Etiket: suriyede alevi katliamı

  • Tahtacı Alevi kadınlar:Katliamları durdurmanın yolu örgütlü mücadeledir!-VİDEO

    Tahtacı Alevi kadınlar:Katliamları durdurmanın yolu örgütlü mücadeledir!-VİDEO

    PİRHA- Tahtacı Kültür Eğitim Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği üyesi kadınlar, Suriye’de Alevilere yönelik süren katliamlara karşı sessiz kalmayacaklarını vurguladı. PİRHA’ya konuşan kadınlar, savaşların en ağır bedelini kadınlar ve çocukların ödediğini belirterek, çözümün örgütlü mücadeleden geçtiğinin altını çizdi.

    Tahtacı Kültür Eğitim Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği üyesi kadınlar, Suriye’de Alevilere yönelik sürdürülen katliamlara karşı örgütlü mücadele çağrısı yaptı. Yeliz Akar, Seher Coşkun, Duygu Ateş Keser ve Burçin Demir, PİRHA’ya yaptıkları açıklamalarda, savaş ve katliamların en çok kadınları ve çocukları hedef aldığını vurgulayarak, “Örgütlü olursak savaşları ve katliamları durdurabiliriz” dedi.

    Antalya Tahtacılar Kültür Eğitim Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği üyesi kadınlar, Suriye’de yaşananların yalnızca bölgesel bir kriz olmadığını, Alevi toplumu açısından Türkiye’de de giderek artan bir tehdit ortamına işaret ettiğini belirtti.

    “SAVAŞLARIN BEDELİNİ KADINLAR VE ÇOCUKLAR ÖDÜYOR”

    Antalya Tahtacılar Derneği üyesi Yeliz Akar, savaşların dünyada egemen güçler tarafından başlatıldığını ancak bedelini her zaman kadınların ve çocukların ödediğini ifade etti. Toplumsal değişimin kadınların öncülüğünde gerçekleşebileceğini belirten Akar, şunları söyledi:

    “Savaşları başlatanlar kazanıyor gibi görünse de en ağır bedeli çocuklar ve kadınlar ödüyor. Suriye’de yaşananlara karşı daha fazla yan yana gelmek zorundayız. Özellikle kadınlar olarak daha güçlü bir biçimde örgütlenerek bu zulmün önüne geçmeliyiz.”

    “KIBLEMİZ İNSANDIR, ZULME KARŞI SUSMAYACAĞIZ”

    Tahtacı Kültür Eğitim Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu üyesi Seher Coşkun, Alevi inancının merkezine insanı koyduğunu hatırlatarak, Tahtacı Aleviler olarak asimilasyona karşı uzun yıllardır mücadele ettiklerini söyledi.

    “Biz ‘kıblemiz insandır’ diyen bir inancın mensuplarıyız. Tahtacı Aleviler olarak özümüzü, kültürümüzü yaşatmaya çalışıyoruz. Türkiye’de, Suriye’de ya da dünyanın herhangi bir yerinde Alevilere yönelik şiddeti ve katliamları kınıyoruz. Hz. Ali’nin dediği gibi, ‘Zulme karşı çıkamıyorsanız duyurun.’ Biz de Suriye’de yaşananları duyurmaya devam edeceğiz.”

    “ALEVİLER OLARAK CİDDİ BİR TEHDİT ALTINDAYIZ”

    Duygu Ateş Keser, Tahtacı Alevilerin tarihsel olarak baskı ve asimilasyon politikalarının hedefinde olduğunu vurguladı. Zorla Sünnileştirme politikalarına maruz bırakılmış bir topluluk olduklarını belirten Keser, Suriye’de yaşananların Türkiye’deki Aleviler açısından da kaygı verici olduğuna dikkat çekti:

    “Biz ötekileştirilenlerin de ötekisiyiz. Suriye’de Alevilere yapılan soykırımı kabul etmemiz mümkün değil. Ama aynı zamanda Türkiye’de yaşayan Aleviler olarak da ciddi bir tehdit altındayız. Alevileri hedef alan siyasi söylemler, bu tehdidin ne kadar gerçek olduğunu gösteriyor.”

    Keser, yalnızca Alevilerin değil, tüm ötekileştirilen kesimlerin bir araya gelmesi gerektiğini vurguladı.

    “KATLİAMLARI DURDURMANIN YOLU ÖRGÜTLÜ TOPLUMDAN GEÇİYOR”

    Burçin Demir ise Alevi inancının yalnızca kadın-erkek eşitliğini değil, doğadaki tüm canlıların eşitliğini esas aldığını belirtti. Dünyanın birçok yerinde süren savaş ve katliamlarda en çok kadınların, çocukların ve azınlıkların zarar gördüğünü ifade eden Demir, şöyle konuştu:

    “Bu katliamları durdurmak için daha kapsayıcı ve örgütlü bir topluma ihtiyacımız var. Örgütlü olursak dünyanın dört bir yanında yaşanan savaşlara ve katliamlara karşı gerçek bir güç olabiliriz.”

    Tahtacı Alevi kadınlar, Suriye’de yaşanan katliamlar karşısında sessiz kalmayacaklarını vurgulayarak, demokratik, eşit ve barışçıl bir yaşamın ancak örgütlü mücadeleyle mümkün olduğunu ifade etti.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

  • Mustafa Sazcı: Suriye’de yaşananlar katliam değil, sistematik bir soykırımdır!-VİDEO

    Mustafa Sazcı: Suriye’de yaşananlar katliam değil, sistematik bir soykırımdır!-VİDEO

    PİRHA – Kızıldeli Sultan Ocağı Yol Yürütücüsü Mustafa Sazcı, Suriye’de Alevilere yönelik saldırı ve katliamlara ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu. Sazcı, yaşananların “sıradan bir şiddet dalgası değil, bilinçli ve sistematik bir soykırım” olduğunu belirterek, hem Alevi Bektaşi kurumlarına hem de Türkiye’deki demokratik kamuoyuna sorumluluk çağrısı yaptı.

    Suriye’de Alevilere yönelik saldırıların yalnızca bugünle sınırlı olmadığını, iç savaş sürecinde de İslamcı silahlı örgütlerin hedefinde olduklarını ifade eden Sazcı, “O dönemlerde Suriye Demokratik Güçleri (SDG)  varlığı sayesinde bu tehdit bir ölçüde bertaraf edilebiliyordu. Ancak son süreçte HTŞ’nin iktidarı ele almasıyla birlikte SDG’nin kontrolündeki alanlar çeşitli anlaşmalarla daraltıldı. Bu durum Alevileri fiilen sahipsiz bıraktı” dedi.

    ABD’nin desteğiyle HTŞ’nin Suriye’de iktidara taşınmasının Alevi Bektaşi kamuoyunda büyük bir endişe yarattığını vurgulayan Sazcı, gelinen aşamada birçok bölgenin doğrudan HTŞ baskısı altında olduğunu söyledi. Şam başta olmak üzere pek çok kentte Alevi Bektaşi köylerinin yağmalandığını, yakılıp yıkıldığını dile getiren Sazcı, “O bölgelerde yaşayan aydınlar, gazeteciler, gençler, kadınlar ve çocuklar kaçırılıyor, katliama maruz bırakılıyor” ifadelerini kullandı.

    “SURİYE’DE YAŞANANLAR SIRADAN BİR KATLİAM DEĞİL”

    Sazcı, özellikle geçmişte Dımışk olarak bilinen Şam bölgesinde yoğun bir Alevi Bektaşi nüfusunun yaşadığını hatırlatarak, Arap Alevileri, Nusayriler ve Hasibilerin yanı sıra Kızılbaş Türkmen ve Kürt Alevilerin de bu coğrafyada bulunduğunu belirtti. Suriye’de yaşananların münferit saldırılar olarak ele alınamayacağını vurgulayan Sazcı, “Bu süreç, bilinçli ve sistemli bir biçimde yürütülen bir soykırımdır. Amaç, Alevi Bektaşi nüfusunu bu coğrafyadan tamamen silmektir. Bunun Suriye ile sınırlı kalacağını düşünmüyorum” diye konuştu.

    Arap Baharı olarak adlandırılan sürecin Ortadoğu’da İslamcı terör örgütlerini beslediğini savunan Sazcı, Türkiye açısından da ciddi bir tehdit oluştuğuna dikkat çekti. Ankara’da bir Alevi yurttaşın IŞİD’li bir saldırgan tarafından katledilmesini hatırlatan Sazcı, “Bu yaşananlar Türkiye için de açık bir uyarıdır” dedi.

    “SORUNU TEŞHİS EDİYORUZ AMA MÜCADELEYİ ÖREMİYORUZ”

    Alevi Bektaşi kurumlarının Suriye’de yaşananlara dair doğru bir teşhis koyduğunu ancak bu teşhisin mücadeleye dönüşmediğini ifade eden Sazcı, “Asıl mesele, bu sürece karşı nasıl bir yol izleyeceğimiz, nasıl bir mücadele hattı öreceğimizdir” dedi. Alevi kurumlarının halen ağırlıklı olarak anma etkinlikleri ve ritüellerle sınırlı bir pratik içinde olduğunu belirten Sazcı, “Yanı başımızda yaşanan bir Kerbela varken biz hâlâ yalnızca anma derdindeyiz” sözleriyle tepki gösterdi.

    Maraş Katliamı’nı hatırlatan Sazcı, “Maraş yaşandı ve geçti, bugün müdahale etme şansımız yok. Ama bugün Suriye’de Maraş’ın katbekat fazlası, devletlerin eliyle yürütülen sistematik bir katliam var. Buna dur demek, bugün Alevi Bektaşilerin en temel sorumluluğudur” diye konuştu.

    “SURİYE’DEKİ KATLİAM SADECE ALEVİLERİN SORUNU DEĞİL”

    Suriye’de yaşananların yalnızca Alevi Bektaşi toplumunun değil, Türkiye’deki tüm demokratik kesimlerin meselesi olduğunu vurgulayan Sazcı, “Aydınları, demokratları, soldan yana olanları, insanlıktan, adaletten, barıştan yana olan herkesi ilgilendiren bir durumla karşı karşıyayız” dedi.

    Change.org üzerinden yürütülen imza kampanyalarına da dikkat çeken Sazcı, Suriye’deki katliama dair kampanyaların yeterince sahiplenilmemesini eleştirdi. “Bir kampanyada yalnızca 22 imza var, diğerinde ise 11 bin. Bu tablo bizim için en acı göstergedir” ifadelerini kullandı.

    Suriye’de yalnızca Nusayri ve Hasibi Alevilerin değil; Üryan Hızır, Kureyşan, Avuçan, Baba Mansur, Kızıldeli, Karayağmur ve birçok ocağın taliplerinin yaşadığını belirten Sazcı, Türkiye’deki Alevi Bektaşi inanç önderlerine ve ocak evlatlarına da çağrıda bulundu. “Suriye sınırına gidip dünya kamuoyuna bu katliamı anlatmamız gerekiyor. Bu yalnızca kurumların değil, inanç önderlerinin de görevidir” dedi.

    “ALEVİ BEKTAŞİ KÜLTÜR VE CEMEVİ BAŞKANLIĞI SAMİMİYSE ADIM ATSIN”

    Mustafa Sazcı, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na da açık çağrıda bulundu. Başkanlığın samimiyetini kanıtlamak istiyorsa devlet nezdinde girişimde bulunması gerektiğini söyleyen Sazcı, “Devletle iltisaklı olanlar, Suriye’de akan Alevi kanını durdurmak için sorumluluk almalıdır. Suriye’deki Alevi katliamını devlet gündemine taşısınlar ve durdurulması için adım atsınlar. Biz bunu görmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Eren: Suriye’deki katliamın benzerini Maraş’ta yaşadık!-VİDEO

    Eren: Suriye’deki katliamın benzerini Maraş’ta yaşadık!-VİDEO

    PİRHA- Suriye’de yaşanan katliam provalarına bakıldığında Maraş katliamına benzer birçok noktası olduğunu belirten PSAKD Antalya Şube Sekreteri Atakan Eren, “Suriye adeta pimi çekilmiş bir bomba gibi. Buna karşın Alevi kurumları BM ve iktidarı bu konuda adım atmaya yol açacak bir yol bulmalı” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Antalya Şube Sekreteri Atakan İnce, Alevilere yönelik katliama dair PİRHA’ya konuştu. Atakan Eren, Alevilerin Suriye’deki katliamlar için, Birleşmiş Milletler nezdinde girişimlerde bulunması gerektğini belirtti.

    “SURİYE’DE KATLİAM TEHLİKESİ HİÇBİR ZAMAN ORTADAN KALKMIŞ DEĞİL”

    Uluslararası raporlarda, 1.700’ün üzerinde insanın, katledildiği bir Suriye gerçekliği ile karşı karşıya olduklarını belirten Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri Antalya Şube Sekreteri Atakan Eren, Suriye’de katliam tehlikesinin ortadan kalkmadığına işaret etti.

    “SÜRİYE’DE YAPILAN KATLİAMIN NEDENLERİNE BAKILDIĞINDA MARAŞ KATLİAMIYLA BENZERLİKLERİ ÇOK ÖRTÜŞÜYOR

    Suriye’deki katliamın benzerinin Maraş’ta yaşadıklarını hatırlatan Eren, “Suriye adeta pimi çekilmiş bir bomba gibi. Özellikle de azınlıklar için çok tehlikeli bir boyutta gelişiyor ve burada da en savunmasız, en örgütsüz, en desteksiz olan kesim ise Alevilerdir” dedi.

    “ALEVİLER SURİYEDE HİÇBİR ZAMAN AYRI BİR STATÜYE SAHİP OLMADILAR”

    Esad rejimi devrildikten sonra Alevilerin tüm silahlarını devlete teslim ettiğini aktaran Eren, “Zaten örgütlü bir yapılar yok. Örgütlü bir yapı olmalarına Esad döneminde de izin verilmemişti. Toplumda Alevilerin Esad yönetiminde çok yoğun olarak yer aldığı kanısı var. Suriye’yi yönettiği gibi böyle bir şey söz konusu değil. Alevi toplumu Suriye’nin gerçekten ekonomik açıdan en dipte olan topluluklarından birisi. Ekonomik bir güçleri yok. Birçok bölgede parça parça yaşıyorlar. Güvenlik endişeleri çok fazla. Doğal alarakta yaşananlara karşı bir tepkiyi örgütlemek de onlar için çok zor” diye belirtti.

    “HTŞ VE BAĞLI SELEFİ GRUPLARIN AMACI ALEVİLERİ ORTADAN KALDIRMAK”

    Bugün Suriye’de iktidarda olan HTŞ ve onu destekleyen gruplar açısından Alevilerin yok edilmesi, ortadan kaldırılması gereken bir topluluk olarak görüldüğünün altını çizen Eren, “Alevilerin bu federasyon istekleri de onlar için bir ihanet anlamına geliyor ve federasyon isteği üzerinden de Alevileri tehdit ediyorlar. Özellikle Suriye Alevi toplumunun dışarıdan bir desteğe ihtiyacı var. Bir kamuoyu yaratılması ihtiyacı var. Bu noktada Alevi Bektaşi Federasyonu’ndan, diğer Alevi derneklerine kadar çok büyük sorumluluk düşüyor. Kamuoyunun oluşturulması için yoğun bir çaba harcanması gerekiyor. Suriye’de Alevilerin sesini duyurmak gerekiyor. Yoksa yeni bir katliamla karşı karşıya kalabilirler hiçbir can güvenlikleri yok” şeklinde konuştu.

    “SURİYEDE İNSANLARIN HİÇBİR CAN GÜVENLİKLERİ YOK”

    Suriye’de Alevilerin çok ciddi kaygıları olduğunu Alevi kurumlarının bunu Dışişleri Bakanlığına ilettiklerini belirten Eren, şunları ifade etti:

    “Doğal olarak bu ülkede yaşıyoruz. Kaygılarımızı bu ülkenin Dışişleri Bakanına iletiyoruz. Bu ülkenin Dışişleri Bakanı’nın da bu kaygılara cevap vermesi yanıtlaması gerekiyor. Sürecin neden bu kadar uzadığı konusunda bir bilgi yok.

    Bugün bu ülkeden ya da başka bir ülkeden çıkıp Suriye’ye bir heyet olarak gitmek için belli koşulların oluşması gerekiyor. Yani en azından ya Birleşmiş Milletler’den ya da Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Dışişleri Bakanlığı’ndan bir desteğin gelmesi gerekiyor ki siz oraya gönderebilesiniz. Yoksa Suriye bugün zaten güvenli bir bölge değil. Ne Şam ne Humus ne de Halep’te insanların can hiçbir can güvenlikleri yok.

    Ne Alevilerin ne Sünnilerin ne Hristiyanların ne de dışarıdan oraya haber yapmaya giden gazetecilerin ya da diğer kurumların bir güvenliği yok. Ama bununla ilgili farklı yöntemler geliştirmek gerekir. Federasyonumuzun ve diğer büyük Alevi örgütlerin bu noktada olaya müdahil olması, bir kamuoyu oluşturması, Birleşmiş Milletler nezdinde girişimlerde bulunması gerekiyor.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • DAD: Suriye’de Alevilere yönelik katliamlar derhal durdurulsun!

    DAD: Suriye’de Alevilere yönelik katliamlar derhal durdurulsun!

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkezi, Suriye’de Alevilere yönelik katliam saldırılarının geçtiğimiz yıl Aralık ayında başladığını ve yeniden devreye girdiğini duyurdu. Açıklamada, bağımsız kuruluşlar ve sosyal medyada paylaşılan görüntülerin, Alevi toplumunu hedef alan organize saldırıların yeniden yürürlüğe girdiğini ve bu saldırıları protesto eden halka karşı silahların kullanıldığını gösterdiği belirtildi.

    DAD,, “Bu tablo, sadece bir ihlal değil; açık bir insanlık suçudur ve hiçbir gerekçe ile meşrulaştırılamaz. Bu vahşeti en sert biçimde lanetliyoruz” ifadelerini kullandı.

    Açıklamada, Alevi toplumunun hedef alınmasının, bölgeyi kaosa sürüklemeyi amaçlayan dinci ve faşizan bir siyasetin ürünü olduğu vurgulandı. Küresel güçlerin oyun kuruculuğu ile iktidara taşınan cihadist-selefi terör örgütleri toplamından oluşan HTŞ ve güncelde meşruiyet turlarına çıkan liderleri Şara’nın, Alevi toplumuna yönelik katliamları “kontrol dışı güçler” gibi belirsiz ifadelerle açıklamaya çalıştığı kaydedildi.

    Merkez açıklamasında, “Çok iyi bilmekteyiz ki selefi anlayışa sahip bu yapı, yaklaşık bir yıldır devam eden katliam saldırılarından birinci derecede sorumlu ve bizzat sanıktır!” ifadelerine yer verildi.

    Suriye’de uzun yıllardır süren kaosun sözümona bu cihadist yapılarla bitirileceği ve devamında demokratikleştirileceği propagandasına da tepki gösterilen açıklamada, “Katliam saldırıları bir an önce durdurulmazsa akan her Alevinin, her Dürzinin ve her Kürdün kanı kendi ellerine de bulaşmaktadır!” denildi.

    Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkezi, uluslararası örgütler ve insan hakları kurumlarını katliam saldırılarını araştırmaya, sorumluları tespit etmeye ve sivilleri korumaya çağırdı. Açıklamada, “Tüm canları bu vesileyle Suriye’de yaşayan Alevi toplumu ile dayanışmaya, katliam karşısında birlikte olmaya ve ses çıkarmaya çağırıyoruz! Zaman sahipsiz, mekan rızasız, mazlum çaresiz değildir!” ifadeleri kullanıldı.

    HABER MERKEZİ

  • ‘Suriye’de halklar ve inançlar özgür bir yaşam kurabilmesi için ortak bir mücadele yürütmeli!’- VİDEO

    ‘Suriye’de halklar ve inançlar özgür bir yaşam kurabilmesi için ortak bir mücadele yürütmeli!’- VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Antalya Şube Sekreteri Atakan Eren, Suriye’de bulunan tüm halkların ve inançların özgür ve kardeşçe ve bir yaşam kurabilmesi için ortak bir mücadele yürütmesi gerektiğini belirtti. Eren, “Eğer ortaklaşma sağlanamazsa Suriye’yi karanlık günlerin beklediği çok net ve açık” dedi.

    Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) örgütünün Esad yönetimini devirmesi ardından Suriye’deki Alevilerin tedirginliği daha çok arttı. Şam’ın düşmesinin ardından HTŞ’liler, başta Lazkiye olmak üzere birçok kentte Alevilerin yaşam alanlarını adeta gasp etti.

    Suriye’nin batısındaki Lazkiye, Dera, Humus ve Tartus kentlerinde HTŞ’ye bağlı gruplar, SMO ve IŞİD’in, Alevileri hedef aldığı saldırılarda binlerce sivil katledildi, binlercesi ise alıkonuldu veya yerlerinden edildi. Bu saldırılardan en çok etkilenen kesim ise kadınlar ve çocuklar oldu. Soykırım saldırıları devam ederken son bir ayda çok sayıda kadın, çeteler tarafından kaçırıldı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Antalya Şube Sekreteri Atakan Eren, Suriye’de yaşanan katliamlara ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “DÜNÜN TERÖRİSTİ COLANİ BUGÜN SURİYE’NİN MEŞRU YÖNETİCİSİ OLDU”

    Daha düne Türkiye’de dahil birçok Avrupa ülkelerinin terör listesinde olan HTŞ’lilerin birkaç günde Suriye’nin meşru yöneticileri olduklarını belirten PSAKD Antalya Şube Sekreteri Atakan Eren, “HTŞ’nin Suriye’ye eşitliği, özgürlüğü getirebileceğini düşünmüyoruz. Çünkü HTŞ selefi bir örgüt ve mantığında kendisi gibi düşünmeyen herkesi düşman olarak görmek var ve  herkesin yok edilmesi gerektiğini düşünen bir örgüt” diye belirtti.

    “HTŞ YÖNETİMİNİN OLDUĞU SURİYE’DE HALKLARA VE İNANÇLARA VERECEĞİ BİR ÖZGÜRLÜK OLAMAZ”

    HTŞ ve onun lideri Colani ‘nin kendisi gibi düşünmeyen Araplara Türkmenlere, Kürtlere, Alevilere ve Sünnilere verebileceği bir özgürlüğün olmadığının altını çizen Eren, “HTŞ geleneksel olarak katliamcı yapısını Suriye’de devam ettiriyor. Bugün Suriye’de binlerce Alevi katletti ki bu verileri Suriye’den aktaran ve rejime muhalif olarak kurulan Suriye İnsan Hakları Gözlem Evi söylüyor. Muhaliflerle beraber hareket eden bir komite ve bu komitenin verdiği rakamlara göre son 1 ay içerisinde binlerce insan katledildi. HTŞ’nin bu katliamlarda parmağı var. HTŞ katliamların önünü açıyor. Özellikle de Alevilerin yoğun yaşadığı Lazkiye, Tartus ve sahil kıyılarında yaşayan Alevilere dönük bir vahşet yaşanıyor” dedi.

    “BÜTÜN HALKLAR VE İNANÇLAR EŞİT ÖZGÜR VE KARDEŞCE BİR SURİYE İÇİN BİRLİKTE MÜCADELE YÜRÜTMELİ”

    Bu yaşanan vahşetin önüne geçmek ve bu vahşeti durdurmak gerektiğini vurgulayan Eren, şunları dile getirdi:

    “Suriye’deki tüm inanç toplulukların ve halkların ortak bir yaşam kurabilmesi için ortak bir mücadele yürütmesi gerekiyor. Ortaklaşıldığı anda Suriye’de eşit, özgür ve kardeşce bir ülke kurulabileceğini düşünüyorum. Eğer ortaklaşma sağlanamazsa Suriye’yi karanlık günlerin beklediği çok net ve çok açık.

    Özellkle Türkiye’nin bu katliama karşı tavır alması gerekiyor. Sadece Avrupanın değil çevredeki ülkelerin tavır alması özellikle Türkiye’nin müdahil olması gerekiyor. Başta Türkiye’deki demokratik kitle örgütlerinin, sendikaların, siyasi partilerin, Suriye’de Alevilere karşı yaşanan katliama karşı bu ortak tavır alması gerekiyor. Çünkü Suriye’de bu karanlık birgün tüm Ortadoğu’da ve bütün bölgelerde kaosa yol açacak. Suiye’de şu anda bir insanlık dramı yaşanıyor. Buna karşı Bosna’da, Gazze’de olduğu gibi sesimizi yükseltmeliyiz.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Köln’de binler seslendi: Suriye’de Alevi katliamını durdurun, acil yardım koridoru açın!-VİDEO

    Köln’de binler seslendi: Suriye’de Alevi katliamını durdurun, acil yardım koridoru açın!-VİDEO

     PİRHA- “Suriye’de Alevi Katliamı’na Dur De!” Almanya’nın Köln kentinde mitingde Alevilere yönelik soykırım saldırılarına son verilerek Hatay’dan Lazkiye’ye acil yardım koridorunun açılması çağrısında bulunuldu.

    Avrupa’daki Alevi kurumları, Suriye’de Alevilere yönelik soykırım saldırılara karşı büyük bir miting düzenledi. Almanya’nın Köln kentinde gerçekleşen büyük buluşmada, Aleviler ve insan haklarına duyarlı herkes bir araya gelerek adalet, barış ve insanlık için sesini yükselterek soykırım saldırılarının son bulması çağrısında bulundu.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Avrupa Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ve Avrupa Arap Alevileri Federasyonu (AAAF) öncülüğünde gerçekleşen mitinge Avrupa ülkelerinden çok sayıda Alevi kurumu ve yurttaşlar katıldı.

    ULUSLARARASI GÜÇLER VE TÜRKİYE’YE SOYKIRIM TEPKİSİ!

    Mitingin ilk konuşmacısı olan Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, katliamın arkasında duran uluslararası ve yerel güçlere tepki göstererek, “Bu barbarlığı dünyaya haykırmaya çalıştık. Lakziye’de ve Suriye’de yaşayan Aleviler ve diğer halklar asla yalnız ve sahipsiz değildir. ABD, Avrupa Birliği, Rusya orayı sömürebilmek için ölümlere göz yumdular. En büyük suç ise Türkiye’nindir. Colani’ninde, çetelerinin de arkasında onlar var. Katliamın arkasında duranlara bin defa lanet olsun. Resmi devlet ideolojisi Türkiye’de olduğu gibi Suriye’de de toplumlara tekçilik ile yaklaşıyor. Suçlu sadece resmi devlet ideolojisi ve emparyalistler mi?  Eğer 100 yıllık cumhuriyet tarihinde bir araya gelmiş olsaydık Suriye’de bu katliamı yapabilirler miydi? Ortak mücadeleyi zafere ulaştırsaydık buna cesaret edemezlerdi. Bu beraberliği daha da yükseltmek zorundayız” diye belirtti.

    “BU AİLENİN ADI ”DEMOKRATİK ALEVİ VE DEMOKRATİK TOPLUM’ BİRLİKTELİĞİDİR”

    Mat, Suriye’deki katliama karşı bir araya gelen farklı inançlar ve halkların ‘demokratik toplum birliği’ ördüğüne vurgu yaparak, “Suriye’deki canlarımızın sesini Avrupa’ya taşıyacağız. Halen Türkiye’de Aleviler ve Kürtler zulüm görüyor. Barışı en çok Aleviler ister. Biz onurlu barış istiyoruz. Barışın yolu yalnızca Diyarbakır’dan değil Dersim’den ve Hacı Bektaş’tan geçer. Biz asla günümüz Yezidlerinden korkmayacağız. Suriye ve Türkiye’de ezilen Kürtler, Aleviler diğer halklar asla yalnız değildir. Aleviler ise artık hiç yalnız değildir. Bir aradayız ve bir aileyiz. Bu ailenin adı demokratik Alevi ve demokratik toplum birliğidir. Bu zulmün karşısında direnmek ve mücadeleyi güçlendirmek adına yarın belki bir araya geleceğiz. Aleviler Türkiye’de anayasal haklarını nasıl aldıysa Türkiye’de de alacaktır” diye konuştu.

    “HATAY’DAN LAZKİYE’YE ACİL YARDIM KORİDORU AÇILMALI”

    Avrupa Arap Alevileri Federasyonu Temsilcisi Süleyman Serhan Narlı ise, Suriye’de 2011 yılında Alevilere yönelik başlayan soykırım saldırılarını HTŞ’nin devraldığın belirti. Hatay’dan Lazkiye’ye acil yardım koridoru açılması çağrısında bulunan Narlı şunları söyledi:

    “Suriye’de Alevilere yönelik katliamı duyurmak, barışın ve kardeşliğin sesi olmak için toplandık. Bu soykırım saldırını yeni başlamış değil ve 2011 Cesre Şuur’da 120 Aleviyi katlederek kanlı süreci fitillerdiler. Şimdi El Kaide DAİŞ artığı olan terörist Colani ve çetesi yeniden ellerine geçen fırsatla bıraktıkları yerden devam ediyorlar. Resmi olmayan verilere göre 7 bin insanı Alevi olduğu için katlettiler. Bu katliamları meşrulaştırmak için insanlara Esad yanlısı. 2 yaşındaki katledilen bebek mi Esad yanlısı katiller. Bizi ayrıştırıp bizi kategorize etmek istiyorlar. Nusayriler Alevi değilmiş! Muaviye ve Yezid’in zihniyeti Colani’de ruh bulmuştur. Bu dönemin Muaviyesi onlarsa Hüseyin’i de bizler olacağız. Hatay’dan Lazkiye’ye insani yardım koridoru acilen açılmalıdır.”

    “HTŞ VE DAİŞ ZİHNİYETİNİ DERSİM VE MARAŞ’TAN TANIYORUZ!”

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Eş Genel Başkanı Demir Çelik, 100 yıllık süreçte Alevi kıyımlarını gerçekleştiren zihniyetin geleneğinin şimdilerde Suriye’de Alevileri katlettiğine işaret etti.

    Demokratik Suriye’nin inşasında tüm farklılıkların faşizme ve diktatörlüğe karşı mücadelede birleşmesi çağrısında bulunan Çelik, “4 aydan beri Suriye’de Alevilere zorlu bir süreçten geliyor. SMO, DAİŞ, HTŞ Alevilere saldırıyor. Bu zihniyeti Koçgiri’den, Dersim’den, Maraş’tan Çorum’dan tanıyoruz. El ele verip faşistlere, cihadistlere, kıyımlara ve asimilasyona karşı demokratik toplumu var edelim. Zor var, zahmet var ama yine Hüseyin, Pir Sultan, Alişer, Seyit Rıza gibi inancımızla HTŞ ve AKP-MHP diktatörlüğüne karşı özgür yaşam ve barışta bir araya gelelim. Lazkiye’den Fırat’ın diğer tarafına kadar Mezopotamya topraklarını etki alanlarına alarak, Alevilere zindana çevirmek istiyorlar. Onlar kendi kirli çıkarları için halkların ve toplumun zenginliğini ortadan kaldırmak istiyorlar. Sünni, Alevi, Ezidi Kürt, Türk, Ermeni, Asuri, Süryani kim olursa olsun demokratik bir Suriye ve demokratik bir toplum için el ele vererek faşizme ve diktatörlüğe karşı kardeşçe mücadele edelim” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ALMANYA