Etiket: suriye ve aleviler

  • Meriç: Alevilere katliam yapılması HTŞ’nin kendisini topluma zorla dayatma girişimidir-VİDEO

    Meriç: Alevilere katliam yapılması HTŞ’nin kendisini topluma zorla dayatma girişimidir-VİDEO

    PİRHA- Antalya Halkevi Yöneticisi Kutay Meriç, Suriye’de Alevilere yönelik şiddet eylemlerine ilişkin Baas rejiminin suçlarının Alevlere ihale edilmesinin kabul edilebilir bir durum olmadığına dikkat çekerek, “Böyle bir katliam girişimi bahane ediliyor. Görünen o ki rejim kendisinden olmayan bütün topluluklara bu tür yöntemlerle dayatmak istiyor” dedi.

    Suriye’de Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) örgütünün Esad yönetimini devirmesi ardından Alevilerin de tedirginliği arttı.

    Suriye nüfusunun yaklaşık yüzde 13’ünü oluşturan Aleviler, ülkenin daha çok sahil kesiminde yaşam sürmekteydi. Şam’ın düşmesi ardından HTŞ’liler, başta Lazkiye olmak üzere birçok kentte Alevilerin yaşam alanlarını adeta gasp etti.

    Suriye’deki Alevilere ait inanç merkezlerine yönelik saldırılar da tepkilere neden oluyor.

    Hüseyin bin Hamdan el Hasibi’nin türbesinin yakılıp, görevli beş sivilin öldürülmesi sonrasında bölgedeki korku daha da arttı. Arap Alevileri Humus, Hama, Tartus ve Lazkiye’de bu ölümlere karşı protesto düzenledi ancak HTŞ, yapılan protestolara da silahla karşılık verdi.

    Antalya Halkevi Yöneticisi Kutay Meriç, Suriye’de Alevilere yönelik yapılan saldırılarla ilgili PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    “HTŞ EL KAİDE’DEN DEVŞİRİLEN KIRMA BİR TERÖR ÖRGÜTÜDÜR”

    Suriye’de HTŞ denen örgütün El-Kaide’den kırma bir örgüt olduğunu belirten Meriç, “Buralarda komutanlık yapmış, liderlik yapmış kadroların İŞİD, El-Kaide dağıtıldıktan sonra bir yere getirilip oluşturulan bir örgüt. Bunların İslam anlayışı da bunların dini anlayışı da cihatçı anlayışı da geldikleri köklere bakarsanız hepsi aynı” dedi.

    HTŞ’ nin dışında Suriye toplumuna bakıldığında daha farklı halklar ve inançlar olduğunu vurgulayan Meriç, “Dürziler, Aleviler, Kürtler, Hristiyanlar yaşam tarzları anlamıyla laik toplumlar. Suriye’ye müdahaleden önce %12 kadar Hıristiyan, %10 kadar Alevi, %10 kadar Kürt nüfus vardı. Diğer kesimleri de sayarsak bunlar %40’ları bulan bir nüfusa tekabül ediyor. Şu anda aslında oradaki nüfus dengesi açısından doğru bakarsanız yani neredeyse HTŞ’nin dayandığı temeller kadar da orada farklı bir nüfus yapısı var. Rojava’daki laik Kürt halkı bu rejimin kurmaya çalıştığı dinci rejim nasıl yan yana gelecek? Çok net ki böyle bir rejim kendisini bütün bu topluluklara dayatacak” diye belirtti.

    “BAAS REJİMİNİN SUÇLARININ ALEVLERE İHALE EDİLMESİ KABUL EDİLEBİLİR BİR DURUM DEĞİL”

    Antalya Halkevi Yöneticisi Kutay Meriç, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Eski Baas rejiminin orduda, devlet kademelerinde bürokraside görev yapanların ağırlıklı olarak Hristiyanlar ve Sünni Müslümanlardır. Yüzde 10’luk bir azınlık nüfuza sahip olan Alevilerin yüzde 90 bir topluluğu yönetebilmesi mümkün değil, akla da aykırı bir durumdur.

    Baas rejiminin suçlarının Alevlere ihale edilmesinin kabul edilebilir bir durum değildir. Böyle bir katliam girişimi bence bahane ediliyor. Asıl olarak bunun Suriye’de iktidar olanların mezhepçi kafa yapısı ilgili bir durumdur ve bundan sonra iktidarlarını kurma çabası ile ilintilidir.”

    Suriye’de Alevi toplumuna yönelik yapılan baskılar cinayetlerle beraber Türkiye’de sosyal medya üzerinden açıklamaların eş zamanlı geldiğini ifade eden Meriç, “Baskı ve cinayetlerle beraber refleks Türkiye’de ‘Siyasal Alevicilik’ bir anda Türkiye’deki gericilik tarafından eş zamanlı çıkarıldı. HTŞ kafasının Türkiye’de de uzantılarını biliyoruz” dedi.

    Cebrail ARSLANANTALYA

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

  • Yalıcakoğlu: Suriye’ye çok acil BM Barış Gücü’nün konuşlanması gerekiyor-VİDEO

    Yalıcakoğlu: Suriye’ye çok acil BM Barış Gücü’nün konuşlanması gerekiyor-VİDEO

    PİRHA- Suriye’de Alevilere dönük yaşanan katliamlara karşı susmanın ve sessiz kalmanın katliamı onaylamak anlamına geldiğini belirten Yalıncak Sultan Ocağı evlatlarından Sevim Yalıncakoğlu, “Yaşanan katliamlara karşı öncelikle Birleşmiş Milletler Barış Gücünün bir an evvel konuşlanması için uluslarası baskının oluşturulması gerekiyor” dedi.

    Suriye’de Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) örgütünün Esad yönetimini devirmesi ardından Alevilerin de tedirginliği arttı. Suriye nüfusunun yaklaşık yüzde 13’ünü oluşturan Aleviler, ülkenin daha çok sahil kesiminde yaşam sürmekteydi. Şam’ın düşmesinin ardından HTŞ’liler, başta Lazkiye olmak üzere birçok kentte Alevilerin yaşam alanlarını adeta gasp etti.

    Suriye’deki Alevilere ait inanç merkezlerine yönelik saldırılar da tepkilere neden oluyor.

    Hüseyin bin Hamdan el Hasibi’nin türbesinin yakılıp, görevli beş sivilin öldürülmesi sonrasında bölgedeki korku daha da arttı. Arap Alevileri Humus, Hama, Tartus ve Lazkiye’de bu ölümlere karşı protesto düzenledi ancak HTŞ, yapılan protestolara da silahla karşılık verdi.

    Son olarak Alevi Akademisyen Rasha El Ali’nin HTŞ tarafından kaçırılarak katledildi.

    Yalıncak Sultan Ocağı evlatlarından Sevim Yalıncakoğlu, Suriye’de Alevilere yönelik yapılan saldırılarla ilgili PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    “SURİYEDE ARAP BAHARINI BAŞLATANLAR ÖNCE KENDİNDEN OLMAYANLARI KATLETTİLER”

    Suriye’deki Aleviler üzerindeki katliamlar sürecinin yeni başlamadığını belirten Sevim Yalıncakoğlu, “2013 yılından itibaren Suriye Arap baharı sürecinde başladı. Arap baharında sanki bunlar yeniymiş, yenilikçiymiş gibi, sanki özgürlük savaşçılarıymış gibi gösterildi ama işin gerçeği cihatçı seleflerin vahşice kendileri gibi olmayan herkesi katletme süreciydi” dedi.

    Halep’ten Türkiye’ye gelen canların İstanbul’a ilk geldiklerinde Sultangazi’de bulunan AKD Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi’ne sığındıklarını belirten Yalıncakoğlu, “Onların hepsi Aleviydi aslında. Hatta hatırlatmakta fayda var; 12 yıl önce ilk gelen canları da -Zeynel abi nezdinde hepsine aşkı niyazlarımı sunuyorum- Çok uzun süre misafir etmişler, bakımlarını üstlenmişlerdi. Bu çok değerli bir şeydi o zaman. Oraya gelen insanlarla hemhal olduğumuzda, hikayelerini dinlediğimizde bugün ki duyduğumuz aynı şeyleri duyuyorduk. El-Nusra o zaman ilk ortaya çıktıklarında biz Muaviye’nin askeriyiz Alevileri yeryüzünden sileceğiz diye çıkmışlardı ortaya” diye belirtti.

    “EL NÜSRA TARAFINDAN OKULLAR BOMBALAMDI ÇOCUKLAR KATLEDİLDİ”

    Suriye’de o dönemde El Nusra tarafından okulların bombalandığını, çocukların katledildiğini hatırlatan Yalıncakoğlu, “Bunlar bizim bu süreçleri unuttuğumuzu düşünüyor olabilirler. Derdi hakların özgürlüğünden yana olan, derdi Alevilik olan hiç kimsenin bunları unuttuğunu düşünmüyorum. Bunun bir algı olduğunu söylemek oradaki katliama göz yummaktır” dedi.

    Alevi kurumlarının Suriye’de yaşanan son sürece dair yaptıkları girişimlerin anlamlı olduğunu dile getiren Yalıncakoğlu, “Geçtiğimiz günlerde Alevi kurumlarının tamamı çok güzel bir cümle ile açıklama yaptılar. Öyle kravatla takım elbise giymekle kimsenin elindeki kan açıkçası temizlenmez. Ben sadece kıyafetlerinin değiştiğini düşünüyorum. Ruhlarının, kafalarının değişmediğinden eminim ki zaten Suriye’den gelen haberler hep bu yönde” şeklinde konuştu.

    İktidardaki hükümetin hangi inanca mensup olup olmamasının hiçbir anlam ifade etmediğini vurgulayan Yalıncakoğlu, “Ortadoğu’daki Sünni diktatörlerin halkına verdiği zararı, katliamı da bütün Sünniler yapmıştır denilebiliyor mu? Suriye parlamentosunun çoğu Sünni idi, ordusu da öyleydi, ordu komutanları da öyleydi. Bu gerçeklikten bizi azade kılamaz, biz bu gerçeğin farkındayız. Buradaki amaç aslında çok uzun süren ve Muaviye’den bugüne gelen bir hayal. Bu Emevi Cami hayali yeni bir hayal değil, geçmişten beri süregelen bir hayal” diye ifade etti.

    “KOLANİ DEVLET BAŞKANI DA OLSA KOLANİ ELİ KANLI BİR KATİL”

    Bu zihniyeti Emevilerden beri bildiklerini belirten Yalıncakoğlu, “Alevileri öldürmeyi cennet kapısından içeri girmek olduğunu düşünen, iinsanlar bunlar. Dolayısıyla bunların bir devlete sahip olmaları benim gözümde bir meşruluk kazandırmıyor. Onlar bir çete, Colani eli kanlı bir katildir, eski İŞİD artığıdır.  Ayrıca Türkiye askerini herkesin gözü önünde diri diri yakan insanlar bunlar. Eş cinselleri birbirine zincir bağlayarak çatılardan aşağı atan insanlar bunlar” diye konuştu.

    “SESSİZ KALMAK KATLİAMI ONAYLAMAKTIR”

    Türkiye’de bulunan Alevi kurumlarının ilk günden itibaren “Suriye’de katliamları durdurun” şeklinde çağrılarda bulunduğunu belirten Yalıncakoğlu, şunları söyledi:

    “Önce bir tespit bir ispat yapıldı, yok denildi. İlk zamanlar işte onlar askerlerdi işte herkes kendi işkencesini askerini buldu onlara yapılıyor diye haklı bularak bir algı yaratılar, öyle olsa bile bu bir insanlık suçudur o ayrı bir konu. Ama sonrasında aslında köylere girdiklerini Çorum ve Maraş’taki gibi tarlasında bağında bahçesinde çalışan Alevilere saldırdıkları, kadınları kaçırdıklarını, artık sosyal medya kanalarıyla aktarılan bu ispatın bu gerçeğin önüne geçemediler.

    Avrupa’daki Alevi kurumları Birleşmiş Milletler önünde etkinlikler yaptılar. İlk koşa koşa gidip Colani’yi tebrik eden Almanya Dışişleri Bakanlığına gidildi, Türkiye’dekilerin ise mecliste parti gruplarını ziyaret ve BM büyükelçilerine gittiler. Hepimiz yaşananları anlatabilmek adına ne yapabiliriz diye bakıyoruz elimizden geldiğince. Yaptıklarımız eksik mi? Tabii ki eksik. Çünkü şu anda biz konuşuyorken bile orada bir canın canını alıyorlar.

    Dolayısıyla bu demektir ki yeterince gücünüz yetmiyor. Susup oturmak kabullenmek, susup oturmak teslim olmaktır. Alevi örgütlerinin talep ettiği ve yapmaya çalıştığı şeyler ki benim de çok destelediğim şeyler. Birincisi Birleşmiş Milletler barış gücünün oraya konuşlanması, ikincisi de bir gözlemci heyetinin içerisinde Alevi kurum temsilcileri, analar, dedeler, gazeteciler, milletvekilleri, siyasetçiler ve cemevi başkanlarının Türkiye’den gitmesi. Bir heyet oluşturulup yaşananları yerinde görüp raporlamasıdır.”

    “SURİYE HALKLARININ GÜVENLİĞİ İÇİN İVEDİ BİR ŞEKİLDE BİRLEŞMİŞ MİLLETLER BARIŞ GÜCÜNÜN KONUŞLANMASI GEREKİYOR”

    Suriye’de yaşananları daha iyi gözlemleyebilmek için orada bulunan Alevi canlarla buluşup hemhal olunması gerektiğini özellikle altını çizen Yalıncakoğlu, “Lazkiye’nin, Humus ’un köylerini tek tek gezip insanlarla günümüzde ve geçmişte katliamı yaşamış bölgelere gidip o insanlarla konuşmak, biz buradayız demek gerekiyor. Aynı zamanda oradaki çetelere yönelik bir baskı uygulanmasını sağlayıp bunun bir sorumluluğu olacağını, yargılanabileceklerini gösterecek uluslararası bir gücün bir an önce oraya göndermek gerektiğini düşünüyorum”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

     

     

     

     

  • Çelik: İnancımızı ve toplumu korumak için bir, iri, diri ve güçlü olmak zorundayız-VİDEO

    Çelik: İnancımızı ve toplumu korumak için bir, iri, diri ve güçlü olmak zorundayız-VİDEO

    PİRHA- FEDA Eş Genel Başkanı Demir Çelik, Suriye’de yaşanan gelişmelere dair konuştu. Suriye’de 8 Aralık’tan bugüne aradan geçen zamanda inkarcı, katliamcı ve soykırımcı bir yaklaşım olduğunu vurgulayan Çelik, “Çünkü orada yaşanan bir soykırımdır. Arap Alevileri başta olmak üzere farklı etnik kimliğe sahip halklar ve farklı inanca sahip insanlarımız katliamdan geçiriliyor. Birleşmiş Milletler Barış Gücü amasız, fakatsız devreye girmeli oradan katliamın önüne geçebilmek için askeri, diplomatik, siyasi bütün ilişkilerini organize etmeli ve örgütlemelidir” çağrısında bulundu.

    Suriye’de Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) örgütünün Esad yönetimini devirmesi ardından Alevilerin de tedirginliği arttı. Suriye nüfusunun yaklaşık yüzde 13’ünü oluşturan Aleviler, ülkenin daha çok sahil kesiminde yaşam sürmekteydi. Şam’ın düşmesinin ardından HTŞ’liler, başta Lazkiye olmak üzere birçok kentte Alevilerin yaşam alanlarını adeta gasp etti. Son olarak Alevi Akademisyen Rasha El Ali’nin HTŞ tarafından kaçırılarak katledildi.

    Dİğer taraftan uzun yıllar süren tecridin ardından PKK lideri Abdullah Öcalan ile DEM Partililer arasında bir dizi görüşme sağlandı. AKP-MHP Hükümetiyle de temas kuran DEM Partililer, sürece dair tüm siyasi partilerin yanı sıra demokratik kitle örgütleriyle de bir araya gelmeye devam ediyor.

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Eş Genel Başkanı Demir Çelik, Suriye’de Alevilere yönelik yapılan saldırılara ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

    Reya Hakk inancı başta olmak üzere her sürekten Aleviler için kutsal olan Hızır’ın önemine vurgu yapan ve Hızır’ın hayat bulduğu bu ay içerisinde Alevilerin yaşamalarını dayanışma içerisinde geçirmesi gerektiğini belirten Çelik, “Bu ayda canlarımız öncellikle oruçlarını tutarlar oruçları Hakk katında kabul olsun. Niyazlarını lokmalarını paylaşan canlarımızın elleri dert görmesin” dedi.

    HTŞ ULUSLARARASI GÜÇLER TARAFINDAN SURİYENİN BAŞINA GETİRİLDİ”

    2024 Kasım’ın sonlarından itibaren Türkiye’nin yanı başında bulunan Suriye’de yeni bir siyasal rejim oluşturulduğunu belirten Çelik, “Adına HTŞ dedikleri geçmişte el Kaide El Nüsra ve IŞİD’den devşirilen, bir yanıyla bölgesel güçler öbür yanıyla  ise emperyalist  küresel güçler  tarafından tahkim edilen, silahlandırılan eğitimden geçirilen bu güç Kasım ayı sonu itibariyle Halep’ten girerek Hama, Humus ve Şam’a kadar sorunsuz bir şekilde 8 -10 gün içerisinde işgali gerçekleştirdi ve Şam yönetimini eski Baas Esad diktatörlüğünü yıktığını dünya alemin gözü önünde hepimiz beraber yaşadık” diye belirtti.

    “BÖLGEDE SAVAŞ SÜRECİ ’90’LARLA BİRLİKTE BAŞLADI”

    Öncelikle bölgede savaş sürecinin 1990’larda başladığını dile getiren Çelik, “Bunun 3. dünya savaşından bağımsız ele alınamayacağını ifade etmek isterim. 3. Dünya savaşının sürdürüldüğü o koşullarda Ortadoğu’nun yeniden dizayn edilmek istendiği dünyanın da 1 ve 2. dünya savaşında olduğuna benzer bir düzeyde olmasa da yeniden paylaştırılmak istendiğinin ayak seslerini duyuyoruz “dedi.

    “EMPERYALİST GÜÇLERİN ORTADOĞUYU YENİDEN DİZAYNI KÖRFEZ KRİZİ İLE BAŞLATILDI”

    Bu paylaşım savaşının öncekilerden ayıran temel özelliğin orduların karşı karşıya gelmediği bir savaş olduğunu aktaran Çelik, “Öncelikle devletçi sistemin düzenli ordularının karşı karşıya geldikleri bir savaş stratejisi yürütülmediği, aksine her devlete bağlı vekalet savaşçılarını karşı karşıya getirildiği, vekalet savaşına dayalı olup, aynı zamanda da yine emperyalist devletler arası ekonomik, teknoloji ve de diplomatik alanda devam eden bir savaşı görmekteyiz” şeklinde konuştu.

    HTŞ EMPERYALİSTLERİN YENİ PAYLAŞIM SAVAŞININ UNSURUDUR”

    Ortadoğu’da ilk müdahalenin Saddam’la başlayıp Libya ve sonrasında Yemen ve Suriye’ye kadar uzandığını söyleyen Çelik, “Bu devletli sistemin kendi çıkarlarına uygun yeniden dizayn edilmesine tanıklık ediyoruz. Yenilenen HTŞ yeni paylaşım savaşının unsurudur. Başta ABD olmak üzere İngiltere, İsrail, Avrupa Birliği ülkelerinin HTŞ’nin iktidara taşınmasında pay sahibi olduklarını görüyor ve onların İtalya Roma’da yapılan İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, Fransa’nın katılımıyla yaptıkları  ‘Geleceğin Suriye’ tartışmalarından biliyoruz” diye belirtti.

    Bölgesel devletler nezdinde Türkiye’nin de kıyısından, köşesinden bu projeden yararlanmak istediğinin görüldüğünü belirten Çelik, Kuzey Doğu Suriye üzerinde politikalarını yürütmeye çalıştığını söyledi.

    “8 ARALIKTAN BU YANA ARAP ALEVİLERİ, HRİSTİYANLAR, ERMENİLER DÜRZİLER VE KÜRTLERE SOYKIRIM BOYUTUNA VARACAK UYGULAMAYLA KARŞI KARŞIYA”

    Suriye’de 8 Aralıktan bugüne aradan geçen zamana rağmen kimlik ve inançlara yaklaşımın söylenenin aksine inkarcı, katliamcı ve soykırımcı bir yaklaşım olduğunu vurgulayan Çelik, “Başta Arap Alevileri olmak üzere Hristiyanlara, Ermenilere, Dürzilere ve Kürtlere dönük sınırsız sorumsuz bir şekilde saldırılar, katliamlar yapılmakta, kadınlar, çocuklar kaçırılmakta ve soykırım boyutuna varacak düzeyde bir saldırı sözkonusu” dedi.

    “SURİYEDE YAŞANANLARA KARŞI BİRLEŞMİŞ NİLLETLERDEN AVRUPA KONSEYİNE KADAR 3 MAYMUN OYUNU OYNAMAYA DEVAM EDİLİYOR”

    Soykırıma varan, zoraki göçertmelere rağmen Birleşmiş Milletler, Avrupa Konseyi başta olmak üzere uluslararası kurumların üç maymunu oynamaya devam ettiğini ve sessiz kalındığının altını çizen Çelik, “ Bizde buna karşı kurumlar olarak bu konuda üzerimize düşeni yapmak adına başta Avrupa Arap Alevileri Federasyonu, Demokratik Alevi Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu ile beraber hem 4 Ocak’ta Strasburg’da bu soykırıma karşı kamuoyunu hem duyarlılığa davet etmek hem de Avrupa Konseyi’ni rolünü yerine getirmesi amaçlı basın açıklaması yaptık. Bununla yetinmedik yine 25 Ocak’ta Frankfurt’ta bu üç kurumunuzun öncülüğünde, Avrupa’da örgütü olan demokratik, sol, sosyalist bir kısım hareketlerin, yapıların Asuri Süryani dostlarımızın da katıldığı bir mitingle bir kez daha katliama sessiz kalınmaması çağrısında bulunduk” diye belirtti.

    SURİYEDE YAŞANANLARA AMASIZ FAKATSIZ SEYİRCİ KALINMAMALI”

    Suriye’de yaşananlara karşı yapılan eylem ve etkinliklerin yeterli olmadığını belirterek çağrıda bulunan Çelik, “Birlemiş Milletler başta olmak üzere uluslararası meşru kurumlara görevi üstlenmeleri gerekir. Çünkü orada yaşanan bir soykırımdır. Arap Alevileri başta olmak üzere farklı etnik kimliğe sahip halklar ve farklı inanca sahip insanlarımız katliamdan geçiriliyor. Birleşmiş Milletler Barış Gücü amasız fakatsız devreye girmeli oradan katliamın önüne geçebilmek için askeri, diplomatik, siyasi bütün ilişkilerini organize etmeli ve örgütlemelidir” diye ifade etti.

    HER ZAMAN MAĞDURUN YANINDA ZALİMİN KARŞISINDA HAKK VE HAKİKATTEN YANA OLALIM”

    Hızır olmanın dayanışmanın ve paylaşmanın gereği olarak mazlumun sesi olmaktan geçtiğini aktaran Çelik, “Mağdurun yanında olmaktır, zalime ve diktatör yal rejimlere karşı Cihadist ve Selefistlere karşı Hakk ve hakikatin sesi olmaktır. O nedenle hangi sürekten olursak olalım, hangi etnik kimlikten olursak olalım, hangi siyasal düşünceye sahip olursak olalım bize düşen insanı, vicdani sorumluluğumuzun gereği mazlumun Hakk ve hakikatin arayışının yanında olmak, onun sesi olmaktır” diye konuştu.

    “TÜRKİYE VE AVRUPADA BULUNAN BÜTÜN ALEVİ ÖRGÜTLERİYLE ORTAK KONFERANSLAR YAPACAĞIZ”

    Suriye ile ilgili girişimleri yaparken hem Avrupa Konseyi bünyesinde hem Avrupa Parlamentosu bünyesinde konferanslar dizisi yapmak zorunda olduklarını dile getiren Çelik, “Katliam ve  soykırımlara karşı uluslararası kurumlara harekete geçirmek adına aynı zamanda Frankfurt’ta DEM  Parti’nin de aramızda olacağı Avrupa Alevi Federasyonu, Avrupa Arap Alevi Federasyonu, Demokratik Alevi Federasyonu ve  Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu aynı zamanda Almanya’da Alevi Birlikleri Federasyonu’nun da katılacağı bir konferansta  birlikte ne yapabileceğimizi tartışacak ve konuşacağız. Önemli planlamalarla bu yaşananlara dur diyeceğiz” dedi.

    “İNANÇ VE KİMLİKLERİMİZ İÇİN BİR OLMAK, İRİ OLMAK, DİRİ OLMAK ZORUNDAYIZ”

    HTŞ’nin Suriye’de Arap Alevilere yönelik yaptıkları soykırımla geleceği görmenin zor olmadığına dikkat çeken Çelik, “Eğer bunlar muratlarına erişirlerse o günlerde yapılmak istenenleri bugünden görmek zor değil. Bunlar bize kültürel soykırımla beraber fiziki soykırımı dayatacaklarını özellikle unutmamamız gerekiyor. Çünkü biz bunu 1978 Maraş’ta, 1993 Sivas’ta Çorum’da, Gazi’de unutmadık. Onlarca kez Alevi olduğumuz farklı ve özgün inanç sahibi olduğumuz için katliama maruz kaldık ve bizi zındık, rafizi, sapkın olarak lanse edenlerin bu zihniyetten vazgeçmediklerini, çocuklarımıza zorunlu din derslerini uygulayanları, çocuklarımıza ÇEDES projesi üzerinden İslami şartları ve öğeleri dayatanların, bundan yetinmeyip çok daha ağır siyasal, sosyal, inançsal ve kültürel travmayla bizi karşı karşıya bırakacaklarını unutmadan bir olmalı, iri olmalı, diri olmalıyız” şeklinde ifade etti.

    Her zamankinden çok Alevilerin birlik olması ve mücadele etmesinin ekmek su ve hava kadar önemli olduğuna vurgu yapan Çelik, “Duyarlılığı esas alabilir farklı süreklerden özgünlüklerimiz, duyarlılıklarımızı ötelemeden, baskılamadan herkesin inandığı şekliyle kendini ifade edebileceği demokratik zeminlerde birlikte olabilirsek bu tehlikeleri savunabilir güç ve tehlikelere karşın olanak ve imkanlarımızı daha iyi kullanarak biz de gelecekte özgür ortak yaşamın bir parçası olabiliriz” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/ALMANYA

     

  • Uçarcan: Suriye’de Aleviler ve diğer azınlıklar tehdit altında -VİDEO

    Uçarcan: Suriye’de Aleviler ve diğer azınlıklar tehdit altında -VİDEO

    PİRHA- Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antalya Şube Bakanı Kazım Uçarcan, Suriye’de Alevilerle birlikte tüm azınlıkların tehdit altında olduğunu belirterek, “Zaman kaybetmeden bir an önce bununla ilgili çok daha diri, çok daha kapsamlı bir karşı duruşun sergilenmesi gerekiyor” dedi.

    Suriye’de Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) örgütünün Esad yönetimini devirmesi ardından Alevilerin de tedirginliği arttı. Suriye nüfusunun yaklaşık yüzde 13’ünü oluşturan Aleviler, ülkenin daha çok sahil kesiminde yaşam sürmekteydi. Şam’ın düşmesinin ardından HTŞ’liler, başta Lazkiye olmak üzere birçok kentte Alevilerin yaşam alanlarını adeta gasp etti.

    Suriye’deki Alevilere ait inanç merkezlerine yönelik saldırılar da tepkilere neden oluyor.

    Hüseyin bin Hamdan el Hasibi’nin türbesinin yakılıp, görevli beş sivilin öldürülmesi sonrasında bölgedeki korku daha da arttı. Arap Alevileri Humus, Hama, Tartus ve Lazkiye’de bu ölümlere karşı protesto düzenledi ancak HTŞ, yapılan protestolara da silahla karşılık verdi.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antalya Şube Bakanı Kazım Uçarcan, Suriye’de Alevilere yönelik yapılan saldırılarla ilgili PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    “SURİYE’DE YAŞANAN SÜRECİ KAYGIYLA İZLİYORUZ”

    Suriye’de yaşanan süreci kaygıyla izlediklerini belirten AKD Antalya Şube Bakanı Kazım Uçarcan, “Bunlar tarafından uygulanmak istenen politikalar bizim tarafımızdan anlaşılır bir durum. Öteden beri oynanan oyunlar devam ediyor. Bunun bizim için elzem olan yanı Alevi örgütlerinin bu noktada yeterli tepkiyi gösterememeleri. Bunun da nedeninin örgütlülüğümüzden kaynaklı olmakla birlikte aynı zamanda mustarip olduğumuz bir alan olmasıdır” dedi.

    Suriye’de sadece Aleviler değil tüm azınlıkların tehdit altında olduğunu belirten Uçarcan, “Suriye’de sadece Aleviler değil, öteki azınlıkların da yaşamları tehdit altında. Bizim açımızdan kaygı verici. Bir an önce bununla ilgili çok daha diri çok daha kapsamlı bir karşı duruşun sergilenmesi gerektiğine inanıyoruz” dedi.

    “ALEVİLER OLARAK YÜZBİNLERİ BULAN MİTİNGLER YAPMALIYIZ””

    Geçmişte ülkede yaşanan hak ihlallere karşı Alevilerin daha güçlü bir şekilde bir araya geldiklerini belirten Uçarcan,  “Alevi kurumlar çok daha kitlesel mitingler düzenleyebiliyorlardı. Şu an yine en geçerli yöntem bence büyük şehirlerde kitlesel katılımlı büyük mitingler ve toplantılar yapmak” diye belirtti.

    Alevilerin eylemselliğine karşı, karşı tarafın da direnç gösterebileceğini belirten Uçarcan, “Bu bizim açımızdan meşru bir hak, biz bunu yapmak zorundayız. Bunun bedeli olsa bile bunları yapmamız gerekir.Yoksa katliamlar olduktan sonra çıkıp ah vah etmenin mantığı yok” dedi.

    AKD’nin ülke genelinde 106 şubesi olduğunu belirten Uçarcan, “PSAKD ve bizim çatı örgütümüz olan Alevi Bektaşi Federasyonu ve ona bağlı şubeleri var. Bunların önderliğinde Ankara’da bir miting yapılmalı. Geçmişte yapılan mitinglerde biz yüzbinleri buluşturuyorduk. Şimdi böyle hassas bir konuda bizim milyonları bulmamız gerekir” sözlerini kullandı.

    “BÖYLESİNE ELZEM BİR DÖNEMDE ALANLARA NEDEN ÇIKILMIYOR”

    Bu mitingleri yaparken aynı zamanda kendi güçlerini göreceklerini vurgulayan Uçarcan, “Hem de bu arada biz bunu yapamıyorsak niye yapamıyoruz bunu tartışmış oluruz. Neden biz Alevileri alanlara taşıyamıyoruz, ya da  demokratik kitle örgütleri ile birlikte doğru bir çalışma yapıp onları seferber edemiyor, siyasi partilerle doğru temelde ilişkiler kurulamıyor, bütünsel bir yaklaşım sergileyemiyoruz” diyerek özeleştiride bulundu.

    “SADECE ALEVİLER DEĞİL TÜM ÖTEKİLEŞTİRİLEN TOPLUMSAL KESİMLER İÇİNDE MÜCADELE YÜRÜTÜLMELİ”

    AKD Antalya Şubesi olarak alan mücadelesinden yana olduklarını belirten AKD Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan, konuşmasının devamında şunları kaydetti:

    “Alanlara çıkmaktan yana tavır takılmaktayız. Yoksa bunun başka bir yolu yok. Öteki türlü kendi binamızın önünde basın açıklaması yaparak vicdanımızı rahatlatmaya çalışmak çok bize göre değil, bizim anlayışımızla çok örtüşmez. Anti demokratik uygulamalara karşı ülkedeki sadece Alevilere dönük değil ötekileştirilen tüm toplumsal kesimlerinde uğradığı haksızlıklara karşı alanlarda birlikte mücadele yürütmek perspektifiyle herkesi harekete geçirmek gibi bir programımız var.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Sazcı: Suriye’de Aleviler canını kurtarmak için Emevi caminin fotoğrafını evlerine asmış!-VİDEO

    Sazcı: Suriye’de Aleviler canını kurtarmak için Emevi caminin fotoğrafını evlerine asmış!-VİDEO

    PİRHA- Kızıldeli Sultan Ocağı Yol Yürütücüsü Mustafa Sazcı, Suriye’de Alevilere yönelik saldırılara tepki göstererek, “Sadece günü kurtarmak ve bir şeyler yaptık diyebilmek için değil, Suriye’de yaşanan katliamı durdurabilecek eylemler yapılmalı” dedi. Sazcı ayrıca Suriye’de bir taliplerinin “Canımızı kurtarabilmek için artık Emevi camisinin fotoğrafını evlerimize asmaya başladık” dediğini kaydetti. 

    Suriye nüfusunun yaklaşık yüzde 13’ünü oluşturan Aleviler, ülkenin daha çok sahil kesiminde yaşıyor. Şam’ın düşmesinin ardından cihatçı çetelerden oluşan HTŞ’ liler, başta Lazkiye olmak üzere birçok kentte Alevilerin yaşam alanlarını gasp etti, saldırılarını sürdürüyor.

    Hüseyin bin Hamdan el Hasibi’nin türbesinin yakılıp, görevli beş Alevi öldürüldü. Arap Alevileri Humus, Hama, Tartus ve Lazkiye’de bu ölümlere karşı protesto eylemleri yaptı ancak HTŞ, yapılan protestolara da silahla karşılık verdi.

    Suriye’de hem Alevilere hem inanç merkezlerine yönelik saldırılara tepkiler yükseliyor.

    Kızıldeli Sultan Ocağı Yol Yürütücüsü Mustafa Sazcı, Suriye’de Alevilere yönelik saldırılarla ilgili PİRHA’ya konuştu.

    İktidar tarafından sürekli Alevi Bektaşi kamuoyuna Esad suçlaması yapıldığını belirten Mustafa Sazcı, “Gerek Alevilere ‘Baas rejimini savunuyorsunuz’ suçlaması, gerekse Alevi kimliği ile bilinen Kemal Kılıçdaroğlu’na inancı üzerinden saldırmaları aslında bunun bir sonucuydu” diye belirtti.

    “ALEVİ KURUMLARININ ZİYARETLERİ KATLİAMLARA SES ÇIKARMAK AÇISINDAN YETERSİZ”

    Suriye’de HTŞ’nin farklı topluluklara ve Alevilere yönelik yapmış olduğu katliamlara karşı Alevi Bektaşi kurumlarının yapması gereken çok şey olduğunun altını çizen Sazcı, “Elbette ki Türkiye’de parlamentoda grubu olan siyasi partiler ile görüştüler.  Daha geçen günlerde 3 Alevi inanç önderi Arap Alevinin katledildi. Bu kadar vahim bir durum söz konusu. Yalnızca mevcut siyasilerin içerisinde bir mücadele hattını oluşturmak Suriye’de Alevilere ve farklı inançlara yönelik yapılan katliamlara ses çıkarmak açısından yetersiz kalıyor” dedi.

    “MÜCADELEYE YERELLERDEN BAŞLANMALI”

    Suriye’de yaşanan katliamlara karşı yerellerden doğru bir çalışmanın başlatılması gerektiğini belirten Sazcı, “Bu tür çalışmalar yerelleşmediği müddetçe, yerellerdeki kamuoyunu konuşturmadığımız müddetçe, yalnızca genel merkezler düzeyinde yapılan herhangi bir çalışmanın bugün Suriye’de katledilen canlarımıza umut olabileceğine inanmıyorum. Uluslararası kamuoyunu göreve davet etmek, bunun yanı sıra sivil itaatsizlik eylemleri ile birlikte hem ülke içerisinde hem de yurt dışında çeşitli eylemlerle kamuoyu oluşturmak için çalışmak gerekiyor” diye konuştu.

    Suriye’de yaşananların iktidar medyası tarafından manipüle edildiğini belirten Sazcı, iktidar medyasının Suriye’de yaşanan katliamları, saldırıları göstermediğini, Suriye’nin güllük gülistanlık olduğunu iddia ettiğini kaydetti.

    ALEVİLER SURİYE’DE EMEVİ CAMİSİNİN RESİMLERİNİ EVLERİNE ASMAK ZORUNDA KALIYORLAR”

    Kızıldeli Sultan Ocağı Yol talipleri olarak Suriye’de yaşananların canlı tanıkları olduklarını belirten Sazcı, Biz Kızıldeli Sultan Ocağı evladıyız. Kızıldeli Sultan Ocağı’nın Suriye’de Şam’da talipleri var. Geçen gün Facebook’ta bir canımızın Emevi camisinin fotoğrafını sayfasına koyduğunu gördük. Sonrasında kendisine yazdım. ‘Ne oldu? İnancınız buraya kadar mı diye? O da ‘Canımızı kurtarabilmek için artık Emevi camisinin fotoğrafını evlerimize asmaya başladık’ diye cevap verdi. Emevi camisi İmam Hüseyin’in kesik başının sergilendiği mekandır ki Emevi camisi siyasal İslam’ın da aslında kalesi haline gelmiştir. Süreç buraya kadar evirildi. Talibimizin Seyit Nesimi Türbesini, Yağmur Dede Türbesini yakıp yıkmışlar, ateşe vermişler. Evlerinin duvarlarının delik değişik olduğunu söylüyor. Silahlarla tarıyorlarmış” diye belirtti.

    “KATLİAMI DURDURACAK EYLEMLER YAPMAMIZ GEREKİYOR”

    Tacim Sultan Kızıldeli Seyitali Sultan, Üryan Hızır gibi ocakların taliplerinin özellikle Antep bölgesinde ikamet ettiklerini çadırlarda kaldıklarını belirten Mustafa Sazcı, şunları kaydetti:

    ”Geçen bir videolarına denk geldim. Bir amca Alevi kamuoyundan kendilerine yardım edilmesini talep ediyor ve diyor ki ‘canlar Muhammed Ali’nin talipleri, hünkarın talipleri, bakın biz de Muhammet’in, Ali’nin talibeyiz. Lütfen bizi Suriye’ye göndermeyin. Ben gideyim beni öldürsünler ama benim çoluğum çocuğum var.’
    Durum böyleyken bizim ciddi anlamda bu sorun bugün Türkiye’de yaşanıyormuş gibi düşünüp buna karşı ciddi bir mücadele içerisine girmemiz lazım. Yalnızca parlamentoda grubu olan partilerle konuşmak görüşmek bu meseleyi çözmeyecek. Ciddi anlamda ayağı yere basan eylemler yapılması gerekiyor. Suriye’de bizim canlarımız rahatsızsa bu ülke içerisinde var olan herkesin de rahatsız olması gerekiyor. Aksi takdirde bir çözümün mümkün olacağına inanmıyorum.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Arslan: Suriye’de yaşanan katliama seyirci kalamayız-VİDEO

    Arslan: Suriye’de yaşanan katliama seyirci kalamayız-VİDEO

    PİRHA PSAKD Altınova Şube Başkanı Adnan Arslan, Suriye’de Alevilere yönelik şiddet eylemlerine ilişkin sessiz kalınmaması ve buna karşı topyekün mücadele edilmesi gerektiğini belirtti. 

     

    Suriye’de Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) örgütünün Esad yönetimini devirmesi ardından Alevilerin de tedirginliği arttı.

    Suriye nüfusunun yaklaşık yüzde 13’ünü oluşturan Aleviler, ülkenin daha çok sahil kesiminde yaşam sürmekteydi. Şam’ın düşmesi ardından HTŞ’liler, başta Lazkiye olmak üzere birçok kentte Alevilerin yaşam alanlarını adeta gasp etti.

    Suriye’deki Alevilere ait inanç merkezlerine yönelik saldırılar da tepkilere neden oluyor.

    Hüseyin bin Hamdan el Hasibi’nin türbesinin yakılıp, görevli beş sivilin öldürülmesi sonrasında bölgedeki korku daha da arttı. Arap Alevileri Humus, Hama, Tartus ve Lazkiye’de bu ölümlere karşı protesto düzenledi ancak HTŞ, yapılan protestolara da silahla karşılık verdi.

    PSAKD Altınova Şube Başkanı Akdeniz Bölgesinden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Adnan Arslan, Suriye’de Alevilere yönelik yapılan saldırılarla ilgili PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

     

    “HTŞ TERÖR ÖRGÜTÜNÜN NEREDEN VE KİMLERDEN OLUŞTUĞUNU SORGULAMAK GEREKİR”

    HTŞ örgütü ne olduğunu nereden ve nasıl oluştuğunu, nereden geldiğini sorgulamak gerektiğini belirten PSAKD Altınova Şube Başkanı Arslan, “Bu bir günlük bir olay değildir. IŞİD ve El-Kaide’nin ismi değiştirildi HTŞ oldu.  HTŞ denilen yapı şu anda terör örgütü listesinde olan bir örgüttür” dedi.

    “HTŞ SURİYE’DE ALEVİLERE SALDIRMA GÜCÜNÜ NEREDEN ALIYOR”

    HTŞ’nin hem Avrupa’nın hem de Türkiye’nin terör listesinde olan bir örgüt olduğunu vurgulayan Arslan, “Ne yazık ki Suriye’yi teslim aldılar. Göreve geldiklerinde herkes eşit haklara sahip olacak hiç kimse ötekileştirilmeyecek diye demeçler verdiler. Ama şu anda bakıyoruz ki Suriye’de başta Aleviler olmak üzere farklı inançlar katlediliyor” diye belirtti.

    “HERKESE EŞİT YAKLAŞACAKLARDI, KİMSEYİ ÖTEKİLEŞTİRMEYECEKLERDİ NEREDE ?”

    Alevilere ve faklı inançlara yapılan katliamların hepsinin ellerinde belgeleri ve videoları olduğunu belirten Arslan, “Bunların kayıtları vardır. Bunun mimarı kim? Bunlar nereden bu gücü alıyorlar bunları sorgulamak lazım” şeklinde konuştu.

    “SURİYE’DE AÇIKÇA BİR İNSANLIK SUÇU İŞLENİYOR”

    Suriye’de bir insanlık suçu işlendiğine dikkat çeken Arslan, “Bunlarla ne görüşülecek, niye görüşülecek? Çünkü orada bir insanlık suçu işleniyor.  Göz göre göre insanlar, çocuklar, kadınlar katledilemez. Yayınlanan videolara bakıyoruz 15-20 yaşına gelmemiş gençler katlediliyor.  Arkadan bağlamışlar birine soruyorlar diyorlar ki Alevi misin? Sünni misin? Aleviyim diyor. O zaman köpek gibi havla ulu diyorlar” şeklinde ifade etti.

    Terör örgütünün yayınlamış oldukları videoların ellerinde olduğunu beyan eden Arslan, “Bu nasıl bir vahşet nasıl bir şey.  Hani bunlar bütün inançlara saygılılardı, hani hiç kimseyi ötekileştirmeyeceklerdi” diyerek yaşananlara tepki gösterdi.

    “YAŞANAN KATLİAMA SEYİRCİ KALAMAYIZ TOPYEKÜN DURUŞ SERGİLEMEMİZ GEREKİR

    İnsanların katledildiğini ve buna karşı topyekün duruş sergilenmesi gerektiği belirten Arslan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Bu ülkeyi yönetenler sakın hatalara düşmesinler. Bu yılan bir gün Türkiye’ye de sıçrar. Bu yaşanan katliama karşı Türkiye Cumhuriyeti acilen bir adım atmalıdır. Orada bir heyet oluşturmalı katliam yapılan yerlerde tespitlerini yapıp buna dur demeliler” diye belirtti.

    “AVRUPA SURİYE’DE YAŞANAN BU KATLİAMA SESSİZ KALMAMALI”

    Alevi kurumları ve çatı örgütlerinin bir heyet oluşturup Suriye’ ye gitme talebinde bulunduklarını belirten Arslan, konuşmasının devamında şunları kaydetti:

    “Kurumlarımız Suriye’ye gitme talebine sıcak bakılmıyor öyle üstü kapalı kaldı. Suriye’de yaşanan bu insanlık suçuna seyirci kalmayacağız,  mücadelemize devam edeceğiz. Şubeler olarak hem genelde hem yerelde bu mücadeleye devam edeceğiz. Çünkü insanların katledilmesine bir seyirci kalamayız. Ciddi bir katliam yaşanıyor ciddi bir baskı var. Bu baskı sadece Alevilere yönelik değil onlardan olmayan,  HTŞ’den olmayan bunları kabul etmeyen herkese zulüm yapılıyor. Böyle bir şey olur mu Avrupa buna sessiz kalmamalıdır böyle bir şey kabul edilemez” ifadelerine yer verdi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA