sonra teröristler Arapları, Arap nüfusu çıkardılar. Hatırlayın Obama döneminde de burada Kürtler bizim topraklarımıza geldiler ki bu rakam da 350 bin civarında. Şu anda bizde yerleşik konumdalar. Ayn-El Arab ile Tel Abyad arasında, burada sıkıntılı bir durum söz konusu. Bölgeyi huzur bölgesi haline getirmenin hesabı içerisindeyiz.” ifadelerini kullandı.

    “SAVAŞ UCUZ BİR KAVRAM DEĞİL”

    Bir gazetecinin “SDG’nin komutanı verdiği röportajda, ‘ABD Başkanı Trump, Suriye hükümetine yaklaşmamız konusunu anlayışla karşıladığını iletti.’ dedi. Bu konuyu ABD’den gelen heyetle görüştünüz mü? Bu konudaki yorumunuz nedir?” sorularına Erdoğan, şu karşılığı verdi:

    “Siz herhalde hala Tayyip Erdoğan’ı tanımadınız. Tanımış olsanız, bu soruyu bana sormazsınız. Ben bir terörist başının ne söylediğiyle ilgilenmem. Ben, millet ne söyler ona bakarım. Suriye’de de Suriye halkı ne söyler, ona bakarım. Bu anlaşma Amerika ile. Biz ‘Terör örgütüyle savaşıyoruz.’ da demedik, ‘Mücadele veriyoruz.’ dedik. Niye? Savaş kavramı o kadar ucuz bir kavram değil. Savaş kavramı devletler arasında söz konusudur.”

    ERDOĞAN – TRUMP GÖRÜŞMESİ

    Dolmabahçe’deki görüşme sonrası ABD Başkanı Trump’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’la telefon görüşmesi yaptığı açıklandı.

    Görüşmeyi Twitter’dan duyuran Trump, Erdoğan’ın kendisine bölgeden küçük çaplı keskin nişancı ve topçu atışı yapıldığını, bunların da hemen etkisiz hale getirildiğini söylediğini aktardı. Trump, Kürt ve Türk taraflarının “ateşkes veya aranın” işe yaramasını istediğini de yazarken Erdoğan’ın ‘terörizmi yendiğimizde daha çok hayat kurtulacak” iletisine de yanıt verdi. Trump “Terörü yen” diyerek Erdoğan’ın iletisini cevapladı.

  • Sağlıkçılardan ‘Savaşa karşı barışı savunacağız’ açıklaması-VİDEO

    Sağlıkçılardan ‘Savaşa karşı barışı savunacağız’ açıklaması-VİDEO

    PİRHA – Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri (SES) Türkiye’nin Suriye operasyonuna tepki göstererek, “Savaşa karşı barışı, ölüme karşı yaşamı savunmaya devam edeceğiz” açıklamasını yaptı.

    Haberin videosu

    Türkiye’nin, Suriye harekatına beş gün ara verilmesine karşın yapılan anlaşmanın ardından Resulayn kentinden bombardıman ve silah sesleri gelmeye devam ediyor.

    Operasyonların tümüyle durması ve ölümlerin yaşanmaması konusunda görüş paylaşan bir kesim de sağlıkçılar oldu.

    Akar Otel’de basın açıklaması yapan SES Merkez Temsilciler Kurulu, “Savaş televizyonlarda izlenecek bir oyun değildir” diyerek çatışmalara son verilmesi yönünde çağrı yaptı.

    “BU SAVAŞ İNSANDA VE DOĞADA TAHRİBATLARA NEDEN OLACAKTIR”

    Basın metninin okuyan SES Eş Genel Başkanı İbrahim Kara, şunları söyledi:

    “Savaş; sakatlıktır, ölümdür. Savaş; insanların yerlerinden yurtlarından göç etmesidir, mülteciliktir. Savaş; ekolojik ve yerleşim yerlerinin yıkımıdır. Savaş; açlıktır, yoksulluktur.

    Savaş; toplum sağlığının yok edilmesidir. Ülkemizde ve dünyada darbelerin, savaşların ve ekonomik krizlerin bedelini zenginler değil, ne yazık ki yoksul emekçi halklar ödemektedir.

    AKP iktidarı ülke güvenliğini bahane ederek toplumu bir bütün olarak güvensiz bir ortama fiilen sürüklemekte olan OHAL ile tek adam rejimi inşa edilmek istenmektedir. Toplumun da bu faşizan uygulamalara biat etmesi istenmektedir.

    Yine ülke güvenliği söylemleri ile başlatılan ve on gündür sürdürülen Kürt, Türk, Arap halklarının kardeşlik duygusunu zedeleyecek ve bir arada yaşamı olanaksız hale getirecek olan ‘Barış Pınarı Askeri Operasyonu’nu toplumun koşulsuz kabul etmesi için baskılar uygulanmaktadır.

    Ortadoğu halklarının savaş ve inkar politikalarına, emperyalist işgallere değil barış içerisinde ve kardeşçe bir arada yaşamaya, demokratik ve özgür bir geleceğin inşasına, demokratik ve bağımsız ortaklığa yani barışa ihtiyacı vardır.

    O nedenle Ortadoğu halkları koşulsuz bir şekilde savaşın karşısında özgürlük ve barış mücadelesini yükseltmek zorundadır.

    Aksi takdirde, sürekli dikkat çektiğimiz gibi bu savaşta da bebeklerin, gebelerin, kadınların, yaşlıların yaşam hakları başta olmak üzere insanda ve doğada ciddi tahribatlara neden olacaktır. Sağlığımız, toplumun sağlıklı yaşam hakkı elinden alınacaktır.”

    “SAVAŞIN SONUÇLARINI KESTİRMEK NE YAZIK Kİ GÜÇ DEĞİL”

    Kara, sendika olarak operasyonun başlamasıyla birlikte Mardin’in Nusaybin ilçesine giderek incelemelerde bulunduklarına da işaret ederek şöyle devam etti:

    “Nusaybin’de yaptığımız ziyaretler ve görüşmelerde kurumlar ve halktan görgü tanıklarının ifadelerine göre ziyareti yaptığımız tarihe kadar Nusaybin’e yaklaşık 50-60 civarı havan topu düştüğü, yaşanan ölüm ve yaralanmaların 2 havan topunun yerleşim alanlarına isabet etmesi sonucu gerçekleştiği ifade edilmiştir. 2 havan topunun sonucu böyle iken, sürdürülen savaşın toplamda nasıl sonuçları olacağını kestirmek ne yazık ki güç değildir.

    Ziyaretlerimizde tespit ettiğimiz, bizlere aktarılan önemli hususlardan biri de savaş kararının alınmasının ardından burada yaşayan halkın korunması, can güvenliğinin sağlanması için herhangi bir hazırlık yapılmamış, halk yaşanabilecek süreçlerle ilgili bilgilendirilmemiştir.

    Sonuç olarak; sürdürülen savaş süreci bir an önce sonlandırılmalı; herhangi bir gerekçe ile iktidarın politika ve kararları ile aynı düşünmeyenlerin baskı altına alınması kabul edilemeyeceğinden, bu politikalara destek vermeyenlere yönelik her türlü uygulanan baskı sona erdirilmelidir.

    İnsanım diyen herkesi yaşamdan yana tavır almaya savaşa karşı barış, emperyalizme karşı bağımsızlık için mücadele etmeye davet ediyoruz.

    Sağlık ve sosyal hizmet emekçileri olarak her zaman ve her koşulda savaşa karşı barışı, ölüme karşı yaşamı savunacağımızı kamuoyuna saygı ile duyururuz.”

    PİRHA / ANKARA

  • Emek ve Demokrasi Güçleri: Savaşa ve irade gaspına karşı buluşalım-VİDEO

    Emek ve Demokrasi Güçleri: Savaşa ve irade gaspına karşı buluşalım-VİDEO

    PİRHA – Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri, “Demokrasi İçin Buluşuyoruz” çağrısı ile 19 Ekim’de yapacağı mitinge dair basın toplantısı yaparak “İnsanların ölümüne, yerinden edilmesine karşı çıkan herkesedir çağrımız” dedi.

    Haberin videosu

    Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri, 19 Ekim Cumartesi günü saat 16.00’da Tandoğan Meydanı’nda yapacağı miting için Mülkiyeliler Birliğinde basın toplantısı düzenledi.

    Toplantıya Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu’nun yanı sıra birçok meslek ve sivil toplum örgütünün temsilcisi de katıldı.

    Basın metnini okuyan HDP Ankara İl Eş Başkanı Hüseyin Gevher, AKP iktidarının dış politikada yanlışlar yapmaya devam ettiğini ifade ederek “Bu iktidar Türkiye’yi savaşa sürüklemektedir. Diplomasi yerine iç iktidar hesapları ile dışarıda savaşa giren bu zihniyet adeta ‘Yurtta sulh cihanda sulh’ yerine ‘Yurtta savaş cihanda savaş’ demektedir” sözlerini kullandı.

    Gevher, Türkiye’nin Suriye operasyonu ile birlikte bütün dünya ülkelerinin AKP iktidarına karşı tutum aldığını da söyleyerek sözlerini şöyle sürdürdü:

    “SURİYE SURİYE’DE YAŞAYAN HALKLARINDIR”

    “Dünya ülkeleri bu yapılanı ‘istila, işgal veya zorla girme’ olarak tanımlamaktadır. ‘Savaş, fetih’ sözleri aslında iktidarın kendisine ait sözlerdir. Her gün gazete ve televizyonlarda ‘Şurayı ele geçirdik, burayı ele geçirdik’ manşetleri atılmaktadır.

    Suriye Suriye’de yaşayan halklarındır. Savaş ve işgal politikalarının derinleşmesi, yıkım politikalarının devreye girmesi yılları bulacak insanlık trajedilerinin sürmesi demektir. Bu anlamda en başından beri söylediğimiz gibi egemen devlet ve iktidarının izni ve talebi dışında Suriye topraklarında bulunan güçler buralardan çıkmalıdır. Barış ve müzakere tek geçerli yoldur.”

    “BİZLER BU SUÇA ORTAK OLMAYACAĞIZ”

    “Halkların iradesini hiçe sayan her girişim, her saldırı haksız ve hukuksuzdur. İktidar kendi işlediği suçlara bütün toplumun ortaklık etmesini bekliyor. Bizler bu suça ortak olmayacağız. Barış’ı değil savaşı savunmak suçtur. Bizler bu savaşın ülke ve toplum yararına olmayacağını bildiğimiz için karşı çıkıyoruz.

    İktidar, Suriye’nin dört bir yanından evlerini terk ederek Türkiye’ye gelen mültecileri yerleştireceğini söylemektedir. Birleşmiş Milletler kürsüsünde elinde haritalarla anlattığı güvenli bölge kemerinin Selefi bir kemer olacağı çok açıktır. Hafız Esad’ın Arap kemeri anlayışı ile birebir örtüşmektedir. İktidar, Kürtleri tehcir etmeyi hedeflemektedir. Aynı zamanda ülkemizdeki muhalefet ve demokrasi güçlerinin bir araya gelmesini engellemek ve var olan ve giderek derinleşen ekonomik krizi örtbas etmek için de bu saldırıyı gerçekleştirmiştir.

    IŞİD yalnızca Suriye’de değildir. Irak’ta değildir. İçimizdedir. İnsanlık düşmanı El Kaide ve El Nusra türevi çetelerle birlikte hareket etmek IŞİD’i yeniden ayağa kaldırma ve aktif hale getirme sonucu da asla kabul edilemez. Bu konuda atılacak her adım sadece Irak ve Suriye için değil başta Türkiye ve diğer ülkeler için de büyük bir suçtur ve tehlikedir.”

    “KAVGAYA DEĞİL DİYALOG VE MÜZAKEREYE İHTİYAÇ VARDIR”

    “Diğer bir nokta Kürtlerin varlığına, Kürt halkının Siyasi ve İdari haklarını kullanmasına düşmanca yaklaşmak çözüm değil bir çözümsüzlük politikasıdır. Halkların iradesini gasp etmek ya da varlığını tanımamak sadece savaş ve işgallerle olmuyor. Biz bunu en temel yurttaşlık hakkımızın gasp edildiği kayyum atamaları, seçim iptalleri ile de gördük. Barış, eşitlik içinde ortak vatanda ve demokratik cumhuriyette yaşamanın yolu barıştan geçmektedir. Kendi sınırlarında ve komşu sınırlarda yaşayan Kürtlerle barışmayan ve tüm muhalefete saldıran bir zihniyet çözümsüzlük üretir. Bu topraklar, bu bölge hepimize yeter. Kavgaya değil diyalog ve müzakereye ihtiyaç vardır.”

    “GELECEĞİMİZİ KARANLIĞA BIRAKMAMAK İÇİN”

    “İnsanların ölümüne, yerinden edilmesine karşı çıkan herkesedir çağrımız. Savaşa ve irade gaspına karşı buluşalım. İrade ve geleceğimize sahip çıkmak, demokrasi ve adalet talebini yükseltmek, baskıya, talana, ranta, sömürüye ‘hayır’ demek için savaşa ve ölüme karşı barışı ve yaşamı savunmak için geleceğimizi karanlığa bırakmamak için ekmeğimize, emeğimize göz koyanlardan hesap sormak için düşünce ve ifade özgürlüğümüze sahip çıkmak için halkın iradesini gasp edenlere ‘yeter’ demek için kadın cinayetlerine ‘dur’ demek için insanların ölümüne, yerinden edilmesine karşı çıkan, savaş karşı olan herkesedir çağrımız. 19 Ekim’de Tandoğan Meydanında demokrasi için buluşalım”

    PİRHA / ANKARA

  • ‘Aleviler olarak ham meyvenin koparılmasını dahi istemeyiz’-VİDEO

    ‘Aleviler olarak ham meyvenin koparılmasını dahi istemeyiz’-VİDEO

    PİRHA – Dede  Erdoğan Sezer ve Efe Engin, Suriye’de süren askeri operasyona dair, “Ağaç kesmek isterken dahi gülbeng verip rızalık alan bir toplumun bu operasyona rızalık vermesinin mümkünatı yok” dedi.   

    Haberin videosu

    Yedinci günü geride kalan Suriye’nin kuzeyine yapılan operasyonla birlikte sivil ölüm haberleri de geliyor. Birçok kesimle birlikte Alevi toplumu da harekatın biran önce durdurulması yönündeki ısrarını sürdürüyor.

    Dede Efe Engin ile Dede Erdoğan Sezer de “Ham olan bir meyvenin koparılmasının dahi inancımızda yeri yok” diyerek süren operasyona karşı olduklarını açıkladılar.

    “ÖLÜM ÜZERİNE RIZALIK VERMEMİZ MÜMKÜN DEĞİL”

    Dede Efe Engin, “Yolumuz gereği varlığın birliğine inanırız” diyerek sürece dair şu yorumu yaptı:

    “Cümle canları Hakk gören bir bakış açısına sahibiz. Bu bakış açısının sebep olduğu üzere bu inanç sevgi ile 72 millete bir nazarda bakmak, kendine reva görmediğini başkasına görmeme üzerine kurulu. Bu bakış açısına göre bizim bir başka insana, kaldı ki avcıları bile cemine sokmayan bir inanış ve hakikat olarak kalkıp bir başkasını öldürmeye rızalık göstermemizin mümkünatı yok. Zaten Alevi inancına göre; ölüm üzerine yaşanan bir düşünceye rızalık vermesini bekleyemeyiz. Böyle bir şeyin mümkünatı yok. Yolumuza terstir. Bir ağacı bile keserken gülbeng verip onun rızalarını alarak kesen bir inançtan söz ediyoruz. Dolayısıyla da buna rızalık vermenin mümkünatı yoktur. Üstelik nasıl ki ülkemiz topraklarında demokratik laik bir cumhuriyeti savunuyoruz, nasıl Çanakkale sınırlarından Fransızlar, İngilizler girerken biz bunu istememiş isek bir başkasının ülke sınırlarından da içeri girmememiz lazım. Bu yaşananlara destek vermememiz lazım” dedi.

    “CAN ALMAK ALEVİ İNANCINA TERSTİR”

    Engin’in eleştirileri odağında Diyanet İşleri Başkanlığı da vardı. Başlatılan harekat ile birlikte camilerde sela okutulmasının yanlış olduğunu ifade eden Engin, “Diyanet, cezaevleri, sağlık hizmetleri ve milli eğitim ile yaptığı sözleşmesi gereği artık iç içe geçmiş bir süreç yaşıyor. Dolayısıyla operasyonla birlikte sela okunması bir başka inanç ve fikirlerin yok sayılması anlamındadır. Can öldürmeye ve şehitlik esası üzerine bir can feda etme üzerine bir yapı kurmak kesinlikle Alevi inancına terstir” dedi.

    “İNANCIMDA CANLARA KIYMAK YOKTUR”

    Dede Erdoğan Sezer ise Yunus Emre’nin “Yaratılanı severim yaratandan dolayı” sözünü hatırlatarak “Herkesin yaşama hakkı vardır” dedi.

    Sezer, Alevi toplumunun tüm savaşlara karşı olduğunu ifade ederek şunları söyledi:

    “Savaşlar olmasın, insanlar ölmesin, anneler ağlamasın. Ama ne çare bütün canlılar ağlıyor. Sadece oradaki kitlenin, Suriye’de yaşayan Alevilerin değil, Kakailer, Ezidiler, Süryaniler ve diğer azınlık topluluklar var. Hepsi yaratılan tarafından yaratılmış. Onun için insanların, savaşı önce kendi nefisleri ile yapması gerekir. Önce yaşamak için savaşması gerekir. Onun için toplumları yok etmek değil; insanları öldürmek, canlara kıymak, annelere gözyaşı döktürmek inancımda yoktur. Çünkü biz de ‘kurdun, kuşun lokması’ deyip bütün canlıların yaşamı için lokma veriyorsak, ‘yerde sürünen solucanın, yürüyen karıncanın ve ham olan bir meyvenin koparılmasının dahi inancımızda yeri yok’ diyorsak bir canın bedenden koparılmasına da karşıyız. Yapılanları doğru görmüyoruz. Dünyanın, barış, huzur, kardeşlik, dostluk ve paylaşım içinde yaşanmasından yanayız.”

    Eren GÜVEN / ANKARA

  • Tekten: Bombalar yağdırıp maç skoru gibi anlatıyorlar-VİDEO

    Tekten: Bombalar yağdırıp maç skoru gibi anlatıyorlar-VİDEO

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ayvalık Şube Başkanı Vedat Tekten, Suriye operasyonunu eleştirdi. Tekten, “Güvenlik gerekçesiyle bir halkın üstüne bombalar yağdırılarak yaşananları maç skoru gibi anlatıp iç siyasette malzeme olarak kullanmak kabul edilir bir durum değildir” dedi. 

    Haberin videosu 

    TSK ve ÖSO’nun Suriye operasyonu sürerken, kamuoyundan da alınan karara dair eleştiriler gelmeye devam ediyor.

    Alevi yöneticiler, yaşanan sivil ölümlerine işaret ederken, Türkiye’nin bir tür “bataklığa” sürüklendiği yönünde yorumlar yapıyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ayvalık Şube Başkanı Vedat Tekten, “Sebebi ne olursa olsun Türkiye Ortadoğu’da bir kaosun içine girmemeliydi” diyerek alınan kararı eleştirdi. Tekten ayrıca “Hiçbir ülkenin, bir başka ülke toprağında gözü olmamalı” diyerek şunları dile getirdi:

    “TÜRKİYE YALNIZ BIRAKILMIŞTIR”

    “’Yurtta sulh cihanda sulh’ denilerek Türkiye halklarının bulunduğu nokta ve dünya siyasetine bakışı özetlenmiştir. Fakat son dönemlerde Amerika’nın Arap baharı ile başlattığı ve bunu ilk siyasetine malzeme olarak kullandığı bir akım geliştirildi. Artık savaşların içeri ile olan kısmı çok daha fazla bir hale dönüştürüldü. Bence bu savaş Türkiye’nin asla içinde olmaması gereken bir durumdu. Savaşlar nedeniyle bugün Türkiye gerek doğuda gerek batıda hiçbir komşusu ile sulh içinde değil. Öyle ki Türkiye’nin bu son operasyonu kendisini Müslüman blokta addeden yönetim için bile bir mağlubiyet olmuştur. Adeta Arap camiası başta Suudi Arabistan olmak üzere bu operasyona karşı bir tavır almıştır. Hiçbir ülkenin, bir diğer ülkenin toprağında gerekçesi ne olursa olsun gözü olmamalıdır. Söylenen bir laf var ‘Sınırlarımızda ya da Suriye’de barışın en kısa yolu Şam ile Ankara arasındaki diyalogtan geçer.’ Diyalog kapılarını zorlamadan oradaki halkların mevcudiyetini önemsemeden, gelişmiş siyasi düzenin gerçekliğine varmadan sadece güvenlik gerekçesiyle halkın üstüne bombalar yağdırıp bunu bir maç skoru gibi anlatıp iç siyasette malzeme olarak kullanmak doğru değil. Yapılanı bir gaza, bir fetih gibi sunmak Türkiye’nin saygın dış politikası açısından; ne kadar kaldı saygınlığı bilmiyorum; kabul edilir bir durum değildir. Türkiye bu savaşın masada barıştıran tarafı olması gerekirken savaşan tarafı olmuştur ve maalesef de yalnız bırakılmıştır. Kaosun bu şekilde sürdürülebilir olmasının imkanı yoktur. İşin perde arkasını bilemiyoruz ama çok somut bir gerçek var ki o da AKP oylarının %30’lar civarına düşmüş olmasıdır. Olması mümkün bir seçimde hezimete yol açıp AKP’nin seçim kaybetmesi riskini milliyetçi duygulara atıfta bulunup çocuklarımızın kanları üzerinden yeniden inşa etmeye çalışmak ve bunun içinde bomba kullanmak, kan dökmek siyasetin bir unsuru olmamalı.

    “SELA NE TÜRDEN BİR SİMGE TEŞKİL EDİYOR?”

    Yaşanan süreçte Diyanet’in tutumuna dair de yorum yapan Vedat Tekten “Harekatı ‘fetih ve gaza’ olarak ele alırsa, ona bağlı olan kurumlar da o şekle uygun tavır takılırlar” dedi.

    Tekten, savaşın kazananı olmadığını belirterek sözlerine şöyle devam etti:

    “Bu doğru bir durum değil. 15 Temmuz’da da sabahlara kadar sela okutuldu. Çeşitli sebeplerle selaya başvuruyorlar. Ne türden bir simge teşkil ediyor onu da çözmek mümkün değil. Buna ‘Fetih’ derseniz sela okutmak Osmanlı’da da var olan bir durumdu. Bugün cihat bayrağını açıp ‘PYD-YPG üstlerine gidiyoruz. Terörü temizleyeceğiz’ denilen bu örgütlere geçmişte peşmerge güçleri Türkiye’ye alıp Hatay bölgesine kadar sınırlarımızın içinde ambulanslar refakatinde, halkın yoğun alkış ve ilgisi ile geçirilip Suriye topraklarına sokulmuştu. Şimdi kendini Müslüman ülke olarak tarif eden ülkenin ordusu bir diğer Müslüman ülkeye nasıl cihat açabilir onu da ilahiyatçılar çözümlesin. Durumu nereden ele alırsanız alın gerek uluslararası hukuk, gerek Türkiye’nin saygınlığı, gelecekteki siyasi ve komşularla olan ilişkileri açısından bize kar getirecek bir hal değil. Umarım bu anlamsız kaos bize çok fazla zarar vermeden bir şekilde noktalanır. Biz evlatlarımızın tabutlar içerisinde gelmesini istemiyoruz. Savaşın hiçbir zaman kazananı olmamıştır.”

    Eren GÜVEN / ANKARA

  • Askeri harekatta 6. gün: Suriye Ordusu Tabka’ya girdi

    Askeri harekatta 6. gün: Suriye Ordusu Tabka’ya girdi

    TSK ve ÖSO’nun Suriye’nin kuzeyine başlattığı operasyon 6. gününde sürüyor. Şam yönetiminin SDG ile yaptığı anlaşma sonucu Suriye ordusu, TSK’nin operasyonuna karşı sınıra konuşlanmaya başladı. Suriye Ordusu’nun daha önce DSG tarafından kontrol edilen bölgelerden olan Tabka şehrine giriş yaptığı belirtildi.

    Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve içerisinde cihatçı grupların da yer aldığı ÖSO’nun Suriye’nin kuzeyine gerçekleştirdiği operasyon 6. gününde sürüyor.

    Dün akşam saatlerinden itibaren Suriye’nin kuzeyine doğru ilerleyen Suriye Ordusu’nun Tabka şehrine giriş yaptığı belirtildi.

    Suriye hükümetinden konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Tabka şehri, Rakka’nın batısında bulunuyor.

    Öte yandan Fransız haber ajansı AFP, Suriye Ordusu’nun, Türkiye sınırına doğru ilerlediğini iddia etti.

    Dün akşam saatlerinde Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Şam yönetiminin anlaşması sonucu Suriye ordusu Menbiç’e girdi ve ardından ülke sınırına konuşlanacağı açıklanmıştı.

    Dün ABD Savunma Bakanı Mark Esper’in “Askerlerimizi Suriye’nin kuzeyinden çekiyoruz” açıklamasının ardından SDG ve Suriye ordusunun görüştüğü ve Türkiye’nin askeri operasyonuna karşı harekete geçmek üzere anlaşmaya vardığı bildirildi. Gün içerisinde Almanya Başbakanı Merkel’in Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı arayarak, “Operasyonu derhal durdurun” çağrısında buılunmasının ardından Rusya Savunma Bakanlığı da “Suriye çözüm sürecine dahil olan tüm taraflar ülkenin kuzeydoğusundaki insani felaketi önlenmeye yönelik tedbir almalı” çağrısında bulundu.

    İBRAHİM KALIN’DAN “DURMAK YOK” TWEETİ

    Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, askeri operasyona ilişkin bugün sabah saatlerinde yaptığı Twitter paylaşımında “Musul, Rakka ve Deyrizzor yerle bir edilir ve binlerce sivil öldürülürken seslerini çıkartmayalar, #BarisPinariHarekati’nin başarısı karşısında panik halinde ‘operasyonu durdurun’ çağrıları yapıyor, Türkiye’yi yaptırımlarla tehdit ediyor. Hedeflerimize ulaşana kadar durmak yok” ifadelerini kullandı. (HABER MERKEZİ)

  • ‘Alevi toplumu olarak operasyona rızalık vermiyoruz’-VİDEO

    ‘Alevi toplumu olarak operasyona rızalık vermiyoruz’-VİDEO

    PİRHA- Türkiye’nin Suriye’ye dönük operasyonunu eleştiren PSAKD ile DAD yöneticileri, Ortadoğu’da yaşanan çatışmaların çözümü olarak barış ve demokrasiyi işaret ederek, “Alevilerin bu tezkerede rızası yoktur” açıklamasını yaptılar. Diyanet’in camilerde sela okutulması yönündeki emri de Alevi kurumlarının bir diğer eleştiri konusu oldu.

    HABERİN VİDEOSU

    Türkiye’nin Suriye’de askeri operasyon yürütmesine bir tepki de Alevi kurum yöneticilerinden geldi.

    Operasyon kararının iktidarın çıkarları doğrultusunda şekillendiğini söyleyen Demokratik Alevi Derneği Ankara Şube Yöneticilerinden Kenan Akın, “Biz Aleviler, hiçbir savaşa rızalık vermediğimiz gibi bu yapılana da rızalık vermeyeceğiz” dedi.

    Akın, “Biz bu zulme karşıyız” diyerek şunları söyledi:

    “Öyle bir noktaya geldik ki artık İslamiyet neredeyse DAİŞ ve ÖSO ile eşdeğer tutuluyor. Bu anlamda Müslümanların var olan oyuna gelmemeleri lazım. Karşı tarafta ölen de müslüman bu tarafta ölen de… Biz Aleviler hiçbir savaşa rızalık vermediğimiz gibi bu yapılana da rızalık vermeyeceğiz. Dolayısıyla savaş, beraberinde kanı, gözyaşını, acıyı, yoksulluğu, sefaleti getirir. Gerçekten inancında samimi olan insanlar bu oyuna gelmemeli. Çünkü bu savaş müslümanı müslümana kırdırıyor. Ayrıca bu savaşı başlatan siyasi iktidar kendi çıkarları için böylesi bir girişimde bulundu. Kendi iktidarını korumak için bunları yapmakta. Halk nezdinde bitmiş bir iktidar bu yolu denemeye çalışıyor. Suriye’ye girip oradaki mazlum halkları, sadece Kürtleri değil Alevileri, Süryanileri, Ezidi ve Arapların ölümüne yol açılacak. Bu doğru bir tutum değildir.” 

    “SAVAŞ POLİTİKALARINA KARŞIYIZ”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Sekreteri Onur Şahin ise 10 Ekim Gar Katliamı’nın üzerinden 4 yıl geçmesine rağmen gelinen sürecin aynı olduğunu işaret ederek, “Barış ve demokrasi, Ortadoğu’da yaşanan çatışmaların tek çözümü olacaktır” dedi.

    Şahin sözlerine şöyle devam etti:

    “Türkiye’deki farklı kimlik, inanç ve yaşam tarzlarına dönük yaklaşımların güvenlik sorunu olarak görülmesi doğru değildir. Özgürlükçü bir yaklaşım içinde bu konulara değinilmesi gerekir. Farklı kimliklere dönük güvenlik eksenli politikalar ülkemizi sonu gelmez bir çatışmanın, savaşın içine sokmaktadır. Suriye’deki operasyon bunun maalesef bir yansımasıdır. Biz kesinlikle savaş istemiyoruz. Savaş politikalarına karşıyız. Savaşın halklara şimdiye kadar bir yarar getirdiği görülmemiştir. Yoksul emekçi çocukları savaşlarda hayatlarını kaybetmektedir. Aynı zamanda sivil insanlar da yaşamlarını yitirmektedir. Dolayısıyla barış konusunda ısrarlıyız. Savaş; kan gözyaşı demektir. Barış demokrasi ve özgürlük ise insanların kendi kimlikleriyle özgürce yaşamalarının yolunu açar. Ortadoğu’da demokratik, çoğulcu ve özgürlükçü bir yaşam tarzına inanıyoruz. Dolayısıyla bu çatışmayı doğru bir yaklaşım olarak görmüyoruz. 10 Ekim Katliamı’nın yıldönümündeyiz. 4 yılda geldiğimiz nokta yine aynı. Artık insanların ölmesini istemiyoruz. Barış ve demokrasi Ortadoğu’da yaşanan bu çatışmaların tek çözümü olacaktır.”

    “ALEVİ TOPLUMU OPERASYONA RIZA VERMEDİ”

    Demokratik Alevi Derneği Genel Sekreteri Murat Işık’ın dikkat çektiği nokta ise IŞİD tehdidi oldu. “Katliamların yeniden gerçekleştirilmeyeceği garantisi yoktur” diyen Işık, Alevilerin tedirgin olduğuna işaret ederek şunları söyledi:

    “10 Ekim Ankara Katliamı bu toplumun ne kadar ciddi korku ve terör tehdidi ile karşı karşıya olduğunun göstergesidir. Bugün Suriye’de, Rojava’da yürütülen savaş, aslında bu canilerin bu coğrafyada gerçekleştirdikleri katliamların da bir eseridir. Ve biz bugün onun sonuçlarını konuşuyoruz. Ama yarın bu ülkenin bürokrasisine teslim edilecek IŞİD canilerinin bu katliamları yeniden gerçekleştirmeyeceğinin garantisi de yoktur. Dolayısıyla Aleviler olarak tedirginiz ve bu sürece rıza vermediğimizi söylüyoruz. Nerede bir mazlum varsa biz Aleviler olarak şu duayı etmeliyiz; Hızır onların yar ve yardımcıları olsun. Onlar için birer delil uyandırmak gerekiyor. Gün böyle bir gündür. Ayrıca onların Xızır’ı da olmamız gerekiyor. Çünkü savaş çocukların ölümüdür, anaların gözyaşıdır, yoksulluktur, sefalettir, faşizmdir. Aleviler olarak bu operasyona, teskereye, savaş politikalarına asla rızalık vermiyoruz.”

    “DİYANET, ASKERİ BİR KURUM EDASIYLA HAREKET EDİYOR”

    Diyanet’in de operasyon sürecine dahil olup camilerde sela okutmasına dair de yorum yapan Murat Işık sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Diyanet aslında kendi görevini çok layıkıyla yapıyor. Diyanet bir tür asimilasyon kurumudur. ‘Camiler kışla ve minarelerimiz süngü’ sözü bugün bu Diyanet için çok geçerlidir. Adeta askeri bir kurum edasıyla hareket ediyorlar. Dinlerde iyilik, güzellik ve hoşgörü vardır. Hiçbir din, kardeş kavgasını cevaz görmez. Diyanet bugün kardeş kavgasına, coğrafyadaki insanların birbirine kırdırılmasına onay veriyorsa bu Diyanet’in artık ne kadar İslam’ı temsil ettiğini varın siz düşünün.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

     

  • Mısır Dışişleri Bakanlığı: Suriye operasyonu küstah ve kabul edilemez

    Mısır Dışişleri Bakanlığı: Suriye operasyonu küstah ve kabul edilemez

    PİRHA – Suriye harekatı konusunda Türkiye’yi kınayan Mısır, “küstah ve kabul edilemez bir saldırı” diyerek Arap Ligi’ni olağanüstü toplantıya çağırdı

    Mısır, Türkiye’nin Suriye operasyonunu ‘Barış Pınarı Harekatı’nı şiddetle kınarken Arap Ligi’ni olağanüstü toplantıya çağırdı.

    Mısır Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada “Mısır, Türkiye’nin Suriye topraklarına düzenlediği saldırıyı en güçlü şekilde kınadı.” denildi. Açıklamada ayrıca “kardeş Arap devletinin egemenliğine yönelik operasyonun küstah ve kabul edilemez bir saldırı” ifadeleri de yer aldı.

    Dışişleri Bakanlığı, gelişmeler ardından Mısır’ın Arap Ligi üyelerini olağanüstü toplantıya çağırdığını da duyurdu.

    ARAP LİGİNİ OLUŞTURAN ÜLKELER

    Arap ülkeleri arasındaki işbirliği ve dayanışmayı güçlendirmek ve Arap dünyasını ilgilendiren konularda ortak tutum geliştirmek amacıyla oluşturulan Arap Ligi’nde Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Cezayir, Cibuti, Fas, Filistin, Irak, Katar, Komorlar, Kuveyt, Libya, Lübnan, Mısır, Moritanya, Oman, Somali, Sudan, Suriye (Üyeliği askıya alınmıştır), Suudi Arabistan, Tunus, Ürdün ve Yemen bulunuyor.

    PİRHA / ANKARA