Etiket: sütlüce

  • Karaağaç Dergahı, AKP İl binası ile 5 yıldızlı otel arasına sıkıştırıldı! – VİDEO

    Karaağaç Dergahı, AKP İl binası ile 5 yıldızlı otel arasına sıkıştırıldı! – VİDEO

    PİRHA – Tarih boyunca birçok kez yıkılıp yeniden inşa edilen Karaağaç Dergahı, bugün de işgalin odağında yer alıyor. 1990 Yılından sonra deprem molozlarıyla tarihten silinmek istenen dergahta şu ana kadar tam dört kez tapu değişikliğine gidildi. Alevilere ait olan Karaağaç Dergahı’nın arazisi adeta şahıslara peşkeş çekildi. Alevi Bektaşi Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı Hüsniye Takmaz, söz konusu tehlikenin halen devam ettiğine değinerek “Şu an burası AK Parti il binası olarak; yani AK Parti’ye ait bir mal varlığı olarak görülüyor. Hiç kimsenin inancımız konusunda dikta etmesine izin vermemeliyiz” diye konuştu.

    İstanbul’daki kadim Alevi – Bektaşi inanç merkezlerinden birisi olan Sütlüce’deki Karaağaç Alevi Bektaşi Tekkesi, aslında tam da yağma ve talanın somut örneği.

    1993 Yılında kurulan Alevi Bektaşi Eğitim ve Kültür Vakfı bünyesindeki Karaağaç Tekkesi, bugün birçok Alevi inanç merkezi gibi hizmet vermekte. Ancak bu hizmetin arkasında büyük bir mücadele hikayesi bulunmakta.

    Karaağaç Tekkesi, 1450’li yıllarda, 2. Beyazıt döneminde verilen arazi üzerine bir Bektaşi Tekkesi olarak inşa edildi. 1826’da Yeniçeri ocaklarının kaldırılması ile Bektaşilik de yasaklanınca Karaağaç Tekkesi’nin de kapılarına kilit vuruldu. Bu süreçten sonra dergahtaki kitaplar, el yazmaları ve bütün değerli araç-gereçler adeta talan edildi. Tekkede hizmet yürüten kimi Bektaşiler de öldürüldü. Dergahın Postnişini olan İbrahim Baba ve beraberindekiler de sürgüne gönderildi.

    Katliam ve talan sonrası Karaağaç Tekkesi’nden günümüze bir tek tarihi mezar taşları kalabildi. Tüm yapılar, zaman içerisinde adeta toprağa gömüldü. Yakın tarihte ise yerel yönetimlerin eliyle tarihi tekke arazisi üzerine çeşitli yapılar konduruldu.

    Mustafa Çofuz adlı bir yurttaşın duyarlılığı ile tekke adeta küllerinden yeniden doğdu. Alevi Bektaşi Eğitim ve Kültür Vakfı ile bir grup yurttaşın girişimi ardından, sinsice yıkılıp tarihten silinmek istenen tekke, 1990’lı yılların başında Aleviler tarafından sahiplenildi ve büyük bir hukuki mücadele oluştu. Uzun yılları bulan hukuk süreci ardından tekkeye ait olan kimi tarihi mezar taşları da yakın zamanda tekrardan yerlerine taşındı. 

    “CEMLERİMİZİ MUM IŞIĞINDA YAPTIK”

    Alevi Bektaşi Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı Hüsniye Takmaz, 2002 yılından bu yana dergah çalışmalarının içerisinde yer alıyor. Karaağaç Dergahı’nın önemli bir mekan olduğunu belirten Takmaz, burasının Hacı Bektaş Dergahı ile eşgüdümlü çalışan bir dergah olduğunu da söyledi. Hüsniye Takmaz, Karaağaç Tekkesi’nin tarihte üç kez yıkıldığını, çabaları doğrultusunda dördüncü kez tekkeye hayat verdiklerini anlattı. Takmaz, “Çok zor bir süreç yaşadık” diye başladığı aktarımında şunları söyledi:

    “Gerçekten yıllardır bu dergahta kazı döneminde ve sonraki süreçte olsun hem yerelde hem merkezde hükümete karşı mücadele verip, dergahın yeniden hayat bulmasını sağlamak oldukça zor oldu. Burada yatan evliyalar, erenler ve Yol izin verdi, isteğimiz de gerçekleşti; buna yürekten inanıyorum.
    Eğer ülkede hakikat yerini bulmazsa, adalet tam anlamıyla sosyal yaşamda uygulanmazsa inanın bu sorunların çözümü asla kolay olmayacaktır. Alevilerin sorunları Türkiye’nin demokratikleşme sorunu ile aynı şekilde paralellik göstermektedir. O yüzden diyoruz ki bu ülkedeki tüm sorunların çözümü için ülkeyi yöneten erk noktası olan insanlar, asla üvey evlat gözüyle toplumun yarısına bakmamalı. Böyle baktığınız zaman sorunlar çığ gibi büyüyecektir. Özellikle Aleviler bu konuda gerçekten çok muzdariptir. Sadece Aleviler de değil, demokrasi uğruna mücadele veren yurttaşlarımız da benzer sıkıntılar yaşamaktadır. O yüzden bu ülkenin sorunlarını çözebilmek için hiçbir yurttaşımız ‘bana ne’ dememeli, hak ve hakikatin gerçekleşebilmesi için gördüğü her olumsuzluğa karşı tepkisini demokratik bir şekilde vermelidir.

    Ülkedeki demokratikleşme ile Alevi sorunu paralellik göstermektedir. Bu dergah ve diğer cemevlerinin sorunları da aynı şekildedir. Ama bizim dergahın sorunları biraz daha farklı. Dört kez hayat buldu bu dergah ve biz çok zorluklar yaşadık. Elektrik ve doğalgaza 2019 yılından sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin kazanılması ile birlikte aldık. Yıllarca cemlerimizi mum ışığında yaptık. Isınma sorunu yaşadık ama buraya gelen canlarımızın yüreğindeki sevgiyle dergahı aydınlattık ve ısıttık.”

    DERGAHIN ARAZİSİ AK PARTİ’YE AİT!
    2002 yılı itibarıyla dergah arazisi içerisindeki tarihi eserler için kazı çalışmalarına başlanıldığını belirten Hüsniye Takmaz, Mustafa Çofuz’un ısrarı ile girişimde bulunulduğunu söyledi. Söz konusu alana ilk geldiklerinde bir tek mezar taşı gördüklerini anlatan Takmaz, sözlerine şöyle devam etti:

    “Otların içerisinde 12 dilimli taçlı bir mezar taşıydı. O taşı uzun bir süre sakladık. Çalınmasından korktuk çünkü. Hazine alanlarında define arayanlar oluyordu o nedenle taşın başına bir sıkıntı gelmesin diye böyle bir şey yaptık. Daha sonra Anıtlar Yüksek Kurulu’na başvurduk. Türk İslam Eserleri Müzesi denetiminde kazı yapılması gerektiği ama İstanbul Edebiyat Fakültesi’nden görüş alınması gerektiği, İstanbul Üniversitesi’nin, buradaki ağaçların yaşları ve dokularıyla ilgili çalışma yapması gerektiğini öğrenip talep ettik ve bunların tamamı da yapıldı. Bunlar yapıldıktan sonra dergahın geçmişte varlığının tespit davası açıldı. Dava sonrasında kazı çalışmaları başladı. 2006 yılına kadar süreç devam etti ve ardından yapılaşma başladı. Biz buraya el attıktan sonra 3 kez tapu değiştirildi. Biz mahkemeye başvuruyoruz burası satılmaya başlanıyor derken şu ana kadar dört kez tapu değişikliği oldu. Yani şahıslar satın aldı ve şu an burası AK Parti il binası olarak; yani AK Parti’ye ait bir mal varlığı olarak görülüyor.
    Buranın ilk sahiplerinden biri Erzincanlı bir iş adamıydı. Biz tam ondan burayı satın almaya karar vermişken bu adam ortadan kayboldu. Sonra yeğeni ile bağlantı kurduğumuzda dayısının yurt dışına gittiğini ve bu satışın olamayacağını söyledi. Sonrasında öğreniyoruz ki burası ‘Yapıtay’ isimli bir şirkete satılıyor.

    Çok zorlu bir süreçti ve kazı 8 ay sürdü. Sonrasında çıkan o taşları Türk İslam Eserleri Müzesi’ne korunması adına vermek zorunda kaldık. Çünkü o süreçte henüz mahkeme sonuçlanmamıştı, biz de resmi olarak burada değildik. O taşların alınması ise 18 yıl sürdü. 18 yıl boyunca sürekli bir şekilde taşlarla ilgili defalarca Türk İslam eserleri müzesine yazı ve dilekçe vermemize rağmen sorunu bir türlü çözemedik. En son olarak orada görev yapan bir arkadaşımız katkı sundu ve taşların alımına Ağustos 2024’te başladık. Önemli büyük bir lahitimiz ise orada kaldı. Onu da en kısa zamanda alacağız. Ama o zorlu süreç aşıldı. Burası artık bir hayat buldu. Bizler evrende hiçbir şeyin yok olduğunu düşünmüyoruz. Her canlı varlığını hissettiriyor.”

    YILLARIN DEĞİŞMEYEN GELENEĞİ: HER SALI MUHABBET!

    Hüsniye Takmaz, mevcut haliyle Karaağaç Dergahı’nın günümüzde nasıl hizmet verdiğini de anlattı. Takmaz, şunları söyledi:
    “Bir tek cenaze hizmetlerimiz yok. Çünkü buranın fiziki koşulları çok kolay değil. Binanın yarısı yok. 1996 yılında dergahın yanındaki otelin yerinde Kiptaş konutları yapılmış. O konutlar yapılırken buranın temel izlerinin yarısı da yok edilmiş. Burası geçmişte İstanbul’un en büyük binalarından birisiymiş. Şimdi burada lokmalar dağıtıyoruz, semah ve bağlama öğretilerimizin yanı sıra cenaze yıkama öğretilerimiz de var. Onun dışında her salı muhabbet var. Bu diğer kurumlarda pek olmayan bir şey, burada düzenli halde yapılıyor. Her Perşembe de cem yapıyoruz.
    İlk zamanlarda sıkıntılar yaşadık, kapımızı dahi çok uzun bir süre açamadık. Artık Vakıflar Genel Müdürlüğü, adresimizin burada olduğunu biliyor. İlk başlarda ayda bir kez dergahın kapısını açıyorduk, sonra haftada bire düşürdük, ardından 12 İmamlar Orucu başlayınca Şahkulu’ndaki insanları buraya yönlendirmeye başladık. Hakk’a yürüyen Veli dedemiz sağ olsun buraya çok katkı sundu. Sürekli insanları buraya sahip çıkmaları için yönlendirdik. İlk zamanlarda 12 İmamlar Orucu süresince binlerce insan buraya gelmeye başladı. O yoğunluktan sonra artık kapıları her gün açmaya başladılar. Anahtarı başka birisinden alıyorduk, ardından kaçak bir anahtar yaptık derken kapı tamamen açıldı.”

    “HİÇ KİMSEYE MİNNET ETMEYİ DÜŞÜNMÜYORUZ”

    Hüsniye Takmaz, dergahla ilgili yaşadıkları sorunların haricinde AKP-MHP Hükümetinin, Alevi inancına yönelik yaklaşımlarına da dikkat çekti. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na karşı durduklarının altını çizen Takmaz, sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:
    “İnsanların bu yüzyılda, özgürce inancını yaşayabilmesi en doğal hakkıdır. İstanbul’un göbeğinde önemli bir dergahın hayat bulması için yaşadığımız bu sıkıntılar çok büyük bir acı. Alevilerin şu an yaşadığı başka sıkıntılar da var. Aleviler, dedelerine maaşlarını kendileri verebilir, elektriklerini, sularını kendileri ödeyebilir. Bir şekilde bu sorunlar çözülebiliyor ama en büyük yaşadığımız sıkıntı Muaviye’nin başaramadığı bir sorunu ne yazık ki şu anda bir kısım Aleviler, kendi Yol’unun Alevisi olmak yerine devletin Alevisi olmaya başladılar.
    Alevilik’te rızalık vardır. Eğer siz başka bir yerden emir almaya başlıyorsanız, daha doğrusu sizi birileri finanse etmeye başlıyorsa emir almaya başlayacaksınızdır. Emir almaya başladığınız anda bu inanç ortadan kalkar. Cemevi Başkanlığı, büyük bir sorun. Bizler dedelerimize maaş falan vermiyoruz. Diğer kurumlar gibi bankalarda paralarımız da yok ama biz buna rağmen diyoruz ki her gün çayımız kaynıyor. Buraya gelen her canımızın önüne mutlaka koyabileceğimiz bir dilim ekmeğimiz bir kaşık çorbamız var. Bu hizmeti seve seve yapmaya da devam edeceğiz. Hiç kimseye minnet etmeyi de düşünmüyoruz. Alevi inancının öğretileri bu ülkede yaşamadığı sürece sorunların çözümü zor olacaktır. O yüzden Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin öğretisini bu ülke yaşamaya başlarsa sorunlar kısmen çözülebilir. Kısmen diyorum çünkü şu anda sosyal, siyasal kültürel açıdan çok ciddi anlamda sorunlar yaşamaktayız.

    O yüzden Aleviler olarak kendimize güvenmeli, inancımızı, Yol’umuzu yaşamalıyız. Hiç kimsenin inancımız konusunda dikta etmesine izin vermemeliyiz. Yol’umuzun sorunlarını görerek, birlikte hareket etmeliyiz. Özellikle bu Cemevi Başkanlığı ile sorunlar kendini göstermeye başladı. Aleviler arasında ciddi bir ayrışma var. Bu ayrışmalar Yol’umuza zarar vermeye başladı. Bundan uzak durmakta yarar var diye düşünüyorum.”

    DERVİŞ SAYISI BAKIMINDAN EN KALABALIK DERGAH!

    İstanbul’daki Bektaşi tekkeleri arasında en önemlilerinden birisi olarak gösterilen Karaağaç Tekkesi-Dergahı’nın, yüzyıllar öncesinde bir mesire alanı içinde kurulduğu anlatılır. Haliç bölgesinin geçmiş tarihte canlı ve doğa güzelliği olan bir yer olduğunu söyleyen Yazar Ayhan Aydın, Karaağaç Tekkesi’ne dönük farklı kesimlerin hakimiyet kurmak istediklerine de değindi.
    “Burada bağ-bostan iş yerinin yapıldığını, Osmanlı devlet erkanından insanların buraya gezmek için uğradıklarını da biliyoruz. Muazzam malzemeleri de olan bir dergahmış burası. Yemek takımları, buradaki alet edevatları çok değerliymiş. Aslında sarayın da bir dönem önem verdiği, misafirlerin de ağırlandığı bir yermiş. Bildiğiniz gibi Bektaşilikte her gelip geçen bir canımızı doyurma ülküsü vardır. Dolayısıyla Karaağaç Tekkesi tarihte önemini hiçbir zaman kaybetmemiş. Bu tekkenin binaları, çok geniş sınırları, parlak bir dönemi de var ama hepsi 1826 yılına kadar. Yani 1826’da tekkelerin, Bektaşiliğin yasaklanmasıyla birlikte her şey alt üst oluyor. O yıl itibariyle burada olanlar da sürgün ediliyor.
    Yazılı olarak, 1826 yılına kadar son 60 yıl içerisinde yapılmış olan tekkelerin tümü yıkılacak deniliyor. Fakat bu yasaklar büyük bir yıkım hareketine dönüşüyor. 60 yıl evvelindeki tekkeler de yıkılıyor. Dolayısıyla yıkılan, yakılan, yağmalanan tekkelerden birisi de içinde bulunduğumuz Karaağaç Dergahı oluyor. Mevcut bina, orijinal bina değil. Bina geçmişte yıkılmış, yakılmış, yağmalanmış. Sonradan bir tekke havasında yapılan bina 1826’da tarumar ediliyor. Bu tekkenin trajedisini ve önemini anlamak için Fahri Maden hocamızın kitaplarına başvurabiliriz. Çünkü devletin resmi kaynaklarından bize şu bilgiyi veriyor; 1826’da İstanbul’da derviş sayısı bakımından en kalabalık ve aynı zamanda Hacı Bektaş Veli Pir Evi’nin vekilliğini de bulunduran Karaağaç Tekkesi’ndeki Bektaşiler üç farklı bölgeye gönderilmişlerdir. Tekkenin şeyhi ve Hacı Bektaş vekili İbrahim Baba ve 6 dervişi ile sürgün edilmişlerdir. Burada hizmet eden insanlar, devletin zorbalığıyla sürgün ediliyor. Kitaptan da anlıyoruz ki İbrahim Baba, çok büyük üzüntüler içerisinde geri dönmeye çalışıyor ve maalesef geri dönemiyor. Gittiği yerde de çok sevilip, saygı duyulduğu halde bir daha İstanbul’u göremeden hayatını kaybediyor. 49.378 metrekare ve 10 dönüm arazisi Sultan Beyazıt Vakfı’na terk edilmek zorunda kalmış. Bakın dergahın arazisi, insanları ve varlığını devletin resmi belgeleri ortaya koyuyor; devletin kendi vatandaşına yapmış olduğu ayrımcılığın belgesidir bu. Ve o binalar içerisinde hem insan hazinesi vardı hem de dergahın ne şamdanları ne kazanları vardı. Dolayısıyla bunların hepsi maalesef yağmalanıyor.
    Bir de Hüseyin Zeki baba dönemi var. Gerçek anlamıyla bir alim insan. Bir ozan, bir yazar, babaları yetiştiren bir baba, insanları eğiten, dervişler yetiştiren büyük bir insan… Son dönem Bektaşi babalarımızdandır ve burada sırlanmıştır.”

    DEPREM MOLOZLARINI TEKKE ARAZİSİNE DÖKTÜLER!

    Dergahın dördüncü kez hizmete koyulmasında öncü olan isimlerden birisi ise Mustafa Çofuz. Erzurum’un Hınıs ilçesinden 1973’te İstanbul’a gelip yerleşen Çofuz, bir süre sonra kentteki Alevi Bektaşi tekkelerinin izini sürüyor. Karaağaç Tekkesi’ne dair gazetelerde gördüğü bilgiler üzerine bir takım araştırmalar yaptığını söyleyen Mustafa Çofuz, Mayıs 2003’te amacına ulaşıyor ve ilk kazı çalışmalarını başlatıyor. Çofuz, mevcut dergahın kalıntılarına ulaşma sürecini ve daha fazlasını şu sözlerle anlattı:
    “Dergahın bulunduğu yerde Adanalı vatandaşlar oturuyordu. O yıllarda burası çok kötü bir haldeydi. 1996 yılında deprem konutları yapılırken moloz ve toprakları tamamen buradaki hazirelerin üstüne koymaları sebebiyle şu anda birçok mezar taşı yok. Geçmişte ortada hiçbir bina yoktu, çöplük halinde, şarapçıların geldiği bir yerdi burası. Sadece Mürabi Baba dediğimiz zatın mezar taşından sadece ufak bir kısım görünüyordu. Vakıflar Müdürlüğü’nde çalışan Necdet İşli isimli arkadaşımız buraya geldi ve açıp taşlara baktı. Sonrasında ben birçok dergaha da gittim ama maalesef ki kimse benimle ilgilenmedi. Son olarak Adil Atalay’a gittim ve durumu anlattım.

    100’DEN FAZLA MEZAR TAHRİP EDİLDİ!

    Burası 10 dönümlük bir Bektaşi tekkesidir. Burada 200’ün üzerinde Bektaşi mezarı vardı. Şu an bunların hiçbiri yok. Sadece 70 kadar mezarın taşları çıkartıldı, mezarlar ise toprağın altında kaldı. 6 ay boyunca buradaki kazı çalışmasının içerisinde yer aldım. Çıkan kemikleri korumaya çalıştım. Defineciler çok büyük bir zalimlikle mezarlara zarar vermişler, mezarları kırmışlardı.
    Hiçbir dergahta 12 adet post yoktur ama burada 12 post vardı. Burayı anlatmak için yaklaşık 6 sene İstanbul’da yayan dolaştım. Yöneticiler sağ olsun buraya sahip çıktılar. Umarım tüm Bektaşi dergahları da ortaya çıkacaktır.”

    ASIL YIKIM 1990 YILI SONRASINDA OLDU!
    Tarih Yazarı Burak Çetintaş da dergah arazisi içinde yapılan tahribata ışık tuttu. Tarihi mezar taşlarının hafriyat toprağı ile birlikte moloz olarak atıldığını söyleyen Burak Çetintaş, şu bilgileri paylaştı:

    “Kalan taşlar arasında yine de çok önemli bulgulara rastlıyoruz. Mesela Hakkı Baba’nın taşının bir kısmı duruyor. Hasip Babanın taşı ve tacı yine burada birlikte görülüyor. Onun hemen arkasında Mirati Babanın 1277-1861 tarihli taşı ki hem Bektaşi tarihi açısından hem de edebiyat tarihi açısından önemli bir zat. Yine birçok Bektaşi bacının, ananın taşı da burada karşımıza çıkıyor. Yaklaşık 30 kadar taş buraya intikal etmiş vaziyette. Ayak taşları ile birlikte kırıkları saydığımızda 70 kadar parça bulunuyor. Bir de 1275-1859 tarihine ait namazgah taşı bu hafriyat sahasından çıkmış.
    Buranın talihsizliği sahipsiz kalması. Sütlüce çok göz önünde olan bir yer değil. Burası zamanında yangınlar geçirmiş ve terk edilmiş. Şehrin bu bölümü bir dönem isyanın dışında kalmış, yani sahipsiz kalmış. Dolayısıyla bu hadisenin dergahın başına gelmesinin sebebi buranın sahipsiz, ilgisiz kalınması. 1826’dan hemen sonra tekke her ne kadar yıkılsa da mezar taşları tahrip edilmiyor. Buradaki maalesef 1990’lı yıllarda yaşanan büyük tahribatın neticesinde böyle olmuş. Halbuki 1960’larda bu taşlar olduğu gibi yerinde duruyor.
    Taşlar buraya nakledildikten sonra hemen geldik ve ilgili okumalarımızı yaptık. Bulabildiğimiz parçaları birleştirdik. Şimdi bir envanter çalışması yapmak, kitabelerin birebir okunmasını tamamlamak lazım. Ardından fotoğraflama ve kataloglama çalışmasıyla gerekli mercilere hem müracaat edilecek hem bunların dikileceği yerler belirlenecek. Ardından taşların yüzeysel temizliği yapılacak ve ziyaretçilerin görebileceği şekilde düzenlemesi tamamlanacak.”

    Mevcut mezar taşlarının üzerinde ağırlıklı olarak şiirlerin yazıldığını ifade eden Çetintaş, “Bektaşiliğe atıf yapan tekkenin tarihini, atıfta bulunan önemli bilgilere bu taşlarda rastlıyoruz. Burada maalesef Hakkı Babanın taşının bir kısmı elimizde. Ne tacı yerinde ne de tarih kısmı bulunmuyor. Taştaki yazı ‘Hu’ ibaresi ile başlıyor. Muharrem ayında vefat ettiğini işaret eden bir şiirle başlıyor bu taş, gerisi maalesef eksik” diye belirtti.

    KARA AĞAÇ ORMANLARI DA KESİLEREK YOK EDİLİYOR!
    Burak Çetintaş, Karaağaç Tekkesine ismini veren ‘Kara Ağaç’ türüne de dikkat çekti. Kara ağacın bölgede çokça bulunan bir tür olduğunu söyleyen Çetintaş, şu bilgileri paylaştı:
    “Rivayete göre Fatih döneminde Haliç’in iki yakasında yamaçlar çok dik ve toprak kaymaları olduğu için Erguvan ve Karaağaç dikilerek bu heyelanın önüne geçmeye çalışılıyor ve yüzyıllar boyunca bu ağaçlar bu yamaçlarda yaşıyor. Ne zaman ki sanayileşmenin İstanbul’a, imparatorluk topraklarına gelmesiyle birlikte Haliç’in iki yakasındaki tuğla harmanları kurulan fabrikalarda ağaç, çalışacak fırının yakılması için gerekli odunun tedariğinde bu ağaçlar maalesef ki kesilerek kullanılıyor. Çok kısa bir sürede neredeyse bu ağaçların tamamının ortadan kalktığını biliyoruz. Dolayısıyla bugünkü ‘Kara ağaç’ sadece bir isim olarak bugüne ulaşıyor. Maalesef o ormandan bugüne eser kalmamış.”

    MUSEVİ MEZARLIĞINI DA YOKETMİŞLER!

    Mimar Burhan Güvenkaya da Beyoğlu ilçesindeki Karaağaç Dergahı’nın yeniden ayağa kaldırılma sürecinde yer alan önemli isimlerden birisi oluyor. 1826’daki yasaklar ardından Karaağaç Tekkesi’nin 1870 yılında yeniden hayat bulduğunu söyleyen Burhan Güvenkaya ise şu bilgileri paylaştı:

    “Karaağaç Dergahı’nın 1925 yılına kadar hizmet verdiğini biliyoruz. Bu süre zarfında da tekkenin en az iki kere yeniden inşa edildiğini biliyoruz. 2003 yılında Mustafa Çofuz, bana da gelerek dergahın arazisini takip ettiğini söyledi. Yaptığımız araştırmalar ve Çofuz’un uyarıları sonrasında Neyzen Tevfik Kolaylı’nın da bu dergahta Münir Babadan nasip aldığını ve buradaki kültür hazinesinin ortaya çıkarılıp korunması gerektiğini düşündük. Bir kültürel saygısızlık vardı. 500 metre yukarıdaki okul ve cami inşaatı yapılırken oradaki Musevi mezarlarının da sökülerek dergah arazisi üzerine atılmış bir takım taşları vardı. Kazılar sırasında bu taşları bulduk. Hatta ‘İbranice yazılı bu mezar taşlarının Alevi Bektaşi tekkesinde ne işi var?’ diye şaşırdık. Daha sonra öğrendik ki iki unsuru birden yok etmeye çalışmışlar.

    2006 yılında dergahın tesciline ve onarılarak korunması gereken kültür varlığı olduğu kayıtlara geçti. Tam da kurul kararı çıkmışken İstanbul Büyükşehir Belediyesi 2006 yılında Kiptaş eliyle bir şirket kurarak oraya satış gerçekleştirdi. Yani bir kamu malını bir şirkete sattılar. İmar planını da değiştirerek burayı özel proje alanı ilan ettiler. 2008 yılına gelindiğinde ise parsel ikiye ayrılarak bir kısmına sözde halk eğitim merkezi; bugün burası AKP il binası oldu, üste de otel arazisi planlandı ve dergah binaları bu kültür merkezinin sözde kütüphanesi olarak düşünüldü.

    2009 yılında kimi engellemelere rağmen dergah binasında 16 Mart 2009’da ilk lokma yenildi. Bu tarihten sonra yapının su ve elektriği kesilerek orada toplanılmaya engel olundu. 2010 yılından sonra dergahın üzerindeki 3. parsele de Dosso Rossi Golden Horn Otel yapıldı ve dergah, bahçesinde yüzü aşkın mezarıyla beraber aşağıda AKP il binası yukarıda da çok uluslu bir otelin arasında küçük bir parsel olmak kaydıyla araya sıkıştırıldı. Dergah arazisi geçmişte 12 dönüm civarındayken bugün iki buçuk dönüme düşmüş durumda.”

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    -Yakılan, yasaklanan ve günümüzde özünden koparılan dergahlar!

    -Yağma, talan ve yasaklamalar ardından Şahkulu Sultan Dergâhı!

    -Geçmişten günümüze işgalin odağındaki kutsal mekan: Gözcü Baba Türbesi!

     

  • Sütlüce köylüleri, Katı Atık Tesisi’ne karşı Sultan Paşa Türbesi’nde çerağ uyandırıp, lokmalar pay etti-VİDEO

    Sütlüce köylüleri, Katı Atık Tesisi’ne karşı Sultan Paşa Türbesi’nde çerağ uyandırıp, lokmalar pay etti-VİDEO

    PİRHA-Sütlüce bölgesinde yapımı planlanan Katı Atık Bertaraf Tesisi’nden dolayı inanç yerlerinin de etkileneceğini belirten yurttaşlar, Sultan Paşa Türbesi’nde çerağlar uyandırıp lokmalar pay edip, projenin daha uygun bir yerde yapılmasını istedi.

    Dersim’de Sütlüce bölgesinde yapımı planlanan Katı Atık Bertaraf Tesisi‘ne ilişkin tartışmalar devam ediyor. Bilirkişi raporuna göre proje yapılırsa 55 bin ağaç kesilecek, yaban hayatı yok olacak ve kutsal mekanlarda etkilenecek. Dersim Belediyesi’ne atanan kayyım, 7 Şubat 2025 cuma günü iş makinalarını projenin yapılacağı bölgeye göndererek sondaj çalışmasını başlattı.

    Sütlüce bölgesinde yapımı planlanan Katı Atık Bertaraf Tesisi’nden dolayı inanç yerlerinin de etkileneceğini belirten Sütlüce yöresi köylüleri ve Dersim’deki siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri ile çok sayıda yurttaş Milli köyündeki Sultan Paşa Türbesi’nde çerağlar uyandırıp lokmalar pay etti.

    “VAHŞİ DEPOLAMAYA BİZ DE KARŞIYIZ”

    Vahşi depolama alanına kendilerinin de karşı olduklarını belirten Kırmızıdağ Çevre Platformu Üyesi Kemal Altmış, “Ama vahşi depolamanın sorumlusu bizler değiliz, bunun sorumlusu şimdiye kadar belediyeleri yöneten beceriksiz yöneticilerdir. Tunceli Valisi Bülent Tekbıyıkoğlu, yalan söylediğimizi söylüyor ama biz neyi yalan söylüyoruz bölgede orman olmadığı, ağaçların kesilmediği ve inanç yerlerinin olmadığı mı yalan?” diye belirtti.

    “PROJENİN DAHA UYGUN BİR YERDE YAPILMASI GEREKİYOR”

    Çöp tesisinin insanların yaşam alanlarını ve doğayı olumsuz etkileyeceğini ifade eden Avukat Özgür Ulaş Kaplan, “Projenin yapılacağı yer yanlış seçilmiştir, projenin daha uygun bir yerde yapılması gerektiğini demokratik yollarla dile getirdik. Halk dinlenmiyor ve mevcut alanda projenin yapımında ısrar ediliyor. Projenin daha uygun alanlarda yapılması gerekiyor” dedi.

    “PROJE YAPILIRSA İNSANLARIN YAŞAMINA VE DOĞAYA ZARAR VERECEK”

    Projenin hem yerleşim yerlerine hem de inanç yerlerine yakın olduğunu ifade eden Cumhuriyet Halk Partisi Dersim İl Başkanı Kemal Özcan, “Bir proje yapıldığı zaman o yörede yaşayan insanların görüşü alınması lazım. Biz projenin yapılmasını istiyoruz ama bu bölgede değil. Burada insanların yaşamına ve doğaya zarar verecek. Bizim istediğimiz bu tesisin başka bir alanda yapılmasıdır” diye konuştu.

    “KÖYLÜLER, KATI ATIK TESİSİNİN ÇIKARACAĞI KOKU VE SIZINTIDAN ENDİŞE DUYUYOR”

    Emek Partisi Dersim İl Başkanı Ergin Tekin ise, konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Dersim Belediyesi’ne atanan kayyım projenin yapılacağı alana iş makinalarını götürerek sondaj çalışmasını başlattı. Ancak buna karşı tepkiler gelişmezse bunun devamı da gelecek. Köylüler katı atık tesisinin çıkaracağı koku ve sızıntıdan dolayı endişe duyduklarını dile getiriyorlar. Vahşi depolamaya herkes karşı ama köylüler projenin daha uygun bir alanda yapılmasını istiyor.”

    Konuşmalardan sonra Kureyşan Ocağı evladı Kadir Bulut’un okuduğu gülbengin ardından lokmalar pay edildi.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Dersim’de Entegre Katı Atık Bertaraf Tesisi projesine tepki: İzin vermiyoruz! -VİDEO

  • Dersim’de Entegre Katı Atık Bertaraf Tesisi projesine tepki: İzin vermiyoruz! -VİDEO

    Dersim’de Entegre Katı Atık Bertaraf Tesisi projesine tepki: İzin vermiyoruz! -VİDEO

    PİRHA – Dersim’de Sütlüce Köyü yakınlarında yapımı planlanan, köylüler ve çevre örgütleri tarafından karşı çıkılan “Entegre Katı Atık Bertaraf Tesisi” projesi için iş makinaları çalışmaya başladı. Kırmızıdağ Çevre Platformu çalışmanın yasadışı olduğunu belirterek, durdurulmasını istedi.

    Bilirkişi raporları, çevre örgütler ve yurttaşlar tarafından karşı çıkılan ve 55 bin ağacın kesileceğini, yaban hayatının yok olacağını ve kutsal mekanların yok edileceğini belirten, “Entegre Katı Atık Bertaraf Tesisi” Sütlüce’de yapılmak isteniyor. Sabah saatlerinde iş makinalarının Jandarma eşliğinde bölgeye sevk edilirken, Kırmızıdağ Çevre Platformu, çevre örgütleri ve yurttaşlar çalışmanın yapılacağı yerde eylem başlattı.

    Kırmızıdağ Çevre Platformu üyesi Kemal Altmış, sabah saatlerinden itibaren alanda oldukları ve Orman İl Müdürlüğü’ne ihbarda bulunduklarını belirterek, yapılan inceleme sonucu alanın orman olduğunu tutanak altına alındığını ifade etti.

    Altmış, kanunsuz bir şekilde çalışma yürütülmek istendiğini aktararak, platform olarak projeye değil yerine karşı olduklarını vurguladı. 9 köy 32 mezranın olumsuz yönde etkileneceğini dile getiren Altmış, bölgede 55 bin ağacın kesileceğini, doğanın tahrip edileceğini, kutsal gördükleri inanç yerlerinin çöp altında kalacağını, geçim kaynakları olan tarımsal ve hayvansal faaliyetlerin son bulacağını söyledi.

    CHP İl Genel Meclis Üyesi Nurcan Koç da, Resmi Gazete’de yayınlanan kararla Pülümr ve Munzur Vadisi’nin 1. Doğal Sit Alanı olduğunun tescillendiğinin altını çizerek, çalışmanın durdurulması çağrısında bulundu.

    Köyülülerin ve çevre örgütlerinin bekleyişi sürerken, Jandarma alanda bariyer kurdu.

    Bölgeye gelen Orman İl Müdürlüğü yetkilisi tarafından 2 yıllık sontaj ve yol çalışmasına izin verildiği bilgisi aktarıldı. Platform pazartesi günü karara itiraz etmek için dilekçe verecek.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER

    -Sütlüce’de katı atık tesisinin yapılacağı yere uygun değil raporu verildi-VİDEO

    -Sütlüce köylüleri, katı atık tesisine karşı ziyaretlerde çerağ uyandırıp, lokmalar pay etti-VİDEO

    -Sütlüce köylülerinden tesis tepkisi: Köyümüzden ve doğamızdan vazgeçmeyeceğiz-VİDEO

    -Sütlüce’de yapımı planlanan katı atık tesisinin yer değişikliği onaylanmadı

    -Sütlüce köylülerinden Dersim Belediyesi’nin ‘Katı Atık Bertaraf Tesisi’ protestosu – VİDEO

  • Babacan: Tunceli’de bir an önce deprem hazırlıklıları başlamalı-VİDEO

    Babacan: Tunceli’de bir an önce deprem hazırlıklıları başlamalı-VİDEO

    PİRHA-Dersim’e gelen DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Dersim’de deprem tehlikesine dikkat çekti. Babacan, Sütlüce’de yapılması planlanan Katı Atık Tesisi Projesi’ne de değinerek, “Proje onayını İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan adayı Murat Kurum vermiş. Köylülerin itirazına rağmen projenin yapılmasına biz razı değiliz. Munzur’a hiçbir elin değmesine razı değiliz” dedi. 

    Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Genel Başkanı Ali Babacan, Dersim’e gelerek partisinin il binasında basın toplantısı yaptı.

    “KATI ATIK TESİSİ PROJESİNİN YAPILMASINA BİZ RAZI DEĞİLİZ”

    Ali Babacan, Sütlüce’de yapılması planlanan Katı Atık Tesisi Projesi’ne değinerek, “Proje onayını İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan adayı Murat Kurum vermiş. 54 bin ağacın kesileceği söyleniyor, köylülerin itirazına rağmen projenin yapılmasına biz razı değiliz. Sütlüce’de yapılmak istenen projede ÇED kararı nasıl çıktı bunun sorgulanması gerekiyor. Kamuoyu bu konuda aydınlatılmalı ve projeye onay verenler neden verdiğini anlatmalı. Munzur’a hiçbir elin değmesine razı değiliz” dedi.

    “HER AN DEPREM OLABİLİR”

    Uzmanların Dersim’de depreme ilişkin uyarılarının dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Babacan, “Burada her an deprem olabilir. Bu yüzden bir an önce Tunceli’de deprem hazırlıklılarının başlaması gerekiyor. 6 Şubat’ta yaşadığımız acıyı, burada yaşamayalım. İlk başta yapmamız gereken şehri depreme dayanıklı hale getirmemiz gerekiyor. Bilim insanlarının depremle ilgili uyarılarını dikkate almalıyız. Kentsel yenilemeyi Dersim’in doğasına zarar vermeden yapmak zorundayız. Tunceli’nin kültür mirasını mutlaka korumalıyız ve güvence altına almalıyız” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Sütlüce’de yapılmak istenen Katı Atık Bertaraf Tesisi’ne ilişkin toplantı gerçekleştirildi-VİDEO

    Sütlüce’de yapılmak istenen Katı Atık Bertaraf Tesisi’ne ilişkin toplantı gerçekleştirildi-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de Sütlüce’de yapılmak istenen Katı Atık Bertaraf Tesisi’ne ilişkin toplantı gerçekleştirildi. Sütlüce halkının mücadelesinin yanında yer alacaklarını belirten Munzur Çevre Derneği Yöneticisi Özkan Arslan, “Bizler de köylülerin yanında yer almak zorundayız, çünkü köylülerin yaşam alanlarını koruma mücadelesinin karşısında durma gibi bir durumumuz olamaz” dedi.

    Dersim’de Sütlüce’de yapılmak istenen Katı Atık Bertaraf Tesisi’ne ilişkin köylüler, sivil toplum örgütleri ve siyasi partilerin temsilcilerinin katıldığı toplantı gerçekleştirildi.

    “SÜTLÜCE HALKININ YANINDA YER ALACAĞIZ”

    İlk defa köylülerin kendi yaşam alanlarına sahip çıktığını belirten Munzur Çevre Derneği Yöneticisi Özkan Arslan, “Bizler de köylülerin yanında yer almak zorundayız çünkü köylülerin yaşam alanlarını koruma mücadelesinin karşısında durma gibi bir durumumuz olamaz. Dersim coğrafyası barajlarla, madenlerle ve orman yangınlarıyla kuşatma altında herkesin kendi yaşam alanını koruyarak çevre mücadelesinin başarıya ulaşacağına inanıyoruz o yüzden bundan sonra Sütlüce halkının mücadelesinin yanında yer alacağız” diye belirtti.

    “EMEK PARTİSİ OLARAK KÖYLÜLERİN YANINDA OLACAĞIZ”

    Ne kadar kusursuz bir proje olursa olsun o bölgede yaşayan halkın rızası alınmadan bu projenin yapılmaması gerektiğini söyleyen EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin, “Partimiz olarak köylülerin yanında olacağımızı belirtmek istiyoruz, asıl mesele halkımızın kendi yaşam alanlarına bu projenin yapılıp yapılmamasını istemesidir” dedi.

    “PROJENİN YERİNİN SEÇİMİNDE CİDDİ HATALAR YAPILDI”

    Projenin yerinin seçiminde ciddi hataların yapıldığını vurgulayan Tunceli Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Hıdır Belice, “Halka rağmen hiçbir şeyin yapılmaması gerekirken belediye almış olduğu kararla inatla bu projeyi gerçekleştirmesi halka karşı duyarsızlıktır. Belediyenin herkesin ortak fikrini alması gerekirdi” diye ifade etti.

    “BAŞKA BİR ÇÖZÜM YOLU BULUNMASI GEREKİYOR”

    Projenin doğru olduğunu ancak seçilen yerin yanlış olduğunu ifade eden CHP Dersim Milletvekili Aday Adayı Ali Mustafa Çelik, “Projenin yeri yanlışsa projenin proje iptal edilmesi gerekiyor. Bundan sonraki süreçte yeri mi değiştirilir yoksa iptal mi edilir bilmiyorum ama başka bir çözüm bulunması gerekiyor” dedi.

    “TALEPLERİMİZ DİKKATE ALINMADI”

    Toplantıya projenin muhatabı olan belediyelerin davet edilmemelerine katılmamasını eleştiren Avukat Özgür Ulaş Kaplan, “Belediyelerin her platformda her konuda halkla bir arada oluruz, halkın düşüncelerini önemseriz gibi söylemlerde bulunuyorlar. Defalarca dile getirdik bu konuyu uzman kişiler gelsin ve halkla birlikte konuşalım dedik ancak taleplerimiz dikkate alınmadı” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Sütlüce köylüleri, katı atık tesisine karşı ziyaretlerde çerağ uyandırıp, lokmalar pay etti-VİDEO

    Sütlüce köylüleri, katı atık tesisine karşı ziyaretlerde çerağ uyandırıp, lokmalar pay etti-VİDEO

    PİRHA-Sütlüce bölgesinde yapımı planlanan katı atık bertaraf tesisinden dolayı inanç yerlerinin de etkileneceğini belirten Sütlüce yöresi köylüleri, Dewres Mılız ve Sultan Paşa türbesinde çerağlar uyandırıp lokmalar pay etti. Köylüler ziyaretlerde yaptıkları konuşmalarda, ibadet yerlerinin çöp altında kalmaması için mücadele ettiklerini belirtti.

    Dersim’de Sütlüce bölgesinde yapımı planlanan katı atık bertaraf tesisine ilişkin tartışmalar devam ediyor.

    Sütlüce bölgesinde yapımı planlanan katı atık bertaraf tesisinden dolayı inanç yerlerinin de etkileneceğini belirten Sütlüce yöresi köylüleri, Dewres Mılız ve Milli köyündeki Sultan Paşa türbesinde çerağlar uyandırıp lokmalar pay etti.

    “İNANÇ MERKEZLERİMİZİN YOK OLMAMASINI İSTİYORUZ”

    İbadet yerlerimizin çöp altında kalmaması için mücadele ettiklerini söyleyen köylüler, “Ziyaretlerimize gelerek farkındalık yaratmak istedik. Ekoloji mücadelesini sürdürürken inanç ve kültür boyutunu da gündeme almamız gerekiyor. İnanç merkezlerimizin bize getirdiği kültürel değerlerimizin yok edilmemesini istiyoruz. Dersim Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu’nun artık bu halkın taleplerini görmesini istiyoruz. Bizim başka gidecek yerimiz yok, bizim yerimiz yurdumuz burası artık bize karışmayın. Halkın inançlarına saygılı olsunlar” dediler.

    Konuşmalardan sonra Ali Haydar Demir isimli yurttaş Sütlüce ile ilgili türkü söyledi.

    PİRHA/DERSİM

  • HDP Dersim İl Örgütü: Katı atık tesisi projesi ilimizin en temel ihtiyacıdır-VİDEO

    HDP Dersim İl Örgütü: Katı atık tesisi projesi ilimizin en temel ihtiyacıdır-VİDEO

    PİRHA-HDP Dersim İl Örgütü, Sütlüce köyünde yapılması planlanan katı atık tesisiyle ilgili tartışmalara ilişkin parti binasında basın açıklaması düzenledi. Yapılan açıklamada, “Atık sular yeraltı sularına karışmaktadır bu durum hava ve çevre kirliliği yaratmaktadır bu nedenle katı atık arıtma tesisi ilimizin en temel ihtiyaçlarındandır” denildi.

    HDP Dersim İl Örgütü, Sütlüce köyünde yapılması planlanan Katı Atık tesisiyle ilgili tartışmalara ilişkin parti binasında basın açıklaması düzenledi. Açıklamayı HDP Dersim İl Eş Başkanı Nazlı Çelik Öz okudu.

    “KATI ATIK ARITMA TESİSİ İLİMİZİN EN TEMEL İHTİYAÇLARINDANDIR”

    Vahşi depolama yöntemi ile çöplerin depolanması nedeniyle binlerce dönüm arazinin kirlenerek yok olduğunu vurgulayan Öz, “Atık sular yeraltı sularına karışmaktadır bu durum hava ve çevre kirliliği yaratmaktadır bu nedenle katı atık arıtma tesisi ilimizin en temel ihtiyaçlarındandır. Bu ihtiyaçtan dolayı bu proje ortaya çıkmıştır arıtma tesisinin ihtiyaç olduğu ve yapılması gerektiği herkesin ortak fikridir. Yapılması düşünülen yer konusunda bölge halkının itirazları vardır. 15 gün önce köylülerden oluşan bir heyet partimizi ziyaret ederek yer değişikliği konusunda destek istemiştir. Biz de başından beri söylediğimiz gibi projenin olması gerektiğini, iptal konusunun bizim açımızdan kabul edilebilir olmadığını, yer değişikliği yetkisinin Dersim Katı Atık Birliği’nde (DER-KAB) olduğunu belirttik” dedi.

    “PARTİMİZ DERSİM’İN ÇIKARLARINI HER ŞEYİN ÖNÜNDE TUTAR”

    Projenin yerinin değiştirilmesine yönelik bir önerge verilmesi halinde destek verebileceklerini söylediklerini ifade eden Öz, “Köylüler adına Belediye meclisine gelen önergede projenin iptali anlamına gelen “DER-KAB dan” çekilme maddesi eklenmiştir. Belediye başkanı da yer değişikliği talebini oylamaya sunmamış, Sadece DER-KAB’dan çekilme maddesini oylamaya sunulmuştur. Dersim’in çıkarlarını her şeyin önünde tutan partimiz, ilimiz için önemli olan bu projenin iptal edilmesini kabul etmemiş bu nedenle de Belediye Meclis üyelerimiz hayır oyu vermişlerdir” diye belirtti.

    “PARTİMİZİN ÖNÜNE YÜRÜNMESİNİ KINIYORUZ”

    Meclis görüşmesi sonrasında belediyede yaşanan küfürleşme ve şiddet girişimlerini kabul etmediklerini belirten Öz, “Oylamadan sonra bir grubun partimiz HDP’ye yürümesini kınıyoruz. Öncesinde bazı kişilerin sorumluluk alanı olmadığı halde İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile görüşerek partimizi ve projeyi kriminalize etmesini maksatlı bir girişim olarak görüyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

     

     

  • Dersim Belediye Başkanı Maçoğlu: Kayyum döneminde neden iptal etmediniz?-VİDEO

    Dersim Belediye Başkanı Maçoğlu: Kayyum döneminde neden iptal etmediniz?-VİDEO

    PİRHA-Sütlüce bölgesinde yapımı planlanan katı atık bertaraf tesisine ilişkin Dersim Belediyesi Meclis toplantısı sonrası yaşananlara ilişkin açıklama yapan Dersim Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu, “AKP il başkanının bu projeyle ilgili söylediklerine bakmanızı istiyorum. Bu halkın kültürünü bilmeyenler halkı bölmeye çalışıyorlar. Kayyum döneminde birlikte çalıştınız. O zaman iptal etme yetkiniz vardı, neden iptal etmediniz?” diye sordu.

    Dersim Sütlüce bölgesinde yapımı planlanan katı atık bertaraf tesisine ilişkin Dersim Belediyesi Meclis toplantısında yaşananlara dair Dersim Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu açıklama yaptı.

    Uzun süredir meclis toplantılarının halka açık olduğu ve Dersim halkına yakışan bir şekilde yapıldığını belirten Maçoğlu, “Bu durum bazı güçleri rahatsız etti. Bu süreç içerisinde 5-10 kişi halkın hak arama mücadelesini provakatif şekilde planlamıştır. 12 -13 yıldan beridir bu proje çalışması sürüyor. Dersim Katı Atık ve Bertaraf Tesisi 2009 da başlayarak 2014 te resmileştirilmiş Çevre Bakanlığı ve Avrupa Birliği delegasyonu tarafından onay verilmiştir. Benden önceki belediye başkanlarına, muhtarlarına, belediye meclis üyelerine teşekkür ederim. O dönem o bölgedeki muhtarlar ve köylülerin desteği ve izniyle o bölge seçiliyor” dedi.

    “HALKIN GÜCÜNÜ YIKMAK ADINA YAPTIĞINIZ ÇALIŞMA NAFİLE”

    Dersim halkın iradesine saygı duyulmadığının altını çizen Maçoğlu, şunları dile getirdi:

    “HDP, CHP ve SMF belediyelerinin yani Dersim’in yüzde 85’inin ortak projesiydi. AKP Mazgirt Belediye Başkanı da bu projeye destek verdi. Ama AKP il başkanının bu projeyle ilgili söylediklerine bakmanızı istiyorum. Bu halkın kültürünü bilmeyenler halkı bölmeye çalışıyorlar. Yüzyıldır Dersim halkının çektiği çileleri biz biliyoruz. Bizim kültürümüzde linç kültürü yoktur.

    Köylülerle yaptığımız görüşmedeki tüm kararları yerine getirdik.

    1-Köylüler “hukuka gideceğiz hukuk sonrasında kazanırsak vazgeçecek misiniz” dediler evet dedik.

    2-Bağımsız bilirkişiler getirilsin dediler. Ankara’daki üniversitelerde ehliyeti olan bilirkişileri getirdik ve 122 sayfalık rapor yayınlandı ve bilirkişi raporuna yine uymadılar.

    55 bin ağaç kesilecek dediler. Biz Elazığ Orman Müdürlüğü’ne başvuru yaptık. Bölgede ağaç tespiti ve kesilecek ağaçlarının sayısı için 6.711 sayını bize bildirdiler. Yanlış ise kamuyu yanlış bildiriyor diye o memurlar ve müdürler hakkında suç duyurusunda bulunsunlar. Biz Dersim halkının yanındayız, tarafıyız. Bu  arkadaşlar Dersim’de yangın olduğunda neden ses çıkarmıyorlar Nazimiye’de 9-10 kilometrelik yollara açılıyor, buradaki ağaçlar için bir sözleri yok mu? Dersim halkı ve biz bu tür tartışmaları boşa çıkaracağız. Köylüler hak arama mücadelesinde ısrar etmelilerdir.

    AKP il başkanına ve kendiyle beraber çalışanlara söylüyorum; Kayyum döneminde birlikte çalıştınız, o zaman iptal etme yetkiniz vardı, neden iptal etmediniz? Devrimcilerin, yurtseverlerin, sosyalistlerin ittifaklarını bölmek adına, burdaki bu halkın gücünü yıkmak adına yaptığınız çalışma nafile.”

    PİRHA/DERSİM

  • Sütlüce’de yapımı planlanan katı atık tesisinin yer değişikliği onaylanmadı

    Sütlüce’de yapımı planlanan katı atık tesisinin yer değişikliği onaylanmadı

    PİRHA-Sütlüce bölgesinde yapımı planlanan Katı Atık Entegre Tesisi’nin yer değişikliği ile ilgili DER-KAB Meclisi’ne sunulan önerge, Avrupa Birliği Yatırımları Dairesi Başkanlığı tarafından onaylanmadı. Tesisin yine aynı yerinde yapımına devam edilecek.

    Geçen ay yapılan Dersim Katı Atık Birliği’nin (DER-KAB) meclis toplantısında Sütlüce bölgesinde yapımı planlanan Katı Atık Entegre Tesisi’nin yer değişikliği ile ilgili önerge sunulmuş, yer değişikliğini içeren önerge mecliste kabul edilmişti. Verilen önerge sonrası yapılan yazışmaların ardından Avrupa Birliği Yatırımları Dairesi Başkanlığı tesisin yine aynı yerinde yapımına devam edilmesi yönünde karar verdi.

    Avrupa Birliği Yatırımları Dairesi Başkanlığı tarafından DER-KAB’a gönderilen yazıda, şöyle denildi:

    “Söz konusu projede oldukça ileri bir aşamaya gelinmiş olup projenin müşavirlik işi ihalesi Ağustos 2021 tarihinde başlamıştır. Yapım işine ait ihale dokümanlarının hazırlığı ise devam etmektedir. Müşavirlik ve yapım işi ihalelerinin 2022 yılı sonu itibariyle tamamlanması ve 2023 yılının başında yapım işinin başlaması planlanmaktadır. 30 aylık inşaat ve 12 aylık kusur sorumluluk süresinin 2026 yılının ortasında sona ermesi düşünülmektedir. Söz konusu projenin de yer aldığı IPA II Programlama Dönemi 2026 yılının sonunda sona erecektir. Dolayısıyla bu tarihten sonra gerçekleşen faaliyetler için bu program çerçevesinde AB’den fon alınamayacaktır. Bertaraf sahası için yeni bir yer seçilmesi durumunda katı atık yönetim projesinin yeni sahaya göre yeniden hazırlanması, bertaraf sahası için tahsis ve diğer izin işlemlerinin tamamlanması, fizibilite raporunun hazırlanarak Bakanlığımız Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü tarafından onaylanması, Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğine uygun olarak izin sürecinin tamamlanması, IPA başvuru dosyasın hazırlanması, saha gezisi ve değerlendirme toplantısının yapılması ve sonrasında ihale sürecinin tamamlanması gerekmektedir. Proje kapsamında bertaraf sahası için yer değişikliği yapılması durumunda yukarıda bahsi geçen proje hazırlık, tahsis, izin, ihale ve yapım süreçlerinin IPA II döneminin hibe kapanış tarihi olan 2026 yılı sonuna kadar tamamlanamayacağı değerlendirilmekte olup, 2027 yılına sarkacak ödemelerin tamamının nihai faydalanıcının sorumluluğunda olduğu hususunda; Bilgilerinizi ve gereğini önemle rica ederim.”

    PİRHA/DERSİM

     

  • Dersim’de katı atık tesisi tepkisi: Yaşam alanlarımıza müdahale edilmesin-VİDEO

    Dersim’de katı atık tesisi tepkisi: Yaşam alanlarımıza müdahale edilmesin-VİDEO

    PİRHA-Sütlüce bölgesinde yapımı planlanan katı atık bertaraf tesisine ilişkin Sütlüce Yöresi Köylüleri ve Kırmızı Dağ Çevre Platformu, Dersim Belediye’si önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamayı Kırmızı Dağ Çevre Platformu adına Yılmaz Çelik okudu. Çelik, “Dersim Katı Atık Birliği Meclisini toplayarak halktan yana karar çıkarın. Siz Halkın nezdinde çöp olmuş bu projeden vazgeçinceye kadar mücadelemiz çoğalarak aynı kararlılıkla devam edecektir” dedi.

    Sütlüce bölgesinde yapımı planlanan katı atık bertaraf tesisine ilişkin Sütlüce Yöresi Köylüleri ve Kırmızı Dağ Çevre Platformu, Dersim Belediye’si önünde basın açıklaması yaptı.

    Açıklamayı Kırmızı Dağ Çevre Platformu adına Yılmaz Çelik okudu. Köyleri, dereleri, endemik bitkileri, yaban hayatı ve kesilmek istenen 55 bin ağacı korumak için burada olduklarını söyleyen Çelik, “Sayın Maçoğlu, 31 Mart 2019 da seçim vaatlerinde demiştiniz ki şehri meclislerle yöneteceğiz. Sözünüzü tutun. Çöp projesini, Sütlüce halk meclisine getirin. Yine demiştiniz ki doğa tahribatı suçtur. Peki, 55 bin ağaçtan ne istiyorsunuz, ağaçları keserek suç mu işlemek istiyorsunuz? Sütlüce halkı hem sizin suça sürüklenmenizi istemiyor hem de ormanı bu suçtan korumak istiyor. Halka kulak verin geç olmadan” diye belirtti.

    “MÜCADELEMİZ AYNI KARARLILIKLA DEVAM EDECEK”

    Buradan Tunceli Belediyesi’nin yönetimindeki meclis üyelerine ve tüm siyasi partilere seslenmek istediğini söyleyen Çelik, şöyle devam etti:

    “Bu zulme, bu ucube projeye ne zamana kadar susacaksınız? Programınızda ne diyordunuz, size hatırlatalım. Doğa tahribatı suçtur diyorsunuz, peki Sütlücede yapılmak istenen nedir? Ekolojik denge korunmalıdır diyorsunuz, peki Sütlücedeki endemik bitkiler, vahşi yaşam ve 55 bin ağaçlık orman niye yok edilmek isteniyor? Derelerimize, toprağımıza, ormanımıza, geleceğimize sahip çıkalım diyorsunuz, Sütlücedeki dereyi, toprağı, ormanı neden görmezden geliyorsunuz? Doğa Hakları Politika Belgeniz var, yoksa kendi yazmış olduğunuz belgeden de mi habersizsiniz? Size hatırlatalım: Doğa hakkı, yaşam hukukunun temelidir; bu nedenle vazgeçilecek, ertelenebilecek bir hak değildir. Başka haklar ile çatışması durumunda, üstün hak olarak nitelendirilmelidir diyorsunuz. Sütlücedeki halkı, toprağı, ormanı, ekosistemi neden görmezden geliyorsunuz? Ekoloji konusunda, size de hatırlatalım. Doğa hakları ve doğal süreçlerin korunması insan hakkından üstündür. Halkların yaşam alanlarında halkın kendisi doğrudan karar ve yetki sahibidir. Ekoloji perspektifi ile ekosistemleri, ormanları, biyolojik türleri korur diyorsunuz. Sütlücedeki halkı, toprağı, ormanı, ekosistemi neden görmezden geliyorsunuz? Tunceli Belediyesi’ni yöneten siyasi partilere sesleniyoruz: Programlarımız; doğa, ekoloji, hak, hukuk kavramlarıyla dolu. Program ve ilkelerinizin gereğini yaparak halktan ve doğadan yana olun. Program ve ilkelerinizin gereğini yapmayacaksanız niye yazdınız bunları? Basın yoluyla halka verdiğiniz destek önemli ama yetersizdir. Sizlerden laf değil icraat bekliyoruz. Belediye meclisinde çoğunluğa sahipsiniz. Bu halkı ve doğayı gerçekten önemsiyorsanız projeyi meclis gündemine alıp doğadan ve halktan yana kararı çıkarın. Dersim Katı Atık Birliği Meclisini toplayarak halktan yana karar çıkarın. Siz Halkın nezdinde çöp olmuş bu projeden vazgeçinceye kadar mücadelemiz çoğalarak aynı kararlılıkla devam edecektir.”

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim Belediyesi, ’55 bin ağaç kesilecek’ iddialarına yanıt verdi

    Dersim Belediyesi, ’55 bin ağaç kesilecek’ iddialarına yanıt verdi

    PİRHA-Dersim’de yapılacak Katı Atık Bertaraf Tesisi Projesi kapsamında “55 bin ağaç kesilecek” iddialarına yanıt veren Dersim Belediyesi, “Alanında uzman 3 Orman Mühendisi tarafından hazırlanan raporda sahanın tamamında 6711 ağaç olduğu tespit edilmiştir. Tahsisi yapılan alanda özellikle ağaç yoğunluğunun fazla olduğu kısımlarda ağaç kesimi yapılmayacağı, kesimi yapılacak ağaç sayısının yaklaşık 4.000 adet civarında olduğu net bir şekilde görülecektir” dedi. 

    Dersim Belediyesi, Dersim’de yapılacak Dersim Katı Atık Projesi’ne ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, “2009 yılından itibaren belediyemiz tarafından ciddi emekler verilerek sürdürülen ve daha sonra İlçe belediyelerinin de katılması ile genişleyen, Katı Atık sorununu bilimsel ve ekolojik temelde çözmeye yönelik projemiz olan; Katı Atık Bertaraf Tesisi Projesi ile ilgili güncel gelişmeleri halkımızın bilgisine sunmak isteriz” denildi.

    Açıklamanın devamında projenin tüm yükümlülüklerinin yerine getirildiği ifade edilerek, “Uzmanlar ve bağımsız kurum kuruluşlarca defalarca onaylanmış ve yakın zaman önce yatırım programına alınan projenin inşaat çalışmalarına 2022 yılı sonu itibariyle başlanması planlanmaktadır” ifadelerini kullandı.

    “55 BİN AĞAÇ KESİLECEK İDDİALARI BİLİMSEL RAPORLARLA ÖRTÜŞMEMEKTEDİR”

    Dersim Belediyesi’nin yapmış olduğu açıklama şöyle:

    “TMMOB’ye bağlı Mimarlar Odası Ankara Şubesi tarafından, dava konusu edilen projemizle ilgili 2021 yılı Aralık ayı içerisinde; Mahkeme Bilirkişi Heyeti; Proje ile ilgili olumsuz görüşlerini ileten bir raporu dava dosyasına eklemişti. Kamuoyunda ‘55 Bin Ağaç’ kesilecek iddiası ile gündemleşen rapordaki gerçek dışı beyanlara dair, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve belediyemizin itirazlarını içeren raporu mahkeme ve kamuoyunun bilgisine sunmuştuk. Mahkeme Heyeti tarafından yapılan değerlendirme sonucu, bilirkişi raporundaki ‘iddiaların’ bilimsel ve teknik dayanaklardan yoksun olduğu gerekçesiyle rapor kabul edilmemiş ve bilirkişi heyetinden ‘somut, açık, bilimsel ve teknik gerekçeler ışığında yeni bir rapor sunmalarını istemiştir.

    ‘55 Bin Ağaç Kesilecek’ ve projeyle ilgili ifade edilen diğer iddialar geçmiş dönemlerde hazırlanmış bilimsel raporlarla örtüşmediğinden, bu ifadeler belediyemiz tarafından ciddiye alınmamış ve bilim ve tekniği rehber edinen tüm çevrelerden de bu beklenmiştir. Ancak köylüleri yönlendiren birkaç kişinin proje hakkında ve ağaç sayısı hakkında gerçeklik ile ilgisi olmayan şekilde sürekli açıklama yapmaları, hiçbir bilimsel, teknik ve yasal temeli olmadan kamuoyu nezdinde ‘55 bin ağaç’ kesileceği algısı yaratmaya çalışmaları ve ne yazık ki ortaya atılan bu rakamın bazı kurum ve kişiler tarafından ‘doğru bilgi’ olarak değerlendirilmesi ve kamuoyuna açıklamalar yapması nedeniyle, belediyemiz tarafından işin uzmanlarına tesis sahasındaki ağaç sayısı tespiti yaptırılmıştır.

    Projenin iptalinin önümüzdeki en az 20 yılda kentimizin çöp sorununun artarak büyüteceği anlamına gelineceği bilindiği halde, bazı siyasi partilerin bilimsel ve yasal verileri görmezden gelerek ve herhangi bir bilimsel rapor sunmadan, projede yer değişikliğini talep ettikleri yönündeki açıklamaları ile kamuoyunu yanlış yönlendirmeye çalışmalarını büyük bir talihsizlik olarak gördüğümüzü belirtmek isteriz.

    Alanında uzman 3 Orman Mühendisi tarafından hazırlanan rapor belediyemize ulaşmış olup, raporda sahanın tamamında 6711 ağaç olduğu tespit edilmiştir. Tahsisi yapılan alanda özellikle ağaç yoğunluğunun fazla olduğu kısımlarda ağaç kesimi yapılmayacağı, ağaç kesiminin sadece tesis binalarının ve çöplerin depolanacağı kısımlarda yapılacağı göz önüne alınırsa kesimi yapılacak ağaç sayısının yaklaşık 4000 adet civarında olduğu net bir şekilde görülecektir. Yani kesimi yapılacak ağaç sayısı, ÇED raporunda verilen ağaç sayısındaki rakamla uygunluk göstermektedir ve bu rakam 55 bin sayısının %10 u bile değildir. Değil 4000, 1 ağacın dahi gereksiz yere kesilmesine karşı olduğumuzu fakat ekoloji biliminin bir bütün olarak fayda – zarar denklemi ile hareket ettiğini ve bizim de buna uygun projelerin yanında olduğumuzun bilinmesini isteriz.

    “TEKNİK ENVANTER RAPORU KAMUOYU İLE PAYLAŞILDI” 

    Açıklamanın devamında; belediyemiz sahip olduğu anlayış gereği, bilim ve tekniğin izinde, halkla birlikte faaliyetlerde bulunmaktadır. Bu doğrultuda geçmiş dönemlerdeki yoğun emeklerle bugüne kadar gelen, ilimiz için elzem olan bu projeyi, hukuksal tüm haklarımızı kullanarak savunacağımızdan ve halkımızın hizmetine sunacağımızdan şüphemiz olmadığının bilinmesini isteriz.

    Yer seçimi hakkında ayrıca yer seçiminin bilimsel ve yasal kriterlere uygun olduğunun tüm kamuoyu tarafından anlaşılabilmesi için yer seçimi ve projeye onay veren kurum kuruluşları paylaşmak isteriz.

    Der–Kab (Tunceli-Pülümür-Nazımiye-Ovacık-Mazgirt-Hozat-Çemişgezek-Pertek Belediyeleri),

    Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü,

    İl Mahalli Çevre Kurulu (DSİ, İl Tarım Müd., Sağlık İl Müd.),

    Orman Bölge Müdürlüğü,

    Milli Parklar Müdürlüğü,

    Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı,

    TMMOB Çevre Mühendisleri Odası,

    TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası,

    TMMOB Tunceli İl Koordinasyonu,

    10.Avrupa Birliği Delegasyonu,

    11.Alanında Uzman Kişilerden Oluşan Bağımsız Uzman Heyet,

    Bunların yanında kentimizdeki siyasi partiler, sivil toplum örgütleri, kamu kurum ve kuruluşları birçok mimar, mühendis, şehir plancısı, avukat yer seçimi ve projeyi onaylamaktadır. Bir yandan teknik, bilimsel, ekolojik ve yasal verileri dayanak olarak kullanarak yer seçimine onay veren bu kadar kurum ve kuruluş ile uzman bilirkişiler var iken, diğer yandan bilimsel, teknik ve yasal dayanakları olmadan ortaya attıkları iddialar ile köylülerimizi ve kamuoyunu yanlış yönlendirmeye çalışan birkaç kişi. Geçtiğimiz hafta bahse konu proje ile ilgili olarak; belirtilen alanda gerçekleştirilmesinde projenin iptaline neden olabilecek bir itirazlarının bulunmadığını kamuoyuna deklare eden TMMOB İl Koordinasyonunun değerli bileşenlerine teşekkür ederiz.

    Tüm kamuoyunu; eksik ve yanlış bilgilendirmelerin yanında değil, bilimsel ve teknik kriterlere, ulusal ve uluslararası mevzuata uygun olduğu onaylanan projemizin yanında yer almasını bekliyor ve detaylı bilgilendirme için belediyemize davet ediyoruz.”

    Dersim Belediyesi, açıklamasında ayrıca Katı Atık Bertaraf Projesi’nin yapılacağı alanda mühendislerin yapmış olduğu teknik envanter raporunu da paylaştı.

    PİRHA/DERSİM

     

     

  • CHP’den Sütlüce kararı: Çevre konusunda duyarlı olan partimizin program ve ilkeleriyle çelişmektedir-VİDEO

    CHP’den Sütlüce kararı: Çevre konusunda duyarlı olan partimizin program ve ilkeleriyle çelişmektedir-VİDEO

    PİRHA-DER-KAB (Dersim Katı Atık Birliği) tarafından Dersim Sütlüce’de yapılmak istenen katı atık tesisinin yapılmasına ilişkin CHP kararını açıkladı. Yapılan açıklamada, “Proje lokasyonunun uygun olmadığı tarafımızca değerlendirilmiş olup, projenin yerinin değiştirilmesi konusunda gerekli girişimlerde bulunulmasına oy birliğiyle karar verilmiştir” denildi.

    DER-KAB (Dersim Katı Atık Birliği) tarafından Dersim Sütlüce’de yapılmak istenen katı atık tesisinin açıklanan bilirkişi raporunda yaklaşık 55 bin ağacın kesilmesi öngörüldüğü proje alanının, orman alanı olduğunu, tesisin inşa edilmesi durumunda insan sağlığının, su kaynaklarının, bölgedeki tarım ve hayvancılığın olumsuz etkileneceğini belirtilmişti.

    CHP Dersim, DER-KAB (Dersim Katı Atık Birliği) tarafından Dersim Sütlüce’de yapılmak istenen katı atık tesisinin yapılmasına ilişkin kararını açıkladı. Kararın açıklandığı basın açıklamasına CHP Dersim Milletvekili Polat Şaroğlu, CHP Dersim İl Başkanı Ali Mustafa Çelik, Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, Pülümür Belediye Başkanı Müslüm Tosun, Pertek Belediye Başkanı Ruhan Alan, Nazımiye Belediye Başkanı Cafer Kırmızıçiçek, Merkez İlçe Başkanı Hüseyin Yoluk ve CHP Dersim Kadın Kolları Başkanı Handan Kahraman Şanlı katıldı.

    “PROJE LOKASYONU UYGUN DEĞİLDİR”

    CHP Dersim İl Başkanı Ali Mustafa Çelik, “Tunceli Katı Atık Bertaraf Tesisi Projesi ilimiz için gerekli ve önemli bir projedir, projeye karşı değiliz ancak Tunceli Katı Atık Bertaraf Projesi’nin yapılacağı alanın ağaçlık bir alan olması, yüksek miktarda ağaç kesimi söz konusu olması nedeniyle doğa ve çevre konusunda duyarlı olan partimizin program ve ilkeleri ile çelişmektedir. Proje lokasyonunun uygun olmadığı tarafımızca değerlendirilmiş olup, projenin yerinin değiştirilmesi konusunda gerekli girişimlerde bulunulmasına oy birliğiyle karar verilmiştir” dedi.

    “PROJEDEN VAZGEÇMEDİK YER DEĞİŞİKLİĞİ İÇİN ÇABA HARCAYACAĞIZ”

    Projeden vazgeçmenin değil yer değişikliği için çaba harcayacaklarını söyleyen CHP Dersim Milletvekili Polat Şaroğlu, “Böyle bir projenin kaybolmasından yana değiliz doğayı kurtardık ama vahşi deponun devam etmemesi ve böyle bir projenin ilimize kazandırılması konusunda da elimizi taşın altına koyacağımızı belirtmek isteriz” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

     

     

     

     

     

  • Sütlüce’de katı atık tesisinin yapılacağı yere uygun değil raporu verildi-VİDEO

    Sütlüce’de katı atık tesisinin yapılacağı yere uygun değil raporu verildi-VİDEO

    PİRHA-Dersim Sütlüce’de katı atık tesisinin yapılmasına ilişkin bilirkişi raporu tamamlandı. Raporda yaklaşık 55 bin ağacın kesilmesinin öngörüldüğü proje alanının, orman alanı olduğunu, tesisin inşa edilmesi durumunda insan sağlığının, su kaynaklarının, bölgedeki tarım ve hayvancılığın olumsuz etkileneceğini belirterek, “Dava konusu tesisin söz konusu alana yapılması uygun değildir” denildi.

    Dersim Belediyesi, Nazımiye Belediyesi, Ovacık Belediyesi, Mazgirt Belediyesi ve Pülümür Belediyesinin de olduğu DER-KAB (Dersim Katı Atık Birliği) tarafından Dersim Sütlüce’de yapılmak istenen katı atık tesisinin yapılmasına ilişkin bilirkişi raporu tamamlandı. Açıklanan raporda yaklaşık 55 bin ağacın kesilmesi öngörüldüğü proje alanının, orman alanı olduğunu, tesisin inşa edilmesi durumunda insan sağlığının, su kaynaklarının, bölgedeki tarım ve hayvancılığın olumsuz etkileneceğini belirterek, “Dava konusu tesisin söz konusu alana yapılması uygun değildir” denildi.

    Bilirkişinin açıkladığı rapora ilişkin Mimarlar Odası Tunceli Temsilcisi İbrahim Demir ile Avukat Özgür Ulaş Kaplan tarafından açıklama yapıldı.

    “BİLİRKİŞİ RAPORU SON DERECE OLUMLUDUR”

    Mimarlar Odası olarak Dersim’de bir mücadele içerisinde olduklarını söyleyen Mimarlar Odası Tunceli Temsilcisi İbrahim Demir, “Köylüler doğal olarak kendi yaşam alanlarını savundular. Biz de gerek Ovacık’ta Munzur Gözeleri’nde olsun gerekse Sütlücü’de olsun hiç tereddütsüz yanlarında yer aldık ve birlikte dava açtık. Bu süreçte çıkan bilirkişi raporu son derece olumludur” dedi.

    “RAPORDA YAPILAN TESPİTLER TARTIŞMASIZDIR”

    Sütlüce bölgesinde yaşayan köylülerin tesise karşı olmadığını dile getiren Avukat Özgür Ulaş Kaplan ise şunları kaydetti:

    “Bizler bu tarz tesislerin doğaya zarar vermeyecek, bilimsel metotlarla yapılmasından yanayız. Bugüne kadar yaptığımız görüşmelerden ve diyaloglardan bir netice alamadık. Bu nedenle mecburen yargıya başvurmak zorunda kaldık. Tesisin yapılması planlanan yerde hayata geçmesi durumunda çok ciddi zararların olacak ve binlerce ağaç kesilecektir. Orman sahasında bu tarz projelerin yapılmaması yönünde emsal kararlar var. Bu anlamda yer seçiminin hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle bir bilirkişi kararı verildi. Raporda yapılan tespitler tartışmasızdır.”

    “TESİSİN YAPILACAĞI YERDE 54 BİN AĞAÇ OLDUĞU RAPORLA KANITLANDI”

    Tunceli Belediyesi 11 Mart 2021’de yerel basına verdiği demeçte 7 bin 500 ağacın kesileceğini ifade ettiğini hatırlatan Milli Köyü’nden Murat Payçu da, “Daha sonra bu sayıyı 2 bin 745’e kadar düşürdüler. Bilirkişi raporu Tunceli Belediyesi’nin beyanatlarının yersiz olduğunu ispatladı. Bu alanda 54 bin 900 ağaç olduğu bilirkişi raporuyla kanıtlanmış durumda” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Sütlüce’de doğamız yok edilmek isteniyor, proje derhal iptal edilmeli’-VİDEO

    ‘Sütlüce’de doğamız yok edilmek isteniyor, proje derhal iptal edilmeli’-VİDEO

    PİRHA-Sütlüce bölgesinde yapımı planlanan katı atık bertaraf tesisine ilişkin Sütlüce Yöresi Köylüleri Ve Kırmızı Dağ Çevre Platformu Dersim Belediye’si önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamayı Kırmızı Dağ Çevre Platformu adına Yılmaz Çelik okudu. Çelik, “Ormanlarımız milli servetlerimizdir. Ormanlarımız partiler, siyasetler üstü bir konu olup herkesi ilgilendirmekte, korunması ve geliştirilmesi de anayasal güvence altında bulunmaktadır” dedi.

    Sütlüce bölgesinde yapımı planlanan katı atık bertaraf tesisine ilişkin Sütlüce Yöresi Köylüleri Ve Kırmızı Dağ Çevre Platformu Dersim Belediye’si önünde basın açıklaması yaptı.

    Açıklamayı Kırmızı Dağ Çevre Platformu adına Yılmaz Çelik okudu. Çelik, “Sütlüce yöresi köylüleri olarak, bir daha geri getirilemeyecek ormanları, dereleri, vadileri ve yerleşim alanlarını tehdit eden bu proje ile ilgili görüşlerimizi kamuoyuyla paylaşmayı 5 Dünya Çevre Günü arifesinde bir görev biliyoruz. Ormanlarımız milli servetlerimizdir. Ormanlarımız partiler, siyasetler üstü bir konu olup herkesi ilgilendirmekte, korunması ve geliştirilmesi de anayasal güvence altında bulunmaktadır” dedi.

    “50-60 MİLYON LİRA İÇİN MİLLİ SERVETİMİZ OLAN ORMANLAR YOK EDİLEMEZ”

    Projenin uygulanmak istendiği alanda 50 binden fazla meşe ve ardıç ağacı yok edilme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu vurgulayan Çelik, “Oysa projenin uygulanabileceği üzerinde tek ağaç bulunmayan, tek bir ağacın kesilmeyeceği alanlar, araziler mevcut. Bu ısrar niye? Avrupa’dan gelecek 50-60 milyon lira için milli servetimiz olan ormanlar yok edilemez. Kırmızı Dağ ormanları Kaz Dağları’ndan değersiz mi? Projenin uygulanmak istediği alanda organik arıcılık yapılmakta. Oysa projenin uygulanabileceği üzerinde tek bir arı kovanının bulunmadığı yani arıcılığın yapılmadığı binlerce hektar orman olmayan arazi mevcut. Bu ısrar niye? Avrupa’dan gelecek 50-60 milyon lira için köylünün önemli bir geçim kaynağı olan organik arıcılık yok edilemez. Kırmızı Dağ ormanlarının İkizdere kadar anlamı yok mu?” dedi.

    “BİZ DOĞANIN EFENDİSİ DEĞİLİZ, ONUN PARÇASIYIZ”

    Projenin uygulanmak istendiği alanda nesli tükenme tehdidi altında bulunan ve Bern Sözleşmesiyle Koruma altına alınmış olan vaşak, bozayı, dağ keçisi ve kurt habitatı bulunduğunu dile getiren Çelik,  “Avrupa’dan gelecek 50-60 milyon lira için bu canlıların yaşam alanı yok edilemez, biz insanoğlu doğanın efendisi değiliz, onun parçasıyız. Ormandaki yabana, uçan kuşa, börtü böceğe, yerdeki karıncaya saygı duymak zorundayız. Dillerinden Dersim, Munzur, Alevilik, ekoloji, orman, çevre, doğa, halk gibi kelimeleri düşürmeyenler, bunları vitrin malzemesi olarak kullananlar da Kırmızı Dağ-Sütlüce köyleri, ormanları ve yaban yaşamı konusunda ağız birliği etmişçesine sus pus olmaya, adeta üç maymunu oynamaya devam etmektedirler. Bu utanılacak ve dersler çıkarılacak olaydır” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Çevre Yüksek Mühendisi Tayhan: Katı atık tesisine fazlasıyla ihtiyacımız var-VİDEO

    Çevre Yüksek Mühendisi Tayhan: Katı atık tesisine fazlasıyla ihtiyacımız var-VİDEO

    PİRHA- Tunceli Katı Atık Yönetim Birliği’nden Çevre Yüksek Mühendisi Nilgün Tayhan, Sütlüce’de yapılmak istenen katı atık tesisi projesini PİRHA’ya değerlendirdi. Katı atık ve arıtma tesisinin Dersim bölgesinin vazgeçilmez projesi olduğunu savunan Tayhan, “Çünkü doğal kaynaklarımızın korunması için proje bizim için çok önemli, bu yüzden bizim bölgenin böyle bir tesise fazlasıyla ihtiyacı var” dedi.

    Dersim’de son zamanlarda en çok tartışılan konulardan biri merkeze bağlı Sütlüce bölgesinde yapılmak istenen katı atık tesisi projesi. Köylüler projenin yaşam alanlarını yok edeceği endişesiyle Sütlüce’de yapılmasını istemezken, diğer bir görüş ise katı atık projesinin Dersim’in en önemli ihtiyaçlarından biri olduğu yönünde.

    Tunceli Katı Atık Yönetim Birliği’nden Çevre Yüksek Mühendisi Nilgün Tayhan, Sütlüce’de yapılmak istenen katı atık tesisi projesinde tartışılan konuları PİRHA’ya değerlendirdi.

    “TARIM VE HAYVANCILIĞI TEHDİT ETMİYOR”

    PİRHA: Köylüler katı atık tesisi projesinin yapılmasıyla birlikte geçimlerini sağladıkları tarım ve hayvancılığı artık yapamayacaklarını söylüyorlar. Köylülerin şikâyetlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

    NİLGÜN TAYHAN: Biz bunun değerlendirmesini yaparken, bir yerde yaşamı verimli hale getirirken diğer yerde hayatı sonlandırmak istemiyoruz. Belirlediğimiz alan tarım ve hayvancılık alanı içerisinde değil. Tesis için belirlediğimiz saha ormanlık alan olduğu içinde, tarım ve hayvancılık sahasında değil o yüzden tarım ve hayvancılığı tehdit etmiyor.

    “KATI ATIK TESİSİ İÇİN TÜM ALANLAR DEĞERLENDİRİLDİ”

    Köylüler projenin yapılması halinde yaşam alanlarını tehdit edeceği için başka bir yere yapılmasını istiyor. Neden Sütlüce seçildi?

    Yer seçimi yanlış yapılmış gibi ortada iddialar var. Bölgede katı atık tesisi için tüm alanlar değerlendirildi. Bu tesisi nerede yapabiliriz diye geniş çaplı bir değerlendirme yapıldı. Bu değerlendirme sonucunda çevre kurulunun ve üniversitenin böyle bir saha yapmak için en uygun dört bölge üzerinden hareket edildi. Bu dört bölgedeki avantajlar ve dezavantajlar sıralandı ve en uygun yer olarak sütlüce belirlendi. Sütlüce’yi en uygun yer olarak belirlenmesindeki etkenler nelerdir diye sorduğumuzda burada hâkim rüzgârların olmaması bir avantaj bizim için, yer altı suyunun olmaması, zemininin doğal kil olması, merkeze yakın olması, çukurda olması, yerleşim yerine uzak olması ve çanak gibi ortada olmasını bir avantaj olarak belirledik.

    “KOMİSYON KURULU SÜTLÜCE’DE YAPILMASINA KARAR VERDİ”

    Sütlüce dışındaki diğer yerler neden seçilmedi?

    Belirlediğimiz diğer alanlar Kiltaşı, Kalkundur, çiçekli ve Sütlüce’ydi projemiz için belirlediğimiz saha. Kiltaşı 20 yıldır belediyemizin vahşi depolama sahası, belediyenin çöp sahası. Kiltaşı için çevre kurulu olumlu bir karar vermedi. Çünkü 20 yıllık çöp olduğu için buranın çöp kapasitesi dolmuş durumdaydı. Burayı farklı bir şekilde kaldıracak ve 4 ilçenin olduğu bir çalışmamız olduğu için bu projeye uygun bir alan mevcut değildi Kiltaşı’nda. Saha küçüktü ve 20 yıllık çöp orada biriktirildiği için oranın derhal boşaltılması gerektiği kararına varıldığı için burası seçilmedi aynı zamanda orada hakim rüzgar var. Oranın yüzeysel ve yer altı sularına karışma riski çok yüksek ve mevsimsel olarak birçok şikayet var ve vatandaşların dikkatini çeken bir durum olduğu da gözler önünde. Pülümür çayının sızıntı sularıyla tehlike altında olduğunu herkes biliyor. Çiçekli’de ise belirlenen alan yerleşim yerlerine yakın ve yüksek olduğu için hakim rüzgar var o yüzden burayı çevre kurulu onaylamadı. Olumsuz bir karar alındığı için biz de orada bir çalışma yapmadık. Kalkundur için izin alınmıştı ancak Kalkundur’a gittiğimizde çevre kurulunun yaptığı değerlendirmede hakim rüzgarın etkin olduğu, buranın yeraltı yapısının uygun olmadığı, zeminin güçsüz olduğu ve bununla alakalı dört ilçeden gelecek atıkları depolayacak kapasitesinin olmadığından dolayı bu üç bölge elendi ve Sütlüce üzerine komisyon kurulu karar verdi. Mali Çevre Kurulu’ndan izin alınarak çalışma başlatıldı.

    “DOĞAL KAYNAKLARIMIZIN KORUNMASI İÇİN PROJE ÇOK ÖNEMLİ”

    Sizce Dersim’in böyle bir projeye ihtiyacı var mı?

    Katı atık ve arıtma tesisi Dersim bölgesinin vazgeçilmez projesi. Çünkü doğal kaynaklarımızın korunması için proje çok önemli. Katı atık tesisinin memleket sorunu olduğu için fazlasıyla ihtiyacı olduğu görüşündeyim. Biz katı atık düzenleme tesisi ile birlikte vatandaşların az atık üretmesi, atıkların geri kazanılması ve atıkların çevreye vereceği zararı en aza indirgenmesi ile birlikte yaşam kalitemiz daha iyi olacaktır. Bu yüzden bizim bölgenin böyle bir tesise fazlasıyla ihtiyacı var.

    Cihan BERK/DERSİM

  • Dersim’de HDP’den ‘katı atık tesisi’ açıklaması: Köylülerin itirazlarına saygı duyuyoruz

    Dersim’de HDP’den ‘katı atık tesisi’ açıklaması: Köylülerin itirazlarına saygı duyuyoruz

    PİRHA-HDP Dersim İl Örgütü, son zamanlarda Dersim’de ki önemli tartışmalardan biri olan Sütlüce’de yapılmak istenen katı atık tesisine ilişkin açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “Partimiz dün olduğu gibi bugünde halkın yanında tavır almaya devam edecektir. Bu nedenle köylülerin itirazlarına ve eleştirilerine saygı duyuyoruz” denildi.

    HDP Dersim İl Örgütü, son zamanlarda Dersim’deki önemli tartışmalardan biri olan Sütlüce köyünde yapılmak istenen katı atık tesisine ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    Açıklamada, “Köylülerin itirazlarına ve eleştirilerine saygı duyuyoruz. Bu itirazların çözüm adresinin partimiz olmadığını ve itiraz adresinin Dersim belediyesinin de içinde olduğu DER-KAB olduğunu belirtmek isteriz” denildi.

    “PARTİMİZİN İDEOLOJİSİNİN ÖNEMLİ AYAKLARINDAN BİRİDE EKOLOJİK ANLAYIŞTIR”

    Açıklamanın devamında şunlar kaydedildi:

    Partimiz Dersim belediyesinde yönetimde olduğu 2004 yılının nisan ayından, kayyumun el koyduğu Kasım 2016 yılına kadar 12 buçuk yıllık süreçte,  Dersim belediye tarihinde görülmedik hizmetlere imza atmış ve bu projelerin büyük bir kısmını gerçekleştirmiştir. Partimizin ideolojisinin üzerinde oturduğu üç önemli ayaktan biride ekolojik bir yerel yönetimler anlayışıdır. Bunun gereği  biyolojik atık su arıtma tesisini hayata geçirmiş, katı atık projesi için ilçe belediyeleriyle (DER-KAB) Dersim katı atık birliğini kurmuş ve proje ihalesini yaparak alan belirleme çalışmaları için resmi kurumlara başvuruda bulunmuştur. İl mahalli çevre kurulunca kemer mezrasındaki arazi tahsis edilmiştir. 2014 yılında tahsis edilen bu yer konusunda günümüzde bölgede ikamet eden köylüler tarafından tesisin konumlanacağı alana itirazlar yükseltmektedir.

    “VAHŞİ DEPOLANMA KAYNAKLI TAHRİBATLARI ÖNLEYECEĞİ İÇİN DOĞRU PROJE OLDUĞUNU İFADE ETTİK”

    Herkese Adalet Kampanyası programımız kapsamında çeşitli kurumlar arasında yer alan Dersim Belediyesi’ne yapılan ziyarette tesis gündem konusu olunca, geçmişte kendi dönemimizde emek verdiğimiz ve bir an önce inşasının ilimizin geleceği açısından çöplerin vahşi depolanmasından kaynaklı tahribatları önleyeceği için projemizin doğru bir proje olduğunu ifade etmiştik. Bundan dolayı partimize sosyal medya hesaplarından eleştiriyi aşan saldırılar olmuş ve partimizin aleyhine çeşitli spekülatif söylemler gerçekleşmiştir. Geçmiş dönemde yönetimde olan ve şu anda cezaevinde olan belediye başkanlarımız da bundan nasibini almıştır.

    “HALKIMIZIN HASSASİYETLERİ GÖZ ÜNÜNDE BULUNDURULARAK KARAR VERİLMELİDİR”

    DER-KAB Meclisi merkez belediye başkanlığı ve 7 ilçe belediye başkanlığı olmak üzere toplam 8 belediyeden oluşmaktadır.
    En son belediye meclisinde bir komisyon kurulmasına karşın meclis üyelerimiz bu komisyon kararının Dersim Belediye Meclisi değil DER-KAB meclisinin alması gerektiğini belirterek komisyona girmemiştir. Bu projenin yer seçimi ile ilgili alanında uzman, çevre mühendisi, jeoloji mühendisi, sosyolog, psikolog ve inanç kurum temsilcilerinden oluşan bir komisyon oluşturulmalı, uygun yer seçimine halkımızın hassasiyetleri göz önünde bulundurularak karar verilmelidir. Bu proje Dersim kamuoyunun hepsi tarafından desteklenmekte, yer konusunda itirazlar olmaktadır. HDP olarak Halkımızın düşünce ve eleştirilerine saygı duyuyor, Doğamızı korumak için geçmişte olduğu gibi bugünde mücadele etmeye devam edeceğiz.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Munzur Çevre Derneği yöneticisi Arslan: Sütlüce’ye katı atık tesisi için rızalık alınmalıydı-VİDEO

    Munzur Çevre Derneği yöneticisi Arslan: Sütlüce’ye katı atık tesisi için rızalık alınmalıydı-VİDEO

    PİRHA-Munzur Çevre Derneği yöneticisi Özkan Arslan, Sütlüce’de yapılmak istenen katı atık tesisi projesini PİRHA’ya değerlendirdi. Yer konusunda hatalı davranıldığını çünkü köylülerin rızalığının alınmadığına vurgu yapan Arslan, “Kültürümüzde rızalık kültürü var o yüzden yer seçiminde köylülerin rızalığı alınmalıydı” dedi.

    Dersim’de son zamanlarda en çok tartışılan konulardan biri merkeze bağlı Sütlüce bölgesinde yapılmak istenen katı atık tesisi projesi. Köylüler projenin yaşam alanlarını yok edeceği endişesiyle Sütlüce’de yapılmasını istemezken, diğer bir görüş ise katı atık projesinin Dersim’in en önemli ihtiyaçlarından biri olduğu şeklinde.

    Munzur Çevre Derneği yöneticisi Özkan Arslan, Sütlüce’de yapılmak istenen katı atık tesisi projesinde tartışılan konuları PİRHA’ya değerlendirdi.

    “KENDİ YAŞAM ALANLARI İÇİN DİRENEN KÖYLÜLERİN YANINDA YER ALMAK GEREKİYOR”

    PİRHA: Köylüler projenin yapılmasıyla birlikte geçimlerini sağladıkları tarım ve hayvancılığı artık yapamayacaklarını söylüyorlar. Köylülerin şikâyetlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

    ÖZKAN ARSLAN: Öncelikle tartıştığımız konu projenin kimin tarafından yapıldığı, bundan sonra kimin tarafından devam edileceği değil, bizler için önemli olan köylülerdir. Kendi yaşam alanlarında bu tarz yapılanmaların yapılmasını istemiyorsa kendi ağacına, kuşuna, doğasına, doğasında yaşayan tüm canlıların yaşamasından yana tavır alıyorsa bizim için esas olan köylülerin tavrıdır. Burada yerimiz, yaşamına, doğasına sahip çıkan köylülerin yanıdır. Zaten köylüler şunu belirtmiş durumda: Biz bu tarz projelerin yapılmasına değil seçilen yerden dolayı karşıyız.
    Köylüleri dinlediğimizde orada arıcılık, hayvancılıkla yaşamlarını sürdürdüklerini ve bu tesisin yapılmasıyla birlikte binlerce ağacın kesileceğini ve kendi yaşam alanlarını etkileyeceğini söylüyorlar. Köylüler burada bir karşı duruş sergiliyor. Çevre bilinciyle, yaşam alanlarını savunma bilinciyle yaklaşan her kesimin de burada köylülerin yanında yer alması gerektiğini düşünüyoruz. Bizim için esas olan budur. Kendi yaşam alanları için direnen köylülerin yanında yer almaktır.

    “YER SEÇİMİNDE HALKIN RIZALIĞI ALINMALIYDI”

    Sonuçta bölgeyi en iyi bilen köylülerdir, o yüzden orada ne kadar hayvancılık, arıcılık yapılıyor bu konuda kesin bilgiye sahip değiliz. Ancak köylüler karşı çıkıyorsa kendi yaşam alanlarına bu tarz projelerin yapılmasını istemiyorsa bunda ısrar etmenin anlamı yok. Çünkü Dersim halkının bakış açısında biz doğaya çok önem veririz. Hayvancılık yapmasan bile doğada yaşayan canlıların da yaşam alanıysa bunun için bile biz oraya sahip çıkarız. Tarla ortasındaki bir ağacın bile köylüler kesilmesini istemiyorsa onları haklı buluyoruz. Mesele köylülerin ne kadar hayvancılık yapıp yapmadığı değil ben dereme sahip çıkmak istiyorsam kimse gelip oraya HES yapamaz.

    Bu proje Avrupa Birliği projesi. yer konusunda hatalı davranılmış bizce, çünkü köylülerin rızalığı alınmamış. Bir kere bizim kendi kültürümüzde çevreciliği, siyaseti, yaşam alanlarını bir tarafa bırakalım bu halkın inancında rızalık kültürü var. Yüzyıllardır kökleri o bölgede olan, mezarları orada olan, inanç merkezleri orada olan köylülerin yer seçiminde rızalığı alınmalıydı. Gördüğümüz kadarıyla rızalık alınmamış ve köylüler kendi yaşam alanlarına bu tesisin kurulmasını doğru bulmuyor ve bizim de şu anda yanında duracağımız kesim köylülerdir.

    “100 İLE 10 BİN AĞAÇ KESİLMESİNİN ARASINDA BİR FARK YOK”

    Köylüler projeye siyasi partiler ve çevrecilerin duyarsız kaldığını düşünüyor. Eğer projeyi devlet yapsaydı tepkinin daha farklı olacağını düşünüyor. Siz bu görüşe katılıyor musunuz?

    Bu tarz projeler doğaya, çevreye zarar veriyor. Doğayı sınırsız bir rant aracı olarak gören kesim devlet olduğu için biz Dersimliler olarak devletin yaptığı her projenin altında bir şey aramak zorundayız. Çünkü topraklarımızı yakan, bizi göçe zorlayan devlet var ortada. O yüzden devletin doğa üzerinde yaptığı projelere refleks olarak bir karşı duruş sergiliyoruz. Ama kendine ekolojiyi, çevre anlayışını ön planda tutan kurumların ortaya koyduğu projelerde biraz düşünme durumu oluyor. Bence gerçekten doğaya zarar veriyorsa ben inanıyorum ki Dersim’deki halk da, kurumlar da köylülerle birlikte bu projeyi yaptırmayacaktır ve bu projeyi yaptıran kurumlar da orada kendini dayatmayacaktır. Çünkü aksi taktirde kendileriyle çelişmiş olurlar. Kendileri ekoloji, çevre ve yaşam savunuculuğu adı altında yönetim biçimine sahiplerse eğer oradaki köylüleri dinlemek zorundalar. Şu ısrar olmaması gerekiyor: Bunu biz yapıyoruz bu zararlı değil. Sonuçta orada 100 ağacın kesilmesiyle 10 bin ağacın kesilmesi arasında hiçbir fark yoktur. Oradaki köylülerinde şunu bilmesini istiyoruz bizim için çevre tahribatı ister devlet tarafından yapılsın isterse belediye ve bize yakın kurumlar tarafından yapılsın biz doğayı ve yaşamı savunan insanlar olarak bunun karşısında yer alacağız.

    “PROJENİN YERİNİN DEĞİŞTİRİLMESİ MÜMKÜN DEĞİL GİBİ GÖZÜKÜYOR”

    Köylüler projenin yapılması halinde yaşam alanlarını tehdit edeceği için başka bir yere yapılmasını istiyor. Köylülerin yoğun tepkisi nedeniyle başka bir yerde yapılamaz mı?

    Bu projenin ortaya koyulmasıyla birlikte Avrupa projesi olduğu için hibe ile yapılan bir proje o yüzden yerin değiştirilemeyeceği dile getiriliyor ve seçilen alanında ormanlık olmayan alan olduğu söyleniyor. Köylüler de yapılsın ama bizim bölgede yapılmasın diyor bu mantık da doğru değil. Çünkü bizim için özelde Dersim’in her karesi ama genelde canlıların nefes aldığı bütün alanları sistem tarafından bozulduğunda bizim için aynıdır. Değiştirilmesi gerekiyorsa da bir alan belirlenmesi gerekir ve bu alanın da su kaynaklarının, orman alanlarının olmadığı bir yer olması gerekiyor. Bu da daha önce yapılması gerekiyordu şu an değiştirilmesi mümkün değil gibi gözüküyor.

    “DERSİM’DE ÇOK YÜKSEK BİR ÇÖP POTANSİYELİ YOK”

    Sizce Dersim’in böyle bir projeye ihtiyacı var mı?

    Kentin daha öncelikleri var bizim açımızdan, hiçbir ilçemizde arıtma tesisi yok, atıklar sulara dökülüyor. Yaylalarımız yasak, dağlarımızda maden kuruluyor, sulama göletleri adı altında bir sürü proje var. O yüzden zaten Dersim doğası bir bütünüyle saldırı altında. Köylülerin rızalığı alınmamıştıri bu proje bu şekilde uygulanmamalıdır. Hatta bu projeyle birlikte şu hedefleniyor: İlçedeki bütün çöplerin bir alana toplanması ve burada dönüştürme olması.

    Dersim’in büyük bir çöp potansiyeli yok buradan Elazığ’a taşınabilir diye düşünüyoruz. Dersim’de hem büyük bir nüfus yok hem de çok yüksek bir çöp potansiyeli de görmüyoruz. Bu tesis yapılmasın demiyoruz, ihtiyaç ise bu kent için yapılması gerekir ama yapılan yerin biraz daha doğaya zarar vermeden, tarım alanlarının olmadığı kurak alanlar seçilebilirdi. Geçmişte yapılmış proje yeri değişir mi değişmez mi? Yine buradaki kurumların buna kafa yorması gerekiyor. Sonuç itibarıyla hangi köye taşırsanız taşıyın köylülerde yine bir karşı duruş olacaktır. Yıllardır devletin coğrafyamızda çevre saldırılarını gözlemlemekteyiz. Karakollar, kuleler, maden ve HES alanları gibi bir sürü çevre tahribatı var. Dersim’de bu çevre tahribatları günümüzde illa devlet tarafından yapılacak karşı çıkacağız diye bir şey yok. Bize yakın kurumların, belediyelerin dahi ortaya koyduğu proje olsa da burada halk kendi yaşam alanlarına projenin yapılmasını istemiyorsa ve burada haklı nedenleri varsa biz bunların dinlenmesi gerektiğini düşünüyoruz.

    Cihan BERK/DERSİM

  • Maçoğlu: Katı atık tesisi projesi Dersim halkının hizmetine sunulması gerekir-VİDEO

    Maçoğlu: Katı atık tesisi projesi Dersim halkının hizmetine sunulması gerekir-VİDEO

    PİRHA-Dersim Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu, Sütlüce’de yapılmak istenen katı atık tesisi projesini PİRHA’ya değerlendirdi. Projenin sonuçlandığı bir dönemde bu tür tartışmaları yürütmenin artık bu projeyi ya kabul etmek ya da kabul etmemek anlamına geleceğine vurgu yapan Maçoğlu, “Bu projenin Dersim halkının hizmetine sunulması gerektiğini düşünüyorum” dedi.

    Dersim’de son zamanlarda en çok tartışılan konulardan biri Sütlüce’de yapılmak istenen katı atık tesisi projesi. Köylüler projenin yaşam alanlarını yok edeceği endişesiyle Sütlüce’de yapılmasını istemezken, diğer bir görüş ise katı atık projesinin Dersim’in en önemli ihtiyaçlarından biri olduğu şeklinde.

    Dersim Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu, Sütlüce’de yapılmak istenen katı atık tesisi projesinde tartışılan konuları PİRHA’ya değerlendirdi.

    “ÇEVREYE ZARAR VERİYORSA HERKES BUNA KARŞI ÇIKAR”

    PİRHA: Köylüler projenin yapılmasıyla birlikte geçimlerini sağladıkları tarım ve hayvancılığı artık yapamayacaklarını söylüyorlar. Köylülerin şikâyetlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

    FATİH MEHMET MAÇOĞLU: Arkadaşlar komisyon üzerinden bilimsel bir araştırma yapacaklar. Gerçekten de çevresel bir etki söz konusu olduğunda, çevreye zarar verdiği söz konusu olduğunda zaten herkesin buna karşı çıkacağını biz biliyoruz o yüzden bu meseleyi tartışmak bile doğru değil. Bir yerde bir çalışma yürüttüğünüzde zarar veriyorsa yapmamak lazım.

    “DEĞİŞTİRİLME DEĞİL, İPTAL ETME İHTİMALİ VAR”

    Köylüler projenin yapılması halinde yaşam alanlarını tehdit edeceği için başka bir yere yapılmasını istiyor. Köylülerin yoğun tepkisi nedeniyle başka bir yerde yapılamaz mı?

    Yedi yıla yakındır bir çalışma yürütülmüş. Yapılan çalışmalar sonucunda zemin araştırmaları, hâkim rüzgârlar ve geçirgen topraklarda bu tür çalışmalarda sızmalarda yeraltı sularına zarar verebilme ihtimaline karşı bütün araştırmalar yapılmış ve bu süre içerisinde en ufak bir itiraz yapılamamış. Bugün gelinen aşamada tam da projenin sonuçlandığı bir dönemde bu tür tartışmaları yürütmek artık bu projeyi ya kabul etmek ya da kabul etmemek anlamına gelecektir. Değiştirilme değil iptal etme ihtimali var. İptal ettiğinizde ise on yıl boyunca buna başvurma hakkınız yok. Yani yer değiştirme ile ilgili öyle bir yetki olsa bu meselede tekrar araştırma alanları yaratılabilir. Belki on yer daha araştırılır ve yine orası çıkar, belki orası çıkmaz başka bir yer çıkar. Ama esas olarak şöyle bakmak lazım tahsis üzerine bir proje, projenin olmaması durumunda iptali ve on yıl boyunca bir daha bu tür hibelere başvurmama durumu var.

    “ÇEVRE KİRLİLİĞİ BU ŞEHRİN EN BÜYÜK SORUNLARINDAN BİRİ”

    Keşke tercih edebilme hakkımız olabilseydi, keşke burada olsaydı diyebileceğimiz bir durum olsaydı kim bunu istemezdi ki. Bir tane köylünün bile karşı çıkması önemli bizim açımızdan. Ama bunun iptali durumunda bir daha yapamama ihtimali varsa da oturup bizlerde, köylülerde, Dersim halkıda, bilim insanları da oturup bunu düşünmesi lazım. Çünkü çevre kirliliği bu şehrin en büyük sorunlarında biri. Bizim bununla ilgili bir araştırmamız var, arkadaşlarımızda araştırsın, komisyonda araştırsın hakikaten değiştirebilme ihtimali söz konusuysa bizimle görüşmelerde bunun yasal olmadığını söylüyorlar ama olur ya köylülerin veya komisyonun aklında en ufak bir şekilde buna inanmama durumu varsa kendileri de bunu araştırsın. Onun için halk toplantıları yaptık, bu halk istemiyorsa hepimiz karşı çıkalım ama sadece bölgede ki arkadaşlarımızın karşı çıkışı değil çünkü yedi ilçe ve bir merkez var bütün bunların bu meseleyle ilgilenmesi lazım.
    Bu projenin doğru olduğunu düşünen herkesin verilerin tamamına dikkat etmesi lazım. Yani şöyle bir şey doğru değil bu proje iyi ama bizim burada olmasın demek iyi bir şey değil. Keşke proje başvuruları bu süreçte olsaydı, bu tartışmalar olsaydı kesinlikle onlarca yer bakılabilirdi. Ben projenin doğru olduğunu, kaçırılan bir yeri varsa araştırılması gerektiğini ama bu projenin muhakkak Dersim halkının hizmetine sunulması gerektiğini düşünüyorum.

    “VAHŞİ DEPOLAMA YÖNTEMİ DOĞAYA ÇOK BÜYÜK ZARARLAR VERİYOR”

    Proje yapılırsa Dersim’e nasıl bir katkıda bulunacağını düşünüyorsunuz?

    Biz bu projeyle ilgili raporlarımızı yayınladık, birincisi çöp şu anda mevcut kiltaşı yani o bölgeye yakın bir bölgede vahşi depolama ile yapılıyor. Vahşi depolama yöntemi de doğaya çok büyük zararlar veriyor. Vahşi depolama yaban yaşamına çok büyük zarar veriyor sonrada yağmur sularıyla beraber özellikle dere ve nehirlere akıyor. Bu çöp tesisinde çöpün ayrıştırılması evlerden başlıyor. Geri dönüşüm evlerin önünden başlıyor sadece evsel atığın oraya götürülüp ayrıştırıldığı bir durum söz konusu. Onun dışındakilerin tamamı evlerin önünde özel firma tarafından il dışına çıkartılıyor. Bu %57’lere kadar çıkıyor yani kışın %57 yazın %50 civarında geri kalan kompost edilmek üzere ayrıştırılmaya gidiyor.
    Bu çöplerin tamamı özel firma tarafından satılıyor ve burada elde edilen bütçeyle birlikte bu projenin sürdürülebilirliği sağlanıyor. Çünkü katı atık birliği sadece dersim belediyesinin değil 4 belediye ama şu an 3 belediyenin ortaklaştığı ve ortalama 8 belediyenin ortaklaştığı bir durum. Benim önemsediğim durum şu insanlar gözle görüp bak burası ne kadar kirlenmiş diyorlar ya ama onu başka bir yerde dağ haline getirmek doğru değil. Bu şehrin 50 yılı belki 100 yılı düzenli depolama ile doğanın kurtuluşu anlamına gelen bir proje olduğunu düşünüyorum. Bu projede mutlaka hepimizin hem fikir olup, bilimsel bir araştırma zaten yapılmış ama dostlarımızın bu konuda kafasındaki soru işaretlerini gidermek adına komisyon bir tartışma sürdürsün ama projenin bu şehre kazandırılması gerektiğini düşünüyorum.”

    Cihan BERK/DERSİM

  • Tekin: Yer tartışmaları çözüldüğü taktirde katı atık tesisinin büyük katkısı olacağını düşünüyoruz-VİDEO

    Tekin: Yer tartışmaları çözüldüğü taktirde katı atık tesisinin büyük katkısı olacağını düşünüyoruz-VİDEO

    PİRHA-EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin, Sütlüce’de yapılmak istenen katı atık tesisi projesini PİRHA’ya değerlendirdi. Katı atık tesisi projesinin Dersim içinde önemli konulardan biri olduğuna vurgu yapan Tekin, “Böyle bir projenin yapılması vahşi çöp toplama tekniğinden kurtularak daha sağlıklı, daha az zarar veren projeler yapılması önemli” dedi. 

    Dersim’de son zamanlarda en çok tartışılan konulardan biri Sütlüce’de yapılmak istenen katı atık tesisi projesi. Köylüler projenin yaşam alanlarını yok edeceği endişesiyle Sütlüce’de yapılmasını istemezken, diğer bir görüş ise katı atık projesinin Dersim’in en önemli ihtiyaçlarından biri olduğu şeklinde.

    Emek Partisi (EMEP) Dersim İl Başkanı Ergin Tekin, Sütlüce’de yapılmak istenen katı atık tesisi projesinde tartışılan konuları PİRHA’ya değerlendirdi.

    “HALKIN TEPKİSİNİ DİKKATE ALMAK GEREKİR”

    PİRHA: Köylüler projenin yapılmasıyla birlikte geçimlerini sağladıkları tarım ve hayvancılığı artık yapamayacaklarını söylüyorlar. Köylülerin şikâyetlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

    ERGİN TEKİN: Birçok yer için olduğu gibi Dersim içinde önemli konulardan biridir aslında katı atık bertaraf projesi. Böyle bir projenin yapılmasıyla vahşi çöp toplama tekniğinden kurtularak daha sağlıklı, daha az zarar veren projeler yapılması önemlidir. Parti olarak biz de bunun doğru olduğunu ve yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Ama son 1-2 aydır yapılan tartışmalara baktığımızda orada yaşayan köylülerin temel şikâyetleri var, belediyenin buna dair açıklamaları var. Ama köylülerin kendi yaşam alanlarının yok edileceğine dair kaygılarını görmek lazım. Yıllardır kullandıkları bu ormanlık alanın kesileceğine ve ağaçların kalmayacağına dair endişeleri var. Köylüler hayvancılıkla uğraştığı için projenin yapılmasıyla birlikte burada artık hayvancılık yapamayacaklarını tesisin yapılmasıyla birlikte hem koku açısından hem de yer altı kaynaklarına karışacağı kaygısıyla kendi yaşam alanlarının yok olacağına dair tepkileri var. Önemli bir tepkidir, sonuçta halk bu konuda ne diyor bunları dikkate almak gerekir. Projenin yapılacağı yer ile ilgili geçmişte dört bölge belirlenmiş ve en uygun olan yerin sütlüce olduğu söyleniyor. Asıl tartışılması gereken mesele burada köylülerin ikna olup olmadığı, bu tesis buraya yapılsın ve artık bu iş çözülsün konusunda köylülerin hala ikna olmadığı bir durumla karşı karşıyayız. Oldukça doğaldır sonuçta insanlar kendi yaşam alanlarında çöp gibi olumsuz bir şeyin olmasında rahatsız olacaklardır. Daha çok oradaki yaşam alanlarının yok olacağına dair kaygıları var.

    “BAŞKA ALTERNATİF YERLER VAR MI DİYE TARTIŞMAK GEREKİYOR”

    Köylüler projenin yapılması halinde yaşam alanlarını tehdit edeceği için başka bir yere yapılmasını istiyor. Köylülerin yoğun tepkisi nedeniyle başka bir yerde yapılamaz mı?

    Belediye projenin yer değiştirilmesiyle alakalı bir açıklama yaptı. Yapılması gereken bir proje ama son dönemlerde tartışılan konu projenin yeri meselesi. Gerçekten buna dikkat etmek, ormanlık alanın yok edilmesine karşı ne yapabiliriz diye konuşmak lazım. Başka alternatif yerler var mı diye tartışmak gerekiyor. Şimdi çeşitli kurumlardan mühendislerin katıldığı, bilimsel çalışmaları yürütecek arkadaşların katılacağı belediyeden, köylülerin de yer alacağı, siyasi partilerin de katılacağı komisyon kuruldu. Ama komisyon ne kadar faydalı olacak, ne kadar etkili olacak bunlara dikkat etmek lazım. Geç kalınmış bir şey bence komisyon açısından baktığımızda eksik bir durum söz konusu ama yine de bu alanlarda tartışmak ve bu projedeki netliği ortaya çıkarmak önemli olacak diye düşünüyorum. Zaten hiçbir köylü projenin yapılmasına karşı değil, zaten köylüler partimize geldi görüştük olumlu bir proje, yapılması gerekiyor ama yaşam alanlarının yok olmasından dolayı yaşadıkları yeri terk etmek zorunda kalacaklarını söylüyorlar. Geçmişte belki daha fazla tartışılması gereken şeylerden biriydi halkın ikna edilmesi açısından, halkla tartışılarak yer belirlemeler yapılsaydı daha iyi olurdu diye düşünüyoruz. Ama son döneme kaldık tabi her şey bitmiş değil yine bu komisyonla birlikte belki daha iyi kararlar çıkabilecek ve köylünün de ikna olabileceği bir durum yaratılabilir. Sıkıntı bu komisyonda ne karar çıkacak ve eğer bir karar alınırsa bu karar uygulanacak mı o da başka bir mesele. Komisyon buranın olumsuz olduğunu söylerse belediye biz komisyonun kararına uyuyoruz, diyecek mi bu da muallakta. Projeye dair karar verme yetkisine sahip olan DER-KAB (Dersim Katı Atık Bertaraf Birliği) yönetimi projenin uygulanıp uygulanmayacağına dair karar verici ve bunu uygulayıcı olan tek merci. O nedenle birlik yönetiminin köylülerin taleplerini ve kaygılarını önemsemesi gerekir diye düşünüyoruz.

    “HALKI İKNA EDEMEZSEK ÇOK SIKINTI YAŞARIZ”

    Belediyenin yaptığı açıklamalardan biri Avrupa Birliği’nden 15 milyon Euro destek geliyor, eğer proje yapılmazsa bu destek yok olacak on yıl içerisinde hiçbir hibe alamayacağımızı söylüyor. Ancak iş sadece paranın miktarıyla ilgili değil, büyük bir para ama burada halkı ikna edemezsek çok sıkıntı yaşarız. O yüzden paradan öte halkı ikna edebildik mi edemedik mi bunların tartışılması ve buna göre net bir şeyin ortaya çıkarılması gerektiğini düşünüyoruz. ÇED raporu kayyım dönemi alınan bir karar ve kayyım bir darbedir sonuçta halkın seçtiği iradeyi yok eden ve onun yerine iktidar tarafından atanmış bir anlayışın uyguladığı baskıyı hepimiz burada gördük. ÇED raporunun alındığı dönem kayyım dönemi ve kayyım belediye meclisini feshetmiş durumda ve tek başına karar alan bir anlayışla hareket ediyordu. ÇED raporunda köylülerin olumlu bir karar verdiği söyleniyor ama kayyımın baskısıyla başka bir sonuç çıkma ihtimali biraz zordu. Çünkü onun getirdiği korku, baskı köylülerde böyle bir yönelime neden olmuş olabilir. Açıklanan ÇED raporu değiştirilebiliyorsa, halkın düşüncelerini dikkate alarak yeni bir karar alınması gerektiğini düşünüyoruz. Daha az zararlı, bilimsel çalışmaların yapıldığı, hem yeraltı kaynaklara sıkıntı yaratmayacak, aynı zamanda ormanlık alanı da yok etmeyecek, yaşam alanlarını daha az etkileyecek bir yerin seçilmesinin daha doğru olacağını ve köylülerin taleplerinin dikkate alınması gerektiğini düşünüyoruz.

    Proje yapılırsa Dersim’e nasıl bir katkıda bulunacağını düşünüyorsunuz?

    Bunlar önemli projeler. Sadece Dersim’de değil, komşu illerimizde her tarafta çöp yığınının arttığı ve vahşi çöp toplama tekniklerinin uygulandığı bir durumla karşı karşıyayız. Bunun değiştirilmesi gerekiyor, çevreyle daha uyumlu, daha az zarar veren, bilimsel çalışmaların yapıldığı katı atık bertaraf projelerinin yapılmasından yanayız ama sıkıntı yer meselesi. Bu mesele çözüldüğü takdirde bence Dersim’e büyük bir katkısı olacağını düşündüğümüz bir proje.

    Cihan BERK/DERSİM

  • ‘Söz, yetki, karar halkın diyenler şu an halkı dinlemiyor’-VİDEO

    ‘Söz, yetki, karar halkın diyenler şu an halkı dinlemiyor’-VİDEO

    PİRHA- Dersim merkeze bağlı Sütlüce bölgesinde yaşayan köylüler yapımı planlanan çöp tesisine, “Biz tesise karşı değiliz, yapılması planlanan çöp tesisi bizim doğamızı tahrip edeceği için biz buna karşıyız” diyerek tepki gösterdi.

    Dersim merkeze bağlı Sütlüce bölgesinde yaşayan köylüler yapımı planlanan çöp tesisini doğanın yok edilmesine karşı oldukları için istemediklerini söylediler.

    “NE OLUR DOĞAMIZI TAHRİP ETMEYİN”

    Belediyenin burada düşündüğü yer doğayı tahrip ettiğinden dolayı karşı olduğunu söyleyen Sütlüce Köyü muhtarı İmam Çelik, “Biz yazın sıcaklığından ormanın gölgesiyle kendimizi koruyoruz, bu orman hayvanlarımıza yem oluyor bu orman bizim her şeyimizdir. Orman da bize diyor ki ben olmazsam siz de olmazsınız. Biz tesise karşı değiliz köyümüzün yerine yapılmasına karşı olduğumuzu belirtmek istiyorum. Bizim doğamızı ne olur tahrip etmeyin. Bu ormanı yok etmek zulüm etmek demektir” dedi.

    Doğanın tahrip edilmesine insanın gönlü hiç elvermediğini vurgulayan Süleyman Özmen ise, “Bu coğrafya da gerek demokrasi, sosyal haklar için olsun, gerekse doğa için olsun tarihi bir mücadele vermiş bir yerdir. 200 hektarlık bir alan çöp alanına çevrilmek isteniyor. Benim en çok dikkatimi çeken bu coğrafyada kendisine sosyalist, komünist, çevreci diyen insanların hiçbirisinden ses çıkmıyor. İllaki devletin projesi olsun ki bunlar karşı çıksınlar. Devlet iki tane ağaç kesseydi şimdi burada binlerce insan olurdu. Ama belediye bunu yaptığı için hiçbir kurumdan, çevreciden, partiden ses çıkmıyor. Biz bu coğrafyada yaşamın devam etmesi için bu projenin bir an önce yer değiştirilmesini ve köylülerin tepkilerinin dikkate alınmasını istiyoruz” diye konuştu.

    “BİZ DOĞAMIZIN YOK EDİLMESİNE KARŞIYIZ”

    Söz, yetki, karar halkın diyenler şuan halkı dinlemiyor diyerek tepki gösteren Ali Arslan, “Eğer halkı dinlemiş olsalar bu coğrafya da en yakın alanda üç tane ziyaretimiz var ve ziyaretlerimizin önemini bilirler bunları çöp altında bırakmazlar. 180 dönümlük alanı 220 dönüme çıkarmak istiyorlar yaklaşık olarak 10 bin ile 15 bin ağaç kesilecek. Bunların gözünde ağaçların da önemi yok tıpkı ziyaretlerimizin önemi olmadığı gibi. Bir an önce bu tesisin yapımını başka yere kaydırsınlar ve ya farklı yöntemlerle düşünsünler. Bu coğrafyayı kendi elleriyle yok etmesinler. Söz, yetki, karar halkın ise bu halk diyor ki ben bu projeyi istemiyorum” ifadesine yer verdi.

    Bu proje hem inançlarımıza karşı hem de doğamıza karşı olduğunu vurgulayan Hıdır Kulu, “Bu proje doğamızı yok ederse biz burada ne arıcılık yapabiliriz, ne hayvancılık yapabiliriz, ne de çiftçilik yapabiliriz. Biz projeye karşı değiliz doğamızın yok edilmesine karşıyız. Mezramızı tesise 550 metre yakınlıktadır. Biz belediyeden ve belediye meclisinden ricamız bu tesisi başka bir yere kaydırırlarsa memnun oluruz. Bizim doğamızı yok etmeye burada 10-15 bin ağacı yok etmeye kimsenin hakkı yok. Üç tane ziyaretimiz var bunlar bize dedelerimizden kalan ziyaretlerimizdir, değerlerimizdir bizi bunlara bağışlasınlar” değerlendirmesinde bulundu.

    “KORKUNÇ BİR DOĞA KATLİAMI OLACAK”

    Söz konusu olan tesis inanç merkezlerine tam 200 metre yakın olduğunu ifade eden Hüseyin Arslan, “İnanç yerlerimizi çöp altında bırakmasınlar. Bizim istediğimiz inançlarımıza saygı duysunlar. Biz bu tesise karşı değiliz ama başka yerde yapsınlar. Alevi felsefesine göre rızalık alınmadan hiçbir şey yapılmaz. Eğer toplumun rızalığı yoksa bu tesis zorla yapılmış olur. Biz projenin yapılmasına da rızalık vermiyoruz” diye belirtti.

    Çöp tesisi yapıldığında korkunç bir doğa katliamı olacağını vurgulayan Zülfikar Güçlü, “Kokusundan bile burada yaşamak mümkün olmayacak. Kısacası bu çöp tesisi burada ki yaşamı artık tamamen bitirme adımı olacak. Bu projenin yapılması yaşam hakkı tanımıyoruz demektir” diye aktardı.

    Cihan BERK/DERSİM