Etiket: suriyeliler

  • ‘İktidar, mültecileri kendisi için kullanışlı siyasi bir argümana dönüştürdü!’

    ‘İktidar, mültecileri kendisi için kullanışlı siyasi bir argümana dönüştürdü!’

    PİRHA- İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Plan ve Bütçe Komisyonu’nda mülteciler üzerine konuştu. Mültecilerin ucuz iş gücü olarak asgari ücretin altında güvencesiz çalıştırıldıklarını söyleyen Kenanoğlu, mültecilerin, iktidar tarafından siyasi bir argümana dönüştürüldüğünü ifade etti.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonu’nda mülteciler üzerine konuştu. Kenanoğlu, mültecilerin ucuz iş gücü olarak asgari ücret miktarı altında güvencesiz çalıştırıldıklarına dikkat çekerek mültecilerin ayrıca iktidar tarafından hem içe hem de dışa yönelik bir tehdit unsuru olarak görüldüğünü belirtti. Kenanoğlu, mülteci sorununun siyasi bir argümana dönüştürüldüğünü de ifade etti.

    “SIĞINMACILAR ÇOK KULLANIŞLI BİR APARAT HALİNE DÖNÜŞTÜRÜLDÜ”

    Milletvekili Ali Kenanoğlu, Suriyeli sığınmacıların emeklerinin sömürüldüğünü vurgulayarak şu konuşmayı yaptı:

    “İktidarınız tarafından aslında sığınmacılar çok kullanışlı bir aparat haline dönüştürüldü. Bunlar birçok açıdan çok işinize yarıyor. Bir defa Avrupa Birliğine karşı bir tehdit unsuru olarak elinizde tutuyorsunuz ve ‘Kafamız kızarsa açarız kapıları’ cümlesini kullanmaktan da çekinmiyorsunuz. Diğer taraftan, içeride de kimi muhalif gruplara karşı bir tehdit unsuru olarak da, zaman zaman sizin tarafınızdan dile getirilmese de, sizinle birlikte hareket ettiği bilinen, kimi çevreler tarafından dile getirilerek yine içeriye yönelik tehdit unsuru olarak da kullanılıyor.

    Diğer taraftan, sosyokültürel yapıyla ilgili oynamalar istendiğinde de bu yöntemlere başvuruluyor ama esas konumuzu ya da burayı ilgilendiren ucuz iş gücü olarak kullanılması… Çünkü bu insanların büyük çoğunluğu asgari ücretin yarısı veyahut da yarısından daha az miktarlara çalıştırıyorlar. AKP’nin Genel Başkan Yardımcısı Özhaseki’nin de söylemiş olduğu çok belirgin bir söz vardır ‘Kimi şehirlerde mülteciler olmasa sanayi çöker, ayakta tutan mülteciler’ diye ifade etmiştir. Bu, toplumsal bir çatışmaya da yol açıyor. Çünkü Türkiye’deki gençler de işlerinin elinden alındığını düşünüyorlar ki öyle oluyor ve ondan sonra da içerideki bu iş bulamayan, işsiz gençlere yönelik de ‘İş beğenmiyor bunlar’ yöntemi geliştiriliyor.

    Ucuz iş gücü ve sığınmacı politikasını aparat olarak kullanmaktan vazgeçilmesi gerekiyor. Zaman zaman da bunları kimi milliyetçi grupların gazını almada da kullanıyorsunuz. Yaşadık işte Ankara’da, Altındağ’da bu yıl yaşandı daha; Suriyelilere yönelik kontrollü bir saldırı gerçekleştirildi. Yani, bütün videoları izlediğiniz zaman bu saldırının aslında kontrollü bir saldırı olduğunu, müsaade edilmiş bir saldırı olduğunu, güvenlik güçlerinin gözünün önünde yapılmış olduğunu… Orada bir olay olmuş, suçlu olan var, evet, doğru ama bu suçluya yönelik uygulama topyekûn Suriyelilere saldırmak üzerine kurulu değildir ama orada Suriyelilerin dükkânlarına ve hiç olayla alakası olmayan ya da hiçbir şekilde suçu olmayan insanların evlerine yönelik saldırılara da yol açtı.

    Bu açıdan, son derece çirkin bir siyasi argüman hâline dönüştürülmüş durumda mülteciler ve esasında Türkiye’deki mülteci düşmanlığının alt sebebine baktığınız zaman insanların işlerinin elinden alınması olarak gözüküyor yani hakikaten o insanlar yüzünden çünkü sanayici bunları tercih ediyor. Yani, bilmiyorum, atölyeleri dolaşanlarınız mutlaka vardır, biz milletvekili olarak dolaşıyoruz; girdiğiniz zaman sanayilerdeki atölyelere hakikaten hep mülteci dolu yani Türkçe konuşan kimseyi bulamazsınız, çoğunluğu Suriyeli, Afgan ya da benzeri ülkelerden gelen insanlardan oluşuyor. Bu, tabii, terk edilmesi gereken bir politika ama maalesef ki sanayimiz şu anda ucuz iş gücü ve mülteci politikalarıyla doldurulmuş durumda.

    Sayenizde Suriyelilere hakaret ederek, onlara zulmederek, onlara yönelik zulüm politikaları uygulayarak prim yapan ve bu politikalardan popüler olan belediye başkanları ve siyasiler ortaya çıktı. Bu da sizin ürününüz olarak ortada duruyor.”

    PİRHA/ANKARA

  • İHD’den Suriyelilere saldırıya tepki: Adeta polis nezaretinde taşkınlıklara izin verilmiştir!

    İHD’den Suriyelilere saldırıya tepki: Adeta polis nezaretinde taşkınlıklara izin verilmiştir!

    PİRHA-İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara’da Suriyeli sığınmacılara yönelik nefret saldırısını kınayarak “Güvenlik güçleri gerekli tedbirleri almada yetersiz kalmış, kitleyi dağıtmamıştır. Adeta polis nezaretinde her türlü taşkınlığa izin verilmiştir” yorumunda bulundu.

    10 Ağustos 2021 tarihinde Ankara’nın Altındağ İlçesinde bir parkta çıkan kavga sonucu Emirhan Yalçın bıçaklanarak yaşamını yitirmiş, bir kişi de yaralanmıştı. Kavgaya karışan yabancı uyruklu Y.A. ile A.M.A. ise kasten öldürme suçu nedeniyle Sulh Ceza Hakimliğince tutuklandı.

    Yaşanan bu kavga sonrasında Suriyelilere dönük saldırılar gerçekleşmiş ve saldırılar 11 Ağustos gecesi şehrin farklı yerlerinden organize olarak yayılmıştı.

    “POLİS NEZARETİNDE HER TÜRLÜ TAŞKINLIĞA İZİN VERİLMİŞTİR”

    İnsan Hakları Derneği (İHD,) Ankara’nın Altındağ ilçesindeki ev ve işyerlerinin yağmalanması ve Suriyelilere dönük saldırılara ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    Saldırıları kınayan İHD, “Güvenlik güçleri gerekli tedbirleri almada yetersiz kalmış, kitleyi dağıtmamıştır. Adeta polis nezaretinde her türlü taşkınlığa izin verilmiştir” denildi.

    İHD yönetimi, saldırıların ilk günü bölgeye giderek inceleme yaptığını da belirterek şu açıklamayı paylaştı:

    “Mahallede özellikle saldırıların gerçekleştiği sokaklarda sığınmacıların bir kısmının tahliye edildiği bir kısmının da korku içinde evlerine çekilerek beklediği ve sokaklarda tedirgin bir sessizliğin olduğu görülmüştür. Dükkanlar ve evler zarar görmüş, bazı hasarlı dükkanlar brandalarla kapatılmış, bazılarında hasarların yoğunluğu gözlenmiştir. Yine sığınmacıların yaşam alanlarında bazı evlere olası saldırıdan korunmak amaçlı bayrakların asıldığı, bazı dükkanlara da bayrak asan kişilerin olduğu görülmüştür. Ayrıca Battalgazi ve Önder mahallesinin ana caddeleri kısmen araç geçişine açılsa da ana caddeden sokaklara geçişlerin neredeyse tamamının polis barikatlarıyla kapatıldığı ve yoğun şekilde polislerin cadde ve sokak girişlerinde beklediği gözlenmiştir.

    “ETKİN SORUŞTURMALAR AÇILMIYOR”

    Mülteci/sığınmacı/göçmenlere dönük ırkçı ve ayrımcı söylemlerin sürekli gündemde tutulduğu ve bu söylemler için etkin soruşturmaların açılmadığı bilinmektedir.

    Siyasi iktidar tarafından mülteci/sığınmacı ve göçmenleri araçsallaştıran söylem ve politikalar, muhalefet tarafından mültecileri/sığınmacı/göçmenleri yük olarak gösteren politik söylem konusu haline getirilmesinde iktidar ve muhalefetin sorumluluğu olduğunu ortaya koymaktadır. Türkiye’deki yoksulluğun, işsizliğin sorumlusu olarak mülteci/sığınmacı/göçmenlerin gösterilmesi; onları nefret söylemine maruz bırakarak saldırıya açık hale getirmektedir. Mülteci düşmanlığının gittikçe yayılmasının sonucu olarak da Altındağ’da yaşanan bu kitlesel saldırının devamının geleceğinin endişesini yaşamaktayız.

    “MÜLTECİLİK NEDEN DEĞİL, ACI BİR SONUÇTUR”

    Mültecilik bir neden değil acı bir sonuçtur. Terk etmek zorunda kaldıkları yerlerde yaşadıkları travmanın dışında da geldikleri yerlerde yaşamış oldukları her türlü zulüm kendini sürekli tekrar eden bir travmaya dönüşmekte; emekleri sömürülmekte, kötü yaşam koşullarının olduğu yerlerde yaşamaya zorlanmakta, hakları ihlal edilmekte, şiddet görmekte ve yaşamlarını kaybetmektedirler.

    Siyasetçilerin araçsallaştırıcı, ırkçı ve ayrımcı söylemleri terk ederek öncelikle mülteci/sığınmacı ve göçmenlerin yaşam güvenliğini sağlamak ve devamında insani olarak yaşam koşullarını düzenlemek, insani bir göç ve mülteci politikasını geliştirmek gibi zorunlulukları vardır. Siyasetçilerin hitap etmiş oldukları kitlelere karşı, mülteci/sığınmacı ve göçmenleri sorunların kaynağı olarak gösteren, provoke edici ve linçe açık hale getiren söylemleri derhal terk etmelidirler.

    İnsan hakları savunucuları olarak Altındağ’da kitlesel bir saldırıya dönüşmesinde nefret söylemi ile sorumluluğu olanlar ile sığınmacıların evlerine, dükkanlarına ve araçlarına saldıran, mültecileri yaralayanlar hakkında yetkilileri adli ve idari yönden etkin bir soruşturma süreci yürütmeye davet ediyoruz. Bu sürecin yanı sıra gerekli olan tüm güvenlik tedbirlerinin alınmasını, acil olarak ihtiyaçlarının karşılanmasını, yaşadıkları zararın tazmin edilmesini ve güven içinde yaşamalarının sağlanmasını talep ediyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Basının ve siyasetçilerin nefret söylemleri ırkçı saldırıları artırıyor’-VİDEO

    ‘Basının ve siyasetçilerin nefret söylemleri ırkçı saldırıları artırıyor’-VİDEO

    PİRHA- İHD Ankara Şubesi ve Emek ve Demokrasi Güçleri Altındağ’da mültecilere yönelik yaşanan ırkçı saldırılara ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, “Basında ırkçı dilin kullanılması, siyasetçilerin dolaylı ya da doğrudan mültecileri hedef alan söylemleri ırkçı saldırıların artmasına neden oluyor. Nefret suçu işleyen basın, siyasi parti ve kişiler hakkında yasal işlemlerin uygulamasını talep ediyoruz” denildi. 

    İHD Ankara Şubesi ve Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) Genel Merkezi’de bir araya gelerek, Altındağ’da iki grup arasında çıkan kavgada 18 yaşındaki Emirhan Yalçın’ın yaşamını yitirmesinin ardından mahallede Suriyeli mültecilere yönelik yapılan ırkçı saldırılara ilişkin basın açıklaması yaptı.

    Açıklamada konuşan İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şube Eş Başkanı Sevil Turgut mültecilerle dayanışma içerisinde olduklarını vurgulayarak, mültecilere karşı insan hakları evrensel bildirgesine uygun davranılmasını talep ettiklerini belirtti.

    “BASININ VE SİYASETÇİLERİN NEFRET SÖYLEMLERİ IRKÇI SALDIRILARIN ARTMASINA NEDEN OLUYOR”

    Son dönemlerde ırkçı söylemlerin artması ile yaşanan her olumsuz olayın mültecilik ile bağdaştırıldığını ifade eden Turgut şunları dile getirdi:

    “10 Ağustos 2021 tarihinde Ankara’nın Altındağ ilçesinin Battalgazi Mahallesinde bir parkta çıkan kavgada iki kişi yaralanmış, yaralılardan biri ertesi gün hayatını kaybetmiştir. Taraflardan birinin mülteci olması nedeniyle Altındağ ilçesinde saldırılar gerçekleşmiştir. 16 Temmuz 2016 yılında Önder mahallesinde benzeri saldırılar gerçekleşmişti. Son dönemlerde ırkçı söylemlerin artması ile yaşanan her olumsuz olay mültecilik ile bağdaştırılıyor. Türkiye’de yabancı uyruklu bireylerin içinde bulunduğu her olay nefret söylemlerine ve ırkçı saldırılara gerekçe yapılıyor. Basında ırkçı dilin kullanılması, siyasetçilerin dolaylı ya da doğrudan mültecileri hedef alan söylemleri ırkçı saldırıların artmasına neden oluyor.”

    “İNSAN HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİNE UYGUN DAVRANMALARINI TALEP EDİYORUZ”

    İktidarın, mülteciler ile ilgili politikalarını siyaset malzemesi haline getirdiğini söyleyen Turgut sözlerine şu şekilde devam etti:

    “İktidar, sorunların çözülmesi yerine, sorunun kaynağı haline gelmiştir. Uluslararası sözleşmeler ve insan hakları hiçe sayılıyor; bölge sorunlarına askeri müdahaleler, çatışma temelli politikalar bölgedeki kaosu derinleştiriyor, milyonlarca insanın yerini yurdunu terk etmek zorunda kalmasına neden oluyor. Hükumetin yarattığı nefret iklimi Türkiye’deki mültecileri hedef haline getiriyor. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 14. maddesine göre herkes uğradığı zulüm sebebiyle başka memleketlere iltica etmek ve bu memleketler tarafından mülteci muamelesi görmek hakkına sahiptir. Oysa Türkiye Hükumeti komşu ülkelerden topraklarına ulaşan insanların ‘mültecilik’ hakkını tanımıyor. Türkiye Hükumetinden İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 14. Maddesini uygulamasını talep ediyoruz. Türkiye Cumhuriyeti 1951 Cenevre Sözleşmesine coğrafi ve tarihsel kısıtlama koymuş 1967’de sadece tarihsel kısıtlamayı kaldırmıştır. Türkiye Cumhuriyeti hükumetinin coğrafi kısıtlamayı kaldırmasını mülteci haklarını tanımasını ve uluslararası koruma şartını yerine getirmesini talep ediyoruz. Suriye’de yaşanan iç savaşta taraf olan tüm ülkelerin Suriyeli halka karşı görevlerini yerine getirmelerini insan hakları evrensel bildirgesine uygun davranmalarını talep ediyoruz.”

    “DEVLET HERKESİN CAN, MAL GÜVENLİĞİNİ KORUMAK ZORUNDADIR”

    Türkiye Cumhuriyeti hükumetinin nefret suçu işleyen basın, siyasi parti ve kişiler hakkında yasal işlemleri uygulamasını talep ettiklerini söyleyen Turgut, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti, topraklarında yaşayan her insanın, canlının, can ve mal güvenliğini korumak zorundadır. Bu görevini yerine getirmesini talep ediyoruz. Coğrafyamızın katliamlar bölgesi haline gelmesine müsaade etmeyeceğiz. Irkçı ve yabancı düşmanı saldırılara karşı, her koşulda mülteci kardeşlerimizle dayanışma içinde olacağımızı bir kez daha ilan ediyoruz. Yeryüzü hepimizindir” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ANKARA

  • İşyerleri tahrip edilen Suriyeliler, zararlarını gidermeye çalışıyor

    İşyerleri tahrip edilen Suriyeliler, zararlarını gidermeye çalışıyor

    PİRHA-Ankara’nın Altındağ ilçesindeki Suriyelilerin dükkanlarına yapılan saldırılar ardından oluşan tahribatlar giderilmeye çalışılıyor.

    Altındağ ilçesinde 11 Ağustos akşamı başlayan saldırılarla birlikte Suriyelilere ait çok sayıda işyeri ve ev tahrip edilmişti. Polisin müdahalesinin yetersiz kaldığı ırkçı saldırılar sonucu dükkanlar yağmalanırken evler de taşlandı.

    Dükkanların yağmalandığı olayların ardından mahallelere yönelen kolluk güçleri, Suriyelilerin işyerleri önünde bir süre bekleyip ardından bölgeden ayrıldı.

    Suriyeliler, sabahın ilk saatleriyle birlikte oluşan zararları gidermek için çalışmalara başladı.

    Battalgazi ve Önder Mahallelerindeki işyerlerinin büyük bir kısmının talan edildiği gözlemlendi. Dükkanların içindeki eşyalar, sokaklara savrulup zarar verildi.

    Sığınmacıların yoğun yaşadığı Battalgazi ve Önder Mahallelerindeki kimi cadde ve sokaklara halen giriş-çıkışlar polis kontrolünde yapılıyor.

    IRKÇI EYLEMLERE ALEVİ TOPLUMUNDAN TEPKİ!

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Yenimahalle Şube Başkanı Onur Şahin de Ankara’daki ırkçı saldırıları kınadı. Konuya ilişkin yazı kaleme alan Şahin, “Şu yeryüzünde beni linç kalabalıkları kadar tiksindiren başka bir güruh yoktur. Kendilerinden görmedikleri herkese saldırmak için fırsat kollarlar” diyerek şunları kaydetti:

    “Kürtlere, Alevilere, Ermenilere ve diğer topluluklara saldıranlar hep bu zihniyette olanlardı. Ankara’da benzer manzaraları bundan yaklaşık 15 yıl önce Eryaman’da görmüştük. Hiç unutmam. O zaman yine bu linç güruhları trans bireylerin evlerini basıp onları zincirlerle döverek sokaklarda gezdirmişlerdi. Bir kısmını herkesin gözü önünde bıçaklamışlardı. Dehşet verici manzaralardı. Aynı dehşet verici manzaraları dün gece Altındağ Önder Mahallesi’nde gördük. Suriyelilere saldırıldı. Onlara ait evler ve dükkanlar taşlanıp ateşe verildi. Sebebi Türk ve Suriyeli iki grup arasında yaşanan bir kavgada bir Türk gencinin öldürülmesiydi. Elbette çok üzücü… Kaybedilen gencin ailesine başsağlığı ve sabır diliyorum. Katiller de mutlaka yargı önüne çıkarılıp cezalandırılmalıdır. Ama suç bireyseldir. Bunu hiçbir zaman unutmamalıyız. İşlenen suçtan kişinin kendisi sorumludur, ait olduğu topluluk değil.

    Sırf aynı kökenden veya inançtan diye başka birilerinin işlediği suçlardan o kişinin içinde bulunduğu topluluk niye sorumlu tutulur? Bu kendi halinde hiçbir suça ve kötülüğe bulaşmayan insanlara zulüm değil midir? Bizim ülkemizde her gün cinayet işleniyor. Her gün kadınlar öldürülüyor. Her gün çocuklara dönük istismar haberleri çıkıyor. Her gün taciz ve tecavüz olayları yaşanıyor. Peki bunlardan da hepimiz mi sorumluyuz?

    “SORUMLU İKTİDARDIR”

    Suriye’de yaşananların en başta gelen sorumlusu bu siyasal iktidardır. Suriye’nin yıkılması için bu kadar çaba harcanmasaydı bugün bu insanlar kendi ülkelerinde olacaktı. Ama ilginçtir bu saldırgan kitle aynı zamanda çok büyük oranda siyasal iktidarın bileşeni olan AKP ve MHP’ye oy veriyorlar. Yani siyasal iktidara hesap soramıyorlar, güçleri kolay hedef olarak gördükleri göçmenlere yetiyor. Hem sorunun kaynağı olan iktidara bütün gücünle destek vereceksin hem de bu iktidarın politikalarının olumsuz sonuçlarından dolayı göçmenleri hedef alacaksın. Kin, nefret, cehalet, bağnazlık, hoşgörüsüzlük ve saldırganlık insanlığın başındaki en büyük belalardır.”

    PİRHA/ ANKARA
    FOTO: Tumay Berkin

  • Mezitli Belediyesi, ilçedeki Suriyelilerle ilgili kitap yayınladı

    Mezitli Belediyesi, ilçedeki Suriyelilerle ilgili kitap yayınladı

    PİRHA- Mezitli Belediyesi, “Mezitli’de yaşayan Suriyelilerin ve Türk Vatandaşlarının İhtiyaç Analizi” adlı bir kitap yayınladı. Mezitli Belediyesi Strateji Geliştirme Müdürlüğü ve kardeş şehri Berlin Tempelhof-Schöneberg Belediyesinin birlikte hazırladığı kitapçık Türkçe ve İngilizce olarak bastırıldı.

    Göç olayının Suriyeliler özelinde Mezitli’de yaşayan farklı sosyal statü ve kültürden vatandaşlara sorulan sorularla zenginleştirilen kitapta, Suriyelilerin yoğun yaşadığı bölgeler, ilişkiler, ekonomiye, kültüre, huzura katkıları ya da zararları Mezitlililerin verdikleri cevaplar ışığında analiz edildi.

    Suriyelilerin işgücüne katılımı, verilen eğitim gibi konulara bakış açsının da incelendiği kitabın son bölümünde ise savaşın sona ermesi durumunda ülkelerine geri dönüp dönmeyecekleri konusunda verilen yanıtlar raporlaştırıldı.

    Mezitli Belediye Başkanı Neşet Tarhan, Suriye’de 2011 yılında başlayan kriz ve bugün hala devam eden çatışmalar sebebiyle 6,5 milyondan fazla insan ülkesini terk etmek zorunda kaldığına dikkat çekerek, “Şu an Mersin bu düzensiz ve yoğun göçten en fazla etkilenen altıncı ildir. 194 bin kişilik nüfusa sahip Mezitli’de bu nüfusa ek olarak Mersin İl Göç İdaresi Müdürlüğü’nün Ekim 2019 verilerine göre kayıt altına alınabilmiş geçici koruma kapsamında 25 bin 188 Suriyeli yaşarken; 2017 verilerine göre nüfus 187 bin 536 iken ilçemizde 43 bin 60 Suriyeli yaşamaktadır” dedi.

    KİTAP TÜRKÇE VE İNGİLİZCE

    Dünyada meydana gelen siyasi, ekonomik ve sosyal krizlerle birlikte küresel bir olgu haline geldiğine dikkat çeken Mezitli Belediye Başkanı Neşet Tarhan, “Kardeş kentimiz Tempelhof-Schöneberg Belediyesi ile birlikte “Mezitliler, Suriyeli gerçeğini nasıl görüyor, geleceğe yönelik beklentileri nelerdir?“yazılı bir rapor alsın istedik. Kitabımızı Türkçe ve İngilizce olarak bastırarak daha geniş kitlelere ulaşmasını ve olası projeler için kaynak oluşturmasını umuyoruz” dedi.

    SURİYELİLERLE İLGİLİ YETERLİ VERİ YOK

    Suriyeliler ile ilgili yeterli verinin olmamasının birçok sakıncayı da beraberinde getirdiğine dikkat çeken Başkan Tarhan, şunları söyledi:

    “Yerel yönetimlere Suriyeli nüfus için ayrı bir kaynak ayrılmaması ve belediyemizin kendi vatandaşlarımıza ek olarak planlanmamış göç ile gelen bu nüfusa temel seviyede hizmet götürmede yetersiz kalması, bu sayısının kayıt altına alınanlardan daha fazla olduğunu göstermektedir. Toplumsal uyum ve kapsayıcı belediyecilik anlayışı ile yapılan çalışmalardan birisi olan bu saha araştırmaları önümüzdeki birkaç yıl yapacağımız projelerde bizlere ışık tutacak ve göçten etkilenen diğer belediyelerimize örnek teşkil edecek niteliktedir.”

    PİRHA/MERSİN

  • Çavuşoğlu’ndan Suriyelilerle ilgili Türkiye’nin aldığı destekle ilgili önergeye yanıt

    Çavuşoğlu’ndan Suriyelilerle ilgili Türkiye’nin aldığı destekle ilgili önergeye yanıt

    PİRHA- Suriye’de yaşanan iç savaştan dolayı Türkiye’ye göç etmek zorunda kalan Suriyelilere, Türkiye’nin yurtdışı ülke, kurum ve kuruluşlardan aldığı destek miktarı ve hangi amaçlarla kullanıldığı ile ilgili HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu’nun soru önergesine Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’ndan yanıt geldi.

    HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu Suriye’de yaşanan iç savaştan dolayı Türkiye’ye göç etmek zorunda kalan Suriyelilere, Türkiye’nin yurtdışı ülke, kurum ve kuruluşlardan aldığı destek miktarı ve hangi amaçlarla kullanıldığını bir önergeyle Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’na sormuştu.

    Kenanoğlu soru önergesinde Bakan Çavuşoğlu’nun yanıtlaması için şu soruları yöneltmişti:

    *Türkiye’de yaşayan Suriyelilerle ilgili olarak Türkiye’nin yurt dışı, ülke, kurum ve kuruluşlardan aldığı destek miktarı nedir?

    *Alınan bu desteğin ne kadarı hangi amaçlarla harcanmıştır?

    Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ise Kenanoğlu’nun soru önergesine verdiği yanıtta şunları kaydetti:

    “Ülkemizde geçici koruma altında bulunan Suriyelilere yönelik temel uluslararası yardım mekanizması BM Kalkınma Programı (UNDP) ve BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) işbirliğiyle 2011’den bu yana hazırlanan Bölgesel Mülteci Dayanıklılık Planıdır (3RP). Plan 2011-2014 yılları arasında “Mülteci Müdahale Planı [RRP] adı altında hazırlanmıştır. 3RP, yerlerinden edilmiş Suriyelilere ev sahipliği yapan ülkemiz, Lübnan, Ürdün, Irak ve Mısır’a yönelik olup, Suriyelilerin yanısıra ev sahibi toplumlara da insani ve kalkınma yardımları yapılmasını içermektedir.

    3RP çerçevesinde tahsis edilen meblağ, koruma, temel ihtiyaçlar, eğitim, sağlık, gıda/tarım ve istihdam/geçim kaynakları olmak üzere altı farklı alanda sahadaki ihtiyaçlar doğrultusunda kullanılmaktadır. 3RP, aşağıda hakkında bilgi sunulan AB’nin Sığınmacı Mali İmkânı mekanizması kapsamında tahsis edilen fonları da içermektedir. ayrıntılı http://www.3rpsyriacrisis.org/ bağlantıdan 3RP hakkında bilgilere şu ulaşılması mümkündür:

    Öte yandan, AB, Sığınmacı Mali İmkânı mekanizması (Facility for Refugees in Turkey- FRIT) çerçevesinde ülkemizdeki Suriyelilere yardımda bulunmaktadır. FRIT, AB ile varılan 18 Mart Mutabakatı bağlamında AB tarafının ülkemizdeki Suriyeliler için kullanılmak üzere tahsis ettiği 3+3 milyar Avro kaynağın aktarılması için kurulmuştur. Ülkemize tahsis edilen ilk 3 milyar Avronun tamamı sözleşmeye bağlanmış, miktarın 2.2 milyar Avrosu AB tarafından serbest bırakılarak yürütücü kuruluşlara aktarılmıştır. FRIT çerçevesinde gerçekleştirilen projeler, kısa tanımları ve aktarılan kaynak miktarına dair tabloya enlargement/sites/near/files/facility_table.pdf bağlantıdan ise bu ulaşılabilir: https://ec.europa.eu/neighbourhood-

    (HABER MERKEZİ)