Etiket: sürtük

  • Kadınlardan hakaret tepkisi: Devrimi kadınlar yapar, Erdoğan’ı da kadınlar gönderecek-VİDEO

    Kadınlardan hakaret tepkisi: Devrimi kadınlar yapar, Erdoğan’ı da kadınlar gönderecek-VİDEO

    PİRHA- Kadınlar, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde, Gezi eylemlerine katılanlara “sürtük” diyerek hakaret etmesine tepki göstererek, “Kadınlar bir araya gelmeli ve artık bu düzeni değiştirmeli. Kadınlara, hakkını arayanlara sürtük diyen bir Cumhurbaşkanı tarafından yönetilmemeliyiz. Umarız en yakın zamanda sandıkta giderler” dedi.

    İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının iptal edilmesi davasına sahip çıkmak için Danıştay önüne gelen kadınlar, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde, Gezi eylemlerine katılanlara ‘sürtük’ diyerek hakaret etmesine karşı tepkilerini dile getirdi.

    Erdoğan’ın kadınlara bakış açısının ve zihniyetinin düşmanca olduğunu belirten kadınlar, söz konusu hakaretleri kabul etmediklerini ve hakları için her zaman mücadele edeceklerini söylediler.

    “BU DİL KADINLARA YÖNELİK ŞİDDETİ ARTTIRIYOR”

    İstanbul Sözleşmesi’nin tekrardan yürürlüğe girmesi için çeşitli illerden Ankara’ya gelen kadınlar, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözleri hakkında şunları ifade ettiler:

    -Tayyip Erdoğan halka hakaret ediyor, kadınlara hakaret ediyor. Bu üslubu asla tasvip etmiyoruz. Biz kadınlar olarak hakkımızı aramaya her zaman devam edeceğiz.

    -Bize söylenen hiçbir kötü sözü kabul etmiyoruz. Söyleyen kişinin kendisine yakışsa bile makama asla yakışmayacak ifadeler. Bir makamda oturuyorsanız o makama uygun bir üslupla konuşmak zorundasınız.

    -Kadınları sürekli ötekileştiriyor çünkü zihniyeti öyle. Öyle görmüş. İnsanın fikirleri neyse sözcükleri de o olur. Kötü söz sahibine aittir. Bu dil kadınlara yönelik şiddeti arttırıyor.

    “BİZ SÜRTÜK DEĞİLİZ, O SÖZLERİ KENDİSİNE İADE EDİYORUZ”

    -Bu kelimeleri hiç kimse kullanmamalı. Toplumsal cinsiyet eşitliği çok önemli. Bu tür söylemler kadın mücadelesinin önüne engel oluyor.

    -Biz kadınlar olarak eşitiz ve her zaman eşitlikten yanayız. Cumhurbaşkanı adına ben utandım. Asla yakıştıramadım. Biz sürtük değiliz. O sözleri kendisine iade ediyoruz.

    -Kadınlar bir araya gelmeli ve artık bu düzeni değiştirmeli. Kadınlara, hakkını arayanlara sürtük diyen bir Cumhurbaşkanı tarafından yönetilmemeliyiz. Umarız en yakın zamanda sandıkta giderler.

    “BİR ZİHNİYET SORUNU VAR”

    -Biz kadınlar olarak böyle bir söylemi asla kabul etmiyoruz. Bir zihniyet sorunu var. Maalesef bir de seviye sorunu var.

    -Bu dil maalesef toplumumuzu da olumsuz etkiliyor. Toplumu ayrıştırıyor ve şiddet yanlısı yapıyor. Cumhurbaşkanı adına üzülüyorum. Bu kadar kadını karşısına aldı, zoru başarıyor kendisi. Kadınlar bir araya gelmeli. Devrimi kadınlar yapar ve Recep Tayyip Erdoğan’ı da kadınlar yıkacak.”

    PİRHA/ANKARA

  • Arslan: Biz Aleviler olarak Erdoğan’ın sözlerini kendisine iade ediyoruz-VİDEO

    Arslan: Biz Aleviler olarak Erdoğan’ın sözlerini kendisine iade ediyoruz-VİDEO

    PİRHA – PSAKD Altınova Şube Başkanı Adnan Arslan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Gezi eylemlerine katılanlar için ‘Sürtük, çürük’ demesine tepki gösterdi. Arslan “‘Sürtük’ kelimesi bir devlet adamının ağzına yakışmayan cümledir. Sokak ağzı ile bir devlet adamı konuşamaz. Ülkeyi öyle bir ayrıştırma, kutuplaştırma noktasına getirdiler ki neredeyse komşuyu komşuya düşman etme noktasına getiriyorlar” dedi. 

    AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Gezi eylemcilerine yönelik hakaretlerine Alevi kamuoyundan tepkiler gelmeye devam ediyor. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Antalya Altınova Şube Başkanı Adnan Arslan,  Gezi eylemlerinin özgürlüğe, doğaya, demokrasiye sahip çıkma adına yapılan bir direniş olduğunu ifade ederek “Gezi’ye katılan insanlara olmadık zulümler yaptılar. Zindanlara attılar. İşte Osman Kavala örneği ortada. İktidardan yana konuşuyorsan iyisin ama doğruları söylersen, iktidarı eleştirdiğin zaman terörist oluyorsun böyle bir noktaya geldik” yorumunu yaptı.

    “BİR DEVLET ADAMI SOKAK AĞZIYLA KONUŞAMAZ”

    Adnan Arslan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 1 Haziran’da Gezi eylemcileri için yaptığı konuşmayı işaret ederek, “Cumhurbaşkanı sıfatıyla yapılan bir konuşma olarak değil, Ak Parti’nin genel başkanı olarak yapılan bir konuşma olarak değerlendiriyorum” dedi.

    Arslan, şu eleştiride bulundu:

    “Bununla ilgili  tarafıma ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ davası açsalar da ‘Ben AKP genel başkanına bunu söyledim’ derim. Bu söylenen sözler sadece gençlere yönelik değil; özellikle kadınlara yönelik ‘sürtük’ kelimesi bir devlet adamının ağzına yakışmayan cümledir. Sokak ağzı ile bir devlet adamı konuşamaz. Ama gerçekten ülkeyi öyle bir ayrıştırma, kutuplaştırma noktasına getirdiler ki neredeyse komşuyu komşuya düşman etme noktasına getiriyorlar. Bu anlamda tüm yurttaşların uyanık olması gerekir. Yurttaşlık hakkımı kullanarak rahat geçimimi sağlayabiliyor muyum? Huzurlu yaşayabiliyor muyum? Herhangi bir siyasi parti, benim için önemli değil. ‘Benim ülkem, benim yaşam biçimim önemli’ diyerek ona göre karar verilmelidir. Onun için bir kez daha AKP genel başkanının üslubunu hiç beğenmediğimi belirtiyorum. Bununla ilgili de özellikle Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kadın Meclisi ve bizler, gereken suç duyurularını yapacağız. Yani bir devlet adamı çıkacak, kadınlara ‘sürtük’ diyecek, başka şeyler söyleyecek, gençlere hakaret edecek… Kabul edilebilecek bir şey değil. Bunun tarifi olmaz. Biz de burada PSAKD Altınova Şubesi olarak Cumhurbaşkanını kınıyor ve o sözleri kabul etmiyoruz. O cümleleri kendisine iade ediyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Eski Bakan Halis: Erdoğan’ın kullandığı dil kırıcı ve tehlikeli; halkı rencide ediyor-VİDEO

    Eski Bakan Halis: Erdoğan’ın kullandığı dil kırıcı ve tehlikeli; halkı rencide ediyor-VİDEO

    PİRHA- AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Gezi eylemlerine katılanlar için kullandığı ‘çürük, sürtük’ ifadelerine bir tepki de Eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ziya Halis’ten geldi. Halis, “Halkı rencide edici bir dil. Gezi’ye yönelik o kadar çok hınç birikmiş ki içinde 9 yıl geçmesine rağmen onu bir türlü unutamamış” dedi. Halis ekledi: Tayyip Erdoğan ne söylerse söylersin, vatandaş her şeyi görüyor, biliyor. Seçimlerde de ona göre davranacaktır.

    Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, Gezi eylemlerine katılanlar için kullandığı ‘çürük, sürtük’ ifadelerine yönelik tepkiler sürüyor.

    Eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ziya Halis, Erdoğan’ın sözlerine ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kullandığı dilin kırıcı ve tehlikeli olduğunu belirten Halis, Gezi Direnişi’nin üzerinden 9 yıl geçmesine rağmen Erdoğan’ın Gezi’ye yönelik hıncının hala devam ettiğini söyledi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gerçek olmayan söylemlerinin halkta artık bir karşılığının olmadığını da kaydeden Halis, yapılacak ilk demokratik seçimlerde yüksek ihtimalle AKP iktidarının değişeceğini de dile getirdi.

    “ERDOĞAN, İŞİNE GELİNCE CUMHURBAŞKANI, İŞİNE GELİNCE AKP GENEL BAŞKANI GİBİ DAVRANIYOR”

    Bu yaşına kadar çok cumhurbaşkanı gördüğünü ifade eden Halis, Tayyip Erdoğan’ın daha önceki cumhurbaşkanlarına benzemediğini söyledi.

    Halis, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin desteğiyle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi getirildiğini anımsatarak şunları kaydetti:

    “Önceki sistemde cumhurbaşkanlarına hakaret etmek suç sayılıyordu. Böyle bir yasa vardı. Sistem değişti ancak bu yasa aynen duruyor. Önceki sistemde cumhurbaşkanı tarafsız, bağımsız, devletin en üst makamında olan, toplumun her kesimini kucaklayan, bir partisi varsa seçildikten sonra istifa ederdi. Ancak Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde Tayyip Erdoğan bir şapkasını cumhurbaşkanı olarak kullanıyor, bir şapkasını AKP Genel Başkanı olarak kullanıyor. İşine hangisi geliyorsa ona göre davranıyor. Tarafsız, bağımsız davranmıyor ve toplumun tümünü kucaklamıyor. Bu sistemde büyük payı olan MHP, bana göre demokrasiye inanmayan bir siyasi hareket. Onlar için tarafsızlık, bağımsızlık, hukukun işlememesinin hiçbir önemi yok.”

    “GEZİ’YE YÖNELİK O KADAR ÇOK HINÇ BİRİKMİŞ Kİ İÇİNDE HALA UNUTAMAMIŞ”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kullandığı dil ve üslubun tehlikeli ve kırıcı olduğunu dile getiren Halis, “Halkı rencide edici bir dil. Gezi’ye yönelik o kadar çok hınç birikmiş ki içinde 9 yıl geçmesine rağmen onu bir türlü unutamamış. Bir türlü sakinleşememiş. Gezi Direnişi demokratik bir tepkiydi. Demokratik bir tepki olduğu için de saygın bir hareket olarak toplumun büyük bölümünde algı oluşturmuştur. Tayyip Erdoğan’ın bu direnişten dolayı rahatsızlığı hala devam ediyor ki, oraya katılan insanlara ‘çürük, sürtük’ gibi söylemlerde bulunuyor. Bu söylemleri bırakın bir cumhurbaşkanının dillendirmesini, bir vatandaşın bile dillendirmesi çok yanlış ve sakıncalı. Çok kırıcı. Türkiye’nin bu süreçten bir an önce kurtulması için seçimin olması gerekiyor. Önümüzde demokratik bir seçim olursa halk bu siyasal anlayışa, bu söylemlere kesinlikle prim vermeyecektir. Hükümet değişecektir” şeklinde konuştu.

    TAYYİP ERDOĞAN NE SÖYLERSE SÖYLESİN, VATANDAŞ HER ŞEYİ GÖRÜYOR”

    Erdoğan’ın ‘Camide içki içtiler, camileri yaktılar’ sözlerinin doğru olmadığının kanıtlandığına da dikkat çeken Halis son olarak şunları aktardı:

    “Toplum da bunun yanlış olduğunu biliyor. Cumhurbaşkanı şöyle düşünüyor galiba: Ben ne söylersem benim seçmenin buna inanır. Seçmenimi konsolide ederim, düşüncesi hakim. Damadı Berat Albayrak da, ‘Aya yol yaptık desek, inanacak insanlar var’ demişti. Düşünce yapıları böyle. Biz ne söylersek söyleyelim vatandaş bize inanır diyorlar. Ancak artık vatandaş bunların yanlış olduğunun farkında. Hükümet ekonominin çok iyi olduğunu da iddia ediyor. Ancak vatandaş bunun doğru olmadığını yaşayarak görüyor. Manava giderken, bakkala giderken üstüne başına bir şey alacakken ya da ulaşımda bunu görüyor.

    Bir anekdot anlatmak istiyorum. Bir vatandaş hastalanmış. Azrail canını almak için gelmiş yanına. Vatandaş genç olduğu için Azrail’e diyor ki, ‘Benim çocuklarım var, onlardan ayrılamam. Yoksa mağdur olurlar. Benim şimdilik canımı alma’ diyor. ‘Peki’ diyor Azrail giderken. Vatandaş, ‘Yalnız bir daha ki gelişini bana haber ver diyor’, ‘Tamam deyip gidiyor Azrail. Yıllar geçiyor Azrail bir daha geliyor vatandaş diyor ki ‘Gelmeden bana haber verecektin. Neden vermedin?’ Azrail de diyor ki, ‘Ben sana daha nasıl haber vereyim? Senin ağzında diş kalmamış, belin iki büklüm olmuş, saçların ağarmış, gözlerin görmüyor bunlardan daha iyi haber olur mu? Tayyip Erdoğan ne söylerse söylersin, vatandaş her şeyi görüyor, biliyor. Seçimlerde de ona göre davranacaktır diye düşünüyorum” dedi.

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

  • Alevi kadınlardan Erdoğan’ın hakaretine tepki: Bu şiddet dili cinayetleri körüklüyor-VİDEO

    Alevi kadınlardan Erdoğan’ın hakaretine tepki: Bu şiddet dili cinayetleri körüklüyor-VİDEO

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kadın Meclisi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Gezi protestolarına katılanlar için kullandığı sözlere dair suç duyurusunda bulundu. Yapılan açıklamada kadınlara karşı cinsiyetçi ve ayrımcı dilin asla kabul edilmeyeceğini belirten kadınlar, “Böbürlenme padişahım senden büyük halk var” dedi. ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan ile PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe de kadınların eylemine destek verdi. 

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Gezi eylemlerine katılanlar için kullandığı “S..tük” sözüne tepkiler sürüyor. PSAKD Kadın Meclisi üyeleri bugün Erdoğan hakkında Ankara Adliyesi’ne giderek suç duyurusunda bulundu.

    Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan ile PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe de kadınların eylemine destek verdi.

    BASIN AÇIKLAMASINA POLİS MÜDAHALESİ

    PSAKD Kadın Meclisi üyeleri, suç duyurusu işleminin ardından Ankara Adliyesi önünde basın açıklaması yapmak istedi. Polis, Valilikten izin alınması gerektiğini söyleyerek açıklamaya izin vermedi. Durumun protesto edilmesi üzerine polis, müdahalede bulundu. Kitle, yaşananların ardından PSAKD-ABF Genel merkezlerinin bulunduğu bina önünde basın açıklamasını yaptı.

    “BU ERİL ŞİDDET DİLİ, CİNAYETLERİ KÖRÜKLEYİCİ NİTELİKTEDİR”

    “Kadınlara karşı cinsiyetçi ve ayrımcı dili asla kabul etmiyoruz!” denilen açıklamayı kadınlar adına Rukiye Ercan Kara okudu. Gezi eylemlerinin, AKP hükümetinin toplum üzerinde oluşturduğu baskılara karşı bir tür isyan olduğunu söyleyen Kara, şöyle devam etti:

    “Kaç çocuk doğuracağımızdan, kahkahalarımıza, kırmızı rujumuzdan, yoğun işçi sömürüsüne; o dönem FETÖ’yle işbirliği yapıp çocuklarımızın geleceksiz bırakılmasına, 4+4+4 eğitim sistemi ile özellikle kız çocuklarının eğitimden uzaklaştırılmasına, kürtajın yasaklanmaya kalkışılmasına, kamu mallarının, derelerin, ormanların yok edilmesine, ibadethane olan cemevlerimizin yok sayılmasına, savaş çığırtkanlığına, soyguna, yağmaya, talana karşı halkımızın birikmiş öfkesiydi. Her kesimden insanların isyanıydı. Arada geçen 9 yıla rağmen AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 1 Haziran’da TBMM’de yaptığı konuşmada teslim alamadığı kadınlara bunlar ‘çürük’, ‘sürtük’, diyerek hakaret etmesinin dil sürçmesi ya da kızgınlıkla söylenen bir söz olmadığının farkındayız. Bugün görünen o ki Gezi’den ders almak bir yana daha da kin ve nefret üzerine kurdukları politikalarla ülkeyi felakete sürüklemekte kararlılar. Bizler o gün haklıydık bugün de haklıyız ve bu görünen bir gerçek haline geldi. Zam, yoksulluk ve şiddetin geldiği boyut ne kadar haklı olduğumuzu her gün kanıtlamaktadır.

    Artık gün gibi ortada olan şey; AKP’nin güçlü iktidarı değil; onların, ne kadar çaresiz ve halk düşmanı olduğudur. Biz kadınlar Gezi’de ayrımcılığa, şiddete, baskıya, eşitsizliğe isyan eden kadınlardık, eştik, ablaydık, kardeştik; bizler çocuklarının geleceğini düşünen annelerdik. Gözümüzden sakındığımız sizin ise bizden aldığınız, Berkin’in, Ali İsmail’in, Ethem’in Abdullah’ın Ahmet’in, Mehmet’in, Medeni’nin, Hasan’ın ve burada sayamadığımız onlarca gencimizin annesiydik, kız kardeşiydik, yoldaşıydık, sıra arkadaşıydık. Biz memleketine, onuruna sahip çıkan kadınlardık.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kullanılan ‘Sürtük’ sözü kadınlara karşı çok yoğun şiddet ve ayrımcılık içermektedir. Artık bir cins kırım boyutuna varan ve her gün en az 3 kadının öldürüldüğü, LGBTİ+ların en temel insan haklarının dahi yok sayıldığı, kadınların sistematik şiddet gördüğü ülkemizde kadınlara yönelik kullanılan ‘Sürtük’ kelimesi eril dilin ürünü olup kadınlara yönelik ayrımcılık içermektedir. TBMM kürsüsünde dile getirilen ‘sürtük’ kelimesi sokakta taciz, işyerinde mobbing, ev içinde şiddet, cinayet, konser ve kıyafet yasağı olarak karşımıza çıkmaktadır. Kısacası bu eril şiddet dili kadına yönelik şiddet ve cinayetleri körükleyici niteliktedir ve asla kabul edilemez.”

    “DİZ ÇÖKMEDİK BU DA SİZE DERT OLSUN”

    Rukiye Ercan Kara, kadın mücadelesini daha da yükselteceklerini ifade ederek, “Son sözümüz; bu ülkenin kadınları, aydınları, gençleri sizin karanlığınıza boyun eğmeyecektir. Böbürlenme padişahım senden büyük halk var. Biz, sizin yalan ve hilelerinizle baş edemedik bu bize dert oldu; biz de, sizin önünüzde diz çökmedik bu da size dert olsun” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • Alevi kadınlardan Erdoğan hakkında suç duyurusu; polisten müdahale-VİDEO

    Alevi kadınlardan Erdoğan hakkında suç duyurusu; polisten müdahale-VİDEO

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kadın Meclisleri, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gezi eylemcilerine dönük s**tük kelimesine karşı suç duyurusunda bulundu. Polis açıklama yapmak isteyen Alevilere müdahale etti. Polis ayrıca bir gazeteciye şiddet uygulayarak, PİRHA ekipmanına da zarar verdi. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel başkanı Cuma Erçe ve kadın meclisleri üyeleri AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında suç duyurusunda bulunmak için Ankara Adliyesi’ne geldi.

    Suç duyurusunda bulunan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği üyeleri, sonrasında konuya ilişkin basın açıklaması yapmak istedi. Ancak polis sert müdahale ederek, açıklamaya izin vermedi. Durumu protesto eden PSAKD üyeleri alkışlarla Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ve kolluk güçlerini protesto etti.

    POLİS, PİRHA EKİPMANINA ZARAR VERDİ

    Polisler yaşananları kayıt altına alan muhabirimize de fiziksel müdahalede bulundu.
    Uluslararası basın kartı ile birlikte kurum kartının da habercilik yapmak için yeterli olmadığını söyleyen kolluk güçleri, ajansımız PİRHA ekipmanına da zarar verdi.
    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ile Alevi Bektaşi Federasyonu yönetici ve üyeleri konuya ilişkin açıklama yapmak için Genel merkeze geçti.

    PİRHA/ ANKARA

  • Mersin Eğitim-Sen’den ‘Sürtük’ saldırısına ilişkin açıklama-VİDEO

    Mersin Eğitim-Sen’den ‘Sürtük’ saldırısına ilişkin açıklama-VİDEO

    PİRHA-AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, 2013 yılında Gezi Direnişi’ne katılanlar hakkında ‘Sürtük’ ifadesini kullanması Mersin’de bir okulda kavgaya neden oldu. Konuya ilişkin açıklama yapan Mersin Eğitim Sen, Mezitli Milli Eğitim Müdürü’nün okul bahçesinde bir öğretmene şiddet uygulanmasını kınadı.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, 2013 yılında Gezi eylemlerine katılanlar hakkında ‘Sürtük’ ifadesini kullanmasına tepkiler gelmeye devam ederken, Mersin’in Mezitli ilçesinde bulunan İçel Anadolu Lisesi öğretmenler odasında da gündeme gelince öğretmenler arasında tartışma çıktı.

    Tartışmanın kavgaya dönüştüğü olaya ilişkin Eğitim-Sen Mersin Şubesi, sendika binasında basın açıklaması yaptı. Siyasetçiler tarafından kullanılan kutuplaştırıcı dilin okullara kadar sirayet ettiğini belirten Eğitim-Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, bu dilin kabul edilemez olduğunu aktardı.

    İçel Anadolu Lisesinde, aklıselim hiç kimsenin onaylamayacağı, karşısında duracağı olumsuz az örnekten biri olarak kalacak olay yaşandığını belirten Sümbül, olaya dair şu ayrıntıları paylaştı:

    “Öğretmenler odasında iki erkek arkadaşın gazetelere, televizyon kanallarına yansıyan Gezi eylemcilerine yönelik Cumhurbaşkanı tarafından dile getirilen cinsiyetçi dille ortaya konulan “sürtük” sözü üzerine yaptıkları konuşmayı, konuşmanın gerçekleştiği yerden çok uzaktaki bir kadın öğretmenin duyması ve bu söz kendisine söylenmiş gibi çarpıtarak durumu kurumun ilgililerine bildirmek yerine Mezitli Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube Müdürü olan eşine telefonla arayarak anlatması, şube müdürü Mustafa Seğmenoğlu’nun da eşinin anlatımını hiç araştırmadan kendi aralarında şakalaşan üyemize yönelik fiziki saldırı için okula geldiği, okul müdürünün şube müdürünü engellemeye çalıştığı fakat makamının gücünü şiddet kullanmak için kullanan Mustafa Seğmenoğlu’nun cebir ve şiddet yoluyla okul bahçesine girip üyemize yumruk atıp tehdit, küfürlerle hareket ettiği öğrenciler tarafından video kaydı altına alındığı bir gerçektir. Hal böyleyken bu fiziki şiddet sadece üyemiz bir eğitimciye yönelmiş olarak görülemez. Adı geçen şube müdürü bir kurumu en önemlisi bir eğitim kurumunu basar gibi davranması kabul edilemez.”

    Okul bahçesi içinde gerçekleşen bu çirkin olaya tanık olan öğrencilerin etkilendiğini ifade eden Sümbül, “Öğrencilerimizin üstün menfaatlerini görmezden gelen bu nobran tavır çocuklarımızda şiddete bağlı travma yaşatmıştır. Geleceğin teminatı çocuklarımıza örnek olması gereken rol model konumundaki yöneticilerimizin sokak kültüründe dahi hoş görülemeyecek tavrını reddediyor, kınıyoruz” dedi.

    Sümbül, Eğitim Sen olarak nereden, kimden gelirse gelsin şiddeti, şiddet dilini reddettiklerini aktararak, “Hukukun üstünlüğü çerçevesinde üyemize yönelen bu saldırıyı her türlü meşru ve hukuki mücadele aracıyla takip edeceğiz. Milli Eğitim müdürlüğünü, Bakanlığı göreve davet ediyoruz. İlgili şube müdürü hukuki süreç bitene kadar görevinden alınmalı, adil biçimde idari ve hukuki süreçler yürütülmelidir” diye konuştu.

    PİRHA/MERSİN

  • CHP’li kadınlardan Erdoğan hakkında ‘1 kuruşluk’ suç duyurusu-VİDEO

    CHP’li kadınlardan Erdoğan hakkında ‘1 kuruşluk’ suç duyurusu-VİDEO

    PİRHA- CHP Kadın Kolları, Gezi eylemlerine katılanlara ‘sürtük’ diyerek hakaret eden AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında suç duyurusunda bulundu. Adliye önünde açıklama yapan CHP Ankara İl Kadın Kolları Başkanı Ayfer Ayaz, “Bu hükümet anlayışını da, zihniyetini de alıp gidene kadar mücadele edeceğiz” dedi.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kadın Kolları, Gezi eylemlerine katılanlara ‘sürtük’ diyerek hakaret eden AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında ‘1 kuruşluk’ manevi tazminat talebiyle suç duyurusunda bulundu.

    Savcılığa verilen dilekçede Erdoğan’ın ‘hakaret’ ve ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama’ suçlarını işlediği belirtildi.

    Kadınlar, suç duyurusunda bulunmadan önce Ankara Adliyesi önünde açıklama yaptı.

    “SÜRTÜK BU ÜLKEYİ PARSEL PARSEL SATANLARDIR”

    Açıklamaya destek olmak için gelen PSAKD Mamak Şubesi Başkanı Fadime Türkyılmaz söz alarak şunları dile getirdi:

    “Cumhurbaşkanı kadınlara, eşitlik isteyenlere, hakkını arayanlara sürtük diyor. Eğer demokrasi, eşitlik, adalet, laiklik istemek sürtüklükse sürtüğüz. Alanlarda olmak, hak aramak, mücadele etmek sürtüklükse sürtüğüz. Ancak bu sözcüğü ülkeyi satanlara, parsel parsel yabancılara peşkeş çekenlere, üzerinden geçmediğimiz köprünün bedelini bize ödettirenlere iade ediyoruz. Bizler aynı gemide değiliz. Gemi su almış. Bizler bu ülkeyi kurtaracak olan, güzel günleri getirecek olan kadınlarız. Tek çaremiz var. Yan yana olmak, birlikte olmak. Tüm kadınlar birleşin. Birleşin ki bu adaletsiz düzeni yerle yeksan edelim, birleşin ki bu sözlerin hesabını soralım. Sürtük ülkeyi satanlardır. Bizim gibi ülkesini sevenler değildir.”

    “TEK ADAM REJİMİNİN, TOPLUMU KUTUPLAŞTIRMA TAKTİĞİ NE YAZIK Kİ DEVAM EDİYOR”

    CHP Ankara İl Kadın Kolları Başkanı Ayfer Ayaz bir açıklama yaptı. Ayaz açıklamasında, “Tek adam rejiminin, toplumu kutuplaştırma taktiği ne yazık ki devam ediyor. AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dokunulmazlığına sığınarak istediğine istediği hakareti etmeyi kendinde hak görüyor. Üstelik sisteme yapılan en ufak bir eleştiriyi dahi, şahsına hakaret kabul edip herkese dava açarken. ‘Geziciler sürtüktür’ sözünü tam da bu nedenle; toplumu kutuplaştırmayı hedefleyen bir anlayışla söylediğini çok iyi biliyoruz. Ayrıştırıcı, hakaret içeren söylemlerinin asıl amacının savaş siyaseti yaratmak olduğunu, ülkemizin böyle bir yönetim anlayışıyla karanlığa, vahşete sürüklendiğini çok net görüyoruz” dedi.

    “KUTUPLAŞTIRICI VE HAKARET İÇEREN DİLE HEP BİRLİKTE SES YÜKSELTECEĞİZ”

    Kadınlar olarak omuz omuza ses yükseltmeye devam edeceklerini belirten Ayaz, “Cumhurbaşkanı tarafından kullanılan kutuplaştırıcı, hakaret içeren dile hep birlikte ses yükselteceğiz. Çözümün devletin mekanizmalarının tam anlamıyla çalıştığı, tek adam rejiminin son bulduğu parlamenter sistemde olduğunu özellikle haykırmaya devam edeceğiz. Anlayışlarını da, zihniyetlerini alıp gidene kadar bunlarla mücadele edeceğiz. Kokmayacağız, yılmayacağız, susmayacağız, itaat etmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ANKARA

     

     

     

  • Vekillerden Erdoğan’a ‘sürtük’ tepkisi: Bu söylem bir utançtır; kaos yaratma peşinde

    Vekillerden Erdoğan’a ‘sürtük’ tepkisi: Bu söylem bir utançtır; kaos yaratma peşinde

    PİRHA- Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Gezi Direnişi’ne katılanlara ‘çürük, sürtük’ diyerek hakaret etmesine tepki gösteren HDP’li ve CHP’li vekiller, Erdoğan’ın sözlerinin utanç verici olduğunu belirttiler.  Vekiller, “Gezi, Türkiye coğrafyasında doğanın korunması, demokrasinin var edilmesi gibi birçok konuda halkın verdiği mücadeledir. Bu yüzden AKP Gezi’yi hazmedemiyor. Bir seçim sürecine giriyoruz. Siyasi iktidarın izlediği tarz, üslup bu olacaktır” dedi. 

    AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Gezi Direnişi’ne katılanlara ‘sürtük’ diyerek hakaret etmesine tepki yağıyor.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekilleri Habip Eksik ve Murat Çepni ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekilleri Mahmut Tanal ve Ali Şeker, Erdoğan’ın hakaretine tepkilerini dile getirdi.

    Cumhurbaşkanının üslubunu eleştiren vekiller, Gezi Direnişi’nin AKP iktidarının kaybetmeye başlamasında bir kırılma anı olduğunu belirterek tüm baskı ve yasaklamalara rağmen 9. Yılında Gezi için hala onlarca insanın sokağa çıkmasının AKP iktidarını korkuttuğunu söylediler.

    “AKP İKTİDARI YALAN VE KAOSTAN BESLENİYOR”

    HDP Iğdır Milletvekili Habip Eksik, AKP’nin kendisini yalanlarla var eden bir siyasi parti olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu:

    “AKP, her sıkıştığında Türkiye toplumunu kutuplaştırıp, kaotik bir ortama sürükleyip, kendince kendine bir alan açmaya çalışıyor. Bunu 7 Haziran’la Kasım’da olan iki seçim arasında da görmüştük. Dönemin Başbakanı ‘beyaz toroslar’ lafını söylemişti. İktidarın yönettiği kurumların görevlerini tam anlamıyla yerine getirmemesi sebebiyle, Türkiye’nin birçok noktasında IŞİD’in bombalı eylemleri yaşanmıştı. Bu saldırıların failleri hala net bir şekilde ortaya çıkartılmadı. AKP yalan, sahtekarlık ve kaotik ortamlardan beslenme politikası yürütüyor. Gezi olayları Türkiye coğrafyasında doğanın korunması, demokrasinin var edilmesi gibi birçok konuda bir halkın mücadelesidir. Bu yüzden AKP Gezi’yi hazmedemiyor. AKP hem doğa hem de demokrasi düşmanıdır. Halka düşman olan bir siyasi iktidardan da başka bir şey beklenmez. Ahlaksızca diyebileceğimiz söylemler de bulunuyorlar.”

     “CUMHURBAŞKANININ ÇIKIP BİR AN ÖNCE ÖZÜR DİLEMESİ GEREKİR”

    AKP’nin geçmişte de ‘deri ceketliydiler, içkiliydiler, camilere girdiler’ diye yalanlar söylediğini anımsatan Eksik, “Ancak hepsinin yalan olduğu ortaya çıktı. Caminin müezzini vicdanlı ve ahlaklı olması dolayısıyla böyle bir şeyin olmadığını da açıkladı. Ancak siyasi iktidar bu yalanı hala devam ettiriyor. Özellikle de Gezi’de taleplerini dile getiren kadınlara karşı son derece ahlaksızca söylemlerde bulunmuşlardı. Bu durum asla kabul edilemez. Konumu, statüsü ne olursa olsun kimsenin kimseye hakaret etme hakkı yok. Cumhurbaşkanının çıkıp bir an önce özür dilemesi gerekir. Olması gereken budur. Siyasetin izlenmesinin sebebi de AKP iktidarının kaybediyor oluşudur. AKP gidiyor” diye belitti.

    “TÜM BASKILARA RAĞMEN İNSANLARIN SOKAKLARA AKMASINDAN KORKUYORLAR”

    HDP İzmir Milletvekili Murat Çepni de, Cumhurbaşkanının dilinde ne varsa beyninde de o olduğunu ve beynindekini diline yansıttığını belirterek şunları söyledi:

    “AKP bir yalan iktidarı. Tüm kamuoyunun bildiği gerçekleri kendi havuz medyası üzerinden gerçekmiş gibi lanse etmeye devam ediyor. Bundan başka hiçbir siyaseti kalmamış durumda. Kadınlara yönelik düşmanlığı da biliniyor zaten. Aynı zamanda Gezi’ye olan düşmanlığı da biliniyor. Her fırsatta kafasının arkasındaki ideolojik argümanlar neyse ona uygun hakaretler ediyor. AKP’nin bundan başka bir politikası da kalmamış durumda. Gezi’den korkusunun sebebi de bu. Gezi tüm bu politikalara karşı demokrasi, özgürlük, adalet diyenlerin, gençlerin, LGBTİ+’ların, Alevilerin, Kürtlerin, kadınların bütün halkın meydanlara aktığı bir olaydır. Saraya karşı, faşizme karşı sokaklara çıktılar. Diktatörlük doğal olarak bundan korkar. Diktatörlük hayır diyen herkesten korkar, itiraz eden herkesten korkar ve onları düşmanlaştırır. AKP de bunu yapıyor. Ama bunun dertlerine çare olmayacağını söyledik. Bu çabaların hepsi nafile.

    “BU HAKARETLERİ YAPANLAR BUNLARIN HESABINI VERECEKTİR”

    Gezi’nin 9. yılında da görüldüğü üzere birçok alanda insanlar, baskılara rağmen alanlara çıktılar. 8 Mart meydanlarına, Newroz meydanlarına, 1 Mayıs meydanlarına aktılar. Tüm baskılara rağmen halk iradesi dimdik ayakta. Bu da onları çıldırtıyor. Bu çirkin saldırının sebebi de bu sokakları hiç boş bırakmayan, kimliğine, özgürlüğüne her koşulda sahip çıkan, mücadelesini verenler oldu kadınlar. Bir gün bu hakaretleri yapanlar bunların hesabını verecektir.”

    “ÖTEKİLEŞTİRME VE NEFRET DİLİNİ KULLANMAK SUÇTUR”

    CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal söz konusu hakarete ilişkin, “Allah kimseyi Tayyip Erdoğan’ın durumuna düşürmesin. Neden? Çünkü sıradan bir vatandaşın dahi bu şekildeki söylemleri Türk Ceza Kanunu’nun 216 maddesine göre ayrımcılık ve bu ayrımcılık nedeniyle suç işlemektir. Ötekileştirme ve nefret dilini kullanmak suçtur. Bir Cumhurbaşkanı bu toplumun doğasından, 84 milyondan, uçan kuşundan, böceğinden, suyundan her şeyinden sorumludur. Tüm insanları kucaklaması gerekir. Ettiği Cumhurbaşkanlığı yemini metni bunu gerektiriyor. Dünyanın hiçbir ülkesinin Cumhurbaşkanı, devlet başkanı bu şekilde bir üslup kullanmaz” dedi.

    “SEÇİMLERE GİDERKEN KAOS YARATMA PEŞİNDELER”

    Siyasi iktidarın bu dille gerginlik politikası yarattığını söyleyen Tanal, sözlerine şöyle devam etti:

    “Bilerek isteyerek planlanarak yapılan bir politikadır. Seçime giderken nasıl kaos yaratırızın bir örneğidir bu. Hiç kimseyi ötekileştirmeden, hiç kimseyi dışlamadan, hiç kimseye karşı nefret dilini kullanmadan ancak ve ancak kardeşçe, demokrasi içerisinde, hukukun üstünlüğü ilkesi çerçevesinde bu ülke kalkınabilir. Nefret dili ile hiçbir yere varamayız. Devletin amaç ve görevi toplumun huzur ve güvenliğini sağlamaktır. Ayrıca devlet vatandaşının maddi manevi anlamda gelişmesini de sağlamalıdır. Cumhurbaşkanı yasalarda yazan maddelere riayet etmiyor. Tam tersi davranıyor. Cumhurbaşkanının yaptığı yasalara göre suçtur.”

    “61 YAŞINDAYIM BÖYLE BİR KELİMEYİ AĞZIMA ALMADIM”

    Seçim sürecine girildiğine dikkat çeken Tanal sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bir seçim sürecine giriyoruz. Siyasi iktidarın izlediği tarz, üslup bu olacaktır. Geçmişteki tüm seçim süreçlerine baktığımızda da her zaman toplumu geren, kutuplaştıran söylemlerde bulunmuştur. Kimsenin bu oyuna gelmemesi lazım. Ancak kardeşçe, barış içerisinde, kimseyi ötekileştirmeden kalkınabiliriz, ilerleyebiliriz. Adalete, demokrasiye böyle kavuşabiliriz. İnsanlar ekonomik kriz nedeniyle perişan durumda. Vatandaş tarlasına tohum ekemiyor, ektiği tohuma gübre bulamıyor. Bu aynı zamanda gündem değiştirmektir. Ben 61 yaşındayım, bazen kavga ettiğim, tartıştığım oldu. Ancak böyle bir kelimeyi ağzıma almadım. Vatandaşımız bu söylenenleri unutmayacaktır. Seçimlerde gereken cevabı verecektir.”

    “BU SÖYLEM TÜRKİYE ADINA BİR UTANÇTIR”

    CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker ise siyasi iktidarın kullandığı dilin kimseye bir şey kazandırmayacağını ifade ederek; “Cumhurbaşkanı bulunduğu makama da yakışmayan bir üslup sergilemiştir. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına böyle bir hakareti, o makamda oturan bir kişinin yapması Türkiye adına da maalesef bir utançtır. Camiye girdiler yalanı bilinçli olarak tekrarlanıyor. Kabataş ve Dolmabahçe yalanının gerçek olmadığı defalarca kanıtlanmasına rağmen tekrar tekrar gündeme getiriliyor ve insanlar bunun üzerinden kutuplaştırılmaya çalışılıyor. Asıl mahkum edilmek istenen Gezi’de bir araya gelen kardeşlik, barış, demokrasiyi, çevreyi ve doğayı Koruma duygularıyla birleşen insanların birlikteliğidir. O birliktelik gerçekleştiğinde iktidar kaybediyor. İktidarın kaybetmeye başlamasının temeli Gezi’ye dayanıyor. 9 yıl geçmesine rağmen Gezi ruhu büyüyerek devam ediyor ve iktidarın korkulu rüyası olmaya devam ediyor” diye konuştu.

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

  • Erdoğan’ın, Gezi direnişine katılanlara ‘sürtük’ demesine tepki yağıyor

    Erdoğan’ın, Gezi direnişine katılanlara ‘sürtük’ demesine tepki yağıyor

    PİRHA- AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın partisinin grup toplantısında Gezi Direnişi’ne katılan yurttaşlara “Bunlar çürük, bunlar sürtük” demesi üzerine sosyal medyada tepkiler yükseliyor. 

    Recep Tayyip Erdoğan’ın, partisinin bugünkü grup toplantısında Gezi Direnişi’ne katılan yurttaşlara “Bunlar çürük, bunlar sürtük” demesi üzerine sosyal medyada tepki mesajları yükseliyor.

    Şirin Payzın: Bir Cumhurbaşkanı kendi ülkesinin kadınlarına sürtük diyorsa çok ciddi sorun var. Başta kendi kızları olmak üzere bu dili bu üslubu bütün kadınlar reddetmeli.Sürtük ne demek?Eşkıya ne demek?Terörist arıyorsanız IŞİD liderinin İstanbul ‘da olduğu söyleniyor oradan başlanabilir.

    Banu Güven: Erdoğan’ın Gezi ile ilgili cinsiyetçi hakaret etmediği kalmıştı bir tek. #Sürtük ha! Camide de bira içildiği iddiası da bizzat müezzin tarafından yalanlanmıştı. Biri ona hatırlatsın.

    Levent Özveren: Daha kötü bir dil olabilir mi? Diye düşünürken her gün daha kötüsünü duyuyoruz. Bir devlet insanı vatandaşlarına “sürtük” der mi? Sürtük dedikten sonra, açtığı bütün hakaret davalarını, “size haksızlık yapmışım” diyerek geri çekmeli.

    Özgür Özel: Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu? Seni o makamdan Gezi ruhu ve gençler indirecek!

    Erdoğan Toprak: Cami ve Kabataş yalanlarıyla #Gezi’de dezenformasyon yapan, ‘böyle bir şey olmadı’ diyen müezzini sürgün eden iktidar, 9 yıl sonra aynı yalana sarılarak ülkenin onurlu kadınlarına #sürtük, şerefli yurttaşlarına #çürük diyor! Halka bu hakareti yapan, kötü sözün sahibi @RTErdogan
    Sezai Temelli: #sürtük mü? Bu kadarı da olmaz mı? Olur; #Gezi’de burnu sürtülen o denli nefret söylemine tutsak ki, 40 boğum yetmez artık küfrü tutmaya…
    Veli Ağbaba: Fazla söze gerek yok. Milletin vergisiyle Saray’da yaşayıp millete #sürtük diyecek kadar zavallı biri. Siyasi fosil..
    Enver Aysever: Ülkenin her yurttaşı #sürtük söyleminden dolayı dava açabilir. Ama “evet”; eğer Gezi Direnişi için mücadele edenler çapulcuysa ya da sürtükse ben de onlardanım.
    Şu günden sonra cumhurbaşkanına hakaret davası açan her savcı ve hakim tamamen tarafsızlığını yitirmiş ve dahası görevini kötüye kullanarak yargılanması gereken kişi olur. #sürtük Gücünüz yetiyorsa milyonlar adına Cumhurbaşkanına dava açın bakalım! Kutsal prompter olmayınca hakikat tüm netliğiyle ortaya çıkıyor. Bu gaf değil basbayağı itiraftır. Cumhurun başı halka #sürtük diyor. Hayaldi gerçek oldu!
    Timur Soykan: Ülke vatandaşlarına #sürtük diye küfür eden bir cumhurbaşkanı… Hiç şüphesiz tarihte on binlerce kişiye hakaret davası açıp halka küfür eden kibir abidesi olarak anılacak.
    Eren Erdem: “Camide içki içtiler, görüntüler bu Cuma” dedi, 1414161514251 Cuma geçti; görüntünün olmadığı, böyle bir şeyin yaşanmadığı ortaya çıktı. Cami müezzini iddiayı yalanladı. Tüm bunlara rağmen, ülkenin en tepesindeki insan bugün çıktı, aynı şeyi tekrarladı ve halka #sürtük dedi!
    Kendisine siyasi eleştiri dahi yapıldığında Cumhurbaşkanına hakaret davası açtıran, insanları tutuklatan bu kişinin halka küfür etme hakkını kendisinde görmesini hangi kavramla izah edebiliriz? Hayır, ben Gezi’de o ağaçları ve demokrasiyi savundum, #sürtük lafına dava açacağım…
    Can Dündar: #Gezi, halka hizmetçi olarak seçilenler, halka zulmetmesin, küfretmesin diye patlamıştı. “Hizmetçi”, dersini almamış belli ki… #Sürtük

    Camdan kafayı kaldırdığı anda küfür dökülüyor ağzından.

    İsmail Dükel: İşi sürtüğe kadar getirdi!.. Nerede durur ki?

    (HABER MERKEZİ)