Etiket: suzan şahin

  • CHP’li Şahin: Üniversite yurtlarında ranza sistemine dönüldü; mağduriyet artıyor

    CHP’li Şahin: Üniversite yurtlarında ranza sistemine dönüldü; mağduriyet artıyor

    PİRHA – CHP Milletvekili Suzan Şahin, 2022-2023 öğretim yılı başlarken üniversite ve öğrenci sayısındaki hızlı artışa işaret etti. Öğrencilerin en önemli sorunlarının başında barınma konusunun geldiğini söyleyen Şahin, Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu’na “Yurtların eski dönemlerde olduğu gibi ranza sistemine döndüğü iddiası basında yer almıştır. Bu iddialar doğru mudur?” diye sordu.

    Cumhuriyet Halk Partisi Hatay Milletvekili Suzan Şahin, yeni öğretim yılı başlarken üniversite ve öğrenci sayısındaki artışla birlikte öğrencilerin barınma sorununun devam ettiğini belirtti. Şahin, hayat pahalılığının giderek artmasıyla birlikte ekonomik koşulların önceki yıllara göre daha da kötüleşmesinin birçok aileyi, çocuklarının barınma masraflarını karşılayamaz hale getirdiğini belirterek, konuyu meclis gündemine taşıdı.

    169 ÖĞRENCİ YURDU KULLANIMA ELVERİŞSİZ!

    CHP Hatay Milletvekili Suzan Şahin yaptığı açıklamada üniversite yerleştirme sonuçlarına göre üniversitelerdeki doluluk oranının %98’e ulaştığını, bu yıl yaklaşık 850 bin öğrencinin daha üniversiteyi kazanmasıyla birlikte Türkiye’de üniversite öğrenci sayısının 9 milyona yaklaştığını belirtti.

    Üniversite ve öğrenci sayısındaki hızlı artışla birlikte üniversite öğrencilerinin en önemli sorunlarının başında ‘barınma’ konusunun geldiğini vurgulayan Şahin, “2021 yılı verilerine göre devlet yurtlarının kapasitesi 695 bin 834 iken yurt sayısı sadece 773’tür. Kredi Yurtlar Kurumu’na bağlı yurtların öğrenciye oranı ise %18,2 gibi sınırlı bir düzeydedir. Ayrıca 2020 yılı Sayıştay raporunda yurtların hizmetlerinin kötü olduğuna dikkat çekilirken, 781 adet yurt bulunduğu ifade edilmiş ve 781 yurttan 169’unun kullanıma elverişsiz olduğu ifade edilmiştir. Aradan geçen 2 yıla rağmen tek bir çivi çakılmamış, yurt ve yatak kapasiteleri artırılmamıştır” ifadelerini kullandı.

    “BAKAN GÖREVE GELDİĞİNDEN BERİ ÖĞRENCİLER MAĞDUR”

    Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu’nun cevaplaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na soru önergesi veren CHP’li Şahin, şunları kaydetti:

    ‘‘Geçtiğimiz yıl, eylem yaparak sıkıntılarına dikkat çeken öğrencilerin sorunları bu yıl daha da artmıştır. Her yıl on binlerce öğrencinin barınma konusundaki sorunları çözülmediği gibi her geçen yıl daha da artmaktadır. 2022 yılı itibarıyla Kredi ve Yurtlar Kurumu’na ait yurtların %80’e yakın zamlanması sonucunda yurt fiyatları 500-800 TL’ye çıkmıştır. Bununla birlikte devlet tarafından sunulan yurt hizmetinin niteliksiz olduğu, yurtların kapasitelerinin bu yıl 800 binin üzerine çıkarıldığı Gençlik ve Spor Bakanı tarafından dile getirilmiştir. Ancak birçok ilde kapasite artırımı için bazalar yerine ranzalar getirildiği ve odalardaki çalışma masalarının da alan yetersizliği nedeniyle çıkartılarak öğrencilerin yurtlardaki yaşam alanları daraltılarak çözüm üretme çabası içerisine girilirken, birçok öğrenci de devlet yurtlarına kapasite yetersizliği nedeniyle yerleştirilememektedir. Kendilerine devlet yurtlarında yer bulamayan öğrenciler ise fiyatları 20 bin ile 120 bin TL’yi bulan özel yurtlara mahkum olmakta, kiralık ev fiyatları ise illere göre değişmekle birlikte 8 bin ile 15 bin aralığındadır.

    Geçmiş yıllarda da sıkça örneğini gördüğümüz üzere bu koşullar altında birçok öğrenci barınamadığı için okullarını bırakmak zorunda kalmaktadır. Bu durum hem sosyal huzurun bozulmasına hem de öğrencilerin Anayasamızda da belirtilen en temel hakkı olan eğitim hakkından mahrum kalmaların neden olmaktadır. AKP’li bakan göreve geldiğinden bu yana yurt konusunda hiçbir şey yapmamış, aksine kalite düşmüş, öğrenciler yurtlara yerleşemediği gibi yerleşenler de sağlıksız ve ders çalışma ortamı olmayan, kalitesiz yemek ve tıkış tıkış barınma şartları ile çağın gerisinde sefilliğe terk edilmiş yurtlarda kalmak zorunda bırakılmıştır. AKP hükümetini kendine gelmeye ve öğrenciler ile velileri rahatlatacak acil önlemler almaya davet ediyoruz.”

    “RANZA SİSTEMİNE DÖNÜLDÜ MÜ?”

    CHP Hatay Milletvekili Suzan Şahin’in, Gençlik ve Spor Bakanı’na yönelttiği sorular ise şu şekilde:

    *2012-2022 yılları arasında devlet yurtlarına başvuran öğrenci sayısı nedir? Bu öğrencilerin kaçı yurtlara yerleştirilebilmiştir?

    *2021-2022 öğretim döneminde KYK yurtlarına başvurup da yerleştirilemeyen öğrenci sayısı nedir?

    *Devlet yurduna başvurduğu halde kontenjan yetersizliği gibi sebeplerle yerleştirilemeyen, işsizlik ve hayat pahalılığı karşısında maddi olarak zorlanan ailelere ve onların çocuklarına eğitim hakkından yararlanabilmeleri için barınma desteği sağlanacak mıdır?

    *Bakanlık görevine geldiğiniz tarih olan 9 Temmuz 2018 tarihinde Türkiye’deki yurt sayısı ve yatak kapasitesi ne kadardı?

    *Eylül 2022 itibariyle Türkiye’de hangi ilde kaç tane öğrenci yurdu bulunmaktadır? Bu yurtların kapasitesi nedir? Bunların kaçı devlet yurdu, kaçı özel yurttur?

    *Devlet yurtlarının olanakları öğrencilerin barınmaları için yeterli midir? Hijyen koşulları açısından herhangi bir denetim yapılmakta mıdır?

    *Bazı öğrenciler tarafından yurtların eski dönemlerde olduğu gibi ranza sistemine döndüğü iddiası basına ve sosyal medyada yer almıştır. Bu iddialar doğru mudur? Bu durum, yeni yerleşecek öğrencileri mağdur etmemek adına mevcut yurt kapasitelerini ranza sistemiyle artırarak mevcut kalan öğrencileri mağdur etmek anlamına gelmemekte midir?

    *Yeni yapılması planlanan yurtlar var mıdır? Bu yurtların yapımı konusunda son durum nedir?

    *Üniversite ve öğrenci sayısındaki artışa uygun yurt planlaması yapılmakta mıdır?”

    PİRHA/ANKARA

  • Milletvekili Suzan Şahin, cemevlerine ‘ibadethane’ statüsü verilmesi için kanun teklifi hazırladı

    Milletvekili Suzan Şahin, cemevlerine ‘ibadethane’ statüsü verilmesi için kanun teklifi hazırladı

    PİRHA- Milletvekili Suzan Şahin, cemevlerine resmi olarak ‘ibadethane’ statüsü verilmemesini eleştirerek toplam 20 kanunun 37 maddesinde değişiklik öngören kanun teklifi hazırladı.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Hatay Milletvekili Av. Suzan Şahin, cemevlerine resmi olarak ‘ibadethane’ statüsü verilmemesini eleştirerek kanunda düzenleme yapılması için Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı’na kanun teklifi verdi.

    Anayasa’nın 24’üncü maddesi ile herkesin din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeden kanun önünde eşitliğini tanımlayan 10’ncu maddesi gereği cemevleri ve diğer ibadethanelere de resmi olarak ibadethane statüsü verilmesi gerektiğini belirten Şahin, “Yaşadığımız coğrafyanın kadim inançlarından Alevi inancı tarih boyunca pek çok ayrımcılığa maruz kalmış ve hala da kalmaktadır. Alevilerin ibadet yeri cemevidir. Devlet, laiklik ilkesi doğrultusunda ülkemizde yaşayan tüm dinlerin ve mezheplerin ibadet yerlerine eşit yaklaşması gerekmektedir. Bu nedenle muhtelif kanunlarda geçen ‘ibadet yeri’ tanımı arasına ‘Cemevi’ ifadesi eklenerek Alevilerin ibadet yeri net bir biçimde ortaya konulmalıdır. Bu sadece cemevleri için değil, kilise, sinagog, havra ve benzeri yerler içinde yapılmalı” dedi.

    DEVLETİN DİNİ, MEZHEBİ OLMAZ”

    Suzan Şahin, Devletin demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti niteliğini tanımlayan Anayasa’nın 2’nci maddesi, herkesin vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyeti ile ibadet, dini ayin ve törenlerin serbest olduğunu belirten Anayasa’nın 24’üncü maddesi ile herkesin din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeden kanun önünde eşitliğini tanımlayan 10’ncu maddesi gereği cemevlerine de ‘ibadethane’ statüsü verilmesi gerektiğinin altını çizdi. Milletvekili Şahin, konuya ilişkin şu açıklamayı yaptı:

    “Alevilerin Türkiye’de yaşayan diğer tüm inanç grupları gibi ibadetlerini serbestçe yapabilmeleri, ayrımcılığa maruz kalmamaları ve toplumsal uzlaşmanın gereği olarak Anayasa’nın eşitlik ilkesi yönünden cemevlerinin ibadethane olarak tanınması kaçınılmaz bir haktır. Türkiye’de bulunan yüzlerce cemevi kanun önünde resmi olarak ibadethane olarak tanımlanmadığından, belediyelerin insafına bırakılmış, vatandaşların bağış ve yardımlarına mecbur bırakılmakta, birçok yerde ısınma, elektrik, su gibi giderleri nedeniyle ayrımcılığa maruz kalmaktadır. Devletin dini, mezhebi olmaz, aksi halde bu laiklik ilkesi ile çelişir. Devlet tüm inançlara eşit mesafede yaklaşmalı, vatandaşlarının ibadet hakkı için gereken sorumlulukları yerine getirmelidir. Bu sorun derhal çözülmeli, bu ayıba son verilmelidir.”

    ‘AİHM’E GÖRE CEMEVLERİ HUKUKEN İBADETHANEDİR’

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)’nin 9. maddesinesinin, “Devletin neyin din, ibadet ve ibadethane sayılacağına karar vermesinin laiklik ilkesi ile çeliştiğini” söylediğini ifade eden Suzan Şahin, “Anayasamızın emredici hükümlerinin dahi üstünde yer alan AİHM’nin 26 Nisan 2016’da verdiği ‘hüküm’ gereğince cemevleri zaten hukuken ibadethanedir” dedi.

    Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına TBMM’nin, din ve vicdan hürriyetinin serbestçe icra edilmesi için gereken düzenlemeleri yapma ve tedbirleri alma yükümlülüğü bulunduğunu, AKP hükümetinin de meclisin yaptığı bu düzenlemeleri uygulamak zorunda olduğunu belirten CHP’li Şahin, mevcut sorunun çözmü için Meclis gündemine alınması gerektiğini söyledi. Milletvekili Şahin, yazılı açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

    “Uluslararası sözleşmelerin ayrımcılık yasağını tanımlayan 14’üncü maddesinde de hiçbir, din, siyasal ve diğer kanaate ayrımcılık yapılamayacağı hükme bağlanmıştır. Alevi vatandaşlarımız da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) açtıkları davalarda Türkiye’de cemevlerinin ‘ibadethane’ olarak kabul edilmediği için iç hukukta tanınan avantajlardan mahrum bıraktığına işaret eden çeşitli mahkeme kararlarında; bunun AİHS’nin 9’uncu ve 14’üncü maddesine aykırı olarak birçok kez Alevilere ayrımcılık yapıldığı ifade edilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 90’ıncı maddesinde; Türkiye’de yürürlüğe konmuş uluslararası antlaşmaların kanun hükmünde olduğu, Anayasa’ya aykırılık iddiasında bulunulamayacağı, milletlerarası antlaşma ile Anayasa’nın aynı konuda farklı hükümler içermesi halinde milletlerarası antlaşmanın esas alınacağı hükme bağlanmıştır.

    Hukuk tanımaz AKP her yerde olduğu gibi bu konuda da Türkiye’yi dünyaya rezil etmiş, mahkeme kararlarını hiçe sayarak Alevileri ötekileştirme gayesinde ısrar etmiştir.
    Sadece evlere, dükkanlara değil ibadethanelere de fahiş elektrik, su doğalgaz faturaları geliyor. Defalarca kanun teklifi verdik. Cemevlerine resmi olarak ibadethane statüsü verilmesini istedik. İster kabuk edin ister etmeyin cemevleri ibadethanedir. Camilere gitmeyen faturaların cemevlerine gitmesi ayrımcılıktır. Cemevlerine ibadethane statüsü verilmesinin hem de elektrik, su, doğalgaz gibi faturalarının camiler gibi devlet tarafından ödenmesini istiyoruz. Bu nedenle bir kanun teklifi vererek, halen uygulanan tüzük ve yönetmeliklerin kanunlara göre yeniden düzenlenmesiyle cemevlerinin yasal statüye kavuşması amaçlıyorum.

    PİRHA/ANKARA

  • CHP’den yaz saati uygulamasının iptali için kanun teklifi!

    CHP’den yaz saati uygulamasının iptali için kanun teklifi!

    PİRHA- Milletvekili Suzan Şahin, kalıcı yaz saati uygulamasının kaldırılması için kanun teklifi hazırladı. Yaz saati uygulamasının bir bütün olarak tehlike barındırdığını söyleyen Şahin, “Halkın talebi değil yandaşları beslemek için yürürlüğe girmiş bir uygulamadır bu. Kış saati uygulaması elektrik şirketlerine daha çok para kazandırsın, daha çok elektrik yakılsın diye iptal edildi” dedi.

    CHP Hatay Milletvekili Suzan Şahin, kalıcı yaz saati uygulamasının vatandaşları kötü yönde etkilediğini belirterek, yaz saati uygulamasının kaldırılması için kanun teklifi verdi. Kış saati uygulamasının elektrik şirketlerine daha çok para kazandırdığını söyleyen Şahin, yaz saati uygulamasının Türkiye’nin coğrafi konumuna uymadığına vurgu yaptı.
    CHP’li Şahin, 2016 yılından bu yana çalışanların ve öğrencilerin hava henüz karanlıkken güne başlamasının olumsuzluklarını gerekçe göstererek, yaz saati uygulamasının kaldırılması talebinde bulundu. Suzan Şahin, kalıcı yaz saati uygulamasının sonlandırılarak gün ışığından daha uzun süre yararlanıp, 697 sayılı Günün Yirmidört Saate Taksimine Dair Kanunun 2’inci maddesinde değişikliğe gidilmesi gerektiğini söyledi.

    “BU GARABET SİSTEME DERHAL SON VERİLMELİDİR”

    Şahin, söz konusu uygulamaya ilişkin Danıştay’da açılan dava sonucunda yetkisizlik ve yürütmenin durdurulması kararı verildiğini de hatırlatarak “Mahkeme kararları görmezden gelinerek uygulama sürdürülmüştür. Devrik Enerji ve Tabii Kaynaklar eski Bakanı sosyete damat Berat Albayrak’ın inadıyla bu garabet sisteme geçildi. AKP’nin klasik ‘ben yaptım oldu’ mantığıyla yürürlüğe giren bu uygulamaya derhal son verilmelidir” dedi.

    Mevcut uygulama ile enerji tasarrufu sağlanmadığını vurgulayan Suzan Şahin, “Yapılan araştırmalar 5 yıl önce enerjide tasarruf amacıyla yapılan değişikliğin tasarruf sağlamadığını gösteriyor. TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası tarafından kalıcı yaz saati uygulamasının ilk yılında yapılan çalışmada bir önceki yılın aynı aylarına göre elektrik enerjisi tüketiminde tasarruf sağlanamadığı saptanmıştı. EMO, sonraki yıllarda da yaptığı açıklamalarla ifadelerini yinelemiş ve kalıcı yaz saati uygulamasında enerji verimliliğinin sağlanamadığını ifade etmişti” yorumunda bulundu.

    Milletvekili Suzan Şahin, konuya ilişkin yaptığı açıklamanın devamında şu ifadelere yer verdi:

    “Tasarruf gerekçesiyle kalıcı hale getirilen yaz saati uygulaması ile milyonlarca insan gecenin kör karanlığında evinden çıkıp saatlerce karanlıkta yolculuk yapmak, çocuklar karanlıkta okula gitmek, kadınlar karanlık sokaklarda taciz ve saldırı endişesiyle işe gitmek mecburiyetinde bırakılmıştır. Ayrıca tasarruf konusunda ortaya atılan gerekçe de temelsiz kalmış, uygulamanın ilk gündeme getirildiği 2016 Kasım ayında elektrik tüketimi bir önceki yılın aynı ayına göre %6,5 düzeyinde rekor artış göstererek 22,7 milyar kilovat saat ile o döneme kadar en yüksek düzeyine ulaşmıştır. Bu karar ile birlikte daha önce 1 saat fark olan Orta Avrupa ülkeleriyle Türkiye arasındaki saat farkı 2 saate, İngiltere ile 3 saate çıkarken, Suudi Arabistan ile aynı saat dilimi kullanılmaya başlandı. Bu da borsa, bankacılık, uçak seyahatleri gibi birçok teknolojik etkileşimde senkronizasyon sorunlarına yol açtı.”

    “KARANLIKTA UYANMAK BİYOLOJİK SAATİMİZİ BOZUYOR”

    Zamanın değiştirilmesinin vücut saati ritmini bozduğunu ve çoğu insan için yorgunluk belirtilerinin ortaya çıktığını söyleyen Suzan Şahin “Karanlıkta uyanmak biyolojik saatimizi olumsuz etkilediği için bitkin halde uyanıyoruz” dedi. Şahin, uygulamanın birçok sağlık sorununa yol açtığının altını çizerek, “İnsanlar sabah 08.00 civarında iş veya okul hayatına başlıyor. Büyükşehirlerde yol 1,5 saat kadar sürebiliyor; kahvaltısı, duşu, hazırlanması derken çok daha erken saatlerde kalkmak gerekiyor. İnsanın alıştığı bir biyolojik saat var. Bu ruh sağlığımızı, beden sağlığımızı, iştahımızı, enerjimizi, duygu durumumuzu, dikkatimizi, konsantrasyonumuzu etkiliyor. Bu yüzden yorgun başladığımız günü yorgun bitirmek zorunda kalıyoruz. Karanlıkta evden çıkıp tekrar binalara giren insanlar bütün gün içeride çalışıyor ya da okuyor ve akşam saatlerinde çıktıklarında tekrar karanlık olduğu için gün ışığını görmek mümkün olmuyor. Bu da yetersiz gün ışığı alımı nedeniyle D vitamini eksikliğine yol açıyor. Ayrıca güvenlik konusunda da sorunlara neden oluyor; özellikle de kadınlar ve çocuklar için. Güvende hissettiren bir durum değil” dedi.

    “AMAÇ, ELEKTRİK ŞİRKETLERİNE DAHA ÇOK PARA KAZANDIRMAK”

    Uygulamadan vazgeçmemenin “AKP işgüzarlığı” olduğunu söyleyen CHP Hatay Milletvekili Suzan Şahin, “Halkın talebi değil yandaşları beslemek için yürürlüğe girmiş bir uygulamadır bu. Kış saati uygulaması elektrik şirketlerine daha çok para kazandırsın, daha çok elektrik yakılsın diye iptal edildi” dedi.

    Suzan Şaşin, Greenwich’e göre otuzuncu derecede bulunan boylam dairesinin bütün Türkiye Cumhuriyeti saatleri için esas alınmasını ve Türkiye Cumhuriyeti’nde her yıl Mart ayının son Pazar günü saatlerin saat 03.00’da bir saat ileri ve Ekim ayının son Pazar günü saat 04.00’da bir saat geri alınmasını istedi.

    PİRHA/ANKARA

  • MEB, istismarı kabul edip sanık öğretmeni görevine iade etti!

    MEB, istismarı kabul edip sanık öğretmeni görevine iade etti!

    PİRHA- Hatay’daki bir ortaokul müdür yardımcısının, öğrencisine cinsel istismarda bulunduğu iddiası üzerine iki yıl aradan sonra soruşturma başlatıldı. Milli Eğitim Bakanlığı “bu eylem gerçekleşti” yönünde beyanda bulunduysa da sanık öğretmen, yeniden görevine döndü. Milletvekili Suzan Şahin, konuyu Meclise taşıyarak “Sanık neden hala aynı okulda?” diye sordu.

    Cumhuriyet Halk Partisi Hatay Milletvekili Suzan Şahin, Hatay’ın Reyhanlı ilçesindeki bir ortaokulda 2018 yılında beden öğretmenliği görevi yapan bir öğretmenin, 13 yaşındaki öğrencisine birçok kez cinsel istismarda bulunduğu iddiaları üzerine konuyu meclis gündemine taşıdı.

    Öğretmenin, öğrencisine attığı mesajlar sonucunda istismarın ortaya çıktığı belirtilirken, mağdurun ailesi, sanık hakkında şikayetçi olmuş ve cinsel istismar davası açılmıştı. Olayda ismi geçen öğretmen hakkında başlatılan soruşturma tamamlanmadan bir süre görevden uzaklaştırılmış, ancak soruşturma sürerken öğretmenin aynı okulda görevine iade edilmesi tepkilere yol açmıştı.

    Aynı zamanda Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu üyesi olan Milletvekili Suzan Şahin, olayın üzerinden geçen iki yılın ardından ancak iddianamenin hazırlanabildiğine işaret etti.

    Şahin, bu zamana kadar sadece bir duruşma yapıldığını belirterek istismarın detaylarına ilişkin şu bilgileri verdi:

    “Sanığın, mağdurun sürekli okulda olduğu bir vakitte soyunma odasını temizlemesini söylediği, mağdurun soyunma odasını temizlerken sanığın soyunma odasına girip mağduru dudağından öptüğü ve farklı yerlerine dokunmak istediği, başka bir olayda mağduru kendisine ait olan bir odaya kilitleyerek istismar ettiği, ayrıca farklı bir zamanda sanığın, mağduru okulun karşısında bulunan amcasına ait evine çalışma bahanesiyle götürdüğü, evde daha da ileri giderek istismarı daha ileriye taşımaya çalıştığı belirtilmektedir. Sanığın defalarca başka öğretmenlerin dersinden dışarı çıkardığı, bu durumun öğretmenlerde rahatsızlık oluşturduğu, sanığın, mağdurun annesi, yengesi ve kuzeni ile yaptığı görüşmelerde mağduru amcasına ait eve götürdüğünü itiraf ettiği ve bu durumun da tanık beyanlarıyla kayda geçirildiği de belirtilmektedir.”

    İSTİSMAR VAR ANCAK CEZA YOK

    Milletvekili Suzan Şahin, istismara ilişkin Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen bir idari soruşturmanın da olduğunu söyleyerek şöyle devam etti:

    “Müfettişler, olayın gerçekleştiğine dair kanaat oluşturdukları ve sanığın kamu görevinden alınması yönünde bir rapor düzenlemelerine rağmen İl Yüksek Disiplin Kurulu tarafından sanığın kamu görevinden alınması yerine sadece meslekte bir yıl kademe ilerleme cezasına hüküm olunduğu, Milli Eğitim Bakanlığı’nın ‘bu eylem gerçekleşti’ demesine rağmen sanığa verilebilecek en hafif ceza ile olayın geçiştirildiği, hatta sanığın aynı okulda göreve başlatılmasıyla ödüllendirilmesi kabul edilemez.

    Bu tür sapkınlıkların ödül verilircesine cezasız bırakılması Türkiye’nin alnına kar bir leke olarak geçer. Ceza verilmeyen, verilse bile olayın üstü kapatılarak tacizci öğretmenin tekrar göreve başlatılması bu tarz taciz, tecavüz eylemlerini meşrulaştırıyor. AKP hükümeti siyasi konularda olmayan suçtan ceza yaratırken bariz sapkınlık barındıran ve kanıtlanan bu tarz taciz ve istismar konularında harekete geçmiyor.”

    “SANIK, NEDEN HALA AYNI OKULDA?”

    CHP Hatay Milletvekili Suzan Şahin Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanından şu soruların cevabını istedi:

    *Söz konusu cinsel istismar olayına ilişkin olarak bugüne kadar neler yapılmıştır? Yürütülen soruşturmaya Bakanlığınız müdahil olacak mıdır?

    *Söz konusu kişi hakkında daha önce çocuğa yönelik cinsel istismar suçundan başlatılmış bir soruşturma var mıdır?

    *Cinsel istismarın yaşandığı okulda başka çocukların da istismara maruz kalıp kalmadığı yönünde bir araştırma yapılmış mıdır?

    *Cinsel istismar olayına ilişkin soruşturma devam ederken tanık beyanları ve Milli Eğitim Bakanlığı müfettişleri tarafından sanık hakkında olayın işlendiğine dair kanaat oluşmuş ve bu konuda rapor hazırlanmış olmasına rağmen sanık neden aynı okulda öğretmenlik görevine iade edilmiştir?

    PİRHA/ANKARA

     

  • CHP’li Suzan Şahin: Sel ve afetler Arsuz’un kaderi mi?

    CHP’li Suzan Şahin: Sel ve afetler Arsuz’un kaderi mi?

    PİRHA-CHP Hatay Milletvekili Suzan Şahin, Hatay’da yaşanan sel sonrası bölgeye giderek tespitlerde bulundu. Arsuz ve Antakya’daki derelerin taşması sonucu narenciye bahçelerinin su altında kaldığını belirten Şahin, bölge halkına acil destek çağrısı yaptı.

    CHP Hatay Milletvekili Suzan Şahin, Hatay’da meydana gelen kuvvetli sağanak yağış sonrası bölgeye giderek tespit yaptı. Arsuz’da yaşanan seller sonucu derelerin sık sık taştığını belirten Şahin, narenciye bahçeleri ile yerleşim bölgelerindeki zarara işaret ederek kesin çözüm çağrısı yaptı.

    CHP’li Suzan Şahin hasar tespit çalışmalarının sonucunu açıklayarak şunları söyledi:

    “Her yıl yağan yağışlar ve fırtına nedeniyle vatandaşlar aynı mağduriyetlerle karşı karşıya kalıyor. Son yağan sağanak yağışta geceden sabaha kadar Arsuz’da Höyük Mahallesi ile Gözcüler Mahallesi arasındaki DSİ sorumluluğunda bulunan Hacıahmetli Deresi üzerindeki mevcut kutu kesit menfez ile yapılan ve geçişi sağlayan yapı sel ile birlikte kullanılamaz hale geldi. Avcılarsuyu Mahallesi-Höyük Mahallesi geçişini sağlayan DSİ sorumluluğunda bulunan dere üzerindeki iki açıklıklı betonarme köprünün Höyük Mahallesi bağlantı kısmı tamamen yıkıldı. Arpaçiftlik, Höyük ve Gözcüler mahalleleri sınırlarındaki birçok narenciye bahçesi sular altında kaldı. Birçok narenciye bahçesi ve ekili tarla sular altında kaldı. Balıkçıların tekne ve ağları zarar gördü. Arsuzlu her yıl aynı bela ile karşı karşıya kalıyor. AKP hükümetinin Hatay’a yatırım yapmaması, DSİ’nin yatırım planlarına Hatay’ı ısrarla dahil etmemesi sel ve taşkınları Arsuz’un kaderi haline getirdi.”

    ANTAKYA DA SELDEN ETKİLENDİ

    Devlet Su İşlerine bağlı ekiplerin su taşkınlarına karşı önlem almamasını eleştiren Suzan Şahin, su baskınlarının kalıcı çözümlerle önlenebileceğini, bunun için de hükümetin Hatay’da iyileştirme çalışmaları yapması gerektiğini söyledi.

    Hatay’ın en fazla vergi veren 7. il olmasına rağmen aynı oranda yatırım alamadığını ifade eden Suzan Şahin sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “Arsuz Höyük Mahallesi, Hacıahmetli ve Avcılarsuyu dereleri son gelişen selden dolayı ciddi zararlar vermiş olup DSİ tarafından tahkimatları yapılmadığı için büyük sorunlara sebebiyet verdi. Yapılan araştırmalar sonucunda bu üç derenin uygulama projeleri DSİ tarafından hazırlanmış olup ödenek yetersizliğinden dolayı hayata geçirilmedi. Bu nedenle de yüzlerce dönüm tarla, yollar, evler, tekneler ciddi zararlar görmüş durumda. Bu dereler üzerinde bulunan köprüler çok eski olduğu için yıkılmış ve köyler arasındaki bağlantı yolları tamamen kaybolmuş durumda.

    Hayat’a bütçe ayrılarak bir afet daha yaşanmasın diye gerekli çalışmalar derhal yapılmalıdır. AKP hükümeti ve ilgili kurumların sorumsuzluk ve vurdumduymazlıkları afetleri artık Arsuz’un kaderi olma haline getirdi. Hükümet Hatay’a önem vermiyor. 7.sırada vergi veren Hatay’a aynı ölçüde yatırım istiyoruz. Hataylının vergisi Hatay’a harcanmayacak da nereye harcanacak. Üç-beş yandaş müteahhitte mi? Artık yeter.”

    “HÜKÜMET ZARARI KARŞILAMALI VE İYİLEŞTİRME YAPMALI”

    Afetten dolayı vatandaşların zararlarının tamamının devlet tarafından karşılanması gerektiğini belirten Suzan Şahin, “Her afetten sonra hükümet yetkilileri hasarın karşılanacağı açıklamaları yapıyor. Ancak zarar gören, bir yıllık emeği heba olan vatandaşa afet kapsamında ufak bir ödeme yapılarak konu geçiştiriliyor” dedi. Şahin, “Asıl olan kalıcı çözümler üretebilmektir” diyerek şunları söyledi:

    “Sen dere ıslahlarını yapma, kanalları iyileştirme, rant uğruna doğayı katlederek dengeleri değiştir sonra gel ben senin zararının %30’unu afet kapsamında ödeyeceğim de. Böyle yönetim olmaz. Devlet Su İşleri derhal bölgede benzer afetler yaşanmaması için inceleme, tespit ve iyileştirme çalışmalarını yapmalı, selleri Arsuz’un kaderi olmaktan çıkarmalıdır. Devlet vatandaşına kalıcı çözümler sunmalıdır. Artık yeter, Hatay’a üvey evlat muamelesi yapılmasın. AKP hükümeti Hatay ve Hataylıyı görmezden gelmekten vazgeçmeli.”

    (HABER MERKEZİ)