Etiket: suriyeli

  • Antalya’da konteyner yangını faciası: Hamile anne ve 5 çocuğu hayatını kaybetti!

    Antalya’da konteyner yangını faciası: Hamile anne ve 5 çocuğu hayatını kaybetti!

    PİRHA- Antalya’nın Kepez ilçesinde, Suriyeli sera işçilerinin kaldığı konteynerde çıkan yangın büyük bir faciaya yol açtı. Yangında hamile bir kadın ile 5 çocuğu yaşamını yitirirken, baba ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldı.

    Gece saatlerinde çıkan yangında toplam 6 kişi hayatını kaybederken, yaralılar hastanede tedavi altına alındı. Olayla ilgili başlatılan soruşturmada 3 kişi gözaltına alındı.

    Yangın, Antalya’nın Kepez ilçesine bağlı Gaziler Mahallesi’nde saat 01.30 sıralarında meydana geldi. Suriyeli tarım işçilerinin kaldığı konteynerde henüz belirlenemeyen bir nedenle çıkan yangın kısa sürede büyüyerek tüm yapıyı sardı.

    İhbar üzerine olay yerine itfaiye, jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Ekiplerin müdahalesiyle yangın söndürülürken, konteynerde yapılan incelemede 7 aylık hamile Leyle Elali (27) ile çocukları Muna Ahmed (9), Fatma Ahmed (8), Hayat Ahmed (7), Iman Ahmed (5) ve Mahmud Ahmed’in (4) hayatını kaybettiği belirlendi.

    Yangında baba ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılırken, yaralanan diğer kişilerin tedavisi sürüyor. Yetkililer, yaralılardan birinin hayati tehlikesinin bulunduğunu bildirdi.

    Olayla ilgili açıklama yapan Antalya Valisi Hulusi Şahin, “Anne ile yaşları 4 ila 9 arasında değişen 5 çocuğu kaybettik. Yaralılardan biri hayati tehlike kaydıyla takip ediliyor” dedi.

    Yangının çıkış nedenine ilişkin soruşturma başlatılırken, olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen 3 kişi gözaltına alındı.

    Mahalle Muhtarı Süleyman Kaplan ise yangının, gece saatlerinde yakılan mangal ateşinin sönmemesi sonucu çıkmış olabileceğine dair duyum aldıklarını ifade etti. Kaplan, bölgede itfaiye istasyonu bulunmamasına da dikkat çekerek, “Daha önce defalarca talepte bulunduk ancak sonuç alamadık. İtfaiyenin uzak olması müdahaleyi geciktiriyor” diye konuştu.

    Yangının kesin çıkış nedeni yapılacak teknik incelemenin ardından netlik kazanacak.

    PİRHA/ANTALYA

  • CHP’li Murat Bakan, Adresinde olmayan 731 bin 146 Suriyelinin akıbetini sordu

    CHP’li Murat Bakan, Adresinde olmayan 731 bin 146 Suriyelinin akıbetini sordu

    PİRHA – Milletvekili Murat Bakan, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın bir televizyon programında göçle ilgili yaptığı açıklamalara yönelik konuştu. Murat Bakan, “Tüm bu başarısızlıktan bir başarı hikayesi yazma gayretleri, göçmen sorununu çözemeyeceklerini net olarak gösteriyor” dedi.

    CHP İçişleri Bakanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Murat Bakan, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın, göçle ilgili yaptığı açıklamaları üzerine konuştu. Murat Bakan, “Yerlikaya, her geçen gün daha da derinleşen göçmen krizini anlatırken, sanki kabine değişikliği değil de hükümet değişikliği olmuş gibi bir havada… Ayrıca program boyunca Cumhurbaşkanına düzenli aralıklarla dizdiği methiyelerle de yine kendi dönemini aklama gayreti içinde…” dedi. Murat Bakan ayrıca Yerlikaya’nın bazı açıklamaları için “kara mizah gibi” yorumunu yaptı.

    “KAPALI NÜFUS SAYIMI NE ZAMAN YAPILACAK”

    CHP’li Murat Bakan, “Adres bilgisini güncelleyen Suriyelilerin adresleri, daha önce kayıtlı oldukları ilde ve mahallede mi yoksa farklı bir il ya da mahallede mi?” sorusunu da gündeme getirerek şu ifadelere yer verdi:

    “Bu çok önemli. Çünkü il değişikliği, yol izin belgesi olmadan yapılamaz. Eğer adres değişikliği il bazında olduysa bu kaçak hareket edildi demek. Yani sorun, adresinde olmayan Suriyelilerin adres güncellemesiyle çözülmüyor. Bunun tüm detaylarıyla araştırılıp irdelenmesi ve kamuoyunun bilgilendirilmesi gerekiyor.

    Farklı rakamlarla yaptığı farklı açıklamalar nedeniyle bizzat bakanın kendisi karışıklık yaratıyor. Biz sayın Bakan’dan uzun uzun prosedür anlatmak yerine bir an önce kapalı nüfus sayımının ne zaman yapılacağını açıklamasını istiyoruz. Bu veriler ülkemizin içinde bulunduğu göçmen krizinin ne aşamada olduğunu tüm açıklığıyla ortaya koyacak. Kapalı nüfus sayımını ertelemek göçmen sorununu çözmekten uzaklaşmak demek.

    Sayın Ali Yerlikaya’nın adreslerinde bulamadıkları Suriyeli sayısını açıklamasının ardından, göç krizinin nasıl kontrolden çıktığı bir kez daha tescillenmiş oldu. Kamuoyunun ciddi tepkisinden sonra, durumu kurtarmak için bir televizyona kanalına çıktı ancak yine göçün beraberinde getirdiği hem milli güvenlik tehditlerini hem de sosyo-ekonomik ve demografik tehditleri görmezden geldiği ve tam olarak PR tadında bir yayınla itibarını kurtarmaya çalıştı. Açıklamaları kendi Bakanlık dönemine o kadar odaklı ki, ülkemizin içinde bulunduğu ve her geçen gün daha da derinleşen göçmen krizini anlatırken, sanki kabine değişikliği değil de hükümet değişikliği olmuş gibi bir havada… Ayrıca program boyunca Cumhurbaşkanına düzenli aralıklarla dizdiği methiyelerle de yine kendi dönemini aklama gayreti içinde…

    “SORUN, ADRES GÜNCELLEMESİYLE ÇÖZÜLMÜYOR”

    Tüm dünyada bulunan Suriyeli sayısının yarısının ülkemizde bulunmasının normal karşılanması, ‘daha ekonomik’ oluyor diye charter uçuşlarla kaçakları geliş ülkelerine göndermenin öve öve anlatılması, sınır güvenliğinde hiçbir sorun olmadığının iddia edilmesi, göçmen kaçakçılarının araçlarına el konulurken 2 bin 150 göçmen kaçakçısına adli kontrol uygulanması kara mizah gibi. Madem her şey bu kadar yolunda, yaşanan bunca sorunun kaynağı nedir, Sayın Yerlikaya bunu açıklamalı.

    Adresinde olmayan 731 bin 146 Suriyeliye uyarı mesajı atılarak 90 gün içinde Göç İdaresi Başkanlığına bildirim yapmaları istendi. Uyarının ardından 203 bin 978 Suriyeli bilgilerini güncelledi, 130 bin 430 Suriyeli de adres bilgisi güncellemek üzere Göç İdaresi’nden randevu aldı. Adres bilgisini güncelleyen Suriyelilerin adresleri, daha önce kayıtlı oldukları ilde ve mahallede mi yoksa farklı bir il ya da mahallede mi? Bunun bilgisi henüz paylaşılmadı. Yani sorun, adresinde olmayan Suriyelilerin adres güncellemesiyle çözülmüyor. Bunun tüm detaylarıyla araştırılıp irdelenmesi ve kamuoyunun bilgilendirilmesi gerekiyor.

    Göçmen krizinde tam olarak iç ve dış politikanın birbirine bağlı halini görmezden gelmeleri nedeniyle dünyada en çok ülkemiz etkilendi. Düzensiz göçe karşı dünyadaki paradigma değişimini de takip etmediklerini görüyoruz. AB’nin yeni Sığınma ve Göç Paktın içeriği ve amaçları ile yeni anlayışın ülkemizin göç ve sınır politikalarına etkisine dair hala pasif ve edilgen bir tutum içindeler. Altın Pasaport ve Altın Vize Uygulamasının ülkemize verdiği zarara ilişkin tek bir cümle duyamıyoruz. Ülke vatandaşlarımız bırakın vize almayı, vize randevusu dahi alamaz hale geldi, pasaportumuzun gücü de itibarı da her geçen gün azalıyor, bundan da sorumluluk hissetmiyorlar. Tüm bu başarısızlıktan bir başarı hikayesi yazma gayretleri, göçmen sorununu çözemeyeceklerini net olarak gösteriyor.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Serik’te 17 yaşındaki Suriyeli katledildi

    Serik’te 17 yaşındaki Suriyeli katledildi

    PİRHA – Antalya’nın Serik ilçesinde bir grup, Suriyeli 17 yaşındaki Ahmet Handan El Naif’i katletti.

    Suriyeli mültecilere yönelik saldırılarda Antalya’nın Serik ilçesinde Suriyeli bir çocuğun öldürüldüğü öğrenildi. Suriyeli 17 yaşındaki Ahmet Handan El Naif, motosikletli 3 kişi tarafından bıçaklanarak öldürüldü.

    Graffitihaber’in haberine göre; olay önceki gün Kökez Mahallesi’nde yaşandı. Naif’in ölümüne dair R.Ö., Y.Y. ve İ.Ö. gözaltına alındı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Özkul: Mültecilere yönelik nefret, siyasi ortamda körükleniyor

    Özkul: Mültecilere yönelik nefret, siyasi ortamda körükleniyor

    PİRHA-Oxford Üniversitesi Uluslararası Kalkınma Bölümü, Mülteci Çalışmaları Merkezi’nde araştırma görevlisi olan Dr. Derya Özkul, mültecilere yönelik gerçekleştirilen şiddet olaylarının temelinde nefret söylemlerinin yattığını söyledi. Nefretin siyasi ortamda körüklendiğini kaydeden Özkul, “AB göçmenlerin Türkiye’de kalmasını kendisine bir kazanç olarak görüyor. Türkiye’de ise göçmenlerin çoğunluğu ekonomiyi ayakta tutacak ucuz emek gücü olarak kullanılıyor” dedi.

    Tarihin her döneminde çeşitli nedenlerden ötürü yaşanan göç hareketleri özellikle kapitalizmin canlılar, doğa ve emek üzerindeki yıkım ve talanı ile birlikte hızlanarak arttı. Oluşturulan ulus-devlet sınırlarını aşmak isteyen göçmenlere yönelik devletlerin ve popülist liderlerin yanıtı ise sınırlara örülen duvarlar, deniz ortasında batırılan botlar, işkence edilerek dikenli tellerden uzaklaştırılan insan manzaraları oldu. Ekonomik, siyasal ve toplumsal krizlerin yükseldiği dönemlerde ise göçmenlere, mültecilere, sığınmacılara dönük nefret söylemleri, tehditler ve ırkçı saldırılarda da yükseliş gözlemlendi.

    ALTINDAĞ’DA YAŞANANLAR DEVAM EDİYOR

    2021 yılının Ağustos ayında Ankara’nın Altındağ ilçesinde Suriyeli mültecilerin işyerleri, evleri ve araçlarına günlerce süren saldırı ve yağma olayları yaşandı. İzmir’in Güzelbahçe ilçesinde 16 Kasım 2021 günü Suriyeli inşaat işçileri 23 yaşındaki Mamoun al-Nabhan, 21 yaşındaki Ahmed Al-Ali ile 17 yaşındaki Muhammed el-Bish‘i gece kaldıkları yerde Kemal Korukmaz tarafından yakılarak, öldürüldü. 10 Ocak 2022 gecesi ise İstanbul Bayrampaşa’da maskeli bir grup tarafından evi basılan 19 yaşındaki Naif Elnaif bıçaklanarak, katledildi.

    SALDIRI TEHDİDİNDE BULUNAN IRKÇI BİR GRUP: ATAMAN KARDEŞLİĞİ

    Yakın zamanda ayrıca “Ataman Kardeşliği” adıyla kendisini duyuran ırkçı bir grup, sıralamaya koydukları farklı etnik gruplara yönelik saldırı çağrısında bulundu. Ataman Kardeşliği, Afganistanlı bir gence sokak ortasında yaptıkları saldırıyı ise bir video ile internette paylaştı.

    Mültecilere dönük hedef gösterici açıklamalar yalnızca Ataman Kardeşliği gibi ırkçı gruplara ait değil. Birçok siyasi parti ve yöneticileri de dönem dönem yaptıkları açıklamalar ile mültecileri hedef alıyor. Bu konuda özellikle Zafer Partisi Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Ümit Özdağ’ın söylemleri dikkat çekiyor. Dükkanını ziyaret ettiği Suriyeli bir esnafın kimlik kontrolünü yapan ve o anlara ilişkin videoyu paylaşan Özdağ, geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamada ise “8 milyon sığınmacı giderse enflasyon yüzde 13 düşecek” ifadesini kullandı.

    “NEFRET SÖYLEMLERİ, FARKLI KESİMLER TARAFINDAN FARKLI AMAÇLARLA ÜRETİLİYOR”

    Oxford Üniversitesi Uluslararası Kalkınma Bölümü, Mülteci Çalışmaları Merkezi’nde araştırma görevlisi olan Dr. Derya Özkul ile göçmenlere, mültecilere ve sığınmacılara yapılan saldırılara ilişkin konuştuk.

    Göçmenlere karşı son zamanlarda gerçekleştirilen çeşitli şiddet olaylarına değinen Özkul, “Bunlar bazen sayıca küçük çaplı kavgalarda, bazen de Altındağ’da yaşanan olaylarda olduğu gibi ilçe boyutunda yaşandı, hala da sık sık yaşanıyor. Bu şiddet olaylarının temelinde nefret söylemlerinin yattığını görüyoruz. Nefret söylemleri toplumun farklı kesimleri tarafından farklı nedenlerle ve amaçlarla üretiliyor. Örneğin, Suriyelilerle günlük hayatında birebir hiçbir ilgisi olmayan yüksek gelirli bir vatandaş, kafasında oluşturduğu Suriyeli imajını düşünerek ırkçı söylemlerde bulunuyor” dedi.

    “DÜŞÜK GELİRLİ VATANDAŞ SUÇU İŞVERENDE DEĞİL SURİYELİLERDE ARIYOR”

    Özkul, Suriyeli işçilerin sigortasız ve düşük ücretler ile çalıştırılmasının ise sorun olarak görülmediğini söyledi. Özkul, “Irkçı söylemlerde bulunanlar aynı zamanda işyerinde sigortasız olarak Suriyeli işçi çalıştırmakta, bundan dolayı kârını arttırmakta zarar görmüyor. Diğer taraftan, işverenin ücretleri daha da çok düşürdüğü, işe alımları daha da esnek hale getirdiği, sigortasız çalıştıracağı için Suriyeli işçi çalıştırmayı tercih ettiği bir ortamda, düşük gelirli bir vatandaş, suçu işverende değil, Suriyelilerde arayabiliyor. Asıl sorunun sermaye ilişkileri olduğu göz ardı ediliyor” ifadelerini kullandı.

    “NEFRET, SİYASİ ORTAMDA KÖRÜKLENİYOR”

    “Nefret diğer taraftan da siyasi ortamda körükleniyor” diyen Özkul, muhalefet liderlerinin seçimlerde oy alabilmek için popülist söylemlere başvurabildiklerini kaydetti. Özkul, şöyle konuştu:

    “Örneğin muhalefet partileri Suriyeliler hakkında bilinen temel yanlışları (“bizden çok yardım alıyorlar”, “hepsi vatandaş oldu, oy veriyor” gibi yanlışları) kendileri de kullanabiliyor. Seçimlerde oy alabilmek adına popülist söylemlere başvurabiliyor. Diğer taraftan, iktidar partisi bu tür yanlış bilinen bilgileri düzeltmek için çok büyük bir çaba sarf etmiyor. Örneğin hala ‘istisnai olarak Türk vatandaşlığının kazanılması’ sürecinin detaylarını açıklamıyor. Hangi göçmen hangi şartlar altında istisnai vatandaşlık elde ediyor bilinmiyor. Bu tür bilinmezlikler toplumdaki belirsizlik ve buna bağlı olarak nefret ortamını körüklüyor.”

    “SORUNU GÖÇMENLERDE DEĞİL, SERMAYE-EMEK İLİŞKİSİNİN NASIL DEĞİŞTİĞİNDE ARAMALI”

    Özkul, yaşanan siyasi sorunların Türkiye’ye has olmadığını belirtirken, Avrupa Birliği’nin göçmenlere karşı tavrının da sorunlu olduğunu vurguladı. “Bugün Avrupa Birliği’nin göçmenlerin sınırlarından geçmemesi için sınır güvenliğini her gün giderek daha da arttırdığını biliyoruz” diyen Özkul, şunları söyledi:

    “Son dönemlerde sınırlarda birçok yeni teknolojiler de kullanılmaya başlandı. Örneğin Ege Denizi üzerinde Avrupa’ya ulaşmak isteyen göçmenler sürekli olarak takip ediliyor. Sınır yoluyla geçmek isteyenler, birçok farklı sensor teknolojileri ile bulunuyor ve yakalanıyor. Bu durumda, AB göçmenlerin Türkiye’de kalmasını kendisine bir kazanç olarak görüyor. Türkiye’de ise göçmenlerin çoğunluğu ekonomiyi ayakta tutacak ucuz emek gücü olarak kullanılıyor. Çoğu göçmenin sigortasız çalıştırılmasından başlayarak, çocuk işçiliğinin varlığı, vatandaşlardan daha düşük ücretle çalıştırılmasına kadar birçok sorunun uzun vadede tüm toplumu etkileyeceği unutulmamalı. Sorunu göçmenlerde değil, asıl sermaye-emek ilişkisinin nasıl değiştiğinde aramak lazım.”

    Barış KOP / İSTANBUL

  • Suriyeli ailenin evine silahlı baskın: 1 kişi başından vuruldu

    Suriyeli ailenin evine silahlı baskın: 1 kişi başından vuruldu

    İstanbul Sultangazi’de Suriyeli ailenin kaldığı eve yüzleri maskeli 4 kişi tarafından silahlı baskın düzenlendi. 7 kişinin yaşadığı öğrenilen evde 1 kişi başından silahla vurularak, ağır yaralandı.

    İstanbul Gazi Mahallesi’nde bulunan bir binanın giriş katında yaşayan Suriyeli ailenin evine saat 00.30 sıralarında kimliği belirsiz, maskeli 4 kişi geldi. Eve giren şüpheliler içeride bulunan 7 kişilik aileyi etkisiz hale getirdi. Şüpheliler evde bulunan ve ismi öğrenilemeyen bir kişiyi henüz bilinmeyen bir nedenle silahla başından vurdu. Şüpheliler hızla olay yerinden kaçarken, evde bulunan yakınları da durumu polis ve sağlık ekiplerine haber verdi.

    Olay yerine gelen sağlık ekipleri ağır yaralanan kişiye ilk müdahaleyi yaparak, hastaneye kaldırdı. Başından yaralanan Suriyeli’nin durumunun ağır olduğu öğrenildi. Saldırı sonrası olay yerine gelen polis, binanın girişini şerit çekerek kapattı. Polis evde ve bina girişinde delil aradı. Saldırı sırasında evde bulunan diğer 6 kişinin tercüman yardımıyla bilgisine başvuran polis, şüphelileri yakalamak için çalışma başlattı.

  • Suriyeli mülteci Emani cinayeti davasında sanıklara 132’şer yıl hapis

    Suriyeli mülteci Emani cinayeti davasında sanıklara 132’şer yıl hapis

    Sakarya’da bebeğiyle birlikte öldürülen 8 aylık hamile Suriyeli mülteci Emani El Rahmun davasında sanıklara 132’şer yıl hapis cezası verildi. 

    Sakarya’da tecavüz edilen ve 10 aylık bebeğiyle birlikte öldürülen 8 aylık hamile Suriyeli Emani El Rahmun davasında savcı mütalaasını açıkladı. İki sanık için ayrı ayrı 3’er kez ağırlaştırılmış müebbet istendi.

    Sakarya’da 10 aylık bebeğiyle öldürülen Emani El Rahmun cinayetiyle ilgili açılan davanın Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek duruşması öncesi İstanbul Kadın Meclisleri, adliye binası önünde basın açıklaması yaptı.

    “KADIN CİNAYETLERİ VAHŞİLEŞİYOR”

    İstanbul Kadın Meclisleri üyesi Sultan Gürbey, Türkiye’de 2017 yılında 409 kadının öldürüldüğünü, 387 çocuğa cinsel istismarda bulunulduğunu hatırlatarak, bu sayıların son yılların rekor sayıları olduğunu söyledi. Kadın cinayetleri rekor oranda artarken, şiddetin niteliğinin de değiştiğine dikkat çeken Gürbey, “Kadın cinayetleri vahşileşiyor. Emani cinayeti, ne yazık ki bu vahşiliğin en somut örneğidir” dedi.

    “ÜLKESİNDEKİ ŞİDDETTEN KAÇAN KADINLAR, SIĞINDIKLARI ÜLKEDE DE ŞİDDETE MARUZ KALIYOR”

    Savaştan kaçıp Türkiye’de yaşamaya çalışan göçmen kadınların neler yaşadığının bu katliamla bir kez daha ortaya çıktığını ifade eden Gürbey, “Kadınlar savaş ortamlarında, şiddet ortamlarında en ağır bedeli ödeyenler oluyor. Ülkesindeki şiddetten kaçan kadınların, sığındıkları ülkelerde de cinsel şiddete maruz kalmaları, öldürülmeleri kabul edilemez. Zaten var olan kadın düşmanlığı yabancı düşmanlığıyla birleşerek göçmen kadınların hayatlarını daha da zorlaştırıyor. Sessiz kalmıyoruz! Göçmen kadınların yanındayız” dedi.

    “Emani ve öldürülen tüm kadınlar için adalet istiyoruz; tüm kadınlar için adaleti sağlayana kadar mücadeleye devam edeceğiz” diyen kadınlar, açıklama sonrası  davayı takip etmek üzere Sakarya Adliyesi’ne girdi.

    Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlayan davanın ikinci duruşmasında tutuklu sanıklar hazır bulundurulurken, Emani’nin eşi Halit El Rahmun, erkek kardeşi ve avukatları katıldı. Duruşmayı izleyenler, sanıklar içeri getirildiğinde, “Siz insan mısınız?” diyerek tepki gösterdi. Kimlik tespitiyle başlayan duruşmada, mahkeme heyeti başkanı, otopsi raporunun gönderildiği bilgisini paylaştı.

    Otopsi raporuna karşı tutuklu sanık Birol Karaca, Cemal Bay ve avukatları bir söyleyecekleri olmadığını belirtti. Savcı da otopsiye dair bir talebi olmadığını, esas hakkındaki mütalaayı açıklayabileceğini ifade etti.

    3’ER KEZ AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET

    Esasa ilişkin kararını açıklayan savcı, “plan yaparak ve tasarlayarak cinsel saldırı, zorla cinsel saldırıya bulunmak amacı ile nitelikli cinsel saldırı, canavarca bir his ve eziyet çektirmek suretiyle, sanıkların suçu işledikleri anlaşıldığını” ifade ederek, her iki failin de ayrı ayrı ve en üst sınırdan cezalandırılması ve tutukluluk hallerinin devamı yönünde karar verilmesini istedi. Savcı, en üst sınırdan en az 3’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istedi.

    Sanık avukatları, savunma için zaman istemediğini ifade etti.

    Emani El Rahmun’un avukatları ise savcının mütalaasına katıldığını belirtti.  Son olarak konuşan Emani El Rahmun’un eşi Halid El Rahmun, sanıkların en üst seviyede cezalandırılmasını istediğini söyledi. Babası Muhammed Ali El Rahmun da, her iki failin en ağır şekilde ceza almasını istediğini dile getirdi.

    “ÖLDÜRMEDİM, CİNSEL SALDIRI YAPTIM”

    Ardından sanıkların da son savunmaları soruldu. İlk olarak konuşan Birol, “Ben öldürmedim, bir tek cinsel saldırı yaptım. Suçum neyse razıyım. Savunmam budur” dedi. Sanık Cemal de, “Siz bilirsiniz. Mahkeme önünde ekleyeceğim husus yoktur. Söylemek istediğim başka bir şey bulunmamaktadır” dedi.

    Duruşmaya bir saat ara verildi.

    132’ŞER YIL HAPİS

    Aranın ardından kararını açıklayan mahkeme sanıklar Birol Karacal ile Celal Bay’a 132′ şer yıl hapis cezası verdi.

    Birol Karacal ile Cemal Bay, 30’ar yıl olmak üzere 2’şer kez ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezası verildi. Sanıklara ayrıca, ‘nitelikli cinsel saldırı’ suçundan 30’ar yıl, ‘yağma’ suçundan 15 yıl, ‘kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak’ suçundan 21’er yıl, ‘konut dokunulmazlığı’ suçundan ise 6’şar yıl hapisle cezalandırıldı. Karacal ve Bay, toplam 132’şer yıl hapis cezasına çarptırılırken, takdiri indirim hükmünün uygulanmayacağını belirtildi.